Halk arasında kullanılan kürtaj istenmeyen gebeliği sonlandırmak için kullanılır ki tıb dilinde buna tahliye kürtaj denir. Kürtaj için temelde iki yöntem kullanılır. Bunlar karmen kanülleri ile yapılan vakum veya aspirasyon küretaj ve metal sharp küretlerin kullanıldığı klasik kürtaj teknikleridir. Bazen büyük gebelik haftalarında iki yöntemde bir arada kullanılabilir. Kürtaj kısaca genel veya lokal anesteziyle rahim ağzını dilate edilerek yani genişletilerek rahim içindeki gebelik materyalinin boşaltılmasıdır.
Kürtaj nasıl yapılır?
Hasta jinekolojik masada dorsal lithotomi yani normal jinekolojik muayene pozisyonda hazırlanır. Genel anestezi ile yapılacaksa damar yolu açılır. Vajene spekulum denilen rahim ağzına ulaşmayı sağlayan muayne aleti yerleştirilir. Vajen steril solusyonla yıkanır. Rahim ağzı üst bölgesinden tutulur. Rahim ağzının genişletilmesi işlemi yapılır. Rahmin içine vakum kürtaj yapılacaksa karmen kanülü yerleştirilerek gebelik materyali aspire edilir veya klasik yöntemle yapılacaksa metal küretlerle rahmin her bölümü temizlenir. Günümüzde küçük gebelikler için vakum küretaj yöntemi kullanılmaktadır.
Kürtaj olduktan sonra hangi ilaçları kullanmalıyız?
Antibiyotik : Kürtaj olduktan sonraki dönemde enfeksiyonlara karşı hassaslaşırız bu nedenle mikroplardan korunmak için mutlaka geniş spekturumlu bir antibiyotik kullanmalıyız.
Ağrı kesici (anti-inflamatuar) : Kürtaj sonrası ağrılarımızı geçirmesi dışında bu ilaçlar rahmin iyileşmesini hızlandırır.
Kanamayı azaltıcılar : Bu ilaç grubu küretaj sonrası rahmin toplanmasını kolaylaştırır. Yan etki olarak bulantı,kusma ve kasık ağrısı görülebilir.
Kürtaj sonrasında doktorumuza başvurmamız gereken durumlar?
Eğer küretaj sonrasında kanamamız azalmıyor aksine artıyorsa. Ağrı kesici ile geçmeyen kramp tarzında şiddetli ağrılarımız oluyorsa. Kürtaj sonrası günlerde ateşimiz yükseliyor ve buna kötü kokulu kanama veya akıntı eşlik ediyorsa. Kürtaj sonrası parça parça bol pıhtılı kanamamız oluyorsa. Kürtaj sonrası kanama ne kadar sürer?
Kürtaj sonrası kanamanın süresi normal koşullarda gebelik haftasına göre değişir.Küçük gebeliklerde bir kaç gün sürerken,büyük gebeliklerde bir hafta on güne kadar uzayabilir.Bu sürenin yine de standartı olmayıp hastaya göre değişebilir.Anormal bir durum düşünüyorsanız mutlaka doktorunuzu arayın ve küretaj sonrasındaki kontrollere mutlaka gidin.
Kürtajda hangi anestezi türü tercih edilmelidir?
Hastanın tercihine göre anestezi local ve ya genel olabilir.Bunun yanında hasta sağlık durumu ve kronik hastalıklarıda bu tercihi belirler.Örneğin hastada şiddetli bir solunum yolları enfeksiyonu varsa lokal anestezi tercih edilmesi tıbben en uygunu olacaktır.Ayrıca her iki anestezi türününde kendine göre avantaj ve dezavantajları vardır.
Kürtaj olduktan sonra gelecek adetimizi ne zaman bekleriz?
Kürtajın yapıldığı gün normalde gördüğümüz adetin ilk günü gibi kabul ederiz. Bir sonraki adetimizide, normalde gördüğümüz adet günü kadar gün ekleyerek beklediğimiz adet gününü saptarız. Bazen kürtaj ile birlikte yumurtalık fonksiyonlarında bozulmalar olabilir. Bu nedenle beklediğimiz adet gününde gecikmeler görülebilir. Bu gibi durumda doktorunuzu bilgilendirmeniz gerekmektedir.
Kürtaj olduktan sonra ne zaman cinsel ilişkiye başlayabiliriz?
Kürtaj cerrahi bir müdahaledir ,bu nedenle hasta kürtaj sonrası dönemde enfeksiyon yönünden hassaslaşır. Rahim kanlanması çok iyi olan ve kendini çok kısa süre içinde yenileyebilen bir organdır. Kürtaj sonrası kanamanın ve ağrının geçmesi rahmin iyileştiğinin en önemli belirtisidir. Bilimsel bir fikir birliği olmamasına rağmen cinsel ilişki gibi ruh ve beden sağlığının tam olması gereken bir durumda ancak kadının tam iyileştiği bir dönemde başlanması en uygunu olacaktır. En erken ilşki ise kanama ve ağrının geçtiği dönemde başlanabilir.
Kürtaj sonrası kısırlık olur mu
Kürtaj steril bir ortamda ve tecrübeli bir hekim tarafından yapılırsa böyle bir sorun oluşmaz. Ayrıca hastanın da doktoru tarafından verilen tedaviye uyması gerekir. Kendi klinik tecrübemle söyleyebilirim ki ilk gebeliklerinde kürtaj olan hastaların sonra ki gebe kalmalarında bir problem yaşamayıp,sağlıklı doğumlar yapmışlardır.
Kaç kez kürtaj olunabilir?
Her kürtaj sonrasında rahim kendini yenileyebilir bu nedenle tam iyileşmiş ve gebe kalmış hastalarda ardı ardına oluşan gebeliklerde kürtaj yapılabilir. Hastalarım arasında 27. kürtajını yaptığım vakalarım olmuştur. Yinede kürtajın cerrahi bir işlem olduğunu ve bir doğum kontrol yöntemi olmadığını aklımızdan çıkarmayarak bize en uygun doğum kontrol yöntemini kullanmalıyız.
Kaç haftaya kadar kürtaj olabiliriz?
Ülkemizde onuncu gebelik haftasına kadar kürtaj olmaya yasal izin verilmiştir. Avrupa ülkelerinden Fransada yirminci gebelik haftasına kadar,Almanyada onaltıncı gebelik haftasına kadar gebelik sonlandırılmasına yasal izin verilmiştir. Ülkemizde on hafta üstü gebelik sonlandırmalarda tıbbi gereklilik istenmekte ve kurul kararı şartı aranmaktadır.
Günümüzde güzellik ve estetik kaygısı kadınlarda olduğu kadar erkekler için de ön plandadır. Sivilce izleri, damarsal hastalıklar, lekeler, yaşlanmanın etkileri, istenmeyen dövmeler, yara izleri, tüylenme ve deri kanserleri lazerle güvenli bir şekilde tedavi edilebilmektedir. Ancak lazer uygulamalarında, en iyi sonucu elde etmek için bu konuda tecrübeli bir dermatoloji uzmanından yardım alınması çok önemlidir.
Tedaviden sonra en az 15 gün güneşten kaçınılmalı
Melazma adı verilen gebelik maskesi, çiller, güneş lekeleri, doğumsal ya da sonradan ortaya çıkan benler, dövmeler gibi pigmente deri rahatsızlıklarının tedavisinde lazer tedavileri başarı ile kullanılmaktadır. Leke tedavisinde doğru hasta seçimi de çok önemlidir. Esmer tenli kişilerde işlem sonrası leke kalma ihtimali yüksek olabileceği için genellikle açık tenli hastalar tercih edilmektedir. Tedavilerin sonrasında hasta 15 gün güneşten korunmaz ise leke tekrarlayabilmektedir.
4-8 hafta aralıklarla uygulanan tedavi başarılı sonuç veriyor
Benlerde öncelikli tedavi seçeneği cerrahi müdahale olsa da çok sayıda ve küçük beni olan kişilerde lazer tedavisi uygulanabilmektedir. Dövmelerde ise en başarılı sonuçlar siyah ve mavi renkli olanlarda alınmaktadır. Diğer renklerdeki dövmelerde tam anlamıyla silinme olamayabilir. Şarap lekesi olguları, hemanjiyomlar, yüzdeki damar genişlemeleri (rozase ya da gül hastalığı gibi), çilek anjiyom, venöz göllenmeler ve örümcek venler gibi hastalıklarda lazer tedavisi uygulanabilmektedir. Bu hastalıklarda Nd: YAG, argon ya da PDL lazerler tercih edilmektedir. 4-8 hafta aralıklarla tekrarlayan seanslar uygulandığında başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Doğumsal damarsal benlerde fonksiyonel bir problem yoksa kendiliğinden gerileme ihtimalinden dolayı en azından 5 yaşına kadar beklenmesi önerilmektedir.
İstenmeyen tüylerden kurtulmanın en etkili yolu lazer epilasyon
Vücuttan istenmeyen tüylerin uzaklaştırılmasında kullanılan lazer tedavisi, ağrılı, uzun ve iz oluşturma riski olan iğneli epilasyon ve diğer tedavilere alternatif bir seçenektir. Bu amaçla Alexandrite, diod ve Nd: YAG lazerler kullanılmaktadır. Lazerle elde edilen sonuç kalıcı tüy azalmasıdır. İşlem sonrası %5-10 oranında incelen tüyler kalabilmektedir. Yüz bölgesinde ve incelen tüylerde Nd:YAG lazer tercih edilmektedir.
Lazer epilasyon mutlaka bir dermatolog eşliğinde yapılmalı
İşlemin dermatolog gözetiminde, güvenilir cihazlarla ve uygun dozlarda uygulanması çok önemlidir. Uygun olmayan doz kullanımlarında yanıklar ve lekeler oluşabilmektedir. İşlem kış aylarında yapılmalıdır. Deride bronzluk varsa işleme başlamadan önce bronzluğun açılması beklenmelidir. İşlem 4-8 hafta aralıklarla kontrol uygulamaları ile beraber 10-12 seans sürmektedir. Güneş ışınlarına bağlı yaşlanma ile oluşan kırışıklıklar ve akne izlerinin tedavisinde lazer yıllardır kullanılmaktadır. Bu amaçla CO2,Er:YAG ve Nd:YAG lazer kullanılmaktadır. Oluşturulan yüksek ısı ile kollajen liflerde artış meydana gelmektedir. Siğiller, yara izleri, sedef hastalığı, vitiligo (ala hastalığı), tırnak mantarında da kullanılmaktadır.
Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.
Toplumda sık görülmesi ve son derece rahatsız edici bir kozmetik problem olan sivilce (akne vulgaris) tedavi edilebilen bir hastalıktır. Özellikle ergenliğin başlaması ile ciltte yağlanma artmakta ve yağ bezlerinin faaliyeti bozulmaktadır. Bunun derideki görüntüsü de istenmeyen yağ birikimleri, şişlikler, iltihaplanmalar, deri altı kistleri olabilmektedir.
On iki yaşından başlayarak on sekiz yaşına dek akne gençleri etkileyebilir.Ancak unutulmamalıdır ki her yaşta, her dönemde ve her insanda bu sorun değişebilir. Kadınların %70’i, erkeklerin ise %80’inde hayat boyunca herhangi bir zamanda sivilce oluşabilir. Ne yazık ki kendi kendine geçebileceği gibi yanlış bilgilendirmeler, tedavide geç kalmalara, kalıcı izlerin oluşumuna ve hatta şikayetin artmasına neden olabilmektedir.
Cilt altındaki yağ bezlerinin fonksiyonun bozulması, porların kapanması ve birtakım bakterilerin iltihaplanmaya neden olması ile klasik sivilce görüntüsü cilt üzerinde belirir.
Akne oluşumunu etkileyen faktörler şunlardır:
1-Genetik: Annede veya babada akne olması, çocuklarda görülme sıklığını artırır.
2-Ultraviyole: Güneş ışınları sivilce oluşumunu olumlu veya olumsuz yönde etkileyebilir.
3-Terleme: Terleme ile sivilceler yoğunlaşır.
4-Diyet: Gıdaların sivilce oluşumunda artırıcı hiçbir etkisi yoktur.
5-Hormonlar: Adet düzensizliği ve hormonal bozukluklar sivilceleri yoğunlaştırır.
6-Kozmetik ürünler: Yanlış birçok kozmetik kullanımı, kozmetik salonlarındaki uygulamalar cildin bozulmasında önemli bir pay oluşturmaktadır.
Akne klinik görüntüsüne göre çok farklı tiplerde gözlenebilir. En hafif formu olan komodojenik akne siyah noktalar veya beyaz butonlar şeklinde görünürken, iltihaplı formda olanlara püstül denir. En şiddetli formunu ise nodül ve kistler oluşturur; bunlar deri altında ağrılı büyük sertlikler olarak gözlemlenir ve ciltte kalıcı izlere neden olabilir.
Akne sadece yüzde değil ayrıca göğüs sırt gibi alanlarda da görülebilir. Yüz bölgesinde oluşan sivilceler ağrılı kaşıntılı olabilir. Fiziksel görüntünün bozulması psikolojik stres ve gerginliklere yol açabilir. Toplumdan uzaklaşma, mutsuzluk, hatta depresyon gelişimi bile gözlenebilir.
Akneli kişilerin birtakım kozmetik kremlerden, losyonlardan ve güzellik salonlarından çare arayışları ise hastalığın büsbütün kötüleşmesine, tedavinin zorlaşmasına neden olur. Bu merkezlerdeki uygulamalar kalıcı izlere dahi yol açabilir ve hasta iyileşmediğini düşünerek yanlış bir inanışa kapılabilir.
Akne düzenli, ısrarcı ve uzun süreli tedavilere mutlak cevap verir. Hastanın doktoruna güvenmesi ve takiplerini devam ettirmesi gerekir. Öncelikle hafif formlarda sadece lokal tedaviler yeterli olabilir. Bu tedavi iyi bir temizleyici jel ile kombine edilir.Daha yoğun sivilcelerde ise antibiotik kullanımı gerekebilir ve bu genelde 3-5 aylık uzun bir dönemi gerektirir. İnatçı, şiddetli hastalarda ise A vitamini türevleri oldukça başarılı sonuçlar verir.Hastaları psikolojik olarak da yıkan bu hastalık başarılı bir şekilde doğru bir takiple düzeltilebilir.
Jinekoloji; kadın üreme sistemleri hastalıkları ile ilgilenen çok geniş ve detayı olan bir tıp uzmanlık alanıdır. İngilizce “Gynecic” kelimesinden gelir ve “kadın ile ilgili” anlamını taşır.
Genel anlamda jinekoloji, aşağıdaki başlıklar altında ele alınır :
Over (Yumurtalık) ile ilgili hastalıklar Uterus ile ilgili hastalıklar Serviks ile ilgili hastalıklar Genital enfeksiyonlar Cinsel yolla bulaşan hastalıklar HPV (Human Papilloma Virus) Diğer konular (Meme hastalıkları, Kasık Ağrıları, .. vs.) Jinekoloji; kızlık zarı, adet kanamaları, adet ağrıları, anormal kanamaları içine alır.
Jinekolojik muayene, genellikle hastayı fiziksel ve psikolojik olarak rahatsız eder. Normalde cinsel faliyeti olan herkesin yılda en az bir kere düzenli muayene olması gerekir. Bu olabilecek hastalıklar için erken teşhisi sağlayabileceği gibi istenmeyen üzücü durumların yaşanmasını da azaltacaktır.
Eğer muayeneye ilk kez geliniyorsa, aksi istenmediği takdirde, yalnızca doktor ve hasta arasında kalacak bazı özel bilgileri doktor kayıtlarına almak için soracaktır. Bunlar;
Hastanın kişisel bilgileri (ad, soyad, doğum tarihi, medeni hal, bekarsa cinsel ilişkiler, evliyse süresi,.. vs.) Hastanın jinekolojik geçmişi (adet kanamaları, süreleri, ağrıları, vajinal sıkıntılar, idrar sıkıntıları, cinsel ilişki sırasında yaşanan sıkıntılar,.. vs.) Hastanın muayeneye gelmesini gerektiren sıkıntısı Hamilelik (varsa) öyküleri (daha önce hamile kaldı mı, kaç kez kaldığı, sonuçları, doğum şekilleri, doğum kontrol yöntemleri, .. vs.) Genel sağlık bilgileri (Tanısı konmuş bir hastalığı olup olmadığı, ameliyatları, kullandığı ilaçları, alerjisi olup olmadığı, …vs.) Aile öyküsü Bu bilgiler alındıktan sonra muayeneye geçilir. Muayene 3 aşamalıdır:
Bugün sizlerle stres faktörlerinin, vücudun en büyük organı olan derimizde hangi şikayetlere neden olduğunu paylaşacağım. Hepimiz bir hayat telaşesi içersinde , zamana yenik düşerek savrulurken biyokimyasal olarak beynimiz çalışmaya devam ediyor. Maddi kaygılar, iş stresi, aile ve çocuk ve daha bahsedemediğim bütün koşuşturmalar sırasında vücudumuzun salgıladığı hormon ve maddeler hedef organlarımızda hasar veriyor.
Deri hastalıkları içinde stres ile ilişkilendirilen en önemli hastalık tahmin edebileceğiniz gibi Sedef hastalığıdır. Bunun yanında saç dökülmelerinde de stresin etken olduğunu sıklıkla gözlemleriz. Alopesi Areata dediğimiz toplumumuzda saçkıran olarak adlandırılan hastalığının nedenleri arasındada psikolojik nedenler yer alır. Ürtiker yani kurdaşen, bizi en savunmasız en stresli ve üzüntülü anımızda ziyaret edebilir. Viral hastalıklardan özellikle el ve ayakta görülen siğiller halen psikosomatik etyolojisi araştırılan bir durumdur. Yine vücudumuzda görülen pitriazis rose (gül hastalığı), liken gibi hastalıklarda tetikleyici faktör olarak hastanın psikosomatik durumu mutlak değerlendirilmelidir.
Halkımız çok net görür ve söyler; ‘’Bu dert onu bitirdi’’ cümlesi neredeyse deyimleşmiştir. Özellikle, içine kapanık, içindekileri dışa yansıtamayan kişilerde hastalığın birincil sebebi olmasa bile ataklar halinde devam etmesinde, artmasında en önemli nedenlerden biri olduğunu düşünenlerdenim. Bu sebeple hastalarıma sadece cildiye uzmanı olarak değil, terapist gibi yaklaşırım. Küçük bir çocuğun gözündeki endişe, bazen anne babasının ilgisizliği, bazen okulda bir arkadaşı yada öğretmeniyle olan iletişimsizlik, yeni bir kardeş olması, kardeşlere ebebeynlerin ayrıcalığıyla kronik bir hastalığa dönüşüverir. Bazen de hastalığın tekrar etmesi ve uzun sürmesi kişiyi kısır bir döngüye sokarak neden, sonuç olabilir.
Hastalarımla özellikle paylaştığım bir şeyi burada sizlerle de paylaşmak isterim. Deri hastalıkları vitrinde en önde görülen, dikkat çeken, ‘’ah bak ne olmuş dedirttiren ‘’ hastalıklardır. Ama bana göre yukarıda da adını saydığım bir çok hastalıkta vücudun stres gerilimini azaltan esnek bir organdır deri. Tabiki görülmesi sizi rahatsız eder, ama bu dışa vurum olmasa, vücudumuzun görünmeyen organlarında tahribatlar verse ve hızla ilerlese daha mı iyi olur???
Bir diğer problem de deri hastalıklarının, görünüm ve vücut algısı düşünüldüğünde, hastalığa verilen duygusal tepkilerdir. Deri hastalığı olan kişiler, bu sorun yüzünden daha fazla alkol ve sigara kullanılabilirler. Depresyonla sonuçlanan vakalar sıktır. Yatan ve ayaktan tedavi edilen deri hastalarının psikiyatrik bozukluk prevalansı, genel popülasyondan yüksektir. Özellikle el-ayak ekzaması, erişkin tip atopik ekzama ve seboreik dermatitte bu psikolojik faktörler daha ön plandadır.
Dermatologlar sıkıntı ve önemli yaşam olaylarının inflamatuar deri hastalığını kötüleştirdiğini bilirler. Bu nedenle ki bize başvuran hastalar, daha önce hekim görmüştü, bunu stres sıkıntı tetikler dedi derler. Literatürde Alopesi areata (saç kıran), idiyopatik ürtiker (kurdeşen), aftlar, rosasea, nörodermatit gibi hastalıkların depresif bulgularla beraber görüldüğü bildirilmiştir.
Hastalarda genellikle hastalığın sebebi ve sonucu birbirine karışır. Burada biz hekimlere düşen en önemli görev, neden sonuç ilişkisini dikkatle araştırmaktır. Bazı hastalıklar depresyon ve anksiyete bozukluğu zemininde oluşabildiği gibi, bazı hastalıkların uzun sürmesi, görsel rahatsızlık sonuç olarak depresyona neden olabilir.
Bazende deri bulguları, lezyonların yeri ile sembolleştirilir. Kocasının kendisine ilgisi azalmış bir bayanda selülit, empotansı olan bir erkekte peniste döküntü, cinsel tacize uğrayan bir ergenin kalçalarında kaşıntı yaşanan stresi lokalize edebilir.
Bazı deri hastalıklarında ise birincil hastalık gerçekten psikiyatrik hastalıktır. Hasta bu deri bulgularını fazlasıyla abartır. Fiziksel bir belirti olmasa bile vücut algısı bozulmuş olabilir. Bazen de kaşıntılı lezyonu, yada saç dökülmesini kendisi oluşturmuş olabilir. Artefakt dermatiti, parazitoz delüzyonu, dismorfofobi bu hastalıklardan bazılarıdır.
Hastalar kadar biz hekimler de bakış açımızı değiştirdiğimizde, bu hastalıkların daha kolay tedavi edilebildiğini göreceğimize inanıyorum. Bu hastalıkların nedenleri ve sonuçları arasında mutlak birçok sebep var ancak bu sebep hem hekimlerce hem hastalarca en fazla göz ardı edilen sebep. Her insan kendi içindeki Dünyayı yaşar. Bizler dışarıdan bazen izleyici, bazen misafir olabiliriz. Müdahil olduğumuz durumlarda hep pozitif bakarak zorlukların üzerinden gelmeliyiz. Gerektiğinde profesyonel olarak psikiyatri uzmanlarından da destek alarak, içinde bulunduğumuz kaosun önce farkına vararak, sonra bu durumdan çıkabilmek için mücadelemizi vermeliyiz.
İstenmeyen gebeliğin sonlandırma işlemi olan kürtaj ciddi bir tıbbi müdahaledir. Yasal prosedürlere ve tibbi kuralla uymak gereklidir. Hastalarımın konforu için hafif bir genel anestezi altında ve ultrason eşliğinde kürtaj işlemini yapmayı tercih ediyorum. Hasta güvenliği ve bilgi mahremiyeti ise ençok dikkat ettiğimiz konudur.
Kürtaj kaç aya kadar yapılır? Kürtaj 10.gebelik haftasına kadar yasaldır. Bu on haftalık süre son adetin 1.günü ile başlar.
Kürtaj fiyatları ne kadardır? Kürtaj fiyatı gebeliğin kaç hafta olduğu, hastaya yapılacak müdahale, anestezi tipi, hastane fiyat politikasına göre .değişir. Muayene olmak buna cevap alacağınız en kısa yoldur.
Sağlık ocağı veya ailemizin haber olur mu? Hayır kesinlikle olmaz bilgi mahremiyeti en değer verdiğimiz hasta hakkıdır. Bu konuda hassasiyetimiz çok fazladır.
Kürtaj kaç defa yapılır? Sayı sınırı olmasa da kürtaj korunma yöntemi değildir, bir cerrahi işlemdir.
Kürtaj sonrasında kısırlık olur mu? hayır, kürtaj kısırlığa sebep olacak bir müdahale değildir.
Kürtaj sonrasında ilk adet ne zaman başlar? Kürtajdan sonra yaklaşık 30-40 gün sonra ilk adet görülür.
Kürtajı nerede yaptırabilirim? Kürtaj işlemi hastanede kadın hastalıkları ve doğum uzmanları tarafından yapılmaktadır. Kürtaj olacağınız merkezdeki uzmanın deneyimi, tecrübesi ve merkezin gerekli aletler, sterilizasyon açısından kapasitesi önemlidir.
Düşük hapı veya iğnesi nedir? Halk arasında bu isimle anılan çeşitli hormonlar içeren ilaçlar vardır. Fakat bunlar genelde düşüğe neden olmaz, hasta ara kanam görür gebelik genelde devam eder ve hastada bunu fark etmez. Dolayısı ile asıl yapılması gerekli olan tıbbi müdahaledir.
Düşükten sonra kürtaj yapılması şart mıdır? Eğer bütün gebelik materyali tamamen düşmemişse ve parça kalmışsa, kanama varsa kürtaj gereklidir. Gebelik materyali tamamen düşmüşse ve kanama yoksa kürtaj yapılmayabilir.
İkinci veya üçüncü kere kürtaj olmak riskli midir? İlk kürtajda olduğu kadar nadir riskler ikinci ve üçüncü kürtajlarda da vardır. Ekstra başka bir risk taşımaz.
Bakirelerde kızlık zarı bozulmadan kürtaj yapılabilir mi? Kızlık zarı çok geniş olanlarda mümkündür.Tecrübeli bir kadın doğum uzmanı genel anestezi ve uygun ekipmanla bunu yapabilir.
Kürtaj olduğum sornadan anlaşılabilir mi? kesinlikle anlaşılmaz. İşlemden hemen sonra bile Kadın doğum hekiminin dahi anlaması çok zordur. .
Kürtaj videosu ve görüntüleri izlemek uygun mudur? Hastalara bu tür girişimsel işlemlerle ilgili video ve görüntüleri izlemelerini genellikle önermeyiz Sadece korkunun artmasına neden olur.
Kürtaj ağrı ve acı verir mi? Uygun anestezi ile hiç ağrınız olmaz.
Kürtaj için en çok kullanılan yöntem nedir? Standart ve en kaliteli yöntem vakum küretajdır.
Kürtaj işlemi ne kadar sürer? 15 dakikalık bir işlemdir. Kısa süreli bir uygulamadır.
Bekarlar kürtaj olabilir mi? Kanuna göre 18 yaşından büyük bekar bayanlar isterse kürtaj olabilir.
Evli bayanlar kürtaj için eşlerinden izin almalı mı? Evli kadınların eşinin rızası gereklidir..
Kürtajdan sonra hastanede yatmak gerekir mi? Kısa süreli gözlem yeterlidir. Hastanede toplam 1 saat geçirirsiniz.
Kürtaj sonrasında kan uyuşmazlığı iğnesi yapılması gerekir mi? 6 haftadan önce kan akımı olmadığı için gerkli değildir. 6-10 hafta arsında ise evet olunmalıdır.
Kürtajdan ne kadar sonra spiral takılır? Kürtaj esnasında takılabilir ama tercihen 1 ay sonra takmak gereklidir.
Kürtajdan ne kadar sonra banyo yapabilirim? Kürtaj olduğunuz gün banyo yapılır.
Kürtajdan sonra havuza veya denize girebilir miyim? 2-3 gün girmemek uygundur..
Kürtaj İçin Gerekli Belgeler Nelerdir ? Özel muayenehanelerde yasal kürtaj olmak için sadece nüfus cüzdanınızın yanınızda olması yeterlidir. Başkaca bir evrak yada belge istenmemektedir.
Tüp bebek yöntemi , doğal yollarla ve daha basit yardımcı tedaviler ile gebelik elde edilemeyen çiftlerde başvurulan en son basamak yardımcı üreme yöntemidir. En kısa anlatımla kadının yumurta hücresinin erkeğin sperm hücresi ile laboratuar ortamında döllenmesinin gerçekleştirilmesi ve bunun tekrar anne rahmine nakledilmesidir.
Dünyada ilk başarılı tüp bebek 1978 yılında gerçekleşmiştir ve o günden bu güne 2 milyondan fazla çift bu yöntemle bebek sahibi olmuştur.
Kimlere Tüp Bebek Uygulanır ? Her iki tüp kapalı ise Sperm sayı, hareket, morfolojide yetersizlik Aşılama tedavisinden sonuç alamayan hastalar Şiddetli endometriozis Erkek ejekulatında sperm hücresinin olmaması
TÜP BEBEK AŞAMALARI Birinci aşamada çiftin öyküsü detaylı incelenir. Yaş, evlilik yaşı, sistemik hastalık varlığı ,sigara alkol gibi alışkanlıklar, mesleki özel durumlar (kimyasal maddeye maruziyet, vardiyalı iş sistemi,sık yolculuk, vs ) irdelenir. Bu görüşmede öncelikle erkeğin semen analizi değerlendirilir. Bir problem varsa uroloji ile konsulte edilir. Kadında bazal hormonal değerlendirme (siklusun 2. yada 3. günü), jinekolojik muayene yapılır. Gereken hastalarda rahim filmi (HSG),histeroskopi, laparoskopik değerlendirme yapılır. Bu görüşme sonrasında hastaya özel bir tedavi programı belirlenir, hastayla tedavi başarısı paylaşılır ve ayrıntılı olarak tedavi aşamaları mümkünse bir çizelgede anlatılır.
İkinci aşama hormonların baskılanmasıdır. Tedavide amaç yeterli sayıda kaliteli yumurta hücresi elde edebilmek için vücudun hormonal işleyişini kontrol altına almaktır. Bu amaçla bir önceki menstruel döngüde ya da adetle beraber tedavi başladığında belirli günlerde koldan enjeksiyon şeklinde tedavi düzenlenir ( Uzun protokol ).
Üçüncü aşama yumurtaların uyarılması dönemidir. Tüm tedavi protokollerinde adetin 2. yada 3. gününde temel ultrason değerlendirmesi, kanda FSH, LH, TSH, Prolaktin ve estrojen ölçümü yapılır. Hastaya uygun tedavi kombinasyonu ve doz seçimi yapılır ve hasta belirli aralıklarla ultrasonografi kontrollerine çağırılıp follükül ( yumurta hücresini içinde barındıran yapı )ölçümü yapılır. Follüküller istenen çapa, rahim iç zarı istenen kaliteye geldiğinde yumurta hücrelerini ortaya çıkarabilmek için hCG enjeksiyonu (çatlatma iğnesi) yapılır ve çift 34 – 36 saat sonra yumurta toplamı işlemine çağırılır. Bu tedavi dönemi kliniğimizde ortalama 8- 12 gün sürmektedir.
Dördüncü aşama yumurtaların toplanmasıdır. Ameliyathane şatlarında transvajinal ultrasonografi yardımı ile her bir follükül sıvısı vakum sistemi ile bir tüp içine aspire edilir. Saniyeler içerisinde yumurta hücresini araştırmak üzere embriyologa teslim edilir. İdeal olanı hasta başına 6 -12 yumurta elde edebilmektir. Ama bu sayı 1 tane olabildiği gibi 20 nin üzerine de çıkabilir. Çok nadiren hiç yumurta bulunamadığı da olabilir. Bu işlem lokal ya da genel anestezi ile yapılır.İşlem 10-30 dakika kadar sürer, 2-4 saat kadar klinikte takip edilir ardından hasta evine gidebilir.
Beşinci aşama döllenme dönemidir. Toplanan yumurta hücreleri inkübatore yerleştirilir. Olgun yumurta 4-6 saat sonra döllenme için hazır hale gelir. Kadından yumurta toplandığı sırada erkek de sperm örneğini verir. Menisinde canlı sperm bulunamayan hastalardan cerrahi yöntemlerle sperm elde edilme yoluna gidilir. Klasik tüp bebek yönteminde her bir yumurta hücresine 200 bin kadar sperm hücresi uygun laboratuar ortamında bir araya bırakılır döllenmesi beklenir 16-18 saat sonra döllenen embriyolar takip edilir. Günümüzde artık klasik tüp bebek yöntemi neredeyse terk edilmiş, mikroenjeksiyon sistemine geçilmiştir. Bu yöntemde ise her bir yumurta hücresi tek bir sperm ile döllendirilmekte yine 16-18 saat sonra iki hücre aşamasına gelmiş embriyolar tekrar kültür ortamında takibe alınır.
Altıncı aşama embriyo transferidir. Döllenen yumurtalar 2-5 gün kadar takip edilir. Transfer işlemi yine ameliyathane koşullarında jinekolojik muayene pozisyonunda ve ağrısız bir işlem olarak gerçekleştirilir. Embryo durumuna göre 3. ya da 5. gün transfer edilir, bazı durumlarda 2. ve 4. gün de tercih edilebilir. Genellikle 10 dakika kadar sürer. Ultrasonografi eşliğinde yapılır. Bu dönemde hastanın yeterli sayıda kaliteli embriyosu var ise kullanılmayacak embriyolar dondurulabilir. Karşılaşılabilecek olumsuz şartlarda tekrar ilaç kullanımı ve yumurta toplama işlemine gerek kalmadan dondurulmuş embriyolarını kullanma imkanını verir. İşlemden sonra hasta 1- 2 saat dinlendirilir ve evine gönderilir.
Yedinci aşama hasta için en zor geçen 10-12 günlük bir dönemdir. Bu aşamada hasta destek tedavisi alır. Doktorunun tercihine ve hastanın klinik durumuna göre bu dönemde kullanılan ilaçlar farklılıklar gösterebilir. 12. günde kanda gebelik testi ( beta hCG ) yapılır. Testi pozitif olan hastalar belirli aralıklarla kontrole çağırılırlar. Gebeliğin ilk 12 haftasında gebelik yakın takipedilir.
Sağlıklı gebelikler ve sağlıklı bebekler dileği ile…
Yaz ayları yaklaştıkça kışın alınan kilolardan kurtulma telaşı da beraberinde geliyor. Kimimiz vücudunun genelindeki kimimiz de bölgesel kilolardan şikayetçi. Bölgesel zayıflamayı arzu eden ancak, seçeneklerin çokluğu sebebiyle kafası karışanlara uzmanlardan yardım almasını öneriyoruz.
Bölgesel zayıflama kilo azaltma yöntemi değildir.
BÖLGESEL ZAYIFLAMA NEDİR?
En başta söylenmesi gereken temelde bir kilo azaltma yöntemi olmadığıdır. Vücudun belli bölgelerinde birikmiş olan yağların azaltılması amacıyla kullanılan yöntemlere verilen genel isimdir.
Her bireyin farklı bir vücut yapısı vardır. Genetik, içsel ve dışsal sebepler de yıllar içinde bu yapının üzerine eklendiğinde pek çoğumuzda yağlanma başlar ve bu yağlanma da vücutta homojen dağılmaz, belli başlı alanlarda daha çok depolanır. Bu biriken yağ dokuları da spor ve diyetle maalesef arzu edildiği kadar azaltılamazlar.
BÖLGEDEN UZAKLAŞTIRMA…
Bölgesel zayıflama yöntemlerinin tümü aslında o bölgedeki yağ hücrelerinin büzüştürülerek, parçalanarak veya eritilerek o bölgeden uzaklaştırılması esasına dayanır. Bu işlemlerden herhangi biri uygulandıktan sonra da diyet ve spor yapılması, parçalanmış yağ hücrelerinin o bölgelerden atılmasını kolaylaştırdıkları için hastalara mutlaka önerilmelidir. Bu tavsiyeye uyan hastalarda tedavi başarısı çok artar.
İdeal olanı, bölgesel yağlanma problemi olan hastanın diyet ve spor ile vücudunu şekillendirmesi, kalan yağlanmaların da uzman doktorunun önerisiyle doğru metod seçilerek o bölgeye uygulanmasıdır.
Bölgesel zayıflama metodları son yıllarda giderek artmaktadır. Temelde 2 ayrı grupta toplanırlar:
Girişimsel (cerrahi) metodlar; liposuction, lazer lipoliz, mezoterapi gibi metodlardır. Girişimsel (cerrahi) olmayan metodlar ise; pressoterapi, lenf drenaj masajı, ozon sauna, infrared, kavitasyon, cryolipoliz gibi metodlardır.
SOĞUK LİPOLİZ NEDİR?
Bahsettiğimiz girişimsel olmayan metodların içinde yer alan en yeni, FDA (Amerika Gıda ve İlaç Dairesi) onaylı metodlardan biridir.
Nasıl çalışır?
Özel başlıkları uygulama alanına yerleştirilir. Başlık, vakum yaparak deri ve deri altı dokusunu kendine doğru çekerek o bölgedeki kan dolaşımını bir miktar azaltır ve yağ dokuları hareketsiz hale getirilir. Özel bir teknoloji sayesinde o dokuları kontrollü bir şekilde belli bir zaman diliminde yaklaşık + 2 ila – 8 C arasında soğutur. Aynı zamanda diğer dokuları korumak ve onlara hasar vermemek için onları da kısmen izole ederek çalışır.
Deri altı dokusu, subkutan doku dediğimiz alanda bulunan yağ hücreleri (adipositler) soğuğa karşı çok hassastırlar, çevrelerinde bulunan damarlar, sinirler ve diğer dokular bu yağ hücrelerine oranla soğuğa karşı çok daha az duyarlıdırlar. Bu sebeple çevre doku sağlam bırakılarak sadece yağ hücrelerinin etkilenmesi sağlanır.
Yağ hücreleri nasıl yok edilir?
Asıl etkisi soğuk ile yağ hücrelerinin donmasını, kristalize olmasını sağlayarak o hücrelerin ölmesi ve yavaş yavaş vücuttan lenf ve kan yoluyla atılması esasına dayanır.
Kaç seans uygulanmalıdır?
Tek seanslık bir uygulamadır. Ancak aşırı yağ dokusuna sahip olanlarda aralarında 2 ay kadar bir süre bırakılmak üzere 3 seansa kadar uygulama yapılabilir.
Sonuçları nelerdir?
İşlem yapılan alanda işlemden yaklaşık 3 hafta kadar sonra ilk etkiler görülmeye başlar ve yaklaşık 4. ayın sonuna dek devam eder. 4. ayın sonunda artık vücut son halini almıştır. Ortalama daralma, işlem yapılan alan ve yağ dokusunun kalınlığına göre değişmekle birlikte 2 ila 15 cm. arasında olacaktır.
Uygulama süresi nedir?
Bölgelere göre farklılıklar göstermekle birlikte ortalama 30-100 dakika arasındadır.
Kimlere uygulanabilir?
Vücutta aşırı veya yaygın yağlanması olanlar ve obez kişiler uygun değildir. Bunun dışında kalan herkese, kadın erkek farkı olmadan işlem yapılabilir.
İşlemde ve sonrasında ne hissedilir?
İşlem esnasında hasta ağrı, acı hissetmez. Kullanılan özel jeller ve örtüler sayesinde sadece hafif soğukluk, serinlik hissedebilir. Bu sebeple de işlemdeyken TV izleyebilir, kitap okuyabilir, bilgisayar ile çalışabilir.
İşlem bittikten sonra o bölgede hafif kızarıklık ve uyuşukluk oluşabilir. Dakikalar veya saatler içinde geçecektir. Az sayıda hastada morluk oluşabilir, ancak o da hiçbir iz bırakmadan yaklaşık 1 hafta içinde düzelecektir.
En keyifli yanı da işlemden çıkar çıkmaz hastalar günlük hayatlarına hemen dönebilirler.
Etkiler ne kadar süre ile kalıcı?
Kişiler tekrar kilo almadığı, yaşam alışkanlıklarını sağlıklı yönde değiştirdikleri sürece formlarını korurlar.
KAVİTASYON NEDİR?
Kavitasyon, ultrason benzeri bir ses dalgasının bir el başlığı ile cilt üzerinden uygulanması yağ dokusuna ulaşması ve yağ dokusundaki hücrelerde ani ve yüksek basınç değişiklikleri oluşturarak yağ hücrelerini parçalama prensibine dayalı cerrahi olmayan bir başka bölgesel zayıflama yöntemidir.
Hangi amaçla kullanılıyor?
Bölgesel zayıflama amacıyla kullanılmasının yanında çoğumuzun selülit olarak tariflediği derideki kozmetik problemin de azaltılmasında oldukça etkili sonuçlar verir. Aynı zamanda cilt sıkılaşmasında da etkisi olduğundan bu amaçla da kullanılmaktadır.
Başarı Sonuçları nelerdir?
Uygulanan bölgeye ve hastanın vücut yağlanma oranına göre değişmekle birlikte yaklaşık 2-8 cm arasında daralma ve selülit görünümünde dikkate değer ölçüde düzleşme sağlanabilmektedir.
Kaç seans uygulanmalıdır?
Ortalama bölge başına 6-10 seans uygulama yapılmaktadır. Genelde haftada 2 seans ile başlanıp, haftada 1 seans ile sürdürülür.
İşlemde ne hissediliyor? Ağrı hissedilir mi?
Ağrı ve acı yoktur. Sadece hastalar kulaklarında hafif bir çınlama sesi duyarlar. Rahatsız edici bir işlem değildir.
RADYOFREKANS NEDİR?
Radyofrekans, bir başka cerrahi olmayan bölgesel zayıflama metodudur. Ancak sadece bölgesel zayıflama değil aynı zamanda kırışıklık tedavisi ve selülit tedavisinde de bu işlemden yararlanırız.
Nasıl çalışır?
Deri ve deri altındaki su içeren dokulardaki su molekülleri ve iyonları harekete geçirerek belli bir ısı derecesine kadar kontrollü bir şekilde ısıtılır.. Hedeflenen, ısının 40-43 C arasına ulaştırılmasıdır. Bu hesaplanmış ısı derecesi kişinin diğer dokularına zarar vermeden hedeflenen alanların istenen yönde etkilenmesi sağlanır.
Hedeflenen nedir?
Yağ hücrelerinin su düzeyi çevre dokulara göre yüksektir. İşte bu şekilde yağ hücreleri ısıtılarak eritilebilir. Bu uygulamanın sonunda da yine eriyen yağ hücreleri lenf ve kan yoluyla atılır.
Ayrıca kolajen doku dediğimiz deri altında bulunan cildimizin sıkı durmasını sağlayan ve ağ gibi saran dokunun da radyofrekans ile ısınarak hasarlanmasını sağlayabiliriz. Ve bu hasarı fark eden vücudumuz da bağ dokusunda bulunan fibroblast denen hücrelerin aktivasyonunu arttırarak bu dokunun yenisini üretmeye başlar. Bu yeni doku eskisinden çok daha gergin ve sıkı bir doku olacaktır. Bu sayede kırışıklıklarda ciddi bir azalma sağlanacaktır.
Isının fazla olması nasıl önleniyor?
Tedavi süresince özel infrared termometreler ile deri ısısı ölçülür, böylece istenmeyen ısılara ulaşılmasına engel olunur.
Zayıflama ve kırışıklıkta aynı işlem mi yapılıyor?
Hayır farklı başlıklar kullanılır. İki ayrı başlığı vardır. Biri bipolar başlık; ki bu yaklaşık 5-6 mm kadar inebilen ve daha az derine ulaşan başlık yüz bölgesindeki kırışıklıklarda kullanılır. İkincisi monopolar başlık; ki bu da daha derin yaklaşık 20-22 mm derinliğe ulaşabildiğinden genellikle gövdede kullanılır.
Seans süreleri, sayıları ve tedavi aralıkları nedir?
Yüz bölgesi uygulaması yaklaşık 20 dk, gövde uygulamaları da genelde 40-60 dk karar sürer.
Ortalama 10 seans uygulanır ve haftada 2 seans uygulama yapılır
Ağrı hissedilir mi?
Kontrollü ısınma sağlandığı için hasta sadece hafif ısı hisseder. Ağrı ya da acı duymaz.
Herkese uygulanabilir mi?
Hayır. Parkinson, MS, epilepsi, kanser öyküsü olan hastalar, hamilelik, emzirme, kalp pili olan hastalar ve büyük metal protezi olan hastalarda uygulanamaz.
Ten renginin hiçbir önemi yoktur, renk duyarlı bir cihaz değildir. Yazın bronz tene bile uygulanabilir.
İşlem sonrasında neler yaşanabilir?
Hastalar hafif bir kızarıklık ve hafif bir yanma hissi ile çıkarlar. Dakikalar içerisinde geriler ve günlük hayatlarına devam edebilirler
PRESSOTERAPİ NEDİR?
Pressoterapi, dolaşım sistemini harekete geçiren, vücutta biriken fazla sıvı, yağ ve toksinlerin atılmasını kolaylaştıran, selülit tedavisi, bölgesel zayıflama ve vücut sıkılaştırma uygulamalarının etkinliğini arttıran çok fonksiyonlu bir drenaj sistemidir.
Ne işe yarar?
– Lenf yollarına yapmış olduğu basınç ile sirkülasyonu arttırarak metabolik atıkların elimine edilmesini kolaylaştırır.
– Vücudun oksijen miktarını artırarak, dolaşım sistemini geliştirir ve ekstremitelerdeki gerginliği ortadan kaldırır.
– Lenfatik ve venöz dolaşımı hızlandırarak hücre yenilenmesini kolaylaştırır.
– Vücut sarkmalarının toparlanmasında, kilo, varis ve ödem problemlerinde, sellülit ve bölgesel incelme tedavilerinde oldukça etkilidir.
Ağrılı bir işlem midir?
Seans sürecinde herhangi bir ağrı-acı hissi oluşturmaksızın tam aksine rahatlatıcı ve keyifli bir uygulamadır.
Kimlere uygulanabilir?
Herhangi bir cinsiyet ve yaş farkı olmaksızın tüm erişkinlere uygulanabilir.
YAPILMASI GEREKENLER…
– Hangi bölgesel zayıflama metodunun hastaya uygun olduğu konusunda uzman doktor tarafından detaylı bir dermatolojik muayene yapılarak karar verilmelidir.
– Birden fazla metodun bir arada kullanıldığı durumda tedavi başarısı daha da artacaktır.
– Hastalara işlemden 1 hafta önceden başlamak üzere yağdan fakir diyet yapmaları, en az 2-2.5 lt kadar günlük su tüketmeleri ve mümkünse sporla desteklemeleri önerilir.
– Her tür bölgesel zayıflama işlemi sonrasında hasarlanmış yağ hücrelerinin atılımını kolaylaştırmak için pressoterapi veya elle masaj gibi lenf drenaj yöntemlerinden biri mutlaka uygulanmalıdır.
– Hastanın vücut kitle indeksine göre kilo fazlası varsa diyetisyen yardımı ile kilolarının azaltılması ve sonrasında bölgesel zayıflama işlemlerinin yapılması tedavi başarısını elbette arttıracaktır.