Etiket: Hava

  • Astım nedir? Astımdan nasıl kurtuluruz?

    Astım Nasıl Tedavi Edilir?

    Uygun bir tedavi ile astımın bulguları kontrol altına alınabilir. Ancak en etkili tedavi bile astımı tamamen ortadan kaldıramaz. Bunun nedeni hastalığa sebep olan temel bozukluğun tam olarak bulunamamış olmasıdır. Gerekli çevre önlemleri ve ilaç tedavisi ile hastalık kontrol altına alınabilir. Doktorun önerileri, çabaları ve tedavisi hastanın ailesi ve kendisi uyum gösteremezse tek başına yarar sağlamaz. Astım tedavisinin başarılı olması için en önemli nokta doktor ve hasta ailesi arasındaki uyumdur. Tedavi iki bölümden oluşur:

    A) Çevre Düzenlemesi:

    Hastalığın alevlenmesine sebep olan çevresel faktörler varsa, doktorunuz bazı çevresel değişiklikler yapmanızı önerecektir. Bunlar:

    a. Allerjenlerden kaçınma

    Ev tozu akarı

    -Ev tozu akarı gözle görülmez fakat her evde bulunur.
    -Örümcek ve kenelerle akraba olan akarlar insanı ısırmaz ve hastalık bulaştırmazlar.
    -Akarların allerji oluşturan kısımları artıklarıdır. Bu artıklar ağırlıkları nedeniyle pek havada kalmazlar. Ancak ev temizliği yaparken havalanırlar, burundan içeriye girerek allerjiye sebep olurlar.
    -Evde en sık bulundukları yerler yatak, yastık, halı, kanepeler, yatak örtüleri, doldurulmuş oyuncakların içidir.
    -Akarlar insan derisinin döküntüleri ile beslenirler. Bu yüzden yaşamaları için en ideal yer yataklardır.

    Hayvan ( kedi, kuş, köpek ) tüyü ve atıkları

    Allerjenler sadece evde beslenen hayvanlar üzerinde değil, kuştüyü yastıklarda ve hayvan derisinden yapılmış diğer eşyalarda da bulunur.

    Küf mantarı ( rutubet )

    Ev düzenlemesi

    Yatak odasında:

    -Yatak ve yastığı hava geçirmeyen bir materyal ile kaplayın ( Amerikan bezi, sentetik kumaş gibi ).
    -Mümkünse şilteyi yaylı yatak ile değiştirin.
    -Yünlü ve tüylü battaniye kullanmayın.
    -Kuş tüyü yastığı sentetik ( elyaf ) yastıkla değiştirin.
    -Tüm yatak kılıfı, yastık kılıfı, battaniyeleri haftada bir, en az 60 derece suyla yıkayın.
    -Mümkünse halıları kaldırın ve yerleri temiz tutun. Eğer halıyı kaldıramıyorsanız, doktorunuzun tavsiye edeceği maddeler ile temizleyin.
    -Temizlik yapılırken, çocuğunuzu evden uzaklaştırın yada maske takın.
    -Odada toz tutacak fazla eşyayı ( kitap, tüylü doldurulmuş oyuncaklar gibi ) ya odadan çıkarın yada dolaba koyup, kapısını kapalı tutun.
    -Mümkünse klima ( hava serinletici ) kullanın.
    -Evde hayvan beslemeyin; besliyorsanız yatak odasına kesinlikle sokmayın.
    -Evde bir nem ölçer bulundurarak, nem oranını %25 ile %50 arasında tutunuz.
    -İçi doldurulmuş koltuk yerine tahta veya plastik eşya tercih ediniz.
    -Perdelerinizi sentetik materyalden seçin, kadife olmasın.

    Mutfak, banyo ve küflü yerlerde:

    -Sık sık havalandırın ve deterjanla temizleyiniz.
    -Nemli yerlerde halı bulundurmayınız.
    -Lavabo altlarını ve tuvaletin arka kısımlarını temiz ve kuru tutunuz.
    -Hamam böceklerini ve fareleri mutlaka yok ediniz.

    Evin diğer kısımlarında:

    -Mümkünse halıları kaldırınız.
    -Çocuğunuzun sofa, koltuk üzerinde uyumasına izin vermeyiniz.
    -Toz alırken ıslak bez kullanarak tozun havalanmasını engelleyiniz.
    -Evdeki çiçeklerin üzerinde küf olmasın, kontrol ediniz.
    -Mümkünse hava tahliye kısmında ev tozlarını tutarak havaya karışmasını önleyen HEPA filtresi olan elektrik süpürgelerinden birini tercih ediniz.

    b. İrritanlardan Kaçınma:

    · Bu grupta en zarar veren etken sigaradır. Astımlı bir kişinin yaşadığı evde ( evin tüm odaları dahil ) sigara içilmesine kesinlikle izin verilmemelidir.
    · Odun ve kömür sobaları tahriş edici tanecikler ve kokular saldıklarından mümkünse ısınmak için başka bir yola başvurulmalıdır.
    · Saç spreyleri, parfümler, temizlik maddeleri, sinek ilacı ve hava kirliliği de tahriş edicidir. Hasta bunlardan etkileniyorsa, mümkünse temas önlenmelidir.

    c. Emosyonlar ( psikolojik stres ):

    Astımlı çocuğun onu destekleyen sıcak ve samimi bir ev ortamına ihtiyacı vardır. Evde yaşayan kişilerin bu kronik hastalığın tedavisine ve kontrol altına alınmasına yaklaşımları iyi yönde olursa, tedavinin başarısı artar.

    B) İlaç Tedavisi:

    I-Rahatlatıcılar:

    a) Kısa etkili rahatlatıcılar ( Ventolin, Bricanyl ):
    – Bu ilaçlar hava yollarının çeperini saran ve nöbet sırasında kasılan kasları gevşeterek hava yollarını genişletirler.
    – Ağız içine püskürtülen formları ( inhaler ) 15 dakika içinde etki etmeye başlar, 4 saat sonra bu etki kaybolur. Bu nedenle nöbet sırasında ilk kullanılacak ilaç grubudur. Gerekirse doz 1-2 defa daha 20-30 dakika arayla tekrarlanabilir.
    – Egzersiz yapmadan 15 dakika önce kullanılırsa , egzersiz sırasında gelişebilecek rahatsızlığı engeller.
    -Aşırı dozda kullanılırsa kalp hızını arttırır ( fazla kahve içmiş gibi ). Ellerde titreme olabilir. Çocukta artan yaramazlık izlenebilir.

    b) Uzun etkili rahatlatıcılar ( Serevent, Foradil, Volmax )
    – Oral ( ağız yolu ) veya inhaler ( püskürtme ) formları vardır.
    – Oral yolla kullanılanlar astım atağı sırasında doktorunuzun önerisi ile 3-7 gün süre ile verilir.
    – Inhaler yolla kullanılanlar normal dönemde hasta atakta değilken, gün içinde veya gecelerii uykudan uyandıran nefes darlığı, vızıltı veya öksürük olduğu durumlarda sabah 1 akşam1 kez şeklinde kullanılır.
    – Doktorunuzun önerisi dışında kullanılmaz.

    c) Oral( ağız yolu ile ) steroidler ( Prednol, Deltacortril )
    – Hava yollarındaki şişme ve ödemi azaltır.
    – Yapışkan balgamın ( mukus ) oluşumunu engeller
    – Hava yollarının uyaranlara karşı olan duyarlılığını azaltır.
    – Hava yollarının Ventolin, Bricanyl gibi rahatlatıcılara olan yanıtını arttırır.
    – Olabilecek yan etkiler kullanıldığı süre ve dozla ilgilidir.
    – Doktor tavsiyesi dışında kullanılamaz ve doktorunuzun önerdiği süre ve dozda kullanılmalıdır.
    – Astım atağı sırasında püskürtme veya hava yolu ile kullanılan ilaçların yetersiz kaldığı durumlarda doktor tarafından önerilir.
    – Genellikle 3-7 gün süre ile verilir.

    II- Önleyiciler:

    a) İntal:
    – Koruyucu bir ilaçtır. Gelecek olan nöbeti önler. Artık fazla kullanılmamaktadır.
    – Hiç bir yan etkisi yoktur.
    – Ancak bu ilaç sıkışıklığı olan cocuğa hiç bir yarar sağlamaz.
    – Başlangıçta günde 4 kere sonra 3 kere kullanılabilir.

    b) İnhaler yolla kullanılan steroidli ilaçlar: ( Pulmicort, Flixotide gibi )
    – Hava yollarındaki şişme ve ödemi azaltır, yapışkan balgamın oluşumunu engeller.
    – Hava yollarının uyaranlara karşı duyarlığının azaltır.
    – Gelecek olan nöbeti önler.
    – Spreyler şeklinde verilen şekli vücut dolaşımına geçmediği için doktorunuzun tavsiye ettiği dozda yan etki göstermez.
    – Ağızda kötü bir tad bırakabilir. Nadiren ağızda pamukcuk oluşumuna yol açabilir. Bunu engellemek için su ile gargara yapmak yeterlidir. Ayrıca nebulizer ile kullanırken göze kaçmamasına dikkat edilmelidir.
    – Astım tedavisinin en etkili ilacıdır.

    c) Montelukast inhibitörleri (Singulair, Once air, Airfix, Notta vs.)

    -Bronşların açık kalmasını sağlar. .
    – En sık yan etkileriştah artışı ve uyku bozukluğudur, ancak nadirdir.
    – Uzun süreli (6 aya kadar) kullanımı güvenlidir. Gerekirse 2 yıla kadar kullanılabilir.
    – Gece kullanımı uygundur.
    – Toz formları tercihen besinlere (püre, yoğurt, meyve suyu) katılarak verilmelidir.

    3. İmmünoterapi ( aşı tedavisi )

    Böcek zehiri allerjileri ve allerjik rinit ( saman nezlesi ) gibi allerjik hastalıkların uzun süreli tedavisinde başarı ile kullanılmakta olan bu yöntemin, allerjik astım tedavisinde etkinliği halen araştırılmaktadır. Dikkatle seçilmiş vakalarda uzun vadede yarar görüldüğünü destekleyen çalışmalar mevcuttur. Bu tedaviden yarar görme olasılığı yüksek olan seçilmiş astım vakalarında sublingual ( dil altı ) aşı tedavisi uygulanmaktadır. Tedavi en az 3 yıl sürmekte ve hastalar kendileri uygulamaktadırlar.

    Nasıl kullanılır?

    Küçük Çocuklar İçin :

    NEBULİZATÖR

    · İnhaler ilaçların küçük çocuklarda adaptörlerle (aerochamber veya nebuhaler) verilmesi, verilen ilacın etkisini artırır.
    · Çocuğunuzun ilacı daha kolay almasını sağlar.
    · Daha çok ilacın hava yollarına ulaşmasını sağlar.
    · İlacın kötü tadından oluşacak rahatsızlığı azaltır.
    · Kullanımını kolaydır.

    Adaptörlerin Kullanımı:

    ABLESPACER ( aerochamber, maskeli fanus ):
    · 4 yaşından kadar olan çocuklarda kullanılır.
    · İnhaleri ( ilacı ) salladıktan sonra aerochamber’in maske kısmını çocuğun burun ve ağzını kapatacak şekilde yüzüne yerleştirin.
    · İlacı 1 kez sıkın
    · Maske yüzündeyken çocuğun 5-10 kez nefes alıp verdiğini sayın
    · İki dakika bekledikten sonra ilacı bir kez daha sıkın ve yine çocuğun 5-10 kez nefes alıp verdiğini sayın. Böylece iki puf yapmış olacaksınız.
    Nebuhaler ( maskesiz fanus ) :
    · 4-6 yaş arası çocuklarda kullanılır.
    · İnhaleri salladıktan sonra cam fanusun ucuna yerleştirin.
    · Ağız kısmını dudaklarınızla iyice sarın.
    · İlacı 1 kez sıkın ( 1 Puf ).
    · Derin nefes alıp tutun, 5-7 saniye sonra bırakın ( Bu işlemi 4-5 kere yapın ).
    · İki dakika bekledikten sonra ilacı bir kez daha sıkın ve nefes alıp verme işlemini tekrarlayın. Böylece ikinci pufu yapmış olacaksınız.

    Turbuhaler Kullanımı:
    · 6 yaşından büyük çocuklarda kullanılır.
    · Koruyucu kapağı çıkarınız.
    · Turbuhaleri dik olarak tutunuz. Alttaki doz bileziğini sonuna kadar çevirdikten sonra “klik” sesi duyulana kadar tekrar geriye çeviriniz.
    · Nefesinizi dışarıya veriniz, ağız parçasını dişlerinizin arasına yerleştiriniz ve dudaklarınızı kapatınız.
    · Derin ve güçlü bir nefes alınız.
    · Turbuhaleri ağzınızdan çıkarınız ve ağzınızı 10 saniye kadar kapalı tuttuktan sonra nefesinizi veriniz.
    · İkinci bir doz alacaksa kurma işlemini tekrar yaptıktan sonra aynı işlemleri tekrar edin.
    · Koruyucu kapağı yerine takınız.

    Astım Nöbeti Önceden Anlaşılır mı?

    Astım nöbetinin ilk işaretlerini tanıyabilir ve hemen tedaviye başlarsanız, nöbetin gelişini engelleyebilir veya kısa sürede düzelmesini sağlayabilirsiniz.

    Bu işaretlerden bazıları :
    – Öksürük, özellikle gece öksürüğü
    – Burunda su gibi akıntı
    – Gözlerin altında siyah halkalarda belirginleşme
    – Uykuda huzursuzluk
    – Soluk görünme
    – Nezle, grip gibi üst solunum yolu hastalıkları
    – PFM değerlerinde düşme

    Nöbet gelince Ne Yapmalıyım?

    – Nefes alıp verirken ıslık sesi duyulur
    – Göğüs duvarında ( özellikle kaburgalarda, boyunda ) içeri çökmeler oluşur
    – Nefes verme süresi uzar
    – Nefes alma sıklaşır
    – Öksürük veya nefes alırken ıslık sesi duyulması,
    – Gece uyandıran öksürük,
    – Çocuğun bilinen erken nobet işaretlerinin varlığı ( göz altında siyah halkalar, nefes darlığı, sık soluma gibi ),
    Bu gibi belirtiler olduğunda;

    1- Ventolin inhalerin 2 puf veya Bricanyl turbuhalerin 1 kez şeklinde uygulanması gerekir. Etkisi 15 dakika sonra başlayacaktır. Eğer düzelme sağlanmazsa ilacı tekrarlayın.
    2- Bir günde 6 kereden fazla kullanmak veya 4 saatten önce tekrarlamak gerekirse mutlaka hastaneye başvurunuz.

    Hastaneye giderken :

    -Protokol numarasının yazılı olduğu hastane kartınızı .
    -Çocuğunuzun kullandığı ilaçları ( varsa Ventolin nebul’ü )
    -Doktorunuzun verdiği takip formunuzu yanınıza alın.
    -Çocuğunuz yolda sıkışırsa, Ventolin ya da Bricanyl’i mutlaka kullanınız.
    -Sakin olun, unutmayın telaşınız çocuğunuza yarar sağlamayacaktır.

  • Astım nedir?

    Astım nedir?

    Astım akciğerlere kadar olan hava yollarını ( Bronşlar ) etkileyen bir hastalıktır. Bu hava yolları soluduğumuz havayı burundan itibaren akciğerlere kadar ulaştırır. Sağlıklı bir kişide bu soluma olayı kolayca gerçekleşir. Astımlı bir kişide ise bazı dönemlerde soluma zorluğu meydana gelir. Astım atağı sırasında bronşlar ( hava yolları ) daralır ve havanın geçişi zorlaşır. Bu hava yolu daralmasının bazı nedenleri vardır. Bunlar:

    * Bronşları çevreleyen kasların kasılması sonucu hava yollarının daralması
    * Bronşun içini saran zarın şişmesi
    * Hava yollarında mukus ( sümük – balgam ) adı verilen yapışkan bir salgının aşırı salınması ve bu salgının hava yollarını
    yer yer tıkaması

    Astım Nöbetinin Belirtileri Nelerdir?

    Bronşlar daraldığı zaman solunum işini yapmak için daha büyük çaba sarf edilir. Akciğerlere giren hava daralan bronşlardan dışarı çıkarken zorlanır. Hasta bunu nefes darlığı veya göğüste sıkıntı şeklinde ifade edebilir. Bu sırada hasta ıslık sesine benzer (vızıltı) bir ses çıkarır. Akciğere girmiş hava daralmış olan bronşlardan dışarı çıkarken, hasta aşırı zorlanırsa, normalde soluma ( nefes alıp verme ) işi için kullanılmayan boyun, göğüs, omuz ve karın kaslarını kullanır ve daha sık solur.

    Astımın Bulguları Nelerdir?

    * Öksürük. Astımın sık bir bulgusudur. Özellikle gece öksürüğü olur. Egzersiz, soğuk hava öksürüğü arttırabilir. Hava yollarındaki mukus birikimi ve bronşları çevreleyen kasların kasılması nedeni ile olur.
    * Vızıltı. Astım nöbetinin sık karşılaşılan bir bulgusudur. Akciğerdeki hava daralmış bronşlardan dışarı çıkarken zorlandığı zaman nefes verirken duyulur.
    * Sık Soluma. Astım nöbeti sırasında daralmış ve içi mukus ile dolmuş bronşlarda soluk alıp verme işi zorlaştığından hasta daha sık nefes alıp verebilir. Bunu saptamak için çocuğunuzun 60 saniye içinde kaç kez nefes alıp verdiğini sayın; bulduğunuz sayıyı normalde iyiyken olan dakikadaki solunum sayısı ile karşılaştırın.
    * Göğüs Duvarı Derisinde Çekilmeler. Daha ağır astım nöbetlerinde görülen bir bulgudur. Göğüs duvarında kaburgalar arasındaki deri ve boynun önündeki deride içe çekilmeler olabilir. Bu bulgu saptandığında hemen hastaneye başvurunuz.

    Astıma neden olan durumlar ( uyaranlar ) nelerdir ?

    Astımın sebebi tam olarak bilinmese de bu hastalıkta hava yollarının bazı uyaranlara aşırı duyarlı olduğu bilinmektedir. Bu uyaranlar hava yollarını uyararak astım atağı oluşumuna neden olurlar. Bu uyaranları şöyle sıralayabiliriz:

    1. Allerjenler ( allerjiye neden olan maddeler )

    Normal kişilere hiçbir zararı olamayan allerjenlere, allerjik astımı olan bir kişi maruz kalınca bir allerjik reaksiyon olur. Bu reaksiyon sırasında tahriş edici bazı kimyasal maddeler yapılır ve hava yollarındaki dokuların içene salınır. Kişi hem allerjik hem de astımlı ise astım atağı geçirir. Bu allerjenlerin bazıları şunlardır:

    Ev tozu, ev tozu akarları ( böcekler )

    * Çiçek tozları ( polenler )
    * Küf

    Hayvan tüyü

    2. Enfeksiyonlar

    Solunum yolu enfeksiyonları ( grip, nezle ) astımlı kişide hava yollarını uyararak astım atağına neden olabilir. Bu enfeksiyonlar okul ve / veya kreşe giden çocuklarda sıktır.

    3. Hava değişimi

    Mevsim değişimi, hava ısısının değişmesi ( özellikle soğuk hava ) ve nem oranının artması, astımlı bir kişide hava yollarını uyararak astım atağına neden olabilir

    4. Egzersiz

    Astımlı bir kişide egzersiz hava yollarını uyararak astım atağına neden olabilir. Koşma gibi, daha fazla enerji tüketimine neden
    olan yoğun egzersiz türleri, birkaç dakika içinde bir astım atağına neden olabilir. Ancak bu nedenle astımlı çocuklarda egzersizin
    engellenmesi söz konusu değildir. Egzersiz öncesi uygun ilaç alımı ile astım atağı önlenebilir. İyi tedavi edilen astımlı bir çocukta
    egzersiz sonrası belirtiler olmamalıdır. Oluyorsa tedavi planının düzenlenmesi için bu durumu doktorunuza bildiriniz.

    5. Irritanlar ( tahriş ediciler )

    Bazı maddeler duyarlı olan bronşları tahriş edebilir. Bu maddeler şöyle sıralanabilir: Sigara dumanı, hava kirliliği, saç spreyleri, parfümler, temizlik maddeleri ve keskin kokular. Astımlı bir kişinin yaşadığı evin içinde hiç kimsenin sigara içmesine izin verilmemelidir.

    Astımda olabilecek komplikasyonlar nelerdir ?

    * Astım genellikle akciğerlerde kalıcı hasar yapmayan bir hastalıktır. Hastalık çok uzun yıllardan beri var olsa da uygun tedavi ile akciğer fonksiyonları normale yakın olarak korunabilir.
    * Astımda sorun bronşlarda olmasına rağmen bir çok astımlıda üst solunum yolları (burun, boğaz, sinüsler) ve kulaklar ile ilgili problemler eşlik edebilir. Astımlı çocuklarda sıklıkla kronik burun tıkanıklığı olur ve buna bağlı olarak kulak enfeksiyonları ve sinüzit meydana gelir. Buruna yönelik uygun tedavi ile (burun temizliği ve doktorun önerisi ile diğer bazı ilaçlar) bu durumların olması önlenebilir.
    * Astım bazı psikolojik problemlere neden olabilir. Ağır astımı olan çocuklarda okul devamsızlığı, spor etkinliklerine katılamama ve astım atağı sırasında acil olarak hastaneye başvurular bu duruma neden olabilir. Uygun tedavi alan bir çocukta astım kontrol altına alınarak bu problemlerin olması önlenebilir.

    Astım Nasıl Tedavi Edilir?

    Uygun bir tedavi ile astımın bulguları kontrol altına alınabilir. Ancak en etkili tedavi bile astımı tamamen ortadan kaldıramaz. Bunun nedeni hastalığa sebep olan temel bozukluğun tam olarak bulunamamış olmasıdır. Gerekli çevre önlemleri ve ilaç tedavisi ile hastalık kontrol altına alınabilir. Doktorun önerileri, çabaları ve tedavisi hastanın ailesi ve kendisi uyum gösteremezse tek başına yarar sağlamaz. Astım tedavisinin başarılı olması için en önemli nokta doktor ve hasta ailesi arasındaki uyumdur. Tedavi iki bölümden oluşur:

    1. Çevre Düzenlemesi:
    Hastalığın alevlenmesine sebep olan çevresel faktörler varsa, doktorunuz bazı çevresel değişiklikler yapmanızı önerecektir. Bunlar:
    a) Allerjenlerden kaçınma

    Ev tozu akarı
    -Ev tozu akarı gözle görülmez fakat her evde bulunur.
    -Örümcek ve kenelerle akraba olan akarlar insanı ısırmaz ve hastalık bulaştırmazlar.
    -Akarların allerji oluşturan kısımları artıklarıdır. Bu artıklar ağırlıkları nedeniyle pek havada kalmazlar. Ancak ev temizliği yaparken havalanırlar, burundan içeriye girerek allerjiye sebep olurlar.
    -Evde en sık bulundukları yerler yatak, yastık, halı, kanepeler, yatak örtüleri, doldurulmuş oyuncakların içidir.
    -Akarlar insan derisinin döküntüleri ile beslenirler. Bu yüzden yaşamaları için en ideal yer yataklardır.

    Hayvan ( kedi, kuş, köpek ) tüyü ve atıkları
    Allerjenler sadece evde beslenen hayvanlar üzerinde değil, kuştüyü yastıklarda ve hayvan derisinden yapılmış diğer eşyalarda da bulunur.

    Küf mantarı ( rutubet )

    Evde Allerjenlerden Korunmak İçin Alınacak Önlemler Nelerdir ?

    Yatak odasında:
    -Yatak ve yastığı hava geçirmeyen bir materyal ile kaplayın ( Amerikan bezi, sentetik kumaş gibi ).
    -Mümkünse şilteyi yaylı yatak ile değiştirin.
    -Yünlü ve tüylü battaniye kullanmayın.
    -Kuş tüyü yastığı sentetik ( elyaf ) yastıkla değiştirin.
    -Tüm yatak kılıfı, yastık kılıfı, battaniyeleri haftada bir, en az 60 derece suyla yıkayın.
    -Mümkünse halıları kaldırın ve yerleri temiz tutun. Eğer halıyı kaldıramıyorsanız, doktorunuzun tavsiye edeceği maddeler ile temizleyin.
    -Temizlik yapılırken, çocuğunuzu evden uzaklaştırın yada maske takın.
    -Odada toz tutacak fazla eşyayı ( kitap, tüylü doldurulmuş oyuncaklar gibi ) ya odadan çıkarın yada dolaba koyup, kapısını kapalı tutun.
    -Mümkünse klima ( hava serinletici ) kullanın.
    -Evde hayvan beslemeyin; besliyorsanız yatak odasına kesinlikle sokmayın.
    -Evde bir nem ölçer bulundurarak, nem oranını %25 ile %50 arasında tutunuz.
    -İçi doldurulmuş koltuk yerine tahta veya plastik eşya tercih ediniz.
    -Perdelerinizi sentetik materyalden seçin, kadife olmasın.

    Mutfak, banyo ve küflü yerlerde:
    -Sık sık havalandırın ve deterjanla temizleyiniz.
    -Nemli yerlerde halı bulundurmayınız.
    -Lavabo altlarını ve tuvaletin arka kısımlarını temiz ve kuru tutunuz.
    -Hamam böceklerini ve fareleri mutlaka yok ediniz.

    Evin diğer kısımlarında:
    -Mümkünse halıları kaldırınız.
    -Çocuğunuzun sofa, koltuk üzerinde uyumasına izin vermeyiniz.
    -Toz alırken ıslak bez kullanarak tozun havalanmasını engelleyiniz.
    -Evdeki çiçeklerin üzerinde küf olmasın, kontrol ediniz.
    -Mümkünse hava tahliye kısmında ev tozlarını tutarak havaya karışmasını önleyen HEPA filtresi olan elektrik süpürgelerinden birini tercih ediniz.

    b. İrritanlardan Kaçınma:
    · Bu grupta en zarar veren etken sigaradır. Astımlı bir kişinin yaşadığı evde ( evin tüm odaları dahil ) sigara içilmesine kesinlikle izin verilmemelidir.
    · Odun ve kömür sobaları tahriş edici tanecikler ve kokular saldıklarından mümkünse ısınmak için başka bir yola
    başvurulmalıdır.
    · Saç spreyleri, parfümler, temizlik maddeleri, sinek ilacı ve hava kirliliği de tahriş edicidir. Hasta bunlardan etkileniyorsa, mümkünse temas önlenmelidir.

    c. Emosyonlar ( psikolojik stres ):
    Astımlı çocuğun onu destekleyen sıcak ve samimi bir ev ortamına ihtiyacı vardır. Evde yaşayan kişilerin bu kronik hastalığın tedavisine ve kontrol altına alınmasına yaklaşımları iyi yönde olursa, tedavinin başarısı artar.

    2.İlaç Tedavisi:

    I- İnhaler ( hava yolu ile verilen ) Rahatlatıcılar:

    a) Kısa etkili rahatlatıcılar ( Ventolin, Bricanyl ):
    – Bu ilaçlar hava yollarının çeperini saran ve nöbet sırasında kasılan kasları gevşeterek hava yollarını genişletirler.
    – Ağız içine püskürtülen formları ( inhaler ) 15 dakika içinde etki etmeye başlar, 4 saat sonra bu etki kaybolur. Bu nedenle nöbet sırasında ilk kullanılacak ilaç grubudur.
    – Egzersiz yapmadan 15 dakika önce kullanılırsa , egzersiz sırasında gelişebilecek rahatsızlığı engeller.
    -Aşırı dozda kullanılırsa kalp hızını arttırır ( fazla kahve içmiş gibi ). Ellerde titreme olabilir. Çocukta artan yaramazlık izlenebilir.

    b) Uzun etkili rahatlatıcılar ( Serevent, Foradil, Volmax )
    – Oral ( ağız yolu ) veya inhaler ( püskürtme ) formları vardır.
    – Oral yolla kullanılanlar astım atağı sırasında doktorunuzun önerisi ile 3-7 gün süre ile verilir.
    – Inhaler yolla kullanılanlar normal dönemde hasta atakta değilken, gün içinde veya gecelerii uykudan uyandıran nefes darlığı, vızıltı veya öksürük olduğu durumlarda sabah 1 akşam1 kez şeklinde kullanılır.
    – Doktorunuzun önerisi dışında kullanılmaz.

    II- Önleyiciler:

    a) İntal:
    – Koruyucu bir ilaçtır. Gelecek olan nöbeti önler.
    – Hiç bir yan etkisi yoktur.
    – Ancak bu ilaç sıkışıklığı olan cocuğa hiç bir yarar sağlamaz.
    – Başlangıçta günde 4 kere sonra 3 kere kullanılabilir.

    b) İnhaleryolla kullanılan steroidli ilaçlar: ( Pulmicort, Flixotide gibi )
    – Hava yollarındaki şişme ve ödemi azaltır, yapışkan balgamın oluşumunu engeller.
    – Hava yollarının uyaranlara karşı duyarlığının azaltır.
    – Gelecek olan nöbeti önler.
    – Spreyler şeklinde verilen şekli vücut dolaşımına geçmediği için doktorunuzun tavsiye ettiği dozda yan etki göstermez.
    – Ağızda kötü bir tad bırakabilir. Nadiren ağızda pamukcuk oluşumuna yol açabilir. Bunu engellemek için su ile gargara yapmak yeterlidir.
    – Astım tedavisinin en etkili ilacıdır.

    c) Oral( ağız yolu ile ) steroidler ( Prednol, Deltacortril )
    – Hava yollarındaki şişme ve ödemi azaltır.
    – Yapışkan balgamın ( mukus ) oluşumunu engeller
    – Hava yollarının uyaranlara karşı olan duyarlılığını azaltır.
    – Hava yollarının Ventolin, Bricanyl gibi rahatlatıcılara olan yanıtını arttırır.
    – Olabilecek yan etkiler kullanıldığı süre ve dozla ilgilidir.
    – Doktor tavsiyesi dışında kullanılamaz ve doktorunuzun önerdiği süre ve dozda kullanılmalıdır.
    – Astım atağı sırasında püskürtme veya hava yolu ile kullanılan ilaçların yetersiz kaldığı durumlarda doktor tarafından önerilir.
    – Genellikle 3-7 gün süre ile verilir.

    Peak Flow Metre ( zirve akım ölçer ) Nedir ?

    Peak Flow Metre ( PFM ) akciğerlerden dışarıya üflenen havanın hızını ölçen bir alettir. Astım atağı sırasında havayolları daralır ve dolayısıyla akciğerlerdeki hava daha düşük bir hızla dışarıya üflenir. Üfleme hızındaki farklılık ( normale göre ) PFM ile ölçülür. PFM ile ölçülen üfleme hızı astım atağının belirtileri başlamadan önce düşer. Dolayısıyla eğer siz ve çocuğunuz PFM kullanmayı öğrenirseniz çocuğunuzu erken dönemde evde tedavi edebilir, acil servise başvuruyu önleyebilirsiniz. Dört yaşından büyük tüm çocuklar biraz çaba ile PFM kullanmayı öğrenebilirler.

    Kullanım şekli:
    -Çocuk mutlaka ayakta olmalıdır.
    -İbre sıfıra getirilir.
    -Ağız kısmı, dudaklar ile iyice sarılmalıdır.
    -Derince bir nefes alıp ani ve hızlı üflenir. ( Tıpkı yanan bir mumu söndürmek ister gibi )
    -İbrenin gösterdiği sayı okunur.
    -Bu işlem 3 kere tekrarlanır, en yüksek değer Takip Formunda ayrılan yere kaydedilir.

    Günde kaç kere kullanılmalıdır ?
    Biz günde bir kez sabahları ilaç kullanımından önce öneriyoruz. Ancak, sabah ve akşamları yatmadan önce de yapılabilir.
    Sabah değeri her zaman için akşam değerinden düşük bulunacaktır, bu normaldir. Çocuğun rahat olduğu dönemde kullanarak ulaşabileceği en yüksek değeri bulunuz. Bu değerin %20 altına inmesi durumunda tedavi planına göre ilaç kullanımını arttırın. Böyle günlerde çocuğunuzun iyiye gidip gitmediğini anlamak için PFM yi daha sık kullanabilirsiniz. Kısacası bu alet size barometrenin yağmuru haber vermesi gibi, yaklaşan astım nöbeti için erken uyarıda bulunacaktır.

    Küçük Çocuklar İçin :

    · İnhaler ilaçların küçük çocuklarda adaptörlerle (aerochamber veya nebuhaler) verilmesi, verilen ilacın etkisini artırır.
    · Çocuğunuzun ilacı daha kolay almasını sağlar.
    · Daha çok ilacın hava yollarına ulaşmasını sağlar.
    · İlacın kötü tadından oluşacak rahatsızlığı azaltır.
    · Kullanımını kolaydır.

    Adaptörlerin Kullanımı:

    ABLESPACER ( maskeli fanus ):
    · 4 yaşından kadar olan çocuklarda kullanılır.
    · İnhaleri ( ilacı ) salladıktan sonra aerochamber’in maske kısmını çocuğun burun ve ağzını kapatacak şekilde yüzüne yerleştirin.
    · İlacı 1 kez sıkın
    · Maske yüzündeyken çocuğun 5-10 kez nefes alıp verdiğini sayın
    · İki dakika bekledikten sonra ilacı bir kez daha sıkın ve yine çocuğun 5-10 kez nefes alıp verdiğini sayın. Böylece iki puf yapmış olacaksınız.
    Nebuhaler ( maskesiz fanus ) :
    · 4-6 yaş arası çocuklarda kullanılır.
    · İnhaleri salladıktan sonra cam fanusun ucuna yerleştirin.
    · Ağız kısmını dudaklarınızla iyice sarın.
    · İlacı 1 kez sıkın ( 1 Puf ).
    · Derin nefes alıp tutun, 5-7 saniye sonra bırakın ( Bu işlemi 4-5 kere yapın ).
    · İki dakika bekledikten sonra ilacı bir kez daha sıkın ve nefes alıp verme işlemini tekrarlayın. Böylece ikinci pufu yapmış olacaksınız.

    Turbuhaler Kullanımı:
    · 6 yaşından büyük çocuklarda kullanılır.
    · Koruyucu kapağı çıkarınız.
    · Turbuhaleri dik olarak tutunuz. Alttaki doz bileziğini sonuna kadar çevirdikten sonra “klik” sesi duyulana kadar tekrar geriye çeviriniz.
    · Nefesinizi dışarıya veriniz, ağız parçasını dişlerinizin arasına yerleştiriniz ve dudaklarınızı kapatınız.
    · Derin ve güçlü bir nefes alınız.
    · Turbuhaleri ağzınızdan çıkarınız ve ağzınızı 10 saniye kadar kapalı tuttuktan sonra nefesinizi veriniz.
    · İkinci bir doz alacaksa kurma işlemini tekrar yaptıktan sonra aynı işlemleri tekrar edin.
    · Koruyucu kapağı yerine takınız.

    Astım Nöbeti Önceden Anlaşılır mı?

    Astım nöbetinin ilk işaretlerini tanıyabilir ve hemen tedaviye başlarsanız, nöbetin gelişini engelleyebilir veya kısa sürede düzelmesini sağlayabilirsiniz.

    Bu işaretlerden bazıları :
    – Öksürük, özellikle gece öksürüğü
    – Burunda su gibi akıntı
    – Gözlerin altında siyah halkalarda belirginleşme
    – Uykuda huzursuzluk
    – Soluk görünme
    – Nezle, grip gibi üst solunum yolu hastalıkları
    – PFM değerlerinde düşme

    Nöbet gelince Ne Yapmalıyım?

    – Nefes alıp verirken ıslık sesi duyulur
    – Göğüs duvarında ( özellikle kaburgalarda, boyunda ) içeri çökmeler oluşur
    – Nefes verme süresi uzar
    – Nefes alma sıklaşır
    – Öksürük veya nefes alırken ıslık sesi duyulması,
    – Gece uyandıran öksürük,
    – Çocuğun bilinen erken nobet işaretlerinin varlığı ( göz altında siyah halkalar, nefes darlığı, sık soluma gibi ),
    – Flow metre ( PFM ) değerinde düşüş, gibi belirtiler olduğunda;

    1- Bricanyl inhalerin 2 puf veya Bricanyl turbuhalerin 1 kez şeklinde uygulanması gerekir. Etkisi 15 dakika sonra
    başlayacaktır. Eğer düzelme sağlanmazsa ilacı tekrarlayın.
    2- Bir günde 6 kereden fazla kullanmak veya 4 saatten önce tekrarlamak gerekirse mutlaka hastaneye başvurunuz.

    Hastaneye giderken :
    -Protokol numarasının yazılı olduğu hastane kartınızı .
    -Çocuğunuzun kullandığı ilaçları ( varsa Ventolin nebul’ü )
    -Doktorunuzun verdiği takip formunuzu yanınıza alın.
    -Çocuğunuz yolda sıkışırsa, Ventolin ya da Bricanyl’i mutlaka kullanınız.
    -Sakin olun, unutmayın telaşınız çocuğunuza yarar sağlamayacaktır.

    3. İmmünoterapi ( aşı tedavisi )
    Böcek zehiri allerjileri ve allerjik rinit ( saman nezlesi ) gibi allerjik hastalıkların uzun süreli tedavisinde başarı ile kullanılmakta olan bu yöntemin, allerjik astım tedavisinde etkinliği halen araştırılmaktadır. Dikkatle seçilmiş vakalarda uzun vadede yarar görüldüğünü destekleyen çalışmalar mevcuttur. Kliniğimizde, bu tedaviden yarar görme olasılığı yüksek olan seçilmiş astım vakalarında sublingual ( dil altı ) aşı tedavisi uygulanmaktadır. Tedavi en az 3 yıl sürmekte ve hastalar kendileri uygulamaktadırlar.

  • Klorlu yüzme havuzları astım gelişimine neden oluyor

    Yüzme havuzları sıklıkla klor gazı ya da sodyum hipoklorit kullanılarak dezenfekte ediliyor. Klorlu iç yada dış ortam havuzlarında yüzme adolesanlarda alerjik rinit, hava yolu enflamasyonu ve astım gelişimi için risk oluşturabiliyor.

    Solunum yolu alerjileri sıklığı batılı toplumlarda en sık görülen hastalıklardan birisidir. Sıklığı son yıllarda artış göstermektedir.sıklıktaki bu artışın nedenleri halâ tam olarak açıklanamamıştır. Olası nedenler arasında hijyen hipotezinin yanı sıra inhalan alerjenlere sensitizasyonu etkileyen çevresel faktörlere maruziyetteki artış gösterilmektedir.bu çevresel faktörler arasında yüzme havuzlarının dezenfeksiyonunda kullanılan klor bazlı iritanlarda sayılmıştır.

    Yüzme havuzları sıklıkla klor gazı ya da sodyum hipoklorit kullanılarak dezenfekte edilmektedir. Klorin (Cl2), su ile hızlıca reaksiyona girerek hipoklorik asit (HCl) ve reaktif anyonu hipoklorit(ClO-) olan hipoklorozu (HOCL) oluşturur. Çeşitli epidemiyolojik çalışmalarda yüzme havuzu kloruna maruz kalmanın solunum problemlerine yol açabileceğini gösterildi.

    Profesyonel yarışma yüzücülerinin %36-79’unun havayolu aşırı duyarlılığı, %74’ünde rinit, %33’ünde astım geliştiği bulundu. Klinik ve epidemiyolojik çalışmalarda yüzme havuzu çalışanlarında mesleki maruziyetin solunum semptomlarına ve mesleki astıma neden olduğu ileri sürüldü.

    Bernard ve arkadaşlarının yaptıkları epidemiyolojik çalışmalarda klorlu iç ortam ya da dış ortam havuzlarında yüzmenin adolesanlarda alerjik rinit, hava yolu enflamasyonu ve astım gelişimi için risk oluşturduğunu bildirmişlerdir. Zwick ve ark.’da yarışmacı yüzücülerde inhalan alerjenlerine sensitizasyonun kontrollerden daha yüksek olduğunu rapor etmişlerdir.

    Yüzme havuzu kloru ile havayolu alerjisi arasında gözlenen ilişki için birkaç mekanizma ileri sürülmüştür. Birincisi klor ürünleri subepitelyal dentritik hücrelere sunulan alerjen miktarında bir artışa yol açan epitel geçirgenliğini indükleyebilir ve böylece atopik kişilerde sensitizasyonu artırabilir.

    Alerjenlerin, suya Cl2 ya da NaClO eklendiğinde kendi proteinlerine karşı toleransı bozan ya da yeni epitopların ortaya çıkmasına neden olan immünojenite ile sonuçlanabilen, proteinler ile reaksiyon verebilen ClO- gibi oksidanlar için çok önemli hedefler olduğu gösterilmiştir.

    Deneysel hayvan modellerinde yüzme havuzlarında kullanılan sodyum hipokloritin (NaClO) havayolu aşırı duyarlılığına neden olduğu gösterilmiştir. İnfantlarda yapılan bir çalışmada korlu yüzme havuzunda yüzen çocuklarda bronşiyolit, astım ve alerjik sensitizasyon riskinde artış olduğu ileri sürülmüştür.

    Yüzme sağlıklı bir aktivitedir ve astımlı hastaların çoğunda iyi tolere edilmektedir.Bu durum egzersiz sırasında havayollarında da az su ve ısı kaybına yol açarak egzersiz induced bronkospazm riskini azaltan çevresel havanın (yüzme havuzu) yüksek nemi ile ilişkili olabilir. Bu nedenle yaşam kalitesini artırmak ve aerobik kapasiteyi iyileştirmek için astımlı hastalara yüzme önerilmektedir. Ancak astım, havayolu aşırı duyarlılığı, rinit ve alerjik hastalıkların gelişiminde yüzme havuzlarında kullanılan klor ürünlerine maruz kalınmasının etkisine ilişkin artan sayıda veri mevcuttur. Havayolu hastalıklarının sıklığı diğer sporcular ile karşılaştırıldığında profesyonel yüzücülerde daha yüksek olduğu için profesyonel yüzücüler özellikle risk altındadır.

  • Sokaktaki tehlike- polenler- bahar alerjisi

    Bahar ayı ile birlikte alerjik şikayetlerde de artışlar görülmeye başladı. Özellikle üst solunum yoluna ait olanlar; burun, boğaz, kulak, göz şikayetlerinde artış çok daha belirginleşti.

    Bahar nezlesi, saman nezlesi gibi isimleri olan bahar alerjisi; en çok burunu etkiler. Su gibi burun akıntıları, sabah aksırıkları, burun tıkanması, genizde kaşıntı ve dolgunluk hissi, kulakta kaşıntı ve gözlerde sulanma, kaşınma gibi rahatsız edici belirtiler de eşlik edebilir. Hepsi bir arada olabildiği gibi bunların sadece bazıları görülebilir.

    Bahar nezlesi, polen alerjisi ile ilişkili bir hastalıktır. Vücutta alerjik reaksiyonların gelişebilmesi için önce alerjenle karşılaşılır; bağışıklık sistemi onu alıp tanır, hafızasına kaydeder. Daha sonra aynı veya çok benzeyen bir antijenle karşılaşınca; daha önceden tanımladığı bir düşmanı gördüğü için alarm verir. Bu düşmanı yok etmek için savaş başlatır. Bağışıklık sisteminin sinyalleri ile kan dolaşımındaki savaşçı hücreler bölgeye gelir, o alerjeni yok etmeye çalışır. Bunun için salgılanan kimyasal maddeler, bölgede salgıların da artmasına, kılcal damarlardan sızan serum ödem oluşmasına yol açar. Burun akıntısı ve tıkanması, alerjenlerin irrite eden etkileri ile uyardıkları aksırık refleksine yol açar.

    Polenlerin bu alerjik uyarıyı yapabilmesi için belli büyüklükte olması gerekir. Alerjen özellikteki polenler, çıplak gözle çok zor görülebilecek toz zerresi boyutlarındadır. Kavak ağaçlarından salınan kocaman pamuklar havada uçuştuğunda, genellikle o suçlanır. Oysa esas suçlu, görülmeyenlerdir.

    Renkli çiçeklerin polenleri de genellikle nisbeten büyük yapıdadır. Rüzgar etkisi ile çok uzaklara savrulamaz, yere düşer. Sadece yakın temas, çiçek koklamak gibi durumlarda alerjik etki yapabilir. Gösterişsiz, ot, ağaç veya çiçeği de yeşil renkli olan bitkilerde polen alerjisi riski daha yüksektir. Arpa, buğday gibi tarla bitkilerinin polenleri alerjen olabilir. Bu bitkilerin gıda olarak alınmasına engel değildir. Sorun olan; vücudun bu polenleri solunum yolundan almasıdır.

    Her insanın hedef organı farklıdır. Alt solunum yolu daha hassas ise, öksürük, nefes daralması; yani astım belirtileri olur. Üst solunum yolları daha hassas ise, alerjik nezle, göz nezlesi, geniz ve kulak kaşıntısı gibi belirtilere yol açar.

    Peki nasıl korunalım?

    Polen alerjisi olan kişiler, bahar aylarında özellikle kuru ve fırtınalı havalarda zorunlu olmayan açık hava aktivitelerini en aza indirmelidir. Kıra, pikniğe, ormana daha az gitmelidir. Çocuk okula gitmeli, beden eğitimi dersine girmelidir. Sadece ekstraları azaltmak yeter. Tabii bu arada tedaviyi planlayan hekimle de iletişime geçerek uygun koruyucu ve tedavi edici ilaçları kullanmalıdır.

    Sabah güneş havayı ısıttıkça polenler de yavaş yavaş havaya yükselir , öğleye kadar ev hizasına çıkar. Polen alerjisi olan kişinin penceresi açıksa içeri girip şikayete yol açar. Polen alerjisi onlalar, odalarını öğleden sonra havalandırmalıdır.

    Uzun saçlı çocukların gün boyu saçlarının arasına giren polenler, gece yatarken nefes yolu ile içeri girmeye devam edeceği için akşam saçları yıkamak, gündüz saçını sıkı bağlamak veya şapka gibi bir koruyucu ile polenle teması azaltmak yarar sağlayabilir.

    Polenlerin bir diğer giriş yolu göz ise, güneş gözlüğü kullanmak kısmen engelleyebilir. Yüze maske takmak pek tavsiye edilmez. Maskenin iççine hapsolan polenlerin solunum yoluna girmek için daha uzun zaman bulma olasılığı artar.

  • Alerji nedir? Görülme sıklığı ve sebepleri nelerdir?

    İnsan , çevresi ile bir bütündür. Günlük yaşantımızda farkında olarak veya olmayarak pek çok başka canlı ve cansızlarla devamlı temas halindeyiz. Bunların bir kısmı gözle görülemeyecek kadar küçük boyuttadır. Örneğin, nefes alıp verirken ciğerlerimize çektiğimiz hava, mikroskop altında incelenirse, pek çok küçük partiküller içerdiği görülür. Bunlar toz zerrecikleri, bitkisel veya hayvansal kökenli küçük parçacıklar, bizlerin çevreye saldığı egzos gazları, yakıt artıkları gibi kirletici maddelerdir. Bu yabancı maddelerden korunmak için vücudumuzda devamlı bir mücadele vardır. Burun içindeki kıllarla havayı süzmeye başlarız. Yine burun ve solunum yolunun diğer bölgelerindeki koruyucu mekanizma devamlı çalışır. Alınan nefesi ısıtır, nemlendirir ve akciğerlere vücuda uygun hale gelmiş olarak gönderir. Burundan başlayan solunum yolunda salgı bezleri vardır. Bunlar, sudan biraz daha kıvamlı, şeffaf, sümüksü bir salgı yaparlar. Süzülmekten kurtulan yabancı maddelerin bir kısmı da buraya yapışır. Devamlı üretilip dışarı doğru hafifçe akan bu sıvıyı, farkına varmadan yutup, mide asitimizle içindeki yabancı maddeleri yok ederiz. her şeye rağmen yoluna devam edip akciğerlere ulaşan yabancı maddeleri de burada bulunan savaşçı hücreler tarafından yok ederiz. Bu koruyucu hücreler, bazen bu maddeleri içine alıp yok eder, bazen de salgıları ile yok eder. Bu salgılar, solunum yolundan dışarı doğru farkına varılmadan, yutularak yok edilir, veya miktar fazla olduğunda ara ara boğaz temizleme gibi hareketlerle veya küçük öksürüklerle solunum yolundan atarız.

    Bu küçük yabancı maddelerin bazıları, yapılarının özelliği ile koruyucu hücreleri daha fazla uyarır, bazı reaksiyonların gelişmesine yol açar. Bu parçacıklara “alerjen” denir. Alerjenlere karşı oluşan koruyucu mekanizma, bazı insanlarda genetik olarak belirlenerek çok daha şiddetli olur. Öyle ki, bu maddeleri yok etmek amacı ile gösterilen aşırı reaksiyon, kişinin kendisine de zarar vermeye, hastalık şeklinde görülen belirtiler oluşturmaya başlar. İşte alerjen denen bu yabancı maddelere karşı vücudun gösterdiği aşırı tepkiye alerji denir. Bunun bir hastalık boyutuna ulaşması da alerjik hastalıklara yol açar. Alerjenler hangi organı etkiliyorsa, orada oluşan reaksiyonlar, o organın hastalığı şeklinde kendini gösterir. Solunum yolunda olduğu zaman “astım” veya diğer bir söyleyişle “alerjik bronşit”, deri de olursa “egzema” , “ürtiker (kurdeşen)”, burunda olursa “alerjik nezle”, gözde olursa “alerjik göz nezlesi; bahar nezlesi”, barsak sisteminde olursa “besin alerjisi”, ilaçlarla olursa “ilaç alerjisi”, tüm vücudu etkileyen ani ve şiddetli reaksiyon şeklinde olursa “anafilaksi” olarak adlandırılan hastalıklara yol açar.

    Bir maddenin alerjen olabilmesi için vücutta belli bir reaksiyon oluşturacak özelliklere sahip olması gerekir. Bu özellikler, vücuda giriş özelliğine göre değişir. En çok etkileyenler, hava yolu ile vücuda giren alerjenlerdir. Bunlar; bitkilerin üreme tozları olan polenler, küf ve mantar sporları, hayvan tüy ve deri döküntüleri ile salyaları, ev tozu akarı denen ve bizimle içi içe yaşayan çok küçük canlıların bizzat kendileri veya vücut artıkları olabilir. Alerjiyi oluşturan hücreler tarafından tanınabilmeleri ve bunlara karşı reaksiyon gelişmesi için boyutları önemlidir. 5-60 mikron boyutundaki protein yapısındaki maddeler, en çok alerji oluşturan maddelerdir. Bu kadar küçük parçacıklar, havada rahatça uçabilir. Polenler, bu yolla havada yükselir, rüzgarın etkisi ile çok uzak mesafelere kadar savrulabilir. Bazen 100 km. uzaklılara bile ulaşır. Salındığı yerden çok uzaktaki insanlarda alerjiye neden olabilir. Bitkilerin allerjenik özellikleri, polen yapısına bağlıdır. Çiçekli bitkilerin polenleri, genellikle daha büyük, yapışkan özelliktedir. Ağır olan bu polenler havada çok uzun duramaz, uzaklara savrulamaz, yere düşer. Bu bitkilerin üremesi için arı, sinek gibi böceklere ihtiyacı vardır. Ancak onların ayağına yapışan polenler başka bitkilere ulaşarak üremeyi sağlar. Bu nedenle de çiçekli bitkiler, ancak iyice yanına yaklaşıp çiçeği koklandığı zaman poleni ile karşılaşılıp alerjiye yol açabilir. Oysa ot, ağaç, tarla bitkilerinin polenleri, havaya savrularak uzaklara uçabilir.

    Hayvanların tüy ve deri döküntüleri de aynı şekilde etkiler. Mutlaka hayvanla yakın temas gerekmez. Kediler, devamlı yalanarak temizlenir. Yalanma sırasında tüylerine yapışan salya parçacıkları, kuru, hayvan hareket ettiğinde havaya karışır, solunum yolu ile buruna, akciğerlere, direkt temas ile gözlere ulaşır, oralarda alerjik reaksiyonları başlatır. Kuş, kafesinde çırpındıkça tüy ve deri döküntüleri havaya savrulur; yanına yaklaşmayan veya diğer odada bulunan insanlara hava yolu ile ulaşır. Köpeklerin devamlı akıttıkları salyaları, hareket ettikçe dökülen tüy ve kepek şeklindeki deri parçacıkları da bu yolla dağılır.

    Küf ve mantar sporları da alerjendir. Karanlık, sıcak ve rutubetli ortamlarda ürerler. İyiy yalıtım yapılmamış tavan veya duvarda, kışın yeşil-siyah renkte küf oluşur. Oda havası ısındığında, buradan havaya karışır, nefesle vücuda girer. Odanın havalanması yetersizse, pencere ve duvarlarda nemlenme olarak küf üremesine yol açabilir. Yaygın kullanılan buhar makinelerinin sıvı hazneleri sık sık temizlenmezse, burada bekleyen suda küf üreyebilir. Banyo duvarlarında küf üreyebilir. Bunarlın hepsi alerji kaynağı olabilir.

    Mide barsak sistemi ile alerji oluşturan maddelerde durum biraz daha farklıdır. Burada, yenilen veya içilen maddenin protein yapısı, büyüklüğü, farklı etki eder. En sık karşılaşılan gıda alerjisi bebeklerde inek sütü alerjisidir. Burada alerjiye yol açan inek sütünün protein yapısıdır. Bu yapı, barsaklardaki hücreler tarafından yabancı ve zararlı olarak algılanır, yok edilmeye çalışılır. Bu sırada alerjik bünyeli insanlarda oluşan tepki abartılıdır. Sadece bu zararlı maddeyi yok etmekle kalmaz, aşırı tepki kendisine de zarar verir. Salgılanan maddeler barsakta kanama, solunum yolunda astım bulguları, ciltte kaşıntı ve döküntüler gibi farklı şekillerde kendini gösterebilir. Burada alerjiye yol açan protein yapı, sadece inek sütü ile değil, bunu baz alan mamalarla da oluşabilir. Hatta bazen annenin içtiği süt ve süt ürünelrinin protein parçacıkları bile anne sütüyle taşınarak bebekte alerjiye yol açabilir. Burada çok önemli bir ayrıntıya dikkat çekmek gerekir. ANNE SÜTÜ ASLA ALLERJİ YAPMAZ. Anne sütü, alerji nedeniyle asla kesilmemelidir: Tam tersine . annenin diyetini düzenleyerek, bu bebeklere mümkün olan en uzun süre anne sütü verilir. Besin alerjisinin en önemli özelliklerinden birisi de zamanla tolerans gelişerek düzelme şansının çok yüksek olmasıdır.

    Bir alerjenle karşılaşınca ona karşı tepkiler, her insanda olur. Ancak bu tepkiler, kontrol altındadır. Yabancı maddeyi yok edecek kadar olur, orada durur. Bunu kontrol eden kapsamlı mekanizmalar devamlı faaliyettedir. Bazı insanlarda bu kontrol bozulmuştur. İşte bu insanlarda alerji hastalığa yol açar. Bunu belirleyen, ilk sırada kalıtsal özelliklerdir. Bazı insanların kromozom yapılarında farklılıklar vardır. Bu farklılıklar, alerjiye yatkınlığı artırır. Anne veya babadan, çocuğa bu özellik aktarılabilir. Bu nedenle anne veya babasında alerjik hastalık olan çocuklar, daha fazla risk altındadır. Hele anne ve babanın ikisinde birden alerji varsa, o zaman risk daha da büyür. Birbiri ile genetik özellikleri hemen hemen aynı olan tek yumurta ikizlerinden birinde alerji varsa, diğerinde olma riski yüzde yüze yakındır.

    Alerjik hastalıkların oluşmasında tek etken genetik özellik değildir. Alerjenlerle karşılaşıldığında, buna tepki oluşur. Ancak sık sık veya yoğun karşılaşılmazsa, bu tepki zamanla hafifler, yatışır, hastalık boyutuna ulaşmadan yok olur. Yoğun miktarda alerjenle, sık sık karşılaşma olursa, bir yerde tolerans sınırını geçer ve hastalık olarak ortaya çıkar. İşte bu nedenle alerjenlerden korunma önemlidir. Zaten aşırı alerjik tepki vermeye programlanmış bir bünye alerjenlerle sık karşılaşırsa, hastalık boyutuna ulaşan tepkiler de daha erken yaşlarda ve daha şiddetli olarak ortaya çıkabilir. Yaşanılan bölgede alerjenlerin fazla olması, karşılaşma riskini, dolayısıyla da hastalık gelişme riskini artırır. Bu faktörlerin de etkisi ile, alerjik hastalıklar her ülkede farklı sıklıkta görülür. Hatta her ülkenin farklı bölgelerinde, yaşam şeklinin değişikliklerine göre de değişir. Her ülke, kendi ortalamasını hesaplamaktadır. Kuzey Avrupa ülkelerinde alerjik hastalıklar çok yaygındır. Şehir merkezlerinde, kırsal kesime göre daha yaygındır. Ülkemizde de alerjik hastalıklar pek çok ülkeye benzer rakamlardadır. Ortalama %10 civarında olup; bu rakam çok yüksek bir rakamdır. Yani yaklaşık her 10 kişiden biri alerjiktir. Her alerjik hastalık için ayrı ayrı bakılırsa; astım için %7-8, alerjik nezle için % 12-15 gibi rakamlar görülebilir. Daha ılıman ve nemli iklime sahip, daha fazla bitki içeren bölgelerde, polen alerjisi görülme riski daha fazladır. Ülkemizde Karadeniz bölgesi bu açıdan en çok polen alerjisi görülen bölgedir. Bu bölgede yaşayan herkes alerjik değildir. Çünkü çevresel faktörler tek başına yeterli değildir; genetik yatkınlık, yani doğuştan alerjiye hazır olmak da belirleyici bir özelliktir. İşte bu genetik yatkınlığı bulup, düzelterek alerjik hastalıkları tedavi etmek bilimin temel hedeflerindendir. Vücutta, kalıtsal özelikleri belirleyen, şifre yumağı şeklinde, “kromozom” denen en küçük birimler söz konusudur. İşte bu kromozomların şifre yapısı, her bireyde belirlenmiştir. Sıra sıra dizilmiş zincirler şeklindedir. Bu sıraların bozulması, hastalıklara yol açar. Her insanda, bu birimlerden 46 çift vardır. Bu 46 çift, o insanın özelliklerini belirler. Hastalığı oluşturan, kromozomlar üzerinde bir tek noktada bozukluk şeklinde değildir. Farklı kromozomların farklı bölgelerinde bozukluklar olabilir. Devamlı yeni bir bozukluklar tanımlanmaktadır. İşte bu nedenle henüz bu genetik yatkınlık denen kısım tam olarak düzeltilememektedir. Bu konuda çalışmalar halen sürmektedir.

    Hastalığın ortaya çıkmasında sadece genetik yatkınlık ve çevresel alerjenlerle karşılaşma değil, başka etkenler de söz konusudur. Bunlar içinde en önemlisi, alerjenlerin vücuda girişini kolaylaştıran, vücudun direncini ve savunma mekanizmalarını bozan, aslında kendisi alerjen olmadığı halde alerjiyi destekleyen çevresel koşullar da vardır. Bunlar içinde en önemlisi sigara dumanıdır. Özellikle pasif içicilik; çocukları çok etkileyen bir faktördür. Anne- baba veya çevresindeki büyüklerin keyif uğruna içerek dumanını ve zehirlerini saldığı havayı soluyan çocuk, bütün hayatını etkileyecek hastalıkların kucağına itilmektedir. Çocukların, sigara dumanının zerresine bile maruz kalmaması gerekir.

    Enfeksiyon hastalıkları da vücut direncini düşürerek alerjik hastalıkların gelişmesine katkıda bulunabilir. Son yıllarda bunun tersine bir tez de ileri sürülmektedir. Enfeksiyonların, alerjiden koruduğunu savunan bir görüş de vardır. Her ne olursa olsun, enfeksiyon hastalıklarından korunmak, yaşam kalitesini artırmak açısından da önemlidir. Ülkemizde ne yazık ki çok yaygın olan antibiyotik ilaç kullanımı da önemlidir. Gereksiz kullanılan antibiyotikler, karaciğer, böbrekleri yorduğu gibi, vücudun savunmasında görev yapan faydalı mikropların da ölmesine, savunmanın zayıflamasına yol açabilir. Bu ilaçlara karşı zararlı mikroplarda direnç gelişmesi, bu mikropların daha ağır hastalıklar yapmasına yol açar. Bağışıklık sisteminde oluşacak her türlü zayıflık, alerjik hastalıkların gelişmesine katkıda bulunacak bir etkendir.

    KORUNMA İÇİN ANNE VE BABALARA ÖNERİLER

    ALLERJENDEN VE EV TOZUNDAN ARINDIRILMIŞ YATAK ODASI HAZIRLANMASI

    Allerjik hastalıkların tedavisinde en önemli yaklaşım, allerjenlerden korunmadır. Günün önemli bir kısmının geçtiği yatak odasında yapılacak bazı küçük değişikliklerle önemli oranda korunma sağlanır. Bu konu özellikle çocuklarda çok önemlidir. Korunulacak allerjenler; ev tozu, kıl, toz, eski eşyalara ait lifler, varsa evdeki hayvanlara ait deri ve tüy döküntüleri ile en önemlisi de ev tozu akarcıkları (mite) denilen mikroskobik düzeydeki canlılardır. Yapılacak önlemler şöyle özetlenebilir:

    Odada ev tozu tutulmasına neden olabilecek fazla eşya bulundurmayınız.

    Kapalı bir dolapta günlük ihtiyacı giderecek kadar çamaşır ve giyecek bulundurunuz, odayı dolap ve yüklük olarak kullanmayınız.

    Yün, kuştüyü, kıtık ve benzeri maddelerle doldurulmuş yatak, yastık, yorgan ve minder kullanmayınız. Pamuk, sünger, sentetik, kauçuk, keten olabilir.

    Yatak örtüsü olarak yıkanabilir bir kumaştan örtüler kullanınız. Fitilli ve tüylü kumaşlar kullanmayınız. Yatak örtüleri ve yastıkları en az ayda bir kez yıkayınız.

    Yastık, yorgan çarşaf ve battaniyeleri her hafta havalandırıp silkeleyiniz, çarşaf takımlarını en az haftada bir kez değiştiriniz.

    Odada mümkün olduğunca kumaş kaplı eşya tutmayınız. Su ile temizlenebilen plastik veya deri kaplı, metal ve tahta sandalyeler kullanınız.

    Zemin tahta olmalı, veya mümkünse marley veya muşamba ile döşenmelidir. Yerde sentetik kilim kullanılabilir.

    Pencereler için ince pamuklu veya sentetik perdeler tercih ediniz, kirlendikçe yıkayınız. Yıkama için deterjan yerine sabun ve sabun tozu tercih ediniz.

    Yatak odasının kapısını kapalı tutunuz. Özellikle polen mevsimi ve hava kirliliğinin arttığı dönemlerde pencereleri açmayınız.

    Odayı haftada 1-2 kez nemli bir bezle siliniz. Temizlik sırasında hasta odada olmamalıdır.

    Odada sadece plastik, metal, tahta, sentetik gibi yıkanabilir tür oyuncakların bulunmasına izin veriniz.

    ALLERJİK HASTALARIN UYMASI GEREKLİ KURALLAR

    Yün, tüy ve otla doldurulmuş koltuk, yatak, şilte ve pufları evden uzaklaştırınız.

    Sentetik veya pamuklu halı, kilim ve perdeler kullanınız. Yün olanları evden uzaklaştırınız. Ahşap ve metal mobilyaları tercih ediniz.

    Mantarlar (küfler), karanlık ve nemli yerlerde kolayca üreyebilir. Bu nedenle ev güneş görmeli, rutubetsiz ve aydınlık olmalıdır.

    EVİN İÇİNDE SİGARA İÇİLMESİNE KESİNLİKLE İZİN VERMEYİNİZ.

    Evde evcil hayvan bulundurmayınız.

    Yatak odasında çiçek bulundurmayınız. Evdeki süs bitkilerini en aza indiriniz.

    Hastanın yanında kolonya, parfüm, oda ve saç spreyi kullanmayınız.

    Hastalara boya ve katkı maddesi içeren, baharat içeren, aşırı mayalandırılmış ve konserve edilmiş yiyecekler, kakaolu yiyecekler, yağlı kuruyemişler vermeyiniz. Boyalı şekerler, boyalı sakızlar, meşrubat, hazır meyve suları, sulandırılarak hazırlanan meyve tozları, meyveli süt, tarhana, ketçap, mayonez, salam-sucuk-sosis-pastırma vermeyiniz.

    Her türlü taze et, sebze, meyve. İçine kakao, susam, fındık, fıstık, ceviz gibi yağlı tohumlar koyulmamış her türlü pasta, börek, çörek, evde pişen yemekler verilebilir. Taze meyve suyu, ayran, süt, çay, ıhlamur, limondan yapılmış limonata SERBEST OLARAK VERİLEBİLİR.

    *****Önemli not: Besin yasakları ömür boyu sürmeyecektir. Hastalığın seyrine göre belirlenen bir zamanda yavaş yavaş serbestleştirilecektir.

    Hastaları enfeksiyondan koruyunuz. Ateşli hastalarla temas ettirmeyiniz. Ateşli hastalıklarında hemen doktora götürüp tedavi ettiriniz. Rastgele ilaç kullanmayınız.

    Muayene, test ve aşı için verilen gün ve saatlere titizlikle uyunuz.

    Aşı tedavisi sırasında gerektiğinde ilaç kullanılabilir. İlacını kullanınız.

    Allerjik hastalıkların tedavisinde alınacak iyi sonuçların uzun süreli dikkatli bir takip, sabır, titizlik, ve iyi bir hasta-hekim ilişkisi gerektirdiğini unutmayınız.

  • Saman nezlesi mevsimi açıldı

    Baharın gelişi, saman nezlesi olarak bilinen alerjik riniti tetikliyor. Bütün dünyada en sık rastlanan alerjik hastalıklardan biri olan “Saman Nezlesi”, kontrol edilemediğinde ASTIM’a neden olabiliyor.

    “Alerjik Rinit”e dikkat çekmek ve önemine vurgu yapmak amacıyla, Amerika’da Nisan ayı “Alerjik Rinit Farkındalık Ayı” dır. Bu hastalık ülkemizde saman nezlesi olarak biliniyor ve kontrol edilmediğinde astıma varan sonuçlar doğuruyor. Adından da anlaşılacağı gibi alerjik rinit; toplumumuzdaki bir diğer adıyla saman nezlesi, burunda bulgular oluşturan bir hastalıktır. Solunan havada bulunan alerjenlere, burun mukozasının temas etmesiyle ortaya çıkar. Alerjik rinit bulguları alerjik olunan maddeye göre, sadece bazı mevsimlerde ortaya çıkabileceği gibi (ağaç, çayır çimen ve yabani ot alerjileri) yıl boyunca da sürebilir. Burun mukozasının sağlıklı olması, akciğerlere kaliteli ve temiz bir hava gitmesi için çok önemlidir. Alerjik rinitte burun içi etler şişer, burun havayı temizleme, ısıtma, filtre etme gibi fonksiyonlarını iyi yapamaz hale gelir. Burun; akciğer bronşlarıyla çok benzer yapıya sahiptir. Dolaylısıyla da burun ve akciğerler bir bütündür, aralarında kuvvetli bağlantılar vardır ve birbirlerini olumlu ve de olumsuz oldukça çok etkileyebilirler. Alerjik rinit kontrol edilemediğinde ortaya çıkan en önemli kompilakasyon, hastalığın aşağıya inmesiyle ortaya çıkan ASTIMDIR.

    Alerjik rinit belirtileri; burun akıntısı, kaşıntısı, tıkanıklığı, arka arkaya gelen hapşırma, kulaklarda tıkanıklık ve kaşıntı, boğaz ağrısı, boğazda kaşıntı, geniz akıntısı hissi, öksürük, baş ağrısı, gözlerde kaşıntı ve kızarıklık, işitme problemleri, ses kısıklığı ile kendini gösterir. Ailede alerjik rinit, astım, egzama, besin alerjisi olanların ve sigara dumanına maruz kalanlar risk altındadır. Bitkilerin erkek üreme hücresi olan polenler, rüzgâr yoluyla 500 km uzağa kadar uçuşabilirler ve ulaştıkları yerlerde döllenmeyi sağlayarak, bitkilerin çoğalmasına neden olurlar. Çayır, tahıl, ağaç ve yabani otlar en önemli polen kaynağıdır. Ağaç polenleri Şubat-Nisan aylarında, çayır polenleri Mayıs-Temmuz aylarında, yabani ot polenleri ise en çok Ağustos-Ekim ayları arasında yayılma gösterir. Gün içerisinde sabah saatlerinde polen düzeyi daha çok yoğunlaşır. Nemli ve rutubetli havalarda azalırken kuru ve güneşli havalarda polen düzeyi artar. Baharla birlikte sürekli hapşırma, burun akıntısı ve tıkanıklığı, geniz akıntısı, kuru öksürük, boğaz, burun ve kulakta şiddetli kaşıntı ya da gözlerde kaşıntı ve sulanma gibi belirtilerle kendini gösteren saman nezlesi ( Alerjik rinit ); önlem alınmazsa ileri ki dönemlerde yorgunluk, iştahsızlık, sinirlilik, baş ağrısı, sinüzit, orta kulak iltihabı, bronşit veya astım gibi hastalıklara dönüşebilir.

    Saman Nezlesinden Korunmak İçin Neler Yapılmalı?

    Her hastalıkta olduğu gibi alerjik rinit’te de en önemli tedavi doğru teşhistir. Geçmeyen veya sık sık burun problemi yaşayan çocukların mutlaka çocuk alerji uzmanı tarafından değerlendirilmesi, sebep olan alerjenin bulunması gerekir. Yapılması gerekenleri sıralarsak,

    Dokunan alerjenin bulunması,

    Organik ve sağlıklı beslenilmesi,

    Solunan havanın temiz olmasına dikkat edilmesi,

    Özellikle yatak odasının ev tozları, evcil hayvan ve küf mantarı alerjenlerinden uzaklaştırılması,

    Yatak, yorgan ve döşeğin yün ve tüy olmaması,

    Yatılan odanın sade ve boş olması,

    Polen mevsiminde havalandırma işlemlerinin saat 05.00 ile 10.00 arası yapılmaması,

    Polen mevsiminde açık havada çok bulunulmaması,

    Her gün aksam eve gelindiginde mutlaka duş alınması ve bütün kıyafetlerin değiştirilmesi,

    Dışarı çıkarken gözlük ve şapka takılması,

    Gün içinde dışarıda giyilmiş günlük kıyafetlerin yatak odasında bulundurulmaması,

    Korunmak her zaman için önemlidir ama yetmez, hastalığın yok olması için en etkili tedavi “Alerjik Aşı” dır. Alerji testinden sonra, doktor kontrolünde vücuda, gittikçe artan dozlarda yapılan aşı tedavisi, alerjik rinitin iyileşmesinde çok başarılı sonuçlar elde edilmesini sağlar.

  • En ideali deniz kenarı tatili

    En ideali deniz kenarı tatili

    Bol bol tuzlu suda yüzmek ve tuzlu su buharı solumak tüm havayollarına ilaç gibi geliyor. Astımlı çocuklar için en ideal tatil seçeneğini deniz kenarı oluşturuyor. Havuz açık alanda bile olsa, aşırı sıcak havalarda buharlaşan klorun kimyasal yapısı, astım hastalarının ataklarını tetikleyebiliyor.

    Astım hastalığı, tekrarlayan bronş daralmasıyla seyreden kronik bir akciğer hastalığıdır. Alerjik olabildiği gibi, alerji dışı nedenlerden de kaynaklanabilmektedir. Çocuk hastaların çoğu, alerjik astımdır ve bu nedenle çocuklarda astım ve alerjik bronşit eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Hem alerjik hem de alerjik olmayan astımda, bronşlarda oluşan hassasiyet dış etkenlere bağlı olarak gelişirken, sigara dumanı, kimyasal kokular, küf, hava kirliliği gibi etkenler astımlı bireyde öksürük, hırıltı, nefes darlığı gibi şikayetlerin alevlenmesine neden olmaktadır.

    Bir akciğer hastalığı olan astıma bağlı şikayetler sıcak ve rutubetli havalarda artar. Bu nedenle astım hastaları için en doğru seçim deniz tatilleridir. Yüzmenin, tuzlu su buharı solumanın tüm hava yolları için doğal bir ilaç olduğu unutulmamalıdır. Kış boyu tıkanan ve enfeksiyonlarla mücadele eden hava yolları, doğal tuzlu suyun etkisiyle açılıyor. Havuz suları çoğunlukla klorla dezenfekte ediliyor ve açık havuz olsa bile aşırı sıcak havada buharlaşan klorun astım ataklarını tetikleyici etkisi olmasından dolayı tavsiye edilmiyor. .

    Tatile Giderken Dikkat Edilmesi Gerekenler

    Kısa süreliğine de olsa evimiz olarak kullanacağımız konaklama alanlarına dikkat etmelisiniz. Özellikle astımlı çocukların %90’ının ev tozuna karşı alerjisi olduğunu, tozun da en çok halıda biriktiği göz önünde bulundurmalısınız. Konaklama yapılacak mekanın halı kaplı olmamasına özen gösterilmesi gereklidir. Astımlı kişilerin özel eşyalarını da tatile yanında getirmesi önemli bir detaydır. Anti alerjik yatak kılıfı gibi özel eşyaların kullanımına tatil süresince devam edilmesi, olası olumsuz durumları engelleyecektir.

  • Astım hastaları için tatil önerileri

    Astım hastaları için tatil önerileri

    Astımlı çocuklar için en ideal tatil seçeneğini deniz kenarı oluşturuyor. Bol bol tuzlu suda yüzmek ve tuzlu su buharı solumak tüm havayollarına ilaç gibi geliyor. Ancak, havuz açık alanda bile olsa, aşırı sıcak havalarda buharlaşan klorun kimyasal yapısı, astım hastalarının ataklarını tetikleyebiliyor.

    Astım hastalığı tekrarlayan bronş daralmasıyla seyreden kronik bir akciğer hastalığı olup, alerjik olabildiği gibi alerji dışı nedenlerden de kaynaklanabiliyor. Çocuk hastalarının çoğu, alerjik astımdır. Bu nedenle çocuklarda astım ve alerjik bronşit eş anlamlı olarak kullanılıyor. Hem alerjik hem de alerjik olmayan astımda, bronşlarda oluşan hassasiyet dış etkenlere bağlı gelişir, sigara dumanı, kimyasal kokular, küf, hava kirliliği gibi etkenler astımlı bireyde öksürük, hırıltı, nefes darlığı gibi şikayetlerin alevlenmesine neden olur.

    Bir akciğer hastalığı olan astıma bağlı şikayetler sıcak ve rutubetli havalarda artar, bu nedenle astım hastaları için en doğru seçim deniz tatilleridir ve yüzme, tuzlu su buharı solumak tüm hava yolları için doğal bir ilaçtır. Kış boyu tıkanan ve enfeksiyonlarla mücadele eden hava yolları, doğal tuzlu suyun etkisiyle açılıyor. Havuz suları çoğunlukla klorla dezenfekte ediliyor ve açık havuz olsa bile aşırı sıcak havada buharlaşan klorun astım ataklarını tetikleyici etkisi olmasından dolayı tavsiye edilmiyor.

    Tatile Giderken Dikkat Edilmesi Gerekenler

    Kısa süreliğine de olsa evimiz olarak kullanacağımız konaklama alanları çok önemlidir. Özellikle astımlı çocukların %90’ının ev tozuna karşı alerjisi vardır, tozun da en çok halıda biriktiğinin göz önünde bulundurulması, konaklama yapılacak mekanın halı kaplı olmamasına özen gösterilmesi gerekmektedir. Astımlı kişilerin özel eşyalarını da tatile yanında getirmesinin önemli unutulmamalıdır. Anti alerjik yatak kılıfı gibi özel eşyaların kullanımına tatil süresince devam edilmesi, olası olumsuz durumları da engelleyecektir.

  • Alerjik bir çocuğun evi nasıl olmalıdır?

    Alerjik bir çocuğun evi nasıl olmalıdır?

    Alerji doğumdan itibaren başlayıp zamanla şekillenen bir süreçtir. İlk 3 yaşta en yoğun gıda alerjisine bağlı alerjik egzama ile kendini gösteren hastalık zamanla çocuğun ev tozu, hayvan atıkları veya küf mantarları gibi ev içi alerji yapıcı maddelere teması arttıkça şekil değiştirir. Okul çocukluğunda daha çok ev tozu alerjisine bağlı alerjik nezle ve alerjik astım tablosu görülür. Ergenlik yaklaştıkça mevsimsel polen alerjisi de eklenir sürece.

    Özetle; alerji zannedildiği gibi büyüdükçe geçmez; tam tersine artarak seyreder. Bu yüzden erken çocukluk döneminde alerjiyi olmadan engellemenin ve oluşmuşsa da daha fazla ilerlememesinin yolları aranmalıdır. Alerji çoğunlukla genetik bir hastalıktır. Zamanla alerji yapıcı maddelere temas ile şekillenir. Bu nedenle ailesinde alerji hikayesi olan çocukların daha doğumdan itibaren buna uygun bir evde yaşaması alerjiyi engellemek adına çok önemlidir. Bir kez alerji oluşmuşsa o zaman zaten alerjik olunan maddeden uzak durma mümkün olan en sıkı şekilde uygulanmalıdır.

    Günümüzde en sık rastlanan alerji tipi ev tozu akar alerjisidir (%90). Ev tozu alerjisi çoğunlukla alerjik nezle ile beraber alerjik astım bronşite neden olur. Tedavide ana hedef hastanın çevresindeki ev tozu akar miktarını en aza indirmektir. Bu yönde ev içinde alınması gereken bir dizi önlem vardır. Bu önlemlerin içinde en önemlisi evden halıların kaldırılmasıdır. Dokuma halılar, ister elde ister fabrikada dokunmuş olsun, ister sentetik isterse yün olsun, ev tozu akarları için önemli bir yaşam alanı oluşturmaktadır. Ev tozu akarları insan atıkları ile beslenen, sıcak ve nemli ortamları seven, gözle görülmeyen mikroskopik canlılardır. Bu canlıların vücut parçacıkları ve dışkıları havaya karıştığında alerjiye neden olur. Akarlar bakteri değildir. O nedenle anti-bakteriyel halılar ev tozu akarından korumaz. Ev tozu alerjisinde hava temizleyiciler fayda sağlamaz. Halıları yerde dururken elektrik süpürgesiyle yıkamak alerjenin uzaklaştırılmasına fayda sağlamadığı gibi bir de halıyı nemlendirerek akarların daha fazla yaşamasına neden olur. Buharlı temizlik robotları yüksek ısıyla akarları öldürür; ancak dışkı parçacıklarını uzaklaştırmada yetersiz kalır. Halı yerine çamaşır makinesinde yıkanabilecek ince örgü kilimler kullanılmalıdır. Kilimler 60 derecede yıkandığında hem ev tozu akarları ölür; hem de akarların dışkı parçacıkları suyla uzaklaştırılmış olur.Ev tozu akarları nemli iklimlerde ürerler. Ev içi nem oranının %50’yi geçmemesinin sağlanması gerekir. Ev içi havasının nemi %50’den yüksek ise havanın nemini alıp suya çeviren nem giderici aletler kullanılabilir. Temizliğin HEPA filtreli özel süpürgelerle yapılması gerekir.

    Alerjisi olan veya alerji olma olasılığı olan çocukların evinde rutubet olmamalıdır. Sıvadan veya herhangi bir su kaçağından duvar içine sızan suyun yarattığı rutubet evde ciddi anlamda hava kirliliği yaratmaktadır. Bu alanların kurutulması gerekir. Benzer şekilde ev içi hava kirliliği yapan madde sigaradır. Alerjik bir çocuğun evinde sigara kesinlikle içilmemelidir. Mutfak, cam önü gibi alanlarda sigara içmek çocuğun etkilenmesini azaltmayacaktır. Sigaranın tamamen ev dışında içilmesi şarttır.

    Çocuk ve yetişkinlerde ev tozu alerjisi tedavisinin temelinde bu önlemler yatmaktadır. Bu temelin üzerine, alerjik olunan maddenin artan miktarlarda dil altından vücuda uygulanması prensibiyle çalışan “dil altı damla aşı tedavisi” (sublingual immunotherapy) hastalığı kökten çözme yolunda çok büyük başarı sağlamaktadır.

  • Hava nemlendiricileri gerekli midir?

    Hava Nemlendiricileri Gerekli midir?

    ‘Her çocuklu eve bir tane lazım mı? Bu cihazlar gerçekten işe yarıyor mu? Yoksa bize mi öyle geliyor? Hava nemlendiricilerinin zararlı etkileri olabilir mi?' İşte bu yazıda bu sorulara cevap vermeye çalışacağım.

    Hava nemlendiriceleri üst solunum yolu enfeksiyonlarında ya da bronşiolitte işe yarar mı?

    Bilimsel çalışmalara baktığınızda çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları sırasında hava nemlendiricilerin kullanımının işe yaradığını söylemek zor.

    Bronşiolitli bebeklerde , çocuklarda nefes borularında balgam ve spazm oluyor. Bu hastalarda nefes borularındaki spazmı giderici ilaçların yanı sıra, buhar tedavisi özellikle düşük gelirli ülkelerde halen yaygın olarak kullanılan kolay erişilebilir ve ucuz bir tedavi. Buhar tedavisinin bronşiolitli hastalarda hava yolarındaki balgamın temizlenmesine yardımcı olabileceği düşünülmüş. Ama çalışmalar bu hastalarda soğuk ya da sıcak buhar tedavisinin bir faydası olmadığını göstermiş ve rutin kullanımı önerilmiyor.

    Soğuk Buhar Krup enfeksiyonunda işe yarar mı?

    Çocuğunuz gecenin bir yarısı havlar gibi öksürmeye mi başladı? Muhtemelen krup denilen bir enfeksiyon geçiriyordur. Üst hava yollarında ses tellerimizin olduğu bölgede viral enfeksiyon nedeni ile oluşan şişlik (ödem) sonucunda bu bulgular ortaya çıkar. Buhar tedavisi özellikle soğuk buhar tedavisi, eskiden kruplu çocukların tedavisinde hastanelerde çok yaygın kullanılır evde de kullanılması önerilirdi. Ama yapılan çalışmalar krup tedavisinde buhar tedavisinin çocuğun şikayetleri üzerinde anlamlı bir iyileşmeye neden olmadığını göstermiş.

    Alt solunum yolu enfeksiyonlarında ( zatürre) tedavisinde soğuk ya da sıcak buhar tedavisinin yeri var mı?

    Bu konu ile ilgili de çok az sayıda çalışma var ve bu çalışmalar da diğer solunum yolu hastalıklarında olduğu gibi zatürrede de hava nemlendiricilerinin pek de bir faydası olmadığını göstermiş.

    Hava nemlendiricileri ne işe yarayabilir ?

    Nem havadaki su buharı miktarıdır. Havadaki nem oranı mevsime, nerede yaşadığınıza ve hava koşullarına bağlıdır. Genellikle havadaki nem yaz aylarında yüksektir, kış aylarında düşüktür. İdeal olarak bir evde nem oranı % 30- 50 civarı olmalıdır. Her şeyde olduğu gibi havadaki nemin fazlası da azı da iyi değildir.

    Düşük nem deride kuruluğa yol açar burun ve boğazı rahatsız eder, gözlerin kaşınmasına yol açar. Evet teorik olarak hava nemlendiricileri burun ve sinusleredeki kuruluğun, üst solunum yolu tıkanıklığının giderilmesinde faydalı olabilir. Ama çocuğunuz hastalandığında bu cihazları kullanmanın bilimsel olarak kesin bir faydası yok.

    Ayrıca cihazları kullanır iken dikkatli olunması gerekir eğer nem düzeyi olması gerekenin üzerinde ise ya da hava nemlendirici cihazların bakımı gerektiği gibi yapılmıyor ise çocuğunuzu iyileştireceğine da ha da hasta olmasına neden olabilir.

    Soğuk ve sıcak buhar hava nemlendirme cihazları olmak üzere iki çeşit cihaz vardır. Soğuk buhar hava nemlendiricileri: Bu makinelerdeki buhar ısıtılmadığı için çocuğun suyun dökülmesi ya da yüzünü buhara yaklaştırdığında yanması gibi sorunlar olmaz. Ama soğuk buhar makinelerindeki en büyük sorun soğuk su bakteri ve küflerin üremesi için harika bir ortam oluşturmasıdır. Bu neden ile hava nemlendiricinin her gün önerilen şekilde su ve sabun ile yıkanması önerilmektedir. İyi temizlenmeyen cihazlar enfeksiyon kaynağı olabilir.

    Ayrıca soğuk buhar hava nemlendiricilerinin distile su kullanılması önerilmektedir. Musluk suyu eşitli mineralller içerir bu mineraller hava nemlendiricisinin içinde birikerek mikropların yerleşmesini kolaylaştırır. Buhar makinesi çalıştırıldığında bu mineraller mobilyalarınızın üzerinde beyaz toz şeklinde görebilirsiniz. Bu minerallerin solunması çocuklarda sorunlara yol açabilir.

    Sıcak Buhar hava nemlendiricleri: Bu cihazlarda bakteri ve küf üremesi daha zordur fakat yanık riski vardır.Bu neden ile özellikle küçük çocukların bulunduğu ortamlarda kullanılmaması önerilir.

    Hava nemlendiriciler zararlı olabilir mi?

    Ev içerisindeki fazla nem halılarda ya da ev içindeki başka alanlarda küf mantarlarının, zararlı bakterilerin ve ev tozu akarlarının üremesinde artışa neden olabilir.Özellikle astımı olan çocuklarda bu durum astım şikayetlerinin kötüleşmesine yol açabilir.

    Çocuğunuzun astımı yoksa bile eğer yeterince iyi temizlenmemiş ve havaya mikrop yayan bir buhar makinesi var ise cihazının kendisi üst solunum yolu enfeksiyonları benzeri şikayetlere hatta akciğer enfeksiyonlarına neden olabilir.

    Özellikle yaz aylarında iç ortamdaki nemin yoğun olduğu zamanlarda nemi azaltmak için ne yapabiliriz?

    Havadaki fazla nemi alan cihazlar vardır, aslında bu cihazlar aynı klimalar gibi çalışır ama soğutucu etkisi yoktur. Özellikle bodrum katları gibi nemin önemli sorun olduğu alanlarda kullanılabilir. Nemi azaltmak için klima da kullanılabilir. Klimalar havayı ideal ve sağlıklı bir düzeye kadar kurutur.