Etiket: Gebelik

  • Gebelikte Kansızlık (Anemi)

    Gebelikte Kansızlık (Anemi)

    Genel olarak kadınlarda kansızlık çok sık rastlanan bir sağlık problemidir. Gebelik esnasında da değişik risk faktörlerine göre görülebilmektedir. Anne adaylarının % 50 sinde bu problem görülmektedir.

    Anemi kansızlık olarak ifade edilir. Vücuda oksijen taşınmasını sağlayan kandaki hemoglobinin miktarındaki düşme kansızlığa neden olmaktadır. Gebelikteki beslenme yetersizlikleri anemiye neden olabilir. En önemli nedeni demir eksikliğidir. Yetersiz demir alımı ise demir eksikliğine neden olur. Hayvansal gıdalarda ve yeşil yapraklı sebzelerde demir bol miktarda bulunur. Folik asit yetersizliği, vitamin eksiklikleri de anemiye neden olabilir.

    Beslenme azlığı, yanlış beslenme, birbirini izleyen sık gebelikler, çoğul gebelikler, gebelik kanamaları, bulantı ve kusmaları gebelik döneminde anemi olma riskini artıran faktörlerdir. Kansızlık, erken doğum riskini artırabilir. Prematüre veya ölü doğumların riskini çok artırabilir. Çok kolay belirti vermediğinden çok kişi kansız olduğunun farkında değildir. Ancak, soluk yüz, iştahsızlık, halsizlik, nefes darlığı ve ödemler kansızlık için önemli belirtiler arasındadır. Kan sayımı yapılarak tanısı koyulabilir. Gebelerde, aneminin yoğunluğu ve gebelik ayına göre tedavisi planlanabilir. Bu konuda doktorla işbirliği içinde olunmalıdır.

  • Gebelikte Fizyolojik Değişiklikler

    Gebelikte Fizyolojik Değişiklikler

    Gebelikte hem fizyolojik hem de duygusal çok değişiklik yaşanmaktadır. Bu değişimlerin iyi anlaşılarak normal mi yoksa anormal mi olduğunun çok iyi ayırt edilmesi gerekmektedir.

    Gebelikte artan beslenme gereksinimin doğal sonucu iştah artar. Gebelikte en gözle görülür değişiklik kilo alımıdır. Gebelik boyunca 11 – 13 kg. arasındaki kilo alımı normal sayılmaktadır. Gebeliğin 4 – 6. haftalarında hormona bağlı olarak başlayabilen bulantı ve kusmalar esnasında, kusmaların beslenmeyi olumsuz etkilemeleri sonucu hastanede damardan beslenme yapılması gerekebilir.

    Gebelikte göğüs çevresinde bir artma sözkonusu olduğundan %5 oranında akciğer kapasitesi olumsuz etkilenir. Bunun sonucunda soluk alıp vermede güçlükler yaşanabilir. Hareketlerde kısıtlanmalar olabilir. Kan dolaşım sisteminde ve kan hacmi ve hücre sayısında değişiklikler olabilir. Kandaki değişiklikten demir takviyesi gerekebilir. Zaman zaman kalp çarpıntısı görülebilir. Çarpıntı gebeliğin ilk haftalarında başlayabilir ve gebeliğin 20 – 24. haftalarında maksimum seviyeye çıkabilir. Tansiyonda oynamalar olabilir. Gebeliğin özellikle son dönemlerinde sol tarafa yatılarak, rahim ana toplar damarın bası yapmasına engel olunmalıdır. Sağ tarafa yatmak tansiyonu etkilediğinden bu pozisyondan kaçınılmalıdır.

    Gebeliğin 10 – 12. haftalarında idrar yollarında genişlemeler olabilir. Hormonların ve büyüyen rahimin etkisiyle idrara çıkma sıklaşır. Mesaneyi tam boşaltamamak idrar yolları enfeksiyonu riskini artırır. Gebelerin idrarında az miktarda glukoz (şeker) görülebilir. Hormonların etkisiyle bağırsak hareketleri yavaşlayabilir. Mideden yemek borusuna kaçışlar olabileceğinden midede yanma şeklinde şikayetler olabilir. Kabızlık ve damar yapısındaki değişikliklerden hemoroid problemi yaşanabilir. Safra kesesinde taş oluşma oranı artabilir.

    Gebelik döneminde eklemlerde gevşeme olabilir. Kilo artışı ve denge merkezinin değişmesi bel ve sırt ağrılarını belirgin ortaya koyabilir.

    Karın ortasında koyu bir çizgi ortaya çıkabilir. Yüzde renk değişimleri, sivilcelenmeler, avuç içlerinde kızarıklık görülebilir. Hızlı büyüme karın duvarında ve memelerde çatlaklar oluşturabilir. Meme uçlarında genişleme ve koyulaşma görülür. Memede damarlanma ve hassasiyet artabilir. Son dönemde meme ucundan salgı olabilir.

    Bu değişiklikler hormonun değişmesine bağlı olarak yaşanabildiğinden gebelik sonrası beliritlerin bir çoğu normal hale döner.

  • GEBELİK VE DOĞUM

    GEBELİK VE DOĞUM

    Gebelik Öncesi Hekime Başvurunun Önemi
    gebelik-oncesiGebelikte oluşabilecek birtakım problemlere karşı önceden tedbir alınabilmektedir. Bunların başlıcalarını sıralarsak:Üreme çağındaki bir bayanın gıda ile veya ilaç şeklinde günde en az 400 mikrogram folik asit alması gereklidir. Folik asit alımının gebe kalmadan önceki 3 ayda başlanması ve gebeliğin en az ilk 3 ayında alıma devam edilmesi önerilmektedir.Kızamıkçık ve Suçiçeği gibi enfeksiyonlar sakat dogumlara yol açabilmektedir. Bu nedenle gebelik planlayan bir bayan eğer daha önce kızamıkçık (rubella) enfeksiyonu geçirmedi ise gebelik öncesi aşılanmalı ve aşı sonrası en az 3 ay geçtikten sonra gebe kalmalıdır. Suçiçeği içinde aşı yapılabilinir.Anemi ve troid fonksiyonları da yapılacak kan testleri ile degerledirilmelidir.Dengeli vesağlıklı beslenmeyi sağlayan bir diyette hastalarımızı riskli gebelik grubundan kurtarabilmektedir.Vitamin D eksikliğininde gebelikte preeklempsi, gebelik diabeti, erken doğum, bebekte gelişme geriliğinde etken olduğunu unutmamalıyız.
    Gebelikte Beslenme
    Hem aşırı, hemde düşük kilolu bayanlar gebeliğin kötü sonlanması açısından risk altındadırlar.Gebelikte, gebe olmayana göre hastanın kilo ve aktivasyonuna bağlı olarak yaklaşık %15 yani 300-500kcal fazla alması yeterli olmaktadır.Gerektiğinde belirli haftalarda eklediğimiz demir, vitaminler, kalsiyum ve magnesiumda önemlidir.Bol sıvı tüketimi şarttır.
    Gebelikte Egzersiz
    gebelikte-egzersizDüzenli ve ağırlık kullanmadan yapılan (yüzme, yürüyüş gibi)sporlar anneyi doğuma hazırlar ve doğum sonrası eski formlarına dönmeyi kolaylaştırır.Egzersizin Yasak Olduğu DurumlarGebeliğin indüklediği hipertansiyon,erken membran rüptürü, erken doğum öyküsü, servikal yetmezlikte, kanama ve gelişme geriliğinde ayrıca annede kalp ve akciğer hastalıklarında egzersiz önerilmemektedir.
    Yüksek Riskli Gebelikler
    Tekrarlayan gebelik kayıpları
    Rahim ağzı yetmezliği(servikal yetmezlik)
    Gebeliğe bağlı hipertansiyon(preeklampsi)
    Gebeliğe bağlı diyabet (gestasyonel diabet)
    Gebelik kanamaları(plasentanın erken ayrılması, plasentanın rahim kanalını örtmesi)
    Eken doğum tehdidi
    Erken membran rüptürü
    Amnion sıvısı fazlalığı veya azlığı (polihidroamnioz veya oligohidroamnioz)
    Gelişme geriliği
    Çoğul gebelik
    Gebelik kolestazı (kaşıntı ile kendini gösterir)
    Annenin yaşı, gebelikte geçirdiği enfeksiyonlar (rubella, toksoplazmagibi), sigara alkol kullanımı, radyasyon ve bazı ilaçlar, ailedeki genetik hastalıkların öyküsünün pozitif olması gebeyi riskli gruba alır.
    Gebelikte Rutin Testlergebelikte-testler
    Kan grubu, tam kan sayımı, biyokimya, Rubella, VDRL, Toksoplazma, Hbs, HIV gibi serolojik testler, idrar tetkiki ve kültürü, smear testi ilk vizite istenir.
    11 – 14 hafta arasında ikili test, ultrasoda ölçülen ense kalınlığı ve nazal kemik ölçümüyle beraber değerlendirilir.
    Riskli grupta CVS önerilir.
    16 – 18 hafta arasında üçlü veya dörtlü test istenir.
    Riskli grupta Amniosentezönerilir.
    18 – 20 haftalar arasında anomali tarama ultrasonu ve gerektiğinde ilerleyen haftalarda fetal eko eklenir.
    24 haftada şeker yükleme testi ve yine takipler sırasında idrar tetkiki kültürü heemogram ve biyokimya tahlileri tekrarlanabilir.
    Rh uygunsuzluğu dediğimiz annenin kan grubu – baba ise + olduğunda indirek coombs testi yapılarak takip edilir. Riskli durumlarda kanama, amniosentez gibi işlemlerden sonra ve 28. gebelik haftasında ANTİ D yapılmalıdır.
    NST ise gebelik haftasına ve hastanın şikayetine göre başvurulan, bebeğin kalp atışlarını ve annedeki rahim kasılmalarını gösteren tetkiktir.
    Doktorunuzu Arayın
    Bebek hareketinde azalma
    Suyun gelmesi
    Kanama
    Tansiyon yükselmesi, görme bozukluğu, ciddi mide agrısı(epigastrik ağrı), elde yüzde şişlik
    Düzenli sancıların başlaması
    Normal Doğum
    Birinci Evre: Ağrıların başlamasından rahim ağzının tam olarak(10 cm) açılmasına kadar geçen süredir. Bu evre ilk doğumlarda 10 – 12 saat kadar sürebilir..İkinci Evre: Rahim ağzının tam olarak açılmasından bebeğin doğumuna kadar geçen süreyi kapsar. İlk doğumda yaklaşık olarak 1 saat sürer. Enerjisini doğru ayarlayan ve ıkınma ile inişi kolaylaştıran hastalarımızda bu evre çok daha kısa sürebilir. Burada doğumu yöneten biz hekimlere çok görev düşer.Üçüncü Evre: Doğumunu takiben plasenta ve zarların tam çıkmasını kapsar.
    Ağrısız Normal Doğum
    Epidural anestezi anestezi uzmanınca uygulanan bele yerleştirilen bir katater sayesinde verilen ilaçlarla anne ağrı hissetmemektedir. Bu sırada doğum ilerlemekte ayrıca annenin ıkınma refleksinide etkilemeden doğum ağrısız geçmektedir. Bu anestezi şekli son evrede olan epizyotomi ve onarımındada hastaya ve ekibe büyük konfor sağlamaktadır.
    Sezeryan
    Sezaryan vajinal doğuma göre maliyeti daha yüksek, daha ağrılı ve iyileşme süreci daha uzun olan ancak bazen hayat kurtarıcı bir doğum şeklidir.
    Başlıca Sezeryan Endikasyonları
    Fetal sıkıntı(fetal kalp atışı bozulması)
    Baş geliş dışında diğer geliş anomalileri
    Önceki sezeryan
    Çoğul gebelikler
    Plasenta plevia (plasentanın rahim azgında yerlesmesi) ve plasentanın erken ayrılması
    Baş pelvis uygunsuzlukları
    İri bebek

  • Gebelik ve cilt

    Gebelik döneminde ciltte bazı değişimler olur. Bunları bilir ve bazı önlemler alınırsak bu dönemi daha sağlıklı ve güzel geçirebiliriz.

    Saçlar: Gebelik döneminde yüksek östrojen hormonuna bağlı hızlı uzar, gürleşir, canlı ve parlak bir görünüme kavuşur. Ancak gebelikte sık görülecek Fe (Demir) eksikliği anemisi gelişmişse saç kaybı, soluk cilt görünümü ve tırnaklarda kırılma olur…. Bu şikayetler varsa Fe (demir) düzeyi kontrol edilmelidir.

    Sivilce: Gebelikte sivilce sorununu önceden tahmin etmek mümkün değildir. Var olan sivilceler düzelebileceği gibi yeni sivilce oluşumları görülebilir.

    Benler: Gebelikte ciltteki benler ve çiller koyulaşır. Meme ucu rengi koyulaşır. Doğumdan bir süre sonra eski haline dönebilir. Melasma gebelik maskesi denilen problem gebelikte hormonal değişimlere bağlı oluşur. Genellikle yanaklar, alın ve üst dudakta görülür. Gebelik döneminde güneşten korunmaya dikkat ederek bu sorun büyük oranda engellenir. Bazı koyu tenli hastalarda uzun süre problem oluşturabilir ve bazen de kendiliğinden geçmeyebilir.

    Skin Tags: İyi huylu deri oluşumlarıdır. Kol altı, boyun ve meme bölgesinde görülür, tehlikeli değildir. Doğumdan sonra gerileyebilir, gerilemeyenler ise kolayca tedavi edilir.

    Karında Kuruluk, Kaşıntı ve Çatlak: Gebeliğin ilerlemesiyle karın gerilir, kuruluk ve kaşıntı hissedilebilir. Kilo alımı fazla ise bu sorun daha yoğundur. Bol nemlendirici kullanmalı, kaşımamaya gayret edilmelidir. Gebelikte ciltteki yoğun gerilme sonucu cilt çatlakları oluşabilir. Genellikle genetik zemini vardır. Pembe-kırmızı renkte başlar daha sonra beyazlar. Ne yazık ki kesin önleyici bir tedavi yoktur. Nemlendirmek ve kilo alımına dikkat etmek önemlidir.

    Kılcal Damar Genişlemesi ve Varisler: Hormonlardaki ve dolaşımdaki değişim kılcal damar ve varis oluşumlarına neden olabilir. Doğumdan sonra bir kısmı düzelir.

    Bunların dışında gebeliğe özgü cilt döküntüleri yaşanabilir. Bu durumda doktorunuza danışmanız gerekir.

  • GEBELİK VE BESLENME

    GEBELİK VE BESLENME

    Hamile olduğunu yeni öğrenen kadınların pek çoğunda,en çok ilgi çeken konulardan birisi beslenme şeklinin nasıl olması gerektiğidir.
    Çoğu kadın bebeğinin gelişimi için doğru ve dengeli beslenemediğini düşünür.Hatta ilk aylarında kilo alamayan gebeler endişelenebilirler.
    Aslında tüm bu endişeler çoğu zaman gereksizdir.Çünkü bulantı ve kusmalar ile iştahsizlık problemleri ilk aylarda kilo almayı doğal olarak engelleyebilir.
    Kimi zaman hastaların eline çeşitli diyetler verilmekte ve belli beslenme programlarına zorlanmaktadırlar.Bazı gebeliğin özel durumları haricinde bu tür yaklaşımların hiçbir bilimsel geçerliliği yoktur.Kadınları korkutaraksevmedikleri veya tolere edemedikleri gıda maddelerini tüketmeye zorlamak kabul edilebilir bir yaklaşım değildir.Bu tür diyetler ancak konunun uzmanı diyetisyenler tarafından hastanın durumu göz önüne alınarak,doktorunun önerileri doğrultusunda ve kişiye özel olarak hazırlanabilir.
    Ancak yine unutulmamalıdır ki bebeğin büyümesi,sağlıklı olması,ruhsal,fiziksel,zihinsel yönden iyi gelişmesi annenin sağlığı ve dengeli beslenmesiyle orantılıdır.
    Annenin gebelik öncesi fiziksel gelişimini tamamlamış olması,besin depolarının yeterli olması ve yaşı , hem bebeğinin hem de annenin sağlığını koruyacak en öenmli etkenlerdir.Çünkü bebek, annenin besin yedeklerinden ve gebelik boyunca tükettiklerinden kendisi için gerekeni seçip alarak,büyür beslenir.
    Annenin günlük yaşantısını sürdürecek yeterli enerji ve besin öğelerini alırken doğal yollardan fazladan alacağı protein,enerji,vitamin ve mineraller hem kendisi hem de doğacak bebeğin sağlıklı olmasının garantisidir.
    Normal bir gebelik sürecinde annenin kendi gereksinimine ek olarak tükettiklerinin bebeğe aktarılması için annenin yaklaşık 10-12 kg alması yeterlidir.Bu artışı sağlayabilmek için gebelik öncesine göre bir gebe ek olarak günlük 20gr. Protein , 15-20 mg.demir, 500 mg.kalsiyum ve ortalama 300 kalorilik enerji alması gereklidir.
    Gebelikte sıklıkla tüketilmesi gereken besin öğelerine göz atalım.
    KALSİYUM
    Kalsiyum, bebeğinizin gebeliğin 8.haftasından itibaren oluşmaya başlayan kemik ve dişlerinin gelişimi için gerekli bir mineraldir.
    Gebelikte, normalde gerek duyduğunuzun miktarın iki katı kadar kalsiyum gereklidir.Çünkü gebelik boyunca diş ve kemiklerden sürekli bir kalsiyum eksilmesi olmaktadır.Kalsiyum açısından zengin besinler peynir, süt , yoğurt , ve yeşil yapraklı sebzelerdir.
    Brucello, tifo benzeri hastalıklardan korunabilmek için tükettiğiniz peynirin ve sütün hijyenik ve iyi pastörize olmasına da özen gösterin.
    PROTEİN
    Gebelikte artan protein gereksinimi karşılamak için kırmızı ve beyaz et, süt ve süt ürünleri, yumurta , balık ,kuru baklagiller (fasulye,mercimek,barbunya…) gibi proteinden zengin besinler önerilir.
    Proteinler,hayvansal ve bitkisel proteinler olarak ikiye ayrılır.Diyetlerde bitkisel ve hayvansal proteinler eşit oranlarda tüketilmelidir.
    Hayvansal gıdalarda yağ mümkün ölçüde alınarak,etin yağsız şekilde tüketilmesi önerilir.Ayrıca balıkta proteinden başka bulunan Omega 3 ve Omega 6 yağ asitleri de bebeğin zeka gelişimi üzerine olumlu etkili maddelerdir.Tüketilen balık taze ve iyi pişirilmiş olmalıdır.
    DEMİR
    Gebelikte ‘’kan yapıcı’’yani demirden zengin gıdaların tüketilmesi ve özellikle de 4-4,5 aylardan sonra folik asitli demir ilaçlarının kullanımı önemlidir.Çünkü özellikle bu aylardan sonra demir eksikliğine bağlı olarak kansızlık (anemi) ortaya çıkabilir.
    Aşırı derecede kansızlığı olan kişilerde kan haplarına (demir haplarına) gebeliğin erken dönemlerinde de başlanabilir.Ancak bu durumda zaten ilk aylarda sık olarak görülen bulantı,kusma ve mide şikayetlerinde artış olabileceğinden tedaviye başlangıç süresi bir kaç hafta ertelenebilir.
    Gebelerde demir eksikliği halsizlik , bitkinlik ,nefes darlığı ,uykuya meyillilik ve çarpıntı gibi şikayetler oluşturabileceği gibi gebelikle ilgili olarak da erken doğum ,bebeğin rahim içinde gelişememesi,ölü doğum ve düşükler gibi komplikasyonlara zemin hazırlar.Ayrıca C vitamininden zengin meyve ve sebzeler de barsaklardan demir emilimini arttıracaklardır.
    Genelde 4.aylardan sonra başlanılan demir hapları kesinlikle sütle birlikte içilmemelidir.Çünkü süt ,demirin emilimini azaltarak etkisizleştirmektedir.
    Verilen demir hapının dozu hekim tarafından kişiye özel olarak ayarlanmaktadır.Kişinin kanının ileri derecede düşüklüğü kan ilacının dozunun arttırılmasına neden olabilir.Veya örneğin ikiz gebeliklerde vücudun demir gereksinimini artacağından dolayı doz yükseltilmesine gidilebilir.
    Bazı kişiler demir haplarını mide şikayetlerinden dolayı gebelikleri boyunca kullanamayabilirler.Bu kişilerde,içilebilir (sıvı) demir solüsyonları kullanılabilir.Bazen de demir damar içi veya kas içi uygulamalarla hastalara yüklenebilirler.Çok ileri durumlarda ise kan veya eritrosit (kırmızı kan hücresi) tranfüzyonu (nakli) yapılması zorunlu hale gelebilir.
    Bir kişide yoğun bir şekilde yapılan demir tedavilerine rağmen halen kandaki hematokrit ve hemoglobin değerleri düşük kalıyorsa demir eksikliği anemisi dışındaki anemiler veya barsak emilim bozuklukları (malabsorbsiyon sendromları) aranmalıdır.
    C VİTAMİNİ
    C vitamini demirin bağırsaklardan emiliminde , vücudun hastalık etkeni mikroorganizmalara karşı immun (bağışıklık) direncinin arttırılmasında ve metabolizmamızdaki pek çok biyokimyasal süreç için gerekli bir vitamindir.
    Gebelikte C vitamini gereksinimi metabolizmanın hızlanmasına bağlı olarak artmıştır;
    Ancak düzenli bir şekilde beslenen gebelerde hap şeklinde vitamin alınması önerilmemektedir.
    C vitamini portakal , limon, kırmızı ve yeşil biber , domates , çilek , greyfurt , karnıbahar , lahana , Brüksel lahanası gibi pek çok taze meyve ve sebzelerde bulunur.vücutta depolanmadığı için her gün belli bir miktar alınmalıdır.
    Uzun süre saklanan ve pişirilen besinlerde C vitamininin çoğu kaybolur.Besinleri tazeyken tüketmeli , iyi yıkanmış sebzeleri çiğ ya da az haşlayarak yemelisiniz.ayrıca gebelerde uzun süre beklemiş ,doğal içerikli olmayan , konserve ve benzeri gıdalar da önerilmez.
    FOLİK ASİT
    Bebeğin merkezi sinir sisteminin gelişmesi için özellikle gebeliğin ilk haftalardan itibaren ‘’B9 vitamini’’ yani folik asit alınması çok önemlidir.Vücutta depolanmadığı ve gebelik süresince normalden fazlasına gerek duyulduğu için her gün alınmalıdır.
    Taze yeşil sebzeler folik asit kaynağıdır,ancak uzun süreli pişirmeler ve uzun süre bekleyen gıdalardaki miktarını azaltır.En çok ıspanak,yer fıstığı,fındık ,karnabahar,kepekli ekmekte mevcuttur.
    Doğal gıdalar gebelerin folik asit açığını tam olarak kapatamayacağından ötürü gebeliğin ilk haftalarından itibaren hap olarak dışarıdan alınması uygun olacaktır.
    Gebelerde folik asit eksikliğine bağlı bebeklerde ‘’nöral tüp defektleri’’ adı altında toplanan bir takım anormalliklerin (hidrosefali,spina bifida,anensefali) ortaya çıkabileceği gösterilmiştir.Ayrıca bu gebelerde preeklampsinin (gebelik zehirlenmesi)daha sık geliştiği gözlenmiştir.
    Daha önceden folik asit eksikliği saptanmış veya nöral tüp defekt anomalili bebek doğurmuş kadınlar,gebe kalmayı düşündükleri tarihin en az 3 ay öncesinden itibaren folik asit alımına başlamalıdırlar.
    LİFLİ GIDALAR (Posalı gıdalar)
    Günlük beslenmenizin büyük bir bölümünü oluşturması gereken lifli (posalı) yiyecekler,gebelikte sık görülen kabızlığın ve bağırsak tembelliğinin önlenmesinde çok yararlıdır.
    Genellikle tüm sebzeler lif açısından zengindir.Her gün bolca yiyebilirsiniz.Kepekli besinler de lif içerir,ancak diğer bazı besinlerin bağırsaklardan emilimini azalttığından aşırı tüketilmemelidir.
    Lifli gıdalar en sık olarak kepekli ekmek , yulaf ezmesi , barbunya , kepekli makarnalar , kayısı , kuru üzüm , bezelye , pırasa , esmer pirinç , ahududu , kuruyemişte bol miktarda vardır.
    GEBELİKTE SIVI ALIMI
    Gebelik süresince bol miktarda su ve sıvı alımı sizin ve gebeliğiniz açısından son derecede yararlıdır.
    Özellikle bol su tüketimi idrar yolu enfeksiyonu , oligohidramnios (bebeğin amnion sıvısının normalden az oluşu), erken doğum eylemi , solunum yolu enfeksiyonları , kabızlık , ,ishal gibi pek çok durumda koruyucu veya tedavi edici olabilir.
    Gebelikte meşrubatlar ve meyve suları önerilmez.Çay ; açık olarak günde 2 fincan olarak içilebilir.Kahve , kafein içerdiğinden ötürü günde 1 fincanı geçmemek kaydı ile içilebilir.
    Tamamen doğal ve hiçbir katkı maddesi içermeyen nane , limon , adaçayı , ıhlamur , kuşburnu , papatya gibi bitki çayları da gebelikte içilebilir.Ancak, ‘’sinemaki ve adaçayı’’nın içimi konusunda bazı endişeler vardır.O yüzden bu bitkisel çayın gebelik sırasında tüketilmesi önerilmemektedir.
    Alkol , gebelikte kullanıldığında bebekte ‘fetal alkol sendromu‘ olarak tanımlanıp , zeka geriliği ve bir takım yapısal anormalliklerle kendini gösteren problemlere yol açtığından ötürü kesinlikle zararlıdır.
    Gebelikte gereksiz kalori tüketimini de kısıtlamak gereklidir.Unutulmamalıdır ki, önemli olan annenin karnının yağ bağlaması değil içerideki bebeğin sağlıklı ve uygun gelişimidir.Bu yüzden kek , bisküvi , reçel ve meşrubat gibi temel besin öğelerinden yoksun şekerli yiyecek-içeceklerden mümkün olduğunca kaçınmak gereklidir.Ayrıca yağlı kızartmalar yerine haşlama türü gıdalar tercih edilmelidir.
    Aşırı tuz tüketiminden de kaçınmak uygundur.Özellikle son aylarda aşırı tuzlu yeme ile vücutta ödem artabilir, tansiyon yükselebilir ve kendinizi daha rahatsız hissedebilirsiniz.
    Hangi besin kaynakları ne işe yarar?
    Et,yumurta,kurubaklagilleri:Beyin , kas , kemik ve dişlerin gelişimi ve kan yapımında görevlidir.Protein ve demir gereksinimini karşılarlar.
    Süt ve süt ürünleri;Kemik, diş gelişimi ve büyüme ile görevlidirler.Protein ve kalsiyum kaynağıdırlar.
    Sebze ve meyveler:Büyüme ve gelişme için vitamin ve minareleri sağlarlar.
    Tahıllar:Kalori ve B grubu vitamenleri içerdiklerinden büyüme ve gelişmeye için önemlidirler
    Yağ ve şekerler: Sadece enerji içerirler ve enerji açığını kapatırlar.
    Yeterli ve dengeli beslenmede dikkatli bir şekilde tüketmek zorunda olduğumuz bu besin gruplarını gebelikte de aynı özenle tüketmeliyiz ki sağlıklı yaşayabilmek için doğru beslenme alışkanlıklarını kazanabilelim.
    ‘’Gebelik diyet yapmak için uygun zaman değildir’’
    Yaş, boy ve hareket durumumuza göre uygun ağırlıkta gebeliğe başlanmalıdır.Çok kilolu bir gebeyi zayıflatmak gebelik sürecinde doğru değildir,kilosunu korumaya çalışmak ve özellikle dördüncü aydan sonra kalori kısıtlamasına gitmemek gerekir.
    Beslenmede yüksek kalorili yiyeceklerin fazlaca almasına engel olmak,ancak gebelik için gerekli temel besin öğelerini alarak gereksinmeleri karşılamak esastır.
    Ergenlik çağında olan veya yaşantısı gereği çok hareketli gebelerde ise mutlaka olması gereken,kilonun korunması ve ek olarak gebelik için artan gereksinimin karşılanmasıdır.
    Gebelikte ağırlığın takibi çok önemlidir.İlk üç ayda 0,5-1kg , sonraki aylarda ise ortalama 1,5-2,0 kg ağırlık kazanması uygundur.

  • KÜRTAJ

    KÜRTAJ

    Yasal Tahliye istenmeyen gebeliklerin sonlandırılması için yasalarımıza göre 10. gebelik haftasına

    kadar yapılan bir işlemdir. Gebelik haftası sadece son adet tarihi değil ultrasonlada mutlaka teyit

    edilmelidir. İşlem öncesi 18 yaşını geçmiş ve bekar hastada kendi rızası, evli olanlarda eş onayı

    gerekir. 18 yaş altında ebebeyn rızası (imzalı onayı) şarttır.

    Gebelik teyidinde ultrasonun yeri çok önemli, işlem öncesi kese görülmesi ve dış gebelik olmadığı

    kesinleştirilmesi daha sonraki çıkacak sorunları başta önler. Yani kese görülmeden kürtaj

    olunmamalıdır.

    Ağrısız ve Vakumla Kürtaj için hasta aç gelmeli genellikle genel anestezi tercih edilsede nadir

    hastada (daha önce normal doğumuda varsa) lokal anestezi uygulanabilir.

    Tüm aletler ve ortamı steril hazırlamak şarttır. Tecrübeli kadın dogum uzmanlarınca yapılan

    vakumla kürtaj güvenilirdir. İşlem genellikle 5 – 10 dakikayı geçmesede hastaların anesteziden

    uyanıp masadan kalkması 20 – 30 dakikayı bulur. Dinlendikten sonra istediğini yer, içer ve günlük

    işlerine devam edebilir. Kürtaj işleminden sonra hasta uyanmadan yapılan ultrasonografiylede

    sorunsuz kürtaj oldugunu teyit edilmektedir.

    Kürtaj Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler

    Doktorunuzun yazacağı antibiyotik ve ağrı kesiciyi mutlaka kullanınız.

    Kan uyuşmazlığı dediğimiz anne negatif, baba ise pozitif kan grubu olduğunda kan uyuşmazlığı

    iğnesi olarak bilinen iğneyi 72 saat içinde yaptırmalısınız.

    1 – 2 hafta içinde kontrole gitmeyi ihmal etmeyiniz.

    Kanama hastadan hastaya değişkenlik göstersede 7 – 10 günü genelde geçmez, bazen birkaç

    gün olmayıp arkasından adet kanamasını geçmeyen ağrılı bir kanama eşlik eder .

    Kanama çok açık renk, adetten aşırı ve halsizlikle beraberse doktorunuza hemen gidiniz.

    1 hafta cinsel ilişki, havuz, deniz yasağına uymalısınız.

    Kürtaj Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler steril ve vakumla yapılan dikkatli kürtaj ve ultrason

    kontrolleri ile minimuma inmiştir. Bu sorunların neler olabileceğini sıralarsak enfeksiyon, aşırı

    kanama, parça kalması, rahim delinmesi, rahimde yapışıklıklar olabilir.

    Tıbbi Tahliye adıylada bilinen kürtaj yapılması gerekli durumlar; ölü bebek, düşükten sonra parça

    kalması, annenin sağlığını tehdit eden ciddi hastalıklar yada bebeğin yaşamla bağdaşmayan

    sakatlık durumu sayılabilir. Bu durumlarda 10 haftanın üzerinde bir gebelik varsa heyet kararı

    dediğimiz üç hekim imzalı rapor gereklidir.

    Diğer Kürtaj Nedenleri ise anormal uterin kanama dediğimiz özellikle 35 yaş üzerinde düzensiz,

    sık ve fazla olan kanamalarda ayrıca menapoz sonrası dönemdeki kanamalarda yapılan tanı

    koymak amacıyla mutlaka patolojiye gönderilen kürtajlardır.

  • Hamileliğinizi planlayın

    Hamileliğinizi planlayın

    Gebelikte risklerden kaçınmanın ilk adımı , gebelik öncesinden planlama yapmakla başlar. Gebelik öncelikle planlı bir eylem olmalı, çiftler bebek sahibi olmaya karar verdiklerin de  yani kendilerini ruhsal ve sosyolojik olarak çocuk sahibi olmaya hazır hissettiklerinde mutlaka bir kadın-doğum uzmanına gidip danışmanlık almalı.

    Gebeliklerde risklerden kaçınmak mümkün mü?

    Gebeliklerde risklerden kaçınmak aslında gebelik öncesinden başlamalıdır. Hamile kalmak planlı bir eylem olmalı, çiftler bebek sahibi olmaya karar verdiklerinde mutlaka bir kadın-doğum uzmanına başvurarak danışmanlık almalı. Daha henüz hamile kalmadan riskler hakkında bilgilenmeli ve adet tarihi bir hafta geçtikten sonra hekime gebelik şüphesiyle başvurup, takibe alınmalıdır. Pek çok hamile kadın adetinin 1 hafta geçtikten sonra hekime gitmek için beklemek de o zamanda dış gebeliklerin erken yakalanması ve düşük tehditlerine zamanında müdahale edilebilme şanslarını kaçırmaktalar. Gebelik riskleri doğum sonrasına kadar sürdüğünden doğum sonrası 40. güne kadar da hekimiyle bağlantısını koparmamalıdırlar. 

    Bu riskler nelerdir?

    Riskli gebeliklerin anneden ve fetusdan kaynaklanan riskler olmak üzere iki boyutu vardır. Ancak, anne ve fetus o kadar yakın ilişkidedir ki gebelik boyunca genellikle birine dair riskler diğeri için de yüksek risk taşımaktadır. Anneden kaynaklanan, gebelik öncesi süreç için en önemli risklerin başında gebelik yaşı gelmektedir. İdeal gebelik yaşı 20-30 yaşları arasıdır. Her ne kadar gelişen teknoloji ile sınırlar zorlansa da 18 yaş altı ve 35 yaş üstü gebelikler yüksek risk taşırlar. Çünkü, yaşla birlikte genetik hastalıkların sıklığı artar, kronik hastalıklara maruz kalma riski artarken, annenin gebelikte oluşabilecek fiziksel yük artışına dayanıklığı azalır. 18 yaş altı anne adayları fiziksel ve ruhsal gelişimlerini tamamlayamadığından gebelik risklerini daha yoğun yaşarlar. Yüksek tansiyon da gebelik öncesi süreçte önemli bir risk faktörüdür. Yüksek tansiyonlu anneler, gebelikte kalp-damar sistemlerinin yüklenmesine bağlı sorunlara daha açıktır. Ayrıca gebelik tansiyonu ile komplike olduğunda hem anne hem de bebek için yaşamsal sorunlar çıkarabilir. Şeker hastalığı da gebe kalmayı engelleyebilir. Gebelik sırasında da annenin bozulan metabolizması hem anne için ek bir yük oluşturur hem de fetusta yapısal anomalilerin sıklığını artırır, doğum ve sonrasında bebekler için pek çok problem çıkarabilir. Annenin ileri derecede kansızlığı, kalp, böbrek ve romatizmal hastalıklar gibi sistem hastalıklarının bulunması, aşırı zayıf ya da aşırı kilolu olması, alkol, sigara, düzenli ilaç kullanımı, miyomunun bulunması önemli risk faktörleridir.

    Riskler gebe kaldıktan sonra da oluşabilir mi?

    Tabii. Gebelik tansiyonu ve buna bağlı gelişebilecek komplikasyonlar, gebelik şekeri, anne için artan fiziksek yük oluşturması ve birden çok bebeğin karında yer kaplamasına bağlı annenin organlarının baskı altında kalmasına yol açmasının yanı sıra tek yumurta ikizlerinde ya da tek eşli ikiz bebeklerin birbirinden kan çalabilerek, her iki bebeğin hayatını tehlikeye atması nedeniyle çoğul gebelikler, birtakım romatizmal hastalıkların gebelikle ilişkili formları, annenin sularının erken gelmesi, bebeğin eşinin doğum yolunu kapaması, anne rahminde doğumsal kusurların olması gebelik döneminde gelişen risklerdir. 

    Bu riskler, ne zaman ve nasıl tespit ediliyor?

    Bebeklerde oluşabilecek yapısal ve kromozom anomalileri en önemli risklerdir. Bu nedenle aileler mutlaka, 11-14 hafta değerlendirme testini, 18-23 hafta 2. düzey ultrasonografik değerlendirmesini yaptırarak, problemler tespit edilmelidir. Bu problemler içinde anne karnında tedavi edilebilenler tedavi edilmeli, doğum sonrası tıbbi ya da cerrahi girişim gerektiren bebekler için uygun şartlar sağlanmalı, yaşamla uyumlu olmayan anomaliler için ise ailelere danışmanlık yapıp onları doğum sonrası oluşabilecek şoklardan korumalıdır.  Aslında, 11-14 hafta değerlendirme testi ve 18-23 hafta detaylı ultrasonuna bu dönemde yapılacak gebelik kontrolü ve rutin testler de eklendiğinde gelişebilecek riskler konusunda genel bir izlenim elde edilebilmektedir. Tüm riskli gebelik taramalarının en önemli iki basamağı bu dönem olmaktadır.Ve bu iki testte deneyimli ellerde ve iyi kalitede yapılırsa anlamlıdır. 

    Daha sonrasında yapılması gerekenler var mı?

    Bu dönemde saptanan risklere göre daha sofistike yöntemlerle risk taşıyan gebelikler özel izlenmeli diğer gebeler ise rutin gebelik takiplerine dönmelidirler. 

    Riskli gebelikleri azaltmak için neler yapılabilir?

    Mümkün olduğunca 18 yaş üzeri ve 35 yaş altı bir yaşta ve sosyo-ekonomik ve psişik olarak uygun zamanda doğuma karar verilmelidir. Ailede olan kronik hastalıklar ve genetik sorunlar hakkında  hekime eksiksiz bilgi verilmeli, gebelik süresince dengeli beslenilmeli, kontroller aksatılmamalı, 6-7. aydan itibaren bebek hareketleri düzenli olarak sayılmalıdır. (Gün içinde bebek en az 10 kez oynamalıdır.) Gebelik sırasında sularının gelmesi, kanama olması ya da genital akıntı olması durumunda derhal doktora başvurulmalı, imkanları olan aileler 11-14 hafta değerlendirme testini ve  18-23 hafta detaylı ultrasonografik incelemesini ihmal etmemelidirler. 

    Günümüzde gebelik risklerinin saptanmasında teknolojinin sınırları nelerdir?

    Şaşırtıcı şekilde gelişen teknoloji ve bilgi birikimiyle artık bebeğin burun kemiği ense kalınlığı ve çene kemiklerinin ölçüsüyle kromozom anomalilerini tarayabiliyoruz. Rahim kan akımları Renkli Doppler ultrasonla ölçülerek, gelişebilecek gebelik tansiyonu (gebelik zehirlenmeleri) ve fetusda büyüme, gelişme geriliği olabileceğini tahmin edebiliyoruz. Bebeğin beyin kan akımı ölçülerek bebekte anne karnında iken kansızlığının derecesini takip ediyor, ya da birtakım damarlarını inceleyerek, bebeğin anne karnında oksijenlenmesini tespit edebiliyoruz. Lazer yöntemiyle ikizler arasında birbirlerine kan kaçaklarını anne karnında ameliyat edebiliyoruz. Kalem kadar küçük kameralar kullanarak anne karnında bebeği görüntüleyip birtakım ameliyatları bebeğe anne karnında uygulayabiliyoruz. 

    Bu alanda son dönemde heyecan verici bir gelişme var mı?

    Son yıllarda anne karnındaki fetusun hücrelerinin anne karnına karıştığı tespit edilmiş Buradan hareketle, birtakım özel yöntemlerle bu hücreler tespit edilip, bebeğin genetik yapısı anneden basit bir kan şekeri bakar gibi alınarak değerlendirebiliyor.Bu yöntemle bebek de özellikle Down Sendromu ve pek çok genetik kusur  invazif bir işlem(iğne ile anne karnına girip amnios suyu örneklemesi yada eşinden biopsi alınması gibi risk taşıyan işlemler)gerektirmeden tanı konulabiliyor. Bu güne kadar yapılan çalışmalar göstermiştirki aranan kromozom bozukluğu yok diyorsa yoktur ancak var diyorsa %2 yanılma payı olduğundan o zaman invaziv işlemler yapılması gerekiyor.Bu işlemle ilgili teknolojik gelişmeler kısa süre içerisinde baş döndürücü şekilde gelişiyor belki 10 yıl gibi yakın gelecekte çok nadiren invaziv tanı işlemlerine ihtiyaç duyuyor olacağız.

  • YÜKSEK RİSKLİ GEBELİKLER NEDİR  ?

    YÜKSEK RİSKLİ GEBELİKLER NEDİR ?

    Riskli gebelik terimiyle doğal seyrine bırakıldığında  anne ve  bebek için yaşamsal riskler  taşıyan gebelikler ifade edilir.Bütün rutin aylık, zaman zaman daha da sık yapılan gebelik kontrollerin temel amacı;risk taşıyan gebelikleri tespit edip,oluşan yada oluşabilecek sorunlarla mücadele etmekdir.

    Bu alanda yapılan çalışmalar tarihten günümüze kadar doğum hekimlerinin en önemli uğraşı alanı olmuştur. Günümüzde gelişen bilgi teknolojisi ile birlikte riskli gebeliklerin tanınması, izlenmesi ve tedavilerinde yepyeni yöntemler kullanılmaktadır.Bu gelişmelerle birlikte özellikle son 20 yılda anne ve bebek ölümleri(mortalite)ve anne-bebek sekelleri(morbidide) oldukça azaltılabilmiştir.

    Riskli gebelikler anneden kaynaklanan  riskler ve fetusdan kaynaklanan  riskler olarak iki boyutu vardır .Ancak anne ve fetus o kadar yakın ilişkidedir ki gebelik boyunca genellikle birine dair  riskler diğeri içinde yüksek risk taşımaktadır.

    Anneden Kaynaklanan Riskler: Gebelik anne adayı için ek bir fiziksel ve ruhsal bir yüktür.Bu nedenledir ki ,zaten erkekler 70 yaşında çocuk sahibi olabilirken kadınların doğurganlıkları 40’lı yaşlarda sonra ortadan kalkmaktadır. Çünkü bugünkü teknolojik imkanlarla bile 50-60 yaşında kadınlar hamile kalabilseler pek çoğu yaşamlarını kaybedebilirlerdi ; Anneden kaynaklanan riskler gebelik öncesi var olan ve gebelikte gelişenler olarak ikiye ayrılır;

    1-Gebelik Öncesi Riskler:

    -Anne Yaşı: İdeal gebelik yaşı 20-30 yaşları  arası olduğu kabul edilir. Her ne kadar sınırlar gelişen teknoloji ile zorlansa da 18 yaş altı ve 35 yaş üzeri gebelikler yüksek risk taşırlar .Yaşla birlikte genetik hastalıkların sıklığı artar ,kronik hastalıklara maruz kalma artarken, annenin gebelikte oluşabilecek fiziksel yük artışına dayanıklılığı azalır. 18 yaş altı anne adayları fiziksel ve ruhsal gelişimlerini tamamlamadığından gebelik risklerini daha yoğun yaşarlar.
    -Annede Yüksek Tansiyon: Yüksek tansiyonlu anneler gebelikte kalp damar sistemlerinin yüklenmesine bağlı sorunlara daha açıktır .Ayrıca gebelik tansiyonu ile komplike olduğunda hem anne hem de bebek için yaşamsal sorunlar çıkarabilir.
    -Annede kalp ritim bozukluğu olması :Bir takım kalp ritim bozuklukları artan fiziksel aktivite ile gebelik sırasında belirginleşebilir yada gebelikte aşikar hale gelebilir.
    -Annede Şeker Hastalığı: Şeker hastalığı gebe kalmayı engelleyebileceği gibi,gebelik sırasında da annenin bozulan metabolizması hem anne için ek bir yük oluşturur hem de fetüs da yapısal anomalilerin sıklığını arttırır, doğum ve doğum sonrasında bebekler için pek çok problem çıkarabilir.
    -Annede ileri derecede kansızlık,yada doğumsal kan hastalıklarının olması,
    -Annede diğer sistem hastalıklarının olması(kalp, böbrek, romatizmal vb)
    -Aşırı zayıf (50 kg  altı) aşırı kilolu kadınlar(vücut kitle endekslerine göre obez sınıfına girenler)
    -Annede alkol, sigara(sigara kullanımı bebekte anomali yaptığı kanıtlanmamıştır ancak kesin olan bir şey vardır ;sigara kullanan annelerin bebekleri düşük doğum ağırlıklı olurlar ve erken doğarlar. Bu nedenle annelerin mümkünse gebeliği süresince sigarayı bırakmaları bırakamıyorlarsa mümkün olan en az  sayıda sigara tüketmelidirler) yada ilaç  bağımlılığı olanlar, yada hastalığı nedeniyle kronik ilaç kullanan kadınlar.
    -Miyomlu gebelikler, Burada miyomun yeri büyüklüğü ve bebeğin eşiyle ilişkisi çok önemlidir, miyomlu gebeliğin takibi ve de doğumu özellik taşır.

    B-Gebelikte gelişebilecek Riskler;

    -Gebelik tansiyonu ve buna bağlı gelişebilecek komplikasyonlar.Gebelik takiplerinin en önemli amaçlarından biri gebeliğin indüklediği tansiyonu erken tanımak hatta kimde erken olabileceğini tespit etmek ve olası önlemleri hem anne hem de bebek için alıp, gebelik seyrini ve doğumu mükemmele yakın yönetmektir. Bu konuda artık çok gelişmiş teknolojiler kullanıp kimlerde gelişebileceğini %90  yakın tespit edip  hem anne hem de fetüsü olası  sorunları minimal atlatmasına rehberlik edilebiliyor.

    Gebelik Şekeri : Günümüzde özellikle de ülkemizde çok tartışmalı olan gebelik şekeri taraması ve takibi, riskli gebelik takiplerinde hem tüm dünyadaki bilimsel otoriteler hem de dünya sağlık örgütü tarafından önerilmektedir. Gebeliğin 24 haftasından sonra ortaya çıkar(gebelik şekeri gebeliğin ilk haftasından itibaren görülmez çünkü 24. Gebelik haftasından itibaren plasentadan salgılanan ‘’human plasental laktogen’’HPL denilen hormon bazı yatkın annelerde gebelik şekeri yapabilir, bu hormonda 24 .haftadan sonra aktif etki gösterebilir.Eğer gestasyonel diabet taranıp iyi takip edilmezse bu annelerin bebeklerinde erken doğum ,iri bebek ve onun oluşturduğu doğum komplikasyonları, ani bebek ölüme ve gebelik tansiyonu riski daha fazladır ve bu bebekler doğumlarından sonra bir takım metabolik sorunlarla daha çok karşılaşmaktadırlar
    Çoğul Gebelikler: Çoğul gebelikler başlı başına yüksek riskli gebelerdir ve bebek sayısı arttıkça riskler ve problemler artmaktadır. Genellikle anne için artan fiziksel yük ve birden çok bebeğin karında yer kaplamasına bağlı annenin organlarının baskı altına kalmasından kaynaklanan problemler sık görülmekte, erken doğum ve bunlara bağlı komplikasyonlar oldukça sıkıntılar yaratmaktadır. Ayrıca tek yumurta ikizlerinde yada tek eşli ikiz bebekler birbirlerinden kan çalabilmekte ve her iki bebeğin hayatını tehlikeye atmaktadır. Bu durumun tanısı içinse gebeliğin ilk 3 ayında çoğul gebeliklerinin yapısı ortaya çıkarılmalıdır. Bu nedenle gebeliğin ilk haftasından doğum ve doğum sonuna kadar çoğul gebelikler önemli bir risk artışı içindedirler ve yakın izlenmeleri  gerekmektedir sorunların erken teşhis ve yönetimi çok önem taşımaktadır.
    -Birtakım romatizmal hastalıkların gebelikle ilişkili formları .
    -Annenin sularının erken gelmesi: Bebeklerde enfeksiyondan annede yaygın sepsise  ve bebekte solunum sıkıntısına kadar problemler oluşturabilir .Annelerin bu konuda duyarlı olması gerekmekte ,hafifte olsa bu tür şikayetlerini doktoruna iletmesi gerekmektedir .Erken membran rüptürü (suların erken gelmesi) durumunda d0ğum hekimi ve bebek yoğun bakım ekibi neredeyse satranç oynamak zorundadır , erken teşhiş ve sürecin doğru yönetilmesi hayati önem taşır. Tüm gebelerin bu konuda çok duyarlı olması ve kendilerini takip eden hekimlerini erken uyarmalı hayati önem taşır..
    -Bebeğin eşini doğum yolunu kapaması .Burada ultrasonun önemi çok büyüktür gebelikte sadece ultrasonla anlaşılabilir ve gebeliği boyunca hiç ultrasona girmeyen kadınlar zaman zaman acil şartlarda  günümüz istanbulun da bile bebeklerini ve yaşamlarını kaybedebilmektedir. Tanısı çok kolay ama oluşturabileceği problemler yaşam kaybına kadar gidebilmektedir. Plasentanın doğum yollarını kapadığı doğumlar(mutlaka sezeryan doğum gerektirir) özellik taşıyan gebelik ve doğumlardır ve mutlaka tam teşekküllü hastanelerde ve deneyimli hekimler gözetiminde yapılmalıdır.
    -Anne rahminde doğumsal kusurların olması. Düşüklerden erken doğumlara ,fetusta ekstremite  kusurlarına kadar bir takım sıkıntılar yaratabilmektedir. Gelişmiş ultrason teknolojisi ve cerrahi yöntemlerle  henüz gebelik oluşmadan bu tür sorunlar tespit edilip sorunlar giderilebilmektedir. Mutlaka hamile kalmadan doğum hekimine muayene olmanın en önemli faydalarından biride bu tür sorunların gebelik öncesi giderilmesine zemin hazırlamaktır.
    Daha önceden sezeryan ya da diğer rahim ameliyatları geçirmiş olanlar. Bu gurup gebelikler rahim yırtılmaları konusunda risk altındadırlar. Titiz izlenip zamanında doğum planlaması yapılmalıdır.
    -En önemli risk kriterlerinden biride annede ‘’servikal yetersizlik ‘’ dediğimiz doğum yolunun erken silinmesi ve bunun  sonucunda da erken doğum ve preterm riskleriyle karşılaşmaktan fetal kayba kadar gidebilen bu ağır tablonun taranması rahim boyu ölçüsü ile riskli annelerin saptanması yada bir önceki gebelikleride 16-32 hafta arasında ağrısız doğum yollarının açılmış olması ve bunun sonucunda erken doğum yapmış annelerin gebelikleri de özel izleme gerektiren riskli gebelik sınıfında yer almaktadırlar.

  • Riskli Gebelik

    Riskli Gebelik

    Riskli olan gebeliklerde anne ve bebeğin sağlığı olumsuz etkilenerek ölümle sonuçlanan durumlara neden olurken sosyal ve psikolojik yönden de olumsuzluklara yol açabilir. Şeker hastalığı, nefes darlığı ya da daha başka hastalıklar bebeğin erken doğmasına ve gebelik ile alakalı komplikasyonlar gebelikte yüksek risklere yol açmaktadır. Gebeliğin risklerini en aza indirmek için gebeye yatak istirahatı önerilen en iyi tedavi yöntemlerindendir. Gebelikte gebenin yatağa bağlı kalmasının süresi gebeliğin riskine göre değişmektedir. Bazı gebelerin doğum yapana kadar yatmaları önerilmektedir. Uzun süre yatması gereken gebelerin seçtikleri hasta yatağının rahatlığı da çok önemlidir. Hasta yatakları çok yumuşak ve çukur olmamalıdır. Gebe kadın hasta yatağında rahat hareket edebilmelidir. Yatak istirahatının gerekli görüldüğü risk taşıyan gebelikler Rahim ağzı yetmezliği Erken doğum riski Çoğul gebelik riski Fetal büyüme geriliğ Gebelikte hipertansiyon riski Gebelik başlangıcında kanama ya da düşük tehlikesinin olması Üterin irritabilite Erken membran rüptürü Gebelikte yatak istirahatı neden önemlidir? Yatak istirahatı ile rahim içi kan akımı artar ve rahim ağzı üzerine olan baskılama azalır. Ayrıca ruhsal ve fiziksel stres azalarak gebenin dinlenmesi sağlanır. Yüksek risk faktörü taşıyan gebelerde muhakkak yatak istirahatı önerilmektedir. Fiziksel olarak etkileri Yetişkin kişilerde yatma süresinin uzun tutulması vücudu olumsuz etkileyebilir. Vücutta oluşabilecek sorunlar; Güç kaybı Kalp ritminde azalma Sırt ağrısı Kilo kaybı Kabızlık İştahta azalma Baş dönmesi Mide yanması ve hazımsızlık Kan pıhtılaşması Glikoz intoleransı Kalbin kan pompalamasında azalma Bu tür etkileri en aza indirmek için hastanın yattığı hasta karyolası bilinçli seçilmelidir. Duygusal yönden oluşan etkiler Yalnızlık hissine kapılma Suçluluk Can sıkıntısı Stres Kontrol kaybı Uyku bozukluğu Depresyon Duygusal şok Bebeğin sağlığı ve kendi sağlığı açısından korku yaşanması Ailesel yan etkiler Ailede bir kişinin hasta olarak sürekli yatması ailenin diğer fertlerini olumsuz yönde etkilemektedir. Hastanede yatılması gereken durumlar Hastanede yatması gereken gebeler evde yatan gebelere oranla daha çok etkilenmektedir. Hastanede yatan hastalarda bazı korkular oluşmaktadır. Bu korkular; Evinden ve ailesinden ayrılma korkusu Hastanede istediği konforun sağlanamayacağı korkusu Çoklu odalarda odada kalan diğer kişiler ile anlaşamama korkusu Hastanede yatması gereken hastalarda yalnızlık, stres, depresyon ve mahrumiyet duygusu daha fazla yaşanmaktadır. Hastanede yatmanın eksileri olduğu gibi artıları da vardır. Örneğin, hastanede yatan hasta riskli durumlar karşısında daha erken tedavi edilebilir ve risklerden korunabilir. Hastada herhangi bir sağlık problemi oluştuğunda daha erken müdahale edilebilir. Hastanede yatan hasta evde yatan hastadan risklere karşı daha iyi korunabilir.

  • Kürtaj – Gebelik Sonlandırması

    Kürtaj – Gebelik Sonlandırması

    Kürtaj veya gebelik sonlandırılması rahim içindeki bir gebeliğin özel yöntemlerle sona erdirilmesidir. İstenmeyen gebeliklerin sonlandırılması ülkemizde reşit kadınlara tanınan yasal ve çağdaş bir haktır.

    Kürtaj (orjinal söylenişi ile küretaj) işlemi yalnızca Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanınca ve bu konuda sertifikası olan hekimlerce sağlık kuruluşlarında veya muayenehanelerde uygulanır. Ve elbette yapılan işlem hekimle hasta arasındadır.

    Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre istenmeyen gebelikler kadının arzusuyla 10. gebelik haftasına kadar sonlandırılabilir. Kişi evli ise eşinin de onayı gerekirken, evli değil ise ve 18 yaşını doldurmuş ise kendi isteği ve rızası yeterlidir. Yaşı 18’den küçük bayanlarda ise velinin onayı gereklidir.

    Gebeliğin anne veya bebek için tıbben sakıncalı olması durumunda ise (bebeğin sakatlığı ya da annenin gebeliği kaldıramayacak kadar hasta olması durumlarında) 10 haftadan daha büyük gebelikler de sonlandırılabilir. Böyle bir durumda birden fazla uzman doktorun kurul kararı vermesi gereklidir.

    Kürtajın tüm riskleri gebelik haftası büyüdükçe artar.

    Zaten yasal sınır da bu nedenlerle tespit edilmiştir. 10 haftadan daha büyük gebeliklerin sonlandırılması tıbbi olarak da daha problemlidir.

    Bu yüzden kürtaja karar verildiğinde yasal sınır olan 10. haftanın geçirilmemesi gerekir. Adet gecikmesi olmasa bile gebelik şüphesinde mutlaka bir jinekoloğa müracaat edilmelidir.

    Sıkça sorulan sorulardan birisi gebeliğin bazı ilaçlar kullanılarak sonlandırılıp, sonlandırılamayacağıdır. Yurt dışında bazı ülkelerde kullanılan düşük ilacı (RU-486) Türkiyede kullanılmamaktadır. Ayrıca adet gecikmesinde bazen hekimlerin uyguladıkları ve halk arasında adet söktürücü olarak tanınan hap ve iğneler ise gebelik sonlandırılmasında işe yaramazlar.

    Dünyanın pek çok ülkesinde ve de bizde gebelik sonlandırılması halen vakum tekniği ile yani enjektör içersine negatif basınçla çekme şeklinde uygulanmaktadır.

    Kürtaj aslında kelime anlamı olarak “kazımak” anlamına geldiğinden dolayı rahim içersinden doku almak amacıyla değişik amaçlarla da uygulanabilir. Yani aslında kürete etmek (kürtaj) sadece gebelik sonlandırma için yapılmaz.

    Özellikle kadınlarda görülen kanama bozukluklarında ve menopoz sonrası kanamalarda teşhis amaçlı küretaj yapılabilir. Ayrıca infertilite (kısırlık) araştırmalarında yumurtlama olup olmadığını anlamak vb. amaçlı kürtaj da uygulanabilir.

    Kürtajın türleri nelerdir ?

    1. Gebelik Boşaltımı

    Üreme çağındaki kadınlarda en sık uygulanan kürtaj şeklidir. İstenmeyen gebeliklerin sonlandırılması amacı ile yapılır.

    2. Probe Küretaj

    Kanama bozukluklarında ve özellikle menopoz sonrası kanamalarda teşhis amaçlı yapılan işlemdir. Özel aletler (küret) ile rahim içi, kürete edilir (kazınır). Şiddetli ve uzun süreli kanamalarda hem altta yatan sebebi tespit edebilmek, hem de aşırı kanamayı durdurmak amacıyla uygulanabilir.

    Bu işlem sayesinde endometrial hiperplazi, rahim kanseri, rahimde yaşa bağlı zayıflama (atrofi) teşhisi konabilir.

    3. Fraksiyone Küretaj

    Uygulanış amacı probe küretaj ile hemen hemen aynıdır. Ancak burada rahimin içini döşeyen zar tabakasından ve rahim ağzının içini döşeyen kanaldan ayrı ayrı örnekler alınır ve patolojik incelemeye gönderilir. Özellikle rahim kanseri ve rahim ağzı kanserinin ayrımında önemli bir teşhis aracıdır.

    4. Revizyone Küretaj

    Kendiliğinden olan bir düşükten sonra içeride kalan plasenta veya fetusa ait parçaları temizlemek için yapılan küretaja verilen isimdir. Düşüğün tam olduğu yani içeride parça kalmadığı düşünülse bile revizyone küretaj yapılabilir.

    Ayrıca doğumdan sonra içeride plasenta (çocuğun eşi) parçaları kaldığından şüpheleniliyorsa, özel küretler ile kalan parçalar alınır. Bu işlem de revizyone küretaj olarak değerlendirilir.

    5. Endometrial Dating (günleme)

    İnfertilite (kısırlık) teşhisinde yumurtlamanın olup olmadığını anlayabilmek için adet adetin 21. gününde rahim içersinden örnek alınır.

    Yumurtlamadan sonra salgılanan progestron hormonunun etkisi ile endometrium sekresyon (salgılama) fazına girer. Endometrial dating’de amaç endometrium durumunun adet siklusu ile uyumlu olup olmadığı anlamaktır. Bu amaçla rahim içinden özel bir küret ile tek bir örnek alınır.

    Yumurtlama varlığını ve aynı zamanda kalitesini test etmek amacıyla yakın bir tarihe kadar oldukça yaygın uygulanan bu yöntem (endometrial dating) yani rahim iç tabakasının günlemesi artık günümüzde yavaş yavaş geçerliliğini yitirmektedir.

    Gebelik sonlandırılması amacıyla yapılan kürtaj işleminin tekniği nedir, kürtaj nasıl uygulanır ?

    Kısaca bilgi vermek gerekirse vajina ve rahim ağzı, işlem esnasında mikrop kapmasını engellemek amacıyla dezenfektan sıvılarla temizlenir ve rahim ağzını sabitlemek için plastik bir alet vajinadan yerleştirilir ve genel anestezi için anestezi uzmanı tarafından gerekli ilaçlar verilir.

    Nadiren lokal anestezi de uygulanabilir. Ancak lokal anestezi daha önce normal doğum yapmış bayanlarda daha rahat uygulanabilir, aksi takdirde genel anestezi tercih edilmelidir.

    Daha sonra çok ince plastik kanüller (borucuk)rahim ağzından rahim içine yerleştirilir. Bazen rahim ağzının genişletilmesi amacıyla daha geniş çaplı plastik kanüller kullanılması gerekebilir. Bu durumda da rahim ağzını genişletmek için buji adı verilen aletler kullanılır.

    Kanül yerleştirildikten sonra kanüle bir enjektör iliştirilir. Enjektörde oluşan vakum yardımıyla rahimin içi vakumla boşaltılır.

    Kürtajdan sonra ne olacak ?

    İşlemden sonra ayılma odasına alınarak burada yarım/bir saat kadar dinleneceksiniz.

    İşlem sonrası normal bir şekilde evinize ya da işinize gidebilirsiniz. Doktorunuz başka bir şekilde önermediyse herşeyi yiyip içebilirsiniz. Bu konuda herhangi bir kısıtlama yoktur. Uzun süredir aç olduğunuz için şekerli birşeyler yemenizde yarar vardır.

    Genel anestezi sonrası 6-8 saat araba kullanmak gibi dikkat isteyen aktivitelerde bulunmamanız uygun olacaktır.

    O gün ve sonraki gün kasıklarınızda hafif şekilde adet sancısı benzeri ağrılarınızın olması normaldir. Bu durumda herhangi alışık olduğunuz ağrı kesiciyi alabilirsiniz.

    Merkezimizde işlem esnasında koruyucu olarak antibiyotik uygulaması yapmaktayız. Dolayısıyla ek olarak kürtaj sonrasında antibiyotik kullanmanıza (özel bir sebep söz konusu değilse) gerek yoktur.

    İşlem sonrası 3-4 gün kadar lekelenme tarzında kanamanız olacaktır. Kanama ile birlikte ufak pıhtı ya da parçalar da düşebilir. Bu tamamen normal bir durumdur. Buna karşılık kanamanın hiç olmaması da anormal bir durum olduğu anlamına gelmez. Bu nedenle kanamanız olmasa da endişelenmeyiniz. Ayrıca adet kanaması şeklinde fazla bir kanamanız olursa da mutlaka hekiminizi arayınız.

    İşlemden sonra duş şeklinde ayakta banyo yapabilirsiniz, ancak lekelenmeler devam ettiği sürece havuza, denize girmek sakıncalıdır.

    İşlemden sonra 4-5 gün kadar ilişkiye girilmesi de rahim ağzı genişletme işlemi uygulandığından uygun değildir. Ayrıca kanamanız devam ettiği sürece de cinsel ilişki sakıncalıdır. Kanamanız bittikten sonra ilişkiye girebilirsiniz.

    Eğer işlemden sonra beklenmeyen bir şekilde ateş yükselmesi olursa mutlaka hekiminizle temas etmelisiniz.

    Bir diğer sık sorulan soru da ilk gebelikte kürtaj olan bayanların bir daha gebe kalıp kalamayacakları konusudur.

    Uygun şartlar altında, tecrübeli kişilerce gereği gibi yapılan gebelik sonlandırmalarında böyle bir tehlike söz konusu değildir. Eski dönemlerde vakum tekniği kullanılmadan sadece “küret” kullanılarak yapılan kürtajlarda rahim içersinin hasarlanma olasılığı daha fazla idi. Ayrıca yine önceki yıllarda, etkili dezenfektan ve antibiyotikler olmaması nedeniyle yapılan işlem sonrasında enfeksiyon (iltahaplanma) olasılığı fazla olduğundan böyle bir inanış geçmişten günümüze kadar gelmiştir.

    Ancak günümüzde hijyenik bir ortamda ve uygun teknikle tecrübeli hekimlerce yapılan kürtajlarda ilk gebelik de olsa işlem sonrası komplikasyon (istenmeyen bir problem) oluşma olasılığı yok denecek kadar azdır.

    Dikkat !

    Çok küçük gebeliklerde bazen gebelik ürünü boşaltılamayabilir ve gebelik rahim içersinde devam edebilir. 5 haftadan küçük gebeliklerde bu durum daha sık görülür. Fark edildiğinde 1 hafta sonra işlemin tekrarı gerekebilir. Bu nedenle kürtajın en erken 5-6. haftalarda yapılması ve kontrole de gidilmesi bu sebepten önemlidir.

    Kürtaj sonrası “parça kalması” nedir?

    Yasal gebelik tahliyesi sınırları içerisinde (<10. gebelik haftası) ve usulüne uygun olarak yapılan kürtaj uygulamalarında yaklaşık olarak %2-3 oranında gebeliğin bazı parçalarının tam alınanaması sorunu ortaya çıkabilir. Özellikle de rahim içersinde myomu olan ve rahim iç boşluğunun bu myom yüzünden normal anatomisinin bozulduğu durumlarda bu sorun ortaya çıkabilir. Bu durum kendini bir iki hafta geçmesine karşın devam eden kanama şeklinde belli eder. Bazı durumlarda özellikle de büyük gebelik haftalarında uygulanan kürtaj işleminde parça kalırsa vajinadan kanamayla birlikte parça düştüğü de gözlenebilir. Kesin tanı ultrason incelemesiyle konabilir. Parça kaldığına tam olarak karar verilemiyorsa rahim kasılmasını artırıcı bazı ilaçlar ve antibiyotikler verilir. Parça kaldığından muayene sonrası emin olunan durumlarda ise genellikle yapılan işlem bu parçaları temizlemek için daha kısa da olsa ikinci bir kürtaj işlemi uygulanmasıdır. Kürtaj sonrası rahim içinde kan birikmesi

    Özellikle çok küçük gebelik haftalarında ve rahim ağzı çok dar olan bayanlardaki kürtaj uygulamalarında görülebilir.

    Küçük gebelik haftalarında işlem sonrası devam eden kanama rahim içinde birikir ve bu da rahimin aşırı büyümesine ve kramp tarzında kasık ağrılarının oluşmasına neden olur. Yapılan muayenede rahimin normalden daha büyük olduğu ve içerisinde kan birikimi olduğu saptanır ve rahim ağzı genişletilmesi yapılarak rahim boşaltılır ve sorun hallolur Bu da çok nadir görülen bir problemdir.

    Kürtajdan sonra adet gecikmesi

    Kürtaj sonrasi ilk adet genellikle 1 ay sonra görülür. Kürtajın yapıldığı gün adet kanamasının ilk günü olarak kabul edilir ve normalde kaç günde bir adet görülüyor ise o kadar süre sonra ilk adetin olması beklenir. Nadiren bu süre 50-60 güne kadar uzayabilir.

    Eğer beklenen günde adet görülmez ise mutlaka jinekolojik değerlendirme gerekir. Eğer adet gecikmesine sebep olan şey gebeliğin devamı veya rahim içersinde oluşan Asherman Sendromu (rahim içersinde yoğun yapışıklıklar oluşması ve buna bağlı olarak adet az görme veya adet görememe) gibi bir problem değil ise ilaçlar kullanılarak adet görülmesi sağlanır.

    Kürtajda Ne tür Anestezi Kullanılır ?

    Gebelik sonlandırılması genel anestezi altında veya lokal anestezi ile gerçekleştirilebilir. Daha önce doğum yapmamış bayanlarda rahim ağzı küçük ve kapalı olduğundan genel anestezi altında rahim ağzı açılma işlemi yapılması daha konforludur. İşlemin kendisi 10-15 dakika, genel anestezi alma durumunda ise tüm işlem ortalama 30 dakika kadar sürmektedir. Daha önce normal doğum yapan bayanlarda lokal anestezi ile kürtaj uygulaması da yapılabilir.

    Lokal anesteziyle yapılan kürtaj uygulamalarında işlem esnasında en sık rastlanan sorunlar nelerdir?

    Lokal anestezide uygulanan anestezik maddeye aşırı duyarlılık ve vazovagal senkoptur (rahimin sabitlenmesi amacıyla takılan alet nedeniyle refleks olarak bayılma oluşması). Bu, geçici ve selim bir durumdur. Yaklaşık %1 oranında görülür.

    -İşlemden hemen sonra en sık görülen sorun bulantı ve kusmadır. Bazen bayılma hissi de oluşabilir. Bu durum da yaklaşık %1 oranında gözlenir ve hayati tehlike yaratmayan geçici bir durumdur.

    -Bazen rahim ağzı kanülün geçmesine izin vermeyecek şekilde sert olabilir ve işlem yarıda bırakılabilir (çok nadiren karşılaşılan bir durumdur). Tahliye rahim ağzını açıcı bir ilaç uygulamasın takiben birkaç gün sonrasına ertelenir.

    Genel anestezi verilerek uygulanan kürtaj işlemi bittikten yaklaşık 1 saat sonra evinize dönebilirsiniz.

    Bir hafta sonra kontrol için tekrar gelmeniz önemlidir. Bu kontrol muayenesinde size ayrıca aile planlaması hakkında bilgi verilecek ve size uygun olan korunma yöntemi tartışılacaktır.