Etiket: Gebelik

  • Dış Gebelik (Ektopik Gebelik)

    Dış Gebelik (Ektopik Gebelik)

    Dış gebelik tanım olarak döllenen yumurtanın rahmin dışında bir bölüme yerleşmesidir.

    Spermler vaginadan tüpler vasıtasıyla yol alarak yumurta hücresiyle karşılaşır ve döllenme gerçekleşir. Oluşan zigot rahim kanalında geriye doğru yuvarlanarak rahim içine döner ve rahim içine tutunur.

    Eğer bu rahim kanalındaki dönüş gerçekleşmezse zigot tüplere tutunup orada büyümeye başlar. Fakat Fallop tüpleri embriyonun büyümesine uygun bir anatomiye sahip olmadığı için kısa bir süre sonra tüpte parçalanma ve iç kanama oluşur. Hasta baygın halde hastaneye acil olarak gelir ve operasyona alınır.

    Dış gebelik Fallop tüpleri dışında yumurtalıklarda, karın içinde ve rahim ağzında yerleşebilmektedir.

    Dış Gebelik Neden Meydana Gelmektedir?
    Fallop tüplerinde enfeksiyon sonucu oluşan harabiyet
    Geçirilmiş operasyonlar (Apendist, yumurtalık kisti) ya da karın içi enfeksiyonlara bağlı yapışıklıklar döllenmiş yumurtanın hareketini kısıtlar
    Tüplerin doğuştan yapısal bozuklukları sonucu dış gebelik oluşmaktadır.

    • Dış gebelikler ortalama 150 gebelikte 1 oranında görülürler. Son yıllarda bu oranın toplumda %2 civarında yükseldiği görülmüştür

    Dış Gebelik Riskini Arttıran Sebepler

    • Daha önceden dış gebelik geçirenlerde tekrar dış gebelik geçirme riski 7-13 kat artmıştır.
    • Yumurtlama tedavisi yapılanlarda dış gebelik 4 kat fazla görülür.
    • Rahim içi araç spiral kullanan kadınlarda dış gebelik görülme ihtimali %3-4 civarındadır.
    • İleri anne yaşı dış gebelik olasılığını 3-4 kat arttırmaktadır.
    • Sigara içen kadınlarda içmeyenlere göre 3 kat daha fazla dış gebelik görülmektedir.

    Dış Gebelikte Belirtiler ve Bulgular

    • Dış gebelik erken dönemde gebelik bulgularını (adet gecikmesi,bulantı,kusma,meme hassasiyeti) taklit edebilir.
    • Kasıklarda bıçak saplanması gibi gelip geçici ağrılar hissedilebilir.
    • Vaginal kanama olur.Adetten az ya da çok olabilir, lekelenme tarzında olabilir.
    • Bağırsaklarda gaz ve dolgunluk hissi olabilir.
    • Tüm bu bulgular değişkendir, tubalarda süptür (patlama) olursa iç kanama ve baygınlık ile hasta acilleşebilir.

    Dış Gebelik Tanısı Nasıl Konur?
    Muayenede kasık ağrısı ve hassasiyetin tespiti
    Gebelik testinin pozitif çıkmasına rağmen ultrasonda gebelik kesesinin izlenememesi
    BHCG denilen kanda gebelik testi 48 saat ara ile ölçüldüğünde iç gebelik gibi bir artış göstermemesi
    Ultrasonda rahim dışında tüplerde gebelik kesesinin görülmesi (her zaman görülmeyebilir)

    Dış Gebelikte Tanıya Yardımcı Yöntemler Nelerdir?
    Tanı için ultrasonografi ve B-HCG değerleri kullanılır.Yine de klinik olarak tanıya yardımcı bazı yöntemler vardır.

    • Douglas Fonksiyonu : Özel bir iğne ile vagen arka kısmından karın boşluğunda biriken sıvı alınır, karın içi kanama olup olmadığını tesbite yardımcı olur.Artık rutin kullanılmamaktadır.
    • Kürtaj : Kürtaj ile rahim içinden alınan örneklerin dış gebelikten dolayımı yoksa bir düşük sonucu mu olduğu konusunda bilgi alınabilir.
    • Laparoskopi : Tam tanı konulamayan şüpheli hastalarda uygulanabilir.

    Dış Gebelik Tedavisi
    Tubalarda yırtılma olmuşsa karın içinde kanama vardır.Bu yüzden bu vakalarda cerrahi tedavi mutlaka uygulanır.Dış gebelik ürünü alınır, tüpler korunmaya çalışılır, tüpte hasar varsa cerrahi olarak salpenjektomi uygulanır.
    Eğer tüpte yırtılma yoksa hastanın durumu kendisi ile konuşulur, bilgilendirilip takibe alınabilir.Tubada yerleşen gebelik ürünü ultrason ve B-HCG değerleri ile takibe alınır.Bazen dış gebelik ürünü tubalardan karın içine düşerek absorbe olmaktadır.
    Tüpte yırtınma olmayan hastalarda başka bir tedavi yaklaşımı Methotrexate denilen kanser tedavisinde kullanılan bir ilacı uygulayarak, dış gebeliğin bozulup vücut tarafından emilerek operasyona gerek kalmadan yok edilmesi sağlanabilir.

    Sonuç olarak ;
    Dış gebelik çok değişik şekillerde ortaya çıkabileceği için, hekimin bu olayı atlamaması için mutlaka aklına getirmesi gereklidir.
    Tedavi ne kadar başarılı olsada dış gebeliğin oluştuğu tüpte mutlaka bir hasar oluşmaktadır.
    Dış gebelik sonrasında gebe kalma oranıda azalmaktadır.Bir sonraki gebelikte tekrar dış gebelik olma ihtimali de %20 civarında görülmektedir.

  • Gebelikte  ve Egzersiz   &  Bitkisel Çay Tüketimi

    Gebelikte ve Egzersiz & Bitkisel Çay Tüketimi

    Gebelik ve Egzersiz

    Gebelikte egzersizin çok faydaları vardır. Ancak bir gebenin egzersiz ve spora başlamadan önce mutlaka doktoruna görünmeli ve riskli bir durum olup olmadığını kontrol ettirmesi gereklidir.Gebeliğin ilk 3 ayı bittikten sonra egzersize başlaması daha uygundur.

    Gebelikte Egzersiz ve Sporun Faydaları

    • Anne adayının hem fiziksel hem de psikolojik olarak kendini daha iyi hissetmesini sağlar.
    • Spor sırasında solunum egzersizleri normal doğum sırasında nefes kontrolunu sağlar.
    • Normal doğumu kolaylaştırır,süresini kısaltır,sancıları azaltır.
    • Bel ve sırt ağrılarını azaltır,Rahat bir uyku uyunmasını sağlar.
    • Gebelikte vücudun postürünü düzeltir.
    • Doğum sonrasında annenin vücudunun daha kolay toparlanmasını sağlar.
    • Gebelikte hızlı kilo artışına engel olur,şişlik ve ödemleri azaltır.
    • Gebelikte sporu düzenli yapmak gerekir.Örneğin haftada 3 gün düzenli egzersiz yapılabilir.
    • Gebelikte egzersiz 20-30 dakikayı geçmemelidir.Egzersiz sırasında çok fazla efor sarfetmeden sakin bir şekilde hareket edilmelidir.Egzersiz sırasında kısa dinlenmeler yapılmalıdır.Egzersize başlarken ve bitirirken yavaş yavaş ısınma hareketleri yapılmalıdır.

    Gebelikte Bitkisel Çaylar ve Bitkisel İlaç Kullanımı

    Gebelikte Bitkisel ürün kullanımında çok dikkatli olunmalıdır.Çünkü bunların içerdiği maddeler gebelik sırasında kanamaya,düşük tehlikesine,ishal ve kusmaya neden olabilir.Bu tür ürünleri içmek yada yemeklerde kullanmaktan uzak durmalısınız.En azından doktorunuzun yönlendirmesi ile bilgi almalısınız.Bitkisel çayların içerisinde çok çeşitli maddeler bulunabilir ve bunları gebelik sırasında tüketmek gebelik ve bebek üzerine zararlı etkilere neden olabilir.Gebelikte bitkisel çay içmek çok önerilmese de ıhlamur,elma,portakal,nane gibi çayları zaman zaman tüketilebilir.Ancak aloe vera,ginseng,melekotu,sinameki gibi bitkilerden gebelikte uzak durmalısınız.

    Gebelikte içilmesinde sakınca olmayan bitkisel çayları şöyle sıralayabiliriz;

    • Ihlamur,
    • Nane,
    • Limon,
    • Portakal,
    • Elma,
    • Rezene,
    • Yeşilçay,
    • Zencefil,
    • Papatya,
    • Ahududu

    Gebelikte İçilmesi sakıncalı olan bitki çayları;

    • Kimyon,
    • Sinameki,
    • Tarçın,Maydanoz,
    • Aloe Vera,
    • Lavanta,
    • Kekik yağı,
    • Fesleğen,
    • Melekotu,
    • Yasemin,
    • Akçaağaç,
    • Safran,
    • Ada çayı
  • Gebelikte Hipertansiyon Nedir?

    Gebelikte Hipertansiyon Nedir?

    Gebelikte tansiyonun 140/90’dan yüksek olması Hipertansiyon olarak kabul edilir ve mutlaka tedavi edilmelidir. Hipertansiyon sırasında böbrekteki hasar nedeniyle idrarda protein (albumin) kaybı başlar ve bunun neticesinde de ödem ( vücutta su tutulması) oluşur.Bu durum gebelik zehirlenmesi denilen Preeklampsi gelişmesine neden olabilir.

    Gebelikte yüksek tansiyon denilen preeklampsi genelde hamileliğin 20. Haftasından sonra ortaya çıkar ve gebeliğe bağlı anne ölümlerinin en önemli nedenlerinden birini oluşturur. Gebelik takibi sırasında erken dönemde doktor bu durumdan şüphelenip tanı koyarsa erken tedaviye başlanırsa tedavisi mümkün olan bir durumdur.

    Gebelikte tansiyon yükseldiği zaman bebeğin eşi denilen plasentada erken yıpranma ve buna bağlı bebekte gelişme geriliği ve erken doğuma neden olmaktadır. Tansiyon yüksekliği saptanan gebelerde Tam idrar testi, kan sayımı, karaciğer ve böbrek fonksiyon testleri, pıhtılaşma testleri mutlaka bakılmalıdır. Hastaya hemen uygun bir antihipertansif ilaç başlanarak gebelik takibi daha sıkı bir şekilde yapılmalıdır.

    Gebelikte Hipertansiyon ve Gebelik zehirlenmesi bakımından kimler risk altındadır?

    • Gebe kalmadan önce tansiyon hastası olanlar
    • 20 yaşından küçük ,40 yaşından büyük gebeler
    • Çoğul gebelikler
    • Çok kilolu olanlar
    • Ailesinde tansiyon yüksekliği olanlar
    • Daha önceki gebeliklerinde tansiyon yüksekliği yaşamış olanlar
    • Sistemik bir hastalığı olan gebeler (Diyabet,böbrek hastalığı gibi)

    Gebelikte tansiyon yükselmesi ve preeklampsi için hangi önlemler alınmalıdır?

    • Gebelik boyunca doktor kontrolü düzenli bir şekilde yapılmalı
    • Gebelik sırasında çok kilo alınmamalı
    • Gebelikte çok tuzlu gıda tüketmek,çok soda tüketmek ödem ve tansiyon yüksekliğine neden olur
    • Özellikle gebeliğin 20 haftasından sonra tansiyon yükselmesi durumunda bir iç hastalıkları uzmanına kontrol olmanızda fayda vardır
    • Ellerde, ayak ve bacaklarda şişme, yüzde şişlik olması durumunda mutlaka doktorunuzu arayın
    • Ani baş ağrısı krizleri yaşanıyorsa altta yatan bir tansiyon problemi olabilir ,baş ağrıları olduğunda mutlaka tansiyonunuzu kontrol ettirin
    • Bu riskleri taşıyan bir gebe iseniz gebelik sırasında mutlaka bebe asprinine başlamak gereklidir
  • KISIRLIK VE GENETİK

    KISIRLIK VE GENETİK

    Haftada 2-3 kere korunmasız olarak yapılan düzenli ilişkiye rağmen 1 yıllık süre içinde gebelik elde edilememesidir. Evliliğin ilk altı ayı içerisinde gebelik oluşmaz ise çiftlerin panik olmaması ve hemen hekime müracaat etmesi gerekmez. Kısırlık tedavisi yönünden tedaviye başlamadan önce en az bir yıllık bekleme süresi gerekmektedir. çünkü hiçbir sorunu olmayan çiftlerde bile aylık gebelik oranı yaklaşık olarak yüzde 25 tir. 1 yıllık süre sonunda gebe kalma oranı yüzde 80 kadardır. Bu nedenle çiftlerin 1 yıl kadar beklemesi uygundur.

    Bekleme süresi her yaştaki insan için de aynı mıdır?
    Gebelikte kadının yaşı önemli rol oynadığından; 35 yaş üzeri kadınlarda bekleme süresi 6 ay olmalı, 40 yaş üzerindeki kadınlarda ise gebelik isteği durumunda, hiç beklemeden bir merkeze başvurulmalıdır.
    Kısırlıkta; kadına ve erkeğe ait nedenleri ayrı tutmak gerekir. Erkeklerde sperm yapım sorunları en başta gelir. Spermlerin sayısının az veya yetersiz olması, spermlerin hareket ve şekil bozuklukları gebeliği önemli derecede engelleyebilir. Bunun yanında cinsel fonksiyon bozuklukları, erkek üreme yollarının iltihapları ve sistemik hastalıklar gibi nedenler de kısırlığa yol açabilir. Kadınlarda ise; yumurtlama sorunlarının olması, tüplerde iltihap veya tıkanıklık olması, tüplerde anatomik bozukluklar, rahim içerisinde miyomlar ve poliplerin olması ve ayrıca endometriosis, guatr hastalıkları ve şeker hastalığı gibi sorunlar gebeliği engelleyebilir.

    NEDENE GöRE TEDAVİ
    Gebeliği sağlamak amacıyla erkeğe yapılan spermiyogram testi ile erkeğe ait problemler büyük ölçüde aydınlatılabiliyor. Kadınlara uygulanan testler de kadınlara ait problemlerin daha ayrıntılı olarak değerlendirilmesini sağlıyor. Kadın faktörü değerlendirilirken; yumurtalıklar ve yumurtlamanın olup olmaması, tüplerin durumu ve rahim ile ilgili problemler araştırılıyor. Teşhis için yapılan incelemeler tamamlandığında, çiftlerin büyük çoğunluğunda tanı konulur ve nedene yönelik tedavi seçenekleri tercih edilir.

    Herkes için aynı tedavi yöntemi mi tercih ediliyor?
    Kısırlık sorunlarında tedavi, nedene göre yapılır. Erkek kısırlıklarında hastalar ürologlar tarafından değerlendirilir. Var olan problemler, ilaçlarla ya da cerrahi metotlarla tedavi edilebilir. Erkek kısırlıklarında tedaviye cevap alınamadığında, aşılama ya da tüp bebek gibi üremeye yardımcı metotlarla gebelik elde edilebilir. Kadınlarda ise aynı şekilde ilaç ya da cerrahi yöntemlerle birçok vakada gebelik elde edilebilir.

    TüPLER TIKALIYSA VE Hİç SPERM YOKSA SEçENEK TüP BEBEK
    Bazı hastalar direkt olarak tüp bebek adayı olarak değerlendirilirler. Bunlar; her iki tüpü de tıkalı olan kadınlar ile sperm sayısı çok düşük ya da menide hiç spermi olmayan erkeklerdir. Bunun yanında belirli tedavi basamaklarını geçirmiş olmalarına rağmen, gebelik elde edilemeyen çiftler ya da yaş faktörü nedeniyle vakit kaybettirilmek istenmeyen hastalar da tüp bebek tedavilerine yönlendirilirler.
    Tüp bebek tedavileri ilk olarak geliştirildiğinde, bu tedaviyle, ciddi erkek kısırlığı hastaları dışındaki hastalar tedavi edilmekteydi. Tüp bebek tedavisinde, özellikle sperm sayısı ve hareketleri belli değerlerin üstünde olmalıdır. Kadından alınan yumurtalara belirli sayıda sperm bırakılarak yumurtanın döllenmesi beklenir. Ancak sperm sayısı çok düşük ve hareket kusuru ileri düzeyde olan kişilerde, klasik tüp bebek yöntemi ile döllenme oranı çok düşük oluyor ya da döllenme olmuyor. Ancak 1992 yılında mikroenjeksiyon yönteminin geliştirilmesi ile ciddi erkek kısırlığı vakalarında da gebelik edilmesi mümkün olmaya başladı. Bu teknikte her bir yumurtanın içine özel bir mikroenjeksiyon iğnesi ile tek bir sperm enjekte edilerek döllenme sağlanabiliyor.

    Bu hastalarda, cerrahi yollarla testislerden (erkeğe ait yumurtalıklardan) sperm elde edilebiliyor. Mikrodiseksiyon TESE yöntemi ile hastaların ortalama yüzde 55-60 ından sperm elde edilebiliyor. Hastadan çok az sayıda sperm elde edilse bile gebelik şansı mevcuttur.
    Tedaviye rağmen gebelik elde edilmediğinde, eğer herhangi bir anatomik bozukluk da bulunmadıysa, hastalarda birtakım alternatifler düşünülebilir. Bu tekniklerin etkisi yüzde 100 kanıtlanmadıysa da, tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı vakalarında alternatif olarak kullanılabiliyor. Bu tekniklerin en önemlileri; PGT adı verilen Preimplantasyon Genetik Tanı Metodu (Gebelik öncesi Genetik Tanı), Endometrial Kokültür denilen rahim içi doku kültürü tekniği ve transfer sonrası kanı sulandıran iğnelerin kullanılması teknikleridir.

    GENETİK TANIYLA SAĞLIKLI BEBEKLER DOĞUYOR
    Gebelik öncesi Genetik Tanı (Preimplantasyon Genetik Tanı Metodu-PGT); kalıtsal bir hastalık taşıyan veya taşıma riski bulunan kişiler için gereklidir. Bunların yanı sıra, akraba evliliği yapıp sakat doğum yapan çiftlere, zararlı etken teratojen ile karşılaşanlara, tekrarlayan gebelik kayıpları ve düşükler yaşayanlara, tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı vakalarında, ileri anne yaşı (37 den büyük olan) veya ileri yaşta gebe kalmak isteyenlere ve bazı infertilite (erkek ve kadın kısırlığında) vakalarına da genetik tanı gerekir.

    Genetik Tanı sayesinde, gebe kalmadan genetik tanı yapılması ve sağlıklı bebek elde etmek artık mümkün. Son yıllarda genetik bilimindeki gelişmeler; henüz gebelik oluşmadan, tüp bebek yöntemleriyle laboratuar ortamında geliştirilen embriyolar üzerinde genetik inceleme yapılmasına ve seçilmiş olan sağlıklı embriyoların anne adayının rahmine yerleştirilmesine imkan tanımaktadır.
    Günümüzde riskli gebeliklerde PGT işlemi, kişi daha gebe kalmadan yapılıyor ve ileride oluşabilecek ciddi psikolojik, sosyal ve tıbbi sorunların önüne geçilebiliyor. Genetik Tanı Yöntemi, tüp bebek tedavisi uygulanan çiftlerde yapılır. Tedavi sonucu yumurtalar büyütülür ve toplanır. Spermler ile döllenen her yumurta laboratuarda 3 gün bekletilir. Bunlardan alınan hücreler, ileri moleküler ve sitogenetik laboratuarında incelenir. Hızlı sonuç veren analizler (FISH) yapılır. Ertesi gün anne adayına sadece sağlıklı sonuç çıkmış embriyolar nakledilir. Böylece anne adayı daha gebeliğin başında genetik olarak sağlıklı embriyoları almış olur.
    Gebelik öncesi Genetik Tanı; gebelik şansını artırmakta, düşük şansını azaltmaktadır. Ailelerin sağlıklı çocuk sahibi olmaları sağlanmaktadır. Aile, gebelik sonlandırılmasına bağlı tıbbi ve psikolojik travmalardan korunmaktadır. Gebelikte yapılması gerekecek olan kordosentez, amniyosentez gibi müdahalelere gerek kalmamakta ve gebenin stresi ortadan kalkmaktadır. Talasemi gibi hastalıklarda doku tiplemesi ile doğacak olan bebek ailenin hasta çocukları için tedavi imkanı sağlamaktadır.

  • Kürtaj (Gebelik Sonlandırılması)

    Kürtaj (Gebelik Sonlandırılması)

    İstenmeyen hamileliği tıbbı yöntemlerle sonlandırılmasına kürtaj (Tıbbı terim : Küretaj) denir.

    Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre, kürtaj işlemi yapılacak olan kişinin 18 yaşını doldurmuş, gebelik haftası ise 10 haftadan küçük olmalıdır. Kişi evli ise eşinin onayı gerekir. Evli olmayanlarda kişinin kendi rızası yeterlidir.

    Kürtaj yalnız Kadın Hastalıkları-Doğum Uzmanı tarafından sağlık kuruluşunda veya muayenehanede yapılır. Kürtaj işleminde mahremiyet ve hasta-hekim arasındaki özel paylaşım konusuna özen gösterilmelidir.

    Kürtajin riskleri gebelik haftası ilerledikçe artar. 10 haftalık yasal sınır, kişinin sağlığı göz önünde bulundurarak bu şekilde tesbit edilmiştir. Dolayısıyla kürtaj kararı mutlaka 10 haftadan önce verilmelidir.

    Bebeğin sakat olduğu tetkiklerle kesinleştiği, hamileliğin devam etmesi annenin sağlığını tehdit ettiği durumlarda, gebelik 10 haftadan büyükse de, kurul kararı ve anne-babanın rızası ile gebelik sonlandırılabilir.

    Kürtaj işlemi vakum tekniği ile (Enjektör içerisine negatif basınçla çekme şeklinde) yapılır.

    Gebeliğin ilaçla sonlandırılması :

    Bu amaçla kullanılan ilaç henüz ülkemizde mevcut değildir (preparat adı : RU-486). Öte yandan ülkemizde hatalı olarak söktürücü adı altında etken maddesi progesteron olan ilaçlar halk tarafından düşük oluşturmak için yaygın olarak kullanılmaktadır. Bilinmesi gerekir ki bu grup ilçalar hamileliği sonlandırmakta etkisiz olduğu gibi, tam tersi hamileliği destekleyici özelliği mevcuttur.

    Kürtaj (Gebelik Sonlandırılması) işlemi nasıl yapılır?

    1- İşlem yapılmadan önce hasta ultrasonla muayene edilir. Ultrasonda gebelik kesesi mutlaka tesbit edilmelidir. Gebelik kesesi görülmeden yapılan müdahale hastaya zarar verebilir. (Hasta hamile olmayabilir, dış gebelik olabilir veya hamileliğin çok erken safhası olabilir).

    2- İşlem anestezi altında yapılır. Muayenehanede yapılan anestezi, ofis şartlarında güvenle uygulanabilecek anestezidir. Aslında anesteziden ziyade bir nevi sedasyon uygulamasıdır. Sedasyon Anestezi Uzmanı tarafından verilen uygun ilaçlarla uygulanır ve herhangi bir risk ve yan etki söz konusu değildir. Hasta işlem sırasında herhangi bir şey hissetmez. Daha sonra işlem hakkında herhangi bir şey hatırlamaz. Daha önce normal doğum yapan bayanlarda lokal anestezi uygulanabilir. Fakat yine de işlemin psikolojik travmasıda düşünülürse genel anestezi daha çok tercih edilir. Merkezimizde işlem boyunca ve işlemden yarım saat sonrasına kadar hasta anestezi uzmanı tarafından kontrol altında tutulur.

    3- Hasta işlem yapılmadan önce 6-8 saat süreyle hiçbir şey yiyip içmemelidir.

    4- Hasta jinekoloji masasında hazırlandıktan sonra anestezi uzmanı tarafından gerekli ilaçlar verilerek uyutulur.

    5- Vajene spekulum yerleştirilir. Vajen ve rahim ağzı ilaçla temizlendikten sonra, rahim ağzı özel aletlerle genişletilir. Rahim içi plastik kanül ve ona bağlı olan vakum aleti ile boşaltılır. Kanama kontrolu takiben işleme son verilir. Merkezimizde, ultrasonla hasta kontrolu yapılıp herhangi bir problem olmadığından emin olunduktan sonra hasta uyandırılır.

    6- Hasta dinlenme odasında yarım saat dinlendirilir.

    7- İşlemden sonra (Dinlenme süresi bitince), hasta istediğini yiyip içebilir. O gün için dikkat isteyen işlerden (örneğin araba kullanmak) ve alkollu içeceklerden uzak durmalıdır.

    8- İşlem sırasında herhengi bir enfeksiyon tesbit edilmezse antibiyotik tedavisine gerek yoktur. Ağrı kesici reçetesi verilir.

    9- İşlemden sonra birkaç güne kadar günde 1-2 pedlik kanama olabilir (küçük parçalar şeklindede olabilir). Kanama olduğu günler denize havuza girilmemeli, banyo yapılacaksa ayakta duş şeklinde yapılmalıdır.

    10- İşlemden sonraki günlerde şiddetli ağrı ateş yükselmesi veya fazla miktarda kanama olursa mutlaka hekime başvurulmalıdır.

    11- İşlemden sonra iki hafta süreyle cinsel ilişkide bulunulmamalıdır (ağrı ve enfeksiyon tetiklenebilir).

    12- Kürtajdan sonraki ilk adet düzensiz olabilir. 20 ile 40 gün arası herhangi bir dönemde olabilir.

    Bilinmesi gereken hususlar

    Nadiren gebelik kesesi çok küçük olup (5 haftadan küçük gebelikler) kürtaj yapılmasına rağmen gebelik devam edebilir. Bu sakıncalı durumla karşılaşmamak için en doğrusu, gebelik kesesi ultrasonla görülüp, hekimin önerdiği zamanda kürtaj işleminin yapılmasıdır.

    Halk arasında ilk kürtaj sakıncalıdır ve bir daha hamilelik oluşmaz inanışları mevcuttur. Kürtaj İşlemi uygun koşullarda ve uzman tarafından yapıldığı sürece komplikasyonu yok denecek kadar azdır. Yinede unutmamalı ki kürtaj bir doğum kontrol yöntemi değildir. Mümkün oduğu sürece eşler korunmaya dikkat etmeli ve istedikleri zaman çocuk sahibi olmalıdırlar.

  • GEBELİKTE  EGZERSİZ

    GEBELİKTE EGZERSİZ

    Gebelikte egzersizin sakıncalı olduğu durumlar nelerdir?

    Düşük riski olanlar,bebekte gelişme geriliği tespit edilenler,erken doğum riski olanlar,gebelikte tansiyon gelişen hastalar ve kanamalı gebelerde egzersiz yapılmamalıdır.

    Gebeler nasıl egzersizler yapmalıdır?

    Günde 30 dk kadar düzenli egzersiz önerilir. En çok yürüyüş ve yüzme olabilir. Yoga ve pilateste özel gebelik programları ile gebelik sırasında ve doğuma hazırlamada çok faydalıdır.

    Egzersizler sırasında nelere dikkat edilir?

    Nefes darlığı ,göğüste sıkışma hissi ,tansiyon düşmesi,baygınlık hissi ,baş ağrısı ,rahimde kasıklarda ağrı,vajinal sıvı gelmesi şüphesi ,bebek hareketlerinde azalma olursa doktorunuzla yeniden değerlendirilip egzersiz uygun mu tekrar gözden geçirilmelidir.

    Egzersizin faydaları nelerdir?

    Egzersiz her zaman olduğu gibi gebelikte de en çok kilo alınımını düzenlemekle birlikte psikolojik olarak rahatlama sağlayacaktır.Yarım saat düzenli yapılan egzersiz gün içindeki duygu durum düzenini destekleyip iyi hissetmesini sağlayacaktır. Uyku düzenini destekler.Ödemin azalmasını sağlar. Kramp ve eklem ağrılarını azlatır . Gebelik sırasında karın büyümesine bağlı bozulacak olan omurga ve duruş anomalilerini azaltır.Kabızlık, şişkinlik, gaz şikayetlerini azaltır.

    Yüzme de dikkat edilecek konular nelerdir?

    Havuz temiz olmalı ,temiz tutulması için katılan kimyasal oranına dikkat edilmelidir. Havuzdan sonra hemen duş alınmalıdır. Yüzme bitince havuzda uzun kalınması önerilmez.

    Hamilelikte YOGA

    Yoga doğru nefesi öğreten gebe programları ile doğumu kolaylaştırıcıdır ve doğum anında faydası vardır. Doğru duruş şekli öğretildiği yogada doğum sonrası normal vücud şeklinize dönüşte de tüm egzersizler gibi etkilidir.

    Yoga hem zihninize, hem de bedeninize iyi gelir.Bunun dışında sabah bulantılarını azaltır.Postür bozukluklarını önler. Krampları azaltır. Kan dolaşımını hızlandırarak kas ve eklem ağrılarını azaltır.Ödemi tüm egzersizler gibi azaltıcaktır. Yoga doğumu kolaylaştırır. Öğrettiği doğru nefes ,doğru gevşeme, karın ve solunum kaslarını güçlendirerek etkili olur.

    GEBELİKTE PİLATES

    Artık sağlık bakanlığıda gebe programları düzenleyerek pilatesi etkinleştirmektedir .Pilates dengeli ve akıcı hareketlerle doğru nefes alıp vermeyi öğreterek etkilidir.Hem psikolojik hem de bedensel rahatlama sağlar Bel ve sırt ağrılarını azaltır . Ödemi azaltarak ,karın kaslarını ve pelvis kaslarını güçlendirip ,gevşemeyi öğretir.Doğumda çok yardımcı olacaktır .Pilates mutlaka eğitmen eşliğinde yapılmalıdır. Çeşitli büyüklükte toplar,sopalar,yastıklar kullanılarak yapılır.

  • Aşılama (İnseminasyon)

    Aşılama (İnseminasyon)

    Aşılama yöntemi nedir?

    Aşılama (İntrauterin İnseminasyon-İUİ) nedeni bilinmeyen kısırlıkta(açıklanamayan infertilite),hafif sperm sayı ve yapı bozukluklarında,hafif endometriosiste,rahimağzı patolojilerinde,sperm antikoru saptanmasında ve erkekte görülen boşalma bozukluklarında;erkekten mastürbasyon yöntemi ile alınan spermin yıkanarak içindeki sağlıksız spermlerden arındırılıp ve hareketliliği artırıldıktan sonra jinekolojik muayne pozisyonunda yumurtlama dönemindeki kadının rahminin içine özel bir kanül ile verilmesidir.

    Aşılama yöntemi nasıl uygulanır?

    Aşılama yönteminde sperm erkekten matürbasyon yöntemi ile steril bir tübe alınır.Matürbasyon kuru olarak yapılır yani kayganlaştırıcı sabun, jel gibi her hangi bir madde kullanılmaz çünkü sperme zarar verebilir.Ayrıca sperm ilk damlasından son damlasına kadar tübün içine boşaltılmalıdır.Çünkü spermin ilk damlası sperm sayısının en çok olduğu damladır ve bu nedenle çok önemlidir.Tübe alınan sperm özel sıvılar ile yıkanarak içindeki ölü,hareketsiz ve biçimi bozuk spermlerden temizlenerek spermlerin hareketliliği artırılır.

    Kadın hasta aşılama işlemine adetin başından itibaren yumurtlama sayısını arttırıcı gerek tablet gerekse iğne formunda ilaçlarla hazırlanarak yumurtlamanın olduğu dönem saptanarak hazırlanır.Hastaya jinekolojik muayne pozisyonunda önce spekulum yerleştirilir.Vajen içi serumla yıkanarak sperme zarar verebilecek maddelerden arındırılır.Yıkanmış sperm özel bir kanül ile rahmin içine zerk edilir.Aşılama ağrısız bir işlem olduğu için her hangi bir anestezi gerektirmez.Aşılama sonrası hasta 15-20 dakika muayne masasında dinlendirilir.İşlem bitiminde hasta günlük yaşamına dönebilir.

    Aşılama hangi durumda uygulanır?

    Aşılama bir çok durumda uygulaması kolay,pratik,ekonomik ve riski olmayan bir işlem olduğu için ilk aşama kısırlık tedavi yöntemi olarak tercih edilmektedir,En çok uygulandığı kısırlık nedenleri şunlardır,

    1)Sperm sayısı,hareketliliği az olduğu durumda uygulanır.Başarı oranı sperm sayısının 5 mil/ml üstünde ve morfolojik bozuklukların olmadığı koşullarda daha yüksektir.

    2)Hafif Endometriosiste

    3)Açıklanamayan Kısırlık

    4)Sperme karşı antikor varlığında

    5)Kadında yumurtlamanın olmadığı veya yumurtlamanın yetersiz oranda olduğunda

    6)Rahim ağzına uygulanan cerrahi müdahaleler sonrası rahim ağzında tahrip ve deformasyonun olduğu koşullarda.

    7)Cinsel işlev bozukluklarında,örneğin retrograd ejekülasyonlu hastalarda

    Aşılama işlemi ne kadar sürer?

    Aşılama işleminin uygulanması sadece bir kaç dakika sürmektedir.Bu uygulama sırasında herhangi bir anestezi yöntemine gerek duyulmamaktadır.Tamamlanan işlemin ardından,10 ile 20 dakika arasında dinlendirilen anne adayı,günlük yaşantısına hiç bir sorun olmadan dönebilir.

    Başarılı bir aşılama için hangi koşullar gerekir?

    1)Aşılama yapmak için öncelikle spermin dölleyeceği bir yumurta olmalıdır.Yumurtlama bozukluklarında kadına önceden yumurtlamayı uyarıcı ve artırıcı ilaçlar verilmelidir.

    2)Tüplerin her ikisi yada en az bir tanesi açık olmalıdır ki sperm yumurtayı dölleyebilsin.Aşılamadan önce rahim filmi çekilerek tüplerin açık olduğu saptanmalıdır.

    3)Erkeğin sperm sayım analizi normal veya normale yakın olmalıdır.Sperm sayısı 5mil/ml altında ve sperm morfolojisinde ağır bozukluk olan vakalarda başarı şansı düşer.

    4)Aşılama yapılabilmesi için son olarak oluşan bir gebeliğin tutunmasını engelleyecek rahimiçi bir patoloji olmamalıdır.

    Aşılama kaç defa uygulanmalıdır?

    Günümüzde aşılama yönteminde önerilen aşılama sayısı 2 veya 3 defadır.Başarı oranlarına bakıldığında en fazla gebelik üçüncü uygulamada elde edilir.

    Aşılamanın başarı oranları nedir?

    Her ay düzenli olarak ilişkiye giren çiftlerde gebe kalma oranı %2-3 civarındadır.Aşılama yöntemiyle bu oran altaki nedene bağlı olarak %20’ye kadar yükselebilir.Yumurtalıklar uyarılmadan yapılan aşılama işlemiyle %5’in altında gebelik elde edilebilir.Avrupa Birliğinin pek çok avrupa ülkesinin ortalamalarını bildirdiği raporunda aşılama ile ortalama gebelik oranı %9.3 olarak bildirilmiştir.Açıklanamayan infertilite tanısı almış infertil çiftlerde kendiliğinden gebe kalma oranı %2 iken,aşılama tedavisi uygulanan bu gruptaki infertil çiftlerde gebelik oranlarının her siklusta %10.5-17.9 arasında değiştiği bildirilmektedir.Endometriosis tanısı alan hastalarda gebelik oranları açıklanamayan infertilite grubuna göre belirgin olarak düşük bulunmuştur.İnfertilite süresi uzadıkça,aşılama sonrası gebelik oranları düşmektedir.Anormal sperm morfolojili hastalarda aşılama sonrası gebelik oranları düşüktür.Aşılama tedavisinde bir diğer önemli faktör kadının yaşıdır.Aşılama ile gebelik elde edilse bile düşük yapma oranı yüksektir.Ortalama 42 yaşında bir kadında düşük ile gebelik kaybı oranı %54.5 iken ,45 yaşında bu oran %74.7’ye çıkar.

    Aşılama komplikasyonları nelerdir?

    1)Çoğul gebelik

    2)Enfeksiyon gelişmesi

    3)Aşılama sonrası bazen kasık ağrısı ve kramp görülebilir

  • Üzüm Gebeliği-Mol Gebelik

    Üzüm Gebeliği-Mol Gebelik

    Molar Gebelik nedir?

    Molar gebelik plasenta dediğimiz bebeğin anne rahmine yapışan eşinde görülen bir anormalliktir.Bu hastalıkta bebeğin anneye yapışan villi denilen parmaksı çıkıntılarında şişme,ödem,su toplama meydana gelir .Parmaksı çıkıntılarda su kesecikleri oluşur ve görünümleri üzüm salkımını andırır.

    Görülme sıklığı nedir?

    Molar gebeliğin görülme sıklığı 1000’de 1 olmakla birlikte daha önce molar gebelik geçiren gebelerde görülme riski 10 kat artar.

    Kaç türü vardır?

    Molar gebeliğin iki türü vardır.

    1)Komplet(Tam) ve ya Klasik mol:Bu durumda gebede yalnız bebeğin eşinde(plasenta) bulunan anormal dokulardan bulunur.Rahimde bebeğe ait hiçbir doku yoktur.Molar gebeliğin en sık görülen türüdür.Komplet mol de 46XX yani kız kromozom görülür fakat bu iki cinsiyet belirleyen kromozomda anormal olarak babadan geçmedir.

    2)Parsiyel(Kısmi) mol:Gebede anormal plasenta gelişimi ile birlikte bebeğe ait dokularda bulunur.Parsiyel mol de genellikle polipoid kromozomal anormallikler baskındır ve çoğunlukla Triploidi görülür.Başka değişle normal bir yumurta hücresi iki spermle döllenir.Gebede bebek gelişmiş olsa da bebekteki genetik kusur nedeniyle yaşama şansı yoktur.

    En çok kimlerde görülür?

    1)İleri yaşlardaki anne adaylarında özellikle 40 yaş üstü

    2)Genç yaştaki anne adaylarında özellikle 20 yaş altı

    3)Sosyoekonomik seviyesi düşük gebelerde

    4)Kötü beslenen kadınlarda

    5)Uzakdoğulu ve Meksikalı kadınlarda

    Belirtileri nelerdir?

    1)Vajinal Kanama

    2)Hiperemesis Gravidarum dediğimiz gebelikte görülen aşırı bulantı ve kusmadır.Genellikle tedaviye dirençli bir seyir izler.

    3)Gebelik Hipertansiyonu özellikle gebeliğin ilk aylarında görülür.Genelde yirminci gebelik haftası sonrası gözlenir.

    3)Hipertiroidi belirtileri görülür.Bunlar sıcak deri,taşikardi yani çarpıntı,tiroid bezinde büyüme olarak sayabiliriz.

    4)Trofoblastik embolizasyon yani bu anormal dokuların anne kanına girerek solunum sistemine etki ederek oluşturdukları öksürük,nefes darlığı ,deride soluklaşma ve morarma gibi belirtiler.

    5)Vajenden üzüm tanesine benzer keseciklerin gelmesi.

    6)Yaygın damariçi kan pıhtılaşmaları

    Bulgular nelerdir?

    1)Gebelerin yarısından fazlasında rahim beklenen gebelik haftasından büyüktür. Bunun nedeni anormal dokunun daha hızlı çoğalması ve rahim içinede oluşan kanamalardır.

    2) Vajinal gebelik muaynesinde rahim ayrıca çok yumşaktır.

    3)Yumurtalıklarda çift taraflı 8cm ve daha büyük Teka Lütein kistlerinin görülmesi.

    Tanı nasıl konur?

    Hastanın şikayetlerinin dinlenmesi ve muaynesi sonrasında veriler değerlendirilir. Hasta ultrasonografik incelemeye tabi tutulur.Ultrasonda rahimiçinde çoklu ekoların oluşturduğu tipik kar fırtınası görünümü gözlenir.Ayrıca kanda gebelik haftasına göre aşırı artmış Beta HCG tanıyı destekler.

    Tedavi nasıl yapılır?

    Tanı kesinleştikten sonra hastalıkla ilgili komplikasyonlar gelişmeden rahim içindeki hastalıklı materyal boşaltılmalıdır.Rahim içindeki materyal boşaltılmadan hastaya kan sayımı ve biyokimyasal tahlililer yapılır.Rahim çok yumuşak olduğundan tahliye öncesi 1000ml sıvı içinde 10-20 ünite oxytocin verilerek rahmin tonusu artırılır.Hasta küretaja genel anestezi altıda hazırlanır.Önce Suction(vakum) Küretaj yapılarak rahim içindeki materyal hemen hemen tümüyle boşaltılarak patolojik tahlil için ayrı bir kaba konur.Sonra kalan materyali toplamak ve rahmi tamamıyla boşaltmak için dikkatli olarak Sharp yani keskin küretle küretaj yapılarak bu materyalde patoljik tahlil için ayrı kaba konur.Kanama kontrolü sonrası küretaja son verilir.

    Tedavi sonrası takip nasıl yapılır?

    1)Göğüs filmi küretaj öncesi mutlaka çekilir.Takiptede küretaj sonrası 4 ve 8 ‘inci haftalarda tekrarlanır.

    2)Beta-HCG üç hafta üst üste negatif değer elde edilene kadar devam ettirilir.Sonra altı ay boyunca her ay,kalan altı aydada iki ayda bir toplam bir yıl tahlil tekrar edilir.Genellikle küretajdan ondört hafta sonra değerler normal değerine iner.Bu süre zarfında doğum kontrol hapıyla gebelik önlenir.Hastalık takibinde takip seyri böyle devam etmiyor,tedaviye direnç veya beta-hcg’de yükselme oluyorsa hastalığın kanser formu gelişip gelişmediği değerlendirilmelidir. Komplet(Tam) mol gelişen hastaların %20’de kanser formu gelişir.

  • Kürtaj

    Kürtaj

    Kürtaj nedir?

    Halk arasında kullanılan kürtaj istenmeyen gebeliği sonlandırmak için kullanılır ki tıb dilinde buna tahliye kürtaj denir. Kürtaj için temelde iki yöntem kullanılır. Bunlar karmen kanülleri ile yapılan vakum veya aspirasyon küretaj ve metal sharp küretlerin kullanıldığı klasik kürtaj teknikleridir. Bazen büyük gebelik haftalarında iki yöntemde bir arada kullanılabilir. Kürtaj kısaca genel veya lokal anesteziyle rahim ağzını dilate edilerek yani genişletilerek rahim içindeki gebelik materyalinin boşaltılmasıdır.

    Kürtaj nasıl yapılır?

    Hasta jinekolojik masada dorsal lithotomi yani normal jinekolojik muayene pozisyonda hazırlanır. Genel anestezi ile yapılacaksa damar yolu açılır. Vajene spekulum denilen rahim ağzına ulaşmayı sağlayan muayne aleti yerleştirilir. Vajen steril solusyonla yıkanır. Rahim ağzı üst bölgesinden tutulur. Rahim ağzının genişletilmesi işlemi yapılır. Rahmin içine vakum kürtaj yapılacaksa karmen kanülü yerleştirilerek gebelik materyali aspire edilir veya klasik yöntemle yapılacaksa metal küretlerle rahmin her bölümü temizlenir. Günümüzde küçük gebelikler için vakum küretaj yöntemi kullanılmaktadır.

    Kürtaj olduktan sonra hangi ilaçları kullanmalıyız?

    Antibiyotik : Kürtaj olduktan sonraki dönemde enfeksiyonlara karşı hassaslaşırız bu nedenle mikroplardan korunmak için mutlaka geniş spekturumlu bir antibiyotik kullanmalıyız.

    Ağrı kesici (anti-inflamatuar) : Kürtaj sonrası ağrılarımızı geçirmesi dışında bu ilaçlar rahmin iyileşmesini hızlandırır.

    Kanamayı azaltıcılar : Bu ilaç grubu küretaj sonrası rahmin toplanmasını kolaylaştırır. Yan etki olarak bulantı,kusma ve kasık ağrısı görülebilir.

    Kürtaj sonrasında doktorumuza başvurmamız gereken durumlar?

    Eğer küretaj sonrasında kanamamız azalmıyor aksine artıyorsa.
    Ağrı kesici ile geçmeyen kramp tarzında şiddetli ağrılarımız oluyorsa.
    Kürtaj sonrası günlerde ateşimiz yükseliyor ve buna kötü kokulu kanama veya akıntı eşlik ediyorsa.
    Kürtaj sonrası parça parça bol pıhtılı kanamamız oluyorsa.
    Kürtaj sonrası kanama ne kadar sürer?

    Kürtaj sonrası kanamanın süresi normal koşullarda gebelik haftasına göre değişir.Küçük gebeliklerde bir kaç gün sürerken,büyük gebeliklerde bir hafta on güne kadar uzayabilir.Bu sürenin yine de standartı olmayıp hastaya göre değişebilir.Anormal bir durum düşünüyorsanız mutlaka doktorunuzu arayın ve küretaj sonrasındaki kontrollere mutlaka gidin.

    Kürtajda hangi anestezi türü tercih edilmelidir?

    Hastanın tercihine göre anestezi local ve ya genel olabilir.Bunun yanında hasta sağlık durumu ve kronik hastalıklarıda bu tercihi belirler.Örneğin hastada şiddetli bir solunum yolları enfeksiyonu varsa lokal anestezi tercih edilmesi tıbben en uygunu olacaktır.Ayrıca her iki anestezi türününde kendine göre avantaj ve dezavantajları vardır.

    Kürtaj olduktan sonra gelecek adetimizi ne zaman bekleriz?

    Kürtajın yapıldığı gün normalde gördüğümüz adetin ilk günü gibi kabul ederiz. Bir sonraki adetimizide, normalde gördüğümüz adet günü kadar gün ekleyerek beklediğimiz adet gününü saptarız. Bazen kürtaj ile birlikte yumurtalık fonksiyonlarında bozulmalar olabilir. Bu nedenle beklediğimiz adet gününde gecikmeler görülebilir. Bu gibi durumda doktorunuzu bilgilendirmeniz gerekmektedir.

    Kürtaj olduktan sonra ne zaman cinsel ilişkiye başlayabiliriz?

    Kürtaj cerrahi bir müdahaledir ,bu nedenle hasta kürtaj sonrası dönemde enfeksiyon yönünden hassaslaşır. Rahim kanlanması çok iyi olan ve kendini çok kısa süre içinde yenileyebilen bir organdır. Kürtaj sonrası kanamanın ve ağrının geçmesi rahmin iyileştiğinin en önemli belirtisidir. Bilimsel bir fikir birliği olmamasına rağmen cinsel ilişki gibi ruh ve beden sağlığının tam olması gereken bir durumda ancak kadının tam iyileştiği bir dönemde başlanması en uygunu olacaktır. En erken ilşki ise kanama ve ağrının geçtiği dönemde başlanabilir.

    Kürtaj sonrası kısırlık olur mu

    Kürtaj steril bir ortamda ve tecrübeli bir hekim tarafından yapılırsa böyle bir sorun oluşmaz. Ayrıca hastanın da doktoru tarafından verilen tedaviye uyması gerekir. Kendi klinik tecrübemle söyleyebilirim ki ilk gebeliklerinde kürtaj olan hastaların sonra ki gebe kalmalarında bir problem yaşamayıp,sağlıklı doğumlar yapmışlardır.

    Kaç kez kürtaj olunabilir?

    Her kürtaj sonrasında rahim kendini yenileyebilir bu nedenle tam iyileşmiş ve gebe kalmış hastalarda ardı ardına oluşan gebeliklerde kürtaj yapılabilir. Hastalarım arasında 27. kürtajını yaptığım vakalarım olmuştur. Yinede kürtajın cerrahi bir işlem olduğunu ve bir doğum kontrol yöntemi olmadığını aklımızdan çıkarmayarak bize en uygun doğum kontrol yöntemini kullanmalıyız.

    Kaç haftaya kadar kürtaj olabiliriz?

    Ülkemizde onuncu gebelik haftasına kadar kürtaj olmaya yasal izin verilmiştir. Avrupa ülkelerinden Fransada yirminci gebelik haftasına kadar,Almanyada onaltıncı gebelik haftasına kadar gebelik sonlandırılmasına yasal izin verilmiştir. Ülkemizde on hafta üstü gebelik sonlandırmalarda tıbbi gereklilik istenmekte ve kurul kararı şartı aranmaktadır.

  • Gebelikte Diyet ve Beslenme

    Gebelikte Diyet ve Beslenme

    Gebelikte ideal beslenme dengeli beslenme ile sağlanabilir. Sağlıklı ve dengeli beslenme biçimini tercih etmek, daha az sorun yaşanmasına yardımcı olur. Gebelikte bebeğin tek besin kaynağı annedir. Çeşitli besin gruplarından düzenli biçimde alınmalıdır.

    Gebelik döneminde bol sıvı alınması, tuzun az tüketilmesi, çay – kahve gibi kafein içeren içeceklerin az tüketilmesi, alkol ve sigaradan uzak durulması özellikle tavsiye edilmektedir. Kadınlarda demir eksikliğinin çok görüldüğü ülkemizde demir eksikliği konusunda doktorun önerilerine dikkatle uyulmalıdır.

    Gebelikte protein gereksinimi artar. Balık, et, süt, süt ürünleri, baklagiller düzenli tüketilmelidir. Normalden iki katı kadar fazla kalsiyum tüketilmelidir. Bu bebeğin kemik ve diş yapısının sağlıklı oluşmasını sağlayacaktır. Süt, yoğurt, yeşil yapraklı sebzeleri kalsiyum gereksinimi için alınabilir. Lifli gıdalar gebelikte sık görülebilen kabızlığı minimize edecektir. Folik asit gebeliğin ilk döneminden beri özenle alınması gerekmektedir. Yeşil sebzeler folik asit açısından zengindir.