Etiket: Hava

  • Bahar Yorgunluğundan Kendi Terapistiniz Olarak Çıkın

    Bahar Yorgunluğundan Kendi Terapistiniz Olarak Çıkın

    Yavaş yavaş doğanın deri değiştirmeye başlaması ile bir çok kişide bahar yorgunluğu diye tabir edilen somatik (bedensel) yakınmalar ve psikolojik değişimler görülmektedir.

    Aslında olan şey insanın değişime gösterdiği dirençtir. Hava değişimi, mevsim değişimi, bitki örtüsü değişimi, beden ısısı değişimi gibi birçok farklı alanda kendini gösteren değişime uyum için gereken zaman geçene kadar değişimin getirdiği strese bağlı kişide yorgunluk, isteksizlik, iştah değişimi, sinirlilik, ani duygu değişimi gibi semptomlar görülebilir.

    Bu etkilerin kimde ne kadar görüleceği, kimi ne kadar etkileyeceği kişinin mizacı ve genel ruh haline bağlıdır.

    Geçiş dönemlerini zor atlatmak kişiyle ilgili bir ipucu verebilir ve kişinin güçlendirmesi gereken yönleri olduğunu fark etmesini sağlayabilir.

    Bahar yorgunluğundan muzdarip kişilere verebileceğim tavsiyelerden ilki; bunun geçici bir dönem olduğunu hatırlamaları. Çünkü bazen kişiler bu yorgunluğun geçmeyeceğine inanarak daha derin bir stres yaşayabiliyorlar.

    DOĞRU NEFES ALMAYI ÖNEMSEYİN

    Vücudumuzun benzini oksijendir. Oksijen ise suda ve havada vardır. Su içmenin önemini hepimiz biliyoruz. Doğru nefes de aslında bedenin su kadar ihtiyaç duyduğu bir şeydir. Bu yüzden doğru nefesle bedeni köşe bucak oksijenle doldurmak bedene ihtiyacı olan enerjiyi verebilmek için mühimdir. Bunun için doğru nefes tekniklerini araştırabilir ve uygulayabilirsiniz. 

    Nefesin üç aşaması vardır. Almak, tutmak ve vermek.  Genelde nefesi tutma evresi gerçekleştirilmediği için tam ve doğru nefes alışı gerçekleşmemektedir. Yapılan bir başka hata da havayı göğüs kafesine doldurmaktır. Doğru olan ise nefesi  diyaframa doldurmaktır. Diyafram bedenin ikinci kalbi sayılabilir. Havayı diyaframa doldurup dolmadığınızı anlamak için nefes alırken karnınızın şişip şişmediğini kontrol edebilirsiniz. Elinizi karnınıza koyduğunuzda nefes alınca elinizin ileri gittiğini, verdiğinizde ise indiğini fark etmeniz gerekmektedir. Bu şekilde nefes alırken 5’e kadar sayıp yavaşça derin bir nefes alıp, 5’e kadar sayıp nefesi tutmanız ve 5’e kadar sayarak yavaşça vermeniz gerekmektedir. 5’e kadar saymak başlangıçta çok gelirse 3’e kadar sayarak başlayabilirsiniz.

    Diyafram nefesi ve nefese odaklanarak dikkati nefese vererek  diğer düşüncelerden uzaklaşmak stresle baş etmek, sınav kaygısı, uyku bozukluğu gibi bir çok sorun için iyileştirici ve kolaylaştırıcı güçtedir.

    Dikkatinizi nefese odaklamakta zorlanıyorsanız; gözlerinizi kapatın. Beyaz bir odada olduğunuzu hayal edin, nefes alırken içi soğuk hava dolu mavi balonların odada belirmeye başladığını, mavi balonları içinize çektiğinizi ve burun duvarlarınıza soğuk havanın çarptığını hayal edin. Nefesi verirken mavi balonların içi sıcak hava ile dolu kırmızı balonlara dönüştüğünü hayal edin. Böylece hem doğru nefesle dolan bedeniniz hem stresli düşüncelerden uzaklaşan zihninizi hafifleyecek ve sizi şifalandıracak.

    BAHAR TEMİZLİĞİ MÜHİM

    Kültürümüze yerleşmiş ve baharla özdeşleşmiş bir başka şey de bahar temizliğidir. Bahar temizliğinde amaç fazlalıklardan kurtulmak, mevsime uygun olmayanları temizleyip kaldırmak, yaşam alanını işlevsel hale getirmektir. Aynı amaçla psikolojik süreçleri derleyip toplamakta mümkündür.

    Geçmiş bugüne yükse onunla selamlaştığımız gibi vedalaşmamız da gerekir. Kırgınlıklarınızı, kaybettiklerinizi, hatalarınızı önce kabul edin; sonra da olumsuz deneyimlerden alacağınız her şeyi aldığınızı düşünüp geçmişle ayrışın. Zihinsel olarak bunu yapabilmek zorsa yazının gücünü kullanın. Geçmiş deneyimlerinizle ilgili bir yazı kaleme alın. Sizin için bir örnek paylaşıyorum.

    “Gelecek kaygımla olan işim bitti, senden öğreneceğimi öğrendim. Geleceğimin sürprizlerle dolu olmaması için elimden gelen önlemi almayı öğrendim. Artık kaygılarımı bırakıyorum, benden ayrılabilirsin. İnsanlara güvenmeyen yanımla işim bitti. Sayende insanları daha iyi analiz edebiliyorum ama artık ilişkilerimde güvene ihtiyaç duyuyorum. Güvensizliğimi bırakıyorum ve ondan ayrılıyorum. Aldatılma korkumu da bırakıyorum, yeterince benimleydin, artık gidebilirsin. …”

    BATIK BEDEL ÖDEMEYE DEVAM ETMEME KARARI ALIN

    Hayatınızdaki ilişkilerle ilgili de bir bahar temizliği yapabilirsiniz. Hepimizin hayatında yıllarca emek verdiği kişiler vardır, bunlar partner, anne-baba ya da arkadaş olabilir. Bir süre sonra sırf verilen emeğin hatırına ilişkinin bize zarar verdiğini görsek bile kopamayız. Bu duruma “batık bedel ödemek” diyoruz. Hayatınızda sırf çok emek verdiniz diye ayrılıp önünüze bakamadığınız için batık bedel ödeyerek kendinize haksızlık yaptığınız kişilerle olan ilişkilerinize gerçekçi bir gözle bakın.

    BİTMEMİŞ MESELELERİ BİTİRİN

    Geçmişte nasıl ve neden ayrıldığınızı bilmediğiniz bir ilişkiniz, kırıldığınız ama bir türlü anlatmadığınız bir arkadaşınız varsa psikolojik yükleriniz vardır demek. O kişilere ulaşmak zor ve gereksiz olsa da onlara okumayacakları bir mektup kaleme alın ya da karşınızdaymış gibi düşünüp bir koltuğa oturup içinizi dökün. Sizden çıksın duygular, düşünceler ve bitirebilmenize olanak sağlasın.

    KENDİNİZE SARILIN

    EMDR terapisinde uygulanan şey aslında bedenin sağ ve sol tarafını sırayla uyararak travmayı temizlemek ve olumlu düşünceleri yerleştirmektir. En basit haliyle bunu kendinize sarılarak yapabilirsiniz. Sağ elinizle sol göğsünüze, sol elinizle sağ göğsünüzü(kendinizi kucaklar gibi eller çapraz olacak şekilde) küçük küçük dokunarak kendinize olumlu mesajlar verin, güçlü yanlarınızı hatırlayın. 

    Bunu kendinizi stresli, yorgun ya da kaygılı hissettiğinizde yapabilirsiniz.

    DOĞADAN İLHAM ALIN…

    Doğa iyileşme, yenileme ve büyüme konusunda harika metaforlarla doludur. Ayrıca kokusuyla, renkleriyle, enerjisiyle de şifa kaynağıdır. Bol bol toprağa basın, yapamıyorsanız evde saksıda çiçek yetiştirin ve toprağına elinizle dokunun, yürüyüş yapın, doğayı seyredin…

    Doğayla baş başa kalmak da, doğanın iyileştirici gücünü sevdiklerinizle paylaşmak da ayrı ayrı şifalıdır.

    Hepinize ılık, dengeli, huzurlu mevsimler diliyorum…

    Şifa olsun.

    B

  • Dengesiz hava sizi hasta etmesin!

    Küresel ısınma, iklimin değişmesi, hava sıcaklığının mevsim normalinde seyretmemesi pek çok kişiyi hasta edebiliyor. Dengesiz hava değişiminden en çok kadınlar şikayetçi. Dengesiz mevsimlerin yarattığı rahatsızlıkları ve çözümleri şöyle sıralayabiliriz;

    1. Hava değişiminden etkilenmek ne demek? Bunun anlamı, o kişinin havadaki en ufak bir değişimi diğer insanlara göre daha kuvvetli bir şekilde algılaması. Kişinin organizması bu tür hava değişimlerine karşı baş ağrısı, uyku sorunu, bulantı, konsantrasyon bozukluğu ve depresyon gibi tepkiler veriyor. Diğer belirtiler ise dolaşım sisteminde bozukluk ve yara izlerinde ağrı. Hava değişiminin bünyede yaptığı etkiyle romatizma, osteoartrit ve astım gibi solunum sisteminde kronik hasarlar meydana gelebilir.

    2. Hava değişimine karşı tepkiler arasında fark var mı? Evet, insanların hava değişimlerine verdiği tepkiler arasında fark var. Halkın üçte biri hava değişimlerine hiç tepki göstermiyorken, diğer bir üçte bir kısım ise en ufak bir hava değişiminde hemen kolayca yoruluyor. Geri kalan kısım ise hava değişimlerine karşı oldukça hassas. Ayrıca kadınların hava değişimlerinden daha fazla etkilendikleri ispatlandı.

    3. Bünyenin hava değişimlerinden etkilenmesinin sebebi nedir? Sağlıklı bir bünye çok güçlü hava değişimleri karşısında bile dayanıklı olabilir. Bu sebepten hava değişimlerine bünyenin verdiği tepkiler çoğu zaman bazı hastalıkların habercisi olmuştur. Mesela her yağmur yağdığında eklemler ağrıyorsa bunun arkasında osteoropoz veya osteoartrit gibi eklem hastalıkları yatabilir. Kadınların hava değişimlerinden daha fazla etkilenmelerinin sebebi ise zaten sürekli bir hormonel değişim yaşadıklarından dolayı, organizmanın daha hassas olması. Bunun dışında kadınların kan basıncı daha düşük olduğundan kış mevsiminde meydana gelen hava değişimlerine karşı daha hassas. Hava
    değişimi ile birlikte bünyede meydana gelen değişimin asıl sebeplerinden biri de beynin vücut ısısını yeteri kadar hızlı ayarlayamaması.

    4. Beynin bu durumla ne ilgisi var? Beyin organizmanın ısısını düzenleyen klima cihazı görevini görür. Hava şartları ne olursa olsun, beynin görevi vücut ısısını 37 derecede tutmak. Bu alandaki sorunlar sonucunda kişi hava değişimlerine karşı daha hassas oluyor.

    5. Bu konuyla ilgili bilimsel araştırmalar var mı? Yapılan birçok araştırma sonucunda hava ve sağlık arasında ilişki olduğu kanıtlanmıştır. Fransız bilim adamları son on yılda meydana gelen kalp krizi vakalarıyla hava değişimlerini karşılaştırmış. Bunun sonucunda büyük ısı değişimlerinin kalp krizi riskini arttırdığı ortaya çıktı. Ayrıca değişik hava akımlarının da migren krizine sebep olduğu ispatlandı.

    6. Hava değişimlerinden bünyemi nasıl koruyabilirim? Kendini koruma düşüncesiyle evde kalmak yerine iyi veya kötü havada da dışarı çıkıp mutlaka yürüyüşler yapılabilir. Hamam veya sauna ziyaretleri, sıcak soğuk duşlar almak sizi hava değişimlerine karşı daha güçlü yapacaktır.

    7. Başka ne gibi takviyelerde bulunabilirim? Bazı mineraller ve vitaminlerle mesela selen ve E vitamini vücudun hava değişimlerine karşı biraz daha az etkilenmesinde bir rol oynuyor.

    8. Hava değişiminden etkilenenler için en zararlı iklim hangisi? Kan basıncı sabit olan durumlar en az problem yaşanan durumlardır. En sağlıksız hava şartlarından biri sıcak ve nemli hava şartlarıdır. Bu hava şartlarında her türlü rahatsızlık meydana gelebilir: Dolaşım sorunlarından tutun kan dolaşımı sorunlarına kadar her türlü ciddi rahatsızlık meydana gelebilir. Özellikle kalp ve romatizma hastalarının şikayetleri nemli ve yağmurlu havalarda artar. Kış aylarında oluşan hava basıncından dolayı kalp krizi vakaları meydana gelir.

    9. Hangi durumlarda doktora başvurmalıyım? Hava değişiminden sadece hafif etkilenenler bu sorunla baş edebilirler. Fakat romatizmaya bağlı olarak oluşan ağrılarda güçlenme meydana geliyor ve daha hassas olunuyorsa, bu durumda en kısa zamanda bir doktora başvurup mümkün olan tedavi yöntemleri hakkında konuşmakta fayda var.

    10. Hava değişiminin iyi geldiği durumlar da var mı? Evet. Mesela deniz havası alerjisi ve astımı olanlar ayrıca kan basıncı düşük olanlara çok iyi gelir. Çünkü deniz havası dolaşım sistemini harekete geçirir ve bronşları temizler. Deniz havasında alerjik tepkilere yol açacak hiçbir yabancı madde bulunmaz. Yüksek yerlerdeki ince hava ise kan üretiminde etkili. Deniz havasından uzak durması gerekenler ise kalp hastaları, kan basıncı yüksek olanlar ve tiroit bezlerinde sorunları olanlar.

  • İnsülin kan şekerinize ne yapar?

    İnsülin kan şekerinize ne yapar?

    •İnsülin, kan şekeri düzeyinizi düşürür. Bunu, kandaki şekerin vücut hücrelerine girmesini sağlayarak gerçekleştirir.

    •İnsülin tedavisi bağımlılık, alışkanlık yapıcı bir özellik taşımaz.

    •İnsülin tedavisinin geciktirilmesi için doktorun ve hastanın kendini zorlaması çok yanlıştır.

    •Olabildiğince erken ve yeterli dozda insülin verilmesi meydana gelecek hasarları önleyici ya da yavaşlatıcıdır.

    İNSÜLİN UYGULAMASI

    • Her enjeksiyondan önce eller su ve sabunla yıkanmalıdır.
    • Flakonun üzerindeki koruyucu kapak çıkartılır.
    • Koruyucu kapağın altındaki kauçuk tıpa alkolle temizlenir.
    • İnsülin enjektörünün koruyucusu çıkartılır.
    • Enjektöre çekilecek insülin miktarı kadar hava flakona verilir. Gereken miktar insülin enjektöre çekilir.
    • İnsülin enjektöre çekildikten sonra enjektörün içinde kalan hava kabarcıkları çıkartılır.

    Enjektör ile İnsülin Uygulaması

    1. Ellerinizi yıkayın.
    2. İnsülin flakonunu elleriniz arasında yuvarlayın
    3. Flakonun kapağını alkollü pet ile silin
    4. Enjektöre uygulanacak insülin miktarı kadar hava çekin.
    5. Enjektörü flakona sokun ve havayı flakonun içine boşaltın.
    6. İğneyi çıkarmadan flakonu çevirin.
    7. Uygun dozda insülini enjektöre çekin.
    8. Enjektör içinde hava olup olmadığını kontrol edin. Eğer hava varsa enjektörün içindeki insülini tamamen boşaltıp uygun dozu tekrar çekin.
    9. İğneyi flakondan çıkarın ve dikkatlice kapağını kapayın.

    İnsülin Saklama Koşulları

    • Bütün insülinler 2-8°C’ de buzdolabında (yumurtalık, tereyağlık bölümünde) saklanmalıdır.
    • İnsülinler asla buzdolabının dondurucu kısmına konmamalıdır.
    • Direkt güneş ışığından korunmalıdır.
    • Kısa etki süreli insülinler berrak ve renksiz görünümde değilse kullanılmamalıdır.

    Kan şekeriniz aniden düşerse…

    •Sinirlilik
    •Titreme
    •Yorgunluk
    •Terleme
    •Açlık hissi
    •Baş ağrısı
    •Bulanık görme
    •Çarpıntı hissi
    •Dikkat dağılması, kan şekeri düşüklüğü (hipoglisemi) belirtileridir.
    •Eğer kan şekerinizin düştüğünü düşünüyor ancak ölçüm yapamıyorsanız şeker içeren bir şeyler yiyin.
    •Eğer 15 dak. içinde kendinizi daha iyi hissetmezseniz, aynı miktar şekerli besini tekrar yiyin.
    •Eğer kendinizi hala iyi hissetmiyorsanız acil servise başvurun.

    Kan şekeriniz çok yükselirse…

    •Her zamankinden daha fazla susama
    •Her zamankinden daha fazla acıkma
    •Sık sık idrar yapma
    •Geceleri idrar yapmaya kalkma
    •Deride kuruma ve kaşıntı
    •Halsizlik, yorgunluk
    •Bulanık görme
    •Enfeksiyon
    *Yaraların yavaş iyileşmesi kan şekeri yüksekliğinin (hiperglisemi) belirtileridir
    •Günlük diyabet tedavinize uymanız kan şekeri yükselmesini önlemenin en iyi yoludur.

    –Diyetinize mutlaka uyun
    –Diyabet ilaçlarınızı zamanında ve doğru olarak kullanın
    –Düzenli fizik egzersizlerinizi yapın
    –Her gün kan şekerinizi ölçün

  • Astım ve spor

    Astım ve spor

    Astım, hava yollarında daralmalar ve özellikle küçük hava yollarında iltihapla karakterize bir hastalıktır. Genellikle ataklar halinde seyreden bu hastalığın değişik tetikleyicileri bulunmaktadır. Hastalar bu tetikleyicilerle karşılaştığında ya da bunlara maruz kaldığında öksürük, hırıltılı, solunum, nefes darlığı, göğüste sıkışma hissi gibi bulgular vermektedir. Hastalık hem çocukluk yaşında hem de erişkin yaşlarda oldukça sık karşımıza çıkmaktadır. Kontrolsüz astım hastalığının kişinin yaşam kalitesini son derece fazlaca bozduğunu görmekteyiz.

    Egzersize bağlı astım (EBA) fiziksel aktiviteler esnasında tetiklenen astımı tanımlamaktadır. Hastalarımız özellikle egzersiz esnasında astım atakları geliştiğini, bunun dışında genellikle rahat olduklarını belirtmektedirler. Bu hastalarımızın, soğuk ve kuru havada egzersiz yaptıklarında çok daha fazla oranda şikayetleri olduğunu da gözlemlemekteyiz. Açık havada yapılan spor aktiviteleri sırasında eğer hava kirliliği çok fazla ise ya da o esnada havada alerjen yükü (polenler veya küf mantarları gibi) fazla ise hastalarımızın yine astım atağına girdiğini bilmekteyiz. Aynı şekilde bu vakalarımızda, özellikle viral enfeksiyonlar ardından ya da klimalı ortamda bulunma ile de astım ataklarının tetiklendiğine şahit olmaktayız.

    EBA belirtileri

    EBA belirtileri kişiden kişiye değişmekle birlikte genellikle şu şekilde görülmektedir:

    * Wheezing (hırıltılı = çızıltılı solunum)
    * Öksürme
    * Nefes darlığı
    * Göğüste sıkışma hissi
    * Yorgunluk
    * Sportif performansın azalması…

    EBA Kontrolü

    EBA kontrolü için hasta ve doktor ortaklaşa ciddi bir işbirliğine girmelidir. Tetikleyicilerin doğru ve yeterince belirlenmesi, hekimin tecrübesi ve hastanın dikkati ile doğru orantılıdır. Eğer tetikleyiciler sağlıklı bir şekilde belirlenirse EBA’ ın hem takibi, hem tedavisi hem de hastalık yönetimi oldukça kolaylaşacaktır. En etkili tedavi koruyucu tedavidir. Yani hastanın tetikleyici ajanlardan doğru bir şekilde uzak durmasıdır. Bunun yanında olası ataklar için acil eylem planı da hazırlanmalı ve hastaya tek tek anlatılmalıdır.

    EBA’ lı hastalarda tıbbi tedaviye bakacak olursak, aslında astım tanılı diğer hastalardan çok da farklı bir tedavi almadıklarını görürüz. Genellikle iltihap giderici ya da önleyici solunum yoluyla kullanılan fıs fıs tarzı

    kortizonlar ve kurtarıcı tabir ettiğimiz beta 2 agonist fıs fıslar kullanılmaktadır. EBA için en uygun tedavi, bu hastalarda astım ilaçlarının yerinde, düzenli ve dozunda kullanılması, hastalığın tam kontrol atlında tutulması ve gerekiyorsa spor aktiviteleri öncesinde kısa etkili beta 2 agonist dediğimiz fıs fıs ilaçlardan gerekli dozda kullanmaktır. Bunlar dışında hekim uygun ve gerekli görürse uzun etkili beta 2 agonistler (bronş açıcılar), mast hücre (alerjide sorumlu olan mediyatörleri salan hücreler) stabilizatörleri, lökotrien (alerjik rahatsızlıklardaki önemli mediyatörlerden biridir) antagonistlerini hastalara verebilmektedir.

    Astımlı hastalarımızın eğer egzersiz sırasında sıkışmaları varsa herhangi bir ilaç almadan önce doktorlarına başvurmaları gereklidir.

    Astımı tetikleyen nedenler nelerdir?

    EBA’ ı doğru bir şekilde takip, tedavi ve hastalık yönetimi için kişinin astım belirtilerini tetikleyen faktörler ya da faktörlerini iyi bir şekilde belirlemesi gerekmektedir. Örneğin; EBA, soğuk ve kuru havada spor yaparken tetiklenebilir. Bu kişilerin spor aktivitelerini kapalı mekanlarda yapması ya da spor yaparken basit bir ağız maskesi kullanmaları atakları engelleyebilir.
    Bunun dışında hava kirliliğinin veya havadaki polen yükünün yoğun olduğu saatlerde dışarıda yapılan egzersizlerden uzak durmak gereklidir. Polen yükü bahar aylarında; şafak vakti ve akşam saat 16:00-17:00 arası en fazladır. Bu saatlerde açık havada spor yapmaktan kaçınmak gereklidir. Bunun dışında kişi eğer ciddi fiziksel yorgunluk hissediyor ya da bir enfeksiyon tablosu yaşıyorsa bu durum düzelene kadar spor aktivitelerinden uzak durması uygun olacaktır.

    Fiziksel kondisyonu iyi olan sporcularda astım ataklarının ciddi bir şekilde azaldığı daha önce yapılan birçok çalışmada gösterilmiştir. Bu nedenle esasen astımlı hastalarımıza fiziksel fonksiyon kapasitelerini geliştirecek spor faaliyetlerinde bulunmalarını önermekteyiz. Genellikle çocuk ya da erişkin yaşta önerdiğimiz spor aktivitesi yüzme olmakla birlikte, önlemlerini uygun bir şekilde alan ve tıbbi tedavi ile iyi kontrol altında olan hastalarımızın açık hava sporlarını yapmalarında belirgin bir sakınca yoktur. Ancak; hastalarımız, yine de bu konuda mutlaka doktorlarına danışmalıdırlar.
    Bunlar dışında yapılacak faaliyetden önce iyi bir ısınma egzersizi ve giderek artan egzersiz ağırlığı spor esnasında astımın kontrolden çıkmasını engelleyecektir.

    Spor yaparken astım atağı olursa ne yapmalıyım?

    Her türlü önleme rağmen ve kontrollü egzersiz programına rağmen eğer astım atağı olduysa şunları yapmalısınız:

    1. Tüm spor etkinliğini hemen kesiniz ve sakin olmaya çalışınız,
    2. Tetikleyici ajandan (duman, toz, soğuk hava vb. gibi) hızla uzaklaşın,
    3. Yanınızda kısa ya da uzun etkili bronş açıcı (beta-2 agonist) fıs fıs ilacınız varsa, reçetelendiği dozda alınız,
    4. Semptomlarınızın devam edeceğine dair öngörünüz oluştuysa en yakın sağlık kuruluşuna başvurun.

    Son olarak şu söylenebilir;

    EBA’ lı olmak asla sizi spordan uzaklaştırmamalı. Spor, astım tedavisin bir parçasını oluşturmaktadır. Düzenli hekim kontrolü, uygun ve dozunda ilaç kullanımı ve tetikleyici ajanlardan sakınma ile hayatını astımsız idame ettiren son derece başarılı profesyonel sporcular olduğunu bilerek; EBA’ lı hastalarımız da hayatlarını normal olarak yaşayabilirler. Yeter ki doktorunuzun kontrolünden ayrılmayınız…

    Sağlıklı günler dileğiyle,
    Prof. Dr. Cengiz KIRMAZ

  • Domuz gribi!

    Domuz gribi diye bilinen hastalık influanza virüs ailesinden İnfluanza A virüsüdür. Her yıl Sonbahar-Kış aylarında salgın yapan virüs ise bizim bildiğimiz influanza B virüsüdür. Ancak yeni virüs ortaya çıktığında, insanlarda da yeteri kadar antikor yoksa pandemi denilen ağır salgınlara neden olur. Yaklaşık seksen yüz yılda bir kıtalar arası salgın yapar ve tıp dünyasında buna pandemi denir. Çok sayıda insanın ölmesine neden olan İspanyol gribi gibi. Virüs şu an aynı rutin pandemisini yapıyor.

    RİSK GRUPLARI:

    65 yaş üzeri olanlar, kronik hastalığı olanlar, özellikle kronik akciğer rahatsızlıkları olanlar mutlaka aşılanmalı.

    Kanser hastaları, şeker hastaları, böbrek yetmezliği olanlara da aşı yapılmalı. Aşılanması gereken bir grup da toplu yaşam yerlerinde yaşayanlar. – Okullara, askeri kışlalara, huzur evlerine, sağlık çalışanları ile birlikte mutlaka aşılama yapılmalı.

    Güçlü bünyesi olan insanlar yakalandığında sadece grip semptomları gösterir. Daha önce kuş gribinde de olduğu gibi bu tür grip salgınlarında şikayetler aynıdır. Yüksek ateş, boğaz ağrısı, kırgınlık, halsizlik gibi şikayetler domuz gribinin belirtileri arasında olabilir. Normal genç popülasyon, yani hiçbir hastalığı olmayan insanlar bir hafta on gün yatak döşek yatarlar ve hastalığı atlatırlar. Ama iş kronik hastalığı olanlara gelince, çocuklara gelince çok geç ve güç atlatabilirler.

    DOMUZ GRİBİNDEN KORUNMAK İÇİN:

    En çok tavsiye edilen evi günde 4 saat havalandırmak. Domuz gribinden korunmak için en önemli şey temasın olmaması. Ziyaretlerin azaltılması ve öpme gibi davranışlardan kaçınmaktır. Bu tarz influanza salgınlarında en tehlikeli dönemler Sonbahar ve Kış dönemleridir. Sonbaharda mikrobun bulaştırıcılığı yayılımı artar. Havalar ısındıkça salgın kendiliğinden sona erer. Kasım, Aralık, Ocak ve Şubat dönemi biraz sancılı geçer.

    DİKKAT EDİLECEK HUSUS:

    En çok tavsiye edilen evi günde 4 saat havalandırmak. Domuz gribinden korunmak için en önemli şey temasın olmaması. Ziyaretlerin azaltılması ve öpme gibi davranışlardan kaçınmaktır. Bu tarz influanza salgınlarında en tehlikeli dönemler Sonbahar ve Kış dönemleridir. Sonbaharda mikrobun bulaştırıcılığı yayılımı artar. Havalar ısındıkça salgın kendiliğinden sona erer. Kasım, Aralık, Ocak ve Şubat dönemi biraz sancılı geçer.

    DOMUZ GRİBİ TEDAVİSİ:

    İnfluanzaya etkili bir tedavi yoktur. Soğuk algınlığına yol açan onlarca virüs var. en iyi tedavi istirahattır. Taze tavuk suyu çorbası, sıcacık içecekler, yeterli sıvı alımı, ılık kompresler veya ılık duş, sigara ve diğer hava kirleticilerden kaçınmakttır.

  • Astım – bulguları – tanısı ve tedavisi

    Astım akciğerlere kadar olan hava yollarını ( Bronşlar ) etkileyen bir hastalıktır. Bu hava yolları soluduğumuz havayı burundan itibaren akciğerlere kadar ulaştırır. Sağlıklı bir kişide bu soluma olayı kolayca gerçekleşir. Astımlı bir kişide ise bazı dönemlerde soluma zorluğu meydana gelir. Astım atağı sırasında bronşlar ( hava yolları ) daralır ve havanın geçişi zorlaşır. Bu hava yolu daralmasının bazı nedenleri vardır. Bunlar:

    * Bronşları çevreleyen kasların kasılması sonucu hava yollarının daralması
    * Bronşun içini saran zarın şişmesi
    * Hava yollarında mukus ( sümük – balgam ) adı verilen yapışkan bir salgının aşırı salınması ve bu salgının hava yollarını
    yer yer tıkaması

    Astım Nöbetinin Belirtileri Nelerdir?

    Bronşlar daraldığı zaman solunum işini yapmak için daha büyük çaba sarf edilir. Akciğerlere giren hava daralan bronşlardan dışarı çıkarken zorlanır. Hasta bunu nefes darlığı veya göğüste sıkıntı şeklinde ifade edebilir. Bu sırada hasta ıslık sesine benzer (vızıltı) bir ses çıkarır. Akciğere girmiş hava daralmış olan bronşlardan dışarı çıkarken, hasta aşırı zorlanırsa, normalde soluma ( nefes alıp verme ) işi için kullanılmayan boyun, göğüs, omuz ve karın kaslarını kullanır ve daha sık solur.

    Astımın Bulguları Nelerdir?

    * Öksürük. Astımın sık bir bulgusudur. Özellikle gece öksürüğü olur. Egzersiz, soğuk hava öksürüğü arttırabilir. Hava yollarındaki mukus birikimi ve bronşları çevreleyen kasların kasılması nedeni ile olur.
    * Vızıltı. Astım nöbetinin sık karşılaşılan bir bulgusudur. Akciğerdeki hava daralmış bronşlardan dışarı çıkarken zorlandığı zaman nefes verirken duyulur.
    * Sık Soluma. Astım nöbeti sırasında daralmış ve içi mukus ile dolmuş bronşlarda soluk alıp verme işi zorlaştığından hasta daha sık nefes alıp verebilir. Bunu saptamak için çocuğunuzun 60 saniye içinde kaç kez nefes alıp verdiğini sayın; bulduğunuz sayıyı normalde iyiyken olan dakikadaki solunum sayısı ile karşılaştırın.
    * Göğüs Duvarı Derisinde Çekilmeler. Daha ağır astım nöbetlerinde görülen bir bulgudur. Göğüs duvarında kaburgalar arasındaki deri ve boynun önündeki deride içe çekilmeler olabilir. Bu bulgu saptandığında hemen hastaneye başvurunuz.

    Astıma neden olan durumlar ( uyaranlar ) nelerdir ?

    Astımın sebebi tam olarak bilinmese de bu hastalıkta hava yollarının bazı uyaranlara aşırı duyarlı olduğu bilinmektedir. Bu uyaranlar hava yollarını uyararak astım atağı oluşumuna neden olurlar. Bu uyaranları şöyle sıralayabiliriz:

    1. Allerjenler ( allerjiye neden olan maddeler )

    Normal kişilere hiçbir zararı olamayan allerjenlere, allerjik astımı olan bir kişi maruz kalınca bir allerjik reaksiyon olur. Bu reaksiyon sırasında tahriş edici bazı kimyasal maddeler yapılır ve hava yollarındaki dokuların içene salınır. Kişi hem allerjik hem de astımlı ise astım atağı geçirir. Bu allerjenlerin bazıları şunlardır:

    Ev tozu, ev tozu akarları ( böcekler )

    * Çiçek tozları ( polenler )
    * Küf

    Hayvan tüyü

    2. Enfeksiyonlar

    Solunum yolu enfeksiyonları ( grip, nezle ) astımlı kişide hava yollarını uyararak astım atağına neden olabilir. Bu enfeksiyonlar okul ve / veya kreşe giden çocuklarda sıktır.

    3. Hava değişimi

    Mevsim değişimi, hava ısısının değişmesi ( özellikle soğuk hava ) ve nem oranının artması, astımlı bir kişide hava yollarını uyararak astım atağına neden olabilir

    4. Egzersiz

    Astımlı bir kişide egzersiz hava yollarını uyararak astım atağına neden olabilir. Koşma gibi, daha fazla enerji tüketimine neden
    olan yoğun egzersiz türleri, birkaç dakika içinde bir astım atağına neden olabilir. Ancak bu nedenle astımlı çocuklarda egzersizin
    engellenmesi söz konusu değildir. Egzersiz öncesi uygun ilaç alımı ile astım atağı önlenebilir. İyi tedavi edilen astımlı bir çocukta
    egzersiz sonrası belirtiler olmamalıdır. Oluyorsa tedavi planının düzenlenmesi için bu durumu doktorunuza bildiriniz.

    5. Irritanlar ( tahriş ediciler )

    Bazı maddeler duyarlı olan bronşları tahriş edebilir. Bu maddeler şöyle sıralanabilir: Sigara dumanı, hava kirliliği, saç spreyleri, parfümler, temizlik maddeleri ve keskin kokular. Astımlı bir kişinin yaşadığı evin içinde hiç kimsenin sigara içmesine izin verilmemelidir.

    Astımda olabilecek komplikasyonlar nelerdir ?

    * Astım genellikle akciğerlerde kalıcı hasar yapmayan bir hastalıktır. Hastalık çok uzun yıllardan beri var olsa da uygun tedavi ile akciğer fonksiyonları normale yakın olarak korunabilir.
    * Astımda sorun bronşlarda olmasına rağmen bir çok astımlıda üst solunum yolları (burun, boğaz, sinüsler) ve kulaklar ile ilgili problemler eşlik edebilir. Astımlı çocuklarda sıklıkla kronik burun tıkanıklığı olur ve buna bağlı olarak kulak enfeksiyonları ve sinüzit meydana gelir. Buruna yönelik uygun tedavi ile (burun temizliği ve doktorun önerisi ile diğer bazı ilaçlar) bu durumların olması önlenebilir.
    * Astım bazı psikolojik problemlere neden olabilir. Ağır astımı olan çocuklarda okul devamsızlığı, spor etkinliklerine katılamama ve astım atağı sırasında acil olarak hastaneye başvurular bu duruma neden olabilir. Uygun tedavi alan bir çocukta astım kontrol altına alınarak bu problemlerin olması önlenebilir.

    Astım Nasıl Tedavi Edilir?

    Uygun bir tedavi ile astımın bulguları kontrol altına alınabilir. Ancak en etkili tedavi bile astımı tamamen ortadan kaldıramaz. Bunun nedeni hastalığa sebep olan temel bozukluğun tam olarak bulunamamış olmasıdır. Gerekli çevre önlemleri ve ilaç tedavisi ile hastalık kontrol altına alınabilir. Doktorun önerileri, çabaları ve tedavisi hastanın ailesi ve kendisi uyum gösteremezse tek başına yarar sağlamaz. Astım tedavisinin başarılı olması için en önemli nokta doktor ve hasta ailesi arasındaki uyumdur. Tedavi iki bölümden oluşur:

    1. Çevre Düzenlemesi:

    Hastalığın alevlenmesine sebep olan çevresel faktörler varsa, doktorunuz bazı çevresel değişiklikler yapmanızı önerecektir. Bunlar:
    a) Allerjenlerden kaçınma

    Ev tozu akarı
    -Ev tozu akarı gözle görülmez fakat her evde bulunur.
    -Örümcek ve kenelerle akraba olan akarlar insanı ısırmaz ve hastalık bulaştırmazlar.
    -Akarların allerji oluşturan kısımları artıklarıdır. Bu artıklar ağırlıkları nedeniyle pek havada kalmazlar. Ancak ev temizliği yaparken havalanırlar, burundan içeriye girerek allerjiye sebep olurlar.
    -Evde en sık bulundukları yerler yatak, yastık, halı, kanepeler, yatak örtüleri, doldurulmuş oyuncakların içidir.
    -Akarlar insan derisinin döküntüleri ile beslenirler. Bu yüzden yaşamaları için en ideal yer yataklardır.

    Hayvan ( kedi, kuş, köpek ) tüyü ve atıkları
    Allerjenler sadece evde beslenen hayvanlar üzerinde değil, kuştüyü yastıklarda ve hayvan derisinden yapılmış diğer eşyalarda da bulunur.

    Küf mantarı ( rutubet )

    Evde Allerjenlerden Korunmak İçin Alınacak Önlemler Nelerdir ?

    Yatak odasında:
    -Yatak ve yastığı hava geçirmeyen bir materyal ile kaplayın ( Amerikan bezi, sentetik kumaş gibi ).
    -Mümkünse şilteyi yaylı yatak ile değiştirin.
    -Yünlü ve tüylü battaniye kullanmayın.
    -Kuş tüyü yastığı sentetik ( elyaf ) yastıkla değiştirin.
    -Tüm yatak kılıfı, yastık kılıfı, battaniyeleri haftada bir, en az 60 derece suyla yıkayın.
    -Mümkünse halıları kaldırın ve yerleri temiz tutun. Eğer halıyı kaldıramıyorsanız, doktorunuzun tavsiye edeceği maddeler ile temizleyin.
    -Temizlik yapılırken, çocuğunuzu evden uzaklaştırın yada maske takın.
    -Odada toz tutacak fazla eşyayı ( kitap, tüylü doldurulmuş oyuncaklar gibi ) ya odadan çıkarın yada dolaba koyup, kapısını kapalı tutun.
    -Mümkünse klima ( hava serinletici ) kullanın.
    -Evde hayvan beslemeyin; besliyorsanız yatak odasına kesinlikle sokmayın.
    -Evde bir nem ölçer bulundurarak, nem oranını %25 ile %50 arasında tutunuz.
    -İçi doldurulmuş koltuk yerine tahta veya plastik eşya tercih ediniz.
    -Perdelerinizi sentetik materyalden seçin, kadife olmasın.

    Mutfak, banyo ve küflü yerlerde:
    -Sık sık havalandırın ve deterjanla temizleyiniz.
    -Nemli yerlerde halı bulundurmayınız.
    -Lavabo altlarını ve tuvaletin arka kısımlarını temiz ve kuru tutunuz.
    -Hamam böceklerini ve fareleri mutlaka yok ediniz.

    Evin diğer kısımlarında:
    -Mümkünse halıları kaldırınız.
    -Çocuğunuzun sofa, koltuk üzerinde uyumasına izin vermeyiniz.
    -Toz alırken ıslak bez kullanarak tozun havalanmasını engelleyiniz.
    -Evdeki çiçeklerin üzerinde küf olmasın, kontrol ediniz.
    -Mümkünse hava tahliye kısmında ev tozlarını tutarak havaya karışmasını önleyen HEPA filtresi olan elektrik süpürgelerinden birini tercih ediniz.

    b. İrritanlardan Kaçınma:
    · Bu grupta en zarar veren etken sigaradır. Astımlı bir kişinin yaşadığı evde ( evin tüm odaları dahil ) sigara içilmesine kesinlikle izin verilmemelidir.
    · Odun ve kömür sobaları tahriş edici tanecikler ve kokular saldıklarından mümkünse ısınmak için başka bir yola
    başvurulmalıdır.
    · Saç spreyleri, parfümler, temizlik maddeleri, sinek ilacı ve hava kirliliği de tahriş edicidir. Hasta bunlardan etkileniyorsa, mümkünse temas önlenmelidir.

    c. Emosyonlar ( psikolojik stres ):
    Astımlı çocuğun onu destekleyen sıcak ve samimi bir ev ortamına ihtiyacı vardır. Evde yaşayan kişilerin bu kronik hastalığın tedavisine ve kontrol altına alınmasına yaklaşımları iyi yönde olursa, tedavinin başarısı artar.

    2.İlaç Tedavisi:

    I- İnhaler ( hava yolu ile verilen ) Rahatlatıcılar:

    a) Kısa etkili rahatlatıcılar ( Ventolin, Bricanyl ):
    – Bu ilaçlar hava yollarının çeperini saran ve nöbet sırasında kasılan kasları gevşeterek hava yollarını genişletirler.
    – Ağız içine püskürtülen formları ( inhaler ) 15 dakika içinde etki etmeye başlar, 4 saat sonra bu etki kaybolur. Bu nedenle nöbet sırasında ilk kullanılacak ilaç grubudur.
    – Egzersiz yapmadan 15 dakika önce kullanılırsa , egzersiz sırasında gelişebilecek rahatsızlığı engeller.
    -Aşırı dozda kullanılırsa kalp hızını arttırır ( fazla kahve içmiş gibi ). Ellerde titreme olabilir. Çocukta artan yaramazlık izlenebilir.

    b) Uzun etkili rahatlatıcılar ( Serevent, Foradil, Volmax )
    – Oral ( ağız yolu ) veya inhaler ( püskürtme ) formları vardır.
    – Oral yolla kullanılanlar astım atağı sırasında doktorunuzun önerisi ile 3-7 gün süre ile verilir.
    – Inhaler yolla kullanılanlar normal dönemde hasta atakta değilken, gün içinde veya gecelerii uykudan uyandıran nefes darlığı, vızıltı veya öksürük olduğu durumlarda sabah 1 akşam1 kez şeklinde kullanılır.
    – Doktorunuzun önerisi dışında kullanılmaz.

    II- Önleyiciler:

    a) İntal:
    – Koruyucu bir ilaçtır. Gelecek olan nöbeti önler.
    – Hiç bir yan etkisi yoktur.
    – Ancak bu ilaç sıkışıklığı olan cocuğa hiç bir yarar sağlamaz.
    – Başlangıçta günde 4 kere sonra 3 kere kullanılabilir.

    b) İnhaleryolla kullanılan steroidli ilaçlar: ( Pulmicort, Flixotide gibi )
    – Hava yollarındaki şişme ve ödemi azaltır, yapışkan balgamın oluşumunu engeller.
    – Hava yollarının uyaranlara karşı duyarlığının azaltır.
    – Gelecek olan nöbeti önler.
    – Spreyler şeklinde verilen şekli vücut dolaşımına geçmediği için doktorunuzun tavsiye ettiği dozda yan etki göstermez.
    – Ağızda kötü bir tad bırakabilir. Nadiren ağızda pamukcuk oluşumuna yol açabilir. Bunu engellemek için su ile gargara yapmak yeterlidir.
    – Astım tedavisinin en etkili ilacıdır.

    c) Oral( ağız yolu ile ) steroidler ( Prednol, Deltacortril )
    – Hava yollarındaki şişme ve ödemi azaltır.
    – Yapışkan balgamın ( mukus ) oluşumunu engeller
    – Hava yollarının uyaranlara karşı olan duyarlılığını azaltır.
    – Hava yollarının Ventolin, Bricanyl gibi rahatlatıcılara olan yanıtını arttırır.
    – Olabilecek yan etkiler kullanıldığı süre ve dozla ilgilidir.
    – Doktor tavsiyesi dışında kullanılamaz ve doktorunuzun önerdiği süre ve dozda kullanılmalıdır.
    – Astım atağı sırasında püskürtme veya hava yolu ile kullanılan ilaçların yetersiz kaldığı durumlarda doktor tarafından önerilir.
    – Genellikle 3-7 gün süre ile verilir.

    Peak Flow Metre ( zirve akım ölçer ) Nedir ?

    Peak Flow Metre ( PFM ) akciğerlerden dışarıya üflenen havanın hızını ölçen bir alettir. Astım atağı sırasında havayolları daralır ve dolayısıyla akciğerlerdeki hava daha düşük bir hızla dışarıya üflenir. Üfleme hızındaki farklılık ( normale göre ) PFM ile ölçülür. PFM ile ölçülen üfleme hızı astım atağının belirtileri başlamadan önce düşer. Dolayısıyla eğer siz ve çocuğunuz PFM kullanmayı öğrenirseniz çocuğunuzu erken dönemde evde tedavi edebilir, acil servise başvuruyu önleyebilirsiniz. Dört yaşından büyük tüm çocuklar biraz çaba ile PFM kullanmayı öğrenebilirler.

    Kullanım şekli:

    -Çocuk mutlaka ayakta olmalıdır.
    -İbre sıfıra getirilir.
    -Ağız kısmı, dudaklar ile iyice sarılmalıdır.
    -Derince bir nefes alıp ani ve hızlı üflenir. ( Tıpkı yanan bir mumu söndürmek ister gibi )
    -İbrenin gösterdiği sayı okunur.
    -Bu işlem 3 kere tekrarlanır, en yüksek değer Takip Formunda ayrılan yere kaydedilir.

    Günde kaç kere kullanılmalıdır ?

    Biz günde bir kez sabahları ilaç kullanımından önce öneriyoruz. Ancak, sabah ve akşamları yatmadan önce de yapılabilir.
    Sabah değeri her zaman için akşam değerinden düşük bulunacaktır, bu normaldir. Çocuğun rahat olduğu dönemde kullanarak ulaşabileceği en yüksek değeri bulunuz. Bu değerin %20 altına inmesi durumunda tedavi planına göre ilaç kullanımını arttırın. Böyle günlerde çocuğunuzun iyiye gidip gitmediğini anlamak için PFM yi daha sık kullanabilirsiniz. Kısacası bu alet size barometrenin yağmuru haber vermesi gibi, yaklaşan astım nöbeti için erken uyarıda bulunacaktır.

    Küçük Çocuklar İçin :

    · İnhaler ilaçların küçük çocuklarda adaptörlerle (aerochamber veya nebuhaler) verilmesi, verilen ilacın etkisini artırır.
    · Çocuğunuzun ilacı daha kolay almasını sağlar.
    · Daha çok ilacın hava yollarına ulaşmasını sağlar.
    · İlacın kötü tadından oluşacak rahatsızlığı azaltır.
    · Kullanımını kolaydır.

    Adaptörlerin Kullanımı:

    ABLESPACER ( maskeli fanus ):
    · 4 yaşından kadar olan çocuklarda kullanılır.
    · İnhaleri ( ilacı ) salladıktan sonra aerochamber’in maske kısmını çocuğun burun ve ağzını kapatacak şekilde yüzüne yerleştirin.
    · İlacı 1 kez sıkın
    · Maske yüzündeyken çocuğun 5-10 kez nefes alıp verdiğini sayın
    · İki dakika bekledikten sonra ilacı bir kez daha sıkın ve yine çocuğun 5-10 kez nefes alıp verdiğini sayın. Böylece iki puf yapmış olacaksınız.
    Nebuhaler ( maskesiz fanus ) :
    · 4-6 yaş arası çocuklarda kullanılır.
    · İnhaleri salladıktan sonra cam fanusun ucuna yerleştirin.
    · Ağız kısmını dudaklarınızla iyice sarın.
    · İlacı 1 kez sıkın ( 1 Puf ).
    · Derin nefes alıp tutun, 5-7 saniye sonra bırakın ( Bu işlemi 4-5 kere yapın ).
    · İki dakika bekledikten sonra ilacı bir kez daha sıkın ve nefes alıp verme işlemini tekrarlayın. Böylece ikinci pufu yapmış olacaksınız.

    Turbuhaler Kullanımı:

    · 6 yaşından büyük çocuklarda kullanılır.
    · Koruyucu kapağı çıkarınız.
    · Turbuhaleri dik olarak tutunuz. Alttaki doz bileziğini sonuna kadar çevirdikten sonra “klik” sesi duyulana kadar tekrar geriye çeviriniz.
    · Nefesinizi dışarıya veriniz, ağız parçasını dişlerinizin arasına yerleştiriniz ve dudaklarınızı kapatınız.
    · Derin ve güçlü bir nefes alınız.
    · Turbuhaleri ağzınızdan çıkarınız ve ağzınızı 10 saniye kadar kapalı tuttuktan sonra nefesinizi veriniz.
    · İkinci bir doz alacaksa kurma işlemini tekrar yaptıktan sonra aynı işlemleri tekrar edin.
    · Koruyucu kapağı yerine takınız.

    Astım Nöbeti Önceden Anlaşılır mı?

    Astım nöbetinin ilk işaretlerini tanıyabilir ve hemen tedaviye başlarsanız, nöbetin gelişini engelleyebilir veya kısa sürede düzelmesini sağlayabilirsiniz.

    Bu işaretlerden bazıları :
    – Öksürük, özellikle gece öksürüğü
    – Burunda su gibi akıntı
    – Gözlerin altında siyah halkalarda belirginleşme
    – Uykuda huzursuzluk
    – Soluk görünme
    – Nezle, grip gibi üst solunum yolu hastalıkları
    – PFM değerlerinde düşme

    Nöbet gelince Ne Yapmalıyım?

    – Nefes alıp verirken ıslık sesi duyulur
    – Göğüs duvarında ( özellikle kaburgalarda, boyunda ) içeri çökmeler oluşur
    – Nefes verme süresi uzar
    – Nefes alma sıklaşır
    – Öksürük veya nefes alırken ıslık sesi duyulması,
    – Gece uyandıran öksürük,
    – Çocuğun bilinen erken nobet işaretlerinin varlığı ( göz altında siyah halkalar, nefes darlığı, sık soluma gibi ),
    – Flow metre ( PFM ) değerinde düşüş, gibi belirtiler olduğunda;

    1- Bricanyl inhalerin 2 puf veya Bricanyl turbuhalerin 1 kez şeklinde uygulanması gerekir. Etkisi 15 dakika sonra
    başlayacaktır. Eğer düzelme sağlanmazsa ilacı tekrarlayın.
    2- Bir günde 6 kereden fazla kullanmak veya 4 saatten önce tekrarlamak gerekirse mutlaka hastaneye başvurunuz.

    Hastaneye giderken :

    -Protokol numarasının yazılı olduğu hastane kartınızı .
    -Çocuğunuzun kullandığı ilaçları ( varsa Ventolin nebul’ü )
    -Doktorunuzun verdiği takip formunuzu yanınıza alın.
    -Çocuğunuz yolda sıkışırsa, Ventolin ya da Bricanyl’i mutlaka kullanınız.
    -Sakin olun, unutmayın telaşınız çocuğunuza yarar sağlamayacaktır.

    3. İmmünoterapi ( aşı tedavisi )

    Böcek zehiri allerjileri ve allerjik rinit ( saman nezlesi ) gibi allerjik hastalıkların uzun süreli tedavisinde başarı ile kullanılmakta olan bu yöntemin, allerjik astım tedavisinde etkinliği halen araştırılmaktadır. Dikkatle seçilmiş vakalarda uzun vadede yarar görüldüğünü destekleyen çalışmalar mevcuttur. Kliniğimizde, bu tedaviden yarar görme olasılığı yüksek olan seçilmiş astım vakalarında sublingual ( dil altı ) aşı tedavisi uygulanmaktadır. Tedavi en az 3 yıl sürmekte ve hastalar kendileri uygulamaktadırlar.

  • Sigara ve immünite hakkında

    Sigaranın, solunum yolu enfeksiyonları, kanser ve ateroskleroza eğilimi artırdığı, aynı zamanda AIDS’in hızlı klinik progresyonunda da önemli role sahip olduğu çeşitli çalışmalarda gösterilmiştir. Sigaranın immun sistemi baskılayıcı etkisi nedeniyle bu tür sistemik hastalıklara yol açtığı düşünülmektedir. Sigara hücresel immünite elemanı olan T hücrelerinin çoğalımını baskılamakta; doğal öldürücü hücreler (natural killer) ve alveolar makrofaj fonksiyonlarını etkilemekte; Ig G ve Ig A’nın serum düzeylerinde düşüklüğe neden olmaktadır (1).

    Sigaranın solunum sistemi enfeksiyonlarına eğilimi artırma nedenleri arasında, en önemlilerinden birisi T hücre yanıtının baskılanmasıdır. T hücre yanıtının baskılandığı durumlarda humoral immünite de dolaylı olarak negatif yönde etkilenmektedir. Tütün flavinoidlerinin prolizisi sonucu ortaya çıkan hidrokinon (HQ) ve katekol, T hücresinin IL-2 ye bağlı olarak çoğalmasını baskılamakta ve hücrenin S fazına girmesini engellemektedir. Sigaradaki katranın, ribonükleotid redüktaz enzimini inhibe ederek lenfosit proliferasyonunu inhibe ettiğini gösteren çalışmalar mevcuttur. Bu enzim inhibisyonu için 2 yada 3 sigara içilmesi yeterli olup, inhalasyon havasında bulunan bu maddeler bir dahaki sigara içimine kadar bu inhibisyonu devam ettirmekte ve her tekrar edilen sigara içimi ile bu kısır döngü sürdürülmektedir. Hidrokinon (HQ) hücre içinde bir nükleer transkripsiyon faktörü olan NF-’nin aktivasyonunu engelleyerek, hücrenin G1 fazından S fazına geçişini engellemektedir. Hücre siklusu kontrol ağının bozulması aynı zamanda tümör progresyonu üzerinde de etkili olmaktadır (17).

    Hayvan modelleri ve insanlar üzerinde yapılan çeşitli çalışmalarda sigaranın pulmoner T hücre yanıtında belirgin supresyona yol açtığı gösterilmiştir. Hidrokinon (HQ) ve katekol, reaktif oksijen ürünlerinin fazla miktarda oluşumunu sağlayarak DNA hasarına yol açmaktadır. In vitro koşullarda yapılan çalışmalarda 50 M hidrokinon ve katekolün DNA sentezini bloke ettiği gösterilmiştir.

    Sigara içenlerin BAL (bronko-alveolar lavaj) örneklerinde, hidrokinon ve katekolün T hücrelerinin mitojenlere karşı olan proliferatif cevabını ve alveolar makrofajların sitokin (IL-1) üretim ve salımını azalttığı; ayrıca yardımcı (helper ) ve baskılayıcı (supressör) T hücreleri arasındaki oranı değiştirdiği gösterilmiştir (5).

    Bronş assosiye lenfoid doku (BALT), immün sistemin akciğerlerdeki komponentlerinden biri olup; follikül oluşturan lenfosit toplulukları, yüksek endotelial venüller, intraepitelial lenfositler ve M hücrelerinden oluşmuştur. Ancak bazı çalışmalar BALT’ın sigara içen kişilerde saptanabileceğini, sigara alışkanlığı olmayan kişilerde ise mevcut olmadığını göstermiştir. BALT’ın partikül şeklindeki antijenlere, özellikle sigara içerek inhale edilen antijenik yapıdaki moleküllere, karşı geliştiği belirtilmektedir (2-4).

    Sigaranın periferik hava yollarında, özellikle subepitelyal bölgede, inflamasyona yol açtığı bilinmektedir. Normal bir akciğerde goblet hücreleri santral hava yollarında saptanırken, periferik hava yollarında ise nadir olarak saptanır. Sigara içenlerde ise periferik hava yollarında goblet hücre popülasyonu yanında nötrofillerin de arttığını görmekteyiz. Nötrofiller goblet hücrelerinin sekretuar fonksiyonunu arttırmakta ve aşırı mukus salınımına yol açmaktadır. Ayrıca santral, periferik havayolları, subepitel ve epitel dokusunda CD8 + T hücre, makrofaj infiltrasyonu akciğerdeki yaygın inflamasyonun kanıtlarıdır (6). Niewoehner ve arkadaşlarının yaptığı bir çalışmada, akciğer fonksiyonları normal olan sigara içicilerin bronş epitelinde, makrofaj ve CD45 taşıyan hücrelerin arttığı gösterilmiştir. Astmatik hastalarda hava yollarının dış yüzeyi olan adventisya tabakasında bu inflamatuar hücrelerin birikimi gözlenirken, sigaraya bağlı obstrüktif akciğer hastalığı gelişen hastalarda ise, inflamasyonun iç yüzeyde olduğu ve hava yolunun çapının bu sebeple daraldığı bildirilmektedir (7).

    Sigara içmek, 4000 in üzerinde biyoaktif partikülü duman şeklinde solumak demektir. Bu biyoaktif komponentler, konağın hücre içi ve hücre dışı DNA P-450 ve glutatyon transferaz gibi detoksifikasyon sistemleriyle etkileşime girmektedir. Böylece oksidatif kaynaklı bir stres meydana getirilmekte ve immün sistem aktivasyonu ile inflamatuar sistem devreye sokulmaktadır. Sigara içenlerde, dolaşımdaki makrofajların sayısının arttığı ve bu hücrelerden oksijen radikal salınımının arttığı gösterilmiştir (8). Çeşitli çalışmalarda sigara içimi ile endotele, trombosi ve lökosit adezyonunun arttığı, trombositlerin agregasyonunun kolaylaştığı ve bu yolla sigaranın ateroskleroza zemin hazırladığı gösterilmiştir. Yine bu kişilerde C-reaktif protein, interselüler adezyon molekülleri ve nötrofil sayısının artışı ile aterosklerozdan dolayı mortalitede artış arasında pozitif bir korelasyon olduğu gösterilmiştir. Ateroskleroz plağında bu inflamatuar reaksiyonların progresyonu, plağın rüptürüne ve tromboza yol açabilmektedir. İnflamasyon ve beraberinde eşlik eden pro-oksidan proçes, aynı zamanda karsinogenezisin pek çok evresinden de sorumlu tutulmaktadır (9).

    Kronik obstrüktif akciğer hastalığının (KOAH) gelişmesinde en önemli faktörlerden biri, bilindiği gibi, sigara içmektir. Proteaz ve antiproteazlar arasındaki denge, patogenezdeki faktörlerden biridir. Yine bu denge içerisinde de, oksidatif sistemi devrede görmekteyiz. Oksidatif stresin, akciğer makrofajlarının nükleer ve mitokondrial genomlarında genetik hasara yol açtığı bildirilmektedir (10).

    Yoğun sigara içenlerde mukozal yüzeylerde bulunan sekretuar Ig A’nın azaldığı, yine bu kişilerde epitelyal baş ve boyun tümörlerinin görülme olasılığının arttığı belirtilmiştir. Sigara içen bireyler üzerinde yapılan bir başka çalışmada, mukozal yüzeyden ve bronko-alveolar lavaj ile alınan materyellerde sekretuar Ig A’nın azaldığı ve lokal antikor düzeylerinin yetersiz olduğu gösterilmiştir. Sigara içimi immüniteyi direk yolla etkilediği gibi; mukus yapımı, serbest oksijen radikali üretimi gibi sekonder faktörlerin yapımını da değiştirerek, indirekt yolla vücudun savunma mekanizmalarını bozmaktadır.

    Sigara içimi ile pek çok kanserojen madde vücuda alınmakta olup, bunlardan birisi de polisiklik hidrokarbonlardır (PAH) . PAH grubu elemanı olan benzopyrene, sitokrom P450 (CYP) ile katalize edilmekte, daha sonra hücre DNA’sına bağlanmaktadır. Doku DNA’ larında bu toksik madde seviyesi karsinojen maddeye ne kadar maruz kalındığı hakkında bize kantitatif bilgi verebilmektedir. Bronkoalveolar makrofajlar (BAM), inhale partiküllere karşı defansta oldukça önemli immün sistem elamanlarıdır. BAM’daki bu karsinojen maddelerin metabolizması ve bioaktivasyonu kanser etiyolojisinde oldukça önemlidir. Son yapılan çalışmalarda CYP enzimlerinden olan CYP1 A1, CYP1 B1, CYP3 A4 ve CYP3 A5’in, PAH prokarsinojenlerini aktive ederek, akciğer kanser oluşumunda rol oynadığı belirtilmektedir (15).

    Sıçanlar üzerinde yapılan bir çalışmada, sigaranın majör komponentlerinden biri olan nikotine, kronik olarak maruz kalım durumlarında antikor yapımının ve antijene bağlı T hücre sinyalizasyonunun inhibe edildiği gösterilmiştir. Ayrıca inozitol-1,4,5-trifosfat (IP3) ve sensitif intraselüler kalsiyum depolarında azalma; bunun sonucunda T hücre fonksiyonlarında bozulma meydana geldiği bildirilmiştir. Kalsiyum depoları, hücrenin nükleusu ile sitoplazması arasındaki iletişim için kritik derecede önemli olup, eksikliğinde hücrenin G0/G1 fazından S fazına geçişi bloke olmaktadır. Yine uzun süre nikotine maruz kalındığı durumlarda, T hücre anerjisinin geliştiği de bildirilmektedir (11).

    Langerhans hücreleri, oral mukoza ve derinin epitel tabakasında yerleşimli, immün sistemin oldukça önemli elemanlarından biri olup, lenfosit aktivasyonu ve antijen sunumuyla ilgilidir. Hücresel immünitenin önemli komponentlerinden biri olan langerhans hücrelerinin, viral, fungal infeksiyonlar ve neoplastik değişikliklerin engellenmesinde de oldukça önemli görevleri vardır. Yaşla birlikte hücresel immünitede ve onun komponentlerinden biri olan langerhans hücrelerinde sayı ve fonksiyonca azalma meydana geldiğinden, yukarıda bahsedilen enfeksiyonlar ve maligniteye eğilim artmaktadır (12-13). Yapılan çalışmalarda sigara içen kişilerde, oral kavite ve dudakta, epitel langerhans hücre sayısında belirgin azalma olduğu ve bu etkinin yaşla birlikte görülen azalmadan daha ciddi olduğu belirtilmiştir. Oral mukoza, sigaradaki kanserojen maddelerden benzopyrene karşı geçirgendir. Langerhans hücreleri ise savunmada oldukça önemli lokal immün sistem elemanı olarak görev yapmaktadır. Oysa sigara içenlerde, sigara; bu hücrelerin azalmasına ve fonksiyonlarının bozulmasına; dolayısıyla lokal bariyerin kırılmasına yol açmaktadırlar. Sigara içen kişilerde oral mukoza ve servikal mukoza kanserlerinin sigara içmeyenlere göre daha sık görülme nedenlerinden birisinin, langerhans hücrelerindeki azalmaya bağlı olduğu bildirilmektedir (14).

    Sigara içenlerde periodontitis gelişme olasılığı, içmeyen bireylere göre daha yüksektir. Periodontitisli sigara içen bireylerin salya ve ağız çalkalama suyunda bakılan nötrofil sayısı ve elastaz seviyesinin düşük olduğu gösterilmiştir. Elastaz enziminin periodontitisden korunmada ve hastalığın iyileşmesinde önemli bir rolü vardır. Sigara içenlerde doku onarımının geciktiği ve tam olmadığı yönündeki yayınlar bu enzimin rolünü açığa koymaktadır. Sigara damar duvarlarında konstrüksiyona ve permeabilitede azalmaya; bu durum ise nötrofillerin migrasyonunun bozulmasına yol açmaktadır. Sigara aynı zamanda, nötrofil kemotaksisini inhibe etmekte, hücre membranını paralize etmektedir. Tüm bu negatif etkiler nötrofil fonksiyon bozukluğuna yol açmaktadır (16).

    Sonuç olarak; sigaranın immün sistemde baskılayıcı etkisi özellikle T, B hücreleri ve makrofajlar üzerine olmaktadır. Hücresel, humoral ve fagositer immün sistem hücrelerinin fonksiyonlarını, özellikle çoğalma kabiliyetlerini, bozarak vücudun defans mekanizmalarını kırmakta, bu yolla tekrarlayan kronik enfeksiyonlar, kanser ve ateroskleroz gibi hastalıklara yol açmaktadır.

  • Sigara ve immünite

    Sigaranın, solunum yolu enfeksiyonları, kanser ve ateroskleroza eğilimi artırdığı, aynı zamanda AIDS’in hızlı klinik progresyonunda da önemli role sahip olduğu çeşitli çalışmalarda gösterilmiştir. Sigaranın immun sistemi baskılayıcı etkisi nedeniyle bu tür sistemik hastalıklara yol açtığı düşünülmektedir. Sigara hücresel immünite elemanı olan T hücrelerinin çoğalımını baskılamakta; doğal öldürücü hücreler (natural killer) ve alveolar makrofaj fonksiyonlarını etkilemekte; Ig G ve Ig A’nın serum düzeylerinde düşüklüğe neden olmaktadır (1).

    Sigaranın solunum sistemi enfeksiyonlarına eğilimi artırma nedenleri arasında, en önemlilerinden birisi T hücre yanıtının baskılanmasıdır. T hücre yanıtının baskılandığı durumlarda humoral immünite de dolaylı olarak negatif yönde etkilenmektedir. Tütün flavinoidlerinin prolizisi sonucu ortaya çıkan hidrokinon (HQ) ve katekol, T hücresinin IL-2 ye bağlı olarak çoğalmasını baskılamakta ve hücrenin S fazına girmesini engellemektedir. Sigaradaki katranın, ribonükleotid redüktaz enzimini inhibe ederek lenfosit proliferasyonunu inhibe ettiğini gösteren çalışmalar mevcuttur. Bu enzim inhibisyonu için 2 yada 3 sigara içilmesi yeterli olup, inhalasyon havasında bulunan bu maddeler bir dahaki sigara içimine kadar bu inhibisyonu devam ettirmekte ve her tekrar edilen sigara içimi ile bu kısır döngü sürdürülmektedir. Hidrokinon (HQ) hücre içinde bir nükleer transkripsiyon faktörü olan NF-’nin aktivasyonunu engelleyerek, hücrenin G1 fazından S fazına geçişini engellemektedir. Hücre siklusu kontrol ağının bozulması aynı zamanda tümör progresyonu üzerinde de etkili olmaktadır (17).

    Hayvan modelleri ve insanlar üzerinde yapılan çeşitli çalışmalarda sigaranın pulmoner T hücre yanıtında belirgin supresyona yol açtığı gösterilmiştir. Hidrokinon (HQ) ve katekol, reaktif oksijen ürünlerinin fazla miktarda oluşumunu sağlayarak DNA hasarına yol açmaktadır. In vitro koşullarda yapılan çalışmalarda 50 M hidrokinon ve katekolün DNA sentezini bloke ettiği gösterilmiştir.

    Sigara içenlerin BAL (bronko-alveolar lavaj) örneklerinde, hidrokinon ve katekolün T hücrelerinin mitojenlere karşı olan proliferatif cevabını ve alveolar makrofajların sitokin (IL-1) üretim ve salımını azalttığı; ayrıca yardımcı (helper ) ve baskılayıcı (supressör) T hücreleri arasındaki oranı değiştirdiği gösterilmiştir (5).

    Bronş assosiye lenfoid doku (BALT), immün sistemin akciğerlerdeki komponentlerinden biri olup; follikül oluşturan lenfosit toplulukları, yüksek endotelial venüller, intraepitelial lenfositler ve M hücrelerinden oluşmuştur. Ancak bazı çalışmalar BALT’ın sigara içen kişilerde saptanabileceğini, sigara alışkanlığı olmayan kişilerde ise mevcut olmadığını göstermiştir. BALT’ın partikül şeklindeki antijenlere, özellikle sigara içerek inhale edilen antijenik yapıdaki moleküllere, karşı geliştiği belirtilmektedir (2-4).

    Sigaranın periferik hava yollarında, özellikle subepitelyal bölgede, inflamasyona yol açtığı bilinmektedir. Normal bir akciğerde goblet hücreleri santral hava yollarında saptanırken, periferik hava yollarında ise nadir olarak saptanır. Sigara içenlerde ise periferik hava yollarında goblet hücre popülasyonu yanında nötrofillerin de arttığını görmekteyiz. Nötrofiller goblet hücrelerinin sekretuar fonksiyonunu arttırmakta ve aşırı mukus salınımına yol açmaktadır. Ayrıca santral, periferik havayolları, subepitel ve epitel dokusunda CD8 + T hücre, makrofaj infiltrasyonu akciğerdeki yaygın inflamasyonun kanıtlarıdır (6). Niewoehner ve arkadaşlarının yaptığı bir çalışmada, akciğer fonksiyonları normal olan sigara içicilerin bronş epitelinde, makrofaj ve CD45 taşıyan hücrelerin arttığı gösterilmiştir. Astmatik hastalarda hava yollarının dış yüzeyi olan adventisya tabakasında bu inflamatuar hücrelerin birikimi gözlenirken, sigaraya bağlı obstrüktif akciğer hastalığı gelişen hastalarda ise, inflamasyonun iç yüzeyde olduğu ve hava yolunun çapının bu sebeple daraldığı bildirilmektedir (7).

    Sigara içmek, 4000 in üzerinde biyoaktif partikülü duman şeklinde solumak demektir. Bu biyoaktif komponentler, konağın hücre içi ve hücre dışı DNA P-450 ve glutatyon transferaz gibi detoksifikasyon sistemleriyle etkileşime girmektedir. Böylece oksidatif kaynaklı bir stres meydana getirilmekte ve immün sistem aktivasyonu ile inflamatuar sistem devreye sokulmaktadır. Sigara içenlerde, dolaşımdaki makrofajların sayısının arttığı ve bu hücrelerden oksijen radikal salınımının arttığı gösterilmiştir (8). Çeşitli çalışmalarda sigara içimi ile endotele, trombosi ve lökosit adezyonunun arttığı, trombositlerin agregasyonunun kolaylaştığı ve bu yolla sigaranın ateroskleroza zemin hazırladığı gösterilmiştir. Yine bu kişilerde C-reaktif protein, interselüler adezyon molekülleri ve nötrofil sayısının artışı ile aterosklerozdan dolayı mortalitede artış arasında pozitif bir korelasyon olduğu gösterilmiştir. Ateroskleroz plağında bu inflamatuar reaksiyonların progresyonu, plağın rüptürüne ve tromboza yol açabilmektedir. İnflamasyon ve beraberinde eşlik eden pro-oksidan proçes, aynı zamanda karsinogenezisin pek çok evresinden de sorumlu tutulmaktadır (9).

    Kronik obstrüktif akciğer hastalığının (KOAH) gelişmesinde en önemli faktörlerden biri, bilindiği gibi, sigara içmektir. Proteaz ve antiproteazlar arasındaki denge, patogenezdeki faktörlerden biridir. Yine bu denge içerisinde de, oksidatif sistemi devrede görmekteyiz. Oksidatif stresin, akciğer makrofajlarının nükleer ve mitokondrial genomlarında genetik hasara yol açtığı bildirilmektedir (10).

    Yoğun sigara içenlerde mukozal yüzeylerde bulunan sekretuar Ig A’nın azaldığı, yine bu kişilerde epitelyal baş ve boyun tümörlerinin görülme olasılığının arttığı belirtilmiştir. Sigara içen bireyler üzerinde yapılan bir başka çalışmada, mukozal yüzeyden ve bronko-alveolar lavaj ile alınan materyellerde sekretuar Ig A’nın azaldığı ve lokal antikor düzeylerinin yetersiz olduğu gösterilmiştir. Sigara içimi immüniteyi direk yolla etkilediği gibi; mukus yapımı, serbest oksijen radikali üretimi gibi sekonder faktörlerin yapımını da değiştirerek, indirekt yolla vücudun savunma mekanizmalarını bozmaktadır.

    Sigara içimi ile pek çok kanserojen madde vücuda alınmakta olup, bunlardan birisi de polisiklik hidrokarbonlardır (PAH) . PAH grubu elemanı olan benzopyrene, sitokrom P450 (CYP) ile katalize edilmekte, daha sonra hücre DNA’sına bağlanmaktadır. Doku DNA’ larında bu toksik madde seviyesi karsinojen maddeye ne kadar maruz kalındığı hakkında bize kantitatif bilgi verebilmektedir. Bronkoalveolar makrofajlar (BAM), inhale partiküllere karşı defansta oldukça önemli immün sistem elamanlarıdır. BAM’daki bu karsinojen maddelerin metabolizması ve bioaktivasyonu kanser etiyolojisinde oldukça önemlidir. Son yapılan çalışmalarda CYP enzimlerinden olan CYP1 A1, CYP1 B1, CYP3 A4 ve CYP3 A5’in, PAH prokarsinojenlerini aktive ederek, akciğer kanser oluşumunda rol oynadığı belirtilmektedir (15).

    Sıçanlar üzerinde yapılan bir çalışmada, sigaranın majör komponentlerinden biri olan nikotine, kronik olarak maruz kalım durumlarında antikor yapımının ve antijene bağlı T hücre sinyalizasyonunun inhibe edildiği gösterilmiştir. Ayrıca inozitol-1,4,5-trifosfat (IP3) ve sensitif intraselüler kalsiyum depolarında azalma; bunun sonucunda T hücre fonksiyonlarında bozulma meydana geldiği bildirilmiştir. Kalsiyum depoları, hücrenin nükleusu ile sitoplazması arasındaki iletişim için kritik derecede önemli olup, eksikliğinde hücrenin G0/G1 fazından S fazına geçişi bloke olmaktadır. Yine uzun süre nikotine maruz kalındığı durumlarda, T hücre anerjisinin geliştiği de bildirilmektedir (11).

    Langerhans hücreleri, oral mukoza ve derinin epitel tabakasında yerleşimli, immün sistemin oldukça önemli elemanlarından biri olup, lenfosit aktivasyonu ve antijen sunumuyla ilgilidir. Hücresel immünitenin önemli komponentlerinden biri olan langerhans hücrelerinin, viral, fungal infeksiyonlar ve neoplastik değişikliklerin engellenmesinde de oldukça önemli görevleri vardır. Yaşla birlikte hücresel immünitede ve onun komponentlerinden biri olan langerhans hücrelerinde sayı ve fonksiyonca azalma meydana geldiğinden, yukarıda bahsedilen enfeksiyonlar ve maligniteye eğilim artmaktadır (12-13). Yapılan çalışmalarda sigara içen kişilerde, oral kavite ve dudakta, epitel langerhans hücre sayısında belirgin azalma olduğu ve bu etkinin yaşla birlikte görülen azalmadan daha ciddi olduğu belirtilmiştir. Oral mukoza, sigaradaki kanserojen maddelerden benzopyrene karşı geçirgendir. Langerhans hücreleri ise savunmada oldukça önemli lokal immün sistem elemanı olarak görev yapmaktadır. Oysa sigara içenlerde, sigara; bu hücrelerin azalmasına ve fonksiyonlarının bozulmasına; dolayısıyla lokal bariyerin kırılmasına yol açmaktadırlar. Sigara içen kişilerde oral mukoza ve servikal mukoza kanserlerinin sigara içmeyenlere göre daha sık görülme nedenlerinden birisinin, langerhans hücrelerindeki azalmaya bağlı olduğu bildirilmektedir (14).

    Sigara içenlerde periodontitis gelişme olasılığı, içmeyen bireylere göre daha yüksektir. Periodontitisli sigara içen bireylerin salya ve ağız çalkalama suyunda bakılan nötrofil sayısı ve elastaz seviyesinin düşük olduğu gösterilmiştir. Elastaz enziminin periodontitisden korunmada ve hastalığın iyileşmesinde önemli bir rolü vardır. Sigara içenlerde doku onarımının geciktiği ve tam olmadığı yönündeki yayınlar bu enzimin rolünü açığa koymaktadır. Sigara damar duvarlarında konstrüksiyona ve permeabilitede azalmaya; bu durum ise nötrofillerin migrasyonunun bozulmasına yol açmaktadır. Sigara aynı zamanda, nötrofil kemotaksisini inhibe etmekte, hücre membranını paralize etmektedir. Tüm bu negatif etkiler nötrofil fonksiyon bozukluğuna yol açmaktadır (16).

    Sonuç olarak; sigaranın immün sistemde baskılayıcı etkisi özellikle T, B hücreleri ve makrofajlar üzerine olmaktadır. Hücresel, humoral ve fagositer immün sistem hücrelerinin fonksiyonlarını, özellikle çoğalma kabiliyetlerini, bozarak vücudun defans mekanizmalarını kırmakta, bu yolla tekrarlayan kronik enfeksiyonlar, kanser ve ateroskleroz gibi hastalıklara yol açmaktadır.

  • Astım hakkında herşey !

    Astım akciğerlere kadar olan hava yollarını ( Bronşlar ) etkileyen bir hastalıktır. Bu hava yolları soluduğumuz havayı burundan itibaren akciğerlere kadar ulaştırır. Sağlıklı bir kişide bu soluma olayı kolayca gerçekleşir. Astımlı bir kişide ise bazı dönemlerde soluma zorluğu meydana gelir. Astım atağı sırasında bronşlar ( hava yolları ) daralır ve havanın geçişi zorlaşır. Bu hava yolu daralmasının bazı nedenleri vardır. Bunlar:

    * Bronşları çevreleyen kasların kasılması sonucu hava yollarının daralması
    * Bronşun içini saran zarın şişmesi
    * Hava yollarında mukus ( sümük – balgam ) adı verilen yapışkan bir salgının aşırı salınması ve bu salgının hava yollarını
    yer yer tıkaması

    Astım Nöbetinin Belirtileri Nelerdir?

    Bronşlar daraldığı zaman solunum işini yapmak için daha büyük çaba sarf edilir. Akciğerlere giren hava daralan bronşlardan dışarı çıkarken zorlanır. Hasta bunu nefes darlığı veya göğüste sıkıntı şeklinde ifade edebilir. Bu sırada hasta ıslık sesine benzer (vızıltı) bir ses çıkarır. Akciğere girmiş hava daralmış olan bronşlardan dışarı çıkarken, hasta aşırı zorlanırsa, normalde soluma ( nefes alıp verme ) işi için kullanılmayan boyun, göğüs, omuz ve karın kaslarını kullanır ve daha sık solur.

    Astımın Bulguları Nelerdir?

    * Öksürük. Astımın sık bir bulgusudur. Özellikle gece öksürüğü olur. Egzersiz, soğuk hava öksürüğü arttırabilir. Hava yollarındaki mukus birikimi ve bronşları çevreleyen kasların kasılması nedeni ile olur.
    * Vızıltı. Astım nöbetinin sık karşılaşılan bir bulgusudur. Akciğerdeki hava daralmış bronşlardan dışarı çıkarken zorlandığı zaman nefes verirken duyulur.
    * Sık Soluma. Astım nöbeti sırasında daralmış ve içi mukus ile dolmuş bronşlarda soluk alıp verme işi zorlaştığından hasta daha sık nefes alıp verebilir. Bunu saptamak için çocuğunuzun 60 saniye içinde kaç kez nefes alıp verdiğini sayın; bulduğunuz sayıyı normalde iyiyken olan dakikadaki solunum sayısı ile karşılaştırın.
    * Göğüs Duvarı Derisinde Çekilmeler. Daha ağır astım nöbetlerinde görülen bir bulgudur. Göğüs duvarında kaburgalar arasındaki deri ve boynun önündeki deride içe çekilmeler olabilir. Bu bulgu saptandığında hemen hastaneye başvurunuz.

    Astıma neden olan durumlar ( uyaranlar ) nelerdir ?

    Astımın sebebi tam olarak bilinmese de bu hastalıkta hava yollarının bazı uyaranlara aşırı duyarlı olduğu bilinmektedir. Bu uyaranlar hava yollarını uyararak astım atağı oluşumuna neden olurlar. Bu uyaranları şöyle sıralayabiliriz:

    1. Allerjenler ( allerjiye neden olan maddeler )

    Normal kişilere hiçbir zararı olamayan allerjenlere, allerjik astımı olan bir kişi maruz kalınca bir allerjik reaksiyon olur. Bu reaksiyon sırasında tahriş edici bazı kimyasal maddeler yapılır ve hava yollarındaki dokuların içene salınır. Kişi hem allerjik hem de astımlı ise astım atağı geçirir. Bu allerjenlerin bazıları şunlardır:

    Ev tozu, ev tozu akarları ( böcekler )

    * Çiçek tozları ( polenler )
    * Küf

    Hayvan tüyü

    2. Enfeksiyonlar

    Solunum yolu enfeksiyonları ( grip, nezle ) astımlı kişide hava yollarını uyararak astım atağına neden olabilir. Bu enfeksiyonlar okul ve / veya kreşe giden çocuklarda sıktır.

    3. Hava değişimi

    Mevsim değişimi, hava ısısının değişmesi ( özellikle soğuk hava ) ve nem oranının artması, astımlı bir kişide hava yollarını uyararak astım atağına neden olabilir

    4. Egzersiz

    Astımlı bir kişide egzersiz hava yollarını uyararak astım atağına neden olabilir. Koşma gibi, daha fazla enerji tüketimine neden
    olan yoğun egzersiz türleri, birkaç dakika içinde bir astım atağına neden olabilir. Ancak bu nedenle astımlı çocuklarda egzersizin
    engellenmesi söz konusu değildir. Egzersiz öncesi uygun ilaç alımı ile astım atağı önlenebilir. İyi tedavi edilen astımlı bir çocukta
    egzersiz sonrası belirtiler olmamalıdır. Oluyorsa tedavi planının düzenlenmesi için bu durumu doktorunuza bildiriniz.

    5. Irritanlar ( tahriş ediciler )

    Bazı maddeler duyarlı olan bronşları tahriş edebilir. Bu maddeler şöyle sıralanabilir: Sigara dumanı, hava kirliliği, saç spreyleri, parfümler, temizlik maddeleri ve keskin kokular. Astımlı bir kişinin yaşadığı evin içinde hiç kimsenin sigara içmesine izin verilmemelidir.

    Astımda olabilecek komplikasyonlar nelerdir ?

    * Astım genellikle akciğerlerde kalıcı hasar yapmayan bir hastalıktır. Hastalık çok uzun yıllardan beri var olsa da uygun tedavi ile akciğer fonksiyonları normale yakın olarak korunabilir.
    * Astımda sorun bronşlarda olmasına rağmen bir çok astımlıda üst solunum yolları (burun, boğaz, sinüsler) ve kulaklar ile ilgili problemler eşlik edebilir. Astımlı çocuklarda sıklıkla kronik burun tıkanıklığı olur ve buna bağlı olarak kulak enfeksiyonları ve sinüzit meydana gelir. Buruna yönelik uygun tedavi ile (burun temizliği ve doktorun önerisi ile diğer bazı ilaçlar) bu durumların olması önlenebilir.
    * Astım bazı psikolojik problemlere neden olabilir. Ağır astımı olan çocuklarda okul devamsızlığı, spor etkinliklerine katılamama ve astım atağı sırasında acil olarak hastaneye başvurular bu duruma neden olabilir. Uygun tedavi alan bir çocukta astım kontrol altına alınarak bu problemlerin olması önlenebilir.

    Astım Nasıl Tedavi Edilir?

    Uygun bir tedavi ile astımın bulguları kontrol altına alınabilir. Ancak en etkili tedavi bile astımı tamamen ortadan kaldıramaz. Bunun nedeni hastalığa sebep olan temel bozukluğun tam olarak bulunamamış olmasıdır. Gerekli çevre önlemleri ve ilaç tedavisi ile hastalık kontrol altına alınabilir. Doktorun önerileri, çabaları ve tedavisi hastanın ailesi ve kendisi uyum gösteremezse tek başına yarar sağlamaz. Astım tedavisinin başarılı olması için en önemli nokta doktor ve hasta ailesi arasındaki uyumdur. Tedavi iki bölümden oluşur:

    1. Çevre Düzenlemesi:

    Hastalığın alevlenmesine sebep olan çevresel faktörler varsa, doktorunuz bazı çevresel değişiklikler yapmanızı önerecektir. Bunlar:

    a) Allerjenlerden kaçınma

    Ev tozu akarı
    -Ev tozu akarı gözle görülmez fakat her evde bulunur.
    -Örümcek ve kenelerle akraba olan akarlar insanı ısırmaz ve hastalık bulaştırmazlar.
    -Akarların allerji oluşturan kısımları artıklarıdır. Bu artıklar ağırlıkları nedeniyle pek havada kalmazlar. Ancak ev temizliği yaparken havalanırlar, burundan içeriye girerek allerjiye sebep olurlar.
    -Evde en sık bulundukları yerler yatak, yastık, halı, kanepeler, yatak örtüleri, doldurulmuş oyuncakların içidir.
    -Akarlar insan derisinin döküntüleri ile beslenirler. Bu yüzden yaşamaları için en ideal yer yataklardır.

    Hayvan ( kedi, kuş, köpek ) tüyü ve atıkları
    Allerjenler sadece evde beslenen hayvanlar üzerinde değil, kuştüyü yastıklarda ve hayvan derisinden yapılmış diğer eşyalarda da bulunur.

    Küf mantarı ( rutubet )

    Evde Allerjenlerden Korunmak İçin Alınacak Önlemler Nelerdir ?

    Yatak odasında:

    -Yatak ve yastığı hava geçirmeyen bir materyal ile kaplayın ( Amerikan bezi, sentetik kumaş gibi ).
    -Mümkünse şilteyi yaylı yatak ile değiştirin.
    -Yünlü ve tüylü battaniye kullanmayın.
    -Kuş tüyü yastığı sentetik ( elyaf ) yastıkla değiştirin.
    -Tüm yatak kılıfı, yastık kılıfı, battaniyeleri haftada bir, en az 60 derece suyla yıkayın.
    -Mümkünse halıları kaldırın ve yerleri temiz tutun. Eğer halıyı kaldıramıyorsanız, doktorunuzun tavsiye edeceği maddeler ile temizleyin.
    -Temizlik yapılırken, çocuğunuzu evden uzaklaştırın yada maske takın.
    -Odada toz tutacak fazla eşyayı ( kitap, tüylü doldurulmuş oyuncaklar gibi ) ya odadan çıkarın yada dolaba koyup, kapısını kapalı tutun.
    -Mümkünse klima ( hava serinletici ) kullanın.
    -Evde hayvan beslemeyin; besliyorsanız yatak odasına kesinlikle sokmayın.
    -Evde bir nem ölçer bulundurarak, nem oranını %25 ile %50 arasında tutunuz.
    -İçi doldurulmuş koltuk yerine tahta veya plastik eşya tercih ediniz.
    -Perdelerinizi sentetik materyalden seçin, kadife olmasın.

    Mutfak, banyo ve küflü yerlerde:

    -Sık sık havalandırın ve deterjanla temizleyiniz.
    -Nemli yerlerde halı bulundurmayınız.
    -Lavabo altlarını ve tuvaletin arka kısımlarını temiz ve kuru tutunuz.
    -Hamam böceklerini ve fareleri mutlaka yok ediniz.

    Evin diğer kısımlarında:

    -Mümkünse halıları kaldırınız.
    -Çocuğunuzun sofa, koltuk üzerinde uyumasına izin vermeyiniz.
    -Toz alırken ıslak bez kullanarak tozun havalanmasını engelleyiniz.
    -Evdeki çiçeklerin üzerinde küf olmasın, kontrol ediniz.
    -Mümkünse hava tahliye kısmında ev tozlarını tutarak havaya karışmasını önleyen HEPA filtresi olan elektrik süpürgelerinden birini tercih ediniz.

    b. İrritanlardan Kaçınma:
    ·

    Bu grupta en zarar veren etken sigaradır. Astımlı bir kişinin yaşadığı evde ( evin tüm odaları dahil ) sigara içilmesine kesinlikle izin verilmemelidir.

    · Odun ve kömür sobaları tahriş edici tanecikler ve kokular saldıklarından mümkünse ısınmak için başka bir yola
    başvurulmalıdır.
    · Saç spreyleri, parfümler, temizlik maddeleri, sinek ilacı ve hava kirliliği de tahriş edicidir. Hasta bunlardan etkileniyorsa, mümkünse temas önlenmelidir.

    c. Emosyonlar ( psikolojik stres ):

    Astımlı çocuğun onu destekleyen sıcak ve samimi bir ev ortamına ihtiyacı vardır. Evde yaşayan kişilerin bu kronik hastalığın tedavisine ve kontrol altına alınmasına yaklaşımları iyi yönde olursa, tedavinin başarısı artar.

    2.İlaç Tedavisi:

    I- İnhaler ( hava yolu ile verilen ) Rahatlatıcılar:

    a) Kısa etkili rahatlatıcılar ( Ventolin, Bricanyl ):
    – Bu ilaçlar hava yollarının çeperini saran ve nöbet sırasında kasılan kasları gevşeterek hava yollarını genişletirler.
    – Ağız içine püskürtülen formları ( inhaler ) 15 dakika içinde etki etmeye başlar, 4 saat sonra bu etki kaybolur. Bu nedenle nöbet sırasında ilk kullanılacak ilaç grubudur.
    – Egzersiz yapmadan 15 dakika önce kullanılırsa , egzersiz sırasında gelişebilecek rahatsızlığı engeller.
    -Aşırı dozda kullanılırsa kalp hızını arttırır ( fazla kahve içmiş gibi ). Ellerde titreme olabilir. Çocukta artan yaramazlık izlenebilir.

    b) Uzun etkili rahatlatıcılar ( Serevent, Foradil, Volmax )
    – Oral ( ağız yolu ) veya inhaler ( püskürtme ) formları vardır.
    – Oral yolla kullanılanlar astım atağı sırasında doktorunuzun önerisi ile 3-7 gün süre ile verilir.
    – Inhaler yolla kullanılanlar normal dönemde hasta atakta değilken, gün içinde veya gecelerii uykudan uyandıran nefes darlığı, vızıltı veya öksürük olduğu durumlarda sabah 1 akşam1 kez şeklinde kullanılır.
    – Doktorunuzun önerisi dışında kullanılmaz.

    II- Önleyiciler:

    a) İntal:
    – Koruyucu bir ilaçtır. Gelecek olan nöbeti önler.
    – Hiç bir yan etkisi yoktur.
    – Ancak bu ilaç sıkışıklığı olan cocuğa hiç bir yarar sağlamaz.
    – Başlangıçta günde 4 kere sonra 3 kere kullanılabilir.

    b) İnhaleryolla kullanılan steroidli ilaçlar: ( Pulmicort, Flixotide gibi )
    – Hava yollarındaki şişme ve ödemi azaltır, yapışkan balgamın oluşumunu engeller.
    – Hava yollarının uyaranlara karşı duyarlığının azaltır.
    – Gelecek olan nöbeti önler.
    – Spreyler şeklinde verilen şekli vücut dolaşımına geçmediği için doktorunuzun tavsiye ettiği dozda yan etki göstermez.
    – Ağızda kötü bir tad bırakabilir. Nadiren ağızda pamukcuk oluşumuna yol açabilir. Bunu engellemek için su ile gargara yapmak yeterlidir.
    – Astım tedavisinin en etkili ilacıdır.

    c) Oral( ağız yolu ile ) steroidler ( Prednol, Deltacortril )
    – Hava yollarındaki şişme ve ödemi azaltır.
    – Yapışkan balgamın ( mukus ) oluşumunu engeller
    – Hava yollarının uyaranlara karşı olan duyarlılığını azaltır.
    – Hava yollarının Ventolin, Bricanyl gibi rahatlatıcılara olan yanıtını arttırır.
    – Olabilecek yan etkiler kullanıldığı süre ve dozla ilgilidir.
    – Doktor tavsiyesi dışında kullanılamaz ve doktorunuzun önerdiği süre ve dozda kullanılmalıdır.
    – Astım atağı sırasında püskürtme veya hava yolu ile kullanılan ilaçların yetersiz kaldığı durumlarda doktor tarafından önerilir.
    – Genellikle 3-7 gün süre ile verilir.

    Peak Flow Metre ( zirve akım ölçer ) Nedir ?

    Peak Flow Metre ( PFM ) akciğerlerden dışarıya üflenen havanın hızını ölçen bir alettir. Astım atağı sırasında havayolları daralır ve dolayısıyla akciğerlerdeki hava daha düşük bir hızla dışarıya üflenir. Üfleme hızındaki farklılık ( normale göre ) PFM ile ölçülür. PFM ile ölçülen üfleme hızı astım atağının belirtileri başlamadan önce düşer. Dolayısıyla eğer siz ve çocuğunuz PFM kullanmayı öğrenirseniz çocuğunuzu erken dönemde evde tedavi edebilir, acil servise başvuruyu önleyebilirsiniz. Dört yaşından büyük tüm çocuklar biraz çaba ile PFM kullanmayı öğrenebilirler.

    Kullanım şekli:
    -Çocuk mutlaka ayakta olmalıdır.
    -İbre sıfıra getirilir.
    -Ağız kısmı, dudaklar ile iyice sarılmalıdır.
    -Derince bir nefes alıp ani ve hızlı üflenir. ( Tıpkı yanan bir mumu söndürmek ister gibi )
    -İbrenin gösterdiği sayı okunur.
    -Bu işlem 3 kere tekrarlanır, en yüksek değer Takip Formunda ayrılan yere kaydedilir.

    Günde kaç kere kullanılmalıdır ?

    Biz günde bir kez sabahları ilaç kullanımından önce öneriyoruz. Ancak, sabah ve akşamları yatmadan önce de yapılabilir. Sabah değeri her zaman için akşam değerinden düşük bulunacaktır, bu normaldir. Çocuğun rahat olduğu dönemde kullanarak ulaşabileceği en yüksek değeri bulunuz. Bu değerin %20 altına inmesi durumunda tedavi planına göre ilaç kullanımını arttırın. Böyle günlerde çocuğunuzun iyiye gidip gitmediğini anlamak için PFM yi daha sık kullanabilirsiniz. Kısacası bu alet size barometrenin yağmuru haber vermesi gibi, yaklaşan astım nöbeti için erken uyarıda bulunacaktır.

    Küçük Çocuklar İçin :

    · İnhaler ilaçların küçük çocuklarda adaptörlerle (aerochamber veya nebuhaler) verilmesi, verilen ilacın etkisini artırır.
    · Çocuğunuzun ilacı daha kolay almasını sağlar.
    · Daha çok ilacın hava yollarına ulaşmasını sağlar.
    · İlacın kötü tadından oluşacak rahatsızlığı azaltır.
    · Kullanımını kolaydır.

    Adaptörlerin Kullanımı:

    ABLESPACER ( maskeli fanus ):
    · 4 yaşından kadar olan çocuklarda kullanılır.
    · İnhaleri ( ilacı ) salladıktan sonra aerochamber’in maske kısmını çocuğun burun ve ağzını kapatacak şekilde yüzüne yerleştirin.
    · İlacı 1 kez sıkın
    · Maske yüzündeyken çocuğun 5-10 kez nefes alıp verdiğini sayın
    · İki dakika bekledikten sonra ilacı bir kez daha sıkın ve yine çocuğun 5-10 kez nefes alıp verdiğini sayın. Böylece iki puf yapmış olacaksınız.
    Nebuhaler ( maskesiz fanus ) :
    · 4-6 yaş arası çocuklarda kullanılır.
    · İnhaleri salladıktan sonra cam fanusun ucuna yerleştirin.
    · Ağız kısmını dudaklarınızla iyice sarın.
    · İlacı 1 kez sıkın ( 1 Puf ).
    · Derin nefes alıp tutun, 5-7 saniye sonra bırakın ( Bu işlemi 4-5 kere yapın ).
    · İki dakika bekledikten sonra ilacı bir kez daha sıkın ve nefes alıp verme işlemini tekrarlayın. Böylece ikinci pufu yapmış olacaksınız.

    Turbuhaler Kullanımı:
    · 6 yaşından büyük çocuklarda kullanılır.
    · Koruyucu kapağı çıkarınız.
    · Turbuhaleri dik olarak tutunuz. Alttaki doz bileziğini sonuna kadar çevirdikten sonra “klik” sesi duyulana kadar tekrar geriye çeviriniz.
    · Nefesinizi dışarıya veriniz, ağız parçasını dişlerinizin arasına yerleştiriniz ve dudaklarınızı kapatınız.
    · Derin ve güçlü bir nefes alınız.
    · Turbuhaleri ağzınızdan çıkarınız ve ağzınızı 10 saniye kadar kapalı tuttuktan sonra nefesinizi veriniz.
    · İkinci bir doz alacaksa kurma işlemini tekrar yaptıktan sonra aynı işlemleri tekrar edin.
    · Koruyucu kapağı yerine takınız.

    Astım Nöbeti Önceden Anlaşılır mı?

    Astım nöbetinin ilk işaretlerini tanıyabilir ve hemen tedaviye başlarsanız, nöbetin gelişini engelleyebilir veya kısa sürede düzelmesini sağlayabilirsiniz.

    Bu işaretlerden bazıları :
    – Öksürük, özellikle gece öksürüğü
    – Burunda su gibi akıntı
    – Gözlerin altında siyah halkalarda belirginleşme
    – Uykuda huzursuzluk
    – Soluk görünme
    – Nezle, grip gibi üst solunum yolu hastalıkları
    – PFM değerlerinde düşme

    Nöbet gelince Ne Yapmalıyım?

    – Nefes alıp verirken ıslık sesi duyulur
    – Göğüs duvarında ( özellikle kaburgalarda, boyunda ) içeri çökmeler oluşur
    – Nefes verme süresi uzar
    – Nefes alma sıklaşır
    – Öksürük veya nefes alırken ıslık sesi duyulması,
    – Gece uyandıran öksürük,
    – Çocuğun bilinen erken nobet işaretlerinin varlığı ( göz altında siyah halkalar, nefes darlığı, sık soluma gibi ),
    – Flow metre ( PFM ) değerinde düşüş, gibi belirtiler olduğunda;

    1- Bricanyl inhalerin 2 puf veya Bricanyl turbuhalerin 1 kez şeklinde uygulanması gerekir. Etkisi 15 dakika sonra
    başlayacaktır. Eğer düzelme sağlanmazsa ilacı tekrarlayın.
    2- Bir günde 6 kereden fazla kullanmak veya 4 saatten önce tekrarlamak gerekirse mutlaka hastaneye başvurunuz.

    Hastaneye giderken :
    -Protokol numarasının yazılı olduğu hastane kartınızı .
    -Çocuğunuzun kullandığı ilaçları ( varsa Ventolin nebul’ü )
    -Doktorunuzun verdiği takip formunuzu yanınıza alın.
    -Çocuğunuz yolda sıkışırsa, Ventolin ya da Bricanyl’i mutlaka kullanınız.
    -Sakin olun, unutmayın telaşınız çocuğunuza yarar sağlamayacaktır.

    3. İmmünoterapi ( aşı tedavisi )

    Böcek zehiri allerjileri ve allerjik rinit ( saman nezlesi ) gibi allerjik hastalıkların uzun süreli tedavisinde başarı ile kullanılmakta olan bu yöntemin, allerjik astım tedavisinde etkinliği halen araştırılmaktadır. Dikkatle seçilmiş vakalarda uzun vadede yarar görüldüğünü destekleyen çalışmalar mevcuttur. Kliniğimizde, bu tedaviden yarar görme olasılığı yüksek olan seçilmiş astım vakalarında sublingual ( dil altı ) aşı tedavisi uygulanmaktadır. Tedavi en az 3 yıl sürmekte ve hastalar kendileri uygulamaktadırlar.

  • Astım nedir? Astımın bulguları nelerdir?

    Astım akciğerlere kadar olan hava yollarının bir uyarı ile daralaması sonucu öksürük, nefes darlığı, hışıltı şikayetlerinden en az birinin olmasıdır. Sağlıklı bir kişide bu soluma olayı kolayca gerçekleşir. Astımlı bir kişidebazı dönemlerde soluma zorluğu meydana gelir. Astım atağı sırasında bronşlar ( hava yolları ) daralır ve havanın geçişi zorlaşır. Bu hava yolu daralmasının bazı nedenleri vardır. Bunlar:

    * Bronşları çevreleyen kasların kasılması sonucu hava yollarının daralması
    * Bronşun içini saran zarın şişmesi
    * Hava yollarında mukus ( sümük – balgam ) adı verilen yapışkan bir salgının aşırı salınması ve bu salgının hava yollarınıyer yer tıkaması

    Astım Nöbetinin Belirtileri Nelerdir?

    Bronşlar daraldığı zaman solunum işini yapmak için daha büyük çaba sarf edilir. Akciğerlere giren hava daralan bronşlardan dışarı çıkarken zorlanır. Hasta bunu nefes darlığı veya göğüste sıkıntı şeklinde ifade edebilir. Bu sırada hasta ıslık sesine benzer (vızıltı) bir ses çıkarır. Akciğere girmiş hava daralmış olan bronşlardan dışarı çıkarken, hasta aşırı zorlanırsa, normalde soluma ( nefes alıp verme ) işi için kullanılmayan boyun, göğüs, omuz ve karın kaslarını kullanır ve daha sık solur.

    Astımın Bulguları Nelerdir?

    * Öksürük. Astımın sık bir bulgusudur. Özellikle gece öksürüğü olur. Egzersiz, soğuk hava öksürüğü arttırabilir. Hava yollarındaki mukus birikimi ve bronşları çevreleyen kasların kasılması nedeni ile olur.
    * Vızıltı. Astım nöbetinin sık karşılaşılan bir bulgusudur. Akciğerdeki hava daralmış bronşlardan dışarı çıkarken zorlandığı zaman nefes verirken duyulur. Siz çocuğunuzun sırıtnda dışardan elinizle hissedersiniz.
    * Sık Soluma. Astım nöbeti sırasında daralmış ve içi mukus ile dolmuş bronşlarda soluk alıp verme işi zorlaştığından hasta daha sık nefes alıp verebilir. Bunu saptamak için çocuğunuzun 60 saniye içinde kaç kez nefes alıp verdiğini sayın; bulduğunuz sayıyı normalde iyiyken olan dakikadaki solunum sayısı ile karşılaştırın.
    * Göğüs Duvarı Derisinde Çekilmeler. Daha ağır astım nöbetlerinde görülen bir bulgudur. Göğüs duvarında kaburgalar arasındaki deri ve boynun önündeki deride içe çekilmeler olabilir. Bu bulgu saptandığında hemen hastaneye başvurunuz.

    Astıma neden olan durumlar ( uyaranlar ) nelerdir ?

    Astımın sebebi tam olarak bilinmese de bu hastalıkta hava yollarının bazı uyaranlara aşırı duyarlı olduğu bilinmektedir. Bu uyaranlar hava yollarını uyararak astım atağı oluşumuna neden olurlar. Bu uyaranları şöyle sıralayabiliriz:

    1. Allerjenler ( allerjiye neden olan maddeler )

    Normal kişilere hiçbir zararı olamayan allerjenlere, allerjik astımı olan bir kişi maruz kalınca bir allerjik reaksiyon olur. Bu reaksiyon sırasında tahriş edici bazı kimyasal maddeler yapılır ve hava yollarındaki dokuların içene salınır. Kişi hem allerjik hem de astımlı ise astım atağı geçirir. Bu allerjenlerin bazıları şunlardır:

    Ev tozu, ev tozu akarları ( böcekler )

    Çiçek tozları ( polenler )

    Küf

    Hayvan tüyü

    2. Enfeksiyonlar

    Solunum yolu enfeksiyonları ( grip, nezle ) astımlı kişide hava yollarını uyararak astım atağına neden olabilir. Bu enfeksiyonlar okul ve/veya kreşe giden çocuklarda sıktır.

    3. Hava değişimi

    Mevsim değişimi, hava ısısının değişmesi ( özellikle soğuk hava ) ve nem oranının artması, astımlı bir kişide hava yollarını uyararak astım atağına neden olabilir

    4. Egzersiz

    Astımlı bir kişide egzersiz hava yollarını uyararak astım atağına neden olabilir. Koşma gibi, daha fazla enerji tüketimine neden olan yoğun egzersiz türleri, birkaç dakika içinde bir astım atağına neden olabilir. Ancak bu nedenle astımlı çocuklarda egzersizin engellenmesi söz konusu değildir. Egzersiz öncesi uygun ilaç alımı ile astım atağı önlenebilir. İyi tedavi edilen astımlı bir çocukta egzersiz sonrası belirtiler olmamalıdır. Oluyorsa tedavi planının düzenlenmesi için bu durumu doktorunuza bildiriniz.

    5. Irritanlar ( tahriş ediciler )

    Bazı maddeler duyarlı olan bronşları tahriş edebilir. Bu maddeler şöyle sıralanabilir: Sigara dumanı, hava kirliliği, saç spreyleri, parfümler, temizlik maddeleri ve keskin kokular. Astımlı bir kişinin yaşadığı evin içinde hiç kimsenin sigara içmesine izin verilmemelidir.

    Astımda olabilecek komplikasyonlar nelerdir ?

    * Astım genellikle çocuklarda akciğerlerde kalıcı hasar yapmayan bir hastalıktır. Hastalık çok uzun yıllardan beri var olsa da uygun tedavi ile akciğer fonksiyonları normale yakın olarak korunabilir.
    * Astımda sorun bronşlarda olmasına rağmen bir çok astımlıda üst solunum yolları (burun, boğaz, sinüsler) ve kulaklar ile ilgili problemler eşlik edebilir. Astımlı çocuklarda sıklıkla kronik burun tıkanıklığı olur ve buna bağlı olarak kulak enfeksiyonları ve sinüzit meydana gelir. Buruna yönelik uygun tedavi ile (burun temizliği ve doktorun önerisi ile diğer bazı ilaçlar) bu durumların olması önlenebilir.
    * Astım bazı psikolojik problemlere neden olabilir. Ağır astımı olan çocuklarda okul devamsızlığı, spor etkinliklerine katılamama ve astım atağı sırasında acil olarak hastaneye başvurular bu duruma neden olabilir. Uygun tedavi alan bir çocukta astım kontrol altına alınarak bu problemlerin olması önlenebilir.