Etiket: Göz

  • Uzman hekim tarafından yapılan lazer epilasyon zararlı mı ?

    Uzman hekim tarafından yapılan lazer epilasyon zararlı mı ?

    ~~Lazer epilasyon yöntemi son dönemlerde hem kadınların hem de erkeklerin fazlaca gündeminde. Yalnız bu uygulamanın hangi şartlar altında yapılması gerektiğini bilen yok. Doğru bilinen yanlışları düzeltmek ise yine hekimlere düşüyor. İster kabul edelim ister etmeyelim, artık “imaj dünyası”nda yaşıyoruz. Anahtar kelimemiz de “güzellik”. İnsanlar binlerce yıldır onun peşinde. Çünkü güzelliğin sonu yok. Bu uğurda yapılan her şey mubah! Her köşe başında başka bir güzellik merkeziyle karşılaşmamız da bundan. Son dönemlerde biraz daha iyi gözükmek için kadın-erkek herkesin en çok rağbet ettiği uygulamalardan biri de şüphesiz lazer epilasyon. Fakat yaptıranların da yaptırmaya niyetlenenlerin de kafası karışık: “Acaba gerçekten sağlıklı mı?” Güzellik merkezlerinin web sitelerine, afişlerine bakarsanız bu yöntem çok sağlıklı, kesin sonuç. Hem de ağrı, acı yok. Yüzyıllardır insanları meşgul eden kıl-tüy işlerini elbette bu kadar basite indirgemek doğru değil. Deneyimli dermatologlara lazer epilasyonun vücudumuza zarar verip vermediğini, hangi şartlar altında bu yöntemden faydalanabileceğimizi sorduk. Bu vesileyle, doğru bildiğimiz birçok yanlışı da öğrendik…

    NEDEN TÜYLERİMİZ VAR?

    Lazer epilasyon yönteminin ayrıntılarına girmeden önce vücudumuzdaki görünen ya da görünmeyen tüylerin fonksiyonlarını bilmek elzem. Aslında kaş, kirpik ve saçlarımızı düşünecek olursak güzellik ve estetiğimizin bir parçası onlar. Çoğunlukla epilasyon yaptırılan kıllar vücut ısımızı dengelemeye yarıyor. Üşüme esnasında kılların dibindeki piloerektör denilen kaslar kasılıp tüyleri dikleştiriyor. Böylece vücudumuzdaki ısı miktarında bir miktar artış gözlemleniyor. Tabii kıllar zaman zaman hastalıklara da davetiye çıkarabiliyor. Bakteri, kötü koku, mantar ve kıl dibi iltihapları gibi… Uzmanlara göre, hastalık riski taşıyan bölgelerdeki kıllar yarardan çok zarar verebiliyor.

    Kadın ve erkeklerin önemli estetik kaygılarından biri kıl. Bundan kurtulmak için de sir ağda, tıraş ve kimyasal dökücüler gibi farklı farklı yöntemler deneniyor. Ama hangisi tercih edilirse edilsin kalıcı bir çözüm sunmuyor. Dolayısıyla lazer epilasyonun günümüzde özellikle tercih edilmesinin ardında, yüzde 70-80 kalıcılık unsuru etkili gözüküyor. Peki, gerçekten bu yöntem sağlıklı mı? Epilasyon esnasında vücudumuza nasıl bir işlem uygulanıyor?

    Çoğumuz küçükken mercek ya da saat camını güneşe tutarak bir kâğıdı yakmışızdır. Lazerin yaptığı işlem de aslında buna benziyor. Cilde paralel demetler hâlinde gelen ışık, bir noktada odaklaşıp ısı etkisi yapıyor. Sıcak, kıl üreten hücreleri hasara uğratıyor. Buna fototermal etki deniyor. Yapılan işlem tüy kökündeki melanin pigmentini patlatmaya yarıyor. Etraftaki dokuya ise zarar vermiyor. Sema Hastanesi’nden Dermatolog Leyla Ertenü, hiçbir yöntemin hasarsız gerçekleşemeyeceğini belirterek trilyonlarca hücreden meydana gelen insan vücudu için bir miktar hücre ölümünün ileride sorun çıkarmayacağını söylüyor. Çünkü ağda, sir ağda, cımbız gibi kökten alım yöntemlerinde şiddetli çekme sebebiyle de hücreler ölüyor, dokuda sıvı birikebiliyor, uygunsuz ortamlarda yapıldığında da enfeksiyon riski ortaya çıkıyor. Üstelik tüm bunlar bir ya da birkaç kez değil, ortalama her ay yaşanıyor.

    Halk arasında lazer ışığının kanser yaptığı biliniyor. Bu yanlış bilgiyi Memorial Hastanesi’nden Dermatolog Ayfer Aydın düzeltiyor: “Lazer ışığı kanser yapsa tüm dünyada bu kadar kullanılır mı? Lazerin daima hedef aldığı ‘bir şey’ vardır. Bu ışık demeti göz, üroloji, prostat, gençleştirme, leke ve varis tedavisinde, kalp ameliyatlarında da kullanılıyor. Epilasyonda kullandığınız ışık ürolojide işe yaramıyor. Demek ki lazer hedefine uygun çalışıyor. Epilasyon esnasında kıl kökünün dışındaki hiçbir yere lazer ulaşmıyor, kesinlikle zarar vermiyor.”

    Lazer, 1960 yılından bu yana dermatoloji ve diğer tıp alanlarında sıklıkla kullanılıyor. FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi) bu yöntemi onaylıyor ve kullanılmasında herhangi bir sakınca görmüyor. Dr. Leyla Ertenü, “Lazer vücuda herhangi bir zarar verseydi 48 yıl içinde bu ortaya çıkardı. Uygulanan bölgedeki doku değişikliğinin gözlenebilmesi için bu süre yeterli.” diyor.

    Yıllardır Avrupa ve Amerika’da uygulanan lazer epilasyon yöntemi, Türkiye’deki kadar revaçta değil. Fakat bu durum “lazer zararlıdır” anlamına gelmiyor. Mahremiyet kaygıları bu yöntemin müslüman ülkelerdeki tercih yüzdesini düşürüyor. Sağlık dışında gerekçelerle mahremiyet sınırları aşılmak istenmiyor. Dr. Ayfer Aydın, vücut kıllarına bakış açısının ülkeden ülkeye değişiklik gösterdiğini söylüyor: “Özellikle Müslüman kadınlar genital bölgelerinin temizlenmesine çok önem verir. Türk halkı da bu konuda çok hassastır. Diğerleri kıllarından rahatsız değil aslında. Onları vücutlarının bir parçası olarak görüyor, ‘acaba nasıl yok ederim’ diye düşünüp herhangi bir arayışa girmiyor. Kullanım oranlarındaki farklılıklar bu ayrıntıdan kaynaklanıyor.”

    Lazer epilasyon yöntemi güzellik merkezlerinde “kusursuz, yüzde yüz kalıcı, acısız” şeklinde tanıtılıyor. Dermatologlar ise başarı oranını yüzde 70-80 diye veriyor. Kalıcılığı için de “tartışılır” diyor. Çünkü vücut dinamik bir yapı. Bir sürü kıl yapacak hücre mevcut. Mesela, gözle görülmeyen ayva tüyleri gibi. Onlar hormonel sorunlar, kullanılan ilaçlar ya da kist sebebiyle kalınlaşıp kıla dönüşebiliyor. Kişinin lazer epilasyon yaptırmasının herhangi bir önleyici etkisi bulunmuyor. Bazen de melanin pigmentine verilen sıcaklık, kıl oluşumunu tetikleyerek artırabiliyor.

    Lazer epilasyonda kalıcılık kişiden kişiye değişiyor. En iyi cevap alınan yerler ise koltuk altı bölgesi. Çünkü buradaki kıllar kol ve yanağa göre daha kalın ve köklü. Lazer ışığı koyu pigmentleri üzerine çekmek üzere programlandığı için uygulama etkin sonuç veriyor. 5-10 yıl içinde öldürülen hücrelerin bir kısmı tekrar canlansa da tamamen geri dönüş yaşanmıyor. Lazer epilasyon bahsedildiği gibi tamamen acısız bir yöntem de değil ayrıca. İşlem sırasında tüylerin cımbızla çekilmesine benzer bir acı hissediliyor. Vücudun bazı bölgeleri daha duyarlı olduğu için acı daha da artabiliyor. Lazer, soğutucu ile birlikte kullanılıyor. Böylece derinin ısınmasına bağlı ağrı-acı meydana gelmiyor, derinin üst kısmı korunuyor.

    Lazer epilasyon 12-50 yaş aralığındakilere uygulanabiliyor. Bu yöntemden faydalanabilmek için sadece yaş sınırı yeterli değil. Mesela bronz tenliler, beyaz saçlılar, epilepsi (sara) hastaları ile gebe hanımlara işlem yapılamıyor. Işınların anneye de bebeğe de zararı yok aslında. Fakat gebelik döneminde vücuttaki pigmentasyon oranı yükseliyor, özellikle göz ve çevresinde lekeler çıkabiliyor. Lazer ışınları ise bu lekeleri kalıcı hâle getirebiliyor. Dolayısıyla böyle bir riski hiçbir uzman almak istemiyor.

    Kendini ispat etmiş bu modern yöntemle alakalı özellikle ülkemizi ilgilendiren can alıcı noktalar var. Çünkü ehil ellerde ve uygun ortamlarda yapılmayan epilasyonlar birçok sıkıntıyı da beraberinde getiriyor. Lazer ışını güvenilir diye biliniyor ama onu tamamen tehlikesiz kabul etmek de doğru gözükmüyor. Mesela hastaların uygulamadan önce muhakkak dermatolog tarafından görülüp muayene edilmesi şart. Çünkü muhtemel yan etkileri, bir estetisyen ya da çeşitli kurslara katılarak cihazı kullanmayı öğrenmiş kişilerin tahmin edebilmesi neredeyse imkânsız.

    Lazer aşırı seviyedeki güneş ışığına benziyor. Eğer hastanın güneşe alerjisi varsa uygulamadan sonra alerji reaksiyonları ortaya çıkabiliyor. Lazerin etkisiyle kansere yol açabilecek benler de çoğalabiliyor. Herpes gibi vücut enfeksiyonları sıcağın etkisiyle hızla yayılabiliyor. Dezenfekte edilmemiş uçlar da birçok viral mikrobun kişiden kişiye bulaşmasını sağlıyor.

  • Dolguda yeni trendler

    İlk dolgularla dudak ve nazolabial olukların doldurulması modaydı, sonra sonra dudak çizgileri, marionettler, yanaklar sıraya girdi, şimdide gözaltı ve ışık dolguları ile ulaşılamayan nokta kalmadı.. Tüm yüzün canlandırılması için mezoterapi ürünleri ile birlikte hazırlanan dolgu sistemleri ile göz altı morluklarında ve çökmelerinde kullanılan sistemler şu anda trendy…

    Yüz hatlarının restorasyonunda özellikle derin çizgi ve kırışıkların giderilmesinde yaşlanmaya bağlı, yağ dokusu kaybı ve yumuşak dokudaki hacim eksikliklerinin tamamlanmasında dolgu maddesi enjeksiyonları uygulanmaktadır. Bu yöntemle derin çizgiler doldurularak yüz hatlarında yumuşak bir geçiş elde edilir. Böylece yüz ifadesi de dolaylı olarak yumuşar. Ayrıca yüzde çökme gösteren bölgelere dolgu maddesi uygulanarak daha genç ve yuvarlak hatlar elde etmek, bu yolla da yüzde istenen yerlere volümetrik enjeksiyonlar yapmak mümkün olur.

    Neden kırışırız ?

    Yaşlanma ile birlikte cildin hyaluronik asit içeriği azalır ve cildin su tutma kapasitesi düşer. Deride bulunan kollajen ve elastin lifler kırılmaya ve eskimeye başlar. Bu kırılmalar doğal yaşlanma sürecimizin bir parçası olmakla birlikte, fazla kaş çatma, gözleri kısarak bakma, gülümseme ve diğer yüz mimikleri de çizgilerin oluşmasına katkıda bulunurlar. Sigara içmek ve kirli hava gibi çevresel faktörler de yaşlanmayı hızlandırırlar. Yüz kırışıklıklarını doldurmak için en sık olarak kullanılan işlem yüz dolgusu tedavisidir.

    Hyalüronik asit nedir?

    Hyaluronik asit bir bağ dokusu destek elemanıdır ve doğal olarak cilt altı mesafede yaygın olarak bulunur. Varlığı ve yapısı gereği cildimizin daha nemli, kırışıksız ve gergin olmasını sağlar. Klinikte kullanılan hyaluronik asit ise E.coli denen bir bakterinin hücre duvarından izole edilen, ileri laboratuvar koşullarında yüksek teknolojiyle üretilen hayvansal hammadde içermeyen, berrak kristal jel görünümlü bir maddedir. Deriye enjekte edildiği zaman, vücudun kendi hyaluronik asiti ile birleşerek hacim oluşturur.Hacminin 1000 katı kadar su çekme kapasitesine sahiptir. Bu hacim ile dudakların dolgunlaştırılması, çizgilerin, kırışıklıkların doldurulması ve yüz kıvrımlarının tedavi edilmesi sağlanmaktadır. Hızlı ve kolay uygulanmasının yanı sıra, yüz dolgusu işlemi görülebilir sonuçların hemen elde edilmesine olanak sağlar.

    Nerelere dolgu yaparız?

    Dudak kalınlaştırma

    Dudak kenarlarındaki derin çizgilerin tedavisi

    Yüzdeki derin çizgi ve kırışıklıkların yumuşatılması

    Göz altı ve yanaklardaki çöküntülü alanların doldurulması

    Dolgu ile kaş kaldırma

    Çöküntülü yara izleri

    El sırtındaki kırışıklıkların giderilmesi

    Son trendlerden Gözaltı Işık Dolgusu….

    Gözaltı ışık dolgusuyla; yanak ve gözaltları arasındaki oluklar, çöküklükler, alt göz kapağındaki torbalanmalar başarıyla tedavi edilebilirken göz altı morluklarında da belirgin bir azalma sağlanmaktadır. ışık dolgusu verildiği alana homojen bir şekilde yayılarak etkisini gösterir. İçeriğinde protein, vitamin, aminoasit, antioksidanlar sayesinde gözaltı morluklarına da iyi gelmektedir. Dolgunun uygulanma sonrasında hemen sonucunu görebilirsiniz, şişme ve morarma hemen hemen hiç olmamaktadır. 1 hafta sonra en iyi halini alacaktır. Dolgu 1-1,5 sene kadar kalıcı olmaktadır.

    Diğer bir trendy : Işık Dolgusu….

    Cildimizi oluşturan tabakaları en dıştan içe epidermis, dermis ve deri altı doku olarak sıralayabiliriz. Bu tabakaların her biri ışığı farklı şekilde emer ve yansıtır. Işık cildimize vurduğunda farklı katmanlar tarafından emilen ve yansıyan ışınlar bir araya geldiğinde parlaklık olarak algılanır. Işık dolgusunda kollajenin yapısına giren 8 aminoasid kollajen üretimi için hammadde oluştururken, 3 antioksidan, vitamin ve mineraller ile cildin dış etkenlere karşı savunmasını arttırır. Işık dolgusunda hyaluronik asid ile diğer vitamin, mineral ve antioksidan etken maddeler mükemmel bir uyum sağlar. Enjeksiyonlarda içerdiği lidokain anestezik maddesi ile hasta konforu oldukça yüksektir. 3 hafta aralarla yapılan 3 uygulama ile ilk uygulamadan itibaren ve sonrasında birikici etki ile gözle görülür ışıltı sağlar.

    Uygulama nasıl yapılır ?

    Hyaluronik Asit, Kalsiyum Hidroksiapatit veya Poli-L laktik asit gibi farmakolojik ajanların derin çizgi, kırışıklık, çöküklük olan bölgelerde, dudaklarda veya el sırtında cilt altına enjeksiyonu şeklinde uygulanır. Hekimlerin tecrübelerine ve tedavi endikasyonlarına bağlı olarak değişmekle beraber hyaluronik asit bazlı dolgular cilt tonusü ile olan uyumları,yüzün yaşlanma dinamiklerine paralel davranışları ve çok doğal natürel sonuçlar yaratmaları nedeniyle ve komplikasyonlarının neredeyse hiç olmayışı avantajıyla tüm diğer dolgulardan daha fazla tercih edilir hale gelmiştirler.

    İşlem teknik olarak çok ağrılı değildir ancak uygulanacak bölge ve dolgu maddesine göre uygulama öncesinde topikal anestezik kremler veya bazen lokal anestezi gerektirebilir. Etkisi uygulama yapıldığı anda görülür. Uygulanan maddeye, bölgeye ve kişisel faktörlere göre genellikle 6-18 ay arasında sürer. Kalıcı dolgu maddeleri de mevcuttur. Ancak bunların uygulaması geri dönüşümsüz olacağından tedaviye ilk olarak eriyebilen hyaluronik asit içeren dolgularla başlamak sonucu tahmin etmek açısından daha sağlıklı olacaktır.

    Özellikle dudaklarda daha fazla olmak üzere uygulama alanlarında ilk 3 gün şişlik ve morluk görülebilir. Buz uygulaması bu durumun daha çabuk iyileşmesınde etkili olacaktır. Yağ enjeksiyonunda bu şişlik 2 haftaya kadar uzayabilir.

    Beklentiler?

    Derin çizgi ve kırışıkların kısmi veya tam olarak düzelmesiyle birlikte yüz hatlarında belirgin bir iyileşme gözlemlenir. Dolgu maddesi enjeksiyonu (liquid face lifting) olarakta adlandırılan ameliyatsız yüz gençleştirme işlemleri arasında önemli bir yer teşkil eder. Tüm yüzde istenilen sonuca ulaşabilmek için botox, kimyasal cilt soyma, ulrasound lifting ve diğer anti-aging işlemlerle kombine edilmesi de gerekebilir.

    Hyalüronik asit enjeksiyonundan sonra doğal bir görünüm sağlanır. Yüz dolgusu veya dudak dolgusu işlemlerini öğle yemeği tatilinde yaptırıp günlük hayatınıza devam edebilirsiniz. Herhangi bir ön test yaptırmanıza gerek yoktur. Ancak uygulayan kişinin uzman ve tecrübeli olması önemlidir. Dolgu enjeksiyonlarından sonra normal aktivitelerinize hemen geri dönebilirsiniz. Etkisi kullanılan materyale göre 6-18 ay devam eder.

    Yan etkisi varmıdır?

    Hyaluronik asit 1996’dan beri dünya üzerinde 70 ülkede 2 milyondan fazla kişiye güvenle uygulanmıştır.Çok ender olmakla birlikte tedavi edilen bölgede birkaç saat süren hafif bir şişme olabilir. Makyaj ile kolaylıkla kapatılabilecek hafiflikte olan morluklar görülebilir. Allerjik reaksiyonlar çok nadir görülürler. Enjeksiyon bölgesinde kızarıklık, kaşınma veya sertlik oluşabilir. Hyaluronik asit ile yüz dolgusu tedavisi, genellikle estetik operasyona bir alternatif olarak uygulanır. Hyaluronik asit kullanımı güvenli olup non allergen olduğundan tedavi öncesi herhangi bir test uygulaması gerektirmemektedir.

  • Göz altı morlukları

    Göz altlarının morarması yorgun ve uykusuz kalmış bir görünüme neden olur. Göz altı morluklarını tedavi etmeden önce bu morlukların nedenini tespit etmek gerekir.

    Göz altında genetik olarak mevcut olan pigment hücrelerinin fazlalığına bağlı olarak gelişen koyuluk,

    Göz altındaki elastik ve kollajen liflerin azalmasına ve dolaşım bozukluğuna bağlı olarak gelişen koyuluk,

    Dengesiz tek yönlü beslenme, uykusuzluk, stres, alerjik hastalıklar, fazla güneşlenme.

    Oluşan nedene yönelik olarak tedavi de farklılık gösterir. Başlıca tedaviler;

    Göz çevresi kimyasal peelingleri

    Göz altı ışık dolgusu – Redensty 2

    PRP

    Lazer uygulamaları → Fraksiyonel Lazer, Er-bium yag fraksiyonel lazer, CO2 fraksiyonel lazer, pulse dye lazer,Q switched Nd yag lazer.

    K, E, C vitamini, retinol- glikolik asit, peptid içeren göz çevresi kremleri.

  • Dolgu (hyalüronik asit) nedir?

    Yüz bölgesine uygulanan dolgu maddeleri ile cilt kızarıklıklarının ve hacim kayıplarının giderilmesi, yüzün yeniden şekillendirilmesi, çökük olan izlerin tedavi edilmesi, dudak şekillendirme ve dolgunlaştırma işlemleri gerçekleştirmektedir. Uygulanan dolgu maddeleri Hyalüronik Asit içermektedir.

    HYALÜRONİK ASİT NEDİR?

    Cildimizin iskelet yapısını oluşturan kolajeni üreten bir ara maddedir. Hacminin 1000 katı kadar su bağlayabilmektedir. Normalde genç insanların ciltlerinde daha çok bulunan, cilde parlaklık, canlılık veren bir maddedir. Yaşla beraber ciltte azalır. Bunun sonucu olarak cilt kırışıklıkları başlar. Cilt altına verilen dolgu maddesi, cildin alt katmanlarına destek verip, kırışıklık ya da çöküklüğün doldurulmasını sağlar. Ayrıca yüzde germe etkisi yapar.

    HANGİ BÖLGELERE UYGULAMA YAPILIR?

    Yanaklar (Orta Yüz)

    Göz yaşı oluğu (Tear Through)

    Burun kenarı ile ağız köşesi arası oluğu (Nasolabial Oluk)

    Burun

    Dudak kenarı çizgileri (Marrionette Çizgileri)

    Çene

    Kaşlar (Hacim vermek için)

    Göz kenarındaki kaz ayakları

    Alın çizgileri

    Boyundaki yatay çizgilere uygulanır.

    YANAK DOLGUSU

    Orta yüz dolgusu son yıllardaki dolgu uygulamaları içinde en popüler olanıdır. Geçmişte kırışıklığın altını doldururken, günümüzde yeni anlayış eksilen hacmi yerine koymaktır. Yaşla birlikte, yanaklarımız hacim kaybeder ve yerçekimine karşı koyamayıp sarkar. Bunun sonucu yorgun bir görünüm ortaya çıkar. Dolgun yanak kadını daha çekici ve genç kılar. Yanak dolgusu maalesef yapılan kötü uygulamalar nedeniyle genellikle tepkiyle karşılanmaktadır. Ancak doğru kişilerin elinde yapılan uygulamalar sonucu , mükemmel görüntüler elde edilmektedir. Amaç yanakları şişirmek değil, eksilen hacmi yerine koymaktır. Bu bölgede kullanılan hyalüronik asit dolguları daha yoğun özelliktedir. Dayanıklılık süreleri genellikle 1,5 – 2 yıldır.

    DUDAK DOLGUSU

    Dudakların dolgun ve şekilli olması yüzde gençlik ve canlılığın göstergesidir. 35’li yaşlardan itibaren dudaklar incelmeye başlar. Konturu kaybolur, hacmi azalır. Bazen genetik faktörlere bağlı olarak da dudaklar ince ve şekilsiz olabilir. Sigara tüketimi, stres, güneş gibi çevresel etkilerde dudakların incelme süresini hızlandırır. Hyalüronik Asitli dolgularla yapılan uygulamalar sonucunda öncelikle dudak şekillendirilir, gereği kadar hacim verilir. Dolgu uygulaması sonrası dudağın nemi de artar, dolayısıyla pürüzsüz ve canlı görünür.

    GÖZ ALTI DOLGUSU

    Göz altı çukurunun doldurulması, göz çevresinin gençleştirilmesi, morluklar, halkaların ve çizgilerin giderilmesi amacıyla uygulanır. Göz altında bulunan yağ yastıkçığının hacmi, yaşa, kilo kaybına bağlı olarak azaldığında, göz altı oluğu derinleşir. Bu kişinin yorgun görünümüne neden olur. Yaklaşık 15 dakikalık uygulamalar sonucunda kişi daha dinlenmiş ve genç görünür.

    HANGİ DOLGU MADDESİNİ KULLANMALIYIM?

    Kaliteli dolgu maddeleri akışkan olup cilde doğal bir görünüm verirler. En önemlisi de alerjik reaksiyona neden olmazlar. Ucuz, laboratuvar testleri özenle yapılmamış dolgu maddeleri alerjik reaksiyona neden olabilirler. Enfeksiyon riskleri de çok yüksektir.

    DOLGUNUN ÖMRÜ NE KADARDIR?

    Hyalüronik asit içeren dolgu maddeleri, bir süre sonra vücut tarafından eritilirler. Bu süre kullanılan dolgunun yoğunluğuna, kişisel ve çevresel faktörlere bağlıdır. Ortalama ömürleri 6-24 ay arasında değişir. Ancak sigara, aşırı sıcak ortamda bulunmak, güneş maruziyeti gibi çevresel faktörler de dolgunun ömrünü kısaltır.

    UYGULAMA SONRASI NELERE DİKKAT ETMELİYİM?

    Uygulama sonrası birkaç gün ödem olabilir.

    Uygulamadan sonra morluklar görülebilir. Bu morluklar 1 hafta 10 gün sürebilir.

    Uygulama sonrası sauna, buhar banyosu, hamam gibi yerlere gitmekten kaçınılmalıdır.

    Uygulamadan sonra ilk gün su değdirilmemeli ve makyaj yapılmamalıdır.

  • Genç gösteren makyaj teknikleri

    Hafifte olsa günlük makyaj uygulanması cildin daha sağlıklı görünmesini sağlar. Yüzdeki yaşlılık ve güneş lekelerinin üzerine açık renk kapatıcı uygulayabilirsiniz. Bunların tedavisine gelince peeling uygulamaları ciltteki pek çok renk sorununu çözümlemek için geliştirilmiş uygulamadır.

    Kaşları kalınlaştırın
    Uzun zaman yoğun olarak kaş almışsanız bazı bölgelerde kaşların çıkmadığını fark edersiniz. Bunu için özel kaş ve kirpik ürünleri kullanabilirsiniz. Ayrıca doğal bir görünüm için saç renginize yakın bir kalemle kaşları yoğunlaştırabilir, kaş fırçasıyla şekillendirebilirsiniz.
    Rujlar
    Dudak şekli yaşlanma sürecinde incelir, dudak konturu belirginliğini kaybeder ve etrafında ince çizgiler oluşur. Bu bölgeye yapılacak dolgu uygulamaları ile dudak etrafındaki çizgiler düzeltilebilir ve dudak eski şekline getirilebilir. Ruj seçiminde koyu renk rujdan uzak durun. Dolgunlaştırıcı etkili rujlar kullanabilirsiniz. Dudak çevresini açık renk bir kalemle belirginleştirdikten sonra açık renk ruj kullanmak dudağı daha güzel gösterir.
    Allık
    Yaşlanma sürecinde elmacık kemikler bir miktar aşağı doğru yer değiştirir. Bu bölgeleri radyofrekans, dolgu gibi bazı uygulamalarla daha iyi hale getirmek mümkündür. Allık sürerken eski elmacık kemik bölgesine uygulamak yüzdeki sarkmayı vurgular. Bu nedenle elmacık kemiklerin o anki yerini tespit edip buralara allık uygulamak ve bunu şakaklara doğru yaymak daha güzel bir görünüm sağlar.
    Göz altı torbaları
    Göz altı torbaları göz çevresi peeling uygulaması veya cerrahi tedavilerle azaltılabilir. Bunun dışında makyajla kapatmak isterseniz, bu bölgelere fondötenden daha koyu renkte bir kapatıcı uygulamak daha iyi sonuç verir.
    Göz altı morlukları
    Bu bölgede morluk problemi sık görülen bir sorundur. Göz çevresine peeling, mezoterapi uygulamaları ile azaltılabilir. Bunun dışında makyajla kapatmak isterseniz fondötenden daha açık renkte bir kapatıcı uygulayınız.
    Bronz pudra kullanın
    Ciltteki soluk görünümünü azaltmak, daha canlı bir görünüm vermek için kullanabilirsiniz. Bronz allığı elmacık kemiğinden saç çizgisine doğru hafifçe sürün. Daha ışıltılı daha canlı bir görünüm oluşacaktır.
    Yüz Çizgileri
    Yüz çizgileri botoks ve dolgu maddesi tedavisi ile azaltılabilir. Ciltteki çizgileri kalın fondöten ya da kapatıcı ile kapatamazsınız. Kalın ürünler çizgilerin arasına girerek daha dikkat çekici bir hal almasına sebep olur. Amaç bunları kapatmaktan çok, dikkati başka yöne çekmek olmalıdır. Önce makyaj altı baz kullanıp üzerine mineral fondöten kullanmak daha iyi bir seçim olur.

  • Kırışıklık nasıl önlenir?

    Yaşla birlikte cildimizde nem azalması ve kollajen liflerdeki bozulmalar nedeniyle küçük kırışıklıklar oluşmaya başlar. İşte bu kırışıklıklar zamanla mimik çizgilerinin derinleşmesi şeklinde derin kırışıklıklara dönüşür.

    Güneş ışınları, kollajen yıkımına yol açan enzimlerin aktivasyonunu arttırır. Bu nedenle uzun süreli güneş teması olan kişilerde kollajen daha hızlı yıkıma uğrar, ciltte incelme ve kırışıklık oluşur. Güneş ışınları kahverengi lekeleri ve damarsal genişlemeleri de (telenjektazileri) arttırır.

    Göz çevresi kırışıklıklarının ana nedeni göz kısma hareketidir. Bu hareketlere bağlı olarak, diğer bölgelere göre zaten daha ince olan göz çevresi derisinde şekil bozukluğu ve kırışıklık gelişir.

    Bir insanın biyolojik yaşı arttıkça kollajen ve elastin yapım hızı azalır, yıkımı artar. Menapoz döneminde ise östrojen hormonundaki azalmaya ikincil olarak bağ dokusu yapımı ve derinin elastikiyeti azalır, kırışıklık artar. Hormonal hastalıklar ve aşırı kilo alımı da deri altındaki bağ dokusunun yapısını bozar.

    Kırışıklık Oluşması Nasıl Önlenebilir?

    Öncelikle kırışıklık oluşturabilecek nedenler belirlenmeli ve buna yönelik önlemler alınmalıdır.

    Gece uygulanan nemlendirici kremlerin kırışıklık ve leke tedavisi açısından önemi son derece büyüktür. Bu kremler, hafif soyucu özellikleri nedeniyle derinin yeniden yapımını ve kollajen oluşumunu hızlandırırlar.

    Gündüz, güneşten koruyucu özellikteki nemlendiriciler kullanılabilir.

    Masaj uygulamaları da faydalı olabilmektedir.

    Bol bol su içilmesi önerilir.

    Sigara içilmemelidir.

    Işık duyarlılığı olan bireylerin ışığa karşı hassasiyeti arttıran maddelerden sakınmaları ve güneş gözlüğü kullanmaları önerilir.

    UPGRADE Nedir?

    Hyaluronic Acid, Idebenone, Coenzymes, Nucleotidler, Amino Asit ve vitaminlerden oluşan etkileyici cilt canlandırıcısı olup , cildin elastiyetini, parlaklığını, nemini arttırıp gözle görülen gerginlik hissi verir.

    Cildin ışıldamasını, neme doymasını ve gerginleşmesini sağlar. Mat, kabalaşmış, nemsiz ciltlerde, güneş hasarı olan deforme ciltlerde, kırışıklık ve çizgilerin dolması amacı ile dolgu ile mezoterapi arası çok başarılı bir uygulamadır. Uygulama tek seansta bile farkedilir sonuçlar yaratır. Yaş ilerledikçe ve menopozdan sonra belli aralıklarla ve belli seanslarla uygulanımı önerilir. İçeriğindeki hyalüronik asit su tutarak cildi nemlendirirken çizgileri açar, Idebenone ve Coenzymes Q 10 oluşmuş ve oluşacak olan serbest radikalleri nötralize eder, yaşlanmayı durdurur. Amino asitler ve vitaminler cilde gerekli olan ham maddeyi sağlar. Zamanla eksilen ve fonsiyonlarını yitiren moleküllerin yeniden sentezlen-mesini ve dokunun oksijenizasyonunu arttırır. Gerçek bir antiaging yaklaşımdır.

    Etki alanları :

    Derin kırışıklık Nemsiz cilt

    Boyun ve dekolte kırışıklıkları Stresli ve deforme ciltler

    N-acetylcysteine: Yüksek antioksidan gücü bulunan elementtir. Bu element hücrelerdeki Glutathione(GSH) miktarını ayarlamada kilit role sahiptir, aynı zamanda onları dışsal zararlardan koruyup zehirsel aksiyondan uzak tutar.

    Vitaminler: Multivitamin karışım hücre dokusunun yapımında ve yeniden canlandırılmasında aktif rol oynar, bağışıklık sistemindeki aşınmaya karşı aktif mücadele eder,bu cilt yapısı için elzemdir.Yaşlılık belirtilerini ortadan kaldırarak, cilt görünümünün düzelmesine yardımcı olur.

  • Yaşlanma ve gelişen estetik problemler bölüm 2

    Yaşlanma ve gelişen estetik problemler Bölüm 2

    Üst göz kapağının görmeyi engellmesi (üst göz kapağı perdesi=Upper Eyelid Hooding)

    Gözü çevreleyen kasın ve göz septumunun zayıflaması, göz çevresi yağ dokusunun fıtıklaşmadan öne çıkmasına ve yer çekiminin etkisi ile alın derisi ve üst kapağı derisinin aşağı olan hareketine neden olmaktadır. Böylece süt kapağı derisi nerede ise görmeyi engelleyecek şekilde göz üstünü örtmektedir. Buna “upper eyelid hooding” denilmektedir. Bu yüzün yan değerlendirilmesinde daha rahat anlaşılabilmektedir.

    Göz çevresi kaz ayağı kırışıklıkları(Crow‘s Feet)

    Bunlar ince kırışıklıklardır. Alt ve üst göz kapaklarında başlamakta ve göz köşesinde devam etmektedir. En belirgin oldukları alan göz dış köşesinde yerleşenleridir ve bunlara şekillerinden dolayı kaz ayakları kırışıklıkları denilmektedir.

    Göz köşelerinde gelişen kaz ayakları çizgileri yüzümüzde diğer kırışıklıklar daha erken ortaya çıkmaktadır. Bu alanda derinin ince olması ve deri altı destek dokularından yağ dokusunun daha az olması bunun nedenleri arasındadır.
    Bu çizgilerin en sık nedenleri arasında gözlerin çok kısılmasıdır. Bu kişinin mimiklerini kullanması ile ilgilidir.

    Özellikle uyku sırasında yan ve yüz üstü yatılması bu kırışıklıkları arttırmaktadır.

    Güneş bu kırışıklıkların ortaya çıkmasında dış etkenlerin başında gelmektedir. Güneş ışınlarına karşı gözlerin kısılması temel nedenler arasındadır. Özellikle açı tenlilerde ve açık renkli gözleri olanlarda güneş ışınların karşı duyarlılık daha fazladır. Ayrıca güneşin neden olduğu ışık hasarıda bu kırışıklıklara neden olmaktadır.

    Göz Dış köşesinin hafif aşağı düşmesi(Lateral Canthal Bowing)

    Göz dış köşesinde bulunan ve göz dışını destekleyen “lateral canthal tendon” adını verdiğimiz bağın gevşemesi ile gelişmektedir. Gözde dış köşenin daha aşağı rotasyonuna neden olmaktadır. Normalde kadınlarda göz dış köşesi hafif daha yukardadır. Bu nedenle bu açının düşmesi yüze daha yorgun ve yaşlı bir ifade dışında daha erkeksi bir görüntü vermektedir.

    Scleral show

    Baş doğal pozisyonda gözler karşı bakışta alt göz kapakları gözün irisini altta hafif örtmektedir. Göz irisi altında sklera-gözün beyazlığı görülmemelidir. Bunun görünür hale gelmesine “Scleral show” denilmektedir. Yaşlanma ile birlikte göz altı destek dokuların azalması ile birlikte alt göz kapağı düşmekte buda skleranın görünür olmasını sağlamaktadır.

    Göz Yaşı oluğu(Tear Trough Deformity) gelişimi

    Gözü çevreleyen Orbicularis Oculi kası göz altı kemiği hizasında 2 ye ayrılmaktadır. Göz kapağı ve göz alanı kası olarak. Bu ayrıma noktasında Orbital rim ligamenti ismini verdiğimiz bağ bulunmaktadır. Göz yaşı oluğu gözün alt iç kısmından dışarı yanağa doğru orta hatta kadar uzanmaktadır. Bunun bittiği noktada ise Palpebromalar katlantı dışa doğru devam etmektedir. Göz yaşı oluğu buradaki destek dokunun azalarak göz altı kemik dokunun ve buradaki bağın belirgin hale gelmesinden kaynaklanmaktadır.

    Bu yaşlanmaya bağlı olarak gelişmektedir. Böylece göz kapakları ile yanaklar arasındaki geçiş keskin sınırlı olmaktadır.

    Nasolabial Fold

    Bu aslında dudaklar ile yanakları birbirinden ayırmaktadır. Yanak destek dokularının azalması yanağın öne ve aşağı hareketine neden olmaktadır. Buda yağ dokusunun bu hatta birikmesine yol açmaktadır. Hafif bir kırışıklıktan ciddi bir katlatıya kadar ortaya çıkmaktadır.

    Kulak ön çizgileri(Preauricular Lines)

    Kulak ön kısmında dik uzanan 2 yada 3 çizgi görülmektedir.

    Dudaklarda dik çizgiler(Lip Lines, smoking line)

    Dudaklarda özellikle vermilonda dik çizgiler ortaya çıkmaktadır. Bu tekrarlayan mimiklere, üflemeli bir müzik enstrümanın kullanılmasına ve sigara içilmesine bağlı olarak gelişmektedir. Bu deride dermisin atrofisine, ağız çevresi kasların uzaması ve güçlerini kaybetmesine bağlıdır.

    Üst dudakta yatay çizgilenme(Horizontal Upper Lip Line)

    Sıklıkla burnun hemen altında philtrumda ve tek bir tane olarak görülmektedir.

    NLF nasolabial fold, PA preauricular lines-kulak ön kırışıklıkları, HLL horizontal upper lip line-üst dudak yatay çizgi, ULL upper lip lines-üst dudak çizgileri, LLL lower lip lines-alt dudak çizgileri, CM ağız köşesi çizgileri, ML marionette lines, J jowls bulge-gıdık, PJD gıdık öncesi depresyon alanı, PB platysma bantları, HNL horizontal neck lines-boyunda enlemimesine çizgiler, PSG ptotic submandibular gland bulge-çene altı tükrük bezinin belşrgşn olması

    Üst dudakta uzama

    Yaşlanma ile üst dudakta uzama olmaktadır. Bu yüzün estetiğini ve gülme estetiğini olumsuz etkilemektedir.

    Ağız köşesi çizgileri (Commissural Lines ve “Marionette” Lines)

    Ağız köşesi çizgileri kısa ve vertical olarak ağız köşesinden aşaığı uzanmaktadır. Bunlar bazen çok derin olabilmektedir.

    Marionette çizgileri daha uzun çeneye kadar uzanabilmektedir.

    Gıdık(Jowls ve Pre-jowl Depression)

    Jowls deri altı yağ dokusunun çene kemiği boyunca ve altında toplanmasından kaynaklanmaktadır. Bu toplanma çene kemiği ligament tarafından sınırlandırılmakta ve yağ dokusunun daha fazla önde toplanması engellenmektedir. Bu engellenme noktasında hafif içeriye doğru bir girinti oluşmakta buna pre-jowl depresyon denilmektedir.

    Cadı Çenesi deformitesi(Witch‘s Chin Deformity, Ptotic Chin)

    Çene yağ pedinin pitozisinden kaynaklanmaktadır. Bu pitozis çenenin düzleşmesine submental çizgilenmenin artmasına neden olmaktadır.

    Boyunda Platysmal Bandlar ve Cervicomental açının kaybolması

    Platysma bandları boyunda çene altından başlayarak aşağı uzanmaktadır. Platysma kasının zayıflayarak uzaması ve sarkarak üzerinde yağ dokusnun birikmesinden kaynaklanmaktadır.

    Boyunda yatay kırışıklıklar

    Boyunda enlemesine yarım daire şeklinde çizgilenmenin olmasıdır ve altındaki platysmal kaslardan kaynaklanmaktadır.

    Çene altı tükrük bezi-Submandibular Gland belrigin hale gelmesi

    Çene altında çene köşesine yakın alanda bu bez görünür hale gelmektedir.

    Burunda yaşlanma ve belirtileri

    Burun üzerindeki deri destek dokuları azalmakta, zayıflamakta ve yer çekimi etkisi ile burun ucunun düşmesine neden olmaktadır. Benzer değişimler burun kemik ve kıkırdaklarında da yaşanmaktadır.

    Özellikle burun uucjnda yağ dokusunda artış

    Burunda yaşlanma belirtileri;

    Burun kökünde yatay çizgilenme

    Burun genelinde deride incelme ancak burun ucunda yağ bezlerinde büyüme ile bu dokunun büyümesi

    Burun ucunun profilde saat yönünde rotasyonu yani düşmesi-pitozisi

    Columella nın düzleşmesi

    Burun ucunun düşmesi burunda sahte burun sırtı kamburlaşmasına neden olmakta yada daha önce olan humpın daha belirign olmasına neden olmaktadır. Ayrıca brun ucunun düşmesi üst dudağın projeksiyonunu değiştirmektedir.

    ve deride incelme zamanla burun sırtında kamburlaşma yapmaktadır.

    Ağız bölgesinde yaşlanma ve belirtileri

    Dudaklarda vermilionlarının silinmesi

    Üst dudağın uzaması ve içe doğru kıvrılması bunun ile gülme estetiğinin bozulması

    Alt dudağın düşmesi; buda gülme sırasında alt ön dişlerin görünürlüğünü arttırmaktadır.

  • Yüz analizinde kalitatif (sayısal ölçümler yapmadan) değerlendirme yöntemi bölüm 2

    Yüz analizinde kalitatif (Sayısal ölçümler yapmadan) değerlendirme Yöntemi

    Bölüm 2

    Yüzün profilden analizi

    Yüzde kulaktan geçen çizgilerin birleştirilmesi ile konveks yapı ortaya çıkmaktadır.

    Yüzün yan yani profil değerlendirmesinde kulaktan başlayarak saç ön çizgisi, burun kökü, burun ucu ve çeneye uzanan çizgiler çizilmektedir. Bunlar birleştirildiğinde çekici ve güzel bir yüzde konveks bir hat ortaya çıkmaktadır. Bunun düzleşmesi yada konkav olması yüz güzelliğini bozmaktadır. Konkav olması halinde buna tabak-dish yada cadı yüzü-wich face denilmektedir. Bunlar ancak estetik cerrahi işlemler yada medikal estetik uygulamalar ile düzeltilebilmektedir. Konveksitenin artmasına ise kuş yüzü-bird face denilmektedir.

    Yüzün bu açıdan değerlendirmesinde;

    Yüzün Total yüksekliği, bu yüksekliğin üst, orta ve alt yüz bölümleri ile karşılaştırılarak değerlendirilmektedir. Bu bölümlerdeki alın, göz , burun, üst dudak, alt dudak ve çene değerlendirilmektedir.

    Yüzün profil görünümünde arkadan öne doğru projeksiyon yapan göz çevresi, elmacık kemiği bölgesi, burun kökü, burun, burun ucu, dudaklar ve çenede değerlendirilmektedir.

    Bu açıdan alının, burnun, göz altlarının, burun kolumellasının, üst ve alt dudakların, çene altının, boyunun dış hatlarının eğimlerine de bakılmaktadır.

    Yüzün profil değerlendirmesinde seçilecek güzel bir yöntemde ise; burnun üst dudak ile birleşme noktası olan subnasaleden geçen dik ve yatay bir hattın çizilmesidir. Bu yüzde tüm anatomik alanların ve aralarındaki ilişkinin değerlendirmesinde faydalı olmaktadır.

    Yüzün subnasaleden geçen dik ve yatay çizgiler ile bölünmesi ve karşılaştırılması

    Yüzün profil analizinde boyunda değerlendirilmektedir. Bu amaçla baş boyuna doğru eğilmektedir. Başın bu hareketi boyunda deri ve yumuşak dokuların laktasitisine balı olarak birçok kırışıklık ve katlantı ortaya çıkmaktadır buna “Akordiyon belirtisi” denilmektedir.

    Boyunda “Akordiyon belirtisi”. Birinci resimde hasta başını boyuna doğru eğdiğinde boyunda kırışıklık ve katlantılar oluşmaktadır. Aynı hastaya yapılan estetik girişimler sonrasında bu belirtilerin kaybolması.

    Yüzün profil değerlendirilmesinde yüz açılarına sayısal olarak bakılmadanda değerlendirme yapılmaktadır.

    Bu estetik analizde bir çok açı kullanılmaktadır. Alın-burun açısı, Burun-çene açısı v.b. gibi.

    Yüzdeki açılar

    Yüzün profil analizinde bu açılar sayısal olarak ölçülmez. Bu açılar yatay olarak tam 2 ye bölünmektedir. Böylece açıyı yaratan anatomik alanların asıl sorumlu oldukları açılar belirlenmektedir. Örneğin aşağıdaki resimde hastanın Burun – üst dudak açısı genişlemiştir. Bu açı yatay olarak 2 ye bölündüğünde bu genişlemden asıl sorumlu olan anatomik bölgenin burun ucunun aşırı yukarı rotasyonundan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

    Yüzdeki açılar yatay ikiye bölündüğünde açıyı oluşturan anatomik alanlar daha iyi değerlendirilmektedir.

    Yüzün kalitatif değerlendirilmesinde özel anatomik alanlardan genel yüz değerlendirmeside yapılabilmektedir.

    Örneğin gözün alt sklera – beyazlığının görünür olması(inferior scleral show) ; Normal baş pozisyonunda göz alt kapağı gözü tamamen örtüğü için sklera görünmez. Ancak başın yukarı yada aşağı açılanması bunun görünürlüğünü arttırmaktadır. Buna “yalancı inferior scleral show” denilmektedir. Bu nedenle bunun değerlendirilmesi yapılırken baş doğal pozisyonu ve gözlerin tam karşıya bakıyor olması son derece önemlidir.

    İlk resimde sklera görünmüyor. Ancak başın yukarı ve aşağı açılanması gözlerin karşı bakışında bunun görünür hale gelmesine neden olmaktadır.

    Gerçek scleral show bölgesel yada yüzün genel problemlerine bağlı olabilmektedir. Örneğin alt göz kapağının aşağı çekilmesi, göz küresinin çok önde olması gibi. Yada yüzün orta kısmının az gelişmesi “maxilla hypoplasia” bağlı olabilmektedir. Örneğin aşağıdaki fotoğrafta hastada “maxilla hipoplasisi” vardır.

    Bu hastada skleranın görünür olması üst çene kemiğinin gelişimsel yetersizliğinden kaynaklanmaktadır.

    Özel alan değerlendirmesinde bir diğer önemli alan mandibula yani alt çene kemiğidir. Bu özel alan yüzün oblik ve profil duruşlarında en iyi değerlendirilmektedir. Mandibulanın dış sınırına, kenar keskinliğine, açısına, üzerindeki yumuşak dokuya ve üzerindeki dokunun pitozisine bakılmaktadır.

    Aşağıdaki ilk hastada mandibula üzerindeki yumuşak doku kalınlığı ince ikinci hastada kalındır.

    Mandibula kenar düzlemi çizilir. Bu yüzün 1/3 alt kısmının, çenenin konturunu ve çene projeksiyonunun değerlendirilmesinde son derece önemlidir. Ayrıca bu düzlem ile mandibula alanın rotasyonuna bakılır.

    Birinci hastada mandibula dışı hattının saat yönü tersinde rotasyonu gözlenmekte bu yuzün 1/3 alt kısmının daha kısa görünmesine ve çenenin keskin hatlı olmasına neden olmaktadır. 2. hasta ise mandibular dış hattı idealdir. Son hastada ise mandibular dış hattı saat yönünde rotasyon göstermiş buda yüzün alt kısmının daha uzun görünmesine neden olmakta, çene projeksiyonu kaybolmuş ve yan profilde hastanın yüz konturu düzensizdir.

    Yüzün toplam uzunluğunun değerlendirilmesinde ölçüm yapılmadan yüzün oblik ve profil fotoğrafları kullanılmaktadır. Bu yöntem ile yüzde diş-çene-yüz deformiteleri tanımlanmaktadır. Bu amaçla oblik ve profil fotoğraflarda nasion-kulak üst noktası, burun tipi-tragus üst noktası, subnasion-tragus altı, stomion-kulak altı ve mandibula köşesi-pogoniondan geçen hatlar çizilmektedir. Bu çizimler üzerinde bunların yüzün önünde yaptıkları silüetlerin açılarına bakılmaktadır. Akardion şeklinde hat ortaya çıkmaktadır. Bunun aralarının açılması yani “open accordion” görünümünde açılar ve eğimler düzleşmiştir. “Closed acardionda” ise keskin yüz açılanmaları ve belirgin eğimler gözlenmektedir.

    Örneğin ilk 2 resimde genişlemiş akardion görünümü yani; yüz uzamış ve açılar ve eğimler düzleşmiştir. 3. ve 4. resimlerde ise daralmış akardion görünümü yani; yüz kısalmış açılar dikleşmiş ve eğimler belirginleşmiştir.

    Elmacık kemiği-burun-dudakların ilişkisi

    Elmacık kemiği-burun-dudakların ilişkisi için bir eğri tespit edilmiştir (cheekbone–nasal base–lip curve). Estetik olarak ideal bir yüzde bu bu eğri aşağıdaki resimde olduğu gibi konveks ve kesintisiz olmalıdır. Bu eğri kulak önünde başlamakta elmacık kemiği üzerinde ilerlemekte resimde görülen 1ile işaretli cheekbone noktasına ulaşmaktadır. Daha sonra öne ve aşağı doğru eğri seyretmekte ve resimdeki 2 ile işaretli maxilla noktasına ulaşmakta oradan nasolabial katlantıya paralel aşağı ve dışa doğru seyrederek ağız köşesinin dışında sonlanmaktadır.

    Cheekbone noktası estetik olarak ideal bir yüzde yüzün en çıkıntılı yeridir ve gözün dış köşesinin 20-25 mm altında ve 5-10 mm önündedir. Cheekbone noktasının düzleşmesi yanak ve üst çene kemiği gelişimsel geriliklerinde görülebilmektedir.

    Üst çene kemiğinin geride yerleşmesi bu eğrinin maxilla noktasında düzleşmesine hatta konkav olmasına, cheekbone noktasının düzleşmesine, alt göz kapağının saat yönünde yapılanmasına, neden olmaktadır. Bu hastaların oblik yüz bakılarında S benzer yüz dış hatları yanak kısmında da düzleşme gözlenmektedir.

  • Gözler ve estetik analiz

    Bu alanın değerlendirilmesin kullanılan anatomik alanlar ve noktalar

    1a; iris, 1b; limbus (iris ile sclerayı ayıran yuvarlak çizgi), 2;sclera(gözün beyaz kısmı), 3; medial canthus;(gözün iç köşesi), 4; lateral canthus(gözün dış köşesi), 5a; alt göz kapağı, 5b; alt göz kapağının serbest kanarı, 6a; üst göz kapağı, 6b; üst göz kapağının serbest kenarı, 7; üst göz kapağı katlantı çizgisi, 8a; kaşın iç kısmı, 8b; kaşın orta kısmı, 8c; kaşın dış kısmı, kaşın kuyruğu

    Üst göz kapak katlantı çizgisi

    Üst göz kapağında katlantıya bağlı olarak doğal bir çizgi bulunmaktadır. Üst göz kapağı katlantı çizgisi göz kapağını açan kasın göz çevresi kasına yapışma noktasıdır. Bu üst göz kapağında kipiklere paralel seyretmektedir ve üst göz kapağını altta 1 üstte 2 oranı olacak şekilde 2 ye bölmektedir. Bu katlantı çizgisi etnik yap ve yaşa bağlı olarak değişmektedir. Hasta aşağıya bakarken üst göz kapağı yukarı hafif çekilir ve katlantı çizgisinin kirpiklere olan uzaklığı ölçülmektedir. Bu mesafe 8-11 mm arasında değişmektedir. Kaş ile üst göz kapağı katlantı çizgisi arası mesafe ortalam 1.6 cm olmalıdır.

    Bu katlantı çizgisi içte göz iç köşesini, dıştada orbital rimi geçmemelidir. Üst göz kapağı katlantısı dışarı doğru fazla uzandığında hatta göz kenarını geçtiğinde buna “Connell Belirtisi” denilmektedir. Yüzün yaşlanma belirtilerinden birisidir ve kaşların düşmesi ile ilişkilidir.

    Üst göz kapağı katlantı çizgisi göz çevresine uzanmakta. Buna Connel Belirtisi denilmektedir. Kaşların düşmesi ile ilişkilidir.

    Her iki gözün iç köşeleri arası mesafe(Intercanthal mesafe) ırklara göre değişmekle birlikte ortalama 30-35 mm dir. Bu mesafe bir gözün iç ve dış köşeleri arasındaki mesafe-göz genişliğine eşittir. Ayrıca her iki mesafe yüzün genişliğinin 5 de 1 kadar olmalıdır.

    Alt göz kapağı kenarı ile yanağın en çıkıntılı noktası arası mesafe 27 mm ve daha azdır. Alt göz kapağında göz çevresi kasları kalınlaştığında kişi gülerken göz kapağında belirginleşme olmaktadır. Göz corneası ile alt göz kapağının en alt kenarı arasındaki mesafe 5.5 mm dir. Cornea ile üst göz kapağı kenarı arasındaki mesafe ise 4.5 mm dir.

    Gözün iç köşesi ile dış köşesi arası mesafe-göz genişliği 30-40 mm dir.

    Gözde üst ve alt göz kapağı arası mesafe 10-15 mm dir.

    Üst göz kapağı irisi 2-3 mm örterken alt göz kapağı alt iris sınırındadır.

    Göz iç ve dış köşesini birleştirdiğimizde buna göz aksı denilmektedir. Bu aks içten dışa doğru hafif yukarı uzanmaktadır. Bunun anlamı dış göz kenarı içe göre hafif yukardadır.

    Erkek ve kadınlarda en önemli farklardan biriside göz aksındadır. Erkeklerde bu aks kadınlara göre daha düz hatta dış göz köşesi daha aşağıdadır. Göz üstü kemik yapısı daha önde ve daha güçlüdür.

    İlk resimde kadınlarda göz aksı 2. resimde erkeklerde göz aksı görülmektedir.

    Göz küresi ile içerisinde yer aldığı ve gözü çevreleyen göz çukurunu oluşturan kemik anatomisi arasındaki ilişkinin belirlenmesi için şu yöntem kullanılmaktadır. Yüze önden bakışta gözün irisinden geçen dik bir çizgi çizilmektedir. Bu çizginin göz çevresi kemiğini üst ve altta kestiği noktalar işaretlenmektedir.

    Yüzün önden değerlendirilmesinde gözün irisinden geçen dik bir hat çizilmektedir. Bu hattın göz çevresi kemiği üst ve alt noktada kesen noktaları belirlenmektedir.

    Sonra yüzün profil değerlendirmesine geçilerek bu 3 noktadan geçen 3 dik referans çizgileri kullanılmaktadır.

    Bu referans çizgiler;

    Göz kornea çizgisi; Göz küresinin profilde en ön noktası korneadan geçen çizgi.

    Üst göz çevresi kemiği çizgisi; Kornea çizgisinin 8–10 mm önünde yer almaktadır.

    Alt göz çevresi kemiği çizgisi; Bu referans çizgisi kornea çizgisinin önünde yada gerisinde yer alabilmektedir. Önünde olması yüzde daha genç bir görünüme neden olmaktadır. Gerisinde olması yüzde daha yaşlı ve yorgun bir ifade vermektedir. Sıklıkla yüzün orta kısmının yeterli gelişmemesinden kaynaklanmaktadır.

    İlk resimde alt göz kemik çizgisi kornea çizgisinin önünde ve hastaya daha genç bir ifade vermekte. İkinci resimde alt göz kemik çizgisi kornea çizgisinin gerisinde. Bu yüze yorgun ve daha yaşlı bir ifade vermektedir.

    Üst göz kapağının iç kısmı dış kısma göre daha dik bir alçıya sahiptir.

    Üst göz kapağında mavi çizgi iç kısmın açılanması, sarı dış kısmın açılanmasını göstermektedir. İç kısmın açısı dış kısımdan daha diktir.

    Göz üst dış kısmının değerlendirilmesi

    Göz üst dış kısmı yüz estetiğinde önemli bir değere sahiptir ve burası dikkatli değerlendirilmelidir.

    Bu alan normalden hafif daha dolgun görünmelidir. Bu kişiye daha genç ve çekici bir ifade vermektedir. Göz çevresi kemiğin üst dış kısmının daha öne ve aşağı çıkıntı yapması yada burada bulunan göz yaşı bezinin belirgin olması buranın daha dolgun görünmesine neden olmaktadır. Bu aşırı dolgunluk kişiye daha yorgun ifade vermektedir.

    Üst göz kapağı katlantı çizgisi göz dış köşesinde sonlanmalıdır. Eğer göz dışına doğru devam ediyor ise buna “Connel Belirtisi” denilmektedir. Yaşlanmaya bağlı göz çevresi değişimlerinden birisidir ve kaşların düşerek göz kapaklarına baskı yapmasından kaynaklanmaktadır.

    Göz kapaklarının değerlendirilmesinde muayene sırasında mutlaka aşağıdaki değerlendirmelerde yapılmalıdır.

    Dermatochalasis; Üst göz kapağında normalden fazla derinin varlığıdır. Orta yaşlılarda gözlenir. Fazla deri gözler kapalı iken ölçülebilir. Blepharochalosis dermatochalosisden farklıdır. Bu göz kapaklarında tekrarlayan ödem ve kızarıklıktır. Genç kadınlarda gözlenir ve erken yaşta göz kapaklarına kırışıklığa neden olmaktadır.

    Göz kapağı derisi elastikiyeti; Göz kapağı aşağı çekildiğinde elatikiyetinin yeterliliği ile hızla eski haline gelmektedir. Buna “snap test” denilmektedir. Göz kapağı aşağı çekildiğinde göz limbusundan 7 mm uzaklaşabilelidir. Bunada “Distraction test” denilmektedir.

    3. Göz alt ve üstünde yağ dokusunun fıtıklaşması-herniasyonunun değerlendirilmesi yapılmalıdır. Bunun için göz kapalı iken göz üzerine hafif basınç uygulandığında gözün üst ve alt kısmında şişmelerin oluşmasına bakılmaktadır.

    Alt göz kapağının daha altında Festoons (cheek bags, malar bags) olarak geçen yağ dokusunun fıtıklaşmaları olabilmektedir. Bu alt göz kapağı torbalanması ile karıştırılmamalıdır.

  • Kaşlar ve estetik analizi

    Kaş ve göz ilişkisinde kullanılan anatomik tanımlamalar;

    Göz göz kapakları ve kaşların değerlendirmesinde anatomi

    1a; iris, 1b; limbus (iris ile sclerayı ayıran yuvarlak çizgi), 2;sclera(gözün beyaz kısmı), 3; medial canthus;(gözün iç köşesi), 4; lateral canthus(gözün dış köşesi), 5a; alt göz kapağı, 5b; alt göz kapağının serbest kanarı, 6a; üst göz kapağı, 6b; üst göz kapağının serbest kenarı, 7; üst göz kapağı katlantı çizgisi, 8a; kaşın iç kısmı, 8b; kaşın orta kısmı, 8c; kaşın dış kısmı, kaşın kuyruğu

    Kaşlar yüzün ifadesinde önemli bir yere sahiptir. Kaşların aşırı yukarı kaldırılması şaşkınlık ve süpriz ifadesi, kaşın orta kısmının yukarı kaldırılması istenmeyen şaşkınlığı, kaşın iç kısımlarının alta çekilerek birbirine yaklaştırılması dış kısmın kaldırılması ise kızgınlığı göstermektedir.

    Kaşlar etnik özellikler, cinsiyet ve moda eğilimler ile değişmekle birlikte estetik olarak standartları vardır.

    1. Kaşların şekli ve yerleşimi; Kaşlar göz çukuru üst kemik yapısının üzerinde hafif bir eğim ile yerleşmektedir. Kaşın iç ve orta kısmı dış kısmından daha kalındır. Erkeklerde bu yerleşimde ve hafif düzdür. Kadınlarda ise erkelere göre hafif yukarı yerleşmekte ve martı kanadı şeklinde daha açılı yerleşmektedir.

    Erkek kadın kas lokasyonu

    Erkeler ve kadınla arasında kaş şekilleride farklıdır.

    Erkekler ve kadınlarda kas farkı

    2. Kaşların yüzde lokasyonu; ( her iki gözün iç köşeleri arası -intercanthal mesafenormal ise) kaşın iç noktası gözün iç köşesi ile aynı hizada ve üst göz çukuru kemiğinin tam üzerinde yada hafif altından başlamaktadır. Orta kısmı üst göz çukuru kemiğinin tam üzerinde seyretmektedir. Dış kısmı üst göz çukuru kemiğinin daha üstünde seyrederek burun kanadı ile göz dış köşesini birleştiren çizgide sonlanmaktadır. Yüze karşıdan bakıldığında kaş gözün iç köşesinden 10 mm yukarıda olmalıdıır.

    İdeal kas sınırları

    3. Kaşta hafif açılanma; erkeklerde kaşlar hafif eğimli ancak açılanma göstermezken kadınlarda kaş göz irisinin dış kenarı-lümbus hizasında hafif açılanma göstermektedir.

    Kas acılanması

    4. Kaşın iç ve dış köşeleri arasında 10–20° açı bulunmaktadır.

    5. Kaş ile üst göz kapağı katlantı çizgisi arası mesafe 1.6 cm dir.

    6. Kaş ile göz pupili arasında ortalama mesafe 2.5 cm vardır.

    7. Kaş ile saç ön çizgisi rasında mesafe 5–6 cm dir.

    Kaşın şekli kadar kalınlığı da önemlidir.

    0.5 cm den ince ise buna çok ince

    0.6 cm ise ince

    0.6-0.9 cm ise orta

    0.9 cm den kalın ise kalın kaş tanımlaması kullanılmaktadır.

    Kaşın uzunluğuda önemlidir.

    Kas uzunluğu

    Kaşın i noktası-A ve Kaşın dış noktası-B arasındaki mesafe kaş uzunluğu olarak değerlenedirilmektedir. A-B 6 cm ve üzeri ise uzun kaş, 3.8 cm den kısa ise kısa kaş olarak tanımlanmaktadır.

    Günümüzde kaş şekilleri moda anlayışı ile değişmekle birlikte karşılaştırmalı şekil çalışmalarında baş şekline göre kaş şekilleri belirlenmiştir.

    Kas şekilleri

    Kadınlarda kaş şekilleri

    Erkeklerde kas yapısı

    erkeklerde kaş şekilleri

    Yüzün şekline göre kaş şekilleri uygulanmalıdır. Kadınlarda ve erkeklerde yüz şekilleri hemen hemen aynıdır.

    Kaşlar ile göz arasındaki mesafe önemlidir. Kaşlar gözlere yaklaştıkça gözler normalden daha büyük görünmektedir. Güneşin batarken ufuk çizgisinde görünürken çok büyük olarak algılanması gibi.