Etiket: Fayda

  • Romatoid artrit: hastalığınız için siz neler yapabilirsiniz?

    Romatoid artrit: hastalığınız için siz neler yapabilirsiniz?

    Romatoid artrit bulguları artıp azalan, dalgalanmalar gösteren bir seyir izler. Bazı zaman stres, soğuk algınlığı, aşırı yorulma gibi alevlenmeyi tetikleyici nedenler tespit edilebilse de çok zaman hastalığı yeniden alevlendiren neden bulunamaz. Bu durumun tahmin edilemez olması çok zaman gündelik hayatı planlamada zorluklar yaratabilir. Aileniz ve arkadaşlarınızın her gününüzün aynı olmadığı, ağrılar nedeniyle kendinizi kötü hissedebileceğiniz günler olabileceği konusunda bilgilendirmenizde fayda olabilir.

    Romatoid Artritin ağrılarla giden kronik bir hastalık olması nedeniyle bu hastalığı olan kişilerde depresyon gelişme olasılığı genel topluma göre biraz daha fazladır. Kendinizi psikolojik olarak kötü, moralinizi düşük hissettiğinizde bunu doktorunuzla paylaşmanızın faydası olabilir.

    Ara alevlenmeler için almakta olduğunuz rutin tedaviye ek olarak yine doktorunuzun önerdiği ağrı kesici ilaçları kullanabilir, şiddetli eklem yakınması olan bölgeye doktorunuzun önerdiği şekilde soğuk uygulayabilirsiniz. Eğer bu alevlenmeler sık tekrarlıyor veya sürekli ağrıdan şikayetçi iseniz sizi takip eden doktorunuzu bu konuda bilgilendirmeniz gerekir. Bu şekilde tedavi yeniden düzenlenir.

    Egzersiz

    Dinlenme ve egzersiz dengesini korumak bu hastalık için önemlidir. Dinlenmekle ağrılar rahatlıyor gibi hissetseniz de hareket edilmediğinde eklemlerde katılık ve kaslarda güçsüzleşme başlar. Eklemi fazla hareket ettirmeden yapılabilecek “izometrik egzersizler” bu durumda size katkı sağlayabilir. Bu tür egzersizler durağan pozisyonda yapılır ve bu yolla eklem açısı ve kas uzunluğu fazla değişmez. Birçok Yoga pozisyonu izometrik egzersiz için uygundur. Bir fizyoterapist önerisiyle bu egzersizler denenebilir ve beraber size uygun olanlar belirlenebilir.

    Egzersiz yapmak eklem ve kas sağlığı dışında kalp-damar sağlığı ve genel sağlık için de faydalıdır. Eğer yaptığınız bir egzersiz hareketi eklemlerde ağrı, şişlik, sıcaklık artışına neden oluyorsa o hareketin bırakılıp dinlenilmesi uygun olacaktır, eklemi o hareketle zorlamak ağrı artışına neden olabilir.

    Romatoid Artritte önerilen bazı egzersizler şunlardır:

    Yüzme

    Yürüyüş

    Su jimnastiği

    Bisiklet (Dizlerde şikayete neden olmuyorsa)

    Yoga ve Tai-Chi

    Rakiple fiziksel temasın olduğu mücadele sporları (Futbol, basketbol vb.) ve yüksek tempolu yoğun egzersizler (Tenis, Step vb.) RA’de önerilmez.

    Yüzme, RA’de özellikle faydalı olabilecek bir egzersiz türüdür. Su ağırlığınızın bir kısmını taşıdığı için suda yapılan egzersizler ve yüzmede eklemler üzerine daha az yük biner.

    Bir spor salonuna gidecekseniz programınızın profesyonel bir eğitimci tarafında düzenlenmesi ve durumunuzun bu eğitmene net olarak açıklanması önemlidir.

    Spor esnasında ve gündelik yaşamda giyilecek ayakkabı seçimi de önemlidir. Tabanlara yansıyacak darbe ve şoku emecek iyi ayakkabıların seçilmesi şarttır.

    Beslenme:

    Romatoid Artriti tamamen iyileştirecek özel bir diyet olmasa da bazı diyetlerin bazı hastalarda faydalı olabildiğine dair bilgiler mevcuttur.

    Beslenmede doymuş yağların az tüketilmesi, başta omega-3 yağ asitleri olmak üzere doymamış yağların (örneğin yağlı balıklar) yüksek oranda tüketilmesi önerilir. Beslenme ile yeterli omega-3 alınamadığını düşünülürse, doktorunuz bu vitamini dışarıdan destek amaçlı tablet olarak da verebilir. C vitamin alımının da artırılması katkı sağlayabilir.

    Bazı çalışmalarda nedeni çok net olmasa da katı vejeteryan diyetin RA bulgularında azalmaya neden olduğu bildirilmiştir. Çok miktarda kırmızı et tüketenlerde yaşam boyu RA gelişme olasılığının hafifçe arttığı görülmüştür. Herhangi bir katı diyete başlamadan önce sizi takip eden doktorunuz ve diyetisyeniniz ile bu diyetlerin olası avantaj ve dezavantajlarını konuşmak, fikir almak açısından görüşmek faydalı olacaktır.

    Sağlıklı kiloyu korumak ve eklemlere daha çok yük bindirmemek için kilo almamak tavsiye edilir.

    Nadiren bazı RA hastaları bazı gıdaların kendi şikayetlerini artırdığını söylerler. Böyle bir durum nadirdir ve kişiden kişiye farklılık gösterir. Eğe bir gıdanın RA bulgularınızı artırdığını düşünüyorsanız bu gıdayı en az bir ay tüketmeyin. Sonrasında yeniden tüketmeye başladığınızda gerçekten bulgularda artış yapıyorsa bu gıdaya karşı bir duyarlılığınız var demektir ve bundan sonra bu gıdanın hiç tüketilmemesi gerekir.

    Tamamlayıcı Tıp:

    Pek çok kişi pek çok farklı tamamlayıcı tıp metodu ve ilacı kullanmasına rağmen bunların arasında bilimsel olarak kanıtlanmış sadece birkaç uygulama mevcuttur. Örneğin az sayıda çalışmada “Çuha çiçeği Yağı”nın (Evening Primrose Oil) etkili olabileceği bulunmuştur. Keza akupunktur’un da olumlu etkiler sağlayabileceği düşünülmektedir.

    Tamamlayıcı tıp metotları ve ilaçlarını kullanırken mevcut ilaçlarınızla etkileşim olasılığı olabileceğini göz önünde bulundurmakta ve sizi takip eden Romatoloji Uzmanın görüşünü almakta fayda vardır. Tamamlayıcı tıp metotlarını uygulayan kişilerin de ilgili konuda eğitim görmüş ve bu eğitimini belgeleyebilen tıp doktorları olması karşılaşabileceğiniz riskleri en aza indirecektir.

    Hamilelik:

    Romatoid artrit hastalığı olan bireylerin hamile kalmasında bir sakınca yoktur. Ancak hem anne hem de baba için hamilelik planı yapıldığında bu durumun sizi takip eden Romatoloji Uzmanına bildirilmesi gerekir. Çünkü RA’de kullanılan bazı ilaçlar hamile kalmayı zorlaştırabildiği gibi daha risklisi bazı ilaçlar bebekte sorunlara neden olabilir. Bu nedenle doktorunuzun önerisiyle bazı ilaçları hamilelik planından 3-6 ay önce kesmek gerekebilir.

    Çoğu kadının hamilelik sırasında hastalığı yatışır, ilaç ihtiyacı düşer. Ancak yine pek çok kadında hemen doğum sonrası RA alevlenmeleri olabileceği bilinmelidir.

    Doğum kontrol haplarının kullanılması RA’li kadınlarda diğer kadınlardan farklı ek bir riske neden olmaz

  • Çift Terapisine Bakış (Kısım II)

    Bu bölümde çiftler arasında yaşanan sorunların sebeplerini daha yakından inceleyerek tedavide karşımıza çıkan sorunlardan bahsetmek istiyorum. Boşanma oranındaki artışlar dünyanın her yerinde görülmektedir ve bu ülkeler arasında Türkiye’de yer almaktadır. Türkiye İstatistik Kurumunun 2013 yılındaki araştırmalarına göre boşanma oranın en yüksek görüldüğü ilk üç il sırasıyla; Antalya, İzmir ve Muğla olarak tespit edilmiştir.

    Boşanma artışındaki nedenler nelerdir ve bunlarla nasıl baş edilir?

    Yüksek beklentiler ilişkilerin yürümemesinde ve boşanmaya kadar sürüklenmesinde büyük rol oynar. Beklentilerimizin gerçekçi olup olmadığını gözden geçirmekte fayda var. Çoğu kişi evlenmeden önce eşi ile ilgili, evlendiklerindeki hayatları ile ilgili ve daha bir çok şeye dair hayal kurup kafalarında bir takım kabullenilmiş düşüncelerle adım atabiliyorlar. Bunun sonucunda evlendiklerinde bu beklentilerin dışına çıkan en ufak bir detay onları git gide rahatsız edebilecek hale geliyor ve en sonunda “Bu benim evlendiğim insan değil!” ya da “Ben böyle bir evlilik hayal etmemiştim.” diyebiliyorlar.

    Bunun en büyük sebeplerinden biri ilişkide tarafların değişime ve karşı tarafın eksiklerine karşı hoşgörü eksikliğinden kaynaklanıyor. Jacobsen ve Christensen’ın geliştirdiği Bütüncül Davranışsal Çift Terapisinin dayandığı en önemli temel ilke: kabullenme ve tolerans göstermeye dayanır.

    Özellikle genç çiftlerde görebileceğimiz ilişkiler çok çaba gerektirmemeli düşüncesi sıkıntılara sebep olabiliyor. Tam aksine ilişkiler çok çaba gerektirir. Âşık olmak, hoşlanmak kolaydır ama evlenmek, hayatı paylaşmak, ilişkiyi sürdürmek bambaşkadır.

    Algısal olarak hepimizin ön yargıları mevcuttur. Etrafımızda olan olayları, insanları ve ilişkilerimizi nasıl değerlendirdiğimize dair bilişsel şemalarımız vardır. Bunun yanı sıra aile şemaları vardır. Şemalar biraz olsun beklentilere benzeler fakat daha bilincimiz dışında gelişir ve zihnimiz tarafından olaylara uygulanırlar. Aile şemaları dediğimiz şey kendi aile içi ilişkilerimiz ve deneyimlerimize dayanır. Bu şemalar daha sonra ileriki ilişkilerimizde de aktifleşirler. Eğer sorunlu bir aile geçmişimiz varsa; örnegin kavga ortamında ve şiddetle geçen bir çocukluğunuz olduysa kendi ilişkinizde de bu tarz bir etkileşim içerisine girmeniz olasıdır. Olaylarla baş etme ve diğeri ile iletişim kurma şekliniz ancak kavga, gürültü ve şiddetle mümkündür çünkü bir diğeri ile iletişim kurma şekliniz ile ilgili bu şekilde bir öğrenilmişlik geliştirmiş olabilirsiniz ve kendinizi ifade etmenin başka yollarını bulamayabilirsiniz. Uyumsuz şemalar varsa bunlar üzerinde çalışılmalıdır.

    Gelen çiftlerin en önemli sıkıntılarından biri genelde bir birleri ile olan bozuk iletişimleri olduğunu gözlemliyorum. Kişi kendini doğru ve sağlıklı şekilde karşıya ifade edemediği durumlarda; karşı tarafta anlayış göstermede sınırlı kalıyor ve çoğu zaman bir çıkmaza doğru sürüklenebiliyorlar. Bizim terapide yaptığımız çiftlere nasıl doğru iletişim kurulur bunun örneklemelerini yapmaktır. Yıkıcı değil yapıcı iletişim kurmayı öğretmektir.

    Sıklıkla karşılaştığımız bir diğer sorun eşlerden birinin daha fazla yakınlık istediği gerçeğidir. Burada kişisel farklılıklara karşı hoşgörü ve anlayış göstermek gerekiyor. Bir kişinin duygulanım tarzı diğerinkinden farklı olabilir. Biri daha sakinken diğeri daha tutkulu olabilir. Çiftler bu farklılıkları göz önünde bulundurarak beklentilerini gerçekçi tutmak zorundalar.

    İlişkilerde bedel-fayda oranından bahsetmek mümkündür. Bedelin düşük olduğu ve faydanın çok yüksek olduğu durumlarda ilişkiyi yürütürüz. Bu faydanın bedeli, faydanın kendisini aştığında bir dengesizlik olamaya başlar ve sıkıntı çıkar. Özünde ilişkilerin dayandığı önemli şeylerden biri ihtiyaçların karşılanmasıdır. Eğer ihtiyaçlarımız karşılanıyorsa bu bizi tatmin eder. Hangi davranışların çiftler arasında tatmin arttıracağını bularak bu sıkıntılara müdahale edebiliriz.

    Pozitif davranışları arttırırsak negatif davranışları azaltmaya gerek kalmayacaktır. Sadece pozitif davranışlara odaklanırsak zaten negatif davranışlara odaklanmamız gerekmez. Pozitif şeylere odaklanmak karşılığında da pozitif şeyler getirir.

    Çift terapilerinde önemli unsurlardan biri de çiftlerden birinin kişilik sorunu ve ya kişilik bozukluğu olup olmadığıdır. İkinci önemli unsurlardan biri de kişinin bağlanma şeklidir. Bu ikisinin de çiftin ilişkilerinde bir röl oynadığı şüphesiz ve bireysel düzlemde incelenmesi gereken bir durumdur. Bununla ilgili yazının devamı bir sonraki bölümde…

    Anahtar kelimeler: boşanma, çözüm odaklı düşünme, bilişsel terapi, tedavi, terapi, olumlu düşünme, farkındalık, psikoloji, ruh, beden, zihin, mutsuzluk, depresyon, kaygı, semptom, kişilik, karakter, evlilik, aldatma