Etiket: Hafif

  • Kaşlar ve estetik analizi

    Kaş ve göz ilişkisinde kullanılan anatomik tanımlamalar;

    Göz göz kapakları ve kaşların değerlendirmesinde anatomi

    1a; iris, 1b; limbus (iris ile sclerayı ayıran yuvarlak çizgi), 2;sclera(gözün beyaz kısmı), 3; medial canthus;(gözün iç köşesi), 4; lateral canthus(gözün dış köşesi), 5a; alt göz kapağı, 5b; alt göz kapağının serbest kanarı, 6a; üst göz kapağı, 6b; üst göz kapağının serbest kenarı, 7; üst göz kapağı katlantı çizgisi, 8a; kaşın iç kısmı, 8b; kaşın orta kısmı, 8c; kaşın dış kısmı, kaşın kuyruğu

    Kaşlar yüzün ifadesinde önemli bir yere sahiptir. Kaşların aşırı yukarı kaldırılması şaşkınlık ve süpriz ifadesi, kaşın orta kısmının yukarı kaldırılması istenmeyen şaşkınlığı, kaşın iç kısımlarının alta çekilerek birbirine yaklaştırılması dış kısmın kaldırılması ise kızgınlığı göstermektedir.

    Kaşlar etnik özellikler, cinsiyet ve moda eğilimler ile değişmekle birlikte estetik olarak standartları vardır.

    1. Kaşların şekli ve yerleşimi; Kaşlar göz çukuru üst kemik yapısının üzerinde hafif bir eğim ile yerleşmektedir. Kaşın iç ve orta kısmı dış kısmından daha kalındır. Erkeklerde bu yerleşimde ve hafif düzdür. Kadınlarda ise erkelere göre hafif yukarı yerleşmekte ve martı kanadı şeklinde daha açılı yerleşmektedir.

    Erkek kadın kas lokasyonu

    Erkeler ve kadınla arasında kaş şekilleride farklıdır.

    Erkekler ve kadınlarda kas farkı

    2. Kaşların yüzde lokasyonu; ( her iki gözün iç köşeleri arası -intercanthal mesafenormal ise) kaşın iç noktası gözün iç köşesi ile aynı hizada ve üst göz çukuru kemiğinin tam üzerinde yada hafif altından başlamaktadır. Orta kısmı üst göz çukuru kemiğinin tam üzerinde seyretmektedir. Dış kısmı üst göz çukuru kemiğinin daha üstünde seyrederek burun kanadı ile göz dış köşesini birleştiren çizgide sonlanmaktadır. Yüze karşıdan bakıldığında kaş gözün iç köşesinden 10 mm yukarıda olmalıdıır.

    İdeal kas sınırları

    3. Kaşta hafif açılanma; erkeklerde kaşlar hafif eğimli ancak açılanma göstermezken kadınlarda kaş göz irisinin dış kenarı-lümbus hizasında hafif açılanma göstermektedir.

    Kas acılanması

    4. Kaşın iç ve dış köşeleri arasında 10–20° açı bulunmaktadır.

    5. Kaş ile üst göz kapağı katlantı çizgisi arası mesafe 1.6 cm dir.

    6. Kaş ile göz pupili arasında ortalama mesafe 2.5 cm vardır.

    7. Kaş ile saç ön çizgisi rasında mesafe 5–6 cm dir.

    Kaşın şekli kadar kalınlığı da önemlidir.

    0.5 cm den ince ise buna çok ince

    0.6 cm ise ince

    0.6-0.9 cm ise orta

    0.9 cm den kalın ise kalın kaş tanımlaması kullanılmaktadır.

    Kaşın uzunluğuda önemlidir.

    Kas uzunluğu

    Kaşın i noktası-A ve Kaşın dış noktası-B arasındaki mesafe kaş uzunluğu olarak değerlenedirilmektedir. A-B 6 cm ve üzeri ise uzun kaş, 3.8 cm den kısa ise kısa kaş olarak tanımlanmaktadır.

    Günümüzde kaş şekilleri moda anlayışı ile değişmekle birlikte karşılaştırmalı şekil çalışmalarında baş şekline göre kaş şekilleri belirlenmiştir.

    Kas şekilleri

    Kadınlarda kaş şekilleri

    Erkeklerde kas yapısı

    erkeklerde kaş şekilleri

    Yüzün şekline göre kaş şekilleri uygulanmalıdır. Kadınlarda ve erkeklerde yüz şekilleri hemen hemen aynıdır.

    Kaşlar ile göz arasındaki mesafe önemlidir. Kaşlar gözlere yaklaştıkça gözler normalden daha büyük görünmektedir. Güneşin batarken ufuk çizgisinde görünürken çok büyük olarak algılanması gibi.

  • Mikrodermabrazyon

    Geçen hafta size genel olarak Peeling çeşitlerinden ve yararlarından bahsetmiştim. Bu hafta tanıtmak istediğim bir başka yöntem, MİKRODERMEBRAZYON. Bu mekanik bir peeling türüdür. Avrupa ülkelerinde ve Amerika’da uzun zamandan beri kullanılmaktadır. Sık sık manşetlere çıkmasa bile, ülkemizde de oldukça yaygındır.

    Mikrodermabrazyon gayet sade bir sistemdir. Kullanılan cihaz iki tüpten oluşur. Tüplerden biri boştur. Diğerinin içinde alüminyum hidroksit kristalleri bulunur. Peeling uygulaması yapılırken, belli bir basınç ile, son derece ince aluminyum hidroksit kristalleri püskürtülür. Seanslar 15 dakika kadar sürer. Kesinlikle hiçbir acı veya rahatsızlık duyulmaz.

    Cilde çarpan kristaller, cilt yüzeyini hafifçe aşındırırken, alt deriyi uyarır. Esasında cildi yenilemek için yapılan tüm tedaviler, hafif aşındırma ve uyarma sayesinde etkili olur. Mikrodermabrazyon uygulamasında, hasta bu aşınmayı hissetmez. Ama cilt doğal bir tepki gösterir ve bu bölgeyi hemen onarmaya çalışır. Böylece yeni, taze hücreler üretmeye başlar. Hafif aşınma, ölü derinin soyulmasını ve taze bir deri oluşmasını sağlar.

    Zaman içinde çukurlar daralır, küçülür, giderek belirsizleşir. Bu arada, cildin tümü canlanır ve pürüzsüzleşir. Sonuçta cilt gençleşir, gerginleşir ve tazelenir. Seans sayısını soracak olursanız, bu sayı cilt tipine ve izlerin derinliğine göre değişir. Bazı derin çukurlar için daha fazla tekrar edilmesi gerekli olabilir.

    Mikrodermabrazyon yöntemi, ciltte oluşan düzensizliklerde, akne izlerinde, kaza sonrası ya da ameliyat sonrasında oluşan izlerde, özellikle kullanılır. Hamilelikte oluşan çatlakları gidermekte çok etkilidir.

    Mikrodermabrazyon tedavisi :

    § İnce kırışıklıkları azaltır,

    § Ciltte kan dolaşımını düzenler,

    § Cildin yeniden nefes almasını sağlar,

    § Üst deri tabakasında bulunan hafif lekeleri giderir,

    § Kollajen, elastin sentezini olumlu yönde etkiler,

    § Sarkmaya eğilimli ciltlerde toparlanma yaratır,

    § Yeni oluşan gebelik çatlaklarını giderir,

    § Ameliyat, kaza ve akne izlerini hafifletir,

    § Bazı araştırmalara göre, kanserojen hücrelerin ve virüslerle oluşan bazı siğil türlerinin yok edilmesine yardımcı olur.

    Mikrodermabrazyon yöntemi, en fazla çukur sivilce izleri için kullanılır. Çünkü Mikrodermabrazyon ile artan ve kalınlaşan kollajen, çukurları giderir.

    Hamile kadınlarda meydana gelen çatlaklar, henüz pembe veya mor renkte iken, mikrodermabrazyon ile tedavi edilmeleri mümkündür. Bu çatlaklar beyazlaştıktan sonra yapılabilecek fazla birşey yoktur.

    Bugüne kadar, mikrodermebrazyon ile pek çok iyi sonuçlar aldım. Bütün tedaviler yararlı oldu ama özellikle umutsuz gibi görünen akne izlerinde gözle görülür düzelmeler izledim.

    Bu haftalık da bu kadar. Haftaya yeni konularda buluşmak üzere hoşçakalın.

  • Fraksiyonel lazerler

    Fraksiyonel lazer ile cilt yenileme epidermis (üst deri) ve dermis (alt deri) etkili olan yeni bir yöntemdir. Fraksiyonel lazerler, lazer ışığının minik sütunlar halinde deride ısı hasarı yaratması ile etkili olurlar. Bu sütun halindeki ısı hasar alanlarına, mikrotermal tedavi bölgeleri (MTB) denir. Fraksiyonel teknolojilerde MTB alanlarının etrafındaki deri alanı sağlam kalır. Bu yüzden ısı hasarı görmüş MTB hızla etraftaki sağlam deriden gelen hücrelerle hızla onarılır.

    Fraksiyonel lazeler üst deride minik alanlar halinde hücreleri yeniler. Bu yenilenme esnasında üst deriye ait lekeler giderilebilir. Alt deride ise sütunlar halinde ısı hasarı yapar ve bu bölgelerde yeni kollajen oluşumunu tetikler. Alt derideki bu yenilenme yara izi, kırışıklık ve sivilce izi tedavilerinde etkili olabilir.

    Fraksiyonel lazer uygulamalarında:

    Fraksiyonel lazerler için açık renk ciltler ideal vakalardır. Ancak koyu tenli hastalarda da kullanılabilir. Yüz dışında boyun, gövde ve kollarda kullanılabilir.

    Uygulama esnasında bazı hastalarda rahatsızlık hissi olabilir. Lokal anestezik kremler veya soğuk hava üfleyen aletlerle bu rahatsızlık hissi kolayca giderilir.

    İşlem sonrasında hafif bir kızarıklık ve ödem olabilir. Ciltte hafif soyulmalar ve bronzluk olabilir. Ancak bu tür durumlar 3-7 gün içinde geriler.

    Fraksiyonel lazerlerde beklentiler gerçekçi olmalıdır. Hafif orta dereceli kırışıklık, lekeler ve yüzeyel sivilce ve yara izlerini giderebilir. Derin kırışık, leke ve izlerde hafif düzelmeler yapabilir.

    Fraksiyonel lazerde tedaviler seanslar halinde yapılır. Şikayetin cinsine göre en az 5 seans 2-4 hafta aralıklarla yapılabilir.

    Fraksiyonel lazer kullanılmaması gereken durumlar:

    6 ay içinde oral isotretinoin kullanılmamış olmalıdır.

    Deride aktif enfeksiyon olmamalıdır.

    Hamile kişilerde uygulanmaz.

    Gerçeğe uymayan beklentileri olan hastalara uygulanmaz.

    Fraksiyonel lazer uygulama sonrasında bakım:

    Operasyon sonrasında şikayetler hafif ve geçicidir. İşlemden sonra birsat kadar güneş yanığı duygusu hissedilebilir.

    Tedavi sonrası makyaj yapılabilir.

    Fraksiyonel lazer sonrası hafif nemlendiriciler sürülebilir.

    Yüzde ödem olursa buz paketleri ile soğutma faydalı olabilir.

    Fraksiyonel lazer sonrası 6-12 ay süre ile güneşlenmekten kaçınılmalı ve güneşten koruyucu kullanılmalıdır.

    Fraksiyonel lazer tedavi sonrası yan etkiler:

    Lazerlerde görülen yan etkiler fraksiyonel lazer uygulamalarında olabilir. ancak yan etki görülme oranı oldukça düşüktür.

    Geçici veya kalıcı lekelenme

    Renk açılma alanları

    Herpes enfeksiyonu atağı

    Enfeksiyon

    Yara izi

  • Bebeklerde kolik nednleri

    Kolik nedir?

    3 haftadan fazla süren, haftada üç günden fazla, 3 saati geçen ağlama ve huzursuzluk nöbetlerini kolik olarak adlandırıyoruz. Kolik genellikle doğumdan 3 hafta sonra başlar ve 3 aya kadar devam edebilir. Bebeklerin % 5 ile % 25 inde görülmektedir. Koliğin etkin bir tedavisi olmamakla beraber, bebeğin ağrısını azaltacak yardımcı ilaçlar ve masajlar, bazı seslerin dinletilmesinin bebeğe faydası olabilmektedir.

    Bebeklerdeki ağlama nöbetlerine yüksek tonda çığlık atma, yüzde kızarma ve inleme, bacakları karnına çekme, kafasını geriye atma, yumruklarını sıkma, gaz çıkarma, tahta gibi sert bir karın ve huzursuzluk eşlik eder. Ancak burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta; bu sorunlara neden olabilecek başka bir hastalığın olup olmadığıdır. Bunun içinde bir hekim muayenesi şarttır. Bebeklerde; fıtık, barsak düğümlenmesi, orta kulak iltihabı, idrar yolu enfeksiyonu gibi problemler de çok ağlamaya yol açar ve bebeğin kolik sorununu taklit edebilir.

    Koliğin kesin olarak bir nedeni tespit edilememiştir. Sadece bazı teoriler ortaya atılmıştır. Barsak gelişiminin yetersiz olması, besin alerjileri, barsak hareket azlığı, formüla mama intoleransı, gebeliğin stresli geçmesi, annenin alkol kullanması, anne yaşının küçük olması, ailenin sosyal şartlarının kötü olması gibi durumlar kolik riskini artırmaktadır.

    Bebeklerde koliği gidermek için bazı öneriler bulunmaktadır. Bunlar davranış değişiklikleri, diyet değişikliği, bitkisel çaylar, bazı seslerin bebeğe dinletilmesidir. Bebeğin kucağa alınması, hafif hafif sallanması, yumuşak bir ses tonu ile onunla konuşulması, gürültüsüz ve loş ışıklı bir odaya alınması, gözlerinin içine bakarak karnına sıvazlama yaparak masaj yapmak önlem olarak denenebilir. Tek başına anne sütü ile beslenen bebeklerde diyet değişikliği yapmaya gerek yoktur. Mama ile beslenen bebeklerde laktozsuz mamalar ya da alerjisi olan bebeklerde hidrolize alerji mamaları denenebilir. Bitkisel çayların kolik tedavisinde etkili olduğunu gösteren araştırma az sayıdadır. Rezene, meyan kökü, papatya kolik tedavisinde en sık kulla­nılan bitkilerdir. Melisa, rezene ve matricariae recutita karışımıyla yapılan çalışmada bir haftadan sonra ağlama zamanı azalmış, yan etki saptanmamıştır. Yine bir araştırmada kolikli bebeklerde beş değişik bitkinin karışımından yapılan bir bitkisel çay kullanmışlar ve anlamlı etkili bulmuşlardır. Bebeklerde kolik için kullanabilecek ağrı kesiciler ve gaz damlaları mevcuttur. Bunların doktor önerisi olmadan kullanmak doğru değildir.

    Gaz sancısı (kolik) nedeniyle ağlayan bebek nasıl sakinleştirilir

    Kolik selim bir durumdur ve pek çok vakada 3 ay sonra ortadan kaybolmaktadır. Ağlayan bir bebeği sakinleştirmek için birçok yöntem var­dır. Ancak, bir bebeğin yatıştırılmasını sağlayan bir yöntem bir diğerinin daha çok ağlamasına neden olabilir. Yavaş tonda bir şeyler mırıldanır­ken bebeğin gözlerinin içine bakmak ve onu hafifçe sallamak, genellikle yararlı olmak­tadır. Ağlayan bebeği rahatlat­mak için aşağıdaki yöntemlerde denenebilir:

    Bebeğin kucakta, pusette, yatağında, hamakta, bebek altı haftalıktan büyükse otomatik bebek salıncağında ritmik şekilde yavaş yavaş sallanması. Çok sert ve hızlı sallama boyunda yaralanmaya yol açabileceğin­den dikkatli olmak gerekir.

    Kucakta hafif hafif sallayarak gezdirmek.

    Bebeğin kanguru içinde ya da annenin/ bakıcının kucağında tutulması. Bazı bebekleri sıkıca, kun­daklar gibi sarmak işe yarayabilir.

    Bebeğin karnına sıcak havlu sarmak

    Bebeğe ılık banyoya yaptırmak

    Şarkı veya ninni söylemek. Bebeğin hangi müzik türünden hoşlandığını keşfetmeye çalışmalıdır.

    Ritmik seslerden yararlanma. Birçok bebek vanti­latör ya da elektrik süpürgesinin sesiyle, rahim içinde duyduğu guruldamaların teyp kaydıyla, doğadaki seslerle ya da babalarının sesleriyle sakinleşebilmektedir.

    Bebeğe masaj yapılması. Okşanmaktan ve doku­nulmaktan hoşlanan bebekler için masaj, sakin­leştirici olabilir.

    Kısa bir süre, annenin/bakıcının sırt üstü yatarak bebeği, üzerine yüzü koyun yatırması.

    Basınç uygulama tekniği: Bebek kucağa alınır, annenin/ bakıcının karnı üzerine yatırılır ve hafif­çe sırtına vurulur ya da sırtı sıvazlanır. Bu, birçok bebeğin çok sevdiği bir yöntemdir.

    Bu yöntemlerin etkinliği tam olarak bilinmemektedir. Ama bir çok bebek bu yöntemlerden bir veya bir kaçı ile sakinleşmektedir. Bütün bunların dışında kolikle başa çıkamadığını düşünüyorsanız, doktorunuza danışarak ilaçla tedavi yöntemini tercih edebilirsiniz. Fakat bilmelisiniz ki, koliği kesen sihirli bir ilaç yok. Ve ilaçların da yan etkileri olabilir.

  • Bel ağrısı neden olur ? Bel ağrısını tetikleyici sebepler nelerdir ?

    Ailesinde bel fıtığı olanlar ne yapmalı? Bel ağrısını hafifletmenin yolları nelerdir ? Hayatı boyunca “uff belim çok ağrıyor” demeyen, bir sancıyla belini tutmayan var mı? Veriler öyle gösteriyor ki, insanların yüzde 80’i hayatının bir döneminde bel ağrısı yaşıyor. Bunun rastlanan en sık sebebi; iki omur arasındaki eklem kıkırdağının bozulması ve buna bağlı oluşan fıtık. “NEDEN BEL FITIĞI” DERSENİZ…

    Belde oluşan fıtıklaşmanın tetikleyici sebepleri arasında pek tabii “sigara” yine üst sıralardaki yerini alırken; yaş, cinsiyet, beli fazla zorlama da etkenler arasında. .. “Genetik” mi derseniz, yüzde 74’lük orandaki ailesel kalıtım hiç yabana atılır bir oran değil.

    AİLESİNDE BEL FITIĞI OLANLAR NE YAPMALI?

    Malum, ağaç yaşken eğilir. Tedbir küçük yaşta ele alınmalı. “Nasıl mı” derseniz; ilkokul çağındaki çocuğun sırtına kendinden ağır bir çanta takılmaması, kilo kontrolünün o yaşlarda doğru yönetilmesi, hareketi alışkanlık haline getirmesi sağlanarak.

    BASİT ÖNLEMLERLE BELİNİZİN YÜKÜNÜ HAFİFLETİN

    Uzun süre ayakta durmaktan ve/veya oturmaktan kaçının Oturma esnasında sıkça pozisyon değiştirin İş yerinde otururken, kalçalarınızı ileri doğru eğin ve belinizdeki eğriyi düzleştirmek için ayaklarınızı bir tabureye veya kutuya uzatın. Her yarım saatte bir kalkıp şöyle bir dolaşın Sırtınızı düz tutun ve ağır bir şeyi kaldırmaya yardımcı olması için sırt kaslarınızın yerine bacak kaslarınızı kullanın Fazla kilo almayın.

    BEL AĞRIMI HAFİFLETMEK İÇİN NE YAPABİLİRİM?

    Ağrıyan bölgeye sıcak veya soğuk uygulaması yapın Sıcak bir banyoda oturmak yardımcı olabilir, ancak küvete girip çıkarken dikkatli olun Hafif sırt masajı yaptırın.

    Belinizdeki baskıyı bir miktar hafifleteceğinden, karnınızı hafifçe kaldırmak için karın bağlayıcı kullanın Özellikle ayakta uzun süre kalıyorsanız mutlaka tabanınızı destekleyen ayakkabılar giyin.

    Ağrıyan taraf üstte kalacak şekilde yan uyuyun Kollarınızda, dizleriniz arasında ve / veya sırtınızın arkasında bir yastıkla destekleyin Egzersiz, sırt kaslarını güçlendirmeye yardımcı olur ve eklemleri doğru konumda tutar. Hafif bir egzersiz yapın ve 20 dakika yürüyüşün ardından belinizi gerin.