Etiket: Görüntü

  • Ağrısız ve güvenilir endoskopi artık çok kolay

    İnce ve kalın barsak hastalıklarının tespit edilmesinde kullanılan kapsül endoskopi yöntemi ile endoskopi artık çok kolay. Günümüzde ince barsak, kolon yani kalın bağırsakta ki tülser, polip, kanser ya da diğer anormal oluşumların incelenmesinde kullanılan yeni yöntemlerden biri olan “Kapsül Endoskopi” en gelişmiş teknolojidir.

    Hastaya yutturulan minik bir kapsülün içinde bulunan kamera ile tüm sindirim kanalı baştan aşağıya inceleme olanağı sunan Kapsül kolonoskopi ile daha geniş bir kapsama alanına ulaşılabilir.

    Kapsül Enteroskopi; Mini robot veya mini kamera- 1×3 cm ebadında (11 mm x 26 mm) ve 4 gram ağırlığında ve içinde bir mikroçip veya mini-kamera olan bir kapsülün 8-12 saatlik açlık sonrasında yutulması ve bu cihazın sindirim sisteminde seyahat ederek görüntüler alması ve sonunda hastanın bu kapsülü dışkısı ile çıkartması işlemidir. Tüm sindirim sistemini kat etmesine karşın, başlıca gastroskopi ve kolonoskopi ile değerlendirilme olanağı olmayan ince bağırsağın incelenmesi amacıyla yapılan bir tetkiktir.

    Kapsülün içindeki mikroçip’in elde ettiği dijital görüntüler, hastanın beline takılan cep telefonu büyüklüğündeki (telsiz gibi) bir kayıt cihazına aktarılarak bilgisayarda detaylı bir şekilde incelenir.

    Standart kapsüller saniyede iki görüntü alır ve bu gelişmiş kapsül ise saniyede 18 görüntüye kadar ve 8 saatlik bir sürede 50,000 civarında 8 kat büyütme ile görüntü alabilmektedir. Kapsülün 1450 görüş açısı olup, 0.1 mm’ye çapa dek cisimleri ve 20 mm derinliğe dek dokuyu tanıyabilmektedir.

    Kapsül Enteroskopi ‘den bir gün önce, elementer diyet, müshil ilaçları, sodyum fosfat, polietilen glikol (PEG), mannitol vb. maddeler ile barsak hazırlığı yapılması gerekir.

    Kapsül Enteroskopi nasıl gerçekleştirilir?

    Hasta bir gün önce yapılan hazırlık sonrası aç karnına uygulama yapılacak gastroenteroloji bölümüne gider ve kameranın kayıt cihazı hastanın kemerine tutturulur. Bir bardak su ile özel kapsülü yutar. Kapsülü yuttuktan 2 saat sonra su içilmesine ve 4 saat sonra ise çorba gibi hafif sulu gıdaya izin verilir. Hasta bu arada günlük yaşantısına devam etmesinde sakınca yoktur. 12 saat sonra hasta, beline takılı olan kayıt cihazını teslim eder. Kapsül 48 ± 52 dakikada mideyi terk etmekte ve 276 ± 79 dakikada ince bağırsaktan, kalın bağırsağın ilk kısmına (çekum) geçmektedir. Hasta kapsülü ortalama 24 saat sonra barsak hareketleri ile dışkılamayı takiben dışarı atar.

    İşlem döneminde MRI gibi görüntüleme işlemi sakıncalıdır.

    Günümüzde kolon yani kalın bağırsaktaki polip, kanser ya da diğer anormal oluşumların incelenmesindeki en ileri teknoloji olan kolonoskopinin yanı sıra geliştirilen yeni yöntemlerden biri de “kapsül kolonoskopi” dir.

    Bu yöntemle vitamin hapı büyüklüğünde bir kamera kapsül hastaya içirilir ve bu kapsülün algıladığı görüntü, hastanın kemerine takılan bir cihazda kaydedilir. Kapsül kolonoskopinin kapsül enteroskopiden farkı önde ve arka da olmak üzere iki adet kameranın bulunmasıdır. Bu sayede iki taraftan alınan görüntülerle küçük lezyonlarında görülebilmesi sağlanmaktadır. Bu kayıt daha sonra bilgisayarda izlenir. Kapsül, vücutta yaklaşık 12 saat kalır ve sonunda dışkı ile atılır. Bu sürede hastanın hastanede kalması gerekmez, evinde ya da işinde olabilir. Bu yöntem; sedasyonla uyutulamayan, solunum sıkıntısı olan ve standart kolonoskopiden çekinen hastalar için idealdir.

    Kapsül kolonoskopi işlemi öncesinde diyet ve ilaçlarla iyi bir barsak temizliği yapılır. Ardından işlem günü hasta erken saatlerde hastaneye gelerek, iri bir vitamin hapı büyüklüğündeki kapsülü içer. Hastanın beline büyük bir cep telefonu büyüklüğündeki alıcı bir cihaz, kemerle takılır. Hasta, bu arada evine gidip dinlenir. Yemeğini yiyebilir. Akşamüstü tekrar hastaneye gelip alıcıyı verir. Gastroenteroloji uzmanı hekimler, alıcıya kaydedilen görüntüleri inceleyerek değerlendirme yapmaktadır.

  • Emar nedir ?

    Aslında EMAR, manyetik rezonans kelimelerinin baş harflerinin yani M ve R’nin İngilizce okunuşudur. MR = Em Ar…

    Manyetik alan ve radyo dalgaları kullanılarak vücudun hemen her yerinin ayrıntılı olarak görüntülenmesini sağlayan radyasyon veya X ışını içermeyen, güvenli ve zararsızbir görüntüleme yöntemidir. Bilgisayarlı tomografiden farkı, MR’da radyasyon olmayışıdır.

    Nasıl çekilir?

    Halka şeklindeki dev bir mıknatısın içindeki boşluğa hasta yatırılır. Manyetik alan çalıştırıldığında vücuda radyo dalgaları gönderilir. Bu sırada vücuttan saçılan elektronların yaydığı enerji bir alıcı tarafından kaydedilir ve çok karmaşık bir yazılımla yapılan hesaplamalar sonunda vücudun iç yapısı siyah-beyaz bir görüntü haline getirilebilir. Cihaz çoğu kez kapalı bir sistemden oluşur, dolayısıyla kapalı yerde kalma korkusu olanlara sıkıntı yaratır.

    Neden Çekilir?

    Vücudun değişik bölgelerindeki kitle, kırık, kanama, anomali vs birçok değişikliğin gösterilmesi için klasik röntgen, ultrasonografi, bilgisayarlı tomografinin yetersiz kaldığı durumlarda daha iyi görüntü veren MR çekimi önerilebilmektedir. Hemen tüm vücut bölgeleri için kullanılabilen MR diğer tüm görüntüleme yöntemlerinden daha net görüntü verir.

    MR öncesi neler yapmalıyım?

    Çoğu vakada MR çekimi öncesi özel bir hazırlık gerekmemektedir. Ancak çekimden hemen önce hastanın üzerindeki metal cisimler çıkarılmalıdır. Mesela gözlük, bilezik, küpe, kemer, kot pantolon (metalik düğmesinden dolayı) vs.

    Çekim sırasında hastanın (çocuk da olsa) hareketsiz durması gereklidir. Oysa çocukluk çağında özellikle 7-8 yaştan küçük bir çocuğun MR cihazı içinde hareketsiz durması pek olası değildir. Onun için çocuğa sedasyon verilmesi yani hafif bir sakinleştirici anestezi uygulanması gerekebilir. Bu durumda da hastanın aç olması gerekir. Yani yapacağınız yegâne şey çocuğunuzu aç bırakmak olacaktır.

    Anestezi verilse de verilmese de MR odasında kurallara uymak kaydıyla hastanızın yanında kalmanızda çoğunlukla sakınca yoktur. Ancak bazı merkezlerde çekim başladıktan sonra anne babanın odadan çıkması istenmektedir.

    Çekim nasıl olur?

    İşlem süresi çekilecek yere göre değişmekle beraber 20 – 90 dakika sürer. Resimdeki hareketli masaya yatırılan çocuk masa vasıtasıyla yuvarlak MR cihazının içine doğru sürülür. Çekim yapılacak yer tam cihazın içine gelecek şekilde ayarlamalar yapılır ve çekime başlanır. Çekim sırasında makineden yüksek sesler geleceği için çocuk ürkebilir. Hasta bu konu hakkında önceden bilgilendirilmiş olursa daha rahat eder.

    Bazen çekim yapılacak yerin daha iyi görüntülenmesi için damardan ilaç uygulanması gerekebilir. Bu amaçla MR çekiminde kullanılan ilaçlar çok güvenli olup alerjik reaksiyonlar son derece nadirdir.

    Risk ve tehlikeleri:

    Hiçbir risk ve tehlikesi olmayan MR çekimi, gerekirse art arda tekrarlanabilir.

    İşlemden sonra hasta hayatına devam eder, özel bir tedbir, diyet veya dikkat edilmesi gereken bir durum yoktur.

  • Bel fıtığında teşhis

    Bel ve bacak ağrısı ile seyreden hastalıklar çok çeşitlidir. Yani bel ve bacak ağrısı bulunan her hastaya “Mutlaka bel fıtığıdır” peşin hükmü ile yaklaşmak doğru değildir. Bel fıtığını taklit eden pek çok hastalık vardır. Basit bir spor yaralanmasından romatizmaya, enfeksiyon hastalıklarından kansere ve bel kaymasına kadar birçok hastalık bel ve/veya bacak ağrısıyla seyredebilir. Bu sebeple önce teşhisin ne olduğu net olarak ortaya konmalıdır. Çünkü tedavide başarıya giden yol herşeyden önce doğru teşhisten geçer. Bunun için de ilgili uzman hekime müracaat etmek gerekir. Hekim hastanın şikâyetlerini dinleyecek, muayenesini yapacak ve hastalığıyla ilgili tüm tetkik ve tahlilleri isteyecektir.

    Bel ağrısının araştırılmasında düz röntgen filmlerinin önemi günümüzde azalmıştır. Hastanın radyasyona maruz kalmasına yol açan bu teknik ancak belirli durumlarda tercih edilmektedir. Belden iğne yapılıp içeriye kontrast madde verildikten sonra film çekilmesi tekniği (myelografi) de giderek daha az kullanılmaktadır. Çünkü günümüzde görüntüleme teknikleri çok ilerlemiş ve artık hastanın belinden iğne yapılmasına gerek kalmayacak seviyeye gelmiştir. Aslında noniyonik kontrast maddelerin kullanım alanına girmesi iğne tekniğinin yan etkilerini hayli azaltmıştır. Fakat buna rağmen bizzat iğne tekniğinin kendi yan etkileri olabildiğinden dolayı myelografiden mümkün mertebe uzak durmakta yarar vardır. Bunun yerine güçlü manyetik rezonans cihazları tercih edilmelidir.

    Bel fıtığının teşhis ve ayırıcı teşhisinde EMG dediğimiz tetkik yöntemi de yararlıdır. Çünkü bu yöntem ile hastada bulunan bozuklukların sinir dokusuna mı, yoksa kas dokusuna mı ait olduğu ortaya konabilmekte, diğer hastalıkların bel fıtığından ayırımı yapılabilmektedir. Bası altında kalan sinirlerde hasar olup olmadığı, varsa hasarın derecesi hakkında da fikir vermektedir. Bazı durumlarda bu teknik, cerrahın ameliyat kararını bile etkileyebilmektedir.

    Bel ve/veya bacak ağrısı bulunan bir hastada bazen bilgisayarlı tomografi, genellikle de manyetik rezonans gibi ileri tetkik yöntemlerine başvurulur.

    Manyetik rezonans görüntüleme metodu teşhiste ve ayırıcı teşhiste büyük kolaylıklar sağlar. Ayrıca hastanın x-ışını almaması ve çeşitli planlardaki üstün görüntüleme yeteneği; omurilik, sinirler ve diğer yumuşak dokuları net bir şekilde görüntüleyebilmesi manyetik rezonansı giderek daha da öne çıkarmaktadır.

    Ancak kemik dokusuyla ilgili patolojilerde bilgisayarlı tomografinin daha iyi görüntü sağladığı gözönüne alınarak bazı durumlarda her iki teşhis metodu beraberce kullanılabilir.

    Manyetik rezonansın bu kadar yararlı bir yöntem olmasına karşılık elde edilen görüntülerin değerlendirilmesi büyük bir tecrübe ister. Yanlış yorumlar, yanlış tedavi şekillerine yol açar. Sıklıkla rastladığımız hafif disk bombeleşmesi bel fıtığı olarak yorumlanırsa, tedavinin şekli tamamen değişik bir yöne doğru gidebilecektir.

    Özellikle ameliyat sonrası dönemde gerçekleştirilen çekimlerden elde edilen görüntülerin yorumlanması tecrübe gerektirir. Muayene bulguları ile tetkiklerden elde edilen neticeler beraberce kılı kırk yararcasına hassas bir tarzda değerlendirilecek ve net bir teşhise vardıktan sonra tedaviye geçilecektir. Manyetik rezonans tetkikinde bel fıtığı görüldü diye ameliyat kararı vermek bazen yanıltıcı olabilir. Elde edilen görüntüler mutlaka klinik bulgularla desteklenmeli, aralarında uyum aranmalıdır. Uyum yoksa bu durum izah edilmelidir.

    Bazen bel fıtığı ile hayati önem arzeden diğer birtakım hastalıkların ayırıcı teşhisini yapabilmek için kemik sintigrafisi gerekebilir.

    Bel fıtığı ile bel kayması insanlar tarafından sık sık karıştırılmaktadır.

    Yukarıda L5 kemiğinin S1’in üzerinden öne doğru kayması görülmektedir.

    Kemiklerin kuvvet ve yoğunluğu hakkında fikir edinmek ve osteoporoz teşhisini kesinleştirmek amacıyla kemik yoğunluk ölçümlerine de başvurulabilir.

    Ayırıcı teşhis için kan ve idrar incelemeleri yapılabilir.

    Neticede yapılan muayene, tetkik ve tahliller sonucunda hastanın bel fıtığı olup olmadığı, bel fıtığı ise hangi safhada bulunduğu net bir şekilde ortaya konacaktır. Yani bel fıtığı teşhisinin konmuş olması yeterli değildir. Hastalığın safhasını da tesbit etmek gerekir. Çünkü tedavinin şekli buna göre değişecektir.

    Bazı hastalar dar mekânlara girdiklerinde büyük sıkıntı çekmekte ve rahatsız olmaktadırlar. Bu kişiler için açık tip manyetik rezonans cihazları geliştirilmiştir. Ayrıca klasik tipteki cihazlarda da gerekli tedbirler alınarak bu hastaların tetkikleri yapılabilmektedir.

    Günümüzde teknoloji o kadar ilerlemiştir ki, yeni geliştirilen bazı açık tip manyetik rezonans cihazlarında vücudun dik durduğu pozisyonlarda bile çekimler gerçekleştirilebilmekte ve böylece hasta hakkında ilave veriler elde edilebilmektedir.

    Manyetik rezonans görüntüleme metodu ile teşhiste büyük bir aşama kaydedilmiştir.