Etiket: Hasta

  • Bel fıtığı modern tedavisi

    BEL FITIĞINDA AMELİYAT ŞEKİLLERİ

    Bel fıtığında ne zaman ameliyat gerekir?

    Her bel fıtığı hastasında ameliyat gerekmez.Her 100 bel fıtığı hastasının ancak yüzde 2-3 arası ameliyat gerektirecek hastadır,diğerleri alternatif tedavilerle düzelir.Eğer ağrı bacağa yayılmaya başlamışsa,güçsüzlük varsa,uyuşukluk varsa,ilaçlardan fayda görememişse,idrar yada büyük abdest kaçırma varsa,hasta işini yapamaz ve ayağa kalakamz yürüyemez olmuşsa ameliyat gerekir.

    Ameliyat şekilleri nedir?

    1- açık cerrahi

    2- mikrocerrahi

    3- mikroendoskopik cerrahi

    4- IDET(intradiskal elektrokoaguloterapi)halka arsında lazer olarak bilinene tedavi

    5- Nukleoplasti

    Bu ameliyat şekillerinden hangisi daha iyi?

    Açık cerrahi artık günümüzde terkedilmiştir.Bel fıtığı hastaları gerekli tetkikl ve muayene sonrası hangi yöntemden fayda görecekse oana göre hazırlanıp hastalar ameliyat sonrası hemen işine dönmekte ve rahatlıkla ömür boyu çalışabilmektedir.Genç hastalarda mikrocerrahi ve lazer(IDET) , endoskopi cerrahi arasında tercih yapılır.Avrupada ve Amerikada endoskopik cerrah,i denen ve TV lerde boy boy reklamı yapılan ameliyat 10 yıldır terk edilmiş bir yöntemdir,çünkü başarısı çok düşük olmuş ve tüm hastalarda fıtık tekrar etmişti,r onun için mikrocerrahi ve lazer tedeavisi yapılmaktadır.

    Ameliyat sonrası iyileşme

    Mikrocerrahi sonrası hasta 3-4 saat sonra ayağa kalakmakta ,1 gün sonra dışarı çıkmakta ve 1 hafta sonra işine dönmektedir.Ameliyat sonrası hastalar normal insanların yaptığı her işi yapabilmekte ve günlük aktivitelerine dönmektedir.

    IDET yani lazer tedavisinde hasta ameliyattan hemen sonra ayağa kalkmakta, hemen taburcu olmakta ve işine dönmektedir.

  • Ağrısız, kesisiz omurga ameliyatları gerçekten hayal mi?

    MIS (minimal invasive spine) nedir; minimal invasiv omurga cerrahisi’nin ingilizce kısaltılmışıdır. Toplumda endoskopik disk veya laserle yapılan disk ameliyatları diyede kimilerimizce yanlış-doğru adlandırılmaktadır. Omurgaya bu şekilde olan yaklaşımlarda cilt kesisi yaklaşık 1 cm dir, ameliyat esnasında kullanılan tubuler retraktörlerin veya ekartörün çapı 18 mm dir, ve bu delikten bir endoskopta sokulduğu için bu yöntemler minimal invasivdir. Şehir efsanesi haline gelen MIS cerrahisi, ağrısız, kansız yapılan bir ameliyatın tarifidir toplumda. MIS cerrahisi bir hayal değil, gerçektir. Bu cerrahi tarzı nadir bu işe gönül vermiş bazı kliniklerde yapılmaktadır.

    Tubuler retraktörler, kasları ve yumuşak dokuyu birbirinden ayırdığı için bu dokulara daha az zarar verilir, bu dokularda daha az travma olur. Sonuç olarak daha az ağrı hissedilir. Bu tüpler içinden yapılan ameliyatlarda özelleştirilmiş ameliyat ekipmanları ve mikroskopik veya endoskopik görüntüleme kullanılır. Endoskoplar, ışık kaynağı ve kamerası olan ince tüplerdir. Cerrahi sahadaki retraktörler içinden ameliyat sahasına sokulurlar. Bu şekilde cerraha, cerrahi sahayı veya operasyonun yapılacağı bölgeyi monitörden izleme olanağı sunar.

    MIS cerrahisinin hastaya faydaları:

    Çoğu hastanın omurga cerrahisi sonrası aktif çalışma yaşamına dönme süresi uzun olmakla beraber, sportif aktivitelerini gerçekleştirebilme beklentilerini aylar sonraya ertelerler. Tüm bunlara ilaveten yaşlı hastalar (cerrahi açıdan riskli olan grup), obez, travma veya deformite gibi kompleks spinal problemi olan hastalarda “sen ameliyattan fayda görmessin” şeklindeki ithamlarla ameliyattan soğutulmaktadır. MIS cerrahisi, çoğu hastanın yüksek beklentilerini karşılar.

    MIS cerrahisi sayesinde;

    1-Kaslar ve yumuşak dokular korunur
    2-Ameliyat sonrası enfeksiyon riski düşüktür
    3-Çoğu MIS cerrahilerinde hasta günübirlik yatırılır
    4-Kanama riski daha azdır
    5-Ameliyat sonrası ağrı şikayetleri daha azdır
    6-Hastanede kalış süresi daha azdır
    7-Unutmayın ki kozmetik olarak küçük insizyonlar hastalar açısından tercih edilendir
    8-İyileşme hızlıdır
    9-Hastaların gündelik işlerine dönmeleri daha hızlıdır.

    MIS ile tedavi

    Çok yakın zaman kadar tüm omurga ameliyatları açık cerrahi şeklinde yapılmaktaydı. Teknolojik ilerlemeye omurga cerrahiside ayak uydurdu, Cerrahi el aletlerindeki gelişmeler, cerrahi teknik ve görüntüleme rehberliğindeki cerrahi (image-guided surgery)tekniklerdeki ilerlemeler, bioteknoloji ve implantlardaki teknolojik gelişmeler MIS’in güveninirliğini ve etkinliğini omurga cerrahisinde arttırmaktadır. MIS aşağıdaki durumlara uygulanabilir:

    1-Boyun veya bel fıtığı
    2-Dejeneratif skolyoz
    3-Boyunda veya belde dar kanal
    4-Bel kaymalarında

    MIS prosedurleri ve teknikleri, birçok spinal problemi çözmede güvenilir ve etkili yöntemlerdir. Bu yöntemler oldukça teknik konular olduğundan, MIS cerrahi eğitimini almış ve yeterince vaka yaparak tecrübe etmiş cerrahlar tarafından uygulanması hastalar açısından faydalıdır.

  • Narkozsuz, kansız bel fıtığı ameliyatı. Dikkat, kandırılmayalım!

    İnsanların %80 i hayatının bir döneminde bel ağrısı çeker ve bel ağrısı tüm dünyada en çok iş kaybına yol açan nedenlerin başında gelir.Bu kadar yüksek oranda görülen bu hastalıktada tedavi ve teşhis imkanları gün geçtikçe modern yöntemlerle artmakta ve insanlar rahatlıkla işine dönmesi,iş kaybı olmaması,ağrılarından kurtulması için daha basit,komplikasyonsuz,hastada riski az tedaviler geliştirilmiştir.

    Artık basit bel fıtıklarında eski açık yöntemler geride kalmıştır.Günümüz modern tedavisinde bir çok bel fıtığı lazerle tedavi edilebilmekte hastalar 10 dk lık bu işlemin ardından hemen kalkıp gezebilmekte,ağrılarından kurtulmakta,normal hayatına ve aktivitesine hemen dönebilmektedir.

    Lazer tedavisi nasıl yapılır

    Hasta eğer bu tedaviye uygunsa ameliyathanede steril şartlarda ama uyumadan lokal anestezi ile yapılır.özel iğnesiyle taşan ve baskı yapan disk mesafesine girildikten sonra lazer cihazının özel probu sokulur,ve hastayla sohbet edilerek 10 dk lık buharlaştırma işleminden sonra işleme son verilir ve hasta ayakta servise alınır,1 saat sonrada taburcu olup normal günlük aktivitesine döner.

    Bütün hastalara lazer yapılırmı?

    Lazer için belli kriterler vardır.her hastaya uygun değildir,onun için dikkatli olmak lazım,eğer bel fıtığı varsa ve bu fıtık MRG de omurilik içine tamamen patlamamışsa,hasta ayaktayken yada otururken bel ve bacak ağrısı var ama muayenede ayakta güç kaybı yada idrar,büyük abdest kaçırma yoksa ,hastaya ilaç tedavisi denenmiş ama sonuç alınamamışsa,bu kriterlere uyan her hastaya yapılabilir,

    Kaç türlü lazer tedavisi vardır?

    Üç türlü yapılabilir

    1-IDET(İntradiskal elektrokoagüloterapi)

    2-nukleoplasti

    3-nükleotomi

    Birbirinden ne farkı vardır?

    IDET le nukleıpolasti birbirine benzer sadece kullanılan lazer cihazının ısı farklılığı vardır,nukleotomide içerdeki fıtık materyali lazerden sonra aspiratörle çekilerek boşaltılır

    Boyun fıtıklarındada uygulanabilirmi

    Elbette aynı şekilde kriterler bel fıtığında neyse boyun fıtığındada aynı şekilde uygulanabilmektedir.

    UNUTMAYIN Kİ MODERN YÖNTEMLERLE BEL FITIĞI TEDAVİSİ ARTIK ÇOK KOLAY,BIÇAKSIZ ,KANSIZ,NARKOZSUZ YAPILABİLMEKTEDİR.

  • Dar spinal kanal

    Bel fıtığından söz ederken insanlardaki bazı yanlış kanaatleri ortadan kaldırmak için “dar kanal” bahsine de değinmemiz gerekmektedir. Çünkü bilinenin aksine “dar kanal”, tedavisi mümkün olan bir rahatsızlıktır ve cerrahi tedaviden elde edilen sonuçlar ameliyat usulüne uygun yapıldığı takdirde en az bel fıtığındaki kadar yüz güldürücüdür.

    İçinden omurilik ve sinirlerin geçtiği omurga kanalı üst üste dizilmiş kemiklerden oluşan ince, uzun, kıvrımlı bir borudur. Bu kanalın belirli bir genişliği vardır. Şayet bu genişlik azalırsa kanalın içinden geçmekte olan omurilik ve sinirler sıkışmaya başlar. Neticede ağrı, uyuşma, yürürken bir süre sonra mecburi oturma, idrar ve büyük abdest kontrolünün bozulması, bacaklarda güçsüzlük, yürüme bozukluğu gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Bu tarz şikayetlerle gelen hastalar çok iyi araştırılmalıdır. Çünkü spinal tümör gibi bazı hastalıkların belirti ve bulguları dar spinal kanalı taklit edebilir. Boyun bölgesindeki dar kanal ise kolları da etkiler.

    Solda normal genişlikteki spinal kanal, sağda ise ileri derecede daralmış
    spinal kanal, içi siyah boyanmış olarak gösterilmektedir.

    Bir kişide “dar kanal” varsa buna ilave olacak küçücük bir fıtığın bile büyük ıstırap verebileceği, kliniğinin çok gürültülü seyredebileceği unutulmamalıdır.

    Yürüme mesafesi ve ayakta kalma süresi belirgin şekilde kısalmış hastalarda fizik tedavi ve diğer cerrahi dışı tedavi metodları genellikle başarısız kalmaktadır.

    Uzman doktor cerrahiye gerek görüyorsa geciktirilmemesinde yarar vardır. Bu tip hastalara uygulanan ameliyatla kanal genişletilmekte, sinir elemanlarının üzerindeki bası ortadan kaldırılmaktadır. Neticede hastalar çok rahatlamaktadırlar. Beraberinde bel fıtığı varsa aynı seansta fıtık da boşaltılmaktadır. Stabilizasyonun bozulması söz konusuysa aynı ameliyat içerisinde omurgayı güçlendiren ve stabilizasyonu sağlayan girişim de yapılabilmektedir. Hasta çok yaşlıysa veya genel anestezi alması herhangi bir nedenden dolayı sakıncalıysa ameliyatlar spinal anestezi ile gerçekleştirilebilmektedir.

    Son yıllarda dar kanal operasyonlarında yeni ve çok daha yüz güldürücü bir teknik olan mikroteknikle internal dekompresyon girişimini rutin olarak uygulamaktayız

    Anatomik yapılardaki dejenerasyon ve kemikleşmenin, spinal kanalı ve sinirlerin geçtiği foramenleri nasıl daralttığı oklar ile işaret edilmektedir.

    Bazı spinal tümörler klinik belirti ve bulgularıyla bel fıtığı ve dar spinal kanalı taklit etmektedirler. Yukarıdaki manyetik rezonans fotoğrafında bir spinal tümör okla işaret edilmektedir.

  • Hamilelikte bel fıtığı

    Hamilelikte bel fıtığı

    Bel fıtığının tedavisi bütün dünyada birtakım özellikler arzeder. Hamilelik ise bu konuda bazı zorlukları beraberinde getiren tamamen özel bir durumdur.

    Hamile bir bayanda ilerleyen aylarda karın içinde büyüyen cenin normalde bele ilave bir yük oluşturur ve belin biyomekaniğini olumsuz yönde etkiler. Fakat cenin yavaş büyüdüğünden dolayı bel ve sırt adaleleri ile destek dokular bu gelişmeye uyum gösterirler ve ön kısımda yer alan ağırlığı dengelerler.

    Bu sebeple gebeliğin ilk aylarında yapılacak risksiz ve hafif egzersizler ilerideki aylarda anne adayına büyük avantajlar sağlar. Ancak hamilelikle birlikte bel fıtığı da mevcutsa doktor ve hastanın işi bir hayli zordur. Çünkü zorluk daha teşhis döneminde başlamaktadır. Net bir teşhis için gerekli röntgen filmi çekimleri ve bilgisayarlı tomografi tetkiki bebeğe zararlı olabilecek x-ışınları nedeniyle yaptırılamamaktadır [Mutlak surette gerekli ise manyetik rezonans ile görüntüleme düşünülebilir]. Özellikle ilk üç ayda hastaya ilaç da verilememektedir. Bu dönemde şiddetli bel ve bacak ağrısı bulunan bir hastayla karşı karşıya kalan doktor gerçekten büyük sıkıntı çekmektedir. Ancak bu durumda bile yapılabilecek birtakım şeyler vardır.

    Bel fıtığı bulunan ağrılı bir hamile hasta öncelikle mutlak sert yatak istirahatine alınmalıdır. İlk üç aydan sonra evde hastanın beline yapılan hafif masajlar ve sıcaklık uygulamaları kısmen de olsa rahatlık sağlayabilmektedir. Ayrıca doktor kontrolünde karın kaslarına yönelik egzersiz programı da uygulanabilir. Mümkün mertebe hasta rahatlatılarak ve fıtığın daha fazla ilerlemesine engel olacak tarzda tedbirler alınarak bu kritik dokuz ayın atlatılması temin edilmelidir.

    Doğum esnasında, nöroşirürji uzmanı doktor ile hastayı takip eden kadın hastalıkları ve doğum uzmanı son durumu bir kez daha beraberce değerlendirerek normal doğum ile sezaryen arasında karara varırlar.

    Doğumdan sonra hasta tekrar ele alınarak normal şartlarda teşhis ve tedavi metodları uygulanır ve kesin netice de o zaman elde edilir.

    Doğum ne şekilde olursa olsun (sezaryen veya normal doğum) doğumdan sonra karın kasları gevşemiş halde olacağından, lohusalık döneminde hasta, karın adalelerini güçlendirici egzersiz programlarına alınmalıdır.

    Hamile bir bayanda bel fıtığı varsa ve mutlak surette ameliyat gerekiyorsa, bu girişim spinal veya epidural anestezi ile gerçekleştirilmelidir.

  • Bel fıtığında yatak istirahati

    Ameliyat gerekmeyen hastalara uzman doktor tarafından sert yatak istirahati uygun görülmüş ise bunun süresi hastanın tedaviye vereceği cevaba göre değişecektir. Uzman doktor, tedaviden elde edilen neticeye bakarak bu süreyi artırabilir veya azaltabilir. Bir hafta dolduğu halde hiçbir iyileşme gözlenmeyen hastalar yeniden ele alınarak değerlendirilmelidirler.

    Yatılan yer, altında sunta veya tahta bulunan üç-dört kat battaniye veya ince bir yatak olmalıdır. Bu yatak yaylanmamalı ve deforme olmamalıdır. Kaliteli ortopedik yataklar da uygundur.

    İstirahat süresince mümkün mertebe yataktan çıkılmamalı, yemekler yatakta yenmeli, ibadetler dahi yatakta yerine getirilmelidir. Tuvalet ihtiyacı için zorunlu olarak ayağa kalkıldığında yine en kısa zamanda yatağa dönülmelidir.

    Hasta daha çok sırt üstü yatmalı, ayaklarını kendine doğru toplamalı veya alttan minder ile destekleyerek bacaklarını hafifçe yükseltmelidir. Sırt üstü pozisyonda yorulunca da yan tarafa dönerek istirahat etmelidir. Yan yatarken bacaklarının arasına yumuşak bir yastık koyması iyi olur. Hiçbir zaman yüz üstü yatmamalıdır. Sert yatak istirahati süresince doktorunun kendisine verdiği ilaçları da kullanmalıdır.

    Önemli olan hastanın en kısa sürede tekrar normal günlük aktivitesine kavuşması ve işinin başına bir an önce dönmesidir. Uzun süreli istirahat bir yandan adalelerin zayıflamasına yol açarken diğer yandan hasta psikolojisini olumsuz yönde etkiler. Bu nedenle sert yatak istirahati doktor kontrolünde yapılmalı ve gereğinden fazla vakit kaybetmemek prensip olarak benimsenmelidir. Hasta hızla iyileşmişse, uzman doktor istirahat olayına birkaç gün içinde son verebilir. Hedef hastanın normal yaşantısına en kısa zamanda kavuşmasıdır.

    Yandaki manyetik rezonans fotoğrafındaki gibi fazla ilerlememiş bel fıtıkları

    konservatif tedavi adı verilen cerrahi dışı yöntemlerle tedavi edilebilmektedir.

  • Bel fıtığı ve spinal anestezi

    Bel fıtığı cerrahisinde tercih edilen anestezi şekli hastanın tamamen uyutulduğu genel anestezidir. Bu amaçla kullanılan modern anestezi ilaçlarının giderek geliştirilmesinin yanı sıra tıbbî teknoloji ve tecrübenin artmış olması, gerek ameliyat dönemi ve gerekse sonrasında hastaların güven içinde tutulmalarını ve normal yaşantılarına en kısa zamanda geçmelerini sağlamaktadır.

    Fakat en başta ileri yaş dönemi olmak üzere ciddi kalp-damar, karaciğer, böbrek, solunum hastalıkları (özellikle bronşial astım), hamilelik, anestezi ilaçlarına duyarlılık (alerji) ve benzer çeşitli durumlarda genel anestezi ile hastaların ameliyata alınmaları risk açısından düşündürücü olmaktadır. Ayrıca narkoz korkusu gibi psikolojik engeller de bu kısıtlamaya eklenebilir. Böyle bir durumda bulunan ve acı içinde kıvranan hastalar için lokal anestezi teknikleri arasında popüler yer tutan “spinal anestezi” büyük bir şans olmaktadır.

    Bel fıtığı tedavisinde uzmanlaşmış ve büyük tecrübe kazanmış ekipler bu tekniği kolayca uygulamakta ve hastanın belden aşağısını sadece küçük miktarda bir ilaçla uyuşturarak ameliyatı gerçekleştirmektedirler. Bu esnada hasta uyanık olmasına rağmen hiçbir ağrı duymamakta, hatta ameliyat ekibiyle sohbet edebilmektedir.

    Bu teknikle ileri yaş döneminde (80 yaşın üzerinde bile) ameliyat olması gereken hastalar rahatça operasyona alınabilmektedir.

    Epidural anestezi de aynı amaçla kullanılabilmektedir.

  • Hangi bel fıtığı hastaları ameliyat edilmelidir?

    Bel fıtığına yakalanan hastaların büyük çoğunluğu cerrahi dışı yöntemlerle tedavi edilir. Ancak bazı hastalar vardır ki, mutlaka ameliyat olmaları gerekir.

    Konservatif tedavi dediğimiz cerrahi dışı metodlarla tedavi edilen hasta herşeye rağmen iyileşmiyorsa, yani dayanılmaz inatçı bir ağrıya sahipse ve bu ağrı doğal olarak hayat kalitesinin düşük seyretmesine yol açıyorsa, söz konusu hasta cerrahiye aday demektir. Ne kendisinin ne de çevresinin sürekli ıstırap çekmesine gerek yoktur.

    Bazı hastalar konservatif tedaviyle iyileşirler fakat bir süre sonra rahatsızlıkları yeniden nükseder. Bazen iyi, bazen kötü durumdadırlar. Hastalığı bu şekilde senelerce sürüp giden insanlar vardır. Her rahatsızlık döneminde iş, aile ve sosyal hayatları bundan ciddi şekilde etkilenir ve adeta altüst olur. Bunlar genelde cerrahiden çok korkan hastalardır. Bel fıtığı böyle sık nükseden ve özellikle iş hayatlarındaki verim ve kalite ciddi boyutlarda düşen, bu şekilde haftalar boyu normal yaşantıdan kopan kişilerde cerrahi müdahale gündeme gelmektedir. Bu gruptaki hastalara rahatsızlıklarının nedeni teferruatlı olarak anlatılmalı ve ameliyat kararı kendilerine bırakılmalıdır.

    Bel ve bacak ağrısıyla birlikte bacaklarında uyuşma, kuvvetsizlik, bacak adalelerinde zayıflama ve incelme bulunan hastalar da vardır. Sürekli kötüye gitmektedirler. Bunların daha fazla kötüye gitmelerine izin verilmemeli, ameliyatın gerekliliği kendilerine anlatılmalıdır.

    Bel fıtığı bulunan bir hastada idrar ve büyük abdest yapamama veya tutamama, makat ve cinsel organlar civarında uyuşma, bacaklarda felce gidiş gibi belirtiler varsa o kişi acilen ameliyata alınmalıdır. Böyle bir hastada saatlerin hatta dakikaların dahi önemi vardır. Gece yarısında bile olsa derhal ameliyata girilerek sinir elemanları üzerindeki bası bir an önce ortadan kaldırılmalıdır.

    Beklendiği takdirde bel fıtığının kendiliğinden iyileşeceği fikri her hasta için geçerli değildir. Bizim uzun yılları kapsayan tecrübelerimiz göstermiştir ki, başarılı bir cerrahi girişim iyileşme sürecini kısaltmakta ve hastalar işlerinin başına genellikle daha kısa sürede dönmektedirler.

  • Bel fıtığında cerrahi tedavi

    Nöroşirürji uzmanı doktor kesin olarak ameliyata karar vermiş ise, artık ameliyatı geciktirmemek gerekir. Çünkü gecikme neticesinde, hele kanal da darsa bazen felce kadar giden telafisi imkânsız problemler ortaya çıkabilmektedir. Buna karşılık zamanında yapılan, uygun ve yeterli bir cerrahi müdahale hastayı ömür boyu rahat ettirebilmektedir.

    Mutlak surette ameliyat gereken hastalarda operasyonun hiçbir safhasında dokulara çıplak gözle müdahale etmeyip, ciltten itibaren görüntüyü büyüten mikroteknik ile çalışmakta yarar vardır. Çünkü binlerce yıl evvel Hipokrat tarafından söylenmiş bir tedavi prensibi olan “Öncelikle hastaya zarar vermeyiniz” sözü bugün de geçerlidir. Bel fıtığı operasyonlarında dar ve derin bir sahada, üstelik sinir kökleri gibi çok hassas yapıların çevresinde cerrahi girişim sürdürüldüğü için görüntüyü büyüterek çalışmanın yanında sahanın iyi aydınlatılması da önem arzeder. Bunun için ekibin lideri olan cerrah önceden bütün tedbirleri almalıdır.

    Böyle olunca sinir elemanları ve çevre dokular görüntü alanına büyütülmüş ve mükemmel bir şekilde aydınlatılmış olarak gelmekte, ciltten itibaren kontrollü gidildiği için lüzumsuz kanamalar olmamakta, daha emniyetli, temiz ve estetik, dokuları daha iyi koruyan, hatta ameliyat sonrası dönemde dikiş aldırmaya dahi gerek kalmayan, hasta için kolaylıklar arzeden bir cerrahi ortaya çıkmaktadır. Böyle bir cerrahi girişim sonrasında hastaların günlük normal aktivitelerine kavuşmaları da daha kısa sürede olmaktadır.

    Ameliyatın, senelerce beraber çalışmış ve spinal cerrahi konusunda spesifik hale gelmiş tecrübeli bir cerrah, asistan doktor, anestezi uzmanı doktor, hemşire ve teknisyenden oluşan aynı ekip tarafından yapılmasında büyük yarar vardır. Çünkü binlerce ameliyat tecrübesini beraberce yaşayan deneyimli ekiplerde muazzam bir uyum ve tecrübe birikimi ortaya çıkmaktadır. Bu da elde edilen yüz güldürücü sonuçlara yansımaktadır. Hatta asistansta bile uzman doktor tercih edilmelidir.

    Ameliyat esnasında hasta normalde yüzükoyun yatmış (prone) pozisyonda bulunmaktadır. Ancak bazı hastalar vardır ki çeşitli nedenlerden dolayı bu pozisyonda yatamayacak durumdadırlar. Böyle hastaların operasyonları yan yatar pozisyonda gerçekleştirilmektedir.

    Cerrahinin gayesi, sinir elemanları üzerindeki basıyı ortadan kaldırmak, hastanın şikâyetlerini gidermek ve düşmüş olan hayat kalitesini yükseltmektir.

    Bugüne kadar ciltten müdahale şeklinde (perkütan) farklı pekçok metod denenmiştir. Değişik metodlar üzerinde de halen çalışılmaktadır. Bu tarz yaklaşımlar konusunda önümüzdeki yıllarda önemli gelişmeler beklenmektedir.

    Disk, endoskopik teknikle de boşaltılabilmektedir. Ayrıca mikrocerrahi teknik ile endoskopik tekniği birleştiren mikroendoskopik teknik de giderek daha yaygın olarak kullanılmaktadır.

    Fıtıklaşmış disk mikroendoskopik teknik kullanılarak da boşaltılabilir.

  • Bel fıtığında teşhis

    Bel ve bacak ağrısı ile seyreden hastalıklar çok çeşitlidir. Yani bel ve bacak ağrısı bulunan her hastaya “Mutlaka bel fıtığıdır” peşin hükmü ile yaklaşmak doğru değildir. Bel fıtığını taklit eden pek çok hastalık vardır. Basit bir spor yaralanmasından romatizmaya, enfeksiyon hastalıklarından kansere ve bel kaymasına kadar birçok hastalık bel ve/veya bacak ağrısıyla seyredebilir. Bu sebeple önce teşhisin ne olduğu net olarak ortaya konmalıdır. Çünkü tedavide başarıya giden yol herşeyden önce doğru teşhisten geçer. Bunun için de ilgili uzman hekime müracaat etmek gerekir. Hekim hastanın şikâyetlerini dinleyecek, muayenesini yapacak ve hastalığıyla ilgili tüm tetkik ve tahlilleri isteyecektir.

    Bel ağrısının araştırılmasında düz röntgen filmlerinin önemi günümüzde azalmıştır. Hastanın radyasyona maruz kalmasına yol açan bu teknik ancak belirli durumlarda tercih edilmektedir. Belden iğne yapılıp içeriye kontrast madde verildikten sonra film çekilmesi tekniği (myelografi) de giderek daha az kullanılmaktadır. Çünkü günümüzde görüntüleme teknikleri çok ilerlemiş ve artık hastanın belinden iğne yapılmasına gerek kalmayacak seviyeye gelmiştir. Aslında noniyonik kontrast maddelerin kullanım alanına girmesi iğne tekniğinin yan etkilerini hayli azaltmıştır. Fakat buna rağmen bizzat iğne tekniğinin kendi yan etkileri olabildiğinden dolayı myelografiden mümkün mertebe uzak durmakta yarar vardır. Bunun yerine güçlü manyetik rezonans cihazları tercih edilmelidir.

    Bel fıtığının teşhis ve ayırıcı teşhisinde EMG dediğimiz tetkik yöntemi de yararlıdır. Çünkü bu yöntem ile hastada bulunan bozuklukların sinir dokusuna mı, yoksa kas dokusuna mı ait olduğu ortaya konabilmekte, diğer hastalıkların bel fıtığından ayırımı yapılabilmektedir. Bası altında kalan sinirlerde hasar olup olmadığı, varsa hasarın derecesi hakkında da fikir vermektedir. Bazı durumlarda bu teknik, cerrahın ameliyat kararını bile etkileyebilmektedir.

    Bel ve/veya bacak ağrısı bulunan bir hastada bazen bilgisayarlı tomografi, genellikle de manyetik rezonans gibi ileri tetkik yöntemlerine başvurulur.

    Manyetik rezonans görüntüleme metodu teşhiste ve ayırıcı teşhiste büyük kolaylıklar sağlar. Ayrıca hastanın x-ışını almaması ve çeşitli planlardaki üstün görüntüleme yeteneği; omurilik, sinirler ve diğer yumuşak dokuları net bir şekilde görüntüleyebilmesi manyetik rezonansı giderek daha da öne çıkarmaktadır.

    Ancak kemik dokusuyla ilgili patolojilerde bilgisayarlı tomografinin daha iyi görüntü sağladığı gözönüne alınarak bazı durumlarda her iki teşhis metodu beraberce kullanılabilir.

    Manyetik rezonansın bu kadar yararlı bir yöntem olmasına karşılık elde edilen görüntülerin değerlendirilmesi büyük bir tecrübe ister. Yanlış yorumlar, yanlış tedavi şekillerine yol açar. Sıklıkla rastladığımız hafif disk bombeleşmesi bel fıtığı olarak yorumlanırsa, tedavinin şekli tamamen değişik bir yöne doğru gidebilecektir.

    Özellikle ameliyat sonrası dönemde gerçekleştirilen çekimlerden elde edilen görüntülerin yorumlanması tecrübe gerektirir. Muayene bulguları ile tetkiklerden elde edilen neticeler beraberce kılı kırk yararcasına hassas bir tarzda değerlendirilecek ve net bir teşhise vardıktan sonra tedaviye geçilecektir. Manyetik rezonans tetkikinde bel fıtığı görüldü diye ameliyat kararı vermek bazen yanıltıcı olabilir. Elde edilen görüntüler mutlaka klinik bulgularla desteklenmeli, aralarında uyum aranmalıdır. Uyum yoksa bu durum izah edilmelidir.

    Bazen bel fıtığı ile hayati önem arzeden diğer birtakım hastalıkların ayırıcı teşhisini yapabilmek için kemik sintigrafisi gerekebilir.

    Bel fıtığı ile bel kayması insanlar tarafından sık sık karıştırılmaktadır.

    Yukarıda L5 kemiğinin S1’in üzerinden öne doğru kayması görülmektedir.

    Kemiklerin kuvvet ve yoğunluğu hakkında fikir edinmek ve osteoporoz teşhisini kesinleştirmek amacıyla kemik yoğunluk ölçümlerine de başvurulabilir.

    Ayırıcı teşhis için kan ve idrar incelemeleri yapılabilir.

    Neticede yapılan muayene, tetkik ve tahliller sonucunda hastanın bel fıtığı olup olmadığı, bel fıtığı ise hangi safhada bulunduğu net bir şekilde ortaya konacaktır. Yani bel fıtığı teşhisinin konmuş olması yeterli değildir. Hastalığın safhasını da tesbit etmek gerekir. Çünkü tedavinin şekli buna göre değişecektir.

    Bazı hastalar dar mekânlara girdiklerinde büyük sıkıntı çekmekte ve rahatsız olmaktadırlar. Bu kişiler için açık tip manyetik rezonans cihazları geliştirilmiştir. Ayrıca klasik tipteki cihazlarda da gerekli tedbirler alınarak bu hastaların tetkikleri yapılabilmektedir.

    Günümüzde teknoloji o kadar ilerlemiştir ki, yeni geliştirilen bazı açık tip manyetik rezonans cihazlarında vücudun dik durduğu pozisyonlarda bile çekimler gerçekleştirilebilmekte ve böylece hasta hakkında ilave veriler elde edilebilmektedir.

    Manyetik rezonans görüntüleme metodu ile teşhiste büyük bir aşama kaydedilmiştir.