Etiket: Etki

  • Neden EMDR Terapi Yöntemini Denemeliyiz?

    Neden EMDR Terapi Yöntemini Denemeliyiz?

    Her insan, hayatı boyunca üzerinde olumsuz etki yaratan en az bir olay yaşamıştır. Bu yaşantılar zaman zaman oldukça acı verici olabilir. Ancak deneyim bittikten başka deyişle bizi üzen olay/olaylar bittikten belirli bir süre sonra bu acının da sonlanması gerekir. Eğer acımız hala devam ediyorsa biraz daha zaman tanımak ve geçmiyorsa da nedenlerini araştırmak gerekir. Bu insana bitmeyecek gibi gelen acının nedeni yaşadığımız olayla kurduğumuz bağlantıların zihnimizi etkiliyor olmasından kaynaklanır. Başka deyişle bir başkasını bu kadar üzmeyecek ya da bu denli canını yakmayacak bir durum sizi çok zorluyorsa sizin çözülmesi gereken daha derin bir sorununuzdan kaynaklandığı söylenebilir.

    Çocukluğumuzdan beri beynimiz birçok bilgi kaydeder ve birçok şey öğreniriz. Büyürken öğrendiğimiz, deneyimlediğimiz şeylere verdiğimiz anlamların bazıları doğrudur ancak çocukluğumuzda yaşadığımız tüm deneyimler doğru değildir. Örneğin arkadaşlarımız bizimle dalga geçtiğinde kendimizin değersiz olduğuna inanmak veya anne babamızın kavgasından sorumlu olduğumuzu düşünmek gibi. Aslında bu düşünceler çocukken ki yanlış algılarımızdır. Çünkü çocuklar belli bir dönem her şeyin kendileriyle ilgili olduğunu düşünürler, bu dönemsel bir algıdır. Yaşanılan her şeye bir anlam yükleriz, ancak çocukken verdiğimiz anlamlar hep kendimizle ilgilidir. Bu yaşandı çünkü ben yaramazlık yaptım, benle dalga geçiyorlar çünkü ben beceriksizim, arkadaşım bana hayır dedi sevilmeyen biriyim gibi. Bu algısal farklılıklar nedeniyle her deneyim doğru olarak zihinde kaydedilmez. Yaşadığımız deneyimlerin, ilerleyen yaşlarda daha çok fark ettiğimiz kontrolümüz dışında ortaya çıkan etkileri olabilir. Olumsuz yaşam deneyimleri, olumsuz tepkiler vermemize neden olur ve bu durum isteğimiz dışında gerçekleşir. Örneğin, küçükken babasının annesini aldattığına şahit olan bir kız çocuğunun erkek arkadaşının bir kadınla konuştuğunu gördüğünde aşırı tepki vermesi veya cephe de savaşmış bir askerin yüksek ses duyduğunda aşırı kaygı tepkisi vermesi örnek olarak verebilir. Kaynağı belirsiz olduğu düşünülen korkular ise örneğin uçaktan, köpek-kediden ya da yükseklikten korkuyor olmanızın dipte basit bir nedeni olabilir.

    Seanslarım sırasında çok sık karşılaştığım bir durum, problem yaşan ve terapiye başvuran kişilerin “benim iyi bir ailem var ve ben neden böyle şeyler yaşıyorum anlamıyorum” şeklinde söylemleridir. Hepimiz zor çocukluk geçiren, istismara uğrayan, ailesi tarafından destek görmeyen çocukların sıkıntı yaşamasını anlamlandırabilirken, bu tarz olaylarla karşılaşmayan kişilerin sıkıntılarının olmasına anlam veremeyiz ve hatta çoğu zaman danışanlarımın deyimiyle şımarıklık olarak tanımlarız. Ancak durum çoğu zaman böyle değildir. Kendimizi, destekleyici ebeveynlere sahip olsak da bu şekilde hissetmemiz gayet olasıdır. Çünkü istek ve ihtiyaçlarımız her zaman anlaşılamayabilir (ki bu çok normaldir), bazen aşırı destek almak kendimizle ilgili algımızı olumsuz etkileyebilirken bazen çocukken yaşadığımız acı verici deneyimi beynimiz tamamen bastırabilir ve anımsayamayabiliriz.

    EMDR terapisi olumsuz duygu, duyumsama ve inanışları içeren bu işlenmemiş anıları hedef alır. Beynin bilgi işleme sisteminin harekete geçirilerek eski anıların etkisi azaltarak tamamen ortadan kaldırır. Yararsız ve olumsuz etki yaratan düşünceleri yararlı ve işlevsel olan düşüncelere çevirir. Bununla birlikte işlenmemiş anıların sadece çocukluk çağı döneminde olması gerekmez. Örneğin, deprem, sel gibi doğal afetler, büyük kayıplı kazalar, savaş, tacize uğramak, işyerinde duygusal ya da fiziksel mobbinge maruz kalmak, ilişkide aşağılanma, reddedilme, fiziksel şiddete maruz kalma gibi ciddi nedenler ise doğrudan terapiyle çözülmesi gerekli durumlardır.

    Çeşitli psikolojik rahatsızlıklar, post travmatik stres bozukluğu, depresyon, panik atak, okb, kaygı problemleri, somatizasyon, ilişki problemleri, atlatılamayan ayrılık acısı vb. gibi sıkıntılar yukarıda bahsettiğimiz işlemlenmemiş anılardan kaynaklanır. Kronik sorunların kaynağı olan olumsuz duygu ve inanışlar genellikle bu sıkıntı yaratan işlenmemiş anılar çalışarak ortadan kaldırılabilir. Eğer sıkıntı yaratan bir semptom varsa (bu bazen bedensel olarak da kendini gösterebilir ağrılar, mide sorunları vb), genellikle hatırlasak da hatırlamasak da onu yaratan bir deneyim mutlaka vardır. Sıklıkla bedeninizdeki bazı aksaklık/hastalıkların nedeni psikolojik kaynaklıdır.

    O halde yaşama bakış açınızla ilgili bir takım sıkıntılarınız var ise (kaygılı, depresif, agresif, çekingen vb. olmak gibi) veya insanlarla ilişkilerinizde bir takım sorunlar yaşıyorsanız, zorlayıcı bir yaşam deneyiminiz olduysa, işlemlenmemiş anıların varlığından söz edebiliriz. Bu anıların işlemlenmesinin ise huzurlu bir hayatın temeli olduğunu hatırlamamız önemli. Kısa sürede hayatınızda sizi geri çeken olumsuz sonuçlardan kurtulmak istiyorsanız bu terapi yöntemini denemelisiniz.

  • Ateş düşürücüler bebek aşılarını etkiliyor

    Çocuklarda aşı mikroorganizma (mikrop) ‘nın tamamı veya bir bölümünün belirli işlemlerden geçirildikten sonra verilmesidir. Aşılar enfeksiyonlardan korunma amaçlı uygulanır. Doğal enfeksiyon geçirildikten sonra gelişen bağışıklık önemlidir. Aşı uygulama sonrası beklenti doğal bağışıklığa yakın bir korumanın sağlanmasıdır. Aşının koruyuculuğu hastalığa yakalanmama ve hastalıktan korunmayı amaçlar. Aşılar bebeklik döneminde uygulanmaya başlar ve belirli aralıklarla tekrarlanarak koruyuculuğun oluşması sağlanır. Günümüzde hastalığa yakalanma riskini azaltma ve korunma önemlidir. Teknolojideki ilerlemeye paralel olarak aşılarda yapısal değişiklik olmuş ve
    aşı sonrası yan etkiler azalmıştır. Son yıllarda yapılan kapsamlı çalışmalarda bebeklerde aşı sonrası ateş düşürücü ve ağrı kesici olarak uygulanan paracetamol (acetaminofen) ‘in bağışıklık sistemini etkilediği görülmüştür. Aşı uygulamasından sonra oluşan ateş uygulanan mikroba karşı gelişen bir savunma mekanizmasıdır. Ateş düşürücü verilmesi bu savunma mekanizmasına etki etmekte ve istenilen yanıt oluşamamaktadır. Bebeklere ve çocuklara verilen ateş düşürücü paracetamol’un etkisi araştırıldığında bazı aşılarda yanıtın azaldığı bazı aşılarda ise etkisinin olmadığı görülmüştür.

    Bebeklerde ;

    * Pnömokok (zatürre)
    * Difteri
    * Tetanoz
    * H İnfluenza (menenjit)
    * Boğmaca aşılarda ateş düşürücülerin verilmesi bağışıklık yanıtına etki etmekte ve bağışıklık yanıtının zayıflamasına yol açmaktadır. Rotavirüs aşısı üzerine paracetamolun etkisi bulunmamaktadır. Bebeklik döneminde uygulanan

    * Pnömokok aşısı
    * Hepatit B aşısı
    * Karma aşı DTaB Hib aşılarından sonra ateş düşürücü ,ağrı kesici paracetamol vermekten kaçınmak gerekir.

    Bir yaşından sonra uygulanan aşılarda paracetamol’un bağışıklık yanıtı azaltıcı etkisi görülmemiştir. Diğer taraftan aşı uygulamalarından sonra ateş yükselmesi her aşı tipinde oluşmamaktadır. Son yıllarda uygulanan boğmaca aşısının ateş yükseltici etkisi aşının yapısının değiştirilmesi ile ortadan kaldırılmıştır. Sonuç olarak bebeklerde aşı sonrası gelişebilecek ateş ve ağrıdan önlemek için verilen paracetamol’un yararlı değil zararlı etkisinin olabileceği görülmektedir. Diğer bir ateş düşürücü , ağrı kesici olan Ibuprofenin’in Zatürre (Pnömokok) aşısının oluşturduğu bağışıklık yanıtı üzerine azaltıcı etkisi olmadığı saptanmışsa da diğer aşılar tetanoz ve boğmaca üzerinde bağışıklık yanıtını azaltıcı etkisi görülmüştür. Bebeklerde aşı uygulamalarından sonra ateş düşürücü verirken düşünülmeli ve mümkünse ateş düşürücü verilmemelidir.

  • Müzik ve Psikoloji

    Müzik ve Psikoloji

    Boş ve karanlık bir sokakta yürüyen insanın duyduğu müziğin etkisiyle hissettiği korku seviyesinde azalma ya da artma olabilir. Genelde korku filmlerinde kullanılan müziklerin gerilimi arttırma konusundaki başarısı da bilinmektedir.

    Müzik beynin hangi bölümlerine etki eder ve hormonlarla ilişkisi nedir?
     

    Müzik, merkezi sinir sistemi ve beynin kabuğunda bulunan düşünme, konuşma, beden kontrolü ve öğrenme ile ilgili bölümleri uyarmaktadır ve bu alandaki gelişmelere destek sağlamaktadır. Örneğin, depresyon döneminde olan kişilerde müziğin beyni rahatlatıcı ve hormonal düzensizlikleri hafifletici etkisi olduğu bilinmektedir. Müziğin tarz ve türüne göre stres hormonlarını artışa ya da azalmaya sebep olacak güce de sahiptir. Buna ek olarak, müziğin psikolojik ve zihinsel hastalıklarda tedavi edici bir özelliği vardır.

    Müzik ve psikoloji ilişkisine bağlı araştırmalara örnek verebilir misiniz?

    Bununla ilgili yapılan bir deneyde iki ayrı grupta bulunan insanlara akvaryumda köpekbalığı izletilmiştir. Bu iki grupta köpekbalıklarını müziksiz olarak izlediklerinde hemen hemen aynı duyguyu hissetmişlerdir. Daha sonra gruplardan birine aynı akvaryum gerilim dolu bir müzikle izletilmiş, diğer gruba ise neşeli bir müzik eşliğinde izletilmiştir. İki grubun müziğin etkisiyle hissettikleri değişmiştir. Gerilim yüklü müzik dinleyen grup korku ile gerilirken, neşeli müzik dinleyen taraf köpekbalığını tıpkı bir balinayı izler gibi keyifle izlemişlerdir. Yine yapılan bir araştırmada, ameliyata girecek hastaların bir kısmına klasik müzik dinlettirilerek hastaların ağrıya verdiği tepki gözlenmiştir. Klasik müzik dinleyen hastaların ameliyattan önce ve sonra ağrı kesicilere daha az ihtiyaç duydukları belirlenmiş, araştırma sonucunda müziğin acıyı dindirici veya azaltıcı etkisi olduğu sonucuna varılmıştır.

    Müzik aleti çalmanın insan psikolojisine ve beyine etkileri nelerdir?

    Herhangi bir melodi işitildiğinde beyindeki birçok bölge etkin hale geçer. Müzik aleti çalındığında ise bu etkinlik dereceği daha beliginleşir. Müzikle ilgilenen kişilerin işitsel yetenekleri yüksektir. Beyindeki kasların kontrolü ve hareketinde sorumlu olan bölgeler ile işitsel ve görsel bölümler uyum içinde olması müzik aleti çalabilmek için gerekli olan durumlardır.

    Araştırmalar müzisyenlerin beyinlerinin, müzikle ilgilenmeyenlerinkinden farklı olduğunu gösteriyor. Beyin görüntüleme yöntemleri kullanılarak yapılan araştırmalarda müzik eğitimi alan kişilerin beyinlerindeki gri madde hacminin müzikle ilgisi olmayan insanlarınkinden daha fazla olduğu anlaşıldı. (Gri madde beyinde kasların kontrolü, bilişsel etkinlikler, görsel ve işitsel algı, hafıza, düşünce oluşumu, otokontrol gibi işlevlerle ilişkili bir dokudur). Ayrıca bilim insanları erken yaşlardan itibaren müzikle ilgilenmenin kas ve hareket yeteneklerini geliştirdiğini, görsel-konumsal koordinasyonu sağladığını, odaklanmaya yardımcı olduğunu, depresyon ve kaygı durumlarını azalttığını ve duyguları kontrol etme imkânı verdiğini düşünüyor.

    Müziğin insan üzerindeki etkileri nelerdir?

    • Müzik stresi azaltır, rahatlatır.
    • Öfke seviyesinde azalmalara sebep olur.
    • Duyguları daha doğru ifade edebilmeye yardımcı olur.
    • Müzik dinlerken, beyne giden kan ve oksijen miktarında artış olduğu için, uyarıcı ve harekete geçirici etkisi var.
    • Belirli müzik türleri, huzur veren endorfin hormonunun salgılanmasını ve sakinliği arttırır.
    • Müzik kalp atışlarını ve metabolizmayı doğrudan etkiler. İdmanlarda tempolu ve ağır müziğin etkileri farklı sonuçlar doğurmuştur.
    • Müzik ilham verir, duyguları harekete geçirir ve yaratıcılığı artırır.
    • Etkili öğrenmenin temel unsuru olan beynin, sağ ve sol yarım kürelerinin denge içinde çalışmasını sağlar.
    • Kas gerilimini azaltır, beden hareketlerini ve koordinasyonu geliştirir.
    • Beynin, fiziksel dünyayı algılama, zihinde canlandırma ve nesneler arasındaki farklılıkları ayırt edebilme yeteneğini geliştirir.
  • Astım hakkında herşey !

    Astım akciğerlere kadar olan hava yollarını ( Bronşlar ) etkileyen bir hastalıktır. Bu hava yolları soluduğumuz havayı burundan itibaren akciğerlere kadar ulaştırır. Sağlıklı bir kişide bu soluma olayı kolayca gerçekleşir. Astımlı bir kişide ise bazı dönemlerde soluma zorluğu meydana gelir. Astım atağı sırasında bronşlar ( hava yolları ) daralır ve havanın geçişi zorlaşır. Bu hava yolu daralmasının bazı nedenleri vardır. Bunlar:

    * Bronşları çevreleyen kasların kasılması sonucu hava yollarının daralması
    * Bronşun içini saran zarın şişmesi
    * Hava yollarında mukus ( sümük – balgam ) adı verilen yapışkan bir salgının aşırı salınması ve bu salgının hava yollarını
    yer yer tıkaması

    Astım Nöbetinin Belirtileri Nelerdir?

    Bronşlar daraldığı zaman solunum işini yapmak için daha büyük çaba sarf edilir. Akciğerlere giren hava daralan bronşlardan dışarı çıkarken zorlanır. Hasta bunu nefes darlığı veya göğüste sıkıntı şeklinde ifade edebilir. Bu sırada hasta ıslık sesine benzer (vızıltı) bir ses çıkarır. Akciğere girmiş hava daralmış olan bronşlardan dışarı çıkarken, hasta aşırı zorlanırsa, normalde soluma ( nefes alıp verme ) işi için kullanılmayan boyun, göğüs, omuz ve karın kaslarını kullanır ve daha sık solur.

    Astımın Bulguları Nelerdir?

    * Öksürük. Astımın sık bir bulgusudur. Özellikle gece öksürüğü olur. Egzersiz, soğuk hava öksürüğü arttırabilir. Hava yollarındaki mukus birikimi ve bronşları çevreleyen kasların kasılması nedeni ile olur.
    * Vızıltı. Astım nöbetinin sık karşılaşılan bir bulgusudur. Akciğerdeki hava daralmış bronşlardan dışarı çıkarken zorlandığı zaman nefes verirken duyulur.
    * Sık Soluma. Astım nöbeti sırasında daralmış ve içi mukus ile dolmuş bronşlarda soluk alıp verme işi zorlaştığından hasta daha sık nefes alıp verebilir. Bunu saptamak için çocuğunuzun 60 saniye içinde kaç kez nefes alıp verdiğini sayın; bulduğunuz sayıyı normalde iyiyken olan dakikadaki solunum sayısı ile karşılaştırın.
    * Göğüs Duvarı Derisinde Çekilmeler. Daha ağır astım nöbetlerinde görülen bir bulgudur. Göğüs duvarında kaburgalar arasındaki deri ve boynun önündeki deride içe çekilmeler olabilir. Bu bulgu saptandığında hemen hastaneye başvurunuz.

    Astıma neden olan durumlar ( uyaranlar ) nelerdir ?

    Astımın sebebi tam olarak bilinmese de bu hastalıkta hava yollarının bazı uyaranlara aşırı duyarlı olduğu bilinmektedir. Bu uyaranlar hava yollarını uyararak astım atağı oluşumuna neden olurlar. Bu uyaranları şöyle sıralayabiliriz:

    1. Allerjenler ( allerjiye neden olan maddeler )

    Normal kişilere hiçbir zararı olamayan allerjenlere, allerjik astımı olan bir kişi maruz kalınca bir allerjik reaksiyon olur. Bu reaksiyon sırasında tahriş edici bazı kimyasal maddeler yapılır ve hava yollarındaki dokuların içene salınır. Kişi hem allerjik hem de astımlı ise astım atağı geçirir. Bu allerjenlerin bazıları şunlardır:

    Ev tozu, ev tozu akarları ( böcekler )

    * Çiçek tozları ( polenler )
    * Küf

    Hayvan tüyü

    2. Enfeksiyonlar

    Solunum yolu enfeksiyonları ( grip, nezle ) astımlı kişide hava yollarını uyararak astım atağına neden olabilir. Bu enfeksiyonlar okul ve / veya kreşe giden çocuklarda sıktır.

    3. Hava değişimi

    Mevsim değişimi, hava ısısının değişmesi ( özellikle soğuk hava ) ve nem oranının artması, astımlı bir kişide hava yollarını uyararak astım atağına neden olabilir

    4. Egzersiz

    Astımlı bir kişide egzersiz hava yollarını uyararak astım atağına neden olabilir. Koşma gibi, daha fazla enerji tüketimine neden
    olan yoğun egzersiz türleri, birkaç dakika içinde bir astım atağına neden olabilir. Ancak bu nedenle astımlı çocuklarda egzersizin
    engellenmesi söz konusu değildir. Egzersiz öncesi uygun ilaç alımı ile astım atağı önlenebilir. İyi tedavi edilen astımlı bir çocukta
    egzersiz sonrası belirtiler olmamalıdır. Oluyorsa tedavi planının düzenlenmesi için bu durumu doktorunuza bildiriniz.

    5. Irritanlar ( tahriş ediciler )

    Bazı maddeler duyarlı olan bronşları tahriş edebilir. Bu maddeler şöyle sıralanabilir: Sigara dumanı, hava kirliliği, saç spreyleri, parfümler, temizlik maddeleri ve keskin kokular. Astımlı bir kişinin yaşadığı evin içinde hiç kimsenin sigara içmesine izin verilmemelidir.

    Astımda olabilecek komplikasyonlar nelerdir ?

    * Astım genellikle akciğerlerde kalıcı hasar yapmayan bir hastalıktır. Hastalık çok uzun yıllardan beri var olsa da uygun tedavi ile akciğer fonksiyonları normale yakın olarak korunabilir.
    * Astımda sorun bronşlarda olmasına rağmen bir çok astımlıda üst solunum yolları (burun, boğaz, sinüsler) ve kulaklar ile ilgili problemler eşlik edebilir. Astımlı çocuklarda sıklıkla kronik burun tıkanıklığı olur ve buna bağlı olarak kulak enfeksiyonları ve sinüzit meydana gelir. Buruna yönelik uygun tedavi ile (burun temizliği ve doktorun önerisi ile diğer bazı ilaçlar) bu durumların olması önlenebilir.
    * Astım bazı psikolojik problemlere neden olabilir. Ağır astımı olan çocuklarda okul devamsızlığı, spor etkinliklerine katılamama ve astım atağı sırasında acil olarak hastaneye başvurular bu duruma neden olabilir. Uygun tedavi alan bir çocukta astım kontrol altına alınarak bu problemlerin olması önlenebilir.

    Astım Nasıl Tedavi Edilir?

    Uygun bir tedavi ile astımın bulguları kontrol altına alınabilir. Ancak en etkili tedavi bile astımı tamamen ortadan kaldıramaz. Bunun nedeni hastalığa sebep olan temel bozukluğun tam olarak bulunamamış olmasıdır. Gerekli çevre önlemleri ve ilaç tedavisi ile hastalık kontrol altına alınabilir. Doktorun önerileri, çabaları ve tedavisi hastanın ailesi ve kendisi uyum gösteremezse tek başına yarar sağlamaz. Astım tedavisinin başarılı olması için en önemli nokta doktor ve hasta ailesi arasındaki uyumdur. Tedavi iki bölümden oluşur:

    1. Çevre Düzenlemesi:

    Hastalığın alevlenmesine sebep olan çevresel faktörler varsa, doktorunuz bazı çevresel değişiklikler yapmanızı önerecektir. Bunlar:

    a) Allerjenlerden kaçınma

    Ev tozu akarı
    -Ev tozu akarı gözle görülmez fakat her evde bulunur.
    -Örümcek ve kenelerle akraba olan akarlar insanı ısırmaz ve hastalık bulaştırmazlar.
    -Akarların allerji oluşturan kısımları artıklarıdır. Bu artıklar ağırlıkları nedeniyle pek havada kalmazlar. Ancak ev temizliği yaparken havalanırlar, burundan içeriye girerek allerjiye sebep olurlar.
    -Evde en sık bulundukları yerler yatak, yastık, halı, kanepeler, yatak örtüleri, doldurulmuş oyuncakların içidir.
    -Akarlar insan derisinin döküntüleri ile beslenirler. Bu yüzden yaşamaları için en ideal yer yataklardır.

    Hayvan ( kedi, kuş, köpek ) tüyü ve atıkları
    Allerjenler sadece evde beslenen hayvanlar üzerinde değil, kuştüyü yastıklarda ve hayvan derisinden yapılmış diğer eşyalarda da bulunur.

    Küf mantarı ( rutubet )

    Evde Allerjenlerden Korunmak İçin Alınacak Önlemler Nelerdir ?

    Yatak odasında:

    -Yatak ve yastığı hava geçirmeyen bir materyal ile kaplayın ( Amerikan bezi, sentetik kumaş gibi ).
    -Mümkünse şilteyi yaylı yatak ile değiştirin.
    -Yünlü ve tüylü battaniye kullanmayın.
    -Kuş tüyü yastığı sentetik ( elyaf ) yastıkla değiştirin.
    -Tüm yatak kılıfı, yastık kılıfı, battaniyeleri haftada bir, en az 60 derece suyla yıkayın.
    -Mümkünse halıları kaldırın ve yerleri temiz tutun. Eğer halıyı kaldıramıyorsanız, doktorunuzun tavsiye edeceği maddeler ile temizleyin.
    -Temizlik yapılırken, çocuğunuzu evden uzaklaştırın yada maske takın.
    -Odada toz tutacak fazla eşyayı ( kitap, tüylü doldurulmuş oyuncaklar gibi ) ya odadan çıkarın yada dolaba koyup, kapısını kapalı tutun.
    -Mümkünse klima ( hava serinletici ) kullanın.
    -Evde hayvan beslemeyin; besliyorsanız yatak odasına kesinlikle sokmayın.
    -Evde bir nem ölçer bulundurarak, nem oranını %25 ile %50 arasında tutunuz.
    -İçi doldurulmuş koltuk yerine tahta veya plastik eşya tercih ediniz.
    -Perdelerinizi sentetik materyalden seçin, kadife olmasın.

    Mutfak, banyo ve küflü yerlerde:

    -Sık sık havalandırın ve deterjanla temizleyiniz.
    -Nemli yerlerde halı bulundurmayınız.
    -Lavabo altlarını ve tuvaletin arka kısımlarını temiz ve kuru tutunuz.
    -Hamam böceklerini ve fareleri mutlaka yok ediniz.

    Evin diğer kısımlarında:

    -Mümkünse halıları kaldırınız.
    -Çocuğunuzun sofa, koltuk üzerinde uyumasına izin vermeyiniz.
    -Toz alırken ıslak bez kullanarak tozun havalanmasını engelleyiniz.
    -Evdeki çiçeklerin üzerinde küf olmasın, kontrol ediniz.
    -Mümkünse hava tahliye kısmında ev tozlarını tutarak havaya karışmasını önleyen HEPA filtresi olan elektrik süpürgelerinden birini tercih ediniz.

    b. İrritanlardan Kaçınma:
    ·

    Bu grupta en zarar veren etken sigaradır. Astımlı bir kişinin yaşadığı evde ( evin tüm odaları dahil ) sigara içilmesine kesinlikle izin verilmemelidir.

    · Odun ve kömür sobaları tahriş edici tanecikler ve kokular saldıklarından mümkünse ısınmak için başka bir yola
    başvurulmalıdır.
    · Saç spreyleri, parfümler, temizlik maddeleri, sinek ilacı ve hava kirliliği de tahriş edicidir. Hasta bunlardan etkileniyorsa, mümkünse temas önlenmelidir.

    c. Emosyonlar ( psikolojik stres ):

    Astımlı çocuğun onu destekleyen sıcak ve samimi bir ev ortamına ihtiyacı vardır. Evde yaşayan kişilerin bu kronik hastalığın tedavisine ve kontrol altına alınmasına yaklaşımları iyi yönde olursa, tedavinin başarısı artar.

    2.İlaç Tedavisi:

    I- İnhaler ( hava yolu ile verilen ) Rahatlatıcılar:

    a) Kısa etkili rahatlatıcılar ( Ventolin, Bricanyl ):
    – Bu ilaçlar hava yollarının çeperini saran ve nöbet sırasında kasılan kasları gevşeterek hava yollarını genişletirler.
    – Ağız içine püskürtülen formları ( inhaler ) 15 dakika içinde etki etmeye başlar, 4 saat sonra bu etki kaybolur. Bu nedenle nöbet sırasında ilk kullanılacak ilaç grubudur.
    – Egzersiz yapmadan 15 dakika önce kullanılırsa , egzersiz sırasında gelişebilecek rahatsızlığı engeller.
    -Aşırı dozda kullanılırsa kalp hızını arttırır ( fazla kahve içmiş gibi ). Ellerde titreme olabilir. Çocukta artan yaramazlık izlenebilir.

    b) Uzun etkili rahatlatıcılar ( Serevent, Foradil, Volmax )
    – Oral ( ağız yolu ) veya inhaler ( püskürtme ) formları vardır.
    – Oral yolla kullanılanlar astım atağı sırasında doktorunuzun önerisi ile 3-7 gün süre ile verilir.
    – Inhaler yolla kullanılanlar normal dönemde hasta atakta değilken, gün içinde veya gecelerii uykudan uyandıran nefes darlığı, vızıltı veya öksürük olduğu durumlarda sabah 1 akşam1 kez şeklinde kullanılır.
    – Doktorunuzun önerisi dışında kullanılmaz.

    II- Önleyiciler:

    a) İntal:
    – Koruyucu bir ilaçtır. Gelecek olan nöbeti önler.
    – Hiç bir yan etkisi yoktur.
    – Ancak bu ilaç sıkışıklığı olan cocuğa hiç bir yarar sağlamaz.
    – Başlangıçta günde 4 kere sonra 3 kere kullanılabilir.

    b) İnhaleryolla kullanılan steroidli ilaçlar: ( Pulmicort, Flixotide gibi )
    – Hava yollarındaki şişme ve ödemi azaltır, yapışkan balgamın oluşumunu engeller.
    – Hava yollarının uyaranlara karşı duyarlığının azaltır.
    – Gelecek olan nöbeti önler.
    – Spreyler şeklinde verilen şekli vücut dolaşımına geçmediği için doktorunuzun tavsiye ettiği dozda yan etki göstermez.
    – Ağızda kötü bir tad bırakabilir. Nadiren ağızda pamukcuk oluşumuna yol açabilir. Bunu engellemek için su ile gargara yapmak yeterlidir.
    – Astım tedavisinin en etkili ilacıdır.

    c) Oral( ağız yolu ile ) steroidler ( Prednol, Deltacortril )
    – Hava yollarındaki şişme ve ödemi azaltır.
    – Yapışkan balgamın ( mukus ) oluşumunu engeller
    – Hava yollarının uyaranlara karşı olan duyarlılığını azaltır.
    – Hava yollarının Ventolin, Bricanyl gibi rahatlatıcılara olan yanıtını arttırır.
    – Olabilecek yan etkiler kullanıldığı süre ve dozla ilgilidir.
    – Doktor tavsiyesi dışında kullanılamaz ve doktorunuzun önerdiği süre ve dozda kullanılmalıdır.
    – Astım atağı sırasında püskürtme veya hava yolu ile kullanılan ilaçların yetersiz kaldığı durumlarda doktor tarafından önerilir.
    – Genellikle 3-7 gün süre ile verilir.

    Peak Flow Metre ( zirve akım ölçer ) Nedir ?

    Peak Flow Metre ( PFM ) akciğerlerden dışarıya üflenen havanın hızını ölçen bir alettir. Astım atağı sırasında havayolları daralır ve dolayısıyla akciğerlerdeki hava daha düşük bir hızla dışarıya üflenir. Üfleme hızındaki farklılık ( normale göre ) PFM ile ölçülür. PFM ile ölçülen üfleme hızı astım atağının belirtileri başlamadan önce düşer. Dolayısıyla eğer siz ve çocuğunuz PFM kullanmayı öğrenirseniz çocuğunuzu erken dönemde evde tedavi edebilir, acil servise başvuruyu önleyebilirsiniz. Dört yaşından büyük tüm çocuklar biraz çaba ile PFM kullanmayı öğrenebilirler.

    Kullanım şekli:
    -Çocuk mutlaka ayakta olmalıdır.
    -İbre sıfıra getirilir.
    -Ağız kısmı, dudaklar ile iyice sarılmalıdır.
    -Derince bir nefes alıp ani ve hızlı üflenir. ( Tıpkı yanan bir mumu söndürmek ister gibi )
    -İbrenin gösterdiği sayı okunur.
    -Bu işlem 3 kere tekrarlanır, en yüksek değer Takip Formunda ayrılan yere kaydedilir.

    Günde kaç kere kullanılmalıdır ?

    Biz günde bir kez sabahları ilaç kullanımından önce öneriyoruz. Ancak, sabah ve akşamları yatmadan önce de yapılabilir. Sabah değeri her zaman için akşam değerinden düşük bulunacaktır, bu normaldir. Çocuğun rahat olduğu dönemde kullanarak ulaşabileceği en yüksek değeri bulunuz. Bu değerin %20 altına inmesi durumunda tedavi planına göre ilaç kullanımını arttırın. Böyle günlerde çocuğunuzun iyiye gidip gitmediğini anlamak için PFM yi daha sık kullanabilirsiniz. Kısacası bu alet size barometrenin yağmuru haber vermesi gibi, yaklaşan astım nöbeti için erken uyarıda bulunacaktır.

    Küçük Çocuklar İçin :

    · İnhaler ilaçların küçük çocuklarda adaptörlerle (aerochamber veya nebuhaler) verilmesi, verilen ilacın etkisini artırır.
    · Çocuğunuzun ilacı daha kolay almasını sağlar.
    · Daha çok ilacın hava yollarına ulaşmasını sağlar.
    · İlacın kötü tadından oluşacak rahatsızlığı azaltır.
    · Kullanımını kolaydır.

    Adaptörlerin Kullanımı:

    ABLESPACER ( maskeli fanus ):
    · 4 yaşından kadar olan çocuklarda kullanılır.
    · İnhaleri ( ilacı ) salladıktan sonra aerochamber’in maske kısmını çocuğun burun ve ağzını kapatacak şekilde yüzüne yerleştirin.
    · İlacı 1 kez sıkın
    · Maske yüzündeyken çocuğun 5-10 kez nefes alıp verdiğini sayın
    · İki dakika bekledikten sonra ilacı bir kez daha sıkın ve yine çocuğun 5-10 kez nefes alıp verdiğini sayın. Böylece iki puf yapmış olacaksınız.
    Nebuhaler ( maskesiz fanus ) :
    · 4-6 yaş arası çocuklarda kullanılır.
    · İnhaleri salladıktan sonra cam fanusun ucuna yerleştirin.
    · Ağız kısmını dudaklarınızla iyice sarın.
    · İlacı 1 kez sıkın ( 1 Puf ).
    · Derin nefes alıp tutun, 5-7 saniye sonra bırakın ( Bu işlemi 4-5 kere yapın ).
    · İki dakika bekledikten sonra ilacı bir kez daha sıkın ve nefes alıp verme işlemini tekrarlayın. Böylece ikinci pufu yapmış olacaksınız.

    Turbuhaler Kullanımı:
    · 6 yaşından büyük çocuklarda kullanılır.
    · Koruyucu kapağı çıkarınız.
    · Turbuhaleri dik olarak tutunuz. Alttaki doz bileziğini sonuna kadar çevirdikten sonra “klik” sesi duyulana kadar tekrar geriye çeviriniz.
    · Nefesinizi dışarıya veriniz, ağız parçasını dişlerinizin arasına yerleştiriniz ve dudaklarınızı kapatınız.
    · Derin ve güçlü bir nefes alınız.
    · Turbuhaleri ağzınızdan çıkarınız ve ağzınızı 10 saniye kadar kapalı tuttuktan sonra nefesinizi veriniz.
    · İkinci bir doz alacaksa kurma işlemini tekrar yaptıktan sonra aynı işlemleri tekrar edin.
    · Koruyucu kapağı yerine takınız.

    Astım Nöbeti Önceden Anlaşılır mı?

    Astım nöbetinin ilk işaretlerini tanıyabilir ve hemen tedaviye başlarsanız, nöbetin gelişini engelleyebilir veya kısa sürede düzelmesini sağlayabilirsiniz.

    Bu işaretlerden bazıları :
    – Öksürük, özellikle gece öksürüğü
    – Burunda su gibi akıntı
    – Gözlerin altında siyah halkalarda belirginleşme
    – Uykuda huzursuzluk
    – Soluk görünme
    – Nezle, grip gibi üst solunum yolu hastalıkları
    – PFM değerlerinde düşme

    Nöbet gelince Ne Yapmalıyım?

    – Nefes alıp verirken ıslık sesi duyulur
    – Göğüs duvarında ( özellikle kaburgalarda, boyunda ) içeri çökmeler oluşur
    – Nefes verme süresi uzar
    – Nefes alma sıklaşır
    – Öksürük veya nefes alırken ıslık sesi duyulması,
    – Gece uyandıran öksürük,
    – Çocuğun bilinen erken nobet işaretlerinin varlığı ( göz altında siyah halkalar, nefes darlığı, sık soluma gibi ),
    – Flow metre ( PFM ) değerinde düşüş, gibi belirtiler olduğunda;

    1- Bricanyl inhalerin 2 puf veya Bricanyl turbuhalerin 1 kez şeklinde uygulanması gerekir. Etkisi 15 dakika sonra
    başlayacaktır. Eğer düzelme sağlanmazsa ilacı tekrarlayın.
    2- Bir günde 6 kereden fazla kullanmak veya 4 saatten önce tekrarlamak gerekirse mutlaka hastaneye başvurunuz.

    Hastaneye giderken :
    -Protokol numarasının yazılı olduğu hastane kartınızı .
    -Çocuğunuzun kullandığı ilaçları ( varsa Ventolin nebul’ü )
    -Doktorunuzun verdiği takip formunuzu yanınıza alın.
    -Çocuğunuz yolda sıkışırsa, Ventolin ya da Bricanyl’i mutlaka kullanınız.
    -Sakin olun, unutmayın telaşınız çocuğunuza yarar sağlamayacaktır.

    3. İmmünoterapi ( aşı tedavisi )

    Böcek zehiri allerjileri ve allerjik rinit ( saman nezlesi ) gibi allerjik hastalıkların uzun süreli tedavisinde başarı ile kullanılmakta olan bu yöntemin, allerjik astım tedavisinde etkinliği halen araştırılmaktadır. Dikkatle seçilmiş vakalarda uzun vadede yarar görüldüğünü destekleyen çalışmalar mevcuttur. Kliniğimizde, bu tedaviden yarar görme olasılığı yüksek olan seçilmiş astım vakalarında sublingual ( dil altı ) aşı tedavisi uygulanmaktadır. Tedavi en az 3 yıl sürmekte ve hastalar kendileri uygulamaktadırlar.

  • Astım nedir? Astımdan nasıl kurtuluruz?

    Astım Nasıl Tedavi Edilir?

    Uygun bir tedavi ile astımın bulguları kontrol altına alınabilir. Ancak en etkili tedavi bile astımı tamamen ortadan kaldıramaz. Bunun nedeni hastalığa sebep olan temel bozukluğun tam olarak bulunamamış olmasıdır. Gerekli çevre önlemleri ve ilaç tedavisi ile hastalık kontrol altına alınabilir. Doktorun önerileri, çabaları ve tedavisi hastanın ailesi ve kendisi uyum gösteremezse tek başına yarar sağlamaz. Astım tedavisinin başarılı olması için en önemli nokta doktor ve hasta ailesi arasındaki uyumdur. Tedavi iki bölümden oluşur:

    A) Çevre Düzenlemesi:

    Hastalığın alevlenmesine sebep olan çevresel faktörler varsa, doktorunuz bazı çevresel değişiklikler yapmanızı önerecektir. Bunlar:

    a. Allerjenlerden kaçınma

    Ev tozu akarı

    -Ev tozu akarı gözle görülmez fakat her evde bulunur.
    -Örümcek ve kenelerle akraba olan akarlar insanı ısırmaz ve hastalık bulaştırmazlar.
    -Akarların allerji oluşturan kısımları artıklarıdır. Bu artıklar ağırlıkları nedeniyle pek havada kalmazlar. Ancak ev temizliği yaparken havalanırlar, burundan içeriye girerek allerjiye sebep olurlar.
    -Evde en sık bulundukları yerler yatak, yastık, halı, kanepeler, yatak örtüleri, doldurulmuş oyuncakların içidir.
    -Akarlar insan derisinin döküntüleri ile beslenirler. Bu yüzden yaşamaları için en ideal yer yataklardır.

    Hayvan ( kedi, kuş, köpek ) tüyü ve atıkları

    Allerjenler sadece evde beslenen hayvanlar üzerinde değil, kuştüyü yastıklarda ve hayvan derisinden yapılmış diğer eşyalarda da bulunur.

    Küf mantarı ( rutubet )

    Ev düzenlemesi

    Yatak odasında:

    -Yatak ve yastığı hava geçirmeyen bir materyal ile kaplayın ( Amerikan bezi, sentetik kumaş gibi ).
    -Mümkünse şilteyi yaylı yatak ile değiştirin.
    -Yünlü ve tüylü battaniye kullanmayın.
    -Kuş tüyü yastığı sentetik ( elyaf ) yastıkla değiştirin.
    -Tüm yatak kılıfı, yastık kılıfı, battaniyeleri haftada bir, en az 60 derece suyla yıkayın.
    -Mümkünse halıları kaldırın ve yerleri temiz tutun. Eğer halıyı kaldıramıyorsanız, doktorunuzun tavsiye edeceği maddeler ile temizleyin.
    -Temizlik yapılırken, çocuğunuzu evden uzaklaştırın yada maske takın.
    -Odada toz tutacak fazla eşyayı ( kitap, tüylü doldurulmuş oyuncaklar gibi ) ya odadan çıkarın yada dolaba koyup, kapısını kapalı tutun.
    -Mümkünse klima ( hava serinletici ) kullanın.
    -Evde hayvan beslemeyin; besliyorsanız yatak odasına kesinlikle sokmayın.
    -Evde bir nem ölçer bulundurarak, nem oranını %25 ile %50 arasında tutunuz.
    -İçi doldurulmuş koltuk yerine tahta veya plastik eşya tercih ediniz.
    -Perdelerinizi sentetik materyalden seçin, kadife olmasın.

    Mutfak, banyo ve küflü yerlerde:

    -Sık sık havalandırın ve deterjanla temizleyiniz.
    -Nemli yerlerde halı bulundurmayınız.
    -Lavabo altlarını ve tuvaletin arka kısımlarını temiz ve kuru tutunuz.
    -Hamam böceklerini ve fareleri mutlaka yok ediniz.

    Evin diğer kısımlarında:

    -Mümkünse halıları kaldırınız.
    -Çocuğunuzun sofa, koltuk üzerinde uyumasına izin vermeyiniz.
    -Toz alırken ıslak bez kullanarak tozun havalanmasını engelleyiniz.
    -Evdeki çiçeklerin üzerinde küf olmasın, kontrol ediniz.
    -Mümkünse hava tahliye kısmında ev tozlarını tutarak havaya karışmasını önleyen HEPA filtresi olan elektrik süpürgelerinden birini tercih ediniz.

    b. İrritanlardan Kaçınma:

    · Bu grupta en zarar veren etken sigaradır. Astımlı bir kişinin yaşadığı evde ( evin tüm odaları dahil ) sigara içilmesine kesinlikle izin verilmemelidir.
    · Odun ve kömür sobaları tahriş edici tanecikler ve kokular saldıklarından mümkünse ısınmak için başka bir yola başvurulmalıdır.
    · Saç spreyleri, parfümler, temizlik maddeleri, sinek ilacı ve hava kirliliği de tahriş edicidir. Hasta bunlardan etkileniyorsa, mümkünse temas önlenmelidir.

    c. Emosyonlar ( psikolojik stres ):

    Astımlı çocuğun onu destekleyen sıcak ve samimi bir ev ortamına ihtiyacı vardır. Evde yaşayan kişilerin bu kronik hastalığın tedavisine ve kontrol altına alınmasına yaklaşımları iyi yönde olursa, tedavinin başarısı artar.

    B) İlaç Tedavisi:

    I-Rahatlatıcılar:

    a) Kısa etkili rahatlatıcılar ( Ventolin, Bricanyl ):
    – Bu ilaçlar hava yollarının çeperini saran ve nöbet sırasında kasılan kasları gevşeterek hava yollarını genişletirler.
    – Ağız içine püskürtülen formları ( inhaler ) 15 dakika içinde etki etmeye başlar, 4 saat sonra bu etki kaybolur. Bu nedenle nöbet sırasında ilk kullanılacak ilaç grubudur. Gerekirse doz 1-2 defa daha 20-30 dakika arayla tekrarlanabilir.
    – Egzersiz yapmadan 15 dakika önce kullanılırsa , egzersiz sırasında gelişebilecek rahatsızlığı engeller.
    -Aşırı dozda kullanılırsa kalp hızını arttırır ( fazla kahve içmiş gibi ). Ellerde titreme olabilir. Çocukta artan yaramazlık izlenebilir.

    b) Uzun etkili rahatlatıcılar ( Serevent, Foradil, Volmax )
    – Oral ( ağız yolu ) veya inhaler ( püskürtme ) formları vardır.
    – Oral yolla kullanılanlar astım atağı sırasında doktorunuzun önerisi ile 3-7 gün süre ile verilir.
    – Inhaler yolla kullanılanlar normal dönemde hasta atakta değilken, gün içinde veya gecelerii uykudan uyandıran nefes darlığı, vızıltı veya öksürük olduğu durumlarda sabah 1 akşam1 kez şeklinde kullanılır.
    – Doktorunuzun önerisi dışında kullanılmaz.

    c) Oral( ağız yolu ile ) steroidler ( Prednol, Deltacortril )
    – Hava yollarındaki şişme ve ödemi azaltır.
    – Yapışkan balgamın ( mukus ) oluşumunu engeller
    – Hava yollarının uyaranlara karşı olan duyarlılığını azaltır.
    – Hava yollarının Ventolin, Bricanyl gibi rahatlatıcılara olan yanıtını arttırır.
    – Olabilecek yan etkiler kullanıldığı süre ve dozla ilgilidir.
    – Doktor tavsiyesi dışında kullanılamaz ve doktorunuzun önerdiği süre ve dozda kullanılmalıdır.
    – Astım atağı sırasında püskürtme veya hava yolu ile kullanılan ilaçların yetersiz kaldığı durumlarda doktor tarafından önerilir.
    – Genellikle 3-7 gün süre ile verilir.

    II- Önleyiciler:

    a) İntal:
    – Koruyucu bir ilaçtır. Gelecek olan nöbeti önler. Artık fazla kullanılmamaktadır.
    – Hiç bir yan etkisi yoktur.
    – Ancak bu ilaç sıkışıklığı olan cocuğa hiç bir yarar sağlamaz.
    – Başlangıçta günde 4 kere sonra 3 kere kullanılabilir.

    b) İnhaler yolla kullanılan steroidli ilaçlar: ( Pulmicort, Flixotide gibi )
    – Hava yollarındaki şişme ve ödemi azaltır, yapışkan balgamın oluşumunu engeller.
    – Hava yollarının uyaranlara karşı duyarlığının azaltır.
    – Gelecek olan nöbeti önler.
    – Spreyler şeklinde verilen şekli vücut dolaşımına geçmediği için doktorunuzun tavsiye ettiği dozda yan etki göstermez.
    – Ağızda kötü bir tad bırakabilir. Nadiren ağızda pamukcuk oluşumuna yol açabilir. Bunu engellemek için su ile gargara yapmak yeterlidir. Ayrıca nebulizer ile kullanırken göze kaçmamasına dikkat edilmelidir.
    – Astım tedavisinin en etkili ilacıdır.

    c) Montelukast inhibitörleri (Singulair, Once air, Airfix, Notta vs.)

    -Bronşların açık kalmasını sağlar. .
    – En sık yan etkileriştah artışı ve uyku bozukluğudur, ancak nadirdir.
    – Uzun süreli (6 aya kadar) kullanımı güvenlidir. Gerekirse 2 yıla kadar kullanılabilir.
    – Gece kullanımı uygundur.
    – Toz formları tercihen besinlere (püre, yoğurt, meyve suyu) katılarak verilmelidir.

    3. İmmünoterapi ( aşı tedavisi )

    Böcek zehiri allerjileri ve allerjik rinit ( saman nezlesi ) gibi allerjik hastalıkların uzun süreli tedavisinde başarı ile kullanılmakta olan bu yöntemin, allerjik astım tedavisinde etkinliği halen araştırılmaktadır. Dikkatle seçilmiş vakalarda uzun vadede yarar görüldüğünü destekleyen çalışmalar mevcuttur. Bu tedaviden yarar görme olasılığı yüksek olan seçilmiş astım vakalarında sublingual ( dil altı ) aşı tedavisi uygulanmaktadır. Tedavi en az 3 yıl sürmekte ve hastalar kendileri uygulamaktadırlar.

    Nasıl kullanılır?

    Küçük Çocuklar İçin :

    NEBULİZATÖR

    · İnhaler ilaçların küçük çocuklarda adaptörlerle (aerochamber veya nebuhaler) verilmesi, verilen ilacın etkisini artırır.
    · Çocuğunuzun ilacı daha kolay almasını sağlar.
    · Daha çok ilacın hava yollarına ulaşmasını sağlar.
    · İlacın kötü tadından oluşacak rahatsızlığı azaltır.
    · Kullanımını kolaydır.

    Adaptörlerin Kullanımı:

    ABLESPACER ( aerochamber, maskeli fanus ):
    · 4 yaşından kadar olan çocuklarda kullanılır.
    · İnhaleri ( ilacı ) salladıktan sonra aerochamber’in maske kısmını çocuğun burun ve ağzını kapatacak şekilde yüzüne yerleştirin.
    · İlacı 1 kez sıkın
    · Maske yüzündeyken çocuğun 5-10 kez nefes alıp verdiğini sayın
    · İki dakika bekledikten sonra ilacı bir kez daha sıkın ve yine çocuğun 5-10 kez nefes alıp verdiğini sayın. Böylece iki puf yapmış olacaksınız.
    Nebuhaler ( maskesiz fanus ) :
    · 4-6 yaş arası çocuklarda kullanılır.
    · İnhaleri salladıktan sonra cam fanusun ucuna yerleştirin.
    · Ağız kısmını dudaklarınızla iyice sarın.
    · İlacı 1 kez sıkın ( 1 Puf ).
    · Derin nefes alıp tutun, 5-7 saniye sonra bırakın ( Bu işlemi 4-5 kere yapın ).
    · İki dakika bekledikten sonra ilacı bir kez daha sıkın ve nefes alıp verme işlemini tekrarlayın. Böylece ikinci pufu yapmış olacaksınız.

    Turbuhaler Kullanımı:
    · 6 yaşından büyük çocuklarda kullanılır.
    · Koruyucu kapağı çıkarınız.
    · Turbuhaleri dik olarak tutunuz. Alttaki doz bileziğini sonuna kadar çevirdikten sonra “klik” sesi duyulana kadar tekrar geriye çeviriniz.
    · Nefesinizi dışarıya veriniz, ağız parçasını dişlerinizin arasına yerleştiriniz ve dudaklarınızı kapatınız.
    · Derin ve güçlü bir nefes alınız.
    · Turbuhaleri ağzınızdan çıkarınız ve ağzınızı 10 saniye kadar kapalı tuttuktan sonra nefesinizi veriniz.
    · İkinci bir doz alacaksa kurma işlemini tekrar yaptıktan sonra aynı işlemleri tekrar edin.
    · Koruyucu kapağı yerine takınız.

    Astım Nöbeti Önceden Anlaşılır mı?

    Astım nöbetinin ilk işaretlerini tanıyabilir ve hemen tedaviye başlarsanız, nöbetin gelişini engelleyebilir veya kısa sürede düzelmesini sağlayabilirsiniz.

    Bu işaretlerden bazıları :
    – Öksürük, özellikle gece öksürüğü
    – Burunda su gibi akıntı
    – Gözlerin altında siyah halkalarda belirginleşme
    – Uykuda huzursuzluk
    – Soluk görünme
    – Nezle, grip gibi üst solunum yolu hastalıkları
    – PFM değerlerinde düşme

    Nöbet gelince Ne Yapmalıyım?

    – Nefes alıp verirken ıslık sesi duyulur
    – Göğüs duvarında ( özellikle kaburgalarda, boyunda ) içeri çökmeler oluşur
    – Nefes verme süresi uzar
    – Nefes alma sıklaşır
    – Öksürük veya nefes alırken ıslık sesi duyulması,
    – Gece uyandıran öksürük,
    – Çocuğun bilinen erken nobet işaretlerinin varlığı ( göz altında siyah halkalar, nefes darlığı, sık soluma gibi ),
    Bu gibi belirtiler olduğunda;

    1- Ventolin inhalerin 2 puf veya Bricanyl turbuhalerin 1 kez şeklinde uygulanması gerekir. Etkisi 15 dakika sonra başlayacaktır. Eğer düzelme sağlanmazsa ilacı tekrarlayın.
    2- Bir günde 6 kereden fazla kullanmak veya 4 saatten önce tekrarlamak gerekirse mutlaka hastaneye başvurunuz.

    Hastaneye giderken :

    -Protokol numarasının yazılı olduğu hastane kartınızı .
    -Çocuğunuzun kullandığı ilaçları ( varsa Ventolin nebul’ü )
    -Doktorunuzun verdiği takip formunuzu yanınıza alın.
    -Çocuğunuz yolda sıkışırsa, Ventolin ya da Bricanyl’i mutlaka kullanınız.
    -Sakin olun, unutmayın telaşınız çocuğunuza yarar sağlamayacaktır.

  • Kortizon kullanımı yan etkileri; astım bronşit

    Astım Bronşitte; İnhaler steroidlerin sistemik etkilerini değerlendiren çalışmaların çoğunluğu 5 yaşından büyük çocuklarda yapılmıştır. İnhaler steroidlerin astımlı çocuklarda büyüme üzerine etkilerini değerlendirirken bazı özellikler gözönünde tutulmalıdır. Örneğin, astımlı çocukların çoğunda ilk dekadın sonunda büyüme hızında azalma görülmektedir . Büyüme hızındaki bu azalma ergenliğin ortalarına kadar devam etmekte ve ergenliğin başlamasındaki gecikmeyle ilişkili görülmektedir.

    Ergenlik öncesi büyüme hızındaki azalma büyüme geriliğini taklit eder. Ancak, pubertedeki gecikme iskelet gelişimiyle uyumlu olduğu için çocuğun kemik yaşı boyuyla uyumlu olmaktadır. Sonunda erişkin boyu azalmamakta, ancak normalden daha geç bu boya ulaşılmaktadır. Astımı kontrol etmek için günde 400 mcg inhaler budesonid kullanımının boy üzerindeki etkisi düşük sosyoekonomik durumdan daha azdır . Ayrıca kontrol altında olmayan astımın büyümeyi olumsuz etkilediği de unutulmamalıdır. Günlük olarak 100-200 mcg inhaler steroidle büyüme üzerine olumsuz etki bildirilmemiştir. Büyüme geriliği doza bağımlı olup, çeşitli inhalerler arasında farklılıklar bulunmaktadır. Adolesanlara göre 4-10 yaş grubu çocuklar büyüme geriliğine daha yatkın olup, tedavinin birinci yılındaki etkiler genellikle geçicidir. İnhaler steroidlerin çocuklar üzerindeki potansiyel yan etkileri osteoporoz ve kırıklar olarak tarif edilir. Uzun dönem çalışmalarında inhaler steroid tedavisinin kemik dansitesine genel olarak olumsuz etkisi bulunmamıştır ve kırık riskini arttırdığı gösterilememiştir. İnhaler steroid kullanımı çocuklarda obeziteye neden olmaz. Inhaler steroid kullanımı çocuklarda katarakt gelişimine neden olmamaktadır .

    Santral sinir sistemi etkileri: İnhaler steroid kullanımında hiperaktif davranış, saldırganlık, uykusuzluk, konsantrasyon bozukluğu görülmüş olmakla beraber, geniş hasta gruplarında yapılan iki uzun dönem çalışmada böyle bir etki gözlenmemiştir . Nadir görülen bir problem olan kandidiyazisi aracı tüp kullanımı ,oral kandidiyazisi azaltır . Bu yan etki daha çok birlikte antibiyotik kullanımı, yüksek doz veya aracı tüp olmaksızın inhaler steroid kullanımı ile iliş- kilidir. Korunmada ağız çalkalamak faydalıdır . Budesonid tedavisi sırasında seste kalınlaşma veya değişiklik görülme sıklığı plaseboyla aynıdır . Diş sağlığı: İnhaler steroid tedavisi diş çürüğüne neden olmaz.

  • Katkı maddelerinden paraben

    PARABEN İÇEREN İLAÇ VE VİTAMİNLER ÜZERİNE ;Paraben içermeyen ilaç,demir damlası,vitamin diye bizlere yüksek fiyatla satılan ve temini zor olan bir ilaç piyasası oluşturulmaktadır.Organik beslenme,katkı maddesi içermeyen gıda ve ilaç kullanımı tabiiki önemsenmelidir.Lakin içinde paraben olmayan ilacın eşdeğerinden on kat pahalı olması ve ülkemiz koşullarında temin edilememesi durumu zorlaştırmaktadır.Sağlıklı yaşam için yaşam tarzımıza ,gıdalarımıza dikkat etmemiz gereği muhakkaktır.Lakin 4 adet açık cep telefonunun yaydığı radyasyonun bir baz istasyonu gücünde olduğunu düşünürsek,parabene dikkat edelim derken başka gerçekleri gözden kaçırdığımızı düşünüyorum.Hiç unutmuyorum termik santral istemiyoruz diye yapılan bir yürüyüşte ;kanserden ölmek istemiyoruz sloganı atan arkadaşlarıma SİGARAYI BIRAKIN demiştim.Parabene dair ispatlanmış bir durum yok,genede bilimsel olarak yapılan çalışmalar var ve takip etmekteyiz.

    AŞAĞIDAKİ YAZIDAN BİLGİLENMENİZ DİLEĞİYLE

    Parabenler, ilaçlarda ve kozmetik ürünlerde antimikrobik etkileri nedeniyle 1924’ten beri tüm dünyada, koruyucu amaçlı ve çok düşük dozlarda yardımcı madde olarak yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Parabenlerin kimyasal yapılarına göre metil, propil, bütil paraben gibi türevleri vardır.
    -Parabenler insan vücudunda östrojen hormonuna benzer etkiler göstermektedir. Ancak bu etkileri, östrojenin binde biriyle 10 milyonda biri kadardır. İlaçta ve kozmetikte en çok kullanılan metil parabenin etkinliği, östrojen etkinliğinin 2 milyon 500 binde biri kadardır. İlaçlarda ve kozmetik ürünlerde bulunan miktarıyla (östrojene uzun dönemde yüksek doza maruz kalmaya bağlı yan etkileri de dahil) östrojenik etki göstermediği kabul edilebilir. Bu nedenle kanserojenik ve endokrin bozucu etki göstermesi beklenmemektedir. Ayrıca, parabenler ilaç veya kozmetik olarak kullanıldığında çok hızlı bir şekilde parçalanarak vücuttan idrarla atılır. Ağız yoluyla alındıklarında ise midedeki asit ortamı nedeniyle parçalanmaları yüksek olup kana geçen miktarı yok denecek kadar azdır.
    -Bu maddenin vücutta toksik etki yaratacak ölçüde biriktiğini gösteren ve insanlarda doğrudan kanser oluşturmasına yönelik kanıtlanmış bilimsel veri bulunmamaktadır. Yapılan bilimsel çalışmalarla konu bilim dünyası tarafından yakından takip edilmektedir.
    -Ülkemizde klinik kullanıma sunulmuş ilaçlar ve kozmetikler içerisinde bulunan parabenlerin, formülasyonlardaki miktarları itibariyle insan sağlığına zararlı etkileri olması beklenmemektedir.
    -Bugünkü veriler doğrultusunda parabenlerin, bilimsel olarak risk yaratmamakla beraber, çocukların korunmasına yönelik -özellikle bebeklik döneminde- kozmetik ürünlerin hekim veya eczacıya danışılarak kullanılması önerilir.

  • Paraben üzerine

    Paraben içermeyen ilaç,demir damlası,vitamin diye bizlere yüksek fiyatla satılan ve temini zor olan bir ilaç piyasası oluşturulmaktadır.Organik beslenme,katkı maddesi içermeyen gıda ve ilaç kullanımı tabiiki önemsenmelidir.Lakin içinde paraben olmayan ilacın eşdeğerinden on kat pahalı olması ve ülkemiz koşullarında temin edilememesi durumu zorlaştırmaktadır.Sağlıklı yaşam için yaşam tarzımıza ,gıdalarımıza dikkat etmemiz gereği muhakkaktır.Lakin 4 adet açık cep telefonunun yaydığı radyasyonun bir baz istasyonu gücünde olduğunu düşünürsek,parabene dikkat edelim derken başka gerçekleri gözden kaçırdığımızı düşünüyorum.Hiç unutmuyorum termik santral istemiyoruz diye yapılan bir yürüyüşte ;kanserden ölmek istemiyoruz sloganı atan arkadaşlarıma SİGARAYI BIRAKIN demiştim.Parabene dair ispatlanmış bir durum yok,genede bilimsel olarak yapılan çalışmalar var ve takip etmekteyiz. AŞAĞIDAKİ YAZIDAN BİLGİLENMENİZ DİLEĞİYLE Parabenler, ilaçlarda ve kozmetik ürünlerde antimikrobik etkileri nedeniyle 1924’ten beri tüm dünyada, koruyucu amaçlı ve çok düşük dozlarda yardımcı madde olarak yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Parabenlerin kimyasal yapılarına göre metil, propil, bütil paraben gibi türevleri vardır.
    -Parabenler insan vücudunda östrojen hormonuna benzer etkiler göstermektedir. Ancak bu etkileri, östrojenin binde biriyle 10 milyonda biri kadardır. İlaçta ve kozmetikte en çok kullanılan metil parabenin etkinliği, östrojen etkinliğinin 2 milyon 500 binde biri kadardır. İlaçlarda ve kozmetik ürünlerde bulunan miktarıyla (östrojene uzun dönemde yüksek doza maruz kalmaya bağlı yan etkileri de dahil) östrojenik etki göstermediği kabul edilebilir. Bu nedenle kanserojenik ve endokrin bozucu etki göstermesi beklenmemektedir. Ayrıca, parabenler ilaç veya kozmetik olarak kullanıldığında çok hızlı bir şekilde parçalanarak vücuttan idrarla atılır. Ağız yoluyla alındıklarında ise midedeki asit ortamı nedeniyle parçalanmaları yüksek olup kana geçen miktarı yok denecek kadar azdır.
    -Bu maddenin vücutta toksik etki yaratacak ölçüde biriktiğini gösteren ve insanlarda doğrudan kanser oluşturmasına yönelik kanıtlanmış bilimsel veri bulunmamaktadır. Yapılan bilimsel çalışmalarla konu bilim dünyası tarafından yakından takip edilmektedir.
    -Ülkemizde klinik kullanıma sunulmuş ilaçlar ve kozmetikler içerisinde bulunan parabenlerin, formülasyonlardaki miktarları itibariyle insan sağlığına zararlı etkileri olması beklenmemektedir.
    -Bugünkü veriler doğrultusunda parabenlerin, bilimsel olarak risk yaratmamakla beraber, çocukların korunmasına yönelik -özellikle bebeklik döneminde- kozmetik ürünlerin hekim veya eczacıya danışılarak kullanılması önerilir.

  • Siber Zorbalık

    Siber Zorbalık

    Siber zorbalık nedir?

    Kasıtlı bir şekilde savunmasız birey ya da gruplara iletişim ve bilgi teknolojisi yoluyla verilen zarar ve etki olarak tanımlanmaktadır. Öfke ve nefret dolu mesajlar yoluyla tehdit etme, sataşma, küfür etme, alay etme gibi davranışlar zorbalık örnekleri olarak gösterilebilir. Sahte hesaplar kullanılarak kişilerin özel bilgilerini çalıp bunları yaymak veya yaymaya çalışmak gibi davranışlar da çok sık yaşanmaktadır.

    Siber zorbalığa sürükleyen sebepler neler olabilir?

    Normal hayatlarını güçsüz ve etkisiz bir şekilde sürdüren bireyler internet ortamında kimliklerini gizleyebilirler ve hayatta ihtiyaç duydukları güce internet ortamında ihtiyaç duymazlar. Bu durum kişilerin zorbalığa sürüklenmesinde etkilidir.

    Başka bireylere zarar vermenin kolaylığı, maliyetin düşük oluşu, erişimin kolaylığı, kimliği gizleme kolaylığı, saldırganlık, akıl sağlığındaki sorunlar, az gelişmiş sosyal beceriler, düşük benlik saygısı, yüksek seviyeli sosyal kaygı, internet kullanımında yeterli olmayan eğitim, uygun olmayan davranışların model alınması, yetersiz ebeveyn-çocuk etkileşimi de siber zorbalığın oluşmasında etkili sebeplerdir.

    Siber zorbalık nedir?

    Kasıtlı bir şekilde savunmasız birey ya da gruplara iletişim ve bilgi teknolojisi yoluyla verilen zarar ve etki olarak tanımlanmaktadır. Öfke ve nefret dolu mesajlar yoluyla tehdit etme, sataşma, küfür etme, alay etme gibi davranışlar zorbalık örnekleri olarak gösterilebilir. Sahte hesaplar kullanılarak kişilerin özel bilgilerini çalıp bunları yaymak veya yaymaya çalışmak gibi davranışlar da çok sık yaşanmaktadır.

    Siber zorbalığa sürükleyen sebepler neler olabilir?

    Normal hayatlarını güçsüz ve etkisiz bir şekilde sürdüren bireyler internet ortamında kimliklerini gizleyebilirler ve hayatta ihtiyaç duydukları güce internet ortamında ihtiyaç duymazlar. Bu durum kişilerin zorbalığa sürüklenmesinde etkilidir.

    Başka bireylere zarar vermenin kolaylığı, maliyetin düşük oluşu, erişimin kolaylığı, kimliği gizleme kolaylığı, saldırganlık, akıl sağlığındaki sorunlar, az gelişmiş sosyal beceriler, düşük benlik saygısı, yüksek seviyeli sosyal kaygı, internet kullanımında yeterli olmayan eğitim, uygun olmayan davranışların model alınması, yetersiz ebeveyn-çocuk etkileşimi de siber zorbalığın oluşmasında etkili sebeplerdir.

    Yapılan bir takım araştırmalar sonucunda siber zorbalık yapan bireylerin aileleri ile duygusal bağlarının oldukça zayıf olduğu ve bu zayıflığın siber zorbalık yapmalarını üç kat artırdığı bulgusuna ulaşılmıştır. Buna ek olarak bu bireylerde başka insanların eşyalarına zarar verme, madde kullanımı gibi suçların yaygın olduğu belirlenmiştir.

    Siber zorbalığın çeşitleri nelerdir?

    Karşımıza çıkan iki tür siber zorbalık vardır.Bunlar;

    E-iletişim zorbalığı: Daha çok psikolojik yönlü etkileri içerir. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımıyla bireyleri rahatsız etme, internet yoluyla hakaret etme, kişiden izinsiz fotoğraflarını yayınlama, kişilerle ilgili dedikodu yapma gibi saldırı davranışlarından oluşur.

    Elektronik zorbalık: Daha çok teknik yönlü etkileri içerir. Bu zorbalık türü bireylerin kişisel şifrelerinin eleçirilmesi, spam içeren maillerin gönderilmesi ve bulaşıcı olan maillerin gönderilmesi gibi teknik olan olayları içerir.

    Siber zorbalık mağduru bireyler kimlerdir ve yaşadıkları duygular nelerdir?

    Her yaştan ve kesimden insanın mağdur olduğu bu saldırı türüne daha çok maruz kalan ve etkilenenler çocuk ve ergenlerdir. Erkekler mağdur kaldıkları zaman daha çok öfke, kız çocuklar ve ergenler ise daha çok üzüntü duygularını yaşarlar. Yaşanan öfke ve üzüntü duyguları intikam duygusunun oluşmasına da zemin hazırlar.

    Siber Zorbalık konusunda yapılan bir takım araştırmalar zorbalık davranışlarının mağdur olan kişilerde özellikle sosyal, duygusal ve akademik anlamda ciddi zararlara sebep olduğunu göstermektedir. Siber zorbalık davranışları buna maruz kalan kişilerin sosyal iletişimini olumsuz olarak etkilemektedir. Ayrıca çevreye uyumu zorlaştıran sorunlar yaşamalarına sebep olmaktadır. Bu tür davranışların mağduru olan öğrenciler arkadaşlık kurmada ciddi zorluklar yaşadıklarını, sınıf arkadaşlarıyla iletişim kurmada sorunlar yaşadıklarını söylemektedirler.

    Siber zorbalık mağduru öğrencilerde devamsızlık, okuldan kaçma, okulu bırakma, disiplin cezası alma, derslere yoğunlaşamama ve ders notlarında düşüş gibi davranışlar olabilmektedir.

    Siber zorbalığın psikolojik etkileri nelerdir?

    Yapılan araştırmalar siber zorbalığa uğrayan mağdurların özellikle yoğun

    • Öfke,

    • Üzüntü,

    • Mutsuzluk,

    • Kızgınlık gibi duygular yaşadıklarını göstermektedir.

    Bunlara ek olarak;

    • Çaresizlik,

    • Dışlanma,

    • Hayal kırıklığı,

    • Savunmasızlık,

    • Depresyon,

    • Anksiyete

    • Travma bozuklukları ve aile problemleri gibi bazı psikolojik sorunlarla karşılaşabildiklerini görülmektedir. Siber zorbalığın en üzücü sonuçlarından biri de intihardır.

    Siber zorbalık ile nasıl baş edilebilir?

    Zorbalık yapan kişilerin yaşadıkları aile içi sorunlar, okul veya iş ortamında yaşadıkları sorunlar incelenerek yardım sağlanmalıdır. Çocuk ve ergenleri siber zorbalığa sürükleyen sebeplerin incelenmesi ve bu doğrultuda eğitimler verilmesi faydalı olacaktır. Zorbalığın daha çok ergenlerde ve öğrencilerde ortaya çıktığı sonuçlarına dayanarak öğrencilere,velilere ve öğretmenlere siber iletişim konulu eğitimler ve bilgilendirmeler yapılması bilinçlenmek açısından yararlı olacaktır. Bu bilgilendirmeye ek olarak siber zorbalığın idari ve adli cezaları konusunda da bilgilendirme yapılması gerekmektedir. Zorbalık mağduru kişilere psikolojik destek sağlanmalı ve sosyal destek ile kendilerini daha iyi hissetmeleri konusunda yardımcı olunmalıdır.

    Yapılan bir takım araştırmalar sonucunda siber zorbalık yapan bireylerin aileleri ile duygusal bağlarının oldukça zayıf olduğu ve bu zayıflığın siber zorbalık yapmalarını üç kat artırdığı bulgusuna ulaşılmıştır. Buna ek olarak bu bireylerde başka insanların eşyalarına zarar verme, madde kullanımı gibi suçların yaygın olduğu belirlenmiştir.

    Siber zorbalığın çeşitleri nelerdir?

    Karşımıza çıkan iki tür siber zorbalık vardır.Bunlar;

    E-iletişim zorbalığı: Daha çok psikolojik yönlü etkileri içerir. Bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımıyla bireyleri rahatsız etme, internet yoluyla hakaret etme, kişiden izinsiz fotoğraflarını yayınlama, kişilerle ilgili dedikodu yapma gibi saldırı davranışlarından oluşur.

    Elektronik zorbalık: Daha çok teknik yönlü etkileri içerir. Bu zorbalık türü bireylerin kişisel şifrelerinin eleçirilmesi, spam içeren maillerin gönderilmesi ve bulaşıcı olan maillerin gönderilmesi gibi teknik olan olayları içerir.

    Siber zorbalık mağduru bireyler kimlerdir ve yaşadıkları duygular nelerdir?

    Her yaştan ve kesimden insanın mağdur olduğu bu saldırı türüne daha çok maruz kalan ve etkilenenler çocuk ve ergenlerdir. Erkekler mağdur kaldıkları zaman daha çok öfke, kız çocuklar ve ergenler ise daha çok üzüntü duygularını yaşarlar. Yaşanan öfke ve üzüntü duyguları intikam duygusunun oluşmasına da zemin hazırlar.

    Siber Zorbalık konusunda yapılan bir takım araştırmalar zorbalık davranışlarının mağdur olan kişilerde  özellikle sosyal, duygusal ve akademik anlamda ciddi zararlara sebep olduğunu göstermektedir. Siber zorbalık davranışları buna maruz kalan kişilerin sosyal iletişimini olumsuz olarak etkilemektedir. Ayrıca çevreye uyumu zorlaştıran sorunlar yaşamalarına sebep olmaktadır. Bu tür davranışların mağduru olan öğrenciler arkadaşlık kurmada ciddi zorluklar yaşadıklarını, sınıf arkadaşlarıyla iletişim kurmada sorunlar yaşadıklarını söylemektedirler.

    Siber zorbalık mağduru öğrencilerde devamsızlık, okuldan kaçma, okulu bırakma,  disiplin cezası alma, derslere yoğunlaşamama ve ders notlarında düşüş gibi davranışlar olabilmektedir.

    Siber zorbalığın psikolojik etkileri nelerdir?

    Yapılan araştırmalar siber zorbalığa uğrayan mağdurların özellikle yoğun

    • Öfke,

    • Üzüntü,

    • Mutsuzluk,

    • Kızgınlık gibi duygular yaşadıklarını göstermektedir.

    Bunlara ek olarak;

    • Çaresizlik,

    • Dışlanma,

    • Hayal kırıklığı,

    • Savunmasızlık,

    • Depresyon,

    • Anksiyete

    • Travma bozuklukları ve aile problemleri gibi bazı psikolojik sorunlarla karşılaşabildiklerini görülmektedir. Siber zorbalığın en üzücü sonuçlarından biri de intihardır.

    Siber zorbalık ile nasıl baş edilebilir?

    Zorbalık yapan kişilerin yaşadıkları aile içi sorunlar, okul veya iş ortamında yaşadıkları sorunlar incelenerek yardım sağlanmalıdır. Çocuk ve ergenleri siber zorbalığa sürükleyen sebeplerin incelenmesi ve bu doğrultuda eğitimler verilmesi faydalı olacaktır. Zorbalığın daha çok ergenlerde ve öğrencilerde ortaya çıktığı sonuçlarına dayanarak öğrencilere,velilere ve öğretmenlere siber iletişim konulu eğitimler ve bilgilendirmeler yapılması bilinçlenmek açısından yararlı olacaktır. Bu bilgilendirmeye ek olarak siber zorbalığın idari ve adli cezaları konusunda da bilgilendirme yapılması gerekmektedir. Zorbalık mağduru kişilere psikolojik destek sağlanmalı ve sosyal destek ile kendilerini daha iyi hissetmeleri konusunda yardımcı olunmalıdır.

  • Boşanma,Boşanma ve Çocuk

    Boşanma,Boşanma ve Çocuk

    BOŞANMA SEBEPLERİ

    Evlilik, her kurum gibi zaman zaman aksayan yönleri olan bir kurum, bu aksaklıklar giderilemediğinde ise sonuç ne yazık ki boşanmayla noktalanıyor. Evlilik süresince aileye yeni bir birey katıldıysa boşanma daha sancılı oluyor. Evliliğin bitmesine yol açan sebepler çok çeşitli olabilir, en çok görülen sebepleri aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

    ekonomik sorunlar

    eşlerin sosyo-kültürel yapı farklılıkları

    cinsel sorunlar

    iletişim bozukluğu

    eşlerden birinin ihaneti

    aile içi şiddet

    Yukarıdaki sebepler nedeniyle evlilik sorunları yaşayan bir çiftin anne-baba olarak da çocuklarıyla sağlıklı ilişkiler kurabilmelerini bekleyemeyiz; anne ya da baba ayrı ayrı çocuklarıyla sağlıklı ilişkiler kursalar bile, birlikte çocuklarına karşı tutarlı, dengeli tutum ve davranışlar sergilemekte güçlük çekeceklerdir. Bir evliliği başa çıkılamayan, çözüm üretilemeyen, süregen sorunlarla devam ettirmenin çocuk üzerinde yaratacağı olumsuz etkiler, bazen boşanmanın kendisinin yaratacağı etkilerden daha fazla ve yıkıcı olabilir.

    Boşanmanın sebebi ve şekli, çocukların boşanmadan ne kadar etkileneceğini belirler;

    Örneğin, anlaşmazlık (iletişim bozukluğu) nedeniyle biten bir evlilikle, eşlerden birinin ihaneti sonucu biten bir evliliği karşılaştıralım. İlkinde, eşler daha uzlaşmacı ve çocukla ilgili sorunların üstesinden gelmek konusunda daha akılcı davranabilirler. İkinci durumda ise, eşler birbirlerine karşı daha öfkeli ve düşmanca tutumlar sergilerler, durum böyle olunca isteseler de uzlaşmacı olamazlar. İkinci tip boşanmalarda ise çocuklar doğal olarak daha fazla zarar görürler.

    BOŞANMA SÜRECİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTALAR

    Sizi boşanma kararı almaya iten sebepler ne olursa olsun, boşanma kararınızı kesin olarak vermeden önce, aşağıdaki konuları gözden geçirdiğinizden emin olun;

    Yaşadığım sorunların ve mutsuzluğumun sebebi evliliğim, başka sorunları evliliğime atfetmiyorum,

    Evliliğimi kurtarmak için elimden gelen herşeyi yaptım,

    Bu kararı uzun sürede ve etki altında kalmadan verdim,

    Eşim de, ben de ilişkimize yeterince zaman tanıdık,

    Çocuğumuz ve ben boşanma olayından etkileneceğiz,

    Boşandıktan sonra ortaya çıkabilecek yeni sorunlarla başa çıkabilecek gücüm var,

    Yalnızca eşimden boşanıyorum, çocuğumdan değil (özellikle babalar için),

    Eşimin de benim de çocuğumuza ihtiyacımız var, çocuğumuzun hem bana hem eşime ihtiyacı var, o yalnız birimize ait değil.

    Kararınızı kesin olarak verdiyseniz veya siz istemeseniz de eşiniz kesin olarak sizden boşanmaya karar verdiyse çocuğunuzun boşanma sürecinden olabildiğince az etkilenmesini sağlayabilmek için aşağıdaki maddeleri yerine getirmeye çalışın;

    Boşanmanın ne olduğu ve boşanmadan sonra anne, baba ve çocuğun yaşamında ne gibi değişiklikler olacağı konusunda çocuğu bilgilendirmek ve bilinçlendirmek gerekir. Boşanma sürecinde, şehir veya ev değiştirme, bakıcı değiştirme, yeni bir evlilik vb. yaşam değişikliklerini erteleyin. Yaşanması zorunlu bazı değişiklikler varsa, bunlara kademeli geçişler yapmaya gayret edin. Çünkü her değişim, olumlu da olsa ekstra çaba gerektirir ve çocuğunuz için hepsine birden uyum sağlamak güç olabilir. Aynı sebeple, boşanma sonrası çocuk eşlerden hangisiyle kalacaksa, o ve çocuk ailenin boşanmadan önce yaşadığı mekanda yaşamaya devam etmelidir.

    Eşler, kendi ailelerini de toplayarak (babaanne, hala , dayı vb.) hep birlikte bir toplantı yapmalı ve çocukla ilgili alınan kararlardan herkesin haberi olmalıdır. Böylece herkes çocuk için işbirliğinin kaçınılmaz olduğunu hatırlatmış olur, çocuğun bu durumdan çok etkilenebileceğinin ve bu konuda herkesten duyarlılık beklendiğinin altı çizilir ve kararlarda herkesin katkısı olduğundan kurallar daha az çiğnenir.

    Çocuktan ayrı yaşayacak olan eş, kademeli olarak evden ayrı kalmaya başlamalıdır; bu süreç haftada bir günden 5-6 güne kadar çıkarıldığında çocuk ayrılığa daha kolay adapte olur. Boşanmadan sonra, çocuklar her iki eşle de sürekli ve düzenli olarak görüşmeye devam etmelidir. Siz artık sevgili veya karı-koca olmayabilirsiniz ama onun için halen anne-babasınız. O sizleri beraber tanıdı ve beraber istiyor, bunu anlamaya çalışın ve ayrılığınıza alışması için ona zaman verin. Çocuğunuza anne ve babanın bibirlerinden ayrılmalarının çocuklarından ayrılmaları anlamına gelmediğini anlatın. Hep birlikte sık sık biraraya gelin (Kendinizi,eşinizle bu biraraya gelişleri kimseye açıklamak zorunda hissetmeyin !!!).

    Eşler boşanmanın çocukları için olduğu kadar kendileri için de zor olduğunu unutmamalı ve boşanmayı bir son değil, bir başlangıç olarak kabul etmelidirler. Öfke, yalnızlık duygusu, depresyon, kaygı gibi psikolojik sorunlar ortaya çıkabilir, bunlar doğaldır, gerekirse profesyonel yardım almaktan çekinmemek gerekir. Kendilerini ne kadar çabuk toparlarlarsa çocuklarına da o kadar çok yararlı olabilirler. Unutmamak gerekir ki, çocuklar yeni karşılaştıkları her durumun ne denli tehdit edici olup olmadığını anlamak için genellikle yetişkinlerin tepkilerine bakarlar. Sürekli ağlayan bir anne çocuğa durumun kötü olduğu, neşeli ve çabalayan bir anne ise her şeyin yolunda gittiği izlenimini verecektir.

    Eşler çocukları kesinlikle birbirlerine karşı kullanmamalıdır; çocuk hiçbir şekilde taraf ve tanık tutulmamalıdır. Yeni düzenlemelerle ilgili kararlar alırken çocuğunuzun onayını alın ama çocuğunuzu karar verme sorumluluğu altında ezmeyin.

    Çocuk, boşanmış bir anne-babanın çocuğu olmayı çevresine karşı bir silah gibi kullanmamalıdır. Her konuda gereksiz tavizler vererek çocuğun boşanmadan alacağı yaralar yalnızca artırılır, azaltılmaz. Her gün çikolata yemesine izin vererek çocuğunuzun boşanma olayından daha az etkilenmesini sağlayamazsınız, sadece çikolataya daha çok alışmasını sağlarsınız.

    Çocukla ilgili her konuda eşler birbirleriyle çelişen davranışlarda bulunmamaya gayret göstermeli, ortak bir yol izlenmelidir. Babanın evinde izin verilen bir şeye, annenin evinde yasak konulmamalıdır.

    Çocuklar anne-babalarının boşanmasından kendilerini suçlayabilirler. Bu yüzden, boşanma sebebeinin çocukla hiçbir ilgisinin olmadığı, bunun anne ile babanın arasındaki anlaşmazlıktan kaynaklandığı açıkça anlatılmalıdır.

    Çocuk anne-babasının yerine kimseyi koymak istemez, buna saygı duymak gerekir. Bo?anma sonrası eşlerden biri yeni bir ilişki yaşıyorsa çocuğun bunu boşanmayı kabullenene kadar bilmemesi gerekir.

    Boşanma sırasında, çocuklar mahkeme, eşya dağılımı, nafaka gibi konulardan haberdar edilmemelidir.

    Anne-babası boşanmış veya boşanma aşamasında olan bir çocukla ilişkisi olan herkes için iki uyarı :

    LÜTFEN,

    Çocuğun yanında bu konuyu konuşmayın, özellikle de eşlerden birinin tarafını tutan veya kötüleyen sözler sarfetmeyin.

    Boşanma olayını çocukla ilişkilendirmeyin ve çocuğa bu anlama gelen sözler sarfetmeyin;

    Anne ya da babasının kendisini sevmediği için, çok yaramazlık yaptığı için, başka bir kadınla birlikte olmayı tercih ettiği için vb. terkettiğini asla söylemeyin. Bu boşanan çiftlerin ailelerinin ve hatta kendilerinin de çok düştüğü bir hatadır. Hernekadar bu sözler gerekçelendirilirken “çocuk anne veya babadan soğusun da aramasın” gibi bir iyi niyet öne sürülüyor olsa da, bu ne inandırıcı ne de çok akılcıdır. Bu gibi sözlerle çocuğu teselli etmez, ona ancak “terkedilmişlik duygusu ve/veya suçluluk duygusu” enjekte etmiş oluruz. Böylece çocuk terkedildiğini çünkü sevgiye layık olmadığını, değersiz olduğunu düşünür. Bu gibi sözlerin çocuklarda ne kadar derin ve onarılması zor yaralar açabileceğini düşünebiliyor musunuz ?

    Anne-babalar için son uyarı :

    Boşanmaya karar vermeden önce, eşinizle birlikte hareket ederek, çocuğunuzun boşanmanızdan olabildiğince az etkilenmeslini sağlamak için tüm önlemleri alsanız da, çocuğunuz bu olaydan çok etkilenebilir. Bazen de çok dikkatsiz davranırsınız ama çocuğunuz fazla etkilenmez. Bunun iki sebebi vardır; birincisi her çocuk her olaydan aynı oranda etkilenmez, ikincisi olayın etkileri eşit olsa bile tepkiler ve tepkinin zamanı farklı olabilir.

    Buna ilaveten, boşanma olayı çocukları kuşkusuz etkiliyor, ancak çocuklar olayın kendisinden çok, oluş biçiminden, süreç içerisinde yaşananlardan etkileniyorlar. Çocuklara birşeyi anlatmanın bin çeşit yolu var. Önemli olan çocuğumuz için doğru olan yolu bulabilmek. Bizim çocuğumuz için, bizim koşullarımızda doğru olan bir yol, bir başka çocuk için onun koşullarında doğru olmayabilir. Çocuğunuzu boşanma sürecine hazırlama konusunda profesyonel yardım almaktan çekinmeyin lütfen, bunu utanılacak bir şey olarak görmeyin. Bunu yaparken de olabildiğince erken, boşanma kararı almadan veya hemen sonrasında yapın. Bu arada, boşanma aşamasında çocukları için profesyonel yardım alırken, iletişim sorunlarını çözebildiğini görerek, evliliğini sürdürmeye karar veren çiftlerin sayısının da çok olduğunu hatırlatmak isterim.