Etiket: Genç

  • Ergenlikte erkek çocuk psikolojisi, nasıl bir yaklaşım izlenmelidir ?

    Ergenlik dönemi, yaşamın belli kritik dönemlerindendir. Bu dönemde, fiziksel değişiklikler, bir hayli önemli boyuttadır. Bu dönemde yaşanan bedensel değişiklikler, gencin yaşı, kavrama ve farkındalık düzeyi yüksek olması nedeniyle iz bırakan değişikliklerdir. Bu değişikliklerin psikolojik yönden etkilemesi de yüksektir. Fiziksel değişikliklerden olan hormon değişiklikleri, doğrudan ya da dolaylı olarak gencin psikolojisini de etkilemektedir.

    Genel anlamda genç kız ve genç erkeklerde bedensel değişiklikler, bu değişiklikleri kabullenememe, arkadaşlarıyla karşılaştırma, vücuduna özen gösterme, ya da özen göstermek istememe gibi durumlara sıkça rastlarız. Burada psikolojik duruma yansıyanlar ; gençlerde asabiyet, özellikle anne-babalara, öğretmenlere karşı tavır ve davranışlarda negatiflik öne çıkan özelliklerdir. Bu davranışlar karşısında yetişkinler de güç anlar yaşamaktadırlar.

    Olumsuz davranışlar karşısında yetişkinler, genç erkeklerden daha fazla etkilenmektedirler. Ses tonu kullanımı, enerjinin ve şiddetin aktif olarak gösterilmesi, eşyalara, kendine ve çevreye zarar verebilme durumlarının yaşanması, iletişimi neredeyse koparma noktasına getirmektedir. Süreçten, gençler ve aileleri olumsuz etkilenmektedir.
    Aileler daha çok erkek ergenlerde yaşanan asabi, sinirli durumlar karşısında nasıl bir tutum sergilemelidir?

    Aileler, iyi, huzurlu bir aile ortamı sağlamalıdır. Kararlar birlikte alınmalıdır. Genç ne aşırı korumacı ne de aşırı baskılayıcı tutumla karşı karşıya kalmalıdır. Ancak, sınırlar iyi belirlenmelidir.

    Erkek ergenlerde içe kapanma durumu sıkça yaşanır. Duygu ve düşünceler kendine saklanır. Özellikle aile bireyleri bu konulardan oldukça uzak tutulur. İçte yaşanan gerginlikler gencin odasında yaşanır, taşkınlıklar ise oda dışındadır, genellikle…
    Aileler, gerektiğinde uzmanlardan yardım almalı, aralarındaki ilişkiyi bozmamalı ve iletişimlerini sağlamlaştırılmalıdırlar.

    Aileler, ev ortamının erkek ergen tarafından tercih edilebilecek özellikler taşımasına dikkat etmeli, spor için gerekli destek verilmeli ve uygun arkadaş çevresi oluşturmaya yardımcı olunmalıdır. Arkadaşların olumsuz yönleri ortaya konmamalıdır. Anne-baba empati yaparak, sabırlı olmaya çalışmalıdır. Gencin yanlış yapabilmesine hak tanınmalı, onların deneyerek öğrenmelerine engel olunmamalıdır. Denge iyi oturtulmalı, büyük olabilecek yanlışlar için uzlaşma sağlanmalıdır.

    Ailede gence önem verildiği, gencin kendisinin önemli olduğu hissettirilmelidir. Bununla birlikte ailede HER BİREYİN özel ve önemli olduğu hissettirilmelidir.
    Ailede ilişkiler, küçük yaşlardan itibaren sıcak, anne-baba tutumlarının dengeli olacak şekilde sağlandığı, tutarlı, ilgili, destek, yardımsever tarzda olmalı ve devam ettirilmelidir.Gençten beklentiler aşırı olmamalıdır.
    Aile ortamında, kadın ve erkeğe verilen değer demokratik olmalı, erkeğe artı bir değer, çok özel bir konumlama yaratılmamalıdır. Bu konuda, anne ve baba ilişkileri ile model olmalıdır.
    Çay, kahve, kola tüketimi azaltılarak, ıhlamur, su, ayran gibi içecekler tercih edilmesi yönünde fikir birliğine varılmalıdır. Hiç değilse evde yavaş yavaş bu tür içecekler öne çıkarılabilir.
    Bilgisayar oyunları, internet kullanımı yine fikir birliği ile gece uykusundan uzunca zaman önce terkedilmiş olmalıdır.
    Akşam saatlerinde ılık bir duş alınarak rahatlama sağlanmalı, rahatlatıcı, hafif bir müzik sesiyle uykuya geçilebilmelidir.
    Gencin taşkın, sinirli olduğu zaman yetişkinler diyaloğa girmemeli; rahat bırakmalı, daha sonra konu ÖZEN göstererek ele alınmalıdır.

    ÖZNUR SİMAV
    PEDAGOG-AİLE VE İLETİŞİM DANIŞMANI

  • ( anne-baba-genç ) neden çatışıyorsunuz ?

    ( anne-baba-genç ) neden çatışıyorsunuz ?

    Anne ve babalar, çocuklarının günün birinde genç olacağını hayal ederek onu büyütürler. Belki de çocukluğun hayatın koşmacası içinde bu kadar çabuk geçipte gençlik çağının geldiğini farkedemezler. Bakıyorlar ki, onların ÇOCUK dediği genç, söz dinlemek istemiyor, kendisine göre doğru olanların peşinde…

    Gençlik çağında anne ve babalar çocuklarının arkadaş çevreleri için endişe duyarlar. Artık çocukları genç olmuş ve daha çok aile dışında ve arkadaşları ile zaman geçirmek istiyor. Ailede en çok duyulan ses iyi arkadaş ve kötü arkadaş kavramlarıdır. Çocukluk çağında aile ve çevre etkileriyle iyi bir kişilik oturtulduysa fazlaca bir sorun yaşanmayabilir. Çocukta iyi bir kişilik yerleşimine paralel olarak arkadaş seçimi de uygun şekilde olacaktır. Anne babanın fazlaca endişelenmemesi gerekir. Ayrıca dış hayatla ilgili deneyim çocuğun büyümesine ve gelişimine uygun olarak kazandırılmış mıdır? bu da önem kazanmaktadır.

    Gençlerin en çok duyduğu söz '' sana güveniyorum ama çevreye güvenmiyorum '' dur. Bu çağda aile ve genç ön yargılı olmadan doğru davranış biçimlerinde iletişimlerini sağlıklı tutmalıdır. Gencin arkadaşları ile yaşadığı olumlu ve olumsuz yaşantıları da ailesi ile paylaşabilmesi gerekir. Burada aile kısmen yol gösterici olabilir. Genç belki de olumsuz davranışı olan kişilerle de iletişim içindedir. Ancak burada önemli olan gencin kendisini bu tip kişilere ve guruplara kendisini kaptırmayıp; kendisini kendisinin yönettiğini ailesine gösterebilmesidir. Genç otokontrol sahibi olup çevrenin verdiği zararlardan emin olmalıdır. Ailesi ile paylaşım içinde olmalı, aileye ait olduğu duygusunu yitirmemelidir. Aile burada baskıcı, yargılayıcı tavır içinde olmamalıdır ki genç doğrusunu da yanlışını da anlatabilsin. Genç suçlanmadan sorunlar aşılabilsin. Burada ailenin özen göstereceği bir konuda ses tonu kullanımıdır. Yüksek ve çatışmacı bir ses tonu kullanımıda iletişimi olumsuz etkileyecektir.

    Anne babalar, genci çevrenin olumsuz etkilerinden korumak için özeline girmemeli, ancak gerekli konular konuşularak çözümleme yoluna gidilmelidir. Bu şekilde gencin kendine olan güvenini kaybetmesine sebebiyet vermemiş oluruz. Gence kendini rahat ve huzurlu hissedebileceği bir ortam hazırlamalıyız. Bu ortamda sorumlulukların olmadığı bir ortam değildir. Aile yaşına uygun olan sorumluluklar vererek büyütmelidir, çocuğunu…Odasını ya da kendisine ait olan kısmı toplamayı bilerek büyümelidir ve gençlik çağında da devam ederek, belki bazı ilavelerle sürdürülmelidir.

    Anne- baba model olmayı gençlik çağında da devam ettirerek, davranışları ile örnek olmalıdır. İletişimde emir cümleleri kurmak, gencin tersini yapma isteğini uyandırır. Bu nedenle ailenin, gencin birşeyler bildiğini kabul ettiğini göstermesi ve onun düşüncelerini önemsemesi özgüven gelişimini güçlendirir. Aile ve genç deneyimlerini, isteklerini karşılıklı olarak ortaya koyarak platform oluştururlarsa genç kendine uygun olanı seçer ve hayata geçirir.
    Olumlu ve olumsuz özellikleriyle kendisi yaşayarak öğrenir.

    Genci çevrenin kötü özellikleriyle korkutmak, onun kendine olan güveninin zedelenmesine sebep olur. Bu durum gencin hayatında önemli bir husustur. Gencin okulda notları düşük olabilir, ancak kendine olan güveni kaybetmesi yaşam okulunda başarısızlığı meydana getireceği için önem kazanmaktadır.

    Ayrıca belirsizlik güven duygusunun kaybedilmesine neden olur, bu nedenle genç, yaşamındaki belirsizlikleri ortadan kaldırmalıdır ki ailesi O na yeterince güven duysun.

    Ailede yaşanabilen çatışmalarda, aile bireylerinin neyi nasıl söyleyeceğine ilişkin belki bilgi yetersizliğinden belki yaşam şartlarının güçlüğünden kaynaklanan iletişim sorunu dikkati çeker. Aile günü güç şartlarda geçirmiştir, akşam biraraya gelindiğinde tahammülsüzlükler olabilir. Bu durumda aile bireyleri iyi niyetlerini bozmadan birbirini anlamaya çalışmalı, empati yapmalıdır. Aile bireylerinin birbirlerini değerli hissetmesini sağlaması gerekir. Bu da paylaşımın yeterli olduğunun bir işaretidir. Gencin kendini değersiz hissetme nedenleri aile ile yeterince iletişim kuramama, gencin durumu yanlış algılaması, beklentisini yüksek tutmasıdır.

    Aile içinde güvenin tesis edilebilmesi için duygu ve düşüncelerin açık ve net şekilde açıklanabildiği bir ortam yaratılmalıdır. Bu da baskıcı olmamak, düşüncelere saygılı olmak, eleştiriye açık olmakla mümkün olur. Kişi kendi düşüncelerini zorlayarak karşı tarafa kabul ettirmemelidir.Kendisine gelen elştirileri de yapıcı olduğunu ve kendisindeki eksikleri tamamlama için bir fırsat olarak görürse ailede demokratik bir ortam yakalanmış demektir.
    Ailede baskıcı bir ortamın olması nelere sebebiyet verir? Yalancılık, iki yüzlülük, saklı olarak yapılan davranışlara, küsmelere…Baskı ile bir davranışı yapmaya itilen genç, görünürde istenen yapılıyormuş gibi davranır, ancak sonuç bölümüne gelindiğinde gerçek ortaya çıkıpta aileden tepki görürse mutlu olur. Çünkü, kendi isteğini gerçekleştirmiştir ve aileden gelen baskıya boyun eğmemiştir. Pasif agresif tepki geliştirmiştir.

    Anne ve baba çocukluktan itibaren gence doğru model olmalı, yalandan kaçınmalı, dürüstlük konusunda örnek yaşantı sergilemelidirler. Yanlış davranışlar karşısında kızıp, bağırmakla aileler soruna doğru yaklaşım gösteremezler, ya da uzun uzun dürüstlüğü anlatmak genci olumsuz davranışından uzaklaştırmaz.Doğruyu söylemek önemlidir, ancak; her doğru olan durumlar her yerde söylenmez. Bu gibi durumlarda susup, gerçeği saklamak, belki başka bir çözüm yolu bulmak gerekebilir. Sakınca doğurabilecek durumlarda dikkatli olunmalıdır.

    Yalanla elde edilen başarı ve mutluluk kısa sürer. Dürüstlükle uzun süren, devam edildiği sürece başarı ve mutluluk getiren süreç yaşanır.Onurlu ve belli bir kararlılıkla yaşanan hayat çok önemlidir. Dedikodu tarzını benimsemekte, iletişimde olumsuzlukların yaşanmasına neden olur. Biraz hayal gücü ile gerçekler saptırılır, olmayan durumlar varmış ya da olmuş gibi gösterilir.Bu nedenle gençler konuşmalarına dikkat etmeli ve kendilerini üzecek durumlardan kaçınmalıdır. Aksi halde genç kendine ve çevresindkilere zarar vermiş olur.

  • Anne-baba ve genç arasında çatışmalar

    ( Anne-Baba-Genç ) NEDEN ÇATIŞIYORSUNUZ ?
    Anne ve babalar, çocuklarının günün birinde genç olacağını hayal ederek onu büyütürler. Belki de çocukluğun hayatın koşmacası içinde bu kadar çabuk geçipte gençlik çağının geldiğini farkedemezler. Bakıyorlar ki, onların ÇOCUK dediği genç, söz dinlemek istemiyor, kendisine göre doğru olanların peşinde…
    Gençlik çağında anne ve babalar çocuklarının arkadaş çevreleri için endişe duyarlar. Artık çocukları genç olmuş ve daha çok aile dışında ve arkadaşları ile zaman geçirmek istiyor. Ailede en çok duyulan ses iyi arkadaş ve kötü arkadaş kavramlarıdır. Çocukluk çağında aile ve çevre etkileriyle iyi bir kişilik oturtulduysa fazlaca bir sorun yaşanmayabilir. Çocukta iyi bir kişilik yerleşimine paralel olarak arkadaş seçimi de uygun şekilde olacaktır. Anne babanın fazlaca endişelenmemesi gerekir. Ayrıca dış hayatla ilgili deneyim çocuğun büyümesine ve gelişimine uygun olarak kazandırılmış mıdır? bu da önem kazanmaktadır.
    Gençlerin en çok duyduğu söz '' sana güveniyorum ama çevreye güvenmiyorum. '' dur. Bu çağda aile ve genç ön yargılı olmadan doğru davranış biçimlerinde iletişimlerini sağlıklı tutmalıdır. Gencin arkadaşları ile yaşadığı olumlu ve olumsuz yaşantıları da ailesi ile paylaşabilmesi gerekir. Burada aile kısmen yol gösterici olabilir. Genç belki de olumsuz davranışı olan kişilerle de iletişim içindedir. Ancak burada önemli olan gencin kendisini bu tip kişilere ve guruplara kendisini kaptırmayıp; kendisini kendisinin yönettiğini ailesine gösterebilmesidir. Genç otokontrol sahibi olup çevrenin verdiği zararlardan emin olmalıdır. Ailesi ile paylaşım içinde olmalı, aileye ait olduğu duygusunu yitirmemelidir. Aile burada baskıcı, yargılayıcı tavır içinde olmamalıdır ki genç doğrusunu da yanlışını da anlatabilsin. Genç suçlanmadan sorunlar aşılabilsin. Burada ailenin özen göstereceği bir konuda ses tonu kullanımıdır. Yüksek ve çatışmacı bir ses tonu kullanımıda iletişimi olumsuz etkileyecektir.
    Anne babalar, genci çevrenin olumsuz etkilerinden korumak için özeline girmemeli, ancak gerekli konular konuşularak çözümleme yoluna gidilmelidir. Bu şekilde gencin kendine olan güvenini kaybetmesine sebebiyet vermemiş oluruz. Gence kendini rahat ve huzurlu hissedebileceği bir ortam hazırlamalıyız. Bu ortamda sorumlulukların olmadığı bir ortam değildir. Aile yaşına uygun olan sorumluluklar vererek büyütmelidir, çocuğunu…Odasını ya da kendisine ait olan kısmı toplamayı bilerek büyümelidir ve gençlik çağında da devam ederek, belki bazı ilavelerle sürdürülmelidir.
    Anne- baba model olmayı gençlik çağında da devam ettirerek, davranışları ile örnek olmalıdır. İletişimde emir cümleleri kurmak, gencin tersini yapma isteğini uyandırır. Bu nedenle ailenin, gencin birşeyler bildiğini kabul ettiğini göstermesi ve onun düşüncelerini önemsemesi özgüven gelişimini güçlendirir. Aile ve genç deneyimlerini, isteklerini karşılıklı olarak ortaya koyarak platform oluştururlarsa genç kendine uygun olanı seçer ve hayata geçirir.
    Olumlu ve olumsuz özellikleriyle kendisi yaşayarak öğrenir.
    Genci çevrenin kötü özellikleriyle korkutmak, onun kendine olan güveninin zedelenmesine sebep olur. Bu durum gencin hayatında önemli bir husustur. Gencin okulda notları düşük olabilir, ancak kendine olan güveni kaybetmesi yaşam okulunda başarısızlığı meydana getireceği için önem kazanmaktadır.
    Ayrıca belirsizlik güven duygusunun kaybedilmesine neden olur, bu nedenle genç, yaşamındaki belirsizlikleri ortadan kaldırmalıdır ki ailesi O na yeterince güven duysun.
    Ailede yaşanabilen çatışmalarda, aile bireylerinin neyi nasıl söyleyeceğine ilişkin belki bilgi yetersizliğinden belki yaşam şartlarının güçlüğünden kaynaklanan iletişim sorunu dikkati çeker. Aile günü güç şartlarda geçirmiştir, akşam biraraya gelindiğinde tahammülsüzlükler olabilir. Bu durumda aile bireyleri iyi niyetlerini bozmadan birbirini anlamaya çalışmalı, empati yapmalıdır. Aile bireylerinin birbirlerini değerli hissetmesini sağlaması gerekir. Bu da paylaşımın yeterli olduğunun bir işaretidir. Gencin kendini değersiz hissetme nedenleri aile ile yeterince iletişim kuramama, gencin durumu yanlış algılaması, beklentisini yüksek tutmasıdır.
    Aile içinde güvenin tesis edilebilmesi için duygu ve düşüncelerin açık ve net şekilde açıklanabildiği bir ortam yaratılmalıdır. Bu da baskıcı olmamak, düşüncelere saygılı olmak, eleştiriye açık olmakla mümkün olur. Kişi kendi düşüncelerini zorlayarak karşı tarafa kabul ettirmemelidir. Kendisine gelen elştirileri de yapıcı olduğunu ve kendisindeki eksikleri tamamlama için bir fırsat olarak görürse ailede demokratik bir ortam yakalanmış demektir.
    Ailede baskıcı bir ortamın olması nelere sebebiyet verir? Yalancılık, iki yüzlülük, saklı olarak yapılan davranışlara, küsmelere…Baskı ile bir davranışı yapmaya itilen genç, görünürde istenen yapılıyormuş gibi davranır, ancak sonuç bölümüne gelindiğinde gerçek ortaya çıkıpta aileden tepki görürse mutlu olur. Çünkü, kendi isteğini gerçekleştirmiştir ve aileden gelen baskıya boyun eğmemiştir. Pasif agresif tepki geliştirmiştir.
    Anne ve baba çocukluktan itibaren gence doğru model olmalı, yalandan kaçınmalı, dürüstlük konusunda örnek yaşantı sergilemelidirler. Yanlış davranışlar karşısında kızıp, bağırmakla aileler soruna doğru yaklaşım gösteremezler, ya da uzun uzun dürüstlüğü anlatmak genci olumsuz davranışından uzaklaştırmaz. Doğruyu söylemek önemlidir, ancak; her doğru olan durumlar her yerde söylenmez. Bu gibi durumlarda susup, gerçeği saklamak, belki başka bir çözüm yolu bulmak gerekebilir. Sakınca doğurabilecek durumlarda dikkatli olunmalıdır.
    Yalanla elde edilen başarı ve mutluluk kısa sürer. Dürüstlükle uzun süren, devam edildiği sürece başarı ve mutluluk getiren süreç yaşanır. Onurlu ve belli bir kararlılıkla yaşanan hayat çok önemlidir. Dedikodu tarzını benimsemekte, iletişimde olumsuzlukların yaşanmasına neden olur. Biraz hayal gücü ile gerçekler saptırılır, olmayan durumlar varmış ya da olmuş gibi gösterilir. Bu nedenle gençler konuşmalarına dikkat etmeli ve kendilerini üzecek durumlardan kaçınmalıdır. Aksi halde genç kendine ve çevresindkilere zarar vermiş olur.

  • Çocuklarda ve Gençlerde Depresyon belirtilerini anlama kılavuzu

    Çocuklarda ve Gençlerde Depresyon belirtilerini anlama kılavuzu

    Çocukluk ve gençlik çağında depresif semptomlar çoğunlukla sadece melankolik bir temel duygu ve üzüntü, ilgisizlik, umutsuzluk, derin düşüncelere dalma veya amaçsızlık olarak ortaya çıkmayıp hastalık derecesinde iç huzursuzluğu veya agresyon gibi fiziksel semptomların arkasına gizlenebilirler. Ayrıca vakalar çoğunlukla ortaya çıkış şeklinde farklılık gösterip çocukluk ve gençlik çağındaki bir depresyonun semptomları yaşa ve gelişime bağlıdır. 

    Aynı zamanda “normal” gelişim çerçevesinde neyin sıra dışı olup olmadığını değerlendirmek de zor – özellikle zaten duygusal dalgalanmaların sıklıkla meydana geldiği ve davranışların değişebileceği buluğ çağında. 

    Küçük çocuklarda depresyon belirtileri (1 – 3 yaşları arasında)

    •    artan ağlamalar, üzgün görünüş 
    •    yüz ifadesi zayıf  
    •    artan hırçınlık, hassaslık 
    •    bozulan yeme alışkanlıkları 
    •    Uyku bozuklukları (uykuya dalmakta zorlanma, gece sık uyanma veya aşırı uyku ihtiyacı) 
    •    ebeveyne aşırı bağlılık, yalnız kalamama
    •    Öz uyarım davranışları: Vücudu sallama, aşırı parmak emme, jenital manipülasyon 
    •    İlgisizlik, oyun oynamak istememe ve oyun davaranışında dikkat çekici davranışlar (noksan hayal gücü)

    Depresif küçük çocuklar ayrıca çoğu zaman bir gelişim bozukluğu gösterirler. Yürümeyi geç öğrenirler, daha az ince ve kaba motor becerileri veya kognitif yetenekler geliştirirler ve daha yavaş gelişirler.

    Okul öncesi çağda depresyon belirtileri (3 – 6 yaşlar arası)

    •    üzgün yüz ifadesi
    •    azalan jestler ve mimikler, psikomotorik tutukluluğu, 
    •    kolay iritasyon, duyguları kolay değişebilir, dikkat çekecek derecede korkak 
    •    sevinç duyma yeteneğinde noksanlık
    •    Kayıtsızlık ve isteksizlik, içine kapanık davranış 
    •    motorik aktivitelere karşı azalmış ilgi 
    •    içsel huzursuzluk ve gerginlik kendini yetersiz/az iletişimli ve agresif davranışlarda gösteriyor
    •    Yeme ve uyku bozuklukları 

    Tipik “yetişkin” semptomlarının ilk ön seviyeleri görünebilir, örneğin kisenin onunla oynamak istemediğini, kimsenin onu sevmediğini ve kimsenin ona vakit ayıramadığını belirtmesi.

    Küçük okul çocuklarında depresyon belirtileri (6 – yaklaşık 12 yaşları)

    •    sözlü olarak üzgün olduğunu bildirmesi
    •    düşünmede tutukluluk, konsantrasyon zorluğu ve hafıza bozukluğu 
    •    Okul başarılarında azalma 
    •    Gelecek korkusu, genel korkaklık 
    •    Ölçüsüz suçluluk duyguları ve yersiz öz eleştiri 
    •    psikomotorik tutukluluk 
    •    iştahsızlık
    •    Uyku ve uykuya dalma bozuklukları 
    •    intihar ile ilgili düşünceler 

    Bu yaşlardan itibaren tipik depresyon belirtileri ön plana çıkar. Çocuklar moralsiz, ümitsiz ve korkulu olurlar. 

    Buluğ ve gençlik çağında depresyon belirtileri (13 – 18 yaşları)

    Fiziksel semptomlar: 
    •    psikosomatik şikayetler (örneğin başağrıları)
    •    kilo kaybı
    •    Uyku ve uykuya dalma bozuklukları (çoğu zaman da aşırı uyku ihtiyacı)

    Ön planda ruhsal semptomlar bulunuyor:

    •    azalmış özgüven (kendinden şüphe etme) 
    •    Apati, korku, isteksizlik, konsantrasyon bozukluğu 
    •    Duygu dalgalanmaları 
    •    günün zamanına bağlı duygu dalgalanmaları 
    •    verim bozuklukları
    •    sosyal ve duygusal beklentilere yetememe duygusu 
    •    İzolasyon, sosyal geri çekilme tehlikesi 
    •    İntihar ile ilgili düşüncelerin, hatta denemelerin artışı 

    Çocukluk çağından kız ve erkek çocuklarının depresyon geçirme oranı aşağı yukarı aynı. Gençlik çağından itibaren genç kadınlar genç erkeklere kıyasla iki kat daha fazla olasılıkla depresyon geçirirler. Resmi olarak yetişkinlerle aynı tanı kriterleri geçerlidir (ICD-10), ancak depresyon semptomu olarak sayılan birçok belirti normal gençlik gelişmesinin parçası gibi görünüyor: fazlasıyla üzgün, gergin, içine kapanık, sıkılmış veya düşünceli olmak, çoğunlukla kendisinden ve tüm dünyadan memnun olmamak. Normal gelişim ile depresif semptomatiği arasındaki sınırlar akıcı – ve kesin tanının zorluğu da burada yatıyor. Depresyonun bu farklı görünüşleri çoğunlukla depresyonun gençlik çağında tespit edilememesine veya geç tespit edilmesine yol açabilir. 

    Depresyona ek olarak çocukluk ve gençlik çağında çoğunlukla ikincil (ruhsal veya davranışsal) hastalıklar (eşzamanlı hastalıklar) ortaya çıkıyor ve bunlar kesin bir tanıyı zorlaştırabilirler. Aşağıdaki eşzamanlı hastalıklar çocukluk ve gençlik çağında sıkça görülebilir:

    –          Anksiyete bozuklukları
    –          Somatoform rahatsızlıklar (Belirsiz bedensel rahatsızlıklar)
    –          Hiperkinetik bozukluklar (DEHB)

    Depresyonu tespit etmek

    Depresyonlarla başetmenin önemli bir adımı hastalığı tespit etmektir. Ancak hangi noktada normal davranışlar “olağandışı” davranışlara dönüşür? 

    Yaşa bağlı semptolar birkaç hafta veya ay boyunca değişme olmadan görülüyorsa, bir olasılıkla artık bunlar “normal” yaşa bağlı değişiklikler veya dıştan gelen bir zorluluğa (örneğin bir kayıp durumu) gösterilen geçici ve anlaşılır reaksiyonlar olmayabilir ve depresyon sözkonusu olabilir.  

    Dikkat çekici bir davranış sergileyen çocuklar ve gençlerle münkünse güven çerçevesinde sakin bir konuşma yapılmalı. Böyle bir konuşmadan sonra hala depresyon şüphesi varsa profesyonel yardım aramak gerekir. Tanıya depresiv semptomların sebebi olarak fiziksel rahatsızlıkların hariç bırakılması (örneğin guatr fonksiyon rahatsızlıkları) ve eşzamanlı psikyatrik rahatsızlıkların (örneğin anksiyete bozuklukları) araştırılması da dahil. Tecrübeli teşhis uzmanları ayrıca gençlerde sıkça görülen inkar eğilimi ve sahip olabilecekleri aşırı utanma duygusu ile ilgili de doğru yaklaşımı gösterme konusunda eğitimliler. 

    Akrabalar veya tanıdıklar aşağıdaki işaretleri gözlemlediklerinde profesyonel yardım gerekli olabilir: 

    •    Hobiler ve yaşlarına göre tipik aktivitelerle ilgilenmemeye başlama 
    •    Okuldaki başarılarının aşırı gerilemesi 
    •    Davranış ve görünümdeki aşırı değişimler 
    •    Evden kaçma 
    •    Alkol ve uyuşturucu istismarı 
    •    Kendini aileden ve/veya yaşıtlarından uzaklaştırma 

    Çocuklarda ve gençlerde depresyonun erken teşhisinin önemi 

    Bir depresyonun erken teşhisi çocukların ve gençlerin çektikleri acıları dindirmek açısından önemli. Depresif gençler kendilerini sevilmeyen kişiler olarak görürler ve daha az arkadaşları olur. Aynı zamanda hastalığa bağlı ve yaşa göre gelişimi yavaşlatan olumsuz etkiler (önceki gelişim aşamalarına geri düşme veya gelişim bozukluğu) de önlenebilir.  
    Ayrıca depresif çocukların ve gençlerin yetişkin olarak da depresyona veya başka bir ruhsal hastalığa yakalanma ve sosyal ve uyum sorunları yaşamaları riskleri daha büyüktür. Bu yüzden depresyona mümkün olduğu kadar erken teşhis konulması ve tedavi edilmesi önemlidir – ayrıca depresif çocukların er ya da geç intihar teşebbüsünde bulunmaları riski de daha yüksek. Bu durumda erken teşhis hayat kurtarır.

  • İlk Çocuk mu Tek Çocuk mu Problemli?

    İlk Çocuk mu Tek Çocuk mu Problemli?

    Cevabı hemen söyleyeyim ilk çocuk. Tek çocukta zaten ilk çocuk değil mi? ilgili anne babanın tüm dikkatinin tek çocuk üzerinde toplanması, çocuğu bunalttığı gibi sağlıklı gelişimini engelliyor. Çocuğun şikayet de edemeyeceği anne babanın pozitif davranışları sebebiyle oluşan öfke ve kaygı uzun dönemde hastalıklara sebep olabiliyor. 
    Yaşamdan örnek: 24-25 yaşında yüksek eğitimli çok güzel bir kız. Eğitimi ona iyi gelir getiren iş sağlamış, kendisine layık bir erkek arkadaş,üstüne titreyen anne baba. İnsan yaşamdan başka ne ister dersiniz? Yüksek lisansını yurt dışında yapmış olan genç kızın, ana baba yanına Türkiye ye dönüşü kabusu olmuş. İnsanlar görmedikleri şeyleri aramazlar ama tatdığı şeyleri özlerler. Söz konusu ÖZGÜRLÜK ise ruhunuzda ki isyan dayanılmazdır. Bu güzel hanımın en çarpıcı sözü bu tür davranan anne babalara örnek olmalı diye yazıyorum “tabağımda ki yemeğin bile ne kadarını yiyeceğime asla ben karar veremiyorum, o kadar herşeyime karışıyorlar” Biyolojik babasından annesi ayrıldığında 2 yaşında olan danışanın, annesi tekrar evlenince onu büyüten babası ile tanışmış. Büyüten baba kızı öyle çok seviyor ki, çok genç yaşta olmasına rağmen kendi kanından bir çocuk istemiyor. Olurda onu daha çok seviyorum zannederde üzülür diye. Çok eğitimli, geliri yüksek anne baba ile üstüne titreyerek büyütülüyor. Günümüz koşullarında erkenden emekli olan genç anne babanın ‘akşam nerde kaldın? Nereye gidiyorsun? ‘ Sorularından ve kişilik sınırlarının çiğnenmesinden öyle bezmişti ki bunu ailesine söyleyemiyordu.
    Sonuç;  ona ailesine köpek almasını söylemişim, almış. 1,5 sene sonra ilacını kesmem için geri geldiğinde çoktan evlenmiş, tekrar özgürlüğüne kavuşmuş, eşine sınırlarını çizdirmemeyi başarmış, mutlu bir genç kadın olmuş. 1,5 senelik köpekleri anne babasına öyle ilaç olmuş ki kendiside hayli şaşırmış. Bende genç çiftin çok özledikleri köpek için annelerine her hafta sonu gidiyor olmalarına ve köpeği kendilerine istiyor olmalarına şaşırdım. Yeni önerim genç çifte kendilerine bir yavru köpek almaları oldu.
     Çocuklarımızın elinden kaşığını almayalım, sen dökersin beceriksiz mesajı alır özgüveni zedelenir. Çocuğun hangi saatte, ne yiyeceğine,nerede yiyeceğine anne baba karar verebilir ama ‘ne kadar’ yiyeceğine çocuk karar vermeli. Burnunu sıkıp ağzına dökmek hem çocuğun özgüvenine, hemde bedenine eziyet olur. Sonuçta bugün obezite tedavisi gören gençlerin sebebi bu tutumdur. İyi anne babanın tanımı; çocuğunu en iyi besleyen, en çok seven,en çok para bırakan, en çok okutan değil, KENDİ AYAKLARI ÜZERİNDE DURABİLEN EVLAT YETİŞTİREN dir.