Etiket: Gebelik

  • Kürtaj ( Küretaj)

    Kürtaj ( Küretaj)

    Kürtaj, genel anlamıyla gebeliğin sonlandırılmasıdır. Kürtaj asla bir aile planlaması yöntemi değildir. İstenmeyen gebelikleri önlemek için öncelikle aile planlaması yöntemleri etkin bir şekilde kullanılmalı ancak herşeye rağmen istenmeyen gebelik ortaya çıkmışsa kürtaja başvurulmalıdır. 

    Kürtaj kişisel koşullar sebebiyle yapılabileceği gibi gebeliğin sağlığınız için risk oluşturması veya bebekle ilgili sağlık problemi ( yaşamla bağdaşmayacak ya da doğduktan sonra yaşamını büyük ölçüde etkileyebilecek ) sebebiyle  yapılabilir. Düşük yapan kişilerde rahim içerisinde gebeliğe ait parça kaldıysa bunları temizlemek için, ayrıca ölü gebelik, boş gebelik ve üzüm gebeliği ( mol gebelik) gibi durumlarda tedavi amacıyla kürtaj yapılır. 
        
    İstenmeyen gebeliklerin sonlandırılması için yasal sınır ülkemiz için 10. gebelik haftasıdır. ( Son adet tarihinin ilk gününden itibaren 10 haftadır) 18 yaşından büyük evli hastalarda eşlerin her ikisinin de imzasıyla gebelik sonlandırılır. Bekar hastalarda sadece kişinin kendi imzası yeterlidir. 18 yaşından küçüklerde kişinin ailesininde rızası gereklidir. Gebelik 10. haftanın üzerinde ise gebelik sonlandırılamaz. Gebeliğin sonlandırılması kararı zor bir karardır. Kürtaj ne kadar erken gereçekleştirilirse işlem o kadar kolay ve güvenli olur.  Ancak doğru karar vermek için yeterli zamanın tanınması daha önemlidir. 
        
    Kürtaj gebelik sonlandırılması haricinde de kullanılır. Adet düzensizliği durumunda tanı amaçlı da kürtaj işlemi yapılır.
        
    Kürtaj genellikle vakum yöntemiyle yapılır. Genel anestezi veya lokal anestezi altında yapılabilir. Plastik enjektör ve ince plastik boru şeklinde kanül denilen aletlerden oluşan sistem sayesinde yapılır. Plastik kanül ile rahim ağzından girilir. Rahim içerisi enjektörün vakum etkisiyle çekilir. Bu yöntem hem  kolay hem daha az riskli ve daha az ağrılıdır. İşlem süresi genellikle 5-10 dakika sürer. İşlem sonrası rahim içerisi ultrason ile kontrol edilir. İşlem sonrası hafif karın ağrısı ve az miktarda kanama olabilir. İşlemden sonra antibiyotik ve ağrı kesici reçete edilir. Hasta genellikle işlemden 1 hafta sonra kontrole çağrılır. İşlemin yapıldığı gün boydan duş alınmasında sakınca yoktur.

  • Gebelikte hipotiroidi

    ~~ GEBELİKTE HİPOTİROİDİ
    Hipotiroidi tiroid hormonlarının yetersiz olması demektir. Özellikle gebelik döneminde daha da bir önemlidir.
    Gebelik olayı, tiroid bezi için bir stres olup iyot ihtiyacı artar, tiroid bezinin büyüklüğü artar ve tiroid hormonlarının miktarı artar. Bunu yapan neden ,artan Beta-HCG seviyesidir. Beta-HCG arttıkça TSH reseptörleri uyarılır ve bez daha çok çalışmaya başlar. Ancak bazı gebelerde durum farklı olup bez az çalışır hale gelebilir. Bu duruma HİPOTİROİDİ diyoruz. Bunun nedeni Iyot eksikliği olabileceği gibi Hashimoto dediğimiz bir hastalık da olabilir. Iyot, tiroid hormonlarının yapımında kullanılan maddedir günlük alınması gereken miktar normalde 150 mikrogram /gün iken gebelerde 220 mikrogram/güne kadar çıkar. normalde iyotu tuzdan, sebzelerden, deniz ürünlerinden ve içtiğimiz sulardan karşılarız. Ancak bazen yetersiz alıyor olabiliyoruz. Hashimoto ise tiroid antikorları dediğimiz özellikle anti-TPO antikorunun pozitif olmasıyla ortaya çıkan bir hastalıktır. Antikorl dediğimiz maddeleri normalde vücudumuzu savunan askerler olarak düşünebiliriz. Ancak otoimmün dediğimiz Hashimoto gibi hastalıklarda bu antikorlar kendi vücudumuzdaki organları yabancı olarak algılayıp mesela tiroid bezini düşman olarak algılayıp onu harap etmekle uğraşır ve bezi az çalışır hale getirir. Bu durumda Tiroid bezinin çalışması yavaşlar.
    GEBELİKTE TİROİD BEZİ YAVAŞLARSA NE OLUR???
    Bu durum hem anneyi hem de bebeği etkiler..Şöyle ki; annede hipertansiyon, preeklampsi dediğimiz yine hipertansiyonla seyreden ağır bir hastalık, erken doğum, doğumdan sonra kanama, sezeryan olasılığının artması… gibi riskler, bebekte ise büyüme geriliği, düşük IQ, boy kısalığı, düşük doğum ağırlığı, ileride nöropsikolojik bozukluklar gibi bir takım problemlere yol açar .
    BUNU ENGELLEMEK İÇİN NE YAPMALIYIZ ???
    En basit ve ucuz yöntem olan TSH hormonu seviyesine baktırmaktır. Artık gebelik planlandığı zaman bile birçok doktor arkadaşımız bu hormona baktırıyor ya da gebe kalındığı vakit hemen baktırılmalıdır.
    TSH SEVİYESİ KAÇ OLMALIDIR?
    1. Trimester (yani gebeliğin ilk 3 ayında) TSH < 2,5 mIU/L olmalı
    2. Trimester (yani gebeliğin ikinci 3 ayında 3-6 ay arası) TSH < 2,5 mIU/L olmalı
    3. Trimester (yani gebeliğin üçüncü 3 ayında 6-9 ay arası) TSH < 3 mIU/L olmalıdır.

    BU DEĞERLERDEN BÜYÜKSE NE OLACAK????
    Bu değerlerden daha yüksek çıkarsa TSH düzeyi, o zaman öncelikle doktorunuz diğer tiroid hormonları ve anti-TPO dediğimiz antikor seviyesine de bakarak hemen tedaviye başlayacaktır.
    TEDAVİ NEDİR?
    Levotiroksin dediğimiz sentetik tiroid hormonudur. Doz ayarlaması doktor tarafından yapılır ve hastaya göre değişir.
    İLAÇ BAŞLANDIKTAN SONRA NE KADAR SIKLIKLA TSH DÜZEYİ TEKRAR BAKILMALIDIR ???
    Genellikle 3-4 hafta aralarla (yaklaşık 1aylık kontrollerle) TSH takibi yapılıp ilaç dozu ayarlanır.
    İLACIN BEBEĞE ZARARI VAR MI ???
    En çok karşılaştımız sorulardan biridir!!!! Zaten biz bebeği ve anneyi olabilecek tehliklerden korumak için ilacı veriyoruz. Tabii ki zararı yok.
    İLACI NASIL KULLANACAĞIZ ??
    İlacı sabah tek seferde aç karna kullanıp yarım saat kadar sonra yemeğinizi yiyebilirsiniz.
    İlacı diğer mide koruyuccular, demir ilaçları, vitaminler ile almayıp yaklaşık 4 saat kadar sonra diğer ilaçları kullanmakta yarar vardır.

    İLACI NE KADAR SÜRE KULLANACAĞIZ????
    Hedef iyi ve sorunsuz bir gebelik geçirmek olup ilacı bebek doğana kadar kullandırıyoruz. Sonrasında annenin TSH ve antikor seviyesine göre sürekli tedavi alması gerekecek mi yoksa tedavi kesilecek mi onu doktorunuz belirleyecektir.

  • Gebelik dönemi ve diyabet!

    Gebelik dönemi, devam ettiği 9 aylık dönem ve sonrasındaki emzirme döneminde, vücutta pek çok sistemde değişikliğin meydana geldiği bir dönemdir. Gebelik öncesi var olan yada gebelikte ortaya çıkan pek çok hastalık anne ve bebekle ilgili ciddi sonuçlar doğurmaktadır. Gebeliğin planlanması ile birlikte anneadayının sağlık kontrolünden geçmesi en doğru başlangıçtır. Kronik sağlık problemi olan anne adayının sağlıklı bir süreç için takip eden hekim ile gebelik öncesi takip ve tedavi planı çıkarması esastır. Gebelik döneminin enciddi sağlık problemlerinden biri diyabettir. Gebelik öncesinde tip 1 veya tip 2 hastası olan kadınların kan şekerlerinin düzenlenmiş olması ve diyabetten kaynaklanan komplikasyonların kontrol altına alınıp gebeliğe engel durumların olmaması esastır. Gebelik anne adaylarında hiperinsülinemi ve insülin direncini ortaya çıkaran metabolik mekanizmaları tetiklemektedir. Bu mevcut durumu kötüleştireceği gibi olmayan diyabetin gestasyonel diyabet adı altında ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Bu durum genel olarak gebelerin %3-9’unu etkiler. Son zamanlarda her 5 kadından 1 inde ortaya çıkarak hastalık sıklığı gittikçe artmaktadır. Gestasyonel diyabet sıklıkla gebliğin 20. Haftasından sonra ortaya çıkmaktadır. Bu hastalık fetusta makrozomi,solunum sıkıntısı, kanda şeker ve kalsiyum düzeyi düşüklüğü,sarılıkla ilgili maddelerin artışı, gelişme geriliği, ani ölüm meydana getirebilmektedir. Annede plesanta sıvısının fazlalığı, abortus, doğum travması, preeklampsi riskini arttırmaktadır. Aynı zamanda doğan bebeklerde, çocukluk döneminde obesite, metabolik sendrom, tip 2 diyabet ve dikkat eksikliği hiperaktivite sıklığında artış yaratmaktadır. Gebelik öncesi diyabet oranı %12 iken gebelikte bu oran %88 düzeyindedir. Gebelikteki tanı ve tedavinin tek yoludur. Bu amaçla gebeliğin 24.-28. Haftaları arasında tarama amaçlı ogtt yapılmaktadır.Yapılması kısmen tartışmalı olmakla birlikte halen standardize edilmiş ve kabul görmüş tanı yöntemidir. Gestasyonel diyabet açısından risk altında olanlar: kilosu fazla yada obez olanlar, ailesinde diyabet hikayesi olanlar, gebelik öncesi glikoz intoleransı olanlar, polikistik over hastalığı olanlar, hipertansiyon problemi olanlar, tedavi amacı ile kortizon kullananlar, önceki gebeliklerinde diyabet yaşayan anne adayları risk altındadır. Tüm gebeler risk grubuna bakılmadan taranmalı ancak risk grubundakilerde tarama daha erkene çekilmelidir. Gestasyonel diyabet; diyet, egzersiz, insülin tedavisi ve kan şekeri takibi ile kontrol altına alınmaktadır. Kan şekerinin bellirli sınırlar içinde tutulması ile süreç başarı ile sonuçlanır. Bu dönemde anne ve bebeğin takibi bu konuda deneyimli kadın doğum, iç hastalıkları yada endorinolojı uzmanı ve diyetisyenle yürütülmelidir. Diyetteki amaç kişiye özel olmalıdır. Anne ve fetusun gelişimi ve beslenmesi için gerekli besin öğeleri sağlanırken kan şekeri korunmalıdır. Fazla kilolu annenin kilo alımı dengelenmeli, karbonhidrat tüketimi ayarlanmalıdır. Jinekolojik sakınca yoksa anneye günlük hafif egzersizler verilmelidir. Doğum sonrası annenin takinine 6-12 hafta sonra yapılan ogtt ile devam edilmelidir.

    Bilinmektedir ki; gestasyonel diyabet geçiren hastalardan %50 si ilerleyen yıllarda tip 2 diyabet geliştirmektedir.

  • Tiroid ve gebelik

    GEBELİK VE TİROİD

    1- GEBELİKTE İYOT EKSİKLİĞİ:

    İyot elementi Tiroid hormon sentesi için gerekli olan bir elementtir.Normal sağlıklı bir bayanın günlük iyot ihtiyacı ortalama 150mcg/gün iken gebelerde bu ihtiyaç 300 mcg/güne kadar artış göstermaynağı olmadığından ektedir. Bu nedenlede gebelerde iyot eksikliği sık görülmektedir. Anne karnındaki bebeğin başka bir iyot kaynağı olmadığından annede gelişen iyot eksikliği bebeğide etkilemekte ve özellikle bebeğin zeka gelişimi üzerine olumsuzluk oluşturmaktadır. Bu nedenle bakılabilen gebelerin iyot düzeylerine idrar testi ile bakılmalı ve gerekli olanlara mutlaka iyot takviyesi başlanmalıdır.

    2- GEBELİK VE HİPOTİROİDİ (Tiroid hormon düşüklüğü) :

    Gebelerde hipotiroidinin en sık iki nedeni Hashimoto hastalığı ve iyot eksikliğine bağlı hipotiroididir. Hipotiroidi oldukça önemli bir bulgudur. çünkü gebelik ve bebek üzerine geri dönüşü olmayan bir takım olumsuzluklara yol açabilir. Hipotiroidiye bağlı olarak Bebekte zeka geriliği, gelişim geriliği, düşük riski, plesanta ayrılması, preeklamsi, erken doğum ve doğumda bebekte solunum zorluğu gibi etkiler görülebilir. Bu nedenlede gebelik planlayan bayanların hipotiroidi açısından kontrol edilmesi önerilir. Yine gebe kalmadan önce hipotiroidi nedeni ile tiroid hormon replasman tedavisi alan hastaların gebe kaldıklarında tiroid hormon ihtiyaçları ortalama %25 civarında artış gösterir. Bu nedenle bu durumdaki bayanların takipte oldukları doktorları ile hemen iletişime geçip gebeliğe uygun olacak yeni ilaç dozlarını belirlemeleri gerekmektedir.

    Gebelerde Hipotiroidi riskini tesbit etmek için rutinde TSH, sT4 ve sT3 hormonlarına bakılır. Bazı özel durumlarda doktorunuz ihtiyaç duyarsa TSH ile birlikte tT4 ve tT3 hormonlarınada bakabilir. Bakılan TSH değerleriniz gebelik hastanıza göre yüksek gelirse bu durumda hipotiroidinin sebebine yönelik olarak Anti TPO testi ve tiroid USG testi bakılabilir.Testlerin sonucundan sonra gerekli olanlarda vakit kaybetmeden Tiroid hormon tedavisine başlanır.

    TSH ALT SINIRI

    TSH ÜST SINIRI

    GEBELİK PLANLAYANLAR

    0.5 mIU/mL

    2.5 mIU/mL

    GEBELİĞİN İLK 3 AYI

    0.1 mIU/mL

    2.5 mIU/mL

    GEBELİĞİN 3-6. AYLARI

    0.2 mIU/mL

    3 mIU/mL

    GEBELİĞİN SON 3 AYI

    0.3 mIU/mL

    3 mIU/mL

    Yukardaki tabloda gebe adaylarının ve gebelerin olması gereken TSH değerleri görülmektedir. Hormon değeriniz bu limitlerin dışında ise bir Endokrinoloji doktoru ile irtibata geçmenizde fayda vardır.

    3- GEBELİK VE HİPERTİROİDİ (Tiroid hormon fazlalığı):

    Gebelikte kalıcı hipertiroidinin en sık nedeni Graves hastalığıdır. Fakat bir çok gebede gebelik hormonu olan Beta HCG nin tiroid bezini uyarıcı etkisinden dolayı özellikle gebeliğin ilk 3 ayında tiroid hormonları hafif yükselme eğilimindedir bu durum fizyolojik (normal) hipertiroidiye yol açmaktadır.Gebeliğin Fizyolojik hipertiroidisi özellikle ikiz gebeliği olanlarda , gebeliğe bağlı hiperemeziz gravidarum hastalığı (aşırı bulantı, kusma) olanlarda daha bariz bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu nedenlede gebelikte ortaya çıkan hipertiroidide bu iki durumun birbirinden ayrılması için bir Endokrinolog ile irtibata geçilmelidir. Graves hastalığı düşünülen vakalarda mutlaka TSH reseptör Antikor titresine bakılmalıdır. Gebeliğin seyrini olumsuz etkileyebilecek düzeyde hormon yüksekliği tesbit edilen gebelerde mutlaka tedavi başlanmalıdır. Çünkü tedavi edilmeyen hipertiroidi durumunda ölü doğum, erken doğum, preeklampsi, düşük ve bebekte gelişme geriliği gibi çok ciddi gebelik komplikasyonları ile birlikte annede çarpıntı, terleme, titreme, kilo kaybı, uykusuzluk, sinirlilik gibi semptomlar ortaya çıkabilmektedir. Tedavide öncelikle antitiroid ilaç tedavisi tercih edilmektedir. İlaç tedavisi alamayan veya ilaç ile kontrol altına alınmayan durumlarda ise cerrahi tedavi gündeme gelebilmektedir.

    4- POSTPARTUM TİROİDİT :

    Gebelik öncesinde bilinen Tiroid hastalığı olmayan gebelerde doğumdan sonraki ilk bir yıl içinde ortaya çıkan tiroid bezinin inflamasyonudur. Bu hastalık özellikle Anti TPO antikoru pozitif olan bayanlarda daha sık ortaya çıkmaktadır. Klinikte hastalığın hem hormon yüksekliği hemde hormon düşüklüğü ile seyreden evreleri vardır. Hormon yüksekliği evresinde hastalarda çarpıntı, terleme, titreme, uykusuzluk, sininrlilik, kilo kaybı gibi hipertiroidi semptomları ortaya çıkabilir. Hipotiroidi evresinde ise ödem, kabızlık , üşüme , saç dökülmesi, depresyon, kilo artışı gibi bulgular ile kendini gösterir. tanı konulan hastalara hastalığın evresine göre beta Bloker veya Hormon replasman tedavisi başlanabilir.

  • Gestasyonel (gebelik) diyabeti

    Gestasyonel (gebelik) diyabeti

    Gestasyonel diyabet ilk kez gebelikte ortaya çıkan ya da gebelik sırasında tanı konulan glukoz tolerans bozukluğudur. Farklı toplumlarda %1-14 oranlarında bildirilmektedir. Sıklığı giderek artmaktadır. Bunun nedeni artmış obezite sıklığıdır. Amerikan Diyabet Derneği gebe kadınların %4’de yani yılda yaklaşık 135.000 kadında gestasyonel diyabet tespit edildiğini bildirmiştir. Tarama testleri genellikle 24-28. haftalarında yapılmaktadır.

    GESTASYONEL DİYABET İÇİN RİSK FAKTÖRLERİ

    1. 25 yaş üstü

    2. beden kitle endeksi 25-27kg/m2 üzerinde olması

    3. gestasyonel diyabetin sık görüldüğü etnik köken

    4. birinci derece yakınlarında gestasyonel diyabet veya tip2 diyabet varlığı

    5. önceki gebeliklerde gestasyonel diyabet öyküsü

    6. polikistik over sendromu

    7. hipertansiyon varlığı

    GESTASYONEL DİYABETİN ANNE VE ÇOCUK İÇİN OLUŞTURDUĞU RİSKLER

    1. Makrozomi: Makrozominin genel kabul görmüş tanımı bebeğin doğum ağırlığının 4000gr’ın üzerinde olmasıdır. Çalışmalarda gestasyonel diyabette makrozomi insidansı %16-29 olarak bildirilmekteyken, diyabeti olmayanlarda bu oran %10’dur.

    2. Gestasyonel diyabeti olan anne bebeklerinde neonatal dönemde hipoglisemi, hipokalsemi, hiperbilirubinemi ve polisitemi oranlarında artış saptanmaktadır.

    3. Gestasyonel diyabeti olanlarda bir diğer sık karşılaşılan sorun HİPERTANSİYON‘dur.

    4. Gestasyonel diyabeti olan hastalarda ilerleyen dönemlerde tip2 diyabet görülme ihtimali artmıştır. Gebeliği sırasında insülin tedavisi almak zorunda kalanlarda tip2 diyabet gelişme riski daha yüksektir.

    BİR GEBE TİP 1 VEYA TİP 2 DİYABETLİ İSE ONUN DİYABETİ ÇOCUĞUNA GEÇER Mİ?

    Tip 1 diyabetli gebenin, çocuğunun tip 1 diyabetli olma riski %2 kadardır. Oysa babasının tip 1 diyabetli olması durumunda çocuğun tip diyabet riski %6 civarındadır. Hem anne hem baba tip 1 diyabetli ise bu risk %30 kadar yükselir.

    Buna karşılık gebede tip 2 diyabet varsa, çocuğun tip 2 diyabet olma riski %25 kadardır. Babanın tip 2 diyabetli olması durumunda da çocuğun riski aynıdır. Hem anne hem de baba tip 2 diyabetli ise bu risk %50 kadar yükselir.

    DİYABETİK GEBEDE HANGİ HASTALIKLAR GÖRÜLEBİLİR

    Gestasyonel diyabette “periferik insülin direnci” ve bunun neden olduğu “hiperinsülinemi” ve “hipoglisemi” önemli bulgulardır. Diyabetik gebede;

    1.spontan abortuslar artar,

    2.ölüdoğumlar sıktır,

    3.polihidramnios gelişir,

    4.preeklempsi sıklığı fazladır,

    5.plasenta anomalileri sıktır,

    6.idrar yolu enfeksiyonlarına meyil artar.

    DİYABETİK GEBEDE ÖNEMLE ÜZERİNDE DURULMASI GEREKEN HUSUSLAR

    A) Gebelik sırasında oral hipoglisemik ilaçların kullanımı ile ilgili yeterli bilgi olmadığından kullanılmamalı.

    B) Tüm gestasyonel diyabetlilerde laktasyon (emzirme) özendirilmelidir.

    C) Gebelik egzersizleri önerilmelidir.

    D) Gestasyonel diyabet tek başına sezaryan endikasyonu değildir. 38. hafta dolaylarında doğum yaptırılmalıdır. (bundan sonra makrozomi artar)

    E) Doğumdan sonra olguların çoğunun kan şekeri normale döner. Gestasyonel diyabetli olguların yaklaşık %25-30’nun 20 yıl içinde diyabet geliştirdiği gözönünde bulundurulmalıdır.

    F) Gestasyonel diyabet olgularında daha sonraki gebeliklerinde gestasyonel diyabetin tekrarlama riski yüksektir.

    G) Gestasyonel diyabetli olguların çocuklarında daha sonraki yaşam yıllarında diyabet riski yüksektir.

    DR. ELYESA KARACA

    İÇ HASTALIKLARI (DAHİLİYE) UZMANI

  • Gebelik ve tiroid!

    Gebeliğin oluşması ve sağlıklı bir biçimde devamı için endokrin sistemin normal çalışması gerekir. Gebelik öncesi ve gebelik sırasında oluşan özellikle iroid, hipofiz, over ve böbreküstü bezleriyle ilgili endokrinolojik bozukluklar gebe kalmayı, bebek kayıplarını, gebeliğin sağlıklı seyrini etkileyebilir. Gebelikte gelişebilecek hormonal ve metabolik sorunlar açısından gebelik öncesinde ve gebelik süresince ilgili uzmanlar tarafından endokrinolojik takip gerekir.

    Tiroid hormonu gebelikte önemlidir. Her kadın gebelik öncesi ve gebelik sırasında tiroid hormonları açısından değerlendirilmelidir. Çünkü tiroid hormon eksikliği olan kadınların gebe kalamama ve düşük riski yüksektir. Tiroid hormon eksikliği olan kadınların bebeklerinde büyüme ve zekâ geriliği oluşabilir. Gebelikte gebelikle ilişki olarak tiroid hormon fazlalığı gelişebilir. Bu durumlarda tedavi gereksinimi olan hastaların endokrinoloji uzmanları tarafından saptanıp uygun şekilde tedavi edilmesiyle birçok hastada gereksiz yere ilaç kullanımı ve bu ilaçlara bağlı doğumsal anomali oluşma riskinin artışının önüne geçilebilecektir.

    Hipotiroidi nedeniyle tedavi altında olani hastalarda gebelik planlanmadan önce tiroid hormon düzeylerine bakarak yeterli tiroid hormon desteği sağlandığından emin olmalıdırlar. Tiroid hormon düzeylerinin yeterince sağlanamadığı hastalarda gebelik planlanmadan önce tiroid hormon alımının düzenlenerek kandaki tiroid hormon düzeylerine ulaşılması hedeflenmelidir. Gebelik oluştuktan sonra ise tiroid hormon düzeyleri 1.5-2 ayda bir takip edilerek yeterli desteğin sağlandığından emin olunmalıdır.

  • Gebelik ve diyabet

    Gebelik ve diabet konusu; gebelikte ortaya çıkan diabet (gestasyonel diabet) ve diabetik gebe (pregastasyonel diabet) olmak üzere başlıca iki çerçevede ele alınmaktadır.

    Gestasyonel diyabet ( gebelikte ortaya çıkan şeker hastalığı)

    Daha önce şeker hastalığı olmayan ve gebelikte şekerin yükselmesiyle seyreden hastalığa gestasyonel diabet( gebelik şekeri) denir. İleri anne yaşı gebeliklerinde,yüksek kilolu annelerde, ailesinde diabet öyküsü olanlarda ve önceki gebeliğinde de aynı hastalığı yaşamış olanlarda gebelik şekeri rastlanma riski artmıştır. Gebelik diyabeti yaklaşık olarak tüm gebelerin % 5 inde ortaya çıkar. Genellikle hamileliğin 24. haftasında başlar ve doğumdan sonraki 6. haftaya kadar devam eder. Gebelikte bebeğin gelişimini sağlamak için kan şekerinin doğal olarak genel yükselme eğilimi vardır, ama diyabet e yatkın durumu olan annelerde bu durum kontrol dışına çıkıp gestasyonel diabet in oluşmasına neden verebilir.Takiplerde bebeğin suyu (amnion mayi) fazla olan, bebek ölçüleri normalden iri olan, gebelik sırasında fazla kilo alan, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu ve dirençli vajinal mantar enfeksiyonları olan annelerde bu durumu gözden kaçırmamak gerekir. Tüm gebelere gebeliğin 24-28 hafta arası tarama testi olarak 50 gr şeker yükleme testi yapılır.Gestasyonel diabet 24. haftalardan sonra görüldüğü için bebekte anomali, sakatlık riski yoktur, fakat doğuma yakın açıklanamayan anne karnında bebek kayıpları, aşırı iri bebek nedeniyle bebeğin doğumda omuzunun takılması, zor doğum ve artmış sezeryan oranları görülür ayrıca doğumdan sonra ise bebeklerin akciğerlerinin tam gelişememesi ile ilgili yoğun bakım takipleri gerekebilir. Teşhis edilmiş her hasta yoğun takibe alınmalı ve gerekirse insülin hormonu ile( ağızdan alınan şeker ilaçları gebelikte kullanılmaz!) tedavi edilmelidir.

    Gebelikten önce meydana gelen ve şeker hastası olup da gebe kalanlarda çok sıkı şeker takibi yapmak gerekir. Geç dönemlerde ortaya çıkan gestasyonel diyabet in aksine gebeliğin ilk zamanlarında, ilk 12 hafta, kandaki yüksek şeker bebekte sakatlık meydana getirebilir. Sıkı bir şeker takibi yapılmalı, gerekirse yine insülin hormonu başlamak gerekmektedir. Bu tür gebeliklerin önceden planlı ve gebe kalmadan sıkı bir şeker takibi ile kurgulanması sağlıklı olacaktır.

  • Gebelik ve emzirmede vitiligo (ala ) tedavisi

    Gebelik ve emzirme dönemlerinde vitiligo neden tedavi edilmelidir?

    Gebelikte tedavi yaklaşımı ve takip nasıl olmalıdır?

    Emzirmede tedavi ve takip yaklaşımı nasıl olmalıdır?

    Annenin riskleri nelerdir?

    Bebeğin riskleri nelerdir?

    Tedavinin yanetkileri var mıdır?

    Bağışıklık sisteminin kendi kendine saldırması sonucu ile gelişen, cilt pigmentlerinin kaybı ile seyreden Vitiligo, halk arasındaki adıyla Ala hastalığı için tıp bilimi yıllarca değişik teoremler üretmiş ancak nedeni bir türlü anlaşılamamış ve bu sebeple tedavisi de oldukça kısıtlı kalmıştır. Son yıllarda yapılan araştırmalarda edinilen bulgular, bu eski ve hazin hastalığın tedavisinde farklı ve çok olumlu sonuçlar alınmasına yol açmıştır.

    Vitiligo yıllar boyunca yalnızca bir cilt hastalığı gibi görülmüş ve tedavisi de buna uygun olarak yapılmıştır. Sadece cilde odaklanarak lokalize tedaviler gerçekleştirilmesi, kremler kullanılması ve ışın terapileri uygulanması hastalığın tedavisinde geçici çözümler olmuş ancak hastalık mutlaka tekrarlamış ve hatta artarak çoğalmıştır. Ancak son yıllarda hastalığın gerçek boyutu ortaya çıkmış, otoimmün yani temelinde bağışıklık sistemi olan bir hastalık olduğu tıp otoritelerince kanıtlanmıştır.

    Bu nedenle Ala (beyazlama ) hastalığı gebelerde ve süt veren annelerde daha fazla önem taşımaktadır. Çünkü bilinmektedir ki otoimmün hastalıklar doğum sonrası veya gebelikte atağa geçebilir. Vitiligolu annelere bakacak olursak her doğum sonrası emzirme dönemlerinde vitiligolarında hızlı bir artış yaşamışlardır. Düşükler bile bunu tetikleyebilir.

    Gebelik döneminde vitiligonun uysallaştığını daha çok görmekteyiz. Ancak doğum sonrası için vitiligolu anne adayını hazırlamak , güçlendirmek, anne karnındaki bebeği vitiligo ve diğer potansiyel hastalıklardan korumak çok önemlidir. Özellikle emzirme dönemine geçen annede biz ne kadar kişiyi buna hazırlamışsak bebeği de o kadar korumuş oluruz.

    Vitiligolu anneyi gebeliliğe hazırlama dönemlerinde immunoterapiye alırsak ne yaparız?

    Tabii ki en ideali hem anneyi hem babayı gebelik planlanırken tedaviye almaktır. Koruyucu hekimlik adına en güzeli budur. Anne veya baba vitiligo hastası ise durum değişmez. Her ikisini de gebeliğe hazırlamak gerekir. Bunun için ön testler yapılmalıdır. Risk faktörleri belirlenmelidir. Bunların sonuçlarına yönelik de kişilere özel tedavi ve onarım progamları hem sperm sağlıklı gelişimi, hem yumurtlamanın sağlıklı oluşması hem de embriyonun yani bebeğin sağlıklı büyümesi açısından gereken herşey sağlanmış olur.

    Peki bu kadar idealini yapamadık, kişi gebe kalıp geldi… Ozaman ne yaparız.

    GEBELİKTE VİTİLİGO İMMUNOTERAPİSİ

    Gebelerde de gebelik haftasına göre değişen tedavi yaklaşımımız mevcuttur. Yan etkiler açısından gebelerde çıkan barsak mantarı veya helikobakter pylori medikal öldürücü tedavisi verilmez. Bunun yerine kontrol altına alıcı tedaviler seçilir ki hem bağışıklığı düzeltilir hem de risk faktörleri kontrol altına alınmış olur. Çünkü biliyoruz ki emzirme dönemine geçen annede vitiligoda mutlaka atak olacaktır. Bu da engellenmiş olur. Bütün bunlar ciddi elde edilen karlardır.

    Annenin gebelikte tüm vitamin mineral depolarının düzeltilmesi hem annenin hem bebeğin gelişimi için çok önemlidir. Gebeliğin düşükle sonlanmaması da immunoterapinin başarısıdır. Çünkü bilinmektedir ki vitiligolu bireylerde yüksek ANA pozitifliği ve düşük riski mevcuttur.

    Takipte özellikle tiroid fonksiyonları, gebenin uyku durumu, vücut ısısı beslenmesi , ödem durumu çok önemlidir. Aslında bir çok kişiye özel şikayetlerin düzelip düzelmediği gebelik boyunca immunoterapi alan hastada takip edilir.

    EMZİRMEDE VİTİLİGO İMMUNOTERAPİSİ

    Şayet anneye tedaviye emzirme döneminde başlandı ise vitamin ve probiotik takviyesinden öteye bir tedavi pek uygulanmaz. Bunun da faydası hem bebeğe hem anneye oldukça fazla olabilmektedir. Çünkü annenin sürekli veren bir yapısı ve boşalan depoları mevcuttur. Bu da vitiligoda ataklara yolaçar. Buna engel olmanın yolu onarımdan geçer. Bu dönemde aylık takip çok önemlidir Annede doğumu takip eden 3.-4. aydan itibaren tiroid otoantikorları pozitifleşerek postpartum tiroidit atakları gelişebilmektedir.Bununla beraber diğer otoimmün hastalıklarda ve vitiligoda da artış olmaktadır. Bu nedenle bu dönemlerde yakın takip ve iyi tedavi çok önemlidir. Asla başıboş bırakılmamalıdır. Annenin sağlığı ve bebeğin sağlığı açısından çok önemlidir. Günümüzde yapılan en büyük hata bu dönemlerde anne ve bebeği takipsiz ve tedavisiz bırakmaktır.

    TEDAVİNİN YANETKİLERİ VAR MIDIR?

    Gebelik ve emzrme immunoterapisinin herhangi bilinen bir yanetkisi yoktur çünkü yanetki saplayabilecek tedavilerden özellikle bu dönemde kaçınılmaktadır.

  • Gebelik ve tiroid

    GEBELİK VE TİROİD

    Prof. Dr. Bilgin Özmen

    bilozmen@yahoo.com, info@izmirendokrin.com

    Doğurganlık dönemindeki kadınlarda tiroid bezi hastalıkları erkeklere oranla çok daha sık görülür. Bu nedenle hamilelik süresi içinde tiroid ile ilgili bir problemle karşı karşıya kalma olasılığı oldukça yüksektir. Fetus gebeliğin 24. haftasına kadar, annenin tiroid hormon düzeyine bağımlıdır. Özellikle ilk 10 haftalık süre çok daha önemlidir. Çünkü bebeğin organ gelişimi bu dönemde tamamlanmaktadır.

    Ayrıca gebelik bazal metabolizma hızını artıran bir durum olduğu için tiroid hormonlarının üretimi artar. Bu durum bazı kadınlarda tiroid bezinin büyümesine ve daha belirgin hale gelmesine neden olabilir. Gebelik süresince iyot metabolizmasında, immün sistemde, tiroid bezinde ve tiroid fonksiyonlarında bazı değişiklikler ortaya çıkmaktadır. Hastayı izleyen hekim tarafından gebelik sırasında oluşan bu fizyolojik değişikliklerin iyi bilinmesi hem anne hem de fetüs için son derece önemlidir.

    Gebelikte Guatr Sıklığı Artıyor mu? Gebelik genel olarak tiroid hormonu ve iyot gereksiniminin arttığı fizyolojik bir süreçtir. Tiroid bezi gebelik döneminde büyüme (guatr) gösterdiği gibi, gebe kalmadan önce guatrı olan kadınlarda da tiroid bezinin daha fazla büyümesine neden olabilir. İyot eksikliği olan kadınlarda bu durum daha belirgindir. İyot kaybının gebelikte artması ve bebeğin iyot kullanması nedeniyle annenin iyot ihtiyacı artar. Bu nedenle gebelik döneminde annenin günlük iyot alımı (200-220 mikrogram) artırılmalıdır. Annede tiroid hormon eksikliği varsa tiroid hormon ilaçları kullanılarak mutlaka tedavisi yapılmalıdır.

    Gebelikte Tiroid Hastalığı Gelişme Riski Kimlerde Daha Fazladır?
    Ailesinde tiroid hastalığı, şeker hastalığı ve guatr olan kadınlarda tiroid hastalığı riski daha fazladır. 30 yaşın üzerinde, gebelik öncesi tip 1 diyabet (şeker hastalığı), diğer otoimmun hastalığı olan veya kanında anti-TPO antikoru yüksek ya da daha önce tiroid hastalığı geçiren ve infertilitesi (kısırlık) bulunan kadınlarda da bu risk çok yüksektir. Daha önceden tiroid bezi hastalığına bağlı olarak düşük yapmış kadınlarda tiroid hormon tetkikleri gebelik süresince sık aralıklarla kontrol edilip izlenmelidir.

    Doğurganlık Çağındaki Bayanlar için Önemli Uyarılar

    1)Gebelik öncesi fark edilemeyen tiroid hormonu yetmezliği (hipotiroidi) doğacak çocuğun zekâsında geriliğe neden olabilmektedir. Bu nedenle annenin hamile kalmadan önce tiroit fonksiyon testlerini “serum TSH, Serbest T3, Serbest T4, TSH, anti-TPO ve anti-tiroglobulin antikoru” yaptırmasında yarar vardır. Gerekirse söz konusu testlerin gebelik saptandığında tekrarlanması gerekir.

    2)Gebelik öncesi Hashimoto tiroiditi teşhisi almış olan bayanlar gebe kalmayı düşündüklerinde doktorlarına mutlaka ilaç konusunda danışmaları gerekir. Çünkü gebe kalmadan önce kullandıkları tiroid hormon ilaçlarının dozunun yeterli olup olmadığı mutlaka değerlendirilmelidir. Gebe kalınca da tiroid hormon tedavisine devam edilmelidir. Kullanılan tiroid hormon tedavisinin çocuğa zararı yoktur. Aksine tiroid ilacı kullanılmazsa düşük riski artar.

    Gebelikte anti-TPO Antikorunun Yüksek Bulunması Önemsenmeli mi?

    Gebelikte tiroid hormonları normal olduğu halde sadece anti-TPO antikorunun yüksek bulunması risklidir. Çünkü anti-TPO antikoru yüksek olan kadınlarda erken doğum, doğum sonrası depresyon ve tiroid hormonu yetersizliğinin (hipotiroidi) gelişme riski artmıştır. Bu nedenle sık aralarla serum TSH hormon ölçümü yapılmalı ve bu kontrollerin doğum sonrası da devam etmesi gerekir. Hastanın “endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanı” tarafından izlenmesinde yarar vardır.

    Gebelikte Tiroid Hormon Yetmezliği (Hipotirodi) Önemsenmeli mi?
    Evet, hem de çok önemsenmelidir.

    Neden Önemsenmeli?

    Çünkü hipotiroidinin ilk trimesterden (gebeliğin ilk üç ayından) sonra teşhisinin konulduğu gebe kadınlarda, bebeğin (fetusun) entelektüel ve algılama (kognitif) fonksiyonları önemli oranda olumsuz etkilenir.

    Bu nedenle hamile kaldığı öğrenilir öğrenilmez kanda TSH, serbest T4 ve T4 hormonlarına bakılmalıdır. Eğer tiroid hormonu yetmezliği varsa gebe annenin mutlaka tiroid hormonu kullanması gerekir. Tiroid hormon tedavisine doğumdan sonra da emzirme döneminde de devam edilmelidir. Tiroid hormonu ilaçlarının gebelikte ve emzirme döneminde kullanılmasının bebeğe zararı yoktur, aksine kullanılmaması sakıncalıdır.

    Gebelik Öncesi Tiroid Hormonu Eksik Çalışan (Hipotiroidili) Hastalar için Öneriler.

    Gebelikte hipotiroidiye daha sık rastlanmaktadır. Gebelik öncesi Hashimoto tiroiditi teşhisi almış olan bayanlar gebe kalmayı düşündüklerinde mutlaka ilaç konusunda doktorlarına danışmaları gerekir.

    Gebe kalmadan önce tiroid hormonlarına bakılarak kullandıkları tiroid hormon ilaçlarının dozunun yeterli olup olmadığı mutlaka değerlendirilmelidir. Gebe kaldıklarında ise tiroid hormonu tedavisine aksatmadan devam etmeleri hatta gebeliğin ilerleyen dönemlerinde tiroid hormonu ihtiyacı fazlalaşacağı için ilacın dozunda (%40-50 oranında) artış yapılması gerekir. Bu nedenle gebelik boyunca yapılacak olan aylık kontroller ile verilen tiroid ilacının dozunun yeterli olup olmadığı değerlendirilmelidir. Kısacası gebelik süresinde hipotiroidinin tedavisi için kullanılan tiroid hormonu ilaçlarının bebeğe zararı yoktur. Aksine tiroid hormon tedavisi kesilirse erken doğum, doğacak bebekte zekâ geriliği gelişebilir.

    Diğer taraftan gebelik sonlandıktan sonra da annenin tiroid fonksiyon testlerinin bakılması gerekir. Çünkü hamilelik sonrası annenin tiroid hormon gereksinimi azalmış olacak ve doğal olarak da kullandığı tiroid hormon ilacının dozunun azaltılması gerekecektir.

    Gebelikte Tiroid Hormonu Kullanırken Nelere Dikkat Edilmeli?

    Bu hapların (levotiron, tefor, euthyrox), sabahları kahvaltıdan 20–30 dakika önce aç karnına alınması önerilir.

    Demir hapları, kalsiyum, mide asidini gidermek için kullanılan antiasit gibi ilaçlar, tiroid hormon ilaçlarının emilimini etkileyebilir. Bu yüzden demir, kalsiyum veya antiasid grubu ilaçların en az 3–4 saat sonra alınmasında yarar vardır.

    Tiroid hormon ilaçlarının sabah kahvaltıdan önce alınması unutulursa öğlen yemeğinden 20–30 dakika önce su ile alınması uygundur. İlaç ezilmeden içilmelidir.

    Gebelikte Zehirli Guatr (Hipertiroidi)

    Halk arasındaki deyimi ile zehirli guatr veya iç guatr tıpta ki ismi ile hipertiroidi (tiroid bezinin fazla çalışma) hastalığı her 100 gebeden birisinde ortaya çıkar, yani nadir olarak görülür.

    Gebe kalmadan önce hipertiroidi hastalığı geçiren kadınlarda veya gebelik sırasında hipertiroidi saptanan bayanlarda gebeliğin 10 ile12. haftaları arasında TSH–Reseptör antikoruna (TRAb) bakılması gerekir.

    Çünkü TRAb yüksek olursa anne karnındaki bebekte tiroid bezi fazla çalışabilir, ayrıca bebek doğduktan sonra da bebeğin tiroid bezinin fazla çalışma olasılığı vardır. Gebelikte oluşan Graves hastalığı tedavi edilmezse erken doğuma veya bebeğin büyümesinde gecikmeye de neden olabilir. TRAb antikorları gebeliğin 4 ve 6. ayları arasında anne kanında çok yükselirse bebekte hastalık olup olmadığı ultrason ile değerlendirilmelidir. Bu sayede bebek kalp atım hızının artıp artmadığı, guatr gelişip gelişmediği veya büyümesinin normal olup olmadığı değerlendirilir.

    Gebelikte Hipertiroidi Tedavi Edilmeli mi?

    Evet, tedavi edilmelidir. Çünkü gebelik döneminde hipertiroidi hastalığı olan kadınlarda erken doğum, tiroid fırtınası, kalp yetmezliği, düşük, doğacak olan bebekte ise iç guatr veya ölü doğum riski artmaktadır.

    Nasıl Tedavi Edelim?

    Hafif hipertiroidizm, anne ve bebek iyi durumda ise ilaç verilmeden takip edilebilir. Hipertiroidizm şiddeti ilaç tedavisi gerektirdiğinde saptanıldığında tiroit hormon üretimini engelleyen ilaçlar (anti-tiroid ilaçlar) kullanılmalıdır. Tedavide amaç en düşük ilaç dozu ile annenin serbest T4 ve serbest T3 seviyelerini yüksek-normal sınırlarda tutabilmektir.

    Gebeliğin ilk üç ayında propycill (propiltiourasil) ilacı düşük dozda (50–150 mg/gün = günde 2–3 tablet) verilerek tedavi yapılır.

    Gebelikte hipertiroidiye yönelik olarak yapılan tedavinin etkinliği sıkı bir şekilde izlenmelidir. Bu da aylık tiroid fonksiyon testlerinin yapılması ile olur.

    Hamilelik döneminde hipertiroidinin radyoaktif iyot ( RAI=atom) ile tedavisi bebekte sakatlık yapması nedeniyle sakıncalıdır. Hatta gebe kalmazdan önce hipertiroidi nedeniyle RAI ile tedavi gören kadınların atom tedavisi uygulandıktan sonra en az 6 – 12 ay süreyle hamile kalmamaları gerekir.

    Emzirme Döneminde Hipertiroidi Tedavisi.

    Doğum sonrası emzirme döneminde hipertiroidi devam ederse veya yeniden ortaya çıkarsa emziren kadınlara en fazla 250–400 mg/gün kadar dozda Propiltiourasil tablet veya 25–40 mg/gün Metimazol tablet verilebilir. Bu dozlarda emzirmeyi kesmeye gerek yoktur. Eğer daha yüksek dozlar kullanmak gerekirse o zaman bebeğin tiroid hormonlarını takip etmek gerekir; çünkü bu ilaçlar süt ile çocuğa geçerek onun tiroid bezinin çalışmasını azaltabilir.

    Sonuç olarak; Gebelik döneminde tiroid bezi hastalıkları hem anne hem de fetus için önemli sorunları beraberinde getirmektedir. Bu nedenle hamilelik öncesi tiroid bezi hastalığı saptanan kadınlarda hamile kalmadan önce tiroid fonksiyon testlerine bakılması gerekir. Hamilelik süresinde tiroid bezinin tembel veya fazla çalışması yakından izlenilmeli ve mutlaka tedavi edilmelidir.

  • Gebelik ve diyabet

    GEBELİK DİYABETİ

    Gebelik diyabeti tıp dilindeki tanımı ile “gestasyonel diyabet” olarak tanımlanmaktadır.

    Gebelik Diyabeti Nedir?

    İlk defa gebelik süresinde ortaya çıkan, saptanılan veya fark edilen şeker hastalığına gebelik diyabeti denilir. Gebelik öncesi bilinen veya saptanılmış şeker hastalığı yoktur.

    Gebelik Diyabeti Hangi Sıklıkla Görülür?

    Toplumdan topluma ve yapılan tanısal testlere göre görülme sıklığı değişkenlik gösterir. Ortalama gebelerin yaklaşık %1 ile %13'ün de gebelik diyabeti görülmektedir.

    Gebelik Diyabeti Kimlerde Daha Fazla Görülür?

    a) Gebelik öncesi şişman olan (vücut kitle indeksi 25 kg/m2'nin üzerinde ki) bayanlar,

    b) Ailesinde özellikle birinci derece yakınlarında (anne veya babasında) şeker hastalığı bulunanlar,

    c) 25 yaşından sonra gebe kalanlar,

    d) Daha önceki gebelikleri düşük ile sonlananlar,

    e) Daha önceki hamileliklerinde gebelik diyabeti saptananlar,

    f) Önceki doğumlarında 4 kilogramın üzerinde iri bebek doğuranlar,

    g) Polikistik over sendromu saptananlar,

    h) İdrar tahlillerinde glukoz (şeker) saptanan kadınlarda gebelik diyabeti görülme riski daha fazladır.

    Gebelik Diyabeti için Testler Ne Zaman Yapılmalıdır?

    Yukarıda sayılan özellikler varsa gebeliğin ilk ayında seker yükleme testi yapılmalıdır. Bu testte seker hastalığı çıkmaz ise gebeliğin 24-28'uncu haftaları arasında tekrar seker yükleme testi yapılmalıdır. Çünkü gebeliğin 24. ile 28. haftaları arası annede fizyolojik olarak insülin direncinin en fazla olduğu dönemdir.

    Gebelik Diyabetinin Tanısı Nasıl Yapılır?

    Gebelik diyabetinin teşhisi tek veya iki aşamalı olarak yapılmaktadır.

    a) İki Aşamalı Gebelik Diyabeti Tanısıİçin:

    Gebeliğin 24. ile 28. haftaları arasında günün herhangi bir saatinde, açlık veya tokluk fark etmeksizin 50 gram glukoz içeren sıvı içildikten bir saat sonra, plazma glukoz düzeyine bakılır 140 mg/dl veya üzerinde ise gebelik diyabeti açısından test kuşkulu olarak kabul edilerek testin ikinci aşaması uygulanır.

    Testin ikinci aşaması için; Sabah aç karnına açlık kan şekeri ölçümü için kan örneği alınır daha sonra 100 gram glukoz içeren sıvı içirilir bir, iki ve üç saat sonra kan örnekleri alınır,

    Normal Gebelikte

    Açlık kan şekeri 95mg/dl
    1.saat kan şekeri 180mg/dl
    2.saat kan şekeri 155mg/dl
    3.saat kan şekeri 140mg/dl'nin altında olması gerekir.

    Gebelik Diyabeti Tanısı İçin: Yukarıda belirtilen dört değerden en az ikisinin yüksek bulunması gerekir.

    b) Tek Aşamalı Gebelik Diyabeti Tanısı İçin: Son birkaç yıldan beri annedeki kan şekeri yüksekliğinin bebekte bazı olumsuz koşulları arttırdığı ileri sürülerek gebelik diyabetinin tanısında gebeliğin 24. ile 28. haftaları arasında sadece 75 gram glukoz ile şeker yüklemesinin yapılmasının uygun olacağı ileri sürülmektedir. Açlıkta ve 75 gr glukoz içirildikten sonraki 1. ve 2. saatlerde şeker ölçülür.

    Normal Gebelikte Açlık kan şekeri 92 mg/dl
    1.saat kan şekeri 180 mg/dl
    2.saat kan şekeri 153 mg/dl'nin altında olması gerekir.

    Gebelik Diyabeti Tanısı İçin: Yukarıda belirtilen üç değerden birisinin yüksek bulunması gerekir.

    Gebelik Diyabeti İçin Testleri Ne Zaman Yapalım?

    Gebeliğin 24. ile 28. haftaları arası fizyolojik olarak insülin direncinin arttığı ve dolayısıyla kan şekerinin yükseldiği dönemdir. Bu nedenle gebelik diyabetinin değerlendirilmesi hamileliğin 24. ile 28. haftaları arasında yapılması gerekir.

    Ayrıca gebe bir kadında

    a) açlık kan şekeri 126 mg/dl'den yüksek ise, veya b) şeker hastalığına özgü çok su içme, sık idrar yapma ya da ağız kuruluğu yakınmaları ile birlikte rasgele ölçülen kan şekeri değeri 200 mg/dl'den fazla ise gebelik diyabeti olarak kabul edilmektedir.

    Gebelik Diyabeti Neden Önemsenmeli?

    Gebelik diyabeti hem anne hem de bebek için önemli bazı olumsuz koşulları beraberinde getirmektedir.

    Gebelik diyabetinde düşük (abortus), erken doğum, organ anomalileri ve iri bebek (makrozomik bebek; doğum ağırlığının 4100 gramın üzerinde olması) görülme sıklığında artış olmaktadır.

    İri bebek görülme sıklığı gebelik diyabeti olmayanlar da %10 iken gebelik diyabeti olan kadınlarda bu oran %16-29'lara ulaşmaktadır.

    Ayrıca gebelik diyabeti olan annenin bebeklerinde doğumdan sonraki dönemde şeker düşüklüğü (hipoglisemi), kasılma (hipokalsemi), sarılık (hiperbilirubinemi) görülme oranlarında artış olduğu tespit edilmiştir. Ancak bu bebekler uygun şekilde tedavi edildiklerinde bu metabolik bozukluklar uzun dönemli sekellere yol açmamaktadır. Diğer taraftan gebelik diyabeti annede tansiyonun yükselmesine de neden olabilir.

    İri Bebek Doğurmanın Neden Olduğu Sorunlar Nelerdir?

    Sezaryen ile doğum oranı artarken, koldaki sinirin zedelenmesi ya da köprücük kemiğinde kırık gelişmesi gibi doğum travmaları daha sıktır. Ayrıca bebeklerde doğum sonrası kandaki şeker (hipoglisemi) kalsiyum ve magnezyum seviyeleri düşük olabileceğinden doğum sonrası kontrolü gerekir.

    Gebelik Diyabeti Nasıl Tedavi Edilir?

    İyi kan şekeri kontrolü tedavinin esasını oluşturur. Bunun için “diyet ve egzersiz” ile kan şekerlerinde ki hedeflenen değerlere ulaşılmaya çalışılır. Hedeflenen değerler sağlanamazsa insülin tedavine başlanılır.

    Gebe Diyabetlide Hedef Kan Şekeri Düzeyleri Ne Olmalı?

    Açlık kan şekeri: 60-90mg/dl arasında
    Tokluk 1. saat: 140 mg/dl
    Tokluk 2.saat: 120mg/dl'nın altında

    Gece03 – 04 saatleri arasında ki kan şekeri düzeylerinin 70-90 mg/dl arasında olması gerekir. Ayrıca gebelik süresinde zaman zaman idrarda “ketonüri” bakılması gerekir. İdrarda ketonürinin bulunması gebenin yetersiz beslendiğini veya kan şekerinin yüksek seyrettiğini gösterir. Mutlaka tedavi edilmesi gerekir.

    Tedavide Egzersiz ve Diyet Neden Önemlidir?

    Egzersiz gebe diyabetlide büyük önem taşır. Gebe kadınların haftanın 4-5 günü yürüyüş yapmaları gerekir. Yürüyüş dışında aerobik egzersizler de her gün 45 dakika yapılmalıdır. Egzersiz kan sekerini düşürür.
    Beslenmede sebze, tam tahıllar, kuru baklagiller, posalı gıdalar tercih edilmelidir. Zeytinyağı yenmeli, tam buğday ekmeği, yağsız yoğurt ve yağsız sut tüketilmelidir. Margarinden mümkün olduğu kadar uzak durulmalıdır. Gebelikte karbonhidrat alınması sınırlanmalı ve karbonhidratlar toplam kalorinin % 40'nı geçmemelidir. Diyet için hastanın diyabetini izleyen endokrinoloji veya iç hastalıkları uzmanı ile birlikte diyetisyenin birlikte hareket etmesi gerekir. Gebelik süresinde ortalama 10–12 kg alınması uygundur.

    İnsülin Tedavisine Ne Zaman Başlayalım?

    Diyet ve egzersize rağmen açlık kan sekeri 105mg/dl yi geçerse ve tokluk 1 saat 140 mg/dl, tokluk 2.saat 120 mg/dl ‘nin üzerine çıkarsa insulin tedavisine geçmek gerekir. Çünkü hamilelik süresinde kan şekerini düşüren hap tarzında ilaçların kullanılması önerilmez.

    İnsülin Tedavisini Nasıl Uygulayalım?

    İnsülin günde 2 kez yapılabildiği gibi günde 4 kez de yapılabilir.

    İdeal insülin tedavisi; sabah, öğlen ve akşam ana öğünlerinden önce kısa etkili insülin veya hızlı etkili insülin analogları ile birlikte gece saat 22.30'da orta etkili insülin kullanılması ile yapılır. Bu tedaviye rağmen kan şekeri değerleri hedeflenen seviyeye getirilemezse sabah ve akşam günde iki kez bazal insülin tedavisi uygulanır. Günde 5 kez uygulanan insülin tedavisine rağmen kan şekeri değerleri hedeflenen düzeye getirilemeyen gebeler daha sonraki aşamada “insülin pompası” ile tedavi edilir.

    Doğum Sonrası Gebelik Diyabeti Kalıcımıdır?

    Gebelik diyabeti doğum sonrası hastaların %2- 14'ünde tip 2 diyabet olarak devam edebilir. Bazı hasta grubunda ise doğumdan sonraki ilk 5 yıl içerisinde %10-50 oranında tip 2 diyabet geliştiği gösterilmiştir. Sonuç olarak gebelik diyabeti gelişen kadınlar da yaşam boyu tip 2 diyabet gelişme riski oldukça fazladır.

    Doğum Sonrası Ne Yapılmalı?

    Annenin beslenmesi gebelikte olduğu gibi devam eder. Kan sekeri genellikle kendiliğinden düzelebilir. Doğumun olduğu gün ve ertesi günler kan şekeri ölçümü yapılmalıdır. Eğer doğum sonrası kan şeker değerleri normal ise doğumdan 1–2 ay sonra yine kan şekeri ölçümü yapılmalıdır. . Ayrıca 6 ayda bir açlık kan şekeri düzeylerine bakılması gerektiğinde şeker yüklemesi yapılması gerekir. Sonuç olarak hamilelik sonrası kadınların düzenli egzersiz yapması ve kilo vermesi yanında sağlıklı beslenmeleri gerekir.

    Daha sonra tekrar hamile kalacaklarsa gebelik diyabeti gelişme riski fazla olduğundan gebelik öncesi endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları uzmanına görünmelerinde büyük yarar olacaktır.