Etiket: Gıda

  • Yaşam tarzı değişikliği; ye iç sev…

    Öğün atlamak veya çok az yemek temel besin öğeleri, vitamin, mineral, protein ve temel yağ asitlerinin alımını azaltır.

    Ne kadar az yerseniz, yorgunluk, yetersiz beslenme, düşük enerji seviyesi ve ani açlık krizleri gibi yan etkiler de o denli güçlü olur; bu nedenle, sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürmenin anahtarı dengeli beslenmedir

    Meyva ve Sebze yerken hem 5 porsiyon almaya, hem de seçim yaparken çeşitli renklerde ürün tüketmeye çalışmalısınız

    Besinsel lifler sindirimin düzenlenmesinde önemli bir rol oynarlar ve açlık hissinin kontrol edilmesine yardım edebilirler

    Kemiklerin ve dişlerin oluşumu ve onarımı için kalsiyuma ihtiyaç vardır. Kalsiyum sinirlerin çalışmasına yardım eder, kasların gerilip gevşemesini, kanın pıhtılaşmasını ve kalbin düzenli çalışmasını sağlar

    Protein, 8 tanesi temel kabul edilen 20 önemli amino asitten oluşur. Bu 8 amino asidi vücut üretemez ve bunların besinlerden temin edilmesi gerekir

    Alkol bazı besin öğelerine yönelik ihtiyacı arttırabilir

    Soğuk sularda yetişen balıklar önemli Omega-3 Yağ Asitleri kaynaklarıdır. Fakat balık sevmiyorsanız Omega-3 Yağ Asitlerini alabileceğiniz diğer kaynaklar keten tohumu, kabak çekirdeği, ceviz, kolza tohumu ve soya yağıdır

    Ayaküstü yenilen gıdalar çoğu zaman çok fazla kalori, çok fazla yağ ve çok az vitamin, mineral ve lif içerir. Düzenli şekilde bu tip gıdalar yemek vücudunuzun ihtiyacına yetecek kadar vitamin ve mineral almadığınız anlamına gelebilir.

    Bir vejetaryen olarak beslenmenizde başta protein olmak üzere ihtiyacınız olan tüm besin öğelerini temin etmekte zorlanabilirsiniz. Süt, peynir, patates, soya fasulyesi ve tam tahıllı gıdalar da protein açısından zengindir

    Bir vegan olarak gıda seçenekleriniz daha sınırlı olabilir. Bu nedenle ihtiyacınız olan tüm besin öğelerini temin etmek daha zordur

    Dış etkenler ekstra besin öğelerine yönelik ihtiyacınızı etkileyebilir

    Optimum sağlık ve zindelik için egzersizle birlikte dinlenme ve dengeli beslenme esastır

    Daha az gıda tükettikleri ve muhtemelen kilolarına dikkat ettikleri için kadınların beslenme ihtiyaçlarını karşılamada erkeklere kıyasla daha fazla zorlanabilirler

    Yaşlandıkça vücudumuz beslenme elemanlarının emilimini eskisi kadar iyi gerçekleştiremez ve dolayısıyla da normal günlük beslenmeniz ile yeterince besin öğesi almıyor olabilirsiniz

  • Yaz ishalleri -besin zehirlenmeleri

    İshal, dışkılama sayısında artışla beraber dışkının şekilsiz bir hal alması olarak tarif edilir.

    İshalin pek çok sebebi olmakla beraber mikrobik ishaller en önemli grubu oluşturmaktadır ki yaz ishalleri de bu gruba girmektedir.

    Mikrobik ishaller tüm dünya çapında bakıldığında kalp-damar hastalıklarının ardından ikinci ölüm sebebi olup, yılda 2,5 milyon kişinin ölümüne sebep vermektedirler.

    İshal yaratan mikroplar ağız yoluyla üç şekilde edinilir: Gıda – Su – İnsandan insana

    İshaller neden özellikle yaz aylarında artar?

    1.Etken mikroplar sıcaklarda daha hızlı çoğalır.

    2.Besinleri soğuk zincirinde tüketiciye ulaştırmak zorlaşır.

    3.Havuz ve denizlerde kontamine su yutulur.

    4.Sıcaklarda artan su tüketimine paralel olarak mikroplu sular daha fazla tüketilir.

    Nelere dikkat edilmelidir?

    1.Musluk suları ve menşei bilinmeyen sular tüketilmemelidir.

    2.İçerisine buz konulmuş içeceklerin de enfeksiyon kaynağı olabileceği unutulmamalıdır.

    3.Çiğ sebzelerle hazırlanmış salata ve meyvelerin tüketiminde dikkatli olunmalıdır.

    4.Kabuğu soyulabilen gıdalar soyularak, soyulamayanlar ise iyice yıkanarak yenmelidir.

    5.Pastörize edilmemiş süt ve süt ürünleri tüketilmemelidir.

    6.Gıdaların üreticiden tüketiciye gerekli soğuk zincirinde ulaştırıldığından emin olunmalıdır.

    7.Kişisel hijyene dikkat edilmeli ve eller sık sık yıkanmalıdır.

    8.Mide asidinin ağız yoluyla alınan mikroplara karşı çok etkili bir savunma mekanizması olduğu hatırlanmalı ve mide asidi baskılayıcı ilaçlar gereksiz kullanılmamalıdır.

    En önemli belirti dışkılama sayısının artması ve dışkı vasfının değişmesidir. Diğer belirtiler karın ağrısı, karında buruntu hissi, bulantı ve iltahabi durumlarda bunlara ilaveten ateş olarak karşımıza çıkar. Dışkılamadan sonra tam rahatlayamama da diğer bir belirti olabilir.Sıvı kaybına bağlı olarak dil kuruluğu, cildin parlaklığını ve yumuşaklığını kaybetmesi, gözlerin göz çukurunda çökmesi ve şiddetli olgularda kalp ritim bozuklukları, böbrek yetmezliği ve şuur bozuklukları ortaya çıkabilir.

    Nasıl tedavi edilir?

    İshal ve kusma ile kaybedilen sıvı ve kan tuzları (sodyum, potasyum, klorür vb. ) yerine konulmalı ve ishal diyeti uygulanmalıdır. Eğer ishal 24 saatten uzun sürüyorsa, yüksek ateş veya şiddetli sıvı kaybı mevcutsa hastaneye baş vurup tıbbi yardım alınmalıdır.

    İshal diyeti nedir?

    İshali olan kişiler düzelene kadar yağsız ve posasız gıda almalıdır, zira yağlı ve liften zengin gıdalar bağırsakların daha fazla çalışmasına sebep olacaktır. Dolayısıyla salata, sebze, meyve, kuru yemiş, çikolata ve kızartmalar ishal düzelinceye kadar tüketilmemelidir. Yağsız makarna, haşlanmış patates ve patates püresi, pirinç pilavı, haşlanmış yağsız et ve tavuk, yağsız ızgara köfte yenilebilir. İshal ve kusma ile kaybedilen sıvıyı yerine koymak son derece önemlidir. Bu sebepten bol miktarda su ve sıvı gıdalar ( çorba, komposto v.s.) tüketilmelidir.

  • Fruktoz neden zararlıdır ?

    Fruktoz, hem glukozdan daha ucuz, hem de düşük ısılarda kristalleşmediği için gıda sanayinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Özellikle genetiği değiştirilmiş mısırdan yüksek yoğunluklu fruktozlu mısır şurubu şeklinde üretimi yapılmaktadır. Doyma hissini sağlamadaki yetersizliği nedeniyle fast food ve soft içeceklerin fazla tüketimine, bu da aşırı kalori alımına neden olmaktadır. Ayrıca fruktoz, vücutta başta karaciğer hücreleri olmak üzere tüm hücrelerde oksidatif stres artışına neden olmakta, hücrede artan oksidatif stres ise hücrenin genetik yapısını ve fonksiyonlarını olumsuz etkilemekte, hastalıkların gelişimini tetiklemektedir. Diğer taraftan fruktoz ürik asit üretimini artırarak kalp ve böbrek hastalıklarına neden olabilir.

    Son zamanlarda yapılan çalışmalar gıdalarla alınan fruktoz miktarı ile kalp-damar hastalıkları, tip 2 diyabet, yağlı karaciğer hastalığı, hipertansiyon ve şişmanlık gibi metabolik hastalıklarla arasında anlamlı bir ilişki bulunduğunu göstermiştir. Ne yazık ki fruktoz içeren gıdalar daha çok çocuklar tarafından tüketilmektedir. Bu nedenle fruktoz içeren gıdaların tüketiminde dikkatli olunmalıdır.

    Fruktoz hangi gıdalarda kullanılır?
    Tüm hazır gıdalarda tatlandırıcı, koruyucu, kıvam artırıcı özelliğinden dolayı yaygın olarak kullanılmaktadır. Fruktozun yaygın olarak kullanıldığı gıdalar;

    Mayonez ve Salata Sosları
    Alkolsüz içecekler ( meyve suları, gazoz, kola)
    Kek, kurabiye, bisküvi,tart, jöle
    Tatlı ekmekler
    Süt ürünleri ( meyve aromalı yoğurt, dondurma)
    Salamura meyve ve sebze ürünleri
    Çikolatalar
    Tatlılar

  • Blw beslenme yöntemi

    BLW beslenme yöntemi son yıllarda ülkemizde oldukça moda olan bebeklerde ek gıdaya geçiş yöntemi olan bir beslenme şeklidir.

    Kelimenin anlamını inceleyecek olursak BLW İngilizce “ Baby Let Weaning” kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir kısaltmadır. Türkçeye tercüme edersek “Bebeği Bırak Yesin “.

    BLW süreci bebeğin ek gıdaya geçiş süreciyle başlıyor ve bebeğe kendi kendine yemek yemeği öğretiyor.

    BLW Yöntemi (BKY) Neden Önemlidir?

    Tatile gittiğinizde görürsünüz, genellikle Türk çocuklarının anne-babaları sürekli ellerinde bir kaşıkla, çocuğa oyunlar yapıp kandırarak, bazen de peşinden koşarak, televizyonun önünde yemek yedirmeye çalışırlar. Yanındaki masaya bakarsınız bir Alman, Fransız veya Amerikalı aile yine 2-3 yaşlarında bir çocuk, elinde çatalıyla ya da bazen eliyle, hiçbir müdahale olmadan gayet rahat yemeğini yer. Sizce yabancı çocuklar çok akıllı da bizimkiler mi aptal? Tabii ki bizim çocuklarımız da en az yabancıların çocukları kadar akıllı. Aramızdaki tek fark yabancılar, özellikle gelişmiş ülkedeki yabancılar çocuklarına 7-8 aydan itibaren yemek konusunda özgürlük tanımış, mümkün olduğunca, çocuğun kendi kendine yemesine olanak sağlamışlardır. Eğer siz de Blender ile tatile gitmek, çocuğunuzun peşinde yemek yedirebilmek için koşturmak istemiyorsanız, çok da geç kalmadan BLW yöntemini denemenizi öneririm.

    Türkiye de BLW Yöntemi neden yeterince uygulanamıyor.

    1. Türk anneleri biraz titizdir ve etrafın kirlenmesi onları rahatsız eder.

    2. “Bırak kızım bu yöntemi bu daha bebek kendi kendine yemek yiyemez, ver bakin şu kaşığı bana” diyen anneanne ve babaanneleri duyar gibiyim.

    3. Henüz bu yöntem Türkiye de çok bilinmiyor

    4. Bunun en önemli sebeplerinden birine gelince, bir şeyler yerken bebeğin boğulacağına dair duyulan endişedir.

    BLW, aslında yeni bir yöntem değildir. Asırlarca bebekler bu şekilde ek gıdaya geçmiştir. Günümüz şartlarında Dünya Sağlık Örgütü, ilk 6 ay bebeklerin sadece anne sütüyle beslenmesini, yeterli anne sütü olmadığında mamalarla bu açığın kapatılmasını önerir. Bu şekilde tamamlayıcı beslenmeye 6. ayda geçildiğinde bebekler kendilerini besleyebilecek olgunluğa erişmiş olurlar.

    Bebek yemek yerken dik oturmalı

    BLW yöntemine başlarken bebeğin destekli ya da desteksiz olarak dik oturabilmesi

    Ve mama sandalyesinde tek başına oturabilir durumda olması önemlidir.

    Mevsim sebzelerine öncelik verin

    Bu şartlar sağlandığında, ilk olarak mevsim sebzeleri eliyle rahat tutabileceği (yaklaşık 5 cm uzunluğunda parmak şeklinde) büyüklükte hazırlanarak bebeğe sunulur. Öncelikle sebzelerle başlanmasında amaç; bebeğin ilk tattığı yiyecekler meyveler gibi şekerli besinler olduğunda şekerli gıdalara alışıp diğerlerini reddetmesine engel olmaktır.

    Bebekler besinleri ellerine almalı

    Buharda, fırında ya da tavada pişirme yöntemi kullanılsa da bebek kendine sunulan yiyeceği tutarak, koklayarak, tadına bakarak keşfeder. Bu süreç tamamen bebeğin yiyeceği tanıması ve öğrenmesiyle geçer.

    Zorla yemek yedirmeye çalışmayın. Damak tadına saygı duyun

    Bir yaşına kadar ana öğünü anne sütü veya formül mamadır. Ek gıda doyumluk değil tadımlıktır. BLW, bebeğin öncülüğünde ilerlemesi gereken bir yöntem olduğu için asla beslemek için zorlanmamalı, tercihlerine saygı duyulmalıdır.

    Aynı besinlerle beslenmesine özen gösterin

    Bebek, hazır olduğunda ve güvendiğinde aşama kaydedecek ve yiyecektir. İlk denemelerde üst üste aynı gıdanın bebeğe sunularak hem bebeğin tatları öğrenmesi hem de olası alerjik tepkilerin gözlemlenmesi sağlanır.

    Bebekler yemekleri nasıl yemeli?

    Başlangıçta bebeğin yiyeceği eline alıp hissetmesi, koklaması için eliyle yemesi uygun olacaktır. 9-10 aylık olan bebeğe, uygun kaşık ve çatalı yiyeceklerin yanında sunmak bu alışkanlığı kazanması için faydalıdır. Beraber yemek yediği erişkinleri model alarak öğrenmesi kolaylaşacaktır. Genellikle 12-14 aydan sonra bebekler önce çatal, sonra kaşık kullanacak yeterliliğe ulaşırlar. Bu yöntem sayesinde bebekler, kendi beslenmesinden sorumlu olan, neyi ne kadar yiyeceğine kendi karar veren, yemekle arasında olumlu bir bağ kuran bir birey olurlar.

    BLW’de besin nasıl hazırlanılır?

    • Bebekler ek gıdaya geçtikleri ilk aylarda genel olarak her şeyi ağızlarına götürürler. Bunu beslenme amaçlı yapmasalar da farklı gıdalar sunarak değerlendirmek faydalı olacaktır.

    • BLW’ye özel bir pişirme yöntemi bulunmuyor. Ancak ek gıdaya ilk geçiş aşamasında sunulan gıdalar, bebeklerin avuçlarıyla kavrayabilecekleri boyutta ve damaklarıyla ezebilecekleri yumuşaklıkta hazırlanmalıdır. Bu kıvamı sağlamak için en sağlıklı yöntem buharda pişirmedir. Gıdalar bu şekilde besin değerlerini önemli ölçüde korumuş olur. Ayrıca fırında pişirerek de lezzetli besinler hazırlanabilir.

    • Önemli olan, bebeklerin rahatlıkla kavrayıp tutabilecekleri ve yiyebilecekleri sağlıklı gıdalar sunmaktır. Meyveler, kesilerek ve buharda yumuşatılarak verilebildiği gibi, bütün halinde de sunulabilir. Bu bebeğin öğrenme sürecini de destekleyecektir. Öncelikle meyvenin şeklini ve dokusunu öğrenerek başlar, sonrasında görebileceği bir yerde kesilerek tadını da öğrenmesi sağlanabilir.

    Sıvı gıdalar nasıl verilmeli?

    BLW yönteminde, kaşıkla beslemek uygun olmadığı için sıvı gıdalar küçük, kırılmayacak fincan ya da bardaklarla bebeğe sunulur. İlk denemede; bebek yaklaştığında, bardağa eğim vererek, sıvıyı ağzına doğru yönlendirmesine yardımcı olunur. İstediği kadar içmesi sağlanır, istemediğini gösteren hareketler yaptığında kesilir. İlerleyen günlerde bebeğin bardağı tutup ağzına götürmesine de izin verilmelidir.

    BLW Yönteminin Faydaları

    *Özgüven oluşumunu sağlama. Kendi başına yemek yemesi, ne yiyeceğine ve ne kadar yiyeceğine kendi karar vermesi ile birey oluşumunun alt yapısı hazırlanmaktadır. Bu sayede kaşık ile beslemek yerine kendi kendine yemesini izlemek ebeveynler için de mucize gibi görülmektedir.

    * Çiğneme becerisini elde etme. Çiğneme ve yutma eylemlerini yapabilmek bebeklerin daha kısa sürede normal hayata adapte olmasını sağlayacaktır.

    *Pütürlü yiyeceklere hızla alışma. Püreye alışan çocuklar küçük pütürleri dahi kabul etmeyecek ve midesi bulanacaktır. Ama BLW yöntemini tercih eden bebekler daha çabuk pütürler ile tanışacak bu sayede de yemek yerken mide bulantısı yaşamayacaklardır.

    * Aynı anda yemek yeme saati oluşturma. Hem siz hem de bebeğiniz eğlenceli bir ek gıda saati geçirebilirsiniz. Bebeğinizin ağzına devamlı dolu bir kaşığı uzatmakla, ağzından geri attıklarını toplayarak yeniden yedirmeye çalışmakla uğraşmadan aynı anda ikiniz de yiyebilecek ve keyifli anlar yaşayabileceksiniz.

    * Pozitif ek gıda saatleri oluşturma. Yemek saatlerini iple çeken ve mama sandalyesine otururken ağlamayan bebekler hayal ediyorsanız mutlaka ona bu özgürlüğü tattırın. Çoğu bebek mama sandalyesine otururken hatta gördüğü anda ağlamaya başlamaktadır. Mama sandalyesi, bebeğin gözünde bir işkence koltuğu gibi hal aldıysa sorunu bebeğinizde değil kendinizde aramalısınız.

    Damak tadı oluşumunu sağlama. Örneğin bir sebze çorbası veya püresi hazırlıyorsunuz. İçinde bezelye, patates ve havuç var diyelim. Pişirip blender ile püre haline getirdiğiniz bu gıdaların tek tek tatlarından habersiz olan bebeğiniz karışık renkli ve tatlı bir besin ile karşılaşacaktır. Fakat aynı sebzeleri blender ile geçirmeden önüne koyduğunuzda bezelyenin yuvarlak yeşil bir besin olduğunu görebilecek, parmakları ile tutmaya çalışıp yiyecek ve tadına varacaktır.

    İnce motor gelişimi destekleme. Az önceki örnekte verdiğim bezelyeyi düşünün. Bebeğinizin parmakları ile bezelyeyi tutma eylemi göstermesi onun için erken gelen büyük bir başarı olacak ve ince motor gelişimi desteklenmiş olacaktır.

    *5 duyu organı da harekete geçirme. BLW Yöntemi sayesinde bebekler tüm duyu organlarını kullanarak yemek yemekte ve daha hızlı öğrenebilmektedir.

    *El göz koordinasyonu sağlama. Eliyle tuttuğu bir yiyeceği ağzına götürmesi onun dengeli hareketler yapmasını desteklemektedir.

    Bebeği kandırma çabasını sona erdirme. Ebeveynlerin ödül, ceza, oyun, yalan gibi hiçbir zararlı yönteme başvurmasına gerek kalmayacaktır. Yersen bunu sana veririm, yemezsen bunu izleyemezsin, yemezsen arkandan ağlar, yemezsen öcü gelir vs. gibi klasik ama bir o kadar da yanlış yöntemlere gerek kalmayacaktır.

  • Çocuklarda tuz tüketimi

    İnsan vücudunun sıvı, asit-baz dengesinin sağlanması, sinir ve kas sistemlerinin doğru çalışması gibi işlevleri için belirli oranda tuza gereksinimi vardır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) erişkinlerin günde ortalama 5 gram yani bir çay kaşığı tuz tüketmelerini önerir. Ancak, Türkiye’de günlük tuz tüketiminin önerilen değerlerin üç katı düzeyinde olduğu bilinmektedir.

    Evrimsel olarak atalarımız günde 1 g’dan az tuz içeren diyet uyguladıkları bilinmektedir. Tuz alımının artması ile kan basıncı arasında ilişki olduğu MÖ 2000’li yıllarda fark edilmiş ve “çok tuz alınırsa kişinin nabzı katı ve sert olur” denilmiştir. Yaklaşık 100 yıldan beri de, hipertansiyonu olan hastalarda tuz kısıtlaması gerektiği bildirilmektedir.

    Aşırı tuz tüketimi de değiştirilebilir bir sağlıksız beslenme uygulamasıdır ve birçok kronik hastalığın temelinde yer almaktadır. Fazla tuz tüketimi yüksek kan basıncına neden olmaktadır. Ülkemizde her dört ölümden birisi yüksek tansiyon ile ilgilidir. Son yıllarda çocukların da tuz tüketiminde artış olduğunu görüyoruz. Özellikle ayak üstü beslenme (pizza, hamburger,vs), yüksek tuz içerikli işlenmiş gıdaların (cips, salam, sosis, sucuk, turşu, salça, konserve gibi her türlü abur cubur) tüketiminin yaygınlaşması çocuklar açısından bu riski gündeme taşımaktadır.

    Çocuklar ne kadar tuz tüketmeli?

    1 yaşından küçük çocuklara hiç tuz eklenmemeli

    1-3 yaş 2 gr/gün,

    4-6 yaş 3 gr/gün,

    7 yaş sonrası 5 gr/gün (bir çay kaşığı) geçmemeli

    Aşırı tuz tüketiminin zararları

    Ödem

    Hipertansiyona

    Kalp ve damar hastalıkları

    İnme (beyine pıhtı atması sonucu felç)

    Böbrek taşları

    Kronik böbrek hastalığı

    Gastrit, mide ülseri ve mide kanseri*

    Osteoporoz

    * Yüksek tuz alımı, Helicobacter pylori (H. pylori) bakterileri tarafından midenin kolonizasyonunu teşvik eder ve bu gastrite neden olabilir ve kötüleştirebilir. Kontrol edilmediyse, gastrik tümörlere de yol açabilir.

    Tuzu azaltmak için neler yapılmalı ?

    Dünyada birçok ülkede tuz tüketiminin azaltılmasına yönelik başarılı programlar uygulanmaktadır. Ülkemizde de Sağlık Bakanlığı tarafından tuz tüketimin kademeli olarak önerilen seviyelere düşürülmesi için ulusal bir program ve bir eylem planı oluşturulmuştur.

    Süt çocukluğu döneminde bebeğin tuz ile tanışmaması**

    Farkındalık ve bilinç düzeyinin çocukluk dönemlerinden itibaren kazandırılması

    Anne babaların çocuklarına rol model olması

    Yemek masasına tuzluk konulmaması

    Yemeğin tadına bakmadan tuz serpme alışkanlığından vazgeçilmesi

    Fast-food yeme alışkanlıklarından uzaklaşılması

    Yüksek tuz içerikli işlenmiş gıdaların az tüketilmesi

    Potasyum açısından zengin yiyeceklerin tüketilmesi ***

    Gıda üreticileri ve gıda dağıtıcıları (toplu beslenme hizmeti veren kuruluşlar, restoranlar, okullar ve iş yeri kantinleri vb) kendi ürünlerinde ya da öğünlerinde tuz içeriğinin mümkün olan en az düzeye azaltılması

    Hazır gıdaların etiketlerinde “yüksek tuzlu” veya “düşük tuzlu” ifadesinin yer alması

    ** Yapılan araştırmalara göre; ülkemizde ebeveynlerin yüzde 60’ı çocuklarına 1 yaşından önce, yetişkinler için yapılan tuzlu ve salçalı yemeklerden tattırmak gibi son derece hatalı bir davranış içine giriyor.

    *** muz, ıspanak, domates, avokado, nar, tatlı patates, somon, fasulye, pancar, brokoli, ceviz

  • Bebeklerde ek gıdalara geçiş;(6. Ay sonrası)

    BEBEKLERDE EK GIDALARA GEÇİŞ;(6. AY SONRASI)

    EĞER YETERLİ İSE BEBEKLERE İLK 6 AY SADECE ANNE SÜTÜ VERİLMELİDİR,

    TADIMLIK DENEMESİ ÖNERİLMEZ ,SU VERİLMESİ ÖNERİLMEZ.

    ANNE SÜTÜ YETERSİZ İSE ÖNCE FORMÜL MAMA SONRA 6. AYI BİTİREN BEBEKLERE TADIM BAŞLANABİLİR.

    Ek gıdaya başlarken dikkat edeceklerimiz.;

    Her gıda bebeğe tek başına verilmelidir. Tek başına verilen besin maddesinin tadını alması için en az 3 gün azar azar bu besin maddesi bebeğe yedirilmelidir. Böylece hem bebek o besinin tadını anlayacak hem de besine karşı alerjisi varsa ortaya çıkacaktır

    Ek gıdalar verilirken kesinlikle biberon kullanılmamalı, kaşıkla verilmelidir.

    Bebeğiniz için hazırlamış olduğunuz yiyecekler 3 saatten fazla bekletilmiş olmamalı taze ve günlük tüketilmelidir.

    Vitaminlerin kaybolmaması için cam rende kullanılmalı. Rondo, blender gibi araçlar yerine çatal ya da kaşıkla ezme tercih edilmeli.

    Bir yaşına kadar kesinlikle verilmeyecek gıdalar, çilek, patlıcan, süt, bal, kakao, yumurtanın beyazıdır, bu altı gıda tadımlık bile bir yaşa kadar allerjik olduklarından önerilmez.

    Bebek tek başına anne sütü ile sütümüz yeterli ise 6 aya kadar su bile verilmeden beslenmelidir. Anne sütü yeterli ise 6 ay, yetersiz ise 6. ay dolana kadar formül mama ile takviye edilir. 6. ayını doldurduktan sonra SEBZE-MEYVE-YOĞURT üçlüsünden biri ile çay kaşığı ,sonra tatlı kaşığı sonra çorba kaşığı ile tadımlıklar başlanır.7.Ay bitmeden porsiyon ,yani 100 ml ye geçilmez.,eksikler gene annesütü ya da formül mama ile tamamlanır Meyve dönemine göre elma ya da şeftali ile başlanır, meyve püresi ,sebze çorbaları ve sebze püresi ile devam edilip yoğurda geçilir. 8. ay bitiminden sonra unlu gida ile tanışabilir,lakin gluten alerjisi kolay tetiklendiği için unlu gıda için 9. ay bitimi önerilir.

    9.ay kahvaltılıklar tam pişmiş yumurtanın sarısı-tuzu alınmış beyaz peynir,ekmek eklenir.Sonra sırasıyla kıyma,balık ,baklagiller, ve diğer tüm gıdalar önce tadımlık sonra porsiyon olarak verilir.

    9.ay itibariyle sofraya beraber oturulur,extra tuz konmamış aile yemeği bebeğe verilebilir. 2 yaşından sonra yatmadan 2 saat önce beslenme kesilmelidir.

    Bebeğin ek gıdalara geçebilmesi için oturmayı başarmış olması önemlidir.Bu nedenle ek gıda tadım, öğüne geçişinde aceleci davranılmamalıdır.İlk çıkacak dişler ön kesiciler olup bunlar çiğnemeye değil koparmaya yarar bundan dolayıdır ki 9. ay ve sonrası porsiyona geçiş için uygun zamandır .

    D vitamini ve demir desteği 2 yaş bitene kadar yapılmalı,gerekirse demir düzeyi belli aralıklarla örneğin 6 ayda bir takip edilmelidir.

  • Çocuklarda besin allerjisi

    Besin allerjisi nedir?

    Sağlıklı insanlarda problem yaratmayan besin maddelerine karşı kişinin bağışıklık sistemi aracılığı ile aşırı tepki vermesi durumuna besin allerjisi denmektedir. Gıda allerjilerinde, herhangi bir besin alındıktan sonra bağışıklık sistemi tarafından yanlışlıkla yabancı olarak algılanmakta ve bu gıdaya karşı farklı mekanizmalarla aşırı ve normal olmayan bir tepki gelişmektedir.

    Besin allerjisi sıklığı

    Besin allerjisi genellikle 1-2 yaşından önce görülmektedir ve 3 yaş altında görülme sıklığı %6 iken yetişkinlerde bu sıklık %1-2 civarındadır. Çocuklarda genel olarak %4-8 oranında görülmektedir. 1 yaş altında %10, 3 yaş altında %6, orta-ağır egzemalı çocuklarda %35 ve astımlı çocuklarda %6 oranında görülmektedir.

    Hangi besinler allerji yapar?

    Her besinin allerjik reaksiyonlara neden olması mümkün olmakla birlikte tüm allerjik besin reaksiyonlarının % 90’ından 8 temel besin sorumludur. Bunlar süt, yumurta, yerfıstığı, soya, buğday, ağaç fıstıkları (ceviz, badem, antep fıstığı, vs), balık ve kabuklu deniz hayvanlarıdır.

    Besin allerjisi belirtileri nelerdir?

    Gıda allerjisinde gıdaya maruz kaldıktan bir süre sonra bu gıdaya karşı bağışıklık hücreleri tarafından antikor denilen maddeler oluşmakta ve daha sonraki karşılaşmalarda bulgular ortaya çıkmaktadır.

    Gıda allerjisi doğumdan sonra ilk ortaya çıkan allerjik hastalıklardandır. Çok erken aylardan itibaren bulgu verebilmektedir. Genellikle ilk olarak atopik dermatit (allerjik egzema) olarak kendini belli eder. Bebeklerin ilk aylarda öncelikle yanaklarında, kol ve bacakların dış yüzeyinde kaşıntılı egzemalar oluşabilmektedir.

    Ayrıca doğumdan sonra erken aylarda sindirim sistemini ilgilendiren allerjik hastalıklar da oldukça sık görülmektedir. Bu tip gıda allerjileri; gıda alımı sonrası fışkırır tarzda kusmalar, kanlı veya kanlı mukuslu ishal, şiddetli karın ağrıları, şiddetli ağlama atakları, uyku bozukluğu, şiddetli ishal, büyüme geriliği, beslenme bozukluğu ve nadiren tedaviye yanıt vermeyen kabızlık şeklinde bulgu vermektedir.

    Besin allerjisi daha nadir olarak ta ciltte kaşıntılı kırmızı plaklar (kurdeşen), yaygın kaşıntı ve kızarıklık, dudak, yüz dil, el ve ayaklarda şişme (anjioödem) şeklinde bulgu vermekte, hatta hayatı tehtid edebilen şiddetli sistemik reaksiyonlar (anafilaksi) gelişebilmektedir.

    Gıda allerjileri ani başlangıçlı veya geç başlangıçlı tepkilere neden olabilmektedir;

    Ani başlangıçlı gıda allerjilerinde belirtiler: Daha çok deri, solunum sistemi ve sindirim sistemini ilgilendirir.

    A-Hafif-orta belirtiler

    Yüzde kızarma-dudak etrafı, göz etrafında kaşıntılı kızarıklık, dilde kaşıntı (vücuda yayılabilir)

    Yüz, dudak ve göz etrafında hafif şişlik

    Burun akıntısı-tıkanıklık, gözlerde sulanma, hapşırık

    Bulantı-kusma-kramp-ishal

    Ağız içi ve boğazda kaşıntı ve keçelenme

    B-Şiddetli belirtiler

    Hışıltı

    Dil ve boğazda şişme-hırıltılı solunum- sık öksürük veya seste kabalaşma

    Tansiyonda ani düşme-şok

    Baş dönmesi-bilinç kaybı-koma

    Geç başlangıçlı gıda allerjilerinde belirtiler: Daha çok deri ve sindirim sistemini etkiler.

    Atopik egzema (Tedaviye yanıtsız)

    Reflü – ani eforsuz kusma

    Büyüme geriliği

    Kabızlık veya ishal

    Mukuslu ve/veya kanlı gaita

    Kolik

    Sürekli huzursuzluk ve ağlama atakları

    Besin allerji teşhisi nasıl konulur?

    Besin allerjisi düşündüren belirtiler olan çocuklarda ciltten allerji testleri, kandan allerji testleri, allerjen besinlerin alımına ara verilmesi ve besin yükleme testleri gibi testler yapılarak ve çocuk allerji uzmanları tarafından tanı konulmaktadır.

    Gıda allerji testi nasıl yapılır?

    Ciltten allerji testi, kandan allerji testi veya deri yama testi olmak üzere farklı yöntemler vardır. Sadece allerji testleri her zaman kesin tanı koymak mümkün değildir. Mutlaka besin yükleme testleri ile tanı doğrulanmalıdır. Allerji testlerinde allerji saptanmaması allerji olmadığını kanıtlamaz. Çünkü besin allerjisi çok farklı mekanizmlarla oluşabildiği için, her zaman allerji testleri ile tanı konamamaktadır.

    Allerji deri testleri doğumdan itibaren yapılabilmekle birlikte genellikle 2 aylıktan itibaren yapılabilmektedir. Allerji testleri, testlerin doğru yorumlanması ve gereksiz test yapılmasını engellemek için mutlaka bir çocuk allerji uzmanı tarafından yapılmalıdır.

    Besin allerjilerinde kesin tanı nasıl konur?

    Kesin tanı; şüpheli besinin 4-6 hafta süre ile diyetten çıkarılması (besin eliminasyonu), bebeğin düzelmesi ve bu besinin tekrar diyete eklenmesi (besin yüklemesi) ile tepkilerin tekrar ortaya çıkması ile konmaktadır. Bu test deneyimsiz hekimlerce yapılırsa çocuğun hayatını tehlikeye sokacak kadar kötü sonuçlara neden olabilir. Bu nedenle mutlaka bir çocuk allerji uzmanı tarafından yapılmalıdır.

    Besin allerjisi tedavisi

    Diyet

    Besin allerjisi reaksiyonlarını önlemenin tek yolu çocuğun allerjik olduğu besin ve ürünlerinden kaçınmasıdır. Çok az miktarda alımların bile şiddetli reaksiyonlara neden olabileceği unutulmamalıdır. Anne sütü alan bebeklerin annelerinin de diyet yapması gerekir. Bebek mama kullanacaksa besin allerjisinin tipine göre seçim yapılmalıdır. Örneğin inek sütüne allerjisi olan bebeklerin inek sütü içermeyen mamalar kullanması gerekir. Hangi mamanın kullanılacağına ve nasıl bir diyet uygulanacağına mutlaka çocuk allerji uzmanı karar vermelidir.

    Besin allerjisinde ilaç tedavisi var mıdır?

    Besin allerjisi tespit edilen çocuklarda bulguların ortaya çıkmasını engellemek amacıyla kullanılabilecek herhangi bir ilaç yoktur, fakat mevcut belirtilerin düzeltilmesi amacıyla hafif reaksiyonlarda antihistaminik ilaçlar ve kortizon türevi ilaçlar kullanılabilir.

    Besin allerjisinin aşı tedavisi var mıdır?

    Oral immünoterapi (Aşı tedavisi), hastaları besine alıştırmak ve kalıcı tolerans (besin allerjisinin düzelmesi) geliştirmek amacı ile küçük dozlardan başlayarak düzenli aralarla artan dozlarda gıdanın ağızdan verilmesidir. Ağızdan besin aşı tedavisi yapılabilen gıdalar süt, yumurta, yer fıstığı, ceviz, kivi ve şeftalidir. Bu tedavi şeklinde amaç çocuğun bağışıklık sistemini reaksiyon verdiği gıdaya alıştırmak ve reaksiyon veremez hale getirmektir.

    Besin allerjisi düzelir mi?

    Besin allerjisinin düzelip düzelmeyeceği hangi besine bağlı allerji olduğu, kaç çeşit gıdaya allerji olduğu, kaç yaşında teşhis konulduğu, teşhis konulduğunda besin allerjisinin şiddeti, egzema, astım veya allerjik nezle ile birlikte olup olmadığına göre değişmektedir. Süt yumurta, soya ve buğdaya karşı oluşan allerjilerin 3 yaşına kadar düzelme şansı yüksekken fıstık, balık ve deniz ürünlerine gelişen allerjilerin düzelme şansı daha düşüktür.

    Aileler Nelere Dikkat Etmelidir?

    Allerjik çocuğu olan ailelerin çocuklarının dışarıda tükettiği her gıdanın içeriğini önceden gözden geçirmesi gerekir. Ağır allerjik tablolar bekleniyorsa ailenin çocuğa uygulaması zorunlu olan hazır epinefrin iğnelerini kullanmayı öğrenmesi gerekmektedir. Bu çocukların sürekli olarak bir çocuk allerji uzmanı kontrolünde kalması, uzun vadede diğer allerjik hastalıkların erken tanısı ve tedavisi açısından gereklidir.

  • İştahsız çocuklar

    Her canlı dünyaya beslenme içgüdüsüyle gelir. Bebeklerdeki emme refleksi bunun en önemli göstergesidir. İştah besinlerin zevkle ve arzu edilerek yenmesidir. Çocuğun enerji ihtiyacına göre düzenlenir. İştahsızlık ise beslenmeye karşı isteksizlik durumudur. Bu nedenle çocuğun yeterli ve dengeli beslenmesi bozulur. İştahsız çocukta temel sorun, büyüme ve gelişme için gerekli besinlerin yeterince alınamaması ve buna bağlı olarak büyüme ve gelişmenin geri kalmasıdır. Çocuğun yeme isteği büyüme hızına ve kişisel durumuna göre belli dönemlerde değişir. Özellikle 1-2 yaş arası, iştahın en düşük seviyede olduğu dönemi oluşturur. Bu dönemde özellikle yemek seçme ve yemeği reddetme davranışları sıkça karşılaşılan sorunlardan biridir. Çocukluk yaş grubunda iştahsızlık, anne-baba tarafından en çok dile getirilen ve doktorların en sık karşılaştığı durumlardandır. Tüm çocukların %25-40’ında, büyüme geriliği olanların %80’inde, iştahsızlık yakınması vardır. Ancak iştahsızlık yakınmasıyla getirilen çocukların çok az bir kısmında büyüme geriliği mevcuttur. İştahsızlık durumunu, belli besin maddelerine karşı duyulan isteksizlik, seçicilik ve duyarlılıktan ayırmak gerekir. İştahsızlık Nedenleri Nelerdir? İştahsızlık nedenleri fiziksel ve duygusal olarak ikiye ayrılabilir. Fiziksel nedenler arasında emme-yutma refleksinin zayıf oluşu, gıdanın boğazın arka kısmına dokunmasıyla öğürme refleksinin oluşması gibi kişisel hassasiyetler olabilir. Bu bebeklerde anneler katı gıdalara geç başlar ve ileri yaşlarda besin alımı zorlaşabilir.Yine enfeksiyonlar, kronik hastalıklar, gıda allerjileri, diş çıkarma dönemleri çocukta iştahsızlık nedeni olabilir. Düşük doğum ağırlıklı ve gebelikte sigara içen anne bebeklerinin daha iştahsız olduğu gösterilmiştir. Ayrıca beslenme yetersizliğine ikincil olarak gelişen demir, çinko gibi mineral eksiklikleri iştahsızlığı pekiştirerek bir kısırdöngü oluşumuna neden olur. Duygusal nedenler arasında ise çocukta endişe, kıskançlık veya annenin aşırı mükemmeliyetçiliği, çocuğu daha iyi besleme kaygısı nedeniyle, anne-çocuk arasında oluşan çatışma sayılabilir. Çocuğun besinleri gerçekten yememesinin yanısıra, aileyi tatmin edecek kadar yememesi de çocuğun iştahsız olarak algılanmasına neden olabilir. Çocuğunuz sizi mutlu edecek kadar yemek yemeyebilir ancak tükettikleri ile normal büyümesi devam ediyorsa altta yatan bir sorun olma olasılığı zayıftır. İştahsız çocuğu olanlara öneriler: Her çocuğun kendine göre bir gelişim hızı vardır. Ve bu kapasite büyük oranda genetik olarak belirlenir. Çocuklarımızı başka çocuklarla kıyaslamamalıyız.

    Yemek yemesi için çocuğu zorlanmamalı, yemek yerken yemekle ilgili uyarı yapılmamalıdır.

    1 yaşından itibaren eline kaşık vererek aile sofrasına oturması sağlanmalıdır.

    Sunulan gıdanın şekli, kokusu, lezzeti ve sunum şekli güzel olmalı; sağlıklı olsun diye lezzetsiz ve kötü görünen gıdalar yedirilmeye çalışılmamalıdır.

    Hazırlıklar tamamlanınca 15 dakika içinde beslenme başlanmalı; beslenme süresi 30-35 dakikayı geçmemelidir.

    Tabağa bitirebileceği miktarda (örneğin yumruğu kadar) yemek konmalı, böylece çocuğun bitirme hazzını yaşaması sağlanmalıdır.

    Yenmeyen besinler göz önünden kaldırılmalıdır.

    Aralarda aburcubur, meyve suyu, süt vb tüketilmesine izin verilmemelidir.

    Çocuğun damak tadı ve tercihlerine saygı duyulmalı, aynı gruptan bir gıdayı alıyorsa diğerleri için zorlanmamalıdır.

    Başka çocuklarla birlikte beslenme kolaylık sağlayabilir.

    Tüm bunlara rağmen hala iştahsız olan bir çocukta ilk yapılması gereken fiziksel bir sorun olup olmadığının belirlenmesidir. Bu amaçla doktorunuzun çocuğunuzu değerlendirmesi gerekir. Tüm yaşlarda çocuğun beslenme durumu, boy ve kilosunun standart büyüme eğrilerindeki yerinin saptanması ve yıllık büyüme hızının takibi ile değerlendirilir. Değerlendirme sonucunda doktorunuz bazı tetkikler isteyebilir. Tedavi nasıldır? İştah şurubu var mıdır? İştahsız çocukta öncelikle çocuğun gerçekten iştahsız olup olmadığı ve büyüme durumu değerlendirilmeli, iştahsız ise, varsa altta yatan nedenin saptanması ve tedavisi gereklidir. Herhangi bir problem saptanmazsa zorlamadan beslenmenin teşvik edilmesi ve büyüme gelişmenin dikkatle takip edilmesi gerekir. İştah açıcı ilaç ve vitaminlerin tedavide yeri yoktur. Ancak saptanmış herhangi bir vitamin ya da mineral eksikliği mevcutsa yerine konması gerekir.

  • Ek besinlere nasıl başlamalıyım?

    Boğazına kaçma riskini en aza indirgemek için bebeğinizin oturur pozisyonda (kucağınızda veya mama sandalyesinde) olmasına dikkat edin. Katı gıdaları kaşıkla verin. Bazı anne-babalar bunları biberonla vermeye çalışırlar. Bu yöntem bebeğin nefes borusuna yiyecek kaçma riski açısından sakıncalıdır. Ayrıca her öğünde aldığı besin miktarını aşırı bir şekilde artırabileceğinden aşırı kilo alımına neden olur. Bebeğinizin oturarak yeme işlevine -kaşıktan azar azar alarak, yudumlar arasında dinlenerek ve doyduğunda durmayı öğrenerek- alışması gereklidir. Tüm yaşamı boyunca onun sağlığını etkileyecek olan doğru yeme alışkanlıklarının temeli bu dönemde atılmaktadır.

    Bebek kaşıkları bile bu dönemdeki bebekler için fazla geniş olabilir. Bu yüzden en iyisi küçük çay kaşıklarından kullanmaktır. Yarım çay kaşığı (tatlı kaşığının çeyreği) veya daha az miktarlarla başlayın ve beslenme boyunca onunla konuşarak yardımcı olun, aynı yemeği aynı kaşıkla ağzınıza koyarak yemeğin reklamını yapın. (“mmm, bak ne kadar güzel…”). Büyük bir olasılıkla, başlangıçta şaşıracak ne yapacağını bilemeyecektir. Aşağılanmış veya kafası karışmış gibi görünebilir, burun kıvırıp, lokmasını ağzında geveleyebilir veya tümüyle reddedebilir. Bu tepkiyi anlamak zor değildir. Eskiden yedikleri ile şimdiki yediklerinin arasındaki farkı göz önünde bulundurursanız onu daha iyi anlarsınız.

    Katı gıdalara geçiş dönemini kolaylaştırmak için şu yöntemi deneyebilirsiniz: Önce bebeğinize biraz süt (meme veya hazır mama) verdikten sonra az bir miktarda katı gıdayı yarım çay kaşıklık yudumlarda verin ve öğününü yine süt ile bitirin. Bu yöntem çok acıktığı zamanlarda düş kırıklığına uğramasını önleyebildiği gibi, kaşıkla beslenme deneyimini meme emmenin verdiği hazla bağdaştırmasına yardımcı olacaktır. Ayrıca anne sütü yeni besinin sindirilmesine de yardımcı olur.

    Besinler soğuk veya çok sıcak olmamalı, ılık olmalıdır. Bebekler ılık besinleri daha çok severek alırlar. Mikrodalga fırında ısıtıyorsanız, besin eşit şekilde ısınmadığından ağzında yanıklar olabilir, dikkatli olun lütfen. Yeşil yapraklı sebzeler, etler tekrar ısıtılarak kjullanılmamlıdır.Besinlerin tekrar tekrar ısıtılarak verilmesi nitrit miktarını artırır, bu da bebekler için zararlı olabilir (“mavi bebek sendromu”).

    Bazı yiyeceklere karşı sizin önyargılarınız olabilir. Brüksel lahanasından siz nefret edebilirsiniz, fakat çocuğunuz bayılabilir.

    Çocuğun beslenmesi için her öğün 20-30 dakikalık bir zaman ayrılmalıdır. 5-10 dakika içinde midesi doldurulan bir çocuk daha çok hava yutar. Buna bağlı olarak da kusmalar ve karın ağrıları görülebilir. Bebeğiniz dikkatini toplamalı ve kendi hızında yemelidir. İstediğinden fazlasını yedirmek konusunda onu ikna etmeye çalışmayın

    Ne yaparsanız yapın, katı gıdalarla beslenmeye başladığınızda yiyeceklerin çoğunu geri çıkaracak, bir kısmı yüzüne bir kısmı önlüğüne bulaşacaktır. Bu nedenle katı gıdaları yutmayı becerene kadar ona bir iki çay kaşığı vermekle yetinin, beslenme öğünlerini çok yavaş arttırın.

    Her seferinde yeni bir gıda türünü deneyin. Alerji gelişimi açından daha kolay takip edilmesini sağlar. Diğer gıda türüne geçmek için 2-3 günlük süre koyabilirsiniz.

    Bebekler kibar değildir. Sizin nazikçe reddettiğiniz bir besini, bebekler suratınıza tükürebilir. Sabır! Yemek sadece yemektir, güç ve irade savaşı değil. Bu savaşı daha çok anne ve baba kaybedecek, ama sabırla nihai zafer onların olacaktır.

    Bebeğimde daha sonra beslenme problemi olmaması için neler yapmalıyım?

    Bebeğin annelerinin gebelik dönemlerinde aldığı gıdalara aşina olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle hamilelikten itibaren yemek seçmemeye özen gösterilmesi gerekir.

    En önemli cümle: ASLA RONDO VE BLENDER İLE BESİN HAZIRLAMAYIN! Aksi halde ileri aylarda katı gıda boğazına takılan, yemeği uzaktan görünce kusan, başlangıçta zayıf; ileri yaşlarda doyup doymadığını anlamayacağı için şişman bir çocuğun temellerini atmış olursunuz.

    Bebeğinize “gerçek” yiyecekler verin. Verdiğiniz yiyeceklerin onun ömür boyu beğeneceği ve arayacağı yiyecekler olacağını unutmayın. Çocuğunuza yedireceğiniz katkılı, kimyasal ve tarım ilacı eklenmiş besin belki de geleceğindeki çok önemli bir hastalığın başlangıcı olabilir.

    Sevmediği bir gıdayı zorla vermeyin, yeniden denemek için bir süre geçmesini bekleyin. Ancak unutmayın ki bir besini bebeğinizin sevmesi için 8-10 defa denemeniz gerekebilir. Bebeğiniz gene sevmezse; bir kaşık sevdiği besinden, bir kaşık da sevmediği besinden verilerek alıştırılmaya çalışılır.

    Yeme konusunda zorlamayın. Ağzını açmazsa, kafasını çevirişe, kendini arkaya atarsa yemek zamanı bitmiştir. Daha fazla ısrarınız, kötü yeme alışkanlıklarını beraberinde getirir. Tipik bir bebek yiyeceği 10-15 kere tattıktan sonra ona alışır. Bir besini yemiyorsa (örneğin yoğurt) daha fazla ısrar etmeyin, ertesi gün bir daha deneyin. 10. günde halen reddediyorsa birkaç gün denemeye ara verip tekrar denemeye başlayın ya da tadını değiştirin (yoğurta re

    Rengârenk mamalar hazırlayın. Doğal yiyeceklerdeki her farklı renk, onun içinde farklı bir besin bulunduğunu gösterir. Örneğin turuncu renkli havuç ya da balkabağı onların A vitamininden zengin olduğunu gösterirken, mor renkli üzüm çocuğunuza aynı zamanda demir yedireceğinizin de işaretidir.

    Beslenmede daha çok kaşık kullanın. (kaşık olmazsa fincan, son tercih biberon). Beslemeden önce bebeğin kaşıktaki yiyeceğe ilgi göstermesini bekleyin. Her seferinde bebeğinizin eline kaşık tutturmaya çalışmanız, kendi kendine beslenme alışkanlığı için çok yararlı olacaktır. Alerjik reaksiyon olmaması için metal değil, silikon kaşık kullanın. Besinlerin kıvamı da kaşıkla vermeye uygun olmalıdır. Bebek ilk zamanlarda diliyle kaşığı hep iter, anne de bebeğinin hiçbir şey sevmediğini düşünür. Burada kaşığı birazcık dilinin ortasına doğru tutmak gerekir ki, bebek hem yutsun hem de tadnı alsın.

    İsterse bebeğin yiyeceği elleyerek tanımasına izin verin. Başlangıçta eline aldığını yiyip yiyememesi önemli değildir. Lapa ya da ezilmiş yiyecekler yerine bebeğin rahatlıkla tutabileceği boyut ve şekillerde yiyecekler verilir. Bebeğiniz yerken yemeklerle oynayacak, ortalığı karıştıracaktır. Bunu yapmasına izin vermelisiniz.

    Öğünlerde alacağı gıda miktarını bebeğinize bırakın, yemek istemediği takdirde ısrar etmeyin. Yeme hızı bebek tarafından belirlenmelidir. Zamanla bebeğinizin kendi kendine yemesine izin verin, bu onun özgüvenini artırır. Ona ayrı bir tabak koyun.

    Bebeğinizin elini ve ağzını her lokmadan sonra temizlemeyin, yemek tamamen bitince temizleyin. Siz de yemek yermeye çalışırken ağzınız ıslak ve giderek yiyecek komaya başlayan bir bezle silinse bu işkencenin bir an önce bitmesini istersiniz. Oysa elleriyle biraz yüzüne sürerek, ardından koklayarak, bir miktarını da ağzına alarak yemek yemesi en sağlıklısıdır. Tabii bu arada etrafı örtü ile korumak, düşecek mama ya da yoğurdun temizliği ile az uğraşmak da önemlidir.

    Çocuğunuz ile birlikte siz de yiyin. Bu onun iştahını artıracaktır. Bebeğin yiyeceği ağzına götürmesini sağlayan motivasyon merak ve taklittir; açlık değil. Çocuklar kalabalıkta yemek yemeyi severler.

    Bebeğinize yemek yedirirken televizyon seyrettirmeyin, hele reklam ve klip asla.

    Ek gıdaların yanı sıra emzirmeye devam edilmelidir.

    Desteksiz oturmaya başlar başlamaz, en kısa zamanda bir mama sandalyesi alarak bebeğin oturmasını sağlayın.

    Çocuğu hayata hazırlamak için sınırlar ve kurallar koymaya başlamak gereklidir artık. Bazı sınırlamalar için ergenliği beklemeye gerek yok. Burada anne-baba 3N, çocuk da 1N kuralına göre davranmayı öğrenmelidir. Yani yemekte Ne yeneceğini, öğünlerin Nerede yeneceğini ve öğünlerin Ne zaman olacağını anne-baba belirler. Çocuğun ise yemekte Ne kadar yiyeceği konunda bağımsız olması gerekmektedir.

    Çocuğunuza besin tercihi yaptıracaksınız aynı grup içinden yaptırın. Elma ya da armut, yoğurt ya da lor peyniri, havuç ya da fasulye gibi. Fasulye ya da şekerli yoğurt değil.

    Neyle başlamalıyım?

    İlk verilecek besin konusunda maalesef kafamız karışık. Tat alma duyusu yeterince gelişmiş olduğundan bebeğinizin gıdaları kabul edip etmemişini deneme yanılma yöntemi ile bulacaksınız. Bazıları sebze çorbasını, bazıları meyve sularını, bazıları yoğurdu tercih ediyor. Bu dönemde hiçbir internet sitesinin, doktorunuzun, aile büyüğünüzün planına uyamazsınız; çünkü her çocuk için bu dönem farklıdır.

    Bebeğinize vereceğiniz ek gıdayı onun gelişim düzeyine göre ağzında kontrol edebileceği ve yutabileceği besinlerden yumuşak, pürtüksüz yarı sıvı besinler seçebilirsiniz. Daha çok önerilen yöntem ise diğer katı gıdalarla beslenmeye başlamasıdır. Aslında “gerçek” yemeklere geçmeden önce bebeğinizin mama, lapa, pütürlü besinler aşmalarını tamamlaması gibi bir beklenti de olmamalıdır.

    Yine bebeğe göre değişebilmekle benim önerdiğim sıralama şudur:

    Evde hazırlanmış yoğurt.

    Meyveler; elma, şeftali, armut, tercihen püre; olmazsa su olarak.

    Süzgeçten geçirilmiş sebzeler; kabak, havuç, patates gibi renkli sebzelerle başlayın (birçok bebek için altı aydan önce hazmı zor olduğundan mısır daha sonraları verilmelidir.

    Daha sonraki dönemlerde ise önce ikili, sonra üçlü karışımlar verebilirsiniz.

    6-7 ay

    Çocuğunuza iki çeşit gıda içeren ikili karışımlar verin. Besinleri ince ince kıyın veya rendeleyin bir sıvı veya yoğurtla karıştırın. Bu gıdalara örnekler;

    yoğurtlu sebze püreleri
    meyveli yoğurt
    tavuklu sebze
    etli sebze
    tarhana çorbası
    yoğurt çorbasıdır

    Ayrıca bu dönemde yumurtanın sarısı, beyaz peynir gibi kahvaltılıklarda vermeye başlayın.

    7-9 ay

    Artık çocuğunuza üç veya daha fazla besin türü içeren çoklu karışımlar verebilirsiniz. Bu gıdalara örnekler;

    sebze çorbası
    dolma
    baklagiller
    ızgara köftedir

    Çocuğunuzun yemeklerine bir tatlı kaşığı zeytinyağı ekleyin. Dokuzuncu aydan sonra çocuğunuz aile sofrasına oturabilir.

    Bazı kaynaklarda tatlı alışkanlığı olmaması açısından sebzelere meyvelerden önce başlanmasını önerilmektedir.

  • Çiğ gıdadan gelen tehlike salmonella

    SALMONELLA’ ya BAĞLI GIDA ZEHİRLENMESİ

    Salmonella enfeksiyonları Dünyadaki yaygın enfeksiyonlardan biridir. Bu enfeksiyonlar klinik olarak değişik formlarda görülmektedir. Klinik tablo gıda zehirlenmesinden ciddi hastalık tablosu olan tifo’ya kadar değişim göstermektedir. Son yıllarda salmonellanın neden olduğu tifo vakalarındaki azalmaya karşın salmonellaların yol açtığı gıda zehirlenme vakalarında artış olduğu görülmektedir.

    Doğada vahşi ve evcil hayvanların mide barsak sisteminde doğal olarak bulunan ve yaygın olan bu etkenler insanlara enfekte hayvan ürünlerinden hazırlanmış gıdaların tüketilmesi ile bulaşır.

    Çiğ yumurta

    Çiğ veya az pişmiş tavuk eti

    Pastörize olmayan süt ve bu sütlerden üretilen gıdalar

    Mutfakta bu gıdaların işlem yapıldığı ve iyi yıkanmamış mutfak malzemeleri

    Bazı ev hayvanlarının dışkıları’da bulaşımda önemlidir.

    Kontamine (bulaşmış) gıdanın tüketilmesinden 6-48 saat sonra belirtiler ortaya çıkar. Hastalarda ;

    Bulantı

    Kusma

    Halsizlik

    Ateş

    İshal

    Kanlı dışkı görülür.

    Kuluçka süresi bazı hastalarda daha uzun sürebilmektedir. Bebeklerde , bağışıklık sistemi baskılanmış çocuk ve erişkinlerde ve yaşlılarda tablo dramatik olabilir. Bu hastalarda idrar miktarı azalır. Ağızda kuruluk ve halsizlik gelişebilir.

    Hastalık genellikle 4-7 gün sürmektedir. Tablo kendiliğinden düzelir. Salmonella bakterisi pişirme ve pastörizasyonla yok olmaktadır. Antibiotik tedavisinin bu hastalıklarda yeri yoktur.

    Yumurta ve tavuk eti ile bulaşan salmonella gıda zehirlenmesinde dikkat edilmesi gereken önlemler nelerdir?

    Salmonella mikrobunu taşıyan yumurtalar hastalığa yol açmaktadır. Yumurtalar uygun şekilde pişirildiği zaman bu sorun ortadan kalkmaktadır.

    Yumurtaları oda ısısında 2 saatten fazla tutmamalıdır. Yumurtalar tüketilmeyecekse buzdolabında saklanmalıdır.

    Yumurtalara dokunulduğu zaman eller iyice yıkanmalı

    Çiğ yumurta ile hazırlanan gıdaların bulunduğu kap kaçak uygun şekilde temizlenmelidir.

    Çiğ yumurtadan hazırlanan bazı soslar krema ve tiramisu tüketilirken dikkatli olmalıdır.

    Aynı prosedür tavuk etleri ve pastörize edilmemiş süt ve süt ürünleri içinde geçerlidir.

    Sürüngenler evcil hayvanda olsalarda salmonella taşıma olasılığı fazladır. Evde sürüngen beslenmemelidir.

    Genellikle hayvan dışkısıyla bulaşmış yiyecekler kanalıyla alınan salmonella gıda zehirlenmesinden korunmada hijyenin önemi büyüktür.

    Anahtar kelimeler;

    Çiğ gıda

    Salmonella

    Gıda zehirlenmesi

    Prof.Dr.Nuran Gürses

    Çocuk ve Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı