Etiket: Etki

  • Botox nedir, nasıl etki eder?

    BOTOX, Clostridium botulinum isimli bir bakteriden elde edilen, kasları gevşetmek amacıyla kullanılan bir ilaçtır.Neredeyse tüm antibiyotikler ile aynı yöntem kullanılarak elde edilir. Temelde bakterinin kendini korumak için salgıladığı maddedir.Bu ilaç 20 yılı aşkın bir süredir tıbbın değişik dallarında kas kasılmalarını rahatlatmak amacıyla kullanılmaktadır.

    BOTOX NASIL ETKİ EDER?
    Yüz hareketlerini yapmamızı sağlayan kaslar, üzerlerindeki deriye bağlıdırlar. Yıllar süren mimikler sonucu, kaslar deride gözle görülür çizgiler ve kırışıklıklar oluştururlar.
    Kasa hareketi yaptıran sinir uçlarından kaslara geçen asetil kolin adlı kimyasaldır. Botox maddesi hareketleri kısıtlanmak istenen kas grubu bölgesine enjekte edilir. Sinir uçlarına yerleşen madde asetil kolinin tutularak kaslara geçmesini engeller ve kas hareketini belirli bir süre için sınırlar. Hareketi kısıtlanan kaslar gevşer bu bölgedeki kırışıklıklar kısa süre içinde kaybolur, daha huzurlu ve daha genç görünüm ortaya çıkar. Botox yapılan bir alın daha düz, kırışıksız gözükür. Kaşlar daha az hareket eder ve kaş çatmak zorlaşır. Üçüncü aydan sonra bu etki azalır ve kaslar altıncı aya doğru yavaş yavaş eski hareketlerine dönerler. Tekrarlayan uygulamalar sonucu zaman içinde giderek daha uzun süreli etkiye sahip olarak botoks özellikle yüzün üst kısmındaki yaşlanmayı ciddi şekilde yavaşlatır.

    HANGİ KIRIŞIKLARA UYGULANABİLİR?
    Tedavi için en uygun bölgeler;
    – Alın kırışıklıkları,
    – Göz çevresi,
    – Kaşların arası,
    – Ayrıca boyun çizgileri, burun kenarlarındaki kırışıklıklar, burun ucu kaldırma, üst dudaktaki ince ve yüzeysel kırışıklıklar(sigara izleri), çene bölgesi kırışıklıklarında da kullanılır.
    – Ayrıca aşırı terlemeye karşı, el içleri, ayaklar ve koltuk altlarına uygulanır.

    BOTOKS NASIL UYGULANIR?
    Tedavi öncesi hastaya işlem ve sonuçları anlatılır. Hasta beklentisi ve botoxtan alınabilecek sonuçlar, kişiye uygunluğu ve beklentinin ne ölçüde karşılanabileceği detaylı tartışılır.
    Tedavi bölgesi, yaklaşık 1 saat önce temizlenerek, lokal aneztezik krem uygulanır.
    Sulandırılmış ilacın çok küçük bir miktarı tedavi edilen bölgedeki kaslara enjekte edilir. Bu prosedür tedavi odasında, siz dik bir pozisyonda otururken çok hızlı bir şekilde uygulanır. Tedaviden sonra 1-2 saat süreyle dik bir pozisyonda kalmak Botox ilacının zerkedilen yerde kalmasını sağlamak açısından çok önem taşır. Ayrıca bu sure boyunca ilacın enjekte edildiği kaslara egzersiz uygulanmalıdır.

    ETKİSİ NE KADAR SÜRER?
    İlk uygulamalarda 6 ayda bir, düzenli uygulamalardan sonra yılda bir yapılacak botoks enjeksiyonları son derece başarılıdır. Daha büyük yüz kaslarına sahip olan hastalarda (erkekler gibi) veya yüz kaslarını daha fazla kullanan, çok mimikli kişilerde tedavinin daha sık aralıklarla uygulanması gerekebilir. Genellikle, botox enjeksiyonları sonucu yüz kasları fazla hareket etmemek konusunda adeta ‘ eğitilirler ‘. Zaman içerisinde, çizgileri rahatlatmak için daha az ilaç kullanmak yeterli olur.2 yıl boyunca düzenli olarak botoks uygulanan kişiler aynı şekilde devam ettiklerinde kaslarında belirgin bir azalma ve buna bağlı yüz ifadesinde değişim olabilir. Bu nedenle uygulamaların 2. yıldan sonra daha uzun aralıklarla yapılması önerilir.

    YAN ETKİLERİ VAR MIDIR?
    Botox enjeksiyonlarının yan etkisi yok denecek kadar az ve geçicidir. Hafif bir baş ağrısı, birkaç günde iyileşen ve makyajla kapatılabilen morarma olabilir. Hatalı uygulamaya bağlı olarak botoks ilacı, göz kapağına yakın bir noktaya doğru kayarsa, üst göz kapağının geçici olarak aşağıya sarkması gibi bir durum ortaya çıkabilir. Ancak bu çok nadir olarak görülen bir yan etkidir.

    MİMİKLERİM KAYBOLUR MU?
    Alınacak sonuç enjeksiyon yapılan bölgeye ve verilen ilaç miktarına bağlıdır. İlacın özellikleri, uygulama yöntemleri ve uygulamayı yapan kişinin tecrübesi başarıyı etkileyen en önemli faktörlerdir. Alında ve kaşlarda kırışıklıklara neden olan hareketler (mimikler) engellenecektir, arzu edilirse kaslar hafif hareketli kalacak şekilde uygulama yapılabilir. Yüzün diğer kasları enjeksiyonlardan etkilenmez. İlaç sadece uygulama yapılan bölgede etkilidir.

    KİMLERE BOTOX UYGULANAMAZ?
    Hamile olan veya bebek emziren kadınlar enjeksiyonları yaptırmak için beklemelidirler. Nöromüsküler rahatsızlıkları veya kanama problemleri olanlar, tedavi yapılması istenilen bölgede deri hastalıkları olanlar uygun adaylar değildir.

    SIK SORULAN SORULAR

    Botox yılan zehri midir?
    Hayır. Clostridium botulinum isimli bir bakteriden elde edilen bir toksindir. Pek çok antibiyotik de bu yöntemle elde edilir.

    Botoks Felç Yapar mı?
    Hayır. Botoks belli bir süre enjekte edildiği kasların hareketlerini kısıtlar. Kesinlikle hissizliğe sebep olmaz.

    Botox İfadesiz Bir Yüz İfadesi Yapar mı?
    Bu büyük ölçüde uygulama yapan kişinin performansına bağlıdır. Botoks son derece kontrollü, uygulama imkanı olan güvenilir, risksiz ve bazı ameliyatlara alternatif olabilecek başarılı bir ilaçtır.

    Dudaklara Yüze Hacim Kazandırır mı?
    Hayır botox verilen bir bölge şişmez. Bu işlem ayrı bir kategoriye giren dolgu maddeleri ile yapılır.

    Ucuz Botox Fiyatları Nasıl Verilebiliyor?
    İlaç Çin malı olursa veya gereğinden fazla sulandırılırsa fiyat oldukça ucuz olabiliyor.

  • Kış aylarında cilt kuruluğunu önleyin

    Kar yağışı, şiddetli rüzgar ve kuru hava… Cilt sağlığını tehdit eden tüm bu faktörlere karşı dikkatli olmak gerekiyor. Cildi soğuk havanın olumsuz etkilerinden korumanın yolu da düzenli bakım ve doğru beslenmeden geçiyor.

    Nemlendiricinizi mevsim şartlarına göre seçin

    Ciltteki nem oranı özellikle mevsim geçişlerinde değişiklik gösterebilir. Yazın UV ışınlarından olumsuz yönde etkilenen cilt, kış geldiğinde kararır, bronzlaşır, kurur ve kırışır. Havanın soğumasıyla ciltteki su miktarı da aniden düşer. Bu nedenle normal zamanlarda kullanılan cilt bakım ürünlerine bir süre ara vermek gerekebilir. Mevsim normallerinde sadece su bazlı nemlendiriciler yeterli olurken, soğuk havalarda yağ içeriği ve onarıcı özelliği yüksek olanları kullanmak gerekmektedir.

    Çok sıcak su, cilt ve saç sağlınızı bozabilir

    Kış aylarında banyo suyunun ısı derecesi de bir hayli yükselmektedir. Çok sıcak suyla yıkanmak cildi kurutup, matlaştırıcı etki yapar. Sıcak suyun saçlara da zararı büyüktür. Saçı kurutup, matlaştıran ve kırılganlığını artıran sıcak su uygulamasının son derece yanlış olduğu unutulmamalıdır.

    Islak saç ile dışarı çıkmayın

    Islak saçla dışarı çıkmak kış aylarında yapılan en büyük hatalardan biridir. Islak derinin soğuk havayla teması hücreler arası su kaybına neden olmakta ve kuruma gelişmektedir. Soğuk hava damarların büzülmesine neden olduğu için derinin sağlıklı beslenmesini de engellemektedir. Bütün bunların sonucunda soğuk, mat ve kuru bir cilt oluşmakta; rüzgarla birlikte de fiziksel travma ile egzama gelişimi söz konusu olmaktadır.

    Sağlıklı bir cilt için havuç, kayısı ve domates tüketin

    Vitamin ve mineral yönünden zengin beslenme cildi parlatır, derinin daha pürüzsüz görünmesini sağlar. Deri altı dokusunda gerekli nemlenmeyi sağlayan A, C, E vitaminleri ile taze havuç, kayısı ve beta karotenin bolca bulunduğu domatesi çok tüketmek önemlidir. Antioksidan değerleri yüksek olan vitaminler, soğuk havanın cilde verdiği zararı azaltır. Bu nedenle kış aylarında her zamankinden daha fazla taze sebze ve meyve tüketmek gerekir.

    Nemlendirici seçerken bir dermatoloğa danışın

    Kış aylarında sadece yüz değil vücudun da nemlendirilmesi çok önemlidir. Her banyo sonrası mutlaka vücut nemlendiricisi sürülmeli, uygulama deri henüz nemliyken yapılmalıdır. Nemlendirici ve losyon, bir dermatoloji uzmanına danışılarak alınmalıdır. İçeriğinde vazelin, dimetikon, gliserin, linoleik asit ve seramid gibi maddeler olanlar tercih edilmelidir.

    Güneş koruyucu ürünleri kışın da kullanın

    Gün ışığının olduğu her mevsim ve koşulda cilt, UV ışınlarına maruz kalır ve gittikçe yaşlanır. Yaşlanmış ya da kırışmış ciltler için antioksidan özellikleri olan gece kremleri, maske ürünleri ve de cildin kalınlığını azaltmaya yönelik tedavi yöntemleri tercih edilmelidir. Cilt kalınlığını azaltan en etkili tedavi yöntemi kimyasal peelingdir ve bu tedavi mutlaka dermatologlar tarafından yapılmalıdır. Kimyasal peeling, sadece kırışıklıklara yönelik etkili bir yöntem değil, aynı zamanda güneş ışınlarıyla oluşmuş pigmantasyonları ve akneyi azaltıp, yüze canlı, şeffaf bir görüntü sağlamaktadır. Her mevsim öncesi, cildi etkileyen hava koşullarına göre gerekli tıbbi ve kozmetik tedavi yöntemlerini uygulamak ve uygulatmak; hem oluşabilecek hasarları önler, hem de sağlıklı ve genç bir görünüme sahip olmayı sağlar. Özellikle ani hava değişikliklerinde bilinçli hareket etmek gerekmektedir.

  • İple yüz germe yeni bir botox mu yoksa dolgu mu?

    1 ile 3 çift iple sonuca ulaşmak mümkündür.

    Yüzü yeniden tanımlayıp, sarkmaları toparlayarak hacmini geri kazandırmak ve kırışık görünümü azaltmak için uygulanan bu yöntem de, işlem uygulanır uygulanmaz etki görülmektedir ve zamanla daha iyi hale gelmektedir.

    30 dakikalık bir işlemle ipler yerleştirilir ve sonuçlar 18 aya kadar sürer.

    Polilaktik asitten üretilmiş olan ipler ve bunlara bağlı koniler derinin derin kısımlarına uygulanır

    Bu madde kolajen üretimini uyarır ve vücutta doğal bir uyarı sağlar.

    Kadınlar ilk olarak yüzlerindeki kırışıklıklardan kurtulmak için botulinum toksin uygulatıp buna para ödediklerinde bu durum toplumca garip karşılanmış ve alay konusu olmuştu.

    Daha bundan iki dekat önce 2002 yılında, botoks uygulaması diğer uygulamalarda da ABD tarafından FDA onayı aldığında da eleştiriler devam etti. Ancak günümüzde dünyanın bütün gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerinde en ünlü isimlerden başlayarak, düşük gelir seviyeli kişilere kadar uzanan büyük bir erkek ve kadın popülasyonunda botoks uygulaması önemli bir anti-aging bakım olarak kabul edilir hale geldi ve rutin bir şekilde uygulanmaktadır.

    Bu yeni uygulama botoksun yedi yıl önceki durumu kadar önemli ve büyük bir tedavidir.

    Yüzün sarkmış bölgelerini kaldırma ve cildi yeniden canlandırma: bu ikili ihtiyacı karşılamak için bu ipler üretilmiştir. Bir yandan cildin sarkan bölgeleri konilerle tekrar kaldırılırken bir yandan da iplerin özelliği ile kolajen üretimi yeniden uyarılmakta ve cilt sıkılaşmaktadır.

    İp yerleştirildikten sonra uygulama yapılan bölgeye hafif bir basınç uygulanır ve anında o bölgede asma ve kaldırma işlemi gerçekleşir. Bu şekilde doktor cilt yüzeyini yeniden şekillendirilmiş olur ve gözle görülür şekilde pürüzsüz hale getirir. Ardından zaman içinde içerideki ipin kolajen üretimini uyarıcı etkisi ile cildin yenilenmesi ve sıkılaşması uyarılır.

    Bu iplerinin en önemli farkı sadece birkaç çift ip uygulaması ile anında etkili ve doğal sonuca ulaşabilme kabiliyetidir. Yine yüze uygulanan ve örümcek ağı olarak bilinen diğer iplere göre farkı, 60-100 adet dikiş ipinin yüze uygulanmaması, aksine birkaç çift ipin yeterli olmasıdır. İkinci olarak ipin materyalinin kollajen üretimini daha fazla uyarmasıdır. Sonuçlar diğer iplere kıyasla hemen alınmaktadır. Çok az iple yüze istenilen şekli anında vermek ve rejenerasyon etkisinin 18 aya kadar sürdürmeye devam etmesi en büyük avantajıdır.

    30 dakikalık bir işlemle ve doğru bir gerilim sağlayarak şık bir görünüm elde etmek mümkün. Yanaklara uygulandığında çok fazla olmayan doğal bir hacim sağlar, balon gibi şişmiş yüzler yapmaz.

    Rejeneratif etkisi kademeli ve doğal olarak işleyen bir süreçtir: Polilaktik asit (PLA ) iplerin başlıca bileşenidir, PLA maddesi yıllardır (Kalp-Damar Cerrahisi ve beyin ameliyatlarında) güvenle kullanılmaktadır. Polilaktik asit, derinin kendi kolajenini üretmesini uyarır. Zamanla ve yavaş yavaş ilerleyen bu süreç, sarkık alanların hacmini artırmaya yardımcı olur ve kademeli olarak mükemmel doğal yüz şeklinin oluşmasına katkıda bulunur. 18 ay sonunda ip tamamen erimektedir. İp anında kaldırma etkisi yaparken, yenilemeyi uyarıcı etkisi kalıcıdır.

    (Uzm. Dr. Nezih Karaca “3 nokta tekniği” ile iple asma uygulamalarını Türkiye’de ilk uygulamaya başlayan kişilerdendir).

  • Kısa sürede gelen güzellik

    Kullanıldığı Avrupa ülkelerinde kısa sürede uygulanması, hiçbir iz bırakmaması ve kişinin günlük hayatına hemen devam edebilmesi sebebiyle “Kısa Sürede Gelen Güzellik” olarak bilinen yeni güzellik trendinin adı MIIT Rönesans tekniği …

    Teknik; içeriğindeki çam fıstığı özü, hyalüranik asit, kollojen, kafein, meristem hücreleri (organik kök hücreleri) gibi maddelerden oluşan kokteyl ürünler ile mor halkalar, yüz, boyun, kol altları, dekolte, eller, ayaklar, popo, basen gibi geniş uygulama alanlarında kısa sürede mucizeler yaratıyor.

    Ürünlerin her biri içerikleri dolayısıyla farklı yaş gruplarında,farklı bölgelerin tedavisinde kullanılıyor.25 yaş sonrası için 8aktif maddeyi bir arada içeren ilk ve tek kokteyl “Raffaello” nun özellikleri şöyle açıklanıyor:

    Raffaello Hyaluranic asit, Pinus pinaster, Resveratrol, Glutatyon, Antioksidan kompleksi, Aminoasitler, Bakırpeptid ve B grubu vitaminlerden oluşan bir kokteyl olup, cilt için yararlı içeriği ile 25-35 yaş arasında kullanılarak hidrasyon ve parlaklık sağlıyor. Yarattığı etki ile cildi besliyor ve yaşlanma etkilerini geciktiriyor. Yüz, boyun, dekolte, eller, ayaklar, göz altı morlukları ve saç köklerinde etkili oluyor. Raffaello içinde bulunan Pinus Pinasteriçeriğindeki Pycnogenol, renk açıcı etki sağlayıp, koyu renkleri açıyor, cilde parlaklık sağlıyor ve damar içi dolaşım kalitesini de arttırdığı için de anti-aging etkisi gösteriyor.

    35 yaş sonrası için 10 ayrı antiaging aktif maddeyi bir arada içeren ilk ve tek kokteyl olarak “Tiziano” öneriliyor ve bu da Omega CTP kompleksi, Organik kök hücreleri, Resveratrol, Bakır peptid, Kollojen, hyaluronic asit, Omega 3, 6, 9 ve aminoasitlerden oluşan bir kokteyl. Genellikle 35 yaştan sonra bu maddeler vücut tarafından üretilemediği için ince çizgiler, sarkmalar vb yaşlanma belirtileri başlıyor. İnce çizgilerin giderilmesi, lifting, forma sokma, kalınlaştırma amaçlı yüz, boyun, dekolte, eller, göbek, kol altları, uyluk içleri, göz altı torbalarında kullanılıyor.

    Tiziano içindeki bakır peptid ve omega 3 fibroblastları aktive ediyor ve damarlar içerisindeki endotel büyüme faktörlerini artırarak fibroblastların içindeki büyüme faktörlerini beta 1’e değiştirerek etkili oluyor. Bu şekilde, göz altlarındaki torbalanma yok oluyor. Klasik yöntemlerle 60-80 enjeksiyon yapılarak hastalara acı veren uygulamaların ‘MIIT Rönesans’ yöntemi ile kolaylaştığı ifade ediliyor. Aynı zamanda bu yöntemlerle erkek tipi saç dökülmesi dışında, hem erkeklerde hem kadınlarda saç tedavileri de başarılı bir şekilde yapılıyor.

    Bir diğer ürün olan ‘Michelangelo’ ile dışarıdan gerekli görülen bölgelere verilerek, egzersiz ve diyetle yok edilemeyen sellülit ve yağ tortularının giderilmesi sağlanıyor.

    Bu yöntemin 3 cm aralıklarla yapılması ve bu sayede bir yüz anti-aging uygulamasının maximum 10-15 enjeksiyon ile tamamlanması, sağladığı uygulama kolaylıkları, protokolün kısalığı, uzun etkisiyle farklılaşan bu tekniğin adı MIIT ‘Micro Intradermal Injection Technic’ ( Rönesans ) olarak tanımlanıyor.

    Bu yöntemin sadece 10 dakika sürmesi, öğle arasında dahi yapılabilir olması, uygulama yapıldığı diğer kişiler tarafındananlaşılamaması, tedaviden hemen sonra iz bırakmayışı önemle belirtiliyor.

  • Lazer epilasyon hakkında herşey

    Lazer Ve Işık Sistemlerinin Etki Mekanizması Nedir?
    Lazer ve ışık sistemleri kıl kökünü tahrip etmektedirler. Burada amaç, kıl kökünde kalıcı hasar yaparken çevredeki deriye hasar vermemektir. Lazer enerjisi derinin altındaki kıl köküne ulaşır. Kıl kökündeki renk hücreleri (pigment) lazer enerjisini emer. Burada yoğunlaşan lazer enerjisi çevre deri ve dokuda hasar yapmadan kıl kökünü yakar. Zarara uğrayan kıl büyük olasılıkla tekrar çıkmamaktadır.

    Yanan tüylerin bir kısmı hemen dökülür, bazıları ise 2-3 hafta içinde deriden atılır. Kıllara tek tek uygulanan elektrikli epilasyondan farklı olarak, her enerji atışında düzinelerce kıl yanar. Böylece sırt, omuz, kollar, bacaklar ve yüz gibi geniş alanlar kısa sürede tedavi edilebilir. Meme ucu, üst dudak ve bikini bölgesi gibi hassas bölgeler tedavi edilebilir

    Lazer Sistemleri Nelerdir?
    Lazerler ve yoğun atımlı ışık (IPL) sistemleri şunlardır:
    IPL – bu sistem lazerden farklıdır. Değişik dalga boylarını kapsayan bir ışık sistemidir.
    Ruby 694 nanometer
    Alexandrite 755 nanometer
    Diode 800-810 nanometer

    Alexandrite Lazer Nedir?
    Alexandrite lazer üzerinde güçlü bir soğutma sistemi bulunmaktadır. Bu sistemde basınçlı soğuk bir gaz lazer atışı yapılan cilt bölgesini soğutur. Soğutma işlem esnasında acı duymamanızı sağladığı için yüksek enerjiyle kıl kökleriniz yakarak en etkili sonucun alınmasını sağlar. Bu başarının önemli parçasıdır.

    Vücudun Hangi Bölgeleri Tedavi Edilebilir?
    Tüm vücut bölgeleri lazer ile tedavi edilebilir. Kadınlarda en çok üst dudak, çene, bikini bölgesi kol, bacak ve koltukaltı bölgeleri tedavi edilir. Erkeklerde ise sırt, omuz, göğüs bölgesi ve sakal bölgesine uygulanır. Alın ve kaş üstleri de tedavi edilebilir.

    Lazer Epilasyonun Diğer Alternatif Yöntemlere Üstünlüğü Nedir?
    Lazer epilasyon hızlı ve uzun süreli sonuç sağlar.
    Lazer epilasyon vücutta istenilen her yere uygulanabilir. Tıraş, ağda ve tüy dökücü kremler kılı ortadan kaldırır.
    Ancak kıl kökü yok olmadığı için bir ile dört hafta içinde tüyler geri döner. Lazer epilasyon da ise kıl kökü etkilendiği için tüyler daha geç ve incelmiş olarak geri gelir.

    Lazer Epilasyonun Riskleri Nelerdir?
    Kısa süreli yan etkisi deride kızarıklık ve kıl köklerinde ödemdir. Bu yan etki 1 saat içinde kaybolur. Çok hassas ciltlerde birkaç gün sürebilir. Bazı lazer türlerinde esmer ve bronz tende uygulamalarda renk değişiklikleri, su toplama ve kabuklanma oluşabilir. Bu tür problemler nadirdir ve birkaç gün içinde geriler.

    Lazer Epilasyon Kalıcımıdır?
    Lazer epilasyon büyük oranda kalıcıdır. Dört-altı seans sonrasında tüylerde %70-90 oranında azalma olur. Tüyler daha ince ve açık renkli hale gelir. Bu azalma yıllarca sürecektir.

    Tedavi Sonrası Lazer Uygulanan Alanda Tüyler Tamamen Yok Olur Mu?
    Lazer uygulanan alanda pek çok hastada kıl miktarında % 70-90 azalma olur, kalan tüylerin renkleri ve kalınlıkları azalır. Ancak tamamen tüysüz kalma durumu beklenmemelidir. Tedavi etkinliği tedavi esansları tamamlandıktan sonra 6 ay içinde değerlendirilmelidir. Tekrar çıkacak kıllar 6 ay içinde belli olur.


    Ne Oranda Tüyler Tekrar Çıkar Ve Ne Kadar Sürede Tüyler Geri Döner?

    Lazer epilasyon sonrası doğru uygulama yapılırsa tüylerin bir kısmı hemen dökülür. Geri kalanlar 1-3 hafta sonra deriden atılır
    Lazer epilasyon ilk iki seansta belirgin azalma gözlemlenmeyebilir. Üçüncü ve dördüncü seanslardan sonra tüylerde belirgin azalma başlar. 4- 6 seans sonrasında tüyler yıllarca çıkmayacak şekilde azalır. Bazı hastalarda seyrek idame seansları yapılabilir. Lazer tedavisinden sonra az miktarda çıkan tüyler ince ve çok açık renklidir. Kozmetik problem teşkil etmez..

    Niye en az 4 tedavi seansı gerekmektedir?
    Bütün lazerler tüylerin aktif dönemine etkilidir. Dinlenme fazındaki tüy kökleri lazerden etkilenmez. Vücuttaki tüyler değişik dönemlerde aktif faz ve dinlenme fazına girerler. Lazer uygulama esnasında aktif kılları etkiler. Bir süre sonra dinlenme fazındaki tüyler aktif hale gelir. Bir sonraki uygulamada da bu tüyler yok edilir.

    Seans Sayısı Hangi Faktörlere Bağlıdır?
    Kıl rengi (açık renkli tüyler fazla sayıda seans gerektirir)
    Etnik ve genetik yapı (koyu tenli kişiler fazla sayıda seans gerektirir)
    Hormon durumu,
    Tedavi edilen alan,
    Tüy yoğunluğu,
    Yaş,
    Kilo (fazla kilo tüy gelişimini arttırır),
    İlaçlar (örneğin Dilantin and cyclosporine tüy gelişimini arttırabilir)

    Lazer Epilasyon İçin Kimlere Uygulanabilir?
    Koyu renkli ve bronzlaşmış hastalar için IPL , Ruby 694 nm, Alexandrite 755 nm lazerlere nazaran Diode 800-810 nm ve 1064 nm Nd YAG lazer uygundur.
    Çocuklarda 12 yaş üzerinde özel problem varsa uygulanabilir.
    Lazer epilasyon sadece kozmetik nedenlerle uygulamaz. Tüylenme yapan ilaç kullananlarda ( örneğin organ transplantasyon sonrası kullanılan cyclosporine), batık tüy tedavisinde, kıl dönme probleminde de kullanılabilir.

    Hangi Tüy Renkleri Tedaviye En İyi Yanıt Verir?
    Kıl köklerindeki pigment lazer tedavisi için önemlidir. Bu yüzden siyah veya kahverengi tüyler tedaviye en iyi yanıt veren guruptur. Beyaz ve gri tüyler tedaviye yanıt vermez.

    Lazer Seansları Esnasında Dikkat Edilmesi Gereken Kurallar:
    Ağda, sir ağda, cımbız, iğneli epilasyon ve epilasyon cihazlarını kullanmayın!
    Lazer enerjisi aktif tüylere etkili olduğundan ağda, sir ağda, cımbız, iğneli epilasyon ve epilasyon cihazları 2-4 hafta öncesinden kullanılmamalıdır. Bu yöntemler lazerin etkili olacağı kıl kökünü ortadan kaldırır.
    Bronzlaşmaktan kaçınılmalıdır!
    Bazı lazer türleri koyu tenlere uygulanabilir ancak tedavi öncesinde güneşlenilmemeli, solaryuma girilmemeli ve bronzlaştırıcı kremler uygulanmamalıdır. İstenmeyen yanıklar ve renk değişiklikleri olabilir. Ayrıca lazerin etkinliği azalır.
    Jilet ve tüy dökücü krem kullanabilirsiniz!

    Jilet ve tüy dökücü krem kullanımı olabilir. Lazer uygulamasından bir gün önce tüylerin alınması en uygunudur. Tedavi günü veya lazerden hemen önce tüylerin alınması cildi hassaslaştırabilir.
    Lazer tedavisinden önce tüyler alınmalıdır. Tüyler alınmazsa deri üstünde kalan tüyler yanarak acı verir ve lazer enerjisini emerek kıl köküne yeterli enerji gitmesini engelleyerek lazerin etkinliği azaltır.
    Yaygın inancın tersine jilet tüyleri kalınlaştırmaz, çoğaltmaz, koyulaştırmaz. Bu yüzden tedavi öncesi ve seans aralıklarında jilet veya tüy dökücü kullanabilirsiniz.

    Lazer epilasyon ne sıklıkta yapılır, seanslar ne kadar sürer?
    Lazer uygulamaları 6-12 haftada bir yapılmalıdır. Kıl köklerinin pigmentinin yeterli derecede olması için bu süre gereklidir. 6 haftadan erken 12 haftadan geç olmamalıdır.
    Seans süresi dudak üstü gibi bölgelerde 1-2 dakika iken, tüm bacak ve sırt gibi geniş alanlarda yarım ile bir saat sürebilir.


    Lazer Tedavi Öncesi Öneriler:

    Tedaviden önceki hafta içinde ağda, sir ağda ve cımbız gibi yöntemler kullanmayın. Çünkü lazerin etkileyip yok edeceği kıl kökünü koparmış olursunuz. Bu da lazerin etkisini azaltır.
    Tedaviden bir veya iki hafta önce güneşlenmeyi azaltın. Bronz ten lazerin etkinliğini azaltır.
    Uygulama yapılacak bölgeye makyaj yapmayın. Makyaj lazer enerjisini emerek, daha az enerjinin kıl köküne ulaşmasına ve etkinliğinin azalmasına neden olur. Makyaj lazer ısısını artırarak deride tahriş veya yanık yapabilir. Lazer işleminden sonra makyaj yapılabilir.
    Lütfen tedaviden bir gün önce veya tedavi sabahı tıraş olun veya tüyleri kesin. Bu yol deriyi daha az hassas kılar. Deri üzerindeki uzun kıllar lazer enerjisini emer ve enerjiyi israf ederek kıl köküne gitmesi gereken enerjiyi azaltır. Ayrıca bu kıllar yanık ve deri tahrişi olasılığını arttırır.
    Ağrı eşiğiniz düşükse işlemden 2 saat önce ağrı kesici almanız uygun olabilir. Ayrıca bazı kadınlar regl döneminde acıya daha hassas oldukları için regl öncesi ve sırasında uygulama yapılmayabilir

    Lazer Tedavi Sonrası Öneriler:
    Lazer sonrası kızarıklık eve ulaştığınızda gerilemiş olacaktır. Bazı ciltler hassastır ve işlem sonrası kuruluk hissedilebilir. Bu durumda nemlendirici kullanılabilir.
    Tedaviden sonra bir veya iki hafta içerisinde güneşlenmeyin. Lekelenmeler olabilir. En az 30 faktör içeren güneşten koruyucu kullanın.
    Lazer sonrası kıl köklerindeki tüyler tedaviden 1 veya 2 hafta içerisinde uzayabilir. Eğer rahatsız oluyorsanız kesebilirsiniz.
    Tıraş ve tüy dökücü kremi seans aralarında kullanabilirsiniz. Seans aralarında ağda, sir ağda ve cımbız, iple alma gibi yöntemler kullanılmamalıdır. Çünkü bir sonraki lazer seansının etkisini azaltırlar.
    Lazer sonrası su toplama ve kabuklanma sonra nadirdir ve birkaç gün ile bir hafta arasında geriler. Antibiyotikli bir krem sık olarak sürülebilir.

  • Menopoz döneminin cilde etkileri

    Menopoz döneminin cilde etkileri

    MENOPOZDA BENLERİNİZE DİKKAT EDİN!
    MENOPOZDA EN İYİ DOSTUNUZ
    GÜNEŞ KREMİNİZ OLSUN
    YÜZÜNÜZDEKİ TÜYLENMENİN SAÇINIZDAKİ DÖKÜLMENİN NEDENİ MENOPOZ OLABİLİR!

    Kadınların korkulu rüyası menopoz, cilt yapısında birçok değişikliğe neden oluyor. İlk etkisi cilt kuruluğu olan menopoz döneminde; yüzde kıllanmada artış, kasık ve koltuk altı kıllarında incelme, saç dökülmesi, cilt lekelerinde artış, mevcut benlerde koyulaşma gibi değişimler gözlenir.

    Ancak alınacak bazı önlemlerle menopoz döneminin cilt üzerindeki olumsuz etkilerinden korunmak mümkün: Her şeyden önce güneş koruyucusu sürmeden dışarı çıkmayın! A, C ve E vitaminin antioksidan etkisiyle gençleşin. Cildinize uygun, tedavi edici özellikte kremleri tercih edin, neştersiz güzelleşme yöntemlerinden yararlanın.

    Menopoz döneminde daha fazla özen isteyen cilt bakımıyla ilgili şu detaylara dikkat edilmelidir;

    Cildimiz başta östrojen olmak üzere hormonların etkisi altındadır. Menopozla birlikte değişen hormon seviyesi cildimizde birtakım değişikliklere neden olur. Östrojen hormonu cildimizin hem epidermis hem de dermis tabakasını etkilemektedir. Östrojenin azalması, epidermiste hücre bölünmesinin yavaşlamasına neden olur. Bu sebepten cildimiz incelir, daha çabuk incinir ve yaralanır. Yaralar daha geç iyileşir, cilt alerjik hastalıklara karşı daha duyarlı hale gelir.

    İLK ETKİ: CİLT KURULUĞU

    Cildimizin dermis tabakası da aynı şekilde östrojen hormonunun etkisi altındadır. Kolajen, elastin salgısı ve hyarülonik asit miktarında azalma; menopoz döneminde dermis tabakasında görülen değişiklerdir. Bu etkiler; ciltte elastikiyet azalmasına, cildin gevşemesine, nemsizliğe ve çizgilerin artmasına neden olur. Menopozda ilk görülen cilt bulgusu deri kuruluğudur. Bunu elastikiyet azalması ve çizgilerin artması takip eder.

    YÜZ TÜYLENİR SAÇ DÖKÜLÜR

    Menopoz döneminde östrojen azalması, testesteron hormonunun duyarlılığının artmasına neden olur. Yüzde kıllanmada artış, kasık ve koltuk altı kıllarında incelme, saçta erkek tipi dökülme olarak isimlendirilen, özellikle tepe kısmında olan dökülmeye menopozdaki kadınlarda sık rastlanılır. Yine hormonların etkisiyle bazı kadınlarda ciltteki yağlanma artar ve sivilceler çıkar.

    BENLER VE LEKELER ARTAR

    Cildimizin renk hücreleri, östrojen hormonu tarafından kontrol edilmektedir. Menopoz döneminde cilt, UV etkilerine karşı daha duyarlıdır. Cilt lekelerinde artış görülür. Lekeler; yüz, boyun ve dekolte bölgelerinde özellikle görülür. Menopoz döneminde aynı zamanda mevcut benlerde koyulaşma ve değişikliklerde görülebilir. Bu sebepten güneşten korunmak ciddi önem taşımaktadır.

    Sıcak basmaları, menopozda çoğu kadının karşılaştığı bir durumdur. Yüzde ataklar halinde gelen kızarıklık ve ter boşalması yakınması vardır. Kızarıklık en sık yüzde görülür ama boyun ve göğüs ön yüzünde de rastlanılabilir.

    TIRNAKLAR KIRILIR TABANLAR SERTLEŞİR

    Menopoz döneminde avuç içleri ve ayak tabanlarında sertlikler görülebilir. Topuklarda daha belirgin olan bu sertlikler bazen ciddi ağrılara neden olarak yürümeyi zorlaştırabilir.

    Östrojen azalması, tırnak yapısında da değişiklere neden olmaktadır. Tırnaklarda kuruma, nemsizlik, tırnak yapısında bozukluklar görülür. Tırnaklar daha kırılgan görünüm kazanır. Ellerin su, sabun, deterjan, oje ve asetonla fazla teması bu kırılganlığı daha da arttırır.

    GÜNEŞ KREMİ OLMADAN ASLA!

    Menopoz döneminde görülen bu değişikleri ortadan kaldırmak amacıyla dermatoloji hekimleri ile kadın doğum hekimleri hastaları birlikte takip eder. Kadın doğum hekimleri uygun gördükleri hastalarda hormon takviyesi tedavisine başladıklarında, bu tedavinin cilt üzerine de olumlu etkileri bulunmaktadır. Hormon tedavisinin uygun dozda ve sürede kullanımı, olası yan etki riski açısından önem arz etmektedir.

    Menopoz döneminde cilt bakımında bazı hususlara dikkat etmek gerekmektedir. Cilt kuruluğuna neden olacak temizleyicilerden, sabunlardan özellikle kaçınılmalıdır. Güneş koruyucu kullanımına önem verilmelidir. Güneş koruyucu kullanımı hem lekelerin koyulaşmasını engelleyici, hem de yaşlanmanın engellenmesi açısından önemlidir. Cilt yapısına ve tipine uygun olan koruyucular dışarı çıkılmadan 20 dakika önce sürülmeli ve sık aralıklarla yenilenmelidir.

    VİTAMİNLERLE GENÇLEŞİN

    Dermatolojik olarak A vitamini, C vitamini, peptit, bitki büyüme hormonu ve topikal östrojen içeren kozmetik ürünler, menopoz dönemindeki kadınlarda önerilen ürün gruplarıdır. A vitamini; derimizin kolajen salgılamasına, kalınlaşmasına ve cilt lekelerimizin açılmasında etkili olur. Vitamin C ve Vitamin E; cildimize zarar veren antioksidanların uzaklaştırılmasında etkili antioksidanlardır. Tırnakları besleyen, nemlendiren tırnak bakım ürünleri yararlıdır.

    DOĞRU KREMİ SEÇİN

    Harici östrojenler ve bitkisel kökenli östrojen içeren kremlerin menopoz döneminde ayrı bir yeri vardır. Bu ürünlerin derinin elastikiyetinde, kalınlığında ve nemlendirici özelliğinde artmaya neden olduğu gösterilmiştir.

    MENOPOZA KARŞI NEŞTERSİZ YÖNTEMLER

    Botoks, dolgu maddesi enjeksiyonları, mezolifting, saç mezoterapisi, peeling, lazer uygulamaları ileri durumlarda başvurulan yöntemlerdir. Bu yöntemler daha uzun süreli yanıt elde edilmesini sağlarlar. Ciltte oluşan lekeleri tedavi etmek, hem de ciltte kolajen, elastin salgısını arttırmak amacıyla peeling yöntemine başvurulur. Peeling iki ya da üçer hafta arayla dört ila altı seans arasında yapılır. Peeling sonrası cildin güneşten korunması çok önemlidir.

    Ciltte görülen sarkma, elastikiyet kaybı ve kırışıklıklar mezolifting işlemi ile tedavi edilebilir. Cildi yenileyen vitaminler, antioksidanlar, mineraller ve hyarülonik asit maddesi minik iğneler yoluyla cilt altına enjekte edilir. Ortalama dört altı seans, iki ya da dört seans aralıklarla yapılır.

    KAZ AYAKLARINA BOTOKS

    Özellikle yüzün üst kısmı ve göz çevresinde olan çizgileri ortadan kaldırmak amacıyla botoks işlemi, yaşlanmadan kaynaklanan volüm kaybını ortadan kaldırmak amacıyla dolgu enjeksiyonuna başvurulur. En çok ağız çevresi, dudaklar ve gülme çizgileri dolgu enjeksiyonu ile tedavi edilir. Etkinlik ortalama 6 ay sürmektedir.

    Saç mezoterapisi ile saçın ihtiyacı olan vitamin ve destek maddeleri direkt saçlı deriye seri enjeksiyon teknikleri ile uygulanır. Saçlarda dökülmede azalmanın yanında, canlanma ve dolgunluk elde edilir.

    MENOPOZDA ÇANTANIZDAN EKSİK ETMEYİN!

    Cildin yapısına uygun bir sabun veya temizleyici ürün. (Normal ve kuru ciltler için gliserinli sabun, yağlı ciltler için ise kurutucu özellikte sabun)

    Cildi temizledikten sonra uygulanmak üzere sıkılaştırıcı tonik (Kesinlikle alkol, aseton, salisilik asit, resorsinol gibi cildi kurutan katkı maddeleri içermemeli).

    Yağlı ciltlere uygun yağsız krem veya jeller

    Cilt yapısına uygun nemlendirici kremler (kuru ciltler için yağlı, yağlı ciltler için ise az yağlı ve su bazlı)

    Yaz-kış dışarı çıkmadan sürülmek üzere yüksek faktörlü güneş koruyucular.

    Geceleri uyumadan uygulamak üzere yine cilt yapısına uygun bir gece kremi.

    Banyo suyuna katmak üzere parfümsüz banyo yağları.

    Cildin nem dengesini koruması için ph 5.5 olan temizlik malzemeleri (şampuanlar, vücut yıkama ürünleri)

  • Akne izlerinde dolgu enjeksiyonu

    Akne izlerinin tedavisi

    İz tedavisinin başarısı izlerin derinliği ve yoğunluğuyla orantılı olarak değişkenlik gösterir. Akne izlerinin tedavisinde kullanılan temel tedavi yöntemleri şunlardır:

    Kimyasal peeling:

    Çeşitli meyve asitleri kullanılarak yapılan tedavi şeklidir. Meyve asitleri deri proteinleriyle etkileşir ve bu sayede en üstteki ölü deri tabakasında ayrışma yaparak, deri üzerindeki düzensiz görüntünün ortadan kalkmasına neden olur.

    Yüzeyel özellikteki peelingler ile hafif akne izlerinin yanında aktif olan akne lezyonları ile siyah ve beyaz noktalar da tedavi edilir. Aynı zamanda gözeneklerde de sıkılaşma sağlanır.

    Orta derinlikte yapılan kimyasal soyma işlemi ise daha derin izlerde etkilidir.

    Kimyasal peeling yaz aylarında yapılmaz. Bu tedavi yapılan kişilerin çok dikkatli olarak güneş koruyucu ajanları kullanmaları önerilir. Yan etki olarak kızarma, tahriş, güneş koruyucu kullanılmadığı takdirde lekelenme sayılabilir.

    Dermaroller tedavisi:

    Üzerinde en az 192 adet mikroiğnecik olan tekerlek ya da dikdörtgen şeklindeki mini tedavi cihazlarıdır. Bu küçük iğnelerin boyları 0.5 mm ile 2.0 mm arasında değişiklik gösterir. İğnelerin uzunluğu arttıkça etki ettikleri derinlik de artar. Bu iğneler ile deride açılan mikrokanallar sayesinde kan dolaşımı artar, beraberinde kullanılan tedavi edici ürünlerin emilimi 200 kat artar ve deride yapmış olduğu hasar ile yara iyileşme sürecini başlatarak yeni bağ doku sentezinin oluşmasını sağlar. Oldukça basit ancak çok etkili olan bir yöntemdir.

    Yan etki olarak hafif kızarıklık ve morarmanın dışında önemli bir yan etki beklenmez.

    Mikrodermabrazyon:

    Derinin yüksek basınçla hareket eden kristallerle soyulmasıdır. Bu kristaller deride hasar oluşturarak yeni kollajen sentezinin de uyarılmasını sağlar. Ayda bir en 2 ila 4 seans olmak üzere uygulandığında yüzeyel akne izlerinde başarılı sonuçlar elde edilir. Ancak sıklıkla kombinasyon tedavisi olarak kullanılır.

    Yan etki olarak birkaç gün devam eden kızarıklık ile güneşten korunulmazsa lekelenme sayılabilir.

    PRP tedavisi:

    Trombositten zengin plazma anlamına gelen PRP tedavisi özellikle lekelenme şeklinde olan maküler izlerde etkilidir. Daha derin izlerde dermaroller ya da lazer tedavisi ile kombine kullanılması tercih edilir. Bu tedaviyle kişinin kendisinden alınan kanın plazma kısmı ayrıştırılır. Bu plazma özel tüplere alınır. Tüplerdeki aktifleyiciler sayesinde plazmadaki trombositler uyarılır. Uyarılan trombositlerden salınan doku faktörleri deriye iğneleme ya da maske yöntemiyle uygulandığında; kök hücreleri uyararak yeni hücre sentezi yapar ve bu sayede çok daha düzgün bir deri oluşmaya başlar.

    Yan etki olarak, iğne ile uygulandığından kanama ve morarma dışında bir yan etki beklenmez. Kişinin kendisinden alınan kan kullanıldığından allerji riski yoktur.

    Lazer tedavisi:

    Lazer tedavisi iki yolla akne izi tedavisinde etkili olur: Deri yüzeyini hasarlayarak yeniden yapılanmayı uyarır ve kollajen sentezini arttırarak daha sağlam bir bağ doku oluşumuna yardımcı olur.

    Deride yara oluşturmadan akne izlerinde etkili olan lazerler:

    Q-Switch Nd-YAG lazer: Özellikle lekelenme şeklinde olan ve çok derin olmayan izlerde etkilidir. Ayrıca aktif olan akne lezyonlarında da tedavi edici özelliği bulunmaktadır. İki haftada bir olmak üzere ortalama 4-8 seans sonunda akne izlerinde belirgin iyileşme olur. Tedavi sonrasında kızarıklık dışında herhangi bir reaksiyon beklenmez.

    Fraksiyonel lazer: Lekelenme şeklinde olan akne izlerinin yanında derinliği fazla olan akne izlerinde de etkili olan güçlü bir lazerdir. Deride akne izlerine neden olan düzensiz hücre gruplarında ısı yoluyla hasarlanmaya neden olarak yeni ve düzenli hücre sentezini uyarmanın yanında; kollajen sentezini arttırarak deride sıkılaşma yapar. Bu sıkılaşma sayesinde izler daha az görünür hale gelir.

    2 haftada bir en az 4 seans önerilmektedir. Tedavi sonrasında kızarıklık ve şişlik olmakla beraber bu etkiler en fazla iki gün içerisinde geriler. Deride soyulma yapmadığından kişi günlük aktivitelerine devam edebilir.

    Radyofrekans tedavisi:

    Çok derin izleri olan kişilerde lazer tedavisi öncesinde radyofrekans tedavisi ile derinin sıkılığının arttırılması; tedavi başarısını arttırır. Radyofrekans dalgaları, deri altı bağ dokusunda ısı artışı yapar. Bu ısı artışı yoluyla bağ dokumuzu oluşturan kollajen sentezi artarak çok daha sıkı bir deri oluşur. Kollajen sentezi ortalama 6 ay süren uzun bir süreçtir. Bu sürede yapılacak lazer ya da diğer akne tedavileri ile; çok daha başarılı sonuçlar elde edilebilir.

    Radyofrekans tedavisi 1 seans olarak yapılmakla beraber yan etki olarak hafif bir kızarıklık dışında bir reaksiyon beklenmez. Kişi gündelik aktivitelerine devam edebilir.

    Dolgu enjeksiyonu:

    Özellikle orta ve derin izlerin altını doldurma yöntemi ile izlerde azalma sağlanabilir. Bu tedavi tek başına yapılmasından ziyade kombinasyon şeklinde yapıldığında daha etkilidir. Dolgu maddesi olarak hyalüronik asit kullanılmakla beraber otolog yağ ile yapılan dolgulama en etkililerinden biridir.

  • Cilt bakımı neden gerekir

    Mükemmel, ışıldayan bir cilt bizim asıl aksesuarımızdır. Hangi yaşta olursak olalım hepimiz sağlıklı, bakımlı, güzel bir cilde sahip olmayı isteriz. Cildimiz iç dünyamıza açılan bir penceredir ve hangi hızla yaşlandığımızın en iyi göstergesidir. Hayatımızın tamamında olduğu gibi cildimiz de genlerimiz ve çevremiz arasında gerçekleşen bir evliliğin ürünüdür. Genlerimiz için bir şey yapamayız, ancak çevresel etkenleri kontrol edebiliriz.

    Cildimiz gün boyu çevre koşullarının etkisi ile kirlenir. Egzoz dumanları, makyaj artıkları, cildin kendi salgıları, mikroorganizmalar cilt üzerinde birikir ve cildin normal işlevlerini yerine getirmesini engeller. Ayrıca nikotin, alkol, sağlıksız beslenme, yetersiz uyku gibi etkenler de cildin yapısını olumsuz etkiler.

    Cilt bakımı cildin temizlenerek ve uygun ürünlerle desteklenerek bu olumsuz faktörlerin etkilerini ortadan kaldırır. Cildin normal işlevlerini devam ettirmesini sağlar.

    Cildimizde sorun olmasa dahi ayda 1 kez genel cilt bakımı yaptırmamız cilt sağlığı ve güzelliğimizi korumamız için gereklidir. Cildimize düzenli bakım yaptırmamız ve ev ürünleri ile desteklememiz geleceğe yönelik bir yatırımdır.

    Cilt bakımının amaçları:

    Cildin doğal hidrolipid yapısını ve dengesini korumak,
    Cildin işlevlerini düzenlemek (oksijenlenme, kan dolaşımı, ölü hücrelerin atılması, yeni hücre oluşumu),
    Cildin doğal atıklar ve dış faktörlerle oluşan kirliliğinin temizlenmesi, koruyucu tabakanın oluşturulması,
    Yıpranma ve yaşlanma ile azalan biyolojik aktiviteler için cildin ihtiyacı olan aktif maddelerin verilmesi,
    Cilt bakımı ile daha güzel bir görünüm yanında ruhsal rahatlama, gevşeme hissetmek.

    Klasik cilt bakımı:

    Uzmanımız tarafından cilt analizi yapılarak cildinizin neye ihtiyacı olduğu belirlenir. Önce cilt temizlenerek peeling işlemi yapılır. Ardından cilt yapısına göre 5 -15 dak. arasında buhar banyosu uygulanır. Vakum yardımı ile cildin altında birikmiş olan yağlar cilt yüzeyine çıkarılır. Cilt de komedon ve milia oluşumu varsa temizliği yapılır.

    Bu işlemin sonrasında yüksek frekans işlemi yapılır. Bunun amacı cildi mikroplardan arındırmak, yatıştırmak ve kan dolaşımını hızlandırarak, sivilceleri kurutmaktır. Kas yönü doğrultusunda yüz ve dekolte masajı yapılır.
    Cildin ihtiyacına göre serum ve maske uygulanarak cildin ihtiyacı olan kremle işlem tamamlanır.
    Önleminizi erkenden alın, yarına bırakmayın. Her yaş da cilt bakımı yaptırılmalıdır!

    Özel tedavi ve bakım kürleri

    Sorunlu ciltler için geliştirilmiş olan özel tedavi bakım setlerimizle cilt sorununuzu ortadan kaldırıyoruz.

    Hassas ciltler için tedavi-bakım kürü

    Problemli-yağlı-akneli ciltler için tedavi-bakım kürü

    Cilt gençleştirici tedavi-bakım kürü

    Göz çevresi tedavi-bakım kürü uygulanmaktadır.

    Hassas ciltler için tedavi bakım kürü

    Haftada 1 kere uygulanan 6 haftalık bakım kürüdür. Her seans 60 dakikadır.
    İçeriği: yaban mersini özü, kuşburnu, rosa canina özü, meriloto, meyan kökünden elde edilen Beta Glicirretic asit, E ve C vitaminileri, aloe vera ekstreleri.
    Etkileri: Damar çeperlerini korur. Tahriş olmuş ve kuperozlu ciltlerde yanmayı, kızarıklığı azaltır, rahatlama sağlar, antioksidan etki gösterir.

    Problemli-yağlı-akneli ciltler için tedavi-bakım kürü

    Haftada 1 kere uygulanan 5 haftalık bir üründür. Her seans 60 dakikadır.
    İçeriği: Limon, portakal, kil, salatalık suyu, ada çayı, yeşil çay, glikolik asit ve gse ekstreleri içerir.
    Etkileri: Asit düzenleyici, sebum dengeleyici, sıkılaştırıcı ve antiseptiktir.

    Cilt gençleştirici, toparlayıcı bakım kürleri

    Haftada bir uygulanan 6 haftalık bakım kürleridir. Her seans 60 dakikadır.

    Havyar Kürü

    İçeriği: Havyar, saf A vitamini, kiona yağı E-A-C vitaminleri

    Etkileri: Kuru, kırışıklığı ciddi boyutlarda olan ciltler için uygulanır. Nemlendirici ve kırışıklıkları açıcı etkisi vardır.

    Q10 Kürü

    İçeriği: Glikoprotein, Q10 enzimi, bitkisel dolgu kürecikleri.
    Etkileri: Olgun ve elastikiyet kaybı olanlara özel cilt kürü. Cilt de dolgunluk etkisi yapar. Toparlar ve elastikiyeti arttırır. Yüz kontürünü şekillendirir. Antioxidant etkilidir.

    Göz Çevresi Bakımı

    Göz çevremiz de özel bakımı hak eder. İnce çizgilenmeler, şişlikler, koyuluklar, göz etrafı ile ilgili problemlerdir. Bu sorunların çözümünde yardımcı olabilecek çeşitli bakımlar vardır. Yenileyici bir göz çevresi bakımı ile nazik cildin düzenlenmesi, sıkılaştırılması sağlanır. Haftalık seanslar şeklinde uygulandığında mükemmel sonuçlara ulaşılır.

  • Menopoz

    Menopoz

    Menopoz kadınlarda adet kanamalarının kesilmesidir ve dolayısıyla üreminin sona ermesi

    dönemidir. Kadınlarda görülen, çoğunlukla 40 yaş ve sonrası, neredeyse 55 yaşına kadar geçen

    süre içinde görülen adet kesilmesi dönemidir. Önceleri adet kanaları düzensizleşir, daha sonra

    tamamen kesilir. Menopoz, yumurtalıkların görevlerini yerine getirememeye başlaması yüzünden

    ortaya çıkar. Yumurtalıkların doğal ömrü yaklaşık 35 yıldır ve çalışamaz hale gelmeleri

    yaşlanmanın doğal bir sonucudur. Çoğu kadında menopoz 45-50 yaşları arası başlamaktadır. Batı

    toplumlarından elde edilen verilere göre ortalama menopoz yaşı 51,5 olup son 100 yıl içinde

    değişmemiştir. Menopozun 40 yaşından önce olmasına prematür menopoz 45 yaşından önce

    olmasına ise erken menopoz adı verilir. Özellikle annenin menopoz yaşı ile kız çocuğun menopoz

    yaşı arasında yakın bir ilişki vardır. Annesi erken menopoza giren kadınlarda erken menopoz riski

    daha fazladır. Doğum yapmış olan kadınlarda yapmamış olanlara ve doğum kontrol hapı

    kullanmış kadınlarda kullanmamış olanlara oranla menopoz daha geç olur. Günde 10 veya daha

    fazla sigara içen kadınlarda menopoz yaşı 1,5 yıl erkene çekilmektedir. Cerrahi müdahale

    sonucunda yumurtalıklardan birinin kaybı, endometriosis, ve kanser için verilen kemoterapi ve

    radyoterapi menopozun daha erken gelmesine neden olan etkenlerdendir.

    MENOPOZUN BELİRTİLERİ VE BERABERİNDE GETİRDİĞİ SORUNLAR

    Kanamalarda düzensizlik ve adet kesilmesi: Menopozun temel belirtisi adetlerin kesilmesidir.

    Özellikle 45 yaşın üzerindeki bir kadında 6 aydan daha uzun süre adet olamama genellikle

    menopoza işaret eder. Adet kesilmesine eşlik eden ateş ter basmaları ve vajinal kuruluk tanıyı

    güçlendirir. Bu dönemde kadın fizyolojisinde ve psikolojisinde görülen ve meydana gelen bazı

    değişiklikler kadının hayatını kötü etkileyerek, birçok hastalığın oluşmasına neden olabilir.

    Menopoz esnasında fiziksel, zihinsel ve cinsel değişiklikler olduğu doğrudur. Bu durum yaşam

    kalitesinin ve mutlu bir psikolojinin oluşmasını engeller. Yumurtalıklardaki hormon üretimi yaş

    ilerledikçe veya menopoz dönemi yaklaştıkça azalır. Bu da adet kanamalarında düzensizliğe

    neden olur. Bu hormon üretiminin azalmasıyla vücuttaki ısıyla ilgili alanlar etkilenir ve terleme,

    ateş basması gibi durumlara sebep olur. Menopozun erken dönemlerinde adetsiz geçen

    dönemleri takiben bazen kanamlar görülebilir. Bu tür kanamalar endometrial hiperplazi adı verilen

    ve rahim iç tabakasının fazla kalınlaşması ile seyreden bir hastalığın belirtisi olabileceğinden

    dikkatli bir şekilde irdelenmelidir.

    Ateş ve ter basmaları:

    Bu yakınmalar menopoza giren kadınların %70’inde görülür. Kadınların %35’inde ise günlük

    yaşamı olumsuz etkileyebilecek kadar sıktır. Nedeni tam olarak belli değildir. Özellikle vücudun

    üst kısmında ve kafada başlayan ani bir sıcaklık hissini şiddetli bir terleme takip eder. Geceleri

    daha sık görülebilir ve uykunun bölünmesine neden olur.

    Ürogenital atrofi:

    Östrojen adı verilen kadınlık hormonun menopozla beraber tamamen ortadan kalkması ile

    vajende kuruluk ve vajen içini döşeyen hücre tabakasında incelme olur. Bunun doğal sonucu

    olarak da cinsel birleşme daha ağrılıdır. Bazen tahrişe bağlı kanama görülebilir. Vajen hücre

    tabakasının incelmesi ile beraber mikroplara karşı olan direnç de azalır ve tekrarlayan vajinitler

    sıkça görülebilir.

    Osteoporoz:

    Menopoza giren kadınlarda en önemli problemlerden biridir. Ülkemizde gerçek yaygınlığı ve

    ciddiyeti hakkında yeterli ve güvenilir veri yoktur. Osteoporoz postmenopozal (menopoz

    sonrasında kadınlarda görülen hızlı kemik kaybı) ve senil (yaşlılıkta ortaya çıkan ve her iki cinsi de

    tutan) olarak ikiye ayrılır. Osteoporoz için bazı risk faktörleri tanımlanmıştır. Erken veya

    yumurtalıklarının ameliyat ile alınması sonrasında menopoza giren kadınlarda, kalsiyumdan

    zengin süt ve süt ürünlerinden yetersiz beslenen kadınlarda, güneş ışığına az maruz kalan

    özellikle yatalak ve bakım evlerindeki kadınlarda, sigara içenlerde, ailesinde osteoporoz ve buna

    bağlı kırık öyküsü olanlarda, ince vücut yapısına ve açık renkli tene sahip olanlarda, ve menopoz

    sonrasında östrojen tedavisi almayan kadınlarda osteoporoz görülme olasılığı artmaktadır.

    Ruhsal değişiklikler:

    Bugün menopozun kadın bedenini dramatik şekilde etkilediğini, kadında fiziksel ve emosyonel

    dengenin bozulmasına yol açtığını biliyoruz. Menopoz döneminde, fizyolojik değişimlerin yanında

    birçok kadın psikolojik ve sosyal değişimler de yaşar.

    Bu dönemde görülen psikolojik ve mental değişiklikleri 4 ana gruba ayırabiliriz:

    1- Kognitif (Bilişsel)

    2- Duygu durum değişiklikleri

    3- Depresyon

    4- Alzheimer hastalığı

    MENOPOZDA Kİ KADINLARDA YAPILMASI GEREKEN İNCELEMELER

    Dikkatli bir kişisel öykü ve muayene şarttır. Etraflı bir aile öyküsü alınmalı ve özellikle hormon

    tedavisinin verilmesi için sakınca oluşturacak durumlar belirlenmelidir. Laboratuar tetkikleri

    arasında yapılması gerekenler aşağıda sıralanmıştır:

    PAP Smear testi ve rahim iç tabakasının değerlendirilmesi:

    Menopoza kadar düzenli yapılan smear testlerinden hiçbir zaman anormallik saptanmamış olan

    kadınlarda PAP testinin arası 3 yıla çıkarılabilir.

    Ultrason ile yumurtalıkları ve rahim iç tabakasının değerlendirilmesi

    Tam kan sayımı

    Lipid profili (total kolesterol, HDL ve LDL kolesterol, trigliseridler)

    Karaciğer fonksiyon testleri (ALT, AST)

    Kardiyak risk belirteçleri (CRP, homosistein)

    TSH: Kadınlarda sessiz hipotirodi çok sık görülür ve bu nedenle yıllık taramaların içine katılması

    önerilmektedir.

    Mamografi:

    40–60 yaş arasında her yıl yapılması önerilmektedir. Ultrason mamografinin yerine geçmez.

    Ultrason ile mamografide şüphelenilen lezyonların solid yani katı veya kistik yani sıvı dolu

    olduğunun ayırıcı tanısında kullanılır. Yoğun meme dokusuna sahip kadınlarda mamografiden

    elde edilecek olan bilgi daha azdır. Östrojen tedavisi de meme yoğunluğunu artırarak

    mamografinin yorumlanmasını zorlaştırır. Daha önceden meme protezi taktırmış olan kadınlarda

    mamografi oldukça güvenilmez olup meme MRI ile incelenmelidir.

    Kemik yoğunluk ölçümü:

    Özellikle risk faktörleri taşıyan ve hormon almak istemeyen kadınlarda önemlidir. Risk faktörü

    taşımayan ve zaten hormon verilmesi kararlaştırılmış olan kadınlarda verilecek olan kararları

    etkilemeyeceğinden yapılması gereksizdir.

    Genetik Risk Profilinin Çıkarılması:

    Özellikle son yıllarda giderek önem kazanmaya başlamıştır. Henüz maliyeti yüksek olduğundan

    herkese uygulanması söz konusu değildir. Menopozda olabilecek sorunlar için riskli genetik

    yapının belirlenmesi ve verilecek ilaçlardan fayda veya zarar görecek olan kadınların saptanması

    için kullanılmaktadır. Menopozda Hormon Tedavisi-Seçenekler ve verilme yolları

    Menopoz döneminde hormon tedavisi çeşitli şekillerde çeşitli yollardan verilebilir.

    Hormon Tedavilerinin Çeşitleri

    Tek başına östrojen (E) kullanımı :

    Rahmi alınmış olan kadınlarda tercih edilen hormon verilme şeklidir. Genellikle kesintisiz olarak

    ağızdan (oral) veya cilt (transdermal) yolla verilir.

    Östrojen ile beraber Progesteron (P) kullanımı :

    Rahmi olan kadınlarda rahim iç tabakasının (endometrium) aşırı kalınlaşması ve kanser riski

    nedeniyle östrojenle beraber progesteron da verilmelidir. Menopoza yeni girmiş veya

    perimenopozal diye tabir edilen menopoz öncesi dönemde olan kadınlarda E+P tedavisi kesintili

    (siklik) olarak uygulanır. Menopozun üzerinden 1 yıldan fazla geçmiş ise kesintisiz (continuous)

    verilebilir. Progesteron ağız yolu ile, vajinal yoldan veya içinde progesteron içeren rahim içi

    araçları kullanılarak rahim içine lokal olarak da verilebilir.

    Tek başına veya östrojen tedavisine androjen eklenmesi :

    Menopozla beraber cinsel istekteki azalmadan yumurtalıklardan salgılanan erkeklik hormonlarının

    kaybı sorumlu tutulmuştur. Bu nedenle androjen verilmesi gündeme gelmiştir. Östrojen ile beraber

    androjen alan kadınlarda cinsel istekte ve cinsel fantezilerde artma saptanmıştır. Doz

    ayarlamasının çok dikkatli yapılması gerekmektedir. Eğer yüksek doz verilirse tüylenme ve cilt

    bozuklukları yapabilir.

    Hormonlara benzer etki gösteren maddeler (Tibolon) :

    Tibolon hem östrojen, hem progesteron, hem de androjen reseptörlerine bağlanarak etki eden bir

    nonsteroidal maddedir. Kesintisiz olarak kullanılır ve östrojenin pek çok yan etkisini göstermez.

    Kanama yapmaz. Östrojen ile olasılığı artan meme kanseri riski tibolon ile daha azdır.

    Bitkisel östrojenler (Fitoöstrojenler) :

    Black cohosh veya isoflavin adı verilen maddeleri içerirler. Vücutta zayıf östrojenik etki gösterirler.

    Yapılan çalışmalarda menopozun ateş ter basmaları ve vajinal kuruluk gibi akut belirtilerinde

    gerileme oluşturdukları gösterilmiş olsa da her çalışma aynı sonuçları vermemiştir. Genellikle

    östrojen tedavisi almak istemeyen veya bu tedavinin verilmesinin sakıncalı olduğu durumlarda

    kullanılır. Menopozun uzun vadeli yan etkileri üzerindeki yarar veya zararları tam olarak belli

    değildir.

    Hormon Tedavisinin Verilme Yolları

    Hormon tedavisi ağızdan, cilt yolu ile, burun yolu ile, vajinal yoldan veya rahim içine lokal olarak

    verilebilir. Östrojen hormonu genellikle ağızdan veya cilde yapıştırılan flasterler ile verilir. Her iki

    yoldan verildiğinde de benzer etkiler gösterir. Kolesterolü yüksek olan kadınlarda ağızdan,

    trigliseridleri yüksek olanlarda ise cilt yolu ile verilmesi tercih edilir. Cilt yolu ile verildiğinde

    karaciğerden ilk geçiş etkisi göstermediğinden doğrudan kana karışır ve hedef dokulara ulaşır.

    Östrojenin cilt yolu ile verilmesi sonucunda mide barsak yakınmaları daha az görülür ve kan

    seviyeleri daha sabittir. Östrojenin hedef dokuları vajen, dış genital organlar, rahim iç tabakası

    (endometrium), meme, merkezi sinir sistemi ve damar çeperleridir. Vajinal kuruluk gibi yerel

    yakınmaları ön planda olan kadınlarda östrojen jel veya vajinal kapsüller şeklinde vajinal yoldan

    verilmelidir. Diğer yakınmaları belirgin olmayan kadınlarda sistemik tedavinin endikasyonu yoktur.

    Hormon olmayan tedavi seçenekleri :

    Antidepresan ilaçlar ( SSRI, SNRI )

    Bazı antihipertansif ilaçlar

    Menopoz yakınmaları için antidepresanların kullanımı hormon tedavisi alamayan ya da almak

    istemeyen hastalarda bir seçenek olarak karşımıza çıkmaktadır. Yapılan çalışmalarda bu ilaçların

    plasebodan daha etkili oldukları ancak etkilerinin östrojene göre daha zayıf olduğu gösterilmiştir.

    Menopoz kadın yaşamının önemli bir bölümünü kapsayan doğal bir süreçtir. Bu dönemin

    sorunsuz yaşanmasında ilk basamak kişinin kendi yaşamında yeni düzenlemelere gitmesidir. Bu

    amaçla yeni hobiler edinmek, fiziksel aktivitenin arttırılması, hayvansal yağların azaltılması,

    bitkisel besinlere ağırlık verilmesi önerilir. Her gün yapılacak 30 dakikalık bir yürüyüş ateş

    basmalarının sıklığı ve şiddetini azaltırken kemiklerin de güçlenmesini sağlar. Kemik kaybına

    karşı önlem olarak kalsiyumdan zengin gıda alınmalıdır. Çay, kahve, alkol ve baharatlar ateş

    basmalarını tetiklediğinden önerilmez.

  • Ameliyatsız estetik

    Botoks, sinirlerden kaslara giden iletiyi geçici olarak durdurarak etki göstermektedir. Böylece enjekte edildiği bölgedeki kasların hareketleri engellenerek bu kasların hareketleri sonucu oluşan kırışıklıkları ortadan kaldırır.

    1990′lı yılların başından itibaren yüzdeki kırışıklıkların giderilmesi amacıyla dünyada yaygın bir kullanım alanı bulmuştur. Özellikle alındaki çizgiler ve göz kenarındaki kaz ayağı tabir edilen çizgilerin giderilmesinde çok başarılı sonuçlar verdiği görülmüştür. Bu bölgelerdeki kırışıklık çizgilerinin yüz gençleştirme ameliyatlarıyla düzeltilmesinin çok güç olması estetik cerrahideki önemini daha da arttırmaktadır. Yüz germe ameliyatı yapılan pek çok kişiye daha iyi bir sonuç elde etmek için beraberinde uygulamalar gerekmektedir. Kaş kenarlarını yukarı kaldıran bir etki yapması ve kaş düşüklüğü olan kişilerde bu problemin düzeltilmesini de sağlaması bir diğer avantajıdır.

    Kırışıklıkları düzeltmek amacıyla uygulanması, yüzdeki belli noktalara çok ince uçlu bir iğne ile enjeksiyon yapılması şeklindedir. İşlem yaklaşık 5 dakika sürer ve sadece ince bir iğnenin batmaları şeklinde hissedilen çok kolay tolere edilen bir işlemdir. Uygulamanın etkileri 2 ila 3 gün sonra ortaya çıkar ve 4 ila 6 ay boyunca devam eder. İlk uygulamada 4 ay kadar kalıcı olan etkileri bir kaç uygulamadan sonra 8 aya kadar uzayabilmektedir. Uygulama sırasında önemli bir şişlik ve kızarma oluşmaz ve kişi hemen günlük aktivitelerine dönebilir.

    Enjeksiyonlar yüzün üst bölgesinde özellikle alın çizgilerinin, kaş çatma çizgilerinin, ve göz kenarındaki çizgilerin (kaz ayağı) düzeltilmesinde çok etkili olmaktadır. Ayrıca yüzün üst bölgelerine uygulandığında kaşları kaldıran bir etki de oluşmaktadır. Yüzün alt bölgesinde ise dudak üzerindeki çizgilere ve boyundaki dikine bantlara uygulanabilmektedir. Ancak bu bölgelerde yüzün üst bölümlerindeki kadar etkili sonuçlar oluşmadığından uygulaması daha kısıtlı kalmaktadır. Aşırı terleme tedavisi içinde kullanılmaktadır. Uygulanan hastalarda baş ağrısı ve migrene de iyi geldiği tesadüf olarak tespit edilmiştir.

    uygulama kalıcılığı çok uzun olmayan ve kalıcılığı için tekrar edilmesi gereken bir yöntem olmakla birlikte ameliyatsız, kolay ve ucuz bir tedavi olması nedeniyle günümüz estetik cerrahisinde çok tercih edilmekte ve uygulanmaktadır. dünyada milyonlarca kişiye uygulanmış ve hiçbir ciddi komplikasyonla karşılaşılmamıştır. Yanlış uygulamalarda oluşabilecek komplikasyonlarda birkaç ay içinde geri döneceğinden pek önemli kabul edilmeyebilir. Ancak deneyimli bir hekim tarafından uygulanması hem bu komplikasyonların oluşmaması hem de daha etkin sonuçlar alınması bakımından önemlidir.

    KAŞ KALDIRMA (browlift) OPERASYONU NEDİR?

    Kaşların yapısı cinsiyete göre farklılık gösterir. Bayanlarda daha kavisli iken erkeklerde daha düz görünümlüdür. Kaşlar, gözler ve burun ile belirli oranlar ve açılar doğrultusunda bir ahenk içerisindedir.Gerek yapısal olarak, gerekse yaşlanmaya bağlı olsun düşük görünümlü kaşlar kişiye mutsuz ve yorgun bir görüntü verir. Kaşların normal şekline ve açılarına getirilmesi dinamik bir görüntü kazandırırken gözleri vurgulayarak bakışların da daha canlı ve etkileyici olmasına neden olur.

    KAŞ KALDIRMA OPERASYONU NASIL YAPILIR?

    Klasik alın germe ameliyatlarında olduğu gibi saçlı deriden yapılan ama daha küçük bir kesi yapılarak uygulanabildiği gibi, tam kaş üzerinden veya üst göz kapağından girilerek yapılabilir. Kaş kaldırma operasyonlarının kalıcılığı, iz kalıp kalmayacağı, istenilen kaş şeklinin elde edilme başarısı, lokal veya genel anestezi altında olması uygulanacak tekniğe göre değişir. Teknik seçimi ise hastanın ihtiyaçları, beklentileri, beraberinde başka operasyon uygulanıp uygulanmayacağına (göz kapağı estetiği,yüz germe, alın germe vb.) ve cerrahın bu tekniklerdeki tecrübesine göre belirlenir. Göz kapağı ve kaş üzerinden girilerek yapılan kaş kaldırma operasyonlarında klasik tekniklerle kıyasla neredeyse hiç iz kalmaz ama kalıcılık süresi nispeten daha azdır.

    İPLERLE KAŞ KALDIRILABİLİR Mİ?

    Evet iplerle kaşlar asılabilir ayrıca; bu askılama teknikleri iz bırakmayan ve 20-30 dakikalık lokal anestezi altında yapılabilen işlemlerdir.

    Dolgu Maddeleri Uygulaması

    Hyalüronik Asit Türevleri:

    Hyaluronik asit tüm yaşayan organizmalarda bulunan bir pollisakkarittir. Derinin dermis tabakası, dokuyu destekleyen kollajen lif kümeleri ile su tutan ve hacim yaratan hyaluronik asit molekülleri içermektedir.

    Hyaluronik asit ciltteki kırışıklıkların düzeltilmesi amacıyla enjeksiyon formunda üretilmiş (Restylene, Hylaform v.s.) olup bugüne kadar dünyada 30 milyondan fazla insanda kullanılmıştır. Hayvansal madde ve toksin içermediği için diğer canlılardan hastalık bulaştırma riski yoktur ve alerjik reaksiyon oluşturmamaktadır. Test ihtiyacı olmadığı için hasta hemen tedavi edilebilir.

    Hyaluronik asit enjeksiyonları çok ince uçlu bir iğne ile cildin içine dermis tabakasına yapılmaktadır. Özellikle ince kırışıklıkların düzeltilmesi amacıyla ve dudak dolgunlaştırma amacıyla kullanılmaktadır. Dudak üzerindeki ince çizgiler burun kenarlarından ağız kenarına uzanan çizgi (nasolabial kıvrım) ağız kenarındaki çizgiler, alındaki kaş çatma çizgileri en çok uygulanan ve en yararlı sonuçların alındığı bölgelerdir.

    Hyaluronik asit enjeksiyonları kısa süren ve ofiste yapılan işlemler olup uygulaması hasta açısından çok kolaydır. İşlemden sonra önemli bir şişlik ve kızarıklılık oluşmaz ve hasta hemen günlük aktivitelerine dönebilir. Hyaluronik asit zaman içerisinde vücut tarafından emilerek yavaş yavaş küçülür. Ancak etkinliği ortalama 6 ay olmak üzere 1 yıla kadar uzatmaktadır. Etkinliği azaldıktan veya kaybolduktan sonra tekrar uygulamalar yapılabilir.

    Kalsiyum Hidroksiapatit:

    Kalsiyum hidroksiapatit (CaHA) plastik cerrahide uzun yıllardır uygulanan ve herhangi bir yan etkisi olmadığı ispatlanmış bir maddedir. Bu madde jel formunda dolgu maddesi şeklinde iki yıldan beri estetik cerrahide kullanılmaya başlanmıştır. Kalıcılığı hyaluronik asite göre çok daha uzun olup 6-7 yıl kadar sürmektedir. Özellikle dudak dolgunlaştırma ve derin çizgilerin doldurulması amacıyla kullanıldığında çok olumlu sonuçlar vermektedir. Ayrıca çene ucu ve elmacık kemiği çıkıntısını arttırmak amacıylada uygulanabilmektedir.

    Kalsiyum hidroksiapatit enjeksiyonları da hasta için kolay, ağrısız ve kısa süren işlemlerdir. İşlemden hemen sonra kişi normal hayatına devam edebilmektedir.

    Yağ Enjeksiyonu

    Yağ enjeksiyonu veya “mikro lipoinjeksiyon” olarak bilinen bu işlemde hastanın karın, uyluk, kalça ve diğer yağ içeren vücut bölgelerinden iğne ile yağ alınır. Özel işlemlerden geçirildikten sonra yüz derisi altına enjekte edilir. Yağ en sık olarak çökük yanakların, ağız ve burun arasındaki gülme çizgilerinin doldurulması, derideki çökme ve düzensizliklerin giderilmesi, alın çizgilerinin silinmesi ve dudakların dolgunlaştırılması ya da vücuttaki kontur düzensizliklerinin giderilmesi amacı ile uygulanır.

    Hem donör (verici) hem de alıcı sahaların temizlenip hazırlanmasından sonra lokal anestezi veya alınacak miktara bağlı olarak genel anestezi altında negatif basınçlı bir enjektör yardımı ile yağ belirtilen bölgelerden çekilir. Alınan yağ yine enjektör içinde serbest süzülmeye bırakılarak serum ve yağ hücrelerinin ayrılması için beklenir. Ardından bekletme enjektörünün içinden sadece yağ hücrelerinin bulunduğu orta bölümden yağ hücreleri transferin yapılacağı enjektöre alınarak alıcı sahaya enjekte edilir. Transfer edilecek miktarın kontrolunu kesin olarak belirleyebilmek için, transfer enjektörleri 1cc’lik enjektörler olmalıdır. Transferin rahat yapılabilmesi ve transfer ederken yağ hücrelerinin hasar görmemesi için kullanılacak iğne uçları 14- 16 gauge boyutunda olmalıdır. İnjeksiyon yerinin üzerine bazen ince bir bant yapıştırılır. Tedaviden sonra yağın %50’sinin 6 ay içinde erimesini dikkate alarak gerekenden daha fazla miktarda yağ verilir. Fakat bu miktarın aşırıya kaçmamasına dikkat etmak gerekir. Yağın transferi sırasında dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta da; yağın alıcı sahada yaşama ihtimalini arttırmak için derialtı dokusu, yağ dokusu ve kas dokusu gibi değişik katmanların içine verilmesi gerekliliğidir. Yüz çizgileri dışında çökük yanakların doldurulması, alın çöküklüğünün giderilmesi, çene ucunun dolgunluğunun arttırılması gibi bir amaçla kullanıldığında yağ enjeksiyonu sonrası yüzde geçici olarak şişlik ve bölgesel kabarıklıkların gözlenmesi doğaldır.

    Geniş bölgelerde işlem yapılan hastaların kısa bir süre istirahat etmeleri uygun olacaktır. Ancak çoğu hasta tedaviden hemen sonra normal günlük aktivitelerine dönmektedir. Hem alıcı hem de donör sahada bir miktar şişme veya kızarıklık beklenebilir.

    Bu şikayetlerin derecesi tedavi edilen yere ve büyüklüğüne göre değişir. Enjeksiyon yerlerindeki kızarıklık veya morluklar düzelene kadar yaklaşık bir hafta güneş ışınlarından korunulmalıdır. Bu sürede güneş koruyucu kremler veya fondöten kullanımı yardımcı olabilir.

    Yağ enjeksiyonu ile elde edilen sonuçların devamlılığı hastadan hastaya değişmektedir. Bazı hastalarda bu süre bir yıl veya daha uzun süre de olsa hastaların çoğunluğunda ilk haftada sağlanan dolgunluğun hemen hemen yarısı altı aylık bir sürenin sonunda kaybolmaktadır. Zira ilk haftalardaki dolgunluk şişmeye bağlıdır. Üç aydan sonra ne kadar dokunun orada beslenip kaldığı az çok belli olur. Yeni enjeksiyonlar 3,6,12 ay sonra tekrarlanıp sonuç daha iyi duruma getirilebilir. Uygulama ilk yıl 2-3 kez yapılmasına karşın sonraki yıllarda yılda bir kez yeterli olabilir. Çizgilerin çok derinleşmesinden önce takviyeler şeklinde uygulanması çok daha akılcıdır. Bu tekniğin avantajı vücuttan iğne ile alınıp iğne ile verilebilmesidir. Verilen yağ dokusu uygun bir teknikle uygulanırsa en az %50’si verilen yerde kanlanıp tekrar yaşamaya devam eder

    Doku Kokteyli:

    Yüz germe, karın germe veya meme küçültme esnasında çıkarılan deri parçalarına az miktarda kas, fasya ve yağ dokusunun eklenmesiyle hazırlanır. Bu dokulardan elde edilen dermis tabakası en değerli olanıdır. Mikro greftler şeklinde hedef bölge cilt altına verilen damar sistemi zengin olan bu dokuların %90’ı canlı kalabilir. Bu yüksek oranda canlı kalım nedeniyle yağ enjeksiyonuna göre çok daha etkilidir. Mutlaka deri kesisi gereken bir işleme ihtiyaç duyulması ise dezavantajıdır. Dolgu maddesi olarak enjekte edilen bu greftler alıcı alanda damarlanıp yaşarlar, ancak zamanla mimik hareketlerle ve vücudumuzdaki doku erimelerine uygun olarak onlar da erimeye doğru gidebilirler. Bu erime kişilerin yapılarına, yaşlarına, yaşam şartlarına bağlı olmak üzere değişkenlikler gösterebilir. Bu tür doku maddelerinin avantajı insanın kendi dokusu olmasıdır, dezavantajları ise her seferinde kendisinden alınıp tekrar hastaya verilme gerekmesidir.