Etiket: Hayır

  • Çocuğuna Hayır Diyemeyen Annelere Sesleniyorum!

    Çocuğuna Hayır Diyemeyen Annelere Sesleniyorum!

    Çocuğunuz doğduğu andan itibaren onun her gün değişimini izliyorsunuz. Bir aydan diğer aya hangi büyük değişikliklerin olduğunu da biliyorsunuz. Bebek on iki aylıkken sadece birkaç kelime onun için anlam ifade ederken, yirmi dört aylık olduğunda ‘’hayır’’ dediğinizde işbirliği yapmak için etkili bir yöntem olmaya başlar.

    Çocuğunuza hayır demenin 3 evresi vardır;

    İlk Evre:

    İlk aşamada ‘’hayır’’ yoktur ama bu süreç, bebeğinizi bir sonraki evrelere haızlrar. Bu evre her an sorumlu olan sizsinizdir. Istenmeyen bir durum olduğunda kendinizi suçlarsınız. Bu aşama çok yavaş bir biçimde sonlanır. Siz sorumluluk almaya devam edersiniz elbette ama çocuğunuz etrafında olanları kavrama becerisi geliştikçe rahatlamaya başlarsınız. Bu aşama iyi bir şekilde geçmişte kalırsa, çocuğunuz aile denetimine gerek kalmadan toplumun bağımsız bir üyesi haline gelir.

    Bu evre atlanır ya da nasılsa anlamaz denirse, ileride sadece anne-baba yanındayken ‘’hayır’’lara uyan ama onlar yokken neyin evet neyin hayır olduğunu kendi başına karar veremeyen çocuklar olabilmektedirler.

    İkinci Evre:

    Bebeğinize hayır demeye başlarsınız, çünkü bebeğinizin zihinsel süreçlerinin yavaş yavaş geliştiği, izin verdiğiniz şeylerle izin vermediklerinizi fark etmeye başladığını fark edersiniz. Bunu yaparken ahlaki açıdan doğru ve yanlışlara bakmazsınız, yalnız bebeğinize onu korumaya çalıştığınızı hissetmesini sağlarsınız. Bu evredeki ‘’hayır’’lar çevredeki tehlikelerden korumaya yöneliktir. Bu dönemde çocuk tehlikleli durumlarla karşılaştığında sadece ‘’hayır’’ demek yeterlidir.

    Üçüncü Aşama:

    Bu dönem çocuğunuza hayır derken ‘’hayır’’ların nedenlerini açıklamakla geçen bir dönemdir.

    ‘’hayır çünkü hayır diyorum!’’ dan ziyade ‘’hayır çünkü o sıcak ‘’ gibi açıklamalarla dili de sürece dahil etmiş oluyoruz.

    Mutlu bir anneyseniz, ‘’hayır’’ meselesini kolaylıkla halledebileceğinizi düşünüyorum. Mutsuz anneler klinik gözlemlerimden yola çıkarak bunu söyleyebilirim ki; kendi mutsuzlukları nedeniyle bebek bakımının mutluluk veren yönlerini abartma eğilimi göstermekteler. Bazen sadece canları istemediği için ‘’hayır’’ demekteler bu da genellikle çocukta tepkiye yol açabiliyor.

    Peki neye göre ‘’hayır’’ demeliyim? Dediğinizi duyar gibiyim;

    Çocuğun o anki davranışı yapmasında tehlikeli ve size göre yanlış bir şey yoksa yapmasına izin vermek yoksa hayır demek belki de ne zaman hayır diyeceğiniz konusunda size yol gösterebilir. Unutmayın ki ne kadar hayır dediğiniz değil ne kadar tutarlı hayır diyebildiğiniz önemlidir.

  • Çocuklara ”Hayır” Demek

    Çocuklara ”Hayır” Demek

    Tabii ki çocuğunuza hayır! demeniz gereken durumlar oluyor. Bazen onu tehlikeden korumak için, bazen sınır koymak için.. Peki hayırı nasıl diyoruz?

    Aslında düşündüğümüzde yetişkinlerin iletişimlerinde de birbirlerine hayır diyerek sınır koyduklarını görüyoruz.

    Ama yetişkinler farklı olarak birbirlerine empati ile sınır koyarlar, çünkü insan ilişkileri ve iletişim yolları ile ilgili becerileri gelişmiştir. Çocukların ise aksine..

    Bir yetişkin ve çocuk iletişiminde ise, yetişkin kendini otorite seviyesi olarak üst gördüğü için sınır koyar ama o sırada çocuğun onu anlayamayacağını düşündüğü için empati yapmaz. Hatta aksine yetişkinler çocuğun empati yapmasını bekler.

    “Ama bak beni çok üzüyorsun.”

    “Kalbimi çok kırdın.” gibi cümlelerle.

    Çocuklara sınır koyarken vermemiz gereken mesaj aslında şudur:“ beni anlıyor ve korumaya çalışıyor.”

    “Hayır, oraya çıkamazsın düşersin!” yerine “Oraya çıkmayı çok istiyorsun biliyorum ama oraya çıkmanı istemiyorum çünkü tehlikeli.”

    “Hayır çikolata yok!” yerine

    “Evet onu çok yemek istiyorsun çünkü çok lezzetli, ama sağlıksız olduğu için onu yiyemezsin.”

    “Okulda arkadaşlarına vuramazsın, bu doğru değil.” yerine “Arkadaşın seni çok kızdırmış ona vurmak istemişsin, ama ona vurman doğru değildi. Sana vurmaya çalışırsa kendini koruman gerekir. Hadi gel bunu nasıl yapacağını deneyelim.”

    Aslında esas amacımızın onun ne yaptığını neden yaptığını anlamaya çalıştığımızı ona hissettirmek. Bunu yaptıktan sonra sınır koyduğumuzda aslında çocukla aramızdaki ilişkide hayır deyip kestirip atmak kadar gerginlik olmayacak.

    Bir süre sonra bunun bir iletişim şekline dönüştüğünü göreceksiniz. Empati dolu bir iletişim!

    Unutmadan; hayır demenizin gerekliliğinden emin olun, gerçekten risk taşımadıkça, her durumda hayır demeniz çocuğun gözünde anlamını kaybedecektir. O yüzden uygun durumlarda kullanmanız gerekir…

    Tutarlı bir şekilde denemeye ne dersiniz?

  • 2 Yaş Krizi Nedir?

    2 Yaş Krizi Nedir?

    ‘Bütün dünya bana karşı geliyormuş gibi hissediyorum. Annem babam bile bir şey istediğimde sürekli bana hayır diyor. Beni hep durdurmaya çalışıyorlar. Durmadan şunu yap, bunu yap diye emir veriyorlar. Oysa ben ‘benim’. Benim kendi aklım var. Bu yüzden annem babam bana yap dediklerinde ‘Hayır’ demek zorundayım. Eğer hayır demezsem, kendimi yalnızca anne ya da babamın bir parçasıymış gibi hissediyorum. Ama ben benim. O yüzden istediğim zaman hayır diyebilirim. Çünkü ben güçlüyüm. İstediğim şeylere ben karar verebilirim. Masada nereye oturmak istersem oraya otururum. Kaşığımı tabağıma durmadan vururum. İnsanlar benim burada olduğumu çıkardığım ses sayesinde anlayabilirler. ‘

    Çocuğunuz durmadan hayır diyor, olur olmadık mekanlarda kendini yere atıyor ve bir şey istediğinde onu elde edene kadar ağlama krizlerine mi giriyor? Tebrikler, ‘ Terrible two’ yani ‘2 yaş krizi’ dönemine hoş geldiniz.

    Yazının başındaki cümleler bu dönemde çocuğunuzun ne hissettiğini ve düşündüğünü size kısaca özetleyebilir. Çocuğunuz bunları sizi kızdırmak için yapmıyor, kendi benliğini kazanmak ve bağımsızlığını kanıtlamak istiyor. Bu süreci sağlıklı bir şekilde tamamladığında çocuğunuz ilerde kolaylıkla insanların etkisi altında kalmaktan korunacaktır.

    Ebeveynler bu süreçte çok zorlanıp, aşırı tepkiler verebilir. Bu yüzden sık sık bu sürecin geçici olduğunu ve bu dönemin onun gelişimi için gerekli bir evre olduğunu hatırlamak gerekir.

    Ebeveyn olarak dikkat edilmesi gereken bazı noktalar şu şekilde özetleyebiliriz;

    Bu süreçte çok fazla alanda çocuğunuza sınır koymaya çalışmayın. Savaşacağınız birkaç alan belirleyin. Örneğin fiziksel güç kullanması net bir sınırınız olsun ve bu davranışa asla izin vermeyin.

    Çocuğunuzun hayır ifadelerini onaylayın ve karşı gelmemeye, değiştirmemeye çalışın. Örneğin ‘Hadi çoraplarını çekmeceye koy’ dediğinizde büyük bir ‘hayır, olmaz’ cevabıyla karşılaştıysanız; ‘Tamam, demek şimdi bunu yapmak istemiyorsun’ diyerek karşılık verebilirsiniz.

    Yemek konusunda isteklerine saygılı olun. Örneğin brokoli yemek istemediğinde, ‘Neyi sevip sevmediğine karar ver. Şimdi senin brokoli sevmeyen birisi olduğunu söyleyebilirim.’ Cevabı çocuğun benlik algısını destekleyen ve önemsendiğini hisseden bir cevap olur.

    Çocuğunuz ağlama krizine girdiğinde ve istemediği şeyleri ağlayarak ifade ettiğinde ona yol gösterin. ‘Hoşuna gitmeyen bir şey olduğunda bana hayır, istemiyorum diyebilirsin. ‘

    Bu dönemde çocuğunuzla güç yarışı yapmaktan kaçının. Her istediğinin olmayacağını öğrensin düşüncesi bu dönem için çok geçerli değildir. Tartışma sonuçta daima çocuğun kaybettiği şartlar oluşur. Siz kazanırsanız çocuğunuz kendini ifade etme gücünü kaybedecektir. Eğer çocuğunuz kazanırsa, kendine doğru örnek olacak bir rehberi, güçlü bir yetişkini kaybedecektir. Çocuğunuz sizi çok zorladığında, örneğin yemek yememek için kararlı davrandığı durumlarda bile, ‘Tamam, şimdi yemek zorunda değilsin. Ama daha sonra senin için yemek pişirmeyeceğimi bilmelisin.’ Hem onun istediğinin olduğu, hem son sözü sizin söylediğiniz ve sınırları sizin belirlediğiniz bir cevap olur.

    Son olarak iki yaş krizinin nörolojik boyutuna da bir bakmak gerekiyor.

    Çocuğunuzun bu dönemde beynin ön (frontal) bölgesi gelişir. Bu bölgenin gelişmesi için kararlar vermeye ihtiyacı vardır. Sizin tüm söylediklerinizi yerine getirmesini, tüm emirlere itaat etmesini beklerseniz, beynin bu bölgesinin faaliyetsiz kalmasına sebep olabilirsiniz.

    Ağlama krizler çocuk beyninde gerçek bir tetikleme yaratır. Çocuğunuzun ağlamaya hakkı vardır. Beyni gerçekten de istediği olmadığı için stres altındadır. Ağlamak bu gerilimin boşaltılmasını sağlar.

    Sizin için çok küçük olan bazı istekler onun için çok önemlidir. Arkadaşının oyuncağını almak istemesi veya herhangi bir isteğinin geri çevrilmesi, onun beyninde çok zor bir durumdur. Olgunlaşmamış, neden- sonuç ilişkileri kurmayı öğrenmemiş, bağlantı kurmamış bir beyinde, istekler hayal edilmeye başlandığında haz verecek moleküller salgılanır. Ve istediği olmadığında bu molekülleri n miktarında ani bir düşüş olur. Bu da büyük bir ağlama krizine veya saldırgan bir tepkiye yol açabilir.

    Bu dönemde ihtiyacınız olan en büyük şey ise ‘Sabır’dır. Çocuğunuzun geliştiğini ve büyüdüğünü kendinize hatırlatmak bu dönemi atlatmanıza yardımcı olacaktır.

  • İsteklerini Ağlayarak İfade Eden Çocuklarla İletişim

    İsteklerini Ağlayarak İfade Eden Çocuklarla İletişim

    Ailesiyle olan iletişimi, çocuğun dünyasında büyük önem taşır. Anne-baba ve çocuk üçgeninde, taraflar duygularını ve düşüncelerini birbirlerine aktarabilirse sorunlarına çözüm bulabilirler. Bu noktada önemli olan şey etkili iletişimdir.

    Çocuklarla doğru iletişim kurabilmenin en etkili yolu, söylemek istediklerinizi açık ve net bir şekilde ifade etmenizdir. Örneğin “Hayır” kelimesini mümkün olduğunca kullanmamalısınız. Çünkü küçük çocuğunuz hayır ne anlama geldiğini tam olarak anlayamaz. Yani şimdi hayır ama sonra evet mi, sonsuza kadar hayır mı, peki neden hayır… Bunların ayrımını yapamaz. O yüzden hayır diyerek kestirip atmak yerine sebeplerini açıklamalısınız.

    Özellikle 3-6 yaş arasındaki çocuklarla iletişim kurarken sabırlı olmak çok önemlidir. Çocuklar bu yaş aralıklarında inatlaşma, ısrarcı olma ve hatta kötü sözler söyleyerek saldırma eğiliminde olabilirler. Çocuğunuz uygun olmayan bir şey istediğinde ve o an için mümkün olmadığını açıkladığınızda eğer bağırıp çağırmaya, ağlamaya başlar, kötü sözler söylerse, “Hayır, kötü sözler söylememelisin, kaç defa söyledim böyle konuşma diye” demek yerine onu anladığınızı ifade etmeniz ve “Kızgınsın anlıyorum ama kızgınlığını başka kelimelerle ve başka şekilde nasıl ifade edebilirsin” demeniz ona kızgınlığını kötü sözler söylemeden de anlatabileceği yolları öğretmeniz gerekir.

    Burada iki türlü de çocuğunuzun yaptığını onaylamıyorsunuz aslında, ama yaklaşma biçiminiz çok önemli. İlk cümle çocuğunuzu suçlayıcıdır. Bu çocuğunuzun savunmaya geçmesine ve saldırmaya devam etmesine neden olur. Ama ikinci cümle ile çocuğunuzu anladığınızı ve ona duygularını farklı yollarla da ifade edebileceğini açıklıyorsunuz. Böylece çocuğunuz savunma durumuna geçmez, aksine durup düşünmesine yardımcı olursunuz. Belki ilk zamanlar bu yaklaşım etkisiz gibi gözükebilir. Ancak çocuğunuza bu şekilde yaklaşır iletişim kurarsanız, zamanla iletişiminizin çok daha güçlü olduğunun farkına varırsınız.

    Çocuğunuza kararlı ve tutarlı bir tavırla yaklaşın. İstediği şeyi neden yapamayacağınızı basit bir şekilde açıklayın ve kararınızdan kesinlikle vazgeçmeyin. Önce ”hayır” dediğiniz bir şeye sonradan ”evet” derseniz, çocuğunuz bunu size karşı sürekli kullanmaya başlayacaktır. Siz pes edene kadar da sizinle çatışmaya devam edecektir. Sizin kararlı olduğunuzu anlayabilmesi için ona zaman verin. İstediğinizi anlattıktan sonra bir süre bekleyerek sakinleşin ve durumu anlaması için zaman tanıyın. Sizinle inatlaştığında dikkatini başka bir yöne çekebilirsiniz. Alışveriş merkezinde beğendiği bir oyuncağı almanız için bağırıyorsa geçen bir kediyi veya ilgisini çekebilecek herhangi bir şeyi göstererek dikkatini dağıtabilir ve hemen oradan uzaklaşabilirsiniz.

    Çocuğunuza sonsuz alternatifler yerine sınırlı seçenekler sunun. Sabah uyandığında ”Hangi kazağını giymek istersin” diye sormak yerine, ”Kırmızı kazağını mı, yoksa sarı kazağını mı giymek istersin?” diye sorun. Yemek yerken de mutlaka sebze yemeği yemesini istiyorsanız; ”Ispanak mı yersin, yoksa pırasa mı?” diye sorabilirsiniz. Bu şekilde çocuğunuz kendisine değer verdiğinizi, onun seçimine öncelik tanıdığınızı düşünerek sunulan seçeneklerden birini daha kolay kabul edecek, siz de makul iki seçenekten birini kabul ettirebildiğiniz için kendinizi rahat hissedeceksiniz.

    Bunların hepsini yapıyorum ancak benim çocuğumda işe yaramıyor diye düşünüyorsanız, çocuğunuzla iletişim dilinizi etkili hale getirmek istiyorsanız, isteklerini ağlayarak, öfkeyle, saldırganlıkla ifade ettiğinde tutumunu nasıl değiştirebileceğinizle alakalı bilgi almak istiyorsanız bir uzmandan destek almanız oldukça faydalı olacaktır.

  • Hayır Derseniz Ne Olur?

    Hayır Derseniz Ne Olur?

    Hayır demek kimilerimize zor gelebilir ve zor gelmesinin çok anlamlı açıklamaları vardır. Hayır dersek karşımızdakini kırmaktan kızdırmaktan ya da üzmekten çekiniriz çoğu kez. Fakat hayır diyebilmek sağlıklı bir iletişim için çok değerlidir.

    Hayır derken,

    1. Muhatabımızın gereksinim ve arzularını ihtiyaçlarını onaylamak.

    2. Ben dili aracılığıyla yapmak istemediğiniz şeyi kaşı tarafa beyan etmek.

    Komedi filmleri çok keyifli vakit geçirmemi sağlıyor fakat şu an daha ağır film seyretmeyi tercih ederim.(B en dili)

    Kırmızı gerçekten harika bir renk ancak odam için daha pastel bir renk tercih ederim. (Ben dili)

    Neden bu kadar geç yatmak istediğini anlıyorum fakat bu kadar geç yatmandan rahatsızım. (Ben dili)

    Acelenizi anlıyorum fakat şu an yetiştirmem gereken başka işlerim var. (Ben dili)

    Bu konuda endişelenmeni anlıyorum fakat isteğini şu an için gerçekleştiremem. (Ben dili)

    Şahsi harcamalarını azaltmanı istememin seni üzdüğünün farkındayım ve bunu istemek benim için de çok zor fakat önümüzdeki aylar zor geçeceğe benziyor.

    Karşılıklı onaylama ve karşınızdaki kişinin gereksinim ve arzularının önemli olduğunu söyleme ve ardından kendi isteğimizi iletme ilişkilerimizi daha iyi hale getirecektir. Hayır derken çekinmemizde muhakkak haklı sebeplerimiz vardır. Hayır dersek olumsuz neler olabileceğini zihnimiz bize sıralamaya başlayınca hayır demekte zorlanırız. Gelecekte olabilecek olumsuz sahneler zihnimizde gösterime girer ve izleyeni sadece biz olmamıza rağmen izlenme oranı gayet yüksektir çünkü defalarca bu filmi izleriz. Eğer hayır dersek ve tahmin ettiğimiz olumsuz sahne zihnimizde sahnelenmenin dışında gerçek hayatta da sahnelenirse bu durumla başa çıkamayacağımıza inanıyorsak hayır demek nerdeyse imkânsızlaşır. Fakat o olumsuz sahnenin gerçek hayatta izlenmesi durumunda sahnede neler yapabileceğiniz üzerine çalışırsanız o sahnede olmak o kadar da korkutucu gelmeyebilir.

    Bir örnek;

    A: Evimin çatısına gelen dalları kestirmeni istiyorum, benim çatım için tehlike oluşturuyor.

    B: Bugüne kadar böyle bir şey olmadı, bence endişe edecek bir durum yok.

    A: Dallar tehlikeli diye düşünüyorum rica ediyorum dalları kestir.

    B: Biz öldükten sonra bile o dallar orda kalır sen canını sıkma.

    A: Dallardan dolayı endişeleniyorum kestirmeni rica ediyorum.

    B: Durup dururken neden bu kadar rahatsız oldun?

    A: Bu dallar çatımın tam tepesinde ne olur ne olmaz kestirmeni istiyorum.

    Hayır derken ben dili kullanımına dikkat etmek gerekir böylelikle karşı tarafla münakaşaya girme ihtimaliniz azalır. Bu noktada önemli olan karşınızdakine size karşı kullanacağı bir silah vermemek, tartışmaya girmemektir. Hiç kimse duygu ve ihtiyaçlarla tartışmaya giremez.

  • “Hayır” Demek Neden Bu Kadar Zor?

    “Hayır” Demek Neden Bu Kadar Zor?

    Hepimizin hayır diyemediği anlar mutlaka olmuştur.Zaman zaman hepimiz onaylanma ve beğenilme ihtiyaçlarımızı karşılayabilmek için kendi isteklerimizi bir kenara atarak diğer insanların istek ve beklentilerine “evet” demiş; kendi istek ve beklentilerimizi ise ertelemişizdir. Bu hepimizin karşılaştığı bir durumdur ancak diğer insanlara söylediğimiz hayır ve evetlerin dengesini kuramadığımızda bu durum problem haline gelmeye başlar.

    Aslında evet demek bizi başkalarıyla işbirliği ve dayanışma yapmaya yöneltir. Diğer insanların beklentilerine evet dersek onlarla daha yakın, daha samimi ilişkiler kurabileceğimizi, onlar tarafından onaylanıp beğenileceğimizi yani kabul edileceğimizi düşünürüz. Fakat, diğer insanlara söylediğimiz “evet” lerin dengesini kuramamaya başladığımızda bu beklentimizin boş olduğunu ve imajımızın beklediğimiz gibi olmadığını görmeye başlarız. Buna rağmen yine de hayır diyemeyiz. Hayır diyemememizin arkasında sevdiğimiz insanları mutsuz etme, kaybetme ya da öfkelerine maruz kalma korkusu vardır. Hatta hayır demeyi saldırgan bir davranış olarak kabul ederiz ve karşımızdaki kişinin bize vereceği tepkiyi de haklı görürüz. Hayır dememizin yaratacağı anlaşmazlıkların tüm ilişkimizi bozacağını varsayarız. Bunu destekler nitelikte etrafımız en küçük hayırla göz yaşına boğulan arkadaşlar, anne, baba ve çocuklarla doludur. İnsanın karşısındaki kişiyi bilerek üzmesi kolayca gerçekleşebilecek bir şey değildir. Karşısındakinin üzüldüğünü gören kişi, hayırla başlayan sözünü genelde evetle bitirir. Başkasını üzmenin sorumluluğunu almak ağır gelir, sonrasında kendimizi suçluluk duyguları ile boğuşurken bulabiliriz ya da karşımızdakinin öfkeleneceğinden korkabiliriz. “Hayır dersem kesin bana kızacak, bağıracak, ilişkimiz zarar görecek ” gibi düşünceler bizi “evet” demeye itebilir.

    Her insanın hayatında çok rahat hayır dediği bir dönem vardır; çocukluğu. Özellikle ilk ergenlik olarak adlandırılan 2-3 yaş arası dönemde çocuk her şeye itiraz etmeye başlar ve söylenen her şeyin tersini yapar. Çocuk ebeveynlerine karşı çıkarak kendi kişiliğini göstermeye çalışır. Ancak bu dönemde de her ailede olduğu gibi çocuk tarafından sürekli ortaya çıkan “hayır”ı ebeveynler anlamlandırmakta zorlanır ve farklı tepkiler verir, hatta bazen cezalandırırlar. Çocuğa temel kuralları öğretmeye başladığımız bu dönemde çocuğun bu itirazlarına verilen tepkiler ya da anne babanın çocuğuna koyduğu sınırlar sağlıklı değilse (çok serbest bırakmak ya da sürekli cezalandırmak, ketlemek) kişinin yetişkinlik döneminde de neye evet neye hayır diyeceği konusunda karışıklık yaratabilir. Çocuk bu dönemde kendini kanıtlamak anlamına gelen “hayır”ı sevgi kaybı ve suçlulukla karıştırır. Bunları birbirinden ayırmakta güçlük çeker. Bir yetişkin olduğunda da, bu terk edilme ve sevilmeme duygusunu hayır dediğinde bilinçsizce tekrar yaşar. Böylece, karşı çıkma ve özerklik, çoğunlukla suçluluk ve kaygıya bağlanır ve bu durum kişiyi tüm hayatı boyunca etkiler. Bu nedenle ilerleyen dönemde hayır demekten kaçarak, suçluluk duygusu ve kaybetme korkusunun oluşturacağı kaygıdan kaçmaya çalışırız.

    Ancak hayır diyememek bir süre sonra beklediğimizin tersine ilişkilerimizi bozmaya başlar. İnsanlara hayır diyemediğimiz noktada acı çekeriz, çünkü kendimizi istemediğimiz bir ortamda, istemediğimiz bir şeyi yaparken buluruz. Bu durum kendimize güvenimizi kırmakla birlikte hayır diyemediğimiz kişilerden de uzaklaşmamıza neden olur. Çünkü çoğunlukla sıkıntı duyduğumuz durumlardan kaçma eğilimindeyizdir.

    Çoğu zaman hayır dememek adına kendimizce yanlış çözümler üretiriz. Çözüm gibi kullanılan bu davranışlar kısa vadede çözüm gibi görünse de yaşadığınız sorunu kalıcı olarak ortadan kaldırmaz. Hayır diyemediğimiz zamanlarda en sık yaptığımız davranışlardan biri kaçmaktır. Kaygı yaratan her türlü durumda kaçma arzusu gösteririz, böylece sıkıntından kurtulacağımızı düşünürüz. Ancak kaçtığımız durumun bizi daha çok strese soktuğunu görmezden geliriz. Örneğin hayır demekte zorlandığımız kişi ile karşılaşmamak için bazen yolumuzu değiştirebilir, o kişiden farklı bir saatte evimizden çıkabilir, hatta telefonlarına cevap vermeyebiliriz. “Hayır” diyemediğimiz durumlarda karşı tarafı kırmamak ve hayır deme stresinden kaçmak için sıklıkla kullandığımız yanlış çözümlerden bir başkası da yalan söylemektir. Örneğin gitmek istemediğimiz bir doğum gününe hayır diyemediğimiz için hasta numarası yapabiliriz. Ancak yalan söylediğimiz noktada yalanımızın ortaya çıkmaması için önlemler almamız da gerekeceğinden daha fazla efor sarf etmemiz gerekecek ve sonunda duyacağımız sıkıntı hayır derken çekeceğimiz sıkıntıdan çok daha fazla olacaktır. Bazen de bir başkasının isteğini reddetmekte zorlandığımızda, başkasını kullanarak hayır demeye ya da bahane üretmeye çalışırız. Yani sorumluluğu başkasına yükleriz. Örneğin arkadaşımıza hayır diyemediğimiz için telefonumuzu bir yakınımızın açmasını isteyip, uyuduğumuzu söylemesini isteyebiliriz.

    Hayır dememek adına bu davranışları tercih etsek de içimizden bir ses “hayır demeliydim” diye fısıldar, pişmanlık ve suçluluk duymamıza neden olur. O anda karşımızdakini yalan söyleyerek ya da kaçarak aldatsak da kendimizi kandıramayız.

    Sonuçta, hayır demeyi gerektiren durumlarda hepimizin ortak yaşadığı duygu kaygıdır. Kaygı rahatsız edici ve tahammül edilmesi zor bir duygu olduğundan dolayı da kaygı yaratan durumlardan uzak durmak için çabalarız. Bu nedenle hayır demekten kaçmaya çalışırız. Ancak hayır deme cesareti gösteremediğimiz ölçüde kaygımız daha da artar. Bu nedenle ilk yapmamız gereken hayır diyemediğimiz zamanlarda neler olup bittiğini fark etmektir. Hayır diyemememizin sebepleri üzerine düşünmeye ve bu düşünceleri keşfetmeye başladığımızda bu problemin yüzde ellisini halletmiş oluruz. Rahatsız edici bu düşünceler otomatik olarak aklımıza geldiğinden zihnimiz tarafından çoğu zaman sorgulanmadan doğru kabul edilir. Ancak bu düşünceleri fark ettiğimizde bu düşüncelerin gerçek dışı ya da abartılı olduğunu görebiliriz. Örneğin hafta sonu dışarı çıkmak için ısrar eden arkadaşınıza canım dışarı çıkmak istemiyor demek yerine bahane bulma ihtiyacı hissediyorsanız kendinize aklınızdan ne geçtiğini sorarak sizi kaygılandıran düşünceleri fark edebilirsiniz. “Hayır dersem bir daha benle görüşmez”, “onu sevmediğimi düşünür” gibi.. Bu düşünceler hayır deme aşamasına gelme şansınızı azaltır. Ancak hayır diyebilme cesaretini gösterdiğinizde felaketle sonuçlanacağını düşündüğünüz bu durumların gerçek olmadığını görme şansını yakalarsınız. Bunları fark ettikten sonra ufak adımlarla hayır demeye başlamak daha kolay olacaktır. Duygusal açıdan sizi çok zorlamayacak bir hayırdan başlayarak aşama aşama ilerleyebilirsiniz. Örneğin samimiyetine inandığınız bir arkadaşına çok önemli olmayan bir konu üzerinden hayır demeyi deneyebilirsiniz, sonra yavaş yavaş hayır demekte zorlandığınız kişi ve konular hakkında denemelere başlayabilirsiniz. Ancak ilk denemeler her zaman zor olacağı için tek bir girişimden sonra kendinize hüküm vermemeniz, tam tersi daha çok deneme yapmanız gerekir. Hayır demeyi öğrenmek hem kendimize daha olumlu bakabilmemizi sağlayacak hem de insanlarla daha samimi ilişkiler kurmamıza yardımcı olacaktır. Hayır demeyi öğrendikten sonra zevkle ve gerçekten isteyerek evet diyebiliriz.

    Uzm.Psk.Bige Rüya Yıldız

  • Küçük çocuklarda “hayır!” etkisi

    Küçük çocuklu ailelerde sıklıkla kullanılan, durdurucu olması düşünülürken çoğunlukla daha çok cazip kılan veya dirence sebep olan “HAYIR” kelimesinin çocuklar için anlamını daha yakından inceleyelim mi?

    Öncelikle bebeklikten çocukluğa geçiş aşaması olan 2 yaş civarı çocukların kendileri ile ilgili pek çok görevleri vardır. Artan becerilerini sürekli geliştirerek dünyayı keşfetmek isterler. Artık hareket bağımsızlığına ulaşan, yürüyüp koşabilen, tırmanıp atlayabilen, ellerini de rahatlıkla kullanabilen bu enerjik kaşiflerin ilk amacı ilgisini çeken nesneleri tanımak, her yeri karıştırmak ve kurcalamaktır. Ve bu arada gücünün ve boyunun yetmediği durumlarda da ebeveynlerini yönetmek, onların sınırlarını zorlamak da gelişimleri açısından olmazsa olmaz durumlardır. Çaresizlik hissi ile dolan aileler ise çocuklarına “HAYIR” dediklerinde istemedikleri tüm davranışların son bulacağını umarlar. Ama ne yazık ki gerçekte olan böyle değildir. Test etme sürecinde engel tanımayan küçük çocuklar, sözlerden ziyade davranışlardaki tutarlılıkla öğrenebilirler. “Hayır”ı duyduklarında yaptıkları işe kısa bir ara verebilir ancak arkasında netlik hissetmezler ise kaldıkları yerden devam edebilirler.

    Çocukların gelişim yolcuğunda, her dönem yeterliliklerine göre “Hayır” a yaklaşımları ve uyumları değişir. Örneğin;

    12-18 Aylık iken “Hayır” karşısında yaptıkları işe ara verirler .Ancak çoğunlukla devam ederler. Bunun için “Hayır”ı çocuğun güvenliğini ihlal edecek durumlar dışında sık kullanmamak, tehlikeli durumlarda da sözel ifadenin yanında hareketlerimiz ile de yönlendirmemiz gerekir. ( Hayır, prizle oynama!” yerine “Prize dokunmuyoruz” diyerek çocuk prizden her seferinde uzaklaştırılmalı ve olası kaçaklara karşılık priz korumaları kullanılmalı)

    18-30 Aylık iken “Hayır” yanında bilgi verilmezse ve seçenek sunulmazsa çok anlamlı değildir. (“ Hayır bardağı atma!” yerine “Bardak su içmek için ama istersen topu atabilirsin.” )

    36 Aylık iken “Hayır” yerine seni anlıyorum mesajı ile birlikte işbirliği önerilmelidir.( “Hayır, suyu yere dökme!” yerine “Suyla oynamak istiyorsan bunun için sana ayrı bir kap verebilirim ya da suyu yere değil lavaboya dökmeye ne dersin?”)

    3-5 yaş arası ise “Hayır” kullanımında kurallara ve doğru-yanlışa artık daha hakim olan çocuğumuza istemediğimiz davranışı istediğimiz davranış ile değiştirmesine destek olabiliriz. İstenmedik davranışın ne olduğu ve neden yanlış olduğunu çok daha kolay kavrayan okul öncesi çocuklarda doğru davranışları kazanması için sakin ve tutarlı olmak anahtarımız olacaktır. (“Hayır, ağlayarak tutturmanı istemiyorum” yerine “ Sanıyorum bunu çok istiyorsun(yada istemiyorsun) ama bunu konuşarak anlattığında seni çok daha iyi anlayabilirim.”)

    Sonuç olarak çocukların gelişim dönemlerine göre davranışlarını daha iyi okuduğumuzda, sadece yerinde ve gerektiğinde “Hayır” dediğimizde, fazla kullanarak etkisizleştirmediğimizde, çocuğun protesto davranışları karşısında (ağlama, bağırma,küsme,vurma,…) “Hayır”larımızı “Evet”e çevirmediğimizde, çocuklarımızın HAYIR ‘a uyumu daha kolay olacaktır.

    Ebeveynlik yolculuğunuzda ,az “Hayır” lı, bol mutlu günler dilerim.