Etiket: Hat

  • Burun ve estetik analizi bölüm 2

    Burun ve Estetik analizi Bölüm 2

    Burunun 1/3 orta kısmının değerlendirilmesi

    Burun orta kısmının simetrisi, dış hattı, eğimi, volümü ve şekli değerlendirilmektedir. Burunu oluşturan kemik ve kıkırdak arasındaki ilişki belirlemektedir.

    Burunun 1/3 alt kısmının değerlendirilmesi

    Burun uç kısmının değerlendirilmesi; bunun için kullanılan parametreler; Projeksiyonu, Rotasyonu, Pozisyonu, Volümü, Burun ucu tanımı, Genişliği, Şekli

    Burun ucu projeksiyonu; yüzün profilinde burun kanadının yanakla birleşme noktası ile burun ucu arasındaki mesafedir. Burun tabanı eşkenar üçgen şeklinde olduğu için burun taban genişliği neredeyse burun projeksiyonuna eşittir.

    Burun ucu projeksiyonu

    Burun ucu projeksiyonunun belirlenmesi için birçok metod geliştirilmiştir. Bunlar;

    Byrad metodu; Buna göre ideal burun ucu – nasal tip projeksiyonu = 0.67 x burun uzunluğudur.

    Goode metodu; nasion ile burun kanatları-yüz birleşkesi noktası arasındaki hattın %55-60’ı burun projeksiyonunu vermektedir.

    Crumley metodu; burun öncelikle kenarları arasında 3-4-5 oranları olan bir dik üçgene benzetilir. Bu üçgende nasion-burun ucu arasındaki uzaklık hipotenüsdür. Bu üçgenin diğer kenarları nasion ile burun kanatları-yüz birleşkesi, burun kanatları-yüz birleşkesi-burun ucu arasındaki hatlardır. Burun projeksiyonu bir burunda 3 oranına sahip kenar kadar olmalıdır.

    Baum oranları; Nasion- subnasion hattına burun ucundan-pronasionadan çizilen dik çizginin uzunluğu. Bu 2.8 olarak bulunmuştur.

    Subnasale ile burun ucu arasında yatay olarak ölçülen burun ucu projeksiyonu ortalama izdüşümü 15,5±2.8mm’dir. Yetişkin bir bireyde 20mm’nin üzerindeki burun büyük; 14mm’den az da küçük olarak kabul edilmektedir.

    Simon oranı; subnasion ile burun ucuronasion arası mesafe/ subnasion ile üst dudak arası mesafe oranı 1 olarak bulunmuştur.

    Burun ucu şekli ve estetik yapısı burunda bulunan LLC (lower lateral cartilage) kıkırdağın şekli ve pozisyonu ile ilgilidir.

    Burun projeksiyonu

    Burun uzunluğu zor değiştirilmektedir. Oysa burun projeksiyonu cerrahi yada medikal estetik uygulamalar ile değiştirilebilir. Burun projeksiyonu yan duruşta burun kanatları-yüz birleşkesinden geçen dik hat ile burun ucu arasındaki mesafedir. Burun tipinin yüze olan mesafesi burun projeksiyonu değiştirmektedir. Burunun projeksiyon değerlendirilmesinde bir çok yöntem kullanılmaktadır.

    Burun projeksiyonunda kullanılan yöntemler;

    Goode nin yönteminde nasiondan burun kanatlarına inilen bir dik hat çizilmekte ve bunada burun ucundan dik bir hat çizilmektedir. Burun projeksiyon burun uzunluğunun % 60 olmalıdır. Burada N-A/T-A oranı 0.55-0.60 olmalıdır. B

    Burun ucu rotasyon açısı; burun kanatlarından geçen dik hat ile buna burun ucundan uzanan hattın arasındaki açıdır. Erkeklerde 100 kadınlarda 105 derecedir.

    Burun ucu rotasyonu profil değerlendirmede collumella, burun kanatları ve üst dudak ile birlikte değerlendirilmelidir.

    Burun ucunun değerldirmesi

    Burun ucu en iyi bazal yani yüzün tabanından buruna bakılarak yapılmaktadır. Normalde burun ucu tam bir eşkenar üçgen gibi görünmelidir.

    Burun ucu şekline göre sınıflandırmalar yapılmıştır. Örneğin Boxy, bulbous, piched tip gibi. İlk iki resimde Boxy diğer iki resimde pinch burun ucları gösterilmektedir.

    Kolumellanın değerlendirilmes,; Yüzün profil değerlendirmesinde burun kanatlarının altında görünen bölüme kolumella-columella alanı denir. Normalde görünürlüğü 2-4 mm dir. Profilde burun kanatarının hafif eğimi olması gerekirken bu eğim açılı olabilir.

    Yüzün önden görünümünde kolumella ile burun kanatlarının arasındaki ilişki martı kanatı görünümündedir. Burun kanatlarının yapısı ve columella bu görünümü değiştirebilmektedir.

    Burun delikleri ve ortada kolumella arasındaki ilişki

    Burun uç kısım ile burun tabanı arasındaki oran 0.8 dir. Bu oran yaşla artmaktadır. özellikle 30 yaş sonrasında

    Normalde üst, orta ve alt parçalar birbirine eşit olmalıdır.

    Burun deliklerinin aksı ile kolumellla arasında bir açı oluşmaktadır. Bu açı ırklara göre değişmekle birlikte beyaz ırkta 45-60 derece iken uzak doğu ırklarında bu açı daha geniştir.

    Yumuşak üçgen

    Aşağıdaki resimde kırmızı ile boyalı ince deri bölümüdür. İçinde kartilaj gibi bir iskelet yapı olmayıp az miktarda ciltaltı dokusu bulunur. Burnun kutsal yapılarından biridir.

    Üst dudak ile burun arasındaki ilişki

    Burunun uzunluğu, volumü, burun alt 1/3 kısmının şekli üst dudağı etkilemektedir. Bunun terside doğrudur.

    Burun ucunun yukarı ve aşağı rotasyonu, üst dudak uzunluğu, üst dudak projeksiyonu ve subnasalenin konturu bu anatomik bölgenin estetiğini değiştirmektedir.

    Gülme estetiği ve burunun etkisi

    Gülme sırasında burun ucu aşağı ve geriye doğru hareket etmektedir. Bu hastanın normal ve gülerken çekilecek fotoğrafları ile değerlendirilebilmektedir.

    Bunun dışında ister burun üstünde olsun, isterse yüzde olsun birçok kasların kasılmaları ile burun şeklinde değişmelere neden olmaktadır. Örneğin, gülerken burun ucu belirgin olarak aşağıya rotasyon göstermekte, burun ucu üst kısmı yuvarlaklaşmakta ve burunun geçici olarak uzun görünmesine yol açmaktadır. Gülerken burun ucunun hareketi ve deformitesi depressor septi nasi kasına bağlıdır. Ayrıca gülme sırasında ağız çevresi kası Orbicularis oris üst dudağı kısaltır, mimik hareketlerle burun ucunun projeksiyonunu azaltabilir.

    Burnun estetik analizinde basit bir değerlendirme yöntem kullanılabilir. Bunun için burun uzunluğu, burun ucu projeksiyonu, burun kökü projeksiyonu ile yüzün genel uzunluğu arasındaki ilişkiye bakılmaktadır.

    Bu amaçla bir analiz listesi geliştirilmiştir.

    Ağız kapanma kusurları ilk olarak değerlendirilmektedir. Örneğin çenenin önde yada geride olması, üst ve alt çenenin değerlendirilmesi son derece önemlidir.

    Yüzde şu noktalar; kaş arası en belirgin nokta Glabella(Gs), profil görüntüde burun kanatlarının en alt noktası(ABP), Ön çenenin en alt noktası-Menton(Mes), Dudakların ortada birleşme noktası-stomion (S), burun kanatlarının yanak ile birleşim noktası (ACJ), Göz korneasından geçen hat(CP), üst göz kapağı katlantı çizgisi(SPF), Burun kökü(R) ve burun ucu(T) saptanarak işaretlenmektedir.

    Glabella-subnasale arasında(ABP kullanılabilmektedir) orta yüz yüksekliği (MFH) ve Menton- subnasale arasında(ABP kullanılabilmektedir) alt yüz yüksekliği ölçülmektedir (LFH). Dengeli bir yüzde MFH LFH eşit olmalı yada LFH MFH dan 3 mm fazla olabilmektedir.

    Menton ile stomion arası mesafe ölçülmektedir. (SMes).

    R-T mesafesi yani burun uzunluğu ölçülmektedir(RT). İdeal burun uzunluğu RTi olarak tanımlanmaktadır. RTi=0.67 × MFH yada RTi=SMes dir.

    5. Burun ucu projeksiyonu; (ACJ–T); ideal burun ucu projeksiyonu RTi X 0.67 dir.

    Burun kökü projeksiyonu CP–RP mesafesi olarak ölçülmektedir. İdeal burun kökü projeksiyonu RTi × 0.28 dir ve buda 9-14 mm arasında değişmektedir.

  • ANNE –KIZ  İLETİŞİMİ

    ANNE –KIZ İLETİŞİMİ

    Anneler ve kızları arasındaki uyuşmazlıklar günümüzde sıkça rastlanan bir durum. Peki, bu anlaşmazlıklar nasıl çözülür? Anneler, kızlarını korumak ve hataya düşmelerini önlemek için nasihatlerde bulunur, kızlar ise annelerinin destek olmasını beklerken kendilerini anlamadıklarını, eleştiride bulunduklarını düşünür.

    Durum böyleyken anlaşabilmek zor gibi gözükse de imkansız değildir.

    ERGENLİK ÖNCESİNDE ARANIZI İYİ TUTUN

    Ergenlik döneminde duygular daha ağır basar. Aşırı duygusallık, fevrilik, akla gelebilecek her duygu hat safhadadır. Ergenlik öncesi aranızı iyi tutarsanız, bu dönemde ve sonrasında size olan güveni artacaktır.

    BİRBİRİNİZİ DİNLEYİN

    Dinlemek her zaman iyi bir çözüm yoludur. Karşılıklı olarak birbirinizi dinlemeyi bilmelisiniz. Bu sayede yanlış anlaşılmaların getirdiği tartışmalar ortadan kalkacaktır.

    EMPATİ KURUN Empati, kişinin kendisini başkalarının yerine koyarak, olaylara onun gözünden bakmaktır.

    Kendinizi kızınızın yerine koyup nasihatlerinizi bu şekilde verin.

    AŞIRI KONTROLCÜ TAVIRLARLA YAKLAŞMAYIN

    Amacınız kızınızı korumaya çalışmak olsa da, sadece sizin istediklerinizi yapmasını, sizin düşüncelerinize katılmasını beklemeyin. Hata yapmadan, yaptığı hatalardan ders çıkarmadan bir şeyin hata olduğunu anlayabilmek her zaman mümkün değildir. Bazı şeyleri yaşayarak, yanlış yaparak öğrenmesine müsaade etmeli, sonucu her ne olursa olsun, yanında olmalısınız.

     

    ARANIZDAKİ SAYGIYI KORUYUN

    Kızınızın size söyleyebileceği bir kötü söz, iğneleyici bir kelime, hakaret doğru olmayacağı gibi siz de kötü sözler söylemekten kaçının. Bu şekilde konuşmak, gerilimi arttıracağı gibi kızınızın sizden uzaklaşmasına da sebep olur.

    EVE GİRİŞ-ÇIKIŞ SAATLERİ KONUSUNDA ANLAŞMAYA ÇALIŞIN

    Her genç kız, arkadaşlarıyla vakit geçirmek ister. Kimlerle, nerede, ne yaptığını bildiğiniz sürece belli sınırlar çerçevesinde ona mani olmayın. Uygun bir dille ne çok erken çıkmasını ne de çok geç dönmesini istemediğinizi, onun kararına uyacağı takdirde sizin de ona uyacağınızı söyleyin.

    BİRBİRİNİZE DESTEK OLUN

    Tavsiyelerinize uymamazlık yapıp hata yaptıklarında çok fazla üstüne gitmeyin. Olan zaten olmuştur, bunu değiştiremezsiniz. Hata yaptığının zaten farkına varacaktır. Onu daha önce uyardığınızı, eğer sözünüzü dinleseydi bu sonuçların olmayacağını, yine de ona destek olduğunuzu söyleyin. Ona, her şeye rağmen sırtını dayayabileceği bir anneye sahip olduğunu hissetirin.

    BAŞKALARINI ÖRNEK GÖSTERMEYİN

    Örnek gösterilmesini sadece kızlar değil, aslında hiçkimse istemez. Empati kurmanız gereken konulardan biri de budur. Eşinizin size başkalarını örnek göstermesinden hoşlanmayacağınız gibi siz de kızınıza bunu yapmaktan kaçınmaya çalışın.

    ŞİDDETE BAŞVURMAYIN

    Kesinlikle şiddeti son çare olarak bile düşünmeyin. Bu şekilde kızınızın akıllanacağını düşünüyorsanız malesef yanılıyorsunuz. Bu davranış onun psikolojisini bozacağı gibi sizden olabildiğince uzaklaşmasına, hatta evden kaçmasına bile neden olabilir. “ELALEM NE DER!” Bu sözü kullanmamaya özen göstermekten çok, bunu düşünmemeye çalışın. Çoğu anne, başkalarının düşüncelerini kendisinden daha önemli bulur.

    Bir şey sizin için doğru geliyorsa, başkalarının ne düşündüğünün sizin için çok da bir önemi olmamalı. Hoşlanmayacağınız durumlarda, sizin hoşunuza gitmediğini söyleyip başkalarının düşüncelerini söz konusu etmeyin.

  • Beynin yarıküreleri bir şehir efsanesi mi?

    Beynin Yarıküreleri Bir Şehir Efsanesi mi?

    Bu konudaki bir önceki yazımızı okumanızı diliyorum (bu yazıyı daha net anlamanız için ..)

    Sağ/sol beyin ve serebral korteks / limbik sistem arası fark ve benzerliklere yeniden bir göz atarsak ;

    Sol beyin: Matematik, Dil, Mantık, İrdeleme, Yazma

    Sağ beyin: Hayal gücü, Renk, Müzik, Ahenk, Hayal kurma ile ilintili görünmektedir.

    Beynin üzerini kırış kırış bir elbise gibi örten serebral korteks rasyonel, entelektüel faaliyetleri üstlenirken eski beyin, sürüngen beyni, bilinç dışı beyin diye adlandırılan limbik sistemi içeren kısım beklendiği üzere daha çok ısı kontrolü, tansiyon, kimyasal değer vb. faaliyetleri kontrol eder . (Bu normaldir zira zeka ve akıl evrimsel süreçte beyne daha sonra, uzun bir süreç yaşayarak eklenmiştir).

    Genel hatları ile bir şehir efsanesi beynin sağ yarısının vücudunun sol yanını, sol yarısının da vücudunun sağ yarısını kontrol ettiğini, kadınlarda sağ yarının erkeklerde sol yarının güçlü olduğunu iddaa eder. Bunda bazı gerçekle olsa da yanlış bir iddaadır(buna ilerde bakacağız).

    Bununla ilgili bir iki deneme yapabilme şansımız var. Cep telefonunuzla karşınızdakinin konuşmasını sol kulağınızla dinleyin . O kişi size sürekli “sersem“ desin. Ses tonuna yoğunlaşacak, kendinizi kötü hissedeceksiniz. Şimdi sağ kulağınızla dinleyin yine “sersem“ deniyor. Ancak ses tonu dışında mantıklı sebep ve sonuç ilişkisi kuracaksınız. “Bu adam(kadın) neden bana ‘sersem sersem,sersem…“ diyor?

    Aynı şeyi bir arkadaşınızla şu şekilde deneyin :

    Karşınızdaki ile konuşurken gözlerinizi sola kaydırın; karşınızdaki size “Sevgilim, dün akşam Boğaziçi Bar’da seni düşündüm !“ desin. Yorumunuz şöyle olacak : ‘Canııım, beni seviyor ya, bu kız(oğlan)! ‘ Tersini yapın şimdi; bu kez tavrınız birden değişecek ‘ ulen bu kız (oğlan) bara kimle gitmiş, aboov beni aldatıyor yahu!’

    Ancak Daniel COLEMAN, Fred SCHİFFERS, Gared MORGON, Trevor BONTLEY gibi nörolog ve psikiyatristlerce geliştirilen ve naçizane ben, Nörolog Hugo CHOİ, Nörolog Luigi BİANCA tarafından geliştirilen ‘holistik sistem’ söz konusu bölünmüş beyin anlayışını kabul etmemektedir.

    Aslında evet, yukarıda anlatılan türde bir kompartımanlaşma mevcuttur ancak bu bir fabrikadaki üretim hattına benzer ; bölümlerin hepsinin birbirine hiç benzemeyen, örtüşmeyen yöntem, tarz, süreçleri mevcuttur( ve hatta bir üretim hattında çalışan işçinin öteki hat hakkında hiç bilgisi olmaması gibi birbirinden kopuktur) ama nihai ürün bu hatların toplamının sonucudur.

    Yine aslında, iki yarıküreyi ameliyatla ayırmış olsak aynı kafada iki beyin yaratmış oluruz!

    Holistik Sistemin iddaası şudur; iki yarıkürenin tüm özelliklerinin korunup birleştirilmesi sonucu Voltran’ı oluşturmak mümkündür.

    Ord. Prof. Reha Oğuz Türkken bir çalışmasında şunu saptar;

    Batı insanı soldan sağa yazı ile belki analitik düşünce, mantık konusunu tetiklemiş, düşünüş şekli buna göre şekillenmiştir ama bu “aşırı mantıklı“ düşünme şekli duyguları öldürmüştür. Sözel kültürü, hafıza ve anımsama gücünü yok etmiştir. Doğal olarak da sağdan sola yazma duygu-sezgi ağırlıklı düşünceye güç vererek Doğu Kültürünü farklılaştırmıştır.(ülkemizde sadece dini açıdan ve çok bilinmeden kullanılan Arapça aslında bu hali ile şiirsel bir dildir. Zira üretildiği coğrafya zaten buna uygundur; uçsuz bucaksız biz çöl; üzerinde hiçbir şey olmayan bir mekan. Bu mekan doğal olarak hiçbir şeyi her şeye dönüştürür ama hayalinizde, bilincinizde, ruhunuzda. Serap görme beynin bir tepkisidir).

    Beynimizde toplam 100 milyar hücre vardır. Bunun %15’i (15 milyar) nörondan oluşur. Bunlar 100 trilyon dendrit ve aksan terminali oluşturur, sonuçta da 50 trilyon bağlantı yeri (sinops) oluşur. Bu bağlantıları ip yumağı gibi çözmeye kalksak 500 bin km yol alırlar(ve bunu 1.5 kg’lık bir et parçası yapar!) yaklaşık 70 yıl yaşasak 15 trilyon birim/bit bilgi üretiriz. Dakikada 4.999, saatte 2.000.000 ,günde 50.000.000 bitlik bilgi!!!

    Diyelim ki bilgisayarcımıza buna benzer bilgisayar toplatacağız; adamcağıza 500 trilyar dolar vermemiz gerekir. Zavallı bu parayı harcayamaz zira 1 trilyon watt enerjiye gerek duyduğu için parayı TEK’e ödemek zorunda kalır. Şunu söylemek gerek ; beyin yaşlanmaz ve gençleşmez. Doğumda var olan nöronların her 10 yıl % 10 unu yitiririz. Yitirilenin yerine yenisini de üretemeyiz. Vücudunun toplam enerjisinin %20 sini beyin tüketir. Bu nedenle de uykuda bile asla dinlenme moduna geçmez. Bu 3 durumun temel nedeni: Beyindeki bağlantıların SERİ ve PARALEL yol izlemesidir.(Neurofeedback= Nöroterapi buna bağlıdır).

    Beynin bu enerji tüketimindeki çılgın hızın temel sebebi son yıllarda anlaşıldı. Alexander ALEKHİNE, Moxwell MALTZ, Bernie ZİLBERGELD, Arnold LAZARUS vb araştırmacılar gerçek deneyim ile zihinde canlandırma/hayal etme deneyimi arasında benzer enerjinin kullanıldığını ve merkezi sinir sisteminin aynı ölçüde etkilendiğini gösterdiler.

    Arizona basketbol takımındaki çalışmada 5 kişi serbest atış yaparken 5 sporcu sadece bunu düşünmüş.Bu 10 kişinin hemen hemen aynı oranda enerji ürettiği saptanmıştır.

    Beynin bu plastisitesine bir başka yazıda bakacağız.

    Nörofiz. Duru Hakan Karabacak

    15.07.2019