Etiket: Ergen

  • ERGENLİK PSİKOLOJİSİ

    ERGENLİK PSİKOLOJİSİ

    Çocukluk ile yetişkinlik arasında bir geçiş dönemi olarak tanımlanan ergenlik, fizyolojik, psikolojik, sosyal alanlarda büyüme ve olgunlaşmayla ilgili en yoğun değişimleri içeren yaşam dönemlerinden biridir. Ergen bireyin yaşadığı değişimlere uyum sağlarken aynı zamanda gerçekleştirmesi gereken bazı gelişim evreleri de bulunmaktadır. Böylece bunların başarıyla tamamlanmasıyla kendine ait özel bir kimlik kazanarak yetişkinlik dönemine geçebilir. Ergenlik dönemi 15-25 yaş dilimleri arasında yaşanan bir süreçtir; kızlarda ortalama 10-12, erkeklerde 12-14 yaşları arasında başlar. Bu dönemde kazanılması gereken en önemli yeti, bireyin ailesinden duygusal olarak bağımsız olması, ayrışıp bireyselleşebilmesi, kendi seçimlerini kendisi yapabilecek hale gelerek bağımsızlığını kazanabilmelidir. Ergenlik döneminde birey artık ne çocuktur ne de yetişkindir. “Ben kimim” sorusuna cevap aramaktadır, bu sebeple de kendisine en uygun olan kimliği edinebilmek için birçok kimlik ve rolü dener. Bu dönemde kimlik arayışı sırasında farklı kişiliklerle özdeşim kurmaya yönelme sıkça görülür. Ergen, ailesinin değerlerinden uzaklaşarak kendi değerlerini ve yaşam felsefesini oluşturmaya çalışır. Artık ergen birey için aile ve onun önceliğinden ziyade arkadaşlar ve gruplar öncelik kazanır. Ergenin bedeninde olduğu kadar duygularında ve isteklerinde de hızlı değişimler görülür. Bu süreçte ergenin istekleri ile ailenin tutumları ve toplumun değerleri ve beklentileride çatışabilir. Kimlik karmaşasının ağır ve bunalımlı olması durumunda ergen olumsuz kimlik denemelerinde de bulunabilir; onun için hiçbir şey olmamaya karşın kötü bir şey olmak da söz konusu olabilir. Bu gibi durumlarda uyum bozuklukları, aşırı uçlara sapmalar, depresif duygudurum, panik bozukluk ve yetersizlik gözlenebilir.

    ERGENLİKTE DAVRANIŞ PROBLEMLERİ

    Ergenlik döneminde bağımsızlığa duyulan ihtiyaç artışından ve cinsel uyanıştan kaynaklanan bireysel ve toplumsal uyum sürecinde problemler yaşanması olası bir dönemdir. Ancak bu dönemde yaşanan problemler şiddetli, süreklilik kazanmış ve ergenin başarılı bir kimlik oluşturmasına engel olacak nitelikte ise bu noktada davranış bozukluklarından söz edilebilir. Ergen birey hem yaşadığı değişikliklere uyum sağlamaya çalışmakta hem de yeni ilgilere yönelmekte, toplumun değer yargıları ve ailesinin tutumu arasında bir sorgulama sürecinden geçmekte ve bulduğu cevaplara göre kendi bağımsız kimliğini oluşturma çabasındadır. Ergenin bağımsızlık isteği ve kendi kararlarını alıp, bu kararların sonuçlarını kabul etme isteği, bir ucu saldırganlığa, diğer ucu bağımlı bir kişilik yapısına kadar gidebilen bir dağılım gösterebilmektedir. Saldırganlık, karşıt olmak ve yalan söylemek gibi kabul edilemeyen davranışlar devamlılık kazandığında, bu durum geçici bir ergenlik dönemi krizi değil, daha kalıcı bir yapılanma kazanmış demektir. Ergenlik dönemindeki davranış bozuklukları kendini en belirgin şekilde okul ortamında uyum problemleriyle göstermektedir;dersleri ve okulu asma, okuldan kaçma, kuralları çiğneme, eşyalara ve diğerlerine zarar verme, kavga çıkarma, öğretmenlerine ve okul yönetimine karşı çıkma, disiplin suçları işleme gibi durumları tekrarlama. Özelliklede ebeveynlerin aşırı derecede otoriter bir tutum içerisinde olmaları ya da aksi yönde çok ilgisiz ve ihmalkâr tutumları bu uyum sorunlarını madde kullanımı, kaygı, depresyon ya da fobi gibi ruhsal problemler, öğrenme güçlükleri,dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, suça yönelik davranışlar, evden kaçma ve intihar gibi sorunlara kadar ulaşabilmektedir. Bu dönemdeki davranışsal problemler erken fark edilip gerekli önlemler alınmazsa yetişkinlik döneminde kişilik bozukluğu olarak ortaya çıkabilmektedir.

    BU DÖNEMDE NELER YAPILMALI

    Ebeveynler çocuklarının içinde bulunduğu döneme karşı daha bilinçli ve daha anlayışlı yaklaşmalıdır.

    Ergenin bağımsız olma ve kendine ait bir kimlik kazanma çabasına saygı duyulmalı ve desteklenmelidir.

    Kendi kimliğini bulmada kızlar annelerini, erkekler babalarını model alırlar; bu nedenle çocuğunuz için güzel örnek teşkil edin.

    Tutarlı ve demokratik ebeveyn tutumuna sahip olmakçok önemlidir.

    Tamamen farklı görüşte olsanız dahi, çocuğunuzu her koşulda dinleyin.

    Yorumlarınızı ergen çocuğunuzun kişiliğine yönelik olarak değil, davranışlarına odaklanarak yapın.

    Bu dönemde ergenin görünümü ya da davranışları sizi rahatsız edebilir, sürekli olarak onu eleştirmekten kaçının.

    Düşüncelerinizi, neyi ve neden tasvip etmediğinizi açıklayarak ifade edin.

    Sizinle aynı görüşte olmasını beklemeyin, onun da sizden farklı görüşte olma hakkına saygı duyun.

    Sürekli olarak nutuk çekmekten ve öğüt vermekten kaçının.

    Ergen birey için arkadaşlar çok önemlidir. Arkadaşları eleştirilmemeli, ebeveyn bu konuda ergenin arkadaşlarını tanıma yoluna gitmelidir, tanımadan eleştirmek, ergenin, ebeveynini haksız bulup suçlamasına yol açar.

    Takdir edin, ilgilenin ve sevginizi her koşulda uygun biçimde gösterin. Bu dönemde ergenin dikkat çekme, fark edilmeve takdir edilme ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacını aile içinde karşılayamayan ergen, farklı arkadaş gruplarında bu ihtiyacını gidermeye çalışabilir.

    Ergenin yalnız kalma isteği bu dönemde artar. Odasına çekilmek ve yalnız kalmak istediğini söylediğinde, ciddi bir sorunu olduğu düşünüp kaygılanmayın.

    Ergenlik dönemi eğer çatışmalı, gergin ve sorunlu davranış problemleriyle geçiyorsa mutlaka bir uzmandan destek alın.

  • ERGENLİK SORUNLARI

    ERGENLİK SORUNLARI

    İnsan yaşamı boyunca duygusal, fiziksel ve sosyal yönden en çok zorlandığı dönemlerden biridir ergenlik çağı. Kişiliğin yeniden yapılanıp, çocukluktan yetişkinliğe geçiş dönemidir.

    Ergenlik dönemi; çocuklar için sosyal yönden yeniden doğuş ve fiziksel olarak da bir çok değişikliğin olduğu bir çağdır. Bu dönem çocuklar içinde anne-babalar içinde zor geçmektedir.

    Ergenlik dönemi özellikleri için şunları sırlayabiliriz:

    – Ergen büyüdüğüne inanmak ve çevresini inandırmak ister, ama ne yetişkin gibi davranabilir ne de çocuk gibi.

    – Bağımsız olmak isterler.

    – Kendilerine karışılmasın isterler, aynı zamanda da ailesinin güven ve desteğini beklerler.

    – Arkadaş grubu çok önemlidir. Onlar tarafından kabul görüp beğenilmek isterler Arkadaşlar anne babadan önce gelir.

    – Kendisini ailesine ve çevresine ispatlama çabası içindedir.

    – Bedenindeki değişiklikten dolayı şaşkınlık yaşar ve ne yapacağını bilemez.

    – Sürekli bir şeylerin arayışı ve eksikliği içindedir.

    – Asi ve hırçın, evde huysuz veya sıkılgan ve dalgındır.

    – Fazla alıngan ve olur olmaz her şeye ağlar.

    – Ders çalışmazlar, aynanın karşısından ayrılmazlar ve acayip giyinirler.

    – Pop ve film yıldızlarına veya sporculara aşık olurlar.

    – Çok gezerler ve yalan söyleyebilirler.

    – Argo konuşurlar, alkol ve sigara kullanmayı deneyebilirler.

    – Ailesinden nefret ediyormuş gibi davranır, anne-babadan uzaklaşır ve anne-babayı dinlemezler.

    – Kaide ve kuralları küçümserler.

    – Kontrolsüz konuşurlar.

    Bütün bu sıraladığımız davranışlar anne babayı kaygılandırır. Ancak bunlar ergenlik dönemi için normal sayılabilecek davranışlardır. Bu olumsuz davranışlar ergenin ne kadar zor

    lanma karşısında olduğunu göstermektedir. Bunlar bağımsızlığa duyulan ihtiyaç artışından ve cinsel uyanıştan kaynaklanmaktadır. Bu davranışlar geçicidir. Çocuğunuzun bir anlamda kendinden emin ve güçlü görünmek, kişiliğini bulmak için geliştirdiği davranışlardır.Çocuğun kendi kimliğini bulmada kızlar için anneleri, erkekler için babaları model oluşturur.

    Bu dönemde anne-baba olarak çocuğunuzu DİNLEYİN (göz göze temas kurarak etkin dinleyin)

    Acemiliklerinde SABIRLI olun,

    Kendi duygularınızda GERÇEKÇİ olun (yani ona gerçekten mi yardımcı olmak istiyorsunuz yoksa “komşular ne der” diye mi kaygılanıyorsunuz? )

    DÜRÜST olun, kızdığınızda, onu tasvip etmediğinizde bunu ona belirtin.

    SAKİN olun, akıl veya öğüt verirken bunu sakin ve kabul edebileceği şekilde söyleyin. Kafasına vurur gibi değil. Bağırıp çağırdığınız takdirde ona hiçbir şey yaptıramazsınız.

    En önemlisi SEVGİNİZİ ve GÜVENİNİZİ her fırsatta dile getirin ki bu fırtınalı dönemi kolay atlatsın.

  • Bilinçli Ebeveynler Okulu nedir?

    Bilinçli Ebeveynler Okulu nedir?

    Bilinçli Ebeveynler Okulun farklılığı:

    Çocuk gelişimi, aile iletişimi, Evlilik iletişimi, kişisel gelişim gibi olguları bütünsel ele alıp, interaktif diyaloglar halinde grup terapisi motifli, ödül ceza kuramının dışında üçüncü bir yol arayan, anne ve babaların farkındalığını güçlendiren ve ortak öğretilerimiz üzerinden hareket eden pedagojik seminerler bütünü.

    Hem Bilinçli ebeveyn yetiştiriyor hem de her yerde bilinçli ebeveynlere destek veriyor. Ulusal bir aile eğitimi seferberliği ile uzun yıllar boyu devam edecek ve kendi içinde de eğitimci çıkaran toplumsal proje.

    Bilinçli ebeveynler okulunda neler öğretiliyor? 11 konu başlığı altında topladık.

    1. Çocuğun dünyaya gelişi Mars gezegenini keşfetmeye benzer.

    2. Bilinçli anne kimdir? (Kişisel problemlerimizi organize ederek çocuk yetiştirmenin ipuçları

    3. Çalışan annenin tükenmişlik sendromu,

    4. Hangisi daha çok korumacıdır. Kartal mı? Türk annesi mi?

    5. Masallar ve travmalar- Kırmızı Başlıklı Kız

    6. İhmal ve istismardan çocuğu korumak – çocuğa karşı tutum – çözüm için önemli adımlar,

    7. Çocuklara açılan kapı: Oyun oynamak

    8. Anne mi çocuğa, çocuk mu anneye bağlı?

    9. Alt ıslatma, Tırnak yeme, Kekemelik, Agresyonun altındaki sebepler

    10. Bağımlılıklarımızın altındaki yalnızlıklar (Okul sorunları, İnternet, Tv, Tablet vs)

    11. Bir ebeveyn klasiğinden öteye bir adım atmak

    Neden adı bilinçli ebeveynler?

    Bilinçli Ebeveyn olmak, çocuk gelişimi kitaplarını çok okuyup araştırmaktan öte sevgimizi filtresiz koşulsuz ve kararında vermektir. Yani sevgimizi bir başarı veya yeteneğe bağlamadan yalnızca çocuğumuz olduğu için vermeliyiz. Bakın o zaman tüm kapılar nasıl birer birer önümüzde açılıyor. Ebeveyn için bilinçlenmek; kendi hayallerini, hayal kırıklıklarını, çocuğunun hayallerini, umutlarını, korkularını, gelişimini, beklentilerini iyi analiz etmektir. Bunu yapabilmek içinde sevgisine ve pedagojik bilme sarılması gerekir.

    Eğitim ne kadar sürüyor?

    Eğitim iki aşamalı devam etmekte.

    1. Temel Bilinçli Ebeveynler Okulu Eğitimi: (0-15 yaş çocuk gelişimindeki 10 konu başlığındaki eğitimlerini alıyor. Her bir eğitim 2’şer saat interaktif sürmekte. Kişiler gruplar halinde veya bireysel olarak ta bu eğitim, danışmanlığa katılabiliyor.)

    2. İleri Eğitimci Ebeveyn Okulu Eğitimi: (Ebeveynler Toplam 70 saat eğitim, süpervizyon alarak Bilinçli Ebeveynler Okulu projesinde Eğitmen olabiliyor. Grup çalışması olarak devam etmekte.

    Başvuran ailelerin ortak sorunu nedir?

    Hepimiz en kutsal varlıklarımız olan çocuklarımızı doğru yetiştirmek için uğraşmaktayız. Hepimizin ortak sorunları (ülkesel, çevresel, ekonomik, kültürel, göç, afet, terör…) sorunları olduğu gibi aynı zamanda kendi ailemize özgü sorunlarımızda mevcut (Hastalıklar, kayıplar, ölümler, taşınma, şiddet, bağımlılıklar, ayrılıklar… gibi) tüm bu sorunların içinde çocuklarımıza iyi bir gelecek vermek için uğraşıyoruz. Bu sorunların içinde bazen kendimizi, bazen de çocuğumuzu unutabiliyoruz. Tüm bu sorunları daha an hasarla atlatmak isteyen aliler bize başvuruyor. Hep birlikte beraberce öğreniyoruz, öğretiyoruz.

    Bir ergenle başa çıkmanın yolları nedir?

    Bir ergenle neden başa çıkalım. Ergen dediğimiz şey başa çıkılacak bir stres topu veya başka bir şey değil. Ergenlik çok özel bir çağdır ve bu çağı çocuk ne kadar ailesi ile birlikte dayanışma içinde geçirişe yetişkinliğe o kadar hızlı, tutarlı ve başarılı geçiş yapar. Ergenlikle başa çıkmaktan öte unuttuğumuz ergenliği tanımakla yola çıkıyoruz. Çocuklukta bize öğretilenler ile bizim gözlemlediklerimizin farklı, özgün ve çıplak bir şekilde dışa vurumu olarak görüyoruz. Ergenle yaşamak çok keyiflidir yeter ki dinlemeyi ve algılamayı bilelim.

    Çocuklarla da çalışma yapılıyor mu?

    Bilinçli Ebeveynler okulu yalnızca ebeveynlerle çalışma yapmakta. Biz ebeveynler yani kaynak bir şekilde daha duru, özgün, huzurlu olduğu zaman o kaynaktan beslenen çocuklarımızda o denli mutlu olabiliyor. Bu eğitimin amacı; ebeveynlerimize farklı bir bakış açısını geliştirmek. Çocuklar bölümü profesyonel danışmanlık ve terapi gerektiren bir durum.

  • Gençlik Dönemi ve Sorunları

    Gençlik Dönemi ve Sorunları

    Gençlik Dönemi ve Sorunları

    İnsan yaşamının en güzel, en güçlü ve umutlu dönemi olan gençlik dönemi aynı zamanda kriz ya da bunalım dönemi olarak da adlandırılabilmektedir. Aslında her değişim bir durumdan ötekine geçiş ile eski alışkanlıklardan sıyrılıp, yeni koşullara uyma zorunluluğu getirdiğinden, kendine göre bir zorluk taşımakta, dolayısıyla bir kriz ya da bunalım dönemi olarak da adlandırılabilmektedir.

    Gençlik dönemi bireyin fiziksel, sosyal ve psikolojik olgunluğa erişmesinin tamamlandığı, çocukluktan yetişkinliğe geçişin sağlandığı, insan hayatının oldukça önemli bir dönemidir. Dünya Sağlık Örgütü, 10–19 yaşlarını ergenlik dönemi, 15–24 yaşlarını, gençlik dönemi olarak belirlemekte ve 10–24 yaş arasındaki bireyi “Genç İnsan” olarak tanımlamaktadır.

    Ergenlik dönemi üç evrede incelenebilmektedir:

    Erken Ergenlik Evresi

    Kızlarda11–13, erkeklerde 14–15 yaşlarını kapsamaktadır. Bu evrede cinsel ve fiziksel büyüme çok hızlıdır. Değişime uyum sağlamakta zorlanan ergen, şaşkınlık ve endişe hisseder. Çevreye ani çıkışları olur ve çevrenin de kendisini anlayamadığını, sevilmediğini düşünür. Hayali bir izleyici kitlesinin olduğunu düşünen ergen, “nasıl görünüyorum” sorusunun cevabını bulmaya çalışır.

    Orta Ergenlik Evresi

    15–18 yaşlarını kapsar. Bu evrede büyüme yavaşlar. Tepkisel davranışın yerini, üzerinde düşünülmüş davranış ve tutumlar alır. Karşı cinse ilginin başladığı bu dönem, cinsel kimliğine bağlı roller de edinilir. Özgür olma isteği ve arkadaşlarına verdiği önem artar. Yetişkinleri model alma, taklit başlar, sigara, alkol gibi olumsuz maddeler seçilebilir. Bu dönemde “ben kimim” sorusunun cevapları aranır.

    Geç Ergenlik

    18–24 yaşlarını kapsar. Bu evrede büyüme, gelişme tamamlanır, endişe kaybolur. Cinsel kimlik kazanılmış, ben kimim sorusu cevaplanmıştır. Geleceğe ilişkin karar alabilecek sosyal olgunluğa ulaşan genç, eş ve iş seçebilecek beceriyi kazanmıştır. Çevresiyle rahatça iletişim kurar ve “ne olacağım” sorusunu cevaplamaya çalışır.

    Gençler Neden Önemlidir?

    ❖ Gençler toplumların ekonomik ve sosyal kalkınmalarını sağlayan lokomotiflerdir.

    ❖ Gençlik döneminde oluşan davranış biçimleri hem bireyin bütün yaşamını hem de tüm toplumu etkilemektedir.

    ❖ Bir ülkenin geleceği için yapabileceği en önemli yatırımlardan biri gençlerin sağlık ve gelişim ihtiyaçlarını yeterince dikkate alıp kaynak ayırmaktır.

    Gençleri Hangi Sorunlar Beklemektedir?

    Dünya nüfusunun %30’unu (1 ½ Milyar) oluşturan genç insanların %85’i gelişmekte olan ülkelerde yaşamaktadır. Türkiye’de ise nüfusun % 50’si 25 yaş ve altında bulunmaktadır.

    Gençleri yoksulluk, yetersiz eğitim, işsizlik, cinsellikle ilgili sorunların da olduğu bir dünya beklemektedir.

    Yoksulluk

    Yetersiz eğitim

    115 milyon çocuk hiç okula gidememektedir ve bunların % 60’ı kız çocuklardan oluşmaktadır.

    2000 yılı verilerine göre, yaklaşık 82 milyon genç kadın ve 51 milyon genç erkek okur-yazar değildir.

    İşsizlik

    Yasal olmayan ve tehlikeli işlerde çocuk işçiler kullanılabilmekte ve dünyadaki işsizlerin %50’si, gelişmekte olan ülkelerde ise %80’i gençlerden oluşmaktadır. Dünyada 10 ile 14 yaşarası 73 milyon ergen çalışmaktadır.

    Cinsellikle İlgili Sorunlar

    Dünyada bir yılda doğan yaklaşık 15 milyon çocuğun annesi ergenlik dönemine ait yaşlardan olup, her yıl meydana gelen sağlıksız düşüklerin 4 milyonu (%25) da ergenlik yaş grubuna aittir. Yine her 20 ergenden birinde HIV/AIDS dışında Cinsel Yolla Bulaşan Enfeksiyon (CYBE) görülmektedir. Yeni HIV/AIDS vakalarının yarısı da, 10–24 yaş grubundandır.

    Gençleri bekleyen pek çok sorun bulunmaktadır ve gençler kendi dönemlerine özgü sorunların yanında hayatla ilgili bu sorunlarla da başa çıkma durumunda kalabilmektedir.

    Gençlik Döneminin Başlıca Sorunları

    Gençler fiziksel, ruhsal yönden büyüyüp gelişirken bazı riskler, yeni durumlar söz konusu olabilmektedir. Yaptıkları ve yapacaklarıyla dünyaya ben de varım diyerek meydan okumaya çalışan ergen için riske girmek hiç de zor değildir. Bazen basit bir merakla başlayan işler, sonunda güç gösterisi haline dönüşebilmektedir. Adeta bir kozanın içinde olduğunu, kozanın kendisini koruyacağını düşünen genç, kolaylıkla risk alabilmekte ve sorunlarla karşılaşabilmektedir. Bu dönemde görülen ve risk almaya bağlı gelişen sorunlardan bazıları şunlardır;

    ❖ Kaza ve Yaralanmalar

    ❖ Yanlış Beslenme Alışkanlığı

    ❖ Hareketsiz Yaşamdan Kaynaklanan Sorunlar

    ❖ Kişisel Hijyen Sorunları

    ❖ Cinsel Davranış ve Üreme Sağlığı Sorunları

    ❖ Sigara, Alkol ve Madde Bağımlılığı

    ❖ Kimlik Sorunu

    ❖ Psikolojik Sorunlar

    Kaza ve Yaralanmalar

    Gençlerin yetişkinlere göre daha fazla kaza ve yaralanmayla karşılaşabildiği görülmektedir. Kaza ve yaralanmaları iki ayrı grupta değerlendirmek mümkündür. Bunlar; kasıtsız yaralanmalar ve kasıtlı yaralanmalar-şiddettir.

    ❖ Kasıtsız Yaralanmalar:

    Emniyet kemeri kullanmama, alkollü araç kullanımına bağlı oluşan kazalar, spor yaralanmaları, boğulma, ateşli silahla yaralanma ve zehirlenme gençlerde sıklıkla görülmektedir.

    ❖ Kasıtlı Yaralanmalar-Şiddet:

    Yaşın hafifletici bir neden olmasına bağlı olarak çocuklar ve gençler çete-mafya-töre cinayetlerinde kullanılabilmektedir.

    Gençler terör örgütlerinin hedef gruplarındandır. Ait olma duygusu, kahraman olma isteği ve meydan okuma davranışları terör örgütlerinin gençleri seçmesi için yeterli neden olmaktadır.

    İlişkide de şiddet gençler arasında görülebilmektedir. Özellikle kızlar, arkadaşını kaybetme korkusuyla istemediği bir ilişkiye zorlanmakta, hayır diyememektedir. Bu tarz süren ilişkide cinsel istismara açık hale gelmektedir.

    Yanlış Beslenme Alışkanlığı

    Büyüme ve gelişmenin tamamlanması, yaşamın sürdürülebilmesi, hastalıkların önlenmesi ve sağlığın korunması için yeterli ve dengeli beslenme önemlidir.

    Günümüz toplumunda çocuklar ve gençler, tüketime dayalı birçok sektörün hedef kitlesidir. Hem gıda hem de güzellik endüstrisi bütün pazarlama olanaklarını bu gruplar için kullanmaktadır. Bir yandan bol kalorili popüler fast food zincirleri beslenme alışkanlıklarında dengesizliğe yol açarken diğer yandan ise kitle iletişim araçlarının güzelliği santimlik ölçülere indirgeyen anlayışı, sürekli olarak gençleri baskı altında bırakmaktadır.

    Bunların üzerine ergenin kendi bedeni ile uğraşma merakı eklendiğinde, neredeyse aç kalma sayılabilecek diyetlerin ergen kültürünün bir parçası haline gelmesi daha kolay anlaşılabilmektedir.

    Yeme bozukluklarının en sık rastlandığı dönem, ergenlik dönemidir. Ergenin beden imgesini yanlış değerlendirdiği, buna bağlı olarak kendisini şişman algıladığı, yemek yemeyi reddettiği ve bu nedenle aşırı kilo kaybına uğradığı dönemler olabilmektedir. Aç kalma noktasına varan diyet programları, kendini kusturma, aşırı spor yapma, idrar söktürücü ve müshiller kullanılması gibi yöntemler sıkça gözlenebilmektedir.

    Gencin bedeniyle çok yoğun uğraşması başka alanlara odaklanmasını zorlaştıracağından, ilişkilerinde ve eğitim yaşantısında bozulmalara da neden olabilmektedir.

    Güzel ya da yakışıklı olabilmek için sağlıklı olmak, sağlıklı olabilmek içinse yeterli ve dengeli beslenebilmek gerekmektedir.

    Ayrıca güzel olmak sadece fiziksel özelliklere indirgenirse insani değerler, kişilik özellikleri, davranışlar önemsiz algılanabilir. Oysa “güzel insan” olmak daha çok sağlam bir kişilikle mümkün olabilmektedir. Bedene gösterilen özenin kişisel gelişime de gösterilmesi gerekmektedir.

    Hareketsiz Yaşamdan Kaynaklanan Sorunlar

    Hareketsiz yaşam çocuklar ve gençler için fiziksel ve psikolojik sorunlara neden olabilmektedir. Adeta ekran karşısında yaşamın içine çekilmektedirler. Arkadaşlarıyla sanal ortamlarda görüşmek, bilgisayar oyunları cazip hale getirilmektedir. Sağlıksız beslenmeyle beraber hareketsiz yaşam gençler için ciddi sağlı sorunları oluşturabilmektedir. Fiziksel etkinliğin özendirilmesi, yaşam tarzına dönüştürülmesi gerekmektedir. Fiziksel etkinlikler birden çok amaca hizmet edebilmektedir. Kalp sağlığı, kasların ve kemiklerin dayanıklılığı, kilo verme, formda kalma ve stresle başa çıkma fiziksel egzersizin sayılabilecek yararlarındandır.

    Kişisel Hijyen:

    Gençlerin ihmal edebildiği, ailelerin ise sık sık şikayet ettiği konulardan birisi de hijyen sorunudur. Çocukluk yıllarında ebeveynin denetiminde olan hijyen konusu, ergenlik dönemiyle beraber gencin denetimine geçmektedir. Her insan gibi gençte kendi temizliğinden kendisi sorumludur.

    Başta kişinin kendi sağlığı olmak üzere herkesin sağlığını korumanın en önemli aracı temizliktir. Sadece beden temizliğini değil, kullanılan her şeyi ve her ortamı temiz bırakmanın önemi de unutulmamalıdır.

    Vücuda ait kişisel temizlik ile ishalli hastalıklar, soğuk algınlıkları, cildin mikrobik hastalıkları, bazı alerjik hastalıklar önlenebilmektedir.

    Meme temizliği ve bakımı, dış genital organların temizliği, adet dönemi temizliği, saç temizliği ve bakımı, yüz, göz ve kulak temizliği, ağız ve diş sağlığı, el, ayak ve tırnak temizliği, sağlıklı giyinme oldukça önemlidir.

    Özellikle yurt ortamında kalan gençlerin bakımlarını sürdürmeleri, kendilerinin ve kullandıkları alanların temiz bırakılması konusunda daha titiz olabilmesi gerekmektedir. Gençlerde yaygınlaşan dövme ve piersing uygulamaları hijyen koşullarda yapılmadığında, vücudun ( ağız, dil, göz çevresi ve göbek gibi ) risk oluşturabilecek bölgelerinde uygulandığında tehlikeli olabilmektedir.

    Cinsel Davranış ve Üreme Sağlığı Sorunları

    Ülkemizde gençlerle yapılan araştırmalar cinsel sağlık ve üreme sağlığı konularında eksik ve yanlış bilgilerinin olduğunu ortaya koymaktadır. Araştırmaya katılan gençlerin verdikleri cevaplardan cinsel yolla bulaşan enfeksiyonların neler olduğunu, nasıl bulaştığını, belirtilerinin neler olabileceğini ve en önemlisi nasıl korunulması gerektiğini bilmedikleri görülmüştür.

    Cinsellikle ilgili konuların tabu olması nedeniyle bu konu uzun yıllar çok ihmal edilmiştir. Gençler bilgilenme konusunda çoğu zaman yalnız bırakılmışlardır. Erken ergenliğin oluşması, evlilik yaşının daha ilerleyen yıllara kayması erken cinsel aktiviteyi oluşturabilmektedir. Gençlerde risk alma davranışıyla beraber bu dönemde korunmasız ya da bilinçsiz cinsel yaşam ciddi sorunlara yol açabilmektedir. İstenmeyen gebelikler, cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar gençleri tehdit etmektedir.

    Ayrıca, cinsel istismarla ilgili sorunlar ve istismarın sıklığı, tüm vakaların rapor edilmemesi nedeniyle tam olarak bilinmemektedir. Tecavüz, flört şiddeti, ensest, pornografi, seks ticareti gençler için oldukça önemli sorunlar arasındadır. Daha çok genç kadınlar cinsel istismara ve şiddete maruz kalmaktadırlar. Tüm dünyada, cinsel içerikli saldırıların yaklaşık % 50’si 15 yaş altı ergen kızlara karşı gerçekleştirilmektedir.

    Gençlere ve ailelere cinsel davranış ve üreme sağlığı konularında bilgi vermek, hizmet sağlamak, gençlerde “hayır” deme bilinci oluşturabilmek bu konuyla ilgili sorunlarla mücadele için oldukça önemlidir.

    Sigara, Alkol, Uyuşturucu Gibi Madde Kullanımı

    Uyuşturucu sektörü de gençleri hedef almaktadır. Yeni şeyleri deneme merakı, yetişkinleri model alma, arkadaş grubuna ait olabilme gibi nedenlerle başlanabilen sigara, alkol ve uyuşturucu maddeler gençlerde görülen sorunlardandır.

    Sigara ve alkol en sık kullanılan ve istismar edilen maddelerdir.

    Dünyada 13 – 15 yaşlar arasında beş ergenden biri sigara kullanmaktadır. Üniversite öğrencileriyle ülkemizde yapılan çalışmalar, gençler arasında sigara kullanımının çok yüksek olduğunu göstermektedir. Araştırmaya katılan gençlerin yarıdan fazlası sigara içtiğini belirtmişlerdir.

    Gençler arasında koklanan çözünebilen madde (tiner, bali vs.) kullanımı mağazalardan ve evlerde kolay elde edilebilirliğinden dolayı daha fazladır. Özellikle sokak çocukları daha büyük risk altındadırlar.

    Alkol, ilaç, esrar, extacy kullanımında ne yazık ki artış görülmektedir.

    Kimlik Sorunu

    Kişinin toplumsal yerini, mesleksel konumunu ve cinsel kimliğini tanımaya, yerine oturtmaya çalıştığı bir mücadeledir.

    Çocukluk döneminde ebeveyninin ya da öğretmenlerinin doğrularını, yanlışlarını sorgulamadan kabul eden genç yeni dönemde kendisine ait bir süzgeç oluşturma mücadelesine girer. Bu mücadele kiminde daha sessiz, kiminde daha dalgalı ve fırtınalı geçebilir. Ana-baba ya da toplumla değişik derecelerde sürtüşmeler, ters düşmeler olabilir. Bu süre içinde ana-babadan bağımsızlaşma, toplumsal değerleri, inançları yeni baştan tartma ve kendine yol bulma çabası baskın olabilmektedir.

    Psikolojik Sorunlar

    Gençlik döneminde meydana gelen hızlı fiziksel ve psikolojik değişiklikler genç için gerilim kaynağı olabilmektedir. Çevresi tarafından anlaşılma, arkadaşlarınca kabul görme, ana-babadan bağımsızlaşabilme, üniversiteye girebilme, üniversite ortamına alışabilme, cinsel yaşantı v.b. durumlar genç için kaygı yaratan durumlardır. Bu durumlara verdiği tepkiler hırçın, öfkeli olabildiği gibi içe kapanma, sıkça ağlama şeklinde de olabilmektedir. Gençlik dönemine ait bu sıkıntılar psikolojik sorunlarla da karıştırılabilmektedir.

    Depresyon bu dönemde sıklıkla görülebilmektedir. Depresyondaki birey kendisini mutsuz, karamsar, yalnız hissedebilir. Ağlama isteği olabildiği gibi aşırı öfkelenme de görülebilir. Dikkat toplama güçlüğü, derslere/işine ilgi kaybı, genel isteksizlik, hareketlerde yavaşlama, uyku sorunları ve iştah değişiklikleri de depresyondaki bireyde gözlenebilmektedir.

    İntihar düşüncesi ya da intihar, kaygı bozuklukları, yeme bozuklukları gençlik döneminde görülen sorunlardandır.

    Gençlik Dönemindeki Sorunlarla Başa Çıkma Konusunda Öneriler

    Gençlerin yaşadıkları döneme özgü sorunlarla beraber içinde yaşadıkları toplumun gerçeklerinden kaynaklanan sorunlarla daha kolay başa çıkabilmeleri için yapılabilecekleri şöyle özetleyebiliriz;

    ❖ Sosyo-kültürel etkinliklere yönelmek (Tiyatro, sinema, sergi, konser, hobiler)

    ❖ Dünyada ve ülkede olup biteni takip edebilmek

    ❖ “Hayır deme” becerisi geliştirmek

    ❖ Aile ile ilişkilere özen göstermek

    ❖ Sorumlulukları artırmaya çalışmak

    ❖ Sağlıklı ve dengeli beslenmeye özen göstermek, spor yapmak

    ❖ Zaman yönetimi bilinci oluşturabilmek

    ❖ Gerektiğinde profesyonel yardım alabilmek.

  • Ergeni ve Genci Anlamak

    Ergeni ve Genci Anlamak

    Ergeni ve Genci Anlamak

    Ergenliğin fırtına ve stres dolu bir dönem olduğu görüşü pek çok aile ve ergen için kaygılı bir bekleyiş oluşturmaktadır.Daniel Offer ve arkadaşları 1988 yılında ABD, Avustralya, Bengaldeş, Macaristan, İsrail, İtalya, Tayvan, Türkiye ve Batı Almanya’da yaptıkları araştırmada ergenlerin en azından %73’ü sağlıklı bir beden imgesi sergilemişlerdir. Aralarında farklılıklar olmasına rağmen ergenler çoğu zaman mutlu olduklarını, hayattan hoşlandıklarını, otokontrol uygulayabileceklerini, okul ve işi önemsediklerini, cinsellikle ilgili özgüvenleri olduğunu, aileleri hakkında olumlu düşündüklerini, stresle başa çıkabileceklerini bildirmişlerdir. Böyle bir tanımlama “stres ve fırtına dolu bir dönem” görüşüyle uyumlu değildir.

    Genellikle halkın ergenlikle ilgili tutumları, kişisel tecrübeleri, medyanın etkisiyle ergenliğin zor geçeceğine yönelik bir bekleyiş oluşturulmaktadır.

    Her dönem kendine özgü alışma,uyum zorlukları içermektedir ve bu doğaldır. Fakat bunu bütün bir döneme maletmek bu dinamik, enerjik ve keşif dolu sürece haksızlık olmaktadır.

    Bununla birlikte, zevk ve tavır bakımından her nesilde gençler yetişkinlerden çarpıcı olarak farklıdırlar,görüntüleri, davranışları, dinledikleri müzik, saç modelleri, kıyafetleri gibi.Yetişkinler gençleri sorumsuz, asi ve başına buyruk bulurken gençlerde yetişkinleri baskıcı, geri ve dar kafalı bulmaktadır. Nesiller arası süre gelen bu bakış açısı bir kuşak çatışmasının adeta ifadesidir.

    Ergenlik Döneminde Kişilik ve Sosyal Gelişim

    Çocuğun doğumundan itibaren büyüdükçe birçok sosyal ve psikolojik ihtiyaç ortaya çıkar. Türünden olanlarla bir arada olma ihtiyacıveya dürtüsü bütün canlı türlerinde görülür. İnsanlarda diğer insanlar gibi çevreleriyle uyum içinde olma ihtiyacı içindedirler. Sosyal gelişme, kişinin içinde yaşadığı toplum tarafından kabul edilebilir biçimde davranmayı öğrenmesürecidir. Bebek kendisinin merkez olduğu anlayıştan kurtulup, uyumlu bir yetişkin olmaya doğru bir gelişme gösterir. Sosyalleşme bebeğin başka insanlara tepki vermesiyle başlar ve ömür boyu devam eder.

    İnsan büyüdükçe, yeni çevrelere girdikçe ve statüsü değiştikçe farklı tipte ilişkiler geliştirir. Ancak çocuk-ana-baba etkileşimi çocuğun hayat boyu başkaları ile ilişki kurma biçimini belirleyen temel yoldur. Özellikle otoriteyi temsil eden birisi ilebir sosyal ilişki kurulduğunda, çoğunlukla çocukken anne, baba ile kurulan sosyal ilişki model alınır.

    Anne babanın çocuk yetiştirme tutumu çocuğun sosyalleşmesini etkileyen diğer bir değişkendir.

    Anne babanın demokratik ve eşitlikçi davranması, baskıcı ve otoriter olması veya aşırı koruyucu davranması çocukların farklı sosyal tavırlar geliştirmesine neden olur.

    Çocuğun tek çocuk, ortanca veya büyük olup olmadığı, kardeş sayısı, cinsiyeti, ailenin büyüklüğü, ailenin katıldığı sosyal deneyimlerin kalitesi, eve misafir gelişi, misafir ağırlama biçimi, ailenin misafirlere takınmasını istediği tavır, ailenin sosyo-ekonomik ve kültürel düzeyi çocuğun topluma uymasını, sosyalleşmesini etkileyen başlıca faktörlerdir.

    Ergenlerin çoğu sosyal ve duygusal destek için akran grubuna dayanırlar. Arkadaşlarının değerlerine tamamen uyarlar. Aynı cinsten arkadaş gruplarının yerini kısa süreli romantik ilişkilerin yaygın olduğu karışık cinsiyetten arkadaş gruplarına bırakır. Daha sonra ise durağan flört örüntüleri ortaya çıkar.

    Arkadaşlık ilişkileri sosyal yönden önemlidir. Arkadaşlarca aranmak, beğenilmek ve benimsenmek benlik saygısının önemli bir koşuludur. Yardımlaşarak, paylaşarak duygusal alışverişe girerek dostluk bağları kurar. Bu dönemde arkadaşlık konusunda son derece dengelidir.Arkadaş grubu içinde bağlılığa ve dayanışmaya önem verir. Onlar gibi giyinir ve davranır. Onlar gibi argo konuşur. Kendisine sırdaş ve dert ortağı seçer.Grupta kalabilmek için kendini benimsetmek için kendine uygun olmayan davranışlarda bulunur. Kendini bulma çabasında olan güvensiz ve yetersiz ergen daha atılgan ve becerikli yaşıtlarının boyunduruğu altına girebilir. Bunun tersine kendine güveni olan ergen yaşıtlarını boyunduruğu altına sokabilir.

    ;

    Ergenlik döneminde ana-baba ile çocuk arasındaki ilişkiler zorlaşır. Bir ergenin ana babası olmak kolay değildir. Bir çocuk ana babasının her şeyi bildiğine, güçlü ve iyi olduğuna inanırken ergen, ana babasının hatalarının ve zayıflıklarının fazlasıyla farkındadırlar. Bağımsızlık uğraşları sırasında her şeyi sorgular ve her kuralı sınarlar.

    Ana-baba-çocuk ilişkisinde en zayıf dönem ilk ergenlik yani buluğa ait işaretlerin görüldüğü evredir. İlişkilerde yakınlık azalır,çatışmalar artar.

    ;

    Ergenlikte Duygusal Gelişim

    ;

    Çocukluk dönemi ile ergenlik dönemi arasında duygusal yönden en belirgin fark çocukların öfke, kızgınlık ve sevinç gibi duygularını daha açık davranışlarla ve anında ifade ederken,ergenlikte bu duygular daha fazla gizlenip maskelenir.

    ;

    v Kızlar erkeklere göre daha erken duygusal olgunluğa ulaşırlar. Aynı yaştaki ergen kız, daha heyecan dengesine sahip ve duygularını kontrol etme bakımından daha olgundur.

    ;

    v Duyguların yoğunluğunda artış gözlenir. Üzüntü, sevinç, öfke, korku gibi duyguları ifade ederken bu yoğunluk göze çarpar. El, kol hareketleri, yüz ifadesi, bağırma, şiir, öykü yazma,hatıra defteri tutma şeklinde yansıtılır.

    ;

    v Duygularda istikrarsızlık vardır.Duygusal durumlarının değişimi hızlıdır ve düzenlilik görülmez. Aynı olaya birgün ara ile farklı tepki verebilir.

    ;

    v Aşık olma, platonik aşk, karşı cinse ilgi görülebilir.

    ;

    v Mahcubiyet ve çekingenlik; adeta vücutlarını saklamak istemektedirler.

    ;

    v Aşırı hayal kurma;biyolojik-cinsel gelişme, duygusallıktaki artış ve zihinsel gelişme, ergenlerin akıllarından geçirdiklerinin yoğunluğunu ve niteliğini de değiştirir. Hayal kurma yoluyla ergen, arzularını düşüncelerini yansıtır. Yaratıcı düşünceyi besleyen itici güç iken hayal kurma gerçekleştirilememiş istekler sanki olmuş gibi hayal ediliyorsa ergen sığınma ve telafi etme aracı haline getirmiş demektir. “Gündüz rüyası” olarak adlandırılmasına neden olur.

    ;

    v Tedirgin ve huzursuz olma; bedensel ve cinsel gelişimin getirdiği yeni duruma alışma çabaları buna nedenolabileceği gibi, akranları ve yetişkinlerle olan sosyal ilişkilerdeki aksamalar veya bir isteğinin engellenmesi de huzursuzluk doğurur.

    ;

    v Yalnız kalma isteği; ana-babadan zaman zamanda akranlardan uzaklaşıp kendisi ile baş başa kalmak isteyebilir.Adeta vücudunda olan bitenin muhasebesini yapmak, onları gözden geçirmek ve yeni duygulara alışmak istemektedirler.

    ;

    v Çalışmaya karşı isteksizlik;hızlı büyümenin olduğu bu dönemde ergenin bir miktar durgun ve atıl olduğu,adeta hareket etmeye üşendiği zamanlar vardır. Çalışırken, oyun oynarken yorulur, çalışmaya daha az isteklidir. Vücut enerjisi adeta büyümeye harcanıyor gibidir.

    ;

    v Çabuk heyecanlanma; heyecan dengesi tam oluşmadığı için duygularının kontrolü zordur. Yeni bir durumla karşılaştığında heyecanlanıp korkabilir. Kolay kızabilir ve durum istemediği bir durumdur.

    ;

    Ergenlerde Bilişsel Gelişme

    ;

    Somut işlemler döneminden formel işlemler dönemine geçiş gösterir.

    ;

    Ergenlik döneminde genç bir taraftan daha basit, daha temel içgüdüler tarafından bir yöne çekilirken diğer taraftan ise hayatında ilk kez toplumun diğer önemli kurumlarının farkına varmaktadır.

    ;

    Genç sanattan, bilime, siyaset ve dine kadar pek çok değeri anlayabilir, değerlendirebilir, mantık yürütebilir.Kültürünün bir parçası haline gelerek kendi konumunu algılamaya başlayabilir.

    ;

    Ergenlerde Cinsel Gelişme

    ;

    v Kız ve erkeklerde ergenliğe girecekleri dönemden yaklaşık 1,5 yıl önce cinsel içerikli değişiklikler gözlenmeye başlar.

    ;

    v Kızlarda 10 yaşlarında,erkeklerde 11-12 yaşlarında başlar. Karşı cinsle, cinsel sembollerle ilgilenme,daha erkeksi ya da kadınsı tavırlar geliştirme gibi davranışlar gözlenebilir.

    ;

    v Üreme organlarında, seste,ciltte, sakal, bıyık, vücutta kıllanma, ter bezlerinde artış, gırtlakta kıkırdaklaşma, göğüslerde büyüme, cinsel rüyaların artması cinsel değişiklikler olarak incelenir.

    ;

    v Kızlarda asıl cinsel gelişme ilk adettir.

    ;

    v Erkeklerde üreme hücresi sperm üretmeye başlar.

    ;

    Cinsiyet Rolü

    ;

    Kadının ve erkeğin nasıl düşüneceğini, hissedeceğini ve davranacağını belirleyen, çevre tarafından verilen roldür. Çoğu kültürde erkeklerin ve kadınların neyi yapıp yapmayacağı bellidir. Renkler, ses biçimi, kıyafet, oyuncaklar, oynanan oyun gibi farlılıklar bütün süreç boyunca pekiştirilir. Ana-baba davranışlarının yanı sıra akran, basın yayın yoluyla da mesajlar verilir.

    ;

    Gence Yaklaşım

    ;

    v Kendisine güven verecek, bu duygusal durumların yaşa ve çağa bağlı olduğunu ve geçici olduğunu anlatacak anne babaya ihtiyacı vardır.

    ;

    v Anlaşılmamak bu dönemin en belirgin sorunlarındandır. Anne babanın gencin söylediklerini onu eleştirmeden,küçümsemeden ve yargılamadan dinlemesi ve kendisini anlatmasına fırsat vermesi genci rahatlatır.

    ;

    v Karşı cinse hissettiklerini anlatacak birine ihtiyaç duymaktadır.

    ;

    v Ergen anne babasından daha fazla izin ister. Engellenirse gerginlikler ve çatışmalar çıkar.

    ;

    v Anne babanın genci kendi istediğinden farklı alanlara yöneltmesi, ondan yapabileceğinin üstünde görevler beklemesi, aşağılaması, kıyaslaması, akranlarının yanında kaba davranması, sıksık eleştirmesi ve birbirleriyle kavga etmesi genci kaygılandıran tipik anne baba davranışlarıdır.

    ;

  • Ergenlik  Bunalımı

    Ergenlik Bunalımı

    Ergenlik Bunalımı

    Ergenlik bunalımı: ergenlik dönemi, insan hayatının en karmaşık, ne bunalımlı dönemidir. İnsanın 14-24 yaş aralığını kapsayan bu dönemde ergenler bir çok sorunla karşılaşırlar ve verecekleri bir çok karar gelecek hayatlarını radikal bir şekilde etkileyecektir. Ne var ki bir çok ergen nasıl bir karar vereceği konusunda en ufak bir bilgisi dahi yoktur. Bu nedenle ergenlik bunalımı yaşarlar.

    Ergenlik Bunalımı

    Ergenlik dönemi insan hayatının kavşağıdır.Ergenlerin kendileri, eğitim ve iş hayatları ile ilgili hızlı karar vermesi gereken bir çok konu vardır. Ergen bu dönemde ailesinden ve toplumdan bağımsız ve özgür olmak istemekte, ancak aile ve toplum ergenin bireyselleşmemi için yoğun baskı uygulamaktadır. Ergen birey olmakta, toplumsal olmak arasında bir seçim yapmakta zorlanmaktadır. Bu baskı ve gerginlik ergendeergenlik bunalımıolarak ortaya çıkmaktadır.

    Ergen hayatının 14-25 yaş dönemi özgür, özgün bir kişilik geliştirmesi için en hayati dönemdir. Bu dönemde alacağı kararlar tüm hayatını etkileyecektir. Çünkü özgün olmak diğerlerinden bağımsız ve farklı olmayı gerektirmektedir. Bu da toplumu ve aileyi karşısına almayı onlarla savaşmayı gerektirmektedir. Aile ve toplumla savaş gerginlik oluşturmaktadır. Gerginliğin sonucu ergenlik döneminin bunalımı ile kendisini göstermektedir. Ancak şunu bilmeliyiz ki insan ve toplum hayatında bu tür kriz ve gerginlikler olmadan sağlıklı bir gelişim olması mümkün değildir. Her gelişim, büyüme ve kazanımın bir bedeli vardır. Bireysel ve özgür olanın bedeli de ergenlik dönemi bunalımı dır.

    Eğitim hayatı ergenlik döneminde şekillenmektedir. Hangi okula gideceğimize, hangi mesleğe sahip olacağımıza bu dönemde karar veririz. Gideceğimiz lise bize hangi üniversiteye ya da bölüme gidebileceğimiz konusunda güçlü bir ışık vermektedir. Gideceğimiz üniversite hangi mesleğe ne kadar sahip olabileceğimize, nasıl ve ne kadar kendimizi gerçekleştirebileceğimize yardımcı olacaktır. Buralarda verilen ya da verilemeyen bir kararergenlik bunalımıolarak karşımıza çıkmaktadır.

    Uzun süren çözülemeyen ergenlikdöneminde bunalımolarak karşımıza depresyon, anksiyete, intihar düşüncesi olarak karşımıza çıkabilmektedir. Uzun süren ergenlik bunalımı sorunu varsa mutla psikoterapi yardımı alması gerekir. Zamanında terapi edilmeyen ergenlik sorunları ileride çözümü çok zor olan bir probleme dönüşebilir.

  • Ergenlik Dönemi

    Ergenlik Dönemi

    1-Ergenlik dönemini nasıl tanımlayabiliriz?

    Ergenlik, çocuklukla erişkinlik arasında yer alan ,gelişme, ruhsal olgunlaşma ve yetişkin yaşama hazırlığın gerçekleştiği bir psikososyal duraktır.

    2- Ergenlik döneminin kökeni nedir?

    Tümüyle biyolojik kökenli olan bu dönemin önemli psikolojik sonuçları vardır. Yani ergenlik psikososyal bir gelişme basamağıdır.

    3- Ergenlik ne zaman başlar ,ne kadar sürer?

    Genellikle 9-11 yaşlarında başlar, 19-21 yaşına kadar devam eder,tamamlanır.

    4-Ergelik döneminde bireyin yaşadığı en önemli değişiklikler nelerdir?

    Bu dönemdeki hızlı biyolojik değişiklikler ergene iki önemli özellik kazandırır.

    • Birincisi:Cinsel üremeyi sağlayan cinsel olgunlaşma,
    • İkincisi: Anne baba tarafından korunma ve bakılma gerekliliğini azaltan fiziksel büyüme ve kendi kendine bakabilme gücü,yani temel amaç anne- babadan ayrılarak bağımsızlığın kazanılması,karşı cinsle ilişkilerin sağlıklı kurulabilmesidir.

    5- Bu dönemde ergen öncesinde sahip olmadığı hangi becerileri kazanır?

    • Beden imgesi kabullenilir.
    • Cinsel kimlik rolü belirlenir, kabullenilir.
    • Özerklik yani ebeynden bağımsızlaşma
    • Bir yetişkin kimliği edinme
    • Üretken bir birey olmaya hazırlanma
    • Yaratıcılık,sevme ,anlamlı amaçlar ve değerler kazanır.

    6- Ergenlik dönemi her birey için standart bir süreç varmıdır, Yoksa ergenlik döneminde bireysel farklılıklar varmıdır?

    Ergenlik biyolojik değişkenler evrenseldir.Ancak bu değişkliklere verilen Psikolojik v sosyal yanıtlar evrensel değildir.Bireyden bireye farklılık gösteririr.

    7- Ergenlik döneminin kendi içinde evreleri varmıdır? Bu dönemde belirleyen karateristik özellikleri nelerdir?

    • Erken ergenlik (10-13) Bu dönemin temel işlevi çocukluk rolünün terk edilmesidir. Ruhsal gelişim açısından hayatın beklide en sorunlu dönemidir.Bu dönemde ebeveynlere geliştirilmiş uyumlu duygusal yapı değişir.Bu dönemde ergen aile aktivitelerine daha az katılır. Anne baba yargıları değersizleşir.
    • Orta Ergenlik Dönemi(14-16)yaş Güçlü akran bağlarının geliştiği dönemdir. Anne babadan uzaklaşma eğilimi vardır.Akran gruplar arasında duygusal bağlar gelişir.
    • Geç Ergenlik (Yaş aralığı nedir, varmıdır? )
    • Erişkin davranışlarının görüldüğü evrenseldir. Bu dönemde cinsel kimlik oturur. Cinsel çatışmalar yerini mesleksel ve toplumla ilgili sorunlara bırakır.

    8-Bu dönemde ergenin otoriteyle arası nasıldır?

    Bireyin tanıştığı ilk otorite figürü ailesidr/ebeveyndir.

    Bu dönemin başında zoraki olarak kabuledilen ebeveyn otoritesi sorgulanmaya başlar.

    9-Bu dönemde ebeveyn tutumları nasıl olmalıdır?

    Anne-baba özellikle kendi ergenlik dönemlerindeki ruh hallerini hatırlamaya çalışmalıdırlar. Bunu gerçekşeştirebildiklerinde çocuklarını daha kolay anlayabileceler,empati kurabileceklerdir.

    Bu dönemde özellikle anne-baba tutumları ortak kararlarla şekillenmeli,tutarkılık ve karlılık ilkesinden uzaklaşılmamalıdır.

    10- Ergenin bu dönemde davranış özellikleri nelerdir?

    • Ergen bu dönemde tutarsız ve çelişkilerle doludur.
    • Anne-babaya karşı çift yönlü zıt duygular besleyebilir.Sevgi,kızgınlık ve öfke bir aradadır. Sözel salırganlıkların artması olağanır.
    • Şiddet eğilimi artar.
    • Negatif,karamsar ve dürtüseldir.
    • Soumlulukları reddeder.
    • Depresyon eğilimi artar.
    • Kişiler arası dengeyi bulması zorlaşı.
    • Kendi eleştiriya kapalıyka ,özellikle aile bireylerini kolaylıkla eleştirir.
    • Bu dönemde mualif olma davranışları sıklıkla görülür.

    11- Bu dömende yaşana aile içi çatışmaların temelinde neler vardır?

    Bu dönemde çoğunlukla ana-baba ergenin kendi değer yargı sistemleri içinde kalmasını beklerler.Kimlik arayışı içinde olan birey ise ‘farkı’ olmaya çabalar.İki taraf arasında ki bu karşıtlık ‘ Kuşak Çatışmasını’ oluşturur.

    12- Evdeki başka hangi faktörler bu çatışmayı artırır?

    Evdeki cezalandırıcı onur kırıcı ,soğuk ve uzlaşmadan uzak tutumlar da bu çatışmayı artırır.

    13- Peki bu dönemde ebeveyn nasıl bir yaklaşım içinde olmalıdır?

    Fiziksel-ruhsal baskının ve zorlamanın olabildiğince kullanılmadığı ilişki biçimi uygulanmalıdır.

    Anne-baba ergeni ,sabırla dinleyebilmeli,onu anlamaya çalışabilmeli,kararsız kaldığı durumlarda ,kendine zaman tanıyabilmelidir. Ani ve sert tutumlardan kati suretle kaçınılmalıdır.

    Esneklik gösteren daha az cezalandırıcı ,destekleyici ebeveyn tipi hep daha iyi sonuçlar elde eder. Ergenin evde birey olarak algılanması prestijinin olması aile içi ilişkileri olumlu yönde etkiler.

    Evde ergenin fikrinin alınması , kararlara katılması ,önemli olduğu duygusunun yaşatılması benlik saygısını da artırır.

  • EYVAH ÇOCUĞUM ERGENLİK ÇAĞINDA

    EYVAH ÇOCUĞUM ERGENLİK ÇAĞINDA

    Çocukluk ile erişkinlik arasında bir geçiş dönemi olarak adlandırılan ergenlik dönemi büyüme ve olgunlaşmaya erişme anlamına gelmektedir.Ergenlikte çocukluktan erişkinliğe geçerken çeşitli fizyolojik, psikolojik ve sosyal değişiklikler meydana gelir.Ergenlik dönemi 11- 21 yaş arasında yoğun dalgalanmaların olduğu bir dönemdir.Ergenlik dönemi hem ergen hem de ailesi açısından oldukça zor bir dönemdir.Ergenin fizyolojik gelişimlerinin yanı sıra psikolojik ve sosyal gelişimleri aile bireylerini endişelendirir, onu anlamakta güçlük çekmeye başlarlar.

    Ergenlikte Psikolojik Açıdan Neler Değişir?

    –Eskiden sakin, uslu, söz dinleyen çocuğunuz artık ”Ben Kimim”? sorusuna yanıt aramaya çalışır ve sürekli farklı arayışlar içindedir.

    -Ergenlerin duygu durumunda sık sık dalgalanmalar görülür.Gün içinde herhangi bi saatte çok mutlu ve neşeliyken, günün başka bir saatinde oldukça mutsuz, bitkin olabilirler.Bu durumda ailenin çocuğu sorgulamaması ve baskıcı bir tutumla yaklaşmaması gerekir.

    -Bu dönemde ergenler çok coşkuludur, zaman zaman ses tonlarını mimiklerini özgürce kullanmak isteyebilirler.

    -Sık sık hayal kurmaktan hoşlanırlar.Kurulan hayaller genellikle karşı cinsle ilgilidir.

    -Ergenler yalnız kalmaktan çok hoşlanırlar.Gün içinde yaşamış oldukları olaylar üzerine uzun uzun düşünebilirler.Oda da yalnız düşünürken, bir yandanda müzik dinlemek onlara keyif verir.

    -Ergen için önceden ailesi ön plandayken ve onlarla paylaşım yaşarken, bu dönemde arkadaşlarla daha çok paylaşım yaşamaya başlar ve arkadaşlarının fikirlerine önem verirler.

    -Genellikle kendilerini yorgun hissederler ve çalışmaya karşı aşırı bir isteksizlik vardır.

    -Yaşadıkları bedensel değişimlerden dolayı rahatsızlık hissedebilir ve çevresinden utanabilirler.

    -Ergenler ailesi ve başkaları tarafından takdir edilmekten çok hoşlanırlar.Bu ihtiyacı ailesi tarafından karşılanmayan ergen farklı arkadaş gruplarında bu ihtiyacını karşılamaya çalışır.

    -Ergenlerin öfkeleri anlıktır ve büyük patlamalar şeklinde meydana gelir.Böyle anlarda onlarla konuşmaya çalışmak anlamsızdır, sakinleşmesini beklemek gerekir.Özellikle okul ve aile içi çatışmalar bu dönemde giderek artar.

    -Yeni şeyler denemeye meraklıdırlar bu sebeple alkol, sigara, madde kullanımı bu dönemde ilgilerini çekmeye başlar.

    Ergene Ailenin Yaklaşımı Nasıl Olmalıdır?

    -Ergen anlaşıldığını ve yeterli olduğunu hissetmek ister.Bu nedenle onun duygularına önem verdiğinizi onu bir birey olarak kabul ettiğinizi ona hissettirin.

    -Duygusal anlamda, onun duygularını tanımasına ve ifade etmesine yardımcı olarak çocuğunuzun olgunlaşmasına destek olun.

    -Fazla baskıcı ve otoriter tutumla çocuğunuzu sıkmayın.Çocuğunuz kendi özgürlük alanı olduğunun farkında olmalıdır.

    -Arkadaş çevresini, onlarla olan ilişkilerini eleştirmeyin.Unutmayın ki bu dönemde arkadaşlar onun için ailesinden daha önemlidir.

    -Sizinle çeşitli sorun ve konuları paylaşmak isteyebilir.Bu durumda onu sabır ve saygıyla dinleyin.

    -Çocuğunuza sorumluluklar verin ve ona güvendiğinizi sık sık hissettirin.

    -Zaman zaman sizinle paylaşmak istemediği konular da olabilir, bu durumda da ona saygı duyun, ısrarcı davranmayın.

    -Sık sık nasihatlerde bulunmak yerine ona sevginizi gösterin ve evdeki ortamın huzurlu olmasını sağlayın.

    -Ergenlik dönemi gergin ve çatışmalarla geçiyorsa mutlaka bir uzmandan yardım isteyin.

    ;

  • Ergenlik

    Ergenlik

    Ergenlik(Puberte); çocukluk çağı ile yetişkinlik çağı arasındaki geçiş dönemidir.Bireyin çocuksu tutum ve davranışlardan çıkıp erişkin rolüne,erişkin kimliğine hazırlandığı,cinsiyet yetilerinin kazanıldığı vücut değişikliklerinin yoğun olduğu dönemdir.Cinsiyet ile ilgili hormonların üretimi bu dönemde çok fazlalaştığından ergenlerin ruh durumu sebepsiz değişimler gösterir.

    Genel olarak 12-21 yaş arası ergenlik dönemi olarak adlandırılır.Ancak son zamanlarda ergenlikten çıkış yaşı 30 yaşa kadar uzamaktadır.Ergenliğe giriş yaşı, genetik(ailesel),sosyo-ekonomik şartlar,iklim gibi faktörlerden etkilenir.Genel olarak kızlar erkeklerden daha erken ergenliğe girerler.,bu nedenle bu dönemde fiziksel olarak erkeklerden daha önce gelişirler.Pek çok genç kız değişen vücutları ve bırakmaya çalıştıkları çocukluk dönemleri sebebiyle karışık duygular yaşar.Kadın olmaya başlama fikri korkutucu gelebilir..Kızlar vücutları hakkında yeterince bilgi sahibi olamadıkları için ve ergenlik çağı kadın cinselliği ile bağdaştırıldığı için bu dönemi erkeklerden daha zor geçirirler.

    Ergenlerin genel olarak duygularında istikrarsızlık görülür.Duygular anlık değişimler bile geçirebilir,duygularını çok coşkulu yaşarlar,yoğun hayaller kurarlar,yalnız kalma isteği duyarlar.Ergenler yaşadığı bedensel değişimlere bağlı olarak çekinebilir,utanabilir ve kendini saklama eğilimi içinde olabilirler.Yeni şeyler deneme merakları artar.Fark edilme,önemsenme ve takdir edilme ihtiyacı duyarlar, bu yüzden arkadaşlar çok önemli bir yerdedir.Dürtü taşkınlığı yaşarlar,motor etkinlikleri hızlanır,büyüklenme düşünceleri fazlalaşır,kendini bir tane görürler.

    Yine bu dönemde özgüven problemi, karşı cinsle ilişkiler,akran ilişkileri önemli yer tutar.Bazı ergenler depresif belirtiler gösterebilir ancak günlük hayatına devam edebilir.Gerçek depresyonlarda ise intihara varan düşünceler geliştirebilirler.Değersiz hissetme ,yalnızlık ,çocukluktan gelen duygular depresyona neden olabilirler.Ergenler zaman zaman öfke patlamaları yaşarlar,bunun nedeni öfkeyle ailesinden uzaklaşmaya çalışıp yeni(ailesinden farklı)bir kimlik oluşturma çabasıdır.

    Ergenler için çok yemek yeme veya yemeği reddetme(kilolu olduğunu düşünme,kilo almamaya çalışma)önemli konular arasındadır.Dış görünüşleriyle çok fazla ilgilidirler ve beğenilmeyecek taraflarını mutlaka bulurlar.

    Ergenlik dönemi hem ergen için hem de ergenin ailesi için zor bir dönemdir.Aile ergeni anlamakta güçlük çekerken ergen de anlaşılamadığını düşünür.Ergenler ailelerinden anlaşılma ve değer görmeyi ,önemsenmeyi beklerler.Öğütler ve nasihatler genellikle işe yaramaz.

    Anne-baba çocukların girdiği bu yeni dönemin hakkı olan ergen statüsünü çocuklarına vermekte zorlanabilirler.Çocuk değil artık ergendir ve bir adım sonra yetişkin olacaktır.

    Ergenlik dönemi anne-babadan ayrışmanın başladığı dönemdir.Anne babayı eleştiri,alay,beğenmeme ve kavgalar bunun işaretleridir.Bu ayrışma ergenlere ‘yas duygusu’ da yaşatır,fakat bu duygu geçicidir.Ebeveynin isteyip olamadığı özellikleri çocuklarından beklemeleri ergenin kendisi olmasını engeller.

    Ergenlik dönemi ayrıca bireyin en yaratıcı olduğu dönemdir.Bu yaratıcılığı kendini bulmak, kendini yapılandırmak,toplumda onaylandığı bir yer bulmak için kullanır.İnsanın kendi kendini oluşturması en zor ve en güzel yaratıcılıktır.Kendine uygun bir konuşma biçimi,yazı biçimi,yürüme biçimi,özgün bir ‘ben’ yaratması bu süreçtedir.

    Ergenlik dönemi kimliğin yapılandığı dönemdir. Kimliğini yapılandırırken çevresinde beğendiği kişilerin (amca,öğretmen,arkadaş,anne-baba gibi)beğendiği özelliklerini ve değerlerini içselleştirirler.Toplumda isim yapmış kişilerin davranışlarına da dikkat eder fakat maalesef olumsuz olanların da etkisinde kalır.Yalan söyleyen,rüşvet alan kişiler de çevresinde veya toplumda ağırlıktaysa bu özellikler de içselleştirilir.

    Ergen çevresinden edindiği tüm olumlu ve olumsuz özellikleri sentezler,topladığı özelliklerin ötesinde yeni bir kimlik yaratır.Sentez ettiği özelliklerden daha üstün değerde bir bütün oluşturur,bu özellikler olumlu yöndeyse bu toplumu ilerletici,olumsuz yönde ise toplumu geriletici yönde etkisi olur.

  • AİLE VE ERGEN

    AİLE VE ERGEN

    Aile tüm insanların hayatında önemli olan bir kurumdur. Varlığın devamı insanın içine doğduğu ya

    da büyüdüğü aile ile şekillenir. İnsan toplulukları açısından aile sürekliliği olan ancak,

    gerçekleştirdiği değişimlerle de kendini geleceğe taşıyan, güncelleyen bir kurumdur.

    Bilinen en yaygın tanımıyla aile, biyolojik ilişkiler sonucu türünün devamını sağlayan, paylaşımın,

    toplumsallaşmanın olduğu, karşılıklı ilişkilerin kurallara bağlandığı, toplumsal değerlerin sonraki

    kuşaklara aktarıldığı biyolojik, psikolojik, sosyo-ekonomik ve hukuki yapısı olan bir gruptur. Aile

    tanımları genellikle kanbağı üzerinden yapılmış olsa da, bireylerin evlat edinme yoluyla da ana-
    baba ve çocuklardan oluşturdukları aileleri de aynı kapsamda değerlendirmek yarar sağlar

    Bu nitelikleriyle aile; sevgi, mutluluk, bağlanma, ait olma ve paylaşma gibi duyguların yaşandığı,

    yaşanan bu duyguların oluşturduğu sıcaklıktan beslenen ve devam etmesini mümkün kılan bir

    bütündür. Çocuk, içine doğduğu ailede ihtiyaçlarının karşılanması sonucunda varlığını devam

    ettirebilmeyi başarır. Bu ihtiyaçların başında, korunma, sosyalleşme, biyolojik ihtiyaçlar, duygusal

    destek, eğitim, din ve ekonomik destek gibi unsurların karşılanması gelir. Bu güvenlik unsurlarıyla

    büyüyen çocuk yaşam içindeki duruşunu da bütün bu önemli noktalarla ortaya koyar. İnsan

    hayatında, çocukluk döneminin ilk beş yılı büyük önem taşır. Yetişkin dönemde kullanacağı

    kişilik örüntüleri işte bu yıllarda oluşan temellerle şekillenir. Elbette, yaşamdaki her noktayı kontrol

    edebilmek mümkün değildir. Ancak, kontrol dışı gelişen olumsuzlukların en az hasarla

    atlatılabilmesini sağlayabilmek becerilerinin var olması, kullanılabilmelerini sağlayabilmek önemli

    bir noktadır.

    Ergenlik dönemi ise çocukluğun ikinci önemli dönemdir. Bu dönem, çocukluk aşamasında

    meydana gelmiş olumsuzlukların giderilerek yerine yeni olumlu özelliklerin geliştirilebileceği

    yeniden yapılanma ve telafi dönemidir. Bu süreç ailelerin çocuklarıyla iletişimlerinde zorlandıkları

    fırtınalı bir evredir. Hızlı büyüme temposunda olan ergenin kendisi dahi bu hıza uyum sağlamakta

    zorlanır. Değişim sık sık, ani, beklenmedik yer ve zamanda ortaya çıkabilir. Ergen bu

    değişimlerde çoğunlukla kendisine uyum sağlanmasını bekler. Ancak bugün ihtiyacı olan durum,

    yarın farklı bir ihtiyaca dönüşmüş de olabilir. Saç modeli her gün değişir, ayna karşısında geçen

    süre uzar, kendini bazen en güzel-en yakışıklı görürken bazen de en çirkin olarak algılayabilir. Bu

    dönemde bireyin kurallarla arası hiç de iyi değildir. Kendi kural koyucu olmak ister. Var olan

    kurallara karşı çıkar. Her şeyin en doğrusunu bildigini ve en doğru kararları verebildigini düşünür.

    Bu dönemde kendi cinsel kimliğini belirginleştirirken, karşı cinsi fark ederek daha fazla ilgilenme

    eğilimi başlar. Bunların yani sıra, akran ilişkilerinde sorunların yaşandığı yoğun bir dönem kendini

    hissettirir.

    Tam da bu dönem ergen ve aile çatışmalarının yaşandığı bir durumu tanımlar. Aile daha önce

    sözünden dışarı çıkmayan, uyumlu, munis, dersini çalışan, kurallara uyan çocuğunu kaybettiğini

    düşünerek korkar ve paniğe kapılır. Oysa aynı çocuk hep oradadır ve sadece ihtiyaçları

    değişmiştir.

    Aile bu dönemde çoğunlukla kendini çaresiz, yetersiz, ne yapacağını bilemez ve “Nasıl davranırsa

    en doğrusu olur?” sorusunu cevabını arar. Oysa ergenin en temel ihtiyacı, varlığının kabul

    edilmesidir. Ayrışma-bireyselleşme ihtiyacında olan ergen, onay almak, kabul görmek ister.

    Ebeveyin bu zamanda dinleme becerisini kullanabildiği oranda ilişkilerde tutarlılık kendini gösterir.

    Ergenle ilişkide, ergenin akranlarından örnek vermeden, yargılamadan, eleştirmeden kabul

    edilmesi aile bağlarının güçlenmesinde ve ilişkilerin sağlıklın devam etmesinde rol oynar. Aile

    yaşamında, her bireyin rollerinin belirgin olması, hiyerarşik yapıda anne-babanın ortak tutum

    sergiliyor olması, dengenin ve uyumun oluşmasında önem taşır. Anne-baba ergenin yaşıyla

    uyumlu kurallar belirleyerek ve bu kuralları zaman içinde ihtiyaçlara göre değiştirerek uyumlu ve

    dengeli bir aile iletişiminin devamını sağlar. Ergen kurallara uymak istemez, onun için kurallar

    gereksiz ve can sıkıcıdır. Ancak kurallar konusunda açık iletişimin olması, kurallara neden

    gereksinim duyulduğunun paylaşılması ergen tutumlarının esnekleşmesini sağlar. Ergen bu

    dönemde cesurdur, denemekten korkmaz.

    Ebeveynin bilglendirici yaklaşımı bireyin özgüvenini geliştirmesine katkı sağlar. Ergenin küçük

    hatalar yapmasına kontrollü olarak hoşgörü ile yaklaşılması, kendi doğrularını oluşturması

    açısından önem taşır. Unutulmamalıdır ki, başkalarının deneyimleri ile kendi doğrularımızı

    oluşturamayız. Bu dönemde acımasız eleştiriler ilişkilerin zarar görmesine sebep olurken, olumlu

    yönlerin görülerek ödüllendirilmesi ebeveyn-ergen ilişkilerini güçlendirir; ergenin sağlıklı

    gelişmesine katkı sağlar.

    Ergen çocuğu olan aileler, sık sık geriye bakarak, çocuklarının birer birey olduğunu kabul ederek

    empati kurmalarının kendi geçmiş duygularını anımsadıklarında, kuracakları köprüleri daha

    sağlıklı ve sağlam inşa edecekleri unutulmamalıdır.