Etiket: Harcama

  • Alışveriş Psikolojisi

    Alışveriş Psikolojisi

    “Eğer mağazalara sadece bir şey satın almaya ihtiyacımız olduğunda girseydik ve girdiğimizde de yalnızca almaya ihtiyacımız olan ve almayı planladığımız şeyi almakla kalsaydık, ekonomi çökerdi.” Paco Underhill

    İnsanlar ekonomik faaliyetleri sonucunda elde ettikleri gelir ile yaşam giderlerini karşılar. En temel yaşam giderleri biyolojik ihtiyaçlardır. Gıda, barınma, giyim, sağlık vs… Daha sonra eğitim ve gelişimlerine yönelirler. Bunlar karşılandıktan sonra da tatil ve eğlence faaliyetlerine harcama yapar. Bu genel tespitler geçerliliğini hala koruyabiliyor mu dersiniz? Günümüz de ihtiyaçlar harcamaların çok altında kalmıştır. Ürün çeşitliliği ve niteliği inanılmaz düzeylere ulaşmış, insanların arzularını sürekli satın almaya kamçılamaktadır. Alışveriş merkezleri, mağazalar&marketler zincirleri şehir hayatında sosyal, kültürel ve ekonomik hayatın çok önemli bir parçası haline geldi. İnsanlar gezi, buluşma, sosyalleşme ve harcamayı bu şekilde birleştirmiş oldular. Ancak kontrolsüz, aşırı ve ihtiyaç fazlası harcamalara son zamanlarda daha sık rastlıyoruz. Peki insanların büyük bir kısmı neden ihtiyacı olmamasına rağmen alışveriş ihtiyacı hissediyor? Alışveriş bireyin hangi duygularını tatmin ediyor?

    Alışverişte gerçek ihtiyaçlar dışında 2 faktör etkilidir. Birincisi psikolojik çatışma ve doyumsuzluğun dışa vurumu. Satın almak ve sahip olmak; geçici de olsa insanları rahatlatan, tatmin eden ve güçlü hissettiren, insanlara güven ve haz veren bir olgudur. Aslında İçinde çözemediği duygusal eksiklerini alışverişle kapatmaya çalışan birçok kişi mevcut. İkincisi ise reklamların algı yönetimidir. Yani sanal ihtiyaç oluşturmak. Kişiler ihtiyaçları olduğu için değil, ihtiyacı oldukları düşündürülen şeyleri alırlar. Reklamlarla hangi duygulara göndermeler yapılır? Erkeklerin güce ve cinselliğe düşkünlüğü üzerinden, arabanın motor gücü cinsellikle birleştirilir. Cinsellikle ilişkisi olmayan ürünlere cinsel mesajlar yerleştirilir ve erkeğin bilinçaltına gönderme yapılarak o ürüne ihtiyacı olduğu algısı verilir. Kadınlarda ise içindeki güven ve kendini değerli hissetme ihtiyacı marka algıları üzerinden okşanır. Her markanın bir imaj algısı vardır ve kadınlara o markayı kullandıkları takdirde, bu imaja sahip olacakları ve ihtiyaç duydukları onaya, sınıf aidiyetine ancak bu marka ile kavuşacakları mesajı verilir. Çözüm aslında çok basit ama aynı zamanda çok zordur. Varoluşundaki değeri, kendi içinde bulan insan yani kendi değerini bilen ve kendini seven, kendisiyle barışık insan; onay mekanizması olarak sadece kendi onayını arar, dışarıda onay aramaz ve şişirilmiş maskelere, markalara ihtiyaç duymaz.

    Bazı insanlarda sürekli satın alma dürtü ve davranışı o kadar ilerlemiştir ki artık ciddi bir patolojik bağımlılık tablosu oluşturur. Bu bağımlılığa onyomani diyoruz. Onyomani; alışveriş bağımlılığı ya da takıntılı alışveriş davranışı olarak tanımlanabilir. Çoğu zaman ihtiyaç dışı ve kontrolsüz bir şekilde para harcama, aşırı alışveriş yapma arzusu, alışverişi ve para harcama ile yoğun zihinsel meşguliyet şeklinde gözlemlenir. Kişi ağırlıklı olarak kızgın, üzgün ya da kaygılı hissettiğinde alışveriş yapma ihtiyacı ve arzusu sergiler; alışveriş sırasında keyif, zevk ve coşku; alışverişin kısa süre sonrasında da geçici bir rahatlık, haz ve doyum hissederken; uzun vadede suçluluk, utanç ve sıkıntı hisleri belirginleşmeye başlar. Bir süre sonra, harcanan paranın miktarının ve yapılan alışverişin başlı başına kişinin hayatı için bir problem yaratmaya başlaması ile durum patolojik bir kısırdöngü haline gelir. Kişi, hayatındaki insanlarla ve yakınlarıyla para ve harcamalar konusunda tartışmalar ve çatışmalar yaşamaya başlar. Alışverişin tutarı ve alınanların miktarı konusunda yakın çevresine yalanlar söylemeye başlar; yanında kredi kartları olmadan kendini “eksik”, “yarım” hatta “kaybolmuş” gibi hisseder. Zaman içinde, kişinin özel, ailevi ve sosyal hayatında ilişkisel çatışmalara zemin hazırladığı gibi, mesleki ve maddi problemlere de neden olur.

    Alışveriş bağımlılığından kurtulmak için psikolojik destek, bireysel ve gurup tedavi, aile ve arkadaş desteği oldukça önemlidir. Bunun yanısıra alınabilecek kişisel önlemler şunlardır:

    Eğer böyle bir bağımlılığınız olduğunu düşünüyorsanız daha çok nakit para ile alışveriş yapmaya yönelin, böylelikle ödeyemeyeceğinizin üzerinde kredi harcamamış olursunuz.

    Bir alışveriş listesi yapın ve o listedekiler dışında birsek almamaya özen gösterin

    Alışverişe yalnız çıkmamaya özen gösterin. Yanınızda sizi frenleyecek birilerinin olması oldukça önemli.

    Kendinizi kötü hissettiğiniz ve iyi hissetmek için alışveriş yapma ihtiyacı hissettiğiniz anlarda yürüyüşe çıkın veya egzersiz yapın. Yürüyüşe çıkarken yanınıza para ya da kredi kartı almamaya özen gösterin.

  • Kredi kartları ile evlilikler bitmesin…

    KREDİ KARTI SORUNU

    Aile toplumun en küçük ; en küçük olduğu kadar da etkili bir birimidir. Aile, toplumun değer taşı olan bireyleri yetiştirir ve topluma kazandırır. Toplumu oluşturan bireyler ailenin değer yargıları ile, yaşanmışlıkları ile toplumda kendilerine bir yer bulurlar.
    Aile birliği, çocukların eğitilmesinde, onların bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunmasında önemli bir yer tutar. Anne-baba, topluma birey kazandırmakta rol-model olmaktadır. Bu nedenledir ki anne-baba ilişkilerinin sağlıklı olması, iletişimin güçlü olması çok önem kazanmaktadır. Kopuk ilişkiler içinde büyüyen çocuklar, ailenin olumsuz özelliklerinden yararlanmakta; kendileri için toplumda onaylanmayan davranış ve tutumları benimsemektedirler. Çünkü, aile kendileri ile ilgili sorunlar yaşamakta ve yeni yetişecek filizleri ile ilgilenememektedirler.

    Evlilik birliği kurulurken, nikah memuru iyi günde ve kötü günde beraberlik sözleri ile başlar sözleşmeye… Evlilikte hep iyi günler yaşanmasıdır, tüm dilekler…Ancak, her zaman iyi gün yaşanamayacağını da herkes bilir.

    Evlilik, sözleşmedir ve taraflar birbirlerine kötü günler yaşatmamak için, sevgi dolu ifadelerle EVET derler. Tüm çaba, sevdiği kişiyi üzmemektir. En azından başlangıçta böyledir. Zaman içinde, istemiyerek te olsa bazı pürüzler yaşanması mümkündür. Burada önemli olan iyi niyetli olmaktır. İyi niyetli olduktan sonra ve art niyet düşünülmedikçe çözülemeyecek problem yoktur. Ancak, harcamanın boyutları doğal sınırlar içinde olmadıkça iyi niyet düşünülemez.

    Evlilik, maddi konuların da ortak kararlarla yürütüldüğü bir kurumdur. Günümüzde KREDİ KARTI kullanımı evlilik birliğini sarsmakta, geri dönülmez yollara sevketmektedir. Kredi kartları bireye özel verilmekte, ya da alınmakta…

    Eşler, kredi kartı ile yapılan harcamalardan artık dönülmez yola girildiğinde haberdar olmaktadırlar. Birçok bankadan kredi kartı alınmakta, yapılan harcamalar ödeme sınırlarının çok üstüne taşmaktadır. Kredi kartı kullanımı tamamen bireye ait; ancak olumsuz etkilenim ailenin TÜM bireylerine ait olmaktadır.
    Kredi kartı kullanımı, psikolojik özellikler taşımakta olup; herkes burada başarılı olamamaktadır. Duygularına ve isteklerine yenik düşmektedir. Sanki, ederi yokmuş, ya da başkası ödeyecekmiş gibi kullanılmakta; sonuç AİLENİN HÜSRANI olmaktadır.
    Kredi kartı kullanımı beceri ve ince hesap işi olmakta, toplumda bilinçli ve eğitim düzeyi yüksek olarak görülenlerde dahi problemler yaşanmaktadır.
    Eşler, birbirlerinin harcamaları ve harcama boyutlarından haberdar olmalı; kötü sürprizler yaşanmamalıdır.
    Kötü sürprizlerle sadece aileler yıkılmamakta; cana kast etmelerde sıkça yaşanmaktadır.
    Aile birliğini korumakla yükümlü devlet bir an önce düzenlemeler yaparak; tüm kredi kartı ekstrelerini eşlerin görmelerini sağlamalıdır.
    Kredi kartları, aile dışındaki harcamaların en kolay şekilde yapıldığı alanlardır. Her zaman için kullanılabilecek para vardır. Nakit sıkıntısı bile yaşamazsınız. Ekstrelerde yalnızca size iletildiği için, kimseye hesap vermek zorunda da değilsiniz. Artık eve posta ile de gelmeyebiliyor. Şifrenizi kendinizin bildiği mail adresine hesap bilgileriniz geliyor. Kazanç aile birliği içinde ortak olarak, aile için kullanılması gerekirken aile dışında çok farklı alanlarda kullanılabiliyor. Bu, internet üzerinden kumar da olabiliyor, aile dışındaki kişiler içinde güzel bir fırsat kapısı oluyor.

    Bunun yanında mesleği ve ödeme gücü olmayan 18 yaşını geçmiş kişilere de kredi kartı verilmemelidir, ya da ödemede destek olacak kişinin sınırlama getirmesi sağlanmalıdır. Bu gençlerde hiçbir zaman bütçe oluşturamıyor ve yaşam becerisi edinemiyorlar…

    ÖZNUR SİMAV
    PEDAGOG- AİLE VE İLETİŞİM DANIŞMANI