Etiket: Hassas

  • Dengesiz hava sizi hasta etmesin!

    Küresel ısınma, iklimin değişmesi, hava sıcaklığının mevsim normalinde seyretmemesi pek çok kişiyi hasta edebiliyor. Dengesiz hava değişiminden en çok kadınlar şikayetçi. Dengesiz mevsimlerin yarattığı rahatsızlıkları ve çözümleri şöyle sıralayabiliriz;

    1. Hava değişiminden etkilenmek ne demek? Bunun anlamı, o kişinin havadaki en ufak bir değişimi diğer insanlara göre daha kuvvetli bir şekilde algılaması. Kişinin organizması bu tür hava değişimlerine karşı baş ağrısı, uyku sorunu, bulantı, konsantrasyon bozukluğu ve depresyon gibi tepkiler veriyor. Diğer belirtiler ise dolaşım sisteminde bozukluk ve yara izlerinde ağrı. Hava değişiminin bünyede yaptığı etkiyle romatizma, osteoartrit ve astım gibi solunum sisteminde kronik hasarlar meydana gelebilir.

    2. Hava değişimine karşı tepkiler arasında fark var mı? Evet, insanların hava değişimlerine verdiği tepkiler arasında fark var. Halkın üçte biri hava değişimlerine hiç tepki göstermiyorken, diğer bir üçte bir kısım ise en ufak bir hava değişiminde hemen kolayca yoruluyor. Geri kalan kısım ise hava değişimlerine karşı oldukça hassas. Ayrıca kadınların hava değişimlerinden daha fazla etkilendikleri ispatlandı.

    3. Bünyenin hava değişimlerinden etkilenmesinin sebebi nedir? Sağlıklı bir bünye çok güçlü hava değişimleri karşısında bile dayanıklı olabilir. Bu sebepten hava değişimlerine bünyenin verdiği tepkiler çoğu zaman bazı hastalıkların habercisi olmuştur. Mesela her yağmur yağdığında eklemler ağrıyorsa bunun arkasında osteoropoz veya osteoartrit gibi eklem hastalıkları yatabilir. Kadınların hava değişimlerinden daha fazla etkilenmelerinin sebebi ise zaten sürekli bir hormonel değişim yaşadıklarından dolayı, organizmanın daha hassas olması. Bunun dışında kadınların kan basıncı daha düşük olduğundan kış mevsiminde meydana gelen hava değişimlerine karşı daha hassas. Hava
    değişimi ile birlikte bünyede meydana gelen değişimin asıl sebeplerinden biri de beynin vücut ısısını yeteri kadar hızlı ayarlayamaması.

    4. Beynin bu durumla ne ilgisi var? Beyin organizmanın ısısını düzenleyen klima cihazı görevini görür. Hava şartları ne olursa olsun, beynin görevi vücut ısısını 37 derecede tutmak. Bu alandaki sorunlar sonucunda kişi hava değişimlerine karşı daha hassas oluyor.

    5. Bu konuyla ilgili bilimsel araştırmalar var mı? Yapılan birçok araştırma sonucunda hava ve sağlık arasında ilişki olduğu kanıtlanmıştır. Fransız bilim adamları son on yılda meydana gelen kalp krizi vakalarıyla hava değişimlerini karşılaştırmış. Bunun sonucunda büyük ısı değişimlerinin kalp krizi riskini arttırdığı ortaya çıktı. Ayrıca değişik hava akımlarının da migren krizine sebep olduğu ispatlandı.

    6. Hava değişimlerinden bünyemi nasıl koruyabilirim? Kendini koruma düşüncesiyle evde kalmak yerine iyi veya kötü havada da dışarı çıkıp mutlaka yürüyüşler yapılabilir. Hamam veya sauna ziyaretleri, sıcak soğuk duşlar almak sizi hava değişimlerine karşı daha güçlü yapacaktır.

    7. Başka ne gibi takviyelerde bulunabilirim? Bazı mineraller ve vitaminlerle mesela selen ve E vitamini vücudun hava değişimlerine karşı biraz daha az etkilenmesinde bir rol oynuyor.

    8. Hava değişiminden etkilenenler için en zararlı iklim hangisi? Kan basıncı sabit olan durumlar en az problem yaşanan durumlardır. En sağlıksız hava şartlarından biri sıcak ve nemli hava şartlarıdır. Bu hava şartlarında her türlü rahatsızlık meydana gelebilir: Dolaşım sorunlarından tutun kan dolaşımı sorunlarına kadar her türlü ciddi rahatsızlık meydana gelebilir. Özellikle kalp ve romatizma hastalarının şikayetleri nemli ve yağmurlu havalarda artar. Kış aylarında oluşan hava basıncından dolayı kalp krizi vakaları meydana gelir.

    9. Hangi durumlarda doktora başvurmalıyım? Hava değişiminden sadece hafif etkilenenler bu sorunla baş edebilirler. Fakat romatizmaya bağlı olarak oluşan ağrılarda güçlenme meydana geliyor ve daha hassas olunuyorsa, bu durumda en kısa zamanda bir doktora başvurup mümkün olan tedavi yöntemleri hakkında konuşmakta fayda var.

    10. Hava değişiminin iyi geldiği durumlar da var mı? Evet. Mesela deniz havası alerjisi ve astımı olanlar ayrıca kan basıncı düşük olanlara çok iyi gelir. Çünkü deniz havası dolaşım sistemini harekete geçirir ve bronşları temizler. Deniz havasında alerjik tepkilere yol açacak hiçbir yabancı madde bulunmaz. Yüksek yerlerdeki ince hava ise kan üretiminde etkili. Deniz havasından uzak durması gerekenler ise kalp hastaları, kan basıncı yüksek olanlar ve tiroit bezlerinde sorunları olanlar.

  • Regl Dönemindeki Psikolojik Değişiklikler ve Başetme Yöntemleri

    Regl Dönemindeki Psikolojik Değişiklikler ve Başetme Yöntemleri

    “Bugün kendimi çok kötü hissediyorum”, “ Giyecek hiçbir şeyim kalmadı”, “Kimse beni anlamıyor”, “Kendimi çok çirkin hissediyorum”, “Çok kilo almışım”, “ Canım hiçbir şey yapmak istemiyor” gibi benzer cümleleri her ay pek çok kadından duyup, bu sıkıntıları yaşadıklarına şahit olabiliyoruz. Erkeklerin tam olarak anlamakta zorlandıkları bu sıkıntılar kadınlar için hiç de yabancı sayılmaz. Aşırı duygusallık, hassasiyet, ağlama krizleri, öfke nöbetleri, olur olmadık şeylere takma, içsel bir sıkıntı, bunaltı hissi ile geçen regl döneminden (adet dönemi/mens dönemi) bahsediyorum. Bu dönemde kişide; karında ağrı, halsizlik, yorgunluk, göğüslerde hassasiyet, aşırı uyku hali, mide bulantısı ve kusma, iştahta artış, baş dönmeleri, terleme, çarpıntı, mide bağırsak bozulmaları, kas ağrıları, cinsel istek değişiklikleri, vücutta su tutulması, migren atakları gibi pek çok fiziksel sıkıntı yaratabilecek durumlar görülür. Buna ek olarak psikolojik belirtiler de kişinin günlük hayatında oldukça etkiler ve çekilmez hale getirebilir.

    Regl Dönemindeki Duygusal ve Davranışsal Değişiklikler:

    • Gerginlik

    • Sinirlilik

    • Öfke

    • Tahammülsüzlük

    •  Depresif duygu durum

    •  Ağlama

    •  Üzüntü hissi

    • Endişe

    •  Kendini beğenmeme

    • Etkinliklere karşı ilgi azalması

    •  İçe kapanma

    •  Sabırsızlık

    •  Alınganlık

    •  Dikkatsizlik

    •  Unutkanlık

    Bu belirtilerden bir kaçı, çoğu kadının regl döneminde görülebilir. Bu bozukluklar kişinin yaşamını çok fazla etkilemediği takdirde tedavi önerilmez; ancak kişinin özel ve iş yaşamını, işlevselliğini etkiliyorsa, kişi bu dönemlerde yaptığı hatalardan, sıklıkla pişmanlık yaşıyorsa, öfkesi artık kontrol edilemez hale geldiyse ve kendisine ya da çevresine tamiri zor zararlarda bulunabiliyorsa bir uzmandan yardım almakta fayda vardır. Bu dönemde  progesteron hormonunun dalgalanmalarına ve buna adapte olmaya çalışan bünyenin uyum sağlama çabaları mevcuttur. Bu nedenle jinekolojik bir muayene olunmasında da fayda vardır.

    Regli döneminde yaşanan  sıkıntıları azaltmak için neler yapabiliriz:

    1. Regl döneminizdeyken hassas olduğunuzu yakın çevreniz ile paylaşmalısınız

    Kadınların yüzde doksanında regl öncesi ve sırasında öfke ve huzursuzluk oldukça yüksektir. Normal zamanlarda daha fazla tolere edilebilen durumlar bu dönemde daha fazla hayal kırıklığı ve öfke hissi uyandırır. Bu noktada regl dönemi belirtilerini şiddetli yaşayanlar yakın çevreye konu ile ilgili bilgi vermeli, bunun bir sendrom olduğu açıklanmalı, yakınları kişiye daha anlayışlı davranmalı ve yapılan davranışları kişisel olarak algılamamalıdır.

    1. İkili ilişkilerde regl döneminizin arkasına sığınılmamalıdır.

    Bu da bir önceki durumun aksine bunu sık sık yakın çevresine ifade eden ve yaptığı her olumsuz davranışın hoşgörüyle karşılanmasının beklendiği bir durumdur. Bu dönemlerde hassas olduğumuzu yakınlarımızla paylaşmalıyız ama onlarında insan olduğunu ve onların da farklı dönemleri olabileceğini unutmamalıyız. Regli dönemi kendimizi hiçbir şey düşünmeden hoyratça ifade edebileceğimiz, insanların biz regl dönemindeyiz diye bize tepki vermeyecekleri ve bizim ikincil kazançlar sağlayabileceğimiz bir dönem de olmamalıdır. Bu nedenle regl döneminde hassas olduğunuzun siz de bilincinde olmalı ve buna göre da sonradan pişmanlık duyabileceğiniz davranışlardan kaçınmalı, duygu, düşünce ve davranışlarınızı bu dönemlerde nasıl kontrol edebileceğinize ilişkin çalışmalar yapmalı ya da destek almalısınız.

    1. Önemli sorunları bu dönemde çözmeye çalışmamalı, ertelemelisiniz.

    Bu dönemde sorunları daha fazla gözünüzde büyütebilirsiniz ve durum içinden çıkılmaz bir hal alabilir. O nedenle bu dönem geçinceye kadar ertelemekte fayda vardır. Herhangi bir  başka psikolojik sıkıntı varsa, bu dönemde daha da artabilir. Örneğin depresyonda olan bir kişi bu dönemde intiharı da düşünebilir. Böyle bir durum sık sık yaşıyorsanız destek almak son derece önemlidir.

    1. Makyaj yapıp, kuaföre gidin, alışveriş yapın. 

    Regl döneminde pek çok kişi kendini çirkin hissetmektedir. Saçların şekle girmemesi, yüzdeki sivilceli görünüm, vücutta tuz tutulumuna bağlı ödem ve kilo artışı, giydiğiniz kıyafetleri beğenmeme gibi. Ancak bu dönemde aynalara küsmek yerine; hafif bir makyaj yapmak, kuaföre gitmek ya da güzel hissetmek için kendine zaman ayırmak, alışverişe çıkmak aslında  kişiye iyi gelecektir.

    1. Açık havada yürüyüş yapın

    Kişi stres yaratacak ortamlardan mümkünse uzak durmalı, çeşitli egzersizler ve gevşeme teknikleri kullanmalıdır. Rahat kıyafetler ve müzikli gevşeme çalışmaları, çok ağır olmayan gevşeme ve ağrıyı azaltıcı egzersizler önerilebilir.

    1. Meditasyon yapın

    Çeşitli meditasyonlar  ya da kendi kendimize olumlu telkinlerde bulunmak işe yarayabilir..

    1. Yeme alışkanlıklarınızı düzenleyin

    Kafein alımını azaltmak , kendimizi küçük tatlılarla aşırı olmayacak düzeyde şımartmak iyi gelebilir.

    1. Ilık duş alın

    Ilık duş almanız sizi oldukça rahatlatır ve regl dönemine bir zararı dokunmaz.

    1. Arkadaşlarınızla keyifli vakit geçirin

    Regl döneminde olumsuz psikoloji çoğu zaman kadınları yalnızlaştırır. Ancak bu dönemde enerjisi yüksek, iyi vakit geçirdiğiniz kişilerle birlikte olmak, onlarla zaman geçirmek kesinlikle iyi gelecektir.

    1. Dinlenin

    Eve gidip, güzel seveceğiniz bir film alıp, bir porsiyon dondurma ve uyumak da iyi bir fikir olabilir.

    Her şeyden önemlisi bu dönemin geçici olduğu ve tüm bu duygusal hassasiyetlerin geçici olduğu, bu belirtilerin bu dönemin özelliklerinden kaynaklı hormonsal bir değişim olduğu ve bu nedenle kendimizi böyle hissettiğimiz  unutulmamalıdır.

  • Aşırı Hassas İnsanların Özellikleri

    Aşırı Hassas İnsanların Özellikleri

    Hassas bir insan mısınız? Hassas olduğunu düşündüğünüz tanıdığınız insanlar var mı?Aşırı hassas olmak dışsal (sosyal ve çevresel) ve /veya içsel (kişisel) uyaranlara akut fiziksel, zihinsel ve duygusal tepkiler verme durumudur. Kişilik özelliğine bakmaksızın aşırı hassasiyet durumu, kişinin hayat kalitesini etkileyen bir tepkiler zinciridir.Hassas olmanın bir çok olumlu yönü olsada (iyi bir dinleyici olma, onaylama, empati yeteceğinin gelişmiş olması, sezgisel olma, başkalarının istek ve ihtiyaçlarını daha iyi anlama vb.) , aşırı duyarlı hassas olma durumu kişinin sağlığına, mutluluğuna ve başarısına olumsuz yönde etki eder. İçsel kendine dönük inançları sağlıksız ve ilişkilerinin karmaşık olmasına neden olur.

    Kişinin aşırı hassasiyet duyarlılığına bakabilmek için kişinin yaşam alanında ; kendisiyle ilgili duyarlılığını, başka insanlar hakkındaki hassasiyetini, çevresine karşı duyarlılığını değerlendirmek gerekir.

    Aşağıdaki durumların hangilerini ne sıklıkla yaşamaktasınız?

    1.Olumsuz düşüncelerin ve duyguların etkisinde kalmak,

    2.Gün boyunca hoş olmayan bir şey olduğunda sıklıkla somatik bazı belirtileri yaşamak(bedensel yakınmalar, stres, baş ağrısı, spazmlar),

    3.İştahda aşırı artma yada azalma,

    4.Uyku alışkanlığın bozulması(çok uyuma,az uyuma yada uyuyamama),

    5.Gergin ve endişeli ruh hali,

    6.Beklentilerin karşılanamaması durumunda ‘kendini yitirmek’ kontrolü kaybetme eğilimi,

    7.Küçük durumlarda bile reddedilmekten korkma,

    8.Başka insanlarla(fiziksel,ilişkisel,sosyal,iş,finans ve başka alanlarda)senaryolarda karşılaştırma ve sonrasında mutsuzluk hissini yaşama,

    9.Hayattaki veya toplumdaki adaletsizlik,ağır can sıkıcı durumlar karşısında aşırı öfke ve kızgınlık hissi,

    10.Başkalarının kendisi ve kendi yaşam alanıyla ilgili ne düşündüklerini aşırı düşünme,

    11.İnsanlarla yaşanılan küçük sorunlar karşısında köprüleri tamamen atma,

    12.Olumsuz duyguları gizlemekte ustalaşarak çok güçlü olduklarına kendilerini inandırırma,

    13.Hayatın her döneminde incitilmiş olduğunu düşünme,

    14.Toplulukta kendini garip hissetme, grup içerisinde görünmez olma.

    Aşırı hassas insanlar, yukarıda yazılanlardan bazılarını akut olarak yaşarken bazılarını daha hafif yaşayabilmektedir.

    Aşırı duyarlılığı yönetmenin yolu; yoğun duygulanım yaşandığında öz kontrol sistemlerini çalıştırmak, duygusal bağışıklığı güçlendirmek adına öz denetim sistemlerini çalıştırabilmektir. Bu sistemlerinin sağlıklı çalışmadığını, bu duruma bağlı olarak yaşam kalitesinin bozulduğunu düşünen kişilerin profesyonel psikolojik destek almaları gerekmektedir. Aşırı hassas insanlarla yaşayan,çalışan kişilerin ise olumlu ve yapıcı ilişkiler geliştirebilmeleri için etkili iletişim becerileri öğrenmeleri gerekmektedir.

  • Otizmde duyusal entegrasyon

    OTİZMDE DUYUSAL ENTEGRASYON ( DUYU BÜTÜNLEME TERAPİSİ)

    Yakın zamana kadar otistik bireylerin öfke nöbetlerini neden geçirdikleri, toplumsal alanlarda neden rahatsız oldukları, beslenme problemlerinin sebepleri açık değildi. Artık bunların sebeplerini biliyoruz. Birçoğunun sebebi otistik bireylerin duyusal problemlerinden kaynaklanıyor. Otistik bireylerde bir ya da birkaç duyuda aşırı hassasiyet mevcuttur. Örneğin işitme duyusu hassas otistik bireyler gürültülü ortamlara giremezler, girseler de elleri ile kulaklarını kapatırlar, hatta bazıları ağlama ve öfke nöbeti geçirir.

    Koku duyusu hassas bireyler kolonya, parfüm gibi kokulara karşı tepki gösterebilirler

    dokunma duyusu hassas olan otizmli bireyler ya dokunulmaktan hiç hoşlanmazlar ya da dokunulmak onlara haz verir. dokunulmaktan hoşlanmayan bireyler başkasının elini tutma, sarılma, öpüşme gibi davranışlardan hoşlanmazlar

    Beş duyuyu kapsayan bu durumun herhangi bir tıbbi tedavi ile düzelmesi henüz mümkün değildir. Uygulanan ve sonuç alınana en etkili yöntem duyu bütünleme çalışmasıdır. Hassas olan duyulara uygulanan duyu bütünleme çalışması ile otistik bireylerin ve ailelerinin toplumsal yaşantıları kolaylaşır.

    Duyu bütünleme terapisinde ilk olarak çocuğun hangi duyularında hassasiyet olduğu belirlenir. Terapi sürecine başlanırken en az hassasiyet olan duyu ile çalışmalara başlanır. Daha çok sorun olan duyu daha ileri aşamalara bırakılır. Çünkü daha çok sorun yaşanan duyu ile çalışmalara başlanırsa, kişi bu çalışmalara ciddi şekilde tepki verecek ve direnç gösterecektir.

    Çocuklarla yapılan duyu bütünleme terapilerinde ödül sistemi de kullanılır. Problem yaşanan duyu ile ilgili çalışılırken, problem yaşanmayan duyu ödüllendirilebilir. Böylece çocuk da çalışmalara karşı motive eilmiş olur.

    Duyu bütünleme terapisi ( Duyusal Entegrasyon) bu konuda eğitim almış kişiler tarafından ve konuyla ilgili özel hazırlanmış malzemelerin bulunduğu duyu odalarında uygulanmalıdır.

    Kullanılan materyaller seçilirken 5 duyuya hitap edecek farklı özellikte olmalarına dikkat edilmelidir. Ayrıca otizmli çocuklarda duyusal problemlere karşı hassasiyet olduğu göz önüne alındığında, onların güvenliği de sağlanmalıdır.