Etiket: Etmek

  • Obesesif Kompulsif Bozukluk

    Obesesif Kompulsif Bozukluk

    • “Bu düşünceler bana ait olamaz.”

    • “Çıkmadan önce ışıkları 3 kez açıp kapamazsam ailemin başına kötü şeyler gelir.”

    • “Dışarıda tuvalete girersem cinsel yolla bulaşan hastalık kapar mıyım?”

    • “Evdeki tüm bıçakları saklamazsam çocuklarıma zarar verebilirim.”

    • “Ya toplantının ortasında küfür edersem?”

    Bazı kişiler bir türlü emin olamazlar. Bir işi yapıp yapmadıklarından, yaptılarsa doğru yapıp yapmadıklarından, kapıyı kontrol edip etmediklerinden ya da ellerini yeterince yıkamazsa sevdiklerine ölümcül hastalık bulaştırıp bulaştırmayacağından… Bu tür sıkıntı veren, kaygı yaratan ve kişinin elinde olmadan, isteği dışında aklına gelip yerleşen düşüncelere “obsesyon” denir. Kişinin kendisine yabancı olan bu düşünce ve görüntüler halk arasında “takıntı” olarak da adlandırılır.

    Çoğu zaman ise kişi bu tür düşüncelerden kurtulmak ve kaygısını azaltmak için kendisine bir yol bulur. Bunlar kapı kilidini belli sayıda kontrol etmek, bir şeyi 3 er 5 er 9 ar… kez yapmak, belli sayıda dua etmek, belli sayıda tekrar etmek vs. gibi davranış ve düşünceler olabilir. Bunlar da “kompulsiyon” olarak adlandırılır.

    Obsesif kompulsif bozukluk (OKB) ise, obsesyon ve/veya kompulsiyonların bulunduğu tedavisi mümkün psikolojik bir rahatsızlıktır.

    Obsesif kompulsif bozukluk (OKB) genellikle ergenlik ve genç yetişkinlik döneminde başlasa da her yaş grubunda görülebilen bir hastalıktır.

    Her takıntılı düşünce ya da davranış obsesif kompulsif bozukluğa işaret etmez. Bazı şeylerden emin olmamak ve güvenlik önlemi olarak tekrar tekrar kontrol etmek herkesin zaman zaman yapabileceği şeylerdir. Ancak bu tür düşünce ve davranışlar günlük işlevleri etkileyecek, kısıtlayacak ve bozacak şekilde şiddetli ve yoğun hale gelmeye başladığında OKB’ nin işareti olabilir. Örneğin, evden çıkıp apartman kapısına gittiğinizde kapıyı kilitleyip kilitlemediğinizden emin olmayıp dönmek herkesin yapabileceği bir şeydir. Ancak bunu sürekli yapmak, tekrar tekrar kontrol etmek hatta bu tekrarlardan dolayı işe geç kalmak OKB olarak değerlendirilebilir.

    OKB NASIL TEDAVİ EDİLİR?

    İlaç Tedavisi: OKB tedavisinde etkili olan ilaçlar “serotonin gerialım inhibitörleri” adı verilen ilaç grubundaki ilaçlardır. Bu ilaçların OKB semptomlarını azaltmada etkili olduğu bilinmektedir.

    Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT): Gerekli eğitimi almış uzmanlar tarafından yürütülen psikoterapi yaklaşımıdır. Hem hastalığın tedavisinde hem de tekrarların önlenmesindeki başarısı birçok çalışma ile kanıtlanmıştır. Tedavide bazen tek başına bazen ilaçla birlikte kullanılabilmektedir.

    BDT, hem obsesyonları hem kompulsiyonları bir arada ele alan, danışan ve terapistin işbirliği içinde çalıştığı bir tedavi yöntemidir.

  • Bir Narsisistle Yaşamak

    Bir Narsisistle Yaşamak

    Her zaman ve her yerde kendisini merkez sanan biri ile yaşıyorsanız ya da yaşamak zorunda iseniz oldukça yorgunsunuz demektir.

    Narsisizm, temelde kişinin kendini değersiz görmesini ödünlemek için diğer bir ifade ile bu duygusu ile başa çıkabilmek için büyüklenmeci davranışlar içeren hem kişinin kendisini hem de çevresindekileri yoran önemli bir kişilik bozukluğudur. Narsisizm, epigenetik nedenleri olabildiği gibi daha çok kişinin çocukluk yıllarındaki olumsuz yaşantılarından kaynaklanmaktır.

    Narisisistler temelde kendilerini öyle değersiz görürler ki, bu değersizlikle başa çıkabilmek için kendilerini çevrelerine ve kendilerine en değerli kişiymiş gibi gösterme davranışlarını sergilerler. Narsisitleri üç grupta inceleyebiliriz.

    Bunların birincisi nobel ödüllü narsisistlerdir. Bu grupta yer alan narsisistler öyle başarılı olurlar ki çevrelerindeki kişiler hep başarılarından konuşurlar. Bu kişiler başarılarından konuşulması için özel zeminler hazırlarlar. Diplomaları, başarı ödülleri, gazete, dergi sayfaları adeta yörüngelerinde canlı yayın yaparlar. O kişinin olduğu atmosferde başarılarını görmemek imkansızdır. Bu kişilerin bulunduğu ortamlarda her nasılsa her zaman konu başarılarıdır. Her başarılı insan narsisist değildir. Normal başarılı insanla nobel ödüllü bir narsisti ayırt etmek kolaydır. Nobel ödüllü narsisist sizin başarısını övmeniz için adeta gözünüze bakar, ne yapar eder konuyu başarılarına getirir. Normal başarılı insanlar ise başarıları gündeme geldiğinde normal şekilde konuşurlar ve konu biter. Genellikle normal başarılı insanlar mütevazi olurlar ve hatta başarılarının konuşulmasından rahatsız ve mahcup olurlar.

    İkinci grubu sınır tanımayan narsisistler oluşturur. Bu kişiler kendi değersizlik çekirdeklerini korumak için hep çevrelerindeki kişilere saldırırlar, çevrelerini eleştirirler, küçümserler, çevreleriyle alay ederler… Özellikle böyle bir eşiniz var ve rahatsızlığından haberiniz yok ise bir süre sonra kendinizi bir işe yaramaz, değersiz ve aşağılık bir olarak görebilirsiniz. Oysa siz normalsinizdir muhtemelen eşinizin semptomları sizi bu hale getirmiştir.

    Üçüncü grup ise verici narsisistlerdir. Bu grupta yer alan narsisistler öyle iyi insanlardır ki, hiç kimseye hayır diyemezler. Herkesin yardımına koşarlar, hiç kimse ile kavga etmezler, her şeye herkese eyvallah demekten başka çareleri yoktur. Her iyi ilişkiler içinde olan insan da verici narsisist değildir. Çevresi ile iyi ilişkiler içinde olmak sağlıklılık belirtisidir. Bu gruptaki narsisistler de iyiliklerinin görülmesi ve konuşulması için aşırı caba gösterirler. Her seferinde ne kadar iyilik yaptıklarını ne kadar iyi olduklarını çevrelerine anlatırlar. Birisine iyilik yaptıklarında karşı taraftan teşekkür alamazlarsa çok bozulurlar ve bunu mutlaka hissettirirler.

    Narsisist kendisinin sevilmemesine, eleştirilmesine, başarılarının takdir edilmemesine ya da güzelliklerinin fark edilememesine dayanamaz. Böyle durumlarda sizinle ilişkisini önce kötüleştirir, istediklerini elde edemez ise bitirir.

    Eğer böyle biri ile yaşıyorsanız daha önce söylediğimiz gibi işiniz oldukça zor. Çünkü kişilik bozukluklarının maalesef tedavileri ya yoktur ya da çok zordur. Bazı kişilik bozukluklarının semptomları kırklı yaşlardan sonra biraz azalabilir.

    Bir narsisistle yaşıyorsanız önce hangi tür narsisist grubunda olduğunu bilmeniz gerekir. Narsisistlerin özellikleri hakkında detaylı bilgi edinmeniz yaşamınızı kolaylaştıracaktır. Bir narsisisti terapiye ikna etmek genellikle imkansızdır. Ancak siz nasıl davranacağınıza ilişkin profesyonel yardım alabilirsiniz.

    Psikolojik rahatsızlıkları kabul etmek genellikle zordur. Çünkü gözle görülen bir neden yoktur. Neden bunu yapıyor diye içimizde kabul etmek oldukça zordur. Oysa fizyolojik bir nedene dayanan rahatsızlıkları kabul etmek gözlenebildiği için daha kolaydır.

    Narsisizmin de bir psikolojik rahatsızlık olduğunu kabul edip, narsisist kişinin bunu size rahatsızlık vermek için yapmadığını bilmeniz sizi rahatlatacaktır. Kanser olan birisine neden kanser oldun diye kızamayacağımız gibi psikolojik rahatsızlığı olana da kızmak anlamlı değildir.

    Uzm. Psk. Erdal Usluer

  • MADDE BAĞIMLILIĞI DİKKAT EKSİKLİĞİ OLAN KİŞİLERDE DAHA SIK GÖRÜLÜYOR

    MADDE BAĞIMLILIĞI DİKKAT EKSİKLİĞİ OLAN KİŞİLERDE DAHA SIK GÖRÜLÜYOR

    • MADDE BAĞIMLILIĞI DİKKAT EKSİKLİĞİ OLAN KİŞİLERDE DAHA SIK GÖRÜLÜYOR

    Özellikle çocukluklarda görülen Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu(DEHB) yetişkinlerde de görülebiliyor. Çocuklukta görülen Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu tedavi edilmezse yetişkin dönemde madde bağımlılığına yol açabiliyor. Madde kullanan tüm bireylerin yaklaşık dörtte birinde de altta yatan sebep, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu olarak biliniyor.Bağımlılık Uzmanı Psikiyatrist Dr. Elif Mutlu, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun kişileri madde kullanımına nasıl yönelttiği hakkında bilgi verdi.

    • Madde Kullanımı ve Depresyon Görülüyor

    Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) çocuklara özgü bir rahatsızlık değildir. Yapılan çalışmalara göre; Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun %40’ı erişkinlikte de devam etmekte ve beraberinde sorunlara da yol açmaktadır. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nu tedavi etmekte önemli bir zorluk da eşlik eden diğer durumları belirlemektir. Çünkü erişkinlikte, özellikle tedavisiz kalanlarda; depresyon, anksiyete bozuklukları ve madde kullanımına sık rastlanıyor. Üstelik madde kullanımı işin içine girince tedavi daha karmaşık hale geliyor.

    • Çocukluk Çağındaki Hiperaktivite Önemsenmeli

    Çocukluk çağında Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB)’nu tedavi etmek, gelecekte madde kullanımı riskini azaltmaktadır. Tedavisiz kaldığında ise; dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsellik gibi özellikler erişkin dönemde çeşitli sorunlara yol açabilir.
    Tedavi edilmemiş kişilerde, içsel gerilimi azaltmak için yapılan davranışlar kendine zarar verici bir hal alabilmektedir. Kokainin DEHB tedavisinde kullanılan stimülan ilaçlara benzer bir yapısı vardır. Her ikisi de beynin kimyasında benzer bir değişiklik yaratır. Özellikle de “ödül merkezi” olarak bilinen “nucleus accumbens”’te… DEHB olan madde bağımlılarının kokaini tercih ettikleri gözlenmektedir. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu olan erişkinlerin madde kullanma riski, DEHB olmayanlara göre %300 daha fazla saptanmıştır. Ve madde kullanan tüm bireylerin yaklaşık dörtte birinde de altta yatan sebep; Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğudur.

    • Kokain Kullanımına Yöneliyorlar

    Madde kullanan kişilerin tercih ettikleri maddeler genellikle tesadüf değildir. Kişiler bazen başka şekilde üstesinden gelemediği içsel sıkıntılarıyla baş etmek için madde kullanılırlar ve kendi sıkıntılarına en iyi gelen maddeleri tercih ederler. Nitekim DEHB olan bireylerdeki kokain bağımlılığı sıklığı da buna işaret etmektedir. Bu bireylerde kokain; dikkati artırır, özgüveni yükseltir ve odaklanma becerisine iyi gelir. Başlangıçta performansı artırmak için kullanılan kokain, beyin kimyasına güçlü etkisi nedeniyle hızla bağımlılığa dönüşür. Kişi madde kullanmayı durduramaz hale gelir. Kullanılmayan zamanlarda yoksunluk belirtileri ve şiddetli madde isteği ortaya çıkar. Zamanın çoğu maddeyi temin etmekle ilgili düşünceler ve davranışlarla geçer. İş, aile, okul, arkadaş çevresi gibi tüm yaşam alanları etkilenir ve madde kullanmak yaşamın merkezi haline gelir. DEHB nedeniyle günlük yaşamda zorlanan zihin artık “bağımlı” bir zihin olur ve günlük yaşamı sürdürmek gitgide zorlaşır.

    • Erken Teşhis ve Tedavi Önemli

    Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu için kullanılan ilaçlar çocukluk ve ergenlik döneminde daha etkili olmaktadır. Erken tedavi ileride ortaya çıkacak madde bağımlılığını önleyebilir. Bağımlılık günümüzde tedavi edilebilir bir hastalıktır, ancak herkese uygun standart bir yöntem yoktur. Kişilerin neden ve nasıl madde kullandığını saptamak önemlidir. Kokain bağımlılığının etkili tedavi edilebilmesi için altta yatan Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu ihtimali her zaman akılda tutulmalıdır.

  • Ağrıyı anlamak

    Ağrı vücudunuzun alarm sistemidir. Vücudunuzun bir kısmında yaralanma durumu gibi bir şeylerin yanlış gittiğini söyler. Ağrı aynı zamanda nasıl davranmanız gerektiği konusunda da sizi uyarır. Mesela, sıcak bir tencereye dokunursanız beyninizden gelen ağrı sinyalleri elinizi hemen geri çekmenizi sağlar. Bu ağrı sizi korumaya yardımcı olur.

    Genel olarak ağrı 2 kategoride incelenir.

    Akut Ağrı- Akut ağrı doku hasarına fiziksel duyarlılığa bağlı geçici bir ağrıdır. Birkaç saniyeden birkaç aya kadar sürebilir fakat genellikle normal doku iyileşmesinden sonra düzelir.Yaralanma, yanma, kırık oluşumu, adelelerin aşırı kullanımı, tıbbi prosedür yada cerrahi gibi belirli bir neden sonrası oluşur.

    Kronik Ağrı-Normal iyileşme sürecinin dolmasına rağmen devam eden ağrıdır. Birkaç aydan yıllara kadar sürebilir. Hafif ya da sakat bırakacak kadar ağır olabilir. Artrit veya şeker hastalığı gibi hastalıklara bağlı olabilir veya travma, cerrahi ya da amputasyon sonrası gelişebilir. Bazı kronik ağrıların sebebi belirsizdir ve sinir liflerinin hasarı ya da yaralanması sonucu görülebilir. Sinirler bazen devam eden doku hasarı olmamasına rağmen ağrı sinyalleri göndermeye devam ederler.

    Halihazırda kronik ağrınız olabilir ve şu anda akut ağrı deneyimi yaşıyor olabilirsiniz. Doktorunuz mevcut ağrının yeni bir ağrı mı (akut) yoksa kronik ağrınızın devamı olup olmadığını anlamak için size bir takım sorular soracaktır.

    Ağrı Hakkında Konuşmak

    Doktorunuz size ağrınız hakkında sorular soracaktır. Ağrınızı doğru anlatmak doktorunuzun ağrı tipini anlaması, bir tanı koyması ve bir tedavi planı belirlemesine yardımcı olacaktır. Şu sorulara doğru cevaplar vererek yardımcı olabilirsiniz:

    Ağrınız nerede?

    Ne zamandır ağrınız var?

    Ağrı devamlı mı yoksa gelip geçicimi?

    Ağrı ne kadar sürüyor?

    Ağrınızı daha iyi ne yapıyor?

    Ağrınızı daha kötü ne yapıyor?

    Ağrınızın şiddeti ne?

    Doktorunuza son ziyaretinizden sonra ağrınız değişti mi?

    Ağrınız için ne tür ilaçlar yada girişimler uygulandı? Ne kadar etki oldular?

    Ağrıyı ölçmek için farklı metodlar vardır. Bir yol basitçe ağrınızı tarif etmenizin istenmesidir. Yanıcı, batıcı, sızlatıcı, zonklayıcı, keskin, künt ya da darbe şeklinde gibi kelimeleri tarif etmek için kullanın.

    Ağrıyı tarif etmenin diğer bir yolu bir ağrı ölçeğinin kullanılmasıdır. Size ağrınıza 0 ile 10 arası bir puan vermeniz istenecektir. 0 hiç ağrınız yok, 10 ise olabilecek en yoğun, en şiddetli ağrıyı temsil eder.

    Ağrınız ile Baş etmek

    Doktorunuz sizden aldığı bilgiler ile bir tedavi planı belirleyecektir. Verilen tedavi sonrası ağrınızdaki değişimleri bildirmeniz büyük önem arz etmektir. Bazen doktorunuz ilaçlar ile ağrınızı kontrol altına alamayabilir. Ağrınızla baş etmek adına yeni bir tedavi planı oluşturulana kadar pek çok şey yapabilirsiniz. Aşağıdaki öneriler ağrınızı azaltmak ve tedavinizin etkisini arttırmaya yardımcı olabilir:

    Derin Nefes Alma- Derin nefes alma tüm vücudunuzu rahatlatmanın çok basit bir yoludur. Burnunuzdan 4-5 kez yavaş ve derinden nefes alın ve nefesinizi birkaç saniye tutun. Dudaklarınızı sanki ıslık çalacakmış gibi büzün. Ağzınızdan yavaşça nefesinizi verin. Nefes verme süresinin alma süresinin en az 2 katı uzun sürmesine dikkat edin. Rahatladığınızı hissedene kadar devam edin.

    Görsel Düşünme- Kendinizi güzel bir denizin kumsalı gibi sizin için anlamı olan özel bir yerde hayal etmek ağrınızı düşünmenize engel olabilir. Gözlerinizi kapatın, derin nefes alın ve kendinizi tam olarak istediğiniz yerde düşünün.

    Dua etmek veya meditasyon- Dua etmek yada meditasyon yalnız olmadığınızı hissetmenizi sağlar

    Yumuşak müzik dinlemek

    Tv de eğlence programları seyretmek

    Okumak

    Arkadaşları ve aileyi ziyaret etmek

    Sonuç

    Doktorunuz ile ağrınız hakkında düzgün bir iletişim kurarsanız tedaviniz için sizde çok önemli bir rol üstlenmiş olursunuz. Sizin verdiğiniz bilgiler ağrınızın tanısının konması ve tedavisinde yardımcı olacaktır.