Etiket: Geç

  • 6 aylık bebek gelişimi

    6. Ayın Sonunda Bebeğin Neler Yapabilir? Ayın sonu geldi! 6 aylık bebek neler yapar diye soruyorsan, işte cevaplarımız:

    Yüzü koyun yatarken elleri ile güç alarak oturabilir.
    Küçük cisimleri parmağı ile ya da baş parmağı ile yakalayabilir.
    Tekrar eden heceleri birleştirerek baba, mama, dede gibi kelimeleri rahatlıkla söyleyebilir.
    Bir elinden diğerine bir nesneyi geçirebilir. Ulaşamayacağı bir yerdeki oyuncağı almaya çalışabilir.
    Yastık desteği gibi desteklerle destekli olarak oturmaya başlar. Birisine veya bir eşyaya tutunabilir.
    Düşürdüğü ya da attığı oyuncağın arkasından bir süre bakabilir.
    Yüzüstündeyken bir an sırt üstüne dönebilir. Yuvarlanmaktan çok hoşlanır.
    Ayak parmaklarıyla oynayabilir.
    Tanıdığı kişilere gülücükler saçarak onlarla oyunlar oynayabilir.
    Sesinin tonunun ne anlama geldiğini anlayabilir.
    Başını bağımsız bir şekilde her yöne çevirebilir.
    Düşürdüğü ya da fırlattığı oyuncağın ona geri verilmesini ister.
    Yüzünle oynamaktan saç çekmekten hoşlanır.
    Henüz konuşmasa bile anne, baba ve biberon gibi önemli sözcükleri tanır.
    Not: Bazı bebekler bu gelişim aşamalarından birkaçına erişemeyebilir. Konu ile ilgili endişen varsa mutlaka doktoruna danışmalısın. Ayrıca prematüre bebekler bu aşamalara aynı doğum yaşındaki bebeklere göre daha geç ulaşırlar.

    6. Aylık Bebeğin Gelişimi için Neler Yapılır? Bebeğinin gelişimi için neler yapabileceğine dair birkaç önerimiz var.

    Bebeğinin 6 aylık bebek fiziksel gelişimine katkı sağlamak için, onu destekli bir şekilde oturtabilirsin.
    Burun, göz, elleri gibi uzuvlarını göstererek “Bak burun, işte ayakların” gibi kısa cümlelerle hem uzuvlarını öğretebilir hem de anlamasını sağlayabilirsin.
    Çok sevdiği bir oyuncağı onun görebileceği şekilde saklayarak bulmasını sağlayabilirsin.
    Ona resimler göstererek “bak anne, bak baba, bak dede” gibi kısa cümlelerle insanları tanıtabilirsin.
    Öneri: Bebeğinin İlk Dişini Kutlamaya Ne Dersin?

    Bu ay bebeğin ilk dişini çıkarıyor olabilir ve sen de bu dişi kutlamayı düşünebilirsin. Bu yüzden sana önerebileceğimiz etkinlik: Diş buğdayı kutlaması! Bebeğinin dişlerinin buğday gibi güçlü ve güzel olması için düzenlenen bu etkinliği yapmayı düşünüyorsan, hazırlıklar başlasın!

    6 Aylık Bebeğin Beslenmesi Altıncı ayda bebeğin ek gıdaya hazır. Bu ayda anne sütü ile vermeye devam etmelisin ama yavaş yavaş ek gıdalara da başlayabilirsin.

    Peki, Bebeğimin İlk Gıdası Ne Olmalı?İşte bebeğini ek gıda ile tanıştırmak üzere olan her annenin sorusu! İlk gıda ne olmalı? Bebeğe verilebilecek ilk gıdalar;

    Muhallebi

    Bebek ekmeği
    Kabak (bal kabağı da yeşil kabak da olabilir)
    Tatlı patates
    Havuç
    Ev yapımı yoğurt ya da kefir
    Elma, muz, şeftali, armut püresi
    Yağsız kuzu eti/ kıyma
    Tüm bu gıdalar bebekler tarafından seviliyor. Peki, 6 aylık bebek beslenmesi nasıl olmalı? Nelere dikkat etmeli, hangi besinleri tercih etmelisin?

    Bebeğini önce pirinç, arpa ve yulaf ile tanıştırmalısın. Daha sonra sebzelere geçmelisin. Eğer bu arada muz, elma ya da şeftali püresine geçersen, bebeğine sebzeleri veya daha az tatlı gıdaları yedirmekte zorlanabilirsin.

    Kıvam olarak ise 7. aya kadar yumuşak tutmaya dikkat etmelisin. Bebek büyüdükçe kıvamı koyulaştırabilirsin.
    Bu gıdaları birbiriyle nasıl kullanabileceğine dair 6. ay bebek beslenme listesine ekleyebileceğin birkaç öneri hazırladık.

    Pirinç Gevreği: Kolayca inceltilebildiği ve sindirildiği için ek gıda olarak sen de bunu denemelisin. Bu gıdayı, yoğurt, anne sütü ve su ile karıştırabilirsin. Fakat muz, elma gibi tatlı gıdalar ile karıştırmamalısın.
    Tatlandırılmamış Yoğurt veya Kefir: Bebeğinin ilk ek gıdaya daha kolay alışması için, süte daha yakın bir tat olan yoğurt veya kefiri deneyebilirsin. Tabii şeker ile tatlandırılmamış olmasına dikkat etmelisin. Hatta fikrimi sorarsan, yoğurdunu kendin yapmalısın. Bu hem bebeğinin hem de senin sağlığın için daha yararlı. Üstelik artık “aman tutturamadım” gibi bir derdin de yok! Çünkü piyasada kolayca yoğurt yapabileceğin yoğurt makinesi alarak bebeğine rahatlıkla kendi yaptığın yoğurdu yedirebilirsin.
    Tatlı Gıda: Anne sütü veya mama ile karıştırılmış muz veya elma püresine her bebek bayılır. Bu ilk gıda başta işini kolaylaştıracak fakat sonra daha az tatlı gıda vermeni zorlaştıracağı için ilk gıdalardan sonra vermeni tavsiye ediyoruz.
    Sebzeler: Sebzeleri mutlaka tatlı gıdalardan önce bebeğine vermen gerekir. Yoğurda göre daha az sevecek, buna hazır olmalısın. O nedenle tatlı patates ve havuç gibi besinlerle başlayarak sonra yeşil fasulye ve bezelyeye geçebilirsin.

    Bebeğimin Gıda Alerjisi Olduğunu Nasıl Anlarım?

    Bebeğine ilk gıdaları sürekli farklı bir gıdayı deneyerek değil, 3 gün üst üste aynı gıdayı vererek denemelisin. Böylece alerjik reaksiyon gösterip göstermediğini anlayabilirsin. Eğer tepki gösteriyorsa bir hafta bekleyip tekrar denemelisin. Aynı tepki 2 ya da 2’ den fazla gösteriyorsa bebeğinin alerjik reaksiyonu olabilir, bu konuda mutlaka doktoruna danışmalısın.

    Eğer her gıda için reaksiyon gösteriyorsa belki ek gıda için erken davranmışsındır. Bunun için de mutlaka doktoruna danışarak ek gıdayı önündeki aylara bırakabilirsin. Bal mı? Asla!

    Bebeğin için kesinlikle yasak olan ne var diye sorarsan bal cevabını alırsın. İçeriğindeki Clostridium Botulinum denen bakterinin bebeklerde hastalık riski taşıdığı bilinmektedir. Yetişkinlere zararsız olsa bile bebeğin 1 yaşına gelene kadar hem gereksiz kalori almaması hem de hastalık riski taşımaması için baldan uzak duruyorsun. Bir parça bile olmaz!

    Bunun yanında inek sütü, domates, yumurta akı, portakal suyu gibi alerjik reaksiyon göstereceği gıdaları 1 yaşına kadar vermeni önermiyoruz. 6 aylık bebek vücudunda kızarıklık gibi bir sorununun olmasını istemeyiz. Ayrıca 1 yaşına kadar yemeklerine tuz da eklememelisin. Bu konuda farklı düşünüyorsan doktoruna danışabilirsin.

    Ve güzel bir haber! Bebeğinin elleri artık daha güçlü olduğu için 6 aylık bebek aktiviteleri de çoğalmaya başlıyor.soruna hoşuna gidecek bir cevabımız var! Bu ay artık bebeğinin cisimleri kavrama yeteneği daha iyi olduğu için biberonu veya bebek bardağını kendi tutabilir ve kaldırabilir. Üstelik bunu yaparken ne kadar mutlu olacağını gördüğünde sen de bebeğinin keyfini mutlulukla izleyemeye bayılacaksın.

    Tamam, bebeğin kendi tutabilir ve kavrayabilir dedik ama ilk biberon denemesinde hemen harikalar yaratacağını düşünme lütfen. İlk başlarda çenesinden akacak, etrafa dökecek ve üzerini kirletecek. Ama unutma deneyerek öğrenmek en güzeli.

    Yalnız biberonu sadece mama sandalyesinde vermeye dikkat etmelisin. Henüz yatar vaziyette biberon içmek için daha küçük… Ayrıca biberonunun iki elle kavrayacağı büyüklükte de olmasına özen göstermelisin.

    Bardak ya da Fincan Kullanmaya Ne Zaman Başlanmalı?

    Biberondan sonraki adım ise, bardak veya fincan olacak. Fakat bebeğinin biberondan bardak veya fincana geçmesi için mutlaka oturabilmesi gerekiyor ya da mama sandalyesini kullandırmaya başlamalısın. Ayrıca, bebeğinin bardak ya da fincanla yaptığı hareketler, 6 aylık bebek davranışları hakkında da bilgi edinmeni ve bebeğindeki gelişimi görmeni sağlayabilir.

    İşte biberondan bardağa geçişe dair önerilerimiz:

    Çalkalandığında ya da yana yatırıldığında akmayan bir bardak almaya dikkat etmelisin.

    Ayrıca bebeğin bir şeylerin ses çıkarmasına bayıldığı için bardağını ya da biberonunu uçuşa geçirecektir. O nedenle fırlatıp atma ya da kazayla elinden düşürme riskine karşı kırılmaz bir ürün almaya dikkat etmelisin.

    İlk başlarda bebeğinin gırtlağından geçmesi gerekenden daha fazlası çenesinden aşağı akacağı için su geçirme ya da iyi emici bir mama önlüğü edinmelisin.
    Bebeğin senin elindeyken bardağı ya da fincanı kapmaya çalışacak. Çünkü onun işi bu. Denemesine izin ver, belki senin bebeğin tutmayı daha erken başarır ne dersin.
    Bebeğin birkaç kez denedikten sonra hala fincan ya da bardağı istemiyorsa önce ürünü değiştirmeyi denemeli, yeni ürünü de istemiyorsa bardağa geçmeyi bir iki ay ertelemesin.

    6 Aylık Bebeğin Uyku Düzeni

    Altıncı ayda bebeğinin 12 saati gece olmak üzere 14 saati geçebilen bir uyku düzeni tutturmuştur. Bu yönüyle, 6. ay bebek uykusu, senin hayatını da kolaylaştıracak şekilde bir düzene oturur. Ancak, bu düzenin oturması, bebeğine güven vererek onun uykuya çabuk bir şekilde geçme düzenini sağlamış olmanla ilişkilidir. Alıştırdıysan daha rahat bir döneme hazırsın. Eğer alıştırmadıysan hala geç değil, yanında olduğunu hissettirerek onu yavaş yavaş uyumaya bırakabilirsin.

    Geceleri Hala 2’den Fazla Uyanıyorsa Ne Yapmalıyım? Bebeğin hala geceleri 2’den fazla uyanıyorsa, bunun önüne geçmen için sana birkaç önerimiz var.

    Her uyandığında ya da ağladığında yanına giderek onu emzirmek, sallamak ya da ninni söylemek sana yardımcı olmayacak aksine sana bağımlı olma süresini uzatacaktır. Eğer bebeğin bir ya da iki kez uyanıyorsa onunla ilgilenmeyip kendi kendine uyumasını sağla.

    Üç ya da dört kez uyanıyorsa ilgiyi yavaş yavaş kesmeyi denemelisin. Mesela ağlamalarında yanına gidip onu beslemek yerine sırtına bir iki defa vurarak ya da kısa bir ninni söyleyerek yatışmasını sağlayabilirsin. Bu sana zalimce geliyor olabilir fakat değil.
    Yine de yufka yüreğin bunu yapmaya el vermeyecekse başka bir yol deneyebilirsin. Bir hafta boyunca bebeğinin uyanma saatlerini kaydedebilir ve o uyanmadan yarım saat öncesine alarmı kurup bebeğini uyandırarak her normal uyanma seansında ne yapıyorsan –altını değiştirme, sallama, besleme gibi- onu yapabilirsin. Buna sistematik uyandırma da denir. Böylece bebeğin ağlamaya başlamadan önce sen tekrar uyku moduna geçirmiş olacaksın. Bu metodun giderek süresini uzat ve daha sonra ise birer birer bunları azalt. Birkaç hafta sonra hepsini kaldırabilir ve bebeğindeki ağlama seanslarını bitirebilirsin.

    Erken Kalkan Bebekle Nasıl Baş Edilir?

    Bebeklerin işi erken kalkmaktır. Fakat bazı bebekler sabah saat 5:00’da uyanıyorsa o noktada isyan etmekte haklısın. Eğer baş edebiliyorsan ne mutlu, ama edemiyorsan, 6. ay bebek uyku düzenini sağlayabilmen için aşağıdaki önerilerimize bakabilirsin.

    Bebeğini belki de çok erken yatırıyorsundur. Bu geceden başlayarak her gece bebeğini 10 dakika geç yatırmaya başlayabilirsin. Bu toplamda 1 ya da 2 saat olana kadar her gece yapabilirsin.
    Gün ışığının içeri girmesine izin verme. Eğer gün ışığı odasına doluyor ya da oturduğun yerin gece lambaları direk bebeğinin gözüne gelecek vaziyetteyse odasının karanlık olmasını sağlamalısın. Eh bebeğine göz bandı takamayacağın için odasının perdesini karartıcı jaluziler ile destekleyebilirsin.
    Odasının penceresi sabah trafiğinin yoğun olduğu alana bakıyorsa imkanın varsa odasını değiştir, yoksa da sesi engelleyici bir formül bulmaya çalışmalısın.
    Gündüz uykularını azaltabilirsin. Gündüz uykularından her birini biraz kısaltabilir veya bir tanesini kaldırabilirsin. Tabii günün sonunda bitkin düşmesini sağlayacak kadar da abartmamalısın.
    Feryat figan ağlamıyorsa ilk yaygarasında yanına koşma. Hatta 5 dakika ile başlayarak her seferinde yanına gitme süresini uzatabilirsin.
    Eğer kahvaltı saati olarak 5:30’a alışmışsa o nedenle uyanıyor da olabilir. O halde kahvaltı için biraz beklemeli ve her seferinde kahvaltı saatini ileriye almalısın.

  • Çocuklarda Öfke Kontrolü Problemi

    Çocuklarda Öfke Kontrolü Problemi

    Hırçın ve öfke kontrol problemi olan çocuklar için ebeveynler neler yapabilir?Hırçın ve öfkelerini kontrol edemeyen çocuklarımız,bu davranışı rol model aldıkları ebeveynlerinden öğrendikleri için,ebeveynler olarak onlara bu anlamda olumlu model olmamız gerekiyor.Evde izlediğiniz şiddet içerikli tv programlarına dikkat etmeli,çocuk sinirlenip saldırganlık eylemine geçtiğinde mahruk bırakma yöntemiyle ketlenmeli,keyif aldığı aktivitelerden mahrum bırakılarak onunla bu durumu konuşup hatasını anlamasını sağlamalısınız.Bu yöntem mola yöntemine oldukça benzer bir yöntemdir.Yöntemi uygularken çocuk vurma,ısırma,tükürme,kırma gibi davranışlar sergileyecektir bu esnada dayak ve inatlaşma yoluna gidilmemeli,mümkün olduğunca sabırlı ve çelişkili tavırlar sergilemeden istikrarlı davranışlar göstermelisiniz.

    Çocuklarda özgüven duygusu nasıl gelişir?Çocuğun özgüveninin gelişmesinde anne babanın rolü oldukça büyüktür.Öncelikle;çocuğunuzu bir başka çocukla asla kıyaslamayın.Bu,kendisini değersiz hissetmesine neden olacaktır.Bunun yerine çocuğun önceden yapmış olduğu başarılı işler;onu teşvik etmede büyük önem taşır.Çocuğunuzun ilgi duyduğu alanlarda onu cesaretlendirin ki kendini böylece başarılı hissetsin.Mutlaka yaşına uygun,yapabileceği sorumluluklar verin.Sorumlulukları yerine getirirken onu destekleyin,sürekli takdir edin kendisini yeterli hissetsin.Sosyal aktiviteler,gruplar gibi değişik ortamlarda daha aktif olmasını sağlayın.Böylece uyum sağlama becerisinin olduğunun farkına varmış olacak ve kendisini önemli hissedecektir.Çocuğunuza suçlayıcı ve eleştirel yaklaşmayın,duygularınızı net bir şekilde ifade edin.Onu koşulsuz şartsız ne olursa olsun sevdiğinizi ve seveceğinizi hissettirin.

    Eleştirilen ve ihmal edilen çocuklarda ne gibi problemler ortaya çıkar?İhmal;yetersiz ilgi,iletişim azlığı,yetersiz bakım olarak tanımlanır.İhmal edilen cocuklarda ileriki yaşlarda düşük benlik saygısı gelişebilir.Şiddete eğilim,aşağılanma ve etrafındakileri aşağılama,aileye ve çevresindekilere olan güvenini kaybetme,kolaylıkla yalan söyleme,duygusunu belli edememe,aşırı saldırganlık veya aşırı içe dönüklük görülür.Sürekli olarak eleştirilen çocuklarda ise;kendine güven duygusu zamanla azalır,akabinde kendini yetersiz ve değersiz hissetme,içe kapanık,mutsuz,saldırganlık davranışlarıda eşlik eder.Çocuk,zamanla çevresindekilerle olumlu ilişkiler kuramaz.

    Mutlu bireyler yetiştirmek için ebeveynlere düşen görevler nelerdir?Mutlu bireyler yetiştirmek için,çocuğunuza koşulsuz şartsız inanın ve güvenin.Mükemmeliyetçilikten vazgeçin.Çocuk bu,tabii ki gözle görülür hatalar yapacak,bazı konularda eksik kalacak,başarısız olacak.Herşey tam,eksiksiz ve mükemmel olmak zorunda değil.Çocuğunuza gün içinde sıkça gülümseyin,sarılın onu her durumda koşulsuz sevdiğinizi ona belli edin.Yapıcı eleştirilerde bulunmaya özen gösterin.Olumsuz eleştiri yapacak olsanız bile,sevgi sözcükleriyle olumlu mesajlar verip eleştirinizi destekleyin.Çocuğunuzun duygusal güven ihtiyacını karşılayın,ona saygı gösterin.Her durumda size güvenebileceğini ona belli edin.En önemlisi çocuğunuza günde en az yarım saat ayırıp,bu süreyi kaliteli geçirmeye özen gösterin.Gün içinde ne yaptığıyla ilgili konuşarak,sevdiği bir etkinliği beraber yaparak zamanınızı bu yönde etkin kullanabilirsiniz.

    Çocuklara doğru sınır ve kural koyabilmenin önemi nedir,nasıl sınır ve kurallar koyulabilir?

    Öncelikle sınırlar çocuklara korundukları ve güven verildikleri duygusunu kazandırırlar.Aile içi kurallara saygıyı ve sorumluluk duygusunu öğretirler.Bu süreçte ebeveynin söyledikleri ile yaptıkları arasında çelişki ve tutarsızlık olmaması gerekiyor.Örneğin;çocuk bir görevi yerine getirmek istemiyor ve o an onu anne yapıyorsa çocuk o mesajı artık hep o şekilde algılayacaktır.”Tutar ve denge”bu hususta oldukça önemlidir.Yönergeler açık,net ve olumlu bir dille anlatılmalıdır.Çocuğun kendisini bir birey olarak ve herşeyden önemlisi değerli olarak görmesi sağlanmalıdır.Kuralları anlaşılır ve somut örneklerden yola çıkarak anlatmalısınız.Ve hiç unutulmaması gereken bir nokta var ki oda sözel övgülerdir.Kuralların gelişmesi adına sözel övgülerden yararlanmanız oldukça yararlı olacaktır.Çocuklara sınır ve kural koymak,çocuğun fiziksel,duygusal ve bilişsel olarak neler yapacağına dair bilgi sahibi olmalarıdır.Sınır ve kurallar kişilerarası problemlerin yaşanmamasında oldukça önemlidir.Çocuklara neyi yapıp,yapmayacakları konusunda farkındalık kazandırır.

    Sorumluluk eğitimi nasıl verilir?

    Sorumluluk eğitimi;uzun ve sabır isteyen bir süreçtir.Bu sürecin nitelikli geçmesi çok önemlidir.Bu süreçte yetişkinler tam olarak çocuktan ne istediğini açık bir dille anlatmalı,çocukta iç disiplini geliştirmeyi amaç edinmeli,aşırı baskı ve otoriteden,tehdit ve cezadan kaçınmalılardır.Bu çocuğun,birdaha sorumluluk almaya yönelik cesaretinin kırılmasına neden olur.Her sorumluluk davranışından sonra;teşvik ve ödül davranışını kullanmalılardır.Çocuğa bu hususta düşüncelerini ifade ederken içten olmalı,duygularını saklamamalılardır.Sorumluluk çocuğa hazır olduğu bir dönemde verilmeli ki çocuk başarısızlığında kendisini kötü hissetmesin.Çocuğa ev içinde küçük görevler verin ve olumlu sözcüklerle onu yüreklendirin.Çocuğunuz,verilen görevi yavaş yerine getirdiğinde ya da yapamadığında kendiniz görevi yerine getirmeyiniz.Aldığı sorumlulukları yerine getirmesi konusunda sabır göstermesi gerektiğini anlatan anılarınızı da onunla paylaşabilirsiniz.

    Çocuklarda mola yöntemi nasıl uygulanır?

    Çocuklarda mola yöntemi;çocuklara doğru mesajlar verir.Yanlış davranışı durdurur.Ancak mola yöntemini ceza olarak algılayıp uygulamak ne yazık ki oldukça kötü sonuçlar doğurmuştur.Öncelikle çocuğa bu yöntemin ne olduğu,neden ve hangi durumlarda uygulandığı uygun bir dille anlatılmalıdır.Çocuğa mola esnasında tavır yapmamak,kızgın bir yüz ifadesinin olmaması oldukça önemli bir noktadır.Çocuk molayı ceza olarak algılamamalıdır.Çocuğun olumsuz davranışının hemen sonrasında mola verilmeli ve sadece olumsuz davranışa odaklanılmalı.Moladan sonra çocuğunuza sevgi ile yaklaşın,iletişime açık olun ve onunla bu konuda konuşun.Bu sayede davranışlarını kontrol etmeyi,olaylar üzerine doğru düşünebilmeyi,neden-sonuç ilişkisi kurabilmeyi anlayacaktır.Mola yeri kapalı bir oda olmamalı,tv ve oyuncaklardan uzak sessiz bir köşe tercih edilmelidir.Amaç;çocuğun olumsuz davranışını anlamasıdır.

    2yaş sendromu nedir, neler yapılabilir?

    18 ve 42.ayda göstereceği gelişim,kazanacağı motor beceriler ve konuşmasının gelişmesiyle birlikte bebeğin çevresine bu dönemde bağımlılığı azalır.Bu dönemde;bebeğin yavaş yavaş ayrı bir birey olmaya ardından sosyalleşmeye başladığı anne babasının komutlarına karşı inatlaşıp,kendi istediklerini yapmak,bir yandan da ailenin bir parçası olduğu duygularını tattığı bir dönemdir.Önemli bir geçiş evresinde olan çocuk, özerklik ile kuşku ve utanç duyguları arasında çatışma yaşar,bağımsız olarak davranmak ister.Bu dönemde;çocuğun sağlıklı gelişimi için keşfetme çabası desteklenmelidir.”Hayır “kelimesini kullanmayın ve davranışlarını engellemeyin.Çocuğa karşı daha anlayışlı ve sabırlı davranın.Çocuğa gün içersinde enerjisini boşaltabileceği geniş oyun alanları,parklar,yürüyüşler düzenleyin.Yapılmasını istemediğiniz bir davranış sergilediğinde dikkatini başka yöne çekin.

    Çocukların paylaşmayı ögrenmeleri için hangi yöntemler izlenmelidir?

    Çocuk paylaşmayı deneyimleyerek ve yaşayarak öğrenir.Paylaşmayı sağlamak adına zorla tehditkâr tutumlar sergilemek baştan o davranışın olmaması demektir.Çocukla paylaşmaya yönelik 2 kişilik oyunlar oynayın.Oyun içi paylaşım kuralları geliştirin.Paylaşım konusunda çocuklara rol model olun,çocukların yaşıtlarıyla birarada bulunabileceği ortamlar sağlayın.Uygun yaşta yuva veya oyun grubu deneyimlerinin başlaması çocuğun paylaşmaya dair adımlar attığının en büyük kanıtıdır.

    Arkadaşlık kuramayan ve uyum problemi yaşayan çocuklara nasıl yaklaşılmalıdır?Arkadaşlık kuramayan ve uyum problemi yaşayan çocuklar, kendilerini sosyal ortamda gergin ve rahatsız hissederler.İletişim kurmak isterler ancak temkinli yaklaşırlar ve cesaret edemezler.Bu durumda çocuğa uyum problemi yaşadığı için çekingen ve utangaç olarak etiketlememeliyiz.Çocuğu bilmediği ortamlara,arkadaşlara karşı önceden hazırlayın.Kimlerle karşılaşacağını önceden bilsin,bu ona güven verecektir.Çocugunuz arkadaşlık kuramadığında ona zaman verin,zorlamayın ve ona kızmayın.Maruz bırakın,eve misafir davet edin.Bu hem güvenli bir ortamda yabancılık çekmemesine,hem de kişilerle iletişim kurarak uyum sorununu aşmasını sağlayacaktır.

    Çocuklarda dikkat eksikliği nasıl anlaşılır ve neler yapılması gerekir?

    Çocuklarda dikkat eksikliği;başladığı işi tamamlamada güçlük,eşyalarını unutma,anlatılanlara özen göstermeme,konsantre olamama,kolay hatalar yapma,önemli detaylara dikkat etmeme,bir işle uğraşırken diğer insanların ilgisini çekmeyen bir ses veya olay nedeniyle yapılan işin bırakılması,sık sık bir oyundan veya işten diğerine geçme olarak tanımlanır.Ebeveyn olarak ev içinde plan program belirleyin ve buna göre bir düzen oluşturun.İsteklerinizi açıkça göz kontağı kurarak,vurgulayarak, onun anlayıp anlamadığına emin olarak dile getirin.Talimatların anlaşıldığına emin olun.Çocuğunuza gün içinde belirli zaman dilimi ayırın ve bu zamanda birlikte kısa süreli puzzle yapın,hikayeler okuyun ve hikayeler üzerine konuşun.Tv ve bilgisayar süresini olabildiğince azaltın.Odaklanmayı öğretin.Sevdiği bir resme odaklanıp incelemesini isteyin daha sonra resim üzerine konuşun.Ve bu süreleri kısa tutmayı unutmayın.Çocuk huysuzlanıp yapmak istemezse oyun haline getirerek devam ettirmeye çalışın.

    Aşırı hoşgörülü tutumla yetiştirilen çocukların duygusal gelişimleri nasıl olur?

    Yetersiz sosyal gelişim sonucu;arkadaşları arasında kabul görmeyen,dışlanan bireyler olurlar.Nadiren başkalarına saygı duymayı öğrenir ve kendi davranışlarını kontrolde zorlanırlar.Okula uyum sağlayamayan,evde anne babasını yönetmeye çalışan doyumsuz,bencil,kendine güveni olmayan diğer kişilere aşırı bağımlı bireyler haline gelebilirler.

    Koruyucu tutumla yetiştirilen çocukların duygusal gelişimleri nasıl olur?

    Her sorun anne baba tarafından çözülmüş,çocuk bunları yaşama ve öğrenme fırsatı bulamamıştır.Toplumsal gelişimi engellenmiştir ve bu da çocuğun arkadaşlık ilişkilerini olumsuz etkilemiş dışlanmasına neden olmuştur.Aşırı bağımlı,pasif,beceriksiz ve özgüvensizdirler.Kendilerini ve hayatı tanıyamazlar.

    Otoriter tutumla yetiştirilen çocukların duygusal gelişimleri nasıl olur?

    Akranlarına kıyasla sosyal ve iletişim becerileri zayıf olduğu görülür.Özgüvenleri hemen hemen yok gibidir.Sürekli eleştirildiği için aşağılık duyguları geliştirebilirler.Çekingen,herşeyden kolay etkilenen,huysuz ve aşırı hassas yapıları vardır.Boyun eğici ya da tam tersi isyankarda olabilirler.

    Çocuklarımıza empati ve merhamet duygularını nasıl aşılayabiliriz?

    Empati toplum olarak en çok geliştirmemiz gereken,en ihtiyaç duyduğumuz yeteneklerimizdendir.Ayrıca çocuklarımızın hayat başarısını da empati yeteneği belirler.Empatik düşünen cocuklar,çevrelerinde olanları farkedip daha iyi yorumlayabilirler.Çocuklarınızı kendi hisleri ve sizin hisleriniz hakkında konuşması için cesaretlendirin ve onun hislerinin,ne düşündüğünün önemini ona anlatın.Diğer insanlara karşı nazik olmasını ve saygı göstermesi gerektiğini ona sürekli anlatın.Başkalarının ne hissedebileceği,duygularının önemini ona sık sık vurgulayın.Başkalarına,zor durumda kalanlara çocuğunuzla birlikte yardım edin.En önemlisi çocuğa tüm duyguları yaşaması için fırsat verin, onlarla da baş etmeyi ögrenebilsin.

    Okula uyum sürecinde çocuklara yaklaşımımız nasıl olmalıdır?

    1.dönem hırçınlık dönemi;1-2 hafta kadar sürer.çocuk olumsuz ve huysuz davranır,ağlar.Bu dönemde çocukla tartışmayın,fazlasıyla onunla ilgilenin, dinleyin ve endişelerini anlayın.Kesinlikle okula devamsızlığa izin vermeyin. 2.dönem;durgunluk dönemi,1 hafta sürer.çocuğunuz bu dönemde size karşı umursamaz olur,kısa ve kaçamak cevaplar verir.Üstüne gitmeyin sorunuza cevap alamazsanız üzülmeyin,bilin ki buda geçici bir süreçtir.3.dönem;uyum dönemi.Artık çoğunlukla herşey yolundadır.Bu dönemde,okul hakkında yanlış ve abartılı bilgiler verilmemelidir.okula gidiş tüm aile bireyleri tarafından desteklenmelidir, tutarlı olunmalıdır.Devamsızlık yapılmaması karşılığında ona küçük ödüller sunulabilir.Şunu unutmayın okula alışmayan çocuk yoktur, okula alışmayan anne baba vardır.Kararlı olursanız cocuğunuzun okula alışma süresi çok daha kısa olur.

    Çocuk eğitimindeki en büyük 8 hata nedir?

    Çocuğu başka çocuklarla kıyaslama yapmak,bir dediğini iki etmemek,başkalarının yanında çocuğu eleştirmek,söylediklerini kendisi yapmak,söz verip sözünü tutmamak,sorularına cevap vermemek,eğitimini başkalarına havale etmek,ona özel zaman ayırmamak çocuk eğitiminde yapılan en önemli hatalardandır.

    Kardeş kıskançlığının nedenleri nedir ve nasıl başedilir?Dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

    Kıskançlığın temelinde o ana kadar çocuğa gösterilen ilginin ,yeni doğacak kardeşe yöneltilmesinden meydana gelen rahatsızlık yatar.Ona ayrılan zamanın azalması,paylaşım duyguları (anne baba) ebeveynlere kızgınlık duygularının ortaya çıkmasına neden olabilir.Çocukta kâbus görme,altını ıslatma,parmak emme,coğu zaman öfkeli,huzursuz bir görünüm,mide bulantısı,baş ağrısı,okula gitmek istememe gibi davanışlar görülebilir.Kardeş gelmeden önce çocuğa anlayacağı bir dille ailenin yeni üyesinden söz edebilirsiniz.Bebeklerle ilgili işlerde coğunlukla büyük kardeşten yardım isteyebilirsiniz.Her fırsatta büyük çocuğunuzla birebir iletişime geçmeye çalışın.Kardeşler arasında hiçbir zaman kıyaslama yapmayın çünkü rekabet ve hırs,kıskançlığıda beraberinde getirir.

    Çocuklar niçin yalan söyler?Ne yapılması gerekir?

    Yetişkinleri taklit,çocuğu yalana iten en büyük etkendir.Yetişkinler bazen kendi aralarında yalan söylerler, bazen de çocuklardan bir başkasına yalan söylemelerini isterler.”Bunu yaptığını babana söylemeyeceksin”gibi tembihlerle cocukları yalana iterler .Çocuklar anne babanın olumsuz davranışından ötürü verecekleri cezadan korktukları ve utandıkları,anne babalarını düş kırıklığına uğratmak istemedikleri için yalana başvururlar.Çocuklarınızın duygularını ifade etmelerine izin verin.Üzülüyor ve ağlıyorsa bırakın hissettiği kadar duygusunu yaşasın. Tavla, kâğıt gibi aldatma davranışlarını arttıran oyunlardan uzak durun,çocuğa oynatmayın.Çocuğun ağlamasını engellemek ya da tutturmalarından kurtulmak için ona rüşvet vermek gibi davranışlardan kaçının ve verdiğiniz sözleri mutlaka yerine getirin.

    Çocuklarda parmak emme davranışı neden görülür?Ne yapılması gerekir?

    Doğumdan sonra ilk 1 yıl parmak emme davranışı normal olarak kabul edilir.Emme haz yaratan ve rahatlamayı sağlayan bir davranıştır.Psikolojik sorun yaratan,gerginlik yaratan davranışlar sonucu gelişebilir.Ev ortamında yaşanan gerginlikler,yeni bir kardeşin doğumu, emme ihtiyacının yeterince doyurulmamış olması gibi durumlar emme davranışının daha sık görülmesine neden olan durumlardır.Devamlı parmak emmeyi bırakmasının hatırlatılması hatta cocuğun parmağının ağzından zorla çekilmesi gibi yaklaşımlar sakıncalıdır.Çocuk aşamalı olarak parmak emme davranışından uzaklaştırılmalıdır.Çocuğa her parmak emmeme davranışından sonra ufak birtakım ödüller sunulabilir.Stres verici durumlardan çocuğu uzak tutun spor ve aktivitelere yönlendirin.

    Çocuklar niçin tırnak yer?Ne yapılabilir?

    Ailede aşırı baskıcı ve otoriter bir eğitimin uygulanması,çocuğun sürekli azarlanarak eleştirilmesi,ilgi ve sevgi yetersizliği,kıskançlık,sıkıntı,gerginlik, anne baba geçimsizlikleri,anne babanın aşırı kaygılı olması,çocuğu aşırı derecede koruyup kollaması tırnak yemeye sebep olan başlıca etkenlerdendir.Çocuğun tırnağına acı biber,oje,uhu sürmek onun bu davranışını cezalandırmak için çare değil,aksine davranışının pekişmesine neden olacak hareketlerdir.Çocuğunuzun duygu ve düşüncelerini açıkca ifade etmesine fırsat tanımak davranışı azaltabilir.Çocuğu korku ve kaygı yaratan durumlardan,aile içi huzursuzluktan uzak tutmak gerekir.Tırnak yediği zaman ilgi başka yöne çevrilmelidir.Çocuğun zevk aldığı aktiviteler dikkat dağılımı konusunda işe yarayacaktır.

    Çocukların tuvalet eğitimine hazır olduğunu nasıl anlarız?Bu konuda neler yapmalıyız?

    Çocuğun boşaltım organları 18.ay dolaylarında gelişimini tamamlar ve böylece tuvalet ihtiyacı olduğunda fark edebilme,altını ıslatmadan lâzımlık ya da tuvalete yapabilme geçişine sahip olur.Bunun yanında bedensel ve zihinsel olarak da olgunlaşmaya başlayan çocuk için artık tuvalet eğitimine geçme zamanı gelmiştir.Bu eğitim ne çok katı ne de çok gevşek olmalıdır.Sadece ihtiyaç hissettiğinde tuvalete gitmeleri öğretilmelidir.Katı yaklaşım çocuğun ileriki yaşantısında aşırı titiz olmasına, gevşek yaklaşım da aşırı dağınık, umursamaz olmasına yol açabilir.Tuvalet eğitimine nekadar geç başlanırsa sonuç almak okadar zor olur.Alışkanlığın doğru zamanda doğru şekilde kazanılmasının ilerki yaşlar için önemi büyüktür.

    Çizgi filmin çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri nelerdir?

    Çizgi filmlerin kontrolsüz ve uzun süre seyredilmesi halinde görülebilecek olumsuz etkilerden bazıları şiddete yönelme halidir.Şiddet içerikli çizgi film izleyen çocukların diğer yaşıtlarına göre daha fazla kavga ettikleri,daha gergin ve agresif oldukları gözlenmiştir.Hızlı, hareketli çizgi filmler dikkat ve problem çözme becerisini doğrudan etkiler.Çocukta odaklanma sorunu ve dikkat dağınıklığı görülür.Bilinçaltı telkin mesajlarına maruz kalırlar.Örneğin;

    Alaaddin’in sihirli lambası ;”evet gençler soyunun sesi hipnotik bir tonda gizli olarak tekrarlanmaktadır.

    Red Kid;sigara kullanımı,kimseye minnet duymama,bağımsız yaşama, hesap vermeme mesajlarını verir.

    Benten;bencil davranma

    Keloğlan büyü yapılması normalmiş gibi bir mesaj verir.

  • Teknoloji Bağımlılığı

    Teknoloji Bağımlılığı

    Bağımlılık nedir?

    Kişinin kullandığı bir nesne veya yaptığı bir eylem üzerinde kontrolünü kaybetmesi ve onsuz bir yaşam sürememeye başlamasıdır. Kullanım ve davranış hayatın ciddi bir bölümünü kaplar, kişi yapmak zorunda olduğu işler ve ilişkiler dışında bütün vaktini ve fiziksel enerjisini büyük oranda bağımlı olduğu maddeye veya eyleme yatırır.

    Teknoloji Bağımlılığı nedir?

    Teknolojinin hayatımıza girdiğinden beri sayısız fayda sağladığı bilinmektedir. Hayatı kolaylaştırdığını bir çok örnek ile anlatılabilir (banka işlemlerinin online yapılabilmesi,iletişim,uzaktan eğitim,bilgiye ulaşım vb.). Fakat kişinin teknolojiyi kullanma konusunda kontrolü kaybetmesi ve bunun giderek ölçüsüz ve sınırsızlaşması oldukça ciddi problemlere sebep olabilir. Diğer bağımlılıklarda da olduğu gibi kişinin bağımlı olduğu teknolojik üzüne ulaşamadığı zaman yoksunluk yaşadığı bir durum olarak tanımlanabilmektedir.

    Teknoloji Bağımlılığı neleri kapsar?

    • İnternet ve sosyal medya

    • Telefon ve tablet

    • Oyun konsolları

    • Bilgisayar ve televizyon

    Teknoloji Bağımlılığının belirtileri nelerdir?

    • Uzak kalındığında huzursuzluk, uykusuzluk, öfke gibi yoksunluk belirtilerinin oluşması

    • Teknoloji başında harcanan vaktin artması

    • Sosyal ya da bedensel bir problem yaratmasına rağmen teknoloji kullanımına devam etmek

    • Teknoloji başında harcanan vaktin kontrolünün kaybedilmesi

    • İş,aile,okul ve kişisel bakım gibi sorumlulukların yerine getirilmesine teknolojinin engel olduğu durumlarda

    • Anonim bir kişiliğe bürünmüş olarak insanlarla konuşmayı yüz yüze konuşmaya tercih etmek

    • Gece geç saatlere kadar teknolojiden kopamamak

    • Teknoloji ile geçirilen vakit konusunda insanlara yalan söylemek

    • Vaktin çoğunluğunun fiilen ya da zihnen teknolojiyle geçirilmesi

    • Planlanan sürenin daha fazlası olacak şekilde teknolojiyle vakit geçirmek

    Teknoloji Bağımlılığının sebepleri nelerdir?

    • Sosyal ilişki kurmada yaşanan problemler

    • Dışlanma korkusu ile çevresindekilerin isteklerini kabul etmek

    • Merak duygusunu kontrol edememek

    • Yapacak iyi bir şey bulamamak

    • Kontrolsüz kullanım konusunda bilgi eksikliği

    • Bağımlılığı bilmemek ve önemsememek

    Teknoloji Bağımlılığının ne gibi zararları olur?

    Fiziksel problemler;

    • Ellerde uyuşma

    • Boyun kaslarında ağrı ve sertlik

    • Gözlerde acı

    • Halsizlik

    • Beden duruşu bozukluğu

    Sosyal problemler;

    • Kişisel sorunlar

    • Aile ve okul sorunları

    • Akademik başarıda düşüş oluşu

    • Uyku bozuklukları

    • Yeme bozuklukları

    • Aktivitelerde düşüş

    • Zaman idaresinde başarısızlık

    • Yalnızlaşma hissi

    • İçe kapanma

    Teknoloji Bağımlılarına öneriler;

    • Sanal ortamdaki saygınlık mı yoksa gerçek hayattaki saygınlık mı daha değerli düşünün.

    • Sizden aldıklarını değerlendirip, harcadığınız vakti hesaplayın.

    • Oyunların yerine yeni aktiviteler yapmayı deneyin (spor,sinema,müzik vb.)

    • Sabah uyandığınızda işlerinizi bitirmeden (giyinmek,kahvaltı etmek,hazırlanmak vb.) telefonunuzu elinize almayın.

    • Uyku düzeninizin korunması önceliğiniz olsun

    • Yatmadan yarım saat önce telefonunuzu kontrol ederek mesajlarınızı aramalarınızı gözden geçirin çok önemli değil ise dönüşlerinizi ertesi gün yapın

    • Telefonunuzla yaptığınız en önemsiz aktiviteleri azaltın

    • İnsanlarla yüz yüze iletişim halindeyken telefonunuzu uzak bir yere bırakma konusunda kararlı olun

    • Yemek yerken, ders çalışırken, gezerken telefon kullanmamaya özen gösterin

    Teknoloji Bağımlılığının tedavisi nasıldır?

    Teknolojiye bağımlı davranışları azaltmak ve teknoloji kullanımını kontrol altına almak için birçok yöntem vardır. Birçok teknoloji bağımlısı kişi okudukları üzerinden iyileşmeyi bireysel olarak denemesine rağmen yeterli seviyede başarı sağlayamamıştır. Bu başarısızlık kişinin yanlış adımlar attığı anlamına gelmemektedir. Bağımlılık, birçok değişkenin bir arada değerlendirilmesi yoluyla bir tadavi planının oluşturulmasıyla üstesinden gelinebilecek bir hastalıktır. Teknoloji bağımlılığı söz konusu olduğunda bağımlılık alanında uzmanlaşmış bir klinik psikolog ile düzenli terapotik görüşmeler yürütmek ve gerekli hallerde (özellikle de başka psikolojik rahatsızlıkların eşlik ettiği durumlarda) bağımlılık alanında uzmanlaşmış bir psikiyatristen ilaç desteği almak tedavinin güvenli temeller üzerine oturması açısından önemlidir.

  • Bağışıklık sistemi hastalıkları

    Bağışıklık Sistemi Şikayetleri

    Bağışıklık sistemindeki bozukluklar hangi şikayetlere yol açar?

    Bağışıklık sistemindeki bozuklukların veya yetmezliklerin en sık bulgusu sık tekrarlayan enfeksiyonlardır. Bunun yanısıra; büyüme gelişme geriliği, kronik ishal, geçemeyen yaralar, göbek kordonunun geç düşmesi, uzun süren pamukçuk, lenf bezlerinde , karaciğer ve dalakta büyüme, ilerleyici denge bozuklukları, otoimmün hastalıklar görülebilmektedir.

    Bağışıklık sistemi yetmezliklerindeki enfeksiyonların özelliği nedir?

    Bağışıklık sistemi yetmezliği olan çocuklarda enfeksiyonlar genellikle tekrarlayıcı, ağır seyirli, kronik, tedaviye dirençli, aynı anda birden fazla mikrobun sebep olduğu enfeksiyonlardır.

    Çocuklarda hangi durumlarda bağışıklık sistemi yetmezliğinden şüphelenilir?

    Bir yıl içinde dört veya daha fazla kulak enfeksiyonu geçirilmesi

    Bir yıl içinde iki veya daha fazla ağır sinüzit geçirilmesi

    Bir yıl içinde iki veya daha fazla zatürre geçirilmesi

    İki ay veya daha uzun süren antibiyotik kullanımına rağmen enfeksiyonların düzelmemesi

    Kilo alamama ve büyüme geriliği

    Tekrarlayan cilt ve organ apseleri

    Ağızda kalıcı pamukçuk veya ciltte mantar enfeksiyonu

    Enfeksiyon tedavisi için her seferinde damardan antibiyotik kullanma gereksinimi

    Derin doku ve organlarda yaygın enfeksiyon geçirilmesi

    Ailede bilinen immün yetmezlik hikayesi

  • Araba bozulur, insan hasta olur…

    Araba bozulur, insan hasta olur…

    Merhaba, çocuk ve genç psikiyatrisi alanında çalışan uzman bir hekim olarak, artık her hafta Denge’de bilgi ve birikimlerimi sizlerle paylaşacağım. Nereden başlayayım diye düşünürken, toplumuzun psikiyatriye ve psikiyatrik hastalıklara bakışından, temelden başlayayım istedim.

    Çocuklarımızın hepimiz gibi ruhsal sağlıklarının bozulma hakkı vardır…

    Aslında hasta olmak, canlı olmanın doğal bir sonucudur. Ne demek bu; hiçbir araba hasta olamaz, o ancak bozulabilir. Bir canlı ancak hasta olma kabiliyetine sahiptir. Bu gerçeği hepimiz biliyor ve midemiz, böbreklerimiz hasta olduğunda çoğunlukla doktorlara başvuruyoruz fakat konu beynimizde olup bitenler, ruhsal yapımız olunca bu gerçeği unutuyoruz maalesef farklı toplumsal önyargılar bu bildiğimiz gerçeğin önüne geçiyor.

    Ön yargılar zaman kaybettirir…

    İster çocuk, ister yetişkin olsun ‘Bizim zamanımız da psikiyatrist mi vardı canım, benim çocuğumun bir şeyi yok, zamanla geçer’ diye düşünüyoruz. Maalesef genellikle tam tersi oluyor, bekledikçe artıyor sorunlar. Psikiyatrik bozukluklar belirgin bir şekilde aile hayatına, derslere, arkadaş ilişkilerine etki edince ancak çözüm arayışına başlıyoruz. Çoğu zamanda geç kalmış oluyoruz. Tohumları erken çocukluk döneminde atılmış pek çok ruhsal sorun için ancak ergenlikte tedavi şansı bulabiliyor. Geç kalındığında ise hem tedavinin etkinliği düşüyor hem de tedavi süresi çok uzuyor.

    Geç kalınırsa temel inançları ve tutumlar etkilenir…

    Bir de hiç tedavi şansı bulamamış şansız bireyler var. Bu bireyler de çocukluklarından miras kalan olumsuz davranışları (şiddettir en klasik örneği) çocuklarına, sevdiklerine uyguluyorlar. Bu şekilde nesilden nesile aktarılmış oluyor psikiyatrik sorunlar. Biz biz olalım, ruhsal hastalıkların insan olmanın getirdiği bir sonuç olduğunu bilelim ve erkenden başvuralım. Kalın sağlıcakla…

  • Çocuğunuzun duzenli uykusu icin dikkat edilmesi gereken 13 adım

    1-Her Gün Aynı Zamanda Yatırın

    Küçük çocuklar zamanı anlayamasalar bile, vücut saatleri hep çalışır. Her gün aynı zamanda yatakta olmak, çocukların uyku düzenine fiziksel ve zihinsel olarak alışmasına yardımcı olur. Bu düzeni hafta sonlarında ve yaz aylarında değiştirmek çok cazip gelse de, uyku zamanında tutarlılığı korumaya çalışın. Uyku saatinin daha geçe bırakılması, çocukların normal düzenlerine geri dönmesini zorlaştırır.

    2-Televizyonu Kapatın

    Televizyonu çocuğunuz için yataktan önce rahatlama aracı olarak kullanmayın. Çocuğu heyecanlandıracak programlar – şiddet, gerginlik, entrika veya çatışma içeren görüntüler – onun uyku saatinde çok fazla uyarana maruz kalmasına yol açabilir. Çocuğu heyecanlandıran bu tür programlar, daha sonra uykuya dalmayı ve deliksiz uyumayı zorlaştırabilecek stres benzeri belirtilere neden olabilir. Korkutucu programlar, çocuğun kâbus görmesine yol açabilir. Çalışmalara göre, televizyon haberleri dahi korkutucu olabilmekte ve çocukların uykuya dalmasını zorlaştırabilmektedir.

    Sakin programlar da uykuyu bozabilir. Uyku zamanında bir ışık kaynağının karşısında durmak, vücudun hala gündüzde olduğunu sanmasına yol açabilir.

    3-Rutine Oturtun

    Üç dört faaliyetle oluşturulacak bir uyku rutini, çocuğun rahatlamasına ve uykuya hazırlanmasına yardımcı olur. Tipik bir rutinde, banyo, pijama, diş fırçalama ve kitap okuma olarak sıralanabilir. Daha büyük çocuklarda, bu rutin sırasında oturup günü konuşabilirsiniz. Loyola Üniversitesi Chicago Tıp Fakültesi’nden çocuk doktoru Hannah Chow, “Her şeyi basit ve sade tutun,” diyor. “Sessiz bir rutin her zaman daha iyidir.”

    4-Uyku Saatini Erken Tutun

    Philadelphia Çocuk Hastanesi Uyku Merkezi’nden doktor ve Sleeping Through the Night kitabının yazarı Jodi A. Mindell’e göre, ebeveynler genellikle daha erken uyku saatlerinin uykuya geçişi kolaylaştırdığını fark etmiyor. “Çocuklar aşırı yorulduğunda, rahatlamaları ve uykuya dalmaları da zorlaşıyor.” Mindell, çocukların ilkokul döneminde 7:30 ile 8:30 arasında yatırılmasını tavsiye ediyor.

    5-Uyku Tablosu Yapın

    Okul öncesi çocuklar için, yatağa geçmeden yapacakları tüm faaliyetleri görebilecekleri bir uyku tablosu hazırlamak yararlı olabilir. Banyo ve pijama resimleri çizin ve örneğin her akşam okuyacağınız kitap sayısını tam olarak yazın. “Bu şekilde, iki kitap okuyacaksanız ve çocuğunuz bir üçüncü kitabı okumanızı isterse, tabloyu işaret edip, tabloda sadece iki kitap olduğunu söyleyebilirsiniz,”.

    6-Tek Bir Yöne Doğru İlerleyin

    Çocuğunuz uyku rutininde ilerlerken, tüm faaliyetlerin tek bir yöne – yatak odasına – doğru uzandığından emin olun. Üst katta banyo yaptırıp, atıştırmalık için alt kata inip, pijamaları giydirmek için odasına geçip, en son kitap okumak için sizin odanıza geçmek işe yaramayacaktır. Tüm faaliyetlerin onun yatak odasına doğru ilerlemesi çok önemlidir.

    7-Uyanma Girişimlerine “Hayır” Deyin

    Çocuğunuz yatağa girdikten sonra sizi çağırır ve başka bir şey isterse – su veya bir kez sarılma – istediğini verin. Tekrar bir talebi olduğunda, katır bir şekilde “hayır” deyin veya talebi sadece görmezden gelin ve çocuğu tekrar sessizce yatağa yatırın. “Tutarlı olmak, dediğini yapmak ve sınır koymak tekrarlı taleplerin son bulmasını sağlar”. “Bu talepler giderek sıklaşabilir ama çocuk ebeveynlerin ciddi olduğunu anladıktan sonra, tamamen son bulacaktır.”

    8-Bir Uyku Cenneti Yaratın

    Çocuğunuzun yatak odasının uyku için rahat bir mekân sağladığından emin olun. Sıcaklığı yazın yeterince serin, kışın ise yeterince sıcak tutun. Işığı kontrol altında tutmak için, odayı karartan perdeler veya jaluziler kullanın. Çocuğunuzun kendini iyi hissetmesini sağlayacaksa, yumuşak bir aydınlatma kullanılabilir. Onu rahat ettirecek iyi bir yastığı olsun. Son olarak, yatağında onlarca pelüş hayvan veya oyuncak olmamasına dikkat edin.

    9-Elektronik Cihazları ve Telefonları Odadan Çıkarın

    Şaşırtıcı olsa da, 4 ila 6 yaşındaki çocukların %43’ünün yatak odalarında televizyon var. çocuğun yatak odasına bilgisayar, televizyon, telefon veya bilgisayar oyunu bulunması uykuyu zorlaştırabilir, çünkü çocuklar bu cihazları kapatmakta zorlanır. “Oyunda bir sonraki düzeye geçmek, dizinin sonraki bölümünü izlemek, bir sonraki mesaja cevap vermek isterler. Bu faaliyetler çok çekici ve bağımlılık yaratıcıdır.” Ayrıca, çocuğun yakınında parlak ışıkların bulunması, vücudun uyku hormonu olan melatonin üretimini geciktirir.

    10-Kafeini Azaltmak

    Kafein çocuğunuzun yerinde duramamasına ve vücudunun yavaşlayıp uyumasının zorlaşmasına neden olabilir. 300 ml’lik normal kolada 25 miligram, 300 ml’lik portakallı gazozda veya 400 ml’lik aromalı buzlu çayda 40 miligram kafein vardır. Kafein 6 saat boyunca vücudunuzda kalabilir. Dolayısıyla, çocuğunuza öğleden sonra kafeinli ürünler vermekten kaçının.

    11-Gün İçinde Hareket Edin

    Çocuğunuzun gün içinde yeterince hareket ettiğinden ve geceye kadar enerjisini tükettiğinden emin olun. Hareket hem çocukların vücut ve zihin sağlığını geliştirir hem de daha iyi uyumalarını sağlar. Ancak, çocuğun uyku saatinden önce çok hareketli olmamasını sağlayın. Bisiklete binme, ortalıkta koşma ve dans etme gibi faaliyetleri yatağa yatmadan en az birkaç saat öncesine kadar tamamladığından emin olun.

    12-Öğle Uykularına Dikkat Edin

    Küçük çocukların 3 yaşına kadar öğle uykusuna yatması normaldir. Bu öğle uykuları, küçük çocukların 24 saatte ihtiyaç duyduğu 12 ila 14 saatlik uykuyu almasına yardımcı olur. 18 aydan büyük çocuklar genellikle günde bir kez bir ila üç saat öğle uykusuna yatar. Öğleden sonra geç saatlerdeki uykulardan kaçının, çünkü bu uykular çocuğun gece uykuya dalmasını güçleştirebilir. Çocuk 5 yaşına vardığında öğle uykusuna ihtiyaç duymuyor olmalıdır.

    13-Kendinizi Suçlu Hissetmeyin

    Çocuklar bir kitap için yalvarması veya geç uyumak için sızlanması, ebeveynler için çok zor olabilir. Ama unutmayın ki çocuğun asıl ihtiyacı olan uykudur. “Ebeveynler çocuklarını erken yatırırken genellikle kendilerini suçlu hisseder ama iyi bir gece uykusu çocuğun bakış açısı, moral durumu ve sağlığı açısından çok büyük bir fark yaratabilir. Çocuğunuzun uyku düzenini koruyun. Bu atabileceğiniz en iyi adımlardan biridir.”

  • DEPRESYONDAN KURTULMAK İÇİN 10 ALTIN ÖNERİ

    DEPRESYONDAN KURTULMAK İÇİN 10 ALTIN ÖNERİ

    Hayattan artık zevk almama, mutsuzluk, durup dururken gözyaşlarına boğulma, enerji düşüklüğü… Eğer sizde de bu belirtiler varsa depresyonda olabilirsiniz. Kişilerin yaşam kalitelerini düşüren ve hayattan beklentilerini azaltan bu rahatsızlıktan kurtulmak ise gün içerisinde yapacağınız gayretlerle mümkün…Uzman Psikolog Seliyha Dolaşır, depresyon belirtileri ve depresyonla baş edebilmek için önerilerde bulundu.

    Bu Belirtiler Depresyon Habercisi

    Depresyon, sürekli bir mutsuzluk ve ilgili kaybına neden olan bir duygudurum bozukluğudur. Ayrıca majör depresif bozukluk veya klinik depresyon adı da verilir. Hissetme, düşünme ve davranma şekillerinizi etkiler ve çok çeşitli duygusal ve fiziksel sorunlara yol açabilir. Normal günlük faaliyetlerinizi yaparken sorun yaşayabilir ve bazen hayatın yaşamaya değer olmadığını hissedebilirsiniz. Bir can sıkıntısı salgınından daha fazlası olan depresyon bir zayıflık değildir ve bundan basit bir şekilde “kurtulamazsınız”. Depresyon orta-uzun süreli bir tedavi gerektirebilir.

    Depresyon belirtileri ise şu şekildedir;

    • Mutsuzluk, gözyaşlarına boğulma, boşluk veya umutsuzluk duyguları,
    • Küçük meselelerde bile kızgınlık patlamaları, duyarlılık veya hayal kırıklığı,
    • Cinsellik, hobi veya spor gibi normal faaliyetlerin çoğu veya tamamında ilgi veya zevk kaybı,
    • Uyku yitimi veya çok fazla uyuma gibi uyku bozuklukları,
    • Küçük işler de bile ek çaba gerektirecek düzeyde yorgunluk veya enerji yoksunluğu,
    • İştahta değişiklikler; sıklıkla iştah azalması ve kilo kaybı, ancak bazı kişilerde iştahın açılması ve kilo alımı,
    • Anksiyete, ajitasyon veya huzursuzluk,
    • Yavaş düşünme, konuşma veya beden hareketleri,
    • Değersizlik veya suçluluk hisleri,
    • Geçmiş hatalara odaklanma veya sorumluluğunuzda olmayan şeyler için kendinizi suçlama,
    • Düşünme, konsantrasyon bozukluğu, yanlış kararlar alma ve gündelik şeyleri hatırlamada sorun yaşama,
    • Sık ve tekrar eden intihar düşünceleri, intihar girişimleri,
    • Sırt ağrısı veya baş ağrısı gibi açıklanamayan fiziksel sorunlar,

    İyileşme Sürecinde Olumsuz Duygulara Kapılmayın

    Depresif belirtiler kişilik özellikleri ile karıştırılmamalıdır. Depresif belirtiler geçicidir ve “karakterinizin değiştiği” ya da “artık kişi olarak eskisi gibi biri olmadığınız” anlamına gelmez. Depresyonda yaşadığınız işlev kaybı, “yetersizlik” anlamına gelmemektedir. Ayağınız kırıldığında yürüyememeniz gibi, depresyonda olduğunuzda da bazı şeyleri yapmakta zorlanırsınız. İyileşme sürecinde dalgalanmalar olabilir. Zaman zaman depresif belirtilerde artış, duygu durumda değişmeler, eski gerçek dışı düşünceler görülebilir. Bu sürecin iyileşme döneminin bir parçası olduğunu hatırlayın ve “eskisi gibi olacağım, başa dönüyorum” şeklindeki olumsuz düşüncelerden kendinizi uzaklaştırın. Aksi takdirde bu tür yorumlamalar geçici olan depresif duygulanımın süresini uzatabilir.

    Depresyondan Kurtulmak İçin…

    Yakınlarınız ve özellikle aileniz ile daha fazla vakit geçirin.
    Duygularınızı ifade edin, diğer insanların ne hissettiğine verdiğiniz önem kadar kendi duygu ve ihtiyaçlarınızı da gözetin.
    Depresyon döngüsünü unutmayın, depresyonda çoğunlukla kişinin bir şey yapma isteği olmaz, uyuma isteği olur ve yaptığı şeylerden zevk almaz. Eğer belirtileri besleyecek şekilde evde oturup, hiçbir şey yapmaz ve içinizden gelmesini beklerseniz depresyonun seviyesini artırabilirsiniz. Bu sebeple mümkün olduğunca böyle durumlarda zevk almasanız da faaliyetlerinizi sürdürmeye devam edin.

    Geçmişe odaklı olmayın, geçmiş hatalar üzerinde durup problem odaklı yaklaşmayın.
    Olumlu duygu ifadelerini artırın. Olumsuz duygu ve düşüncelerinizi yerinde ve zamanında, uygun dozda ifade etmekten kaçınmayın. Unutmayın ki zamanında sergilenen uygun ifade ve aktif davranış, birikimi engelleyecek, küçük artçı depremler büyük depremin önüne geçecektir.
    İyileşme sürecinde dalgalanmalar olabilir, zaman zaman depresif belirtilerde artış görülebilir. Bunu normal karşılayın.

    Aile üyelerinin beraber vakit geçirmeleri önemlidir. Zaman geçirme ev içerisinde ufak bir aktivite ile sağlanabileceği gibi ev dışında da yapılan aktiviteler ile de sağlanabilir.
    Gün aşırı açık havada düzenli yürüyüş yapmanın, antidepresanlarla aynı tedavi edici etkiyi yaptığını unutmayın. Kademeli olarak temponuzu ve yürüyüş sürenizi artırabilirsiniz.
    Ev içinde yatakta geçirdiğiniz süreyi azaltıp, hareketinizi artırabilmek için ev içi sorumluluklar alın.
    Gün ışığından fazla faydalanacak şekilde uyumaya özen gösterin. Geç saatlerde yatıp geç saatlerde uyanmak depresyonu kendi başına sürdüren bir etmendir. Erken yatıp erken kalkmaya kendinizi alıştırın.

  • Çocuklarda ek besinler

    Çocuklarda ek besinler

    Annelere öğütler ve ek gıdalara başlamada genel prensipler:

    Yalnız anne sütü ile beslenen bebeklerde ek gıdalara 6. aydan sonra başlanır. 4-6 arasında bebek yeterli kilo almıyorsa yalnız anne sütü ile beslenmeye devam ediniz ve ek besinlere için doktorunuza danışın. Mama ile beslenen bebekler için 4 ayda muhallebi, 5 ayda yoğurt eklenebilir. Sebze-meyveler 6 aydan önce eklenmese iyi olur

    Bu dönemde çocuğunuza verdiğiniz ek gıdaların anne sütünün tamamlayıcısı olduğunu unutmayınız. Mümkünse 6-8 ay arası halen günlük enerjinin %70-80’i anne sütünden gelmeli. Bunun pratik anlamı anne sütü bol ve bebek emmeye istekli, kilo alımı da iyiyse 8 ay dolana kadar günde 2 öğünden fazla eklenmeyerek anne sütünden daha bol faydalanması sağlanabilir. Ancak sebze-meyve-muhallebi-yoğurt gibi tüm farklı lezzetlere alışabilmesi için bu her gün bu 4 öğünden herhangi 2’si dönüşümlü olarak verilebilir.

    Ek gıdaya geçişte, özellikle katı gıdaların verilmeye başlandığı dönemde bebekler dilleri ile besinleri itebilir. Bebeklerin, istem dışı yaptıkları bu hareket genellikle 6-7 aydan sonra düzelir. Bebeğiniz ek gıdaları sevmedi diye endişelenmeyiniz.

    Çocukların beslenme durumu en iyi kilo alışları ile değerlendirilir. Bunun için çocuğunuzu düzenli sağlık kontrollerine götürünüz.

    EK BESİNLER: Çocuğu değişik tatlara ve kıvamlara alıştıran, ileri yaşlar için kolay yeme alışkanlığı kazandıran, besleyici değeri yüksek besinlerdir. Bu dönemde verilecek ek besinler meyve püresi, sebze püresi, muhallebi, yoğurt, peynir, reçel bisküvi, ekmek, yumurta gibi yiyecekleri içerir,

    ü Ek besinler kaşıkla az miktarlarda başlanarak verilir, daha sonra öğün haline getirilir.

    ü Yeni deneyeceğiniz yiyecekleri çocuk aç iken alışık olduğu yiyeceklerden önce veriniz.

    ü Ek besinlerin hepsine aynı haftada başlamayınız. Yeni besinleri en az 3-4 gün aralıklarla çocuğunuzun beslenme programına ekleyiniz.

    ü Yeni verilecek yiyeceklerin alerji yapıp yapmadığına dikkat ediniz. Şüphelenilen gıda çocuğa verilmediği zaman belirtilerin geçip geçmediğini kontrol ediniz.

    ü Bebeğinize hiçbir zaman şekere veya reçele batırılmış yalancı meme vermeyiniz.

    ü Çocuğunuzun hoşlanmadığı önemli yiyecekleri 2-3 haftalık aralarla zaman zaman tekrar vermeyi deneyiniz.

    ü Bebeğinize vereceğiniz tüm yiyeceklerin temiz ve taze pişmiş olmasına dikkat ediniz.

    ü Bebeğinizin iştahına saygı gösteriniz.

    *Bebeğinize 12. ayın sonuna kadar kaynatılmış su veriniz.

    *Bebeğinize 1 yaşına kadar inek sütü vermeyiniz(Şişe süt, kutu süt gibi pastörize diye adlandırılan sütlerin de inek sütü olduğunu unutmayınız)

    *Bal-çilek-kuruyemiş-balık harici deniz ürünleri 1 yaşa kadar verilmeyecek diğer gıdalardır. 8 aydan sonra ceviz ezilerek yemeklerin içine karıştırılabilir, bu balık yiyebileceği yaşa kadar zengin bir Omega 3 kaynağıdır.

    Meyve püresi: 6 aydan sonra , elma, şeftali, muz gibi meyvelerin püreleri, 1-2 tatlı kaşığından başlanarak verilir ve yavaş yavaş arttırılır. Bu püreler üzüm suyuyla, 8 aydan sonra mandalina-portakal suları ile biraz sulandırılabilir.

    Hazırlanışı: Çocuğa ilk verilecek meyve mevsimine göre elma-muz veya şeftalidir. Meyveler iyice yıkanılır, kabukları soyulur, cam rendede rendelenir. İmkan yoksa rondo ve blendır da kullanabilirsiniz. Günde bir veya iki kez öğün aralarında olmak üzere yarım muz veya orta büyüklükte bir meyve verilebilir. Meyve pürelerine şeker eklenmemelidir. Meyve püreleri yoğurt ile karıştırılarak bir öğün olarak verilir. Biberonla meyve suyu verilmemelidir, bu ileride biberon çürüklerine yol açabilir.

    Muhallebi: 4-6 ayda başlanır. Genellikle akşam öğünü olarak, çocuğun yatma saatine göre 20:00-22:00 saatleri arasında verilir, bu daha uzun uyumaya yardımcı olabilir.

    Hazırlanışı: 1 su bardağı su ve yaklaşık 3 tatlı kaşığı pirinç unu karıştırılarak su muhallebisi yapılır. Ateşten indirilir, hafif soğuduktan sonra 6 ölçek hazır mama toz halinde katılır. Gerekirse tel süzgeçten geçirilir. Ancak bazı bebekler bu miktarı yiyemeyeceğinden bu 1/3 veya ¼ oranında azaltılarak da yapılabilir. Hazır kaşık mamalarından sütlü-pirinçli en sade olanı da bunu yerine verilebilir. Yaşı ilerledikçe diğer farklı çeşitteki kaşık muhallebileri de verilebilir. En geç 7 ay dolunca tahıllı muhallebilere de geçilmelidir. Tahıla geç başlanması Çölyak hastalığı riskini arttırabilir. Tatlı sevmeyen özellikle de peynir seven bebekere suyla pişirilen pirinç ununa 1-2 tatlı kaşığı labne peynir ½ tatlı kaşığı tereyağ ile değişik lezzette ancak yine doyurucu muhallebiler de hazırlanabilir.

    Yoğurt: 4-6 ayda Genellikle ikindi öğünü ek gıdası olan yoğurt, muhallebi yerine de verilebilir.

    Hazırlanışı: Süt kaynatılır, elin dayanabileceği sıcaklığa (40 C) kadar soğutulur. Bir litre süte 1-2 çorba kaşığı süt içinde sulandırılmış bir çorba kaşığı yoğurt maya olarak eklenir ve yavaşça karıştırılır. Hareket ettirmeksizin sıcak bir yerde 4 saat bekletilir. Her zaman imkanınız yoksa bazı günler güvenilir tesislerde üretilen hazır yoğurtları da verebilirsiniz.

    Sebze püresi : 6 ayda muhallebiye başladıktan 1-2 hafta sonra (ancak iyi kilo alan bebeklerde muhallebiden önce) genellikle öğle öğününde 1-2 tatlı kaşığından başlanarak yavaş yavaş artırarak verilir. Sebze püresi kaşıktan dökülmeyecek kıvamda olmalıdır.

    1 orta boy havuç, 1 orta boy patates, 1 tatlı kaşığı pirinç konarak iyice yumuşayana kadar ağzı kapalı kapta pişirilir. Tel süzgeç veya blender’dan geçirilir. Bu püreden önce yarım çay bardağı ile başlanır, çocuğun isteğine göre yavaş yavaş artırılarak verilir. Doyacak miktarda yiyebilene dek öğünler anne sütü ile tamamlanır.

    İlk haftadan sonra içine 1 tatlı kaşığı zeytinyağı eklenebilir. Damak tadı gelişmiş bebekler bu düz püreyi sevmezlerse, zeytinyağı yerine ½ tatlı kaşığı tereyağı ve/veya peynir seven bebeklere 1 tatlı kaşığı tuzsuz labne peyniri de eklenebilir.

    3. haftadan sonra mevsim sebzeleri eklenerek içerik zenginleştirilir. Çeşit çok artınca farklı 2’li 3’lü gruplar yapılabilir. Küçük kaplarda 1-2 gün buzdolabında saklanabilir. Ancak yeşil yapraklı sebzeleri (ıspanak, maydonoz, pazı vb. )günlük eklenip hemen tüketilmelidir. Yeşil yapraklı sebze içeren çorbalar bir kereden fazla ısıtılmamalıdır. 3-4 haftadan sonra hazırlanan sebze püresine tepeleme bir çorba kaşığı kıyma (3 kez çekilmiş) eklenebilir. 8 ay dolduktan sonra tamamen ezilmiş püre yerine çatla ezilmiş ufak pütürler içeren püreye geçilmelidir.

    Kahvaltı: Çocuk yukarıdaki besinlere alıştıktan sonra kahvaltıya başlanır.

    Hazırlanışı: Peynir, reçel ya da pekmez, ekmek ya da bebe bisküvisi ile hazırlanır. Daha akışkan bir kıvama getirmek amacıyla içine 30-60 ml hazır mama eklenmesi de uygun olacaktır. Tuzu çıkarılmış peynir(veya tuzsuz labne peyniri) ile reçel veya pekmez mama içinde ezilir ve karışıma ekmek içi ya da bebe bisküvisi katılır. Önce 1-2 tatlı kaşığı olarak başlanır ve giderek arttırılır. Kahvaltıya arzu edilirse 1 çay kaşığı tereyağ eklenebilir. En geç 8 aydan sonra bu bulamaç kahvaltıdan vaz geçip tüm tatları ayrı ayrı denemesine fırsat verilmelidir.

    Et: 7-8 aylarda bir tepeleme çorba kaşığı pişmiş kıyma tavuk eti parçası blendırda ezilerek sebze püresi hazırlanırken içine eklenir.

    Karaciğer: 7-8. ayda öğle öğünlerinde et ile değiştirilerek 10-15 günde bir kez olmak üzere verilebilir. Hazırlanışı: Kuzu , koyun, dana veya tavuk ciğeri kullanılır. Karaciğer az tuzla suda haşlanır, veya yağsız tavada ters-yüz ederek de pişirilebilir, zarı çıkarılır püre şeklinde sebze püresinin içine eklenir.

    Köfte: Baharatsız olarak hazırlanmış ızgara köfte veya terbiyeli-sebzeli köfteler ezilerek 8 aydan sonra verilebilir.

    Pilav, makarna ve dolmalar: 8 aydan sonra yoğurt ile karıştırılarak verilebilir.

    Su: Genel olarak 6-8 aydan sonra bebeklerin hareketleri artar. Öğün aralarında da susayabilir. Susama durumu aldığı anne sütü miktarına göre değişkenlik gösterebilir. Su ihtiyacı için çişli bez sayısı ve çişli bezin rengi de değerlendirilmelidir.

    Yumurta: Katı pişmiş yumurta sarısı çocuk kahvaltıya alıştıktan sonra (7-8. ayda)1çay kaşığı olarak beslenme programına eklenir, yavaş yavaş arttırılır. Bir haftanın sonunda bebek günde bir yumurta sarısını yiyebilir. Sarısıyla alerjisi olmayan çocuklara 10 aydan sonra yumurtanın beyazı da verilebilir. Ailesi alerjik olan veya bebekliğinde aşırı gaz sancısı olan, bebek egzeması geçiren, ya da tekrarlayan bronşiolit atakları olan ve doktorunuzun alerjiden şüphelendiği durumlarda yumurta özellikle de beyazı 1 yaş sonrasına da ertelenebilir.

    Balık (kılçıksız): 9-10 aydan sonra öğle öğünlerinde püre şeklinde et yerine değiştirilerek verilebilir. Kiloyla dilimle satılan çok büyük balık yerine tane balık tercih edilmelidir. (Levrek, çupra, iri mezgit, sarıkanat, lüfer gibi balıklar en uygun olanlarıdır)

    Not: Hayvani proteinleri eklerken her ay farklı birsini denemek en doğru yaklaşım olacaktır.

    ÇAY-KOLA-KAHVE v. s: Besleyici hiçibir değeri olmayan bu içeceklerin çocuk beslenmesinde yeri yoktur. Aksine diğer gıdaların ve özellikle demirin bağırsaktan emilmesini engelleyerek çocuğunuza zarar verebilir.

  • Çizgi Filmlerin Çocukların Ruh Dünyasına Etkileri

    Çizgi Filmlerin Çocukların Ruh Dünyasına Etkileri

    Televizyon hayatımız da yeri çok fazla olan ve bize en çok zararı veren bir teknolojidir. Maalesef ki günümüzün çocukları da televizyon başında yetiştirilmektedir.

    Çizgi filmler ; çalışan anne babalar için bir kurtuluş haline gelmiş çocuk akşamları yeter ki bize eziyet etmesin bizimle oyun oynamak istemesin diye kısaca çocuktan kurtulma aracı haline dönüşmüştür.

    Televizyon kanallarına baktığımız da ise günün bir çok saatinde çizgi filmler yayınlanmakta hatta tam gün çizgi film yayını yapan kanallar da mevcuttur. Çünkü günümüz de en çok izleyici potansiyeli çocuklardır.

    Anneler ev işi mi yapacak babalar bilgisayarla mı uğraşacak eve misafir mi gelecek…vs durumların hepsinde çocuğun engel oluşturmaması için çocuk çizgi filmle kandırılmaktadır. Çocuklara baktığımızda son derece keyifli zaman geçirdiğini gözlemleyebiliyoruz.

    Çocukların keyif aldığını ve zarar vermediği anne babalarda durumdan oldukça hoşnut oluyorlar . çocukların durumdan hoşnut olması malesefki onların zarar görmediği anlamına gelmiyor özelliklede 5 yaşına kadar çocuklar anne baba kontorulunde kanallar ve belirli programlar ızlemelidirler 5 yaşa kadar çocuklar gördükleri ve duydukları her şeyi gerçek olarak algılarlar.

    Çizgi filmlerden gördükleri dünyayı gerçek hayat olarak düşünürler ve gördükleri davranışları kendi yaşamlarında hızlı bir şekilde uygulamaya geçirirler. Hatta da daha ilerisi onlarla arkadaş olduklarına inanarak onlarla konuşurlar anlatırlar onlardan cevap alamadığı takdir de ise küsme veya duygusal anlamda bir yıkılma yaşayabilirler. Anne babasının cümlelerinden daha çok pepenin callionun cümlelerinden bahsederek konuşmayı öğrenirler. Görüldüğü üzere çizgi filmler sadece çizgi film olarak kalmamakta çocuk yetiştirme üzerinde anne babadan neredeyse daha etkili hale geçebilmektedir. Bu durumların yaşanmaması için ne kadar yorucu bir iş yaşamınız ev yaşamınız olsa da çocuklarınızla nitelikli zaman geçirmelisiniz oyunlar oynamalı çocuğun yaratıcılığını geliştirmelisiniz. Çocuklarınızın çizgi filmlerle dolu bir çocukluk dönemi hatırlamaması için oyunlar oynamalı gezip dolaşmalı parklara götürülmeli çocuklara doğayı hayvanları öğretmelisiniz ancak o zaman çocukluk dönemine dair hatırlayabileceği güzel anılara sahip olabilir. Çocuklarınız televizyon karşısında ki geçireceği zaman sınırlı ve sizinle birlikte olmalıdır.

    Eğer ki çizgi izleniyorsa çizgi, film sadece izlenmemeli çocuğunuzla sorgulayarak izlemelisiniz.

    • Pepe şimdi ne yapıyor ?
    • Callionun canlı olduğunu düşünüyor musun?…

    Vb gibi çocuğumuzu cevabını dinledikten sonra ise onun cevabını tamamen reddetmeden açıklayarak olabilecekleri gerçekçi olmayan yönlerini açıklamalısınız.

    Çocukluk dönemi geçiştirilebilinecek yada çocuğun sadece bedensel olarak geliştiği bir dönem değildir. İler ki yaşlarda çocuğunuzun sahip olacağı kişiliğin de %70 de çocukluk döneminde oluşmaktadır çocuklarımızın sağlıklı bir kişilik yapısına sahip olabilmeleri için anne babalarımızın bu konularda hassas olması gerekiyor. Eğer ki çocuğumuzda televizyon tablet internet bağımlılığı gözlemliyor veya davranış bozukluklarına rastlıyorsanız bir uzmana başvurmakta geç kalmayınız.

  • Yenidoğanın normalleri

    YENİDOĞANDA NORMAL SAYILAN BULGULAR

    Cilt Lekeleri:

    Ciltte anneden geçen hormonların etkisi ile sivilceler çıkabilir,alın,yüzde ve gövdede isilik benzeri kırmızı lekeler de aşırı sıcak ve terden oluşabilir, teri silmek ve yıkamak çok iyi gelir,cilt çevreye uyum sağladıkça zamanla geçer.Belde,sırtta,kalçada mor renkli lekeler görülebilir,esmer tenli bebeklerde sıklıkla görülür,bir hastalık belirtisi değildir,2 yaşından sonra çoğunlukla geçer,nadiren geçmeden kalıcı olabilir.Banyoda ve giydirmek için soyduğumuzda cilt mor gibi dalgalı görüntü alabilir,ısı farkına cildin verdiği bir tepkidir,cilt olgunlaştıkça görüntü kaybolur.Göz kapaklar,burun kökü ve ensede kırmızı gül lekesi dediğimiz lekeler de 1 yaşından sonra kaybolur.Başta ve kaşların üzerinde konak dediğimiz kabuklanmalar olabilir,kuru ve allerjik yapılı bebeklerde sık görülür,badem yağı ile yağlayıp 1 gün bekledikten sonra banyo yaptırmak iyi gelir,ayrıca kuru ciltli bebeklerde cilte soyulmalar olur,nemlendirici kullanılmalıdır. El ve ayaktaki kılcal damarların inceliğinden ve mevcut yağ dokusunun azlığından ötürü bebeklerde bu kısımlar soğuk olur, üşüdüğü anlamına gelmez,özellikle emerken ve uykuda baş,ense ve sırtta terleme normaldir,bazı çocuklarda terleme aşırı olur ancak bu hastalık belirtisi değildir. Bebeklerin çoğunda ,özellikle süt çocukluğu döneminde cilt rengi, büyüme döneminde oluşan fizyolojik anemiye(kansızlık) bağlı olarak soluktur,bu dönemdeki kansızlık özellikle anne sütü alan bebeklerde hızla gelişen boy ve kilo oranlarına kan değerlerinin yeterli ulaşamaması,artan ihtiyaçtan ötürü gıdalardan yeterli demir alamamasına bağlıdır,her çocukta olabilen bu durum kilo gelişimi normal ise test yapmaya ihtiyaç duymadan ilaçla tedavi edilir,renkte düzelme olmayan ve kilo gelişimi yetersiz olan çocuklara gerekli testler yapılmalıdır.

    Burun:

    Birçok bebekte burun arkasında hırıltı ve tıkanıklık olabilir,6-8 ayına kadar da yoğun olarak devam eder,bazen daha uzun sürer,burun deliklerinin henüz küçük olmasına ve burun salgılarının geniz arkasında kurumasına bağlıdır,bu hırıltı, muayenede akciğerler dinlendiğinde normal bulunmuş ise hastalık olarak algılanmamalıdır,serum fizyolojik damlalar veya okyanus suyu kullanılabilir,ancak özellikle allerji mevsimlerinde,sigara içilen ve kömür yakılan ortamlarda burun tıkanıklığı ve öksürük çoğalıyorsa alerjiye bağlı olacağı unutulmamalıdır. Öksürük olmadan sadece geniz ve burun tıkanıklığı şikayetleri 6-8 ayına kadar geçmiyorsa geniz eti büyümesi açısından KBB doktoruna muayenesi gerekmektedir.

    Gözler:

    Normal doğum esnasında zorlanmaya bağlı olarak göz bebeklerini etrafında, çizgi şeklinde kırmızı kanamalar görülebilir,bu her 3 doğumda 1 tanesinde olabilir tedavi etmeden kendiliğinden geçer.Gözlerde içe şaşılık 3-4 aya kadar normaldir,bazen de iki göz arası mesafe birbirinden uzak olan bebeklerin gözleri şaşı gibi görünür,göz şaşılığı şüphesinde 1 yaşına kadar beklemek gerekir,düzelmeyenler göz doktoruna gitmelidir.Gözden sürekli göz yaşı gelmesi ve çapaklanması göz kanalı tıkanıklığını şüphelendirir,genelde doğumda açılmamış göz yaşı kanalları en geç 6 ay dolana kadar açılır,bu süre içinde gözün alt iç tarafına parmakla masaj yapılmalıdır,çok çapak göz damlası kullanılabilir,1 yaşından sonra ise gözhekimi görmelidir.

    Kulaklar:

    Sarı kahverengi akıntı normaldir,miktarın çokluğu sizi tedirgin etmemeli,akan kir kulak pamuğu kullanılmadan sadece temiz tülbent veya peçete ile silinmelidir.4-5 aylıktan itibaren bebekler ellerini kulaklarına götürebilir,kulakları ile oynanmasından hoşlanabilir,bu durum kullaklarının iltihaplandığı anlamına gelmez,çok zaman bu durum dişlerinin kaşınmasından ileri gelir.

    Ağız:

    Yanakların içlerinde beyaz noktacıklar pamukçuk işaretidir,her beslenme sonrası karbonatlı su

    ile temizlemek çok zaman yeterlidir,geçmediği zaman ilaç kullanılmalıdır.2.5-3 aydan itibaren ağzından salya gelmesi ve ellerini ağzına götürmesi diş kaşıntılarından ileri gelir ancak dişlerin hemen çıkacağı anlamına gelmez,ayrıca bu aydaki bebekler tükrük yutmayı bilmediklerinden çok salya akıttıkları gibi,her türü cismi de ağızları ile keşfetmeye çalışırlar.

    Gövde:

    Gövde, kollara ve bacaklara göre uzundur,yağ tabakası azlığından dolayı ön göğüs kemiği ve kaburgalar çıkık durur,memelerdeki şişme normaldir,anneden geçen gebelik hormonlarına bağlıdır,bu hormon seviyesi düştükçe kendiliğinden geçer,kesinlikle ovalanmamalı ve sıkılmamalıdır,hem kalp atışları hem de soluk sayısı bize göre fazladır, göğüs solunumu yarine karın solunumu yaparlar,ancak öksürükle birlikte soluk sayısı çok daha hızlanırsa bu hastalık belirtisi olabilir.Kalbi dinleyerek yaptığımız muayeneler esnasında bebeklikten okul çağına kadar çocuklarda basit üfürüm dediğimiz sesler duyulabilir ve normal sınırlar içinde olduğu için aileye söylememiz gerekmez,çoğu zaman da kansızlık bu sesi duymamıza sebep olur,eğer duyduğumuz ses normal saydığımız sınırların üstünde ise aileye bilgi verip gerekli araştırmaları yapmak gerekir.Karın bombe ve gergin durur,bu durum gaz şikayetlerine bağlıdır ve gazdan dolayı devamlı ıkınması ve ayaklarını karnına toplaması normaldir.Bebekler günde 5-6 kere kaka yapabildiği gibi ,3 günde bir de yapabilir,her iki durum da normaldir,bir hastalık belirtisi değildir.15 günden itibaren bebeğin kakası, ilk günlere göre sulanıp ishal şeklini alabilir,bu geçici bir durumdur ve 2 ayna kadar düzelir.Gaz çıkarırken bir miktar kusması normaldir,kilo alışı normal ise ilaç vermeye gerek yoktur,hem aşırı kusuyor, hem de kilo alışı az ise hastalık durumu olabilir.

    Genital bölge:

    Kız bebeklerde vaginal bölgeden akıntı ve bir miktar kanama gelebilir,anne sütündeki gebelik hormonlarına bağlıdır,zamanla geçer,erkek bebeklerde ise testislerde su toplanması ile birlikte bir testis daha şiş görünür,1 yaşına kadar geçer ,ancak fıtık ile ayrımı mutlaka yapılmalıdır.Bazen de testisler inmemiş olur ve kese boş görünür,1 yaşından sonra bu durum devam ediyorsa üroloji veya çocuk cerrahisi hekimi görmelidir.Erkek bebeklerin bazılarında penis derisi geriye gitmez,bu durum idrar yapmasında zorluğa ve idrar yolu iltihabı geçirmesine sebep olabilir erken sünnet önerilir, banyo yaparken bu derinin aile bireylerince sürekli geriye ittirilmesi iyi değildir.Bazı bebekler doğuştan sünnetliymiş gibi doğarlar, böyle bir durumda sünnet ettirilmeden önce mutlaka bevliye doktoruna gösterilmelidir.

    Ortopedik Muayene:

    Yenidoğan bebeğin rutin muayenesi esnasında bebek kasları ilk hafta içinde çok gevşek olduğu için ,kalça çıkığı mevcut olsa bile tespit edilmeyebilir,aylık kontroller esnasında tekrar tekrar kalça eklemi muayenesi yapılmalı,aileye bebek için mutlaka hazır bez kullanması söylenmeli

    kundak yapmaları önlenmelidir,şüpheli durumlarda da kalça USG çekilmeli ve gerekirse ortopedi doktoru muayenesi istenmelidir.Ancak artık bir çok hastanede hafif kalça çıkıklarının bile atlanmaması için rutin olarak kalça USG yapılmaktadır.Ailede kalça çıkığı olan birey varsa,bebek makat gelişi ise,bazen de ikiz,üçüz doğumlarda bebek 1 ayı geçtikten sonra mutlaka USG çekilmeli gerekirse ortopedi hekimine muayene ettirilmelidir.Ayrıca bebek 9 ay boyunca anne karnında belli pozisyonda durduğu için ,doğduktan sonra bir süre bu pozisyonunu muhafaza etmesine bağlı olarak ayak bilekleri içe dönük ve bacakları çarpık durabilir,bu durum zamanla düzelir.

    Nörolojik Bulgular:

    Bebeğe dokunulması ve ani bir gürültüde kollarını aniden açıp kapama tarzındaki sıçrama hareketi MORO refleksi dediğimiz sağlıklı bir durumdur.Bazı bebeklerde bu sıçrama hareketi daha abartılı olur,ancak telaşlanılmamalıdır.Refleksleri kuvvetli olan bebeklerin bu hareketleri, uyku esnasında sık uyanmalarına sebep olacağından beşiğinde uyurken battaniye ile kolları sarılabilir.Böyle bebekler daha çok ağlarlar ve sürekli anne kucağını ararlar.

    Uyku Düzeni:

    Her bebekte farklı sürelerde günlük uyku düzeni olabilir.Günde kaç saat uyuyacağının kesin bir kriteri yoktur.Bazı bebekler kesintisiz olarak yarım saat bile uyumazlar,gece uykuları genellikle 3 aydan sonra uzamaya başlar,gece uyanınca mümkün olduğunca ışık yakılmamalı ve gece-gündüz farkını anlaması sağlanmalıdır.6 aydan sonra bebeklerde özellikle geceleri anlam verilemeyen ağlamalar olur,bu durum gerek diş sancılarına,gerek gördüğü rüyalara, gerekse yanında o an birine ihtiyaç duymasına bağlıdır,1 yaşından büyük gece ağlayan bebeğe su verilebilir, ancak mama,süt gibi besinler verilmesi bebeklerin bir süre sonra gece beslenmesine alışmalarına ve daha sık uyanmalarına sebep olmaktadır.

    Hazırlayan:Dr.Sibel Kılıçaslan