Etiket: Hayatı

  • TAKINTILARIMIZ

    TAKINTILARIMIZ

    Zihnimizin Bir Oyunu mu? 

    Psikiyatrik bir tanı almasa da bir çok kişi takıntılarından dolayı sıkıntı yaşamaktadır. Hafif düzeyden yaşamı alt üst eden boyutlara ulaşabilir ve sadece yaşayan kişiyi değil çevresindekilerin hayatını da oldukça zorlaştırır. Aslına bakıldığında, insan zihninin kendi kendine oynadığı bir oyundur, gerçek gibi gelir ve olmasını önlemek için çılgınca çabalar gösterilir. Farklı şekillerde kendilerini gösteren takıntılarınız çoğu zaman tedavi gerektirir. 

    Hangisi normal, hangisi takıntı?
    Gündelik hayatta, ‘’Ya….ise?’’ ‘’Ya… olursa’’ ‘’…….yaptım mı?’’ ‘’……mıydı?’’ gibi sorular belki de birçok kez zihninizde dönüp durmuştur. Bazen de gözünüzün önüne sizi rahatsız eden sahneler olarak gelmiştir. Yani; takıntı dendiğinde yalnızca düşünceler değil, ‘görüntüler’ veya ‘durdurulamayan istek veya dürtüler’ de anlaşılmalıdır.
    Bir düşüncenin sizi sürekli olarak rahatsız etmesi, onu düşünmekten kendinizi alıkoyamamanız, yapmanız gerekenlere bir türlü odaklanamıyor olmanız veya çevrenizdekilerin bu durumunuzdan rahatsızlık duyuyor olması düşüncelerinizin takıntı haline dönüştüğünü gösterir. 

    Yaşamınızı altüst eden boyutlara ulaşabilir!
    Temizlik, düzen, simetri, cinsellik, dini, hastalık kapma, zarar verme, emin olamama gibi farklı şekillerde takıntılarınız olabilir. Zaman zaman da bu takıntılarla baş edebilmek için düşünmemeye çalışma, dikkati dağıtma, başka bir düşünceyi akla getirme, el yıkama, sorma, teyit alma, kontrol etme, bazı şeyleri yapmaktan çekinme gibi yöntemler geliştirirsiniz. Kontrol çabalarınız ne kadar fazla ise hayatınız o kadar çekilmez hale gelmiştir ve durumun ciddiyeti takıntılarınızın içeriğinden çok yaşamınızda meydana getirdiği değişiklikler ile ölçülmektedir.
    Karşısındakine zarar vermek ile ilgili takıntıları olan bir kişi düşünelim. Sürekli olarak zihnini bu düşünceler meşgul ediyor, gözünün önüne çocuğuna zarar verdiği ile ilgili görüntüler geliyor, kendini bu düşüncelerden alıkoyamıyor, yaşadığı sıkıntıyı azaltmak ve olası bir durumu bertaraf etmek için birtakım önlemler alıyor, örneğin; evdeki tüm bıçakları topluyor, düşünmemeye çalışıyor.. Hayatı nasıl olur sizce? Sıkıntılı, korku halinde, hayatı kısıtlanmış, ‘’Ben nasıl bunları düşünebilirim’’ şeklinde düşünceler ve MUTSUZLUK..

    ASLINDA, benzer düşünceler herkesin aklından geçer..
    Aradaki fark, yani bu durumu ciddi boyutlara taşıyan ile taşımayan arasındaki farklılık, bu düşüncelere verilen anlam ve önemde saklıdır. Dikkat edin, hayatta önem verdiğiniz şeylerle mi daha çok uğraşıyorsunuz, yoksa sizin için daha az önemli olan şeylerle mi? Aklınıza gelen ve sizin değerlerinizle ve kişiliğinizle çelişen bir düşünce emin olun sizi çok daha fazla rahatsız edecektir. Ufacık bir ihtimali dahi gözünüzde büyütecek, kendinizi olası sonuçlardan sorumlu hissedecek ve adeta aklınıza gelen düşünceyi GERÇEKMİŞ GİBİ ALGILAYARAK ona uygun davranmaya çalışacaksınız.
     
    Erken dönemde tanınması ve tedavi edilmesi yaşam kalitenizi arttırır..
    Tedavide öncelikli olan yaşadıklarınızın tanımlanması ve hayatınızı ne ölçüde etkilediğinin belirlenmesidir. Çünkü, sıkıntıyı yaşayan kişi bazen durumun ve   durumun ciddiyetinin farkına varmaz. Bunun yanında, durum sandığınız kadar ciddi boyutlarda da olmayabilir. Uzman bir kişi ile yapacağınız ‘psikiyatrik bir görüşme’ yaşadıklarınızı daha iyi anlamanıza, birtakım önlemler almanıza ve gerekiyorsa tedavinizin başlanmasına olanak sağlayacak ve yaşam kalitenizin artmasına yardımcı olacaktır.

    Tedavide Oldukça Etkin Bir Yöntem: ‘Bilişsel Davranışçı Terapi’
    Tedavide, İLAÇLAR DIŞINDA oldukça etkin yöntemler bulunmaktadır. BİLİŞSEL DAVRANIŞÇI TERAPİ, tüm dünyada yaygın olarak kullanılan, etkinliği yüzlerce klinik araştırmayla gösterilmiş bir tedavi yöntemidir. Takıntılar başta olmak üzere birçok psikolojik problemin ve rahatsızlığın tedavide kullanılır ve kişiye benzer durumlar ile karşılaştığında tekrar tekrar kullanacağı beceriler kazandırır.

  • MESLEK SEÇİMİ

    MESLEK SEÇİMİ

    HANGİ MESLEĞİ SEÇMELİYİM !!

    Benim hikayem şöyle idi;12 yıllık eğitim hayatımda kişisel yapıma giydirilen kimlik hukuk alanı oldu. Bunun için sayısal alana yerleşmişken eşit ağırlık ile değiştirdim, ve bu bölümü kazanacak puanı başarıyla elde ettim.Herkes mutlu artık bir hukukçu geliyor der iken; Adliyede olmak istemeyişim ve hala nedenini anlayamadığım radikal bir karar ile Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünü seçtim. Psikoterapist olmanın mutluluğunu ve gururunu 10 yıldır yaşıyorum. Hayatımın %50 mutluluğunu garantilediğimi görüyorum . Tabii 5 yıl Adalet Bakanlığında görev yapmam da kaderin esprisi oldu bana.

    Şu an ülkemizde %84 işinden memnun olmayan meslek elemanları için üstteki yazım çok anlamlı iken; meslek tercihi henüz yapacak öğrenciler için de çalışma hayatında anlam kazanacaktır.

    Çünkü;Hayatımızın en önemli seçimleridir iş ve eş seçimi. Herhangi bir mesleğin olması yeterli gibi dursa da , mesleği içerisinde mutsuz olan onlarca insan var ülkemizde. Her sabah isteksiz uyanan, hafta sonu tatillerini kutsal gören,aile hayatını olumsuz etkileyen, depresif ruh halinin kapıdan ayrılmadığı yaşamlarla dolu etrafımız. İşe duyulan isteksizlik, üretkenliği ve motivasyonu olumsuz etkiliyor ve bu anlamda kalite düşüyor. Her şey bir zincir aslında. Kişiye uygun olmayan meslek seçim isteksizlik verimsizlik tepkisel davranışlar gerginlik çatışmalar mutsuzluk BAŞARISIZLIK

    Bunun en temel nedeni ise yanlış yönlendirmeler veya hiç yönlendirilmemeler.

    Yanlış meslek seçimini öğrenci için etkileyen unsurlar ise;

    1.Ebeveynlere karşı sorumluluk düşünceleri

    2.Yaşıtlarına göre üstünlük kurma çabası

    3.Takdir edilme isteği

    4.Yaşamak istediği üniversite hayatı

    5.Neresi olursa olsun yeter ki üniversite okuyayım düşüncesi

    6.Ebeveynlerin başkaları ile karşılaştırması gibi unsurlar yanlış tercihleri pekiştiriyor.

    Başarı sadece akademik olarak algılanıyor.Oysa ki yaşam ,sadece akademik başarıdan değil , hayat başarısından da oluşuyor.

    Meslek sürecinde artık okul birincileri değil , potansiyeli işe uygun kişiler tercih ediliyor.Kendisini ifade edebilen, sosyal zekası yüksek kişiler. Aksi halde akademik başarı yeterli olsaydı , tavsiye edilme süreci olmazdı. İnsana dokunamayan kişiler başarılı olamazlar , kişiliğine uygun olmayan meslek de emanet kıyafet gibi durur ve irrite eder. Kilolu bir diyetisyen, saldırgan bir psikiyatr , uçak fobisi olan bir pilot,düşüncelerini ifade edemeyen bir avukat düşünün.

    Öncelikle sormalısınız kendinize ‘Ben her gün uyandığımda hangi işe koşarak giderim, hangi meslek beni yansıtır?’

    Bunun yanıtını hala veremiyorsanız acil olarak bir uzmana başvurmalı ve sizi değerlendirmesine izin vermelisiniz. Bizler ilk görüşme ve gözlemden sonra gerekli test ve envanterler ile sizin yeteneklerinize, ilgilerinize uygun meslekleri belirleyebiliyoruz.

    Ailenizin istediği meslek ile kendi istediğiniz arasında kaldıysanız düşünmelisiniz ‘Bunu istemelerinin mantıklı nedeni nedir?’ size uygun mesleklerden biri değilse zaten düşünmenize bile gerek yok. Size uygun olabileceğini düşündüğünüz diğer mesleklerin ise maddi ve manevi getiri ve götürülerine bakın. Belki de siz bir yarıştasınız onlar objektif bakıyor?

    Gerçekçi olun. Size uygun meslekleri biliyor , ancak sıralamada daha popüler bir yere gitmek için size uygun olmayan bir bölümü tercih ederseniz, yanılırsınız. Faydası olan tek yer eğitim kurumunuzun akademik başarınıza katkısı olur. Sizin alkışlanmanız bir yaz sürer ama mesleğiniz bir ömür.

    Piyon olarak görülmek istemiyor vezir olmak istiyorsanız; ne olursanız olun sadece popüler olanı değil sizin için uygun olan mesleği tercih edin.

    Sevgiler ,sağlıklı seçimler.