Etiket: Etki

  • Garantili lazer epilasyon mümkün müdür ?

    Garantili lazer epilasyon mümkün müdür ?

    Lazer epilasyon nasıl etkili olur ?

    Lazer epilasyon kılın kalınlığına ve rengine odaklanır. Lazer rengi nedeniyle kıl kökleri tarafından emilir, yüksek enerji nedeniyle kökler ısınır ve yanar. Bu şekilde başarılı bir lazer epilasyon sonrasında kökler dökülür ve büyüme aşamasında olan kökler bir daha kıl üretemeyecek şekilde hasar alır.

    Lazer epilasyonun başarısını etkileyen faktörler nelerdir ?

    Lazer epilasyon aslında uygun olmayan şekilde önerildiğinde ve uygulandığında tüylenmeyi daha da arttırabilir. Bu nedenle bir dermatolog gözetiminde yapılması büyük önem taşımaktadır. Dermatoloğunuz cilt ile tüy yapınızı inceler ve epilasyon kararını verir. Lazeri başarılı kılan en önemli faktörler aşağıda belirtilmiştir :

    Kılların yapısı ve rengi :

    Lazer epilasyon her zaman koyu kahverengi ile siyah kıllarda daha başarılıdır. Kalın kıllarda ise incelere göre daha başarılıdır. Bu nedenle bu tür kıl yapısına sahip koltuk altı ve genital bölgede az seansta yüksek başarı elde edilmektedir. Yüz bölgesindeki ince açık kahverengi tüylere yapılması ise sadece uzun süreli epilasyon etkisi sağlamak dışında bir etki göstermez. Yani tüylerde kalıcı bir azalmaya neden olmaz. Hatta bu şekilde tüyleri daha da kalınlaştırıp sayılarını da arttırabilir.

    Hormonal ve genetik yapı, ırsi özellikler :

    Bazı kişiler tüylenmeye daha müsaittir. Kıl köklerinin sayısı daha fazladır ve lazerden sonra bile tekrarlama eğilimi olabilir. Bayanlarda kuşkusunuz en önemli faktör ise hormonal sağlıktır. Bazı bayanlarda adet düzensizlikleri, çene karın ve göğüs bölgesinde kalın tüylerin çıkması hormonal düzensizliğin habercisi olabilir. Bu tür durumlarda biz gerekli tetkikleri istiyor ve epilasyonun başarılı olması için hastalarımıza hormonal dengeleyici haplar da önerebiliyoruz. Bazı ilaçlar da tüylenmeyi tetikleyebilmektedir.

    Cildin rengi ve hassasiyeti :

    Koyu cilde sahip kişilerde lazerin dozu azaltılmak zorunda kalınabilir.

    Bazı kişiler ise oldukça hassas bir cilt yapısına sahiptir. Bu tür hastalarımızda sıklıkla test atışı yaptıktan sonra lazere karar veriyor ve lazer epilasyon sonrasında bazı ilaç şeklinde merhemler önerebiliyoruz. Bu ilaçlar lazerin verdiği hasarı yatıştırarak hastalarımızın daha konforlu bir lazer deneyimi yaşamasına yardımcı oluyor.

    Lazer epilasyonun garantisi varmıdır ?

    Kuşkusuz ülkemizde bir anda garanti veren merkezler ortaya çıkmıştır bu konuda. Tamamen bilimsel bir yöntem olan lazer epilasyonun tıpkı diğer tedaviler gibi bir garantisi yoktur. Yalnız yukarıda sayılan faktörler başarısını etkiler. Yani başarılı ve başarısız lazer epilasyon vardır.

    “Bitene kadar” kampanyaları ile birçok kişi mağdur olmuştur ve de olmaktadır. Amerika’da hiçbir güzellik merkezi web sayfasında garanti vemezken bizde her sokakta açılan güzellik merkezleri çarşaf çarşaf ilan ve broşürlerle aldıkları pahalı cihazların masrafını çıkarmak için müşteri toplamakta ve dayanağı bulunmayan garantiler vermektedir.

    Konforlu Lazer Epilasyon İçin ?

    Alexandrite lazerler soğutma sistemleriyle beraber uygulandıklarında etkileri cildin üstünde kaldığı ve derindeki sinirleri etkilemediği için daha rahat bir epilasyon imkanı sağlar. Kuşkusuz uzun kılların işlem öncesi alınması da epilasyonu rahatlatır. Çünkü lazer öncesi alınmayan uzun kıllar işlem sırasında yanıp cilde yapışır ve acıya neden olur.

    Alexandrite lazerlerle uygulanan epilasyonda cildin üstündeki kıl işlem sırasında buharlaşır ve ortadan kalkar. Bu şekilde epilasyon sonrasında kişi tamamen kıllardan temizlenmiştir. Bir süre sonra kökler kendiliklerinden dökülürler.

    Dermatologla Lazer Epilasyon

    Lazer epilasyonun başarılı, yan etki oluşturmadan uygulanması ve sizi negatif olarak etkileyecek durumlarda uygulanmaması için mutlaka dermatolog kontrolündeki bir hastaneye veya merkeze başvurun.

    Dermatoloğunuzun bilimsel verileri önde tutarak ve ticari kaygıları gözardı ederek size en uygun lazer epilasyonu önerecektir.

  • Botox (botoks) ve dolgu maddeleri hakkında bilmeniz gerekenler

    Botox (botoks) ve dolgu maddeleri hakkında bilmeniz gerekenler

    Önemli Not!
    “Son dönemlerde bazı estetik ve güzellik merkezlerinde veya muayenehanelerde Botox ve dolgu enjeksiyonları yetkili olmayan kişiler veya hekimler tarafından uygulanmaktadır. Bu uygulamalar, ilgili uzmanlar tarafından yapılmadığı takdirde estetik sonuçlar yerine doku tahribatı (nekroz) ve tehlikeli enfeksiyonların bulaşma riski gibi ciddi yan etkiler ortaya çıkabilir. Buna ek olarak sözü geçen merkezlerde bazen orijinal olmayan korsan veya sahte ürünler Botox veya onaylı dolgu maddeleri adı altında uygulanmakta olup işlemler hastanın mağduriyeti ile sonuçlanır.
    Uygulama öncesi yaptıracağınız ürünün bilgilerini ve prospektüsünü hekiminizden talep etmeniz ve orijinal olup olmadığını kontrol etmeniz önerilir. İşlemlerinizin “sadece dermatolog veya plastik cerrahi uzmanı” tarafından güvenli, yasal ve bilimsel biçimde yaptırabileceğinizi hatırlatıyoruz!”

    Botox (Botoks)

    Botox (botoks) adı ile tanımlanan “botulinum toksini”, Clostridium botulinum adlı bakteriden elde edilen bir maddedir. Bu madde, onaylı olarak 2 farklı isimle piyasaya sürülmektedir: Dysport (İngiltere) ve Botox (İrlanda).

    Botox göz ve nörolojik hastalıklar gibi tıbbın birçok alanında kullanılmakta olmakla birlikte estetik alanında yüzdeki mimik kasların hareketlerini, dolayısı ile mimiklere bağlı olarak oluşan çizgileri azaltmak için uygulanır. Mimik kasların uzun süre çalışması sonucunda çizgilenmeler en sık alın, kaş arası, göz kenarları ve ağız çevresinde görülür.

    Botox özellikle yüzün üst yarısındaki kırışıklıkların (alın çizgileri, kaş arası çizgileri, göz çevresi kaz ayağı kırışıklıkları) giderilmesinde tercih edilir.

    Uygulama, enjeksiyon şeklinde yapılır. Genellikle ağrılı bir işlem değildir. Tedavinin tümü yaklaşık 10-15 dakika sürdüğünden normal yaşama hemen dönülebilir. Botox’un etkisi, enjeksiyonu takiben 8 gün içinde ortaya çıkar ve aktif kırışıklıklar azalmaya başlar. Çok derin kırışıklıkların azalması daha fazla zaman gerektirir. Bazen derin kırışıklıkların gidermesinde Botox ve dolgu maddeleri kombine olarak kullanılır.

    Botox’un etki süresi 4-6 aydır. Botox etkisini yitirdiğinde uygulama isteğe bağlı olarak tekrarlanabilir.Botox işleminin uzman kişi tarafından yapıldığı takdirde herhangi bir ciddi yan etkisi yoktur. Uygulamalarda bazen hafif ağrı meydana gelebilir. Enjeksiyon sonrası geçici olarak başağrısı, şişlik, morarma ve nadiren kaş ve göz kapağında geçici düşüklük oluşabilir. Botox’un gebelik ve emzirme döneminde zararlı etkisinin olup olmadığı henüz bilinmediği için bu dönemlerde uygulama yapılmaması önerilir.

    Yan Etkiler

    “Botox ayrıca aşırı terlemeyi azaltmak için koltuk altları, avuç içleri ve ayak tabanlarına uygulanabilir. Botox, aşırı terleme ve buna bağlı koku şikayeti olan kişilerde uygulanarak şikayetleri giderir.

    Dolgu Maddeleri

    Dolgu maddeleri yüzdeki kırışıklıklar ve doku kaybı veya eksikliklerini ortadan kaldırmak için kullanılmaktadır. Dolgu maddeleri özellikle dudak, burun ve yanak arasında oluşan çizgiler, dudak çevresindeki konturu düzgünleştirici ve dudak dolgunlaştırıcı olarak oldukça güzel sonuçlar vermekte olup daha genç bir görünüm elde edilebilmektedir. Uygulama 10-15 dk gibi kısa bir sürede yapılıp etkisi anında gözle görülür.

    Dolgu maddeleri kalıcılık sürelerine göre 3 gruba ayrılır:

    1.Geçici dolgular (5-12 ay): kollajen veya hyaluronik asit içermektedirler (Restylane, Teosyal, Rofilan, Puragen, Hylaform, Juvederm, Varioderm vs).
    2.Yarım kalıcı olanlar (1-2 yıl): kalsiyum hidroksilapatit veya dekstran içerirler (Radiesse ve Reviderm).
    3.Kalıcı olanlar (2-10 yıl): silikon, polimetil metakrilat (PMMA) veya poliakrilamit jel (PAAG) içerirler (Artecoll, Aquamid, Beautical 2 ve 5).

    İlk kez uygulamalarda hastanın memnuniyeti, dolgunun reaksiyonlarının gözlenmesi ve hekimin doğru değerlendirmesi açısından genellikle kısa süreli dolgular tercih edilmektedir.

    Dolgu maddeleri dudak ve yanak dolgunlaştırılması, burun kenarı çizgilerin giderilmesi ve elmacık kemiklerin belirginleştirilmesi olmak üzere özellikle yüzün alt yarısındaki kırışıklıklar ve doku eksikliklerinin giderilmesinde tercih edilmektedir.

  • Teröre Farklı Bir Bakış

    Teröre Farklı Bir Bakış

    Terör, politik, dini ve ya ekonomik bazı hedeflere ulaşmak için uygulanan her türlü şiddet olarak tanımlanabilir. Teröristler, insanları bir şekilde dehşete düşürerek korkutma ve buna bağlı olarak insanları sindirme, yıldırma yoluyla amaçlarına ulaşmayı hedefler.

    Terör birçok açıdan açıklanabilir ve değerlendirebilir. Politikacıların tutumu, terörizmi doğuran etkenler, teröristlerin kimliği, terörün çeşitleri, terörün halk üzerinde etkisi vb. Ben bu yazıda halkın üzerinde oluşturduğu psikolojik etkiler ve buna bağlı tepkileri açmaya çalışacağım.

    Tanımda da belirtildiği gibi teröristlerin amaçlarına ulaşmakta kullandığı yöntem insanlarda, cana kıyma, malı yakıp yıkma, işkence yapma gibi eylemlerle dehşete düşürerek korku havasını hakim kılmak, buna bağlı olarak sindirme yoluyla insanları eylemsizliğe itmektir. Eylemsiz ve sinmiş bir halk üzerine birçok oyunlar oynanabilir. Bazı bireyler yaşayacaklarını belirsizliğinden korkarak eylemsizliğe kendini mahkûm ederken bazı bireyler ise tepkisel olarak yine terör yoluyla intikam almak isterler. Bu her iki durumda da sağlıklı yaşam koşulları kaybolur. 

    İnsanları strese sokan en büyük etkenlerden biri de belirsizlik ve olayların kontrolünün kişinin dışında gelişmesidir. Etrafında sürekli terör olayları olup biten kişi başına geleceklerden habersiz, endişe ve korkuyla hayatını sürdürmeye çalışır. Bu açıdan baktığımızda teröre maruz kalmasa bile yarattığı psikolojik etki ile insanlar  terör mağdurudur. Böyle bir durumda ise bireyden topluma genel bir huzursuzluk hâkim olur. Terörist için durum bundan farklıdır. Çünkü terörist yaptığı eylemin plancısıdır ve başına gelecek şeyleri öngörür.   

    Yaşanan terör olaylarından sonra yeni olaylar gündeme gelmese bile kişi önceki yaşananların bıraktığı etki ile endişeli ve korku dolu bir yaşamı sürdürebilir. Yaşanan, şahit olunan ve uzaktan da olsa paylaşılan terör yaşantıları kişilerde travma etkisi bırakır. Travma yaşamış bir bireyin ruhsal dengesi ve hayat bütünlüğü bozulmuş olabilir.  Terörü bu açıdan değerlendirecek olursak toplumsal travma olarak görülebilir ve böyle bir toplum terörle mücadelede eksik kalabilir. Bunun için terör eylemleri daha çok sivillerin bulunduğu ve toplu ölümlere neden olacak yerlerde ve toplumsal olarak duyarlılığın daha fazla olduğu zamanlarda yapılır. 

    Toparlayacak ve günümüz şartlarına uyarlayacak olursak eğer toplumsal olarak uzun süredir yas sürecindeyiz. Bu yas süreci ile birlikte yaşadığımız günlük endişeler bizi terörle mücadelede kısır bir döngüye sokmaktadır. Politik açıdan yapılacaklardan öte terörün psikolojik etkilerinin toplumda oluşturduğu tepkiler ile olayın başka bir tarafına dikkat çekmek istedim. Bunları değerlendirecek olursak terörle mücadelede ruh sağlığın önemini değerlendirmeli ve terörün hakim olduğu toplumdaki bireylerin güvenini kazanmak için uygun ortam sağlanmalıdır. Kişiler, yaşadığı olumsuz duygular hakkında bilinçlendirilir ise olumsuz durumlar ile başa çıkma konusunda güçlenir. Böylelikle başına geleni atalet ile kabullenen bireylerin değil, başa çıkma yolunda adımlar atan mücadeleci bireylerin bulunduğu toplumlar terörle mücadele de avantajlı olur.  

  • E-vitamini cinsel yaşamın dostudur

    Üremek ve türünü devam ettirmek, tüm canlıların en önemli amacıdır. Bedenler ve ruhlar kendini gerçekleştirmek için büyük bir cinsel çekimin yörüngesinde dönüp dururlar. Sağlık ve gençlik de doyumlu bir cinsel yaşamla sıkı sıkıya ilişkilidir. Sağlık olmadan cinsellik mümkün olamaz. Öte yandan cinsel doyum sağlığımızı geliştirir ve genç kalmamızı sağlar…

    Sex insanı gerçekten gençleştirir. Fiziki olarak izah edersek; Tüm vücut ritmini yükseltir. Kalbin daha hızlı ve daha güçlü çarpmasına neden olur. Böylece Kardiyovasküler aktiviteyi arttırır. Tabii kasları çalıştırır, kan dolaşımını hızlandırır ve hormonları yükseltir.

    Manevi yönüne gelince, ki bence daha da önemlidir;

    · Stresi dağıtır
    · beyni boşaltır,
    · yaşama olan güveni ve bağlılığı arttırır,
    · yalnızlık duygusunu ve ölüm korkusunu hafifletir ..

    Sex’ten vazgeçmek kolay kabullenilecek bir şey değildir ve bu noktada anti aging araştırmaları devreye girer. Tıp dünyası cinsel performansı geliştirmek uğruna her soruna bir çare arıyor ve olanakları sonuna kadar zorluyor. Hormonlar, hormon tedavileri ve onlardan daha güvenli olan besinler bir bir araştırılıyor.Bizim kültürümüze yabancı olmayan; mesir macunları, cezeryeler, kudret şurupları gibi dünyanın her bölgesinde ve her dönemde afrodizyak arayışları daima olmuş..

    E VİTAMİNİ
    Bugün özellikle E Vitamininden söz edeceğim. Bu vitaminin afrodizyak olup olmadığı bilinmiyor ama son derece güçlü bir antioksidan olduğu kesin. Özellikle C Vitamini ve Selenyum ile birlikte alındığında etkisi kat kat artar. Bu ne demektir, antioksidan etki bir bakıma tüm vücut sistemimizin paslardan ve küflerden arıtılmasıdır! Bu da yaşam pınarlarının engelsizce akabilmesi anlamına gelir. Tüm antioksidanlar yaşam kalitemizi yükseltirler ama cinselliğin E vitamini ile ilişkisi daha farklıdır.

    ▪ E Vitaminin büyük kısmı alfa d- tocopherol’dur. Tocopherol sözcüğü Latince yeniden üretmek, doğurganlık yeteneği anlamına gelir.

    ▪ Daha 1920 yılında, E vitamini çiftlik hayvanlarının doğurganlığını arttırmak için kullanılıyordu. Yemlere eklenen E vitamini eksik bırakıldığında, üremenin gerilediği görülüyordu.

    ▪ E Vitamini damar yüzeyini temiz tutar. Böylece kan dolaşımı düzeltir ve arttırır. Bu etkisi cinsel faaliyeti kolaylaştırır.

    ▪ E Vitamini kadınlarda vajina kuruluğunu önler ve libidoyu güçlendirir.

    ▪ E Vitamini, sex hormonları ve büyüme hormonu üretim zinciri ile kimyasal olarak ilişkilidir.

    ▪ Adet öncesi sorunlarında ve menapoz sonrasında yaşanan sıkıntılar E vitamini ile hafifletilebilmektedir.

    ▪ E vitamini düzenli kullanıldığında prostat kanserleri % 32 oranında önlenebilmektedir.

    ▪ E-A vitaminleri ile Çinko bir araya geldiğinde, sex hormonlarının seviyesini yükseltir ve üreme bezlerinin işlevlerini geliştirir.

    E vitamini gerçekten çok etkili bir antioksidandır. Bağışıklık sistemini geliştirir, hücre yenilenmesine yardımcı olur, kıkırdak yetersizliğini önler, yaşlanma sürecini geciktirir ayrıca yaraların iyileşmesine katkıda bulunur. Bu vitaminin cildi güzelleştirdiği ve ince çizgileri azalttığı çok eskiden beri bilinirdi. E vitamini gece görüşü sorunlarını da düzeltir.

    DİKKAT!
    Yalnız E vitamininin aynı aspirin ve komadin gibi kanı inceltme eğilimi olduğunu belirmeden geçemeyeceğim. Bu nedenle ameliyatlardan önce alınması konusunda doktora danışmanız gerekir. Bir de eğer kolesterol düşürmek için ilaç alıyorsanız yine E vitamini almadan önce doktorunuzun fikrini sormanızda yarar var. Çünkü E Vitamini birçok kolesterol ilacında bulunan statinlerin etkisini azaltır.

  • Fraksiyonel lazerler

    Fraksiyonel lazer ile cilt yenileme epidermis (üst deri) ve dermis (alt deri) etkili olan yeni bir yöntemdir. Fraksiyonel lazerler, lazer ışığının minik sütunlar halinde deride ısı hasarı yaratması ile etkili olurlar. Bu sütun halindeki ısı hasar alanlarına, mikrotermal tedavi bölgeleri (MTB) denir. Fraksiyonel teknolojilerde MTB alanlarının etrafındaki deri alanı sağlam kalır. Bu yüzden ısı hasarı görmüş MTB hızla etraftaki sağlam deriden gelen hücrelerle hızla onarılır.

    Fraksiyonel lazeler üst deride minik alanlar halinde hücreleri yeniler. Bu yenilenme esnasında üst deriye ait lekeler giderilebilir. Alt deride ise sütunlar halinde ısı hasarı yapar ve bu bölgelerde yeni kollajen oluşumunu tetikler. Alt derideki bu yenilenme yara izi, kırışıklık ve sivilce izi tedavilerinde etkili olabilir.

    Fraksiyonel lazer uygulamalarında:

    Fraksiyonel lazerler için açık renk ciltler ideal vakalardır. Ancak koyu tenli hastalarda da kullanılabilir. Yüz dışında boyun, gövde ve kollarda kullanılabilir.

    Uygulama esnasında bazı hastalarda rahatsızlık hissi olabilir. Lokal anestezik kremler veya soğuk hava üfleyen aletlerle bu rahatsızlık hissi kolayca giderilir.

    İşlem sonrasında hafif bir kızarıklık ve ödem olabilir. Ciltte hafif soyulmalar ve bronzluk olabilir. Ancak bu tür durumlar 3-7 gün içinde geriler.

    Fraksiyonel lazerlerde beklentiler gerçekçi olmalıdır. Hafif orta dereceli kırışıklık, lekeler ve yüzeyel sivilce ve yara izlerini giderebilir. Derin kırışık, leke ve izlerde hafif düzelmeler yapabilir.

    Fraksiyonel lazerde tedaviler seanslar halinde yapılır. Şikayetin cinsine göre en az 5 seans 2-4 hafta aralıklarla yapılabilir.

    Fraksiyonel lazer kullanılmaması gereken durumlar:

    6 ay içinde oral isotretinoin kullanılmamış olmalıdır.

    Deride aktif enfeksiyon olmamalıdır.

    Hamile kişilerde uygulanmaz.

    Gerçeğe uymayan beklentileri olan hastalara uygulanmaz.

    Fraksiyonel lazer uygulama sonrasında bakım:

    Operasyon sonrasında şikayetler hafif ve geçicidir. İşlemden sonra birsat kadar güneş yanığı duygusu hissedilebilir.

    Tedavi sonrası makyaj yapılabilir.

    Fraksiyonel lazer sonrası hafif nemlendiriciler sürülebilir.

    Yüzde ödem olursa buz paketleri ile soğutma faydalı olabilir.

    Fraksiyonel lazer sonrası 6-12 ay süre ile güneşlenmekten kaçınılmalı ve güneşten koruyucu kullanılmalıdır.

    Fraksiyonel lazer tedavi sonrası yan etkiler:

    Lazerlerde görülen yan etkiler fraksiyonel lazer uygulamalarında olabilir. ancak yan etki görülme oranı oldukça düşüktür.

    Geçici veya kalıcı lekelenme

    Renk açılma alanları

    Herpes enfeksiyonu atağı

    Enfeksiyon

    Yara izi

  • Lazerle akne (sivilce) tedavisi

    Toplumun %80 ‘nini etkileyen sivilcede, antibiyotiklere direnç gelişmesi ve isotretinoin kullanımının bazı hastalarda yan etki yapması nedeniyle alternatif tedaviler aranmaktadır. Ayrıca sivilcenin tekrara yatkın bir hastalık olması nedeni ile değişik tedavilere gereksinim duyulmaktadır. Lazerle sivilce tedavileri alternatif bir yöntem olarak düşünülebilir. Lazerle akne tedavisinin etki mekanizmaları:

    Propionibacterium acnes bakterisinde bulunan porfirin maddesinin görünür ışık enerjisini direk emilimi:

    Sivilceler iltihapsız ( komedon) ve iltihaplı (papül, püstül ve nodülokistler) elemanlardan oluşur. İltihaplı sivilce oluşmasında başlıca nedenlerden biri normalde deride yaşayan ve yağ kanallarında bulunan P. acnes bakterisidir. P. acnes porfirin adı verilen bir madde üretir. Bakterilerdeki porfirin maddesi ışık enerjisini emer. Bunun sonucunda toksik oksijen radikalleri salınarak, bakteri tahrip olur.

    Bu şekilde etkili lazer ve ışık sistemleri:

    UVA/UVB

    Mavi ışık tedavisi (Blue-Light ):

    Kırmızı ışık ve mavi ışık kombinasyonu

    IPL

    KTP lazer

    PDL lazer

    Yağ bezlerinin ısı ile hasarlanması:

    Bu yöntemde, deride hasar yapmadan deri altındaki yağ bezleri ısınarak tahrip olur. Gerileyen yağ kanalları sonucunda sivilceler uzun süreli iyileşme dönemine girer.

    Bu şekilde etkili lazer ve ışık sistemleri:

    Fotodinamik tedavi:

    1450 nm diode lazer

    1540 nm Er: Glass lazer.

    Radyofrekans tedavisi

  • Saç dökülmesi tedavisi

    Kliniğimizde saç dökülmesi tedavisinde ve saçların daha güçlü daha sağlıklı olmasını sağlayan ETG teknolojisi de kullanılmaktadır..

    ETG teknolojisi, gelişen tıp ve teknolojinin saç dökülmesi problemine çözüm arayan herkese bir armağanıdır. Çağımızın en yaygın problemlerinden olan saç dökülmesinin durdurulması ve saçların canlanmasında son derece etkili olan son dönem tedavisi ETG teknolojisi, dermatolojik anlamda devrim sayılabilecek bir buluştur. ETG; Elektrostimülasyonla saç dökülmesini engelleme, dökülen saçların geri kazanımında kullanılabilen bir terimdir.

    Elektrostimülasyon çok uzun zamandır tıpta kullanılan bir yöntemdir. Kalp ritminin normalleştirilmesi, duran kalbin elektrik şoku ile çalıştırılması, şizofrenide elktroşok tedavisi, ağrı gidermede kullanımı, fizik tedavi amaçlı, yara iyileştirmede, iontoferez ile terleme tedavisi, galvanoterapi gibi alanlarda elektrostimülasyon etkin olarak kullanılmaktadır.

    ETG tedavisinin etki mekanizması, hücre içi ve hücreler arası iyon transferidir. ETG cihazı bir koltuk üzerine monte edilmiş yarı sferik bir başlık ve bu başlığın içerisinde deri ile direk teması olmayan elektrotlar ve bir kontrol panelinden oluşmaktadır. Başlık içersinde düşük yoğunluklu ve düşük tekrarlama hızı olan elektrik alan oluşur. Bu elektrik alanı, küçük doku penetrasyonu ile kafa derisini uyarmak amacıyla kullanılan düşük frekanslı ve düşük yoğunluklu minik vuruş darbeleriyle oluşturuluyor. Bu elektrik alandan deriye pasif olarak elektromanyetik akım geçişi olur. Bu enerjinin işlevi ise şudur; vücuttaki kemiklerin gelişim ve onarımında etkin olan büyüme faktörünün salgılanmasını sağlayan bu enerji, benzer bir mekanizma ile saçtaki kıl foliküllerindeki büyüme faktörünü de harekete geçirmektedir.

    British Columbia üniversitesi, tıp fakültesi dermatoloji AB’da yapılan klinik araştırmalar sonucunda, deneklerde saç dökülmesinin %96.7 oranında durduğu görülmüştür.

    Ayrıca 36 hafta boyunca düzenli olarak uygulanan ETG puslu (düşük seviyeli) elektrik alanının saçın tekrar çıkması üzerindeki olumlu biyolojik etkileri görülmüştür.Bu yöntem saçlı deride büyüme faktörlerini arttırıcı, hücreler arası ve hücre içi kalsiyum ve magnezyum gibi maddelerin geçişini kolaylaştırarak saç metabolizmasını etkiler. Bu sayede saç dökülmesini önler ve hatta saçı geri kazandırır.

    Tedaviye Yanıt süresi:

    Haftada bir-iki, 12 dakika. Hastanın genetik geçmişi ile tedavi sırasındaki saçsızlık oranına bağlı olarak 6 ila 12 hafta içinde hasta tedaviye olumlu yanıt verir.

    Endikasyonları:

    – Androgenetikalopesi
    – Androjenik alopesi
    – Alopesi areata
    – Kanser kemoterapisi ile
    – Saç transplantasyonu sonrası
    – Saç sağlığını güçlendirme

    Kontrendikasyonları:

    – Hamilelik
    – Kalp pili kullanımı
    – Kranial metal protezi olanlar.

    Bir tedavi şekli olarak tatminkarlığı:

    Hasta tatminkarlığı:
    – Ağrısız olmasıdır. İşlem sırasında ETG cihazının başlığı ile kafa derisi birbirine direkt temas etmiyor ve sadece iletim yoluyla gerçekleşen tedavi hastalara hiç bir sıkıntı vermiyor.

    – Hastalarda gözle görülen veya görülmeyen hiç bir yan etkisi yok.
    – Hasta tedaviden sonra normal hayatına devam edebilir.
    – Kısa süren seanslar ile hastalar fazla zamana gereksinim duymazlar.
    – Diğer tedavilere göre başarı oranı çok yüksektir.

    Hekim tatmini:
    – Klinik sonuçlara dayanmaktadır.
    – Resmi onaylıdır. Beş resmi sertifikaya sahiptir.
    – Uygulama güvenlidir Bu tedavinin güvenilirliği son derece üst düzeydedir. Öyle ki 1 dakikalık cep telefonu ile konuştuğumuzda maruz kaldığımız enerjinin 50.000 de 1’inden daha az bir manyetik alan etkisinde kalınmakta dolayısı ile hiçbir yan etkisi yoktur.
    – Cerrahi bir girişim değildir.
    – Hasta konforu ön plandadır.

  • Botox nedir? Estetik dermatolojide nasıl kullanılır?

    Botox nedir? Estetik dermatolojide nasıl kullanılır?

    Botox (Botulinum toksini) Clostidiyum botulinum adında bir bakteriden elde edilen bir toksindır. Botox sinir uçlarında iletimi sağlayan maddelerin ürtimini engelleyerek sinir ile sinirin iletildiği organlar arasında iletimin azalması ve ya tamamen yok olmasını sağlayabildiğinden istenmeyen kas hareketlerinde azalma yapar. Yaklaşık 1970 yılından beri dünyanın hemen hemen her ülkesinde kullanılan bu ilaç hem estetik hem da tıbbi bir çok alanda kullanılmaktadır. Bu ilaç zerk edildiği kasların hareketlerini ancak geçici bir şekilde etkiler ve çok az dozlarda sulandırılmış şekli ile botulism(zehirlenme) görülme riski tamamen sıfırdır. Aşağıda sırayla okuyabileceğiniz konular;

    Kasların faaliyeti, üzerini örten derinin kırışıklıklarını belirgin hale gelmesi ve yüzdeki bariz çizgilerin oluşmasına yol açar.Göz çevresi. kaş arasındaki ve alın bölgesindeki çizgiler bunun en iyi örnekleridir.

    Göz çevresi ve alın bölgesindeki kırışıklıklar kişiye daha yaşlı ve yorgun bir ifade verirken, kaş arasındaki kaş çatma çizgileri ise kızgın bir ifadenin oluşmasını neden olur. Bu bölgelerdeki derin kırışıklıkların tedavisi ise artık cerrahi yöntemlerden çok herhangi bir operasyona gerek kalmaksızın gerçekleştirilmektedir. Uygulamadan sonra göz çevresi, alın ve kaş arasındaki çizgiler geçer ve kaşları hafifce kaldırıldığından göz kapak düşme ve esnemelerini bir dereceye kadar toparlar.
    Hem kadın hem de erkeklerde kolaylıkla uygulanabilen bu yöntem;göz çevresi ,alın ve kaş ortasındaki kırışıkların ,bir seans(30 dakika)gibi kısa bir sürede yok olmasını sağlayacaktır.Bölgeye çok ince üçlü insülin enjektörü ile enjekte edilen botox ilacı kasların hereketlerini azaltarak, üzerindeki derinin katlanmasını ve dolayısıyla katlanmaya bağlı çizgilerin de azalmasını yol açar.Sonuçta yüzde parlaklık ve çok doğal bir pozitif etki oluşur.
    Botox’un kozmetik amaçlı kullanılması ilk kez Losangeles California’dakı plastik cerrahlar tarafından ortaya atılıyor. Göz tikleri tedavi edilirken çizgilerin de kaybolduğu fark edilince kozmetikte de kullanılabileceği anlaşılıyor ve o tarihten beri yaygın olarak kadın ve erkeklerde gençleştirme amacıyla kullanılıyor. Enjeksiyondan sonraki ilk 2-3 gün içerisinde uygulanan bölgede herhangi bir değişiklik beklememek gerek. İlaç etkisini ancak 2-3 gün sonra göstermeye başlar ve 7-10 gün kadar maximum etkiye gider.

    Tedavi etki süresi kişiden kişiye göre değişmekle birlikte 4-8(ortalma6) ay sürer ama seanslar düzenli bir şekilde devam edilirse aradaki dönemler 1-1,5 seneye kadar uzayabilir ve kişi uygulamaları devam etmediği takdirde bile eskisinden daha az sayıda ve daha az derinlikte kırışığı olacaktır, çünkü aradaki dönemde yeni kırışıklıklar oluşmayacaktır.Gebelik ve emzirme dönemlerinde zararlı bir etkisi görülmemesi ile birlikte uygulamalar da tavsiye edilmiyor.

    Botox uygulamaları

    Botox uygulamaları uzman hekim ve bu konuda tecrübe ve eğitimi olan hekimler tarafından gerçekleştiğinde herhangi bir yan etkisi olmaz . Uygulamadan sonra hafif bir kızarıklık görülebilir. Ağrı, acı hissi ,kullanılan iğneler son derece ince olduğundan(insülün iğnesi) olabilecek minimum derecededir.

    Botox uygulanmasından bir kaç saat önce kan dolaşım artırıcı her hangi bir ilaç alınıyorsa (aspirin kumarın, antikoagulan, Evitaminler..) olası kanama ve morarmalar sıfıra indirmek amacı ile uygulama sonrasına ertelemek gerekir, tedaviden hemen sonra ilaçlarını almakta her hangi bir mahsur yoktur. Tedaviden sonra 3-4 saate kadar o bölgede masaj yapmamak, aşırı derece yere eğilme hareketlerinde bulunmamak gerekir.
    Botox 20 yaş üstünde kırışıklığı olan herkese estetik amaçlı olarak uygulanabilir. Bugün Amerika Birleşik devletlerinde kırışıklıkların tedavisinde en yaygın olarak kullanılan yöntem olmakla birlikte, doğru uygulandığında ise sonuçlar gerçekten yüz güldürücüdür.

    Son derece pratik bir yöntem, uygulamalar kısa sürer ve ağrı,acı yapmaz(istenildiğinde uygulanacak bölgeye uyuşturucu krem sürülür) özel her hangi bir bakım gerekmez, normal hayatını hiç bir şekilde etkilemez. Lokal ve ya genel anesteziye gerek yok.*.Doğru ve bilinçli bir şekilde uygulandığında her hangi bir yan etkisi yoktur.

  • Ankilozan spondilit sinsi ilerliyor

    Özellikle omurgayı etkileyen kronik, ilerleyici, ağrılı sebebi bilinmeyen romatizmal bir hastalık olan Ankilozan spondilitin nedenleri, belirtileri ve tedavisi hakkında bilinmesi gerekenleri şöyle anlatabilirim. Öncelikle;

    Ankilozan Spondilit Nedir?

    Ankilozan spondilit (AS), çoğunlukla genç yaşlarda ortaya çıkan ve esas olarak omurgayı ve omurganın son kısmı ile leğen kemikleri arasında yer alan sakroiliyak eklemleri etkileyen inflamatuvar (iltihaplı) bir romatizmadır.

    Görülme sıklığı genellikle % 0.1-1.4 arasında değişir. Ülkemizdeki her 1.000 kişiden 5’inde (%0.5 sıklıkta) AS olduğu tahmin edilmektedir

    AS’nin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Ancak hastalığın ortaya çıkışında genetiğin önemli rolü olduğuna inanılmaktadır. AS’li çoğu hasta HLA-B27 olarak adlandırılan bir gene sahiptir. AS’ye genetik olarak yatkın kişilerde çevresel bir faktörün tetikleyici etkisiyle bağışıklık sisteminin aşırı miktarda çalışması ve vücudun kendisine zarar vermesi sonucunda hastalık ortaya çıkabilmektedir.

    Hastalığın Belirtileri Nelerdir?

    Bu hastalığın en önemli belirtisi inflamatuar karakterde bel ağrısıdır. Bu ağrının özellikleri şöyledir:

    Kırk yaştan önce başlaması,

    Sinsi başlangıç göstermesi,

    Üç ay veya daha uzun sürmesi,

    Dinlenmeyle, özellikle gecenin 2. yarısında veya sabaha karşı ortaya çıkması ve hareketle azalması,

    Yarım saatten daha uzun süren sabah tutukluğunun/katılığının olması,

    Nonsteroid antiinflamatuvar ilaçlar (NSAİİ) olarak bilinen kortizon olmayan anti-inflamatuvar ilaçlara çok iyi yanıt vermesidir.

    Ankilozan Spondilitin Vücutta Etki Mekanizması

    AS’de kas-iskelet sistemindeki belirtiler dışında;

    Tekrarlayıcı ön üveit atakları (gözde kızarıklık ve ağrı),

    Ağız içerisinde aftlar (ortası beyaz kenarı kızarık ufak yaralar),

    Çeşitli deri bulguları (sedef, eritema nodosum),

    İltihaplı bağırsak hastalığı (Crohn hastalığı veya ülseratif kolit) nedeniyle uzun süren kanlı ishal ve karın ağrısı gelişebilir.

    Çok nadiren aort (en büyük atardamar) kapağında inflamasyon ve aort yetmezliği ve kalpte iletim bozuklukları ortaya çıkabilir.

    Merhum Mete Işıkara’nın da hastalığı olarak bildiğimiz bu hastalıkta tedavi yaklaşımı nasıl olmalıdır?

    AS, ömür boyu devam eden bir hastalıktır. Kesin tedavisi yoktur ama eldeki tedavi seçenekleri ve düzenli egzersizlerle çoğu hastada iyi bir yaşam kalitesi sağlanır.

    İlaç Tedavisi

    Nonsteroid Antiinflamatuvar İlaçlar Nonsteroid antiinflamatuvar ilaçlar (NSAİİ) Çeşitli kas iskelet sistemi hastalıklarında kullanılan kortizon olmayan anti-inflamatuvar ilaçlardır (indometazin, diklofenak, naproksen, etodolak, meloksikam vb). Halk arasında yaygın olarak ağrı kesici olarak bilinen bu ilaçlar yalnız ağrıyı ve tutukluğu gidermekle kalmaz, aynı zamanda romatizmal inflamasyonu (iltihabı) da baskılarlar; hastaların %60-70’inde oldukça etkili olurlar. Bu ilaçlara karşı yanıtsızlık olduğu sonucuna varmadan önce, en az 2 veya 3 farklı NSAİ ilacı, en az 3-7 gün süreyle ve tolere edilebilen anti-inflamatuvar dozda (yüksek dozda) kullanmak gerekir. Önemli bir başka konu da; yakınmalar devam ettiği sürece bu ilaçları kullanma gerekliliğidir. Bu süre hastalığın durumuna göre farklılıklar gösterebilmektedir. Öte yandan son yıllarda yapılan sınırlı sayıdaki araştırmanın sonuçları, bu ilaçların hastalığın ilerleyişini yavaşlatabileceğine işaret etmektedir

    Hastalık Modifiye Edici (2. Grup) İlaçlar

    Periferik eklemlerde artriti(şişlik) olanlarda veya etkin dozda ve yeterli sürede NSAİİ tedavisine yanıt vermeyen omurga ve sakroiliyak eklem tutulumlu hastalarda ya da iltihaplı bağırsak hastalığı, sedef romatizması olanlarda; salazopirin ve haftalık düşük doz metotreksat gibi hastalık modifiye edici ilaçlar kullanılabilir.

    Biyolojik Tedaviler:

    Son zamanlarda tedaviye giren biyolojik ilaçlar içinde yer alan TNF blokerleri (adalimumab, etanersept, infliksimab, golimumab ve sekukinumab), AS tedavisinde son derece etkili olan ilaçlardır. Biyolojik tedaviler hastalık aktivitesinin baskılanmasında, fonksiyonel durumun ve yaşam kalitesinin iyileştirilmesinde çok etkili ilaçlardır. Etkin dozda ve yeterli sürede NSAİİ tedavisine yanıt vermeyen AS’li hastalarda kullanılırlar. Periferik artriti olan hastalarda biyolojik tedavi öncesi genellikle salazopirin ve metotreksat gibi ilaçlar denenir. Biyolojik ilaçların kullanımı sırasında infeksiyonlara, özellikle tüberküloza yatkınlık artabilir. Bu nedenle bu ilaçların, sadece gereken durumlarda ve dikkatli bir şekilde kullanılmaları gerekir. Biyolojik ilaçlarla tedavi öncesi akciğer grafisi çekilmesi ve tüberkülin deri testi yapılması gerekmektedir. Bu şekilde değerlendirilen ve gerektiğinde koruyucu tedavi uygulanan hastalarda tüberküloz riskinden korunma sağlanmaktadır.

    Ankilozan Spondilitte egzersiz tedavinin en önemli parçalarından biridir. Düzenli olarak yapıldığında hareket kısıtlılığının gelişmesini yavaşlatır ve postürün korunmasına yardım eder. NSAİİ’ler ağrıyı ve hareket kısıtlılığını azaltarak, günlük egzersizlerin daha rahat yapılmasını sağlar.

    Bu hastalıkta cerrahinin yerini şöyle açıklayabilirim; ciddi seyirli AS’de, özellikle kalça ve diz gibi büyük eklemlerde protez gerekebilir. Omurganın ileri düzeydeki öne doğru eğilmelerinde, cerrahi düzeltme gerekebilir ama riskli olması nedeniyle sadece bazı hastalarda uygulanabilmektedir.

    Ağrılı bir hastalık genellikle başka hastalıklarla karıştırılmaktadır. Hastaların çoğunda ilk başvuru yakınması olan inflamatuvar bel ağrısının tanınması, AS tanısındaki en önemli ipucudur. Bel ağrısı, en sık doktora başvuru nedenlerinden biridir; sıklıkla birkaç gün içerisinde düzelebilen mekanik nedenlerden kaynaklanır. Ancak çoğu kez gereksiz yere çekilen bel MR’ları hastaların yanlışlıkla “bel fıtığı tanısı almalarına neden olmaktadır. Çünkü, bel fıtığı olmayan kişilerde çekilen bel MR’larının önemli bir bölümünde bile bel fıtığı ile uyumlu görünümler saptanabilmektedir. Bu yüzden yukarıda bahsettiğimiz özellikte yani; genç yaşta başlayan, 3 aydan uzun süren, sabahları daha kötüleşen, sabahları tutukluk yapan bel ağrısı varsa bir Romatoloji uzmanına muayene olmakta fayda var.

    Hastalar yaşam kalitelerini arttırmaları için, düzenli doktor kontrolüne giderek uygun tedavinin alınması, egzersizleri aksatmadan düzenli yapılması ve son olarak sigara içilmemesini öneririz.

  • Mide botoksu nedir? Zayıflayabilirmiyim?

    MİDE BOTOXU: Botulinum toksin A’ nın endoskopik yolla midenin belirli bölümlerine verilmesi işlemidir. Bu yöntemle midenin kasılmasını engellenir ve midenin boşalma sürecini uzatmak hedeflenir.

    Bu yöntem ile:

    Midenin boşalmasında gecikme

    Erken doygunluk hissi

    Gıda alımının azalması

    Açlık hormonu olan Ghrelin hormonunun azalması sağlanır.

    Bu yöntem diyetle desteklenmediği sürece sonuç vermemektedir.****

    Diğer cerrahi girişimler gibi mide hacmini sınırlandırmadığı için ve davranış değişikliği kazandırmadığı için sadece mide botoxu ile kalıcı zayıflama mümkün olmamaktadır.****

    Mide Botoksu Hangi Hastalar İçin Uygundur?

    En ideal hasta grubu vücut kitle indeksi 27 ile 35 arasında olanlardır.

    10-20 kg arasında kilo vermeyi hedefleyenler

    18 yaşın üstünde, 55 yaşın altındaki hastalar

    En az geçmiş 6 ay boyunca diyet ve egzersizle anlamlı kilo kaybı sağlayamayan hastalar

    Mide Botoksunun Etki Süresi Nedir?

    Mide botoksunun tam olarak etki göstermesi ortalama 7 gün içinde olmaktadır. Etki süresi 4-6 aydır. Etkinin 6 aydan uzun sürmesi ilacın özelliklerinden dolayı mümkün değildir.

    6 aydan sonra işlem tekrarlanabilir.

    Mide Botuxunda Hastanede Kaç Gün Kalınır?

    İşlem hafif anestezi altında 10-15 dakika sürmektedir. Hastalarımız aynı gün taburcu olmaktadır. Hastanede yatış gerekmez.

    Mide Botoxu Kimlere yapılmaz?

    Botoks alerjisi olanlarda, mide ülseri, gastrit, on iki parmak bağırsağı ülseri gibi durumlarda uygulanması önerilmiyor ve öncelikle bu problemin düzeltilmesi gerekiyor. Bu nedenlerle Endoskopi ile işlem öncesi mutlaka midenin değerlendirilmesi gerekir.

    Yan etkileri?

    İşlem sonrası çok sık olmayarak bulantı, şişkinlik şikayetleri olabiliyor.

    DİYET:

    İşlem sonrası midenin kasılma ve gevşeme fonksiyonu kaybolacağından, midenin mevcut duruma adapte olmasını sağlamak için ilk 5 gün kişilerin sıvı ve yumuşak gıda ağırlıklı beslenmelerini öneriyoruz.

    1. & 2. Gün:Şeffaf ve tanesiz sıvı ağırlıklı beslenme

    3. & 4. Gün: Yumuşak gıdalar ağırlıklı beslenme (püre, yoğurt, ayran gibi yumuşak gıdalar, meyve püreleri, yumuşak sebze)

    5. & 6. Gün: Katı gıdaya başlanabiliyor.

    Bundan sonraki süreç sağlıklı ve düzenli beslenme kuralına uyun

    Saygılarımla