Etiket: Fıtık

  • Mikro cerrahi ile bel fıtığı ameliyatı

    Mikro cerrahi ile bel fıtığı ameliyatı

    Ameliyat gerektiren fıtık hastalığının tedavisinde mikrocerrahi yöntemi uyguluyoruz. Bir yada daha fazla fıtık için uygulanabilir. Fıtığın olduğu bölgede 1-1.5 cm.’lik kesi yapılır, adaleler sıyrılır. Çok küçük bir kemik parçası alınır ve ardından da fıtık boşaltılır. Bu yöntemin avantajı, ameliyat bölgesinin yaklaşık bir karış üzerinde bulunan mikroskop. Görüntüyü büyüterek fıtık ameliyatı gerçekleştiriliyor.

    MİKROCERRAHİ İLE TEDAVİ SÜRECİ KISALIYOR

    Mikrocerrahi yöntemi, hastaya sağladığı avantajlar nedeniyle tercih ediliyor. Küçük bir ameliyat izi, dokunun çabuk iyileşmesi, operasyondan 6-8 saat sonra ayağa kalkılabilmesi ve 15-20 günlük istirahatın ardından hastanın sosyal hayatına devam edebilmesi bu avantajlardan bazılarıdır. Bu işlem genel anestezi ile yapılabildiği gibir kişinin sadece belinden aşağı kısmının uyuşturulduğu spinal anestezi ile de yapılabilir. Hasta ameliyat sabahı aç karnına hastaneye kabul edilir. Anestezi doktoru tarafından görülen ve gerekli laboratuar tetkikleri yapılan hasta, aynı gün ameliyata alınır. Hasta ve hekim uygulanacak anestezi şekline birlikte karar verir. Genel anestezi veya spinal anestezi (belden aşağısının uyuşturulması) altında da mikrodiskektomi uygulanabilir.

    MİKROCERRAHİ YÖNTEMİN AVANTAJLARI

    Kısa süreli hastanede kalış

    Ameliyat yeri ağrısının çok az olması

    Kan kaybı ve enfeksiyonun riskinin hemen hemen olmaması

    Nüks( tekrarlama ) riskinin hemen hemen olmaması

    Günlük yaşantıya ve iş yaşantısına çabuk geçilmesi

    MİKROCERRAHİ NASIL UYGULANIR

    Hasta ameliyat sabahı aç karnına hastaneye kabul edilir. Anestezi doktoru tarafından görülen ve gerekli laboratuar tetkikleri yapılan hasta, aynı gün ameliyata alınır. Hasta ve hekim uygulanacak anestezi şekline birlikte karar verir. Genel anestezi veya spinal anestezi (belden aşağısının uyuşturulması) altında da mikrodiskektomi uygulanabilir. Her iki durumdada ameliyat masasına yüzükoyun yatırılan hastada mikrodiskektominin uygulanacağı mesafe skopi kontrolü yaparak işaretlenir ve tetkikleri son kez gözden geçirilir. 1-1,5 cm lik cilt kesisi yapılarak, mikrodiskektomi ekartörü yerleştirilir, mikroskop altında omurilik, sinirler ve fıtık dokusu ortaya konularak , fıtık dokusu çıkarılır. Ciltaltı dokusu içten dikişlerle kapatılarak, ameliyat sonrası yara bakımı, pansuman gibi problemler ortadan kaldırılır. İşlemin uygulandığı tüm saha, cilt- ciltaltı- adeleler lokal anestezik uygulanarak, ameliyat sonrası hastada tam bir analjezi sağlanır. Ameliyattan 4-6 saat sonra hasta ihtiyaçları doğrultusunda ayağa kaldırılır, akşamüzeri , yada ertesi sabah evine gönderilir. 3 GÜN istirahat önerilen hasta, 2 gün sonra banyo yapabilir. 10.günden sonra hastaya günlük yaşantısına dönmesi ve egzersizlerine başlaması önerilir. Hasta 20. günde kontrole çağrılarak, gerekli yaşam tarzıyla ilgili bilgiler verilir.

  • Boyun fıtığı neden oluşur ve tedavisi nedir ?

    Herniyasyon derecesi basit bir fıtıklaşmadan nükleus pulposusun sekestrasyonuna kadar çeşitli spektrumda olabilir. Boyun fıtıkları boyun omurları arasındaki disklerdeki değişikliklerden kaynaklanır. Disk denilen yapının ortasında bulunan çekirdek, kendisini çevreleyen annülüsdeki yırtıktan çoğunlukla arkaya doğru fıtıklaşır. Bu fıtıklaşma çoğunlukla arka-yanlara doğru veya arka ortaya doğru olur. Arka-yana doğru olan fıtıklaşmalar kollara ve ellere giden sinir köklerine, ortada olan fıtıklaşmalar ise omuriliğe bası yapar. Omurilik basısına myelopati denir. C5-6 ve C6-7 disk seviyeleri en sık sinir kökü basısı semptomlarına yol açarken C4-5 ve C7-T1 lezyonları daha az sıklıkta görülür. C3-4 lezyonları ise çok seyrektir. Boyun fıtıkları yumuşak fıtık ve sert fıtık olarakda iki gruba ayrılabilir. Servikal disk hastalığı erişkin yaş grubunun problemidir. Sert fıtıklaşmalar ileri yaş grubu hastalarda görülür. Boyun fıtıklarında hastalar etkilenen bölgede keskin bir ağrı ve yanma hissi tanımlarlar. Etkilenen sinir köküne bağlı motor ve duyu kayıpları ile refleks kayıpları görülebilir. Hastalarda tipik olarak yaygın boyun ve kol ağrısı vardır. Ağrı sıklıkla bir kola yayılır ve genellikle kök tutulumuna işaret eder. Hastalar genellikle kollarını yukarıda ve baş arkasında tutma eğilimindedirler. Bu şekilde ağrı hafifler. Yine başın semptomatik taraftan uzaklaştırılması ağrıyı azaltır. Erişkinlerde sık rastlanan bir durumda omuriliğe bası yapmasıdır. Omuriliğe olan basının yeri ve şiddetine göre çeşitli belirti ve bulgular çıkabilir. Bacaklarda güç kaybı çok önemli bir belirtidir. Tanı için manyetik rezonans görüntüleme (MRG) omurilik, sinir kökleri, disk mesafesi ve beyin omurilik sıvısı gibi yumuşak dokuların incelenmesinde oldukça önemli bilgiler verir. Boyun fıtıklarının tedavisinde konservatif tedavi (ilaç, boyun korsesi) ön plandadır. Özellikle radikülopatide konservatif tedavinin sonuçları yüz güldürücüdür. Fizik tedavide ayrıca düşünülebilir. Ağrının geçmediği olgularda, ileri veya ilerleyen nörolojik kötüleşme durumunda ameliyat düşünülmelidir. Omurilik basısı çok ciddi bir durumdur. Hastalar eğer ameliyat önerilmemişse çok yakından izlenmelidir. Cerrahi tedavinin temel hedefi basıya uğramış nöral yapının dekompresyonudur. Ancak servikal omurganın yapısıda tedavi planı yaparken göz önüne alınmalıdır. Özellikle lordozun bozulduğu durumlarda, kifotik deformitelerde, instabilitelerde dekompresyona ek olarak füzyon planlamasıda yapılabilir. Son dönemlerde gelişen disk protezleri ile servikal hareketin korunması amaçlanmaktadır.

  • Bel fıtığı nedir? Nasıl tedavi edilir?

    Bel fıtığı günümüzde sıkça rastlanılan sağlık problemlerinden tekidir. Bel omurganın en fazla yük taşıyan bölgesidir olduğundan gündelik yaşamda yük kaldırma, eğilme, dönme benzeri hareketlerden dolayı bel bölgesi insan farkında olmadan pek çok kez travmaya maruz kalmaktadır.Bel fıtığının birçok sebebi vardır. Bel fıtığının en yaygın sebebi kas-iskelet sistemi kaynaklıdır ve en sık mekanik nedenler baskındır. Diğer bozukluklar sıklıkla omurganın normal yapısında bulunan disk veya faset eklemlerle ilgilidir.

    Bel fıtığı, beldeki omur kemikleri arasında bulunan ve adeta bir amortisör gibi görev gören bu disklerin fıtıklaşması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Omurlar arasındaki disk, özel bir bağ dokusu organıdır ve omurganın dayanıklılığına, hareketliliğine ve zorlamalara karşı dirençli olmasına, omurgaya uygulanan şok şeklindeki darbelerin emilmesine ve kuvvetin çevre dokulara dengeli bir şekilde dağılmasına hizmet etmektedir.. Disklerin iç kısmında nükleus pulpozus olarak adlandırılan jöle kıvamında yumuşak bir bölüm, bunun dışında anulus fibrozus denen daha sert bir fibröz tabaka, omur kemiklerine bakan yüzlerdeyse her iki tarafta son-plak olarak adlandırılan kıkırdak yapılar bulunmaktadır. Dıştaki tabakanın anatomik bütünlüğünün bozularak içerideki yumuşak kısmın dışarıya doğru taşmasına fıtıklaşma denilmektedir. Bel fıtıkları bulging(taşma), protrüzyon, ektrüzyon ve sekestrasyon olmakla beraber üzere 4 evrede değerlendirilir.Bel fıtığı Fıtıklaşan yani dışarıya doğru taşan disk, taşma derecesine göre omurilik kanalı (spinal kanal) içinden veya kendisinin arka-yan tarafından geçmekte olan sinirleri sıkışmakta böylece bel ağrısı ile ilgili sinir boyunca bacakta ağrı, duyu kaybı, kuvvet kaybı gibi bulgularda eşlik edebilmektedir. Bunun yanında fıtıklaşmış diskten ortama salınan bazı kimyasal maddeler de sinir köklerini etkileyerek ağrıya neden olmaktadır. Vücut yaşlandıkça omurgalar arasındaki diskler esnekliğini ve şok emici özelliklerini kaybeder ve dejeneratif disk hastalığı dediğimiz yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır.Bel fıtığı riski altında olanlar halter gibi yüksek riskli sporlarla uğraşanlar,zayıf bel ve karın kasları olanlar,aşırı kilolu olan kimseler,ağır kaldırma ve yanlış eğilme hareketlerini yapanlar,hamileliğin son aylarında olanlardır,uzun süre araç kullanmak zorunda olan kimseler,duruş bozukluğu olan kimselerdir.

    Bel fıtığı tanısı yapıldıktan sonra, çekilen MRI ile fıtığın dereceside ameliyat kararında etkilidir ancak her fıtık ameliyat gerektirmeyebilir. Tumor, abse gibi bazı durumlarda cerrahi müdahale gereklidir.

  • Bel fıtıkları

    Bel fıtığı toplumumuzda oldukça sık rastlanan ve oldukça ızdırap verici ve sonuçları ağır olabilen bir rahatsızlıktır.
    · Bel fıtığı adı verilen durum sırt omurları arasında bulunan ve amacı vucuda binen yükün absorbe edilmesi ve omurgaya esneklik kazandırmayı sağlayan yastıkçıklar yani disklerin zaman içersinde bozulmasına bağlı olarak omuriliğin geçtiği kanal içine veya dışına doğru bombeleşmesi veya yırtılması sonucu oluşan klinik durumdur.
    · Oluşum nedenleri genellikle çok etkenlidir. Yani travmalar, düzensiz duruş pozisyonları, uygunsuz yapılan hareketler, yaşa bağlı ve bunun gibi bir çok faktör sayılabilmektedir.
    · Genellikle 30-50 yaşları arasında daha fazla görülmekte fakat 20 yaşlarında ve 50 yaşin üzerinde de görülebilmektedir.
    · Fıtık oluştuğunda kliniğini ağrıyla belli eder. Bu ağrı kalçalara, uyluklara , bacaklara yayılan ağrılardır.Ağrı başlamadan önce kalçada,uyluklarda uyuşukluklar karıncalanmalar oluşabilmektedir.Fıtığın ön belirtisi denebilecek ilk bulgu idrar yapma şekli ve alışkanlığında değişiklik olabilmektedir.Ağrı genellikle ızdırap verici bir durumdur.
    · Bel ağrısın olması her zaman bel fıtığı lehine düşünülmemelidir. Çünkü bel ağrılarının ancak %1’inde bel fıtığı tespit edildiği de unutulmamalıdır.
    · Bel fıtığı sonucu ortaya çikan ağrıların en önemli özelligi kalçalara bacaklara yayılmasıdır.Bu ağrılar kişinin sosyal yaşamını etkileyen, psikolojik olarak sinirli hassas yapı kazanmasına neden olabilir.Ve bu olaylar hastanın kilo almasına ve tablonun daha da ağırlaşmasına neden olabilmektedir.
    · Bel fıtığı kanal içine doğru uzandığında omuriliği baskı altına almaktadır.Ve bu baskı kendisini ağrı olarak göstermekte bu baskı zaman içersinde sinirde meydana getirdiği hasara bağlı olarak etkilediği sinirin kaslarında ve uyardığı bölgelerde kuvvet azalması ve fonksiyon kaybı meydana getirmektedir.
    · Bel fıtıkları genelde bel bölgesindeki L4. Ve L5 omurlar arasında veya L5-S1 omurlar arasında meydana gelmektedir.Fakat diğer bölgelerde de fıtıklar oluşabilmekte hatta birden fazla bölgede de fıtıklar oluşabilmektedir.Ve çiktigi bölgede yaptığı hasar boyutunda bulgular vermektedirler.
    · Bel ağrılarının bir çok nedeni olabilir.Bel bölgesinde sadece disk dediğimiz yastıkçıklar bulunmamaktadır.Kaslar, kemikler, bağlar gibi o bölgeyi kuşatan yapılar vardır ve bel ağrılarının önemli bir kısmı mekanik bel ağrısı denilen ağrılar olduğu unutulmamalıdır.
    · Fakat bel ağrısı ortaya çiktiginda toplumumuzda en önemli endişe bel fıtığı olma korkusu ve bunun görüntüsel yöntemler ve MR gibi pahalı yöntemlerle teyit ettirme isteği ve arzusunda olunmasıdır. Bel ağrılarının %1 kısmı gibi oranının bel fıtığı olduğu düşünüldüğünde bel fıtığı olma oranının düşük olduğu görülebilir. Ayrıca bel fıtığının tayininde muayene çok önemlidir ve fıtığı ayırt etmede en önemli tanı aracıdır.
    · Bel ağrısı ortaya çiktiginda bacaklara yayılan ağrıların ,uyuşma ve karıncalanmaların olmadığı durumlarda ve kuvvet kaybının olmadığı durumlarda bel fıtığından şüphelenilmemelidir.
    · Ayrıca bel fıtığı bombeleşen fıtığın omuriliğe yaptığı baskı sonucunda bulgu vermektedir.
    · Bel fıtıklarının tanısında muayene en önemli tanı aracıdır. Muayene sonucunda edinilen bulguların gerekliliğinde fıtığın büyüklüğünü etkilerini tespit etmek amacıyla Komputerize tomografi, MR, İlaçlı bel filmi gibi görüntüsel yöntemler kullanılmaktadır.
    · İlaçlı bel filmi belden yapılan omuriliğin olduğu kanal içine ilaç verilme sonucunda baskı altında olan siniri tespit etmek amacıyla yapılan bir girişimsel yöntemdir. MR ın gelmesi bu yöntemin kullanılabilirliğini azaltsada bazen gerekliliği mevcuttur.Bunun gerekli olup olmadığına hekim karar verir.
    · Yapılan muayenede ve muayene sonuçlarını desteklemek için çekilen veya yapılan yöntemler sonucunda omuriliğe bası yapan bir fıtık tespit edilmişse uygulanacak tedavi kişiye ,elde edilen muayene bulgularına,fıtığın büyüklüğüne,fıtığın kanal içindeki durumuna bağlı olarak değişmektedir.
    · Ağrı yakınması olan fakat sosyal hayatını etkilemeyen, fıtığın lokalizasyonu ve yeri uygun olan ve kuvvet kaybı gelişmemiş hastalarda ilaç tedavisi ve Fizik tedavi uygulanması söz konusu olabilmektedir. Fakat şunun unutulmamsı gerekmektedir. Zaman içersinde fıtığın ilerlemesine bağlı olarak ani olarak kliniğin birden kötüleşmesi ve ayakta ve bacakta kuvvet ve duyu kayıplarının ortaya çikmasi muhtemeldir ve bu durum acilen operasyonu gerektiren ve tıpta caudo-equina sendromu denilen bir tablonun ortaya çikmasina neden olabilir.
    · Sosyal hayatı etkilenmiş, duyu,kuvvet ve refleks kaybı olan hastalarda cerrahi kaçınılmaz bir tedavi yöntemidir.Çünkü hiçbir medikal tedavi ve yöntem bu fıtığın geri alınmasına neden olmaz.
    · Bel ağrısı olan hastaların maalesef ülkemizde başvurduğu yöntemlerden birisi tıbbi bakımdan eğil olmayan kişiler tarafından bel çektirme işlemi yaptırmalarıdır. Bu çabanin altında genelde çare arama duygusu yatmaktadır. Çare arama duygusu yeteri kadar bilgilendirilmemiş bir toplumun ürünüdür.
    · Maalesef bel çektirme olayları karşisında istenmeyen ve daha karmaşik olaylar ortaya çikabilmektedir. Çare aranırken doktorunuzun bilgi dahilinde ve önerileri doğrultusunda hareket edilmesi önemlidir.Cerrahi işlem gerçekten korkutucu bir durumdur.Ama bundan kaçmak için alternatif tedavi metotlarının kullanılması sonuçları ağır olan ve sonuçta cerrahi işlemi zorlaştıran ve cerrahi işlem sonucunda faydalanma oranını azaltabilecek bir durum olduğuda unutulmamalıdır.
    · Fizik tedavi programlarının amacı bel ve karın kaslarının güçlendirimesi ve gergin olan sinirlerin esneklik kaabiliyetinin artırılmasıdır. Fakat yerinde ve zamanında yapılması gerekli olduğu unutulmamalıdır. Çünkü amacı kesinlikle oluşan fıtığın geri çekilmesinin sağlanmadığı bilinmelidir.Az derece fıtığı olan hastaların en önemli sorunu rahatsız edici ağrıların çesitli pozisyonlarla ve hareketlerle ortaya çikmasi ve ilerde gerçekten daha büyük fıtığa sahip olma ihtimallerinin sonuçta cerrahi tedaviye aday guruba girmeleridir.
    · İşte bu gurupta olan hastaların ağrılarının hafifletilmesi ve fıtığın ilerlemesinin durdurulması amacıyla Fizik tedavi programları uygulanabilir.Fizik tedavi programları aynı zamanda ameliyattan önce kuvvet kaybı mevcut olan hastaların ameliyat sonrasında tekrar eski güçlerine gelmesi amacıyla kullanılmaktadır.
    · Bel fıtığı tespit edildiğinde uygulanan çesitli yöntemler mevcuttur. Bunlar Laser ile diskin yok edilmesi, endoskopik yöntelerle diskin çikarilmasi ve açık ameliyattır.Sayılan ilk iki gurup hastanın gerek işlem sonrasında aktif hayata dönmesi gerekse işlem sonrası ortaya çikabilecek yara enfeksiyonu komplikasyonların azaltılması bakımından avantajlı yöntemler olmasına rağmen önemli bir sorun bu işlemlerden sonra tekrarlayan fıtık olaylarının daha sık olarak görülebilmesi ve bu gurup işlem uygulanabilecek hastaların seçilmiş hastalar olmalarıdır.Yani tüm bel fıtığı hastalarına bu yöntemler uygulananamamaktadır, Hastanın yaşi, klinik, kilo, omurganın mevcut durumu,fıtığın yerleşim bölgelerinin bu fıtık için uygun olabilmesi gereklidir.
    · Açık cerrahi işlem ise fıtığın direkt olarak görülebilmesini ve tama yakın boşaltılmasını sağladığı için tekrarlama oranlarının az olması ile üstün bir yöntemdir. Keza bel fıtığı hastalarının en büyük korkusu yine aynı ağrıları çekme korkusudur ve bu durum psikolojilerini bozan bir durumdur.Cerrahi işlem sonrasında günümüzde hastalar 1.gün mobilize edilmektedir.
    · Halk arasında cerrahi işleme yönelik bazı ön yargıların olduğu bir gerçektir. Bunlar kesin çözüm mü? Felç olma riski varmı? Ve ya fıtığım tekrarlarsa.gibi. Gelişen beyin ve sinir cerrahi arkasına aldığı teknolojik gelişmeler sayesinde ameliyatlarında ortaya çikabilecek sorunları en aza indirmeyi başarmıştır. Bel bölgesinde 5 tane fıtık bölgesinin olduğu düşünüldüğünde fıtık ameliyatı yapılmamış diğer disk bölgelerinde fıtığın çikma olasılığı herzaman mevcuttur. Yapılacak olan ameliyatın sadece mevcut fıtık bölgesine yapıldığı ve diğer fıtıkları engellemediği bilinmelidir. Bütün ameliyatlarda sonra komplikasyonlar olma ihtimali olduğu gibi bel fıtığı ameliyatlarından sonra da komplikasyonları çikma olasılığı olabilmektedir.Bunlardan birisi olan felç olma durumu teorik anlamda olabileceği düşünülebilen bir kavram olabilmesine karşin pratik anlamda oldukça nadir oalbilen bir komplikasyondur. Fakat nadir olması olmayacağı anlamına gelmemektedir.Bel fıtığı ameliyatlarından alınan faydanın durumu kişinin kliniği ile uyumlu bir durumdur. Kuvvet kayıpları şiddetli olmayan hastalarda ameliyattan faydalanma oranları oldukça yüksektir.Fakat uzun bir süre kuvvet kaybı olduğu halde ameliyat olmaktan kaçan hastalarda ortaya çikmis tama yakın kuvvet kayıplarının kabul edilmesi gerekli bir şeydir ki düzelmesi zordur. Bu kuvvet kaybı ameliyatın başarısızlığını değil hastanın gerekli zamanda gerekli işlemi yaptırmadığının sonucudur.
    · Toplumuzda yapılan hatalardan biriside yapılan işlemlerin başarı oranlarının değil başarısızlıklarının ortaya atılması fakat bunlardan bahsederken hastanın yapısı kliniğinin dikkate alınmamasıdır.
    · Tıbbın amacının insanların yaşam kalitesini artırmak ve yaşamı kurtarmak için bilimi kullanmak olduğu unutulmamalıdır. Doktorlar bu bilgiyi sunan ve kullanan insanlardır.
    · Cerrahi işlem sonrasında kalçada ve bacaklarda uyuşukluk ve karıncalanma kalabilmektedir.Bu gibi şikayetler genelde ameliyattan 6-12 ay sonra genelde kaybolmaktadır.
    · Cerrahi işlemden birkaç ay sonra bazen ağrılarda tekrarlama olmaktadır. Bu tekrarlama fıtığın tekrarlamasından daha çok ameliyat sahasının iğleşmesi sırasında oluşan yapışıklıklardan kaynaklanmaktadır.Bu yapışıklıklar Fizik tedavi programları vasıtasıyla açılmaya çalisilmaktadir.Amaç o bölgedeki yapışıklılıkların esneklik yeteneğini artırılmasıdır. Ancak yapılan tüm çabalara rağmen şikayetler azalmıyorsa 2. Bir operasyon gerekebilmektedir.Ancak son zamanlarda ameliyat sırasında kullanılan bazı maddelerin bu yapışıklıkların oluşumunu azalttığı tespit edilmiş olup kullanılmaya başlanmıştır.
    · Fıtık ameliyatından sonra daha önce ameliyat yapılmış sahada tekrar çok çok nadir olsada fıtık tekrarlayabilir.Bunun nedeni daha önce yeteri kadar boşaltılamamış bir fıtık olabilir.
    · Unutulmaması gereken bir durum bel fıtığı olgularının ameliyat sonrasında büyük oranda rahatlatıldığıdır.
    · Belfıtığı ameliyatı olmuş hastalar kendilerini korumak zorundadırlar. Ve Çesitli egzersizlerle karın ve bel kaslarını güçlendirmek, kilo almamak zorundadırlar.
    · Bel fıtığı ameliyat düzeyinde olmayan fakat ağrı çeken hastalarda kilo mevcutsa boyuna uygun kiloya inmeleri şikayetlerinde %50 ye yakın rahatlama sağlayabileceğide unutulmamalıdır.

  • Ozon ile bel-boyun fıtığı tedavisi

    Bel Fıtığı Tedavisi ve Ozon

    Ozon molekül ağırlığı 48 kDa olan O3 ile sembolize edilen allotropik bir oksijen formudur. 1840 yılında Alman Kimyacı Christian Friedrich Schönbein tarafından keşfedildi ve sonrasında yüzlerce bilimadamı ozonla ilgili sayısız çalışmalar yaptılar. Ozonun hemen her alanda faydalı etkilerinin olduğu bu çalışmalarla ispatlanmıştır. Günümüzde de ozonla ilgili çok sayıda daha ileri düzeyde bilimsel tıbbi çalışmalar yürütülmektedir.

    Bel fıtığı hastanın günlük aktivitelerini sınırlandıran belinde ve bacaklarında ağrı, uyuşma, his kaybına yol açan klinik bir hastalıktır. Omurga kemikleri arasında disk diye tabir edilen yastıkçık şeklinde anatomik yapılar mevcuttur. Bu yapıların dış katmanlarına anülüs fibrozus denir ve sert fibröz bir halka şeklindedir. Orta-iç kısmına ise nukleus pulpozus denir, yumuşak-jelsi kıvamda bir maddeden oluşmuştur. Bu yapı fıtıklaştığı zaman omurilikten çıkan bele ve bacağa dal veren sinir köküne bası yaparlar. Bu sayede belde-kalçada şiddetli ağrı, bacakta şiddetli ağrı, kasılma ve uyuşma şikayetleri gözlenir.

    Tedavi olarak; ilaç tedavisi, fizik tedavi, minimal invazif yöntemler (intradiskal ozon enjeksiyonu, epidural steroid enjeksiyonu, faset eklem enjeksiyonu, medial dal bloğu) ve ameliyat planlanabilir. Özellikle ilaç tedavisine ve fizik tedaviye yanıt vermeyen olgular başta olmak üzere bel fıtığı olgularına intradiskal ozon enjeksiyonu yapılabilir.

    İntradiskal ozon enjeksiyonu diğer bir ismiyle ozon nükleolizis tüm bel ve boyun fıtıklarında, dejenere disk hastalığında uygulanan bir yöntemdir. Ameliyathane ortamında tamamen steril şartlarda, görüntüleme cihazları eşliğinde uygulanır. Klinik olarak bel ya da boyun fıtığı tanısı konulan ve çekilen MRI görüntülerinde bel-boyun fıtığı tespit edilmiş hastalara uygulanır. Hastalara narkoz verilmez. Lokal anestezi altında görüntü eşliğinde fıtığın olduğu diskin içine girilir ve buraya ozon enjeksiyonu yapılır. İşlem yaklaşık olarak 10-20 dk sürer. İşlem sonrası hasta servise gönderilerek yatağına alınır ve 2 saat süreyle sırt üstü uzanması istenir. Genel durum değerlendirmesi yapılır ve aynı gün taburcu edilir. Hastanın klinik olarak ağrıları azlır veya kaybolur.

    Fıtık içine yapılan ozon enjeksiyonu ile fıtıkta küçülme süreci başlar ve radyolojik olarak altı-sekiz aya kadar sürer. Fıtık küçüldükçe sinir üzerine olan bası ortadan kalkar ve hastada mevcut olan ağrı, uyuşma, hareket kısıtlılığı gibi şikayetler azalarak geçer. Hasta, ağrılarından kurtularak işine ve günlük aktivitelerine sağlıklı bir şekilde geri döner. Bu sayede ameliyata gerek kalmadan fıtık küçültülmüş, yok edilmiş olur. İşlem bir kez yapılır ancak nadir de olsa ikinci enjeksiyona ihtiyaç duyulabilir. İki hafta, iki ay ve de altı aylık kontroller yapılır. Altıncı ayda kontrol MRI çekilir. Yeni çekilen MRI ile eski MRI daki fıtık görüntüsü karşılaştırılır ve fıtıktaki küçülme radyolojik olarak gösterilir. Yöntemin %80-85 dolayında başarı şansı vardır.

    Komplikasyonları hemen hemen yok denecek kadar güvenli bir uygulamadır. Bazı hastalar işlemden sonra geçici ağrı, ağırlık ve yanma hissi duymaktadırlar.
    Cerrahi seçenek ise ancak hiçbir tedaviye yanıt vermeyen ağrısı olan, kol yada bacaklarında incelmelere neden olan yada refleks kayıplarına neden olan durumlarda devreye sokulabilecek en son seçenektir. Artık açık cerrahi ameliyatlarının bel ve boyun fıtığının tedavisindeki yeri çok sınırlıdır. Felç olursunuz korkutmacası doğru değildir.

    Bu neştersiz çözümlerin ehil ellerde hiçbir yan etkisinin olmaması, kısa sürede gerçekleştirilmesi, narkoz gerektirmemesi ve de işlemden sonra 2-3 saat içinde hastaların evlerine gidebilmeleri bu yöntemlerin cazibesinin artmasına, aşırı bir taleple karşı karşıya kalmamıza neden olmaktadır.

    Sağlıklı günler dileğiyle…

    Uzm. Dr. Kürşat Gül

  • Bel ve boyun fıtıklarında enjeksiyon tedavisi

    Bel ve boyun fıtıklarında enjeksiyon tedavisi

    Enjeksiyon Tedavisi

    Ameliyatsız bel ve boyun fıtığı tedavileri bağlamında enjeksiyon tedavisi denilen şey epidural kortizon uygulamasından başka bir şey değildir. Türkiye’de çok yeni bir yöntem gibi anlatılmasını hayretle karşılıyorum. Oysa bizim gerek bel gerekse boyun fıtıklarında ilaç tedavilerine yanıt vermeyen ve ağrının ön planda olduğu vakalarda uyguladığımız basit bir girişimsel tedavi metodudur. Kayıtlarımızda 3000 civarında uygulama mevcuttur. Hemen her anestezi hekiminin uygulayabileceği bu yöntemde sadece boyun bölgesi daha ileri bir eğitimi gerektirmektedir. Türkiye’de onlarca yıldır uygulanan bir yöntemdir. Özellikle Algoloji (ağrı bilimi) ile uğraşan anestezi hekimlerinin günlük rutinleri arasındadır.

    Bel ve boyun fıtığı nedir?

    Omurlarımız arasında yer alan bizim disk dediğimiz yastıkçıklarımız vardır. Bunlar ağırlık kaldırma, hareket etme, eğilip doğrulma, atlayıp zıplama gibi hareketlerde vucudun ağırlığını emen amortisör görevi gören oluşumlardır. Herhangi bir nedenden dolayı, örneğin bu bir tarfik kazası, düşme , çarpma gibi travmatik olayların bir sonucu olarak karşımıza çıkabileceği gibi stres yada kronik kabızlık gibi daha basit travmasız olayların sonucunda bu yastıkçıklar elastikiyetini kaybetmekte ve fıtık dediğimiz süreç başlamaktadır.

    Bel yada Boyun fıtığının belirtileri nedir?

    Boyun yada bel tutulmalarının sık olarak tekrarlaması bir şeylerin yolunda gitmemeğe başladığının ön işaretleridir. Yani bel yada boyun tutulmalarımız sık tekrar ediyorsa dikkat etmek gerekir bunlar öncü belirtilerdir. Daha sonra ağrılarımız ortaya çıkmaya başlar ve zaman içersinde ağrı kesicilere dahi yanıt vermemeğe başlar. Hatta o hale gelir ki ağrıdan uykularımız bile kaçar. Neden? Fıtık artık daha belirgin olmuş ve sinir dokusunda enflamasyon dediğimiz hadise oluşmağa başlamıştır. Omurlarımız arasındaki disklerin içersinde jöle kıvamında nükleus vardır işte o diskin dışına taşarak sinirlere bası yapmağa başlamıştır. Baloncuk şeklinde olabilir. Bası altındaki sinirlerin mikrosirkülasyonu engellenir ve sinir şişerek ağrı şeklinde belirti vermeğe başlar. Aynı zamanda disklerimizden ağrıya neden olan maddeler de salınmağa başlar. Birlikte uyuşma ve karıncalanmalar ortaya çıkar, daha sonra her hareket ızdırap verici bir hal alır. Buyun fıtıkları başa, enseye, omuzlara, kürek kemiklerine kollara ve koltuk altlarına ve parmaklara vuran ağrı ve uyuşma, karıncalanmalara neden olurken, bel fıtıkları bele, kalçalara, baldırlara ve ayak parmaklarına vuran ağrı ve uyuşmalara, karıncalanmalara neden olmaktadır. Kuvvet kayıpları, kol yada bacaklardaki incelmeler ilerlemiş fıtıkların belirtileridir. İdrar ve büyük abdesti tutamama ve denge, yürüyüş bozuklukları çok ciddi işaretler olup acil cerrahiyi gerektirir.

    Fıtıklara nasıl tanı konur?

    MR ile. Evet bu kadar basit. Bel yada boyun fıtığının en önemli tanı aracı MR dır. Burada şuna dikkat etmeliyiz. MR da gördüğümüz her fıtık müdahale gerektirmez, diğer bir değişle MR filminde fıtık çıktı diye filme bakılarak tedavi planlaması yapmak son derece yanlıştır. Hastanın şikayetleri ve muayenesi önem taşır. Yoksa siz filmleri ameliyat etmiş olursunuz ama hastalar ağrı ve şikayetlerinden kurtulamaz. Yani çok dikkatli bir muayene tedaviye yol gösterir.

    Bel ve Boyun Fıtıklarında Enjeksiyon tedavisi

    Bel ve boyun fıtıklarında eğer ağrı kesici ve kas gevşeticiler ya da FTR tedavilerine yanıt alınamıyorsa bir algoloji uzmanına müracaat etmenizde fayda vardır.

    İşte Enjeksiyon tedavileri (Epidural steroid yada kortizon) MR görüntülerinde bulging yada protruzyon dediğimiz Fıtıklarda tercih ettiğimiz bir yöntemdir. Yukarıda izah ettiğimiz sinir şişmelerini ortadan kaldırır ve disklerden ağrıya neden olan maddelerin salınımına engel olur. %50-80 arası etkinliği vardır. Tedavi edici bir yöntemdir. Hastalar ağrılarından ve de kol yada ayaklarındaki uyuşmalardan kurtulur. Günlük normal yaşamlarına geri dönerler. Bu enjeksiyondan yaklaşık 3-4 gün sonra yararını görmeye başlarlar. Yılda 3 kez uygulanabilir. Ameliyathane koşullarında ve deneyimli hekimlerin uygulaması gereken bir girişimdir. Skopi kullanarak hedef fıtığın siniri civarına verilme yöntemleri ( transforaminal steroid enjeksiyonları) çok popüler uygulamalardır. Kortizon burada tamamen kapalı bir alana verildiğinden çok az bir kısmı sistemik dolaşıma katılarak vucuda dağılır. Yani kortizon tedavilerinin yan etkileri bu yöntemde pek görülmez. Mide sorunları yaşayan, yüksek tansiyonu olan yada şeker hastası olan hastalar daha dikkatle izlenmelidir. Bu tedavi kan sulandırıcı ilaç alan hastalara uygulanmaz. Kan sulandırıcılar örneğin aspirin bu uygulamadan 1 hafta önce kesilmelidir. Hekimler bu uygulama öncesi bazı tahlilleri yaptırırlar.

    Konuya ilişkin ameliyatsız bel yada boyun fıtığı tedavilerinin diğer uygulamalarından ileride bahsedeceğiz.

    Sağlıcakla kalın.