Etiket: Geniş

  • Burun ve estetik analizi bölüm 1

    Burun ve Estetik analizi Bölüm 1

    Burun yüzün ortasında en önemli ve estetik rolü oynamaktadır. Bu nedenle burun analizi son derece önemlidir.

    Kadın erkekte burun farkları

    Burun analizinde kullandığımız anatomik noktalar, çizgiler ve alanlar aşağıda belirtilmiştir.

    1.Burun kanatlarının genişliği,2. Burun kanatlarının yanaklarla birleşme noktası,3. Burun kanatlarının burun üzerindeki hattı,4. Burun kanatlarının kenarı,5.Columella
    6. Columellanın alt kısmı,7. Columella dış sınırı,8. Columellanın burun deliklerine bakan kısmı,9. Glabella; kaş arasının en önde olan kısmı,10. Burun-yüz temel çizgisi,11. Burun sırtı dış çizgisi,12. Burun ucu en geniş alanı,13. Burun ucu en geniş alan dış hattı,14. Burun kökü dış hattı,15. Kaştan gelen ve burun üzerinde devam eden çizgi,16. Nasion; burun kökünün en iç kısmı,17. Burun deliklerinin dış hattı yani sitili,18. Rhinion; Burun kemiği ile kırıdağının birleşme noktası ancak dokunmakla anlaşılabilir,19. Burun deliklerinin burun ucuna doğru yaptıkları üçgen,20. Subnasale; burun lat kısmı ile üst dudağın birleşme noktası, 21. Burun ucu üst noktası, 22. Burun ucu-nasal tip,23. Burun ucu tanımlama noktaları

    Burunun genel değerlendirmesinde kullanılan tanımlar; FHL(Frankfurt horizontal line); yüzün profil değerlendirilmesinde kulak dış yolunun hafif üstünden başlayarak göz altı kemik kenarından geçen yatay çizgi. Burnun değerlendirilmesinde bu çizgi son derece önemlidir. n; burun uzunluğu; r; burun kökü projeksiyonu, bp; burun projeksiyonu, a; subnasaleden geçen dik çizgi, b; burun tipinden geçen dik çizgi, a-b; burun ucu projeksiyonunu vermektedir.

    Burunun estetik analizinde şu basamaklar uygulanmaktadır.

    A. Burunun genel değerlendirmesi

    B. Burunun anatomik alanlarının üst, orta ve alt olarak değerlendirilmesi

    A. Burunun genel değerlendirmesi

    1. Simetrinin değerlendirilmesi

    Bunun için (yüzün önden değerlendirilmesi sırasında) göz iç köşeleri, üst göz kapağı katlantı çizgisi ve kaşların en üst noktasından geçen yatay çizgiler çizilmekte. Bunlara dik olarak glabelladan başlayıp burun sırtı, burun ucu, üst dudak ortasından geçen dik bir çizgi çizilmektedir. Bu hem yüzün hemde burunun simetri değerlendirme çizgisidir.

    2. Burunun çevresindeki diğer anatomik yapıların değerlendirilmesi

    Burunu değerlendirirken çevre anatomik alanlarda değerlendirilmektedir. Örneğin yanakların üst çene kemiğinin gelişimsel yetersizliği nedeni ile daha geride olması burunun profilden değerlendirilmesinde şeklinin görünümünü etkilemektedir.

    Üst çene kemiğinin yetersiz geliştiği 3 hasta ve bu yetersizliğin şiddeti soldan sağa doğru artmakta. Burun projeksiyonu da aynı şekilde artmakta ve burnun profilini olumsuz etkilemektedir.

    3. Burun sırtının değerlendirilmesi

    Yüzün oblik açıda değerlendirmesinde; kaşların iç kenarından başlayarak burun ucuna kadar uzanan ve her iki tarafta simetrik olarak bulunan kesintisiz bir hat olmalıdır. Burun sırtı bu iki hat arasındadır. Burun sırtı kadınlarda nasionun 2 mm altından başlamaktadır. Erkekelerde ise biraz daha yüksekten başlamaktadır.

    Burun sırtının şekline göre küçük bir sınıflama yapılmıştır.

    Burun sırtı şekil düzensizliklerinde bu hat bozulmaktadır. Aşağıdaki resmide sırası ile burun sırtı kamburu, eyeri ve çarpıklığı görülmektedir.

    Burun sırtının hattının çizilmesi bazen güç olmaktadır. Özellikle burun, yüz ve diş deformitelerinde. Burun kemik kamburları, kıkırdak eyerleri, burun ucu problemleri burunda birden fazla burun sırtı çizgisi ortaya çıkarmaktadır. Bunlar kemikten, kıkırdaktan ve lobülden geçen çizgilerdir.

    4. Burun genişliklerinin değerlendirilmesi

    Burun genişliğinde kullanılan tanımlar

    beyaz çizgi nasion ile burun ucu arasında çizilen burun uzunluğudur. f;burun kökü profil genişliği,g;Burun kökü genişliği,d;Burun sırtı genişliği,e;Burun sırtı profil genişliği,b;Burun kanat genişliği, c;Burun ucu genişliği,a;Columella genişliği

    Burnun genişliği(burun kanatları arası mesafe=b) / burun uzunluğu = ideal oran 0.7 olmalıdır.

    Burun kökü genişliği = f , nasal taban yada burun kanat genişliği= b nin yaklaşık %75-80 ni olmalıdr.

    Burun kanadı genişliği=b bir gözün genişliği kadar olmalıdır.

    Burun genişli=b, gözlerin iç köşelerini birleştiren- interkantal mesafe veya bir başka deyişle bir göz genişliği kadar olmalıdır. Bu nedenle gözün iç köşesinden inen dik hattı burun kanatları 2 mm den fazla aşıyor ise burun kanatları geniş anlamına gelmektedir.

    5. Burnun üzerindeki derinin ve destek dokusunun değerlendirilmesi

    Burun kökünden burun ucuna gelindiğinde yada burun kenarlarından burun sırtına gelindiğinde deri ve yağ bezleri ile destek dokusunun kalınlığı artmaktadır.

    Deri ve destek doku elle muayene edilmektedir. Bu muayenede; burun kemik uzunluğuna, burun kemik ve kıkırdak üzerindeki düzensizliklere, burun ucuna basınç uygulandığında geri eski yerine hızlı gelişine, burun derisinin mobilitesine bakılmaktadır. Ayrıca burun üzerinde deride üzerinde atrofi, skar telenjektazi gibi yapılarda belirlenmektedir.

    İdeal burun ölçüleri ile ilgili bazı değerler;

    Orta hatta göz altı kemiği ile burunun başladığı alan arası a, her iki burun deliğinin dış kenarı arasındaki mesafeye b ve bunlar eşit olmalıdır.

    Burun uzunluğu (nasion – burun ucu) = RT, alt ve üst dudak birleşme noktası-stomion, çenenin en alt noktası-mentonarasında uzunluk. Bunlar birbirlerine eşit olmalıdır.

    Burun ucu ile stomion arasındaki uzunluğun 1.6 katı burun uzunluğuna eşittir.

    Arzulanan burun uzunluğu: orta yüz mesafesinin(glabella-subnasion mesafesi) 2/3′ü veya bu değerden en fazla 3 mm kadar daha uzun olabilmektedir.

    Burun kökünün profilden projeksiyonu göz korneası ile nasion arasındaki doğru hat mesafesidir. Burun uzunluğunun 0.28 katıdır.

    Hoş görne bir burunda nasion columelala 48-50 mm dir.

    Kadın burnu nasal radix tip arasımdaki dorsal hattın 2 mm altında seyredebilmektedir.

    Nasal profil kulak üst ve alt kebnarı arasında olmaktadır.

    Nasal genişli 18 mm alar genişli 30 mm aslında bu alar genişlik burun uzunluğunun % 70 olmalı yada göz genişliği ile eşit olmalıdır.

    Columella ile tip arası mesafe 19 mm dir.

    B. Burunun anatomik alanlarının üst, orta ve alt olarak değerlendirilmesi

    1. Burnun 1/3 Üst Kısmının değerlendirilmesi

    Burun kökü en arka noktası; burun sırtı ile frontal kemiği birleştiren hattın profilde en geride kalan noktasıdır. Bu noktada değişim burnun uzunluğunu ve estetiğini etkilemektedir. Ayrıca bu noktanın glabella, göz korneası ve üst göz kapağı katlantı çizgisine olan uzaklığı ve ilişkisi de önemlidir.

    İlk resimde burun kökü noktası korneal plana çok yakın galabelladan uzak, üst göz kapağı katlantı çizgisinin altındadır. İkinci resim burun kökünün ideal lokasyon ve ilişkisini göstermektedir. Üçüncü resimde burun kökü noktası yukarıda, önde ve glabellaya yakın. Bu burnun normalde daha uzun görünmesine neden olmaktadır.(Greek nose)

    Burun kökü değerlendirmelerinde nasofrontal açı(glabella-burun kökü-burun ucu arasındaki açı) kullanılır. Ancak bu açının sayısal değeri bazen anlamlı olmayabilir. Bu amaçla burun kökü noktası kullanılarak aynı hastaların bir diğer değerlendirmesi ise şöyle yapılmaktadır. Yüzün yine profil değerlendirmesinde 2 hat çizilmektedir. 1. çizgi glabella ile burun kökü arasında çizilen çizgidir. 2. çizgi ise burun kökü noktası ile burun ucu arasında çizilen çizgidir.

    Yukarıdaki 3 örnekte nasofrontal açı(glabella-burun kökü-burun ucu arasındaki açı) aynıdır. Ancak 1. hastada açı saat yönünde dönmüş, 2. hastada saat yönünün tersine dönmüş ve 3. hastada ise resimdeki değişim görülmektedir.

  • Yüz analizinde kalitatif (sayısal ölçümler yapmadan) değerlendirme yöntemi bölüm 1

    Yüz analizinde kalitatif (Sayısal ölçümler yapmadan) değerlendirme Yöntemi

    Bölüm 1

    Bu yüz analizinde sayısal ölçümler yapılmadan kalitatif değerlendirme yapılmaktadır. Öncelikle hastanın yaş, cinsiyet, boy ve kilo, ırksal özellikler, hormonsal denge gibi özellikleri sorgulanarak kayıt edilmektedir.

    Bu analiz yönteminde baş pozisyonu son derece önemlidir ve diğer parametreleri etkileyebilmektedir.

    Bu analiz yönteminde yüzün estetik alanları üzerinde kullanılan değerlendirme tanımları; normal, simetrik-asimetrik, var-yok, uzun-kısa, küçük büyük, geniş –dar, derin-yüzeysel, konkav-konveks, tam-eksik, düz-eğimli, uzak-yakın, dengeli-dengesiz şeklindedir.

    Yüzde anatomik yapılarının değerlendirilmesi

    Yüzde yumuşak doku kemik, kıkırdak ve diş yapıları ile desteklenmektedir. Göz küreleri göz kapaklarını ve göz çevresini desteklemektedir.

    1. resimde yüzde destek dokulardan kemik, burun kıkırdakları, dişler ve göz küreleri gösterilmektedir. 2. resimde ise yüzde destek dokuların yoğun olduğu alanlar, 3. resimde ise en koyu alanlar destek dokuların en yoğun oldukları alanlardır.

    Yüz analizinde lokal yağlanma artışının değerlendirilmesi

    Yüzde kilo artışı ile yanaklar, kulak ön kısmı, çene altı ve çene kemiği altında yağ birikimi olmaktadır. Buna karşın alın ve burunda yağ birikimi olmaz. Bu yüz estetik değerlendirmelerinde önemlidir. Bu nedenle bu alanlarda dikkatli olunmalıdır.

    Yüzde deriden en alttaki kemik dokulara kadar anatomik alanların değerlendirilmesinde şu adımlar kullanılmaktadır.

    1. Derinin değerlendirilmesi; bu deri muayenesi ile yapılmaktadır. Derinin tonuna, elastikiyetine, pitozisine, pigmentasyonuna, dinamik yapısına ve yüzeyindeki skar gibi izlerine bakılmaktadır.

    Deri değerlendirilmesinde cildin güneş reaksiyonuna ve tonuna göre sınıflama yapılmaktadır. Aşağıdaki tabloda bu gösterilmektedir.

    2. Deride kırışıklıkların değerlendirilmesi; Bunun için aşağıdaki sınıflama kullanılmaktadır.

    3. Yüzün iskelet yapısı/dolgunluğunun değerlendirmesi; Aşağıdaki sınıflama kullanılmaktadır.

    4. Yüzde yumuşak dokunun laksatisitesi yada derinin alttaki kemik ve kas dokusu üzerindeki hareket edebilme özelliğinin değerlendirilmesi5.Yüz kaslarının çalışma aktivitelerinin değerlendirilmesi; özellikle göz çevresi ve ağız çevresindeki kaslar ile bu değerlendirilebilir.

    Yüzün önden analiz

    Yüzün önden genel değerlendirmesinde yüzün orta oval kısmı son derece önemlidir. Burası belki en dikkat çeken ilk alandır. Bu alanda kaşlar, gözler, burun, elmacık kemikleri ağız ve dudaklar ve çene ön plana çıkmaktadır

    Yüzün ön oval kısmı

    Yüzün genişlik ve uzunluklarının değerlendirilmesi ve yüz tipinin saptanması

    Yüzün erkek ve kadında farklı şekillerde olduğunu biliyoruz. Bu şekillerin tanımlanması için yüzün genişlikleri ile yüksekliği karşılaştırılmaktadır. Böylece yüzün uzun-kısa, geniş-dar ve kare-üçgen tanımlamasının yapılması sağlanmaktadır. Bunun için kullanılan yükseklik ve genişlikler

    Kadınlarda yüz şekilleri

    Erkeklerde yüz şekilleri

    Yüz yüksekliği; Alında saçların başladığı sınır-trichion ile çenenin en alt noktası-menton arası mesafe

    Bigonial genişlik; Alt çene kemiğinin köşelerinin yüze önden bakışta en dışta kalan iki noktası arası genişlik

    Bimental genişlik; Çenenin en belirgin iki noktası arası genişlik

    Bitemporal genişlik; temporal yani şakakta en geniş iki nokta mesafesi

    Bizygomatic genişlik; Elmacık kemiklerinin yüze önden bakışta en dışta kalan iki noktası arası genişlik.

    Yüzün şeklinin belirlenmesinde yüzün yüksekliği genişlikler ile karşılaştırılmaktadır.

    Geniş/dar yüz; yüzün genişliğinin 4 katı yüz yüksekliğinden fazla ise geniş yüz anlamına gelmektedir.

    Uzun/kısa yüz; Yüz yüksekliğinin 4 de biri yüz genişliğinden fazla ise uzun yüz anlamına gelmektedir.

    Yüzün Simetrinin değerlendirilmesi

    Yüzün orta noktaları(kaş ortası, buru sırtı, üst dudak orta noktası ve çene gibi) işaretlenerek simetri değerlendirilmektedir. Bunun için bir kalem kullanılacağı gibi bilgisayar yardımı ile simetri değerlendirilmesi yapılabilmektedir.

    Orta hat çizgileri birleştirildiğinde hastanın yüzünde asimetri gözlenmektedir.

    Orta hat çizgileri birleştirildiğinde hastanın yüzünde asimetri gözlenmektedir.

    Bilgisayar ile yüz simetrisi değerlendirilmekte.

    Bilgisayar ile yüz simetrisi değerlendirilmekte.

    Yüzde dokuların oluşturduğu üçgenin değerlendirilmesi

    Genç ve güzel bir yüzde yüzü oluşturan dokular açıklığı aşağı bakan bir üçgen oluşturmaktadır. Yaşlanma ile destek dokuların azalması ve yer çekimi ile bu üçgen tersine dönmektedir.

    İlk resimde yaşlanma ve dokuların yer değiştirmesi ile yüzün doğal üçgen yapısının tersine dönmesi. Yüzde daha yaşlı ve yorgun ifade vermesi. Estetik uygulamalar sonrası bu üçgenin tekrar yapılandırılması

    Yüzün bazaldan analizi

    Yüzün bazal görünümünde yanaklar, burun, burun uzu, göz küreleri ve elmacık kemik bölgesindeki zygomatik ark ile çene arasındaki ilişki ve simetri değerlendirilmektedir.

    Yüzün yüz tabanı değerlendirmesi simetrinin kontrol edilmesi

    Yüzün oblik açıdan analizi

    Yüzün oblik açıdan değerlendirmesinde alan 2 ye ayrılarak değerlendirilmektedir.

    1. Oblik bakış açısında yüzün önde kalan kısmı daha iyi değerlendirilmektedir. Şakaklar, elmacık kemikleri, gözler, yanaklar, kulak ön kısmı ve çene kemiği bu açıdan en iyi değerlendirilmektedir.

    Bu oblik değerlendirmede burun ve burun sırtı da daha iyi değerlendirilmektedir.

    Bu açı burun sırtının değerlendirilmesi için idealdir.

    2.Oblik değerlendirmede yüzün dış hattı ile zemin arasında beliren profil hattı oluşmaktadır. Bu hat yumuşak eğimlere sahiptir ve S şeklindedir “Ogree line” olarak tanımlanmaktadır. Genç bir yüzde bu S eğrisi gözde başlamakta göz yanak bileşkesinde genişleyerek konveks olmakta. Bu konveks yapı burun tipinde en belirgin olmaktadır. Bu konveks üst dudaklara kadar devam etmekte burada hafif konkav olmakta çene ile konveks devam ederek boyunda sonlanmaktadır.

    Bu açı yüzün oblik dış kenarı yani S hattının değerlendirilmesi için idealdir.

    1. resimde hastada oblik açıdan değerlendirme yapıldığında S çizgisinin değişimi görülmektedir. Hastaya yapılan estetik uygulamalar sonrası S çizgisinin estetik olarak normale dönmesi

    Bazen yüz analizinde bu değerlendirme yüzün açı değerlendirmelerinden daha değerli olabilmektedir.

    Yukarıdaki 3 resimde tüm yüzlerde açılar aynı ancak soldan sağa S çizgisi daha ideal olmaktadır.

  • Bir fenomen/dar ve sıkı vagina/hakikatler

    Bu tanımlama belki gençliğe bir öykünme, belki de eril bir dillendirme . Ama bir sorun olduğu aşikar. Normal ölçüleri kişisel ve size farklılıkları göstermesi doğalsa da, doğum yapmamışlarda iki parmağın girmesine müsaade etmesi bir parametre sayılmalı. Gene 7-10 cmlik bir ölçü klasikse de enlemesine yada boylamasına sahip olduğu katlantılarla boyunu da, genişliğini de artırıp büyüme potansiyeline sahip. Tabii ki sorun öncelikle sağlıklı bir cinsel hayat tanımlaması kapsamında değerlendiriliyor. Penis ve vagina uyumsuzluğu, doğal sulanmada yaşanan sorunlar ve belki sarkan idrar torbası ve barsaklarla birlikte gelişen idrar kaçırma/sıkışma dertleri. ’’Genişlik’’ yapısal olabilir, normali böyledir, büyüktür. Ama bu genişlemeye doğumlar yol açar. İri bebek, çoğul gebelik, doğum sayısının fazlalığı, epizyo dikişlerinin problemleri, vesaire. Ya da zaman, bedeni değiştirdiği gibi vaginada da elastikiyet yitimiyle genişlemeye yol açacaktır. Oluşagelen bu deformasyon, genişleyen /uzayan vagina yolu genel geçer bir ön kabul ile’’ haz yitimine’’ denk düşebilir. Sevişmekten kaçan ya da cinsel ilişkiden yeterince zevk alamayan kadınların bir derdi belki de organlarındaki bu kendilerince kaygı verici bozulma ve estetik sorunlar olmuş olabilir. Sarkık ve büyük vagina iç dudakları da normal hayata/giyim kuşama getirecekleri olası zorluklarla bu takıntılı durumu daha da içinden çıkılmaz hale getirebilir. Sonuçta tamamen biçimsel bir beden durumudur bu resmedilenler. Ayrıca belki kişisel özgüven yitiminde binlerce diğer başka faktörler de rol oynayabilir. Fenomenliği de buradadır zaten. Söylenir, inanılır. Güzellik tanımlamalarının onbinlerce yıllık tarihinin (aslında) doğurganlık, çoğalma ve üreme gibi en basit güdüleri savunma duygusundan kaynaklandığı gerçeği gibi. Gür saç (iyi bir hormonal denge), ince bel (Beline daha sıkı sarılabilme duygusu), geniş kalça (çocuk için uygun bir pelvis yatağı), iri/diri meme (doğurganlık/süt ilişkisi), sağlıklı dişler (benzer şekilde iyi bir kemik /genetik yapı)vesaire. Tüm genetik kodların, fenomenlerin, tanımlamaların yola çıkışı belki bu. Kendimizi, neslimizi koruma, üreme ve çoğalma. Cinsel hayat ve beğenilme de bunun bir parçası. Sonuçta sorun buysa,’’genişlemiş deforme bir vagina yolu’’ yani, çözüm asla zor değildir. Hastane koşullarında,ameliyathanede, lokal ya da sedasyon anestezisiyle, 30-45 dk süren bir cerrahi girişim. Alttan, fazlalık vagina dokusu kesilip çıkartılıyor, kaslar sıkılaştırılıyor, eriyebilen dikişlerle kapatılıyor. Ağrı yok denecek kadar az. Temizlik kurallarına, hijyene evde de devam edip gerekirse pansumanlarınızı da kendiniz yapabileceksiniz. Doğuma, bekarete, cinsel hayata kötü bir etkisi tabiî ki olmayacak olan bu süreçte 1-2 gün sonra işinize gidebilir, 3-4 haftada doğal cinsel yaşamınıza dönebilirsiniz. Bu vagina daraltma işlemlerinde cerrahi ek çözüme olarak lazer uygulamaları, radyofrekans tatbiki, elektrik stimülasyonları ve yağ dolguları da çözümün bir parçası olarak yer almaktadır. Yüz güldürücü ve özgüven kazandırıcı bir cerrahi müdahaledir, vaginoplasti. Aynı seansta diğer genital estetik problemlerde giderilebilecektir (Labioplasti,Klitoris ve G noktası dizaynları,Vulva’ya liposakşın veya bacak arası RF-Body Tite Liposuction’ vs gibi). Bütün bunlar gereksiniminiz halinde plastik cerrahınızla birlikte düzenlenecek bir genital estetik iyileştirme süreci olarak ta düşünülmelidir sonuçta. Ve aslolan ‘’dar, sıkı, sarkmış, şişik’’ her neyse beden yapılarınızın durumu değil sizin bedeninizle ilişkiniz, özgüveniniz ve kendinizi beğenip beğenmediğiniz gerçeğidir. Gerisi o/zaman ‘’Laf’ü güzaf’’ yani boş söz olarak kalır. Gerçek fenomen de budur.

  • İnsan anatomisi hakkında gerekli bilgiler

    Anatomi insan vücudunun normal şekil, yapı ve vücudu oluşturan çeşitli organları ve bu organların arasındaki normal ilişkileri inceleyen bir bilimdir. Fizyoloji ise canlılarda vücut fonksiyonlarını inceleyen bilimdir. Fizyolojik incelemenin ön şartlarından biri morfolojik bilgiye yani Anatomi ve Histoloji bilgisine sahip olmaktan geçer.

    Her hangi bir cismin şekil, yapı ve durumunun normal olup olmadığını tespit edebilmemiz için o cisimlerde normal olarak kabul ettiğimiz bir ölçüye sahip olmalıyız. Fakat insan topluluklarında çok küçük ortamda bile beraber yaşayan insanlar arasında ayrı ayrı fertlerin vücutları dışarıdan görülebilen çeşitli organların şekil ve büyüklükleri bakımından birbirinden çok farklı oldukları göze çarpmaktadır. Ortamı genişletir ve birbirinden uzakta çeşitli iklim çeşitli kıtalarda yaşayan insanları karşılaştırırsak bu ayrımlar daha fazla artar. İnsanlar arasında görülen bu ayrımlar yalnız dış görünüşle kalmıyor. Kadavra üzerinde veya ameliyat sırasında yapılan incelemeler, aynı organların çeşitli bireylerde bir çok bakımdan birbirinden az veya çok farklı olduklarını göstermektedir. Organların ayrıntılı yapısını incelerken aynı organların çeşitli insanlarda bu bakımdan da birbirinden farklı olduklarını görüyoruz. Hatta insan vücut yapı malzemesini oluşturan çeşitli maddelerin molekülleri bile bütün insanlarda aynı özellikleri taşımazlar. Çeşitli kan gruplarının varlığı albümin moleküllerinin de bütün insanlarda tamamıyla aynı özellikler taşımadığını açıkça göstermektedir.

    Variabilitet (Varyete) adı verilen bu özellik yani ayrı ayrı fertlerin gövde ve organlarının yapı ve şekil bakımından birbirinden farklı olması bütün canlılara has olan bir özelliktir.

    İnsan vücudunun en çok değişmeler geçirdiği devre intrauterin hayata aittir. Dokuz ay süren bu devre 200 mikron çapında olan aşılanmış yumurtadan 50 cm. uzunluğunda ve ortalama 3,5 kg ağırlığında bir bebek meydana gelmektedir. Küçük az gelişmiş ve fonksiyon bakımından da ya hiç veyahut çok az gelişmiş olmakla beraber dünyaya geldiği zaman bebekte bütün organlar oluşmuş durumdadır.

    Embriyonal hayatın ilk devrelerinde görülen ve çeşitli organların kökeni olan çeşitli taslaklar şekil ve yapı bakımından sonra meydana getirdikleri organlardan çok farklıdır. Bütün gelişme süresince organların şekil, yapı ve yerleri durmadan değişir. Çeşitli gelişme devrelerinde insan embriyosunun organlarını aşağı sınıflara mensup çeşitli hayvanların aynı cinsten daimi organları ile karşılaştıracak olursak, bir çok vaka’da arada büyük benzerliğin bulunduğunu görebiliriz.

    Örneğin çok erken çağlarda insan embriyosunun iskeletini yalnız chorda dorsalis yapar. Aynı durum amphioxus’larda hayatları süresince kalır. Bir müddet sonra chorda dorsalis yerine kıkırdak dokusundan yapılmış omurga meydana gelir. Bu durum amphioxus’lara oranla daha yüksek sınıfa ait bazı balıklarda görülür ve ömürlerinin sonuna kadar kalır. Fakat insanlarda bu durum geçicidir ve Embriyonal hayatın üçüncü ayında omurların kemikleşmesi başlar. Başka organlarda da aynı durum görülmektedir. Yürekte insan embriyosunun çok erken çağlarında çok basit hayvanlarda olduğu gibi yalnız düz bir borudan yapılmıştır. Kısa bir zaman sonra yürek taslağı değişmeğe başlar ve çeşitli parçalarının farklı büyümesi ve durum değiştirmesi sonucunda yavaşça şeklini değiştirir ve boru boşluğunda meydana gelen bölmeler aracılığı ile başta iki, sonra üç ve en sonunda dört parçaya ayrılır. İnsan yüreğinin gelişme devresinde gösterdiği bütün bu çeşitli şekiller çeşitli sınıflara ait hayvanlarda görülen kalıcı şekillere benzerler. Özet olarak diyebiliriz ki, insan embriyosu dokuz ay gibi çok kısa bir zaman içinde filogenetik merdivenin birinci basamağından (yani tek hücreli durumdan) başlayarak gittikçe yükselmekte ve en üst basamaklara yaklaşmaktadır. Fakat yeni doğmuş bir çocuk adult (yetişkin) insanın küçültülmüş bir modeli değildir ve her bakımdan çok değişiktir ve dünyaya geldikten sonra da çok değişik gelişme safhaları gösterir. Ekstauterin hayatta insanın gelişmesi ve olgunlaşması hayvanlara nazaran çok uzun sürer. Çocuk dünyaya geldikten sonra bir yaşına kadar olan devreye süt çocuğu çağı denir. Bu çağda çocuğun vücudunda ve çeşitli organlarında büyük değişiklikler meydana gelir. Boy ortalama % 50 oranında artar. Önce oturma sonra ayağa kalkması sonucunda omurganın eğrilikleri meydana gelmeye başlar. 5.-7. ‘nci aylarda süt dişleri çıkmaya başlar. Beynin gelişmesi ilerler ve bir çok merkezler çalışmaya başlar, görme ve işitme fonksiyonları gelişir. Çevre ile ilgilenmeye başlar bazı insan ve eşyaları tanır, bazı basit hareketleri amaca uygun bir şekilde yapmasını öğrenir. Bütün bu fonksiyonlarla ilgili olan organlar morfolojik bakımından da çok değişir.

    Çeşitli organların gelişmesi, cinse göre belirli bir yön alır ve sekonder cinsi belirtiler denilen yalnız kadın veya erkek cinsine has olan özellikler meydana gelir. Bu gelişme ayrımları sonucunda birbirinden hem beden hem ruh bakımından çok farklı iki cinse mensup fertler ortaya çıkar. Puberte devresinde insan vücudunun büyümesi yeniden hızlanır. Yalnız bu hızlı büyüme devresinin süresi her iki cinste aynı olmadığı gibi çeşitli vücut parçalarının büyümesi de aynı oranda değildir. Hızlı büyüme süresi erkek çocuklarda kız çocuklara oranla daha geç başlar, fakat daha fazla sürer. Extermiteler gövdeye oranla erkeklerde daha fazla büyür. Kız çocuklarda pelvis fazla genişler. Buna karşılık göğüs kafesi ve omuzlar daha dar kalır. Erkek çocuklarda puberte çağında gırtlak daha fazla ve daha çabuk büyür ve bundan dolayı sesleri kalınlaşır. Derialtı yağ dokusunun dağılışı da her iki cinste başka başkadır. Kasların ve kemiklerin genişlemesinde de iki cins arasında açık ayrımlar görülür. Bütün vücudun yapılış tarzına uygun olmak üzere bütün iç organlar arasında da büyüklük ve ağırlık bakımından az çok ayrımlar meydana gelir. Puberte çağı erkek çocuklarda 16-18, kız çocuklarda 15 yaşlarına kadar sürer. Fakat bu süre insanların mensup oldukları ırklara ve iklime göre değişir. Sıcak iklimde yaşayan insanlar genellikle daha çabuk yetişirler.

    Puberte çağından sonra olgunlaşma devresi gelir. Bu devre erkeklerde 25-28, kadınlarda 20-22 yaşa kadar sürer. Bu çağda vücudun büyümesi devam eder, fakat çok yavaş seyreder. Bu devrede vücut ve çeşitli organlar büyüklük bakımından pek fazla ayrım göstermezler, fakat daha sağlamlaşır ve artan ihtiyaçları karşılayabilmek için fonksiyon bakımından daha fazla gelişirler.

    Bu devreden sonra olgunluk çağı başlar ve erkeklerde 50, kadınlarda 35-40 yaşına kadar sürer. 40-50 yaş arasında kadınlarda genital bezlerin çalışmasının durması (klimakterium), şahsa göre çok değişik tarzda seyretmekle beraber kadının ruhu ve vücudu üzerinde çok büyük etki yapar. Menstruasiyonların kesilmesinden sonra kadınlar yavaşça ihtiyarlık devresine girerler. Erkeklerde genital bezlerin çalışması daha uzun sürer ve yavaşça azalır. Bundan dolayı erkeklerde kadınlarda klimaktrium sırasında olduğu gibi kısa zaman içinde fazla değişmeler olmaz.

    Cins ve yaş ayrıntılarından sonra insan vücudununda şekil ve yapı bakımından görülen önemli ayrıntılar ırk ayrımlardır. Çeşitli iklimde çeşitli yaşama şartları altında yaşayan insanlar arasında özellikle dış görünüş bakımından önemli ayrımlar vardır. Bu ayrımlar özellikle vücudun büyüklüğü derinin rengi çeşitli organların şekil ve gövdenin çeşitli parçaları arasındaki oranlarda görülmektedir.

    Biz derslerimizde olgun çağda olan insan vücudunun normal şekil, yapı fonksiyonlaryla organ ve sistemlerin klinik öneminden bahsedeceğiz. Fakat insanları yalnız cins, yaş ve ırk ayrımlarına göre gruplandırmak insan vücudu ve çeşitli organlarının büyüklük, şekil ve yapı bakımından normal sınırlarını çizmek organların ve vücudun çeşitli parçaları arasındaki oranları tespit etmek için yeterli değildir. Bu büyüklük gruplar içinde çeşitli topluma ait insanları hatta küçük bir topluma mensup ayrı ayrı fertler arasında bile bazen önemli ayrımlar görülmektedir. Bu güçlükleri de yenebilmek için aynı cins aynı yaş ve aynı ırka mensup insanların kendi aralarında görülen en önemli ayrıntılara göre daha küçük gruplara tiplere ayrılmışlardır. Bu şekilde belirli bir tipe ait olan fertler arasında vücudun ve çeşitli organların büyüklük, şekil ve yapı bakımından normal sınırlarını çizmek daha kolay olmuştur. Fakat zorluk bu bölünme ile de tamamıyla giderilmemiştir. Aynı tipe ait insanlar arasında da bazı tipik benzer taraflar olmakla beraber bazen oldukça önemli ayrımlar da görülmektedir.

    Aynı cins, aynı yaş ve aynı ırka mensup insanları aralarında görülen önemli ayrımlara göre çeşitli tiplere ayırmak da kolay değildir. Bu hususta çeşitli prensiplere göre yapılmış bölüntüler vardır. Biz burada Kretschmer tarafından tespit edilmiş ve hekimlikte çok kullanılan bölüntüden bahsedeceğiz. Kretschmer insanları leptosom, atletik ve piknik olmak üzere üç tipe ayırmaktadır.

    Leptosom tipe ait olan insanlar uzun boylu ve dar gövdeli olurlar (leptos-dar). Bu insanların çeşitli vücut parçalarının ve bütün organlarının uzunlukları kalınlıklarına oranla fazladır. Yağ dokusu gövdenin bütün kısımlarında azdır ve insanlar bol besin aldıkları halde fazla şişmanlamazlar. Kafatasları dar, yanlardan basık, yüzleri oval biçiminde burunları ince çıkıntılı gözler arasındaki aralık dar, gür saçlı ve sakallı fakat gövdenin başka kısımlarında kıllar az olur. Göğüs kafesi uzun ve dar, bacak ve kollar uzundur. Bu tip insanlar iç organların şekil ve durumlarında kendilerine mahsus özellikler görülür. Örneğin yürek ortada ve vertikal durumdadır. Mide uzun ve dar olup, büyük bir kısmı vertikal durum alır. Böbrekler çoğunlukla düşük ve genellikle bütün iç organlar aşağı sarkmağa temayül gösterirler. Bu tip insanlar arasında daha az gelişmiş ve daha zayıf olanlarına astenik tip denir. Astenik tip insanların omuz ve göğüsleri dar olup omurganın göğüs parçasında arkaya doğru konvekslik gösteren eğriliği (kifoz) fazladır. Astenik kadınların çoğunlukla boyları da kısadır.

    Atletik tip insanların en karakteristik tarafları kemik ve kaslarının fazla gelişmiş ve kuvvetli olmasıdır. Boyları çoğunlukla orta ile uzun arasında geniş omuzlu, dar kalçalı, kalın bilekli ve elleri büyük olurlar. Extermite kasları fazla gelişmiş ve kuvvetlidir. Derialtı yağ doklusu az, deri kalın, gergin ve elastikidir.

    Piknik tip insanlar kısa boylu ve geniş gövdeli olurlar. Thorax (göğüs kafesi) kısa, fakat geniş ve yuvarlak şekildedir. Regio lumbalis (bel bölgesi) çok az belli olur. Thorax geniş ve yuvarlak abdomen’le (karınla) devam eder, omuzlar ve göğüs karına nispeten dar olduğu için bütün vücut bir fıçı şeklini alır. Boyun kısa ve kalın, baş yuvarlak, yüz de geniş ve yuvarlak şekildedir. Kol ve bacaklar kısa eller geniş parmaklar kısa ve etraf kasları az gelişir. Piknik tip insanlarda 30 yaşından sonra yağ tabakası özellikle karın duvarlarında çoğunlukla fazla gelişir ve gövdenin genişlik nispeti daha fazla artar. Bazı insanlarda gövdenin, çeşitli kısımları şekil, yapı, durum ve fonksiyonda çeşitli tiplere benzeyen tarafları da görülmektedir.

    İnsan vücudunu meydana getiren çeşitli organlar arasında en ince ayrıntılarına kadar görev bölümü vardır. Organlar şekil, durum ve yapıların gördükleri göreve göre ayarlanmıştır. İleride çeşitli organları ayrı ayrı anlatırken her bir organın morfolojik ve topografik özellikleri ile fonksiyonları arasındaki ilişkiyi açıklayacağız. Yalnız, bazı organların şekilleri ile yaptıkları görev arasında doğrudan doğruya bir ilgi tespit etmek güçtür. Örneğin karaciğer safra salgılanmasına, karbonhidrat metabolizmasına ve yaptığı başka görevleri aksatmadan diğer görevleri de yapabilir. Bu organın dış görünüşü ve makroskopik şekli ile, fonksiyonu arasında bir ilgi yoktur. Fakat organın başka özellikleri örneğin; rengi, sertliği ve yumuşaklığı, özellikle mikroskobik yapısı, karaciğerin yaptığı görevlere göre ayarlanmıştır. Karaciğerin şekline gelince; organın fonksiyonu ile ilgili olmakla beraber sebepsiz ve gelişi güzel meydana gelmiş değildir. Karaciğerin aldığı şekil, gövdede aldığı alan komşu organların etkisi ile ve gövdenin genel planına uygun olarak meydana gelmiştir. Başka organların şekilleri üzerinde de topografik ilgilerin az veya çok etkileri vardır. Çeşitli organların topografik durumları ve aralarındaki komşuluk ilgileri de çoğunlukla organların fonksiyonel ilgilerine göre ayarlanmıştır. Bu ilgi özellikle aynı sisteme ait ve aynı amaç için çalışan organlar arsında açıkça görülmektedir. Ayrı ayrı sistemlere ait ve başka başka görev yapan bazı organlar arasındaki topografik ilişki, örneğin barsaklarla karaciğer arasındaki ilişkideki gibidir. Fakat, insan vücudunu bütün olarak ele alırsak her bir organın aldığı durumun kendisinin beslenmesi, korunması ve fonksiyonu bakımından çok elverişli olduğu gibi komşu organlarına da zarar vermeyecek bir şekilde ve yapıda vücudun genel tarzına ve genel düzenine de çok uygun olduğunu görürüz.

    Şekil, yapı ve fonksiyon bakımından birbirinden farklı olmakla beraber, ayrı ayrı organlar hiçbir şey ifade etmezler ve yalnız genel plan içinde ve vücudun genel düzenine uygun durumlarını muhafaza ettikleri sürece insan vücudu için yararlı bir unsur olurlar.
    Organların başlıca iki türlü görevi vardır. Bunlardan birincisi insan vücudunun maddi varlığının, ikincisi neslin devamının sağlanmasıdır. İnsanın faaliyetine bağlı olan bütün başka olaylar yer yüzünde insanın varlığını sağlayan bu iki temel amaca bağlıdır. Vücudumuzu yapan bütün organlarımız da bu iki temel amacın yerine getirilmesi için elbirliği ile çalışmaktadırlar.

    Nispeten çok küçük olan insan vücudu çeşit ve kalite bakımından çok büyük işler başaran çeşitli organları barındırmaktadır. Bütün vücudun ve ayrı ayrı organların şekil, yapı ve durumlarını tespit eden genel planın genel prensibi en az madde kullanılarak en küçük alan işgal eden fakat en çok randıman veren bir makine meydana getirmektir. Bu maksimum-minimum prensibi doğanın her alanında vardır, fakat insan vücudunda bu prensip en iyi şekilde gerçekleşmiştir.

    Biz bu dersimizde; organları çeşitli gruplara ayırırken temel olarak organlar arasındaki fonksiyon bakımından görülen bağlılığı düşündük ve buna göre sistemlere ayırdık. Urogenital sisteme gelince, görev bakımından birbirinden farklı olan organların bir sistem içinde incelenmesinin sebebi bazı organların komşuluk bakımından çok yakın olması ve hatta bazılarının (örneğin erkek uretra’sı gibi) aynı zamanda hem uriner organ ve hem de genital organ görevini yapmasıdır.

    Canlılar hücre adı verilen en küçük yapısal birimlerin çok karmaşık fonksiyonları yerine getirebilecek şekilde bir araya gelmesiyle oluşmuşlardır. Hücre gözle görülemeyecek kadar küçüktür ve çevresi yarı geçirgen bir zarla kuşatılmış durumdadır. Hücreye şeklini veren sitoplasma gerekli yaşamsal öğeleri içeren yarı sıvı bir maddedir. Aynı görevdeki hücrelerin kümelenmesi ile dokular; farklı dokuların belirli bir işlevi görmek üzere birleşmesiyle de organlar oluşur. Yapısal özellikleri farklı olan organların bir araya gelmesi sonucunda da belirli bir işlevsel bütünlük gösteren sistemler şekillenir.
    Anatomi terimi eski Yunanca Ana (:içinden) ve Tome (Temnein) (:kesmek) kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuştur. Anatomi kelimesi keserek ayırma parçalama anlamına gelmektedir. Anatomi teriminin Latince’deki karşılığı Dissection’dur. Günümüzde kadavranın bölgelere ayrılması ve bu bölgelerin kesilerek incelenmesi yöntemi için genel bir ifade olarak Disseksiyon terimi kullanılmaktadır. Anatomi geniş anlamda vücudun normal şeklini yapısını; vücudu oluşturan organları ve bu organlar arasındaki yapısal görevsel ilişkileri inceleyen bilim dalıdır. Şekil bilimi anlamına gelen Morfoloji kavramı da canlıların şekilsel olarak incelenmesini belirtir. Bir görüşe göre Anatomi terimi Morfoloji ile özdeş olarak da kabul edilir. Ancak günümüzde oluşumların yalnızca şekilsel değil işlevsel (fizyolojik) özelliklerinin de önem kazanması yapılan çalışmalarda hücre içi öğelerin ayrıntılı olarak hatta moleküler düzeyde incelenmesi Anatomi biliminin sınırlarını genişletmiştir. Anatomi eğitiminde kalıplaşmış kurallarla işlevsel bağlantıları dikkate almayan bir yöntem seçilmesi ezbere dayanan ve edinilen bilgilerin kısa zamanda unutulmasına yol açan bir öğrenme ile sonuçlanır. Herhangi bir yapının işlevlerinin ve diğer yapılarla bağlantılarının birlikte öğrenilmesi ise Anatominin bir bütün halinde daha kolay anlaşılmasını sağlar. Bu nedenle yapıların ayrıntılarından çok hastalıklar (klinik) ya da yaralanmalarla olan işlevsel (fizyolojik) bağlantılarının öğrenilmesi çağdaş Anatomi öğretim anlayışına daha uygundur.

    Sağlıklı günler dileği ile…

    Uzman Dr. Ali AYYILDIZ – Veteriner Hekim – İnsan Anatomisi Uzmanı Dr.(Ph.D.)