Etiket: Gelişim

  • Otizmin 10 temel belirtisi yeniden belirlendi

    Birçok gelişim probleminde olduğu gibi, otizmde de önemli olan erken tanıdır. Erken tanı ve beraberinde başlayan erken özel eğitim ile, birçok otizmli çocukta gelişmeler yaşanmaktadır.

    Erken tanı için, anne babalar çocuklarını objektif olarak değerlendirmelidir. Bu değerlendirme ve gözlemleri hem çocuklarının doktorları hem de bir çocuk gelişimi uzmanı ile paylaşmaları ve gerekli testlerin yapılması ilk aşamada çok önemlidir.

    Son dönemde yapılan çalışmalardan elde edilen bulgular ışığında 6-12 aylık bebekleri ileri evre iletişim bozuklukları ile ilişkili olabilecek 10 temel belirti tanımlandı. Bebeklerin bu belirtiler açısından takip edilmesi durumunda teşhisin çok kolay şekilde konulabileceğini belirtiliyor.

    İşte otizm tanısı için 10 temel belirti:

    1-Kendisine bakan kimselere nadiren gülümseme;

    2-Başkalarının çıkardığı sesleri veya gülücük gibi hareketleri nadiren taklit etme;

    3-Ses çıkarmada gecikme veya nadiren ses çıkarma;

    4-6-12 aylıkken ismine tepki vermeme;

    5-10. aydan itibaren el işaretleri ile iletişim kurmama;

    6-Göz teması kuramama;

    7-Nadiren dikkatinizi çekme;

    8-Ellerde, ayaklarda, bacaklarda sertleşme veya el bileklerini çevirme gibi olağan dışı vücut hareketleri ve olağan dışı duruş ve diğer tekrarlayıcı davranışlar;

    9-Onu kaldırmak istediğinizde size doğru uzanmaması;

    10- Yuvarlanma, emekleme gibi hareketler açısından motor gelişim geriliği.

    Bu belirtilerden sadece bir tanesinin çocuğunuzda var olması, onun otizmli olması anlamına gelmez. Birkaç belirtinin bir arada olması gerekmektedir.

    Anne babalar bu belirtilerden birkaçını çocuklarında gözlemlediklerinde, gelişim testi yaptırmalı, gelişim takibine başlamalı, gerekli görülürse özel eğitim sürecine de başlamalıdırlar.

  • Bebeklerde gelişim takibi yapmak neden önemlidir?

    Dokuz aylık gebelik sürecinde hem anne hem de baba çocuğunu kucağına almak için sabırsızlanır. Doğum sonrasında hem zor hem de keyifli anlar iç içe yaşanır.

    Bebek büyümeye başladıkça, anne babalar bebeğin temel ihtiyaçlarını karşılamanın dışında, gelişimi için başka neler yapabileceklerini araştırmaya başlarlar.

    Aldıkları oyuncakları, bebekleri ile geçirdikleri zamanı irdeleyip doğru ve yanlışlarını belirlemeye çalışırlar.

    İşte bebekler için gelişim takibi bu evrede önem taşır. Anne babanın isteği ile doğum öncesinde bile başlatılabilecek olan bu süreç, doğum sonrasında rutin şekilde devam eder.

    Peki gelişim takibi nedir, neleri içerir?

    Gelişim takibinin ilk görüşmesinde, bebeğin gelişim değerlendirmesi yapılır. Bu değerlendirmede, standardizasyonu yapılmış olan gelişim tarama testleri kullanılır. Gelişim tarama testi her görüşmede tekrarlanmaz, 6 ayda bir yenilenmesinde fayda vardır.

    Çocuğun içinde bulunduğu aya göre gelişim özellikleri anne babaya anlatılır. Bu ayda hangi becerileri kazanacağı, hangi davranışların ya da davranış problemlerinin olacağı konusunda bilgi verilir.

    Ay gelişimine uygun oyun ve oyuncak önerilerinde bulunulur.

    Yemek ve uyku düzeni ile ilgili önerilerde bulunulur.

    Sağlıklı anne baba çocuk iletişiminin nasıl olacağı, problem durumlarda neye nasıl tepki verilmesi gerektiği ile ilgili bilgiler verilir.

    Bilişsel, dil, sosyali, motor ve özbakım gelişim alanlarında destekleyici etkinlik önerilerinde bulunulur.

    Anne babanın yaşadığı sorunlar ile ilgili soruları cevaplanır.

    Bebeğin bulunduğu aya ya da yaşına göre, bir sonraki görüşmenin tarihi belirlenir ve görüşme sonlandırılır.

    Gelişim testi sonucu “Normal” çıkmış ise, ikinci görüşmede test tekrar yapılmaz.

    Gelişiminde gecikme ya da gerilik bulunan çocuklar ile prematüre ve yüksek riskli çocuklar için ev eğitim programları hazırlanır. Aileye evde yapılabilecek etkinlik önerileri ve bu etkinlikte kullanacakları materyaller hakkında bilgi verilir. Bazı etkinlikler aile ile birlikte görüşme süresi içinde yapılarak onlara model olunur.

    Gelişim takibi sürecinde çocuğun bakımını yapan diğer kişiler ile de görüşmekte fayda olur. ( Anneanne, babaanne, bakıcı vb) Çocuk için verilen gelişim önerilerini onlar ile de paylaşmak ve sürece onları da dahil etmek önemlidir.

    Gelişim takibi sürecinde aileden evdeki yaşantıya ait kesitler de istenebilir. Bunun için video çekimleri yapılır.

    Bebeklik döneminde rutin yapılan gelişim takibi sayesinde;

    Çocuğun gelişimi yakından izlenir

    Gelişim gecikmesi ya da gelişim geriliği durumları varsa, erken dönemde tespit edilir.

    Bebeğin ev ortamının düzenlenmesi sağlanır.

    Anne, baba ve diğer aile üyeleri bebeğin gelişimi hakkında doğru ve sağlıklı bilgilere sahip olur.

    Bebekte görülebilecek davranış problemleri kronik hale gelmeden kısa vadede çözülebilir.

  • Hayatın ilk yılları

    Doğumdan itibaren en geç bağımsızlaşan canlı olan insan yavrusu, karmaşık beyin gelişiminin yanı sıra yaşadığı çevre ile uyum sağlama açısından bedensel, zihinsel, duygusal ve davranışsal çok sayıda deneyime ve doğru desteklere ihtiyaç duyar. Ebeveynler için de büyük sorumluluklar taşıyan özellikle yaşamın ilk yılları insan hayatı için çok önemlidir. Yoğun bir emek ve bilgi gerektirir.
    Hayatın ilk üç yılı hem gizemli hem de sihirlidir.
    Gizemlidir, çünkü o yılları hiç hatırlamayız. Bize bakan kişilerin izlerini taşıyan, hayata dair güven duygumuzun şekillendiği ve pek çok inançlarımızın oluştuğu yıllardır.
    Sihirlidir, çünkü günden güne değişimin ve gelişimin en hızlı olduğu dönemdir. Beyin gelişimi ve çevresel uyaranların etkisiyle bütün gelişim alanlarının (motor, bilişsel, dil, psiko-sosyal)en yüksek hızda ilerlediği ve temel davranışların, alışkanlıkların ve becerilerin kazanılmaya başladığı yıllardır.
    İlk üç yaşta beyin gelişimindeki kritik dönemleri bilmek, çocuklarımızın gelişimlerini takip ederek ihtiyaçları doğrultusunda desteklemek için öncelikle;
    Çocuklar:
    – Nasıl gelişirler?
    – Nasıl davranırlar?
    – Ne isterler? sorularını cevaplamaya çalışalım.

    0-1 YAŞ
    1. Nasıl Gelişirler?
    Baştan ayağa, içten dışa, genelden özele doğru düzenli, sürekli ve sıralı bir gelişim söz konusudur. Bu dönemde dikkat edilmesi gereken kritik noktalardan bazıları; baş-boyun kontrolü, bağımsız oturma, İnce kavrama, denge, yürüme, iletişim, göz kontağı becerileridir. Her bebeğin gelişim hızı farklı olmakla birlikte süreci takip ederek becerilerin ortaya çıkmasına fırsat vermek ve gerekirse destekleyici bir şekilde ilgi geliştirmek önemlidir.
    2. Nasıl Davranırlar?
    Bebeğin tamamen yetişkine bağımlı olduğu bu evre de birincil dürtü hayatta kalabilmektir. Beslenme, uyku gibi ihtiyaçların giderilmesi, yetişkinin ilgisinin çekilmesi, kendi bedeninin, bakım veren kişilerin ve çevrenin keşfedilmesine yönelik hareketlerin ortaya çıktığı dönemdir. Bakma, izleme, arama, uzanma, kavrama, ağlama, agulama, gülme, seslenme, itiraz etme davranışları basitten karmaşığa doğru gelişim gösterir.
    3. Ne İsterler?
    Düzenli ve iyi bir bakım, koşulsuz sevgi, süreklilik ve tutarlılık ile hayata karşı güven duygusu geliştirebilirler. Bebekle birlikte deneyimlenen anne babalık olgusu da sürekli gelişim içindedir. Bebeğin olduğu kadar anne babanın da yeni yaşam koşullarına uyum sağlamaya çalışması ile geçen ilk yıl aslında iki taraf için de zorlayıcıdır.
    Bebeğin kendini var hissedebilmesi için yoğun bir sevgiye ve ilgiye ihtiyacı vardır.
    Aynı zamanda fiziksel olarak da hayatta kalabilmesi ve gelişimini sürdürebilmesi için düzenli bir bakım isterler. Anne karnının dışındaki ortam her yönü le bebek için yabancıdır ve uyum sağlayabilmesi için yüksek oranda koruma ve kontrollü deneyim gerekir. Temel alışkanlıkların kazanılabilmesi için rutinlerin oluşturulabilmesi gerekmektedir.
    1-2 YAŞ
    1. Nasıl Gelişirler?
    Yetişkinin gözetiminde becerilerin kazanılmaya ve geliştirilmeye çalışıldığı dönemdir. Çocuklar hem kendilerini hem de çevrelerini keşfetmeye başlarlar. Hareket becerilerinin artmasıyla bağımsızlaşmaya çalışan çocuklar nesne teması ile dil bilişsel gelişimlerini de uyarmaya başlarlar. Duyularını ve bedenini daha aktif kullanmaya yönelik deneyimler fazladır.
    2. Nasıl Davranırlar?
    Bu dönemdeki çocukların öncelikli ilgisi kendileri üzerinde olup, kendi becerilerini keşfederken yetişkinin sınırlarını da test ederler. Tamamen alıcı olup, asıl amaçları deneyimler ile gelişimlerini ilerletmek olan çocuklar , yetişkinler üzerindeki etkinliklerini arttıracak pek çok davranış keşfederler. Bu davranışlar yetişkinin ilgisi ile pekişir ya da söner. Bağırma, ağlama, vurma, konuşma gibi. Vermek ve paylaşmak kavramlarına yabancıdırlar.
    3. Ne İsterler?
    Yüksek ilgi, dikkat ve sevgi eşliğinde keşif yolculuğunda güvenli fırsatlar isterler. Anne babalar, ortamı güvenli hale getirdikten sonra çocuklarının deneyim yaşamalarında sakin bir şekilde destek sağladıklarında güven duygusunun yanı sıra dünyaya uyum da gelişmiş olacaktır. İletişim becerilerinin de yapılandığı bu dönem anlamak ve anlatmak olguları öne çıkar. Çocuğumuzun güvenli sınırlar içinde gelişmesini desteklerken anne babalara her zaman uyum göstermesini beklememeli, önlemci yaklaşımlar ile çatışmalar en aza indirgenmelidir.

    2-3 YAŞ

    1. Nasıl Gelişirler?
    Bütün gelişim alanlarında hızla ilerleyerek ,bağımsızlaşmaya doğru yol alırlar. Artık bedenlerini daha etkili kullanabilir, hareket bağımsızlığı sağlayabilir, engel geçebilir, hedefe ulaşmak için problem çözebilir, söylenilenleri anlayabilir, sözel yolla kendini anlatabilir, öz bakım becerilerinde girişimleri artabilir, nesneleri daha becerikli kullanabilir ve sistematik düşünebilir.
    2. Nasıl Davranırlar?
    Kimlik ve beceri keşfinin devam ettiği bu dönemde çocukların ilgisi yavaş yavaş kendinden başkalarına doğru kayar. Kurallar, sınırlar, onaylanmak,paylaşmak model almak gibi kavramlar fark edilmeye başlar. Sınır testi davranışları sürmesine karşın anne babaların sakin bir kararlılık ile doğru model olup çocuğun yaşına ve gelişimine uygun sınırlar koyduklarında ve tutarlı davrandıklarında çocukların uyumu da artacaktır.
    3. Ne isterler?
    Doğru ve yanlışı öğrenmek, içinde bulunduğu çevre ile uyum sağlayabilmek, birey olabilmek için başta kendisi ve alanı ile ilgili görevler taşımak ve hep sevilmek isterler. Anne babaların davranışları çocukları tarafından modelleneceğinden ve çocuklar dinleyerek değil yaşayarak öğreneceklerinden davranış temellerinin atıldığı bu dönemin bilgi ve deneyimle desteklenmesi faydalı olacaktır.

    Özetle, gelişimin ömür boyu devam ettiği düşünülürse, doğru ve destekleyici bir başlangıç , sağlıklı yol almanın birinci koşulu olacaktır.
    İlk yıllarındaki çocuğun gelişimine yapılan yatırımlar ve katkılar ömür boyu avantaj sağlar.
    Çocuk Gelişimi Uzmanı
    Benal Saraçoğlu YARDIMCI

  • Anne-baba-çocuk ilişkisi

    Hayatımızı sürdüre bilmek için insanlar ile iletişim kurmak zorundayız, bu durum bazen sevdiğimiz insanlar olduğu için kolay olurken kimi zaman da sevmediğimiz bir bireyle de iletişim kurmak zorun da kalabiliyoruz. İster severek isteyerek isterse istemeden de olsa duygu düşüncelerimizi karşımızda ki bireye aktarıyoruz. Peki aynı çatı altında yaşadığımız hayatımızı idame ettirdiğimiz kişiler ile ilişkilerimizi hiç sorguladık mı? Toplumsal getiriler ile doğumdan itibaren biçilen roller ile insanlar bir aile kurmaya yönlendiriliyor ve akabinde tabi ki çocuk sahibi olmaları için yönlendirmeler yapılıyor. Kadın ve erkeğin birlikte oluşturdukları çekirdek aile süreç içerisinde küçük misafirler ile gelişmeye başlıyor. Eş rolüne ek olarak anne ve baba rolleri hayata dahil oluyor. Çocuklarınızla ilişkinizi sorguluyor musunuz? Sizce anne ya da baba olarak çocuklarınızla iletişimiz nasıl? İlk çocuğunuzla iletişimiz nasıl oldu hatırlıyor musunuz? Ya da ne zaman oldu?

    Anneler gebelik süresince bebeğin kendini hissettirmesinin de etkisiyle iletişimi daha erken dönemde başlatırken ne yazık ki babalar çocuğun belirli bir yaşa gelmesini bekliyor. Bu süreç kimi zaman okul çağına kadar uzayabiliyor. Bunun sonucu olarak çocuklar ile iletişim kurma da kopukluklar gözlene biliyor ve ne yazık ki bunun bir sonra ki aşaması anne-baba-çocuk arasında çatışmaların oluşması ile sonuçlanıyor. Anne karnın da çocuk ile konuşulması, günlük hayat ile paylaşımların yapılması çocuğun kişisel bağlarını kuvvetlendirmesinin yanı sıra yaşama adaptasyonunu da kolaylaştırıyor. Anne karnında annenin babanın ya da yakın çevrenin (akrabalar, arkadaşlar vs) çocuk ile iletişime geçmesi uyaranların armasını sağlıyor. Tabi ki bu sürecin doğum sonrasında da devam etmesi gerekmektedir. Küçük aile üyesinin de bir birey olarak kabul edilip, yaşanan olaylar hakkında bilgilendirme yapılması sonrasında çocukların gelişimlerin de oldukça önemli yeri mevcuttur. Buna en büyük katkı özgüven olaşması diyebiliriz. Gelişim etkileşim içinde olmaktadır dolayısıyla özgüveni oluşan bir bireyin kendine güveni geleceği için insanlar ile ilişki kurmada daha cesur yaklaşır. Bu durumda dolaylı olarak dil becerisini etkilemektedir.

    Çocuk gelişimine baktığımız zaman 5 ana başlıkta toplanıyor diyebiliriz; Bilişsel Gelişim, Dil Gelişimi, Motor Gelişimi, Sosyal Gelişim ve Özbakım Becerileri. Bütün gelişim basamakları kendi içinde çok önemlidir ve birbirlerini etkilemektedirler. Örneğin; Dil gelişiminde geri olan bir çocuğunda sosyal gelişim de önde olduğunu söylemek çok da doğru olmaz. Kendisini ifade edemeyen bir çocuk insanlar ile iletişim kuramamaktadır, istek arzu şikayetlerini anlayamamaktadır dolayısıyla toplum için de kendini rahat hissedemediği için süreç içinde suskunlaşıp içine kapanacaktır. Ya da kendini ifade edememe durumunun sonucunda problem davranışlar sergileye bilir.

    AİLE DANIŞMANI VE ÇOCUK GELİŞİM UZM.

    FUNDA ÇİÇEK

  • Çocuklar neden geç yürür

    Her anne babanın hayalidir çocuğunun yürümesi. Çocuğunun ilk adımlarını gören anne babalar çok mutlu olurlar.

    Yürümek çocuk için de çok önemli bir olaydır. Bağımsızlaşmanın ilk ve en önemli basamağıdır aslında. Çocuk emeklerken de birçok yere ulaşabilir, ulaşamadığı şeyleri çekerek kendine yakınlaştırır. Ama yürüme ile birlikte artık hareket kabiliyeti artmıştır, istediği yere ve kitlendiği hedefine daha hızlı ulaşma şansı vardır.

    Gelişim süreci içinde çocukların yaklaşık 8-10 aylıkken emeklemesini, 12-14 aylıkken de yürümesini bekleriz. Bazen gelişim süreci içinde bazı çocuklar emeklemeden yürümeye geçebilirler. 8-10 aylık dönemde emeklemeyen çocuğun 11-12 aylıkken ayağa kalkıp yürümeye başladığını görebiliriz. Bu duru gelişimin en önemli özelliklerinden birisidir ve endişe edilecek bir durum değildir.

    Erken yürüyen çocuklar olduğu gibi geç yürüyen çocuklar da vardır. Bir çocuğun yürümesi için maksimum beklenecek sınır 15-18 ay kadardır. Artık 18 aylık olmuş bir çocuk hiç ayağa kalkmıyor, adımlayarak, tutunarak ya da elinden tutulduğunda hiç yürümüyorsa gelişimsel olarak değerlendirilmesinde fayda vardır.

    Çocukların geç yürüme sebepleri arasında şunlar sayılabilir:

    Fiziksel gelişim problemi
    Zihinsel gelişim problemi
    Kaslara bağlı hastalıklar
    Kemik eğriliği
    Vitamin eksikliği
    Bebeklik döneminde D vitamini verilmemesi
    Aşırı korumacı anne baba tutumları
    Çocuğun çok fazla kucakta tutulması
    Yürüme denemesi yapan çocuğun birkaç kez düşmesi ile onda korku ve kaygı gelişmesi

    Eğer çocuğun yürümemesi gelişimsel bir soruna ya da tıbbi bir rahatsızlığa bağlıysa, bu durum için gerekli tıbbi takibin başlatılması çok önemlidir.

    Ama çocuğun yürümemesi anne baba tutumları ve çocuğun korkuları ile ilgiliyse, bu durumda anne babanın doğru ve sağlıklı tutum geliştirmesi, çocuğun rahatlatılarak korku ve kaygısının azaltılması gerekir.

    Bunun için anne baba:

    Aşırı korumacı tavrından vazgeçmeli
    Çocuk her ayağa kalkıp yürüyeceği sırada anne baba kaygı ile çocuğun yanına gitmemeli
    Elinden tutarak çocuğa destek olmalı
    Yürüme denemelerinde çocuğu cesaretlendirmeli
    Çocuğun yanında “Daha yürümedi, ne zaman yürüyecek” gibi konuşmalar yapmamalı
    Çocuğa “Korkma, düşme” gibi yönergeler yerine “Sana güveniyorum” şeklinde motivasyon kelimeleri kullanmalı
    Çocuğun tökezlemesi ya da düşmesi halinde “Çok mu acıdı” şeklinde yaklaşmak yerine “Hoop aaa küçük bir kaza oldu, ver elini kalk bakalım” şeklinde yaklaşmalı
    Çocuk yürümek kadar düşmenin de doğal olduğunu anlamalı
    Çocuk yürürken vücudunun herhangi bir yeri masaya, sehpaya çarparsa anne baba “Ah pis masa çocuğumun bağını acıttın” diyerek tepki vermemeli.

  • Çocuklarda gelişim değerlendirmesi nasıl yapılır

    İster sağlıklı olsun isterse gelişim sorunu olsun, çocukları gelişimsel olarak izlemlemek ve değerlendirmek önemlidir. Anne babaların gözünden kaçan detaylar, bazen gelişimsel olarak önemli olabiliyor. Çocuğun gelişimsel olarak yaşıtlarından geride ya da ileride olma durumunda, çocuk kadar anne babanın da yönlendirilmesi ve onlara doğru rehberlik yapılması gerekmektedir.

    Bu amaçla uygulanan gelişim testleri bulunmaktadır. Bir çocuğa gelişim testi uygulamak için, gelişimsel olarak risk altında olma zorunluluğu yoktur. Genel gelişim durumunu takip etmek, kazanmış olduğu bilgi ve beceri düzeyini belirlemek adına da gelişim testi yapılabilir.

    Ancak gelişim testi ile zeka testi birbirine karıştırılmamalıdır. Gelişim testi doğum sonrasında ve onu izleyen süreçlerde uygulanabilir, ancak zeka testinin yapılabilmesi için çocuğun 6 yaşını doldurmuş olması gerekmektedir.

    Gelişim testinde çocuklar 5 ana gelişim alanında değerlendirilir.

    Zihinsel gelişim
    Sosyal- duygusal gelişim
    Motor gelişim
    Dil gelişimi
    Özbakım gelişimi

    Özbakım gelişimi ile ilgili maddeler çocuğun anne ya da babasına sorularak doldurulmaya çalışılır, ancak diğer gelişim alanlarında çocukla birebir uygulama yapılır.

    Bu uygulama sırasında önce çocuğun takvim yaşı gün/ay/yıl olarak hesaplanır ve bu aralıkta ondan beklenen becerileri yapıp yapamadığı test edilir.

    Uygulama sırasında testi yapan kişi çocuğa tardım etmez, onu yönlendirmez. Sadece soruları sorar ya da yönergeleri vererek çocuğun bu yönergeler uygun davranıp davranmadığını gözlemler.

    Tercihen test sırasında anne ya da babadan biri içeri alınmaz. Çünkü anne babalar çocuklara sorulan sorulara onlardan önce cevap verme ya da cevabı bulması konusunda çocuğa yardımcı olma eğiliminde bulunmaktadırlar.

    Ancak çocuk kaygılı ise ve bu kaygı düzeyi test performansını etkileyecekse anne ya da babadan birisi içeri alınabilir. Anne babaya çocuğun cevapların aya da sessiz kalışlarına müdahale etmemelri, doğru cevap verdiğinde alkışlamamaları tembih edilir. Anne baba çocukla göz teması kuramayacakları bir düzende oturtulur.

    Gelişim testinde amaç, çocuğun kendi yaş aralığı içinde kendisinden beklenen becerilere sahip olup olmadığını belirlemek olduğu için, test ileri aşamalara götürülmez. Örneğin 4 yaşındaki bir çocuğa gelişim testi uygulanıyorsa ve çocuk 4 yaş becerilerinin hepsinde başarılı ise, 5-6 yaş düzeyi sorular sorularak yaşıtlarında ne kadar ileride bir gelişime sahip olduğu konusunda yargıya varılmaz.

    Eğer anne baba çocuklarının yaşıtlarından daha ileride bir gelişime sahip olduğunu düşünüyorsa, bunun için 6 yaşını beklemeli ve zeka testi yaptırmalıdır.

    Gelişim testi sonucunda eğer çocukta bir ya da birkaç gelişim alanında yaşıtlarında geride olma durumu tespit edilirse, detaylı bir gelişim taraması için farklı alanlara da yönlendirilebilir.

    Örneğin, tüm gelişim alanlarında yaşıtlarının düzeyinde fakat dil gelişim alanında geride çıkan bir çocuk, işitme taraması yapılması adına odyolojiye yönlendirilebilir.

    Ya da fiziksel gelişim alanında kendisinden beklenen becerileri sergileyemeyen bir çocuk, detaylı tarama için ortopediye yönlendirilebilir.

    Gelişim testi 6 ayda bir tekrarlanabilir. Test sonucuna göre çocuk gelişim takibine alınmışsa, her ay test tekrarlanmaz ama her ay kontrol sırasında hangi becerileri kazandığı, gelişim hızı takip edilir. Gerekli görülürse aileye ev destek programı hazırlanır.

  • Üstün yetenekli çocukların gelişim özellikleri nelerdir ?

    ÜSTÜN YETENEKLİ ÇOCUKLARIN GELİŞİM ÖZELLİKLERİ NELERDİR?

    Üstün yetenekli çocukların belirlenmesi ve sonrasında takibi ile doğru şekilde yönlendirilmesi önem taşımaktadır. Birçok aile çocuğunun üstün yetenekli olduğundan şüphe etmekte, fakat bundan emin olamamaktadır. Her yaş grubu için de zeka testi uygulama şansı bulunmadığından, üstün yetenekli çocuklara ait belirleyici özellikleri bilmek bu anlamda ailelerin bakış açısını etkileyecektir.

    Üstün yetenekli çocukların gelişim alanlarına göre özellikleri şu şekilde sıralanabilir.

    FİZİKSEL GELİŞİM ÖZELLİKLERİ

    Fiziksel gelişimi yaşıtlarına göre daha iyidir.

    Çok enerjiktir.

    Hareketlidir.

    Bebeklik döneminde fazla uyumazdı.

    Duyu organları hassastır.

    Giysilerdeki etiketlerden rahatsız olur ve kestirir.

    Gürültüden hoşlanmaz.

    İki ayrı marka meyve suyunu tadından ayırt edebilir.

    Kuvvetlidir.

    Ağrı ve acıya aşırı tepki verir.

    Erken yürür.

    ZİHİNSEL GELİŞİM

    Çabuk ve kolay öğrenir.

    Yeni ve farklı bilgiler öğrenmeye heveslidir.

    Çok soru sorar

    Soyut kavramlara ilgi duyar.

    Meraklıdır

    Diğer çocukların ilgi duymadığı farklı alanlara ilgi duyar(bilim,siyaset vb.)

    Hafızası kuvvetlidir.

    Pratik zekası gelişmiştir.

    Hayal gücü kuvvetlidir.

    6 yaşından önce okuma-yazma öğrenmiştir.

    Farklı ve olağandışı fikirleri vardır.

    Öğrenmiş olduğu bilgileri gerekli ortamda kullanır, transfer eder.

    Hızlı düşünür ve konuşur ama kasları aynı hızda olmadığı için yazı yazmayı sevmez.

    SOSYAL GELİŞİM

    Kendisinden 2-3 yaş büyük çocuklar ve yetişkinler ile oynamayı tercih eder.

    Yaşıtları ile oynamayı tercih etmez.

    Lider önemliği vardır.

    Espri yeteneği gelişmiştir.

    Empati yeteneği gelişmiştir.

    Arkadaşlık kurmakta zorlanır.

    Başkalarından emir, yönerge almaktan hoşlanmaz.

    Yeni ve değişik durumlara uyum sağlar.

    Yaratıcıdır.

    DİL GELİŞİM ÖZELLİKLERİ

    Kelime hazinesi geniştir.

    Kelimeleri anlamına uygun ve yerinde kullanır.

    Konuşmalarında mecaz anlamdaki kelimeleri ve deyimleri kullanır.

    Konuşmalarında “lütfen-teşekkür ederim vb”nezaket sözcüklerini kullanır.

    Akıcı konuşur

    Kendini rahat ifade eder.

    KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ

    Bağımsızlık duygusu gelişmiştir.

    Yüksek amaç ve iradelere sahiptir.

    Kaderci değildir

    Hayatındaki olayları denetim altına alarak kontrol edebileceğine inanır.

    Duygusaldır.

    Haksızlığa tahammülü yoktur.

    Mükemmeliyetçidir.

    Özgüveni yüksektir.

    Çevreye, hayvanlara vb karşı duyarlıdır.

    Detaycıdır

    Eleştireldir

    Özeleştiri yapar

    Güçlükler karşısında kolay pes etmez

    Dış görünüşüne, giyinme, temizliğine dikkat eder.

    Tekdüze yaşamı sevmez.

    Hayali arkadaşı vardır.

    MÜZİK

    Ritm ve melodiye duyarlıdır.

    Orijinal besteler yapar.

    Müzik dinlemekten hoşlanır.

    Ritm ve tempoya göre dans eder.

    Melodi ve şarkıları kolay hatırlar.

    Müzik aleti kullanmaya isteklidir ya da kullanır

    DRAMA

    Jest ve mimiklerini etkili bir şekilde kullanır.

    Rol yapma ,canlandırma,taklit yetenekleri vardır.

    Orijinal oyunlar yazar ve oynar.

    SANAT

    Nesneleri ayrıntılı olarak hatırlar ve çizer.

    Resimlerinde derinlik, perspektif özelikleri vardır.

    Farklı malzemeleri kullanarak resim yapmaktan hoşlanır.

    Resim, heykel sergilerini kavrar.

  • Çocuğum neden konuşmuyor

    ÇOCUĞUM NEDEN KONUŞMUYOR

    Bazı çocuklar yaşıtlarına kıyasla daha geç konuşmaya başlayabiliyor. Bu, her zaman konuşma bozukluğu sorunu veya ciddi bir sorun olduğu anlamına gelmiyor. Ancak, onu iyi gözlemlemeli ve ciddi sorun olasılığını düşündüren durum fark ettiğinizde de hemen bir uzmana başvurmalısınız.

    Eğer çocuğunuzda aşağıdaki bulgulardan bir ya da birkaç tanesi varsa, bir uzmandan destek almanızda fayda olacaktır.

    Çocuğun işaret ve diğer iletişim biçimleri normal değilse

    Yaşı gelmiş olmasına rağmen halen yeterli kelime sayısı yoksa

    Kelimeler ile cümleler oluşturamıyorsa

    Sizi tam duyduğundan emin değilseniz

    Çocukta ek bir fiziksel, gelişimsel sorun varsa

    Anlaşılmaz sesler çıkarıyorsa

    Çevresine karşı isteksiz ve ilgisizse

    Yeni ortam ve durumlara uyum sağlamakta güçlük çekiyorsa

    Yalnız kalmayı tercih ediyorsa

    İsteklerini öfkeli davranışlarla anlatmaya çalışıyorsa

    Çocukların geç konuşma nedenleri ne olabilir?

    Gelişim geriliği

    Otizm

    Atipik otizm

    İşitme sorunu

    Kulakta sıvı birikmesi

    Görme sorunu

    Sık havale ve epilepsi geçirme

    Yaygın gelişimsel gerilik

    Kronik depresyon

    Çocukluk çağı psikozları

    Geç konuşmaya yol açan diğer etkenler

    Yalnız kalma: İnsanlarla fazla bir arada kalmayan, kendi haline bırakılan, onunla fazla konuşulmayan çocuklar geç konuşabilir.

    Televizyon izleme: Özellikle 0-3 yaş döneminde televizyon izleyen çocuklarda dış dünyadan kopma, kendi halinde olma eğilimi, insanlardan ve insanlar arası ilişkilerden uzaklaşma, nesneler ile daha fazla ilgilenme, duygusal alışverişten vazgeçme, konuşmama, yaşıtları ile ilgilenmeme, seslenince bakmama gibi durumlar gözlenebilir.

    Evde model alacak kişilerin azlığı: Bunun yanı sıra evde kullanılan dilin niteliğinin bozuk olması da çocuğun konuşma gelişimini etkiler.

    Çocuğun içe kapanık olması: İçe kapalı kişilik yapısı ya da kaza benzeri durumlar sonrası yaşanan şoklar da çocukların konuşma yaşını etkileyebilir.

    Kardeş kıskançlığı: Kardeşi olan çocuklar kendilerine ilgi gösterilmediğini düşünüp konuşmayarak tepki verebilirler.

    Ailevi faktör: Ailede iki dil kullanıldığı durumlarda çocuklar geç konuşabilirler.

    Çocuğunuzun konuşma gelişimini hızlandırmak neler yapmalısınız?

    Çocuğunuza sevgi ve ilgi gösterin, sık sık konuşun onunla.

    Ona hitap ederken tane tane ve düzgün konuşun.

    Sık sık soru sorun.

    Çocuğunuz bazı sözcükleri akıcı söyleyemediğinde sabırlı davranın, ona baskı uygulamayın.

    Daha ilk hece ve sesleri çıkartmaya başladığında, söylediği sesleri ona tekrarlatın.

    Onu insanlar arasında bulundurun, fazla kendi başına kalmasına izin vermeyin.

    Mümkün olduğunca yaşıtlarıyla oyun oynamasını sağlayın.

    Bir nesneyi eline aldığında onunla ilgili ona bir şeyler anlatın.

    Özellikle 0-3 yaş döneminde mümkün olduğunca televizyon izlettirmeyin. Eğer bebek ya da çocuk kanalı izliyorsa, gördükleri hakkında açıklama yapın.

    Onun işaretle gösterip de istediklerini hemen yerine getirmek yerine konuşarak yönlendirin, anlatmasını sağlayın.

    Ona kitap okuyun, masal anlatın, ninni söyleyin.

    Size bir şey söylediğinde karşılık verin.

    Onunla yaratıcı oyunlar oynayın.

    Sağlıklı beslenmesine, yeterli uyku uyumasına özen gösterin.

    Kreş için gelişimsel olarak hazır olduğunda mutlaka gönderin

    Onu başka çocuklarla kıyaslamayın

    Onun yanında konuşamamasından duyduğunuz endişeyi dile getirmeyin

    Konuşamadığı için onu suçlamayın, eleştirmeyin

  • Otizm    (yaygın gelişimsel bozukluk)

    Otizm (yaygın gelişimsel bozukluk)

    Uluslar arası alanda otizm ve yaygın gelişimsel bozukluk terimleri birbirinin yerine kullanılmaktadır. Otizm ileri düzeyde ve karmaşık bir gelişimsel yetersizlik çeşididir. Doğuştan var olabildiği gibi üç yaşına kadar olan dönemde de ortaya çıkabilir.

    Otizmin nörolojik sebeplerden kaynaklandığı sanılmaktadır ancak bu konuda net bir bilimsel gösterge bulunmamaktadır.
    Otizm bir ruh hastalığı değildir.
    Otizmin anne-babaların kişilik özellikleriyle ya da çocuk yetiştirme biçimleriyle ilişkili olmadığı artık bilinmektedir. Otizmin genetik olduğu yönünde bulgular vardır ancak bununla ilgili gen ya da genler çok yakın zamana kadar belirlenmiş değildir.
    Otizm yaklaşık her 500 çocuktan birinde görülmektedir. Erkeklerde görülme sıklığı, kızlardan dört kat fazladır; ancak kızlarda daha ileri düzeyde seyrettiği görülmektedir.

    Otizm beş alt gruba ayrılmaktadır:

    1.Otizm
    2.Asperger sendromu.
    3.Çocukluk disintegratif bozukluğu
    4.Rett sendromu
    5.Atipik otizm

    1.OTİZM:

    Üç yaşından önce başladığı kabul edilmektedir. Sosyal etkileşimde önemli yetersizlikler, iletişim ve oyunda yetersizlikler,çeşitli takıntılarla kendini gösteriri.

    2.ASPERGER SENDROMU:

    Sosyal etkileşimde yetersizlik ve çeşitli takıntılar görülür ancak otizmden farklı olarak dil ve zihin gelişiminde geriliklere rastlanmaz. Sözcük dağarcıkları ve dilbilgisi gelişimleri genelde iyidir ancak; çoğunda denge ve devinsel eşgüdüm sorunları gözlenir.

    3.ÇOCUKLUK DİSİNTEGRATİF BOZUKLUĞU:

    Çok seyrek rastlanan bir kategoridir. Bu tanıyı alan çocuklar yaşamının en az ilk iki yılında normal gelişim gösterirler. Bozukluğun başlamasıyla, daha önce kazanılmış beceriler hızla kaybedilir ve otizm için belirtilen özellikler kendini gösterir. Zihinsel becerileri ileri düzeyde zihin özürlü düzeyine kadar geriler.
    Bu tanıyı alan çocuklar birkaç yıl içerisinde, otizm tanısı alan çocuklarla benzer özellikleri paylaşır duruma gelirler.

    4.RETT SENDROMU:

    En az beş ay normal gelişim gösteren çocuklarda görülür ve yalnızca kız çocuklarında ortaya çıkan genetik bir bozukluktur. Sendromun başlamasıyla birlikte baş büyümesi yavaşlar, el becerileri yitirilir, takıntılı el hareketleri başlar. Zamanla tüm devinsel beceriler geriler ve denge bozukluğu ortaya çıkar. Rett sendromu, otistik bozukluklar içinde, genetik temeli tam olarak belirlenmiş olan tek kategoridir.

    5.ATİPİK OTİZM:

    Otizm için belirtilen üç alandan yalnızca birinde yetersizlik olduğunda ve diğer otizm türlerinin hiç birinin ölçütleri karşılanmadığında konan tanıdır.

    BELİRTİLER VE ÖZELLİKLER

    Otistik bireylerde, pek çok özellik, farklı düzeylerde görülür:

    1.SOSYAL ETKİLEŞİMDE YETERSİZLİK:

    • Göz kontağında sınırlılık
    • Ortak ilgide sınırlılık; başkasının işaret ettiği yere bakmama..
    • Başkalarının yaptıklarına karşı ilgisizlik; seslenildiğinde duymuyormuş gibi davranmak,
    • Diğer çocuklarla etkileşmede isteksizlik; yaşıtları ya da kardeşleriyle etkileşimde bulunmamak
    • Yalnızlığı yeğlemek;
    • Başkalarının duygularını anlamada yetersizlik; sevinç, üzüntü, kızgınlık gibi duygulara tepkisizlik.

    2.İLETİŞİM VE OYUNDA YETERSİZLİK

    • Dil ve iletişim sorunları: konuşma zorluğu, sıra dışı konuşma, gereksinimlerini ifade edememek.
    • Vücut dili kullanımda sınırlılık; jest ve mimiklerini kullanamama.
    • Hayali oyunda gerilik: sembolik ve işlevsel oyunları hiç oynamamak yada yaşıtlarından daha beceriksizce oynamak.

    3.TAKINTILAR:

    • Nesne takıntıları: nesneleri döndürüp seyretmek, seslerini dinlemek, sıraya dizmek, yalamak, koklamak vs.
    • Hareket takıntıları: el çırpma, sallanma, koşma, zıplama, dönme vs. davranışları uzun süreli yapma.
    • İlgi takıntıları: bir ya da birkaç sıra dışı konuyla sürekli ilgilenmek; uçaklar arabalar vs.
    • Düzen takıntıları; okula her zaman aynı yoldan gitmek, yemeği hep aynı tabaktan yemek, aynı giysiyi giymek.

    4.DİĞER BELİRTİLER:

    • Bazı duyularda aşırı duyarlılık; belli seslerden aşırı derecede rahatsızlık
    • Acıya karşı duyarsızlık; düşme, çarpma, yaralanma durumlarında tepki göstermemek
    • Uygun olmayan gülmeler kıkırdamalar; nedeni belli olmayan uzun süreli gülmeler
    • Kendine ya da çevreye yönelik saldırganlık
    • Öfke nöbetleri; aniden başlayan hırçınlıklar
    • Aşırı hareketlilik ya da hareketsizlik;
    • Tehlikelere karşı duyarsızlık;
    • Kas gelişiminde tutarsızlık; bazı becerilerde diğer becerilere göre daha ileri yada geri de olmak.

    ÖZELLİKLER:

    • Üstün yetenekler yaygın değildir; %10 unda üstün yeteneklere rastlanır.
    • Zekâ geriliği yaygındır, %80 inde zekâ geriliği görülür.
    • Nörolojik sorunlara sık rastlanır; yaklaşık üçte birinde sıklığı ve şiddeti değişen havaleler görülür.

    DİL GELİŞİMİ VE İLETİŞİM ÖZELLİKLERİ

    • İletişim ile ilgili iki alanda, ortak ilgi ve sembol kullanmada yetersizlik görülür.
    • Yarısına yakını hiç konuşmaz.
    • Sözel dil becerileri, genellikle sözel olmayan dil becerilerinden daha geridir.
    • Sözcükleri anlamlarıyla kullanmada, kişi zamirlerini kullanmada sorunlar görülür.
    • Konuşmada monotonluk ve didaktiklik dikkat çeker.
    • Papağan konuşmasına sık rastlanır.
    • Karşılıklı konuşmada sorunlar görülür.

  • Gelişim ve gelişim ilkeleri

    GELİŞİM VE GELİŞİM İLKELERİ

    Gelişim; Kişinin döllenmeden başlayarak bedensel, zihinsel, dil, duygusal ve sosyal yönden (büyüme, olgunlaşma ve öğrenmenin etkileşimiyle) son aşamasına ulaşıncaya kadar sürekli ilerleme kaydeden değişimidir. Örneğin; çocuk kas ve kemikleri yeterli olgunluğa erişip, tırmanmasını öğrendiğinde ağaca tırmanabilir. (hareket gelişimi) Gelişim kavramı çoğumuz tarafından büyüme kavramı ile karıştırılmaktadır. İkisi birbirine bağımlı ancak farklı kavramlardır. Gelişim bireyin; öğrenmesi, anlaması, duyması, konuşması, etrafıyla ve kendisiyle ilişkileri, yürümesi, el kol hareketleri, oyunları gibi özelliklerini kapsar, büyüme ise nicelik (sayı) olarak artışı ifade eder.

    Gelişim İlkeleri;

    1- Gelişim hem biyolojik faktörlerden hem de çevreden etkilenir.

    2- Gelişimde bireysel farklılıklar söz konusudur. Her birey benzer süreçleri farklı dönemlerde yaşayabilir.

    3- Gelişimde bir sıra vardır:

    4- Gelişim baştan ayağa doğrudur. Çocuk önce başını tutmayı sonra oturmayı ardından yürümeyi öğrenir.

    5- Gelişim içten dışa doğrudur. Çocuk önce nesneye uzanır, onu elleriyle kavrar daha sonra parmaklarını kullanmaya başlar.

    6- Gelişim genelden özele doğrudur. Çocuk önce büyük kas kontrolünü hada sonra küçük kas kontrolünü kazanır (önce ellerini kullanmayı daha sonra kalem tutmayı öğrenir)

    7- Gelişimin hızı her yaşda aynı değildir.

    8- Gelişim tüm alanlarıyla bir bütündür. Herhangi bir gelişim alanının aksaması diğer alanlarıda olumsuz etkileyebilir.

    9- Gelişim devamlılık gösteririr, yaşam boyu devam eder.

    www.gelisimselpediatri.com