Etiket: Hasta

  • Ameliyatsız bel fıtığı

    BAŞLANGIÇ HALİNDEKİ BEL FITIĞI’NIN AMELİYATSIZ TEDAVİSİ :

    Omurgalar arasındaki kıkırdak yerinden kaymış, ancak etrafındaki kapsülü yırtmamıştır. Omuriliğe veya bacaklara gelen sinirlere hafif baskı söz konusudur. Hasta bel ağrısından şikayetçidir. Tek taraflı veya çift taraflı bacaklara vuran ağrı olabilir. Ayaklarda kuvvet kaybı,refleks kaybı söz konusu değildir.

    Hasta da sadece bacak ağrısı varsa ve diğer bulgular görülmüyorsa genelde açık ameliyat tercih edilmez. Diğer tedavi yöntemlerini tercih etmek doğru olur. Ancak ortalama 45 gün tedavi edilen hastanın ağrıları azalmıyorsa “sadece bacak ağrısı” nedeniyle ameliyat kararı da verilebilir. Önemli olan ameliyat olmadan hastanın olabilecek tüm tedavi imkanlarını kullanmaktır. Her şeye rağmen hasta düzelmiyorsa elbette ki ameliyat gerekecektir.

    İLERLEMİŞ BEL FITIĞININ AMELİYATSIZ 100 GÜNLÜK TEDAVİSİ NEDİR?

    Son 4-5 yıla kadar ilerlemiş bel fıtığı tedavisinin sadece AMELİYATLA mümkün olabileceği düşünülmekteydi.. Ancak son zamanlarda bu konuda değişik fikirler ortaya koyulmuştur. Omurilik kanalına koparak çıkan kıkırdak dokusu şayet çok büyük değilse ve hastada kuvvet kaybı veya idrar kusuru yapmamışsa DOKTOR KONTROLÜNDE ameliyatsız tedavilerin uygulanması mümkündür. Çünkü,vücudumuz omurilik kanalına çıkan kıkırdağın ortalama 100 gün içinde tamamını veya bir kısmını eritme-yok etme gücüne sahiptir.Bu özellik kişiden kişiye değişmektedir. Vücut direnci yani bağışıklık sistemi yüksek olan insanlarda iyileşme daha net olarak görülebilmektedir.

    Omurilik kanalına çıkan kıkırdak parçası olmaması gereken bir yerde bulunduğundan vücut tarafından yabancı madde muamelesi görür ve vücut tüm gücüyle bu maddeye karşı savaş açarak tıpkı bir mikrop gibi yok etmeye çalışır.

    Bu konu çok hassas bir konudur. Kendi başınıza karar vermeniz mümkün değildir. Bu kararı ancak, tecrübeli bir beyin cerrahisi uzmanı verebilir.

    Bu karar için omurilik kanalına çıkan kıkırdağın büyüklüğü, sizde bıraktığı hasarların var olup olmadığı ve derecesi, ağrı durumunuz, kıkırdak parçasının yerleştiği yer, vs. hepsi ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Tecrübeli bir beyin cerrahı bu tür fıtığın iyileşip iyileşemeyeceğine kendi tecrübelerine dayanarak karar verebilir.Ancak,hasta için çok fazla zaman harcamak istemeyen ve sorumluluğunu almak istemeyen bir doktor en kolay ve kısa yolu yani ameliyat yapma yolunu seçebilir.

    Bu tedavi süresince de doktorun kontrolü altında olmanız gerekmektedir. Ve sıkı bir takip gerektirmektedir.

    Hasta için çok önemli olan 100 günlük süre içinde uygulanacak akıllı tedaviler ve bilinçli takip sonunda hastalarımızın büyük bir kısmı yine ameliyattan kurtulmuş olmaktadırlar.

    100 GÜNLÜK TEDAVİ

    Hastaya medikal ozon tedavisi+Tıbbi sülük tedavisi+ Manyetik alan tedavisi ve Kök hücre tedavisi uygulaması planlanır. Haftada 2 gün olmak üzere 10 seans uygulama yapılır. Bel fıtığı tedavi yöntemleri ameliyatsız Tedavi toplamda 5 hafta sürmektedir. Ayrıca 3 hafta arayla olmak üzere 2 kez kandan elde edilen kök hücrelerle tedavi uygulaması yapılmaktadır. Tedavi süresinde hastanın doktor tarafından çok yakından takip edilmesi gerekmektedir. Tedavi sürecinde muayene bulgularının ilerlemesi durumunda tedavi kesilerek ameliyat önerilebilir. Tedavinin amacı: Vücudun bağışıklık gücünü arttırmak ve omurilik kanalına düşen kıkırdak parçasının vücut bağışıklık sistemi tarafından eritilmesini sağlamaktır. Bağışıklık sistemi güçlü olan hastalarda kıkırdağın tamamına yakın kısmı eritilip yok edilebilir. Tedavi boyunca hastanın ağrıları düzenli bir şekilde azalıyor ve şikayetleri geçmeye devam ediyorsa ortalama 100 gün sonunda tekrar eski sağlığına kavuşabilir.

    ŞEHİR DIŞINDAN GELEN HASTALARIMIZ İÇİN TEDAVİ PROGRAMI

    Şehir dışından gelen hastalarımız için tedaviye pazartesi günleri başlıyoruz. Cuma gününe kadar toplam 5 gün tedavi yapıyoruz. Hastamız 4 gece Denizli de konaklamaktadır. Bu süre içinde 5 seans ozon tedavisi, 3 seans sülük tedavisi ve bir seans da kök hücre (CGF) tedavisi uygulamaktayız. Gerekirse tedaviye manuel tedavi seanslarını da eklemekteyiz.

    NEDEN AMELİYATTAN KORKUYORUZ?

    Bel fıtığı ameliyatlarından sonra yapılan hasta takiplerinde 10 yıllık süre içerisinde hastaların yarısına yakın kısmında bel fıtığı tekrarlamıştır. Tekrarlayan bel fıtığının tedavisi ise kolay olmamaktadır.

    Öncelikle,ikinci kez yapılan bel fıtığı ameliyatlarının zor ve olumsuz şartlar altında yapıldığını söylemek isterim. Birinci ameliyat sonrası sinir dokusunun etrafa yapışması ve bölgenin anatomik yapısının değişmesi nedeniyle,ikinci kez yapılan ameliyatlarda sinir kılıfının yırtılmasından,sinirin kopmasına kadar bir çok komplikasyonlar oluşabilmektedir. Hatta bazı vakalarda,ameliyat yerinde yapışıklık meydana gelmişse tedavisi daha da zor olmaktadır. Meslek hayatımda 8 kez bel fıtığından ameliyat olmuş ve hala iyileşmemiş hastalar gördüm.

    Bu nedenle bel fıtığında ameliyat kararını çok zor,tabiri caizse kılı kırk yararak vermekteyim. Bunu tüm hekim arkadaşlarıma da tavsiye etmekteyim.

    BEL FITIĞI İLAÇLA TEDAVİSİ

    Bel fıtığı mekanik bir olaydır. Yani omurgalar arasındaki kıkırdak yerinden çıkmış ve olmaması gereken bir yere doğru yayılmıştır. Burada yani sırtımızdan 10-15 cm. derinlikte ve üstelik omurilik kanalında oluşan bu kıkırdak kaymasına etki yapacak bir ilaç maalesef yoktur. Yani halk arasında düşünüldüğü gibi BEL FITIĞI İLACI YOKTUR. Bel fıtığına verilen ilaçlar sadece ve sadece ağrıyı kesmek ve sinirde oluşabilecek ödemi çözmek için verilir. Asıl mekanizmaya etkileri sıfırdır. Ağrı kesici ilacı alırsınız ve 8 saat kadar ağrınızı keser. Adale gevşetici ilaçların ise (tecrübelerime güvenerek söylüyorum) hiç bir önemi yoktur. Fıtığın iyileşmesine etkisi de yoktur. Yine bel fıtığı hastalarına verilen kortizon içeren ilaçlarda sinirde oluşan ve ağrıya neden olan ödemi gidermek için verilirler. Bazı durumlarda ısıtıcı kremler verilir. Bu kremler bel bölgesine sürülür. Bunlar o bölgede kan akımını arttırarak geçici olarak ağrı hissini azaltmaya yönelik etki yaparlar.

    **Dikkat: Bel fıtığı hastalarında kullanılan her türlü krem, yakı, yağda eritilmiş alabalık, vs.vs. bel fıtığını ortadan kaldırmaz.**

    ** Bel bölgesine yapılan masajın ve kaplıcaların fıtığı tedavi edici hiç bir etkisi yoktur. Yine bunlarda hastalığın belirtisi olan ağrıyı bir kaç saatliğine azaltmaya yönelik uygulamalardır. Tedavi yöntemi değildirler**

  • Hacamat hakkında

    Derinin toksinleri depoladığı 1,5 mm altına kadar bir bisturi ucu ile delinmek ve akabinde vakumlu kupalarla çekilmek suretiyle, bu bölgede bulunan durağan kanın, halk tabiri ile pis kanın dışarı alınması işlemine Hacamat Adı verilmektedir.

    HACAMAT BİR KAN ALMA YÖNTEMİ DEĞİLDİR. Hastanın kan vermesi gerekiyorsa, Kızılay da yapılan işlem gibi bir işlem yapılarak hastanın fazla kanı damardan alınmalıdır. Hacamat; Deri altında biriken toksinlerin ciltte küçük delikler meydana getirilerek dışarı alınması ve aynı zamanda durağan kan dolaşımının arttırılmasına dayanan bir tedavi yöntemidir.

    Tarihsel bir tedavi yöntemidir. Çin tıbbında akupunktur noktalarından bazılarından kan çıkartılması önerilmektedir. İnce barsak noktası (Sİ 3) ve diz arkası (Bl 40) bölgesinin kanatılması tarif edilmektedir.

    Eski mısırlılar döneminde de derinin kanatılması suretiyle kanın dışarı akıtılması ile ilgili tedaviler bulunmaktadır. Günümüzde bir çok ülkesinde uygulanmaktadır. Danimarka Fin hamamlarından, Arap coğrafyasına kadar bir çok ülkede uygulama yapılmaktadır.

    Ülkemizde 2014 de sağlık bakanlığı tarafından yayınlanan geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları yönetmeliği ile hacamat tedavisine resmi olarak izin verilmiş ve bunun uygulama hakkını sadece tıp doktorları ve diş doktorlarına vermiştir.

    DİKKAT: ÖNEMLİ 2 UYARIMIZ VAR

    1-TIP DIŞI İNSANLARA İTİBAR EDİLMEMESİ KONUSUNU ÖNEMLE HATIRLATMAK İSTERİM

    2- HACAMAT HER DERDE DERMANDIR DİYEREK SİZİ YANILTMALARINA İZİN VERMEYİN.

    HACAMAT HER HASTALIKTA KULLANILMAZ. HACAMAT ÖNCESİ YAPILMASI GEREKENLER

    En az bir gün öncesinden hayvansal gıda kesilmelidir.

    Bir gün öncesinden veya hacamat yapılacak gün sauna, hamam gibi uygulamalar yapılmamalı.

    Bir gün öncesinden itibaren cinsel perhiz uygulanmalı.

    Hasta aç veya iki saat önce yemek yemiş olmalı

    9-10 Gün öncesinden alkol alınmamış olmalıdır.

    Bu konulara uyulması halinde hacamat işleminden en üst seviyede fayda sağlamak mümkündür.

    HACAMAT NE ZAMAN YAPILMAZ

    Hacamat menstruasyon yani kadınların adet döneminde yapılmaz.

    Bir yaşından küçüklere yapılmaması üzerinde tartışmalar vardır.

    Hacamat hamilelere yapılmaz.

    İleri derecede düşkün yaşlılara yapılmaz.

    İleri derecede halsizliği olan hastalarda yapılmaz. Bu durum kronik yorgunluk sendromu ile karıştırılmamalıdır. Burada bahsedilen ileri derecede düşkünlüktür.

    Anemisi olanlarda veya aktif kanayan hemoroid gibi anemiye neden olabilecek sürekli bir kanama odağı olanlarda itinalı olunmalıdır.

    Yara iyileşmesi ile ilgili problemi olanlarda hacamat yapılmaz.

    Vücudunda muhtemel bir protein eksikliğine bağlı ödemi olanlarda da hacamat yapılmamalıdır.

    Hepatit veya AIDS gibi bulaşıcı bir hastalık taşıyanlarda hacamat yapılırken kontaminasyon (bulaşma) riskinin yüksek olduğu unutulmamalıdır.

    Hacamat aşırı terleme rahatsızlığı olanlara yapılmaz. TERLEYENİ KANATMA, KANAYANI TERLETME prensibine dikkat edilmelidir.…..

    Hemofili… ÖZELLİKLE ÇOCUKLARDA SORGULANMALI….

    Kan sulandırıcı ilaç kullananlarda dikkatli olunmalı.

    DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

    Hacamat malzemeleri tek kullanımlık olmalı.

    Cilt temizliği önemli

    Kontaminasyon (Mikrop kapma) riskine DİKKAT!!!..

    Tıbbi atık kontrolüne dikkat edilmelidir.

    Senkop (bayılma) durumunda hastaya müdahale edilecek uygun bir ortam olmalıdır. Küçümsenmeyecek kadar fazla sayıda insan hacamat esnasında hafif bir baygınlık geçirebilir. Bu durumda müdahale edilebilecek aletler ve ortam olmalıdır. Bu nedenle hacamatın tıp doktorları dışında sağlıksız ortamlarda uygulanmaması gerektiğini bir kez daha vurgulamak istiyorum.

    HACAMAT NERELERE YAPILIR

    Hacamat vücutta bir çok noktaya uygulanabilir. Bunlardan önemli olan bir kaç tanesini size anlatmak istiyorum.

    KAHİL BÖLGESİ

    En sık uygulanan bölge KAHİL BÖLGESİDİR. Burası sırtta bulunur. Kürek kemikleri arasındadır. Sırtımız vücut toksinlerinin en çok depolandığı yerdir. Bu nedenle çok önemli bir bölgedir.

    HANGİ HASTALIKLARDA FAYDALI OLUR?

    • Psikolojik ve psikosomatik rahatsızlıklar,

    • Bronşit ve bronşial astma,

    • İmmun stimülasyon,

    • Epilepsi

  • Parkinson ve sebebi

    Parkinson; 1817 yılında yaşayan bir doktorun adıdır. Dr.James Parkinson, bazı hastalarda görülen ellerde titreme, kaslarda kasılma, yürüme bozukluğu ve yüz mimik hareketleri bozukluğu ile seyreden bir hastalık tarif etmiş ve bu hastalığa PARKİNSON adı verilmiştir.

    SEBEBİ: Beyinde üretilen DOPAMİN adlı bir maddenin yetersiz salgılanması sonucunda oluşur. Yani bir Dopamin eksikliği hastalığıdır.Bu maddenin eksikliğine bağlı olarak hastalarda titreme, kaslarda tutukluk, ağırlık, hareketlerde yavaşlık gibi belirtiler ortaya çıkar. Hastalığın en tipik belirtisi daha çok istirahat halinde ortaya çıkan para sayar gibi bir titremedir. Bu titreme genellikle önce vücudun bir tarafında ön plana çıkmaktadır.

    Genelde 50 yaş üzeri erkeklerde sık görülür.Toplumda binde 3 oranında rastlanır. 65 yaş ve üzerindeki 300 kişiden birinde görülmektedir.

    PARKİNSON TEDAVİSİNDE SÜLÜK VE OZON KULLANIMI

    PARKİNSON HASTALIĞININ TAMAMLAYICI TIP YÖNTEMLERİ İLE TEDAVİSİ

    Parkinson tedavisinde esas olan beyinde üretimi azalan DOPAMİN maddesinin yerine konmasıdır. Bu tedavi klasik tıbbi ilaçlarla mümkün olduğu kadar yapılmaya çalışılmaktadır.

    Ancak, klasik ilaçların uygulanmasına rağmen bir çok hastada hastalık belirtileri ilerlemeye başlar. Klasik tıbbi ilaçlar devam ederken, diğer taraftan TAMAMLAYICI TIP TEDAVİLERİNDEN olan tıbbi sülük tedavisi, Medikal ozon tedavisi ,Manyetik alan tedavisi ve kök hücre tedavisi gibi tedaviler uygulamaya koyulursa hastalık belirtilerinde bir çok kişinin tahmin edemeyeceği kadar iyileşme olmaktadır. Resimde görülen hastamızda oldukça yoğun Parkinson hastalığı belirtileri mevcuttu. Kliniğimize ilk geldiği gün iki baston ve eşinin yardımıyla yürüyebiliyordu. Uyguladığımız tedavi sonunda yani, 6 hafta sonra bastonsuz yürümeye başladı.

    Tedavi, haftada iki gün yapılmaktadır. Toplam 5 hafta, yani 10 seans tıbbi sülük ve medikal ozon uygulaması yapılır. Ayrıca tedaviye manyetik alan uygulaması, hacamat ve kök hücre uygulaması eklenebilir. Tedavi programı hastanın muayenesinden sonra kesinleşmektedir.

    Şehir dışından tedavi için Denizli’ye gelecek olan hastalarımız için yoğunlaştırılmış tedavi programı uygulamaktayız. Tedaviye pazartesi günleri başlamaktayız. Hasta toplam 4 gece Denizli de ikamet etmekte ve cuma gününe kadar toplam 5 seans ozon ve 5 seans sülük uygulaması, 5 seans manyetik alan tedavisi, 1 seans hacamat kupa tedavisi ve 1 seans kök hücre tedavisi yapıldıktan sonra evine yollanmaktadır.

  • Bel vidalama (platinleme) ameliyatı

    Bel vidalama (platinleme) ameliyatı

    Bel vidalama ameliyatları halk arasında ”PLATİN” ameliyatları olarak bilinir. Asıl olarak kullanılan malzemelerin hammaddesi platin değil titanyumdur. Bu vidalar ayrıca boyun ve sırt bölgesi hastalıklarında da farklı ölçülerde kullanılır.

    1-Bel vidalama ameliyatları kimlere yapılmaktadır?

    Omurga kırıkları, bel kayması, tümör veya enfeksiyon nedeni ile oluşan omurga çökmelerinde ve omurilik kanal daralması(dar kanal hastalığı) nedeni ile ameliyat edilen hastalarda omurgaya destek vermek için yapılır.

    2-Vida sistemi vücuda zararlı mıdır? . MR çektirirken sorun olur mu?:

    Platin değil de titanyum ağırlıklı, vücutta hiç yan etki yaratmayan ve bir ömür boyu kalabilen malzemeler kullanıldığı için MR uyumludur. Vücudun herhangi bir yerine MR çekilmesinde herhangi bir sorun gelişmez. Ağırlıkları 100-150 gramı geçmez.

    3-Bu tür ameliyatlardan çekinmeye gerek var mı?

    Vidalama ameliyatları ameliyat öncesi yapılan MR ve 3 boyutlu Tomografi görüntüleri sonrası planlanır. Omurlara gönderilen her vidanın dikey ve yatay planlarda belirlenmiş açıları vardır. Bu açılara uyularak ve ameliyathanede kullanılan skolpi cihazları yardımıyla bu tür ameliyatlar güvenli olarak yapılır. Ameliyatlarda ayrıca Operasyon mikroskobu da kullanılmaktadır.

    4- Bu ameliyatları kimler yapar?

    Bu tür ameliyatları Omurilik konusunda uzmanlaşmış ve mikrocerrahi eğitim almış Beyin ve Sinir Cerrahları yapar. Omurga yapısı kemiklerden oluşan bir yapı olsa da içerisinden geçen omurilik üzerine oluşan baskılar sonucu hastalıklar geliştiğinden bu cerrahi uygulamalar Ortopedislerin işi değildir.

    5-Kaç saat sürer, hasta kaç günde ayağa kalkar.?

    2-4 saatlik ameliyatlardır. Omurgasına vida konan hastalar ertesi sabah kaldırılıp yürütülür. Maksimum 3 gece hastanede kalır. Toplam 1 hafta yatak istirahati vardır. Daha sonra ev dışında yürüme egzersizlerine başlanır. Toplam 20 gün sonunda yapılan kontroller sonrası hastaya egzersiz programı verilir.

    6-Bu ameliyatla tamamen normal hayata dönülebilir mi?

    Hastalar sağlıklı dönemlerdeki aktivitelerine kavuşabilirler. Yürüme, koşu, bisiklet ve yüzme gibi aktiviteleri yapabilirler. Sorunsuz olarak mesleklerine devam edebilirler.

    7-Vida sistemi daha sonra çıkartılıyor mu?

    Çıkartmaya gerek yoktur. Çünkü vücuda zararları yoktur. Sadece yüksekten düşme veya ağır trafik kazaları sonrası bu sistemlerde kırılmalar olabilir. Bu durumlarda değiştirmek gerekebilir. Bunu dışında yaklaşık 20 yıldır izlediğim ve herhangi bir sorun gelişmeyen hastalarım vardır.

    8. Bu tür vidalar omurganın boyun ve sırt bölgesinde de kullanılıyor mu?

    Boyun ve sırt omurlarında da beldekine benzer sorunlar geliştiğinde bu vida-rod sistemini kullanmaktayız. Bu bölgelerdeki omurlar bel omurlarına göre daha küçük ebatlarda olduklarından buralara uygulanacak vidaların çapları ve boyları daha kısa ve incedir.

    9. Vücudum bu vidaları kabul eder mi?

    Titanyum allerjisi oranı yaklaşık onbinde 1 dir (1/10.000). Sadece böyle bir durum varlığında vücud vidaları kabul etmeyebilir.

  • Boyun fıtığı hakkında

    Son zamanlarda en çok şikayet edilen hastalıkların başında boyun fıtığı geliyor. Boyun fıtıkları, uzman doktorlar tarafından konulan doğru bir teşhis, hasta eğitimi ve doğru bir tedaviyle artık korkulu bir rüya olmaktan çıkmıştır. Ancak ne yazık ki yanlış yönlendirmeler, bilinçsizce yapılan tedavi ve uygulamalar hem maddi hem manevi olarak hastaya ciddi ve dönüşü olmayan zararlar verebilmektedir.

    Boyunda 7 tane omur bulunur. Disk denilen yastıkçıklar bu omurların arasında ağırlığın eşit dağılmasını sağlar. Bu yastıkçıkların, çevresini saran zarı yırtarak dışarı çıkmasıyla boyun fıtığı ortaya çıkar.

    Boyun Fıtığının Nedenleri

    Aşırı yüklenme

    Yanlış hareket

    Boynun uzun süre kötü pozisyonda tutulması (Örneğin bilgisayar karşısında, tv karşısında)

    Darbe, çarpma, kaza gibi travmalar

    İlerleyen yaşla bağlantılı yıpranma

    Romatizmal hastalıklar

    Boyun Fıtığı Belirtileri

    Daha çok kolda ağrı

    Boyunda ağrı

    Kolda uyuşma ve güçsüzlük (Bardağı elden düşürecek kadar güçsüzlük oluşabilir)

    Boyun bölgesindeki sorun tüm vücudu etkileyebilir. Sadece boyun ve kol değil; omuz, sırt, kürek kemiğinde dahi ağrı oluşabilir. Boyun fıtığı ilerlemişse, doktora gidilmemişse ya da ameliyat önerilmesine rağmen kaçılmışsa felç durumu söz konusu olabilir. Bu durum aniden gelişebilir. Bu yüzden dikkate alınması gereken önemli bir hastalıktır.

    Boyun Fıtığı Tedavisi

    Boyun fıtığının derecesine ve hastanın şikayetlerine göre tedavinin ameliyatlı ya da ameliyatsız olacağına karar verilir.

    Ameliyatsız Boyun Fıtığı Tedavisi

    Bel fıtıkları gibi boyun fıtıklarının da yaklaşık %95’i ameliyatsız tedavi edilebilir. Kalan yaklaşık %5’lik kısımdaki fıtıklar ameliyat gerektirir. Dinlenme, fizik tedavi, egzersiz, ilaç tedavisi ameliyatsız tedavi yöntemlerinden bazılarıdır.

    Boyun Fıtığı Ameliyatı

    Kolda şiddetli ağrı, güç kaybı ve hissizlik varsa ameliyat olmanız gerekebilir. Boyun fıtığı ameliyatı narkozlu yapılır. Biz mikrocerrahi diskektomi yöntemini tercih ediyoruz. İşin içine mikroskobun girmesiyle daha detaylı, daha güvenli ve daha konforlu bir ameliyat süreci yaşamış oluyoruz. Ayrıca çok küçük kesi açıldığı için yaranın iyileşme ve hastanın normal hayatına dönme süresi daha hızlı oluyor.

    Boyun fıtığı ameliyatı sonrası hastalar yaklaşık 4 saat sonra hareketlendirilir. 1 hafta içindeyse günlük hayatlarına dönebilirler. Ev hanımları ev işlerini yapabilir, çalışanlar işlerine geri dönebilir.

  • Antiepileptik yani sara ilaçlarının farklı kullanım alanları…

    Antiepileptik yani sara ilaçlarının farklı kullanım alanları Son zamanlarda Beyin ve Sinir Cerrahisi içersinde antiepileptik ilaçların kullanımları artmıştır. Ancak bu artış Sağlık Bakanlığı, doktor, hasta ve Eczane dörgeninde bazı sorunları beraberinde getirmiştir.

    Örneğin bir Beyin ve Sinir Cerrahi Uzmanı antiepileptik ilacı hastaya reçete ettiğinde eczacı veya kalfası sende epilepsi(Sara) mı var ki bu ilacı kullanıyorsun?, bir doktor sana niye bu ilaçları yazmışlar ki sende epilepsi(Sara) mı var mı şeklindeki sorularla karşılaşılmaktadır. Halbu ki tıp hergeçen gün gelişmektedir. Ve bazı ilaçların kullanılabildiği alanlar giderek artmaktadır.

    1990 lı yılların ikinci yarısından sonra antiepileptik ilaçların yapılan araştırmalarda ağrı tedavisinde iyi geldiği tespit edilmiştir.
    Ancak o zamanlar bu ilaçların nasıl etki göstererek ağrı tedavisinde etkili olduğu bilinememiştir.

    Yapılan araştırmalarla ağrı tedavisinde, sinir hücrelerinde nöroprotektif yani koruyucu etkilerinin etki mekanizmaları ortya konmuştur. Nöropatik ağrı adı verilen ağrı türünde kullanımları ortaya çıksa da hala da bu ilaçların kullanımları bu alanla sınırlı kalmıştır.

    Halbuki bu ilaçların kullanılma nedenleri hastaların kazanımıdır. Bu kullanım klişeleşmiş tedavi protokollerine yeni bir soluk getirmiştir. Bugün her hekim bel ağrısı ve belfıtığı, lomber dar kanal gibi rahatsızlıklarda hangi ilaçların kullanılabileceğini bilmektedir.

    Kullanıldığı zaman yargılanan bu ilaçlar için neden bu kadar yargılama ile karşı karşıya kalındığı ve endikasyonlarının neden bu kadar dar tutulduğu anlaşılamamaktadır.

    Yıllardır kullanılan antiepiptik ilaçların ve yeni jenerasyon antiepileptik ilaçların güvenirlikleri hergeçen gün artmaktadır.

    Yeni geliştirilen antiepileptik ilaçlarla antiepileptik ilaçların oluşturduğu yan etkiler azalmakta aynı zamanda yaşam kalitesi üzerindeki olumlu etkileri artmaktadır. Nöropatik ağrı kavramı tıp literatüründe kronik ağrı kavramı içersinde yer almaktadır.

    Nöropatik ağrıyı tıp bilmi geliştikçe görülmektedir ki sadece diabet ve hepes virüsüne bağlı rahatsızlıklar yapmamaktadır. Aynı zamanda omurga kanalında darlık oluşturabilen herhangi bir durumda nöropatik ağrıya neden olabilmektedir. Fakat ne gariptir ki bu ilaçları hastanın kazanımı için kullanan hekimler yine hastanın kazanımı için gayret gösterdiği düşünülen hekimler tarafından yargılanmaktadır.Bilimsel gereklerin dışında yapılan değerlendirmenin tek dayanağı hekimin çıkar ilişkisine dayandırılmaktadır.

    Halbuki gerçekler herzaman böyle olmamaktadır. Çünkü tüm hekimleri bu grup içine yerleştirmek yanlış bir davranıştır. Bu ilaçlar içinde Beyin Cerrahları arasında en çok tercih edilen ilaçlar gabapentin etken maddesine sahip ilaçlar, karbamezepine molekülüne sahip ilaçlar ve oksikarbamezepine molekülüne sahip ilaçlardır.

    Bu ilaçlar kansere bağlı ağrılarda, bel fıtığı ameliyatı sonrası ortaya çıkan ağrılarda, migren proflaksisinde, fibromyaljia romatikada, nöropatik ağrı oluşturabilen sorunlarda, bipolar bozuklukta vb. kullanım alanı buldukları artık tıp literatüründe belirtilmiştir.

    Tıp bilmi hareketli bir bilim dalıdır. Gelişmelerin hasta için kullanılması yanlış değildir.Aksine kazanımlar ön planda tutulmalıdır. Beyin ve Sinir Cerrahisi içersinde de kullanılmasının amacı hastanın kazanımıdır.

  • Bel fıtığı ameliyat edilmediğinde…

    Bel fıtığı ameliyatlık ise hasta ameliyattan korkarsa veya etrafından insanların söylemlerinden ameliyat olmazsa ne gibi sonuçlarla
    karşılaşabilir? Bel fıtığı hastalarının tarafımıza başvuru şekilleri farklı farklıdır.

    1. Hasta çok ızdıraplı haldedir. Hareket etmekte basmakta zorlanır. Yürüyemez. Bacağının cansızlaştığı hisseder. İdrara sık sık
    gider. Muayeneye bile izin vermez. Şikayetlerin başlangıç süresi kısadır.Bu hastanın omuriliğinde ve bacağa giden sinirinde bası söz
    konusudur. Bu bası bu tür hastada mutlak giderilmelidir. Giderilmediği takdirde ayağında düşük ayak gelişme riski, cinsel fonksiyonlarda
    kayıp, idrar tutamama gelişebilir. Bu hasta riske atılamaz.

    2.Hasta yıllardır olan bel rahatsızlığından şikayet etmektedir. Bacaklarına veya bir bacağına vuran ağrısı mevcuttur. Doktora
    başvurmuştur. Bel fıtığı olduğu söylenmiş ameliyat olması gerektiği dile getirilmiştir. Hasta ameliyat olmamıştır Şikayetleri artmış ve
    başvurmuştur. Hastada yapılan muyenede kuvvet kaybı vardır.Tekrar ameliyatlık fıtık olduğu tespit edildi. Bu hastanın unutmaması
    gereken şey iyileşme ve hastalık dönemleri arasındaki sürenin giderek kısalacağı ve hastalıklı olduğu dönem süresinin giderek
    artacağıdır. Bu hastalar giderek ilerleyen kuvvet kaybına uğrayacaklardır.

    Yürüme esnasında ayaklarını boşluğa atıyormuş hissi, yol, yürüme mesafesinde daralma, cinsel fonksiyonlarda giderek azalma duyacaklardır. Bu hastalar Beyin ve Sinir Cerrahisinde en sık görülen hasta grubudur. Fakat bu hastaların bilmesi gereken şey; tanının konması ile cerrahinin yapılması arasındaki süre ne kadar fazla olursa yapılan cerrahiden fayda alma oranıda okadar az olacaktır.

    Çünkü; bel fıtığı sinirde ve omurilikte yapması gereken zedelenmeyi yapmış ve hastanın diğer omurgaları ve bağları üzerinde etkisini gerçekleştirmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Duyarsınız bel fıtığı ameliyatı oldum ama uyuşukluğum geçmedi, bel fıtığı ameliyatı oldum ama ayağımı hareket ettiremiyorum gibi. Bu durumun nedeni aslında hastanın kendisidir. Bu durum veya durumları yapılan ameliyata bağlaması son derece yanlıştır.

    3.Hasta yıllardır bel hastasıdır. Kısa süre önce düşük ayak veya ayaklar gelişmiştir. İdrarını tutamıyordur. Bu hasta için bel cerahisinin
    başarı şansı %30 dur. Düşük ayak veya ayaklar gelişme ve doktora başvurma süresi arasındaki süre ne kadar uzun olursa ameliyattan
    fayda alma şansı o kadar düşüktür. Ameliyatın amacı artık hastaya şans vermek olmuştur.Bu süre 3 gün ve altında olsa dahi başarı
    şansı %30 dur.

    Bel Fıtığı ameliyatında riskler

    Halk arasında yaygın bir kanı vardır. Bel fıtığından ameliyat olan bir daha düzelmez? Bel fıtığı ameliyatı kesin çözüm değildir. Bel Fıtığı
    ameliyatı sonrası felç olunabilir. gibi kanılardır.

    Bel Fıtığının oluşma sebebi kişilerin kendilerine özen göstermemeleridir. Evrende tekrarlamayan hiç hastalık yoktur. Tedavi edilen ve
    tekrarlamayan hiç bir hastalık söz konusu değildir. Bir hastalıktan korunmanın en baş yöntemi o hastalıktan korunmak için gerekenlerin
    yapılmasıdır.

    Bel fıtığı ameliyatı olan bir kişinin kendisine özen göstermesi ve yaşam şeklini değiştirmesi esastır. Bel Fıtığı cerrahisinin yapılma amacı
    cerrahiyle düzeltilebilecek sorunun varlığında söz konusudur. Yani bel fıtığı ameliyatı hadi ben ameliyat oluyim bari değildir. Bütün
    belfıtıklarının ancak %1-5 i cerrahiye adaydır.

    Bel fıtığı cerrahisinde bir terazi söz konusudur. Bu terazi dengesi kazanç lehine olmalıdır. Kazanç ise sinirin baskıdan kurtarılarak bir
    kısmının veya tamamının ölmesine engel olarak hastanın sosyal hayat içinde hareket kabiliyetinin kazanılmasıdır.

    Bel fıtığı ameliyatı olan bir kişiyi %86-91 tam sağlık beklemektedir. %8-10 arasında tüm fıtıklar belirli bir zaman sürecinde tekrarlama
    gösterebilir.

    Bel Fıtığı ameliyatında riskler şunlardır;

    1. Fıtığın alınamaması veya yetersiz alınması(%3-5)

    2. Fıtığı Boşaltılan bölgesinde iltihap: diskitis(%1)

    3. Omurilik zarının zedelenmesi(%1-3)

    4. Bacağa giden sinirin zedelenmeleri(%1)

    5.Omurga çevresinde apse gelişmesi(%1)

    6.Yara yeri enfeksiyonları veya akıntıları(%1)

    7.Fıtık boşaltılan alan çevresinde yapışıkıkların gelişmesi(%5-10)

    8.Kanamaya veya anesteziye bağlı ölüm(10.000 de 1-5 arasındadır.)

  • Omurga yaraları

    Spinal travmalar yüksek mortalite ve morbidite oranları ile seyreden ve sonuçları ile bireyi ve toplumu etkileyen travmatik lezyonların
    başında gelmektedir.

    Kısa sürede ve doğru müdahalenin prognozu etkiliyor olması, hastanın tetkik ve tedavisinin yeterli olarak yapılabileceği merkezlere ihtiyaç duyulmuş ve bu amaçla bazı ülkelerde spinal travma merkezleri kurulmuştur.

    Bu merkezlerde spinal travmalı hastalara ilk müdahalenin daha hızlı ve standardize yapılabilmesi önemlidir. Tarihçesi çok eskilere dayanan bu yaralanmalar endüstri çağına paralel olarak artan trafik ve iş kazaları, yüksekten düşme, endüstriyel yaralanmalar, ateşli silah yaralanmaları, spor yaralanmaları nedeniyle sıkça görülmektedir. ABD’de bir milyonda 30 kişi spinal travma riski altında olduğu kabul edilmektedir.

    Spinal travmalar gençlerde daha yüksek oranda görülür.Ortalama yaş 33.5 olarak literatürde belirtilmiştir. Erkek bayan oranı 4 de 1’dir.En
    önemli sebep trafik kazalarıdır.

    ABD’de yılda 1000.000’de 30 oranında kişinin spinal travma riski taşıdığı kabul edilmektedir. görülmektedir .Günümüzde artan trafik kazaları yanında ,iş kazaları ve yüksekten düşme sonucu vertebra kırıklarında artış sözkonusudur. Literatürde vertebra zedelenmeleri 15-34 yaş arası erkeklerde sık rastlandığı bildirilmektedir.

    Çalışmamızda da en sık 13 (%30.2) hasta ile 15-30 yaş arası olgularda vertebra zedelenmesi gözlendi. Spinal travmaların en sık nedeni trafik kazalarıdır. Hagen ve ark’nın yaptıkları bir çalışmada, düşmeler %45, motorlu taşıt kazası %35 olarak bildirilmiştir.

    Burney ve ark’nın yaprığı çalışmada taşıt kazası %40,düşmeler %20,ateşli silah yaralanmaları %13.6 olarak bildirilmiştir. Meyer ve ark spinal travma nedenlerini trafik kazaları %42, düşmeler % 22.8 olarak bildirmişlerdir. Çalışmamızda ise yaralanma mekanizmaları incelendiğinde yüksekten düşmeler %60.4, trafik kazaları % 34.8 ve suya dalma % 4.6 oranda bulunmuştur.

    Literatürdeki çalışmalardan görüldüğü gibi yüksekten düşmeler ve trafik kazaları en sık karşılaşılan travma nedenleridir. Hagen’in
    çalışmasında olduğu gibi çalışmamızda düşmeler ilk sırada yer almıştır. Etyolojinin bölgeler ve ülkeler arası farklılıklar gösterdiği
    görülmektedir.

    Bölgenin coğrafi yapısı ve sosyoekonmoik nedenleri yüksekten düşme olgularının ilk sırada görülmesini açıklayabilir.

    Hagen ve ark’nın 238 hastayı içeren serilerinde etkilenen bölgelere göre dağılım incelendiğinde % 50 servikal, %33 torasik, %18
    lomber bölgedeki vertebranın zedelendiği bildirilmiştir.

    Meyer’in 2195 olgusundan 1372’si (%61) servikal bölgededir (7). Çalışmamızda %60.4 servikal ,%23.2 torakal ve %16.4 ile lomber bölgedeki vertebraların etkilendiği görüldü.Hagen ve Meyer’in çalışmalarında olduğu gibi çalışmamızda ilk sırada servikal bölgedeki travmalar yeralmaktadır. Alker’in yaptığı bir çalışmada 312 servikal vertebra kırığından %22’si , Bucholz’ın 112 olgusundan %21 üst servikal bölgede olduğu saptanmıştır. Bizim serimizde olguların 11’i (%42.3) üst servikal ,15’i (%57.69) alt servikal bölgede patoloji vardı.

    Spinal kanalın en hareketli segmentleri ( C4,C5,C6, T12, L1,L2) olduğundan injüri riski bu segmentlerde oldukça yüksektir.

    İnjürilerin %10’u servikotorasik bölgede meydana gelir. Torakal bölgede spinal kanal daha dar olup, vertebralar fixe olup, toraks kafesi ile
    eklemleşir, injüri olabilmesi için daha büyük kuvvet gerekir. Torakolomber bileşke daha hareketli olduğundan ikinci sıklıkla injüriler bu
    bölgede görülür.

    Meyer akut spinal yaralanmalı olgular serisinde %42.9 oranında multıpl travma olduğunu bildirmiştir. Apuzzo ve ark. 45 olguluk
    serilerinde olguların %17.8’inde serebral kotüzyo , % 9.8’inde kraniyal fraktür, % 4.4 ünde pulmoner, %4.4’ünde abdominal yaralanma
    olduğunu bildirmişlerdir(14).Bizim olgularımızın; %6.9 serebral lezyon , %11.6 toraks patolojisi, %2.3 multipl extremite fraktürü varken
    %79 ek bir patoloji yoktu.

    İlk muayenede saptanan spinal kord yaralanması tiplerinin oranları Zileli ve arkadaşlarının 1989 yılında Ege bölgesinde yaptıkları
    çalışmada:bulgu yok (%32),tetraplejik(%10),tetraparetik(%10),paraplejik(%13),paraparezik(%6),kauda equina lezyonu(%12)(15)iken
    çalışmamızda bu oranlar: ( %4.6) paraparezi,(%16.2)parapleji,(%11.6) kuadripleji , 29 olguda (%67.4) nörolojik defisit yok şeklinde idi.

    Amerika’da motorlu taşıt kazaları sonucu medulla spinalis yaralanmaları sonucu yılda 6000 kişinin öldüğü rapor edilmiştir.Burney
    ve ark çalışmasında spinal yaralanmalı hastaların hastane mortalitesi %17 olarak bildirilmiştir(10).1999 yılında KTÜ İlk ve Acil Yardım
    Anabilm Dalında yapılan epidemiyolojik bir çalışmada; 651 travma hastasının 39’u(%6) spinal travma olup mortalite % 5.1 olarak
    bulunmuş idi . Bu çalışmada ise mortalite % 6.9 olarak bulundu.

    Spinal travmalar yüksek morbidite ve mortalite ile seyreden toplumu etkileyen travmatik lezyonların başında gelmektedir. Hastanın
    kısa sürede acil olarak stabilizasyonu sağlanarak ileri bir merkeze transportu gerekmektedir. Spınal travmadan şüphelenilen tüm

    hastaların nörolojik muayenesi yapılmalı radyolojik tetkikleri yapılmalı immobilizsyonu sağlanmalı ve ek patolojiler varsa bunlara yönelik
    tedaviler uygulanmalıdır.

    Omurga operasyonlarından sonra dikkat edilmesi gerekenler

    Herhangi bir sebeple omurga operasyonu olan hastamızı bekleyen ve unutmaması gereken bilgiler şunlardır;

    Hiç bir yapılan cerrahinin yaradılıştan gelen vücüt yapısını sağlaması mümkün değildir. Yapılan cerrahi sizin kazancınız ve
    mutluluğunuz ve geleceğiniz için yapılmıştır.

    Size yapılan omurga cerrahisinin amacı yaradılıştan gelen vucut yapısına yakın fonksiyon gören bir sistem oluşturulmasıdır.
    Sonuçta omurga cerrahisinde yaradılıştan gelen vücut yapısına dışardan yerleştirilen enstrumantlar konulmaktadır.

    Bu enstrumantların sayısı ve türü var olan soruna göre değişmektedir. Bu enstrumanatların vucuda uyum sağlaması gereklidir. Örneğin bir diş dolgusunda bile alışma süresinin olması gibi. Enstrumantların vucuda alışma süresi 6 ayla 1 yıl arasında değişmektedir.

    Omurga cerrahisinde de tüm tedavi şekillerinde olduğu gibi kazançlar yanında kayıplarda söz konusudur.Önemli olan kazancın
    büyüklüğü olmalıdır.

    Omurga cerrahisinde hastalarımızın en çok şikayet ettikleri konular;

    1.Hareketlerimi istediğim gibi yapamıyorum: Yapılan ameliyatın seviyesine göre değişmek üzere omurga ameliyatlarında hareket
    kısıtlılığı ortaya çıkar. Bu hareket kısıtlılığının derecesi kabaca yapılan her omurga segmenti için yaklaşık %5 olmaktadır. Aslında var
    olan omurga sorunları hastalarda omurga operasyonu yapılmamış olsa da hareketlerini istediği gibi yapma sorununu
    mutlaka taşımaktadır. Ancak omurga cerrahisinde kazanç ağrının ortadan kaldırılması ve gelişmiş ve gelişmesi muhtemel sinir kayıpların
    önüne geçilmesidir.

    2.Otururken batma hissediyorum, ağırlık varmış hissediyorum: Bu gibi şikayetler enstrumantlara vucudun alışma sürecinde olan
    rahatsızlıklardır. Şunu unutmamak gerekir bu enstrumantlarla zaman geçitkçe alışacak ve vücudunuzun bir parçası olarak kabul
    edeceksiniz.

    3.Düştüm platinlerim kayar, kırılır endişesi: Usulüne uygun yerleştirilmiş platinlerin küçük haretlerle kayması ve kırılması mümkün
    değildir. Ancak yaşlı hastalarda ilerleyen kemik erimesi söz konusu olduğunda platinlerde hareketlenme gelişebilir. Ağır kazalarda
    veya darbelerde platinlerde kırılma olabilir. Bilindiği üzere her maddenin belirli bir dayanma gücü vardır. Süre geçtikçe metaller yorulur.
    Buna metal yorgunluğu adı verilir.

    4.Belime takılan platinlerin belirli bir süreden sonra alınması gerekliymiş: Belinize koyulan enstrumantlar vucüt tarafından kabul edilen
    malzemelerdir. Sizde var olması sakınca oluşturmaz. Ancak gerek hastanın psikolojik yapısı enstrumantların varlığına izin vermiyorsa
    gerekse var olam sorun kemiklerle güçlendirilmişse 2 yıldan sonra platinler alınabilir.

    5.Platinli operasyondan sonra yine aynı sorunlar gelişebilir mi? Belinize koyulan enstrumantlar belirli bir segmenti kontrol altında tutar
    ancak bu segmentlerin üzerindeki ve altındaki segmentler için koruma sağlamaz. Yani hasta olarak tarafınızın bu tür ameliyatlardan
    sonra kendinize özen göstermeniz, kendinizi korumanız, hekiminiz ile diyalog içinde bulunmanız gerekmektedir.

    Omurga operasyonlarında gelişebilecek sorunlar

    Omurga operasyonları zor ve tecrübe gerektiren operasyonlardır. Omurga operasyonları riskli ameliyatlardır. Bu riskler yapılacak omurga
    sorununa ve genişliğine göre farklılıklar göstermektedir. Yapılacak omurga segment sayısı arttıkça çıkabilecek sorunlar artmaktadır.

    Skolyoz ve kifoz cerrahisinde riskler daha fazla ve çıkabilecek komplikasyonlar çok daha fazladır.Bu gelişebilecek erken veya geç
    dönem komplikasyonlar bu cerrahinin uygulanması gerektiren tüm hastalarda gelişebileceği gibi bu cerrahiyi uygulayan tüm omurga
    cerrahlarında da gelişebilir. Bundan dolayı hekiminizle kore olmanız uyum içinde aynı yönde hareket etmeniz önemlidir.

    Omurga cerrahisinde erken dönem komplikasyonları

    1. Vidaların malpozisyonu: yani vidaların uygun yere yerleştirilememesi. Yani vidaların omurga içinde değil etrafında yerleşim
    göstermesi.Tekrar ameliyat riski taşır

    2. Sinir zedelenmeleri: Vidaların seyri boyunca sinirde bacağa giden sinirlerde meydana gelen zararlanmalar.Seviyeye göre değişmek
    üzere motor ve duyu arazları gelişebilir.

    3.Vidaların omuriilik zarını zedelemeleri ve Beyin omurilik Sıvı kaçaklarının meydana gelmesi. Tekrar operasyon riski taşıyabilir.

    4.Omurilikte zararlanmaların oluşmasıFelç riski taşır. Tekrar operasyon gerektirebilir.

    5.Sinir kanallarında sıkışıklık meydana gelerek operasyondan sonra ağrıların artması.Tekrar operasyon riski taşır.

    6.Yara yeri enfeksiyonları:Yaranın açılmasını gerektirir:

    7.İmplant enfeksiyonları .İmplatın çıkarılmasını gerektiririr.

    Omurga cerrahisinde geç dönem komplikasyonları

    1.Vidaların yerinden kayması genellikle nedeni zaman içinde gelişen osteoforz veya şiddetli travmalardır.

    2.Vidaların kırılması Metal yorguluğuna veya seviyesine uygun kalınlıkta vida yerleştirilmemesine veya enstrumant sisteminin kalitesine
    bağlıdır.

    3.Rodların yerinden kayması Vidaları bağlayan sistemlerin metal yorgunluğuna, travmalara veya sistemin kalitesine bağlıdır.

    4.Enstrumant uygulanan segmentin üzerinde fıtık veya kaymanın gelişmesi Hastanın dikkatsiz ve özensiz davranmasına, travmalara
    bağlıdır.

    5.Enstrumant uygunan segmentin altında fıtık veya kaymanın gelişmesi Hastanın dikkatsiz ve özensiz davranmasına ve travmalara
    bağlıdır.

    Omurga operasyonları

    Omurga operasyonları Beyin ve Sinir Cerrahisi içersinde uygulanılan operasyonlardır. Omurga vucudun yükünü karşılayan bacaklara
    ileten bir önemli bir yapıdır. Omurga aynı zamanda belirli hareketliliğe izin veren bir yapıdır. Omurgadaki bazı gelişen sorunlar mekanik
    Ağrılara neden olurken bazı gelişen sorunlar hem mekanik hemde sinirsel ağrılara neden olur. Omurgadaki sorun ne olursa olsun
    gelişen ağrılar sosyal, cinsel, ailesel, işsel hayatı engelleyen sorunlar oluşturabilirler.

    Omurgada ne gibi sorunlar olabilir?

    Omurgada kaymalar olabilir, omurgada kırıklar olabilir, omurgada eğrilikler kifoz veya skolyoz olabilir. İşte bu sorunlar derecelerine tespit
    edilme yaşına göre müdahale gerektirebilirler. Omurgada yapılan müdahalelere bağlı gelişebilecek sorunlarda söz konusudur.

    Örneğin bel bölgesinde 3 seviye üzerinde omurilik kanal darlığı olan bir hastaya yapılması gerekli olan bir cerrahi durumunda omurgada
    kayma,kırık,kifoz ve skolyoz olmasada omurga cerrahisi planlanmaktadır. Örneğin 3 seviye lomber disk hernisi yapılacak bir olguya
    yapılacak cerrahiye bağlı olmak üzere omurga cerrahisi planlanabilmektedir.

    Yine aynı şekilde omurgada kayma var ama cerrahi boyutlarda değil ancak bel fıtığı var ve müdahale gerekiyor yapılacak cerrahinin
    kaymayı artırabileceği düşünülerek omurga operasyonları düşünülebilmektedir.

    Omurga operasyonlarında amaç omurgadaki dizilimi sağlamak en azından ilerlemesini engellemektir.

  • Ağrı

    Baş ağrıları günümüzde hastaların çok şikayetçi olduğu konuların başında gelmektedir. Baş ağrısını oluşturan bir çok neden söz konusudur. Ancak bu

    nedenlerin başında en fazla olarak görülen stress kaynaklı başağrıları
    olmaktadır. Ancak Başağrısının nedeni ne olursa olsun bu ağrıyı yaşayan
    insanların en büyük korkusu benim başımda kötü bir şey mi var endişesidir.
    Hasta bu konuda cevap almak isteyen konumundadır. Maalesef söylenmesi
    gereken bir durumda başağrısının %1 den az bölümünü kafa yapısı içersindeki
    bölümünü tümör kist gibi nedenler oluşturmaktadır.
    Başağrısı çeken bir hasta ağrısının özelliklerini doktoruna ayrıntılı bir şekilde
    anlatmalıdır. Başağrısı sebebin ortaya çıkarılmasında bu anlatım çok
    önemlidir.Çünkü tüm başağrısını oluşturan nedenlerin karakteristik özellikleri
    söz konusudur. Günümüzde başağrısı nedenlerinin başında da ağrı kesicilerin
    uygunsuz doktor kotrollerinin dışında kullanılması ve tüketilmesidir.
    Unutulmaması gereken uzun süreli ağrı kesici kullanımlarında ve uygunsuz
    kullanımlarında tedaviye drençli başağrılarının gelişebileceğidir.
    Migren denilen ağrılar kafa yapısı içersindeki damarsal yapılardan
    kaynaklanan ağrılardır. Migren ağrıları tür türdür. Ve migrenin karakteristik
    özellikleri olduğu gibi aynı zamanda migren türlerininde karakteristik özellikleri
    mevcuttur.
    Başağrısında en önemli konu hastanın kendini doktor karşısında ifade
    edebilmesidir. Ancak maalesef hastalarımızın ifade etmekte zorlukları
    bulunmaktadır.
    Başağrısı tedavisi nedene yönelik yapılmak zorundadır.Yani Başağrısını
    oluşturan neden ortaya konulmalıdır. Bu neden bazen birden fazla olabilmekte
    ve birbirini tetikleyici olarak karşımıza çıkabilmektedir. Nedenin birden fazla
    olması başağrısı türününde birden fazla olduğu anlamına gelebilmektedir. Bu
    hastalarda tedavi daha uzun süreli olmak zorundadır. Başağrısında
    hastaların bilmesi gereken birkez doktora gittim, başka başka doktorlara gittim
    fayda alamadım dan ziyade başağrısı sorununun hekim ile uyumlu bir çalışma
    sonucunda çözülebileceğine inanmaları olmalıdır. Böylece nedenlerin daha net
    ortaya konulması ve bu nedenlere müdahale edilmesi söz konusu olacaktır.
    VASKÜLİTLER
    Baş ağrılarının nedenlerinden biri olarak karşımıza çıkarlar. Damar iltihabı
    olarak tercüme yapılabilir. Ancak bu iltihaplar mikrobik karakterden ziyade
    kimyasal tarzda iltihaplardır. Daha çok 20-40 yaşlarında bayanlarda
    gözükürler. Vucut direncini düşüren her hangi sebep neden olabilir. Tanı MR
    inceleme ile konmaktadır. MS en çok karıştırılan durumdur. Tedavisi ilaç
    tedavisidir ve başarılı sonuçlar alınmaktadır.
    OKSİPİTAL NÖRALJİ
    Baş ağrılarının sıklıkla görülen türlerinden biridir. Boyundn göze gelen şiddetli
    ağrı ile karakterizedir. Bulantı,terleme,kusma eşlik edebilir. Tedavisi ilaç
    tedavisidir.
    PSEUDO TÜMÖR CEREBRİ

    Başağrılarının nedenlerinden biridir. Kafa içi basıncın artmasıyla
    karakterizedir. Görme alanı kayıplarıyla başlar körlüğe kadar gidebilir. Tanı LP
    ile konur. Tedavi ile başarılı sonuçlar alınmaktadır.

  • Ameliyat

    Bel Fıtığı ameliyat edilmediğinde!
    Bel fıtığı ameliyatlık ise hasta ameliyattan korkarsa veya etrafından insanların söylemlerinden ameliyat olmazsa ne gibi sonuçlarla
    karşılaşabilir? Bel fıtığı hastalarının tarafımıza başvuru şekilleri farklı farklıdır.
    1. Hasta çok ızdıraplı haldedir. Hareket etmekte basmakta zorlanır. Yürüyemez. Bacağının cansızlaştığı hisseder. İdrara sık sık
    gider. Muayeneye bile izin vermez. Şikayetlerin başlangıç süresi kısadır.Bu hastanın omuriliğinde ve bacağa giden sinirinde bası söz
    konusudur. Bu bası bu tür hastada mutlak giderilmelidir. Giderilmediği takdirde ayağında düşük ayak gelişme riski, cinsel fonksiyonlarda
    kayıp, idrar tutamama gelişebilir. Bu hasta riske atılamaz.
    2.Hasta yıllardır olan bel rahatsızlığından şikayet etmektedir. Bacaklarına veya bir bacağına vuran ağrısı mevcuttur. Doktora
    başvurmuştur. Bel fıtığı olduğu söylenmiş ameliyat olması gerektiği dile getirilmiştir. Hasta ameliyat olmamıştır Şikayetleri artmış ve
    başvurmuştur. Hastada yapılan muyenede kuvvet kaybı vardır.Tekrar ameliyatlık fıtık olduğu tespit edildi. Bu hastanın unutmaması
    gereken şey iyileşme ve hastalık dönemleri arasındaki sürenin giderek kısalacağı ve hastalıklı olduğu dönem süresinin giderek
    artacağıdır. Bu hastalar giderek ilerleyen kuvvet kaybına uğrayacaklardır.Yürüme esnasında ayaklarını boşluğa atıyormuş hissi, yol
    yürüme mesafesinde daralma, cinsel fonksiyonlarda giderek azalma duyacaklardır. Bu hastalar Beyin ve Sinir Cerrahisinde en sık
    görülen hasta grubudur. Fakat bu hastaların bilmesi gereken şey; tanının konması ile cerrahinin yapılması arasındaki süre ne kadar fazla
    olursa yapılan cerrahiden fayda alma oranıda okadar az olacaktır. Çünkü; bel fıtığı sinirde ve omurilikte yapması gereken zedelenmeyi
    yapmış ve hastanın diğer omurgaları ve bağları üzerinde etkisini gerçekleştirmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Duyarsınız bel fıtığı
    ameliyatı oldum ama uyuşukluğum geçmedi, bel fıtığı ameliyatı oldum ama ayağımı hareket ettiremiyorum gibi. Bu durumun nedeni
    aslında hastanın kendisidir. Bu durum veya durumları yapılan ameliyata bağlaması son derece yanlıştır.
    3.Hasta yıllardır bel hastasıdır. Kısa süre önce düşük ayak veya ayaklar gelişmiştir. İdrarını tutamıyordur. Bu hasta için bel cerahisinin
    başarı şansı %30 dur. Düşük ayak veya ayaklar gelişme ve doktora başvurma süresi arasındaki süre ne kadar uzun olursa ameliyattan
    fayda alma şansı o kadar düşüktür. Ameliyatın amacı artık hastaya şans vermek olmuştur.Bu süre 3 gün ve altında olsa dahi başarı
    şansı %30 dur.

    Bel Fıtığı ameliyatında riskler
    Halk arasında yaygın bir kanı vardır. Bel fıtığından ameliyat olan bir daha düzelmez? Bel fıtığı ameliyatı kesin çözüm değildir. Bel Fıtığı
    ameliyatı sonrası felç olunabilir. gibi kanılardır.
    Bel Fıtığının oluşma sebebi kişilerin kendilerine özen göstermemeleridir. Evrende tekrarlamayan hiç hastalık yoktur. Tedavi edilen ve
    tekrarlamayan hiç bir hastalık söz konusu değildir. Bir hastalıktan korunmanın en baş yöntemi o hastalıktan korunmak için gerekenlerin
    yapılmasıdır.
    Bel fıtığı ameliyatı olan bir kişinin kendisine özen göstermesi ve yaşam şeklini değiştirmesi esastır. Bel Fıtığı cerrahisinin yapılma amacı
    cerrahiyle düzeltilebilecek sorunun varlığında söz konusudur. Yani bel fıtığı ameliyatı hadi ben ameliyat oluyim bari değildir. Bütün
    belfıtıklarının ancak %1-5 i cerrahiye adaydır.
    Bel fıtığı cerrahisinde bir terazi söz konusudur. Bu terazi dengesi kazanç lehine olmalıdır. Kazanç ise sinirin baskıdan kurtarılarak bir
    kısmının veya tamamının ölmesine engel olarak hastanın sosyal hayat içinde hareket kabiliyetinin kazanılmasıdır.
    Bel fıtığı ameliyatı olan bir kişiyi %86-91 tam sağlık beklemektedir. %8-10 arasında tüm fıtıklar belirli bir zaman sürecinde tekrarlama
    gösterebilir.
    Bel Fıtığı ameliyatında riskler şunlardır;
    1. Fıtığın alınamaması veya yetersiz alınması(%3-5)
    2. Fıtığı Boşaltılan bölgesinde iltihap: diskitis(%1)
    3. Omurilik zarının zedelenmesi(%1-3)
    4. Bacağa giden sinirin zedelenmeleri(%1)
    5.Omurga çevresinde apse gelişmesi(%1)
    6.Yara yeri enfeksiyonları veya akıntıları(%1)
    7.Fıtık boşaltılan alan çevresinde yapışıkıkların gelişmesi(%5-10)
    8.Kanamaya veya anesteziye bağlı ölüm(10.000 de 1-5 arasındadır.)