Etiket: Hareket

  • Bel egzersizleri

    Egzersizler; bel ve omurganın zayıf kaslarını güçlendirir.

    · Mekanik yüklenmeyi azaltarak, hareket kabiliyetini arttırır.

    · Yanlış postürü ve duruşu düzeltir.

    · Ağrıyı azaltır.

    GENEL İLKELER

    · Egzersizler düzenli olarak her gün yapılmalıdır. Devamlılık olmadıkça sonuç alınamaz.

    · Başlangıç için sabah 15 dakika, akşam 15 dakika idealdir. Süreler daha sonra uzatılabilir.

    · En az iki ay devam ettikten sonra günde bir kez on dakika yeterlidir.

    · Her bir hareketi sabah akşam 5 kez yaparak başlayın ve giderek arttırır. On gün sonunda sizin için ideal sayıya ulaşın.

    · Egzersizin sayısına değil, iyi yapılmasına önem verin.

    · Egzersiz halsizlik, kas ağrısı ve sertlik yapabilir. Bu normaldir. Bu durum birkaç gün sonra devam ediyorsa, egzersizleri çok ve hızlı yapıp yapmadığınıza dikkat edip, yavaşlayın.

    · Bu sertlik ve ağrılar üç hafta sonunda hala sürüyorsa doktorunuza müracaat edin.

    · Yatarken ve yataktan kalkarken kurallara uygun davranın.

    · Egzersiz esnasında en az 2 defa gevşeme pozisyonuna geçin.

    Gevşeme pozisyonu
    Düz bir zeminde sırt üstü uzanın, dizlerinizi bükün, baldırlarınızın altına 2 yastık koyun (yaklaşık 30 cm.) ve gevşeyin.
    15 dakikalık egzersiz programında 2 kez toplam 5 dakika gevşeyin.

    Yatarken Yataktan Kalkarken
    Önce yatağın kenarına yanaşıp yan dönün, bacaklarınızı karnınıza doğru çekip kıvırın, bacaklarınızı aşağıya doğru sallandırırken dirseğinizden kuvvet alarak oyalanmadan doğrulun ve oturun.

    Yatarken de önce oturun aynı; işlemin tam tersini uygulayın.

    Boyun- Sırt Gerdirme
    Gevşeme egzersizinden sonra egzersizlere ayakta yapılan hareketlerle devam edilmelidir. Baş öne ve arkaya doğru
    yavaşça eğilir.
    Daha sonra baş sağa ve sola doğru eğilir.
    Bu süre içinde başın
    dönmemesine özen gösterilmelidir.

    Yarı Eğilme Pozisyonu

    Eller açılır ve sağ ve solda uyluk bölgesine konurken vücut öne doğru eğilir.
    Bu hareket sırasında sırt kaslarınızı mümkün olduğunca germeye özen gösterin.

    Yan Gerdirme Egzersizi
    Sol el havaya doğru kaldırılır . Sağ el uyluk bölgesine yakın tutulur ve sağ tarafa doğru yavaşça vücut eğilir. Hareketin devamında gerdirme yavaş yavaş arttırılır. Daha sonra sağ el kaldırılarak sola doğru gerdirme sağlanır.

    Sırtın Yere Teması
    Ayakta yapılan ısınma hareketlerinden sonra hareketlere yerde devam edilir. Başlangıç için idealdir.

    Düz bir zeminde sırt üstü uzanın dizlerinizi bükün, ayak tabanı yere gelecek şekilde bel bölgenizi yere değdirip kaldırın. En az 10 defa yapın.

    Omuz Bel Egzersizi
    Sırt üstü sert bir zeminde uzanın. Sırtınızı yere temas ettirin, sonra kalçanızı
    ve sırtınızı yerden hafifçe kaldırın. 10 kez tekrarlayıp, gevşemeye geçin.

    Diz Göğüs Egzersizi
    Yatar pozisyonda bir bacağınızı kavrayarak, göğsünüze doğru yavaşça çekin. Sonra ayağınızı uzatın ve bu hareketi diğer bacağınızla tekrarlayın.

    Emekleme Pozisyonu
    Emekleme pozisyonunu alın, belinizi aşağı yukarı hafifçe hareket ettirin. Aynı zamanda başınızı da aşağıya yukarıya hareket ettirerek bel kaslarınızı çalıştırın.

    Yüz Üstü Gerdirme
    Yüz üstü pozisyonda baş kaldırılıp belli bir
    süre bu pozisyonda durulur daha sonra gevşenir.Yüz üstü konumdayken ilk önce sol bacakdüz biçimde yukarıya doğru kaldırılır belli bir süre sonra gevşemeye geçilir. daha sonra bu hareket sağ bacak için de kullanılır.

    Yüz Üstü Destekli Gerdirme

    Bu kez ellerden destek alınarak vucut kaldırılır. Bu pozisyonda en az 5 saniye beklenir. daha sonra gevşenir.

    Yatarken Yana Dönme
    Yatar pozisyonda eller başın arkasında kenetlenir, ayak ayak üstüne atılır ve sağ tarafa vücudun belden aşağısı döndürülür. 5 saniye bu pozisyonda kaldıktan sonra gevşenir ve hareket sol tarafa doğru olmak üzere tekrarlanır.

    Kısmi Doğrulma
    Düz zeminde yatarak dizleriniz kıvrık ve ayak tabanlarınız zemine dayalı olarak çenenizi göğsünüze değdirmeye
    çalışın ve ellerinizi mümkün oldukça
    dizlerinize uzatın 10 kez tekrarladıktan
    sonra gevşeme pozisyonunuzu alın.

    Bacak Kaslarını Germe
    Sırt üstü uzanın bir bacak bükülü olarak diğer bacağınızı elinin yardımıyla kaldırıp, indirin. Aynı işlemi her iki bacağınızla da tekrarlayın.

  • Bel ağrısının nedenleri ve risk faktörleri

    Kötü Duruş, Beli Kötü Kullanma:
    Uzun süre aynı pozisyonda durmak belinizin en büyük düşmanıdır. Günlük hayatta bel mekaniğine uygun olmayan her yanlış hareket veya kötü duruş belinizde yıpranmaya neden olacaktır.

    Bel Tutulması, Kas Spazmı:
    Genellikle beli destekleyen kasların veya bağların aşırı gerilmesi veya kopmasıyla oluşur. Ağır bir şey kaldırmak, atlamak, düşmek ve spor aktivitesi bel tutulmasına neden olabilir. Vücudun buna cevabı ağrılı kas spazmıdır. Mevsimsel ısı değişimleri, rüzgar ve hava akımı kas spazmını arttırır.

    Bel Fıtığı (Disk Kayması):
    Her iki bel omuru arasında yastık görevi yapan jölemsi kıkırdak dokunun kayması veya taşmasıdır.

    Bu kıkırdak parçası belden çıkarak bacağımıza, ayağımıza giden sinire baskı yaparak ağrıya ve SİYATİK şikayetlerine sebep olur.

    Öksürmekle, ıkınmakla, hapşırmakla bel ve bacak ağrısı artar.

    Hastaların çoğu yatak istirahatı, ilaç tedavisi ile şikayetlerinden kurtulur.

    Sinir ve omuriliğe bası devam ederse; bacak kaslarında kuvvet kaybı, his kusuru, reflekslerde azalma, idrar tutamama gibi şikayetler oluşabilir.

    Bu durumda tedavi cerrahidir

    Omurlarda Kayma (Spondilolistezis) ve Biçim Bozuklukları:
    Bel omurlarının birbirlerinin üzerinden kaymasıyla karakterize “Spondilolistezis” de bel ağrısı sebebidir. Hareketle ağrı artar.

    Ayrıca beldeki eğrilikler (skolyoz), düzleşmeler (lordoz), beldeki açıklıklar (spina bifida), fazla veya eksik bel omuru (lumbalizasyon- sakralizasyon) bel ağrısı nedeni olabilir.

    Gerilim, Stres, Sigara:

    Bel ağrısını arttıran ve kronikleştiren en önemli sebeptir.Ekonomik, sosyal ve psikolojik sorunlarınız bel ağrısını attırır.

    Gülmek, çalışmak, sosyal uğraşılar ve hayata bağlılık bel ağrısına karşı en önemli silahımızdır.

    Sigara içenlerde bel bölgesine giden damarlarda tıkanıklıklar oluştuğundan diskte harabiyet daha hızlı, kemikte iyileşme daha geç olur.

    Fazla Kilo:
    Belimizin taşıdığı yük miktarını artırdığı için sakıncalıdır.Kronik bir şekilde eklemler ve kaslar üzerine binen sürekli yükten dolayı incinme ve ağrı oluşur.

    Kireçlenme-Osteoartirit:

    Yaşın ilerlemesi ile kemik yapıda, bağlarda ve disklerde yıpranma başlar.

    Kemik kalsiyum içeriğini kaybeder ve daha kolay kırılır.
    Bunu engellemek için vücut doğal tepkisi olarak bu yıpranmış dokuları
    kireçlendirir ve buraları hareketsiz kılmak ister.

    Oluşan yeni kemikçikler,
    taşlaşmış bağlar ve daralmış disk mesafeleri sinirlere bası yaparak sırt,
    bel, bacak ve genel vücut ağrısına sebep olabilir.

    Bel ağrısının sebeplerini öğrenmek ve tedavi olmak için mutlaka doktorunuza başvurunuz.

    Öykü: Doktorunuz size: Ağrınız ile alakalı olarak bazı sorular sorarak hastalığınızı anlamaya çalışacaktır.


    Muayene: Hastayı daha sonra yatırarak, oturarak ve yürüterek kas kuvvetine, duyusuna ve reflekslerine bakacaktır. Bel omurlarınızı yoklayarak kas spazmı veya bastırmakla ağrılı olup olmadığını muayene edecektir.

    “Düz Bacak Kaldırma Testi” sinirlerle ilişkin kısmi sinir basısı olup olmadığını ortaya koymak için en aydınlatıcı testtir.

    Osteoporoz, Kemik Erimesi:

    Osteoporoz temel olarak kadın hastalığıdır.Kemiklerde kofluğa ve yumuşamaya yol açarak kolay kırılmaya ve dolayısıyla ağrıya sebebiyet verir.

    Beslenmede kalsiyum ve D vitamini eksikliği, hareketsiz yaşam, erken menopoz, aşırı alkol tüketimi, sigara, kortikosteroidler osteoporoz riskini arttırır.

    Romatizma:
    Vücudun bağışıklık sisteminin kendi öz hücrelerine savaş açması sonucu gelişir. Omurgadaki normal kemik ve kıkırdak dokuları hasara uğrar.

    Romatoid Artrit, Ankilozan Spondilit gibi hastalıklar eklemlerde ağrı ve şişmeye sebebiyet verir ve günlük hareketi kısıtlar.

    Sabahları görülen eklem sertliği ve tutulmalar romatizmal hastalıklar için uyarıcıdır.

    Risk faktörleri

    Hareketsiz iş ve yaşam düzeni olanlar. (Büro işi vb.)

    Ağır kaldıranlar, eğilme-bükülme hareketini yanlış yapanlar.

    Uzun süreli araç kullananlar. (Şoförler vb.)

    Doğuştan belinde kayma olanlar.

    Fazla kilolular, oburlar.

    Zayıf bel ve karın kasları olanlar.

    Vücut mekaniği ve duruşu bozuk olanlar.

    Ortası çukurlaşmış yataklarda uyuyanlar.

    Hamileliğin son aylarında olanlar.

    Yüksek riskli sporlarla uğraşanlar. (Halter, kürek vb.)

    Sigara içenler. (Sigara disklerin beslenmesini bozar)

    Ruhsal ve duygusal gerginlik yaşayanlar. (Stres, Depresyon)

    Kan ve laboratuar incelemeleri: Laboratuar incelemeleri Enfeksiyon ve Romatizmal Hastalıkların teşhisinde doktora yol gösterir.

    Röntgen: Bel röntgeni hastanın kemik yapısını ve omurga kaymasını ortaya koyar.
    Travma sonucu kırıkların ve doğumsal eğriliklerin ortaya çıkartılmasında etkindir.

    Miyelografi: Omurga kanalına boyalı bir madde verilerek röntgen çekilmesine “miyelografi ” denir. Beldeki sinir basılarını gösterir. Girişimsel bir tetkik olduğu için nadir kullanılmaktadır. Günümüzde en iyi sonuca ulaşılması için BT ile birlikte kullanılabilir.

    Bilgisayarlı Tomografi(BT): Bel fıtığı ve dar kanal hastalığının teşhisinde kullanılır. Kemik
    ve eklem yapısını en iyi gösteren tetkiktir.

    MRI: Günümüzde en duyarlı ve en güvenli görüntüleme tekniğidir. Yumuşak dokuyu da göstermesiyle kesin teşhis koydurur. Radyasyona maruz kalma söz konusu değildir.

    Elektromyelografi (EMG): Sinir ve kas iletimlerini inceleyerek tanıda yardımcı olur.

    Kemik Taraması (Sintigrafi) ve Yoğunluk Ölçümü: Omurga tümörlerinin ve kemik erimesinin saptanmasında kullanılır.

  • Bel anatomisi

    Omurgada boyun, sırt ve bel bölgesinde 3 adet doğal eğrilik (kavis) vardır.

    Bu eğrilikler sayesinde omurgamız üstüne düşen yük miktarını en aza indirir ve esnek bir biçimde hareket edebilir.

    Bel bölgesi 5 adet omur ve sakrum (sağrı) kemiğinden oluşur.

    Omurlar üst üste gelerek; içinden omurilik ve sinirlerin geçtiği omurga kanalını oluşturur.

    Omurga omuriliği ve sinirleri korur; vücudumuzun hareketini sağlar.

    Omurlar birbirlerine önde “disk” dediğimiz yastıkçıklar, arkada “faset” eklemleri ile tutunurlar.

    Diskler aslında omurların birbirine sürtünmesini engelleyen jöle kıvamında amortisörlerdir.

    Disklerin görevi yürüme, oturma, yük kaldırma sırasında oluşan sarsıntıları emmek, omurların üzerine düşen yükü eşit olarak azaltarak, ağırlığı dengeli biçimde alt seviyelere iletmektir

    Omurlar birbirlerine arkadan iki adet faset eklemi ile tutunur.

    Faset eklemleri vücut yükünün % 5-20′ sinin taşınmasından sorumludur.

    Kötü kullanıma bağlı yük miktarı arttırılırsa faset eklemlerinde zamanla bozulmalar ve ayrılmalar oluşur.

    Her disk iki bölümden oluşur: sağlam liflerle örülmüş dış bölüm yumuşak ve jölemsi iç bölüm.

    Sağlam dış bölüm yumuşak ve jölemsi iç bölümü korur ve esnek hareketi sağlar.

    Omurga bu oluşumlar dışında bağlar ve kaslar tarafından desteklenir. Bağlar, diskleri ve omurları yerinde tutan sağlam şeritlerdir.

    Kaslar ise hareketi denetler, omurgayı destekler ve sağlamlık kazandırır.

    Omurilik beyinimizin verdiği emirleri vücudumuzun diğer bölümlerine taşınmasından sorumludur.

    Omurilik üst bel bölgesinde sonlanarak bacak kaslarına, idrar kesesine, cinsel organlara giden sinir dalları verir.

    Bu sinirler bacağın hareketini, hissini, idrar çıkarma, dışkılama ve cinsel fonksiyonunuzu sağlar.

  • Bel fıtığından basit egzersizlerle acısız kurtulabilirsiniz!

    Her sabah ve akşam 15’er dakikayla yapacağınız egzersizlerle bel fıtığından kurtulabilirsiniz. Aşağıda göstereceğimiz hareketler, bel ve omurganın zayıf kaslarını güçlendirir. Bu sayede yanlış postür ve duruş düzelmiş olur ve bele binen yük miktarı azalarak hareket kabiliyeti artar.

    Bu egzersizlerin devamlılığı çok önemli… Düzenli bir şekilde yaptıkça faydasını görmeye başlarsınız.

    1) GERME HAREKETLERİ:

    a)Gerinme:

    Şekil 1) Matın üzerine sırtüstü yatar pozisyonda uzanınız. Ellerinizi de iki yana uzatınız. Bacaklarınızdan aşağı, kollarınızdan da yanlara doğru uzayınız.

    Şekil 2) Bu sefer kolları yukarı,bacaklarınızı aşağı doğru uzatınız. Bacaklarınız aşağı, ellerinizin de yukarı gitmek istediğini hayal edin.

    b)Diz-Göğüs Germe ( Dorsal germe ) :

    Sırtüstü uzanırken bir dizinizi ellerinizle kavrayın ve yavaşça göğsünüze doğru çekin.Bacağınızı yavaşça uzatın ve aynı işlemi öteki dizinizle yapın.Sonra da, aynı işlemi bu sefer iki bacağımızı göğsünüze çekerek yapın.

    c)HamstringGerme :

    Matta sırtüstü yatar pozisyondayken bir diz bükük,diğer bacak da düz bir şekilde tutulur.Yerde düz olan bacak yavaşça yukarı doğru kaldırılır ve indirilir. Aynı hareket öteki bacakla da tekrarlanır.

    Bu egzersizi şu şekilde de yapabiliriz;

    Duvarın 1 metre uzaklığında yüzünüz duvara dönük olacak şekilde durun. Ayaklarınızı ve topuklarınızı hiç kaldırmayacakmış gibi yere sabitleyin ve duvara uzanın. Kollarınızı bükerek yüzünüzü duvara yaklaştırıp uzaklaştırın.Bu hareketi bir bacak önde bükük vaziyetteyken de tekrarlayın.

    2) PELVİK TİLT:

    a)Matın üzerine sırtüstü uzanıp dizleriniz bükün. Ayak tabanınızı yere basarken belinizi yavaşça kaldırıp indiriniz. Hareketi 10 kez yavaş ve esnek bir şekilde tekrarlayın. ( Hareketin olup olmadığını bel boşluğuna elinizi koyup teyit edebilirsiniz.)

    b) Ayakta bir duvardan destek alarak durun.Şekilde de gösterildiği üzere karnınızı içeri çekerek,ayaklarınız yerden kalkmayacak şekilde başınızı geriye ve öne götürerek vücudunuzu uzatın. 6 saniye kalmak şartıyla hareketi 10 kez tekrarlayın.

    3) ABDOMİNAL EGZERSİZLER:

    a) Matın üstüne sırtüstü uzanın ve yerden ayaklarınız kalkmayacak şekilde başınızı yerden 3-4 parmak kadar yukarı kaldırıp 3 saniye tutup indirin.

    Bu hareketi eller göğüste birleştiğinde (şekil 1) , eller başın altındayken (şekil2), avuçiçi önde olacak şekilde eller alındayken (şekil 3) , eller ensede birleşmiş şekilde ( şekil 4) tekrarlayın.

    Sonrasında aynı hareketi dizler bükük bir haldeyken iki kolumuzla öne doğru uzayarak yapın. (şekil 5)

    4) MOBILIZASYON EGZERSİZLERİ:

    a) Kedi- Deve :

    Sırt çukurlaştırılıp kamburlaştırılır.

    Sonra aynı hareketi bir kolu öne uzatıp diğer kol bükülerek yapılır.

    b) Rotasyon: Bir taburede dik bir şekilde otururken belden itibaren kollarla beraber yana çevrilir.

    c)Yüzüstü yatar pozisyonundayken aşamalı bir şekilde beli zorlamadan yukarı doğru kalkmak.

  • Bel sağlığınız için öneriler

    Bel sağlığınız için öneriler

    Her 100 kişiden 80’i hayatının bir döneminde bel ağrısından yakınır ve bel ağrısı olan hastaların % 70-85’i 6 hafta içinde kendiliğinden iyileşir. Kas spazmı, bel kayması, kireçlenme, romatizma, kemik erimesi, omurgalarda kırık ve bel fıtığı gibi çeşitli nedenlerden dolayı bel ağrısı oluşabilir. Bel ağrılarının sadece % 2’si bel fıtığı olup gerçekten bel fıtığı olanlarının da ancak % 15’i cerrahi tedavi gerektirir.

    Belinizi en iyi sizin koruyabileceğinizi bilerek doğru davranışlarla kendinizi ağrıdan uzak tutabilirsiniz. Bunun için günlük hayatta yapılması ve yapılmaması gereken hareketler;

    Cisimleri bir yerden başka bir yere taşırken belinizin eğik değil de dik bir pozisyonda olmasına dikkat ediniz.
    Sandalye veya koltukta otururken dik bir pozisyonda olmaya gayret ediniz ve bunu alışkanlık haline getiriniz. Sandalye veya koltuğa oturmak için kendinizi oturağınızın üstüne sanki düşüyormuş gibi aniden bırakmayınız. Yavaş yavaş, kontrollü olarak oturma pozisyonuna geçiniz.
    İşyerinde devamlı oturarak çalışıyorsanız, bunun beliniz için sakıncalı olduğunu biliniz. Bu nedenle ara sıra kalkıp dolaşınız. Çünkü oturur pozisyonda iken belinize binen yük, ayakta iken olduğundan belirgin şekilde daha fazladır. Hatta yapılan araştırmalarda günlük mesaisinin büyük bir kısmını oturarak geçirenlerde bel fıtığına yakalanma riskinin ayaktakilere oranla daha fazla olduğu tespit edilmiştir.
    Bacaklarınız düz pozisyondayken, ayakta dimdik uzun süre hareketsiz kalmayınız.
    Herhangi bir ağırlığı taşımanız gerekirse yükü vücudunuza simetrik olarak paylaştırdıktan sonra taşıyınız.
    Hafif dahi olsa yerden bir cismi alırken dizlerinizi kırarak ve çömelerek alınız.
    Bir eşyayı alırken ona doğru uzanmayıp yanına iyice yaklaşınız ve öyle alınız. Bir cismi yerden alırken de önce onu bedeninize doğru yaklaştırıp sonra yükseltiniz.
    Ağır bir cismi bir yerden bir yere çekerek veya iterek tek başınıza götürmeyiniz.
    Merdivenlerden inerken bastığınız basamaklara çok dikkat edip bazen son basamağa geldiğinizi sandığınızda bir basamak daha vardır ve siz farkında olmadan tüm vücudunuzla aşağıya doğru düşersiniz. Çok tehlikeli olan bu hareketten kaçınınız.
    Elinizi, yüzünü yıkarken lavaboya doğru eğilmeyiniz, evinizdeki lavaboların biraz daha yüksekçe olmasını sağlayınız.
    Çocuklarınız okula giderken çantalarında az yük taşıtmaya çalışınız. Bunun için sadece o günkü dersleri ilgilendiren kitap ve ders gereçlerini yanlarına almaları konusunda onları eğitiniz.
    Elektrikli süpürgeyle veya paspasla yerleri temizlerken öne doğru eğilmeyiniz ve belinizi dik bir pozisyonda tutmaya gayret ediniz.
    Sağlıklı iken düzenli olarak spor yapınız. Yüzmeye önem veriniz, yürümeyi ihmal etmeyiniz.
    Daha önce bel rahatsızlığı geçirmişseniz, güreş, boks, judo, futbol gibi mücadele sporlarından ve halter gibi uğraşlardan uzak durunuz. Bunların yerine yürüme ve yüzme gibi sporları tercih ediniz.
    Bir defa bel rahatsızlığı geçirmiş ve iyileşmişseniz, uzman doktorun size vereceği egzersizleri aksatmadan yapınız.
    Egzersiz hareketlerinin sayısını gün geçtikçe yavaş yavaş artırınız. Başlangıçta aşırılığa kaçmayınız.
    Spor ve ya egzersiz yaparken ani ve zorlayıcı hareketlerden kaçınınız.
    Sırtüstü yatağınızda veya bir halının üzerinde uzanırken bacaklarınızı dizlerinizi kırarak yukarıya doğru toplayınız. Bu pozisyonda beliniz daha çok rahatlar ve ağrılarınız daha çabuk geçer.
    Egzersiz sonrasında şiddetli ve 15 dakikadan fazla süren bir rahatsızlık ortaya çıkarsa uzman doktora danışınız. Bir saati geçen rahatsızlık söz konusu ise o hareketi yapmayınız.
    Her gün beyaz peynir veya bir tabak yoğurt yemeyi ihmal etmeyiniz.
    Vücut ağırlığınızı sürekli kontrol altında tutunuz ve alınan her fazla kilonun vücudunuz, beliniz için ilave bir yük olduğunu, bunun da belinizin biyomekaniğini olumsuz yönde etkilediğini unutmayınız.
    Eğer kilonuz fazla ise ve bunu bir türlü veremiyorsanız, bir uzman doktor ve diyetisyene başvurunuz.
    Üzüntü ve streslerin bel sağlınızı da olumsuz yönde etkilediğini bilerek ruh sağlığınıza özen gösteriniz. Ailevi, sosyal veya iş hayatınızla ilgili problemlerinizi çözmek için gerekirse ilgili doktor ve şahıslardan yardım isteyerek köklü bir çözüme gidiniz.
    Uzman hekime danışmadan bel korsesi kullanmayınız. Çelik balenli korselerin uzun vadede bel ve karın adalelerini zayıf bırakacağını unutmayınız.
    Uzun topuklu veya topuksuz ayakkabı giymeyiniz. Ayakkabınızın topukları normal olsun.
    Yan veya sırtüstü pozisyonda yatarak uyuyunuz. Yatağınız sert olsun. Vücudu değişik şekillere sokan, stabil olmayan yumuşak yataklar sağlıklı değildir. Altında sunta veya tahta olan yataklar ile kaliteli ortopedik yatakları tercih ediniz.
    Yataktan kalkarken önce tam yan dönünüz, daha sonra ellerinizle yandan destek alarak oturur pozisyona geçiniz ve öyle kalkınız.
    Ayakkabınızı bağlamanız veya benzer bir hareket yapmanız gerekiyorsa, çömelerek ve ya yüksekçe bir cismin üstüne basarak yapınız.
    Otomobil kullanırken koltuğunuz sert olsun, arkaya dayandığınızda koltuk belinizi desteklesin ve adeta kavrasın. Uzun yola çıkarken de belinizi ince bir yastıkla destekleyiniz.
    Doktorunuz mutlak yatak istirahati vermişse, 2 veya 3 hafta kesinlikle istirahat ediniz. Bu süre içinde ağrınız artıyor, durumunuz kötüye gidiyorsa doktorunuza bildiriniz.
    Beliniz ağrıyor ve özellik le de ağrı bacağınıza vurmaya başlamış ise vakit geçirmeden uzman doktora başvurunuz. Doktor olmayan kişilerle kaybedeceğiniz vaktin bazen ciddi zararlara yol açabileceğini unutmayınız.

  • Bel kayması nedir? Belirtileri nelerdir?

    Bel kayması nedir? Belirtileri nelerdir?

    Bel bölgesinde 5 tane omur bulunur. Bir omurun başka bir omur üzerinden yer değiştirme durumuna bel kayması denir. Bu kayma sonucunda omurilik sıkışır ve bacakta ağrıya, uyuşmaya, yanmaya neden olur; yürürken sık sık durma ihtiyacı oluşturur. Bel kayması hareketli ya da hareketsiz olabilir. Eğer hareketliyse tedavisi cerrahidir.

    Bel Kayması Belirtileri

    Belde ağrı

    Bacakta ağrı

    Kalçada ağrı

    Bacaklarda karıncalanma

    Yürümede güçlük ve yürüme mesafesinde kısalma

    İleri derecede bacaklarda güçsüzlük

    Bu belirtileri genelde dinlenmeyle azalır fakat ayakta durdukça, uzun süre yürüdükçe artar.

    Bel Kayması Nedenleri

    Yaşlılık

    Düşme, çarpma, darbe gibi travmalar

    Aşırı kilo

    Doğumsal nedenler

    Bel Kayması Tedavisi

    Bel kayması tedavisini cerrahi ve cerrahi dışı yöntemler olarak ikiye ayırabiliriz.

    Ameliyatsız Bel Kayması Tedavisi

    Bel kayması hareketli değilse, sinir kökünde bir bası görülmüyorsa, bacakta kuvvet kaybı yoksa ameliyatsız yöntemler tercih edilebilir. Yalnız şunu bilmek gerekir; bu ameliyatsız yöntemler çatlayan ya da kayan omurların tamirini yapamaz. Sadece bel kayması şikayetlerinin kontrolünü sağlayarak hastanın yaşamını kolaylaştırmayı, bu şikayetleri dindirmeyi ya da en aza indirmeyi hedefler. Kilo almamak, günlük hayatınızda mecburen yaptığınız aktiviteleri zorlanmadan yapmayı öğrenmek şikayetlerin kontrolünü sağlamanız için önemlidir. Dinlenme, ilaç tedavisi, hareket ve yaşam şartı düzenlemeleri, korse gibi uygulamalar cerrahi dışı tedavi yöntemlerini kapsar. Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi uzmanına muayene olup danıştıktan sonra fizik tedaviye ya da algoloji uzmanına da başvurulabilir.

    Bel Kayması Ameliyatı

    Bütün bu cerrahi dışı yöntemler denenmesine rağmen başarıya ulaşılmadıysa, bacaklarda güç kaybı oluşmuşsa, hareketli bel kayması varsa cerrahi tedavi uygulanabilir. Ameliyatta vidalama işlemi yapılır. Onun öncesinde sinir kökünü rahatlatmak amacıyla bası ortadan kaldırılır.

  • Bel fıtığı için hareket koruyucu cerrahi

    Bel fıtığı hastalarının başarılı bir bel ameliyatı geçirseler bile, bir kaç yıl sonra yeniden ağrılı yaşamlarına dönebildiklerini biliyoruz. Eski yöntemlerle yapılan bel fıtığı ameliyatı sonrası bel omurları arasında anormal bir hareketlilik gelişiyordu. Bu sorunu önlemek amacı ile son yıllarda hastanın omurlarına vidalar ve benzeri metal cihazlar yerleştirilip omurga kemiklerinin birbirine kaynaması sağlanıyor. Ancak bu sefer kemiklerdeki kaynama da normal bel hareketlerine izin vermiyor ve uzun vadede yeni sorunlara yol açıyor. Üstelik bu tip değişikliklerin geri dönüşü olmadığı için söz konusu ameliyatlar ancak son çare olarak uygulanabiliyor.

    Dünyada yaklaşık 10 yıldır uygulanmakta olan yeni bir cerrahi teknik, tıbbi adıyla “hareket koruyucu omurga cerrahisi” artık ülkemizde de uygulanıyor. İşte bu amaca yönelik olarak son yıllarda hareketli disk protezi, harekete izin veren çubuk ve oynar vida başlığı gibi bir takım cerrahi teknikler kullanıma girmiştir. Söz konusu yeni yöntemler insanın doğal yapısına çok daha uygun ve omurlar arasındaki normal hareketlere izin veriyor. Yani tıbbi adıyla “füzyonsuz stabilizasyon” sağlıyor ve uzun vadeli sonuçları daha iyi. Cerrahi olarak uygulanması hiç bir özel donanım gerektirmeyen ve hastanın kısa sürede işine dönmesine izin veren bu yöntemler üstelik geri dönüşü olmayan bir teknik te değildirler, yani bu protezlerin çıkarılıp başka tedavi yöntemlerine geçilmesi de mümkündür. Üstelik hasta tüm çağdaş tekniklerde olduğu gibi hareket koruyucu ameliyat sonrası hemen yine ayağa kalkabiliyor.

  • Bel fıtığı ameliyatı için platin kullanımı

    Mekanik bel ağrısı, insanın oturma-kalkma-eğilme gibi hareketleri ile ortaya çıkan bel ağrısı durumudur. Bunlar doğuştan gelen bazı yapısal bozukluklara bağlı olarak gelişebildikleri gibi, geçirilen kazalar sonucunda veya yaşlanmaya bağlı olarak ta ortaya çıkabilirler. Son yıllarda bu tip ağrıları, bilimsel kriterlere uyulmadan yapılmış bir bel fıtığı ameliyatı geçirmiş bazı hastalarda da görmekteyiz.

    İşte mekanik bel ağrısı olan bu tip hastalarda, ayakta ve belli hareketler yapılırken çekilmiş özel filmler aracılığıyla tespit edilebilen bazı omurga hareket bozukluğu ve spinal instabilite durumuna yönelik olarak; kimi zaman hastanın kendi kemiklerinden alınan parçalar ve de vidalar benzeri metal cihazlar ile “füzyonlu stabilizasyon” yani bel dondurma ameliyatı yapılmaktadır. Böylece omurganın, anormal hareketliliği ile ağrı doğuran bölgesindeki hareketler tümüyle engellenmektedir.

    Ancak bu şekilde omurga kemiklerinin birbirine kaynaması, normal bel hareketlerine izin vermez ve uzun vadede üst ve alttaki omurlarda yeni sorunlara yol açar. Üstelik ameliyat sırasında yaratılan bu tip değişikliklerin geri dönüşü de olmadığı için, söz konusu tekniklerin ancak son çare olarak uygulanması gerekmektedir.

  • Sırt ağrılarından kurtulmak mümkün mü, kurtulmak için neler yapmalıyız, nerelere başvurmalıyız?

    Sırt ağrıları milyonlarca insanın ortak sorunu… Yapılan çok sayıda bilimsel araştırma sonucu; her beş insandan biri sırt ağrısı çektiğini göstermektedir. Özellikle gelişmiş ülkelerde sırt sorunları önemli bir probleme dönüştü. Bunun için sırt sağlığına özen göstermeliyiz. Aksi takdirde bu ağrılar yaşamımızı olumsuz yönde etkiler ve işgücü kaybına uğratır. Bir çok hastalıkta da olduğu gibi sırt ağrılarından değil geç kalınmaktan korkulmalıdır. Amacımız ağrısız, hareket kısıtlılığı olmayan mutlu bir toplum yaratmaktır.

    Sırtın yapısı

    Sırtın fonksiyonel yapısı; on iki omur, arkada faset eklemleri, omurlar arasında önde disk denen yastıkçılar ve arkada deliklerden çıkan spinal sinirlerden oluşur. Sırt omurga hareketleri; göğüs kafesinden dolayı, boyun ve bel omurga hareketlerine göre daha azdır.

    Sırt ağrıları neden oluşur ve nasıl tedavi edilir?

    Sırt ağrılarının nedeni sırtımızda omurganın her iki yanında bulunan kasların gerilmesidir. Bu gerilmenin en önemli nedeni strestir. Strese girdiğimizde ilk önce boyun kaslarımız gerilir. Bu gerilme sonucunda C harfine benzeyen boyun omurgamız düzleşir, omuz ve sırta giden sinirlerin çıkışları daralır, sinirler baskı altında kalır. Bu baskı ile birlikte sırttaki kaslar gerilir. Bu yüzden ağrı duyarız. Kasların uzun süre gergin halde kalması kas topaklarına neden olur. Yani tıpta fibrozit dediğimiz oluşumlara neden olur. Bu fibrozitler en ufak bir yorgunlukta, ağır kaldırma sonucunda, klima veya vantilatör altında uzun süre kalmada ağrılar yaratır, dayanılmaz ağrılar çekeriz. Kas gerginliğini azaltmak için farkında olmadan sırtımızı kamburlaştırır, artık son dönemlerini yaşayan ihtiyarlara döneriz. Bu ağrıları uzun zaman çekenler, avuç avuç ilaç alırlar, doktor doktor dolaşırlar, ömür boyu bu ağrılardan kurtulamayacaklarını düşünerek karamsarlığa kapılırlar.

    Ağrılardan kurtulmak mümkün mü, kurtulmak için neler yapmalıyız, nerelere başvurmalıyız?

    1. İlk olarak ağrımızın nedeni belirlenmelidir. Ağrının boynumuzdan mı, sırt kaslarından mı kaynaklandığı yoksa başka bir hastalığımız mı olduğu tespit edilmelidir. Unutulmamalıdır ki akciğer hastalıkları, safra kesesi ve mide rahatsızlıkları da sırtta ağrı yapar. Teşhis öncelikle fiziki muayene, şikayetlerin dinlenmesi ile (ne yazık ki hastayı aktif olarak dinlemek çoğu zaman ihmal ediliyor ve yanlış sonuçlara yönleniliyor), sonra da MR, BT ve direkt grafi incelemeleri ile konur. EMG de bize yardımcı olur.

    2. Sonra sıra sırt kaslarının gevşetilmesine gelir. Kas gevşeticiler ve lokal etkili merhemler (bu merhemleri iyice yedirerek sürdükten sonra mutlaka en az on dakika ütüyle ısıtılmış havlu, sıcak su torbası veya saç kurutma makinesiyle sıcak uygulanmalıdır) kullanılır, ama sadece ilaç tedavisi yeterli değildir. Mutlaka fizik tedavi veya alternatifi (masaj, manipulasyon, nöral terapi, akupunktur, soft lazer) uygulanmalıdır. Fibrozitler teker teker tespit edilip yok edilmelidir.

    3. Fizik tedavi ile birlikte stres etkeni de ortadan kaldırılmalıdır. Mümkünse hastanın yaşamında stresi körükleyen unsurlarda radikal değişiklikler yapmak, tatile çıkmak, hobilere daha uzun zaman ayırmak oldukça faydalı olur. Eğer bu değişiklikler yeterli olmazsa bir psikiyatrisin veya psikologun yardımını almak yararlı olur.

    4. Tedavi bitiminde doktorunuzun önereceği sırt kaslarını güçlendirecek egzersizleri yapmak gereklidir. Eğer gerekli ortam bulunursa sırtüstü yüzmek en iyi egzersizdir. Güneş, deniz, sıcak kum, kaplıcalar çok faydalıdır. Soğuktan mümkün olduğunca korunmak gereklidir.

    5. Tüm bu tedaviler sırasında ve sonrasında bazı hareketlerden kaçınmak gereklidir. Yerden bir şey alırken öne veya yana eğilmek yerine çömelmek, yukarı doğru uzanmak yerine bir şeyin üstüne çıkıp işimizi görmek sırt ağrısı riskini azaltır. Ayrıca sürekli pozisyon değiştirmek, yani uzun süre oturmamız gereken bir iş yapıyorsak en geç yarım saatte bir dolaşmak, aynı yerde ayakta durmaktan kaçınmak, televizyon seyrederken veya gazete okurken sırtımızı ve başımızı dayayacak koltukları tercih etmek dikkat etmemiz gereken unsurlardandır.

    6. Unutulmamalıdır ki keyifliyken yapacağımız ters hareketlerden bir sıkıntı doğmaz, ama stresliyken yapacağımız her ters hareket sağlığımızı ciddi olarak etkiler.

  • Lomber bölgenin ağrılı yapıları ve innervasyonu

    Bel ağrısı yaşamın her hangi döneminde insanoğlunun mutlak karşılaştığı bir ağrı türü olup değişik anatomik yapılardan kaynaklanabilmektedir.

    Ağrının şekli ve kaynaklandığı anatomik yapının bilinmesi tedavinin isabetli ve etkin olabilmesi için şarttır. En sık sebeplerin başında omurga kaynaklı olanlar yer almakla beraber, adele ve fasia, periton dışı ve periton içi hastalıklardan da kaynaklanabilmektedir. Dolayısıyla tüm bu anatomik yapılar farklı türde ağrılı klinik tablolar oluştururlar

    Lomber bölgede görülen ağrı 4 farklı nedenle ortaya çıkabilir.

    1-Lokal ağrı: Omuriliği çevreleyen kemik ve ligaman yapıları, kaslar ağrı nedeni olabilir. Ligamentum flavum dışında tüm çevre dokular ağrıya duyarlıdır. Bu ağrılar hemen daima etkilenen segmentte görülür. Ancak yoğunluğu azalarak paravertebral dokulara yayılabilir. Buda 3 nedene bağlıdır.

    a) Kemik kaynaklı ağrı: Özellikle periostu geren kemik içi tümörlerde ve enfeksiyonlarda yada travma sonrası oluşan kırıklarda ortaya çıkar.

    b) Diskojenik ağrı: Extrüde olmamış disk hernileri anulusu gererek ağrı oluştururlar. Burada ağrı reküren sinirin (ramus meningicus) irritasyonu sonucu ortaya çıkar. Bu irritasyon hem posterior anulustan, hem posterior longitüdinal ligamentten hemde duradan kaynaklanabilir.

    c)Miyofasial ağrı: Kasların fasialara tutunma yerlerindeki gerginlikler ağrıya neden olur.

    2-Radiküler Ağrı: Radiks irritasyonuna bağlı ağrıdır. Genellikle disk hernilerinde görülür. En sık rastlanan örnekleri siyataljididr. Torakal radikslerin tutuluşunda ise kuşak şeklinde göğüs ve karın ağrıları olur Radiküler ağrı sanıldığı gibi distal dermatomlara dek yayılmaz Bir radiksin proksimal dermatomlarında kalır. Örneğin siyatalji genellikle parmak uçlarına dek gitmez.

    3-Sempatetik iritasyona bağlı ağrı: Burada sürekli ve diffüz yayılımlı bir ağrı mevcuttur. Vazomotor-trofik değişiklikler de olur. Kozalji, refleks sempatik distrofide bu şekilde ağrılar görülür.

    4-Nörojenik ağrı: Periferik veya santral sinir sistemin duyusal bölümlerinin kısmen yada tamamen hasarı ile ortaya çıkan ağrılardır. Omurilik yaralanmalarında sık görülür. Genellikle omurilik semptomlarından aylar sonra ortaya çıkar. Diabetik mononöropati ve herpes zoster ağrıları birer nörojenik ağrıdır.Gerçekte bu ağrı deaferentasyon ağrısıdır.. Yani bir miktar sağlam duyusal traktus kalmadan böyle bir ağrı oluşmaz. Yanıcı acıma hissi şeklinde ve diffüz bir ağrıdır. Daima duyu kaybı ile birliktedir.

    Lomber bölge ağrılarını daha iyi anlayabilmek ve tanıda ve tedavide isabetli kararlar verebilmek için bölgeye ait topografik anatomiyi öncelikle çok iyi bilmek gerekir.

    Lomber bölgede yer alan anatomik yapıları ele alacak olursak

    VERTEBRA

    Özellikle bu bölgenin ağrı oluşturan en önemli yapısı ; lumbar vertebral kolon 5 vertebradan meydana gelmiştir.

    Her bir vertebra önde korpus adı verilen vertebra cismi ve arkada içinde nöral elemanların bulunduğu arcustan meydana gelir. Arcus vertebranın transvers çıkıntı ile korpus arasındaki bölümüne pedikül, transvers çıkıntı ile spinoz çıkıntı arasındaki bölümüne lamina adı verilir. faset eklemlerinin bulunduğu süperior ve inferior artiküler çıkıntılar pedikül ve lamina birleşim noktasında yeralırlar. Sağ ve sol laminaların arkada ortada birleşim yerinde olan spinoz çıkıntılar ciltten palpe edilebilir. Pedikül ve lamina birleşim noktasından yanlara uzanan çıkıntılara ise transvers çıkıntı adı verilmektedir.

    Korpusun üst ve alt yüzlerinde kartilajinöz dokunun oluşturduğu son plaklar (endplate) yer almaktadır. Yeni doğanda son plaklar kartilajinöz (kıkırdak) yapıdadır. Bu kıkırdak plaklar zamanla ossifiye olur ve 16-20 yaşlarında kemik vertebra ile birleşir.Puberteden sonra ossifikasyon tamamlandığında plağın orta ve arka bölümleri kartilajinöz kalır.. Ortada yer alan bu kartilajinöz tabaka periferde apofizel halka ile çevrilmiş olup altında yer alan subkondral kemik ile yakın ilişki içindedir. Disklerin alt ve üst yüzlerindeki kartilajinöz yapı ile end plateler birbirlerine sıkıca yapışıktır. Vertebra cisminin ön kısmı en zayıf bölgesidir.Bu nedenle kırıkların büyük bölümü burada yer alır.

    İntervertebral foramenler üstte ve altta pedikül, önde intervertebral disk ve vertebra korpusu, arkada lamina ve faset eklemin anterior yüzü arasında kalan dışa açılan birer penceredir. Lateral reses ise spinal kökün intervertebral foramene varmadan önce içinde yol aldığı kanaldır. Kanalın dış kenarını pedikül, arka kenarını süperior artiküler çıkıntı ve ligamentum flavum, ön kenarını vertebra korpusu ve intervertebral disk oluşturmaktadır

    Medulla spinalis L1 seviyesinde sona erdiği için lumbar bölge spinal kökleri ilgili intervertebral foramenden vertebral kolonu treketmeden önce, spinal kanal içinde yukarıdan aşağıya doğru uzun bir yol katederler. İlgili foramene girmeden önce, kök bir üst seviyedeki diski çaprazlayarak aşağıya doğru ilerlerler. Böylece sinir köklerinin vertebral kolonu terk ettiği intervertebral foramenin bir üst seviyedeki disk tarafından sıkıştırılması spinal kökün spinal kanal içinde izlediği bu yol ile ilgilidir.. İntervertebral foramene vertikal pozisyonda giren kök, foramenin üst kenarıyla yakın ilişki içindedir. Spinal kökün etrafını saran araknoid, intervertebral foramen içinde duyusal gangliona kadar spinal kökü takip eder. Tüm foramen boyunca spinal kökü örten dura ise daha sonra spinal siniri örten perinöriumla devamlılık gösterir.

    Spinal kök gerilmeye karşı oldukça esnek olmasına rağmen duramater oldukça dirençlidir ve bu ağrı sebebidir. Spinal kökler sanıldığından daha hareketlidir. Lumbar bölge hareketlerine bağlı olarak spinal köklerin boyu değişmektedir. Spinal siniri oluşturan duyusal kök motor kökün iki katı kalınlığındadır. Motor kök intervertebral foramenin alt ön yüzüne yerleşmiştir. Spinal sinir intervertebral foramenin %35-40ını kaplamakta olup geriye kalan boşluk, destek dokusu, ligamentum flavum, arter, ven, lenf yolları ve sinuvertebral sinir tarafından doldurulmuştur.

    FASET EKLEMLERİ

    Faset eklemleri lumbar spinal kanalın posterolateralinde intervertebral foramenlerin posteriorunda yer alan eklemlerdir. Faset eklemleri; eklem kapsülüne, artiküler kartilaja ve rudimanter meninkslere sahiptir. Eklemin üst yüzü aşağıya, öne, laterale, bakar ve konveks yüzeye sahiptir. Alt yüz ise konkav olup alta arkaya mediale bakmaktadır.

    Eklem kapsülünün medial tarafı ligamentum flavum lifleri tarafından meydana getirilirken lateral kapsül gerçek fibröz doku tarafından oluşturulmuştur. Süperior ve inferior olmak üzere iki ressesusa sahip olan eklemde superior ressesus özellikle foramende fıtıklaşarak spinal siniri sıkıştırabilir. Üst lumbar bölgedekiler sagital planda olup, lumbosakral bölgedekiler diğerlerine göre daha koronal planda yer alırlar. Böylece lumbosakral bölgede sınırlıda olsa lateral fleksiona izin veren anatomik bir yapı mevcuttur. Lumbosakral bölgede total hareket sagital düzlemde fleksion ve ekstansion olarak kabul edilir. Bu yapıya uygun olarak bu iki hareketin oluşturduğu kombinasyon lumbosakral bölgede bulunan intervertebral diskler üzerinde ilave yük oluşturmaktadır.

    Faset eklemlerinin iki ana hareketi vardır: Translaksiyon (kayma) ve distraksiyon (açılma). Öne fleksionda her iki tarafta, lateral fleksionda tek tarafta kayma olur. Bir tarafta açılma, diğer tarafta kompresyon olursa oluşan hareket rotasyondur. Dorsal bölgede ise faset eklemleri horizontal düzlemle 60 derecelik açı yapacak şekilde yerleşmiş olması, bu bölgeden lateral fleksion rotasyon hareketlerinin yapılmasına izin vermektedir.Lumbar fleksionda, faset eklem yüzeylerinin birbirinden ayrılması bu bölgeden bir miktar lateral fleksion ve rotasyon hareketinin yapılabilmesine imkan tanımaktadır.

    Faset eklemlerini özellikle rotasyon ve hiperfleksion hareketleri üzerinde frenleyici etkileri mevcuttur. Rotasyonda faset eklem yüzlerinin, fleksionda ise faset eklem kapsülünün önemli oranda bu hareketleri frenleyici yönde direnç oluşturduğu gözlenmiştir.

    İNTERVERTEBRAL DİSKLER

    Tüm lumbar kolon yüksekliğinin %33 ünü diskler meydana getirmiştir. Bu bölgede yer alan diskler taşıdığı ağırlıkla orantılı olarak en geniş yüzeye sahiptir. Disk kalınlığının vertebra cismi kalınlığına olan oranı mobilitede oldukça önemlidir. Bu oran arttıkça segmentin mobilitesi artmaktadır. Lumbar bölgede bu oran 1/3 olup torasik bölgeden daha fazla, servikal bölgeden ise daha azdır. İntervertebral diskler ortada yer alan nukleus pulpozus, onu çeviren anulus fibrozus ve diskin üst ve altında yer alan, vertebral son plaklar ile yakın ilişki içinde olan kartilajinöz lamellerden meydana gelmiştir. Anulus fibrozusun üst ve alt yüzlerinde yer alan bu lameller; çevrede epifizyal halkaya, merkezde ise kartilajinöz son plağa sıkıca bağlanmışlardır. Anulus fibrozusun en dışında yer alan, vertebral kortekse sıkıca bağlanan, anterior ve posterior longitüdinal ligamentlerle yakın ilişki içinde olan, oldukça dayanıklı liflere Sharpney lifleri denmektedir

    ANULUS FİBROZUS:

    Nukleus pulpozusu saran anulus fibrozus fibroz konsantrik lamellerden meydana gelmiş fibroelastik ağ yapısındadır.Diske gelen kuvvetin %75 ini taşır. Tendon ve diğer ligamentlere göre çok daha esnek olmasının nedeni; yapısını oluşturan liflerin diziliş şekli ve içeriği proteoglikan miktarının fazla olmasındandır. Konsantrik lamelleri oluşturan lifler; disk yüzeyi ile 30 derecelik açı yapacak şekilde ve birbirine komşu iki tabakada ters yönde dizilim gösterirler.Bu dizilim şekli iki vertebranın birbiri üzerinde yuvarlanma (rocker-like) hareketi yapmasına izin verirken, makaslama (shearing) hareketini kısıtlar. Anulus fibrozus esas olarak kollogen yapıya sahip olmasına rağmen %65-70 gibi oldukça yüksek oranda su ihtiva etmektedir.. Kuru ağırlığının %50-55ini kollogen lifler oluşturmakta, geriye kalanını ise keratin sulfat, kondroitin sulfat gibi proteoglikanlar ve glikoproteinler oluşturmaktadır.. Anulus fibrozusun ön tarafı daha kalın ve belirgin olduğu halde arka tarafı daha incedir.

    NUKLEUS PULPOZUS:

    Ortada yer alan nukleus pulpozus visköz bir sıvı kıvamında olup, jelatinöz matriks içine gömülmüş olan gevşek, narin ince kollojen liflerden meydana gelmiştir. Nukleus pulpozus anulus fibrozusun tam ortasında yeralmayıp 1/3 arka kısmına yakın yerleşmiştir. Disk alanının %40-50sini ihtiva eder. Nukleusun ihtiva ettiği lifler jelatinöz matriks içinde merkezde dağınık periferde ise oblik tarzda dizilmiş olup, bu diziliş şeklinin nukleusun fonksiyonunda önemli bir role sahip olduğu düşünülmektedir. nukleus pulpozusun ihtiva ettiği su miktarı anulus fibrozusun ihtiva ettiğinden daha fazla olup genç yaşlarda %88 iken, bu miktar ileri yaşlarda %65 seviyelerine kadar düşmektedir. İhtiva ettiği kollogen, tip II olup kuru ağırlığının ancak %20-30 unu oluşturmaktadır proteoglikanlar (kondroitin 6 ve 4 sülfat, keratin sulfat) ve hyaluronik asit nukleusta bulunan diğer maddelerdir. . Yaşla ve eklem dejenerasyonuyla oranları değişir.

    İntervertebral disk, üstte ve altta vertebral son plaklara sıkıca bağlanan kartilajinöz lameller ihtiva eder..

    Erek postürde kompresyon kuvvetinin büyük kısmı posterior anulus, fleksion postüründe ise anterior anulus tarafından taşınır. Yüksek basınç altında diskten son plaklara doğru sıvı kaçışı olurken, alçak basınç altında diskteki proteoglikanlar çevreden sıvı çekerler. Lumbar fleksionda bu sıvı alışverişi daha fazla olmaktadır. Yük altında, anulus ihtiva ettiği sıvının %11ini nukleus ise %8ini kaybederken içindeki Na ve K gibi su tutucu elektrolitlerin konsantrasyonunun artmasıyla disk uzun süre basınç altında kalsa bile geriye kalan sıvıyı tutarak basınca karşı koyabilir. Disk basınç ortadan kalkar kalkmaz kaybettiği sıvıyı tekrar geri emer. Nukleus ihtiva ettiği suyun 8 misli sıvıyı absorbe etme yeteneğine sahiptir.

    LUMBAR BÖLGE LİGAMENTLERİ

    Lumbar bölge vertebral korpusların ön ve arkasında yer alan oldukça kuvvetli iki ligamente sahiptir.

    Anterior longitüdinal ligament vertebra korpuslarının ön yüzünü örten ve anulus fibrozus lifleri ile yakın ilişki içinde olan oldukça dayanıklı ve geniş bir ligamenttir. Anterior longitüdinal ligament lumbar ekstansiyonu kısıtlayıcı bir fonksiyona sahiptir.

    Lumbar bölgeyi aşırı ekstansiynunu engeller ve böylece ön intervertebral disk aralığının genişlemesinin engellenmesine, arka intervertebral disk arlığının daralmasına ve dolayısıyle bu bölgede yer alan faset eklem yüzlerinin birbiri üzerine binerek zorlanmalarını frenler. Lumbosakral açının dolayısıyle lumbar lordozun arttığı durumlarda bu tablo ortaya çıkmaktadır. Özellikle iliopsoas kasının kısa oluşu, kalça ekstansörlerinin veya abdominal kasların yeterince güçlü olmaması pelvisin yukarı rotasyonunun, diğer bir deyişle posterior pelvik tiltin tam yapılamamasına neden olur ki buda lumbar lordozun artması demektir. Lumbar bölge stabilizasyonunda rol oynayan en önemli ligamenttir.

    Posterior longitüdinal ligament ise vertebra cisimlerinin arka yüzünü örten ve bunlara oldukça sıkı şekilde yapışan bir ligament olup intervertebral disk seviyelerinde anulus fibrozus lifleri ile birleşmek üzere her iki yana doğru bir açılanma gösterir.. Bu ligamentin disk seviyelerinde iki yana doğru ilerleyen bir açılanma göstermesi arkadan diske verdiği desteğin azalması demektir. Bu disk hernilerinin en önemli anatomik nedenlerinden birisidir. Bu ligamentin disk herniasyonunun meydana gelmesinde oynadığı rollerden biride L1 seviyesindenitibaren genişliğin gittikçe azalması ve L5-S1 seviyesinde bu genişliğin yarıya inmesidir.

    Lateral ligament ise anterior ve posterior longitüdinal ligamentler arasında yer alan ve intervertebral disklere sıkıca bağlanan diğer bir ligament olup lateral fleksionlar üzerinde kısıtlayıcı etkisi vardır.

    Ligamentum flavum ise spinal kanalın arkasında laminalar arasında yer alan yanlara doğru intervertebral foramenlere kadar uzanan oldukça esnek bir ligamenttir. Bu esneklik içerdiği yüksek orandaki elastinden kaynaklanmaktadır Üstteki laminanın alt ön yüzüne alttaki laminanın ise üst arka yüzüne yapışan ligament böylece spinal kanalın arka yüzünde nöral yapıları koruyan oldukça esnek bir duvar oluşturur.

    Ortada interspinöz ligament liflleri ile yakın ilişki içindedir. Yanlara doğru geniş bir yelpaze oluşturan bu ligament faset eklemi alttan desteklediği gibi, bu eklemin ön yüzünde de eklem kapsülü olarak görev yapar. Lumbar hiperfleksion üzerinde frenleyici etkisi olup elastik yapısından dolayı tekrar normal postüre dönmede yardımcı rol oynar. Ancak ligamentin bu fonksiyonundan ziyade tüm lumbar bölge hareketlerinde spinal kanalın arka yüzünde yumuşak bir ortam oluşturarak buradaki nöral yapıları koruduğu belirtilmiştir.

    Transvers çıkıntılar arasında yer alan intertransvers ligamentler, spinöz çıkıntılar arasında uzanan interspinöz ve spinöz çıkıntıları üstten örterek ilerleyen supraspinatus ligamentler beraberce çalışarak özellikle bu bölgede oluşan makaslama kuvvetine karşı önemli bir direnç oluştururlar.

    Özellikle supraspinatıus ligamentinin oluşturduğu gerilim vertebralar üzerine gelen kayma kuvvetinin azaltılmasında oldukça önemlidir Lumbar fleksiondan ekstansiona gelirken son 45 dereceye kadar anatomik yapılar gergin ligamentler sayesinde korunmaktadır. Ancak lumbar lordozun erken ortaya çıkması bu yapılar üzerindeki ligament desteğinin kaybına , dolayısıyle ekstansör kasların daha uzun süreli çalışmasına yolaçar.

    LUMBAR BÖLGENİN KAN DOLAŞIMI

    Bu bölgenin beslenmesi direk aortadan olmaktadır. Aortun arkasından çıkan dört çift lumbar arter ilk dört vertebrayı, orta sakral arterden gelen beşinci çift ise beşinci lumbar vertebrayı besler. Sakrum ise superior medial ve hipogastrik arter tarafından beslenir. Posterior sakral foramenden çıkan bu arterler aynı zamanda distal lumbar bölge kaslarının beslenmesinden sorumludur.

    Kapakçıklara sahip olmayan venöz sistem aldığı kanı vena kava inferiora boşaltır. İnternal ve eksternal anterior ve posterior venöz dolaşım arasında oldukça yaygın anastomozlar vardır. Kapak sisteminin olmaması pelvis ile lumbosakral bölge arasındaki venöz dolaşımın oldukça yakın ilişki içinde olmasına neden olur ki buda pelvik bölgeden lumbosakral bölgeye metastazları kolaylaştırmaktadır..

    Doğumda direk kan damarları yoluyla beslenen disk, üçüncü dekada doğru bu damarların tıkanmasıyla kartilajinöz son plaklardan diffüzyon yolu ile beslenir. Lumbar fleksion hareketi intervertebral disklerin beslenmesinde oldukça önemlidir.

    LUMBAR BÖLGE KASLARI

    Bu bölgenin kaslarını örten lumbodorsal fasya; yukarıda kostalara, aşağıda sakruma, yanlarda latissimus dorsi ve transversus abdominis kaslarının fasyalarına, ortada ise spinöz çıkıntılara bağlanmışlardır.

    1-Ekstansörler:

    -Fasyanın altında multisegmental bir dizilim gösteren erektör spina kasları yer almaktadır. Bu kaslar sakrum, iliak kemik, lumbar spinöz çıkıntı ve supraspinöz ligamente sıkıca bağlanmışlardır.Lumbar bölgede başlıca üç kolon oluştururlar.

    En dışta iliokostalis (lateral band), ortada longissimus (orta band), en içte spinalis (medial band). Bu kasların görevi luımbar bölgeyi ekstansiyona ve lateral fleksiyona getirmektir.

    -Erektör spina kaslarının altında transvers spina kasları yer almaktadır

    2-Fleksörler: rektus abdominalis, transversus abdominalis, internal ve eksternal abdominal oblik kaslardır.

    3-Lateral fleksörler: Kuadratus lumborum internal ve eksternal abdominal oblik kaslardır.

    4-Rotatorlar. İnternal ve eksternal abdominal oblik kaslar.

    LUMBAR BÖLGENİN İNNERVASYONU

    Spinal sinirin ikiye ayrılmasıyla meydana gelen posterior primer rami, medial ve laterall olarak ikiye ayrılır.

    .Faset eklemlerinin innervasyonundan medial dal sorumludur.. Her bir faset eklemi birbirine komşu iki medial dal tarafından innerve edilir. Paraspinal kaslar medial dal tarafından , deri innervasyonu ise lateral dal tarafından sağlanmaktadır. Multifidus, intertransversalis, interspinöz kaslar, interspinöz ligament, ligamentum flavum, spinöz çıkıntılar, lamina ve lumbodorsal fasya, posterior primer rami tarafından innerve edilmektedir.

    Lumbar omurganın önemli duyusal innervasyonu sinuvertebral sinir (Luschka’nın rekürren siniri) tarafından sağlanmaktadır. Sinuvertebral sinir, spinal sinir anterior ve posterior olarak ikiye ayrılmadan önce ondan ayrılır. İlgili segmentteki sempatik gangliondan gelen sempatik lifleride bünyesine katarak intervertebral kanal yoluyla spinal kanala giren sinir; pedikül ve posterior longitüdinal ligament civarında inen, çıkan ve transvers dallara ayrılır. Herbir sinir dalı karşıdan gelen simetrik dallarla yaygın anastomoza sahiptir. Posterior longitüdinal ligament, anulus fibrozusun arka dış lifleri, anterior dura mater, posterior vertebral periost ve lateral resessuslar sinuvertebral sinir tarafından innerve olurlar.

    Posterior anulus fibrozusta posterior longitüdinal ligament ile bağlantılı olan sinir sonlanmaları tespit edilmiş olup diskin diğer bölümlerinde sinir sonlanmalarına rastlanmamıştır. . Ağrının kaynağı annulustur ve bu çok zengin paravertebral sempatik zincirle taşınmaktadır

    Nukleus pulpozus ve anulusun nukleusa bakan ve iç kısmında sinir sonlanması yoktur.