Etiket: Etki

  • Doublo terapi, ameliyatsız cilt germe

    Doublo Terapi(HIFU=High İntensity Focused Ultrasound) Nedir?

    Yaşlılık belirtilerinden olan kırışıklık ve sarkmaların cerrahisiz tedavisi artık mümkün. Non invaziv ,ameliyatsız tedavilerde son birkaç yıldır trendy olan Doublo terapi, acısız, ağrısız, tek seansta ciltte yenilenme sağlar, sarkmaları ortadan kaldırır .

    Yaşlanmaya karşı koyan cerrahi dışı gençleşme yöntemleri içinde en etkili olan doublo terapi; ses dalgaları ile uygulanan bir tedavi yöntemidir. Doublo terapi yönteminde ; odaklanmış yüksek yoğunluktaki ses dalgalarıyla cildin üst tabakasında herhangi bir hasar yaratmadan alt tabakalara akustik bir enerji gönderilir. Oluşan termal etki ile alt tabakalar 60-65 c’ ye kadar ısıtılarak cildin sıkılaşması ve gerginleşmesini sağlayan kollojenin yapımı uyanılır.

    Ultrasound dalgaları ile gençleşmeye yardımcı olan yöntemler , diğer teknolojilere göre anında görülebilen sonuçlarıyla ve daha uzun süreli etkiye sahip oluşlarıyla hem hekimlerin hem de yararlanmak isteyenlerin büyük ilgisini toplamaktadır.

    Doublo terapi ile cerrahiye en yakın sonuçlar elde edilir. Yöntem en çok 40-60 yaş aralığındaki kişilere uygulanır. En iyi sonuçlar hafif ve orta dereceli yüz sarkması ve kırışıklıklarda elde edilir. Doublo terapi’nin klasik yüz germeden farkları ise; anestezi gerektirmeden uygulanması, cerrahi yan etkisi bulunmaması, tek seansda yan etkisiz , ağrısız, güvenilir ve uzun süreli sonuçlar elde edilmesidir.

    Terapi sonrası yüz ve boyunda herhangi bir iz , ağrı, şişme, kızarıklık, morarma veya ödem gibi olumsuzluklar görülmemektedir.

    Uygulama yüzde mimik , hissizlik ya da ifade kaybına yol açmadığı için kişinin doğal görüntüsünü de bozmamaktadır.

    Özellikle geniş yüz hacmi, kalın boyunlu, gıdı bölgesi yağlı kişilerdeki uygulamaların tüm bahsedilen olumlu etkiler yanında bir de bu alandaki yağlı bölgelerde bir bedene kadar incelme avantajını sunduğunu da belirtmek gerekir.

    Uygulama yapılan bölgedeki sarkma ve kırışıklıklar büyük ölçüde yok olmaktadır. Ciltteki sıkılaşma, parlaklık ve göz kapağındaki kalkma (lifting etkisi) anında gözlemlenebilmektidir.

    Uzman hekim tarafından , uygulama yapılacak cilt değerlendirildikten sonra kişinin cepheden ve profilden önce fotoğrafları alınır. Ardından özel bir krem-jel uygulama alanına sürülerek tedavi protokolü kişiye özel gerçekleştirilir. Kişinin cilt altı tabakasına, derinlemesine uygun enerjiler gönderilir, uygulama bölgesi farklı vektörler boyunca en az iki kez taranır. Bu sırada cihaz ekranından derinlik ve ısı ölçümleri alınarak kontrollü uygulama sağlanmış olur.

    Tedavinin etkinliği ortalama 1.5 -2 yıldır. Doublo Terapi; yüz ovalinin şekillendirilmesinde, göz kapağı ve kaş seviyesi düşüklüğünde, göz altı torbalanmalarında , göz çevresi kırışıklarında, çene kontürünün belirginleşmesinde, boyun kırışıklığı ve gevşekliğinin giderilmesinde son derece başarılı sonuçlar vermektedir.

    Doublo ; cihaz olarak derin doku etkili kartuş ile daha yüzeyel etkili kartuş olmak üzere 2 farklı katmanda çalışmaya olarak tanınır. Uzman hekim tarafından cilt kalınlığı analizi ile hangi kartuş ile çalışacağı belirlenir.

    Doublo terapi; tek seans ve işlemin yapılacağı alanın genişliğine bağlı olarak 45-60 dakika arasında seans süresi ile çalışmaktadır.

    Uygulama sonrası ciltteki gerginlik, oluşacak etkinin % 25 ‘iolarak belirtilmekte, diğer kalan % 75 lik etki ise 90 gün (3 ay) içinde tamamlanmaktadır. Kişi hemen günlük yaşamına dönmektedir.

    Uygulama öncesi herhangi bir hazırlığa gerek olmayıp ,ciltte herhangi bir kızarıklık ya da iz kalmadığı için,kişiler öğle aralarında bile uygulama yaptırabilmektedir.(Lunch-time beauty)

    Uygulama çoğu hastada tek seans olarak yeterliyken,ileri sarkması olan kişilerde 6 ay sonra 2. Bir seansa ihtiyaç duyulabilmektedir.

    Cilt yüzeyiyle ilgili işlem yapılmadığından ve doku bütünlüğü bozulmadığından, güneşten korunma zorunluluğu yoktur; bu da uygulamanın yaz-kış mevsim bağımsız olması anlamına gelir.

    Kişinin tedaviden hemen sonra sosyal yaşamına dönebilmesi,makyaj uygulayabilmesi de büyük konfor sağlar.

    Doublo Terapi; diğer tüm anti-aging prosedürlerle gerekli görüldüğünde kombine edilebilir, ancak seans aralıkları minimum 15 gün olmak şartıyla.

  • Selülit, kadınların sevdalı tatlı başbelası

    Selülit ister zayıf ister normal ister şişman hemen hemen tüm kadınların hatta genç kızların her dönem hayatlarını olumsuz yönde etkileyen ,çok değişik yöntemlerle tedavi edilebilen bir sorundur. Eskiden beri en çok bilinen ve kullanılan yöntem: Mezoterapi.

    NEŞTERSİZ GÜZELLİK: Ciltteki lekelerden kırışıklıklara, saç dökülmesinden gençleşmeden zayıflamaya, sıkılaşmadan birçok estetik soruna çözüm olabilen mezoterapi, neştersiz güzelleşmenin en etkili yollarından biri. Mezoterapi; çeşitli ilaçların, vitaminlerin, minerallerin, enzimlerin ve aminoasitlerin birbirleriyle karıştırılmasıyla oluşturulan karışımların-kokteyllerin, deri ve deri altı dokuya enjekte edilmesiyle gerçekleştirilen tedavi yöntemine verilen genel isimdir. Mezoterapi yöntemi, ‘mezoterapi tabancası’yla artık daha da kolay ve ağrısız. Bu tabancalar; derinin içine sabit miktarda ilaç verebilme ve girilen derinliği seçme gibi avantajlar da sağlıyor. Üstelik elle yapılan uygulamaya göre daha hızlı!

    HER DERDE DEVA: Özellikle; derinin gençleştirilmesi, kırışıkların düzeltilmesi, bölgesel zayıflama, saç dökülmesi, selülit ve deri çatlaklarının giderilmesi tedavisi gibi amaçlar için uygulanır. Fransa’da 1950’lerde kullanılmaya başlanan bu yöntem, yıllar içinde dünyanın her yanında kabul görmüş ve son yıllarda estetik cerrahi girişimlerinin en önemli alternatifi haline gelmiştir.

    YAĞLARA VE KIRIŞIKLIĞA VEDA: Mezoterapi, ilk yıllarda daha çok bölgesel ağrıları gidermekte kullanılıyordu. Son yıllarda ise daha çok estetik amaçlarla kullanılır olmuştur. Yaşlanmanın etkilerini gidermek, kırışıklıkları ve sarkmaları düzeltmek, bazı yerlerdeki istenmeyen yağ birikimlerini eritmek, selülitli bölgeleri tedavi etmek, saç dökülmelerinde (bölgesel veya genel) saçın güçlenmesini sağlamak veya yeni saç çıkışını arttırmak amacıyla tercih edilir. Yüz, boyun, gerdan, göbek, kalça, bacaklar, kollar ve saçlar uygulama alanlarıdır.

    DAMARDAN ETKİ: Mezoterapi işlemi, aslında çok basit bir mantığa dayalıdır. Yukarıda belirtilen estetik sorunların giderilmesi için gerekli ilaçların ağızdan alınmaları veya damar içine verilmeleri, çeşitli sakıncalar doğurabilir. Ayrıca bu ilaçların etkili olabilmeleri için yüksek doz kullanılmaları gerekir. Oysa aynı maddeler, deri yoluyla sorunlu bölgelere verildiklerinde, kana karışma oranları daha azdır ve daha düşük dozlarda kullanılabilirler. Böylece bu ilaçlara bağlı yan etki olasılığı düşer.

    YAŞLI DERİYE TAMİRAT: Yüzde oluşan kırışıklıkların ve sarkmaların giderilmesi için tercih edilen hyalüronik asit, yüksek konsantrasyonda vitaminler, elementler, koenzim, aminoasitler ve antioksidanlar; deri altı tabakadaki kollajen ve elastini güçlendirirler. Bu işlem aynı zamanda o bölgedeki kan dolaşımını hızlandırır. Derinin yaşlanmasına neden olan bozulmuş yapılar tamir edilirler. Tedavi sonrası deri daha parlak, daha canlı ve pürüzsüz hale gelir.

    SELÜLİTLER PARAMPARÇA: Yağı parçalamak amacıyla özellikle fosfotidilkolin tercih edilir. Ayrıca selüliti tedavi edebilmek için, antioksidan özellikte ve kan dolaşımını arttıracak yapıda başka maddeler de tedaviye eklenirler.

    DALGALI ETKİ: Son yıllarda ‘iğnesiz mezoterapi’ yöntemleri de uygulama alanı bulmaya başlamışlardır. Bu amaçla ultrasonografik dalgalardan veya iyontoforez yönteminden faydalanmaya çalışılır. Uygulanan maddeler, bu yöntemlerle deri yoluyla iğnesiz olarak etkili olacakları alanlara verilmeye çalışılır. Fakat etkinliği klasik iğneli yönteme göre daha azdır.

    UZMANINA SORMALI: Mezoterapi amacına göre, farklı teknikler de uygulanır. Uygulama sıklıkları, iğnelerin deriye veya deri altı dokuya ne kadar derinlikte gireceği ve hangi maddelerin kullanılacağı başlı başına bir uzmanlık ister. Uygulayıcıların bu maddeleri çok iyi tanımaları, yan etkilerini ve kimlerde kullanılıp kullanılmayacağını çok iyi bilmeleri gerekir.

    AĞRITMAYAN TABANCA: İğneler; elle yapılabileceği gibi, daha ağrısız olması amacıyla özel tabancalarla da uygulanabilir. Mezoterapi tabancaları; hem ağrı açısından daha konforludurlar, hem de derinin içine sabit miktarda ilaç verebilme ve girilen derinliği seçme gibi avantajlar sağlarlar. Üstelik elle yapılan uygulamaya göre daha hızlıdırlar.

    HAMİLELER ASLA: Mezoterapi; gebelerde, emzirenlerde, diyabette (şeker hastalığı), kanser hastalarında, kan hastalıklarında, kalp ilaçları alanlarda, daha önceden kalp hastalığı geçirmiş olanlarda ve pıhtılaşma bozukluğu olanlarda kullanılmaz.

    MORARMA OLABİLİR: Bu yönteme bağlı yan etkiler sık görülmese de yok demek değildir. Uygulama sonrası bölgesel ödem ve morartı gibi etkilerin dışında bazen duyarlılık veya kaşıntı da olabilir. Fosfotidilkolin maddesinin kullanımı, özellikle dikkat ister. Yüksek dozlarda, bazen karaciğer üzerinde bile olumsuz etki gösterebilir. Enjeksiyon bölgesinde enfeksiyonlar, deri dokusunda bölgesel hücre ölümü, yağ dokusunda düzensiz görünüm, iltihaplanma ve hücre ölümüne bağlı zor iyileşen yaralar gibi birçok istenmeyen durumun yanında, duyarlı kişilerde alerjik reaksiyonlarla karılaşma olasılığı vardır.

    DOĞRU ADRESE GİDİN: Bu yüzden mezoterapinin ciddi bir yöntem olduğunu ve yalnızca uzmanlar tarafından uygulanması gerektiğini unutmamak gerekir. Hasta seçimi, doğru ilaçların belirlenmesi, hangi yöntemin kullanılacağı ve hastaların tedaviye uygun olup olmamaları son derece önemlidir.

    GÜVENLİ VE AZ AĞRILI: Her şeye karşın mezoterapi ve diğer bölgesel uygulama yöntemleri; estetik cerrahi girişimlerine göre daha güvenli ve daha az ağrılı olmaları gibi avantajlarıyla, giderek artan bir ivmeyle kullanım alanı bulmuşlardır. Gelecek için; iğnesiz yöntemlerle, büyük yapıdaki maddelerin deriden geçip istenilen bölgelere gidebilmelerini sağlama amacını güden araştırmalar sürmektedir.

    CİLT LEKELERİNE C VİTAMİNİ SELÜLİTLERE KAFEİN!

    Mezoterapide birçok ilaç kullanılır. Bunlar özetle;

    Vitamin A: Üstderi hücrelerinin büyümelerini düzenler, kollajen ve elastini tamir eder.

    Vitamin B5: Hormon sentezi için ihtiyaç duyulan hücre içi enerji üretimini arttırır.

    Vitamin C: Kollajen ve elastin sentezini arttırır, ciltte lekelenmelere neden olan melanin maddesinin salınımını azaltır.

    Vitamin D: Kalsiyum sentezi için gereklidir.

    Vitamin E: Antioksidan özelliktedir; toksik (hücre için zararlı) maddelerle savaşır.

    Vitamin K: Mikro seviyedeki dolaşımı düzenlemede rol oynar.

    Amino Asitler: Deri dokusun temel yapı elemanıdırlar

    Silika, çinko, koenzimQ10, bakır peptidleri, üstderi büyüme faktörü, temel fibroblast büyüme faktörü vb. maddeler: Serbest radikallere karşı; antioksidan, enerji üretimi, hücre fonksiyonlarını düzenleme, iyileşmeyi arttırma, kollajen ve elastin dokularını uyarma gibi etkileriyle daha düzgün, gergin bir cilt görünümü, kırışıklıkların azalması ve lekelerin giderilmesi gibi etkiler gösterirler.

    Ayrıca; Fosfotidilkolin, hyalüronidaz, L-Karnitin, Kafein, Aminofilin gibi maddeler ise yağ metabolizması üzerine etkili olarak, bölgesel zayıflama ve selüliti giderme gibi amaçlar için tercih edilen maddelerden bazılarıdır.

    Bundan başka da birçok madde (hyalüronik asit, glutatyon, askorbik asit, glikolik asit, kalsyum piruvat, minoksidil, finasterid vb) tedavilerde yer alırlar.

  • Prp nedir?

    PRP “platelet rich plazma-platelet yönünden zenginleştirilmiş plazma uygulaması” adı verilen tedavi yönteminin kısaltılmış ismidir. Bu uygulamada kişiden alınan küçük miktardaki kan özel bir tüpe konularak santrifüj edilir. Bileşenlerine ayrılan ve elde edilen az miktardaki “ platelet yönünden zenginleştirilmiş plazma” yine aynı kişiye enjeksiyon yolu ile geri verilir.

    PRP UYGULAMASININ AMACI NEDİR?

    Platelet veya diğer adı ile trombositler vücudumızdaki hasarlı dokunun onarımını ve doğal hallerine dönmelerini sağlamak için gerekli olan ‘büyüme faktörlerini’ yapısında barındıran kan bileşenleridir. Dokularımızda herhangi bir hasar oluştuğunda kanımız plateletleri bu dokuya toplayarak bir onarım süreci başlatır. PRP uygulamasının amacı ise bu hedef dokuya kan dolaşımı ile taşınabilecek olandan çok daha fazla sayıda plateleti verebilmektir. Böylece hasarlı dokunun onarımı da bu kadar hızla ve güçlü bir şekilde başlar ve daha çabuk sonuçlanır, çünkü PRP ile elde edilen plateletlerin yoğunluğu kandakinden 2-4 kat daha fazladır.

    YENİ BİR YÖNTEM MİDİR?

    PRP uygulaması diş implantları, estetik tıp, ortopedi, iyileşmeyen yara tedavisi gibi alanlarda hızla yayılmaktadır.

    PRP NERELERDE KULLANILIR?

    Yüz, boyun, dekolte bölgesi, eller, bacak içleri, kollar gibi vücut bölümlerinde:

    • lazer-peeling gibi uygulamalardan hemen sonra, derinin hızla yapılanmasını sağlamak

    • deride yılların ve UV ışınlarına maruz kalmanın sonuçlarını geriye döndürecek biçimde kırışıklıkların düzelmesini, çöküntülerin giderilmesini, esneklik ve parlaklığının yeniden kazanıldırılmasını sağlamak.

    • İyileşmesi uzun süren yara, çatlak ve deri niteliğinin zarar gördüğü durumların kontrolünü sağlamak

    • saç dökülmesinde tek başına kullanmak veya diğer tedavi seçeneklerinin etkisinin güçlendirmek

    UYGULAMA NASIL YAPILIR?

    Uygulamanın yapılacağı kişiden bir miktar kan alınır, santrifüj cihazında plateletleri ayrıştırılır. Ayrıştırılan platetletler kitteki tüpün içerisinde yoğunlaşıp birikir ve PRP denilen bir kan ürünü ortaya çıkar. Bu ürün dolgu, mezoterapi , fraksiyonel lazer sonrası gibi yollarla deriye uygulanır. Deriyi gençleştirici etkisi uygulamanın hemen sonrasında parlak ve canlı bir görünümle belirgin hale gelir.

    PRP UYGULAMASINDA OLUMLU ETKİ NE ZAMAN GÖRÜLÜR?

    Uygulamadan hemen sonra ciltte sağlıklı bir parlaklık ortaya çıkar daha sonra bu parlak görünümde biraz gerileme olur ancak 3 veya 4 uygulamadan sonra (yani 1 kür uygulandıktan sonra) kalıcı etki belirgin hale gelir.

    KÜRLER TEKRARLANMALI MIDIR?

    3-4 uygulamadan oluşan kürleri her 10-12 ayda bir tekrarlamak gerekir. Bu durumda ugulanan kürlerin etkisi kalıcı bir gençleştirici etkiye eşdeğerdir. Yani her 15 günde bir yapılacak 3 veya 4 uygulamadan oluşacak bir kür ortalama olarak her yıl tekrarlanmalıdır.

  • Fraksiyonel lazer nedir ?

    Fraksiyonel lazer yeni bir anlayışla üretilen yeni lazer sistemlerindendir.Lazer teknolojisinin kozmetik dermatolojide kullanımının son halkalarındandır.Hassas ve kontrollü bir cilt soyma gerçekleştirilmektedir.Her seansta %20’ye kadar cilde etki edildiğinden Fraksiyonel Lazer adı verilmiştir.

    NASIL ETKİ EDER ?

    Er-yag fraksiyonel lazerde 2940 nm dalga boyunda gönderilen lazer ışını ciltteki su tarafından emilir ve çok hızlı bir şekilde ciltteki suyu ve onunla beraber dokuyu buharlaştırarak etki eder.Lazer ışığını mükrosütunlar halinde yayar ve cilt altında kolonlar halinde pıhtılaşma (koagülasyon)alanları oluşturur.Bu sütunlarda yeni, sağlıklı dokuyu oluşturacak olan doğal iyileşme süreci başlar.

    NERELERDE KULLANILIR ?

    -Sivilce İzleri
    -Yaşlılık Lekeleri
    -Cilt yenileme -Kırışıklıklar (anti-agıng tedavi )
    -Benler

    -Güneş Lekeleri
    -Cilt Sarkmaları

    -Cilt çatlakları
    -Gözenekli Cilt

    -Ameliyat ve yara izleri
    -Derinin iyi huylu tümörleri

    İŞLEMİN UYGULANMA SÜRESİ NEDİR ?

    İşlem türüne ve uygulama alanına göre değişkenlik gösterir.Genellikle 2-3 dakika ile 30 dakika arasında değişir.

    UYGULAMA SIRASINDA NE HİSSEDİLİR ?

    Ağrısız bir uygulamadır.Hafif yanma şeklindedir.İşlem sonrası birkaç saat süren hassasiyet ve yanma hissi olur.Kızarıklık 24-48 saat kadar sürebilir, daha sonra ince bir kabuklanma ve soyulma gerçekleşir.

    KAÇ SEANS UYGULANIR ?

    Seans sayısı ciltteki probleme ve hastaya göre değişir. Genellikle 1-1,5 aylık periyodlarla ortalama 1-5 seans uygulanır.

    CİLT ÇATLAKLARINDA NASIL ETKİ EDER ?

    Fraksiyonel Lazer uygulamalarında çatlak olan deride hem yüzeysel bir soyulma sağlar, hem de derinin derin tabakalarına doğru, açtığı çok sayıda oluklar sayesinde cildin kendi kendini onarma mekanizmasını çalıştırır.Böylece çatlakların daralmasına, azalmasına, görünümünün düzelmesine, kozmetik olarak kabul edilebilir bir düzeye gelmesine olanak sağlar.

    SİVİLCE İZLERİNDE ETKİN MİDİR ?

    Son yıllarda iz tedavisinde uygulanan yöntemler içinde en etkin olanlarındandır.Ortalama 3-5 seans 3-4 haftalık periyodlarla uygulanır.Sivilce izi olmayan, fakat gözenekli ve yağlı ciltlerde gözenekleri sıkıştırmak, cildin genel görünümünü düzeltmek amacıyla başarılı bir şekilde kullanılmaktadır.

    KIRIŞIKLIK TEDAVİSİNDE HANGİ BÖLGELERE UYGULANIR ?

    Yüz, boyun ve dekolteye uygulanabilir.

  • Fibrocell – hücresel doku yenileme

    Hücresel doku yenilemede kullanılan Fibrocell tedavisi, kişinin kendi hücreleri kullanılarak uygulanan patentli bir tedavi yöntemidir. Bu tedavi ile kulak arkası veya kol iç yüzünden alınan küçük bir deri biyopsisi sonrasında üretilen fibroblast hücrelerinin tekrar kişiye verilerek kolajen sentezinin uyarılmasıdır. Fibroblast hücreleri, bağ dokunun iskeletini oluşturan kolajen ve elastin liflerini üreterek doku tamirini sağlayan hücrelerdir. Deri biyopsisi ile alınan dokudaki fibroblastların bir kısmı daha sonraki tedaviler için dondurulurken diğer kısmı da laboratuar şartlarında milyonlarca yeni hücre olacak şekilde çoğaltılırlar.

    NASIL UYGULANIR?

    Deri biyopsisi hastanın güneş hasarlarından uzak bölgesinden, kulak arkası veya kol içinden steril şartlarda alınır. Çok özel koşullarda soğuk zincir ile tam donanımlı laboratuara gönderilir ve üretime alınır. Parçayla birlikte aynı gün, kişiden kan alınır. Alınan deri parçası kişinin kendi kanından elde edilen serumla beslenir. Çoğaltılan hücreler bir miktar sıvının içinde 1’er aylık periyodlarla 3 seans olacak şekilde uygulanır.

    TEDAVİNİN ETKİLERİ NE ZAMAN BAŞLAR?

    Tedavinin sonuçları ilk seanstan itibaren görülmeye başlasa da gerçek etkiler 2. seanstan sonra başlar. Ortalama 12 ayda sonuçlar ortaya çıkar. Kalıcılığı ortalama 5 yıldır.

    ORTALAMA YAŞ ARALIĞI HANGİSİR?

    En etkin olduğu dönem cildin elastikiyet kaybının hissedilmeye başladığı 30-40 yaşlar arasındadır. İleri yaşlarda etki sağlanmasına rağmen, etki süresi kısalmaktadır.

    TEDAVİ HANGİ BÖLGELERE UYGULANIR?

    Kaş ortası, göz kenarı, kaz ayakları, burun-dudak hattı ve dudaklara anti-aging amaçlı

    Cilt gençleştirmede yüz, boyun, dekolte derisine

    Doku kayıplarında, yara, ameliyat izlerinde de uygulanmaktadır.

    ALERJİ RİSKİ VAR MIDIR?

    Kişinin kendi hücreleri olduğundan alerji riski çok azdır.

  • Botox uygulamaları

    Botox uygulaması çok kısa sürede gerçekleşmesi, uygulama sonrasında sosyal hayattan geri kalmadan, yüzümüze dinlenmiş bir görüntü ve ışıltı vermesi nedeniyle, tüm uygulamalar içinde her zaman en popüler olma özelliğini korumuştur. Yaşla birlikte daha belirgin hale gelen mimik çizgilerini hafifletmek ya da ortadan kaldırmak amacıyla uygulanan kolay ve güvenilir bir yöntemdir.

    BOTOX NEDİR?

    Clostridium botulinum adı verilen bir bakteri tarafından salgılanan bir proteindir. Bu madde sinirlerden kaslara olan elektriksel iletiyi bloke ederek, uygulanan bölgedeki kasın fonksiyonunu geçici olarak azaltır veya yok eder. Kas fonksiyonunu kaybedip kasılamayınca, üzerindeki deride oluşan kırışıklılıklar da azalır veya yok olur. Botulinum toksini birçok kişinin düşündüğü gibi bir yılan zehri değildir. Çok küçük dozlarda sulandırılarak yapılır. Bu nedenle sağlığımıza hiçbir olumsuz etkisi yoktur. Ülkemizde kullanılan 2 adet botulinum toksini bulunmaktadır: Dysport (İPSEN), Botox (ALLERGAN).

    BOTOX NERELERE UYGULANIR?

    Kaş arasında yer alan çizgilere

    Alın çizgilerine

    Göz kenarındaki kaz ayağı denen çizgilere

    Burun ucunun kaldırılmasına,

    Üst ve alt dudaktaki dikey çizgilere (Sigara çizgilerine)

    Dudak köşelerinin yukarı kaldırılmasına,

    Çene üzerindeki derinin daha pürüzsüz hale getirilmesine

    Boyundaki yatay çizgilerin ve dikey bantların tedavisinde uygulanır.

    NASIL UYGULANIR?

    Çok ince uçlu insülin enjektörleri ile kas içine belirli noktalardan uygulama yapılır. Uygulama süresi 10-15 dakikadır.

    ETKİSİ NE ZAMAN BAŞLAR?

    Uygulamayı takiben ortalama 2 gün sonra etkileri başlar, 15. Günde gerçek net etkisi ortaya çıkar. Etki süresi genellikle 4-6 aydır.

    UYGULAMA ÖNCESİNDE NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?

    Kişilerin bir kas hastalığı olup, olmamasına

    Kan sulandırıcı ilaç kullanıp, kullanılmadığına

    Gebelik ve emzirme durumları sorgulanmalıdır.

    HİPERHİDROZ (TERLEME) TEDAVİSİNDE BOTOX

    Koltuk altı, el ve ayak terlemelerinde sıklıkla kullanılmaktadır. Burada kas içine değil, cilt altına uygulama yapılır. Ter bezlerine ulaşan sinirlerin çalışmasını geçici olarak bloke ederek ter üretimini engeller. Uygulama sonrası etkiler 1-2 gün içinde başlar ve 6-8 ay kadar sürer.

    UYGULAMA SONRASI DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER?

    Uygulama sonrası, yüz kasları birkaç saat çalıştırılmalı yani mimik hareketleri yaptırılmalıdır. Böylece ilacın kas içine yayılımı daha kolay olur.

    Uygulamadan sonra ilk 24 saat ağrı kesici (Antienflamatuar),kas gevşetici, antidepresan gibi ilaçlar ve alkol alınmamalıdır.

    Uygulama sonrası birkaç saat sırt üstü ve yüzüstü yatılmamalıdır. Aksi halde ilaç farklı kas gruplarına yayılarak istenmeyen etkilere neden olabilir.

    Uygulamadan sonra 4-5 saat makyaj uygulaması yapılmamalıdır.

    Uygulama yapıldıktan sonra 6-8 saat uygulama bölgelerine dokunulmamalı, masaj yapılmamalıdır.

    Botox uygulaması sonrası 4-5 saat sıcak duş alınmamalıdır.

    Botox uygulama sonrası 24 saat egzersiz yapılmamalıdır.

    Uygulamadan sonra oluşan küçük kabarcıklar ve kırmızılıklar birkaç saat içinde kendiliğinden kaybolur, asla ellenmemelidir.

    BOTOX UYGULAMASI EĞİTİM ALMIŞ BİR UZMAN HEKİM TARAFINDAN YAPILMALIDIR.

    Botox uygulaması, tekrarlanmazsa cilt daha kötüye gider şeklinde yanlış bir inanış maalesef halk arasında vardır. Tam tersi mimik kasları uygulama sonrası aktif olmadığı için kırışıklıklar giderek azalır, düzenli aralıklarla uygulama ile tamamen de kaybolabilir.

  • Kök hücre tedavisi ile cilt yenileme

    Kök hücre ile cilt yenileme nedir?

    Cilt yenileme amacıyla kullanılan kök hücre tedavisine ‘Otolog Fibroblast Enjeksiyon Tedavisi’ adı da verilmektedir. Fibroblast, derinin genç ve dolgun görünmesini sağlayan kollajen dokusunun temel kök hücresidir. Fibroblastlar, normal derimizde az miktarda bulunurlar ve ihtiyaç halinde çoğalarak yeni ve sağlıklı kollajen dokusunun oluşmasını sağlarlar. Yaşlanma, yerçekimi, güneş ışınlarının zararlı etkileri , serbest radikallere maruziyet sonucunda fibroblast dediğimiz kök hücreler güçsüzleşir. Bunun sonucunda derimiz daha mat, cansız ve yaşlı görünür. Bu süreci yavaşlatabilmek adına yapılan tedaviye kök hücre tedavisi adı verilir. Kök hücre tedavisinde, deri altına kişinin çoğaltılan kendi (otolog) fibroblastları enjekte edildiğinde, hızlı bir geriye dönüş olur. Bu işlem adeta bir gençlik aşısı etkisi yaratır.

    Kök hücre nasıl elde edilir?

    Kök hücre tedavisi için kişinin en az güneş gören deri bölgeleri olan kulak arkası, kol iç yüzü, bacak iç yüzü ya da kalça derisinden küçük bir deri parçası alınır. Aynı seansta kişiden belli bir miktar kan da alınır. Bu deri parçası ve kan, laboratuvara gönderilir. Laboratuvarda, doku mühendisleri tarafından kişinin kendi kanından elde edilen kültür ortamında, kök hücre üretimi başlatılır. Bu kök hücrelerin yani fibroblastların yeterli düzeyde çoğalması ortalama 3 hafta sürer. 3 haftanın sonunda kişiye ilk seans uygulama yapılabilir.

    Kök hücre tedavisi hangi durumlarda yapılır?

    Kök hücre tedavisinin kullanım alanları:

    . İnce ve derin kırışıklıklar

    . Saç dökülme tedavisi

    . Akne izleri

    . Travma, kaza ya da yanık sonrası oluşan nedbe dokusunun tedavisi

    . Dudak dolgusu

    . Cildin kalitesini arttırmak olarak sayılabilir.

    Kök hücre tedavisi kaç seanstır ?

    Kök hücre tedavisi 3-4 hafta aralıklarla 3 seans olarak yapılır. Seans aralıkları 3 haftadır. Ancak 1 veya 2 seansta istenen etki elde edilirse; kalan kök hücreler yıllarca laboratuvarda bekletilip, istenildiği zaman uygulama yapılabilir.

    Kök hücre tedavisinin etkisi ne kadar devam eder?

    Kök hücre uygulandığı andan itibaren etkili olmaya başlar ve bu etki 12 aya kadar devam eder. Diğer uygulamalarda zaman geçtikçe etki azalırken; kök hücre tedavisinde zaman geçtikçe etki artar. Uygulamanın kalıcılığı 4-5 yıl kadardır.

    Kök hücre tedavisi nasıl yapılır?

    Uygulama şekli istenen bölgelerdeki cilt altına enjeksiyon şeklindedir. Uygulama öncesi hasta anestezi kremi sürülerek bekletilir ve daha sonra uygulamaya geçilir. Hasta uygulama sırasında anestezi uygulandığından çok az ağrı hisseder.

    Kök hücre tedavisinin komplikasyonu var mıdır?

    Kök hücre tedavisi, hastanın kendi hücrelerinden elde edilen deri parçasından yapıldığı için, herhangi bir komplikasyonu yoktur. Bu tedavinin en büyük avantajı da budur. Teratojen, kanserojen özelliği yoktur. Bu nedenle oldukça güvenli ve etkinliği kesin olarak kanıtlanmış bir tedavi yöntemidir.

    Özellikle 35-65 yaş grubundaki kişiler kök hücre tedavisinden verim alabilirler. Zamana karşı yarışmanın en güvenli yollarından bir olarak kök hücre tedavisi güvenli, etkili ve etkisi giderek artan bir tedavi yöntemidir.

  • Ter kokusu kabusunuz olmasın!

    Koltuk altında, ellerde, ayaklarda veya vücudunuzun başka bölgelerinde tahammül edilemez ter kokusundan, kullanılan tüm deodorantlara ve kişisel bakım ürünlerine rağmen kurtulamıyorsanız, “Hiperhidrozis” yani aşırı terleme sorununuz olabilir. Yaz aylarının gelmesiyle birlikte sıcak havanın etkisiyle daha fazla artan terleme şikayetinden kurtulmak mümkün!

    Aşırı terleme kişinin sosyal yaşamını olumsuz etkiliyor

    Vücut için doğal ve fizyolojik bir olay olan terleme sayesinde vücut ısısı dengelenirken, zararlı maddeler de vücuttan atılmış olur. Terlemeden sorumlu olan sistem, “Sempatik Sinir Sistemi” dir. Sempatik sinir sisteminin, nedeni bilinmeyen bir şekilde fazla çalışmasıyla ortaya çıkan ve kişinin yaşam kalitesini etkileyen aşırı terleme sorunu, “hiperhidrozis” olarak adlandırılır. Aşırı terleme bireyin sosyal yaşamda ve iş ortamında kendisini kötü hissetmesine neden olmaktadır.

    Tedavi öncesinde terlemenin nedenleri araştırılmalı

    Kişide kilo problemi, şeker hastalığı, hipo ya da hipertiroidi, aşırı nikotin kullanımı ve aşırı kafein alımı, menopoz ve kalp hastalıkları, gebelik, parkinson ve bazı omurilik hastalıkları psikiyatrik ve nörolojik hastalıklar ile alkol bırakma dönemi ve kullanılan ilaçlar sorgulanmalıdır. Tüm sistem sorgulamasının yapılıp, sorunun belirlenemediği durumlarda ise; aşırı terlemenin nedeni sempatik sinirlerin yapısal olarak aşırı çalıştığına bağlanır.

    Tedavide İlk Seçenek Losyon ve İlaçlardır

    Tedavide alüminyum klorid içeren losyonlar ya da ağızdan alınan antikolinerjik ilaçlar kullanılabilir. Alüminyum klorid içeren losyonlar özellikle koltuk altındaki terleme artışlarında ilk seçenek olarak tercih edilir. Akşam kuru deriye uygulanır ve sabah temizlenir. Bazı durumlarda tahrişler görülebilir. Sistemik antikolinerjik ilaçlar; ağız kuruluğu, görme bulanıklığı, üriner problemlere yol açabileceğinden kullanımları sınırlıdır.

    Elektrik akımı tedavisiyle terlemeyi önlemek mümkün

    İyontoforez denilen yöntemde ise eller ve/veya ayaklar, içinde metal tabaka bulunan küvete konulur. Bu metal tabakadan düşük şiddette elektrik akımı verilir. Bu yöntemle elektrik akımının oluşturduğu iyonlar ter kanallarını belirli bir süre kapatır. Her seansın uygulama süresi 20-30 dakika kadardır. Başlangıçta 3 günde bir, daha sonra haftada bir uygulama yapılır.

    Cerrahi tedavi ile terlemeye neden olan sinirler yakılabilir

    Özellikle el ve koltuk altı terlemelerinde cerrahi tedavi olarak Endoskopik Torakal Sempatektomi uygulanmaktadır. Bu cerrahi tedavi ile aşırı çalışarak fazla terlemeye neden olan sempatik sinirler kesilir veya çıkarılır. Bazen sempatik zincir ve dalları klips ile sıkıştırılabilir veya koter ile yakılabilir. Bu sinirlerin terleme dışında fonksiyonu olmadığı için ameliyatın; felç oluşturma, his kaybı, refleks azalması gibi etkileri olmaz.

    Terlemenin en etkin tedavi yöntemlerinden biri BOTOKS!

    Botoks orta ve yoğun şiddetteki terleme şikayetlerini tedavi ederek başarılı sonuçlar sağlamaktadır. Botoks, sinir kas kavşağında ve sinir uçlarında “asetilkolin” denen maddenin salınımına ve dolayısıyla ter bezinin salgı yapmasına engel olur. Böylece terleme olmaz! Avuç içleri, ayak altı, koltuk altı ve ter bezlerinin fazla çalıştığı her bölgeye uygulanabilir. İşlem öncesinde fazla terleyen bölgeleri tespit etmek için iyot-nişasta testi yapılır. İşlem sonrasında herhangi bir yan etki görülmemektedir. Uygulama yapılan alanın genişliğine göre 80-100 ünite toksin uygulanır. İşlem etkinliği 6 ay ile 9 ay arasında değişmektedir. Uygulamanın, hekimin belirleyeceği belli periyotlarla tekrarlanması ile bu süre daha da uzamaktadır.

    Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.

  • İçilen her sigara cildinizde bir kırışıklık oluşumuna zemin hazırlıyor

    Cilt kuruluğu, dudak kenarlarındaki kırışıklıklar ve yüzde gri- esmer görünüm… Tüm bunlar sigara içerek cildinize ne kadar zarar verdiğinizin belirtisi ve daha genç yaşlarda yaşlı bir cilt profilin de ilk sinyalleri… Sigara cildinize güneşin neden olduğu olumsuz etkilerden daha fazla hasar veriyor.

    Deri yaşlanmasına etki eden faktörlerin açığa çıkarılmasına ve böylece tedavisine yönelik ilgi her geçen gün artmaktadır. Yaşlanma moleküler değişikliklerin sonucu oluşmaktadır. Bu moleküler değişikliklere yol açan birçok çevresel faktörler tanımlanmıştır. Ağız yoluyla veya hava yoluyla alınan maddelerin metabolitleri ve hormon düzeyleri deri yaşlanmasını etkilemektedir. Ultraviyole, hava kirliliği, enfeksiyonlar, sigara içmek ve bazı hormonal faktörler yaşlanma sürecini hızlandıran en önemli faktörlerdir.

    Sigara derinizi erken yaşlandırır

    Sigara içen kişilerde hayatı boyunca sigara kullanmamış kişilere göre iki kat daha fazla kırışıklık oluştuğu saptanmıştır. Sigaranın deride yapmış olduğu değişiklikler güneş ışığı, yaş, kilo değişiklikleri ile ilişkili olmayıp; sadece sigara içme süresi ve miktarı ile ilişkilidir. 30-69 yaşları arasındaki kişilerde yapılan bilimsel bir araştırmada yılda içilen paket sayısı ile yüzdeki kırışıklık arasında pozitif ilişki saptanmıştır.

    Sigara içmenin güneş ışınlarına göre daha fazla deri yaşlanmasına etki ettiği bildirilmektedir. Sigaranın fotoyaşlanma sürecini de hızlandırdığına dair yayınlar bulunmaktadır.

    “Tiryaki yüzü” ne sahip olmak istemiyorsanız

    Sigara içen kişilerde tipik “sigara tiryakisi yüzü ” adı verilen dudak çevresinde dudağa dik çizgiler, yüzde kırışıklık ve soluk cansız kuru deri, alttaki kemik çıkıntılarının belirginleşmesi sonucu çökmüş yüz ifadesi sık karşılaştığımız görüntülerdir. Bu görüntü ne yazık ki; 70 yaş üzeri fizyolojik yaşlanma sürecinde gözlenen görüntüyle aynı olmaktadır.
    Sigara; içerisinde yer alan nikotin maddesine bağlı olarak derinin üst tabakasında( stratum corneum) su içeriğinde azalmaya neden olarak derinin daha kuru görünümüne neden olur. Bir takım mekanik faktörlerin etkisi altında sigara içerken kullanılan yüz kaslarıyla ilgili olarak dudak çevresinde kırışıklıklar ortaya çıkar. Sigara içen kişilerde ortaya çıkan deri mikrodamarlarındaki değişiklik lokal deri iskemisine yol açmakta; bu da derinin beslenmesini ve toksinlerden arınmasını engellemekte ve derinin hasarlanmasına yol açmaktadır. Sigara damarlardaki daraltıcı etkisiyle deride gri-esmer renklenmeye neden olduğu gibi kan akımını bozarak, yara iyileşmesini olumsuz yönde etkilemektedir. Derideki kronik oksijenlenmenin azalması, kollajen sentezini düşürerek belirgin kırışıklığa neden olmaktadır. Sigara içenlerde vücudun güneş görmeyen yerlerinde derideki elastik tabakanın, sigara içmeyen aynı yaş grubundakilere göre daha kalın ve parçalı olduğu gösterilmiştir. Sigara içen kişilerde ortaya çıkan düzensiz kalınlaşmış deri görünümü bu elastik fibrillerin kalınlaşmasına ve parçalanmasına bağlıdır. Sigaranın kısırlık, erken menopoz, adet düzensizlikleri gibi anti-östrojenik etkileri bilinmektedir. Östrojenin deri üzerindeki fizyolojik etkileri menopoz sonrası dönemde açıkça görülmektedir. Sigara içen kadınlarda göreceli bir hipoöstrojenik durum meydana gelmekte ve bu da deri kuruluğu ve kırışıklığa neden olmaktadır.
    Sigara A vitamini seviyesini azaltır, dolayısıyla hücrenin bir numaralı düşmanı olan serbest radikallere karşı korunmayı azaltarak, kırışıklıkların oluşumunu kolaylaştırır.
    Sigara içen beyaz veya gri saçlı kişilerde katrana bağlı olarak sarımsı bir saç rengi ortaya çıkar. Sigara içerken sigaranın tutulduğu parmaklar ve tırnaklarında sarı-kahverengi renklenme ortaya çıkar. Bu bulguya “nikotin belirtisi” denir. Sigara içenlerde ağız içi daha koyudur. Hatta yanak iç yüzlerinde “lökoplaki” adını verdiğimiz ileride kansere neden olabilen inatçı, sert, düzensiz beyaz tabakalar oluşabilir.

    Cilt sağlığınızı düşünüyorsanız sigarayı bırakmalısınız

    Erken deri yaşlanmasında sigara en önemli risk faktörü olarak karşımıza çıkmaktadır. Ortalama insan ömrünün uzadığı günümüz dünyasında yaşlı insan popülasyonun her geçen gün artması deri yaşlanması nedenleri ve çözümüne yönelik çalışmaların da artmasına yol açmaktadır. Tıbbın diğer alanlarında olduğu gibi korunma yöntemlerine gerekli özenin gösterilmesi, erken deri yaşlanması ile mücadelede birinci derecede önemli olmaktadır.

    Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.

  • Aşırı terleme şikayetlerinize modern tedavi yöntemleri ile veda edin

    Vücut için doğal, fizyolojik bir olay olan terleme sayesinde vücut ısımız dengelenirken zararlı maddelerinde dışarı atılması sağlanmış olur. Ter ayrıca doğal bir nemlendiricidir. Vücudun kendini soğutmak için günde 4-5 kez terlemesi normal olarak kabul edilir. Bu fizyolojik terleme dışında ortaya çıkan aşırı terleme olayına “hiperhidrosis” adı verilir. Nedenli ya da nedensiz aşırı terleme kişinin yaşamını olumsuz etkilemekte bireyin sosyal yaşamda ve iş ortamında kendisini kötü hissetmesine neden olmaktadır.

    El terlemesi en sıkıntılı bölgesel aşırı terleme şekli olup, çoğu zaman kişinin diğer insanlar ile el temasını kesmesine neden olmaktadır. Ayak terlemesi en sık gözlenen 2. aşırı terleme şekli olup sıklıkla el terlemesi ile birliktedir. Koltuk altı terlemesinde ıslak elbiselerin oluşturduğu hoş olmayan görüntü yanında kişide kötü koku da olabilir. Yüz terlemesi de stres ve kaygı ile daha da artar.

    Tedavi öncesi terlemenin nedenlerinin araştırmak gerekir

    Kişide kilo probleminin olup olmadığı, şeker hastalığı, hipo ya da hipertroidi olup olmadığı, alkol bırakma donemi, psikiyatrik hastalıklar olup olmadığı, aşırı nikotin kullanımı ve aşırı kafein alımı, gebelik, menopoz ve kalp hastalıklarının varlığı, parkinson ve bazı omurilik hastalıkları gibi nörolojik bir rahatsızlığın olup olmadığı, kullanılan ilaçlar araştırılmalıdır.
    Tüm sistem sorgulaması yapılıp, sorun saptanamadığı durumlarda, aşırı terlemenin nedeni olarak, sempatik sinirlerin doğuştan aşırı çalıştığı düşünülür. Terleme, yazın vücutta ısı birikimini önler ve faydalıdır. Bu nedenle terleme tedavisi kış veya ilkbahar aylarında yapılmalıdır.

    Tedavide öncelikle genel tedavi yaklaşımları uygulanır:

    Yaşam şekli değişikliği: daha çok beyaz renkli hafif, pamuk elyaf içeren giysiler ve çoraplar giymesi tavsiye edilir, tuz ve baharatı azaltması istenir. Bölgeye yönelik kurutucu pudra ve solüsyonlar kullanılması tavsiye edilir. Sistemik antikolinerjik ilaçlar, botox enjeksiyonu ile cerrahi olarak sempatik sinirlerin blokajı veya ter bezlerinin alınması ( sadece koltuk altı için uygulanabilir) gibi yöntemler uygulanabilir. Hafif derecede terlemesi olan kişilerde “topikal” adı verilen dışarıdan yapılan uygulamalar çoğunlukla yeterli gelmektedir. İyontoforez, özellikle ellerde ayaklarda ve koltuk altı aşırı terlemelerinde kullanılan başarılı sayılabilen bir yöntemdir. Sık tekrarlanması gereken bu yöntemle bölgesel, hafif veya orta şiddette terlemesi olan kişilerde iyi cevap alınıp 1-3 aylık iyileşme dönemi sağlanabilmektedir. İyontoforez ekonomik olmaması hem de günümüz yoğun çalışma temposu içerisinde kişinin fazlaca zaman kaybetmesine neden olması nedeni ile sıkça tercih edilmemektedir.

    En etkin tedavi botoks

    “Çağın mucizesi” olarak tanımlanan botoks hem yüzdeki çizgilenmeleri iyileştirirken hem de orta ve yoğun şiddetteki terleme şikayetini tedavi ederek başarılı sonuçlar sağlamaktadır. Botulinium toksin sinir kas kavşağında sinir uçlarından “asetilkolin” denilen ve ter bezlerinin ve çevresindeki kasların aşırı kasılmalarını sağlayan maddeyi engelleyerek etki gösterirler. Böylece ter salgı yapamayacağı için terleme engellenmiş olur. Avuç içleri, ayak altı, koltuk altı ve ter bezlerinin fazla çalıştığı her bölgeye uygulanabilir. İşlem sonrasında gözlenen herhangi sistemik bir yan etkisi yoktur. İşlem etkinliği 6 ay ile 9 ay arasında değişmekle birlikte ortalama bu sure 7 aydır. Tedavinin tekrarlanması bu sureyi uzatmaktadır.

    Terleme tedavisinde cerrahi yöntemler de uygulanmaktadır. Botoksla karşılaştırıldığında cerrahi yöntemin botoxa göre ciddi bir üstünlüğünün olmaması nedeniyle botoks uygulanabilecek en iyi konservatif yöntem olarak etkinliğini devam ettirmektedir.

    Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.