Etiket: Etki

  • Akupunktur ve tedavi yöntemleri

    AKUPUNKTUR NEDİR?

    1.Ağrı kesici etkisi (Analjezik)
    2.Vücutta dengeyi sağlayıcı etki (Bio Regülatör)
    3.Rahatlatıcı, sıkıntı giderici etki (Sedasyon ve Psikolojik)
    4.Vücudun bağışıklık sistemini ve direncini arttırıcı etki (İmmü Stimülan)
    5.Motor tamir etki (Felçli hastalarda)
    özellikleri olan ÇİN’de 5000 yıldan beri uygulanan ve hiçbir yan etkisi olmayan doğal bir tedavi yöntemidir.

    AKUPUNKTUR TEDAVİSİ UYGULANAN HASTALIKLAR
    Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafında Akupunktur yapılması öngörülen başlıca hastalıklar.
    1.Şişmanlık
    2.Sigara alışkanlığı
    3.Migren ve gerilim baş ağrıları
    4.Romatizmal hastalıklar ve ağrılı sendromlar
    •Boyun, omuz, bel ve bacak ağrıları, siyatik
    •Boyun fıtığı
    •Artoz (kireçleme)
    5.Trigeminus nevraljisi
    6.Yüz felci
    7.Beyin felci
    8.Bronşit,Bronşial Astma Kr.Sinüzit ve rinit
    9.Alerjik hastalıklar
    10.Gastro-Intestinal sistem hastalıkları
    •Gastrit, Peptik ülser
    •Spastik Kolon
    •Kabızlık, ishal
    11.Ürogenital sistem hastalıkları
    •Ağrılı ve düzensiz adet görme
    •Menapoz şikayetleri
    •Kadın ve Erkekte kısırlık
    12.Psiko-somatik hastalıklar
    •Uyku bozukluğu, Depresyon, Stres
    •İlaç, uyuşturucu ve alkol bağımlılığı

    ve değişik hastalıklarda tedavi olanağı…

    BİLGİSAYARLI AKUPUNKTUR SİSTEMİ İLE TEŞHİŞ VE TEDAVİ

    Nörofonksiyonel bir ölçüm, teşhis ve tedavi programıdır.12 çift Akupunktur meridyeninde ölçümler yapılarak, vücudumuzun genel durumu, hastalıkları, tedavi programı ve akupunktur tedavi prensiplerini bize gösterir.

    PROLOTERAPİ

    Zayıflamış, eski işlevini kaybetmiş eklemleri, kıkırdakları, ligamentleri ve tendonları güçlendirmek tekrar eski haline getirmek için proliferant ( hücre ve dokuların iyileşmesini sağlayan )solüsyonların enjeksiyonu ile karakterize vücudun kendi kendini tamir etme yeteneğini ortaya çıkaran akut ve kronik kas iskelet sistemi hastalıklarının tedavisinde kullanılan bir yöntemdir.

    NÖRALTERAPİ

    Vejetatif sinir sisteminin regülasyonu esasına dayanan vücudumuzdaki belirli noktaların lokal anestezik solüsyon enjeksiyonu ile uyarılması sonucu tedavi edici özelliği ortaya çıkan bir yöntemdir.

    YORK TEST (Gıda İntoleransı Testi)

    SİNGLET OKSİJEN TEDAVİSİ (Air Energy)

    CİLT GENÇLEŞTİRME ve YENİLEME UYGULAMALARI

    -Mezolift (Catherine Deneuve sistem yüz gençleştirme)

    -P.R.P (Kök hücre tedavisi ile yüz ve vücut gençleştirme ve Saç dökülme tedavisi

    -Endopeel doğal gençleşmenin yolu,yüz ve vücut uygulamaları

    -Botox ile kırışıklık tedavisi

    -Dolgu maddeleri ile kırışıklık tedavisi

    -Lighteyes ile göz altı kırışıklık torbalanma ve morluk tedavisi

    -Lipoliz ile selülit tedavisi ve bölgesel incelme

    -Mezoterapi ile selülit tedavisi ve bölgesel incelme

    -Mezoterapi ile saç dökülme tedavisi

    -Karbondioksit (Karboksiterapi) tedavisi ile selülit tedavisi ve bölgesel incelme

    -Ultrason ile selülit tedavisi ve bölgesel incelme

    ŞİŞMANLIK TEDAVİSİ

    Zayıflama tedavisinde akupunktur tokluk hissi verir, midede kazınmayı önler metabolizmayı düzene soktuğu için halsizlik ve bitkinlik hissedilmez acıktığımız zaman ki sinirlilik el, ayak titremesini önler, açlık baş ağrısı yaşanmaz, kan şekerinin düşmesini önler ve tansiyon düşüklüğü, yüksekliği gibi belirtileri ortadan kaldırır.
    Bu etkileri hisseden bir kişinin diyet yapması ve günlük yürüyüşlerle hareketini artırması ile kilo vermeyi işkence olmaktan çıkarır kişiye rahat ve kolay bir zayıflama sağlar.
    Merkezimizde şişmanlık tedavisinde iğne kullanılmadan kulak akupunkturu uygulanmaktadır. Kulakta tespit edilen noktalar laserle uyarılarak, bitki tohumları ile bu uyarı sürekli hale getirilerek iğnesiz, ağrısız, acısız bir yöntem uygulanır.

    SİGARA BIRAKMA TEDAVİSİ
    Sigara bırakma tedavisinde yine kulak akupunkturu ile aynı yöntemle uygulanır ve kişinin sigaraya olan isteği azaltılır. Sigaranın tadı bozulur ve sigara içilmediği zaman ortaya çıkan sinirlilik, el, ayak titremesi ve yoksunluk belirtileri ortadan kaldırılarak tek seansta sigarayı bırakması sağlanır.

  • Meniere sendromu

    İç kulakta bulunan ve dengeden sorumlu sıvılardaki basınç artışının neden olduğu bir hastalıktır. İç kulak sıvılarındaki bu basınç artışının sebebi genellikle belli değildir. Sıvı üretimi atılımdan fazla olursa, ya da sıvıların boşaldığı kanallarda tıkanıklık olursa basınç artışı gelişebilir.
    Hastalık genellikle önce bir kulağı etkiler ve vakaların %25 ile %50 'sinde ileride ikinci kulak da etkilenir. Sendromun başlangıcında labirent denilen iç kulak bölümünde sıvı artışı görülmektedir. Bu sıvı fazlası iç kulak zarında basınç yaparak zarı bozar ve bazen de yırtar. Sonuç olarak denge ve işitme kaybı olur.
    Meniere Hastalığı ataklar halinde seyreder. Ataklar sırasında baş dönmesi, mide bulantısı, kusma, kulak uğultusu, işitme kaybı ve kulakta dolgunluk hissi görülür.
    Atakların arası birkaç saat, birkaç ay, hatta birkaç yıl olabilir. Süresi de birkaç saat ya da birkaç gün olabilir.
    Atakların geliş şekli ve sıklığı kişiye göre değişir.
    Hastalığın en ciddi belirtisi baş dönmesidir. Baş dönmesi nöbetler halinde gelir. Bu esnada kişi dengesini kurmakta zorlanır. Hareketsiz olduğu halde hareket ediyormuş gibi hisseder. Baş dönmelerinin devam etmesi sonucu mide bulantısı ve de kusma başlar.
    Ataklardan hemen önce veya sonrasında işitme kaybı görülebilir. Erken dönemlerde atak sonrasında işitme kaybı normale döner, ancak hastalığın ilerleyen dönemlerinde bu işitme kaybı kalıcı olabilir.
    Ataklar sırasında yaşananlar ve sonrasında kişide meydana gelen halsizlik ve bitkinlik durumu nedeniyle kişi normal hayatından bir süreliğine kopar, yaşam kalitesi düşer.
    Hastalığın sebebi kesin olarak açıklanamamakla beraber, bağışıklık sistemindeki rahatsızlıkların da Meniere Sendromuna neden olabildiği gibi, bunun yanı sıra iç kulak iltihabı, kafa travması, genetik yatkınlık ve alerji gibi durumların da Meniere Hastalığına yol açtığı bilinmektedir.
    Fiziksel ve duygusal stresler hastanın ataklarını arttırır. Ayrıca uykusuzluk ve uyku düzenindeki bozukluk, aşırı yorgunluk, kafein, sigara, alkol kullanımı da atakları tetikleyebilir.
    Meniere Hastalığının Tedavisi:
    Baş dönmelerinin ardından gelen bulantı ve kusmaları durdurmak için klasik tedavi yöntemleri çerçevesinde ilaçlar kullanılabilir..
    Ayrıca vücuttaki fazla suyu (ödem) atmak için idrar söktürücü ilaçlar alınabilir.
    Krizlerin sıklığı ve şiddeti kontrol edilemezse ameliyata başvurulabilir. Ameliyatla iç kulaktaki ve zarlardaki basınç ortadan kaldırılır. Bazen dengeyi bozan sinir kesilir. Bazen de tüm iç kulağın yok edildiği uygulamalar yapılır.
    Meniere Hastalığının Akupunktur İle Tedavisi:
    Bu hastalığın patalojisinde hem kan hem de lenf akımı düzensizliğinin sonucunda iç kulaktaki lenfatik sistemin bozulması görülür. Buradaki kanlanma doğru sağlandığında iç kulağa giden kan akımı da buna bağlı olarak düzenlenecektir.
    Akupunktur uygulamasının baş ve boyun lenf akışını düzenleyici etkisi bulunmaktadır.
    İç kulaktaki sıvının yapım ve atılım sürecindeki bütün problemler Meniere tablosunu ağırlaştıracaktır. Kulak ve vücut akupunkturunun ödem çözücü etkisi ile denge olumlu yönde tekrar sağlanacaktır.
    Akupunkturun tansiyonu dengeleyici etkisi sonucunda ani basınç değişiklikleri de önlenmiş olur.
    Akupunktur tedavisinin hormonal sistemde yarattığı pozitif etki sonucunda depresyon ortadan kalkar, uyku düzeni normale döner, dolayısıyla bu gibi faktörlerin tetiklediği atakların önüne geçilmiş olur.

  • Kök hücre dermaterapisi

    Dermaroller ile her bölgede ortalama olarak 6-10 kez yıldız şeklinde uygulama yapılır. Aynı bölgeden defalarca geçildiğinde 1cm2'de yaklaşık 250-300 adet mikrokanal açılır. Bu mikrokanalların açılması sırasında genellikle kanama söz konusu olmaz. Mikrokanallar yaklaşık 20 dakika içinde herhangi bir iz bırakmaksızın derinin kendi elastikiyeti ile kendiliğinden kapanır. Bir başka açıdan bakılır ise 20 dakika boyunca deri altına açık olan 1000'lerce kapı elde edilmiş olur. Kök hücre dermaterapisi işte bu mikrokapıların içlerinden derinin alt tabakalarına doğru Dermaheal'in büyüme faktörü, biomimetik peptid ve kök hücre ekstreli ürünlerinin gönderilmesi işlemidir. Enjeksiyondan farklı olarak derinin üst bölgelerinde, kozmetik formüllerin en çok ihtiyaç duyulduğu bölgelere gerekli aktif içeriklerin yüksek yoğunlukta gönderilmesi mümkün olur.

    Dermaroller ile yapılan çalışmalarda kozmetik bir ürünün, Dermaroller'ın açtığı mikrokapılardan gönderildiklerinde normal bir uygulamaya göre 200 kat daha fazla cilde geçiş sağladıkları gözlenmiştir . Kök Hücre Dermaterapi yöntemi ile kozmetik formüller cilde çok daha fazla nüfuz etmekte ve daha homojen bir şekilde deriye etki göstermektedir.

    Kök Hücre Dermaterapi'nin bir başka faydası da Dermaroller'ın kendi etkisinden kaynaklanmaktadır. Dermaroller'ın açmış olduğu mikrokanallar deri tarafından sanki yara gibi algılanır. Ancak ortamda aslında yara olarak görülebilecek bir durum olmasa dahi deri kendi içinde bir tamir mekanizmasını başlatır. Bu mekanizmanın en önemli fonksiyonlarından biri deri içinde yine büyüme faktörlerinin salgılanması nedeni ile kollajen, hyalüronik asid, elastin fibriller gibi yapıların sentezlenmesidir. Ortamda gerçek anlamda bir yara olmaması nedeni ile üretilen tüm bu maddeler bize anti-aging etki sağlar. İnce çizgi ve kırışlıklıkların azaldığı, yanık ve akne skarlarının hafiflediğini görmek mümkün olur.

    Dermaroller etkisi ile Dermaheal ürünlerinin eşsiz etkilerini bir araya getiren Kök Hücre Dermaterapi,

    • İnce çizgi ve kırışıkllıklarda
    • çilt çatlaklarında (stretch marks)
    • Göz altı morluklarında ve torbalarında
    • Akne ve yanık skarlarında

    güven ve mükemmel etkinlik ile uygulanabilir.

    Tüm cilt tiplerine uygun olan bu yöntemin uygulanmasından sonra ortaya çıkan kızarıklık genellikler 30 dakika ile 2 saat arasında sona erer. Kök Hücre Dermaterapi'nin en önemli avantajlarından biri ise güneş hassasiyetine neden olmadığı için yaz aylarında da rahatlıkla kullanılabilmesidir.

  • Plazma saç tedavisi prp

    P.R.P. İle Saç Dökülme Tedavisi Nedir?
    Platelet açısından zengin plazma elde etmek amacıyla özel bir filtre ve satrifüj kullanılır. Plateletlerin yaklaşık % 97’si ayrışır ve plazma içinde normalin 6 – 10 katı daha fazla konsantrasyona sahip olur.
    Nasıl ki vücudumuzun herhangi bir yeri kesildiği veya zedelendiği zaman önce pıhtılaşıp daha sonra kabuk bağlıyor, kabuklanma döküldükten sonra iz kalmadan iyileşme ortaya çıkıyorsa bu PRP yöntemi de aynı sistem bazında hareket eder. Saç köküne direkt PRP ve büyüme faktörlerini verdiğimiz zaman saçlarda kalınlaşma, sıklaşma, dökülmede tamamen durma ve yeni saç oluşumu gözlemlenir.PRP uygulamasında, hedef bölgeye kan dolaşımıyla taşınabilenden çok daha fazla sayıda platelet ve içeriğinde bulunan büyüme faktörlerini ulaştırılabilmektedir. Büyüme faktörleri kollajen ve hyaluronik asit üretimini arttırarak saç köklerinin kuvvetlenmesini, dökülmesinin tamamen durmasını, saçların sıklaşıp gürleşmesini sağlar. P.R.P., dolgu enjeksiyonu veya mezoterapi şeklinde uygulanır.

    PRP Uygulaması Ne Kadar Sürer?
    Yaklaşık 15 dakikalık bir uygulamadır.

    PRP İle Saç Dökülme Tedavisi Hangi Durumlarda Etkilidir?
    Erkek:
    Ailesinde dökülme öyküsü olanlar
    Yağlı, kepekli, kaşıntılı saçları olanlar
    Kırılarak saç dökülmesi olan ince ve zayıf telli saçları olanlar
    Kadın:
    Kadın tipi androgenetik alopesi
    (En sık tepede saç azalır ve seyrekleşir, incelir, kısalır, rengi açılır.)
    Demir eksikliği anemisi
    Tiroid hormon eksikliği hipotiroidi
    Over kistlerine bağlı hormonal bozulma
    Doğum sonrası
    Strese bağlı
    Kuaförlerdeki işlemler ve sık saç boyatmaya bağlı saçlardaki zararların dökülmenin önlenmesi.

    PRP nin Etkisi Ne Zaman Görülür?
    Uygulamadan 2 hafta sonra saçta dökülmenin durması, saçların canlanması ortaya çıkar. 3 veya 4 uygulamadan sonra kalıcı bir belirgin etki görülür.

    PRP İle Saç Dökülme Tedavisi Etkisi Kalıcı mıdır?
    15 günde bir yapılacak 4-6 uygulamadan sonra 12 ayda bir kere tekrarlanırsa kürlerin etkisi kalıcı bir gençleştirici etkiye eşdeğerdir.

    P.R.P Yönteminin Avantajları Nelerdir?
    Diğer yöntemlerle sağlanan olumlu sonuçlar belli bir süre devam eder, ancak PRP’nin olumlu sonuçları tamamen uygulanan kişiye aittir, kaybolmaz.

    PRP İle Saç Tedavisi İşlemi Ağrılı mıdır?
    Hafif bir iğnelenme hissi dışında ciddi bir acı hissedilmez.

    PRP Kimlere Yapılmaz?
    Platalet sayısı yetersiz hastalar ve kanser hastalarında yapılmaz.

  • Plazma tedavisi ile cilt gençleştirme prp

    Cilt gençleştirme amaçlı uygulamalarda, vücudumuzun bir yarayı iyileştirirken yaptıklarını çeşitli yöntemlerle taklit ederiz. Örneğin lazer,dermaroller, peeling gibi yöntemlerle derimize mikro düzeyde hasarlar veririz ve iyileşme sürecini tetikleriz. Bu hasar sonunda büyüme faktörleri ve kök hücreler salınır ve iyileşme süreci başlar. .Zİra dokularımızda herhangi bir hasar olduğunda plateletler aracılığıyla onarım süreci başlar.
    Plazma içinde konsantre olarak bulunan plateletler cilde enjekte edildiğinde bunların bünyesinde bulunan büyüme faktörleri, kollajen üretimi ve yeni kılcal damarların oluşmasını uyarmakta ve cildin kendini hızla yenilemesini sağlamaktadır.
    P.R.P prosedürü hastadan kan alınması ile başlar. Santrifuj yardımıyla platelet açısından zengin plasma hazırlanır. Son olarak platelet açısından zengin plazma (PRP) tedavi bölgesinde cilde enjekte edilir. Enjeksiyon bölgelerinde plateletler ve beyaz kan hücreleri sinerjik bir etki ile yoğun şekilde büyüme faktörlerinin serbest kalmasını sağlar. Büyüme faktörleri, kollajen ve hyaluronik asit üretimini arttırarak yaraların iyileşmesi, kırışıklık ve akne izleri gibi cilt problemlerinin önemli ölçüde giderilmesini, cildin yenilenmesini sağlar.

    P.R.P., dolgu enjeksiyonu veya mezoterapi şeklinde uygulanır.Yaklaşık 20 dakikalık bir uygulamadır.

    PRP İle Cilt Yenileme Hangi Durumlarda Etkilidir?

    – Estetik amaçlı uygulamalarda yüz, boyun, dekolte, eller, bacak içleri, kollar gibi vücut bölgelerine uygulanabilir.Yüzde ve vücutta lifting sağlar.
    – Lazer-peeling gibi uygulamalardan hemen sonra, derinin hızla yapılanmasını sağlar.
    – Deride yıllarca ultraviole ışınlarına maruz kalmanın sonucunda oluşan kırışıkların düzelmesi, çöküntülerin giderilmesi, esneklik ve parlaklığın kazandırılmasını sağlamak.
    – İyileşmesi uzun süren yara, çatlak ve deri niteliğinin zarar gördüğü durumların kontrolünü sağlamak.
    – Saç dökülmesi tedavisinde tek başına veya diğer tedavilere yardımcı olarak kullanılabilir.

    Uygulamadan hemen sonra ciltte sağlıklı bir parlaklık ortaya çıkar. 15 günde bir yapılacak 3 veya 4 uygulamadan sonra 10-12 ayda bir tekrarlanırsa kürlerin etkisi kalıcı bir gençleştirici etkiye eşdeğerdir.

    P.R.P Yönteminin Avantajları Nelerdir?

    Diğer yöntemlerle sağlanan olumlu sonuçlar belli bir süre devam eder, ancak PRP’nin olumlu sonuçları tamamen uygulanan kişiye aittir, kaybolmaz.

    PRP İle Cilt Yenileme İşlemi Ağrılımıdır?

    Hafif bir rahatsızlık hissi dışında ciddi bir acı hissedilmez.

    PRP Kimlere Yapılmaz?

    Platalet sayısı yetersiz hastalar ve kanser hastalarında yapılmaz.

    PRP Kök Hücre İle Cilt Gençleştirme Anlamına mı Gelir?

    PRP enjekte edildiği bölgede kök hücreleri uyarır ve kök hücrelerin aktif hale geçmesini sağlar. Enjeksiyon sıvısı içeriğinde kök hücre yoktur, yoğun olarak trombositler (platelet) ve beyaz kan hücreleri bulunmaktadır. PRP’nin tamir edici, kök hücrenin ise yeniden oluşturucu (regenerative) etkisi vardır.

  • Sağlıklı yaşam bilgileri

    +Sağlıklı olmak, sadece hasta olmamak veya hastalığı tedavi ettirip iyileşmek değildir.Sağlıklı olmak, ileride görülebilecek hastalıklardan korunmayıda kapsamalıdır.Doğru bir beslenme ve yaşam tarzı ile bu, büyük oranda sağlanabilir.

    +Bir yiyeceği ne kadar doğal haline yakın tüketirsek, o kadar sağlıklıdır.

    +Sebze ve meyve çeşitlerini tüketmek sağlığımızı korumanın vazgeçilmez bir gereğidir.Çalışmalar, sebze ve meyve tüketiminin, kanserden ve kalp damar hastalıklarından korunmada en güçlü silahımız olduğunu göstermiştir.

    +Araştırmalar sonucu, meyvelerde, yaşlanmayı ve beyin yıpranmasını önleyen maddeler bulunmuştur.

    +Tatlı ihtiyacımızı meyvelerle gidermemiz, doğanın bize sunduğu en güzel çözümdür.

    +Tatlı ihtiyacımızı, rafine şekerlerle yapılmış tatlılarla gidermek, hem daha hızlı kilo almamıza, hemde vitamin, lif ve fitokimyasallardan mahrum kalmamıza neden olur.

    +Buğday, mısır. pirinç gibi gıdalar, işlem gördüğünde, içindeki B vitamini, E vitamini, çinko, fitokimyasallar, mineraller, lifler büyük oranda (%65 gibi) zarar görür.Bunların sonradan zenginleştirilmiş hali ise hiç bir anlam ifade etmez,sadece kendimizi kandırmamıza yol açar.

    +Yiyeceğimiz ekmek tam buğday unundan yapılmış olmalıdır.Rafine un içine, tam buğday boyası veya renklendirici eklenmiş olabilir.Bunlar gerçek tam buğday ekmeği sanılabilir.

    +Sebze, meyve, baklagil, tam tahıllı gıdalarla, bol miktarda lif aldığımızda, bu lifler glukoz emilimini yavaşlatır, sindirim hızını daha düzenli kılar, ve kan şekerinin hızlı yükselmesine engel olur.Yani diyabet önleyici etki gösterirler.

    +Ayrıca dyabet önleyici etki için, vücudumuzun ihtiyacından fazla gıda almamalıyız.

    +Lifli gıdalar kolesterol düşürücü etki gösterirler.Ayrıca hormonların daha düzenli ve dengeli salgılanmasınada katkıda bulunurlar.

    +İşlem görmemiş kuruyemiş (çiğ badem, çiğ fındık, çiğ kabakçekirdeği vb.) ve sebze gibi yiyeceklerin bitkisel yağlarındaki fitosteroller ve diğer doğal maddeler, kötü kolesterolü düşürüp, iyi kolesterolü yğkseltirler.

    +Bir çok kişi kanser koruyucu etki amacıyla, vitamin ve mineralleri hap olarak almayı tercih etmektedir.Yaşam ve beslenme tarzını değiştirmek istememektedir.Fakat, doğru olan, bunları, doğal halleri ile gıdalardan almalarıdır.Çünkü ilaç veya bazı besinlere tamamlayıcı olarak eklenen bu maddeler, doğal olanların yerini tutmamakta, fazla alındığında toksik etki, hatta kanser oranını artırıcı etki yapmaktadırlar.Örneğin beta karoten fazla dozda alındığında, hücre DNA’sı üzerine bölünmeyi artırıcı etki gösterdiği için, bazı kanser türlerinin (özellikle üreme hücreleri ile ilgili olan) artmasına neden olmaktadır.

    +Düzenli spor yapmayı yaşam alişkanlığı haline getirmek, vücut yağlarının azalıp, kaslarının gelişmesini, toksinlerin atılıp daha zinde olunmasını, bağışıklık sisteminin güçlenmesini, salgılanan bazı hormonlar nedeniyle, ruhsal açıdan daha iyi hissedilmesini sağlar.

  • Migren, başağrıları ve akupunktur

    Migren, başağrıları ve akupunktur

    Yaygın Başağrısı Tipleri
    1) Sinuzit: Ağrı genellikle kaşların üstü yada göz kürelerinin altında hissedilir. Başı haraket ettirmek ağrıyı artırır.
    2) Cluster: Ağrı genellile bir göz çevresinde, ani ve çok şiddetlidir.
    3) Gerilim Tipi Başağrısı: En yaygın görülen başağrısı tipidir. Ağrı başın tamamında yada bant tarzında vede sıkıştırıcı niteliktedir.
    4) Migren: Özellikle başın bir bölgesinde siddetli ağrı hissedilir. Işığa, kokulara, sese hassasiyet; vücudun bazı bölgelerinde hissizlik, mide bulantısı gibi bulgularla birliktelik gösterebilir.

    Migren ve Diğer Yaygın Başağrısı Tiplerinin Etki Mekanizmaları
    Migren, ülkemizde her 6 kişiden birinde rastlanmakta olan ciddi bir sağlık sorunudur. Bir çok araştırmacıya göre migren atağı öncesinde beyin damarlarında kasılma, atak esnasında ise genişleme olması beyin kan akımı üzerinde bir değişiklik oluşturur. Araştırmacılar bu değişikliklerin ağrıya yol açtığını düşünmektedir. Bununla birlikte serotonin gibi çeşitli nöromediatörlerin migren atağı esnasında kan seviyelerinde oluşan dalgalanmalarının beyin kimyasını etkilediği ve bu değişimin de migren ataklarına yol açtığı görüşünü savunanlar da bulunmaktadır.

    Sinüzit hastalığının temelinde yüz kemiklerindeki sinüs boşluklarını örten epitelin iltehabı yatar. Ağrı, ise tamamen iltehabın sinir uçlarını tahriş etmesinden kaynaklanır.

    Cluster tipi baş ağrısı ise nisbeten daha seyrek görülmekte olup, yüz sinirlerini çevreleyen kan damarlarının şişmesi ve sinirlere baskı yaparak ağrı oluşturması esasına dayanır. Damarlardaki bu şişmenin sebebi kesin olarak ortaya konamamış olsa da serotonin hormonunun sorumlu olduğu düşünülmektedir.

    Gerilim tipi baş ağrısı ise en sık görülen baş ağrısı cinsidir. Bu tipte ağrıyı oluşturan günlük sıkıntılı yaşam olayları ve strese bağlı olarak baş ve boyun kaslarının aşırı gerginliğidir.

    Akupunkturun Başağrısı Tedavisindeki Yeri
    Akupunktur, diğer tüm ağrılı hastalıklarda olduğu gibi başağrılarında da çok etkili ve güvenilir bir tedavi yöntemidir. Akupunkturun başağrılarında son derece etkili olmasının sebebi, ağrıyı oluşturan sebeplerin sadece birine değil, ağrı oluşumunda rol oynayan sebeplerin tümüne etkili olması ve vücudun ağrı dindirme ile ilgili tüm sistemlerini devreye so-kabilmesidir.

    Başağrıları cinslerine göre farklı sebeplerden oluşmaktadırlar. Akupunktur tedavisi, söz konusu başağrısı cinsinde hangi mekanizma ön planda ise doğrudan o mekanizmayı engellemek sureti ile ağrıyı durdurmakta ve tekrar oluşumunu da önle- mektedir (kasların gevşetilmesi, kan damarlarının daraltılma- sı, stresin önlenmesi yada ağrıyı başlatan kimyasalların salınımın engellenmesi gibi).

    Akupunktur, ağrıyı oluşturan mekanizmaları durdurmanın yanı sıra, ağrı dindirici mekanizmaları başlatmakta da çok etkilidir. Vücudumuzda endojen opioitler, enkefalin, endorfin, dinorfin, nörotensin, serotonin, ACTH, kortikosteroidler gibi direk ve indirek yollardan ağrı algısını azaltan endojen kimyasal maddeler bulunmaktadır. Akupunktur ile yapılan ağrı tedavisinde söz konusu bu kimyasalların hepsinin kan değerlerinin yükseldiği gösterilmiştir.

    Tüm yukarıda sayılanlara ek olarak akupunktur tedavisinin hiç bir yan etkisi olmadığı da göz önünde bulundurulması gereken çok önemli bir veridir. Zira başağrılarını ilaçlarla kontrol altında tutmanın uzun vadede böbrekler ve karaciğer üzerine çok ciddi toksik etkileri vardır. Bu bilgilerin ışığında akupunkturun gerek başağrılarının atak tedavilerinde gerekse ağrının tekrar oluşumunun önlenmesinde (profilaksi) çok etkili ve güvenilir bir tedavi yöntemi olduğu aşikardır.

    Başağrısı Nöbetleri İçin Öneriler

    Başağrınızı neyin tetiklediğini bulmaya çalışın: Bir yiyecek, uykusuzluk, çok konuşmak, çok gülmek, gürültü, loş ışık, stres gibi.

    Öğün düzeninize dikkat edin. Aç kalmak çoğu zaman başağrısını tetiklemektedir. Özellikle tatil günlerinde öğün düzeninizi korumaya özen gösterin.

    Kafein, alkol ve sigara tüketimi başağrınızı başlatabilir. Bunları kullanırken başağrısı açısından dikkatli olun.

    Bol miktarda magnezyum alın. Magnezyum damarlarda gevşeme yaparak ağrının başlamasını engelle-yici rol üstlenebilir. Yeşil yapraklılar, sebzeler ve fındıkta bol miktarda magnezyum bulunmaktadır.

    Uyku düzeninize dikkat edin. Alışageldiğiniz saat-lerde uyuyamamak başağrısı atağı başlatabilir. Düzenli egzersiz yapmaya özen gösterin.

  • Akupunktur ile yüz estetiği

    Akupunktur ile yüz estetiği

    EstetikAkupunktur Nedir?
    Akupunktur bilindiği üzere, çok ince iğnelerin cildimiz üzerindeki spesifik noktalara yerleştirilmesiyle iyileştirici ve tedavi edici etki oluşturulması esasına dayanır. Estetik akupunkturda ise bu çok özel iğneler yüz ve/veya boyun bölgesine yerleştirilerek bu bölgelerdeki kırışıklıkların ve sarkmaların giderilmesi, cilde canlılık ve gençlik getirilmesi sağlanır.

    Kimlere Ne Sıklıkla Uygulanır?
    Estetikakupunktur, yüz ve/veya boyun bölgesinde cildin gençleşmesine ve sıkılaşmasına ihtiyaç duyan ya da mevcut sağlıklı ve canlı görünümünü korumak isteyen 35 yaşını aşmış her bireyde rahatlıkla uygulanabilir. Gerek yüz, gerekse boyun bölgesi için ayrı ayrı prosedürler mevcut olup, her bir prosedür 10 seanslık tedavilerden oluşmaktadır. Seanslar haftada 2 kere uygulanmalıdır. Her bir prosedür toplam 5 hafta sürmektedir.

    Estetik Akupunkturun Faydaları Nelerdir?
    – İnce çizgilerin silinmsi
    – Kalın çizgilerin incelmesi
    – Ağız kenarı çizgisinde sığlaşma
    – Gıdının toparlanması
    – Aknelerin ortadan kalkması
    – Yaşlılık lekelerinde solma
    – Kas tonusunun artmasına bağlı cildin sıkılaşması ve gerginleşmesi (Lifting)
    – Kan ve lenf dolaşımının artmasına bağlı olarak, daha nemli, canlı ve yumuşak cilt
    – Ciltte kollojen ve elastin sentezinde artış

    Estetik Akupunkturun Diğer Etkileri
    Her estetik seansından önce enerji dengesinin sağlanması amacı ile vücut iğnelemesi yapılır. Bu sayede estetikakupunktur tedavisi gören hastalarda uykusuzluk, depresyon, anksiyete, sıcak basmaları (hot flashes) ve sindirim sistemi problemleri de düzelmektedir.

    Akupunktur ile Uygulanabilen Estetik Uygulamalar
    – Yüz Estetiği
    – Boyun Estetiği
    – Sivilce (Akne) Tedavisi
    – Varis Tedavisi
    – Meme Büyütme

    Sorular & Cevaplar
    Estetikakupunktur kimlere yapılabilir?
    Yüz ve/veya boyun bölgesinde cildin gençleşmesine ve sıkılaşmasına ihtiyaç duyan 35 yaşın üzerindeki bireylere ya da mevcut sağlıklı ve canlı görünümünü korumak isteyen her yaştaki bireye rahatlıkla uygulanabilir.

    Estetik akupunkturda herhangi kimyasal bir madde kullanılmakta mıdır?
    Hayır, kesinlikle kimyasal bir madde kullanılmamaktadır. Bu tamamen doğal bir yöntemdir.

    Estetikakupunktur ne kadar süre ile yapılması gerekmektedir?
    Haftada 2 defa, hafta boyunca toplam 10 seans uygulanır. Her 6-8 haftada iki defa hatırlatma seansı yapıldığı müddetçe etkisi 3-5 yıl sürmektedir.

    – Etkisi geçtikten sonra cildim eskisine göre daha kötü olur mu?
    Etki süresi sonunda tekrarlanmaz ise cildiniz eskisinden daha kötü duruma kesinlikle gelmez. Çünkü bu uygulama ile cildinizin ihtiyacı olan kollojen ve elastin yapımı artar. Cildinizde tamamen doğal bir gençleşme olur.

    Estetik akupunkturun yan etkileri nelerdir?
    Estetik akupunkturu bu konudaki diğer rakiplerinden ayıran en önemli farkı hiç bir yan etkisi olmamasıdır. Çünkü bu yöntemde hiç bir kimyasal kullanılmamaktadır; tamamen doğaldır. Nadiren iğne batırılan yerlerde, geçici, çok hafif bir morluk oluşabilir.

  • Tüp bebek tedavisinde akupunktur

    Tüp bebek tedavisinde akupunktur

    Akupunktur tedavisinin tüp bebek tedavisi ile birlikte uygulanması, bebek sahibi olma şansını arttırdığından dolayı birçok ülkede daha yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır.

    Anne adaylarındaki en önemli sorunlardan birisi aşırı endişe ve stres içine girmeleridir.Bu durum, hormonal dengeyi ve normal seyretmesi gereken fizyolojik süreci olumsuz etkilemektedir.Akupunkturun rahatlatıcı ve sedatize edici etkisi bu sürecin sağlıklı gelişmesine önemli katkı sağlamaktadır.

    Bebek sahibi olamayan çiftlerde, hormonal yetersizlik, yumurtlama bozukluğu, rahim iç yüzeyinde olgunlaşma eksikliği gibi çeşitli sebepler olabilir.Bu problemlerin önemli bir kısmında tüp bebek yöntemi çözüm olarak kullanılmaktadır.Akupunktur tedavisinin tüp bebek yöntemi ile birlikte uygulanması ise gebe kalma oranını ortalama %15 arttırmıştır.

    Akupunkturun bu konuda gösterdiği etkiler aşağıdaki gibi sıralanabilir;

    •Gebe kalma sürecinin başlangıcındaki sağlıklı yumurta gelişimini ve çatlamasını uyarıcı etkisi
    •Cilt üzerine uygulanması ile verdiği uyarıcı etki ile salgı bezleri ve kasları etkileyerek, hormonal salgılamayı, rahim içi beslenmeyi ve olgunlaşmayı destekler.Bu da döllenmiş yumurtanın tutunmasını ve beslenmesini kolaylaştırır.
    •Sempatik ve parasempatik sistem üzerinden gösterdiği sedatize edici, stresi azaltıcı etkisi ile bu sürecin daha sağlıklı geçmesini sağlar
    Bu konuda, Danimarka, Almanya, Amerika gibi ülkelerde yapılmış olan çalışmalardan bazı örnekler verilecek olursa;

    DANİSH ÇALIŞMASI

    Danimarkalı Dr.Lars Westergaard ve arkadaşları tarafından 273 hasta üzerinde yapılan çalışmada, tüp bebek yöntemi ve akupunkturun birlikte uygulandığı grupta %39, sadece tüp bebek uygulanan grupta %24 gebelik oranı saptanmıştır.

    Bu çalışmanın sonuçları Fertility&Sterility dergisinin mayıs 2006 sayısında yayınlanmıştır.

    AVUSTURALYA ÇALIŞMASI

    228 hasta üzerinde yapılmıştır.Akupunktur ilave edilen grupta %31, ilave edilmeyen grupta %23 oranında gebelik oluşmuştur.

    1.PAULUS ÇALIŞMASI

    Alman doktor Paulus ve ekibi tarafından 163 hasta üzerine yapılan çalışmada, akupunktur ilave edilen grupta %42, edilmeyen grupta %26 oranında gebelik oluşmuştur.

    2.PAULUS ÇALIŞMASI

    200 hasta üzerinde yapılmıştır.Sadece tüp bebek yöntemi uygulanan grupta %37, transfer öncesi ve sonrası akupunktur uygulanan grupta %43 oranında gebelik oluşmuştur.

    Ayrıca, akupunktur yönteminin herhangi bir yan etki ve zararının olmaması, hekim ve hastalar tarafından daha güvenle yaygın olarak uygulanmasını sağlamıştır.

  • Nöralterapi nedir, nasıl etkili olur?

    Nöralterapi nedir, nasıl etkili olur?

    Nöralterapi, 1920’li yıllarda ‘’Huneke ‘’isimli tıp doktoru iki kardeşin eskiden uygulanan ama unutulmaya başlanan bir metodu bir hastalarında tekrar kullanmak istemeleri ve iyi sonuç alınca da bunu geliştirmeleri ile tekrar gündeme gelmiştir.

    Vücudun Regülasyonunu sağlamak amacıyla. belirli noktalara veya alanlara lokal anestezik enjeksiyonu ile yapılan bir tedavidir. Bu Regülasyonun oluşturulmasında vücudu çok geniş bir ağ ile saran vejetatif sinir sisteminin mükemmel organizasyonu çok önemli rol oynar ve etki mekanizması da bu sistem üzerinden açıklanmaktadır. Vegetatif ( Otonom ) sinir sistemi vücudumuzda çok geniş bir elektriksel ağ yapısı ( network ) içindedir. Bu sistem birbirinden farklı ancak birbiri ile uyumlu çalışan sempatik ve parasempatik sistem adı verilen iki farklı bölümden oluşur.

    VSS veya nörovejetatif sistem, bedenimizdeki tüm yaşamsal faaliyetleri kontrol eder; Solunum, Dolaşım, Sindirim, Hormonal Regülasyon, Metabolizmanın Regülasyonu yani kısaca “Homeostazis” in ( iç dengenin ) sağlanmasından sorumludur.

    Nöro-Vejetatif sistem her türlü uyarıyı hafızasına kaydeder ve eğer bu problem ile vücut başa çıkamamışsa yıllarca vücutta değişik şikayetlere neden olur. Vücudun her noktasının bu sistem aracılığıyla oluşan refleks yollar nedeniyle bağlantıları vardır. Bütün nörovejetatif sistem fonksiyonları selüler, nöral ve hormonal düzenleyici mekanizmaların aralarındaki ayarlamalar sonucu gerçekleşmektedir.

    Bu mekanizmaların sadece birinde oluşacak herhangi bir aksama, eğer vücut bununla baş edememişse zaman içinde bütün sistemin fonksiyonel düzensizliği ile sonuçlanacaktır. Yani hastalık yalnızca bir organı değil, bütün vücudu etkileyecektir

    Tedavi amacıyla Lokal Anesteziğin vücutta belli noktalara uygulanmasından sonra iyileşmenin saniyeler içinde ortaya çıkması yani lokal anesteziğin kana karışması ve emiliminden çok önce ortaya çıkması, bize sistemdeki elektriksel iletişimin varlığını gösterir. Böyle hızlı bir iletiyi sadece Vegetatif Sinir Sistemi gerçekleştirebilir ve bu kimyasal bir etkiden çok fiziksel bir etkidir. Vegetatif Sinir Sistemi lifleri 500.000 km. uzunluğunda bir ağa sahiptir ve 25 milyar sinir hücresi ile işlev görmektedir. Bu nedene yıllardır çözülemeyen sorunların vejetatif sinir sisteminin regülasyonu ile çözülebilmesi mümkün olmaktadır.

    Bozuk segmental dokuya lokal anestetik ile yapılan enjeksiyonlar iki önemli etki yaratırlar. Patolojik refleks yolları ortadan kaldırır ve aynı zamanda bozuk hücre membranını doğru potansiyele repolarize ederek, vejetatif fonksiyonları normal hale getirmeye yarar.

    Nöralterapi’nin önemli bir bölümünü oluşturan Segment Tedavisi sadece Dermatomu değil o seviyede bulunan Visserotom, Myotom, Osteotom gibi yapıları ilgilendirir.. Stimulus spinal kord yolu ile periferden, respectif segmentle assosiye olmuş organa ulaşır , ya da organdan spinal kord yolu ile diğer organa ulaşır. Bu oluşumların sadece birinde oluşacak herhangi bir bozukluk diğer sistemlerinde fonksiyonel düzensizliği ile sonuçlanacaktır. Ve bu uyarı sadece o segmentle sınırlı kalmayıp daha uzak segmentlere de ulaşabilecektir.

    Çeşitli patolojik uyaranlar hücre ya da hücre duvarına değil sempatik sinir liflerine etki etmektedir.Burada özellikle perivasküler sempatik lifler önemlidir.Hastalık bulgu vermeden önce VSS’de ve lenfatik dolaşımda değişmeler başlar. Hücrelerarası bağ doku ve ekstra- sellüler sıvıdan oluşan Temel Madde de değişimler olmaya başlar ve buradaki serbest sinir uçları ve proteoglikan, konnektin , elastin gibi yapılar da ilk patolojik değişmeler başlar. Bu bulguları Pischinger ve daha sonra da H.Heine geliştirmiş ve “Grund System Teorisi” olarak adlandırmıştır.

    Günümüz insanının reaksiyon ve regülasyon kapasitesi devamlı olarak değişmektedir. Stres, elektro smog, dengesiz beslenme, bedensel aktivite eksikliği çevre ve yaşam kalitesini bozan etkenler ve jeo patojen bozukluklar, ağır metaller, gıda katkıları vb. bozucu odak veya bozucu alanların oluşmasını kolaylaştıran faktörlerdir. Bozucu alan veya odakların ortaya çıkmasında bireyin immun sisteminin önemli rolü vardır. Değişen çevre şartları yaşayan bütün organizmaları aynı oranda etkilemekte ve bunun sonucunda bilinen tedavilere direnç gelişiminde artış ortaya çıkmaktadır. Yapılan çalışmalara göre, günümüzde Bozucu Alanlardan kaynaklanan hastalıkların oranı %30 civarındadır.

    Nöralterapide anamnez çok önemlidir. Hastanın anamnezini alırken şikayetlerin başlangıcı ve hastanın yaşadığı çeşitli olaylar, geçirdiği hastalıklar ve cerrahi müdahaleler arasında zamansal bağlantı kurmak çok önem taşır. Bu nedenle geniş kapsamlı bir anamnez alınmalı ve not edilmelidir. Daha sonra fizik muayeneye geçildiğinde anamnezin özelliklerine göre muayene yönlendirilebilir. Muayene sırasında anamnezin daha derinleştirilmesi gerekebilir. Bu gözlemler sonucunda tedaviye geçilir, ancak birkaç seans sonrası hastanın durumunda hiç iyileşme olmuyorsa tekrar anamnez ve muayeneye geri dönülür ve olası bir bozucu alan aranır. Bu kapsamda bozucu alanların büyük kısmından sorumlu olan diş-çene kompleksi, tonsil ve sinüsleri unutmamak gerekir.

    Sağlıklı bir Nörovegetatif sisteme sahip olmak sağlıklı ve kaliteli bir yaşam ile eşdeğerdir. Hastalıklar oluşmadan önce uygulanan Nöralterapi protokolleri sadece organların değil hücrelerin sağlığını dahi olumlu etkileyecektir. Bu nedenle Nöralterapi aynı zamanda Koruyucu Tıbbın en önemli unsurudur. Uzun ve sağlıklı yaşamın sırrı sağlığın korunmasından geçer.

    Dr. Demet Erdoğan