Etiket: Gün

  • Kronik ağrı nedir ?

    Herkes bazen ağrı hisseder – burkulmuş bir ayak bileğinin bıçak sokulmuş gibi keskin ağrısı, bir başağrısının zonklayıcılığı, çok fazla aktivite yüzünden kaslarda hissedilen acı vb. gibi. Bu tip ağrı, akut ağrı olarak adlandırılır ve çoğunlukla bir hastalık, yaralanma veya cerrahinin sonucunda hissedilir. Akut ağrı genellikle uzun sürmez ve siz iyileşirken geçer.

    Kronik ağrı farklıdır. Kronik ağrı, bir hastalık veya yaralanma düzeldikten sonra da devam edebilir. Tedavi edilemeyen veya tedavi edilmesi zor olan tıbbi bir durumdan kaynaklanabilir. Veya bazı olgularda kronik ağrının belli bir sebebi yoktur. Kronik ağrı, bedenin herhangi bir kısmını etkileyebilir ve her tür his ve yoğunluğu kapsar. Ağrı, karıncalanma veya darbe şeklinde, yanıcı tarzda, künt veya keskin olabilir. Yaygın görülen kronik ağrılar içinde, artritler, bel ağrısı ve başağrıları yer alır.

    Kronik ağrı, sinir bozucu ve yorucu olabilir. İşinizi, uykunuzu, duygusal sağlığınızı, cinselliğinizi, aile ve arkadaşlarınızla ilişkilerinizi etkileyebilir. Ancak, ağrının üstesinden gelme ve onu kontrol etmenin yolları vardır. Burada kronik ağrı için birkaç tedavi seçeneği anlatılmaktadır ve aktif ve üretken bir yaşamdan zevk alabilmeniz için kronik ağrınızla nasıl başa çıkıp onu kontrol edeceğinize dair fikirler sunulmaktadır.

    Kronik Ağrının Sebebi Nedir?

    Bazen, kronik ağrı, eklemlerde ağrılı bir enflamasyon yaratan bir artrit veya kaslarda ağrı ve acıya neden olan fibromiyalji gibi kronik bir duruma bağlıdır. Kronik ağrı, sinirleri yaralayan bir kazadan, enfeksiyon veya cerrahiden de kaynaklanabilir.

    Ağrınızın kaynağını bulmak için sağlık uzmanınız şunları yapabilir:

    Tıbbi geçmişinizi inceler

    Fizik muayene yapar

    Durumunuzu daha kapsamlı değerlendirmek için, tıbbi geçmişinize dayanarak tıbbi testler önerir.

    Bu adımlar, daha fazla tedavi gerektirebilecek kanser vb. birtakım durumları elemeye yardımcı olur ve bazı olgularda da, ağrınıza neden olan özel bir durumu sağlık uzmanınızın keşfetmesini sağlar. Ancak, çoğunlukla tıbbi değerlendirmeler ve testler kronik ağrının nedenini kesin olarak belirleyemez veya basit bir tedavi bulamaz.

    Ağrınıza neyin sebep olduğunu bilmemek sinir bozucu olabildiği halde, daha kapsamlı testler ve muayenelerden bir sonuç elde edemeyebilirsiniz. Baştanbaşa yapılan tıbbi bir değerlendirme ile ağrınızın nedeni olabilecek ciddi durumlar seçeneklerden silindiyse, daha fazla test yaptırmaya odaklanmaktan ziyade ağrınızla etkili şekilde baş etme yolları konusunda çalışmayı daha yararlı bulabilirsiniz.

    Ağrımla Nasıl Başedebilirim?

    Kronik ağrı, yaşamınıza ve sağlığınıza büyük ölçüde zarar verebilir. Ağrınız olduğunda, formdan düşebilir, uykusuzluk çekebilir, öfke, kaygı/endişe veya depresyon hissedebilirsiniz, beslenme ve stres yönetimi gibi genel sağlık konularını gözardı edebilirsiniz. Başlangıçta gözünüzü korkutabilirse de, kronik ağrınıza rağmen hayatınızın kontrolünü tekrar elinize almada size yardımcı olacak sağlıklı seçimler yapabilirsiniz.

    Aşağıdaki adımlar, ağrınızı kontrol etmenize ve rahatlamanıza yardım edecektir. Bu adımları izlerken, yol boyunca kendinize hedefler belirleyin. Bunlar sizi organize edecek ve değişime yönlendirecektir. Ayrıca olumlu yönde ilerlemenize yardımcı olacak, amaç duygusu verecek ve elde ettiğiniz başarılarla da, özsaygınızı ve kendinize güveninizi inşa edebileceksiniz. Ağrıyla baş etmede kısa ve uzun dönemli hedefler geliştirirken, hedefleriniz aşağıdaki gibi olsun.

    Özgünlük: Her bir hedefin mümkün olduğunca kendine has olmasını sağlayın.

    Ölçülebilirlik: Özel, ölçülebilen eylemler üzerinde durun.

    Erişilebilirlik: Bu hedefe ulaşıp ulaşamayacağınızı kendinize sorun.

    Gerçekçilik: Her bir hedefin gerçekçi olup olmadığını kendinize sorun.

    Takip edilebilirlik: İlerlemenizi nasıl takip edebileceğinizi kararlaştırın.

    Sorularınız varsa veya hedef belirleme konusunda ya da aşağıda anlatılan konuların herhangi birisiyle ilgili daha çok bilgi edinmek istiyorsanız sağlık uzmanınızla görüşünüz.

    Ağrı döngüsünü bilin

    Kronik ağrının en belirgin etkilerinden biri, günlük aktivitelerinize getirdiği değişikliktir. Her zaman yaptığınız işler daha zor veya imkânsız bir hale geliyor gibi gözükür. Ağrı yüzünden aktivitenizi azaltabilirsiniz. Düzenli fiziksel aktivitenin olmaması, formunuzu kaybetmenize ve kolaylıkla yorgun düşmenize neden olabilir. Kondisyonun bozulması (sağlıksızlık durumu), iyileşme umudunuzu azaltabilir; bu da depresyon, endişe ve strese yol açar. Ağrının artması, fiziksel aktivitelerinizi daha da kısıtlar ve ağrı döngüsü böyle devam eder

    Ağrı döngüsünü kırmak için, artan stres, sağlıklı olmayan alışkanlıklar, depresyon ve endişe gibi, kronik ağrıda çoğunlukla rastlanan problemlere yönelik adımlar atmalısınız.

    Stresi yönetin

    Ağrınız olduğunda, günlük hayatın stresleri ile başetmeniz güçleşir. Basit tartışmalar, büyük problemler gibi gözükebilir. Stres, kaslarınızı germek, dişlerinizi gıcırdatmak ve omuzlarınızı sıkmak gibi ağrınızı daha da şiddetlendiren bir takım şeyleri farkında olmaksızın yapmanıza da neden olabilir. Ayrıca, sadece ağrı hissetmek bile çoğunlukla son derece stresli bir durumdur.

    Sizi neyin strese soktuğunu öğrenin ve sonra da yapabildiğinizde stresi azaltmak için harekete geçin. Örneğin, gününüzü planlamak, programınızı basitleştirmek, düzenli olmak ve gün boyunca molalar vermek, kronik ağrı ile birlikte gelen stresi yenmede size yardımcı olabilir.

    Sağlıklı alışkanlıklara devam edin

    Tıbbi durumunuz ne olursa olsun, elden geldiğince sağlıklı olmak önemlidir. Kronik ağrınızla uğraşırken sağlıklı alışkanlıkları sürdürmek özellikle çok önemlidir. Aşağıda okuyacaklarınız, kronik ağrıya rağmen hayatınızın kontrolünü tekrar ele geçirmenize ve sağlıklı kalmanıza yardım edebilir.

    Egzersiz. Egzersizin ağrıyı kötüleştirdiği yaygın bir inanıştır. Gerçekte, egzersiz ağrıyı azaltabilir, depresyon ve endişeyi hafifletebilir. Aktivite, ruh halinizi ve tüm sağlığınızı da iyileştirebilir. Egzersizden kaçınmak formunuzu kaybetmenize neden olabilir ve bu da ağrınızı arttırabilir. Size uygun bir egzersiz programı hazırlaması konusunda sağlık uzmanınızla konuşun.

    Uykusuz kalmayın. Çoğu insan, dinlenmiş hissetmek için gecede yedi sekiz saatlik uykuya ihtiyaç duyar. Bol bol uyumanız, günü karşılamak için size gereken enerjiyi sağlayacaktır. Uyumaya yardımı olması için birtakım iyi uyku alışkanlıkları geliştirin; örneğin her gün aynı zaman dilimi içinde yatağa gidin ve sabah da aynı saatte kalkın; bir uyku vakti alışkanlığınız olsun, uyumak için hoş rahat bir ortam yaratın ve kafeinden uzak durun. Ayrıca düzenli egzersiz de daha iyi bir uyku uyumanıza yardım edebilir.

    İyi beslenin. Bedeninizin iyi çalışmasını sürdürecek besinlerin doğru karışımını veren bazı yiyeceklerden oluşan bir beslenme tarzı, daha iyi hissetmenize yardımcı olabilir. Herkes için uygun tek bir mükemmel beslenme tarzı olmadığı halde, sağlıklı beslenmenin genel prensipleri şunları içermektedir:

    Daha fazla meyve, sebze ve tam tahıllar yiyin.

    Doymuş yağ ve kolesterolü azaltın.

    Şekeri ve tuzu azaltın.

    Orta büyüklükte porsiyonlar yiyin.

    Alkollü içkiyi azaltın.

    İyi beslenmek, bedeninize ve zihninize çalışmaları için ihtiyaç duydukları yakıtı sağlar. Sağlıklı bir beslenme tarzı izlemek için bir anlaşma yapmanız -ve buna sıkıca uymanız-, fiziksel sağlığınızın ve iyi hissetmenizin kontrolünü ele geçirmeye yardım edebilir.

    Temponuzu ayarlayın. Kronik ağrısı olan birçok kişi için ağrı her zaman aynı değildir. Bazı günler diğer günlerden daha iyi hissedebilirsiniz. İyi günlerde kendinize çok fazla yüklenmemeye dikkat edin. Aşırı yüklenme, sonraki günlerde ağrınızı ve rahatsızlığınızı arttırabilir. Kötü günlerde bile kalkıp aktif olduğunuzdan emin olun. Mümkün olduğunca ılımlı bir tempoya bağlı kalın.

    Gevşemeyi öğrenin

    Gevşemek, huzurlu olmak veya dinlenmekten daha fazlasıdır. Gevşemek, gerginliği bedeniniz ve zihninizden çıkarıp atmaktır. Rahat solunum veya kademeli kas gevşemesi gibi gevşeme tekniklerini çalışmak, kronik ağrınızı kötüleştirebilecek stresi hafifletmeye yardımcı olabilir. Gevşeme, kas spazmlarını önleyebilir ve kas gerilimini azaltabilir.

    Sosyal iletişime devam edin

    Kronik ağrı ile uğraşırken, kabuğunuza çekilebilir, arkadaşlarınız ve ailenizden uzaklaşmaya başlayabilirsiniz. Ancak, sizi seven, önemseyen kişilerle bağlantınızı kesmemeniz önemlidir. Arkadaşlarınız ve aileniz ağrınızın üstesinden gelmenize yardımcı olabilirler ve dikkatinizi kronik ağrıdan uzaklaştırabilirler. Cesaret verici sözler söyleyebilir, destek olabilir ve yardıma ihtiyacınız olduğunda yardım eli uzatabilirler. Yakın olduğunuz bu kişilerden uzaklaşmak yerine, ağrınız konusunda onları bilgilendirin ve ağrınızın onları nasıl etkilediğini size söylemelerine izin verin.

    İlaçları akıllıca kullanın

    Kronik ağrısı olan çoğu kişi için ilaçlar, tedavi planının bir parçasıdır. İlaçlar uygun şekilde kullanıldıklarında:

    Bazı kişiler için sınırlı yan etkilerle beraber ağrıyı azaltır.

    Her zamankinden daha şiddetli olduğunda, ağrıyı kontrol eder.

    Ağrıyı kötüleştirebilen, depresyon, endişe veya uykusuzluk gibi diğer durumları tedavi eder.

    Kronik ağrıda kullanılan ilaçlar şunlardır:

    Analjezikler (Ağrı kesiciler). Bu ilaçlar, ağrı sinyallerinin beyne gidişini engellerler. Ağrı kesiciler reçeteli ve reçetesiz olabilir, asetaminofen, nonsteroid antienflamatuar ilaçlar ve COX inhibitörleri bunlar arasında yer alır.

    Opioidler (Narkotikler-Uyuşturucular). Narkotikler, sadece reçete ile satılan güçlü ağrı kesicilerdir. Ancak, hafif baş dönmesi, uyku hali, düşünce bulanıklığı veya kabızlık gibi birtakım istenmeyen yan etkiler oluşturabilirler. Bu yan etkileri yüzünden, şiddetli ağrıya karşı savaşmak için kısa süreliğine kullanılabilirler. Ciddi artrit veya kanser gibi durumlara bağlı sürekli şiddetli kronik ağrı yaşamadığınız sürece uzun dönemli kullanılan ilaçlar değildirler.

    Topikal ilaçlar. Topikal ilaçlar, bir bölgedeki ağrıyı tedavi etmek için cildinize sürdüğünüz krem veya jellerdir. Sinir ağrısını ve enflamasyonu hafifletmede yardımcı olabilirler.

    Kas gevşeticiler. Ağrınız kas spazmları ile beraberse, spazmları kontrol etmek için kas gevşeticiler kullanılabilir. Genellikle fibromyalji gibi durumların tedavi sürecinde kas gevşeticiler kullanılmaz.

    Nöbet karşıtı ilaçlar. Kronik ağrısı olan birçok insan nöbet geçirmez. Ancak, nöbeti engellemek için kullanılan ilaçlar kronik ağrıyı tedavide yardımcı olabilir, çünkü bu ilaçlar sinir irritasyonu veya yaralanma yüzünden ortaya çıkan bıçaklama tazı keskin veya sancı şeklindeki ağrıyı kontrol edebilirler.

    Antidepresanlar. Depresyon belirtisi veya bulgusu taşımasanız bile, sağlık uzmanınız size antidepresan yazabilir, çünkü bu ilaçlar ağrınızı azaltmaya yardımcı olabilir. Bunlar ayrıca daha iyi uyumanıza da yardım edebilir.

    Hangi ilaçların sizin için uygun olduğunu sağlık uzmanınızla görüşün. İlaç tedavisinin, kronik ağrınız için hazırlanan tedavi planının genellikle sadece bir parçası olduğunu unutmayın.

    Depresyon ve endişe için tedavi isteyin

    Kronik ağrı, depresyonun bir şekli veya bir endişe bozukluğu olmadığı halde, depresyon ve endişe çoğunlukla diğer birçok uzun dönemli tıbbi durumla birlikte oldukları gibi, kronik ağrıyla da beraberdirler. Kronik ağrı ilk defa veya daha sonra kısa dönemler için ortaya çıktığında korkmak ve endişelenmek doğaldır. Ancak, birkaç aydır sürüp giden depresyon veya endişe belirtileriniz varsa veya bunlar günlük yaşamınızı engellemeye başladıysa, sağlık uzmanınızla konuşun.

    Depresyon ve endişe, ağrınızı daha da kötüleştirecek karmaşık durumlardır. Ancak kronik ağrısı olan birçok kişi bu rahatsızlıklar için yardım istemez çünkü bunları hastalık olarak kabul etmez. Bunun yerine, bu sorunları yenebilmeleri gerektiğini düşünürler. Depresyon ve endişe için etkili tedaviler mevcuttur ve çalışmalar, bu rahatsızlıkların tedavi edilmesinin ağrıda azalmaya neden olduğunu veya ağrıyı çözmeyi kolaylaştırdığını göstermiştir.

    Tamamlayıcı tedavileri keşfedin

    Başka tıbbi bakım ile beraber kullanılan tamamlayıcı tedaviler, ağrınızı hafifletebilir. Kronik ağrı için kullanılan tamamlayıcı tedaviler şunlardır:

    Akupunktur

    Aromaterapi

    Biofeedback

    Kayropraktik tıp

    Beslenme ve bitkilerle tedavi

    Masaj

    Sonuç

    Kronik ağrı bazen bunaltıcı olsa da, hayatınızı yönetmesi gerekmez. Kronik ağrınız konusunda bir tedavi planı oluşturmak için sağlık uzmanınızla beraber çalışarak ve işinize yarayacak ağrı yönetimi stratejileri bularak kontrolü ele alabilirsiniz. Ağrı yönetiminde aktif rol almanız kendinize güveninizin artmasına yardım edecek ve sizi daha üretken ve sağlıklı bir yaşama taşıyacaktır.

  • Boyun fıtığında mikrocerrahi teknikler

    Uygulanan konservatif tedavi ( İstirahat,ilaç td vs) şikayetleri gidermediyse boyun omurilik sinirlerindeki sinirler üzerindeki baskıyı kaldırmak ve olası nörolojik komplikasyonları (kas güçsüzlüğü, yürüyememe, idrarını yada gaitasını tutamama, iktidarsızlık gibi) önlemek amacıyla cerrahi tedavi düşünülür.

    Günümüz modern araştırma teknikleri ( MRI CT gibi), yine günümüz modern cerrahi teknikleri ( mikrocerrahi gibi) artık boyun fıtığını kader olmaktan çıkarmış hasta konforunu üst seviyeye taşımış, iyileşme periodunu çok kısaltmıştır.

    Yalnız boyun fıtıkları değil boyunda kaymalar, darlıklar çeşitli enstrumasyonlar ile sıfır hata ile onarılmaktadır. Hasta aynı gün yada bir gün sonra yürüyüp taburcu olmakta ve işin ağırlığına göre 3 gün yada bir haftada işinin başında olmaktadır.

  • Bel ağrısı son yıllarda neden daha çok korkutur hale geldi?

    Son günlerde daha çok karşılaştığım ve giderekte daha fazla ve daha erken başvuruya neden olduğunu gördüğüm şikayetlerin başında bel ağrıları geliyor. Öyle ki beyin cerrahisi polikliniğine günlük başvuruların neredeyse %90’ını oluşturmaya başladı. “İnsanımızı neden bu kadar fazla korkutuyor?” diye düşünmeye başladım.

    ilk aklıma gelen yöresel olarak insanların daha fazla fiziksel zorlayıcı işlerle uğraşmaları mı? oluyor. Ancak başvuruların aktivitesi sınırlı insanlarda daha çok olduğu oluyor. Özellikle belirgin bir uğraşısı olmayan ev hanımları da bel ağrıları şikayetleri ile gelmekteydi.

    İkinci neden, gelen olguların bir çoğunun aynı sözcükleri söylediğiydi. Ağrı acısını yaşadıkları yeri, canımın merkezi olarak tarifliyorlardı. Yani ağrı oldukça şiddetli olduğundan başvuruyorlardı. Bu olguların bir kısmında inandırıcıydı.

    Bazıları ise şikayetini yaşar yaşamaz 2.gününde başvuruyordu. Niye bu kadar erken başvurdukları sorulduğunda, korkularından bahsediyorlardı. Doğru yanlış duyduklarından ve sakat kalmak gibi korkularından ve bundan dolayı yanlış yönlendirmelerden dolayı başvurduklarını söylediler. Ancak gözlemlediğim bu olguların bir çoğunun psikolojisi sağlam değildi. Çok hassas olan psikolojik durumlarından dolayı ağrı eşikleri düşüktü. Yani bir çok insanın tolere edebileceği hatta algılamıyacağı hafif uyarıları veya hafif sayılacak ağrıları daha güçlü algılıyorlardı. (hissediyorlardı)

    Erken veya ultra hızlı olarak tabir ettiğim başvuruların diğer bir nedeni de, medyanın yanlış yönlendirmeleri olmasıydı. Özellikle son yıllarda yapılan felaket senaryoları veya felaket tellalcılığı insanların eskisinden daha da fazla korkmalarına neden olmakta. Bundan dolayı da vücudlarında hissettikleri en ufak müspet işaretin, çok kötü bi şey mesela kanser mi dir? Bi içine baksak şu belimin, başımın vesaire yerin? gibi düşüncelerle çok çabuk doktora koşmalarına neden oluyordu. Sonuç olarak ağrısı olan koştu..

    Aslında insanlarımızda artan bel ağrıları değildi, artan bilgi kirliliği ve bilinçsizlikti. Bu kültürle veya okumuş üniversite bitirmeklede ilişkili değildi. Bel ağrısı şikayeti ile başvuranlar toplumun her kesiminden de vardı. Hatta internette ufak bir araştırma yapanların kafası daha bir karışıktı. Yapılan muayene ve söylenen sözler bu olguların iknasına yeterli olmamaktaydı. İstekler hep aynı oluyordu, MR gibi masraflı tetkiklerin yapılması isteniyordu.

    Bir beyin cerrahı olarak, cerrahi endikasyona karar verirken böyle bir filimin çekilmesi uygunken şu anda günümüzde olur olmaz sebeplerle, bel’i 1-2 gündür ağrıyan insanların MR çekilmesi istekleri veya talepleri ile her geçen gün daha da fazla karşılaşıyoruz.. Mutlaka biz onların endişelerini azaltmak için varız, ancak toplumdaki müspet sık yaşanan ağrılar, daha fazla hastaneye baş vuruya neden olmaktadır.

    Sonuç; Toplumumuzun bu konularda daha da bilinçlenmesi ve imkanlarımızın israfına neden olmaması dileğiyle..

  • Bel ve boyun fıtıklarında mikrocerrahi ve mikroskop

    Bel ve boyun fıtıklarında mikrocerrahi ve mikroskop

    MİKROSKOPLA BEL ve BOYUN FITIĞI AMELİYATLARI

    Son yıllarda artan teknolojik gelişmelerle yapılan ameliyatlarda büyük başarılar elde edilmiştir. Bu teknolojik gelişmelerden en önemlisi ameliyathane mikroskobudur.

    Mikroskop cihazı birçok branşta kullanıldığı gibi özellikle beyin cerrahı ameliyatlarının en önemli yardımcılarındandır. Bu cihazla özellikle beyin ameliyatları, bel fıtığı, boyun fıtığı ameliyatları yapılmaktadır.

    Mikrodiskektominin avantajları;

    Mikroskobun büyütmesinden ve geniş görüş alanından yararlanıp çok daha küçük bir sahada çalışmak mümkündür.

    Basit diskektomiye göre daha küçük bir cilt kesisi yapılır. Ameliyat yaklaşık 2 cm’lik bir kesiden yapılır.

    Ameliyat sonrası dikiş aldırma gibi sorunlar olmaz.5 gün sonra hasta banyo yapabilir.

    Mikroskop altında sinir dokusu ve fıtık materyali net şekilde görülür ve fıtığa müdahale mikroskop altında yapılır.

    Kanama ve sinir hasarı gibi komplikasyonlar en aza indirilir. Mümkün olmadıkça kan kullanılmaz.

    Enfeksiyon riski en az seviyededir.

    Küçük bir cilt kesisinden ameliyat yapıldığı için ameliyat sonrası hastanın şikayetleri daha az olur, iyileşme süreci daha hızlıdır.

    Ameliyat sonrası hasta aynı gün 6 saat sonra ayağa kalkabilir.

    Hastanede kalış süreci kısadır, ertesi gün taburcu olabilirler.

    Nüks oranı en az seviyededir.

    Ameliyattan 1 hafta sonra günlük yaşantısına dönmesi ve egzersizlere başlaması önerilir.

    Bu noktadaki en önemli sorun hastanın fıtığının tekrarlama korkusunu yenmesi ve kendine güvenini kazanmasıdır.

    Hastanın bacak ağrısı ameliyattan hemen sonra düzelir. Ameliyat sonrası bir ay süreyle uzun süreli oturmaktan, araba kullanmaktan ve ağır yük kaldırmaktan kaçınılmalıdır. Fıtığın tekrarını önlemek için önerilen egzersizleri yaparak bel kaslarını güçlendirmelidir.

    Sonuç olarak mikrodiskektomi yöntemi uzman ellerde yapıldığı zaman günümüzde seçkin tedavi yöntemidir.

  • Kronik ağrı nedir?

    Herkes bazen ağrı hisseder – burkulmuş bir ayak bileğinin bıçak sokulmuş gibi keskin ağrısı, bir başağrısının zonklayıcılığı, çok fazla aktivite yüzünden kaslarda hissedilen acı vb. gibi. Bu tip ağrı, akut ağrı olarak adlandırılır ve çoğunlukla bir hastalık, yaralanma veya cerrahinin sonucunda hissedilir. Akut ağrı genellikle uzun sürmez ve siz iyileşirken geçer.

    Kronik ağrı farklıdır. Kronik ağrı, bir hastalık veya yaralanma düzeldikten sonra da devam edebilir. Tedavi edilemeyen veya tedavi edilmesi zor olan tıbbi bir durumdan kaynaklanabilir. Veya bazı olgularda kronik ağrının belli bir sebebi yoktur. Kronik ağrı, bedenin herhangi bir kısmını etkileyebilir ve her tür his ve yoğunluğu kapsar. Ağrı, karıncalanma veya darbe şeklinde, yanıcı tarzda, künt veya keskin olabilir. Yaygın görülen kronik ağrılar içinde, artritler, bel ağrısı ve başağrıları yer alır.

    Kronik ağrı, sinir bozucu ve yorucu olabilir. İşinizi, uykunuzu, duygusal sağlığınızı, cinselliğinizi, aile ve arkadaşlarınızla ilişkilerinizi etkileyebilir. Ancak, ağrının üstesinden gelme ve onu kontrol etmenin yolları vardır. Burada kronik ağrı için birkaç tedavi seçeneği anlatılmaktadır ve aktif ve üretken bir yaşamdan zevk alabilmeniz için kronik ağrınızla nasıl başa çıkıp onu kontrol edeceğinize dair fikirler sunulmaktadır.

    Bu broşürü okuduktan sonra sorularınız olursa, sağlık uzmanınızla görüşünüz.

    Kronik Ağrının Sebebi Nedir?

    Bazen, kronik ağrı, eklemlerde ağrılı bir enflamasyon yaratan bir artrit veya kaslarda ağrı ve acıya neden olan fibromiyalji gibi kronik bir duruma bağlıdır. Kronik ağrı, sinirleri yaralayan bir kazadan, enfeksiyon veya cerrahiden de kaynaklanabilir.

    Ağrınızın kaynağını bulmak için sağlık uzmanınız şunları yapabilir:

    Tıbbi geçmişinizi inceler

    Fizik muayene yapar

    Durumunuzu daha kapsamlı değerlendirmek için, tıbbi geçmişinize dayanarak tıbbi

    testler önerir.

    Bu adımlar, daha fazla tedavi gerektirebilecek kanser vb. birtakım durumları elemeye yardımcı olur ve bazı olgularda da, ağrınıza neden olan özel bir durumu sağlık uzmanınızın keşfetmesini sağlar. Ancak, çoğunlukla tıbbi değerlendirmeler ve testler kronik ağrının nedenini kesin olarak belirleyemez veya basit bir tedavi bulamaz.

    Ağrınıza neyin sebep olduğunu bilmemek sinir bozucu olabildiği halde, daha kapsamlı testler ve muayenelerden bir sonuç elde edemeyebilirsiniz. Baştanbaşa yapılan tıbbi bir değerlendirme ile ağrınızın nedeni olabilecek ciddi durumlar seçeneklerden silindiyse, daha fazla test yaptırmaya odaklanmaktan ziyade ağrınızla etkili şekilde baş etme yolları konusunda çalışmayı daha yararlı bulabilirsiniz.

    Ağrımla Nasıl Başedebilirim?

    Kronik ağrı, yaşamınıza ve sağlığınıza büyük ölçüde zarar verebilir. Ağrınız olduğunda, formdan düşebilir, uykusuzluk çekebilir, öfke, kaygı/endişe veya depresyon hissedebilirsiniz, beslenme ve stres yönetimi gibi genel sağlık konularını gözardı edebilirsiniz. Başlangıçta gözünüzü korkutabilirse de, kronik ağrınıza rağmen hayatınızın kontrolünü tekrar elinize almada size yardımcı olacak sağlıklı seçimler yapabilirsiniz.

    Aşağıdaki adımlar, ağrınızı kontrol etmenize ve rahatlamanıza yardım edecektir. Bu adımları izlerken, yol boyunca kendinize hedefler belirleyin. Bunlar sizi organize edecek ve değişime yönlendirecektir. Ayrıca olumlu yönde ilerlemenize yardımcı olacak, amaç duygusu verecek ve elde ettiğiniz başarılarla da, özsaygınızı ve kendinize güveninizi inşa edebileceksiniz. Ağrıyla baş etmede kısa ve uzun dönemli hedefler geliştirirken, hedefleriniz aşağıdaki gibi olsun.

    Özgünlük: Her bir hedefin mümkün olduğunca kendine has olmasını sağlayın.

    Ölçülebilirlik: Özel, ölçülebilen eylemler üzerinde durun.

    Erişilebilirlik: Bu hedefe ulaşıp ulaşamayacağınızı kendinize sorun.

    Gerçekçilik: Her bir hedefin gerçekçi olup olmadığını kendinize sorun.

    Takip edilebilirlik: İlerlemenizi nasıl takip edebileceğinizi kararlaştırın.

    Sorularınız varsa veya hedef belirleme konusunda ya da aşağıda anlatılan konuların herhangi birisiyle ilgili daha çok bilgi edinmek istiyorsanız sağlık uzmanınızla görüşünüz.

    Ağrı döngüsünü bilin

    Kronik ağrının en belirgin etkilerinden biri, günlük aktivitelerinize getirdiği değişikliktir. Her zaman yaptığınız işler daha zor veya imkânsız bir hale geliyor gibi gözükür. Ağrı yüzünden aktivitenizi azaltabilirsiniz. Düzenli fiziksel aktivitenin olmaması, formunuzu kaybetmenize ve kolaylıkla yorgun düşmenize neden olabilir. Kondisyonun bozulması (sağlıksızlık durumu), iyileşme umudunuzu azaltabilir; bu da depresyon, endişe ve strese yol açar. Ağrının artması, fiziksel aktivitelerinizi daha da kısıtlar ve ağrı döngüsü böyle devam eder

    Ağrı döngüsünü kırmak için, artan stres, sağlıklı olmayan alışkanlıklar, depresyon ve endişe gibi, kronik ağrıda çoğunlukla rastlanan problemlere yönelik adımlar atmalısınız.

    Stresi yönetin

    Ağrınız olduğunda, günlük hayatın stresleri ile başetmeniz güçleşir. Basit tartışmalar, büyük problemler gibi gözükebilir. Stres, kaslarınızı germek, dişlerinizi gıcırdatmak ve omuzlarınızı sıkmak gibi ağrınızı daha da şiddetlendiren bir takım şeyleri farkında olmaksızın yapmanıza da neden olabilir. Ayrıca, sadece ağrı hissetmek bile çoğunlukla son derece stresli bir durumdur.

    Sizi neyin strese soktuğunu öğrenin ve sonra da yapabildiğinizde stresi azaltmak için harekete geçin. Örneğin, gününüzü planlamak, programınızı basitleştirmek, düzenli olmak ve gün boyunca molalar vermek, kronik ağrı ile birlikte gelen stresi yenmede size yardımcı olabilir.

    Sağlıklı alışkanlıklara devam edin

    Tıbbi durumunuz ne olursa olsun, elden geldiğince sağlıklı olmak önemlidir. Kronik ağrınızla uğraşırken sağlıklı alışkanlıkları sürdürmek özellikle çok önemlidir. Aşağıda okuyacaklarınız, kronik ağrıya rağmen hayatınızın kontrolünü tekrar ele geçirmenize ve sağlıklı kalmanıza yardım edebilir.

    Egzersiz. Egzersizin ağrıyı kötüleştirdiği yaygın bir inanıştır. Gerçekte, egzersiz ağrıyı azaltabilir, depresyon ve endişeyi hafifletebilir. Aktivite, ruh halinizi ve tüm sağlığınızı da iyileştirebilir. Egzersizden kaçınmak formunuzu kaybetmenize neden olabilir ve bu da ağrınızı arttırabilir. Size uygun bir egzersiz programı hazırlaması konusunda sağlık uzmanınızla konuşun.

    Uykusuz kalmayın. Çoğu insan, dinlenmiş hissetmek için gecede yedi sekiz saatlik uykuya ihtiyaç duyar. Bol bol uyumanız, günü karşılamak için size gereken enerjiyi sağlayacaktır. Uyumaya yardımı olması için birtakım iyi uyku alışkanlıkları geliştirin; örneğin her gün aynı zaman dilimi içinde yatağa gidin ve sabah da aynı saatte kalkın; bir uyku vakti alışkanlığınız olsun, uyumak için hoş rahat bir ortam yaratın ve kafeinden uzak durun. Ayrıca düzenli egzersiz de daha iyi bir uyku uyumanıza yardım edebilir.

    İyi beslenin. Bedeninizin iyi çalışmasını sürdürecek besinlerin doğru karışımını veren bazı yiyeceklerden oluşan bir beslenme tarzı, daha iyi hissetmenize yardımcı olabilir. Herkes için uygun tek bir mükemmel beslenme tarzı olmadığı halde, sağlıklı beslenmenin genel prensipleri şunları içermektedir:

    Daha fazla meyve, sebze ve tam tahıllar yiyin.

    Doymuş yağ ve kolesterolü azaltın.

    Şekeri ve tuzu azaltın.

    Orta büyüklükte porsiyonlar yiyin.

    Alkollü içkiyi azaltın.

    İyi beslenmek, bedeninize ve zihninize çalışmaları için ihtiyaç duydukları yakıtı sağlar. Sağlıklı bir beslenme tarzı izlemek için bir anlaşma yapmanız -ve buna sıkıca uymanız-, fiziksel sağlığınızın ve iyi hissetmenizin kontrolünü ele geçirmeye yardım edebilir.

    Temponuzu ayarlayın. Kronik ağrısı olan birçok kişi için ağrı her zaman aynı değildir. Bazı günler diğer günlerden daha iyi hissedebilirsiniz. İyi günlerde kendinize çok fazla yüklenmemeye dikkat edin. Aşırı yüklenme, sonraki günlerde ağrınızı ve rahatsızlığınızı arttırabilir. Kötü günlerde bile kalkıp aktif olduğunuzdan emin olun. Mümkün olduğunca ılımlı bir tempoya bağlı kalın.

    Gevşemeyi öğrenin

    Gevşemek, huzurlu olmak veya dinlenmekten daha fazlasıdır. Gevşemek, gerginliği bedeniniz ve zihninizden çıkarıp atmaktır. Rahat solunum veya kademeli kas gevşemesi gibi gevşeme tekniklerini çalışmak, kronik ağrınızı kötüleştirebilecek stresi hafifletmeye yardımcı olabilir. Gevşeme, kas spazmlarını önleyebilir ve kas gerilimini azaltabilir.

    Sosyal iletişime devam edin

    Kronik ağrı ile uğraşırken, kabuğunuza çekilebilir, arkadaşlarınız ve ailenizden uzaklaşmaya başlayabilirsiniz. Ancak, sizi seven, önemseyen kişilerle bağlantınızı kesmemeniz önemlidir. Arkadaşlarınız ve aileniz ağrınızın üstesinden gelmenize yardımcı olabilirler ve dikkatinizi kronik ağrıdan uzaklaştırabilirler. Cesaret verici sözler söyleyebilir, destek olabilir ve yardıma ihtiyacınız olduğunda yardım eli uzatabilirler. Yakın olduğunuz bu kişilerden uzaklaşmak yerine, ağrınız konusunda onları bilgilendirin ve ağrınızın onları nasıl etkilediğini size söylemelerine izin verin.

    İlaçları akıllıca kullanın

    Kronik ağrısı olan çoğu kişi için ilaçlar, tedavi planının bir parçasıdır. İlaçlar uygun şekilde kullanıldıklarında:

    Bazı kişiler için sınırlı yan etkilerle beraber ağrıyı azaltır.

    Her zamankinden daha şiddetli olduğunda, ağrıyı kontrol eder.

    Ağrıyı kötüleştirebilen, depresyon, endişe veya uykusuzluk gibi diğer durumları tedavi eder.

    Kronik ağrıda kullanılan ilaçlar şunlardır:

    Analjezikler (Ağrı kesiciler). Bu ilaçlar, ağrı sinyallerinin beyne gidişini engellerler. Ağrı kesiciler reçeteli ve reçetesiz olabilir, asetaminofen (TylenolTM, ApacetTM), nonsteroid antienflamatuar ilaçlar (aspirin, AdvilTM, MotrinTM, ketoprofen) ve COX inhibitörleri (CelenrexTM) bunlar arasında yer alır.

    Opioidler (Narkotikler-Uyuşturucular). Narkotikler, sadece reçete ile satılan güçlü ağrı kesicilerdir. Ancak, hafif baş dönmesi, uyku hali, düşünce bulanıklığı veya kabızlık gibi birtakım istenmeyen yan etkiler oluşturabilirler. Bu yan etkileri yüzünden, şiddetli ağrıya karşı savaşmak için kısa süreliğine kullanılabilirler. Ciddi artrit veya kanser gibi durumlara bağlı sürekli şiddetli kronik ağrı yaşamadığınız sürece uzun dönemli kullanılan ilaçlar değildirler.

    Topikal ilaçlar. Topikal ilaçlar, bir bölgedeki ağrıyı tedavi etmek için cildinize sürdüğünüz krem veya jellerdir. Sinir ağrısını ve enflamasyonu hafifletmede yardımcı olabilirler. Ağrıyı hafifletmek için, çok çeşitli reçetesiz topikal ilaçlar mevcuttur; dibukain, lidokain, benzokain ve pramoksin bunlar arasında sayılabilir.

    Kas gevşeticiler. Ağrınız kas spazmları ile beraberse, spazmları kontrol etmek için kas gevşeticiler kullanılabilir. Genellikle fibromyalji gibi durumların tedavi sürecinde kas gevşeticiler kullanılmaz. Baclofen, carisoprodol, cyclobenzaprine ve methocarbamol, reçeteli kas gevşeticiler arasında sayılabilir.

    Nöbet karşıtı ilaçlar. Kronik ağrısı olan birçok insan nöbet geçirmez. Ancak, nöbeti engellemek için kullanılan ilaçlar kronik ağrıyı tedavide yardımcı olabilir, çünkü bu ilaçlar sinir irritasyonu veya yaralanma yüzünden ortaya çıkan bıçaklama tazı keskin veya sancı şeklindeki ağrıyı kontrol edebilirler.

    Antidepresanlar. Depresyon belirtisi veya bulgusu taşımasanız bile, sağlık uzmanınız size antidepresan yazabilir, çünkü bu ilaçlar ağrınızı azaltmaya yardımcı olabilir. Bunlar ayrıca daha iyi uyumanıza da yardım edebilir.

    Hangi ilaçların sizin için uygun olduğunu sağlık uzmanınızla görüşün. İlaç tedavisinin, kronik ağrınız için hazırlanan tedavi planının genellikle sadece bir parçası olduğunu unutmayın.

    Depresyon ve endişe için tedavi isteyin

    Kronik ağrı, depresyonun bir şekli veya bir endişe bozukluğu olmadığı halde, depresyon ve endişe çoğunlukla diğer birçok uzun dönemli tıbbi durumla birlikte oldukları gibi, kronik ağrıyla da beraberdirler. Kronik ağrı ilk defa veya daha sonra kısa dönemler için ortaya çıktığında korkmak ve endişelenmek doğaldır. Ancak, birkaç aydır sürüp giden depresyon veya endişe belirtileriniz varsa veya bunlar günlük yaşamınızı engellemeye başladıysa, sağlık uzmanınızla konuşun.

    Depresyon ve endişe, ağrınızı daha da kötüleştirecek karmaşık durumlardır. Ancak kronik ağrısı olan birçok kişi bu rahatsızlıklar için yardım istemez çünkü bunları hastalık olarak kabul etmez. Bunun yerine, bu sorunları yenebilmeleri gerektiğini düşünürler. Depresyon ve endişe için etkili tedaviler mevcuttur ve çalışmalar, bu rahatsızlıkların tedavi edilmesinin ağrıda azalmaya neden olduğunu veya ağrıyı çözmeyi kolaylaştırdığını göstermiştir.

    Tamamlayıcı tedavileri keşfedin

    Başka tıbbi bakım ile beraber kullanılan tamamlayıcı tedaviler, ağrınızı hafifletebilir. Kronik ağrı için kullanılan tamamlayıcı tedaviler şunlardır:

    Akupresür

    Akupunktur

    Aromaterapi

    Biofeedback

    Kayropraktik tıp

    Beslenme ve bitkilerle tedavi

    Masaj

    Tamamlayıcı tedavilerle ilgili daha fazla bilgi edinmek istiyorsanız, sağlık uzmanınızla konuşun.

    Daha Fazla Yardıma İhtiyacım Olursa?

    Kronik ağrınızla uğraşırken ilave rehberlik isterseniz, bir ağrı yönetimi programından hizmet talep etmelisiniz. Bu programdaki profesyoneller, insanların kronik ağrıyla başa çıkmalarına yardımcı olurlar. Bazı ağrı yönetimi programları, bel ya da baş ağrıları gibi özel ağrı tiplerinde uzmanlaşmışlardır. Diğer programlar çok çeşitli ağrıyı ele alırlar. Birçok program, ağrı yönetiminde uzmanlaşmış çeşitli personelden oluşur; doktorlar, psikologlar, hemşireler, fizyoterapistler ve iş ve uğraşı terapistleri bunlar arasında sayılabilir. …. Kliniği’ndeki ağrı yönetimi ve diğer program seçenekleri hakkında bilgi edinmek için sağlık uzmanınızla konuşun. Uzmanınız, ihtiyaçlarınıza uyan bir ağrı yönetimi programı bulmanızda size yardımcı olacaktır.

    Sonuç

    Kronik ağrı bazen bunaltıcı olsa da, hayatınızı yönetmesi gerekmez. Kronik ağrınız konusunda bir tedavi planı oluşturmak için sağlık uzmanınızla beraber çalışarak ve işinize yarayacak ağrı yönetimi stratejileri bularak kontrolü ele alabilirsiniz. Ağrı yönetiminde aktif rol almanız kendinize güveninizin artmasına yardım edecek ve sizi daha üretken ve sağlıklı bir yaşama taşıyacaktır.

  • Bel fıtığı ameliyatının sonrası

    Mikrocerrahi teknik ile ameliyat olan hastalar aynı gün veya operasyondan bir gün sonra ayağa kaldırılıp yürütülmektedirler. Hastahanede yatış süresi ortalama bir veya iki gündür. Taburcu edilen hastalar bir hafta sonra beldeki bantı (primapor) kendileri çıkartarak evlerinde banyo yapabilirler. Dikiş aldırmaları gerekmez. İlk zamanlar banyo yaparken oturarak ve öne doğru eğilerek değil de, ayakta durup duş almak tarzında temizlenmeleri daha uygundur. Banyo esnasında hastanın ayağının kaymaması için banyo paspası ve gerektiğinde tutunmak için duvarda bir tutunma kolu bulundurulmasında yarar vardır.

    Normal şartlar altında hastaların aktiviteleri gün geçtikçe artmakta ve süre kişiden kişiye değişerek bir-üç hafta arasında olağan günlük yaşantılarına kavuşmaktadırlar.

    Ameliyat sonrası egzersizlere operasyondan üç hafta sonra başlanmasını tavsiye ediyoruz. Önce bir ay süre ile her bir hareketten günde bir kez beşer defa yapmak kâfidir. Sonraki dönemde her ay hareketlerin sayısını beşer adet artırmak yeterli olmaktadır.

    Ameliyattan sonra bize hastalar sık sık “Nelere dikkat edeceğim? Hangi hareketleri yapıp hangilerini yapmayacağım?” diye sormaktadırlar. Onlara, operasyondan sonra hastalıklarının artık sona erdiği belirtilerek, bundan böyle normal insanların nelere dikkat etmeleri gerekiyorsa kendilerinin de aşağı yukarı o şartlara tabi oldukları anlatılmakta ve sonraki sahifelerde teferruatlı bir şekilde tanımlayacağımız “100 öğüt”e titizlikle uymaları tavsiye edilmektedir.

    Cinsel hayatlarına başlamak içinse ameliyattan sonra bir ay beklemeleri gerekmektedir. Ameliyatın üzerinden birbuçuk ay geçtikten sonra hamile kalınmasında sakınca yoktur.

    Normal şartlar altında hastalar ameliyat olduktan üç ay sonra kontrol için gelmektedirler.

  • Lazer epilasyon ile ilgili merak ettikleriniz!

    Tüylerin yok edilmesinde en etkili yöntem lazer epilasyondur.İlerleyen teknoloji pek çok lazer cihazını da beraberinde getirmiştir. ALEXANDRİTE, DİOD vs. Diod lazer, jel kullanarak ve cilde temas ettirilerek uygulanır..Açık renkli tüylerde daha etkilidir. Alexandrite lazer cihazı diğer cihazlara göre daha hijyenik daha konforlu ve etkilidir.Cihaz cilde temas etmez.Atışlar uzaktan yapılır.Soğutucusu ağrı duymayı engeller.Kıl kökünün 4-5 mm derinliğine inen lazer ışıği kıl kökünü tahrip ederek milisaniyeler içinde cilde zarar vermeden geri döner.Lazer ışınının dalga boyu kıl köküne spesifik olduğundan çevre dokular tarafından tutulmaz ,dolayısıyla çevre dokulara zarar vermez.

    Kıl köklerinin büyüme hızları aynı olmadığından, seans aralıkları ortalama olarak 45 günle 60 gün arasında değişir.Lazerde amaç büyüme döneminde kılları yakalamaktır.Hormonal bir bozukluk yoksa toplam seans sayısı 6-8 dir.Yüz bölgesinde seans sayısı artabilir.

    LAZERİN ETKİ MEKANİZMASI

    Lazer epilasyonda amaç kıl kökünde hasar oluştururken çevre dokuyu korumaktır. Kıl köküne ulaşan lazer enerjisi kökteki renk hücreleri tarafından emilir. Böylece çevredeki doku zarar görmez. Kişinin cilt rengi, kıl rengi ve kalınlığına göre enerji ayarlandığında yanık vs. gibi yan etkiler görülmez. Kılların bir kısmı hemen dökülürken, kalanlarda 2-3 hafta içinde dökülür. Her atışta pek çok kıl kökü tahrip olur.

    LAZER EPİLASYON UYGULAMA ALANLARI

    Yüz,dudak üstü, kollar, bacaklar, sırt, ense, omuz, bikini bölgesi, popo, kol altı ve meme ucudur.

    LAZER EPİLASYONDAN ÖNCE NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?

    Lazere başlamadan 2-4 hafta önce güneşlenilmemelidir. Bronz ten lazer epilasyonun etkinliğini düşürür. Kıllar işlem günü alınırsa ya da tüyler uzunken lazer yapılırsa kişi acı hisseder ve etkinlik azalır. Ağda, cımbız kullanımıen az 2 hafta önce kesilir. Ayrıca uygulama alanına fondöten, krem, parfüm vs. sürülmez. Çıplak tenle gelinmelidir. Ciltte tahriş oluşturabilir.

    LAZER EPİLASYON SONRASINDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

    İşlem sonrası uygulama alanında kızarıklık olması normaldir. Mutlaka bir nemlendirici ve güneş koruyucu sürülmelidir. Uygulamadan sonra bir kaç hafta güneşlenmemek leke olasılığını önlemek için güneş koruyucu kullanmak doğru olur. Seanslar arasında çıkan tüyleri yok etmek için sadece jilet kullanılmalıdır.

    LAZER EPİLASYON KAÇ SEANS YAPILMALIDIR?

    Uygulamalar 4-6 hafta arayla yapılır. 4 haftadan önce yapılmaz. Seans aralarını uzatmak tedavinin etkinliğini azaltır. Beklenen sonucu elde etmek için kişinin seanslarına düzenli gelmesi gerekir. Seans sayısı kişiye göre değişir. Kıl rengi, ten rengi, kilo, hormonal bozukluklar, yaş seans sayısını etkileyen faktörlerdir. Açık renk tüyler ve koyu tenli kişilerde seans sayısı artabilir. Her uygulamada kılların yaklaşık %20′ si dökülür. Lazer epilasyonda başarı oranı %80 civarındadır.

  • Neden kilomu kontrol edemiyorum?

    Kilo kontrolü yapanların yakındığı konular arasında kilo vermenin durması, problemi gelmektedir. Bunun en önemli nedeni yerleşik kiloların verilmesinin çok zor olmasıdır. Sağlıksız beslenme düzeninden, sağlıklı beslenmeye geçiş sürecinde baırsaklar olumsuz etkilenebilir.Bağırsaklar bu yeni yeme düzenine alışana kadar kabızlığın oluşmaması için bir dizi önlem alınmalıdır.Bunların arasında ilk sırada mutlaka günde en az 1,5 litre su içmek yer almaktadır. Az yemek yerken birde içtiğiniz su miktarına dikkat etmezseniz bağırsaklarınızda meydana gelen düzensizlikler daha da şiddetlenebilir. Bunun yanı sıra bağırsakları çalıştırdığı bilinen yiyecekleri günlük listenize dahil etmeniz yararlı olacaktır. Bunlar hepimizin bildiği gibi lifli gıdalardır.Örneğin her sabah aç karnına bir iki tane kurutulmuş kayısı yiyerek üzerine bir bardak ılık su içmek barsaklarınızın daha hızlı çalışmasını ve kabızlığın oluşmasını engelleyecektir.

    Dikkat edilmesi gereken bir diğer konu gıdaların yağ içeriğidir. ‘İçinde kaç kaşık yağ var?’ sorusunu sıkça anımsayalım.Tavuğun derisini yemeyelim, az yağlı etler tercih edelim, salatalarımıza koyduğumuz yağı kısıtlayalım hatta mümkünse hiç koymayalım.

    Fazla kiloların en önemli nedenlerinden birisi de porsiyon ölçüleridir. 1 tabak pilav denildiğinde benim aklıma 4 yemek kaşığı pilav geliyor. Üstelik 1 tabak pilavı iki dilim ekmek ve 1 tatlı kaşığı yağ ile değiştirebileceğimi biliyorum. Peki, sizin 1 tabak pilavınız kaç kaşık ediyor?

    Her gün aynı saatte öğünleri almak dengeli beslenmenin temel kuralıdır. Öğünlerinizde benzer miktarlarda yemek tüketin.
    Bir gün kahvaltı etmemek ertesi gün ise tıka basa doyduğunuz bir kahvaltı sofrasından kalkmak metabolizmanızı sarsabilir. Sabahları düzenli olarak Herbalife shake içmeyi öneriyorum. Ancak hafta sonu ailecek kahvaltı sofrasında peynir, süy, yumurta , yeşillikler ve herbalife bitkisel konsantre çaydan oluşan bir kahvaltıyı tercih edebilirsiniz. Her öğün miktar açısından birbirine yakın oranlarda yiyecek tüketmelisiniz. Her gün aynı saatte öğünlerinizi almak dengeli beslenmenin temel kuralıdır. Kahvaltı, öğle ve akşam yemekleriniz için size uyan saatleri belirleyin ve 15 dakikalık esneklik bırakarak bu zamanlara uyun.

    En önemlisi de haftada en az 3-4 kez 45 dakika yürüyüş yapın, böylece hem sağlıklı beslenir hem de kilonuzu kontrol altında tutabilirsiniz.

  • Kalp sağlığımızı nasıl koruyalım?

    Kalp sağlığının korunmasında dengeli beslenmenin rolü inkar edilemez.Hazır ve raf ömrü uzatılmış gıdalar yerine taze ve temiz besinlerin tüketilmesi hedeflenmelidir. Taze sebze ve meyveler, bakliyat grubu besinler, tahıllar ve hayvansal ürünlerden dengeli bir şekilde tüketmeye özen gösterilmelidir. Her gün en az 1,5 litre su içilmelidir( 8 bardak ). Az yağlı, özellikle hayvansal yağlardan ve margarin türü doymuş yağlardan uzak duracak şekilde besinler tüketilmesi kalp sağlığı açısından daha uygun olacaktır. Taze sebze ve meyve tüketimi artırılarak kalp sağlığının korunmasına katkıda bulunulmalıdır. Kalp sağlığınızın korunmasında kan şekeri, iyi- kötü kolesterol ve kan basıncı gibi değerlerin belirli seviyelerde tutulmasının büyük önemi vardır. Gerekli ölçümlerin düzenli olarak yapılması ve sağlıklı insanlar için belirtilen aşağıdaki değerlere dikkat edilmesi kalp sağlığının korunması açısından gereklidir.

    1- KAN ŞEKERİ <100 mg/dl
    2- HbA1C <%5.5
    3- TOTAL KOLESTEROL <200 mg/dl
    4- HDL >45-50 mg/dl
    5- LDL <160 mg/dl
    6- TRİGLİSERİD <150 mg/dl
    7- BEDEN KÜTLE İNDEKSİ <25 kg/m2
    8- KAN BASINCI <140-90 mmHg
    9- BEL ÇEVRESİ E:102 cm K:88 cm

    Kan basıncı yüksekliği, şeker hastalığı ve uyku bozukluğu ile ilgili olan sorunların üzerine eğilerek gerekli tedavilerin uygulanması kalp sağlığı açısından çok önemlidir. Çünkü yapılan araştırmalar, günümüzde şeker hastalarını damarları hasta insanlar olarak kabul edip, buna göre takip ve tedavi açısından yaklaşmak gerektiğini göstermektedir. Kan basıncı yüksekliği de çok yaygın olup, toplumsal bir sağlık problemidir, genellikle hastaları sakat bırakarak üretimi düşürüp sağlık maliyetlerini artırmaktadır. Uyku bozuklukları ve özellikle uykuda solunum durması problemlerinin ise (Uyku-apne sendromu) koroner damar hastalığı, kalp yetmezliği ve ani kalp ölümlerinden sorumlu olabileceğini akılda tutmak gerekir.

    İyi bir multivitamin, kalp sağlığınız için önemli olan mikro besin maddelerini sağlayabilir. Aşağıdaki vitamin ve mineralleri içeren bir multivitamin kullanmak kalbiniz için yararlı olabilir.

    Magnezyum Kalp ritminizin düzenli olmasını sağlamaya yardımcı olur ve kalsiyumla birlikte tansiyonu düşürür.

    Kalsiyumu iyi bir şekilde emebilmek için vücudunuzun D vitaminine ihtiyacı vardır. 60 yaşın altındakiler için günlük 400 IU (uluslararası birim) 60 yaş üstü kişiler için günlük 600 IU alınması kan damarlarındaki iltihaplanmayı azaltabilir.

    C vitamini ve E vitamini ikilisi, birleştiklerinde antioksidan etkisi yaratır. Birlikte alındıklarında, ayrı ayrı alındığından çok daha etkilidirler.

    Potasyum: Atardamar sağlığı açısından yararlıdır (yiyeceklerden alabilirsiniz: günde 4 meyve, özellikle muz, avokado ve kavun)

    Folik Asit: folik asitin, insan sağlığında birçok yerde gerekli olduğu kanıtlanmış bir gerçek ama kalbinizin sağlığı için çok önemli bir rol oynuyor: Günde 700 mikrogram folik asit, homosistein seviyelerini sağlıklı düzeylere düşürür.Homosistein düzeyinin kanda artışı damar sertliğine yol açabilmektedir. Vücudunuz yiyecekten alınan folik asiti sadece kısmen emer bu yüzden besin takviyesi almak yeteri kadar folik asit aldığınızı garantilemenin en kolay yoludur. Ancak, aynı zamanda B-6 ve B-12 de almalısınız çünkü folik asit bazen onların eksikliğini ortaya çıkarır.

    A vitamini, özellikle görme fonksiyonundan sorumludur, ciltte oluşan akne tedavisinde de kullanılır.Kalp sağlığı açısından da alınması önerilir.

  • Doğum sonrası kilo vermenin yolları?

    Doğum sonrası kilo vermenin yolları?

    Doğum Sonrası Diyet Ne Zaman Yapılır?

    Anne olmak elbette çok keyifli bir duygudur ancak aynı zamanda kendinizi şişman ve yorgun hissedebileceğiniz bir dönemdir.Tekrar eski formunuza nasıl kavuşabilirsin ?Bebeğinize süt verirken diyet yapmak doğrumudur?

    Yeni doğum yapmış bir anneyseniz , evet kalçalarınızda , belinizde eskiye oranla daha fazla yağ dokusu olması normaldir.Çünkü bu bölgeler, bebeğiniz emzirirken ihtiyacınız olan enerjiyi size sağlayacaktır. Emzirme süresince annenin günde normal gereksinimine ilave olarak 750 kaloriye ihtiyacı vardır. Bu miktarın 500 kalorisi annenin yiyeceklerinden sağlanırken 250 kalorisi gebelikte kazandığı depolarından harcanır. Yani deri altı yağ dokusu süt yapımında kullanılır. Emzirme döneminde hızlı kilo vermeyi hedeflerseniz , enerjiniz azalabilir, çabuk yorulursunuz , süt kalitesi bozulur, hatta süt miktarı bile azalabilir. Bu da bebeğin büyüme ve gelişmesinde yavaşlama ve anne sağlığının bozulması demektir

    Elbette yorgunsunuz, gece boyunca bebeğinizi emziriyorsunuz ve uykusuz kalıyorsunuz.İhtiyacınız olan; enerji düzeyinizi yükselten gıdaları tüketmektir.Gün içinde yemek yapmak varsa diğer coçuğunuzla ilgilenmek kısacası hayatınıza devam etmek zorundasınız.ilk 30 günlük lohusalık dönemini atlattıktan sonra bebeğinizin uykusu daha düzenli olacak, barsakları geliştikçe de gaz şikayeti azalacaktır.İşte bu dönemde artık kendinize vakit ayırmaya başlayabilir, küçük egzersizler yapabilirsiniz.

    Emzirme döneminde beslenmenize daha da çok özen göstermelisiniz.Bu dönemde sütün kalitesini artırmak için proteinle beslenmek , yeterince sebze ve meyve tüketmek ve elbette bol sıvı almak çok önemlidir.

    Bir çok anne , doğum sonrası ne zaman eski kilosuna döneceğini merak eder.Bunun aslında basit bir cevabı yoktur.Özellikle ilk ay bol sıvı alıp , iyi beslenmek ve mümkün olduğunda dinlenmek gerekir.Bu dönem de lütfen kilo vermek üzerine odaklanmayınız. Bebek düzene girdikten sonra hafta da 0.5- 1 kilo vererek eski formunuza kavuşabilirsiniz.

    Normal ağırlıkta olan bir kadın hamile kaldığında gebeliği boyunca 12-18 kg. alabilir. Doğum sırasında ise bu kilonun yaklaşık 6-7 kilogramı kaybedilir. Geri kalan fazla kilolar ise ilk 6-8 ay boyunca yavaşça verilebilir.

    Hamilelikte alınan kiloları vermenin püf noktaları !!!

    Sağlıklı beslenmeye odaklanın

    İlk ay kilo kaybetmekten çok nasıl sağlıklı beslenirim sorusuna odaklanın.Bu dönem bebeğinizin size en çok ihtiyaç duyduğu ve sizin de en çok yorulduğunuz bölümdür.Enerjinin yüzde 15’i proteinlerden gelmelidir. Et, tavuk, balık, yumurta ve kurubaklagiller proteinler zengin olan besinlerdir. Ayrıca bu besinler B grubu vitaminleri, demir ve çinko açısından da zengindir.

    Günde en az 3 lt. kadar sıvı tüketmelidir. Ancak çay kahve gibi süt verimini azaltan içecekler yerine su,süt,meyve suyu,ıhlamur v.b. tercih etmelidir.

    Kızartmalar, mayonez, kaymak gibi aşırı yağlı yiyeceklerden,fazla unlu,şekerli gıdalardan ve abur cuburdan kaçınmalıdir.

    Bu dönemde kalsiyum ihtiyacınızı tam anlamıyla karşılamak en çok dikkat etmeniz gereken konulardan biridir. Günlük beslenme içerisinde 3 porsiyon süt ve süt ürünleri tüketmek yeterli olacaktır. Kilo kontrolü açısından az yağlı olanları tercih edebilirsiniz.

    Vücuttaki demir eksikliği hamilelik döneminde birçok kadının karşısına çözülmesi gereken bir sorun olarak çıkar. Bunun için hamilelikte demir ihtiyacına yönelik beslenmenin yanı sıra doktorun önerdiği şekilde dışarıdan demir takviyesi yapılır. Çünkü hamileliğin ikinci yarısında bebeğiniz, demir depolarını oluştururken sizin demir depolarınızdan yararlanır. Bu nedenle, doğum sonrasında da devam eden demir eksikliğinizi gidermek için öğünlerinizi demir yönünden zenginleştirmek için kırmızı et, pekmez, yumurta sarısı günlük beslenmeye eklenmelidir. Yiyeceklerle beraber alınan demirin vücutta kullanılmasını önemli ölçüde engelleyen çay tüketimini ise mümkün olduğunca azaltmalısınız. Ayrıca demir emilimini arttırmak için C vitamini içeren besinler ile tüketilmesi daha iyi olacaktır. Salata, taze sıkılmış meyve suları gibi.

    Emzirme döneminde de tıpkı hamileliğinizde olduğu gibi folik asit yönünden zengin besinler tüketmelisiniz. Folik asit en fazla yapraklı yeşil sebzeler, karaciğer, böbrek, yumurta, kabuklu tahıllar, ceviz, badem, fındık, fıstık, mercimek, baklagiller ve taze sıkılmış portakal suyunda bulunuyor. Hamilelikte ve emzirme süresinde 400-800 mikrogram alınması gerekiyor. Bu miktarı besinlerle karşılamak zor olduğu için vitamin haplarıyla açığı kapatabilirsiniz. Ayrıca folik asit vücutta depolanamadığı için her gün almak gerekiyor. Yeterli miktarda vitamin ve minerallerin sağlanması için her öğünde taze sebze ve meyve tüketmelidir.

    Emzirme döneminde hamilelikte olduğu gibi günlük enerjinin yüzde 55-60’ını karbonhidratlardan sağlamanız gerekir. Burada dikkat edilecek nokta şeker gibi basit karbonhidrat yerine bulgur pilavı, kepekli yağsız makarna, haslanmış patates, kepekli ekmek gibi kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir.

    Yemeklerinde az miktarda ve bitkisel sıvı yağları kullanmalıdır.

    Egzersiz olarak gebelikte olduğu gibi en çok önerilen ve en kolay egzersiz yürüyüştür. Günde yarım saat orta tempoda yürüyüş yeterlidir. Bunun yanı sıra karın kaslarının güçlenmesi için günde 1 kere yapabildiğiniz kadar mekik çekmek karın bölgesinin sıkılaşmasına çok faydalı olacaktır. Kol bacak ve sırt bölgelerini çalıştıran diğer egzersiz hareketlerini de yapabilirsiniz.

    Bebek ek besinlere başladıktan sonra anne artık zayıflama diyeti yapabilir. Ancak gebelik,doğum ve emzirme dönemi gibi zorlu sınavlar verilmiş olduğu göz önüne alınarak yeterli ve dengeli beslenme programlarıyla zayıflamalı ve 1800 kalorinin altında diyetler yapılmamalıdır. Ne kadar çok emzirirseniz okadar çok kalori harcarsınız.

    Normal doğum /Sezeryan sonrası spora ne zaman başlanmalı?

    Egzersiz ve spora sezaryenden bir ay sonra doktor muayenesinde bir sakınca görülmemişse başlayabilirsiniz. Herhangi bir sağlık probleminiz (tansiyon, şeker gibi) varsa kesinlikle doktorunuza ve bir spor uzmanına danışmadan spor yapmamalısınız. Normal doğumdan sonra bazen fazla dikiş olduğunda ağrılar olabilir, ağrılar geçtikten sonra ortalama doğumdan 1 hafta sonra egzersize başlayabilirsiniz, kendinizi iyi hissediyorsanız daha erken başlayabilirsiniz.

    HANGİ YİYECEKLER SÜTÜ ARTIRIR?

    Halk arasında çok yanlış inanışlar vardır çok kalorili ve çok şekerli gıdaların süt yaptığına inanılır, ancak daha az kalorili ve vitamin de içeren havuç, siyah üzüm ve özellikle rezene çayının sütü artırdığı bilinmelidir.