Beyin olumsuz duygudan kaçabilmek için kendine bir haz kaynağı seçer. Bu kaynak bazen yemek yemek olur. Eğer bu durumun altında biyolojik bir etmen yoksa ve sadece psikolojik olduğunu düşünüyorsan yemek yemek seni kötü hissettiren bir duygudan koruyor olabilir. Kötü duygularını bulup çalışırsan bu eyleme vurmaların azalır. Anı yaşayıp anın hazzına odaklanırsan bir şeylere olan bağımlılığın da azalır. Şimdi kendine aç olmadığın ve canın istemediği halde bile yemek yiyerek kendini hangi kötü duygudan koruyorsun bunu sor!
Kişi kötü duygular hissettiği zaman çılgınlar gibi yemek yemek isteyebilir. Özellikle de karbonhidratlı besinler tercih eder. Mesela moralim bozuldu marul yedim, domates yedim demez; hamburger yedim, künefe yedim, nutella kaşıkladım der. Neden? Çünkü glikoz içeren bir şeyler almak ister. Glikoz, beynimizin besini ve glikozlu şeyler yediğimiz zaman vücudumuzda insülin hormonu salgılanır. Beyin ne kadar çok glikoz alırsa dış uyaranlara o kadar iyi odaklanır. Kişi dışarıyla ilgilendikçe de kendi içindeki kötü duygudan kaçmış olur. Yani kendini kötü hissederken tatlı yediği zaman glikoz salgısıyla kendi iç dünyasından kopar ve dış dünya ile ilgilenmeye başlar.
İnsülin salgılanırken glikoz da beyine geçerken bazı aminoasitler ortaya çıkıyor; dopamin ve seratonin en meşhurları. Bu nedenle çikolata rahatlıyor, makarna rahatlatıyor. Mesela kebabı ekmeksiz yerseniz rahatlatmaz ama ekmekle yerseniz rahatlarsınız. Duygusal sorunu olan ve terapiye gelen kişi bu yüzden bol bol karbonhidrat alır. Kilo da alır. Diyetisyene gider 5 kilo verir ama yemesinin altındaki duyguyu çalışmadığı için 8 kilo geri alır.
Çünkü iç dünyasından kaçmak için yedi ve yemesine neden olan duygu ile yüzleşmedi. Gerçek duygularınızla kavuşmanız ve faydalı olması ümidi ile…
