Etiket: Fobi

  • Sosyal Fobi

    Sosyal Fobi

    Sosyal fobi yaşayan kişi, dikkatleri üzerinde toplayabileceği sosyal ortamlarda kendisini zor durumda bırakacak şekilde davranmaktan ve başkaları tarafından fark edildiğinde gülünç duruma düşmekten korkar ve kaçınır. Titreme, terleme, kızarma gibi bedensel belirtiler yaşayabilir. Çocuk ve ergenlerde, bu durum sözlü derslerden kaçınma, sınıfta parmak kaldırmama, sportif faaliyetlerden kaçınma şeklinde görülebilir. Yabancı biriyle tanışma ve iletişim kurma konusunda zorlukları olabilir. Topluluk içinde yemek ya da içmek istemeyebilirler. Başkalarının önünde yazı yazmak, konuşmak ve göz teması kurmaktan kaçınabilirler. Çocuklarda kaygı; ağlama, bağırıp çağırarak tepinme, donakalma, sıkıca sarılma, sinme ya da toplumsal durumlarda konuşamamayla kendini gösterebilir. Yaşanan bu durumların sosyal kaygı bozukluğu / sosyal fobi tanı ölçütlerini karşılayabilmesi için sosyal kaygı ve kaçınmaların altı aydan daha uzun sürmesi beklenir.

    Yetişkinlerden farklı olarak çocuklarda içgörü olmadığı için korktukları nesne veya ortamın gerçekten tehlikeli olduğunu düşünürler. Sosyal fobisi olan çocuklarda ailenin yaşam tarzı ona göre organize olabileceğinden kaçınma söz konusu olabilir. Ebeveynin çocuğun sosyal kaygısını azaltmaya yönelik çabalarına çocuklar genelde ani huzursuzluk, mutsuzluk ve ebeveyne yapışma şeklinde tepkiler verebilirler. Bu durum ebeveynde suçluluk duygusuna yol açabilir. Bu çocuklara uygulanan psikoterapiyle terapistin sunduğu psikolojik destek onların gerçek yaşamda fobik durumla baş etmesine katkı sağlar.

    Çocukluk fobileri ile ilgili herhangi bir müdahale (psikoterapi ve / veya psikiyatrik destek) alınmadığında benzeri sorunların yetişkinlikte de devam edebileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Bu nedenle ebeveyn çocuğun korkularını önemsemeli ve gereken önlemleri almalıdır.

  • Fobilerden Kurtulmak

    Fobilerden Kurtulmak

    Fobi bir nesne ya da durumla ilgili, söz konusu tehlikeye yönelik olarak orantısız bir şekilde verilen duygusal, düşünsel, davranışsal ve fizyolojik tepkiler bütünü ve bu tepkilere bağlı olarak korkulan şeyden ya da durumdan kaçınma eğilimi olarak tanımlanır. Fobi kelimesi düşmanlarını korkutan eski Yunan Tanrısı Phobos’tan gelmektedir. Günümüzde korkulan nesnenin isminin ardından fobi kelimesinin eklenmesiyle fobilere isim verilmeye başlanmıştır. Tüm fobiler kaygı bozukluğu olarak ele alınmaktadır. Psikologlar fobiyi sosyal fobi ve özgül fobiler olarak ikiye ayırmaktadırlar. Sosyal fobi kişinin sosyal bir ortamda hata yapma, küçük düşme, yeterli performans gösterememe gibi endişelelerle geri durması, belirli ortamlara girmemesi ya da girse bile pasif kalması şeklinde görülen bir sorundur.

    Özgül Fobi

    Özgül fobi belirli bir nesne, durum ya da canlı ile karşılaşınca veya karşılaşma beklentisi olduğunda ortaya çıkan asılsız, abartılı, gerçek dışı bir korku durumudur. Psikoloji literatüründe tanımlanmış olan onlarca fobi vardır. Bunlardan bazıları; uçak fobisi, hayvan fobisi, kapalı alan fobisi, asansör fobisi, boğulma fobisi, yazı yazma fobisi vb.

    Fobiler Nasıl Oluşur?

    Psikoloji biliminde bir sorunun ya da bozukluğun ortaya çıkmasına dair birden fazla teori bulunmaktadır. Her bir teori söz konusu bozukluğun oluşma şekli ve tedavisi için farklı önerilerde bulunur. Bu teorilerden en yaygın olan 3 yaklaşıma göre fobi oluşumu şöyledir;

    Psikanalitik Teoriye Göre Fobi Oluşumu

    Psikolojinin kurucusu olan Sigmund Freud’a göre fobiler bilinçdışı çatışmalarımızın sembolik yansımalarıdır. İnsanlar geçmiş ya da şimdi ki yaşamlarında çatışma ve yoğun olumsuz duygular yaşadıkları bazı durumlarda duygularını ifade edemezler ve duygularını bastırırlar. Bastırdıkları duyguların yarattığı gerilimi azaltmak içinde bu duyguları dışa vurma ihtiyacı hissederler fakat duygularını o olumsuz duyguları yaşadıkları kişilere karşı ifade ederlerse kendilerininde olumsuz bir şeyle karşılaşacaklarından bilinçdışı bir şekilde korktuklarından, bilinç dışında ki çatışmalarını sembolik olarak başka bir şeye ya da nesneye yönlendirerek bu duygularla belli bir oranda başa çıkmaya çalışırlar. Örneğin babasının önemli bir davasını takip etmek için başka bir şehre gidecek olan bir danışanım, davayı kaybederse babasına karşı hissedeceği suçluluk duygusunu o kadar yoğun yaşıyormuş ki daha önce defalarca uçağa binmesine rağmen dava için hava alanına vardığında birden uçaktan korkmaya ve uçağın düşeceğini düşünmeye başladığını bu yüzden uçuştan vazgeçtiğini ve bir daha da uçağa binmediğini ifade etmişti.

    Davranışçı Teoriye Göre Fobi Oluşumu

    Davranışçı yaklaşıma göre fobi kişinin nötr bir uyaran/durumla, olumsuz bir durumun ard arda gelerek kişinin zihninde bir eşleşme oluşmasına bağlı olarak ortaya çıktığını ileri sürer. Daha önce kişiye herhangi bir rahatsızlık vermeyen bir durum/nesne ile karşılaşıldığı sırada kişinin bedensel belirtilerinde bir değişme ya da olumsuz bir olay yaşanmasına bağlı olarak kişi için daha önce nötr olan bir durum/nesne korku yaratan bir duruma dönüşür ve kişi bu durumu tekrar yaşamamak için o durum/nesneden kaçınmaya başlar ve durum/nesneye karşı olan korku/kaygı daha da gelişir ve kemikleşir. Bunun en iyi örneği Küçük Albert deneyidir. Bu deneyde araştırmacılar Albert adındaki küçük bir çocuğa önce gerçek bir tavşan verip oynamasını istemişler, Albert’da korkusuzca ve keyifle tavşanla oynamıştır. Sonrasında tavşanı Albert’a tekrar tekrar gösterip hemen ardından ortama çok yüksek ve rahatsız edici bir ses vermişlerdir. Bunun ardından Albert tavşan gördüğünde korkmaya ve ağlamaya başlamıştır. Çünkü Albert tavşanla gürültü arasında bir bağ kurmuş ve klasik koşullanma yaşamıştır. Hatta sonrasında Albert beyaz bir çok şey gördüğünde hatta Noel Baba gördüğünde bile ağlamaya başlamıştır.

    Sosyal Öğrenme ve Deneyime Bağlı Fobi Oluşumu

    Bu bir çok fobinin ana gelişim nedenidir. İnsan direkt olarak deneyimleyerek ya da gözlemleyerek de öğrenebilen bir varlıktır. Geçmişte nötr olan bir durumla ilgili olumsuz bir tecrübe yaşamak ya da bazen yaşayan birini görmek bizde söz konusu duruma dair bir bilgi edinimi sağlar ve kişi yaşamını yeni edindiği bilgi doğrultusunda şekillendirir. Örneğin daha önce bir hayvan tarafından saldırıya uğrayan biri o hayvanın hatta başka hayvanların kendisine zarar verebileceğine dair bir korku geliştirir ve o hayvanı gördüğünde korkup kaçmaya hatta o hayvanla karşılaşabileceği yer ve ortamlarda bulunmamaya başlayabilir. Bu da fobinin gelişmesine yol açar. Benzer şekilde uçuş sırasında türbülans yaşayan birinde uçak fobisi gelişebilir. Kişiler yaşamış oldukları olayın benzerini yaşayacaklarına dair kaygı geliştirdiklerinden söz konusu olayın gelecekte çok daha fazla ortaya çıkacağını düşünmeye başlarlar. Bu da korkudan korkmayı beraberinde getirir.

    Bütünsel Bir Bakış Açısıyla Fobi ve Fobik Yaşantı

    Bazı insanlar genetik ve kalıtımsal olarak psikolojik sorunlara yatkın olarak dünyaya gelirler. Tıpkı bağışıklık sistemimiz gibi. Bazı insanlar sık sık hasta olurken, bazıları çok nadir hastalanırlar. Benzer bir durum psikolojik sorunlar içinde geçerlidir. Doğuştan kaygıya daha yatkın olan kişilerin küçük olumsuz durumlarda bile fobi geliştirmeleri daha olasıdır. Diğer taraftan bazı insanların otonom sinir sistemleri (fizyolojik tepkileri) çok hassas ve oynaktır. Doğuştan getirilen bu yatkınlıkların yanı sıra bir hayvan, durum ya da nesneyle olumsuz bir yaşantı deneyimleyen biri sonrasında o hayvan, nesne ya da durumla bir daha karşılaşırsa zarar göreceğini geçmişte yaşadığı şeye benzer belkide çok daha kötü birşey yaşayacağını düşünmeye başlar, bu düşünce kaygı ve korkuyu tetikler, kaygı ve korku otonom sinir sistemini tetikleyerek kalp çarpıntısı, terleme, sıcak basması, titreme, vücutta gerilme vb sempatik sinir sistemi semptomlarını ortaya çıkartır. Tüm bunların sonucunda da kişi o durum, nesne ya da hayvandan uzaklaşır. Uzaklaştığında korku ve kaygısının azaldığını fark eder. Bu rahatlık halini sürdürebilmek için korku veren şeyden sürekli olarak uzak durmaya başlar bu da fobi oluşumuna yol açmış olur. Hatta uç noktalarda bazı kişiler fobisini yaşadıkları şeyin adını duyduklarında, tv de gördüklerinde ya da hayal ettiklerinde bile kaygı belirtileri göstermeye başlarlar.

    Özgül fobi görülme oranı erkeklerde %7 kadınlarda %16 civarındadır. Diğer taraftan panik atak, yaygın anksiyete bozukluğu gibi kaygı bozukluğu olan kişilerde fobi görülme olasılığı daha da yüksektir.

    Hayvan Fobisi

    Bir hayvan fobisi, herhangi bir veya tüm hayvanlardan aşırı ve garçek dışı ve abartılı korku ile karakterizedir. Herkesin belirli hayvan türlerinden korkması normalken bu korku, kişilerin hayatlarının normal bir şekilde devam etmesini engellemez. Hayvan fobisi için, belirli bir tür hayvanla karşılaşmanın yakında olduğunu bilerek, acı çeken kişinin tüm hayvanları veya belirli türde hayvanları önlemek için kendi planlarını değiştirmesine hayatını sınırlandırmasına yol açabilir. En yaygın görülen hayvan fobileri; kedi fobisi, köpek fobisi, böcek fobisidir.

    Hayvan Fobisinin Nedenleri

    Tüm fobiler gibi, hayvan fobisi için evrensel olarak açıklama yoktur. Daha ziyade, böylesi bir bozukluğun ortaya çıkmasına yol açan, her bireyin çeşitli benzersiz deneyimleridir. Hayvan fobisinin gelişmesine neden olabilecek deneyimlerden bazı örnekler arasında hayvanlarla ilgili erken yaş travmatik olaylar, bu tür olaylara şahit olma, hatta anne-babalar veya bakıcılar tarafından hayvanlara karşı korku veya korkuyu vurgulayan yetiştirme sayılabilir. Ne olursa olsun, tedavi edilmezse fobi kötüleşebilir ve kişinin sosyal ve duygusal hayatını daha da engelleyip sınırlandırabilir.

    Fobi Tedavisi Nasıl Yapılır?

    Fobiler insan yaşamını çok kısıtlayan bir sorun olmakla birlikte fobi tedavisi kısa ve yüksek başarı oranına sahip bir psikolojik sorun olarak kabul edilirler. Fobi tedavisi için kullanılan bir çok tedavi yöntemi bulunmaktadır. Bunlardan bazıları;

    Sistematik duyarsızlaştırma; bu yöntemde kişiye nefes, otojenik gevşeme egzersizleri ve imajinasyon uygulamaları öğretilir. Ardından kişinin fobi yaşadığı şeye dair korkuları en az kaygı verenden en fazla kaygı verene kadar sıralanır, ardından önce imajinasyon çalışmalarıyla korktuğu şeylerle kademeli olarak yüzleştirilir ve bu sırada oraya çıkan fizyolojik belirtilerini kontrol etmesi sağlanır. Son aşamada ise kişinin fobi sorunu yaşadığı şeyin gerçek hali ile kademeli olarak yüzleştirilmesi sağlanır. Evrimsel açıdan bakıldığında dünyadaki tüm canlıların en temel özelliği uyum sağlamaktır. Sistematik duyarsızlaştırma yöntemi ile kişilerin kaygı hissettikleri uyarana karşı uyum sağlamaları gerçekleştirilmiş olur. Bunun en iyi örneği kedi ya da köpek fobisi olan birinin yavru bir kedi ya da köpeği beslemeye başlamasıyla zamanla fobisini yenmesidir.

    Bilişsel davranışçı terapi; bu yöntemde öncelikli olarak kişinin yaşadığı fobik duruma dair olan çarpıtılmış olumsuz duygu ve düşünceleri saptanır, ardından bu düşüncelerin yerine daha gerçekçi ve rasyonel düşünceler yerleştirilir. İkinci aşamada sistematik duyarsızlaştırmaya benzer bazı yöntemlerle kişinin fobi durumunda yaşadığı bedensel semptomları kontrol etmesi sağlanır.

    EMDR; açılımı göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve yeniden işleme tekniği olan EMDR yönteminde, kişide fobi oluşmasına dair geçmişte yaşadığı olumsuz olaylar listelenir ve tercihen yaşanılan ilk olaydan başlayarak yaşadığı olumsuz durumların görüntüleri ya da söz konusu olayların duyguları EMDR teknikleriyle silinir. EMDR uygulaması sonrası kişiler bu olayları ya hiç hatırlamazlar yada hatırlasalar bile bu hatırlama onlara hiç bir şekilde rahatsızlık vermez. EMDR yöntemi henüz yaşanmamış ama yaşanabileceği varsayılan olası durum ve senaryolar içinde kullanılabilir. Örneğin hiç uçağa binmeyen birinin zihninde uçakta yaşayacağını varsaydığı bazı olası senaryo ya da görüntüler vardır. EMDR bu görüntülerinde silinmesi yolu ile fobileri tedavi etmektedir.

  • Fobi Nedir?

    Fobi Nedir?

    Gerçekte korku yaratmayacak bir objeye, aktiviteye veya duruma karşı aşırı korku duyma ve kaçınma davranışında bulunmaya fobi denir. Fobik kişiler belli bir durum, nesne veya aktivite ile karşılaştığında aşırı anksiyete duyar. Kişiler korkularının saçma olduğunun farkındadır, ancak korkularını mantıksal düşünerek engelleyemezler.

    Korkular fobik kişilerin günlük işlevlerinde bozulmaya neden olur. Fobiler toplumda sık görülür. Araştırmalarda toplumda %10 oranında fobik olduğu söylenmekle birlikte tahminen bu değer %25 dolayındadır. Araştırmalarda fobi sıklığının beklenenden düşük çıkmasının en önemli nedeni bu kişilerin hastalıklarının farkında olmaması ve tedaviye başvuruların az olmasıdır. Kadınlarda erkeklere göre daha sık görülür. Sosyal fobi genelde gençlik yıllarında özellikle karşı cinse ilginin arttığı dönemlerde ortaya çıkar.

    Fobi Neden Olur?

    Fobilerin gerçek nedenleri bilinememektedir. Öne sürülen fobi nedenleri türlerine göre değişmekle birlikte aynı fobi türünde de hastadan hastaya değişiklik gösterir. Ruhsal rahatsızlıkların çoğunda olduğu gibi fobilerde de neden biyolojik, genetik ve çevreseldir.

    Genetik yatkınlık: bazı özgül fobilerde genetik yatkınlık fazladır. Örneğin kan aldırma veya enjeksiyon yaptırma fobisi olan kişilerde ailede benzer hastalık normal topluma göre daha sıktır. Ancak bu yatkınlığın genetik veya çevresel etkenlere bağlı olarak gelişip gelişmediğini aydınlatacak araştırmalar henüz yetersizdir.

    Nörokimyasal nedenler: bazı insanlarda adrenalin ve noradrenalin salınımının fazla olmasının veya etkilenen organların bu maddelere normal insanlara göre daha duyarlı olmasının bu hastalığa yol açtığı ileri sürülmektedir.

    Psikiyatride fobilerin geçmiş yaşantılara bağlantılı olarak geliştiği yolunda ispatlanmamış çeşitli teorileri mevcuttur. Watsonun öğrenme teorisinde fobilerin şartlandırılmış refleks davranışlar sonucu oluştuğu ileri sürülür. Bu teoriye göre daha önce kaygı uyandırmayan bir uyaran kaygılı bir uyaran ile bir araya geldiğinde öğrenme yolu ile kaygı uyandıran bir uyaran haline gelmektedir. Örneğin asansör korkusu olmayan bir kişi elektrik kesintisi ile asansörde mahsur kalma sonucunda asansör korkusu geliştirebilir. Bu olay öncesinde rahatlıkla asansöre binebilirken asansöre binemez hale gelebilir veya asansöre bindiğinde aşırı kaygı duyma görülebilir

    Yapılan araştırmalarda sürekli strese maruz kalan çocuklarda yaşamın ileri dönemlerinde yaygın fobik davranışlar görülebilmektedir. Sürekli stres yaratan nedenler arasında erken yaşta anne veya babanın kaybı, anne veya babadan ayrılma,ev içinde şiddete maruz kalma sayılabilir.

    Fobi Belirtileri Nelerdir?

    Korku yaratan obje, durum ya da aktivite ile karşılaşıldığında anksiyete belirtileri ortaya çıkar. Panik atakta görülen belirtilerin hemen hepsi fobik durumla karşılaşıldığında ortaya çıkabilir. Bu belirtilerden bazıları şunlardır:
    • Çarpıntı
    • Yüz kızarması
    • Titreme
    • Terleme
    • Bulanık görme
    • Nefes darlığı
    • Ağız kuruluğu
    • Yutkunma güçlüğü v.b.
    Panik bozukluğu olan kişiler ne zaman panik atak geçireceklerini bilirler ve panik atak geçirmemek için fobik durumlardan kaçınırlar. Örneğin asansör korkusu olan kişiler asansöre bindiklerinde panik atak geçirebilirler ve bundan korunmak için üst katlara merdivenlerden çıkıp inmeyi tercih ederler bu şekilde panik atak gelmesini önlerler. Yine uçak korkusu olan kişiler uçağa binmek yerine başka vasıtaları kullanarak yolculuk etmeyi tercih ederler. Fobisi olan kişiler bu kaçınma davranışını kullanarak panik atak gelişmesini önlerler. Panik bozukluğu olan kişilerde fobilerden farklı olarak panik ataklarının ne zaman, nerede geleceği belli değildir ve atağın gelmesi genelde önlenemez.

    Fobi Tedavisi Nasıl Yapılır?

    Fobiler tedavi edilmediği taktirde çok uzun zaman devam edebilir, aslında tedavi olmaksızın düzelen hasta sayısı azdır. Fobi tedavisinde amaç kişinin kaçınma davranışını önlemek ve belli durumlarda ortaya çıkan anksiyeteyi azaltmaktır. Çeşitli psikoterapi yöntemleri uygulanabilir. Fobilerde en sık kullanılan terapi yöntemi yüzleştirme (exposure) tedavisidir. Bu yöntemde hastanın korku yaratan durum veya nesnenin üzerine giderek ortaya çıkan anksiyete ile başa çıkması öğretilir. Tedavi süresi hastalığın şiddeti, yaygınlığı ve hastanın özelliklerine göre değişir

  • Fobiler

    Fobiler

    Hayatımızda bizim güvenliğimizi, duygularımızı tehdit eden tehlikeler karşısında korku duyarız. Yaşadığımız korku sayesinde tehdit edici uyarana karşı gerekli tedbirleri alırız ve kendimizi korumuş oluruz. Bu durum kişinin kendini koruması ve güven içinde yaşaması için gereklidir. Örneğin, eve hırsız girmesinden korkarız ve evimize hırsız girmemesi için gerekli önlemleri alırız.

    Ancak fobiler, bir düşüncenin, objenin ya da durumun varlığından kaynaklanan uzun süreli ve mantıksız korkulardır. Örneğin kişi kediden korkar ve kedi gördüğünde aşırı tepkiler verebilir. Kedinin ona bir zarar vermeyeceğini bilse de kendine engel olamaz ve ciddi seviyede tedirginlik, anksiyete (kaygı) ve stres hisseder. Bu fobi bireyin anından zevk almasına engel olabileceği gibi, bazı durumlarda kişinin ortamdan kaçmasına bile neden olabilir. Oluşan tepki ve anksiyete, uyaranla orantısız şekilde meydana gelir. Fobinin yarattığı baskı nedeniyle, fobiye sebep olan uyarana maruz kalmamak için birey ciddi bir kaçış isteği hisseder. Hatta bazı durumlarda fobiye sebep olan uyaranla karşılaşma ihtimali bile kişinin korkuyu hissetmesi için yeterlidir. Fobiler bireyin yeteneklerini, davranışlarını, hayatını ve özgürlüğünü kısıtlayabilir. Fobilere sahip yetişkin kişiler, fobinin neden olduğu korkunun mantıksız ya da aşırı olduğunun farkında olsalar bile kendilerine engel olamayabilirler, kendilerini çaresiz hissedebilirler ve bu durumun üstesinden gelmek için yardıma ihtiyaç duyabilirler. Kendileri başa çıkamadıkları bu tür sıkıntılarda bir terapistten yardım alabilirler.

    Fobileri 3 alt grupta inceleyebiliriz

    1) Agorafobi (açık alan korkusu)

    2) Özgül Fobiler

    3) Sosyal Fobi

    Agorafobi:

    Agorafobi, açık alan korkusu olarak bilinir.

    Agorafobisi olan bireyler:

    Toplu taşıma araçlarıyla seyahat etmekten ,

    Geniş ve açık alanlardan ,

    Kapalı alanlardan (AVM’ler, sinemalar),

    Kalabalıklar ya da sırada beklemekten,

    Dışarıda ya da evde yalnız olmaktan tedirgin olabilirler ve şiddetli bir anksiyete hissedebilirler. Terleme, baş dönmesi, çarpıntı, yutkunmakta zorluk, göğüs ağrısı, bulantı veya ölüm korkusu gibi panik atağa oldukça benzer semptomlar sergileyebilirler.

    Bu semptomlar kişinin sosyal yaşantısını negatif etkileyebilmektedir. Bu sebeple kişi bu gibi ortamlardan kaçınmak için çaba sarf edebilir, eve ve diğer güvendiği bireylere bağımlı bir hale gelebilir. Bu durumda da kişinin yaşantısı, özgürlüğü ve geleceği olumsuz şekilde değişebilmektedir.

    Özgül Fobiler:

    Fobilerin, korkulan durum ya da objeye göre değişen türleri vardır.

    Hayvan fobileri: Köpek korkusu, yılan korkusu, fare ya da böcek korkusu gibi korkular bu sınıfa girer. Hayvan fobileri en yaygın görülen fobilerdir.

    Durumsal fobiler: Durumsal fobiler, uçmak, otomobil kullanmak, toplu taşımayla yolculuk yapmak, tünel ya da köprülerden geçmek, kapalı alanda kalmak gibi korkuları kapsar.

    Doğal fobiler: Doğa olayları kaynaklı fobiler, fırtına korkusu, yükseklik korkusu ya da sudan korkmak gibi korkulara neden olabilir.

    Kan-iğne-sakatlık fobileri: Bu fobiler, kan görmek, yara almak, medikal prosedürler ve iğne korkusu gibi korkulardır.

    Diğer fobiler: Düşme korkusu, yüksek ses korkusu, palyaço korkusu gibi belirli objelere göre değişen fobiler de bu kategoriye girer.

    Bir kişi, birden fazla fobiye sahip olabilir.

    Sosyal Fobi: Bu fobiye sahip bireyler sosyal durumlara karşı yoğun anksiyete (kaygı) hissederler ve sosyal durumlardan kaçınmaya çalışırlar. Eğer sosyal durumlara maruz kalırlarsa kafa karışıklığı, baş dönmesi, kalp çarpıntısı, terleme, titreme, yüz kızarması, kas gerilmesi gibi belirtiler gösterebilirler.

    Anksiyete, diğerleri tarafından eleştirilme, seyredilme, hata yapma, rezil olma yargılanma korkularından kaynaklanır. Sosyal fobisi olan bireylerin çoğu korkularının mantıksız olduğunu bilirler ama bunların üstesinden gelemezler, kendilerine engel olamazlar. Tedavi edilmezse bireyin hayatı birçok alanda negatif etkilenir. Örneğini kişinin hayatı okul, iş, sosyal hayatı ve ilişkileri de dahil olmak üzere kısıtlanır. Birden çok korkuyu aynı anda yaşayabilirler. Korkulardan bazıları şöyle sıralanabilir;

    • Başkalarının önünde yemek veya içmek
    • Başkalarının önünde çalışmak veya yazmak
    • Dikkatin odağı olmak
    • Sosyal ortamlara girmek
    • Topluluk önünde konuşmak
    • Toplulukta soru sormak veya rapor vermek
    • Telefonda veya yüz yüze konuşmak

    Bilişsel davranışçı terapi fobilerin tedavisi için, bilişsel davranışçı terapinin duyarsızlaştırma ya da maruz bırakma tekniklerinden yardım alınabilir. Bunun yanında bazı durumlarda terapi ve ilaç tedavisi eş zamanlı ilerleyebilir.

  • Zoofobi

    Zoofobi

    Fobi Nedir?

    Bir tür kaygı bozukluğu türü olan fobi kişinin belirli durum, canlı-cansız varlık veya mekana karşı olarak hissettiği yüksek seviyedeki korku hali olarak tanımlanmaktadır. Fobisi olan kişiler belirli tehlikeleri normalde duyulması gerekenden çok daha fazla tehdit edici olarak algılayarak, tehlikeli kabul edilen bu durumlardan önemli düzeyde kaçınırlar. Bu kişiler fobinin nesnesi olan koşullarla karşı karşıya kaldıklarında ise çok büyük bir sıkıntı yaşarlar ki bu durum kendisini tam bir panik hali ve dehşet hissi şeklinde gösterebilmektedir.

    Zoofobi nedir?

    Zoofobi, hayvanlardan korkulması durumudur. Genellikle küçük yaşlardaki çocuklarda ortaya çıkan bu sorun yetişkinlerde de görülebilmektedir. Hastalar için zoofobi, çoğu insan hayvanları hayatının bir parçası yaptığı için ve insancıl olmayan hayvanlar dünyada yaygın olarak görülebildiği için oldukça stresli olabilir. Bu sorunu yaşayan insanlar için çeşitli tedavi yaklaşımları bulunur.

    Zoofobi neden oluşur?

    Bu sorunun bulunduğu kişilerde çeşitli türden hayvanlara karşı bir korku gelişebilir.Büyük veya küçük farketmeden her tür hayvana karşı olabilir bu korku. Bazen fazla türden hayvan korkusu olan hastalar, bazen de tek türde korku yaşayabilir. Toplumda en sık görülen zoofobi köpeklerden, kedilerden ve böceklerden kaynaklanır. Bu korkuların temeli çocukluk dönemi travmaları olabileceği gibi, beynin işlevlerini yerine getirmesinde oluşan bozukluklar gibi farklı sebepler olabilir. Bu sebeple zoofobi bulunan psikolojik destek alarak korkularının kaynağı tespit edilmelidir.

    Korkulan hayvan türleri kültürler arası farklılıklar da gösterir. Örneğin İngiltere’de örümcekten korkma çok yaygın iken, ülkemizde örümcek fobisi yaygın değildir. Hayvan fobisi olan insanların bir kısmı o hayvanla kötü bir deneyimden sonra fobilerinin başladığını ifade ederler (örn. köpek ısırması). Bir kısmında ise böyle bir başlatıcı bulunamaz. Fobik hasta tipik olarak kendine rahat bir gündelik yaşam sağlamaya uygun bir kaçınma davranışı geliştirmiş olur. Oturmaya gidilecek-gidilmeyecek arkadaşlar bellidir (köpek-kedi var veya yok). Televizyonda korkulan hayvanla ilgili belgeseller seyredilemeyebilir. Nerelerde dolaşılacağı belli kurallara bağlıdır. Bazı durumlarda hayvanın fotoğrafı, ya da onu andıran şekillerden bile korkulabilir (yılan fobisinde kıvrık çizgilerden korkma gibi).

    Zoofobi bulunan kişilerin verdiği tepkiler nelerdir?

    – Kalp atışlarında artış

    – Korku

    – Panik hali

    – Öfke oluşması

    – Terleme

    – Baş dönmesi

    – Kaçma

    – Ağlama

    Zoofobi tedavi yöntemleri nelerdir?

    Bunların arasında hastaları en iyi desteği davranış terapisi vermektedir. Bu tedavi yönteminde hastalar korku duydukları hayvanla ilgili fobisini terapiste anlatır ve bunun neden olduğunu kendine göre açıklar. Tedavide hastaya duyarsızlaşma seansları düzenlenir, bu esnada hayvanlara ve gösterilen hayvan figürlerine verdiği tepkiler değerlendirilir ve kişinin bunlara alışması için çaba gösterilir.

    Bunun dışında hastanın korkusuyla başa çıkması için bazı ilaçlar kullanılabilir. Bu ilaçlar hastanın korku duyduğu hayvanlarla karşılaşması durumunda, tepkisiz kalmasına neden olan etkiler gösterir. Ama ilk olarak ilaç önerilmemektedir, asıl yöntem korkunun üzerine gidebilmektir. Mesela, neden köpeklerden korkuyorsun? Sana zarar mı verdi? Küçükken köpeklerle bir anın mı vardı? Gibi sorular yöneltildiğinde hasta bu soruları cevaplamaya çalışacaktır. Ayrıca bilinçaltı da önemli bir rol oynamaktadır. Zoofobi önemli bir durum olup; hayvanlardan korkan insanlar sabırla tedavi edilmeli, psikolojik destek almaya ikna edilmelidir. Eğer bunun yerine onları aşağılamak veya onlarla dalga geçmek, alay konusu yapmak durumlarında, duygusal olarak daha fazla strese yol açabileceği ve fobinin daha kötüye gitmesine neden olabileceği için bunlardan kaçınılmalıdır.

  • Korku, fobi

    Korku, fobi

    Çocuklar da Korku, fobi

    Çocuklar da korku, fobi gelişimin bir parçasıdır. Korkular aynı zamanda içgüdüseldir. Her çocuk hemen her döneminde bu korkuları yaşayabilmektedir. Çocuklar da korku, fobi gelişimi, Piaget’e göre insan gelişiminin belirli dönemleri vardır. Her bir dönem bir gelişim aşamasını ve düşünme sistemine sahiptir. Her çocuk bu sistemle düşünür ve gelişir.

    Çocuklar da korku, fobi

    0-18 ay devinimsel dönem

    18 ay-6 yaş somut işlem öncesi dönem

    6 yaş-12 yaş somut işlem dönemidir.

    Çocuklar da korku, fobi Çocuklar anne karnından itibaren güvenli bir ortamda büyümeye başlar. Doğumla bu güvenli ortam bozulmaya başlar. Dış dünya ile doğrudan bir temas vardır. Gün geçtikçe, büyüdükçe kendisini koruyan anne, baba bir parça ondan uzaklaşmakta, yeni bilgiler, yeni deneyimlerle karşı karşıya kalmaktadır. Her yeni bilgi ve deneyim bir dengesizlik halidir. Ve çocuk bunlarla savaşmak ve içselleştirmek ve sağlıklı bir uyum sağlamak zorundadır. İşte bebeklikten başlayarak her deneyim süreci çocuklarda korku, fobi yaşantısının temelini oluşturmaktadır.

    Korkular zamanla biçim değiştirir. Bebekken yabancıdan, basit bir sesten korkma ile başlayan korkular zamanla bilişsel gelişim ve öğrenme ile biçim değiştirir daha sofistike olmaya başlar. Karanlıktan korkma, yalnızlıktan korkma zamanla ruhsal yapılardan korkma gibi daha soyut boyutlara ulaşmaktadır.

    Birçok psikoterapiste göre ergenlik ve yetişkinlik çağında yaşanan ruhsal sorunların temelinde bebeklik ve çocukluk çağında yaşanmış ve çözülememiş korkular yatmaktadır.

    Bazı konularda sürekli korku yaşamak, uyum ve çözüm üretememek fobi gelişine neden olmaktadır. Fobiler yaşanılan korkuların patolojik biçim almış halidir. Çözülmemiş, kriz halini almış korkulardır.

    Korkularda basit tepkiler verilirken fobilerde çok yoğun ve şiddetli tepkiler verir. Bu tepkileri şöyle sıralayabiliriz:

    • Çarpıntı
    • Yüz kızarması
    • Titreme
    • Terleme
    • Ağız kurluğu
    • Baş dönmesi
    • Denge sorunu
    • Bulunduğu ortamdan kaçma hissi

    Nefes alıp vermede dengesizlik, nefes darlığı gibi tepkiler verilir. Fobik tepkiler arttıkça ruhsal sorunlar ortaya çıkmaya başlar. Bu nedenle fobik davranışlarda artış, kontrol edilemeyen tepkiler ortaya çıkıyorsa, fobik korkulardan dolayı sosyal ve iş hayatı kısıtlanmaya başlanmış ise mutlaka birçocuk ergenruhsağlığı uzmanına başvurmak gerekir. Zamanında çözülmeyen korkular çocuk, ergen ve yetişkinlerin yaşamında büyük hasarlar oluşturabilir.

  • Fobiler

    Korku, dışardan gelecek tehlikelere karşı gösterilen doğal bir tepki olarak açıklanabilir. Fobiler ise doğal tepkilerin günlük yaşamın düzenini bozmasına neden olacak aşırılıklardır. Korku özellikle çocukların çok sık yaşadıkları bir duygudur. Çevresini tanımayan, olacaklar hakkında hiçbir fikri olmayan bebeklerin korku yaşaması son derece doğal bir süreçtir. Korkuların yaş ilerledikçe azalması beklenir. Çocukların zihnen gelişmesi ve çevreyi daha fazla tanıyor olması korkulacak nesne ve durumların ortadan kalkmasını sağlayacaktır. Bu süreç içinde özellikle anne ve babalardan gelen geri bildirimler korkunun öğrenilmesine neden olur. Öğrenilen korku yerini güven duygusuna bırakmakta zorlanacak bir dürtüdür. Özellikle toplumumuzda korkutmak bir eğitim ve disiplin aracı olarak kullanılmaktadır.

    Korkunun Somut Nedeni Bulunmayabilir

    Çocuk korkuyu kendisi de keşfedebilir. Fobi kavramı korkunun sebebine göre çeşitlendirilmiştir. Normalde korkulmayacak bir nesne veya durumdan sürekli olarak korku duyma hissi fobi olarak açıklanabilir. Korkunun anlamsız olduğunu anlayan çocuk bundan kaçıp kurtulmak ister ancak bu aşamada başarılı olamayabilir. Korku temelli yaşanacak sıkıntılar günlük hayatın gidişatını değiştirecek boyutta olduğu zaman tedavi edilme zorluğu da beraberinde gelecektir. Köpek fobisi olan bir çocuk normal hayatta köpekle karşılaşmadığı sürece sorun yaşamamakta ancak köpekle karşılaştığı durumda titremeye, kalp çarpıntısına ve sonu bayılmaya kadar gidecek olumsuzluklar sergilemektedir. Kimi uzmanlara göre fobi iç çatışmalara karşı hayata geçirilen savunma mekanizmasıdır. En sık görülen fobiler arasında,

    * Yükseklik,

    * Karanlık,

    * Kan,

    * Kapalı alan,

    * Gök gürültüsü ve

    * Farklı hayvanlar sayılabilir.

    Çocukların %10’unda ve gençlerin ise en fazla %3’ünde belirgin korku reaksiyonları görülebilir. Fobiler yetişkinlikle beraber ortadan kalkabileceği gibi bir ömür boyu da sürebilir.

    Fobilere Eklenen Panik Bozukluklar

    Fobiye eklenen panik bozukluklarının ilaç ile tedavi edilmesi gerekmektedir. Asıl tedavi biçimi ise davranış terapileri olacaktır. Özellikle çocuk yaşlarda yaşanan korkularda ailenin ‘’ bebek gibi korkma ‘’ söylemi son derece yanlıştır ve olayın farklı boyutlara geçmesine neden olabilir. Bu söz aynı zamanda bir aşağılama da içermektedir. Çocuğun ne hissettiğini tespit ederek onu anlamaya çalışmak olaya en doğru yaklaşım biçiminin sergilenmesi olacaktır. Fobilerden kurtulmanın en temel yöntemi yeni korkular oluşturulmasının önüne geçmektir.

    Ufuk Kılıç

    Bu yazının telif hakkıUfuk Kılıça aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Ufuk Kılıç ve ekibi olarak içinde bulunduğunuz durumun değerlendirilerek ileri düzeyde faydalanmak istiyorsanız memnuniyetle sorularınıza cevap verebiliriz. İsterseniz doktortakvimi üzerinden online randevu alabilirsiniz.

  • KEDİ VE KÖPEK FOBİSİ

    KEDİ VE KÖPEK FOBİSİ

    Hayvan fobisi nedir?

    Kedi, köpek, yılan, örümcek, fare, kuş gibi hayvanlara karşı duyulan mantıksız, orantısız korkuya denir. Kişi korktuğu bir hayvanla karşılaştığında aşırı kaygı duyar, saldırıya uğrayacağına ya da bir şekilde zarar göreceğine inanır. Hastalanacak, bayılacak, boğulacak hatta hayatını kaybedecekmiş gibi hisseder. Nefes alışverişi değişir, çarpıntı, sıcak basması, soğuk terleme gibi şikayetler ortaya çıkar. Yaşadığı bu yoğun endişe yüzünden hayvandan mümkün olduğu kadar uzaklaşmaya çalışır, hatta bu kaçış sırasında kendini tehlikeye atabilir.

    Örneğin, köpekten kaçmak için hızla seyreden trafikte yola inebilir. Böyle bir panik halini bir daha yaşamamak için de kaçınma davranışında bulunur. Hayvanla karşılaşacağını düşündüğü ortamlara girmemek için aşırı tedbirler alır. Hayvan fobisinde her zaman korku ön planda değil. Bazen iğrenme duygusu daha baskın olabilir. Örneğin hamam böceği gördükten sonra kişi rahat edemez, yerini değiştirir, vücudunda birdenbire kaşınma belirebilir.

    Hayvan fobisi neden ortaya çıkıyor?

    Tarih öncesi dönemde insanlar kendilerini korumak için yılan, örümcek veya tehlikeli hayvanlardan kaçınmak zorundaydı. Yüzyıllar boyunca bu korku ve kaçınmanın, insanın genetik yapısına kodlandığı düşünülüyor. Daha önce yaşanmış bir travmatik olay hayvan fobisine yol açabilir. Örneğin çocuklukta bir hayvanın saldırısına uğramak, yoğun sıkıntı yaratan bir durum yaşamak fobiyi ortaya çıkarabilir. Ya da çevresindeki büyüklerin bir hayvandan aşırı derecede iğrendiğini gören bir çocukta fobi gelişebilir. Bazı hayvanlarla ilgili olumsuz hikayeler dinlemek, filmlerde ilgili durumları seyretmek de fobiye zemin hazırlayabilir. Öte yandan psikanalitik kurama göre, bilinç dışı korkular ve istekler, yasaklar nedeniyle bilinç düzeyine çıkmakta zorlanırsa, bu durum kendini bir hayvan fobisi şeklinde gösterebilir.

    Hayvan korkusu toplumda çok sık görülen bir sorun mu?

    Aslında kent yaşamı ve doğal ortamlardan uzak yaşamamız bizi hayvanlardan uzaklaştırdı. Özellikle şehrin eski yerleşim bölgelerindeki doğal bitki ve hayvanlar neredeyse ortadan kalktı. Yeşil alanlarda ise çevre kirliliği, iklim değişiklikleri nedeniyle yine doğal yaşamın dengesi bozuldu. Artık ev hayvanları dışında daha az sayıda hayvanla karşılaşıyoruz, ancak bu durum fobileri ortadan kaldırmıyor. Yüzeye çıkmayan korkular içten içe sürüyor. Hatta alışık olmadığımız hayvanlarla birdenbire karşılaşmak ani ve şiddetli bir korku yaratabiliyor.

    Genellikle tatil ortamları ve yazlıklarda bu korkular su yüzüne çıkıyor. Kedi-köpek gibi evlerde beslenen hayvanlara karşı da fobi görülebiliyor. Bu da hem apartman yaşamında hem de dost -arkadaş ziyaretleri sırasında sorun yaratabiliyor. Hayvan fobisi toplumda en sık görülen fobidir, diyebiliriz.

    Kişi ne zaman tedaviye başvurmalı?

    Tüm fobilerde olduğu gibi günlük yaşamda bir bozulma varsa kişinin günlük rutinlerini yaşamayı zorlaştırıyor ve endişenin yarattığı aşırı gerginlikler varsa kişinin yardıma ihtiyaç duyduğu söylenebilir. Çoğu kişi bunu iyileştirmek için ne yapacağını bilmez. Doktor tedavileri uzun ve ilaca dayalı olduğu için kabul etmek istemez. Zamanla çözümü olamayacağına inandığı için konforundan mahrum kalmak ve mutsuzluğunu kronikleştirmesi pahasına hayvan korkusunu sineye çekerek tedavi olmadan yaşamayı tercih eder.

    Hayvan Fobisinde Psikolojik Destek Mutlaka Gerekli

    Önce korkulan hayvana ait fotoğraflar, filmler, maketler kullanılır. Daha sonra kişiye korktuğu hayvanla karşılaştığında korkusuyla mücadele etmek için gevşeme ve nefes egzersizleri öğretilir. Nefes çalışması, yavaş ve derin şekilde nefes alıp vererek yapılıyor.

    Gevşeme teknikleri ise vücuttaki bazı ana kas gruplarını önce yavaş yavaş kasıp sonra gevşetmek esasına dayanıyor. Yardımcı yöntemlerden biri de, korkulan durumu hayali olarak yaşama ve onunla başa çıkmadır. Bu aşamadan sonra eğer mümkünse, kişiye korktuğu havyan kapalı bir kutu içinde gösterilir. Daha sonra ona dokunması hedeflenir. Bu çalışma genellikle daha çok örümcek, hamam böceği, sinek gibi küçük hayvanlar için yapılabilir.

    Hayvan Fobisinde İlaç Tedavisine ne Zaman Gerek Duyulur?

    Hayvan fobileri çok şiddetliyse, genellikle kişide başka bir anksiyete, panik bozukluk, depresyon gibi bir soruna rastlıyoruz. Böyle ek bir ruhsal sorun saptamışsak ilaç tedavisi gerekli. Tedavide bazı antidepresan ilaçlar ve sakinleştiricilerden yararlanıyoruz.

    Tedavi Ne Kadar Sürer?

    Eğer başka bir ruhsal sorun yoksa bazen tek seans bile yeterli olabilir. Bu fobinin altında travmatik durumların çıkması daha uzun süreli terapi ve tedavi gerektirebiliyor.

    Hayvan Fobisi Zamanla Geçer Mi?

    Zihinde var olan kaygılı düşünce kendini tekrar ettikçe korkunuz da pekişir. Bu durumda zaman ne kadar çok geçerse sorun o kadar depreşir. Nadiren zaman içinde etkisi azalabilir ancak çoğunlukla bu korku yaşam konforunu tehdit edip çekilmez hal alır. Bu korkuyu tamamen iyileştirecek ilaç yok. Hipnoterapi, EFT ve EMDR gibi tekniklerle birlikte birkaç seansta hayvan fobisi tamamen yok edilebilir.

    Bu yazının telif hakkı Adil Maviş’e aittir. Kaynak gösterilerek yayınlanabilir. Makaledeki bilgilere dayanarak herhangi bir teşhis ve tedavi uygulanamaz. Adil Maviş kendi geliştirdiği ve kişinin içsel dinamiklerini en üst seviyede kullanılabilmesine dayalı koçluk ve bireysel danışmanlık hizmeti vermektedir. Bu bağlamda alacağınız hizmet teşhis ve tedavi kapsamında değildir. 

  • FOBİLER

    FOBİLER

    FOBİ: Bir nesne ya da durumla ilgili, tehlikeyle orantılı olmayan ve onu yaşayan tarafından anlamsız olarak tanınan engelleyici, korkunun eşlik ettiği kaçınmadır.

    Ortada gerçek bir tehlikenin olmadığı ve hayat akışını bozmaya yeterli bir rahatsızlığın eşlik ettiği, yükseklik, kapalı yer, yılan, örümcek vs’den kaynaklanan aşırı korkulardır.

    BELİRTİLERİ:

    1. Kalp çarpıntısı,

    2. Ürperme (tüylerin diken diken olması gibi),

    3. Tansiyon değişiklikleri (kan fobisinde tansiyon düşer),

    4. Bayılacakmış gibi hissetme (gözlerde kararma hissi ile belirlidir),

    5. Ateş basması ve terleme (çoğunlukla soğuk terleme),

    6. Korku hissi veya irkilme,

    7. Bazen idrara çıkma isteği,

    8. Bazen bayılma

    9. Nefes darlığı

    10. Bulanık görme

    11. Ağız kuruluğu

    Fobiler iki başlık altında incelenmektedir:

    • Özgül fobiler

    • Sosyal fobiler

    ÖZGÜL FOBİLER:

    • Belirli bir nesne ya da bir durumla karşılaşınca ya da karşılaşma beklentisi olduğu zaman ortaya çıkan asılsız korkulardır.

    • Yaşam boyu görülme sıklığı erkeklerde %7, kadınlarda %16dır. Özgül fobiler sıklıkla hayatın ilk 20 yılında ortaya çıkarlar.

    • Korku yaratan nesne veya durumla karşılaşmaktan kaçınma ve kaçınmanın mümkün olmadığı durumlarda ise bu duruma ancak aşırı sıkıntı duyularak katlanabilme bu bozukluğun en tipik özelliklerinden birisidir.

    • Özgül fobi tanısının konulabilmesi için, yaşanan korkunun belirgin düzeyde sıkıntı yaratması veya kişinin mesleki ve toplumsal işlevlerini bozacak kadar yoğun olması gereklidir.

    • Özgül fobinin çocuklardaki görünümü erişkinlerden çok farklı değildir.

    • Özgül fobilerin oluşumunda öğrenmenin önemi diğer fobi türlerine göre daha fazladır, yani çevreden görülen benzer davranış ve tepkiler yaşanarak öğrenilir ve fobi yaratan durum karşısında öğrenilen tepkiler gösterilir.

    SIK GÖRÜLEN ÖZGÜL FOBİLER:

    • Yılan

    • Örümcek

    • Yükseklik

    • Hayvanlar (köpek, böcek, fare)

    • Asansör, kapalı alanlar

    • Uçak

    • Rüzgar, fırtına

    • Yüksek ses

    • Araba kullanma

    • Enjeksiyon (iğne yapılması) ve kan

    SOSYAL FOBİ

    • Başkalarının varlığıyla ilgili, mantıklı olmayan, ısrarlı korkudur.

    • Sosyal fobiler, korkulan ya da kaçınılan durumların dağılımına bağlı olarak genellenmiş ya da özgül olabilir. Genellenmiş tipte olan kişilerde bunun başlangıcı ilk yaşlara kadar gider, ayrıca bu kişilerde depresyon ve alkol kullanımı daha çok görülür (Davison ve Neale, 2004).

    • Sosyal fobilerin yaşam boyu görülme sıklığı erkeklerde %11, kadınlarda %15’tir.

    • Sosyal fobinin başlangıcı, genellikle sosyal farkındalık ve başka kişilerle etkileşimin kişinin yaşamında çok daha önemli olduğunun düşünüldüğü ergenlik dönemidir.

    • Sosyal fobikler kendilerini birçok alanda eksik ve yetersiz hissetme durumu içinde olurlar.

    • Bu kişiler özgüvenleri eksik ya da özgüvenlerini kaybetmiş kişilerdir. Dışarıdan gelen ya da gelme ihtimali olan eleştirilere maruz kalmamak adına sosyal ortama girmedikleri gibi, bu eleştirileri daha çok kendilerine kendileri söylerler.

    • Fobik kişi genellikle başkalarının kendisini değerlendireceği durumlardan kaçınmaya çalışır ve kaygı belirtileri gösterir.

    • Topluluk karşısında konuşmak, performans göstermek, dışarıda yemek yemek, ortak tuvaletleri kullanmak ya da başkalarının olduğu yerde herhangi bir iş yapmak aşırı kaygı doğurur.

    • Sosyal bir ortama girdiklerinde ve ilgi onlara döndüğünde ise bir takım belirtiler gösterirler. Bunların başında yüz kızarması, el ve bacaklarının hareketlerini kontrol edememe, bir an önce oradan uzaklaşma isteği, sıkılmışlık ifadeleri sergilemeleri, etrafı inceliyormuş gibi boş boş etrafına bakınma, kimseyle göz göze gelmemek için başını önünde eğik tutma vs. gelmektedir.

        
    1.     Sosyal fobikler sosyal ilişkilere daha olumsuz yüklemeler yaparlar.

    2.     Sosyal fobiklerin kendi sosyal davranışlarını abartılı, olumsuz düzeyde aşağılama eğilimleri vardır.
    3.     Sosyal fobikler kendi davranışlarına aşırı bağlanmalar yaparlar, genellikle ise diğer kişilerin davranışlarına çok daha bağlıdırlar 

    4.     Kendileri için çok seçicidirler. Kendileri ile ilgili hoş, olumlu, durum yada olaylar önemsiz kabul edilip bir kenara konur, bunun yanı sıra yetersiz, doyumsuz olaylar anımsanır ve uzun süre üzerinde durulur.
    5.     Sosyal ilişkilerde hoş olan durumlarda kendileri dışında neden ararlar ancak hayal kırıklığı yaratan olayların nedenlerini kendilerinde ararlar.

    NEDENLERİ:

    • Fobilerin nedeni, çocukluktaki belirgin bir kişilerarası sorundur.

    TEDAVİ:

    • Fobilerde tedavi yolu arama genellikle, mesleki durumundaki bir değişikliğin kişinin yıllarca kaçındığı ya da küçümsediği bir durumla yüzleşmesi gerektiğinde ortaya çıkar.

    • Psikanalitik tedavinin genellikle aşırı korku ve kaçınmanın altında yatan bastırılmış çatışmaların ortaya çıkarılmasını amaçlar.

    • Psikanalitik psikoterapide, düzeltici duygusal deneyim kullanılır.

    FOBİ TÜRLERİ

    • Agorafobi: Açık yer ya da kalabalık korkusu

    • Akrofobi: Yüksek yerlerden korkma

    • Amnezifobi: Hafızasını kaybetmekten korkma

    • Antropofobi: Insanlardan korkma 

    • Araknofobi: Örümceklerden korkma 

    • Asimetrifobi: Simetrik olmayan şeylerden korkma

    • Atelofobi: Mükemmel ol(a)mamaktan korkma 

    • Belonefobi: Iğnelerden korkma 

    • Dentofobi: Dişçiden korkma 

    • Entomofobi: Böceklerden korkma 

    • Erotofobi: Cinsellik korkusu 

    • Gametofobi: Evlenmekten korkma 

    • Hematofobi: Kan korkusu 

    • Homofobi: Eşcinsellerden korkma 

    • Kinofobi: Köpeklerden korkma 

    • Klostrofobi: Kapalı yer korkusu 

    • Manyofobi: Delirmekten korkma 

    • Nozokomefobi: Hastanelerden korkma

    • Sosyofobi: Toplumdan, genel olarak insanlardan korkma

    • Tanatofobi: Ölümden korkma 

    • Tripanofobi: Aşı ya da iğne olmaktan korkma

    • Venüstrafobi: Güzel kadınlardan korkma 

    • Talassofobi: Deniz ya da okyanus korkusu 

  • Fobileriniz kabusunuz olmasın !

    Kim yüzde yüz cesuryürek ki ? Uçaktan, karanlıktan, hasta olmaktan, böcekten, iğneden, denizden, yüksekten, kediden, köpekten, yalnız kalmaktan, kaybetmekten, parasızlıktan… Saymakla bitmez… Korkularınızdan korkmayın, “fobim var” deyip geçmeyin, tedavisi düşündüğünüzden daha basit.

    “Korku” dediğimiz şey aslında bir kaygı duygusu. Ve çok insani. Bu duygu çoğu zaman hayatta kalmamızı sağlayan “savaş veya kaç” komutunun habercisi.

    Bu hisse kendimizi kaptırıp tüm duygularımızı ele geçirmesine izin verdiğimizde iş çığırından çıkıyor. Tam da bu noktada hayatımızı zorlaştıran fobiler çıkıyor ortaya.

    Peki nedir bu “fobi”? İnanılmaz ama gerçek, yaklaşık 250 tip fobi mevcut. Bizi korkutan anlık bir olayın hafızalarımıza kaydedilmesiyle ilk fotoğraf oluşuyor. Zamanla beynimiz belli hareket dizinleriyle bu fotoğrafı filme çeviriyor. Kartopu etkisi dediğimiz şey burada devreye giriyor ve maalesef benliğimizi ele geçiriyor.

    Bazen de çok korktuğumuz bir olayda bilinçaltımız tarafından kaydedilen görüntü ve sesler de korkumuzun tetiklenmesine sebep olabiliyor. Küçük yaşta boğulma tehlikesi geçiren bir kişi önce denizden, sonra havuzdan sonrasında ise suya dair her şeyden korkuyor. Ya da çocukken bir köpek tarafından kovalanmak ömrün geri kalanında köpek korkusuna yol açabiliyor.

    Dalgalı deniz görüntüsü ve sesi, bir köpek havlaması, uçak motoru sesi… Hepsi, ama hepsi tetikliyor. Düşünürsek… Hangimizi köpek kovalamadı? Hangimiz doğuştan yüzme biliyorduk, ya da kaçımız uçakların teknik donanımlarına hakim? Korkulardan, fobilerden kurtulmak mümkün mü?

    Korkulardan arınmak ve hayatı kolaylaştırmak zannedildiği kadar zor değil. İlk adım korkunun temel nedenine inmek. O temel algı değişimi ve tamamlayıcı tıp yöntemleriyle değiştirildiğinde korku da uçup gidiyor. Hangi yöntemler bunlar? Kaç seans gerekiyor? Birkaç farklı yöntem uygulamak mümkün. Bioenerji.

    Bu yöntemle vücudumuzda, korku duygumuz nedeniyle bozulmuş olan enerji akımı ve buna bağlı belirtiler düzenlenir. Algı değişimi ve EFT tekniğinin daha kolay uygulanmasına zemin hazırlanır. Bu sayede de hasta korkularından daha rahat kurtulabilir. Algı değişimi.

    Kulağa ilk çarptığında kişide bir çekince oluşabiliyor. Fakat algı değişimi seanslarında danışan tarafından onaylanmayan hiçbir işlem uygulanmaz. Tamamen rahat bir sohbet akışında, geçmişin kaygı ve travmalarını hatırlayıp onları usulünce değiştirerek yerine doğru algıları, kişinin kendi iradesi ve isteğiyle yerleştirmek, rahatlığa ulaşmanın bir yoludur.

    EFT “Emotional Freedom Technics”, yani “Duygusal Özgürlük Tekniği”. Burada amaç, akupunktur noktalarına yapılan küçük dokunuşlarla, beyin belli bir rahatsızlığı odaklanır. Belli hareket silsilesinin ardından bu rahatsızlık beyine yokmuş gibi algılatılır. Beyinde tariflenmeyen bir rahatsızlık da vücudumuz tarafından hızlıca iyileştirilerek yok edilir.

    EFT’ye ağırlıkla; Hayvan, yükseklik, deprem, asansör, ameliyat, karanlık, yalnızlık vs. gibi korku ve fobilerde, sınav stresi ve sınav korkusunu yenebilme, okula konsantrasyon, motivasyon, öğrenme alanlarında, Psikolojik problemlerde ve sigara bırakma, kilo problemleri, yeme bozuklukları ve cinsel sorunlarda başvuruluyor.

    Doğru uygulandığı taktirde, başarı oranı da epey yüksek. Korkunun tipine ve kişinin tedaviye uyumuna göre, “kim korkar hain kurttan” demek için 3-5 seans yeterli.