Etiket: Etkili

  • Akne izlerinden (sivilce izleri) nasıl kurtulabiliriz? Fraksiyonel co2 lazer

    İz ve Kırışıklık Tedavisinde Devrim! “CO2” Fraksiyonel Lazer

    Günümüzde “Akne İzleri ve Kırışıklık Tedavisi” Adı Altında Uygulanan Yöntemler Yetersiz veya Güvensizdir!

    Kimyasal Peeling: derinin çeşitli kimyasal maddeler yardımı ile yenilenmesidir. En derin peeling’lerin etkinliği düşüktür.
    Mikrodermabrazyon: alüminyum tuzunun sprey şeklinde deriye sıkılarak derinin törpülenmesinden ibarettir. Etkinliği %10-20 seviyesindedir.
    Mekanik Dermabrazyon (zımparalama): derinin zımparalamasından ibarettir. Deriye verdiği ciddi hasarlarından dolayı günümüzde artık tercih edilmemektedir.
    Botox ve Dolgu Maddeleri: dolgu maddeleri derinin dolgunlaşmasını sağlayarak belirli süre için kırışıklıklar ve izlerin giderilmesinde etkili olurlar. Botox ise yüzdeki mimik kasları felç ederek kırışıklıkların geçici bir süre için azalmasına neden olur.
    Işık Tedavisi ( Intense Pulsed Light: IPL): yoğunlaştırılmış ışık atımları deri altındaki kollagen liflerini uyararak derinin elastikiyetini artarlar. Deri gençleştirilmesi ve cilt yenilenmesinde %25 kadar etkili olmaktadır.
    Lazer Tedavisi:
    I. Nd:YAG lazer: etkisi oldukça hafif ve yüzeyel olduğu için artık kırışıklık ve iz tedavisinde tercih edilmemektedir.
    II. Er:Glass ve Er:YAG lazer: kırışıklıklar ve iz tedavisinde sıklıkla tercih edilen sistemlerdir, ancak yeterince derin olmadıklarından birkaç seans tedaviye rağmen çoğu zaman hasta ve doktor tatmin olmamaktadır.
    III. CO2 lazer: dünyanın en derin etkili iz ve kırışıklık tedavi yöntemidir. Oldukça derin etkili olduğu gibi yan etkileri de ciddi olabilir. Bu yüzden son 5 yıldan beri “Lazer Dermatoloji” dünyasında devrim niteliği taşıyan ve bu sistemin yan etkilerini neredeyse sıfıra düşüren “Fraksiyonel CO2 lazer” geliştirilmiştir.
    Yukarıda bahsedilen yöntemler, akne (sivilce) izleri ve kırışıklık tedavisinde kısmen etkili olup başarı oranları %5 ile %25 arasında değişmekte, bazen neredeyse hiç etkili olmamaktadırlar. Buna ek olarak söz konusu yöntemlerde uygulama derinliği ölçülemediğinden istenmeyen yan etkiler meydana gelebilir.

    Neden Fraksiyonel CO2 Lazer? Fraksiyonel CO2 Lazer: Akne İzleri (Sivilce İzleri) ve Kırışıklık Tedavisinde Dünya Çapında Gelinen Son Noktadır: “En İddialı ve En Derin, Aynı Zamanda En Güvenli Lazer Sistemidir”!

    Fraksiyonel CO2 Lazer Hangi Alanlarda Kullanılmaktadır?

    1. Cilt Yenileme, yüz gençleştirme: yüz, göz kapakları, boyun ve dekolte bölgelerindeki kırışıklıklar ve çizgilerin giderilmesinde tartışmasız en etkili yöntemdir!

    1- İnce kırışıklıkların giderilmesi

    2- Derin çizgilerin giderilmesi ve yüz gençleştirilme:

    2. İz Tedavisi: yüz, sırt ve göğüste oluşan akne izleri (sivilce izleri) ve çukurları, yara ve yanık izleri ve deri çatlamalarında en güçlü ve en etkili tedavi yöntemidir!

    I. Akne izlerinin (sivilce izlerinin) tedavisi: akne (sivilce) izleri, yüzeyel ve derin olmak üzere iki ana grupta sınıflandırılmaktadır:
    a. Yüzeyel akne (sivilce) izleri: cildin üst tabakasını etkileyen izlerdir. Bu izler özellikle sivilce tedavisi sonrası daha çok ortaya çıkar ve kızarıklık zemininde hafif çukurlar ve çökmeler şeklinde görülür. Yüzeyel sivilce izi, genellikle kimyasal peeling gibi yüzeyel cilt soyma yöntemleri ile yok edilebilir, ancak iyileşmeyen sivilce izlerinin tedavisi kolaylıkla fraksiyonel lazer ile mümkündür.
    b. Derin akne (sivilce) izleri:
    – Ice pick (buz kıracağı) akne izi (sivilce izi): deri üzerinde buz kıracağı ile delinmiş alanlar şeklinde görülen çapları genellikle 2 mm’nin altında olan noktasal çukurlardır. Bu izlerin çapları fazla olmamalarına rağmen aşırı derin olabilir, bazen deri altı yağ tabakasına kadar inebilirler. Bu yüzden “ice pick” akne izinin en iyi tedavisi lazerdir. Lazer sistemleri arasında en etkili ve aynı zamanda en az yan etkili sistem ise fraksiyonel CO2 lazer sistemidir.
    – Box car (yük vagonu) akne izi (sivilce izi): yuvarlak veya oval şeklinde oluşan akne izleridir.
    – Rolling scar (dalgalı) akne izi (sivilve izi): genellikle derin olan bu çeşit sivilce izleri, cildin üst tabakasının alt tabakalar tarafından içeriye doğru şekilmesinden kaynaklanırlar. Tedavisi en zor olan bu tip akne izlerinde fraksiyonel CO2 lazer ile %80’a kadar iyileşme gözlemlenmektedir.

    II. Cildin geniş gözenekli ve kaba görünümünün giderilmesi

    III. Ciltte meydana gelen güneş lekesi, yaşlılık lekesi, doğum sonrası oluşan lekeler ve yüzeysel pigment bozukluklarının giderilmesi

    IV. Aşırı bağ dokusu (hipertrofik skar) ve keloidlerin azaltılması

  • Sınav Kaygısı

    Sınav Kaygısı

    Sınavlar günümüz hayatının vazgeçilmez parçaları. Hangi okulda okuyacağımız, hangi işte çalışacağımız TEOG, YGS, LYS, KPSS ve daha pek çok sınavla belirleniyor. Akademik ve mesleki geleceğimizi belirleyen bu sınavlar hiç kuşkusuz yüksek kaygıya neden olabiliyor. Orta düzeyde sınav kaygısı öğrencileri çalışmaya teşvik edip performanslarını arttıracağından gereklidir. Ancak yüksek düzeyde sınav kaygısı öğrencilerin okul başarılarının, ders çalışma isteklerinin ve özgüvenlerinin düşmesine yol açacağından kontrol altına alınmalıdır. Sınav kaygısı, değerlendirilme ve başarısızlık ile ilişkili birtakım bilişsel, fizyolojik ve davranışsal tepkiler bütünüdür.

    • Sınav öncesinde veya sınav sırasında korku ve gerginlik içindeyseniz,

    • Sınavları, öğrendiğiniz bilgileri ölçme aracı değil de kişiliğinizin değerini belirleme aracı olarak görüyorsanız,

    • Sınavlarla ilgili endişe verici, olumsuz düşünceleriniz aklınızı sürekli meşgul ediyorsa,

    Örneğin; 

    • Sınavdan düşük bir puan alacağım.

    • Sınavı kazanamayacağım.

    • Ailemin emeklerini boşa çıkaracağım.

    • Ailemi, öğretmenlerimi hayal kırıklığına uğratacağım.

    • Konuları yetiştiremeyeceğim.

    • Sınavda bildiğim her şeyi unutacağım.

    • Sınavda zamanım yetmeyecek.

    • Ya kaydırırsam?

    • Başaramazsam mahvolurum.

    • Sınavı geçemezsem rezil olurum.

    • Ya bilmediğim yerden soru gelirse?

     

    • Sınava hazırlanırken veya sınav sırasında dikkatinizi toparlayamıyorsanız,

    • Sınav sırasında öğrendiğiniz bilgileri hatırlamakta güçlük çekiyorsanız,

    • Sınav öncesinde veya sınav sırasında bedeninizde sıkıntı verici değişiklikler oluyorsa, 

    Örneğin; 

    • Kalp atış hızında artış

    • Nabız artışı

    • Kas gerginliği

    • Vücut ısısında artış

    • Terleme

    • Mide ağrısı

    • Baş ağrısı

    • Titreme

    • Mide bulantısı

    • Solunum güçlüğü

     

    • Etkili ders çalışma becerilerine sahip olmadığınızdan sınava yeterli düzeyde hazırlanamıyorsanız,

    • Ders çalışmayı sürekli erteliyorsanız,

    • Sınavları bitirmekte sıkıntı yaşıyorsanız,

    • Olası başarısızlık durumlarından kaçıyor veya kaçma isteği yaşıyorsanız, 

     

    SINAV KAYGISI YAŞIYOR OLABİLİRSİNİZ!

    Sınav kaygısıyla başa çıkmak amacıyla bilimsel olarak etkisi kanıtlanmış yöntemleri içeren bireysel veya grup psikoterapi çalışmalarına katılabilirsiniz. Etkili yöntemler: 

    • Gerçekçi ve rasyonel olmayan düşünceleri yeniden yapılandırma çalışmaları

    • Dikkat toplama eğitimi

    • Gevşeme egzersizleri 

    • Zihinde canlandırma çalışmaları

    • Zaman yönetimi eğitimi

    • Etkili ders çalışma becerileri eğitimi

    Sınava girecek öğrenciler;

    • Sınav dönemi bir maratondur. Bu maratonda zaman zaman başarınız düşebilir. Endişelenmeyin. Performansınızı düşüren faktörleri belirlemeye ve çözüm üretmeye çalışın.

    • Her sınav yeni bir deneyimdir. Sınavlara geçmiş başarısızlıklarınızı düşünerek değil başarılarınızı düşünerek girin.

    • Sınavlara olumlu ancak gerçekçi bir bakış açısı geliştirin. 

    • Endişelendiğinizde derin diyafram nefesleri alıp vererek bedeninizi gevşetmeye çalışın. Beden ve zihin birbiriyle bağlantılı olduğu için bedeninizi gevşetirseniz zihniniz de rahatlayacaktır.

    • Verimli ders çalışın. Konu ve tekrar eksiğiniz olmasın. Bol soru çözüp antrenman yapın. Unutmayın ki iyi bir sporcu olsanız da yeterli düzeyde antrenman yapmadan bu maratonu tamamlayamazsınız.

    • Kendinize gerçekçi, somut ve ölçülebilir hedefler belirleyin. Hedeflerinize ne kadar yaklaştığınızı sık sık değerlendirin.

    • Ders çalışmayı ertelemeyin. Erteledikçe çalışmanız gereken konular birikecek ve hedeflerinize giden yolda size engel olacaktır. 

    • Etkili bir zaman planlaması yapın.

    • Ailelerinizden, öğretmenlerinizden ve uzmanlardan destek alın. 

    Ebeveynler;

    • Çocuğunuzun ilgi ve yetenekleri doğrultusunda gerçekçi beklentiler şekillendirin.

    • Çocuğunuzu başkalarıyla kıyaslamayın.

    • Çocuğunuzun kişiliğini eleştirmeyin.

    • Çocuğunuza koşulsuz sevgi verin.

    • Çocuğunuzun akademik ve duygusal ihtiyaçlarını değerlendirin ve etkili yöntemlerle gidermeye çalışın.

    • Kendi kaygılarınızı kontrol altına alın.

    • Çocuğunuzun güçlü yanlarını destekleyin, hatırlatın. 

  • Bağışıklık sitemi güçlendirilebilir mi?

    Son yıllarda adını sıkça duyduğumuz bağışıklık sisteminin destekçisi olarak nitelendirilen Beta-Glukan molekülü mevsimsel değişiklikle birlikte artan salgın hastalıklar döneminde yine popüler oldu. Günümüze kadar 8000 makale ve araştırmaya konu olan Beta-Glukan sık enfeksiyon geçiren, uzun süre antibiyotik alma ihtiyacı olan çocuk veya erişkinlerde immün sisteminin aktive edilmesi, güçlendirilmesi için kullanıldığında antibiyotik ihtiyacında ve enfeksiyon sıklığında ciddi azalma meydana getirmektedir.

    Çocukların okul, yetişkinlerin yoğun iş stresi kısır döngüsüne girdiği mevsimsel geçiş dönemlerinde bağışıklık sistemini güçlendirmenin formülleri aranmaya başlanır. Bu sırada sık enfeksiyon geçiren, sık antibiyotik kullanmak zorunda kalan, rutin kullanım dozlarında çok yeterli yanıt alınamayan vakalarda Beta-Glukan’ın iyi bir destek olabilmektedir. Çocuklar toplum içine girdikleri ilk yıl; anaokulu, kreş, ilkokul birinci sınıf olabilir sık enfeksiyon geçirme riski ile karşı karşıya kalır. Kaldı ki 60 aylık çocukların immün sistemlerinin dışarıdan toplumsal kaynaklı enfeksiyon faktörlerine çok hazırlıklı olduğu söylenemez. İmmün sistemleri birçok virüsü, toplumsal kaynaklı bakteriyi tanımadığı için çocuklar karşıdan gelen bu tür enfeksiyon faktörlerine karşı abandone olup, sıkıntıya girebilir. Sık enfeksiyon geçirmek, sık antibiyotik almak, sık kulak iltihabı yaşamak, sık üst solunum yolu enfeksiyonu olmak sonrasında zatüre-pnömöni gibi tablodan tabloya geçen vakalar olabilir. Bu tablolar ilk okul yılı içinde olur. Sonraki yıllarda enfeksiyon sıklıkları –gerçek bir mmün yetmezliği olmayan çocuklarda- ciddi oranda azalır. Çünkü çocuk toplum kaynaklı enfeksiyonları tanır hale gelir.

    Beta Glukan Molekülü Nedir?

    Beta-Glukan’ın immün sistemini güçlendirdiğini, desteklediğini gösteren hem deney ortamında hem de insan vücudunda gözlemsel olarak yapılmış çalışmalar bulunmaktadır. İyi kanıt düzeylerine sahip çift kör plasebo kontrollü birçok çalışmada etkin sonuçlar elde edilmiştir. Şu anda piyasada FDA’ den onay almış Beta-Glukan genel olarak güvenli bir molekül olarak tanımlanmıştır. Aynı zamanda Beta-Glukan’ ın klinik olarak etkili olduğuna dair de güncel 7500-8000 çalışmada insan vücuduna bir toksik etkisi olmadığı görülmüştür. Kanser hastalarında kemoterapiye yardımcı olarak kullanıldığını ve iyi sonuçlar alındığını gösteren, radyoterapinin yarattığı sıkıntılar, yıkıcı, kırıcı, dökücü etkileri çok daha hızlı topladığına dair de çok sayıda makaleler bulunmaktadır. Benim bu konuyla ilgili yaptığım preklinik çalışmada alerjik hastalarda çok faydalı olduğunu gördük. Preklinik çalışmada iki grup oluşturuldu. Bir gruba Beta-Glukan bir gruba plasebo verdik ki bu çalışmada çift kör plasebo kontrollüydü; yani “tıbben bir molekül etkili midir-değil midir?” diye net sonuçlar alacağınız metodoloji ile yapılmış bir çalışmaydı. Beta-Glukan verdiğimiz alerjik rinit vakalarında, burun içerisindeki alerji tarzındaki proteinleri (sitokinleri) üreten Th2 hücresi dediğimiz hücreleri anti-alerjik mekanizmaları çalıştıran sitokinleri üreten ve Th2 hücreleri baskılayan Th1 hücre fonksiyonlarına doğru döndürdüğünü tespit ettik. Bahsi geçen Th1 hücresi immünolojik sistemde iyi bir anti-viral yanıt; iyi bir anti-kanser yanıt ile viral enfeksiyonlar veya kanserle savaşımızda temel hücrelerden birisidir. Aynı zamanda hücre içinde yaşayan bakterilere iyi bir örnek olan tüberküloza karşı da iyi ve güçlü bir Th1 cevabı gerekmektedir. Benim çalışmalarımdan elde edilen sonuç şu ki: Th2 aktif olan alerji hastalarının hücreleri Beta-Glukan’ la Th1′ e doğru kaydı ya da Th1 fonksiyonlarını daha iyi gösterebildi. Bu da klinikte bizim alerji vakalarında Beta-Glukan ile sağlanan iyilik ve viral enfeksiyona yakalanma sıklığındaki azalmayı açıklamaktadır.

    Çocuklarda Beta-Glukan Ne Zaman ve Nasıl Kullanılır?

    FDA’den güvenilir onayı alan Beta-Glukan kullanımında bir sakınca yoktur. Kış aylarıyla birlikte sıkıntılı enfeksiyon dönemlerine yaklaşırken bağışıklık sistemini desteklemek üzere Beta-Glukan kullanılabilir. Burada dikkat edilecek nokta: sık hastalanan, sık enfeksiyon olan kişilerde bunun gerçek sebebinin araştırılmasıdır. Öncelikle immün yetmezliği olup olmadığı sorgulanmalıdır. Gerçek immün yetmezliği ya da bir antikor eksikliği varsa tedavisi bellidir. Antikoru yerine koymak zorundasınız veya kemik iliği transplantasyonu yapmak zorundasınız. Ancak ortada kalan bir grup var. Gerçekten immün yetmezliği olduğu biyokimyasal ve immünolojik kriter ile laboratuvar şartlarında kanıtlanamıyor. İmmün yetmezliği yok ama çocuk tam olarak sağlıklı değil. Herkes yılda bir-iki kere enfeksiyon geçirebilir. Bunda bir sıkıntı yok ama yılda altı- sekiz- on kere orta kulak iltihabı gibi enfeksiyon geçiriliyorsa burada problem araştırılmalıdır. Sık pnömoni-zatüre sebebiyle hastanede yatan, uzun süre antibiyotik alma ihtiyacı olan çocuklar var. Bu çocukların esasında immün sisteminin birazcık aktive edilmesi, birazcık güçlendirilmesi gerekiyor. Bu vakalarda Beta-Glukan molekülü kullandıktan sonra ilaç sarfiyatında ciddi bir azalma, ilaç kullanım ihtiyacında gerçekten belli bir düşme ve enfeksiyon sıklıklarında gözle görülür azalma olduğu saptanmıştır. Bunun dışında çocuğun yaşam kalitesi ile birlikte ailenin de yaşam kalitesi de yükselir. Ders başarısı artar.

    Bilimsel Deneylerde Beta-Glukan Nasıl Sonuçlar Verdi?

    Beta Glukan’ın immünolojik olarak etkileri kanıtlanmıştır. Virüs, bakteri ya da mantar vücudunuza girdiğinde bunu ilk karşılayan doğal bağışıklık sistemidir. Doğal immün cevapta nonspesifik yani özgül olmayan en çalışkan eleman makrofajdır. Gider yabancıyı tanır, içine alır ve içinde enzimatik fonksiyonlarla yok etmeye çalışır. Normal bir savunma mekanizmasının başlangıcı bu şekilde çalışır. Makrofajın bunu yapabilmesi için gerçekten aktif, yürüyebilir, yalancı ayakçıklar çıkarabilir, yabancı virüs ya da bakteri yani yabancı materyali içine alıp içinde enzimatik aktivite başlatabilmesi gerekir. Beta-Glukan’ın tüm bu aktiviteleri makrofaj üzerinde laboratuvar şartlarında etkilediği daha düzgün çalıştırdığı, daha iyi aktivasyona geçirdiği gösterilmiştir.

    Bağışıklık Sistemini Güçlendirmek Mümkün mü?

    Dengeli ve düzenli beslenmek, dinlenmek, uykuya dikkat etmek, vakit buldukça spor yapmak, stresten uzak durmak bağışıklık sisteminin ayakta durmasını sağlar. Ancak; bunun dışında “dışarıdan bir takım etkenlerle immün sistemini güçlendirmek mümkün mü? İmmün sistem dışarıdan alınacak takviye ile güçlenir mi?” Bilim yıllardır bu konuyla uğraşıyor. Bugüne kadar çok sayıda tıbbi katkı maddesi, ilaç olabilecek türden maddelerden bahsedildi. Hala da çalışmalar devam ediyor. Buradaki temel sorular şunlardır: “Dışarıdan gelen enfeksiyon ajanlarına karşı immün sistem nasıl daha dik ve sağlıklı olabilir, kişilerin enfeksiyonlardan nasıl daha az etkilenmesi sağlanır?. Hastalığın tedavisinde kullanılacak antibiyotik, antiviral-ya da başka problemler gelişirse kanser gibi- kemoterapötik ilaçların alınması azaltılabilir mi?” Biliyoruz ki tüm ilaçlar normal şartlarda toksik etkili kimyasal maddelerdir. Tıpta ilaçlar fayda/zarar oranına göre kullanılırlar. Açıklamak gerekirse; antibiyotik ve antivirallerin belli bir kullanım süresi ve dozajı vardır. İnsanlarda etkili olduğu kanıtlanmış yan etkisi minimalize edilmiş- tolere edilebilecek-dozlarda bu ilaçlar kullanılır. Ancak bazı vakalar var ki; bağışıklık sistemi biraz zorlandığında, sıkıntıya düştüğünde (ya da gerçekten bağışıklık yetmezliği olanlar) rutin tedavi dozlarına ve tedavi sürelerinde normalde uyulması gereken süre ve miktarda alınan ilaca yeterli yanıt veremez. Ya da yanıt aldıktan birkaç gün sonra hasta aynı klinik tabloyla tekrar karşınıza gelebilir. “Bu tür vakalarda özellikle immün sistem desteklenmeli midir? Desteklenirse daha iyi sonuç alınabilinir mi?” şeklinde çok sayıda çalışma-araştırma yapılmış. Sonuçta bazı etkili moleküller saptanmış; bu moleküllerin hastada daha az antibiyotik kullanımına, hastane yatış süresinin kısalması ya da hastaneye hiç gerek kalmamasına, cost-effect yani parasal etkisinin daha az maliyetle tedaviye katkı sağladığı görülmüştür. Ayrıca hastanın klinik tablosunda normal doz ve zamanda iyileştiği tespit edilmiştir.

    Kullanılan Miktara Dikkat Edilmesi Gerekiyor

    En az 100 mg-200 mg gibi rutine göre biraz yüksek dozlar kullanılmalıdır. Literatüre baktığımızda aşağı yukarı 600 mg’lık dozların Beta-Glukan açısından çok daha etkili olduğunu gösteren yayınlar var. Konuyu değerlendiren çalışmalara baktığınızda 100 mg’lık dozların etkili olacağından bahsediliyor. Herhangi bir alanda klinik ihtiyacına göre kullanabilirsiniz ama 100 mg altında ki dozlar etkili mi? Birkaç tane çalışma var bununla ilgili;ancak, yeterince etkili olmadığını görüyoruz. Ben kendi adıma gerek çocuk gerekse erişkinde en az 100 mg kullanıyorum. Akut enfeksiyon veya ani başlayan enfeksiyon tablosu varsa makrofaj denilen hücreler, nötrofil denilen hücreler, bağışıklık sistemi hücreleri çok daha hızlı ve etkin hareket etmeleri gerektiği için klinik ihtiyaca göre iyi sonuç almak için daha yüksek dozlara çıkıyorum.

    Bağışıklık Sistemini Devamlı Uyarmak Doğru mu, Tehlike Yaratır mı?

    Enfeksiyon açısından riskli sezonlar vardır. Mevsim değişikliği ve kış boyu fizyolojik üst solunum yolunda bakteri kolonizasyona hazır ortam olması, dönemsel üst ve alt solunum yolu enfeksiyonlarında artışa sebep olur. Ben klinik kullanımımda yaz aylarının sonlarından, kış ayları süresince ilkbahara gelinceye kadar Beta-Glukan başlatıyorum. Bu, enfeksiyonlardan korunmak açısından düşündüğümüzde normal, rutinde de kullanılması gereken mantıklı süreç. Ama onun dışında bazı kanser vakalarında da destek tedavisi olarak da kullanılıyor. Burada nonspesifik bağışıklık sistemi hücrelerinizin devamlı aktif ve güçlü olması gerekiyor. Yani hastalık süresince belki hastalığı yeninceye kadar, yok edinceye kadar ya da yaşam sürdükçe bu hücrelerin, antikanser hücrelerin ya da immün aktif hücrelerin mutlaka aktive tutulması gerekiyor. Bu mantıkla baktığınız zaman, devamlı kullanmak gerekiyor. Bağışıklık sistemini bu kadar aktive edersek bir tehlikesi var mı? Makrofajı, nötrofilleri ve diğer immün aktif hücreleri aktive ederseniz, kendi kendinize saldırıya sebep olabilirsiniz. Bununla ilgili laboratuvar şartlarında ve insan üzerinde yapılan çalışmalarda Beta-Glukan’ın oto-immüniteyi davet etmediği saptanmıştır. Beta-Glukan; immün sistemini aktif tutmak, profilaktik dediğimiz-öncü olarak hastalık gelmeden korunma amacıyla kullanabilecek moleküllerden bir tanesidir. Hastayken de hasta olmadan önce de koruyucu olarak kullanılabilir. Bu tamamen kişinin tercihidir..

    Doğal Yolla Beta-Glukan Almak Mümkün mü?

    Yulaf, ekmek gibi besinlere baktığınızda Beta-Glukan içeriğine sahip olduğunu görüyoruz. Beta-Glukan molekülünün yapısal olarak çözülebilen diğeri de çözünmez formu olmak üzere iki formda bulunur. Yulaf, ekmek gibi gıdalarda karşılaştığımız Beta-Glukan’ın çok büyük bir kısmı çözülebilir Beta-Glukan’dır. Bunun immünolojik etkileri çözünemez forma göre çok aşağıda kalır, çok etkili olmaz. Dolayısıyla bize çözünmez form lazım. Ayrıca bu molekül 1-3, 1-6 D Beta-Glukan formülasyonunda olmalıdır. Yalnız 1-3 Beta-Glukan formuna göre 1-3, 1-6 Beta-Glukan fromunun çok daha etkili bir immün sistem güçlendirici olduğu bilinmektedir. Gıda takviyesi şeklinde kullanılabilecek Beta-Glukan’nın büyük oranda çözünmezdir.

    Sağlıklı günler dileğiyle…

    Prof. Dr. Cengiz KIRMAZ

  • Akupunktur ve elektrolipoliz (bölgesel incelme)

    Bölgesel zayıflama ve selülit tedavisinde kullanılan etkili bir tedavi yöntemidir. İnatçı yağlanmaların olduğu alanlardan kurtulmak için yakın geçmişte başvurulan cerrahi yöntemlerin yerini akupunktur ve elektrolipoliz gibi günümüzün en çok tercih edilen bölgesel zayıflama yöntemleri almaktadır.

    Bu tedavide bölgesel kan akımının arttırılması ve biriken yağ dokusunun tekrar dolaşıma geçerek uzaklaştırılması amaçlanır. Akupunktur ve Elektrolipoliz yöntemlerinde durağanlığa alışmış yağ hücreleri elektrik akımına karşı koymaya çalışırken enerji harcayarak parçalanır. Bu yöntemle yağ hücrelerinde metabolik faaliyetin hızlanması ile yağ yıkımı gerçekleşir. İnaktif yağ hücrelerini aktif hale geçirerek yağların atılmasına olanak sağlayan bir yöntemdir. Ayrıca uygulanan bölgede ısısal etki ile bölgesel kan dolaşımı uyarılır. Kan akımı artar.

    Karın, kalça, basen, kol gibi birikmiş yağların eritilmesinin nisbeten güç olduğu bölgelerde cilt üzerine yerleştirilen elektrodlar veya daha etkilisi, cilt altına, yağ tabakasının üzerine yerleştirilen ince iğnelere elektroakupunktur cihazı ile düşük frekanslı akım verilerek uygulanır. Verilen uyarı, yağ hücrelerinde trigliseritlerin yağ asidine dönüşmesini sağlar. Yağ asitleri hücreler arası sıvıya ve lenf dolaşımına geçer.

    İşlemde herhangi bir ağrı oluşmaz, hatta dokuda kişiyi gevşeten, rahatlatan bir titreşim hissedilir. Masaj etkisi yaratır.

    Bu uygulama en doğal ve en etkili bölgesel zayıflama yöntemleri arasındadır. Kilo kaybetmeyi sağlamaz ancak birikmiş bölgesel yağların dağıtılmasına ve şekil vermeye yönelik bir işlemdir. Hiçbir riski veya yan etkisi bulunmaz. Kalp pili olanlar ve hamilelere uygulanmaz.

    Emziren annelere de uygulanabilir.

    İşlem esnasında hasta ağrı, acı hissetmez. Bu sebeple de işlemdeyken TV izleyebilir, Kitap okuyabilir. Az sayıda hastada morluk oluşabilir, ancak o da hiçbir iz bırakmadan yaklaşık bir hafta içinde düzelecektir.

    En keyifli yanı da işlemden çıkar çıkmaz hastalar günlük hayatlarına hemen dönebilirler.

    Etkili olduğu durumlar:

    Dirençli yağ fazlalıklarının eritilmesinde etkilidir.

    Selülitli bölgenin düzenlenmesinde etkilidir.

    İstenmeyen yağ birikiminin olduğu her bölgeye uygulanabilir.

    Özellikle göbek ve basende küçülme etkisi belirgindir. İnatçı göbek ya da simit ismini verdiğimiz yağlı bölgelerde, kalça ve bacak yağlanmalarında etkilidir

    Seans süresi yaklaşık 45 dk-1 saattir. Haftada 2 seans uygulanır. Süreç kişinin yağ dokusu miktarına bağlı olarak 10-20 seans arasında değişir.

    Bölgesel zayıflama seansları devam derken hastanın aynı zamanda uygulanan kulak ve vücut akupunktur tedavileri ile beslenme ve egzersiz programları devam etmelidir.