Etiket: Gebe

  • Doğum zamanı

    Doğum zamanı

    Gebeliğin 28. haftasından itibaren rahimde zaman zaman kasılmalar, sertleşmeler meydana gelir. Bunlar normaldir ve genellikle ağrısızdır.Ancak bu kasılmalar 37. haftadan önceki dönemde sık sık oluyor, 10-15 saniyeden fazla sürüyor, ve aşağıya doğru bir baskı hissi yaratacak ölçüde şiddetli oluyorsa bunlar erken doğum ağrıları da olabileceğinden dikkat edilmelidir. Vaginal akıntıda sulu bir artış olması da erken doğum açısından uyarıcı olabilir.

    Rahmin doğuma hazırlık yaptığı bu kasılma egzersizleri son haftalarda oldukça sıklaşır.Gebeliğin son dönemlerinde rahim neredeyse göğüs kafesine kadar yükselmiş ve basınç nedeniyle nefes almak, uyumak zorlaşmış, hazımsızlık artmıştır. Özellikle akşamları rahim üzerinde elle de fark edilen kısa süreli toplanma, kasılmalar hissedilir. İlk gebeliklerde doğumdan birkaç hafta önce, sonraki gebeliklerde de genellikle doğumdan hemen önce bebeğin başının doğum kanalına inmesi nedeniyle rahmin yüksekliği 2-3 cm azalır. Bu durum gebe kadında kısmen de olsa bir rahatlama yaratır. Buna karşılık idrar torbasına basınç arttığı için sık idrara çıkma şikayeti artar. Doğumdan bir-iki gün önce hormon düzeyindeki değişiklik nedeniyle vücuttan su atılması ve iştah azalması meydana gelir. Bu nedenle 1-2 kg. kilo kaybı da görülebilir. Doğumun yaklaştığını gösteren bu belirtiler büyük çoğunluk tarafından fark edilse de her gebe kadınca yaşanmayabilir ya da fark edilmeyebilir.

    Planlı sezeryan olacak gebelerde isesezeryanın zamanıda önemlidir. Genellikle tercih edilen, beklenen doğum gününden 7 – 10 gün önceki dönemdir. Muhtemel doğum gününe mümkün olduğunca yaklaşmak doğacak bebeğin çok daha az problem yaşamasını sağlayacaktır

  • Gebeliğe Dair Sıkça Sorulan Sorular

    Gebeliğe Dair Sıkça Sorulan Sorular

    1-Gebelikte yapılan 50 gr şeker yükleme testinin,anne karnındaki bebeğe zarar verdiği yönünde söylentiler var. Bu ne derece doğru ?

    CEVAP : Gebelikte  24-28 haftalar arasında yapılan 50 gr. Glikoz yükleme testinin gebeye herhangi bir etkisinin olmadığı bilimsel çevrelerde net olarak ispatlanmıştır, aksine olası bir tedavi edilmemiş gebelik şekeri  hem anne hem de bebek açısından gebeliğin gidişatını,doğumu ve sonrası dönemi ciddi anlamda olumsuz etkileyebilir.

    2-HPV sonucum Tip 6 ve 16 pozitif geldi . Bu bu durumda risk altında mıyım ?

    CEVAP: HPV bildiğimiz gibi yaygıca görülen bir virüstür, en sık görülen tipleri T6 ,11, 16, 18 dir. Düşük risk kategorisinde olan Tip 6 anügenital siğillere neden olurken,Tip 16 ne yazık ki rahim ağıda denilen servix bölgesinde kansere  kadar giden birtakım hücresel değişikliklere neden olabilmektedir. Tip 16’nın sizde varlığı kanser olacaksınız anlamına gelmez. Ancak bu virüs açısından negatif olan birine göre artmış risk gurubundasınız.Bu nedenle 6 aylık smeartestinizi yaptırmanız dışında herhangi bir önleme ihtiyacınız yoktur operasyon gibi. 

    3-Gebelikte yapılan dörtlü tarama testi ne derece gereklidir?

    CEVAP : Şu an için gebelikte ikili testin duyarlılığı 3 lü ve 4 lü testten daha duyarlı kabul edilmektedir.Dolayısıyla ikili test normal ise dörtlü teste gerek yoktur.

    4-38 taşında 10 hafta gebeyim Amniosentez mi , CVS mi daha uygun ?

    CEVAP : 38 yaşında bir gebelikte en sık görülen kromozomal anomali  trizami 21 yani Dawn Sendromudur. Aslında amaç anomalili bir gebeliği ben nasıl en erken tespit edebilirimdir. 10 haftalık bir gebelik amniosentez içinerken bir dömdir. Amniyosentez 16-18  gebelik haftası arsında yapılırken CVS  10 hafta ile 15-16 haftayakadar yapılabilir.Bu nedenle10 hafta bir gebelik için en uygun karar CVS ‘ tir.

    5-25 yaşındayım 3 aylık evliyim kızlık zarımın kalın yapıda olduğu söylendi. Cerrahi müdahaledoğru bir karar mıdır ?

    CEVAP : Kızlık zarı yapınız bizim kribriform dediğimiz oldukça nadir görülen az delikli ve elek tarzı bir yapıdan değil ise cerrahi yöntem şart değildir. Etkin denemelerden sonra hala birliktelik sağlanamamış ise altenatif bir yöntem olarak cerrahi yöntemi önerebiliriz.

    6- Sürtünme yoluyla gebe kalınır mı ? 

    CEVAP : Kızlık zarını yapısı ince bir halka formunda ise ve boşalma genital bölgeye olmuş ise kişi ne yazık ki bakire iken de hamile kalabilir.

    7-Şüpheli  ilişki sonrası ne yapmak gerekir? 

    CEVAP : Şüpheli ilişkiden kastınız gebelik açısından sanırım.Böyle durumlarda  bizler acil olarak kontrasepsiyon yöntemi olan ertesi gün haplarını önermekteyiz. Ancak onların koruyuculuğunun da % 80-85 olduğunu hatırlatmakta fayda görüyorum.

    8-Dış gebelik operasyonlarından sonra 1 yıl gebe kalınamayacağı söyleniyor, doğruluk payı nedir ?

    CEVAP : Kişideki dış gebelik operasyonunun durumuna göre böyle bir soruya cevap verilebilir. Basit bir salfingostomi veya salfenyektami sonrası ortalama3 ay sonrasında yeni bir gebelik düşünülebilir.

    9- 40 yaşındayım daha önceki 3 gebeliğim düşükle sonuçlandı.Bu durumda  hiç çocuk sahibi olamayacak mıyım ?

    CEVAP : Öncelikle  daha önceki 3 düşüğünüzün haftası, sizin o düşüklerdeki yaşınız,eşinizle olan akrabalık ilişkiniz, kronik bir hastalığınızın olup olmadığı, sizde veya eşinizde  gebeliğin devamını 
    engelleyecek kromozomal yapısal bir sıkıntının mevcudiyeti ve son olarak sizde trombofili ( pıhtılaşma problemi) olup olmadığı araştırılıp ortaya konulmadan bu soruya cevap vermek zor, ayrıca ne yazık ki yaşınızın da vermiş olduğu bir dezavantajla karşıkarşıyasınız.Ancak tüm bunları bir kenara koyarsak sorunlar ekarte edilip elbette çocuk sahibi olabilirsiniz.Riskli ve kıymetli bir gebelik olarak kabul edilerek bir kadın kendi yumurtaları ile menopoza girene kadar çocuk sahibi olabilir.

    10-Kürtajda vakum yöntemi ve küret yöntemi arasındaki fark nedir ?

    CEVAP : Kürtajda vakum yöntemi rahim içi zarı yapısına ve rahim boynuna minimal zarar verirken ,küret yöntemi sert , rijit aletlerle yapılan bir kazıma işlemidir. Vakum yönteminde tek kullanımlık dokuya uygun steril yumuşak ince borular kullanılır.

    11- Erken menopoz önlenebilir mi ? 

    CEVAP: 35 yaşın altı ,over rezervinin tükenmesi erken menopoz kabul edilir.Multifaktöriyeldir ,ancak genetik en önemli etkendir.Ailedeki menopoz yaşı belirleyici bir faktördür. Beslenme ,yaşam koşulları ,sigara ,alkol ,ve madde kullanımı , sistemik hastalıklar ,bazı virüsler erken menopoza neden olurken önemli bir kısmı da idiyopatiktir. Hastaların over rezervi değerlendirilip mezcut folliküler ilaçlarla indüklenip en azından  menopoz yaşını geciktirmek mümkündür.

    12-Genital bölgedeki siğiller gebelikte bebeğe geçer mi ? 

    CEVAP : Genital bölgedeki HPV’ nin neden olduğu condyloma arcuminato adı verilen genital siğillerin normal doğum esnasında aktif ise bebeğin ağız boğaz ve solunum yollarına geçme olasılığı vardır.  Bu nedenle  normal doğum öncesi anne adayı bu yönden de muayene edilmeli ve gerekli önlemler alınmalıdır.

    13-Vajinal kuruluk nedenleri nelerdir? 

    CEVAP : Vajinal kuruluğun nedenlerini yaşlara göre değerlendirmek daha doğru olur. Menopozal döneme kadar yaşanan vajinal kurulukların en önemli sebepleri vajen florasında bozulma ve vajinitlerdir. Doğum sonrası ilk 6 ay- 1 yıllık prolaktin hormonunun yüksek olduğu dönem izler,diğer bir faktör ise bunlar ekarte edildikten sonra söylenebilecek olan psikolojik faktörler ve cinsel istek 
    azalmasıdır. 

    14- Genital estetik yaptırdım. Lazer epilasyon yaptırmam uygun olur mu ? 

    CEVAP : Genital estetik sonrası epilasyon için en az 3-6 ay beklemek daha uygundur.

    15-Çoğul gebeliklerde mutlaka sezaryen doğum mu yapılmalıdır ? Normal doğum şansım yok mu ?

    CEVAP : Çoğul gebeliklerde C&S mutlak bir kural değildir. Ancak annenin en azından ikinci gebeliği olması bebeklerin geliş pozisyonlarının baş-baş olması durumunda normal doğum kolaylıkla gerçekleştirilebilir.

    16-Erken doğum riski genetik midir?

    CEVAP: Yapılan çalışmalar erken doğumun ( 36. Haftadan erken) çok sayıda sebebinin olmasının yanı sıra genetik faktörün de tetikleyici olduğunu göstermiştir.

    17- Tek yumurtalıkla gebe kalınabilir mi ? 

    CEVAP : Evet tek yumurta ile de gebe kalmak mümkündür.

    18-Gebelikte üstüne adet görmek nedir? 

    CEVAP : Gebelikte üstüne adet görme olarak bahsedilen tutunma (implantasyon) kanamasıdır, düşükle sonlanmadığı takdirde bebeğe herhangi zararı yoktur.

  • Gebelik Takibinde Önemli Haftalar

    Gebelik Takibinde Önemli Haftalar

    Fertilizasyonun yani döllenmenin 8-9. gününde kanda gebelik hormonu (beta HCG) pozitifleşmeye başlar.Bu değer her 48 saatte bir yaklaşık 2 katına çıkar.Bu artış yüksek olasılıkla gebeliğin normal yerleşim ve gelişimde olduğuna işaret eder.Gebelik hormonundaki bu artışın 48 saatte % 53 ten daha az olması yüksek olasılıkla yolunda gitmeyen bir gebelikle ilişkilidir.Bu durumda ektopik (dış) gebelik veya abortus (düşük) söz konusu olabilir.

    Özellikle gebelik uterus (rahim) dışında yerleşmiş ise dış gebeliğin erken teşhisi medikal (ilaçla) tedavi veya operasyon gerektiren durumlarda da laparoskopik (kapalı) ameliyat şansı açısından çok değerlidir..Bu nedenle gebeliğin başından itibaren doktor kontrolü çok önemlidir!

    Gebelik hormonu (beta HCG) düzeyi 1500’ün üzerine çıktığında transvajinal ultrason ile 6000’in üzerine çıktığında ise abdominal (karından yapılan) ultrasonda gebelik kesesi görülebilir hale gelir.
    Gebelik geç ovulasyon sonrası oluşmuş ise gebelik kesesinin görünmesi de geç olabilir.Bu durumda hekim hastayı gerekli görürse aralıklı olarak kontrole çağırabilir.

    Fetusa (bebeğe) ait ilk kalp atımları gebeliğin 6-7. haftalarında görülmeye başlanır. Standardizasyon sağlanması amacıyla tüm kadın doğum kliniklerinde gebelik haftası gebenin son adetinin ilk gününden başlanarak hesaplanır.Tüm ultrasonografi cihazlarının kalibrasyonları da buna göre dizayn edilmiştir.

    Kalp atımı sonrası bebeğin gelişimi için hekim duruma göre hastayı tekrar değerlendirme gereği duyabilir.

    Bu haftalarda şayet gebelik öncesinde saptanan bağışılık durumu söz konusu değilse normalde asemptomatik (belirti vermeden) seyreden ancak gebelikte geçirildiğinde teratojenik (bebekte sorunlara yol açma potansiyelinde) olan toksoplazma,rubella gibi birtakım enfeksiyonların kan tetkiki ile belirlenmesinde yarar vardır.Burada önceden geçirilmiş enfeksiyon değil aktif enfeksiyon varlığı önemidir.
    11-14. haftalar arası gebe muayenesi çok önemlidir.Bu muayenede bebeğin organ oluşumları çok büyük ölçüde taslak olarak (organogenez) tamamlanmıştır.11-14. haftalar arasında fetusa ait ense kalınlığı (NT) mutlaka ölçülmeli ve down sendromu tarama testi olan ikili test yapılmalıdır.Nasal bone (burun kemiği) ni görmek de bu haftada çok önemli bir bulgudur.
    16-18. haftalarda şayet bir sebeple ikili test yapılamadı ise başka bir down sendromu tarama testi olan dörtlü testin yapılması için bir fırsattır. Dörtlü tarama testi ikili taramadan sonraki ikinci değerli testtir.Ayrıca bu haftada bebeğe ait pek çok anomaliyi saptayabilmek mümkün olabilmektedir.Zira bebeğin extremiteleri (el-kol-bacak ve ayaklar) en rahat bu haftalarda görülür.
    İlk kez 18-20. hafta aralığında başvuran hastalar veya daha önce bir sebeple down sendromu tarama testi yapılamamış hastalar için bu gebelik haftalarında üçlü tarama testi yapılması fırsatı mevcuttur.

    19-21.gebelik haftalarında bebeğin organlarının en iyi görülebildiği DETAYLI VE 2.DÜZEY ULTRASON değerlendirmesinin en iyi yapılabildiği haftalardır.Bu nedenle çok önemlidir.Bu haftadan sonra bebek daha fazla büyüdükçe muayenesi zorlaşacaktır.
    22-23. gebelik haftaları fetal kalp muayenesi ve gereğinde fetal eko için ideal değerlendirme haftalarıdır.

    Gebelikte tetanoz aşısı yapılması önerilmektedir.Doz ve zamanlama olarak farklı uygulamalar söz konusu olabilmekle birlikte genellikle 20-26. hafta aralığı uygun görülmektedir.
    24-28. hafta aralığı bebeğin büyüme gelişmesinin yanısıra şeker yükleme testi yapılması gereken haftalardır.Gebelikte gelişebilecek insülin direnci nedeniyle gebelik şekeri (gestasyonel diabet) taraması amacıyla yapılan bu testin risk grubunda olanlar başta olmak üzere tüm gebelere yapılması tavsiye edilir. 50 veya 75 gram tarama testleri bu amaçla kullanılabilmektedir.OGTT(şeker yükleme testi) sonucu yüksek olan hastalara tanı testi amaçlı 100 gr OGTT yapılır.

    28-35 gebelik haftaları arasında doktorunuz anne ve bebeğin durumuna,bebeğin gelişimine olası sorunların varlığına göre takip programına alabilir.Bunda gebede gelişen olası sorunlar,bebeğin gelişimi,fetüs plasenta amnion sıvısındaki takip parametreleri önemlidir.

    35.haftadan sonra doğuma kadar haftalık olarak NST (non-stress test) takibi yapılması önerilir.NST bebeğin kalp atımlarının bir trase halinde izlendiği belirli kriterlere göre bebeğin anne karnındaki durumunu stresse maruz kalıp kalmadığını,beslenme ve kanlanmasını gösteren değerli bir testtir.Bu testin reaktif olması bebeğin stress altında olmadığını gösterir.Doğuma yakın haftalık yapılan bu takip anne karnında ani kayıpları gelişebilecek başka soruınları önlemeye yöneliktir.

    Gebelikte Tansiyon takibi önemlidir.Önceden tansiyonu olan hastalarda bu risk daha da fazla iken hiç yüksek tansiyonu olmayan kadınlarda da gebelik tansiyonu (gestasyonel hipertansiyon) ortaya çıkabilir.Ayrıca preeklampsi ve eklampsi denilen anne ve bebek için hayati tehlike oluşturabilecek gebelik zehirlenmesi olarak tanımlanan durumlar ortaya çıkabilir.Bunların erken saptanabilmesi ve müdahale için de tansiyon takibi çok önemlidir.

    38.hafta doğum şeklinin belirlenmesi açısından çok önemlidir.İlk gebeliği olan olgularda bu haftada yapılacak Ultrason ve muayenede bebeğin ağırlığı, geliş şekli, plasenta (bebeğin eşi) nın yerleşim yeri, NST ve annenin pelvik yapısı (doğum kanalı) nın normal doğuma uygun olup olmadığının değerlendirilmesi ile bebeğin yerleşimi irdelenir.Şayet normal doğuma engel bir durum varsa böylece önceden riskler saptanmış olur.

    Aksi bir durum yoksa ya da anne isteği veya tıbbi gereklilik nedeniyle daha önce sezeryan kararı alınmadı ise beklenen doğum tarihi son adetin ilk gününden itibaren 40 haftadır

  • Kürtaj

    Kürtaj

    Kürtaj, jinekologların en sık yaptığı cerrahi operasyonlardandır. Kürtaj işlemi, genellikle isteğe bağlı gebelik sonlandırması amacıyla yapılır. Halk arasında bebek aldırma, çocuk aldırma olarak da bilinmektedir. Sık yapılan bir operasyon olması hekimler açısından işlemin kolay olmasına rağmen, tabii ki hanımların hem bu operasyona bağlı, hem de operasyon sonrası ağrı, kanama, gebe kalamama korkuları doğal olarak mevcuttur.

    Tıbbi olarak düşük ile sonuçlanan veya bebeğin kalp atışının durduğu gebeliklerde de yapılan işlem yine kürtaj operasyonudur.

    İsteğe bağlı gebelik sonlarndırılması, 10 haftaya kadar ülkemizde yasal olarak yapılabilmektedir. 10. Haftaya kadar kürtaj olunabilir, kesinlikle yasak değildir.

    Bu operasyon kısa süreli, genel anestezi altında hastalar uyutularak yapılır.
    Operasyon öncesi 6 saat kadar açlık ve susuzluk yeterlidir. Operasyon sonrası ise adet sancısından fazla olmayacak bir kasık ağrısı, adet kanamasını geçmeyecek şekilde vajinal kanama görülen bulgulardır. Bazı hanımlarda hiç kanama olmaz iken, bazılarında adet dönemi kadar bir kanama süresi devam edebilir.

    Kürtaj operasyonu, hiçbir şekilde kısırlık veya gebe kalamama – tekrar çocuk sahibi olamama sebebi değildir. İlk gebelik durumunun kürtaj ile sonlandırılması veya birkaç kez kürtaj olunması da kısırlık sebebi olmayacaktır. Operasyon sonrası herhangi bir enfeksiyon olmaması, rahim içi yapışıklık olmaması için koruyucu antibiotik tedavisi verilmekte.

    Kürtaj olunan ay, her türlü adet düzensizliği yaşanabilir. Ara ara kanamalar veya uzun süren lekelenme tarzında kanamalar yaşanabilir. Normal şartlarda 30- 40 gün sonra normal bir adet görülecek ve adet döngüsü devam edecektir. Korunmak ve adet düzeni amacıyla kürtaj sonrası, aynı gün doğum kontrol hapları kullanımı başlayabilir. Anormal şiddette kasık ağrısı, şiddetli vajinal kanama, kötü kokulu akıntı doktorunuza başvurmanız gereken belirtilerdir.

  • Gebelikte tansiyon neden yükselir?

    Hipertansiyon ( yüksek tansiyon) gebelikte %6-10 oranında görünen, gebeliğin en sık medikal hastalıklarından biridir. Hipertansiyon gebelikte anne ve bebek açısından ciddi problemlere yol açar. ABD de anne ölümlerinin %15 inden hipertansiyon ve komplikasyonları sorumludur. Dünyada yılda 63,000 annenin ölümüne tansiyon yüksekliği neden olmaktadır. Gebelikte yüksek tansiyon sistole ( büyük) tansiyonun 14, diyastole (küçük) tansiyonun 9 un üzerinde olması olarak tanımlanır.

    Gebelikte dört hipertansif hastalık vardır ;

    Kronik Hipertansiyon; Hem gebelik öncesi hem de 20. Gebelik haftasından önce kan basıncının 140/90 mg nen üzerinde olması durumudur. Vakaların %3 inde görülür.

    Preeklampsi – Eklampsi ; Gebeliğin 20, haftası sonrası ortaya çıkan gebeliğe özgü bir sendromdur. Vakaların %5-6 sında görülür. Tansiyonun yüksek seyretmesi ile birlikte idrarda protein kaybı vardır. Hastalarda ödem, karın ağrısı, baş ağrısı görülür. Olaya kasılmalarla seyreden nöbet tarzındaki nörolojik tablonun eklenmesi ile eklemesi adını alır. Hastalığın en ağır formu karaciğer yetmezliği yaygın kanma ile seyreden HELLP sendromudur.

    Kronik Hipertansiyona Eklenmiş Preeklampsi ; Kronik hipertansiyonlu kadınlarda olaya eklenen protein kaçağı ile seyreden formdur.

    Gestasyonel Hipertansiyon; Hastalarda hipertansiyon gelişir ancak ek bozukluklar yoktur.

    Annede yüksek tansiyonun varlığı hem anne hem de bebek hayatını riske sokar.Plesanta dekolmanı denilen durum bu hastalarda 3 kat daha sık görülür. Annede beyin kanaması denilen durum anne ölümlerinin %15 nedenidir. Kalp ve böbrek hastalıklarının görülme ihtimali ileri derecede artar.

    Bebeklerde anne karnında gelişme geriliği sıklıkla vardır. Erken doğum oranı %54 gibi oldukça yüksektir.

    Yüksek tansiyon hastalığı yaşın ilerlemesi ile sıklığı artan bir hastalıktır. Bu sebeple ileri yaş gebelikler, birinci derece akrabalarında preeklampsi olan gebelerde görülme sıklığı fazladır.

    Gebelikte yüksek tansiyon hastalığının ilaç tedavisi özeldir. Pek çok tansiyon ilacı gebelikte kullanılamadığından gebe kalmadan önce tansiyon hastası olan gebelerin tedavisinin değiştirilmesi gerekmektedir. Gebelik süresince de yakından takip edilmelidir.

  • Gebelikte hipotiroidi

    ~~ GEBELİKTE HİPOTİROİDİ
    Hipotiroidi tiroid hormonlarının yetersiz olması demektir. Özellikle gebelik döneminde daha da bir önemlidir.
    Gebelik olayı, tiroid bezi için bir stres olup iyot ihtiyacı artar, tiroid bezinin büyüklüğü artar ve tiroid hormonlarının miktarı artar. Bunu yapan neden ,artan Beta-HCG seviyesidir. Beta-HCG arttıkça TSH reseptörleri uyarılır ve bez daha çok çalışmaya başlar. Ancak bazı gebelerde durum farklı olup bez az çalışır hale gelebilir. Bu duruma HİPOTİROİDİ diyoruz. Bunun nedeni Iyot eksikliği olabileceği gibi Hashimoto dediğimiz bir hastalık da olabilir. Iyot, tiroid hormonlarının yapımında kullanılan maddedir günlük alınması gereken miktar normalde 150 mikrogram /gün iken gebelerde 220 mikrogram/güne kadar çıkar. normalde iyotu tuzdan, sebzelerden, deniz ürünlerinden ve içtiğimiz sulardan karşılarız. Ancak bazen yetersiz alıyor olabiliyoruz. Hashimoto ise tiroid antikorları dediğimiz özellikle anti-TPO antikorunun pozitif olmasıyla ortaya çıkan bir hastalıktır. Antikorl dediğimiz maddeleri normalde vücudumuzu savunan askerler olarak düşünebiliriz. Ancak otoimmün dediğimiz Hashimoto gibi hastalıklarda bu antikorlar kendi vücudumuzdaki organları yabancı olarak algılayıp mesela tiroid bezini düşman olarak algılayıp onu harap etmekle uğraşır ve bezi az çalışır hale getirir. Bu durumda Tiroid bezinin çalışması yavaşlar.
    GEBELİKTE TİROİD BEZİ YAVAŞLARSA NE OLUR???
    Bu durum hem anneyi hem de bebeği etkiler..Şöyle ki; annede hipertansiyon, preeklampsi dediğimiz yine hipertansiyonla seyreden ağır bir hastalık, erken doğum, doğumdan sonra kanama, sezeryan olasılığının artması… gibi riskler, bebekte ise büyüme geriliği, düşük IQ, boy kısalığı, düşük doğum ağırlığı, ileride nöropsikolojik bozukluklar gibi bir takım problemlere yol açar .
    BUNU ENGELLEMEK İÇİN NE YAPMALIYIZ ???
    En basit ve ucuz yöntem olan TSH hormonu seviyesine baktırmaktır. Artık gebelik planlandığı zaman bile birçok doktor arkadaşımız bu hormona baktırıyor ya da gebe kalındığı vakit hemen baktırılmalıdır.
    TSH SEVİYESİ KAÇ OLMALIDIR?
    1. Trimester (yani gebeliğin ilk 3 ayında) TSH < 2,5 mIU/L olmalı
    2. Trimester (yani gebeliğin ikinci 3 ayında 3-6 ay arası) TSH < 2,5 mIU/L olmalı
    3. Trimester (yani gebeliğin üçüncü 3 ayında 6-9 ay arası) TSH < 3 mIU/L olmalıdır.

    BU DEĞERLERDEN BÜYÜKSE NE OLACAK????
    Bu değerlerden daha yüksek çıkarsa TSH düzeyi, o zaman öncelikle doktorunuz diğer tiroid hormonları ve anti-TPO dediğimiz antikor seviyesine de bakarak hemen tedaviye başlayacaktır.
    TEDAVİ NEDİR?
    Levotiroksin dediğimiz sentetik tiroid hormonudur. Doz ayarlaması doktor tarafından yapılır ve hastaya göre değişir.
    İLAÇ BAŞLANDIKTAN SONRA NE KADAR SIKLIKLA TSH DÜZEYİ TEKRAR BAKILMALIDIR ???
    Genellikle 3-4 hafta aralarla (yaklaşık 1aylık kontrollerle) TSH takibi yapılıp ilaç dozu ayarlanır.
    İLACIN BEBEĞE ZARARI VAR MI ???
    En çok karşılaştımız sorulardan biridir!!!! Zaten biz bebeği ve anneyi olabilecek tehliklerden korumak için ilacı veriyoruz. Tabii ki zararı yok.
    İLACI NASIL KULLANACAĞIZ ??
    İlacı sabah tek seferde aç karna kullanıp yarım saat kadar sonra yemeğinizi yiyebilirsiniz.
    İlacı diğer mide koruyuccular, demir ilaçları, vitaminler ile almayıp yaklaşık 4 saat kadar sonra diğer ilaçları kullanmakta yarar vardır.

    İLACI NE KADAR SÜRE KULLANACAĞIZ????
    Hedef iyi ve sorunsuz bir gebelik geçirmek olup ilacı bebek doğana kadar kullandırıyoruz. Sonrasında annenin TSH ve antikor seviyesine göre sürekli tedavi alması gerekecek mi yoksa tedavi kesilecek mi onu doktorunuz belirleyecektir.

  • Tiroid ve gebelik

    GEBELİK VE TİROİD

    1- GEBELİKTE İYOT EKSİKLİĞİ:

    İyot elementi Tiroid hormon sentesi için gerekli olan bir elementtir.Normal sağlıklı bir bayanın günlük iyot ihtiyacı ortalama 150mcg/gün iken gebelerde bu ihtiyaç 300 mcg/güne kadar artış göstermaynağı olmadığından ektedir. Bu nedenlede gebelerde iyot eksikliği sık görülmektedir. Anne karnındaki bebeğin başka bir iyot kaynağı olmadığından annede gelişen iyot eksikliği bebeğide etkilemekte ve özellikle bebeğin zeka gelişimi üzerine olumsuzluk oluşturmaktadır. Bu nedenle bakılabilen gebelerin iyot düzeylerine idrar testi ile bakılmalı ve gerekli olanlara mutlaka iyot takviyesi başlanmalıdır.

    2- GEBELİK VE HİPOTİROİDİ (Tiroid hormon düşüklüğü) :

    Gebelerde hipotiroidinin en sık iki nedeni Hashimoto hastalığı ve iyot eksikliğine bağlı hipotiroididir. Hipotiroidi oldukça önemli bir bulgudur. çünkü gebelik ve bebek üzerine geri dönüşü olmayan bir takım olumsuzluklara yol açabilir. Hipotiroidiye bağlı olarak Bebekte zeka geriliği, gelişim geriliği, düşük riski, plesanta ayrılması, preeklamsi, erken doğum ve doğumda bebekte solunum zorluğu gibi etkiler görülebilir. Bu nedenlede gebelik planlayan bayanların hipotiroidi açısından kontrol edilmesi önerilir. Yine gebe kalmadan önce hipotiroidi nedeni ile tiroid hormon replasman tedavisi alan hastaların gebe kaldıklarında tiroid hormon ihtiyaçları ortalama %25 civarında artış gösterir. Bu nedenle bu durumdaki bayanların takipte oldukları doktorları ile hemen iletişime geçip gebeliğe uygun olacak yeni ilaç dozlarını belirlemeleri gerekmektedir.

    Gebelerde Hipotiroidi riskini tesbit etmek için rutinde TSH, sT4 ve sT3 hormonlarına bakılır. Bazı özel durumlarda doktorunuz ihtiyaç duyarsa TSH ile birlikte tT4 ve tT3 hormonlarınada bakabilir. Bakılan TSH değerleriniz gebelik hastanıza göre yüksek gelirse bu durumda hipotiroidinin sebebine yönelik olarak Anti TPO testi ve tiroid USG testi bakılabilir.Testlerin sonucundan sonra gerekli olanlarda vakit kaybetmeden Tiroid hormon tedavisine başlanır.

    TSH ALT SINIRI

    TSH ÜST SINIRI

    GEBELİK PLANLAYANLAR

    0.5 mIU/mL

    2.5 mIU/mL

    GEBELİĞİN İLK 3 AYI

    0.1 mIU/mL

    2.5 mIU/mL

    GEBELİĞİN 3-6. AYLARI

    0.2 mIU/mL

    3 mIU/mL

    GEBELİĞİN SON 3 AYI

    0.3 mIU/mL

    3 mIU/mL

    Yukardaki tabloda gebe adaylarının ve gebelerin olması gereken TSH değerleri görülmektedir. Hormon değeriniz bu limitlerin dışında ise bir Endokrinoloji doktoru ile irtibata geçmenizde fayda vardır.

    3- GEBELİK VE HİPERTİROİDİ (Tiroid hormon fazlalığı):

    Gebelikte kalıcı hipertiroidinin en sık nedeni Graves hastalığıdır. Fakat bir çok gebede gebelik hormonu olan Beta HCG nin tiroid bezini uyarıcı etkisinden dolayı özellikle gebeliğin ilk 3 ayında tiroid hormonları hafif yükselme eğilimindedir bu durum fizyolojik (normal) hipertiroidiye yol açmaktadır.Gebeliğin Fizyolojik hipertiroidisi özellikle ikiz gebeliği olanlarda , gebeliğe bağlı hiperemeziz gravidarum hastalığı (aşırı bulantı, kusma) olanlarda daha bariz bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu nedenlede gebelikte ortaya çıkan hipertiroidide bu iki durumun birbirinden ayrılması için bir Endokrinolog ile irtibata geçilmelidir. Graves hastalığı düşünülen vakalarda mutlaka TSH reseptör Antikor titresine bakılmalıdır. Gebeliğin seyrini olumsuz etkileyebilecek düzeyde hormon yüksekliği tesbit edilen gebelerde mutlaka tedavi başlanmalıdır. Çünkü tedavi edilmeyen hipertiroidi durumunda ölü doğum, erken doğum, preeklampsi, düşük ve bebekte gelişme geriliği gibi çok ciddi gebelik komplikasyonları ile birlikte annede çarpıntı, terleme, titreme, kilo kaybı, uykusuzluk, sinirlilik gibi semptomlar ortaya çıkabilmektedir. Tedavide öncelikle antitiroid ilaç tedavisi tercih edilmektedir. İlaç tedavisi alamayan veya ilaç ile kontrol altına alınmayan durumlarda ise cerrahi tedavi gündeme gelebilmektedir.

    4- POSTPARTUM TİROİDİT :

    Gebelik öncesinde bilinen Tiroid hastalığı olmayan gebelerde doğumdan sonraki ilk bir yıl içinde ortaya çıkan tiroid bezinin inflamasyonudur. Bu hastalık özellikle Anti TPO antikoru pozitif olan bayanlarda daha sık ortaya çıkmaktadır. Klinikte hastalığın hem hormon yüksekliği hemde hormon düşüklüğü ile seyreden evreleri vardır. Hormon yüksekliği evresinde hastalarda çarpıntı, terleme, titreme, uykusuzluk, sininrlilik, kilo kaybı gibi hipertiroidi semptomları ortaya çıkabilir. Hipotiroidi evresinde ise ödem, kabızlık , üşüme , saç dökülmesi, depresyon, kilo artışı gibi bulgular ile kendini gösterir. tanı konulan hastalara hastalığın evresine göre beta Bloker veya Hormon replasman tedavisi başlanabilir.

  • Gestasyonel (gebelik) diyabeti

    Gestasyonel (gebelik) diyabeti

    Gestasyonel diyabet ilk kez gebelikte ortaya çıkan ya da gebelik sırasında tanı konulan glukoz tolerans bozukluğudur. Farklı toplumlarda %1-14 oranlarında bildirilmektedir. Sıklığı giderek artmaktadır. Bunun nedeni artmış obezite sıklığıdır. Amerikan Diyabet Derneği gebe kadınların %4’de yani yılda yaklaşık 135.000 kadında gestasyonel diyabet tespit edildiğini bildirmiştir. Tarama testleri genellikle 24-28. haftalarında yapılmaktadır.

    GESTASYONEL DİYABET İÇİN RİSK FAKTÖRLERİ

    1. 25 yaş üstü

    2. beden kitle endeksi 25-27kg/m2 üzerinde olması

    3. gestasyonel diyabetin sık görüldüğü etnik köken

    4. birinci derece yakınlarında gestasyonel diyabet veya tip2 diyabet varlığı

    5. önceki gebeliklerde gestasyonel diyabet öyküsü

    6. polikistik over sendromu

    7. hipertansiyon varlığı

    GESTASYONEL DİYABETİN ANNE VE ÇOCUK İÇİN OLUŞTURDUĞU RİSKLER

    1. Makrozomi: Makrozominin genel kabul görmüş tanımı bebeğin doğum ağırlığının 4000gr’ın üzerinde olmasıdır. Çalışmalarda gestasyonel diyabette makrozomi insidansı %16-29 olarak bildirilmekteyken, diyabeti olmayanlarda bu oran %10’dur.

    2. Gestasyonel diyabeti olan anne bebeklerinde neonatal dönemde hipoglisemi, hipokalsemi, hiperbilirubinemi ve polisitemi oranlarında artış saptanmaktadır.

    3. Gestasyonel diyabeti olanlarda bir diğer sık karşılaşılan sorun HİPERTANSİYON‘dur.

    4. Gestasyonel diyabeti olan hastalarda ilerleyen dönemlerde tip2 diyabet görülme ihtimali artmıştır. Gebeliği sırasında insülin tedavisi almak zorunda kalanlarda tip2 diyabet gelişme riski daha yüksektir.

    BİR GEBE TİP 1 VEYA TİP 2 DİYABETLİ İSE ONUN DİYABETİ ÇOCUĞUNA GEÇER Mİ?

    Tip 1 diyabetli gebenin, çocuğunun tip 1 diyabetli olma riski %2 kadardır. Oysa babasının tip 1 diyabetli olması durumunda çocuğun tip diyabet riski %6 civarındadır. Hem anne hem baba tip 1 diyabetli ise bu risk %30 kadar yükselir.

    Buna karşılık gebede tip 2 diyabet varsa, çocuğun tip 2 diyabet olma riski %25 kadardır. Babanın tip 2 diyabetli olması durumunda da çocuğun riski aynıdır. Hem anne hem de baba tip 2 diyabetli ise bu risk %50 kadar yükselir.

    DİYABETİK GEBEDE HANGİ HASTALIKLAR GÖRÜLEBİLİR

    Gestasyonel diyabette “periferik insülin direnci” ve bunun neden olduğu “hiperinsülinemi” ve “hipoglisemi” önemli bulgulardır. Diyabetik gebede;

    1.spontan abortuslar artar,

    2.ölüdoğumlar sıktır,

    3.polihidramnios gelişir,

    4.preeklempsi sıklığı fazladır,

    5.plasenta anomalileri sıktır,

    6.idrar yolu enfeksiyonlarına meyil artar.

    DİYABETİK GEBEDE ÖNEMLE ÜZERİNDE DURULMASI GEREKEN HUSUSLAR

    A) Gebelik sırasında oral hipoglisemik ilaçların kullanımı ile ilgili yeterli bilgi olmadığından kullanılmamalı.

    B) Tüm gestasyonel diyabetlilerde laktasyon (emzirme) özendirilmelidir.

    C) Gebelik egzersizleri önerilmelidir.

    D) Gestasyonel diyabet tek başına sezaryan endikasyonu değildir. 38. hafta dolaylarında doğum yaptırılmalıdır. (bundan sonra makrozomi artar)

    E) Doğumdan sonra olguların çoğunun kan şekeri normale döner. Gestasyonel diyabetli olguların yaklaşık %25-30’nun 20 yıl içinde diyabet geliştirdiği gözönünde bulundurulmalıdır.

    F) Gestasyonel diyabet olgularında daha sonraki gebeliklerinde gestasyonel diyabetin tekrarlama riski yüksektir.

    G) Gestasyonel diyabetli olguların çocuklarında daha sonraki yaşam yıllarında diyabet riski yüksektir.

    DR. ELYESA KARACA

    İÇ HASTALIKLARI (DAHİLİYE) UZMANI

  • Gebelik ve diyabet

    Gebelik ve diabet konusu; gebelikte ortaya çıkan diabet (gestasyonel diabet) ve diabetik gebe (pregastasyonel diabet) olmak üzere başlıca iki çerçevede ele alınmaktadır.

    Gestasyonel diyabet ( gebelikte ortaya çıkan şeker hastalığı)

    Daha önce şeker hastalığı olmayan ve gebelikte şekerin yükselmesiyle seyreden hastalığa gestasyonel diabet( gebelik şekeri) denir. İleri anne yaşı gebeliklerinde,yüksek kilolu annelerde, ailesinde diabet öyküsü olanlarda ve önceki gebeliğinde de aynı hastalığı yaşamış olanlarda gebelik şekeri rastlanma riski artmıştır. Gebelik diyabeti yaklaşık olarak tüm gebelerin % 5 inde ortaya çıkar. Genellikle hamileliğin 24. haftasında başlar ve doğumdan sonraki 6. haftaya kadar devam eder. Gebelikte bebeğin gelişimini sağlamak için kan şekerinin doğal olarak genel yükselme eğilimi vardır, ama diyabet e yatkın durumu olan annelerde bu durum kontrol dışına çıkıp gestasyonel diabet in oluşmasına neden verebilir.Takiplerde bebeğin suyu (amnion mayi) fazla olan, bebek ölçüleri normalden iri olan, gebelik sırasında fazla kilo alan, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu ve dirençli vajinal mantar enfeksiyonları olan annelerde bu durumu gözden kaçırmamak gerekir. Tüm gebelere gebeliğin 24-28 hafta arası tarama testi olarak 50 gr şeker yükleme testi yapılır.Gestasyonel diabet 24. haftalardan sonra görüldüğü için bebekte anomali, sakatlık riski yoktur, fakat doğuma yakın açıklanamayan anne karnında bebek kayıpları, aşırı iri bebek nedeniyle bebeğin doğumda omuzunun takılması, zor doğum ve artmış sezeryan oranları görülür ayrıca doğumdan sonra ise bebeklerin akciğerlerinin tam gelişememesi ile ilgili yoğun bakım takipleri gerekebilir. Teşhis edilmiş her hasta yoğun takibe alınmalı ve gerekirse insülin hormonu ile( ağızdan alınan şeker ilaçları gebelikte kullanılmaz!) tedavi edilmelidir.

    Gebelikten önce meydana gelen ve şeker hastası olup da gebe kalanlarda çok sıkı şeker takibi yapmak gerekir. Geç dönemlerde ortaya çıkan gestasyonel diyabet in aksine gebeliğin ilk zamanlarında, ilk 12 hafta, kandaki yüksek şeker bebekte sakatlık meydana getirebilir. Sıkı bir şeker takibi yapılmalı, gerekirse yine insülin hormonu başlamak gerekmektedir. Bu tür gebeliklerin önceden planlı ve gebe kalmadan sıkı bir şeker takibi ile kurgulanması sağlıklı olacaktır.

  • Gebelik ve emzirmede vitiligo (ala ) tedavisi

    Gebelik ve emzirme dönemlerinde vitiligo neden tedavi edilmelidir?

    Gebelikte tedavi yaklaşımı ve takip nasıl olmalıdır?

    Emzirmede tedavi ve takip yaklaşımı nasıl olmalıdır?

    Annenin riskleri nelerdir?

    Bebeğin riskleri nelerdir?

    Tedavinin yanetkileri var mıdır?

    Bağışıklık sisteminin kendi kendine saldırması sonucu ile gelişen, cilt pigmentlerinin kaybı ile seyreden Vitiligo, halk arasındaki adıyla Ala hastalığı için tıp bilimi yıllarca değişik teoremler üretmiş ancak nedeni bir türlü anlaşılamamış ve bu sebeple tedavisi de oldukça kısıtlı kalmıştır. Son yıllarda yapılan araştırmalarda edinilen bulgular, bu eski ve hazin hastalığın tedavisinde farklı ve çok olumlu sonuçlar alınmasına yol açmıştır.

    Vitiligo yıllar boyunca yalnızca bir cilt hastalığı gibi görülmüş ve tedavisi de buna uygun olarak yapılmıştır. Sadece cilde odaklanarak lokalize tedaviler gerçekleştirilmesi, kremler kullanılması ve ışın terapileri uygulanması hastalığın tedavisinde geçici çözümler olmuş ancak hastalık mutlaka tekrarlamış ve hatta artarak çoğalmıştır. Ancak son yıllarda hastalığın gerçek boyutu ortaya çıkmış, otoimmün yani temelinde bağışıklık sistemi olan bir hastalık olduğu tıp otoritelerince kanıtlanmıştır.

    Bu nedenle Ala (beyazlama ) hastalığı gebelerde ve süt veren annelerde daha fazla önem taşımaktadır. Çünkü bilinmektedir ki otoimmün hastalıklar doğum sonrası veya gebelikte atağa geçebilir. Vitiligolu annelere bakacak olursak her doğum sonrası emzirme dönemlerinde vitiligolarında hızlı bir artış yaşamışlardır. Düşükler bile bunu tetikleyebilir.

    Gebelik döneminde vitiligonun uysallaştığını daha çok görmekteyiz. Ancak doğum sonrası için vitiligolu anne adayını hazırlamak , güçlendirmek, anne karnındaki bebeği vitiligo ve diğer potansiyel hastalıklardan korumak çok önemlidir. Özellikle emzirme dönemine geçen annede biz ne kadar kişiyi buna hazırlamışsak bebeği de o kadar korumuş oluruz.

    Vitiligolu anneyi gebeliliğe hazırlama dönemlerinde immunoterapiye alırsak ne yaparız?

    Tabii ki en ideali hem anneyi hem babayı gebelik planlanırken tedaviye almaktır. Koruyucu hekimlik adına en güzeli budur. Anne veya baba vitiligo hastası ise durum değişmez. Her ikisini de gebeliğe hazırlamak gerekir. Bunun için ön testler yapılmalıdır. Risk faktörleri belirlenmelidir. Bunların sonuçlarına yönelik de kişilere özel tedavi ve onarım progamları hem sperm sağlıklı gelişimi, hem yumurtlamanın sağlıklı oluşması hem de embriyonun yani bebeğin sağlıklı büyümesi açısından gereken herşey sağlanmış olur.

    Peki bu kadar idealini yapamadık, kişi gebe kalıp geldi… Ozaman ne yaparız.

    GEBELİKTE VİTİLİGO İMMUNOTERAPİSİ

    Gebelerde de gebelik haftasına göre değişen tedavi yaklaşımımız mevcuttur. Yan etkiler açısından gebelerde çıkan barsak mantarı veya helikobakter pylori medikal öldürücü tedavisi verilmez. Bunun yerine kontrol altına alıcı tedaviler seçilir ki hem bağışıklığı düzeltilir hem de risk faktörleri kontrol altına alınmış olur. Çünkü biliyoruz ki emzirme dönemine geçen annede vitiligoda mutlaka atak olacaktır. Bu da engellenmiş olur. Bütün bunlar ciddi elde edilen karlardır.

    Annenin gebelikte tüm vitamin mineral depolarının düzeltilmesi hem annenin hem bebeğin gelişimi için çok önemlidir. Gebeliğin düşükle sonlanmaması da immunoterapinin başarısıdır. Çünkü bilinmektedir ki vitiligolu bireylerde yüksek ANA pozitifliği ve düşük riski mevcuttur.

    Takipte özellikle tiroid fonksiyonları, gebenin uyku durumu, vücut ısısı beslenmesi , ödem durumu çok önemlidir. Aslında bir çok kişiye özel şikayetlerin düzelip düzelmediği gebelik boyunca immunoterapi alan hastada takip edilir.

    EMZİRMEDE VİTİLİGO İMMUNOTERAPİSİ

    Şayet anneye tedaviye emzirme döneminde başlandı ise vitamin ve probiotik takviyesinden öteye bir tedavi pek uygulanmaz. Bunun da faydası hem bebeğe hem anneye oldukça fazla olabilmektedir. Çünkü annenin sürekli veren bir yapısı ve boşalan depoları mevcuttur. Bu da vitiligoda ataklara yolaçar. Buna engel olmanın yolu onarımdan geçer. Bu dönemde aylık takip çok önemlidir Annede doğumu takip eden 3.-4. aydan itibaren tiroid otoantikorları pozitifleşerek postpartum tiroidit atakları gelişebilmektedir.Bununla beraber diğer otoimmün hastalıklarda ve vitiligoda da artış olmaktadır. Bu nedenle bu dönemlerde yakın takip ve iyi tedavi çok önemlidir. Asla başıboş bırakılmamalıdır. Annenin sağlığı ve bebeğin sağlığı açısından çok önemlidir. Günümüzde yapılan en büyük hata bu dönemlerde anne ve bebeği takipsiz ve tedavisiz bırakmaktır.

    TEDAVİNİN YANETKİLERİ VAR MIDIR?

    Gebelik ve emzrme immunoterapisinin herhangi bilinen bir yanetkisi yoktur çünkü yanetki saplayabilecek tedavilerden özellikle bu dönemde kaçınılmaktadır.