Etiket: Göz

  • Burun ve estetik analizi bölüm 1

    Burun ve Estetik analizi Bölüm 1

    Burun yüzün ortasında en önemli ve estetik rolü oynamaktadır. Bu nedenle burun analizi son derece önemlidir.

    Kadın erkekte burun farkları

    Burun analizinde kullandığımız anatomik noktalar, çizgiler ve alanlar aşağıda belirtilmiştir.

    1.Burun kanatlarının genişliği,2. Burun kanatlarının yanaklarla birleşme noktası,3. Burun kanatlarının burun üzerindeki hattı,4. Burun kanatlarının kenarı,5.Columella
    6. Columellanın alt kısmı,7. Columella dış sınırı,8. Columellanın burun deliklerine bakan kısmı,9. Glabella; kaş arasının en önde olan kısmı,10. Burun-yüz temel çizgisi,11. Burun sırtı dış çizgisi,12. Burun ucu en geniş alanı,13. Burun ucu en geniş alan dış hattı,14. Burun kökü dış hattı,15. Kaştan gelen ve burun üzerinde devam eden çizgi,16. Nasion; burun kökünün en iç kısmı,17. Burun deliklerinin dış hattı yani sitili,18. Rhinion; Burun kemiği ile kırıdağının birleşme noktası ancak dokunmakla anlaşılabilir,19. Burun deliklerinin burun ucuna doğru yaptıkları üçgen,20. Subnasale; burun lat kısmı ile üst dudağın birleşme noktası, 21. Burun ucu üst noktası, 22. Burun ucu-nasal tip,23. Burun ucu tanımlama noktaları

    Burunun genel değerlendirmesinde kullanılan tanımlar; FHL(Frankfurt horizontal line); yüzün profil değerlendirilmesinde kulak dış yolunun hafif üstünden başlayarak göz altı kemik kenarından geçen yatay çizgi. Burnun değerlendirilmesinde bu çizgi son derece önemlidir. n; burun uzunluğu; r; burun kökü projeksiyonu, bp; burun projeksiyonu, a; subnasaleden geçen dik çizgi, b; burun tipinden geçen dik çizgi, a-b; burun ucu projeksiyonunu vermektedir.

    Burunun estetik analizinde şu basamaklar uygulanmaktadır.

    A. Burunun genel değerlendirmesi

    B. Burunun anatomik alanlarının üst, orta ve alt olarak değerlendirilmesi

    A. Burunun genel değerlendirmesi

    1. Simetrinin değerlendirilmesi

    Bunun için (yüzün önden değerlendirilmesi sırasında) göz iç köşeleri, üst göz kapağı katlantı çizgisi ve kaşların en üst noktasından geçen yatay çizgiler çizilmekte. Bunlara dik olarak glabelladan başlayıp burun sırtı, burun ucu, üst dudak ortasından geçen dik bir çizgi çizilmektedir. Bu hem yüzün hemde burunun simetri değerlendirme çizgisidir.

    2. Burunun çevresindeki diğer anatomik yapıların değerlendirilmesi

    Burunu değerlendirirken çevre anatomik alanlarda değerlendirilmektedir. Örneğin yanakların üst çene kemiğinin gelişimsel yetersizliği nedeni ile daha geride olması burunun profilden değerlendirilmesinde şeklinin görünümünü etkilemektedir.

    Üst çene kemiğinin yetersiz geliştiği 3 hasta ve bu yetersizliğin şiddeti soldan sağa doğru artmakta. Burun projeksiyonu da aynı şekilde artmakta ve burnun profilini olumsuz etkilemektedir.

    3. Burun sırtının değerlendirilmesi

    Yüzün oblik açıda değerlendirmesinde; kaşların iç kenarından başlayarak burun ucuna kadar uzanan ve her iki tarafta simetrik olarak bulunan kesintisiz bir hat olmalıdır. Burun sırtı bu iki hat arasındadır. Burun sırtı kadınlarda nasionun 2 mm altından başlamaktadır. Erkekelerde ise biraz daha yüksekten başlamaktadır.

    Burun sırtının şekline göre küçük bir sınıflama yapılmıştır.

    Burun sırtı şekil düzensizliklerinde bu hat bozulmaktadır. Aşağıdaki resmide sırası ile burun sırtı kamburu, eyeri ve çarpıklığı görülmektedir.

    Burun sırtının hattının çizilmesi bazen güç olmaktadır. Özellikle burun, yüz ve diş deformitelerinde. Burun kemik kamburları, kıkırdak eyerleri, burun ucu problemleri burunda birden fazla burun sırtı çizgisi ortaya çıkarmaktadır. Bunlar kemikten, kıkırdaktan ve lobülden geçen çizgilerdir.

    4. Burun genişliklerinin değerlendirilmesi

    Burun genişliğinde kullanılan tanımlar

    beyaz çizgi nasion ile burun ucu arasında çizilen burun uzunluğudur. f;burun kökü profil genişliği,g;Burun kökü genişliği,d;Burun sırtı genişliği,e;Burun sırtı profil genişliği,b;Burun kanat genişliği, c;Burun ucu genişliği,a;Columella genişliği

    Burnun genişliği(burun kanatları arası mesafe=b) / burun uzunluğu = ideal oran 0.7 olmalıdır.

    Burun kökü genişliği = f , nasal taban yada burun kanat genişliği= b nin yaklaşık %75-80 ni olmalıdr.

    Burun kanadı genişliği=b bir gözün genişliği kadar olmalıdır.

    Burun genişli=b, gözlerin iç köşelerini birleştiren- interkantal mesafe veya bir başka deyişle bir göz genişliği kadar olmalıdır. Bu nedenle gözün iç köşesinden inen dik hattı burun kanatları 2 mm den fazla aşıyor ise burun kanatları geniş anlamına gelmektedir.

    5. Burnun üzerindeki derinin ve destek dokusunun değerlendirilmesi

    Burun kökünden burun ucuna gelindiğinde yada burun kenarlarından burun sırtına gelindiğinde deri ve yağ bezleri ile destek dokusunun kalınlığı artmaktadır.

    Deri ve destek doku elle muayene edilmektedir. Bu muayenede; burun kemik uzunluğuna, burun kemik ve kıkırdak üzerindeki düzensizliklere, burun ucuna basınç uygulandığında geri eski yerine hızlı gelişine, burun derisinin mobilitesine bakılmaktadır. Ayrıca burun üzerinde deride üzerinde atrofi, skar telenjektazi gibi yapılarda belirlenmektedir.

    İdeal burun ölçüleri ile ilgili bazı değerler;

    Orta hatta göz altı kemiği ile burunun başladığı alan arası a, her iki burun deliğinin dış kenarı arasındaki mesafeye b ve bunlar eşit olmalıdır.

    Burun uzunluğu (nasion – burun ucu) = RT, alt ve üst dudak birleşme noktası-stomion, çenenin en alt noktası-mentonarasında uzunluk. Bunlar birbirlerine eşit olmalıdır.

    Burun ucu ile stomion arasındaki uzunluğun 1.6 katı burun uzunluğuna eşittir.

    Arzulanan burun uzunluğu: orta yüz mesafesinin(glabella-subnasion mesafesi) 2/3′ü veya bu değerden en fazla 3 mm kadar daha uzun olabilmektedir.

    Burun kökünün profilden projeksiyonu göz korneası ile nasion arasındaki doğru hat mesafesidir. Burun uzunluğunun 0.28 katıdır.

    Hoş görne bir burunda nasion columelala 48-50 mm dir.

    Kadın burnu nasal radix tip arasımdaki dorsal hattın 2 mm altında seyredebilmektedir.

    Nasal profil kulak üst ve alt kebnarı arasında olmaktadır.

    Nasal genişli 18 mm alar genişli 30 mm aslında bu alar genişlik burun uzunluğunun % 70 olmalı yada göz genişliği ile eşit olmalıdır.

    Columella ile tip arası mesafe 19 mm dir.

    B. Burunun anatomik alanlarının üst, orta ve alt olarak değerlendirilmesi

    1. Burnun 1/3 Üst Kısmının değerlendirilmesi

    Burun kökü en arka noktası; burun sırtı ile frontal kemiği birleştiren hattın profilde en geride kalan noktasıdır. Bu noktada değişim burnun uzunluğunu ve estetiğini etkilemektedir. Ayrıca bu noktanın glabella, göz korneası ve üst göz kapağı katlantı çizgisine olan uzaklığı ve ilişkisi de önemlidir.

    İlk resimde burun kökü noktası korneal plana çok yakın galabelladan uzak, üst göz kapağı katlantı çizgisinin altındadır. İkinci resim burun kökünün ideal lokasyon ve ilişkisini göstermektedir. Üçüncü resimde burun kökü noktası yukarıda, önde ve glabellaya yakın. Bu burnun normalde daha uzun görünmesine neden olmaktadır.(Greek nose)

    Burun kökü değerlendirmelerinde nasofrontal açı(glabella-burun kökü-burun ucu arasındaki açı) kullanılır. Ancak bu açının sayısal değeri bazen anlamlı olmayabilir. Bu amaçla burun kökü noktası kullanılarak aynı hastaların bir diğer değerlendirmesi ise şöyle yapılmaktadır. Yüzün yine profil değerlendirmesinde 2 hat çizilmektedir. 1. çizgi glabella ile burun kökü arasında çizilen çizgidir. 2. çizgi ise burun kökü noktası ile burun ucu arasında çizilen çizgidir.

    Yukarıdaki 3 örnekte nasofrontal açı(glabella-burun kökü-burun ucu arasındaki açı) aynıdır. Ancak 1. hastada açı saat yönünde dönmüş, 2. hastada saat yönünün tersine dönmüş ve 3. hastada ise resimdeki değişim görülmektedir.

  • Yaşlanma ve gelişen estetik problemler bölüm 1

    Yaşlanma ve gelişen estetik problemler Bölüm 1

    Alında yatay çizgilenme ve derin kırışıklıklar

    Alında yatay kırışıklıklar genellikle 2-3 tanedir. Tüm alın boyunca yerleşirler yada alın ortasında kaybolup diğer tarafta devam edebilmektedir. Alında bulunan ve kaşların yukarı kaldırılmasını sağlayan alın-frontal kasa bağlı olarak gelişmektedir. Derin kırışıklıklar bunların altındaki frontal kas fiberlerinden kaynaklanmaktadır.

    Resimde 1 ile gösterilen çizgiler alın yatay çizgileridir.

    Kaş arasında gelişen ince çizgilenme ve derin kırışıklıklar

    Kaş arası kırışıklıklar yatay ve dikey kaş arası kırışıklıkları olarak 2 ye ayrılmaktadır.

    Dikey olanlar tam kaş arasında yer almaktadır ve her bir kaşa yakın yerleşmektedir. Sıklıkla 1 tanedir ancak 2 tanede olabilmektedir. Bu kırışıklıklar kaşların çatılmasını ağlayan corrugator kasa bağlı olarak gelişmektedir.

    Yatay olanı ise 1 tanedir ve burun kökünde yerleşmektedir. Kaşların iç kısımlarının aşağı hareketini sağlayan Procerus kasına bağlı olarak gelişmektedir.

    Resimde 2 dikey 3 yatay çizgileri göstermektedir.

    Şakaklarda çökme(Temporal Depresyon)

    Yüzde yaşlanma ile birlikte bazı anatomik alanlarda volumetrik azalma olmaktadır. Buna iskeletleşme denilmektedir. Bazı alanlarda ise destek dokusu artmakta yada yer değiştirmektedir. Buda iskelet yapısını örtmekte hatta mimikleri maskelemektedir. Şakaklarda-temporal alanda volüm azalması bu alanın çökmesine alttaki iskelet yapının daha belirgin olmasına neden olmaktadır.

    Kaşların düşmesi(Eyebrow Pitosis)

    Alında Frontal kasın kasılı durması kaşların düşüklüğünün engellemektedir. Kaşın yukarı desteği ile üst göz kapaklarıda desteklemektedir. Kaşların düşüklüğü kaşların alında normal anatomik yerlerinin değişimine neden olmaktadır. Ayrıca kaşlar düştüğünde üst göz kapaklarının daha belirgin torbalanmasına neden olmaktadır. Ancak bazen üst göz kapağı alanında yetersiz ışık ulaşımı ile koyu gölge kaş düşmesi izlenimi vermektedir.

    Üst göz kapağı katlantı çizgisi normalde göz dış açısında sonlanmaktadır. Bunun dışarıya doğru uzanmasına “” denilmektedir ve kaş düşmesini göstermektedir. Kaş dış kenarından parmakla yukarı gerildiğinde bunların hepsi düzelmektedir.

    Gözler ve göz kapaklarının yaşlanma süreci belirtileri

    Göz çevresi anatomik kusurları göz altı kemik yapısının yetersizliği, göz üstü dış kısmındaki kemiklerin fazla gelişimi, alın kemiklerinin fazla gelişmesi ve daha öne çıkıntılı olmaları gibi. Bunlar göz çevresi yaşlanma belirtilerini daha fazla göstermektedir.

    Göz çevresi yaşlanma değerlendirilmesinde 3 özelliğe bakılmaktadır.

    Dermatochalasis; Üst göz kapağında normalden fazla derinin varlığıdır. Orta yaşlılarda gözlenir. Fazla deri gözler kapalı iken ölçülebilir. Blepharochalosis dermatochalosisden farklıdır. Bu göz kapaklarında epizotik ödem ve eritemdir. Genç kadınlarda gözlenir ve erken yaşta göz kapaklarında gevşeklik ve kırışıklığa neden olmaktadır.

    Göz kapakları derisinin elastikiyeti; Göz kapağı aşağı çekildiğinde hızla eski haline gelmelidir. Buna Snap testi denilmektedir. Göz çevresi derinin elastikiyetini göstermektedir. Alt göz kapağı aşağı çekildiğinde göz kapağı ile gözün irisinin alt kenarı-limbus arasında 7 m kadar açıklık oluşmalıdır. Buna ”Distraction test” denilmektedir

    3. Göz çevresi yağ dokusunun alt ve üstte fıtıklaşması; Bunun için göz kapalı iken göz küresi üzerine basınç uygulanır. Eğer üst ve alt göz kapaklarında bu basınç ile şişmeler gözlenir ise bu yağ dokusunun fıtıklaşmasına buda göz torbalanmalarına ait olabilir.

    Bu Festoons (cheek bags, malar bags)denilen yanak torbalanması ile karıştırılmamalıdır.Bu göz altlarında olmaktadır ve göz çevresi kasların zayıflaması ile yağ dokusunun alt göz kapaklarının daha altında yanaklara doğru fıtıklaşması yani torbalanması ile ortaya çıkmaktadır.

  • Yüz estetik analizinde dr. Young’ın göz iris çapı değerlendirme yöntemi

    Dr. Young’ ın açıkladığı teoride göz irisi yani gözün renkli kısmı yüz estetik değerlendirmesinde kullanılmaktadır.

    Bu yaklaşımın temeli bir yüze bakıldığında ilk olarak göz, burun ve ağzın dikkati çekmesi ve yüzün bu anatomik alanlar ile çekiciliğinin değerlendirilmesidir. Gözde ilk olarak dikkati çeken iristir. Irisin çapı ve boyutları yüzün diğer estetik alanlarının boyut ve şeklini belirlemektedir. Bu yaklaşıma ”Circles of Prominence (COP)” teorisi denilmektedir. Bu teoride sayısal değerler yerine iris genişliği kullanılmaktadır. Örneğin burun ucu, burun kökü, burun kanatları ve alt dudak genişliği bir iris genişliğinde olmalıdır.

    Göz burun ve ağzın yüzdeki simetrisi ve birbirlerine olan oranı yine iris genişliği ile değerlendirilmektedir. Örneğin Gözün merkezi iristir, burunun merkezi burun ucu ve burun kökü, ağzın merkezi alt dudaktır. Gözün burun köküne olan uzaklığı, burun kökünün burun ucuna uzaklığı, burun ucunun alt dudak genişliğine uzaklığı, alt dudak genişliğinin çeneye olan uzaklığı eşit olmalıdır ve bu mesafeler 3 irisi genişliğinde olmalıdır.

    Yüzün bu yöntemle değerlndirmesi

    Göz çevresinin bu yöntemle değerlendirmesi;

    Bu yöntemde iris orta hatta referans alındığında gözde 4 halka oluşmaktadır;

    Bu halkalardan ilki iristen geçmektedir.

    İkincisi 2 iris yüksekliğinde 3 iris genişliğindedir. Genişlik iris kenarına yani limbustan iç ve dış kantusa doğru konulan iris genişliğidir. Üst göz kapaklarında kirpikler ile göz kapağı arasındaki mesafe 1/2 iris çapıdır.

    3. göz halkası 4 iris yüksekliğinde ve 5 iris genişliğindedir. Bu 3. halka yukarıda kaş, içeride burun sırtının kenarı, dışta orbital rim ve altta yanağın ne yüksek orta noktası ile sınırlanmıştır. Üst göz kapağın katlantısı ile kaşların alt sınır arasındaki mesafe 1/2 iris çapıdır. Kaşların yüksekliği 1/2 iris çapı kadardır.

    4. göz halkası merkezi pupil ve yarı çapı 3 pupil çapı olacak şekildedir. Yüzün kenar çizgisinden geçmekte, kaşın üste en yüksek arkını belirlemekte altta ise orta oblik çizgiden geçmektedir.

    Bu değerlendirmede yüz estetiğinde son derce önemli oblik çizgilerde kullanılmaktadır.

    Oblik çiginin 1. si pupil ile burun tipi arasından geçmekte ve kaşın en yüksek olduğu noktada devam etmektedir.

    2. Oblik çizgi 1. oblik çizgiye paraleldir ve alt dudaktan başlamaktadır ve pupil yani göz bebeğinden geçen orta hat ile birleşme noktası yanakların medial sınırını göstermektedir. Bu oblik 2 çizgi aynı zamanda kulağın en üst noktasınıda belirlemektedir.

    3. Oblik çizgi çeneden başlamakta ve diğerlerine paralel uzanmaktadır. Kulağın en alt sınırından geçmektedir.

    Ağız ve çevresinin bu yöntemle değerlendirilmesi

    Gözler ve ağız anatomik alan ölçü ve şekilleri çok benzerdir. Ağız çevresinde ortaya çıkan 4 halka ve boyutları göz çevresine benzemektedir.

    İlk halka alt dudağın en kalın olduğu noktadır ve 1 iris çapındadır.

    İkinci halka 2 iris yüksekliğinde ve 3 iris genişliğindedir. Bu halka dudakların en volümlü olması gereken alanlarıdır. Üst dudak kalınlığı ½ iris çapındadır.

    3 . halka 4 iris çapı yüksekliğinde 5 iris çapı genişliğindedir. Üstte subnasaleden, kenarlarda ağız köşesinden alta çeneden geçmektedir.

    4.halka alt dudak merkezinden geçen 3 pupil çapındadır. Bu son halka burun ucunu, melolabial foldları ve mentumu tanımlamaktadır.

  • Yüz analizinde kalitatif (sayısal ölçümler yapmadan) değerlendirme yöntemi bölüm 1

    Yüz analizinde kalitatif (Sayısal ölçümler yapmadan) değerlendirme Yöntemi

    Bölüm 1

    Bu yüz analizinde sayısal ölçümler yapılmadan kalitatif değerlendirme yapılmaktadır. Öncelikle hastanın yaş, cinsiyet, boy ve kilo, ırksal özellikler, hormonsal denge gibi özellikleri sorgulanarak kayıt edilmektedir.

    Bu analiz yönteminde baş pozisyonu son derece önemlidir ve diğer parametreleri etkileyebilmektedir.

    Bu analiz yönteminde yüzün estetik alanları üzerinde kullanılan değerlendirme tanımları; normal, simetrik-asimetrik, var-yok, uzun-kısa, küçük büyük, geniş –dar, derin-yüzeysel, konkav-konveks, tam-eksik, düz-eğimli, uzak-yakın, dengeli-dengesiz şeklindedir.

    Yüzde anatomik yapılarının değerlendirilmesi

    Yüzde yumuşak doku kemik, kıkırdak ve diş yapıları ile desteklenmektedir. Göz küreleri göz kapaklarını ve göz çevresini desteklemektedir.

    1. resimde yüzde destek dokulardan kemik, burun kıkırdakları, dişler ve göz küreleri gösterilmektedir. 2. resimde ise yüzde destek dokuların yoğun olduğu alanlar, 3. resimde ise en koyu alanlar destek dokuların en yoğun oldukları alanlardır.

    Yüz analizinde lokal yağlanma artışının değerlendirilmesi

    Yüzde kilo artışı ile yanaklar, kulak ön kısmı, çene altı ve çene kemiği altında yağ birikimi olmaktadır. Buna karşın alın ve burunda yağ birikimi olmaz. Bu yüz estetik değerlendirmelerinde önemlidir. Bu nedenle bu alanlarda dikkatli olunmalıdır.

    Yüzde deriden en alttaki kemik dokulara kadar anatomik alanların değerlendirilmesinde şu adımlar kullanılmaktadır.

    1. Derinin değerlendirilmesi; bu deri muayenesi ile yapılmaktadır. Derinin tonuna, elastikiyetine, pitozisine, pigmentasyonuna, dinamik yapısına ve yüzeyindeki skar gibi izlerine bakılmaktadır.

    Deri değerlendirilmesinde cildin güneş reaksiyonuna ve tonuna göre sınıflama yapılmaktadır. Aşağıdaki tabloda bu gösterilmektedir.

    2. Deride kırışıklıkların değerlendirilmesi; Bunun için aşağıdaki sınıflama kullanılmaktadır.

    3. Yüzün iskelet yapısı/dolgunluğunun değerlendirmesi; Aşağıdaki sınıflama kullanılmaktadır.

    4. Yüzde yumuşak dokunun laksatisitesi yada derinin alttaki kemik ve kas dokusu üzerindeki hareket edebilme özelliğinin değerlendirilmesi5.Yüz kaslarının çalışma aktivitelerinin değerlendirilmesi; özellikle göz çevresi ve ağız çevresindeki kaslar ile bu değerlendirilebilir.

    Yüzün önden analiz

    Yüzün önden genel değerlendirmesinde yüzün orta oval kısmı son derece önemlidir. Burası belki en dikkat çeken ilk alandır. Bu alanda kaşlar, gözler, burun, elmacık kemikleri ağız ve dudaklar ve çene ön plana çıkmaktadır

    Yüzün ön oval kısmı

    Yüzün genişlik ve uzunluklarının değerlendirilmesi ve yüz tipinin saptanması

    Yüzün erkek ve kadında farklı şekillerde olduğunu biliyoruz. Bu şekillerin tanımlanması için yüzün genişlikleri ile yüksekliği karşılaştırılmaktadır. Böylece yüzün uzun-kısa, geniş-dar ve kare-üçgen tanımlamasının yapılması sağlanmaktadır. Bunun için kullanılan yükseklik ve genişlikler

    Kadınlarda yüz şekilleri

    Erkeklerde yüz şekilleri

    Yüz yüksekliği; Alında saçların başladığı sınır-trichion ile çenenin en alt noktası-menton arası mesafe

    Bigonial genişlik; Alt çene kemiğinin köşelerinin yüze önden bakışta en dışta kalan iki noktası arası genişlik

    Bimental genişlik; Çenenin en belirgin iki noktası arası genişlik

    Bitemporal genişlik; temporal yani şakakta en geniş iki nokta mesafesi

    Bizygomatic genişlik; Elmacık kemiklerinin yüze önden bakışta en dışta kalan iki noktası arası genişlik.

    Yüzün şeklinin belirlenmesinde yüzün yüksekliği genişlikler ile karşılaştırılmaktadır.

    Geniş/dar yüz; yüzün genişliğinin 4 katı yüz yüksekliğinden fazla ise geniş yüz anlamına gelmektedir.

    Uzun/kısa yüz; Yüz yüksekliğinin 4 de biri yüz genişliğinden fazla ise uzun yüz anlamına gelmektedir.

    Yüzün Simetrinin değerlendirilmesi

    Yüzün orta noktaları(kaş ortası, buru sırtı, üst dudak orta noktası ve çene gibi) işaretlenerek simetri değerlendirilmektedir. Bunun için bir kalem kullanılacağı gibi bilgisayar yardımı ile simetri değerlendirilmesi yapılabilmektedir.

    Orta hat çizgileri birleştirildiğinde hastanın yüzünde asimetri gözlenmektedir.

    Orta hat çizgileri birleştirildiğinde hastanın yüzünde asimetri gözlenmektedir.

    Bilgisayar ile yüz simetrisi değerlendirilmekte.

    Bilgisayar ile yüz simetrisi değerlendirilmekte.

    Yüzde dokuların oluşturduğu üçgenin değerlendirilmesi

    Genç ve güzel bir yüzde yüzü oluşturan dokular açıklığı aşağı bakan bir üçgen oluşturmaktadır. Yaşlanma ile destek dokuların azalması ve yer çekimi ile bu üçgen tersine dönmektedir.

    İlk resimde yaşlanma ve dokuların yer değiştirmesi ile yüzün doğal üçgen yapısının tersine dönmesi. Yüzde daha yaşlı ve yorgun ifade vermesi. Estetik uygulamalar sonrası bu üçgenin tekrar yapılandırılması

    Yüzün bazaldan analizi

    Yüzün bazal görünümünde yanaklar, burun, burun uzu, göz küreleri ve elmacık kemik bölgesindeki zygomatik ark ile çene arasındaki ilişki ve simetri değerlendirilmektedir.

    Yüzün yüz tabanı değerlendirmesi simetrinin kontrol edilmesi

    Yüzün oblik açıdan analizi

    Yüzün oblik açıdan değerlendirmesinde alan 2 ye ayrılarak değerlendirilmektedir.

    1. Oblik bakış açısında yüzün önde kalan kısmı daha iyi değerlendirilmektedir. Şakaklar, elmacık kemikleri, gözler, yanaklar, kulak ön kısmı ve çene kemiği bu açıdan en iyi değerlendirilmektedir.

    Bu oblik değerlendirmede burun ve burun sırtı da daha iyi değerlendirilmektedir.

    Bu açı burun sırtının değerlendirilmesi için idealdir.

    2.Oblik değerlendirmede yüzün dış hattı ile zemin arasında beliren profil hattı oluşmaktadır. Bu hat yumuşak eğimlere sahiptir ve S şeklindedir “Ogree line” olarak tanımlanmaktadır. Genç bir yüzde bu S eğrisi gözde başlamakta göz yanak bileşkesinde genişleyerek konveks olmakta. Bu konveks yapı burun tipinde en belirgin olmaktadır. Bu konveks üst dudaklara kadar devam etmekte burada hafif konkav olmakta çene ile konveks devam ederek boyunda sonlanmaktadır.

    Bu açı yüzün oblik dış kenarı yani S hattının değerlendirilmesi için idealdir.

    1. resimde hastada oblik açıdan değerlendirme yapıldığında S çizgisinin değişimi görülmektedir. Hastaya yapılan estetik uygulamalar sonrası S çizgisinin estetik olarak normale dönmesi

    Bazen yüz analizinde bu değerlendirme yüzün açı değerlendirmelerinden daha değerli olabilmektedir.

    Yukarıdaki 3 resimde tüm yüzlerde açılar aynı ancak soldan sağa S çizgisi daha ideal olmaktadır.

  • Cilt tipine göre kozmetik seçimi

    CİLT TİPİNE GÖRE KOZMETİK SEÇİMİ

    Işıl ışıl parlayan , gergin, diri bir cilde sahip olmak bütün kadınların hayali…böyle bir cilde sahip olmak için kozmetiklerden cerrahi müdahalelere kadar günümüzde bir çok seçenek sunuluyor. Özellikle kozmetikler bu alanda hem zahmetsiz kullanımları , hem de iddialı sunumları ile cezbedici oluyorlar ve bir çok kadın da pahalı kozmetiklere para harcamaktan çekinmiyor. Ancak her ne kadar pahalı kozmetikler, bu alanda yapılan en son araştırmaların ışığında, en iyi etken maddeler kullanılarak uzun çalışmalar sonucu üretiliyor olsalar da , cilt tipine uygun olmayan bir ürün seçildiğinde arzu edilen sonucu elde etmek mümkün olmuyor, hatta istenmeyen sonuçlarla da karşılaşılabiliyor. Bu yüzden kozmetik seçiminde ilk adımınız cilt tipinizi öğrenip buna uygun bir ürünün seçimi olmalı. Öncelikle cilt tipleri ve bunların bakımı hakkında kısaca bilgi edinmekte fayda var:

    Normal cilt:Görünümü şeffaf, nem ve yağ durumu dengeli, gözenekleri kapalı ve pürüzsüz bir cilt tip normal cilt olarak kabul edilir. En sorunsuz cilttir. Kullanılabilecek ürünler: 20-30 yaşlarda krem veya süt tipi makyaj temizleyiciler, sabunsuz köpüren jel temizleyiciler, alkol oranı normal tonik (yüzde 5-7.5) hafif nemlendiriciler ve haftada 1-2 kez peeling krem tercih edilebilir. Otuzlu yaşlardan itibaren haftada 1-2 günden başlayarak uygulanan besleyici gece kremi, göz çevresi kremi ve maskelere 40lı yaşlarda bol vitamin ve besleyici maddeleri içeren anti-aging serum ve kremler eklenmelidir.

    Kuru cilt: Görünümü mat, yağ salgılanması normalin altında ve nem oranı çok düşük bir cilt tipidir. Hem beyaz hem de esmer cilt tiplerinde rastlanabilir. Gözenekler ufak ve kapalıdır. Kullanılabilecek ürünler: Krem veya süt tipi temizleyici, alkolsüz tonik, yoğun bir nemlendirici, yoğun yağ ihtiva eden besleyici gece kremi, nem ve yağ depo edici maskeler, göz çevresi ve boyun kremleri, peeling krem, yaş ilerledikçe serumlar ve ampuller eklenmelidir. Bu cilt tipi için bakım önerileri şöyle sıralanabilir:

    * Cildinizi kurutmayan nemlendirici kullanın.

    * Sert temizleyicilerden ve antibakteriyel sabunlardan; kuruma, pullanma ve kepeklenmeye neden olacağı için uzak durun.

    * Cildinizi kurutacağından alkollü tonik tercih etmeyin.

    * Yazın hafif yağlı, kışın ve sonbaharda yoğun ve daha yüksek yağ içerikli nemlendirici kullanın.
    Bu tip ciltler , 20li yaşlardan itibaren özellikle güneşten ve rüzgardan çok çabuk etkilenirler ve hızla kırışma eğilimindedirler. Bu yüzden yaz-kış bakım ürünlerinin ardından güneş koruyucu kullanımı da ihmal edilmemelidir.

    Karma cilt: T bölgesi (alın, burun ve çene) yağlı, yanaklar ve göz çevresi daha normal ve kurudur. Bazen nemsizlik söz konusu olabilir. Yağlı kısımlarda gözenekler açık olabilir, siyah nokta ve sivilce görülebilir. Diğer bölgelerde gözenekler kapalıdır. Kullanılabilecek ürünler: Süt ve jel tipi temizleyici, alkol oranı düşük tonik (yüzde 3-5), cildin ihtiyacına göre nemlendirici, temizleyici, sıkılaştırıcı maskeler, peeling krem, otuzlu yaşlardan itibaren cildin ihtiyacına göre gece kremi ve göz çevresi kremi ilave edilmelidir. Karma ciltler iklimlerden çok etkilenir. Yazın yağlı bölgeler daha çok yağlandığından akne sorunu olur. Kış aylarında ise yanaklar çok kurur, gerilme pullanma, kızarıklık ve kaşıntı ortaya çıkar. Bu cilt tipi için bakım önerileri şöyle sıralanabilir:

    * Mevsimlere göre kozmetik seçin. Sonbahar ve kışın, yanaklarınıza daha çok nemlendirici sürün.

    * Akneli ve yağlı bölgelere kurutucu ürün kullanın.

    * Temizleyici kullanırken alın ve burnu temizleyin. Toniği sadece T bölgesine sürün. Nemlendiriciyi ise yanaklara yoğun sürdükten sonra, kalan kısma, yani T bölgesine çok az sürün.

    Hassas cilt: Deri, damarları gösterecek kadar incelmiştir. Kızaran, kaşınan dalga dalga olan ve yanan bir cilt türüdür. Kötü koşullara hemen reaksiyon gösterir. Genellikle alerjik bir yapıya sahiptir. Susuz ve çok gerilen ciltlerdir. Kullanılabilecek ürünler: Süt tarzı temizleyiciler, alkolsüz tonik ve hassasiyet giderici bakım kremleri. Bu cilt tipine sahip kişiler, yeni bir kozmetik ürün satın almadan önce, o ürünü kulak arkası veya dirseğin iç kısmı gibi bir bölgede 3 gün kadar denedikten sonra herhangi bir reaksiyonla karşılaşmadıkları takdirde yüzlerine kullanmalıdırlar.

    Yağlı cilt: Görünümü parlak ve yağlıdır. Gözeneklerin içi dolu ve açık, siyah noktalı, sivilceye müsait cilt tipidir. Yağlı cildi 3’e ayırmak mümkün: Problemsiz yağlı cilt: Cilt parlak, nem oranı normal, gözenekler açık ve içleri genellikle siyah noktalıdır. Kullanılabilecek ürünler: Jel tipi temizleyici, alkollü tonik, çok hafif nemlendirici, temizleyici- sıkılaştırıcı maskeler ve peeling krem.

    Yağlı ve hassas cilt: Cilt yağlı olmasına rağmen nemsizdir. Geniş gözenekler boş da olabilir. Deri hassasiyete bağlı hafif kırmızıdır; pul pul kalkabilir. Kullanılabilecek ürünler: Süt tipi temizleyici, alkolsüz tonik, çok hafif nemlendirici, hassasiyet giderici kremler, pomatlar, hassasiyet giderici ve yağ dengeleyici maskeler. Bu tür ciltler, yaş ilerledikçe kırışmaktan ziyade gevşeyip sarkma eğilimindedirler. Bu yüzden yağlı cildi olanlar 30lu yaşlardan itibaren sıkıştırıcı –toparlayıcı bakım ürünlerini tercih etmelidirler.

    Akneli yağlı cilt: Yağ salgısı normalin üstünde olduğundan devamlı parlayan bir cilttir. Sivilce, akne ve siyah nokta yoğundur. Gözenekler genişlemiş, içleri doludur. Nem oranı normaldir. Kullanılabilecek ürünler: Akne; mutlaka bir dermatolog denetiminde, medikal olarak tedavi edilmelidir. Medikal tedaviye ek olarak günlük bakımda verilebilecek ürünler; sabun veya jel tipi temizleyici, alkol oranı yüksek tonik, çok hafif nemlendirici, temizleyici ve sıkılaştırıcı maskelerdir.

    Olgun cilt: Olgun cilt, hücrenin yaşam ritminin yavaşlaması sonucu oluşan bir cilt tipidir. Özellikle menopoz sonrasında östrojen hormonu eksikliğine bağlı olarak cilt nemsizleşir, yağ bezleri salgısında yüzde 50’nin üzerinde azalma olur. Deride incelme, sarkma, derin çizgiler ve cilt lekeleri meydana gelir, kılcal damarlar yüzeye çıkar, yer yer yağ topakları gelişir, gözenekler genişler. Özellikle 35 yaşından itibaren uygulanan kürler, cildin güzelliği için önemlidir. Kullanılabilecek ürünler: Süt veya krem tipi temizleyici, alkolsüz tonik, yoğun nemlendirici, besleyici, hücre yenileyici bakım kremi, yağ ve nem depo edici hücre yenileyici maskeler, serim, ampuller ve peeling kremleridir. Günümüzde oldukça etkili anti aging programları dermatologlar gözetiminde uygulanmakta ve doğru medikal kozmetik ürünler dermatolog denetiminde kullanıldığı zaman yüz güldürücü sonuçlar elde edilmektedir.

    Evet, gördüğünüz gibi her cilt tipinin bakımında kendine özgü püf noktaları var. Bunlara dikkat ettiğimizde sonuçlardan memnun kalmak sürpriz olmayacaktır.

  • Botoksla doğal görünebilirsiniz

    BOTOKSUNUZU KİMSE FARK ETMEYEBİLİR Mİ?

    Değerli okuyucularımız, bu makalenin konusu giderek her kesimden kabul gören, neredeyse iyi görünmenin en önemli parçası haline gelen Botoks. Botoks hakkında son birkaç yıla kadar kötü bir önyargı vardı. Yaptıranlarda bile “Aman! Botoks yaptırdığım belli olur mu?” korkusu söz konusuydu. Ancak artık Botoks yaptırmak ,aynı zamanda yaptırmamış gibi görünmek de mümkün. Sizin de anladığınız gibi başlığımızın cevabı pekala “Evet” olabilir.

    Peki neden önceden Botoks yaptırmış olanlar bu kadar iticiydi veya Botoks güzelleştirmekten çok garip bir görünüme neden oluyordu? Cevabı çok kolay: Çünkü doğal görünmüyordu. Kişisel kanaatim, “Botoks yapılmış gibi görünmek” deyiminin artık yavaş yavaş silinmeye başladığı. İlk yapılmaya başladığı yıllarda önerilen dozların belki fazla olması, enjeksiyon noktalarının belki bugünkü kadar iyi bilinmemesi nedeniyle şaşırmış gözüken, tuhaf yüzler görüyorduk. Bugün botoks yaparken amacımız hastalarımızı daha genç göstermek yerine daha dinlenmiş, aydınlık, mutlu ve daha az kırışık bir yüz ortaya çıkarmaktır. Toplumda Botoks yaptıran insanların hiç mimik yapamadıklarına dair yanlış bir düşünce var. Botoksu her meslekten insanlar yaptırabilmektedir. Buna tiyatro sanatçıları, spikerler ve politikacılar da dahildir.Dikkat ederseniz bu meslek gruplarında mimik kullanımı son derece önemlidir. Uygun yapıldığı takdirde mimikler kaybedilmeden de kırışıklıklardan kurtulmak mümkündür.

    Birkaç yıl önce katıldığım bir kongrede estetik amaçla kullanılan başka bir ürünün sloganı çok hoşuma gitmişti: “Herkes fark edecek, kimse anlamayacak”. Bence bugün, daha güzel görünmek için yapılan her işlemde amaç bu olmalı. İşlem sonrası bizi gören, çoğu zaman hemcinsimiz olan arkadaşlarımız veya dostlarımız bizdeki bu değişikliği “Sende bir güzellik var ama ne?” şeklinde ifade edebilmeli. “Ne oldu sana böyle yoksa Botoks mu yaptırdın?” sorusu doğru olmayan bir uygulamaya işaret edebilir.

    Erkeklerin Botoks yapıldığını pek anlamadıklarını düşünüyorum. Bunun nedenini bilmiyorum. Bu durumu, saçımızı başka bir renge boyattığımızda fark etmemeleri ile aynı şekilde mi değerlendirmeliyiz? Yani ne yapsak zaten anlamayan klasik bir erkek durumu diye mi yorumlamalıyız? Başka bir açıklama da Botoks yaptıran erkeklerin sayısının kadınlardan hala çok daha az olması olabilir? Ben hastalarıma uygulama yaparken “Bu belki hoşunuza gitmeyecek ama eşinizin fark etmeyeceğini şimdiden söylemeliyim” diye uyarıyorum. Bu, estetik uygulamaları onaylamayan eşler açısından arzu edilen bir durum. Fakat eşi göz doktoru olan bir meslektaşım, eşinin Botoks yaptırdığını anlamamasına çok şaşırmıştı. “Ama benim eşim bir göz doktoru, sonuçta göz çevresine etki eden bir işlem, buna rağmen hiçbir şey fark etmedi.” demişti.Ben de “Ama sonuçta o da bir erkek” diye cevaplamıştım.

    Botoks yaptırırken amacımız sadece daha genç görünmek veya mevcut kırışıklıklardan tamamen kurtulmak olmamalı. Özellikle göz çevresinde kişisel görüşüm, gülümsediğimizde az da olsa bir miktar kırışıklık kalabilir. Yaşımızı göstermekten de korkmamalıyız. Öncelikle yaşımızla barışık olalım. Olduğumuzdan çok daha genç görünmeyi istemek doğal olmayan, vücudumuzun hatta yüzümüzün diğer bölgeleri ile uyumsuz bir yüze sahip olmamıza neden olabilir.Sonuç olarak daha genç değil, daha güzel yaşlanalım.

  • Behçet hastalığı nedir? Tanı ve tedavisi

    Behçet, nedeni bilinmeyen kompleks bir multisistem hastalığıdır. İlk kez 1937 yılında İstanbul’da Hulusi Behçet adındaki dermatoloji profesörü tarafından tanımlanmıştır.

    Ortalama 20- 40 yaş arasında başlayan hastalık her iki cinste eşit sıklıkta görülür. Ancak gençlerde ve erkeklerde daha şiddetli seyreder. Akdeniz ülkelerinde, Japonyada ve güney Asya’da sık görülürken, kuzey Avrupa’da ve Amerika’da daha nadir izlenir. Ülkemizdeki sıklığı ise ortalama 8-37/10.000 arasında değişmektedir.

    Etyopatogenez:

    Nedenine yönelik pek çok faktör ileri sürülmüştür. Bunlardan bir tanesi genetik faktörlerdir. Özelikle Akdeniz ülkelerindeki ve Japonya’daki hastalarda HLA -B5, HLA-B51 birlikteliği sık görülmekle beraber sabit bir kalıtım biçimi saptanmamıştır.

    Behçet hastalığının özellikle herpes simplex virüsü ve streptokoksik enfeksiyonlarla tetiklendiği bazı araştırmalarda ileri sürülmüştür. Burada enfeksiyonun genetik olarak predispoze kişilerde immünregülasyondaki bir defekti tetiklemesi yoluyla hastalığı başlatabildiği düşünülmektedir.

    Hastalığın patogenezinde immün mekanizmaların rol aldığına dair bir çok kanıt mevcuttur. Bunlar arasında oral mukozaya karşı otoantikorların saptanması, kanda dolaşan immün komplekslerin ve lenfositotoksinlerin varlığı, ataklar sırasında CD4/CD8 oranında ve Natural killer hücre sayısında azalma sayılabilir. Ayrıca kanda soluble IL-2 reseptör düzeyinde artma saptanmıştır.

    Mukokutanöz lezyonların erken dönemlerinin ışık, immünfloresan ve elektron mikroskopik incelemelerinde nötrofilik bir vasküler reaksiyon yada lökositoklastik vaskülit bulguları saptanmaktadır.

    Hastalığın erkeklerde ve gençlerde daha şiddetli seyretmesi, çocuklarda ve yaşlılarda az görülmesi, akne vulgarise benzeyen akneiform lezyonların izlenmesi major sex hormonlarının rolünü düşündürmüştür. Hormon düzeylerinde değişiklik saptanmamış olsa da uç organ yanıtlarında bir değişiklik olabileceği ileri sürülmüştür.

    Klinik Bulgular:

    Oral aftlar—————————–%97-100

    Genital aftlar————————-%80-90

    Deri lezyonları———————–%80

    Göz lezyonları———————–%50

    Artrit————————————%40-50

    Tromboflebit————————-%25

    Nörolojik tutulum——————–%1-15

    Gastrointestinal tutulum———–%0-25

    1) Oral aftlar: Senede en az 3 kez tekrarlayan oral aftlar hastalığın çoğu zaman ilk belirtisidir. Genelde rekürrent aftöz stomatitdekinden farklı değilse de daha sık tekrarlamaları ve daha çok sayıda olmaları ile ayrılabilirler. Major, minör ve herpetiform olabilirler. Major olanlar çapları 0.5cm den büyük, 15 günden geç ve skatris bırakarak iyileşen ülserasyonlardır. Minör ülserasyonlar çapları 0.5cm den küçük 15 günden daha kısa sürede iyileşen ve en sık görülen formudur. Nadir görülen herpetiform aftlar ise birkaç mm çapında bazen birbirleri ile birleşerek eksülserasyonlara neden olan lezyonlardır.

    2) Genital ülserasyonlar: Oral aftlara göre sayıları daha azdır ve daha geç iyileşirler. Erkeklerde en çok scrotumda daha sonra korpus penis ve glans peniste ortaya çıkar. Papül oluşumundan sonra püstül ve ardından zımba ile delinmiş gibi tipik görünümlü keskin sınırlı ülserasyonlar oluşur. Skatris bırakırlar. Kadınlarda ençok labiumlarda daha sonra diğer genital alanlarda ve nadiren servikste izlenir.

    3) Deri lezyonları: Üç sınıfta incelenebilir:

    a) Nodüler lezyonlar: Özellikle kadın hastalarda daha çok olmak üzere eritema nodozum sık görülen bir bulgudur. Erkeklerde ise yüzeyel gezici tromboflebit sık olarak izlenir.

    b)Papülopüstüler lezyonlar: Daha çok ense, yüz, gövde ve ekstremitelerde izlenen follikülit benzeri papülopüstüler lezyonlardır. Lezyonların erken dönemde nötrofilik vasküler bir reaksiyon izlenir.

    c) Vaskülitik lezyonlar: Palpabl purpura, pyoderma gangrenozum veya Sweets sendromu benzeri lezyonlar hastalığın seyrinde izlenebilir.

    4) Göz bulguları: Behçetli hastalarda en çok morbidite oluşturan bulgulardır. En sık görülen bulgusu posterior üveit, anterior üveittir ve retinal vaskülittir. Eskiden sık olarak izlenen hipopiyonlu üveit günümüzde seyrekleşmiştir. Göz bulguları erkeklerde ve gençlerde şiddetli izlenir ve %20 oranında körlüğe kadar gidebilen ağır bir seyir gösterir.

    5) Eklem bulguları: Karakteristik bulgu nonerozif, asimetrik oligoartritdir. Eklemlerde ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı izlenir. En çok tutulan eklemler diz, ayak bileği, el bileği ve dirsektir. Sakroiliak eklem , omurga, kalça ve omuz tutulumu çok seyrektir.

    6) Nörolojik bulgular; baş ağrısı, cerebellar, piramidal bulgular izlenebilir. Kafa içi basıncı bulguları, meningial irritasyon bulguları ortaya çıkabilir. Manyetik rezonans incelemesi yapılmalıdır. Nadir görülmesine rağmen mortalite ve morbiditesi yüksektir.

    7) Gastrointestinal bulgular: Japonya’da daha sık görülür. Karın ağrısı, bulantı, kusma, iştahsızlık, kanlı diare ile kendini gösterebilir. Gastrointestinal bölgede aftöz ülserasyonlar olabilir.

    8) Damar tutulumu: Özellikle ven tutulumu sıktır. Venöz oklüzyonlar, yüzeyel gezici tromboflebit lezyonları görülebilir. Pulmoner ve popliteal arter anevrizmaları arteriel bulgulardır. Hemoptizi pulmoner lezyonlar sonucu izlenebilir ve fatal olabilir.

    Bunların dışında kardiak tutulum; myokardit, koroner arterit, endokardit ve valvuler hastalıkları içerir. Renal hastalık hafif veya asemptomatik olabilir ancak aktif Behçet’lilerin çoğunda glomerüllerde immünreaktif depolanmalar bulunmuştur.

    Laboratuar bulguları: Spesifik değildir. Sistem tutulumları ile ilgili olabilir.

    Paterji testi:(Derinin nonspesifik hiperreaktivitesi): Ön kol derisine steril bir iğnenin intradermal olarak batırılması ile uygulanır. Pozitif olgularda 24 saat sonra başlayıp 48 saat sonra maksimum olan bir reaksiyon beklenir. Önce etrafında eritemli halo bulunan daha sonra püstüle dönüşebilen 1-2mmlik bir papül oluşur. Test erkeklerde daha şiddetli görülmekle beraber pozitifliği ile hastalığın şiddeti arasında bir ilişki yoktur. Histopatolojik tetkikinde mononükleer hücre infiltrasyonunu, mast hücrelerinin ve polimorfonükleer hücrelerin infiltrasyonu izler.

    Tanı: Behçet hastalığının tanısı için kullanılan kesin ve ayırıcı bir laboratuar bulgu olmaması nedeni ile, tanıda klinik değerlendirme önem kazanır. Bu nedenle tanı için bugüne kadar birçok kriter öne sürülmüş ve kullanılmıştır. Bunlar arasında O’Duffy kriterleri en kabul görmüş olanlardandır. Buna göre bir kişiye Behçet denebilmesi için oral aft dışında o kişide aşağıdaki bulgulardan en az iki tanesinin olması gerekmektedir: genital aft, sinovit, posterior üveit, kutanöz püstüler vaskülit ve meningoensefalit. Bu arada inflamatuar bağırsak hastalığı ve kollajen vasküler hastalıklar mutlaka elimine edilmelidir.

    Yeni uluslararası kriterler de bugün tanıya gidebilmek için kullanılmaktadır. Uluslararası Behçet kriterlerine göre yine oral aft dışında iki kriterin olması beklenmektedir (Tablo 1).

    TABLO 1: Behçet için Uluslararası Tanı Kriterleri

    1.Oral aftlar: Doktorun gözlediği yada hastanın ifade ettiği, senede en az üç kez tekrarlayan aftlar.

    2.Genital ülserasyonlar: Doktorun gözlediği yada hastanın tanımladığı genital aftlar yada skatrisler.

    3.Göz bulguları: Deneyimli bir hekim tarafından saptanan anterior üveit, posterior üveit, retinal vaskülit veya vitreusta hücre gözlenmesi.

    4.Deri lezyonları: Doktorun gözlediği eritema nodozum benzeri lezyonlar yada papülopüstüler lezyonlar.

    5.Paterji testi pozitifliği

    Tedavi:

    Behçet hastalığının tedavisi mukokütanöz veya sistemik tutulum oluşuna göre değişiklikler göstermektedir. Mukokütanöz Behçetlilerde oral ve genital aftöz ülserasyonlar için lokal tedavi uygulanır. Bunun için lokal steroidli ve antibiotikli pomatlar ve antiseptik solusyonlar uygulanır. Yeterli olmuyorsa kolşisin 0.5 mg tabletlerinden günde 2-3 kez kullanılabilir. Kolşisinin nötrofil kemotaksisini inhibe edici özelliğinden yararlanılır. Azothioprin de bu durumda uygulanabilecek immünsupressif ilaçlardan birisidir. İnterferon-alfa da mukokütanöz tutulumlu Behçet hastalarında son yıllarda başarı ile uygulanan bir immünmodülatördür. Ayrıca göz tutulumu ve sistemik tutulumu olan hastalarda siklosporin-A, klorambusil, siklofosfamid gibi diğer immünsupressif ilaçlar kullanılmaktadır. Tromboflebit olgularında tedaviye antiagreganlar eklenmektedir. Sistemik steroidin Behçet tedavisinde yeri tam belirlenmemişse de akut seyirli sistemik olgularda ve nörolojik tutulumda yararlı olduğu bildirilmiştir.

    Seyir ve Prognoz:

    Behçet’in klinik gidişi değişkendir. Genellikle mukokütanöz ve artritik bulgular önce oluşur. Nüksler ve remisyonlarla seyreder. En sık morbidite nedeni oküler tutulumdur ve başlangıçta agresif tedavi uygulanması ile körlük sıklıkla önlenebilmektedir. Ölüm nörolojik tutuluş, vasküler hastalık, bağırsak perforasyonu, kardiopulmoner hastalık veya immünsupressif tedavi komplikasyonu sonucu olabilir.

    Uzm. Dr. Nezih KARACA

    KAYNAKLAR

    Jorizzo JL. Behçet’s Disease. In: Freedberg IM, Eisen AZ, Wolff K, Austen KF, Goldsmith LA, Katz SI, Fitzpatrick TB, eds. Dermatology in General Medicine, 5th edition. Newyork, McGraw-Hill 1999; 2161-2165.

    Scully C. The Oral Cavity. In: Champion RH, Burton JL, Burns DA, Breatnach SM, eds. Textbook of Dermatology. 6th edition. Oxford, Blackwell Science Ltd 1998; 3072-3074.

    Yurdakul S, Tüzün Y, Mat MC, Özyazgan Y, Yazıcı H. Behçet Sendromu. Dermatoloji’de. Ed: Tüzün Y, Kotoğyan A, Aydemir EH, Baransü O. 2. baskı. İstanbul, Nobel Tıp Kitabevleri 1994; 393-398.

  • Cilt sarkması ve kırışıklık tedavisinde, yeni ve etkin yöntem: ultherapy

    Yüz ifademiz birçok şey anlatır. Çoğu zaman yüzdeki kırışıklıklar için ‘tecrübe’, sarkma ve üzgün görünüm için ‘yorgunluk’ tanımı yapılır. Bunlara çözüm olarak ‘estetik cerrahi’ her zaman bir seçenektir. Ama şimdi yeni bir seçenek olarak, cerrahi uygulamaksızın yüz asma yöntemi olan Ultherapy ile, zamanın ve yerçekiminin ciltte yarattığı tahribatı önemli oranda düzeltmek mümkün olabilmektedir.

    Ultherapy ile 30 dakikalık tek bir uygulama sonunda meydana gelen ‘güzel’ görünüm, cildin kendi iyileşme sürecini kendisinin yaratması sonucu olarak, cilt altında yer alan bağ dokusunun güçlenmesi ile meydana gelmektedir.

    Ultherapy’nin işleyişi nasıldır?

    Diğer ultrason uygulama yöntemlerinde olduğu gibi, uygulama başlığı cilde temas ettirilir ve uygulamayı yapacak uzmanın çalışma alanını planlayabilmesi için cilt ve cilt altı dokusu Ulthera cihazının ekranında görüntülenir. Ardından aynı uygulama başlığı ile cilt yüzeyinin 4,5mm ve 3mm derinine odaklanmış termal (ısıya bağlı) hasar odakları oluşturulması yolu ile cildin bundan olumlu anlamda yararlanması sağlanır. Bu işlem sırasında cilt yüzeyi tahrip edilmez. Zamanla mükemmel bir sıkılaşmanın oluşması sonucunda doğal bir ‘yüz germe’ etkisi gözlenir.

    Uygulamanın diğer ameliyatsız yüz germe işlemlerinden farkı nedir?

    Ultherapy, odaklanmış ultrason teknolojisinin kullanıldığı ‘tek’ cilt yenileme (skin rejuvenation) yöntemidir.

    Güvenilir teknolojisi sayesinde ciltte tek bir uygulama ile etkili ve memnuniyet verici sonuçlara ulaşmak mümkün olmaktadır.

    Uygulama sırasında ve sonrasında neler hissedilir?

    Uygulama sırasında hissedilenler kişiye göre farklılık gösterse de, kişilerin uygulamada hissettikleri acı hissi anlık ‘iğne batması’ gibi tanımlanmaktadır.

    Uygulamanın hemen ardından kişi günlük yaşamına dönebilir. Dikkat edilmesi gereken herhangi bir durum bulunmamaktadır. Bazı kişilerde uygulama sonrası hafif kızarıklık oluşsa da, bu durum birkaç saat sonra normale dönmektedir.

    Ultherapy güvenli bir yöntem midir?

    Ultrason enerjisi tıpta yaklaşık 50 yıldan beri son derece güvenli şekilde kullanılmaktadır. Klinik çalışmalarda herhangi bir yan etkisinin olmadığı kanıtlanmıştır.

    Nasıl bir sonuç beklentisi olmalı?

    Uygulama sonrasında rejenerasyon (cildin kendini yenileme) süreci hemen başlar, ama hedeflenen belirgin sonuçları 60-90 gün sonra gözlenir.

    Amerikan FDA standartlarına göre, 10 hastadan 9'unda, yapılan kaş asma çalışmasında gözle görülür lift-up (kaldırma) etkisi tespit edilmiştir; bu etki sonucunda göz çevresindeki gevşeme ve göz kapağındaki kırışmada azalma meydana gelmiştir. Boyun ve yüz bölgesine uygulama yapılan kişiler daha sıkı, daha gergin ve daha kaliteli bir cilde sahip olduklarını ifade etmişlerdir.

    Bugüne kadar cerrahi müdahalelerde elde edilen dramatik sonuçlara denk sayılabilecek ama cerrahi olmayan bir yöntem yoktu. Ancak, bugün mükemmel bir germe ve lifting (yüz asma) yapabilen Ulthera teknolojisi önemli bir seçenek oluşturmaktadır.

    Kimler Ultherapy uygulaması için uygun adaylardır?

    Vücudunun herhangi bir yerinde, cildini gevşek ve sarkmış hisseden tüm kişiler Ultherapy uygulaması için uygun adaylardır.

  • Kırışıklık , iz ve leke tedavisinde fraksiyonel lazer

    Son 15 yıl içerisinde lazer teknolojisi; akne (sivilce) izi, gözenekler, yara, yanık izi, yüz ve boyun kırışıklıklarının tedavisinde önemli ilerlemeler kaydetmiştir.

    Etkili cilt gençleştirme, iz tedavisi amacıyla son yıllarda 3 çeşit lazer sistemi tasarlanmıştır. Günümüzde bu üç sistem çeşitli iz ve kırışıklıkların tedavisinde en başarılı yöntemler olarak tercih edilmektedir:

    1. Erbium:Glass lazer (Er:Glass): 1,540 nanometre dalgaboyu
    2. Erbium:YAG lazer (Er:YAG): 2,940 nanometre dalgaboyu
    3. Karbondioksit lazer (CO2): 10,650 nanometre dalgaboyu

    Lazerin etkinlik derecesini belirleyen en önemli faktorler; lazer ışınının dalgaboyu, lazerin sahip olduğu teknolojik özellikler ve hastanın cilt yapısıdır.

    Kliniğimizde, yaklaşık 3-4 yıldan beri uyguladığımız Fraksiyonel Er:YAG Lazer tedavisine ek olarak bir ay önce Fraksiyonel CO2 Lazer tedavisine başladık. Bu bize hastanın şikayetine ve cilt yapısının özelliklerine göre uygun olan fraksiyonel lazer sistemini belirleyip, tedavisinin planlanması aşamasında farklı seçenekleri kullanma imkanı vermektedir.

    Fraksiyonel lazeruygulamaları sırasında tedavi edilen cildin kalınlığı kimyasal peeling veya dermabrazyonda olduğu gibi göz kararı veya tecrübeye bağlı değildir. İnilenderinlik belirlidir. Güçlü olmasına karşın fraksiyonel özelliği sayesinde uygulama sonrası iyileşme süresi kısadır. Etkisi ise benzer sistemlere göre çok daha yüksektir.

    Fraksiyonel lazer;

    • Sivilce izlerinin tedavisinde; Sivilce izlerini gideren en etkili yöntem faraksiyonel lazerdir. Bölgenin özel bir ışıkla taranması sonucu iz dokusu buharlaştırılır. Buharlaşan kısmı vücut taze hücrelerle doldurur. Her seansta iz dokusu kademeli olarak küçülür. Ortalama 3-6 seans uygulanır. Seans sonrası kızarıklık ve kabuklanma oluşur. Esmer kişilerde Erbium fraksiyonel, açık tenlilerde ise karbondiyoksit lazer tercih edilir.

    • Gebelik çatlaklarının tedavisinde;lazer, dokuyu derinlemesine gözenekli bir biçimde etkiler. Düzensiz alanları buharlaştırır. Taze doku yıpranmış dokunun yerini alır. İnce çatlaklar silinir, derin çatlaklar hafifler.

    • Yara izi tedavisinde ; ince yara izleri silinir. Ameliyat izi, darbe ve jilet yaralarının tedavisinde kullanılır. Yara izi alanına gönderilen ışık demetleri sorunlu alanı buharlaştırarak düzeltir.

    • Boyun ve dekolte gençleştirme; yıpranmış ve sarkmış boyunve dekolte cildi yenilenir. Mezolifting veya PRP tedavisi ile birlikte uygulanması etkinliği arttırır.

    • Cilt lekelerinin giderilmesi;daha çok Erbium Fraksiyonel lazer kullanılır.

    • Göz altı morluklarının ve torbalanmalarının tedavisi; göz altı morlukları kişiyi daha yorgun ve yaşlı göstermektedir. Bu duruma tıbbi dilde hiperpigmentasyon (renk artışı) denir. Genellikle alt kapağın iç kısmında daha yoğun olarak gözlenir. Nedenleri arasında; genetik yatkınlık, allerji, göz ovuşturma alışkanlığı, bazı hastalıklar (böbrek,tiroid) sayılabilir. Bu renk artışı için en çok K vitamini kremleri ve soldurucu kremler denenmiştir. Ancak çoğu kez tatmin edici sonuçlar elde edilememiştir. Göz altındaki renk maddesi buharlaştırılarak ve deriyi yeniden yapılandırarak pigmentasyon azaltılmaktadır. Lazerin tipi, hastanın cilt özelliklerine göre seçilir.

  • Neştersiz güzelliğin haritası

    Yüzümüz vücudumuzun bir parçası hatta aynasıdır; yüz ve vücut cildimiz bir bütündür. Yüzümüzün güzelliğini oluşturan ise bu bütünlüğün birbiriyle uyum içinde olmasıdır. Eğer alnımızda kırışıklıklar çok veya göz çevresi kırışıklıklarımız göze batıyor ya da kaşlarımızı çok çatıyoruz diye iki kaş arasında adeta bir oluk oluşmuşsa bu bizi elbette olduğumuzdan daha yaşlı, sert ifadeli veya yorgun gösterebilir.
    Ayrıca ciltte damarlarda belirginleşme-kızarıklık, bölgesel koyu ve açık lekeler olabilir. Bu durum ciltteki fotohasarın göstergesidir, bu da önemli bir yaşlılık göstergesidir. Daha ileri yaşlarda kırışıklıklar dışında dokuda çökmeler ön plandadır. Örneğin şakak kemiklerinin incelmesi ve bu bölgenin cildinin incelmesi ve yağ dokusunun azalması yüz ovalinin tersine dönmesine neden olur. Yani yüzümüz gençken üçgenin tepesi aşağıdadır, çenemiz sivridir, ancak yaş ilerledikçe bu durum tersine dönmektedir. Benzer şekilde dudaklarda incelme ve dişlerde mine kaybı ile beraber ağız çevresi de yaşlanmaya eşlik eder.

    Yüzümüzün 1/3 üst bölgesi mimik kaslarının hareketleri ile ilişkili olarak kırışmaktadır. Bu amaçla mimik kaslarını gevşetmek için kas gevşetici bir ilaç olan botox kullanılmaktadır. Yıllardır çocuklar da dahil olmak üzere bir çok hastada büyük kas gruplarında kas gevşetici olarak yüksek dozlarda kullanılmaktadır. Bir toksindir ve bu toksin aynı içtiğimiz antibiyotikte olduğu gibi veya olduğumuz aşılardaki gibi bakterilerden elde edilmektedir. Kendini kanıtlamış bir ilaç olup sonradan ortaya çıkacak bir yan etki beklentisi de yoktur. Yüzdeki mimik kaslarını gevşetmek için kullanılan dozlar son derece düşük dozlar olup, etkisi geçtiği zaman aynen botox yapmaya başladığı ilk noktaya geri döner, daha kötüye gitmesi diye bir şey yoktur. Tam tersi kasları çalıştıran sistemlerde kaslar hep bu sisteme ihtiyaç duyabilmekte ve bağımlı bir işlem haline dönebilmektedir. Bu yöntemle ise kaslar az çalışarak üzerindeki cildi de az hareket ettirdiği için çizgiler azalmakta hatta eğitildiği için daha iyi görünebilmektedir.

    Alın
    Alındaki kırışıklıklar mimik hareketlerine bağlı olup zamanla derinleşebilir. Özellikle mimik kırışıklıklarının yaşla ilgili değil mimikler sırasında cildin hareketiyle olduğunu söyleyebiliriz. Bazen çok genç birinin çok fazla kırışıklığı olduğunu görebiliriz çünkü mimiklerini çok kullandığı için. Bu bölge ayrıca güneş ışınlarına da en fazla maruz kalan bölge olduğu için kırışıklıklar çok daha çabuk ortaya çıkmaktadır. Alın kırışıklıkları için botox uygulanabilir. Botox bu bölgedeki kasların gevşetilmesi, çizgilerin açılmasında çok etkilidir.

    Göz kenarı
    Göz kenarındaki kaz ayağı tabir edilen çizgilenmeler için yine botox uygulanabilir. Aynı şekilde mimikleri gevşeterek çizgileri yok eder.
    Bu bölgeye sürülen kremler ise eğer meyve asitli ise çok yüzeyel çizgileri giderebilmekte ve cildin yapılanmasına katkıda bulunabilmektedir.

    Kaş arası
    Kaş çatma çizgileri kişiyi aslında olmasa da gergin ve stresli gösterir. Bu çizgilerden kurtulmanın yolu botox’la mümkündür. Çok derin kırışıklarda botox ve dolgu uygulamaları beraber kullanılır. Dolgu maddelerinden özellikle hayvansal olmayan allerji riski olmayanlar tercih edilmelidir.

    Yanak- burun arası (nasolabial) çizgileri
    Bu bölgede çizgi oluşmasında ön planda mimikler sorumlu değildir. Cildimiz yer çekimine karşı koymaya çalışırken ki bu görevi kollajen-elastik liflerle ve kaslarla yaparlar, zamanla bu bölgedeki dokularda azalma, yerçekimine bağlı sarkmalar ortaya çıkabilmektedir. Çünkü hücrelerimiz ilerleyen yaşla birlikte daha az lif sentezleyebilmekte üstelik akıntıya kürek çekmektedirler. Bir de üzerine azalan yağ dokusu ve suyunu kaybetmiş bir dermis tabakası ilave olunca burası çökmekte ve oluk şeklinde iki tarafta çizgi oluşmaktadır. Bu bölgenin en iyi tedavisi hazır dolgu malzemeleri ile olmaktadır.

    Dolgu Malzemeleri
    Hayvansal ham madde içermeyen, stabilize Hyaluronik asittir. Deriye zerkedildiği zaman, vücudun kendi hyaluronik asiti ile birleşerek hacim yaratır. Bu hacim ile dudakların dolgunlaştırılması, çizgilerin, kırışıklıkların ve yüz kıvrımlarının tedavi edilmesi sağlanmaktadır. Hızlı ve kolay uygulanmasının yanı sıra, görülebilir sonuçların hemen elde edilmesine olanak sağlar.
    Vücudun kendi hyaluronik asit yoğunluğunun azaldığı bölgelere enjekte edilir. Enjekte edildiği bölgelerde hacim oluşturarak boşalmış bölgede dolgunluk sağlar. Sonuçlar aynı anda görülebilir ancak haftalar içinde daha iyi olabilmektedir. Hyaluronik asit kendi ince steril enjektörü ile, kırışıklık altındaki bölgeye dermis içine enjekte edilerek uygulanır. Gereken enjeksiyon sayısı, kırışıklığın derinliğine ve uzunluğuna bağlı olarak değişir. Birkaç adet enjeksiyon gerekebilir.

    Hyaluronik asit, bakterilerle ayrışabilen diğer dolgu maddeleri gibi hayvansal kökenli değildir. Bu dolgu, allerjik reaksiyonları en aza indirgediği gibi, hayvanlara özgü hastalıkların insanlara taşınmasına da engel olmaktadır.

    Dolayısı ile hyaluronik asit kullanımı tamamen güvenli olmakta ve tedavi öncesi herhangi bir test uygulaması gerektirmemektedir.Dolgu maddesi enjeksiyonlarından sonra normal aktivitelerinize hemen geri dönebilirsiniz. Tedavi yapılan bölgeye bağlı olarak sonuçlar, 3-6 ay arasında bir süre için kalıcı olurlar. Tekrarlayan seanslar sayesinde kalıcılık süresi 1 yılı aşan vakalar bildirilmektedir.

    Burun üstü (tavşan) çizgileri
    Burun sırtında oluşan verev çizgilerdir. Birkaç noktadan yapılan botox uygulaması ile giderilmesi mümkün olabilmektedir.

    Çekik göz
    Asya tipi gözlü hastalarda göz çeperinin daha oval olması istenebilir. Bu tip hastalarda gözün hemen altından birkaç noktaya yapılan Botox enjeksiyonu ile alt göz kapağı daha oval hale getirilebilir.

    Üst dudak (sigara) çizgileri
    Dudağın üst kısmında oluşan dikey çizgilerdir. Botox enjeksiyonu ile bu çizgilerin hafifletilmesi mümkündür. Ayrıca dudak kenarına kontür uygulaması şeklinde yapılan dolgu uygulamaları da son derece güzel olmaktadır.

    Dudak kenarı eğimi (Marionette çizgileri)
    Bazılarının dudak kenarı aşağıya dönüktür bu durum kişiye üzgün bir ifade verir. Dudak kenarını aşağıya çeken kaslara botox enjeksiyonu yaparak bu durumdan kurtulmak mümkündür.

    Çene çizgileri
    Çene ortasında kırışıklık veya pütürlü bir görünüm varsa Botox ile çeneye bir veya iki noktadan yapılan uygulama ile bu durumu gidermek mümkün olabilmektedir.

    Damak görünümü (Gummy smile)
    Bazıları güldüğü zaman üst dişetleri görünür. Botox enjeksiyonları ile bunu gidermek mümkün olabilmektedir.

    Boyun çizgileri (Platisma)
    Bazı kişilerde boyun kasları gözle görülür şekilde belirginleşir. Botox uygulamaları ile bu düzensiz görünüm giderilir ve boyun kontür görünümü genç bir hal alır.

    LED IŞIK TEDAVİLERİ
    Işığın insan vücuduna sağladığı yararlar tıp dünyası tarafından uzun yıllardır biliniyor. Işık, hücrelerin canlandırılması ve dokuların yeniden oluşmasını sağlamak için profesyonel tedavi yöntemlerinin en önemli unsurlarından biridir. Hemen her gün yeni bir ürünün geliştirildiği cilt uzmanlığında, şimdi daha doğal ve cildin kendi mekanizmalarını kullanarak tedavi sağlayan ışık terapileri ile cildimizin bütünlüğünü bozmadan tedavi edilmesi mümkün olabilmektedir.

    Zararlı ultraviole veya infraruj (kızıl ötesi) içermeyen bu ışıklar cilt tarafından kolayca emilerek cildin dermis tabakasını uyarmaktadır. Bu tabaka cildin yaşayan, çoğalan ve beslenmenin sağlandığı ana merkezidir. Diod ışığı cilt altındaki hücreleri stimüle ederek aktif olmalarını, canlanmalarını sağlayarak ameliyat sonrası iyileşme sürecini olumlu etkilemektedir.

    INTENSE PULSED LIGHT TERAPİ (IPL)

    Yaşlanmanın başlıca sebebi ultraviyole ışınlarıdır. Ultraviyole, hücrelerde atılması güç olan maddelerin (serbest radikaller) birikmesine ve kollajen liflerinin kırılmasına hatta kaybına yol açar. Cildi ultraviyole ışınlardan korumaya yarayan ve cilde rengini veren hücrelerdeki pigmentlerdir. Aşırı güneş ve yılların etkisi ile bu pigmentler azalır, hücre sayısındaki azalma da cildin incelmesine sebep olur. Cilt altında bulunan ve cilde esnekliğini, gerginliğini kazandıran kollajen ve elastik lifler ultraviyole etkisiyle kalitesini yitirirler. Böylece cildin gerginliği azalır, cilt yer çekimine karşı verdiği savaşı kaybeder ve zamanla ciltte sarkma meydana gelir.

    Akne, akne izi, skarlar (ameliyat kesi izleri, çatlaklar, yanık skar dokusu) ve keloidlerin iyileştirilmesi.
    Gerekli tedavi sayısı endikasyona bağlı olarak değişir. Yaşlı ya da güneş ışığından zarar görmüş olan deride, lezyonun tipine bağlı olarak ardışık 3 seans gerekir. Tipik bir tedavi şeması, başlangıç tedavisini takiben 3-4 haftalık aralıklarla 3 seansdan ibarettir. Dövme, akne, nedbe dokuları, vasküler ve pigmentli lezyonlar normal olarak, lezyona ve şiddetine bağlı olarak, en az 3 seans gerektirir. İşlemin kalıcılığı için her yıl uygulamanın tekrarlanmasında yarar vardır.