Etiket: Görüşme

  • Yeme Bozukluğunun Değerlendirilmesi

    Yeme Bozukluğunun Değerlendirilmesi

    Yeme bozukluğunda değerlendirme yapılırken birçok modele ihtiyaç duyulmaktadır. Bunlar; tıbbi değerlendirme, bireysel görüşme, aile ile görüşme, diyetisyenle konsültasyon ve eğer gerekli ise standartlaştırılmış ölçme araçlarının kullanımıdır.Yeme bozukluğu problemi yaşayan ya da yeme bozukluğu olduğu şüphelenilen bireyler bir pediatrist ya da dahiliyeci tarafından detaylı bir muayeneden geçmelilerdir.

    Tıbbi Değerlendirme

    Karaciğer, böbrek ve tiroid fonksiyonlarına yönelik kan testleri yapılmalıdır. Çıkarma(kusma) sonucunda ortaya çıkan güçsüzlük, yorgunluk, kabızlık ve depresyon şikâyetlerinin ortaya çıkabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Yeme bozukluğuna sahip olmalarının sonucunda yaşamları tehlikeye girebilecek bireyler için hastaneye yatırılması kararında tıbbi değerlendirme önemli bir etkendir.

    Psikoterapi – Bireysel Görüşme

    Yeme bozuklukları problemi yaşayan kişilerde ilişki kurmak çoğu zaman güç olabilmektedir. Görüşmeyi gerçekleştirecek uzmanla kurulacak olan ilişki oldukça önemlidir. Karşılıklı olarak güven ilişkisi kurulduktan sonra, ayrıntılı değerlendirme görüşmesi yapılmalıdır. Arzu, istek ve ihtiyaçlar göz önünde bulundurulduktan sonra terapi sürecinin devamlılığı sağlanmalıdır.

    Ailelerle Görüşme:

    Kişi, aile ile birlikte yaşıyorsa her iki ebeveynin de görüşmeye alınmasının birçok amacı bulunmaktadır. Birinci amaç kişinin gelişimsel durumunu değerlendirmektir.

    – Doğum öncesi, doğum zamanı ve doğum sonrası komplikasyonlar

    – Beslenme alışkanlıkları

    – Okul öncesinden ilköğretime geçiş

    – Anne ve babaya bağlanma farklılıkları ve kalitesi

    – Aile sorunları

    – Kardeşler ve akranlarla ilişkiler

    Diyetisyenle Konsültasyon

    Diyetisyenle konsültasyonun temel amacı kişinin beden kitle indeksini(BKİ) ve iyileşme için kilo aralığını uygun beslenme temelinde belirlemektir. Diyetisyen, yeme bozukluğuna sahip bireylerde gelişen yiyecekler hakkındaki yanlış olan inançları değiştirmesine yardım edebilir.

    Standart Değerlendirme

    Yeme bozukluklarının ölçülmesinde birçok formel araç kullanılabilmektedir. Bu ölçeklerin büyük çoğunluğu öz-aktarım ya da tanısal görüşme aracılığıyla bilişleri ve davranışları ölçmek için geliştirilmiştir. Diğerleri diyet ve yeme davranışları, diyet engelleri (birçok kez diyete girmiş ve başarısız olmuş kişiler için), beden imgesi ve görünüşleriyle ilişkili beklenti sonuçlarını ölçmektedir.

    Sağaltım Yöntemleri

    Yeme bozukluğunun psikolojik sağaltım yöntemlerinden biri Bilişsel Davranışçı Terapidir. Bilimsel bulgularla kanıtlanmış olan bu terapide amaç, danışana, stres ve olumsuz duygularla baş etmek için yemeğe yönelme davranışı yerine sağlıklı yaşam biçimi davranışlarını kazandırılmasıdır. Yeme bozukluklarında takım çalışması çok önemlidir. Bu takımın içerisinde,yeme bozukluklarında uzmanlaşmış ve bu konuya özel psikoterapi uygulayacak bir psikolog; doğru beslenmeyi öğretecek bir diyetisyen; metabolik hastalıkları ve hormon dengesizliklerini takip edecek bir endokrinolog olmalıdır. Ayrıca eğer  gerekli olduğu düşünülürse, ilaç tedavisini uygulayacak bir psikiyatrist olması gerekmektedir.

  • Çocuğumu psikoloğa götürürken ne söylemeliyim?

    Çocuğumu psikoloğa götürürken ne söylemeliyim?

    Çocuklara dair psikolojik danışmanlıkta ilk görüşme, çocuk ve genç ile tanışma, aileden gerekli bilgileri (doğum öyküsü, geçmiş deneyimleri) edinme, çocuğun içinde bulunduğu gelişim dönemine ve problemine göre gerekirse bir takım ölçme ve değerlendirme tekniklerini uygulama, terapi süreci ile ilgili aileye bilgi verme ve süreci planlanma gibi durumların konuşulduğu aşamaları içermektedir.

    Çocuğunuza bu durumu nasıl açıklamalısınz?

    Bu sürecin nasıl anlatılacağı gelişim dönemlerine göre değişkenlik gösterir. Ancak her yaş grubunda önemli olan çocuğa açık, net ve doğru bilgi vermektir. Çocuğa “benim bir arkadaşımla görüşmeye gidiyoruz”, “bir öğretmene gidiyoruz” gibi doğru olmayan tanımlamalar, hem psikoloğa hem de aileye dair çocuğun inancını azaltacaktır. Bunun yerine küçük çocuklara, anlatımın kısa, net ve doğru yapılması çocuğunuzda oluşabilecek kafa karışıklıklarını önleyecektir.  Ailelerin çocukları ile ilgili görüşecekleri sorunları çocuklarından gizleme istekleri anlaşılabilir ancak gereksizdir; çünkü çocuklar etraflarında ve kendilerinde bir sorun olduğunun bir şekilde farkındadırlar. Bu sebeple çocuğa süreci olduğu gibi aktarmak çocuğun da alacağı psikolojik destek sürecini sahiplenmesini sağlar ve bu da tedaviyi olumlu etkiler. Ancak aile içi özel bir durum varsa ve çocuğun henüz bu durumdan haberi yoksa (boşanma, evlat edinme, şiddet vb) psikolog ile önceden bu konunun görüşülmesi ve sonrasında terapistin önerisine göre sürece çocukla ya da bir süre aileyle yalnız devam edilmesi daha uygun olacaktır. Ailelerin, küçük yaşlardaki çocuklara, onların canını sıkan şeylerin geçmesi, eğer canlarını sıkan bir durum yoksa kendilerinin çocuklarına nasıl yaklaşacakları ile ilgili bilgi edinmek için biriyle görüşeceklerini, orda oyun oynayıp sohbet edeceklerini anlatmaları yeterli olacaktır. İlk seansta terapist, aileye ve çocuğa psikologların kim olduğunu ve kendisiyle neler yapacaklarını açıklayacaktır.

    Okul çocuklarıyla ise, yaşları gereği daha bilinçli oldukları için psikoloğa gitmekle ilgili neler bildikleri üzerine kısaca konuşup sonrasında yine aynı şekilde, çocuğa yaşadığı bu sıkıntıların azalması ve daha iyi hissetmesi için biriyle görüşeceği, burada oyun oynayıp biraz konuşabileceği aktarılabilir.

    Gençlerde ise durum biraz daha farklıdır. Kimi gençler kendi istekleri doğrultusunda bir psikologla görüşmek isteyebilirler. Ancak bazı gençlerde yaşanan problemler, terapiye gelmelerine de engel oluşturabilmektedir. Bu noktada gence öncelikle kendisinin daha mutlu ve rahat olabilmesi üzerine bir uzmanla görüşmesini önermek yerinde olacaktır. Ancak genç hiçbir şekilde danışmanlık almak istemiyorsa, onu zorlamayın, bu durum işleri daha da zora sokacaktır. Bu gibi durumlarda psikoloğunuz ile siz ayrı bir görüşme yaparak süreci daha kolay yönetebilir, gencin sürece katılması noktasında destek alabilirsiniz.

  • Bebeklerde gelişim takibi yapmak neden önemlidir?

    Dokuz aylık gebelik sürecinde hem anne hem de baba çocuğunu kucağına almak için sabırsızlanır. Doğum sonrasında hem zor hem de keyifli anlar iç içe yaşanır.

    Bebek büyümeye başladıkça, anne babalar bebeğin temel ihtiyaçlarını karşılamanın dışında, gelişimi için başka neler yapabileceklerini araştırmaya başlarlar.

    Aldıkları oyuncakları, bebekleri ile geçirdikleri zamanı irdeleyip doğru ve yanlışlarını belirlemeye çalışırlar.

    İşte bebekler için gelişim takibi bu evrede önem taşır. Anne babanın isteği ile doğum öncesinde bile başlatılabilecek olan bu süreç, doğum sonrasında rutin şekilde devam eder.

    Peki gelişim takibi nedir, neleri içerir?

    Gelişim takibinin ilk görüşmesinde, bebeğin gelişim değerlendirmesi yapılır. Bu değerlendirmede, standardizasyonu yapılmış olan gelişim tarama testleri kullanılır. Gelişim tarama testi her görüşmede tekrarlanmaz, 6 ayda bir yenilenmesinde fayda vardır.

    Çocuğun içinde bulunduğu aya göre gelişim özellikleri anne babaya anlatılır. Bu ayda hangi becerileri kazanacağı, hangi davranışların ya da davranış problemlerinin olacağı konusunda bilgi verilir.

    Ay gelişimine uygun oyun ve oyuncak önerilerinde bulunulur.

    Yemek ve uyku düzeni ile ilgili önerilerde bulunulur.

    Sağlıklı anne baba çocuk iletişiminin nasıl olacağı, problem durumlarda neye nasıl tepki verilmesi gerektiği ile ilgili bilgiler verilir.

    Bilişsel, dil, sosyali, motor ve özbakım gelişim alanlarında destekleyici etkinlik önerilerinde bulunulur.

    Anne babanın yaşadığı sorunlar ile ilgili soruları cevaplanır.

    Bebeğin bulunduğu aya ya da yaşına göre, bir sonraki görüşmenin tarihi belirlenir ve görüşme sonlandırılır.

    Gelişim testi sonucu “Normal” çıkmış ise, ikinci görüşmede test tekrar yapılmaz.

    Gelişiminde gecikme ya da gerilik bulunan çocuklar ile prematüre ve yüksek riskli çocuklar için ev eğitim programları hazırlanır. Aileye evde yapılabilecek etkinlik önerileri ve bu etkinlikte kullanacakları materyaller hakkında bilgi verilir. Bazı etkinlikler aile ile birlikte görüşme süresi içinde yapılarak onlara model olunur.

    Gelişim takibi sürecinde çocuğun bakımını yapan diğer kişiler ile de görüşmekte fayda olur. ( Anneanne, babaanne, bakıcı vb) Çocuk için verilen gelişim önerilerini onlar ile de paylaşmak ve sürece onları da dahil etmek önemlidir.

    Gelişim takibi sürecinde aileden evdeki yaşantıya ait kesitler de istenebilir. Bunun için video çekimleri yapılır.

    Bebeklik döneminde rutin yapılan gelişim takibi sayesinde;

    Çocuğun gelişimi yakından izlenir

    Gelişim gecikmesi ya da gelişim geriliği durumları varsa, erken dönemde tespit edilir.

    Bebeğin ev ortamının düzenlenmesi sağlanır.

    Anne, baba ve diğer aile üyeleri bebeğin gelişimi hakkında doğru ve sağlıklı bilgilere sahip olur.

    Bebekte görülebilecek davranış problemleri kronik hale gelmeden kısa vadede çözülebilir.

  • Çocuk – aile ve iletişim danışmanlık merkezlerinin amaçları ve ne zaman başvurulmalı

    ÇOCUK- AİLE VE İLETİŞİM DANIŞMANLIK MERKEZLERİNİN AMAÇLARI VE NE ZAMAN BAŞVURULMALI

    NEDEN DANIŞMALISINIZ ? AMAÇLARIMIZ…

    Günlük yaşam çabaları içinde sağlıklı iletişimi başarabilme ve yürütebilme yolları hakkında bilgilendirmek.

    Anne-baba modellerinin çocuğun cinsel kimlik kazanmalarındaki rolleri ve gelecekte sorun yaşamamak için yapılabilecekler konusunda bilgilendirmek.

    Anne-baba ilişkilerinin çocuğun ruh sağlığı üzerindeki etkileri, yaşananlar konusunda öneriler sunmak.

    Aile birlikteliğinin önemi ve anne-babanın bu husustaki çabaları neler olabilir? Görüşerek, artıları ve eksileri değerlendirmek.

    Ayrılmış anne-babalara çocuklarının eğitimi ve ruh sağlıklarını koruma yönünde rehberlik yapmak.

    Olumsuz davranışların, yaşlar ve olumsuzluklar ilerlemeden görüşme yolu ile giderilebilmesi çalışmaları yapmak.

    Olumsuz davranışların nedenlerini ve çözüm yollarını detaylandırabilmek.

    Çocukları erken çocukluk eğitim kurumlarına (kreş,yuva, anaokulu, anasınıfı) giden ancak yeteri kadar zaman ayıramayan anne- babalara öneriler sunmak.

    Küçük yaş gruplarında servisle okula bırakılan, yeteri kadar öğretmeni ile iletişim kuramayanlar ya da bilgi almak isteyenlere uzman görüşü sunmak.Çalışan ya da çalışmayan anne olup, çocukları ve aile iletişimleri konusunda sohbet ortamında bilgi almak isteyenlere hizmet sunmak.

    Kendini ifade etmekte zorlananlara, kendisinde eksik olarak gördüğü yönleri olanlara rehberlik yapmak ve ortam sağlamak.

    Komşunun komşuyu tanımadığı büyük şehir ortamında duygularını, yaşam deneyimlerini, güçlüklerini anlatıp, paylaşarak anlatmak isteyenlere ortam sunmak.

    Psikiyatrik rahatsızlık durumuna gelmeden fikir alış-verişinde bulunmak ve destek almak isteyenlere ortam sağlamak.

    Çocuklarda yaşanabilecek duygusal problemlere neden olabilen faktörlerin araştırılması ve ebeveynlerle paylaşılarak çözüm yollarının önerilmesi çalışmaları yapmak.

    Anne- baba ilişkilerinin çocuğun ruh sağlığı üzerindeki etkileri ve çocuk için yapılabilecekler konularında rehberlik yapmak.

    Çocuklarda özgüven gelişimi için yapılabilecekler konusunda aileleri ve öğretmenleri aydınlatmak.

    Özbakım becerilerinin geliştirilebilmesi için anne-babaların yapabilecekleri konularında bilgilendirmek.

    Aile bütünlüğünün önemi bu konuda anne ve babaya düşen görevleri görüşmek (her aileye özel çözüm yollarının görüşülmesi)

    Boşanmış anne-babalara çocuklarının eğitim ve ruh sağlıklarını korumaları yönünde rehberlik çalışmaları yapmak.

    Olumsuz davranışların geç kalmadan, çocuğun yaşı ve olumsuzluklar ilerlemeden görüşme yoluyla giderilebilme çalışmalarını yapmak.

    Olumsuz davranışlar meydana gelmeden ya da ilk anlaşıldıklarında
    aile, aile-okul ortamının düzenlenebilmesi için yapılabilecek çalışmaları görüşmek.

    Çocuklarda yaşanabilecek, duygusal problemlerin nedenlerine inmek, bu problemlere neden olabilecek faktörlerin görüşülmesi, yapılabilecekler hakkında her çocuğa ve aileye özel çözüm yollarını görüşmek.

    Her değişik duygusal problemin kendine özel nedenleri vardır. Bu nedenlerin gereğine göre anne-baba-çocuk-çocuğa bakan kişi ile tek tek görüşmek.

    Duygusal problemler neler olabilir?
    Kıskançlık
    Hırçınlık
    Şiddet eğilimi
    Çalma davranışı
    Saldırganlık
    Öfke
    İnatçılık
    Anne-babadan ayrılmak istemeyen çocuklar(bağımlılık)
    Okul korkusu,okula gitmek istememe
    Uyku sorunları
    Yemek yeme sorunları

    Çocuk beslenmesinde doğru olanlar, yapılan yanlışların düzeltilmesi konularında bilgilendirmek.

    Çocukların temel ihtiyaçlarından olan uyku saatlerinin düzenlenmesi ve yapılması gerekenler hakkında bilgilendirmek.

    Anne-babaların çocuklarındaki bağımsızlık duygularının güçlenmesine yardımcı olma çalışmaları konusunda bilgilendirmek.

    Disiplin problemleri—ödül ve cezanın kullanım özellikleri ve en iyi sonucu alabilme çalışmaları hakkında bilgilendirmek.
    Uyum sorunları
    Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu
    Öğrenme problemleri, kişisel gelişim hakkında bilgi ve beceri kazandırmak.

    0-18 yaş dönemi eğitim ve gelişim sorunları hakkında bilgi ve beceri kazandırmak, rehberlik yapmak.

    Okul-öğretmen- çocuk- genç ilişkilerinin düzenleme çalışmalarını yapmak.
    Arkadaşlarla ilişkiler ve ilişkilerde yaşanan sorunları gözden geçirip çözme yolunda görüşmeler yapmak.

    Çekirdek aile ya da geniş ailede kişiler arası iletişimde dikkat edilecek hususlar hakkında rehberlik yapmak.

    Yaşamı kolaylaştırmada, iletişimin olumlu kurulmasının etkilerini hakkında bilgilendirmek.

    Çocuğun günlük yaşamının planlanmasının önemi hakkında bilgi vermek ve çocuğa özel planlama çalışmaları yapmak.

    Çocuklar için seçilecek tv programları, kitap seçimleri, müziğin çocuk üzerindeki etkileri ve eğitimsel amaç için kullanılması çalışmaları yapmak.

    Bilgisayardan en iyi şekilde yararlanma, bilgisayar ve internet kullanımının planlaması çalışmalarını yapmak.

    Çocuklarla, gençlerle tv programlarının, kitapların, internetin olumsuz etkilerinden korunma çalışmaları için iletişimin önemi ve karşılıklı fikir alış-verişinin yapılmasının önemi üzerinde görüşmeler yapmak, konularla ilgili çıkarımlar yapılmasının gerekliliği hususunda görüşmeler yapmak.

    Çocuklarda çevreye ve toplum kurallarına uyum kurallarının paylaşılması, ancak, tehlikeleri ve olumsuzlukları ölçüp tartabilme konusunda görüşmeler ve gereğinde HAYIR diyebilme yollarının öğretilmesi ve bu özgüvenin verilmesi çalışmaları yapmak.

    Bazen, birbirimizi çok iyi tanıdığımızı zannederiz; ancak ortak bir noktada buluşamayız. Dışarıdan bir uzman gözüyle bakıldığında daha iyi tanıma olanağımız olur ve ilişkilerimize başka bir boyuttan bakmaya başlarız. Sohbet ortamında kendini tanıma çalışmaları yapmak.

    0-5 yaş çocuğun kişiliğinin oturduğu bir dönem olduğu için çok önemlidir. Bu dönemde değerlendirilmesi gereken, üzerinde önemle durulması gereken kritik dönemler vardır. Bu, çocuğun geleceğini etkileyecek olan kritik dönemlerde anne-baba ve çocuğa bakan kişiler nelere dikkat edeceklerdir? Çocuğa karşı nasıl davranacaklardır?

    Çocuk büyütme ve eğitme işini nasıl kolaylaştıracaklar ve zevkli bir hale getireceklerdir?

    Çocuk büyütürken eş olmanın önemi ve farkındalığını artırma çabaları hakkında bilgilendirme yapmak.

    Bakıcı, büyükanne- büyükbaba gibi çocukla direkt bakım ve eğitim ilişkisi olan kişilerle görüşmeler yapmak ve eğitimde yeni düzenlemeler yapmak.

    Cinsel eğitimde yaş gruplarına göre ebeveynlerin davranışları nasıl olmalı?
    Çocuklara ve gençlere cinsel eğitim verilirken nelere dikkat etmeli?
    Cinsellikle ilgili sorular karşısında yaş gruplarına göre ebeveynlerin tutum ve yanıtları neler olmalı? Tüm bu soruların yanıtlarını görüşmek.

    Anne- baba tutumlarının çeşitleri ve bu tutumların çocukların gelişimindeki etkilerinin görüşülüp, uygun bir tutum izleme çalışmalarının planlanmasını yapmak.

    Ebeveynlerde ortak tutum ve davranış geliştirmenin önemi, çocuk ve aile ilişkileri için yararlarını görüşmek.

    Ödül ve cezanın kullanımı,uygulanması, gerektiği durumlar, uygulama şekilleri ve yaş gruplarına göre özelliklerinin görüşülmesi, yapılmaması gereken yanlış davranışlar hakkında bilgilendirme çalışmaları yapmak.

    Ahlaki kavramların geliştirilmesi ile ilgili çalışmalar, vicdan gelişimi, doğruluk, dürüstlük gibi kavramların kazandırılabilmesi için dikkat edilecek hususları görüşmek.

    Her zaman için çocukların yanlışlar yapabileceklerini düşünmek; ancak yanlış yapsalar da sığınabilecek bir limanlarının olduğu hissinin kazandırılması hakkında rehberlik yapmak.

    Çocuğun ve gencin isteklerinde uzlaşabilme, herkesin ayrı bir birey olduğu, gruplara uyumda – aynı ayakkabı markasının giyilmesi gibi konuların aileleri zor duruma düşürdüğü – bireysel özelliklerin öne çıkarılmasının önemi gibi konuların görüşülmesi, üretken olabilmenin, çocuk ve gencin eğitimindeki önemi hakkında bilgilendirme yapmak.

    Çocuklara arkadaş değil; arkadaş gibi anne-baba olmanın önemi ve yararları hakkında rehberlik yapmak.

    Oyuncak seçiminde dikkat edilecek hususlar, çocuğun gelişimsel yönünde kuvvetlendirilmesi gereken yönlere uygun oyuncak önerileri sunmak.

    Yeteneklerin geliştirilmesine uygun etkinlik ve malzeme seçiminde rehberlik yapmak.

    Anadil gelişimi ile ilgili çocuğun yakın çevresinin yaş grubuna göre, neler yapabileceklerini görüşmek.

    Dil gelişimini destekleyici etkinlikler hakkında bilgilendirme yapmak.

    Çekingen ve utangaç çocuklar için çözüm önerilerini görüşmek.
    Seçtiğimiz en iyi okullarda çocuklarımız gerçekten hayata hazırlanıyorlar mı? Yoksa yalnızca, sbs, lgs, ygs gibi sınavlara mı hazırlanıyorlar?

    Anne-babalar sadece çocuğu, genci hediyelere boğma ya da isteklerinin hepsini karşılamakla mutlu edeceklerini mi düşünüyorlar?

    Anne- babalar çocuklarına etkili zaman ayırabiliyorlar mı? yaşamın koşuşturması içinde çocuklarımızla ve gençlerimizle ilişkilerimizi nasıl düzenliyoruz? Tüm bu soruların ve daha kapsamlı soruların yanıtları ÇOCUK- AİLE VE İLETİŞİM DANIŞMANLIK MERKEZ lerinde…

    PEDAGOG ÖZNUR SİMAV

  • ÇOCUKLARI PSİKOLOG GÖRÜŞMESİNE GETİRİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

    ÇOCUKLARI PSİKOLOG GÖRÜŞMESİNE GETİRİRKEN NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

    Çocuklarını psikolog görüşmesine götüren anne babalar bu durumu çocuğa nasıl açıklamaları gerektiği konusunda zorlanabilirler. Çocuğu psikolog görüşmesine getirmeden önce yapılacak uygun açıklama, çocuğun bu yeni ortamda kaygısının azaltılmasına yardımcı olacağından oldukça önemlidir.
    Çocuğa yapılacak açıklama çocuğun yaş düzeyine uygun olmalıdır. Çocuğa “Doktora sağlık kontrolüne gidiyoruz”, “Bir arkadaşıma gidiyoruz” gibi açıklamalar yapmak yanlıştır. Çocuğa gidilecek yerle ilgili yalan söylenmemelidir. Suçlayıcı olmayan bir dille görüşmeye gitmelerinin gerçek sebebi açıklanmalı ve onun gibi benzer sorunlar yaşayan başka çocuklarla da çalışan bir uzmana gidildiği anlatılmalıdır. 
    Okul öncesi bir çocuğa: “Seninle konuşmak ve oynamak için bir yere gideceğiz. Buradaki abla ile istediğin gibi konuşabilirsin ve oynayabilirsin” gibi bir açıklama yapmak yeterli olacaktır.
    Okul çağındaki bir çocuğa: “Seninle bir psikoloğa/terapiste gideceğiz. Her çocuk zaman zaman bazı sıkıntılar yaşayabilir, psikologlar da seninkine benzer sorunlar yaşayan çocuklara yardımcı olurlar. Psikolog bize yalnız uyuyamaman/ korkuların/arkadaşlarınla daha iyi anlaşman vb. konusunda yardımcı olacak.” gibi bir açıklama yapılabilir.
    Eğer çocuk ergenlik dönemindeyse, çocuğun görüşmeye gelmek istemesi de önem taşımaktadır. Çocuk görüşme konusunda zorlanmamalı, psikologla yalnız da konuşabileceği ve neden destek alınması gerektiği çocuğa onu eleştirmeden anlatılmalıdır. “Sorunlarımızla ilgili destek almak için bir psikologdan yardım almak istiyorum. Seni daha iyi anlamak ve kendini daha rahat hissetmen için terapist seninle yalnız da konuşacaktır. Eğer sen de istersen randevu alıp, görüşmeye gidebiliriz. ” gibi bir açıklama yapılabilir.
    İlk görüşmeye gelirken hem anne hem de babanın çocukla birlikte merkeze geliyor olması, aile dinamikleri hakkında daha fazla bilgi edinilmesi açısından önemlidir. Ancak çocuğun kendisini kötü hissetmemesi için küçük kardeşlerin odaya alınması tercih edilmemektedir. Bunlara ek olarak psikoloğun anne ve baba ile yalnız görüşmek isteyeceği durumlar için, görevli ile yalnız kalmak istemeyen çocuklarda çocuğun yanında bekleme odasında bekleyebilecek bir tanıdığın da getirilmesi önerilmektedir.
    Görüşmelere zamanında gelinmesi çok önemlidir. Çocukların kendilerini daha rahat hissetmeleri ve gerekli formların doldurulması için yaklaşık 15 dakika önceden merkeze gelinmesi faydalı olacaktır. Görüşmeye geç kalınması gibi bir durum olduğunda psikoloğunuzla kalan zaman kadar görüşme yapılabilir veya görüşme başka bir tarihe ertelenebilir. Seansa gelemeyeceğiniz bir durum olduğunda bir gün önceden arayarak merkezimize haber verebilirsiniz. 
    Psikoloğun çocuğunuza bir test uygulamaya karar vermesi durumunda, çocuğun kendi performansını gösterebilmesi için yeterince uyumuş olması, aç ve yorgun olmaması gerekmektedir. Ayrıca çocuğa “Sana test yapılacak” gibi kaygı verici bir açıklama yapmak yerine “Seninle bir çalışma yapılacak” denmesi daha uygundur.

  • PSİKOTERAPİ

    PSİKOTERAPİ

    Psikoterapi, bireylerin ruhsal yaşamlarında duygusal ve davranışsal sorunlarının çözümünü, ruh 

    sağlıklarının geliştirilmesi ve korunmasını amaçlayan tekniklerin genel adıdır. Ruhsal bozukluklarından 

    dolayı bozulan ruhsal dengeyi sağlamak, düşünce ve duygu alışverişi kurmak, bireylerin kendilerini 

    tanımalarını sağlamak, iç çatışmalarını çözümlemek, bu çatışmalardan doğan kaygı ve gerginlikleri 

    azaltmak, ilişkileri iyileştirip olgunlaştırmak için kullanılan tüm teknik ve yöntemlere psikoterapi 

    diyoruz. Bir başka deyişle psikoterapi, zihinsel ve duygusal sorunları olan ve bu sorunlarla baş etme 

    gücü yetersiz kalan kişilere, belli bir amaç ve plan doğrultusunda belli teknik ve yöntemlerin uzman 

    kişilerce uygulandığı profesyonel bir yardım hizmet süreci olarak tanımlanıyor. Diğer bir değişle ise 

    psikoterapi, zihinsel ve duygusal sorunları olan kişilerle zihinsel ve duygusal bağlantı kurularak 

    yürütülen tedavi etme bilim ve sanatıdır.

    PSİKOTERAPİST VE DANIŞAN…

    Yaşamda kaçınılmaz olan başarısızlıklarla, çelişkilerle ve düş kırıklıklarıyla baş etmek için psikoterapötik 

    uygulamalar büyük bir başarıyla kullanılıyor. Bu uygulamalarda psikoterapi yapan kişiye“psikoterapist” ve ondan 

    terapi alan geçen kişiye “danışan” adı veriliyor. Terapi mesleğinin etik ve ahlaki kuralları gereği, terapist 

    danışanıyla sosyal bir arkadaşlık yapamadığı gibi, para almadan terapi de yapamıyor. Terapist, danışanıyla 

    ilişkisinin çerçevesini belirliyor, ona göre ilkeli davranıyor ve danışanlarıyla sosyal değil, terapötik bir ilişki 

    kuruyor. Bu ilişki sırasında psikoterapist, terapinin her anında kendi kendine şu soruları soruyor:

    1-Kendine özgü bir hikâyesi ve şu anda kendine özgü zihinsel uğraşları olan, bu kendine özgü danışanın, bu 

    kendine özgü zamanda, bana bu kendine özgü şeyleri söylemesinin ya da yapmasının anlamı nedir?

    2-Böyle davranmasının bilinçli veya bilinçdışı amaçları nedir?

    3-Bunların ardındaki duygu yüklü fantezileri veya korkuları nelerdir?

    İLK GÖRÜŞME…

    İlk seansta terapist ve danışan bir araya geliyor ve birbirlerini tanımaya yönelik ilk adımları atıyorlar. Bu adımlar, 

    aynı zamanda psikoterapi süreci devam ettiği takdirde, kurulacak olan bağın da temelini oluşturuyor. İlk seansın 

    gidişatını belirleyen, danışanın o an oradaki ihtiyacı oluyor. Bu nedenle, terapist tamamen danışanın açtığı 

    yoldan onunla birlikte ilerliyor. Bazen ilk görüşme yoğun duygu aktarımı içinde geçebileceği gibi bazen duyguların 

    daha geri planda tutulduğu bir bilgi alma ve terapi süreci hakkında bilgi verme şeklinde geçebiliyor. Terapist 

    danışanı görüşme odasına aldıktan sonra öncelikle kısa bir form üzerinde onunla ilgili bazı kişisel bilgileri (yaşı, 

    eğitimi, aile bilgileri, telefon numarası, vb.) not ediyor. Ardından görüşmeye başlanıyor. İlk görüşmede, danışanı 

    yardım arayışına yönlendiren sorunların ya da konuların neler olduğu üzerinde durmak önemli oluyor. İlk 

    görüşmede terapist danışanın kimlik bilgilerini öğrendikten sonra, “Şimdi sizi yardım istemeye getiren 

    nedir?”, “Size nasıl yardım edeceğimi düşünüyorsunuz?”, “Sizi buraya getiren nedir?”, “Sizi 

    dinliyorum…” gibi bir cümleyle görüşmeyi başlatıyor, danışanın sıkıntılarını ve kendi öyküsünü, kendi diliyle 

    anlatmasına olanak veriyor. Ancak, ihtiyaç duyduğu ya da açıklanması gereken konuları açmaya çalışıyor. İlk 

    görüşmenin ilk 30 dakikası genellikle danışanın kendini anlatmasıyla geçiyo ve son 15 dakika terapist konuşuyor. 

    Terapist danışanın hayatı, neler yaptığı, nerede ve kimlerle yaşadığı ve sorununun ne olduğuyla ilgili fikir sahibi 

    oluyor. Terapist danışanın anlattıklarının ne olduğu ile olduğu kadar, bunu nasıl anlattığı ile de ilgili oluyor. Neleri 

    önemsediğini, neleri seçtiğini, nelerin neleri çağrıştırdığını dikkatle takip ediyor. Bazen bir görüşmenin başında 

    danışanın söylediği bir şeyi, seansın sonuna doğru neden getirdiği anlaşılıyor. Dolayısıyla, sürecin takibi, 

    terapistin satır aralarını doğru okumasını sağlanıyor.

    ÇOCUKLUĞUN KORKULARI…

    Danışan yardım amacıyla terapiste başvurduğunda yalnızca sorunlarını değil, çocukluğunu, korkularını, 

    endişelerini, kişisel tarihini ve yılların ürünü olan kişiliğinin parçalarını odaya getiriyor ve bunlar çok değerli 

    malzeme olarak analiz ediliyor. Terapist, bunlara saygı duyuyor ve önce anlamaya çalışıyor. Örneğin; ayrılık 

    acısı, terk edilme korkusu, öfkeyle kendine zarar verme gibi şikâyetlerin ne demek olduğunu herkes bilir ama 

    bunların her kişi için anlamı farklıdır. Bu bağlamda çaresi de kişiden kişiye değişir. Ancak, danışanların çoğunda 

    psikolojik sorunların herkes tarafından aynı şekilde yaşandığı ve çözümlerinin de aynı olduğu izlenimi yaygındır. 

    Bu izlenim terapi sürecinde, ilk seanstan itibaren hazır çözümler beklenmesine yol açıyor. Oysa yaşanılan 

    deneyimler kişiye özeldir. Bu nedenle, terapistin danışanın yaşadıklarını tamamen onun bakış açısından 

    anlamaya gayret etmesi, gerekirse sorunu tanımlaması ve farkındalık uyandırma üzerinde çalışması gerekiyor. 

    Terapistin ilk amacı danışana yardımcı olup olamayacağına dair fikir sahibi olmak ve onun neden terapiyle 

    ilgilendiğini anlamak oluyor. Böylece terapist danışana terapi sürecinde nasıl bir süreç izleneceğine dair kısa bir 

    bilgilendirme yapıyor ve onu değerlendirme görüşmelerine davet ediyor ve ilk seans sona eriyor.

    DAHA İLK BAŞTA BİRÇOK SORU BELİRİYOR…

    Terapi için başvuran danışanın zihninde “Nasıl bir terapist ile karşılaşacağım?”, “Bir yabancıya kendimi 

    açmak nasıl olacak?”, “Beni anlayacak mı?”, “Güven duyabilecek miyim?”, “Nasıl bir yöntem 

    izleyeceğiz?”, “Neyi, nasıl anlatacağım, nereden başlayacağım?”, “Anlattıklarım gizli kalacak mı?”, “İlk 

    seansta sorunlarımın çözümüne geçebilecek miyiz?” veya “Devam edip etmemeye nasıl karar 

    vereceğim?” gibi birçok soru beliriyor. İlk görüşmenin sonunda terapist danışanın bu sorularına duruşuyla, 

    anlattıklarına yaklaşımıyla yanıt veriyor ve danışanı rahatlatıyor.

    HER ŞEY RANDEVU ALMAYLA BAŞLIYOR…

    Terapötik ilişki daha randevu alma sırasında başlıyor. Hatta birçok danışan daha randevu almadan önce belirli bir 

    duygusal beklenti ve yüklenme içine giriyor. Terapisti birisi önermiş oluyor, önerirken bir şeyler söylüyor, 

    danışanın terapiyle veya terapistle ilgili fantezileri, ön kabulleri oluyor, vb.

    “SİZ” DİYE HİTAP EDİLİYOR…

    Görüşmelerde danışanın bağımsız ve eşit bir kişiliği olduğunun hissettirilmesi önem taşıyor, bu nedenle ona hep 

    “siz” diye hitap ediliyor. İlk görüşmede duygusal gereksinimlerin arkasında neler yattığı henüz belli olmadığı için 

    karşılanmıyor ama ifade edilmesi için teşvik ediliyor. Çünkü dinamik bir görüşmede her zaman iki boyut birlikte ele 

    alınıyor; olaylar ve duygular. Olaylar belirtilmeden duyguların, duygular belirtilmeden de olayların fazla bir 

    anlamı olmuyor.