Etiket: Enjeksiyon

  • Cilt altı dolgu maddesi uygulamalarında yenilikler ve kişisel deneyimlerim/tercihlerim

    Yumuşak doku augmentasyonu çeşitli dolgu maddelerinin dermise, subkutan dokuya ve periost üzerine yerleştirilmesi olup statik kırı- şıklıklar için ideal bir tedavi alternatifidir. Dolgu maddeleri kırışık- lıklar dışında skar ve atrofik alanların doldurulmasında, hafif yapısal asimetrilerin ve cerrahi sonrası oluşan küçük defektlerin düzeltilmesinde etkili bir şekilde kullanılır. 2006 yılında ABD’de uygulanan 11 milyon koz- metik prosedürün %83’ünü cerrahi olmayan minimal invazif işlemler oluş- turmuştur.1,2 Dolgu maddesi seçiminde, estetik etkinin devamı, ürünün enjeksiyon tekniği ve yapılacak derinlik ayarı ile uygulanan yüz bölgesine uygunluğu mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır. Dolgu maddesi seçimi kadar dik- katli hasta seçimi ve tedavi öncesi hasta beklentisi ile prosedür kaynaklı ola- bilecek sıkıntıların hastaya iyi aktarılması da önemlidir.3 İdeal dolgu maddesinin, biyo uyumlu, kalıcı ve uzun kozmetik etki sü- reli, absorbe edilebilir, raf ömrü uzun, toksik, karsinojenik, immünojenik ol- mayan ve yabancı cisim reaksiyonu yaratmayan, uygulama sırasındaminimal ağrı oluşturan, başka bölgeye göç etme- yen, kullanıma hazır ve enjeksiyonu kolay uygula- nır pahalı olmayan ürünler olması beklenmektedir. Ancak günümüzde tüm bu özellikleri taşıyan dolgu maddesi bulunmamaktadır.3 Firmalar ideal dolgu maddesine ulaşmak için, teknolojilerini sürekli yenileyerek ve yeni ürünler üreterek birçok dolgu maddelerini dünya piyasa- sına sunmuşlardır. Geçmişten günümüze kadar olan dolgu maddelerini sınıflandıracak olursak; KOLLAJEN KAYNAKLILAR Endojen kollajen deriye güç ve destek sağlayan esas yapısal eleman olarak görev yapar. Şu an için kul- lanılan kollajen bazlı ürünler, sığır, insan ve en yeni olarak da domuz kaynaklı olarak elde edil- mektedir.

    SIĞIR KAYNAKLI KOLLAJEN İlk sığır kollajeni ürünleri (Zyderm-1, Zyderm-2, Zyplast; McGhan Medical Corporation, Fremont, CA, USA) 1980’lerin ortasında yumuşak doku şekil bozukluklarının düzeltilmesinde FDA onayı almış- tır.4,5 Enjekte edilen materyallerin endojen kollaje- nazlarca yıkılması nedeniyle elde edilen kozmetik düzelme yaklaşık 2-4 aylık bir süre ile sınırlıdır. Kollajen liflerinin çapraz bağlanmasını sağlayan Gluteraldehit’in kullanıma girmesi ile enzimatik yıkım geciktirilerek kozmetik etkinin artması sağ- lanmıştır. Kimyasal olarak çapraz bağlanmış kolla- jen formun ömrü yaklaşık 4-6 aydır.4,5 Sığır kollajenlerinin hipersensitivite riski var- dır. Bu nedenle tedaviden 1 ay önce ön kol volar yüze kollajen test enjeksiyonu yapılır. Test bölge- sinde eritem, ödem, kaşıntı, endurasyon görülmesi halinde deri testi pozitif olarak yorumlanır. Deri test sonucunun negatif olarak değerlendirilebilmesi için hasta 4 ila 6 hafta takip edilmelidir. Deri testi negatif olan hastalarda, enjeksiyon sonrası hiper- sensitivite görülme olasılığı %0,5-5 arasındadır. Buzdolabında saklanma zorunluluğu, kısa etki sü- resi ve deri testi gerektirmesi bu ürünlerin deza- vantaj- larıdır. Daha etkili, kolay kullanımlı ve ucuz preparatların ortaya çıkışı, bu ürünlerin popülaritesini ve kullanımını sınırlamıştır.4,5 Ülke- mizde daha önce kullanılmış olup, halen kullanıl- mamaktadır.

    İNSAN FİBROBLAST KAYNAKLI KOLLAJEN Sığır kaynaklı kollajenlere paralel olarak geliştiri- len, insan fibroblastlarından derive, çapraz bağlan- mamış kollajen içeren 2 ürün bulunmaktadır; Cosmoderm-1 (35 mg/ml) ve Cosmoderm-2 (65 mg/ml) (Allergan, Inc., Santa Barbara, CA,USA). İnsan kaynaklı kollajenin çapraz bağlanmış formu ise Cosmoplast’dır(35mg/ml).6 İnsan kaynaklı kollajen ürünleri ile allerji tes- tine gerek yoktur. Elde edilen kozmetik etki sığır kaynaklı kollajenlere göre daha kısa sürmektedir. Uygulama sırasında anestezi sağlanması amacıyla ürün formülasyonu %0,3’lük lidokain de içermek- tedir. Cosmoderm için beklenen etki yaklaşık 3 ay iken, Cosmoplast için bu süre 4-7 ay kadardır.7 Allergan firması, ürün üretiminde 2010 itiba- riyle sınırlamaya gideceğini duyurmuş olup, bu du- rumun ürün etkinliğinden bağımsız olarak ekonomik nedenler neticesinde ortaya çıktığı dü- şünülmektedir.7 Ülkemizde kullanılmamaktadır.

    DOMUZ KAYNAKLI KOLLAJEN Domuz kaynaklı ilk ajan Fibrel (Mentor Corp, Go- leta, Calif, USA)’dir. Üç yapıdan oluşur; domuz je- latini, Ɛ-aminokaproik asit ve tedavi edilen hastanın plazması. Fibrel uygularken hastadan kan alınması ve domuz kollajeni ile santrifüj sonrası elde edilen plazmanın karıştırılması gerekliliği yü- zünden günümüzde en az popüler dolgu materyal- lerinden biridir. İntradermal enjekte edilir. Bu jelatin matriks intradermal enjekte edilince oluşan travma, yara iyileşmesi için pıhtılaşma faktörleri göllenmesine neden olur. Bu nedenle antikoagülan tedavi alan hastalara uygulanmamalıdır. Fibrel, Zyderm ve Zyplast hipersensitivitesi olan hastalar için iyi bir alternatif doldurucu materyaldir. %3,5 oranında (35 mg/ml) çapraz bağlı domuz kollajeni içeren Evolence (Colbar LifeScience Ltd, Herzliya, İsrail) orta-ağır yüz kırışıklıkarı ile nazolabial oluk düzeltilmesi işlemleri için 2008 yılı Haziran ayında FDA onayı almıştır. Domuz tendonlarından elde edilen bu ürün insan kollajeninin yerine geçmesiiçin geliştirilmiştir. Domuz kollajeni kaynaklı ol- masına rağmen deri testi gerektirmemektedir çünkü işlem sırasında oluşan enzimatik sindirim sı- rasında molekülün antijenik kısmı ortadan kalk- maktadır. Etki süresi 6-12 ay arasında değişmek- tedir. Glymatrix teknolojisi denen yöntemle kolla- jenin doğal şeker metaboliti ile aşırı çapraz bağlan- ması neticesinde kozmetik etkinin devamlılığı 12 ayın üstüne çıkarılabilmektedir.2,7,8 Ülkemizde kul- lanılmamaktadır.

    OTOLOG KOLLAJEN ÜRÜNLERİ Autologen, dolgu uygulanacak kişinin deri dokusu- nun laboratuvarda işlemlerden geçirilmesi sonu- cunda hazırlanan intakt kollajen liflerden oluşmuş bir dolgu materyalidir. Rezeke edilmiş deri dokusu dondurulur ve işlenmek üzere Collagenesis Inc. la- boratuvarına gönderilir. Anatomik yere bağlı olarak birim deri miktarından farklı konsantrasyonlarda ürün hazırlanır (1 gram abdominal deriden 0,6 ml, 1 gr göz kapağı derisinden 0,44 ml). Hazırlanış süresi 4-6 haftadır. Autolagen’deki kollajen, doğal çapraz bağlar içermesi nedeni ile diğer enjekte edilebilir kollajen formlarından yapısal olarak farklıdır. Oto- log olması, hastalık transmisyon riskinin bulunma- ması, 6 ay saklanabilmesi ve deri testi gerektir- memesi gibi avantajlarının yanında, hazırlanabil- mesi için 4-6 hafta süre gerektirmesi ve enjeksiyo- nun ağrılı olması gibi dezavantajları da mevcuttur. Ayrıca otolog dokunun kaynağının sınırlı olması ne- deni ile diğer dolgular gibi sürekliliği yoktur.9 Ülke- mizde kullanılmamaktadır. İsolagen, otolog fibroblast solüsyonudur. Amaç, hastanın kendi fibroblast onarım sistemini kullanıp lokal kollajen üretimini arttırmaktır. Ma- teryal alıcının sıklıkla postauriküler bölge derisin- den 3 mm punch biyopsi ile alınan deri dokusudur. Biyopsi materyali soğuk zincir ile bu üretimi yapa- bilecek sertifikası olan laboratuara gönderilir. La- boratuarda, hücreler uygun doku kültür teknikleri ile çoğaltılır. Altı hafta sonra 1-1,5 ml’lik steril kül- türe fibroblastları içeren materyal şırıngalar içinde doktora geri gönderilir. Solusyon 24 saat içinde en- jekte edilmelidir. Hücrelerin canlılığı 48 saatte %85, 72 saatte ise %65’e düşer. Verilen fibroblast- dan yeni kollajen üretilmesi için 3-4 aylık bir süreye ihtiyaç vardır. Etkisi dereceli olarak artar; bu süre 16-18 ayda tamamlanır.9 Plazmagel, uygulama yapılacak olan hastanın kan plazmasının askorbik asit ve lidokain eklenerek hazırlanmış otolog bir üründür. Fransa’da Frese- nius laboratuarında hazırlanır. Kırışıklıklar, kon- tür defektleri akne skarları ve dudak büyütmede kullanılır.

    9 İNSAN KADAVRA KAYNAKLI ALLOJENİK ÜRÜNLER Kadavra kaynaklı bu allojenik ürünler; Dermola- gen (Collagenesis Laboratory, Beverly, Massachu- setts, USA), Alloderm (Life Cell Inc., Woodlands, Texas, USA), Cymetra (Life Cell Inc., Branchburg, NJ, USA) ve Fascian (Fascia Biosystems, Los Ange- les, USA)’dır. Ülkemizde bu ürünler kullanılma- maktadır.10 Dermolagen, kollajen, elastin ve glikozami- noglikanlardan oluşan aselüler bir üründür. İçer- diği kollajenin çoğunluğunu normal insan kollajen tip I, III ve IV lifleri oluşturur. Amerikan Doku Bankası Birliği’ne bağlı, Kas İskelet Transplantas- yon Kuruluşu sorumluluğunda insan kadavraların- dan elde edilmektedir. Sığır kollajeninden farklı olarak enjeksiyondan 1 saat önce buzdolabından çı- karılıp oda ısısına gelmesi sağlanmalıdır. Ayrıca yine sığır kollajeninden farklı olarak deri testinin bir kez yapılması yeterlidir. Tüm bunların yanında en az sığır kollajeni kadar kalıcıdır. Ancak 2001 sonbaharından bu yana sürekliliğinin sağlanama- ması yüzünden üretilememektedir.10 Alloderm, ilk kullanıldığı 1992 yılından beri, 3500’den fazla hastaya uygulanmıştır. Amerikan doku bankası birliği ve FDA kontrolünde doku bankası kaynaklarından elde edilen asellüler insan dermal allograftıdır. Alloderm implante edildikten sonra bir otograft gibi davranır ve konağın doku- sunun yardımıyla tekrardan şekillenir. Neovaskü- larizasyonu takiben iki hafta içinde fibroblastların progresif artımı ve 5-8. haftalarda da konak kolla- jeniyle integrasyon olmaktadır. İki yıla kadar buz- dolabında saklanabilmektedir.10 Cymetra, Alloderm’in mikronize veya enjek- tabl formudur. FDA onaylı olan bu ürünün raf ömrü 2 yıldır ve buzdolabında saklanmalıdır.10Fascian, dolgu maddesi olarak ilk kez Burres 1994 yılında akne skarlarının tedavisinde kullan- mış ve ‘rekollajenizasyon’ olarak isimlendirmiştir. Graft materyali insan kadavralarının gastrokne- mius fasiyasından veya tensor fasiya lata’dan hazır- lanmaktadır.10 BİYOSENTETİK POLİMERLER Zaman içinde absorbe olan kısa etkili ajanların ye- rine uzun etkili absorbe olmayan ajanların gelişti- rilmesi ihtiyacı doğmuştur. Kollajen ve hyalüronik asit gibi biyolojik ürünler hacim oluşturma özelliği ile ani bir düzelme sağlarken, sentetik dolgu mad- deleri ekstrasellüler matriksteki fibroblast prolife- rasyonunu arttırıcı etkileri ile daha kalıcı bir etki sağlayabilirler.11,12 ‘Poly-L-lactic acit’,’calcium hydroxylapatite’ ve ‘polymethylmethacrylate’ gibi sentetik yüz dol- guları sıvı enjekte edilebilir taşıyıcılarla kombine edilmektedirler. Bio-Alcamid ve Aquamid gibi ka- lıcı sentetik bileşiklerin uzun dönem etkileri halen tam olarak bilinmemektedir. Daha güvenilir olan ve bilindik sonuçlar veren kalıcı olmayan dolgu maddeleri varken, uzun süreli kalıcı dolguların kul- lanılması halen tartışma konusudur.12,13 RADIESSE (MERZ AESTHETICS., FRANKSVILLE, WI, USA, İTHALATÇI FİRMA: ASSOS İLAÇ) Sodyum karboksimetilsellüloz jel içinde hazırlan- mış, %30 oranında 25-45µm boyutlarında ‘calcium hydroxylapatite’ küreciklerinden oluşmaktadır. Bu madde diş ve kemikteki mineral komponentle ay- nıdır. HIV hastalarındaki lipoatrofi ve yüzdeki orta-ağır düzey kırışıklıkların düzeltilmesi için FDA onayı alan bu ürün aynı zamanda vokal kord augmentasyonunda ve radyolojik doku işaretleyi- cisi olarak da kullanılmaktadır. Submukozal nodül oluşumu riski nedeniyle dudaklarda kullanımı öne- rilmemektedir. İnert bir madde olduğu için deri testi gerektirmezken radyo opak olması ve direkt grafi- lerde görünmesi gibi dezavantajları vardır. Enjeksi- yonun ardından jel kısmı fagosite edilerek ‘calcium hydroxylapatite’ mikrokürecikleri çevre yumuşak dokuya yerleşir. Mikroküreciklerin yavaş yıkımı ve kollajen proliferasyonu sayesinde 2 yıla kadar uza- yan etki beklenmektedir. Kullanımı için allerji testigerekmez. Radiesse tamamen sentetiktir. İnsan ya da hayvansal kaynaklı bir madde içermez. Estetik amaçlı nasolabial olukların giderilmesinde, rino- plasti sonrası oluşan ufak deformitelerin revizyon- larında, marionette çizgilerinin (dudak kenarların- dan aşağı uzanan çizgilenmeler) giderilmesinde, dudak çevresindeki kırışıklıkların giderilmesinde, yanaklarda dolgunluk sağlamakta, ellerin dorsal yü- züne volum kazandırmak için ve ayrıca malar ve mandibular agumentasyon için kullanılır. Alt göz- kapaklarının iç-alt kısımlarında yer alan tear-thro- ugh deformitesi denen bölgede, glabella hattında ve dudağın kırmızı mukoza kısmında kullanılmaz. Derin dermise enjekte edilir. 25-27 G kalınlıkta iğne ve kanül ile uygulanır. Enjeksiyonları anestezi ge- rektirir. Ülkemiz pazarında mevcut olup gün geç- tikçe kullanımı artmaktadır. Beklenenin aksine kullanımı kolay ve güvenlidir. Uzun kalıcılık iste- diğimiz durumlarda tercih edebiliriz. Ürün genel- likle 0,5cc lidokain ile dilue ederek kullanılır.14-18 SCULPTRA (VALEANT AESTHETICS,NORTH AMERICA.,LLC) Avrupa’da New-Fill olarak da bilinmektedir. ‘Poly- L-lactic acid’ aslında kendi başına bir dolgu mad- desi olarak dizayn edilmemiştir. Aynen Radiesse gibi karboksimetilsellüloz jel içinde hazırlanmak- tadır. HIV ilişkili lipoatrofide endike ve FDA onaylı olmakla birlikte kozmetik yüz dolgu işlemlerinde Amerika’da endikasyon dışı olarak, diğer birçok ül- kede ise endikasyon dahilinde yaygın bir kullanıma sahiptir. 26G iğne ile derin dermis veya subkuta- nöz dokuya lineer geri çekme veya tünel açma yön- temiyle implantasyonu önerilmektedir. Her ne kadar etki mekanizması tam olarak kesinleştirile- mese de, subdermise enjekte edildiğinde granulo- matoz reaksiyon oluşumunu tetikleyerek tip-1 kollajen sentezini aktiflediği düşünülmektedir. Bu etki yaklaşık 6 haftada başlar ama 2 yıla kadar sür- düğü gösterilmiştir.11,19,20 Ülkemizde kullanılma- maktadır. ARTEPLAST, ARTECOLL, ARTEFILL (ARTECOLL: ROFIL MEDICAL INTERNATIONAL, HOLLAND) (ARTEFILL: SUNEVA MEDICAL, INC., SAN DIEGO, CA, USA) Kemik çimentosunda kullanılan ‘polymethyl met- hacrylate’ (PMMA) mikrokürecikleri de doku arttırıcı olarak kullanılmaktadır. İlk geliştirilen PMMA preparatı Arteplast yüzeyinin düz olma- ması, elektrostatik enerji taşıması ve saf olmaması sebebi ile çok sayıda granülom gelişmesine sebep olmuştur. Daha sonra 1994’de yüksek saflıkta ve düz yüzeyli PMMA mikrokürecikleri içeren Arte- coll geliştirilmiştir. 1996 yılında Avrupa’da CE ser- tifikası alan alan Artecoll’ün ABD’de kullanımı kabul görmemiştir. 20 yıl içinde preparat biraz daha geliştirilmiş ve 2003 yılında FDA onayını Ar- tefill ismi ile almıştır.1 Artefill, %3.5 sığır kollajeni ve %0,3 lidokain içinde %20 oranında, 30-40µm çaplarında ‘polymethyl methacrylate’ (PMMA) mikrokürecikleri içeren rezorbe olmayan bir sub- dermal dolgu maddesidir. Nazolabial oluk tedavisi için 2006 yılında FDA onayı almıştır. Deneyimler neticesinde dudak ve ince deriye enjeksiyonu, muh- temel papül-nodül oluşumu riski nedeniyle öneril- memektedir. 1-4 ay içinde bünyesindeki kollajen komponentinin yıkımı sonucu kozmetik düzelmede %50-75 oranında azalma görülebilmek- tedir. Bu süre içersinde, fagositoza ve enzimatik yıkıma di- rençli olan PMMA mikrokürecikleri çevre konnek- tif doku ile enkapsüle olarak kalıcı bir hal alır. Bu durum, vücudun doğal bir savunma mekanizması olan yabancı cismi fibröz doku ile çevreleme özel- liğidir. Estetik etkinin 10 yıldan fazla süredir devam ettiği tecrübe edilmiştir. Her ne kadar PMMA gra- nülomatoz reaksiyonla ilişkilendirilse de Ame- rika’da 5 yılda 251 hastanın tedavi edildiği klinik bir çalışmada granülom oluşumu rapor edilmemiştir.1- 3,6,7,19,21 PMMA’nın yanlışlıkla intradermal uygulan- ması neticesinde sadece cerrahi eksizyonla giderile- bilen nodül formasyonu gözlenebilmektedir.11 Ül- kemizde kullanılmamaktadır. SİLİKON 1000 (ALCON LABORATORY, INC., FORT WORTH, TX, USA) ‘Silicon’ elementi vucutta doğal olarak mukopoli- sakkaritlerin yapısında bulunur. Tıbbi amaçlarla kullanılan ‘silicone’ veya siloksan, ‘silicon’ ve oksi- jen atomlarının hidrokarbon gruplara bağlanarak zincirler oluşturması ile oluşan ‘dimethylpolysilo- xane’ların uzun polimerleridir. ‘Silicone’ lar doğal ortamda bulunmayan sentetik bileşiklerdir. Bu po- limerler viskozitelerine göre likit, jel veya katı olabilirler. Yüksek viskoziteye sahip Adatosil-5000 ve Silikon-1000’in retinal tamponad tedavisinde göz içine enjeksiyonu FDA onayı almıştır ancak yu- muşak doku arttırımında likit silikon kullanımına FDA onayı verilmemiştir. Fakat bilindiği üzere FDA onayı alarak piyasaya çıkan bir ürünün başka endikasyonlarda hasta onam formu ile (off-label) kullanılması yasaldır. Bir ‘dimethylpolysiloxane’ polimeri olan ‘Silikon 1000’ de subdermal dolgu maddesi olarak endikasyon dışı kullanılabilmekte- dir. Haftalar içinde her silikon mikrodamlacığının çevresinde, augmentasyon sağlayan fibröz kapsül oluşumu gözlenmektedir. Yeni kollajen oluşumu 1. ay sonunda %50, 2.ay sonunda %90, 3. ay sonunda %100 oranında gerçekleşir ve kendi kendini sınır- lar. Kollajen oluşumunun bu şekilde yavaş geliş- mesi sebebi ile sonuçlar geç ortaya çıkar. Bu yüzden müteakip tedaviler en az 6 haftalık aralıklarla ya- pılmalıdır.1,7,22 Kesin kontraendikasyonların başında glandü- ler meme dokusuna ve penise enjeksiyonu gelir. Ayrıca, aknenin ‘icepick’ skarları ve derin suçiçeği skarları gibi aşağıya fibrotik bantlarla bağlı skarlara uygulanması bunları eleve edemeyeceği gibi simit görünümüne de sebep olabilir. Likit silikon alerjik olmadığı için uygulama öncesinde deri testine gere yoktur. İnsan ve hayvan çalışmalarında karsinoje- nik etki tespit edilmemiştir. Vücutta değişime uğ- ramaz ancak düşük miktarlarda fagosite edilip retiküloendotelyal sistem taşınır ama zararlı etkisi tespit edilmemiştir. Silikonun yerçekimi ile aşağı kayması hipotezi fizik kurallarına aykırıdır, çünkü silikon sudan ve insan dokularından daha hafiftir. İnflamasyon, endurasyon, ülserasyon, granülom oluşumu ve renk değişimi gibi komplikasyonların görülmesi dolgu maddesi olarak silikon kullanımını sınırlamaktadır. Bilinen en kalıcı doku arttırıcı ajan silikondur, iyi ve kötü sonuçlar genellikle uygu- lama tekniğine bağlıdır.1,7,22 Ülkemizde kullanıl- mamaktadır. AQUAMID (CONTURA INTERNATIONAL, A/S) %2,5 çapraz bağlı homojen ‘Polyacrylamide’ hid- rojeldir. Bu molekül suda erimez fakat suyu tutma özelliği çok fazladır. Kazandırdığı hacmi bünye- sinde tuttuğu su molekülleri verir. Deri testi gerektirmez. Aquamid R’nin viskozitesi daha fazla- dır. 27G iğneyle subkutan uygulanır. 2001’den beri CE sertifikası vardır. FDA onayı yoktur.12,13 Ülke- mizde kullanılmamaktadır. BIO-ALCAMID (ASCENTE MEDICAL, ITALY) %4 Polyalkylimide ve %96 su içeren sentetik ağ ya- pısında polimerdir. Bir dolgu maddesinden çok en- jektabl endoprotezdir. Vücut çevresini 4-8 hafta sonra ince kollajen kapsül ile sarıp izole etmektedir. Bu yüzden yer değiştirmez. Allerjik reaksiyon oluş- turmaz. İstenildiği taktirde geri çıkartılabilir. FDA onayı yoktur. Lokal anestezi yapıldıktan sonra uy- gulanır. Deri testi gerektirmez. Subkutan uygula- nır. Yumuşak kıvamdadır. Dokunma ile fark edilmez. Bio-alcamid lips formu dudak profilini dü- zeltmek için kullanılır. Bio-alcamid face formu daha koyu kıvamdadır. Hafif-orta derece kırışıklık ve hacim kayıplarında kullanılır. Body formu, face formu ile içerik olarak aynı sadece hacimleri fark- lıdır. Pahalı bir dolgu maddesi olması kullanımını sınırlar.12 Ülkemizde kullanılmamaktadır. GORE-TEX Politetrafluoroetilen (PTFE) içeren bu ürün koz- metik dermatolojide lokal anestezi altında bir tro- kar üzerinden rehber iğne yardımıyla derin dermise yerleştirilir. İmplantlar çıkarılabilir oldu- ğundan eğer hasta sonuçtan memnun olmazsa im- plant geri çıkarılabilir. Alerji riski taşımadığından deri testine gerek yoktur. İmplantasyon sonrası en- feksiyon gelişirse implant çıkarılmalıdır.12 Ülke- mizde kullanılmamaktadır. HYALÜRONİK ASİT DERİVELERİ; İnsan vücudunda doğal olarak bulunan hyalüronik asit (HA), konnektif doku ekstrasellüler matriksi- nin temel bir polisakkariti olup, tekrarlayan D-glu- kuronik asit ile D-N-asetik-glukozamin dimerik ünitelerden oluşan bir glikozaminoglikandır. Hüc- reler arası yapıları stabilize ederek kollajen ve elas- tinin bağlanması için viskoelastik bir çatı oluşturur. Potent olarak su bağladığı için deriye enjekte edil- diğinde volüm oluşturarak yumuşaklık ve hidras- yon sağlar. Yaş ilerledikçe hyalüronik asit miktarının düşmesi ile deri hidrasyon, elastikiyetve haraketliliğinde azalma ortaya çıkar. Hacminin 1000 katı su bağlama kapasitesi sayesinde dermisin hacmini ve esnekliğini artırır.7,13,23,24 Doğal formunda, hyaluronik asit hızla emilir. Hyalüronidaz ile yıkıldığı için dermisteki hyalüro- nik asitin ömrü 1 gündür. Butanediol diglycidyl ether (Restylane, Juvederm vs.) veya divinyl sulfone (Prevelle Silk, Captique, Hylaform vs.) gibi kimya- sal ajanlarla yapılan çapraz bağlama neticesinde ısı veya enzimatik yıkıma dirençli preparatlar elde edilmiştir. Bu çapraz bağlanma her bir HA dolgu- suna karakteristik özellikler kazandırır. Bu özellik- ler her bir HA ürününün davranışını, etkinliğini belirler. Çapraz bağlanma işlemi ‘partiküle’ ve ‘non- partiküle’ formlarda HA üretimini olanaklı kılmak- tadır fakat hangi formun daha iyi bir sonuca yol açtığına karar verilememiştir. Partiküle formun (Restylane vs.) oluşturduğu etki ve süresi partikül büyüklüğü ile orantılıdır ve jel içindeki partikül bü- yüklüğü, hacim doldurma özelliğini belirler. Ayrıca mililitredeki HA partiküllerinin yoğunluğu ürünün kalıcılığını ve stabilitesini belirler. Non-partiküle formun(Juvederm vs.) hacim doldurma gücü ise yaptığı çapraz bağ sayısına bağlıdır. İdeal çapraz bağlanma düzeyi bilinmemektedir, aşırı çapraz bağ- lanmanın hyalüronik asitin hidrofilik özelliklerini belirgin olarak azaltabildiği öne sürülmüştür.1,3,7,23,24 Hyalüronik asit dolgular karakteristiklerine göre ‘bifazik’ (çapraz bağlı ve çapraz bağsız HA nın bir arada bulunması) (Restylane vs.) ve ‘monofazik’ (tamamı çapraz bağlı HA zincirler) (Juvederm, Te- osyal vs.) olarak ayrılırlar. Bifazik form büyük par- tiküllü HA uygulanabilmesine olanak sağlarken, uygulanması daha zordur. Monofazik form homo- jen ve küçük partiküllü olduğu için teorik olarak daha kolay uygulanabilmektedir.1,3,6,7,23,24 Bifazik dolgudaki bir başka fark ise monofazik jel parçacıklarıdır. İstenen hacme bağlı olarak dol- guyu binlerce jel parçacıklara bölen konsantras- yonlarına ulaşmak için bir tarama sistemi kullanılmaktadır. Bu nedenle bifazik dolgu madde- leri hiyalüronik asit ve jel parçacıkların farklı bo- yutlarda aynı konsantrasyonuna sahip olurlar.23-26 Hyaluronik asit ürünlerini diğer dolgu ürün- lerine göre kullanımları daha kolaydır. Deri testigerektirmez. Soğuk zincirde saklanmasına ve trans- portuna gerek yoktur. Ancak, hyaluronik asit ürün- leri yüksek ısıya temas etmemelidir. Bu durumda oluşan monomerler, inflamasyon geliştirme potan- siyeline sahiptir.11 HA’nın avantajlarının dezavantajlarından çok daha fazla olması, kullanımını ABD’de son on yılda % 190 arttırdı. 2011 yılında, ABD’de enjekte edi- len tüm dolgu maddeleri içinde %69’u HA içeren dolgulardır. Hyalüronidaz kullanımı ile hızlı geri dönüş sağlanabilmesi, doğal ve güvenli olması, hay- vansal ürün içermemesi, hemen uygulama sonra- sında kozmetik sonuç elde edilmesi ve antijenik özellik göstermemesi hyalüronik asitin diğer dolgu maddelerine üstünlük sağladığı avantajlarıdır.23,24 Her ne kadar üretici firmalar hyalüronik asit preparatları için kullanım öncesinde deri testi uy- gulanmasının gerekli olmadığını belirtse de, dolgu maddeleri içinde değişik miktarlarda bulunan hya- lüronin ilişkili protein teorik olarak hipersensiti- vite riski taşımaktadır. Lowe ve ark. 1996-2000 yılları arasında 709 hastaya uyguladıkları Hylaform ve Restylane tedavisi sonrasında hastaları 1 yıl süre ile izlemişler. Üç hastada (%0.042) geç tip hiper- sensitivite reaksiyonu gelişirken reaksiyon hastala- rın üçünde de tedaviden ortalama 6-8 hafta sonra başlamıştır. Hastaların tümünde nazolabial bölgede abse formasyonu gözlenmiştir.3 HA uygulaması gebelerde, emzirenlerde, 12 yaş altı çocuklarda, keloid gelişimine yatkınlığı olanlarda, kanama diyatezi varlığında, aktif enfek- siyon ve inflamasyon varlığında kontraendikedir.11 Genel olarak Hyalüronik Asit deriveleri, 27- 30G gibi ince uçlu iğneler ile deriye 33° açı ile giri- lerek uygulanır. Etkisi ortalama 6-12 aydır. Son zamanlarda Avrupa’da yapılan bir çalışmada dü- zeltme etkisinde zamanla azalma olduğu gösterilmiş ve tedaviyi takiben ikinci haftada %98, üç ay sonra %82, altı ay sonra %69, bir yıl sonra da %66 oran- larında düzelmede azalma olduğu bildirilmiştir.3,24 Ülkemizde pek çok HA içeren dolgu maddesi bulunmaktadır. Burada sık kullanılanlardan kısaca bahsedilecektir. Restylane (Galderma S.A., İthaltaçı firma: Pharmexx): 1996 yılında hayvan kaynaklı olmayan ilk hyalüronik asit derivesi olarak piyasaya çıkmıştır. 2003 yılında FDA onayı alan bu ürünün %0.3 lidokain içeren formu da piyasada bulun- maktadır. Firma hyaluronik asidi, hayvansal kay- naklı olmayan bir yöntemle (bakteriyel ferman- tasyonla) üretmektedir. Bu yönteme NASHA (Non animal source hyaluronik acid: hayvansal kaynaklı olmayan hyaluronik asit) denir. HA bakteriyel fer- mantasyon ile üretildikten sonra, yüzey alanını arttırmak ve ürünün doğal yıkımını yavaşlatmak amacıyla 1,4-butanediol diglycidyl ether eklene- rek çapraz bağlı hale getirilmektedir. Tüm Resty- lane ürünleri mililitrede 4000 ile 200.000 arasında değişen partikül içermektedir. Jel homojenize edil- dikten sonra 1 ml’lik kullanıma hazır enjektörler içersine konmaktadır.‘Restylane Perlane’ mililit- rede yaklaşık 8000 jel partikül içerir. Restylane’e göre partikül büyüklükleri daha büyük olduğu için daha koyu kıvamlıdır. Restylane 30G iğne ile en- jekte edilebilirken, daha büyük partiküllere sahip Perlane 27G ile enjekte edilir. Dolayısıyla Perlane daha derin kırışıklıklar için tercih edilirken, Restylane daha yüzeyel kırışıklıklarda kullanıla- bilmektedir. Kalıcılık ürün skalasına göre 6-12 ay arasında değişir.3,7,27 Restylane; 20 mg/ml hyaluronik asit içerir. Mi- lilitre başına 100.000 partikül içerir. Glabella, alın- daki yatay çizgiler, dudak köşeleri ve dudaklara (kontür veya dolgunluk verme amaçlı) uygulana- bilir. Orta dermise uygulanır.3,7,27 Restylane Perlane; 20 mg/ml hyaluronik asit içerir. Mililitre başına 8.000 partikül içerir. Resty- lane’e benzer fakat daha büyük parçacıklar içerdi- ğinden daha geç hacim kaybına uğrar. Genellikle yanak-burun arasında oluşan naso-labial kırışıklık gibi derin kırışıklıklara enjekte edilir. Nazolabial alan için sık tercih ettiğimiz dolgular arasındadır. Derin dermise uygulanır.3,7,27 Restylane Vital/Vital light: Restylane Vital(20 mg/ml) hacim verme amacından çok, cilt yapısını onaran, cilde diriliğini kazandıran bir üründür. Mesoterapi gibi çok sayıda yüzeyel enjeksiyon ya- pılarak dört hafta ara ile 2-3 seans uygulanır. Etkisi kalıcı olmadığından yılda 2 kez tekrarlamak gere- kir. Ayrıca daha yeni oluşmaya başlayan kırışıklarve deriye yüksek nem verebilmek için Vital/light (12 mg/ml) ürünüde mevcuttur.3,7,27 Restylane SUB-Q; Mililitrede 1000 partikül içerir. Malar ve mandibular agumentasyon için kullanılır. Volum oluşturmak içi sıklıkla tercih edi- lir. Uygulamalar derin subkutan veya supraperios- tal yapılır.3,7,27 Juvederm (Allergan, USA, İthalatçı firma: Al- lergan): Viskoelastik, jel kıvamında monofazik hya- lüronik asit preparatıdır. Bakteriyel fermantasyon yoluyla elde edilir. 1,4 Butandiol diglisidileter (BDDE) ile çapraz bağlanmıştır. Kalıcılık HV (high viscosity) teknolojisi sayesinde 8-12 aydır. FDA ta- rafından 1 sene etkisi olduğu onaylanmış tek hya- luronik asit içeren dolgu maddesi olduğu belirtilmektedir. Juvederm ultra serisi dolgu mad- deleri, enjeksiyon ağrısını gidermek için lidokain içerir.3,7,23,24 Juvederm Ultra 2; 24 mg/ml, BDDE (++), Özel- likle göz kenarı, alın, glabella, yanak çizgileri ve hafif nazolabial kıvrımlar gibi yüzeysel kırışıklarda tercih edilen bir dolgudur. Üst-orta dermise uygu- lanır.23,24 Juvederm Ultra 3; 24 mg/ml, BDDE (+++), Orta derinlikteki glabella, yanak kırışıklıkları, nazola- bial kıvrım tedavisinde tercih edilen bir dolgudur. Ayrıca burun, ağız kenarı ve dudak hacim resto- rasyonunda etkin bir şekilde kullanılır.23,24 Juvederm Ultra 4; 24 mg/ml, BDDE (++++), Malar/mandibular agumentasyonun yanı sıra cilt- teki derin çöküntülerin doldurulmasında, derin na- zolabial kıvrımlarda ve marionette çizgilerine kullanılan bir dolgudur. Orta ve derin dermise uy- gulanır.23,24 Juvederm Voluma; 24 mg/ml, BDDE (+++++), Kilo kaybı ya da yaşa bağlı yüz yağ dokusunun azalması nedeniyle çukur hale gelen yanak ve malar/mandibular agumentasyon için sık tercih et- tiğimiz bir dolgudur. Voluma tedavisinin kaldırma etkisi 18 aya kadar görülebilir.23,28 Juvederm Volbella; 15 mg/ml, BDDE (++), Ju- vederm dolguları ailesinin yeni üyesidir. Dudak dolgusu için kullanılır. Üretiminde Allergan’ın pa- tentli özel bir yöntemi olan Vycross tekniği kulla- nılmaktadır. Bu sayede dudakta 12 aya kadaretkisini sürdürebilir. Daha doğal görünüm ve işlem sonrası daha az ödem olmaktadır.23,29 Dudak uygu- lamalarında son dönemlerde sık tercih ettiğimiz bir üründür. Juvederm Ultra smile; 24 mg/ml, BDDE (+++), Dudak hacminin dolgunlaştırılması ve ağız çevre- sinin yeniden şekillendirilmesi için kulanılan bir dolgudur. Volbelladan sonra daha az tercih edil- mektedir.23,24 Juvederm Hydrate; 13.5 mg/ml, BDDE (-) Cilt hidrasyonunu ve esnekliğini arttırmak için tasar- lanmış bir hiyalüronik asittir. Yüz, boyun, eller ve dekolte bölgesine bir cm aralarla seri nokta tekniği şeklinde mezolift amaçlı olarak kullanılır. Lidokain içermez.23,24 Teosyal (Teoxane, Geneva, İthalatçı firma: Sel- tek): Kalıcı ve hayvansal kaynaklı olmayan, hyalu- ronik asit içeren bir dolgu maddesidir. Monofazik bir hyaluronik asittir. 15- 25 mg/ml HA içerir. Ka- lıcılık süresi 6-12 aydır. Ultra Deep, Deep Lines, Global Action, First Lines, Kiss, Touch up, Ultimate ve Meso (çapraz bağ içermez) formları vardır.24 Ay- rıca en yeni çıkan iki ürünü: Teosyal Redensity I(Işık dolgusu): Mezoterapi ve dolgu teknikleri arasında yeni bir konsept olup, içeriğindeki HA, aminoasitler, vitaminler ve anti- oksidanlarla hem nemlendirme hemde cilt yeni- lenme işlemi birlikte yapılabilmektedir. 3 hafta aralıklarla 3 seansta beklenen etkiye ulaşılır. Teosyal Redensity II (Gözaltı ışık dolgusu): Göz çukuru ve morluk problemleri gibi göz çevresi sorunlarının çözümüne yardımcı olan bir üründür. Kalıcılığı 1 ile 1,5 yıl arasında değişir. İçeriğindeki HA, aminoasitler, vitaminler ve antioksidanlarla hem nemlendirme hemde cilt yenilenme işlemi birlikte yapılabilmektedir. Redensity I’den farklı olarak HA hafif çapraz bağlar içerir. Bu sayede göz- altı çukurunu düzeltme uzun süre devam eder. Gözaltı deformitlerini düzeltmek için son zaman- larda sık tercih ettiğimiz bir üründür. Perfectha (ObvieLine, France, İthalatçı firma: Mezoklinik): Çapraz bağlı, hayvansal kaynaklı ol- mayan, 3D Dolgu | E-Bridge teknolojisi ile üreti- len, bifazik bir dolgu maddesidir. CE onayı vardır. Bu dolgu maddesi Perfectha Derm Fine Lines, Perfectha Derm, Perfectha Derm Deep, Perfectha Derm Subskin olmak üzere 4 ayrı formda üretil- mektedir. Esthélis (Anteis S.A., Switzerland, İthalatçı firma: Sanovis), CPM (KohezivPolidensifiye Mat- riks) teknolojisi ile üretilen monofazik-polydensi- fiye yapıda bir dolgudur. Hayvansal kaynaklı olmayan bir dolgu maddesidir. Soft, Esthelis Basic, Fortélis extra (Monofazik-monodensifiye) ve Mo- delis olmak üzere dört formu vardır. Ayrıca Meso- lis ve Mesolis plus(içerisine gliserol eklenmiş şekilde) ürünü çapraz bağlı olmayan daha düşük yoğunlukta HA içeren ürünleri vardır. Regenyal İdea/Bio-Expander(Phitocorp, Italy, İtahaltçı firma: Naturamed): Yüz şeklinin dengeli volümetrik yapılandırılmasında bir yenilik olan Bio- Expander; 3 değişik molekül ağırlığındaki HA kombinasyonuyla oluşturulmuştur (1 M Dalton,2 M Dalton, 500 K Dalton). Ürün paketinden 3 ayrı 1,1 ml hacminde HA çıkmaktadır. 1 ve 2 M Dalton HA lar çapraz bağlı olup cildin volumünü ve yapı- landırılmasını sağlar. 500 K Dalton luk HA ise ser- best olarak dağılarak cildin nemlendirilmesini sağlar. Böylelikle agumentasyon ve rejüvenasyon bir arada yapılabilmektedir. Bu ürünü tüm yüzde hızlı ve kombine bir etki oluşturmak istediğimizde tercih etmekteyiz. Ayrıca İdea/Regenyal Dolgula- rının yüz agumentasyonu için İdea, dudak agu- mentasyonu için Lips ve biyo-revitalizasyon için IAL system/ IAL system-ACP ürünleri mevcuttur. HİDROFİLİK JEL DERİVESİ Aquafilling(BIOMATRIX EUROPE, Czech Repub- lic, İthalatçı firma: Alesta) %2 sentetik lineer po- liamid ve %98 serum fizyolojikten oluşan bir hidrofilik jeldir. Yapısı karbonil ve amin grupları arasındaki çoklu hidrojen bağlarını esas alır. Bir- den fazla aktif karboksilik grupların bulunması po- limer molekülüne pozitif yükünü verir ve yüksek hidrolik yapı ve suda çözünürlük sağlar. Hem yüz- deki kırışıklıklar hemde vücut estetiğinde (meme büyütme, kalça büyütme) kullanılabilen bir dolgu maddesidir. Faceline ve bodyline olarak 2 ayrı formda üretilmektedir. Faceline 1 cc lik hazır en- jektörde, yüzdeki dolgu uygulamalarında kullanılır. Bodyline ise 100 gr lık poşetlerde, meme ve kalçabüyütme gibi vücut şekillendirilmesinde kullanı- lır. Vücut uygulamalarında 5-8 yıl kalıcıdır Dolgu maddesi uygulanacak hastayı seçtikten sonra, doğru ve kaliteli ürünü tercih etmek ne kadar önemli ise, uygulanacak ürünü doğru tek- nikle uygulamakta çok önemlidir. UYGULAMA TEKNİKLERİ VE ÖNERİLER Çoğu dolgu maddesi, viskozitesine göre önceden hazırlanmış ve sterilize edilmiş, kapalı sistem, ‘kul- lan at’ şırıngalarda kullanıma sunulmaktadır. İnce kırışıklıklar yüzeyel enjeksiyon gerektirir. Daha derin kırışıklıklarda ise uygulamaya göre, orta derin dermis veya subdermise yerleştirme yapılır. Dolgu maddesi 4 yöntemle enjekte edilebilmekte- dir; (a) Seri Nokta-Serial Puncture, (b) Tünel Açma-Linear Threading, (c) Yelpaze-Fanning, (d) Çapraz Tarama-Cross Hatching (Şekil 1).2 Seri Nokta yönteminde kırışıklık hattı bo- yunca çok sayıda nokta enjeksiyon yapılarak dolgu maddesi uygulanır. Devamlı ve düzgün bir sonuç elde etmek için enjeksiyon noktaları mümkün ol- duğunca yakın tutulmalıdır. Kalan boşluklar masaj uygulanarak düzeltilebilir. Bu teknik akne skarı, yüzeysel alın kırışıklıkları, glabella ve filtrum dol- durulması ile cerrahi dışı rinoplasti uygulamalarda faydalıdır.2 Tünel açma yönteminde öncelikle iğne ucu sanki bir tünel oluştururmuşcasına kırışıklık bo- yunca ilerletilir. ‘Push-ahead technique’ olarak ad- landırılan yöntemde iğne daha ilerletilirken dolgu maddesi verilir. Bu anterograd uygulamada damar- lara zarar verebilme riski mevcuttur. Tünel açmayönteminde bir diğer uygulama tekniği ise iğne ta- mamen içerdeyken yavaş yavaş geri çekerek dol- gunun verilmesidir. Bu retrograd yöntem daha homojen ve güvenli bir uygulama sağlamaktadır. Tünel açma yöntemi vermillon çizgisi ve nazolabi- yal oluk onarımlarında en iyi yöntemdir.2 Yelpaze/Çapraz Tarama yöntemleri, Tünel Açma yönteminin, daha geniş defektlerin doldurul- masına olanak veren varyasyonlarıdır. Yelpaze yön- teminde tek bir iğne girişi ile yelpaze oluşturacak şekilde ışınsal tüneller açarak iğnenin yönü değişti- rilir. Çapraz tarama yönteminde ise iğne ile çok sa- yıda giriş yapılarak birbirini dik kesen tüneller oluşturulur. Her iki teknik de malar bölge ve ağız komissürü (Marionette) uygulamalarında faydalıdır.2 Uygulama tekniklerinin klinik olarak yapılmış karşılaştırılmalı çalışması olmadığı için işlem başa- rısı açısından bu tekniklerin birbirlerine üstünlük- lerinden bahsedilemez. Örneğin seri nokta tekniği ile uygulama kontrolü daha kolay iken, bu tekni- ğin ‘overlap’ denen aynı yere multipl enjeksiyon riski daha fazladır. Yine seri nokta yönteminde, yü- zeyel birikimlerin oluşmaması için, iğne deriden çı- karılırken uygulanan basıncın azaltılması gerektiği akılda tutulmalıdır. Tünel açma tekniği ise diğer- lerine göre daha çok deneyim gerektirmektedir. Birçok hekim genellikle bu iki tekniğin kombinas- yonunu kullanmaktadır. Uygulama bölgelerine göre dudakta tünel açma ve/veya seri nokta tekniği; oral komissür, marionette çizgileri ve ağız köşele- rinin altı için çapraz tarama tekniği idealdir. Nazo- labiyal bölge için seri nokta ve lineer geri çekme teknikleri kullanılabilir. Glabellar bölge derin ve geniş kırışıklıklarda seri nokta tekniği önerilir. Alın kırışıklıklarında seri nokta tekniği önerilir.2,30 Dolgu maddelerinin doğru teknikle uygulma- nın yanında uygulama bölgesinin ihtiyacına göre dolgu maddesi belirlenmeli ve ürüne göre derinlik ayarı iyi yapıldıktan sonra uygulama yapılmalıdır. Bunun aksine yanlış ürün tercihi durumunda iste- nilen etkinin olmaması ya da gereğinden fazla etki yaratılması söz konusu olabilir.

    UYGULAMA ALANINA GÖRE DOLGU MADDESİ SEÇİMİ Yüzün Üst Kısmında en sık müdahale edilen kırışıklıklar; frontalis kasının hareketiyle oluşanalın kırışıklıkları, depresor corrugator kompleksi- nin oluşturduğu vertikal glabellar kırışıklıklar ve orbikülaris oküli kasının hareketiyle oluşan kaza- yağı kırışıklarıdır. Yatay alın çizgileri ve kaş orta- sında beliren çizgiler kişilerde çatık kaşlı sert ve mutsuz bir ifade oluşturur. Her ne kadar bu tarz di- namik kırışıklıklar botilinum toksini tedavisine çok iyi cevap verse de dirençli vakalarda botilinum tok- sini ile kombine düşük çapraz bağlı yada küçük partiküllü HA’nın intradermal uygulanması başa- rılı bulunmuştur.6,31 Yüzün Orta Kısmında malar çıkıntı üzerindeki derinin incelmesi ve yanakların çökmesi dolgu maddeleri kullanılarak düzeltilebilir. En büyük partiküle ya da en çok çapraz bağa sahip HA pre- paratının veya uzun süreli kalıcı dolguların subku- tan/supraperiostal uygulanması, orta yüz augmen- tasyonu için yapılan yağ transferine iyi bir alterna- tiftir. ‘Tear Trough’ deformiteleri tedavisi sırasında orbital yağ dokusunun gravitasyonel yer değişimini önlemek maksadıyla hastanın dik oturması sağlan- malıdır. Dolgu maddesi retrograd tünel açma yön- temi kullanılarak orbital rimin hemen dışına ve orbicularis oculi kası altına çok yavaş olarak az miktarda enjekte edilir. İşlem sonrası homojen da- ğılımın sağlanması maksadıyla hafifçe masaj yapı- labilir. Bu bölgedeki işlemin başarısı seçilen ürünle birlikte, uygulanan teknik ve hekimin tecrübesiyle ilişkilidir. Ekimoz oluşmaması için enjeksiyon son- rasında bölgeye basınç ve buz uygulamalıdır. İki enjeksiyon arası en az 4 hafta olmalıdır. Hyalüronik asitin çok yüzeyel yerleşimi durumunda mavi bir renk değişimi görülür ki buna ‘Tyndall Etkisi’ adı verilir. Kendiliğinden düzelme eğiliminde olan bu renk değişimi hyalüronidaz enjeksiyonu veya Nd:YaG lazer kullanımı ile tedavi edilebilir.7,32 Dolgu maddelerinin bir diğer yeni kullanım alanı da hastaları cerrahi işlemlerden kurtaran ‘En- jeksiyon Rinoplastisi’dir. Fronto-nazal açı, burun sırtı ve nazolabiyal açıya, orta derin dermise orta büyüklükte dolgu uygulanmalıdır.6 Yüzde en çok düzeltilmesi istenen nazolabiyal sulkuslar özellikle gülme sırasında daha da derin- leşerek yaşlı bir görüntü oluşturur. Birçok hasta bu bölgedeki çizgilerin bir seansta tamamen kaybol- masını bekler. Tek seansta aşırı dolgulama yüzü şişve ifadesiz gösterdiğinden dolgulama birkaç seansta yapılmalıdır. Nazolabiyal sulkus yüzdeki diğer kı- rışıklara göre daha derin olduğundan daha yoğun dolgu maddeleri orta-derin dermise uygulanmalı- dır.6,7,31 Yüzün Alt Kısmı yaşlanma ile birlikte volum kaybı ve yumuşak dokuların çökmesi ile ağız ko- missürleri aşağı bakar ve depresör anguli oris kası- nın aşırı hareketi neticesinde marionette çizgileri gelişir. Dudak dolgulamasında öncelikle dudak çev- resi (vermillon) doldurulmalı, daha sonra dudak ke- narları ve perioral çizgilenmeler doldurulmalıdır. Son olarak dudak dolgunlaştırmak isteniyorsa, kuru/ıslak mukoza birleşiminin orta 1/3’lük kıs- mından submukozal enjeksiyon yapılarak dolgu maddesi implante edilir. Orbikülaris oris kasının ha- reketleri perioral kırışıklık oluşumuna, yaşa bağlı atrofi ise dudak vermillon sınırı ile volüm kaybına ve ‘cupid bow’ adı verilen üst dudak kıvrımının kaybına yol açar. Bu bölge tedavileri çok ağrılı ol- duğu için, %2’lik lidokain ve 1:100.000’lik epinefrin ile infraorbital ve mental blok tavsiye edilmektedir. Ağız komissüründen başlanarak iğne vermillon hattı boyunca (kırmızı-beyaz dudak arası) ilerletilir ve retrograd tünel açma sırasında dolgu maddesi subdermal bölgeye implante edilir. Dudak dolgu iş- lemlerinden önce herpes simpleks hikayesi olan hastalara antiviral profilaksi verilmelidir. Perioral çizgilenmeler ise lazer, dermabrazyon, botilinum toksini ve dolgu maddeleri ile tedavi edilebilmek- tedir. Bu bölgede tek başına dolgu maddesi kulla- nımı çok etkili bir yöntem olmamakla birlikte güvenli ve pratik bir seçenektir.6,7,31 Derin marionette çizgileri ve aşağı dönmüş oral komissürler birçok dolgu maddesi ile geriye döndürülebilir. Bu alanda sıklıkla yelpaze ve ret- rograd tünel açma tekniği kullanılır.7 Çenede yaşlanma ile meydana gelen değişik- liklerin giderilmesinde küçük onarımlar yapılabi- lir. Çene için kullanılan dolgu maddesi spektrumu da büyük partiküllü ya da çok çapraz bağlı olup, yanak için kullanılanlarla paralellik göstermekte- dir.5 Yüzün her bölgesinde çeşitli nedenlerle oluşa- bilen atrofik skarların tedavisinde de dolgu maddeleri kullanılabilmektedir. Uygulama yapmadan önce skarın bulunduğu alan iki parmakla gerilir, eğer skarda düzelme oluyorsa dolgunun yararlı ola- cağı anlaşılır. Günümüzde dolgu maddelerinin skar tedavisinde başlıca kullanım alanları akneye bağlı skarlardır. Ancak, pitted ve ice-pick skarların fib- röz özelliğinden dolayı, dolgu ile tedavisinden sağ- lanacak fayda çökük veya geniş tabanlı skarlara göre oldukça sınırlıdır. Dolgu enjeksiyonu ile teda- viye en iyi cevap veren akne skarları atrofik ve/veya Rolling skarlardır. Uygulama öncesinde subsizyon ile deri altı fibrotik bantlar kesildikten sonra dolgu enjeksiyonu yapılması daha iyi sonuç- lar elde etmemizi sağlar. Dolgu enjeksiyonu için en uygun skarlar olgunlaşmış, sekel halini almış skar- lardır.21 Dolgu maddesi uygulamasında iyi sonuç ala- bilmek için, tüm disiplinlerin gerekliliğini her yö- nüyle yerine getirmeliyiz. Bu disiplenlerden biri de doğru hastayı seçmek ve seçilen hastayı en iyi şe- kilde bilgilendirmektir. HASTA SEÇİMİ VE BİLGİLENDİRİLMESİ Hekim tarafından öncelikli olarak sorgulanıp or- taya koyulması gereken hastanın estetik kaygıları- nın dolgu işleminden ne kadar fayda görebileceği ve bunun hastanın tatmini için yeterli olup olma- dığıdır. Bu değerlendirme daha ilk konsultasyonda yapılmalı ve eğer gerekiyorsa hasta farklı kozme- tik prosedürlere (resurfacing, recounturing, rela- xing) yönlendirilmelidir. Eğer işleme karar veril- diyse ikinci aşamada hastanın ayrıntılı medikal hi- kayesi alınmalıdır. Aktif enfeksiyonu olanlar için işlem ertelenmeli, asprin ve kumadin gibi ilaçlar kullananların mümkünse ilaca ara vermeleri sağ- lanmalıdır. Her ne kadar immünsupresyon bu işlem için bir kontraendikasyon teşkil etmese de, hastaya muhtemel enfeksiyon oluşabilme riski hak- kında bilgi verilmelidir. Üçüncü aşama olarak has- taya işlem hakkında bilgi verilmelidir. Kullanı- labilecek farklı dolgu maddeleri, bunların avantaj ve dezavantajları, etkinlik süreleri ve beraberinde kullanılacak anestezi hakkında bilgi verilerek, kul- lanılacak dolgu maddesinin seçimine hasta da dahil edilmelidir. Son olarak oluşabilecek bütün kompli- kasyonlar hastaya anlatılmalı ve yasal prosedür açısından tüm bu komplikasyonları içeren imzalı onam formu mutlaka alınmalıdır.30 Dolgu maddelerini iyi uygulayan bir hekim, dolgu maddeleri uygulama sırsında/sonrasında olu- şabilecek komplikasyon yönetimini iyi bilen ve komlikasyon oluşursa bu durumu iyi yöneten he- kimdir. DOLGU MADDESİ KOMPLİKASYONLARI Hasta seçiminin yanında hangi dolgu maddesinin nerde kullanılıp nerde kullanılmaması gerektiği ile uygun teknikle enjeksiyon derinliğini bilmek çok önemlidir. Yine de erken ve geç dönemlerde has- talarda minör ve/veya majör komplikasyonlar maa- lesef ortaya çıkabilmektedir.30,33 ERKEN DÖNEM KOMPLİKASYONLAR Minör Komplikasyonlar İşlem için en iyi teknik seçimi ve uygulama sıra- sında maksimum dikkat uygulansa dahi ekimoz, ödem, hassasiyet ve deride renk kaybı gibi minör komplikasyonlar ortaya çıkabilmektedir. Çoğu zaman bunlar ertesi sabah ortaya çıkar. Eğer hasta kan sulandırıcı tedavi veya bazı vitamin (E vita- mini, ginseng, gingko, zencefil, sarımsak) takviye- leri altında ise ekimoz boyutu daha derin olabilir. Ekinezya gibi bazı doğal tedavi yöntemleri ile eki- mozun azalabildiği bildirilmiştir. İlginç olarak bir- çok uygulayıcının benimsediği yelpaze yönteminin kanama ve ekimoz oluşumuna yatkınlık sağladığı söylenmektedir.33 Yerleştirilen yabancı cismin irritasyonuna bağlı olarak oluşan geçici ödemin 24-72 saatte geç- mesi beklenir. İğne travması neticesinde oluşan hassasiyet hisside benzer sürelerde geçer. Ödem ve hassasiyet, uzun etki süreli dolgu maddeleri kulla- nıldığında kısa etkililere göre daha belirgin olarak karşımıza çıkmaktadır. Uygulama sonrası görülen ağrı, muhtemelen koyulan materyalin etkisiyle ge- rilen derideki kutanöz sinirlerin irritasyonuna bağ- lıdır.19 Deride renk değişimine hyalüronik asit ve kal- siyum hidroksilapatit enjeksiyonlarından sonra sık rastlanmaktadır. Bu durum bir hipersensitivite reaksiyonuna benzemese de mast hücresi salınımının renk değişimine eşlik ettiği gözlenmiştir.11 MAJÖR KOMPLİKASYONLAR Dolgu işlemi için başvuran hastaların önemli bir kısmı asimetrinin giderilmesi talebi ile gelmekte- dir. İşlem sonrası hala bir miktar asimetrinin sebat edebileceği daha en başından hastaya söylenmeli- dir. Değişimin gösterilmesi için işlem önce ve son- rasında fotoğraf çekilmesi önerilir. Enjeksiyon sonrası oluşan yumrulaşma muhtemelen masaj ile giderilebilmektedir. Ancak orta partiküllü dolgu maddelerinin aşırı yüzeyel enjeksiyonu sonucu oluşabilen yumrular aylarca sebat edebilir.33 Hematom nadir rastlanan bir komplikasyon olup işlem sırasında kan damarlarının yanlışlıkla yırtılmasına bağlıdır. Özellikle glabellar bölge, sup- ratroklear arter ve yoğun anastomoz ağı nedeniyle hematom oluşumuna daha yatkın bir bölgedir. En- jeksiyon sonrasında hızlı hipersensitivite gelişimi sık rastlanan bir durum olmamakla birlikte sığır kollajeni uygulamaları ile karşımıza çıkabilmekte- dir. Enjeksiyon bölgesinde enfeksiyon nadir olsa da, travma sonucu HSV reaktivasyonu görülebilir.11 GEÇ DÖNEM KOMPLİKASYONLAR Minör Komplikasyonlar Özellikle orta/derin dermise uygulanan HA, kalsi- yum hidroksilapatit ve poly-L-lactic asit sonrası et- yolojisi bilinmeyen gecikmiş küçük yumrular oluşabilir. Hayvansal olmayan ürünler kullanıldı- ğında gecikmiş hipersensitivite reaksiyonuna çok nadir rastlanır.32 MAJÖR KOMPLİKASYONLAR Gerçek granülom oluşumu çok nadirdir. Hasta po- pülasyonunun %0,1’inde rastlanır. Çoğunluğu orta- uzun etkili ve kalıcı dolgu maddeleri kullanımı sonucu görülmektedir. Yabancı cisim reaksiyonu sonucu oluşan bu granülomlar genellikle hafif eri- temin eşlik ettiği dermal nodül oluşumu ile pre- zente olmaktadır. Bu granulomlar enjeksiyondan sonraki 6 ay içinde genellikle kendiliğinden kay- bolmakla birlikte, PMMA enjeksiyonu sonrası 14. aya kadar sebat eden granülomlar da bildirilmiş- tir.Enfeksiyon, genellikle, başta S.aureus olmak üzere deri patojenlerinin neden olduğu erken komplikasyondur. Ancak ilerleyen dönemlerde, granülomdan farklı olarak fluktuasyon veren no- düllerin oluşması da enfeksiyonu akla getirir. Eri- tem, hassasiyet ve ısı artışı bu nodüllere eşlik eder. Mikobakteriler gecikmiş dönemde enfeksiyon ya- pabilmeleri (steril abse) ile suçlanmaktadır.33,34 Enjekte edilen implantın migrasyonu bir diğer gecikmiş dönem komplikasyondur. Kalsiyum hid- roksilapatit ve silikon gibi kalıcı implantlarda bu risk varken, rezorbe olan geçici dolgular için bu durum çok nadirdir. Risk olmasına rağmen yapılan üç farklı çalışmada kalsiyum hidroksilapatitin mig- rasyonu gösterilememiştir. Bunun yanında eğer dudak dolgusunda uygulanmış ise, kalsiyum hidro- ksilapatitin yüzeyel migrasyon sonucu ‘popkorn dudak’ görünümüne yol açabildiği rapor edilmiştir. Silikon eğer mikrodamlacık tekniği ile uygulan- mışsa migrasyon riski çok daha azdır. Enfeksiyon ve granulomatoz reaksiyon gibi durumlar migras- yonu tetikleyebilir.32 KOMPLİKASYONLARIN YÖNETİMİ Korunma Komplikasyonlarla başa çıkabilmenin en iyi yolu en başta hiç ortaya çıkmamalarını sağlamaktır. Bunun için öncelikle hangi bölgede hangi dolgu maddesi kullanılmasının uygun olacağının ve ürü- nün özelliklerinin çok iyi anlaşılması gerekir. Ör- neğin, çok yönlü bir dolgu maddesi olan kalsiyum hidroksilapatitin dudakta kullanımı nodülarite olu- şumu riski taşır. Dudağa kortikosteroid enjeksiyonu nodülleri küçültse de aynı zamanda dudakta atrofi oluşturma riski de vardır.30 İşlem öncesi sinir bloğu şeklinde yapılan epi- nefrinsiz anestezi tercih edilen bir yöntem olmakla birlikte, bu tarz anestezi maalesef işlem bölgesi da- marlarında vasokonstrüksiyon oluşturamamakta- dır. Nazolabiyal sulkus implantasyonlarından önce 1/100.000’lik epinefrin içeren 1 ml %1 lidokain en- jeksiyonu damarların yeterince büzülmesini sağla- yarak damarların hasarlanma riskini minimalize etmektedir.Hastada istenmeyen bir etki görülmesi durumunda, bu durum için bir tedavi planının bulunduğu anla- tılarak hasta rahatlatılmalıdır. Tedavi planının bir- kaç seans sürebileceği hakkında bilgi verilmelidir. Hekimin tespit etmesi gereken, oluşan komplikas- yonun zamanla kendiliğinden geçebileceği mi yoksa müdahale zorunluluğu mudur.11 TEDAVİ Ekimoz gibi minör komplikasyonlar için gözlem ve destek tedavisi önerilir. Erken dönemde oluşan yumrular ve orta dereceli asimetri için hafif masaj uygulaması faydalıdır. İleri düzeyde asimetri komplikasyonu durumunda ek enjeksiyon planlan- ması simetri sağlayabilir.19 Yüzeyel papül oluşumu durumunda dermab- razyon veya lazer resurfacing gibi yöntemler fayda sağlamakla birlikte eğer uygulanan implant kalıcı değilse öncelikle iğne ile aspirasyon yöntemi de- nenmelidir. Bölgeye serum enjeksiyonu aspirasyon etkinliğini arttıracaktır. HA’nın yüzeyel implan- tasyonu sonucu oluşan granulomlar hyalüronidaz enjeksiyonu ile başarıyla giderilebilmektedir. İn- tralezyonel steroid enjeksiyonu da implant kay- naklı granülom oluşumunda yaygın olarak kullanılmaktadır. Ancak deride atrofi ve eritem oluşturabildiği için 10 mg/ml’nin üstünde uygu- lanmamalıdır. Abse formasyonu durumunda, aspi- rasyon materyalinden kültür alınır. Kültür sonucuna göre spesifik antibiyotik başlanmalıdır. Ancak çoğu vakada kültür sonucu negatif gelmek- tedir. Steril abse durumunda yine de hastaya anti- biyotik tedavisi verilmeli ve abse drenajı yapılmalıdır. Gerekli görülürse intralezyonel ri- fampisin enjeksiyonu da yapılabilir.33 Damar yaralanması veya damar içine enjeksi- yon sonucu oluşan deri nekrozu en korkulan komplikasyondur. Enjeksiyon alanında solma ve şiddetli ağrı oluştuysa bu nekrozun habercisidir. Bu durumda dolgu alanına hemen hyalurinidaz enjek- siyonu, nitrogliserin pomad ile masaj ve sistemik heparin enjeksiyonu yapılmalıdır. Nekroz oluş- muşsa cerrahi işlemler gerekebilir.

  • Cildinizi kırıştırmayın – dolgu

    DOLGU UYGULAMALARI

    Zaman insanlarda karşı koyulamayacak değişiklikler oluşturur. Yaşlanma, yüzde çizgi ve kırışıklıkların belirmesiyle fark edilir. Yıllar geçtikçe, yüz ve dudaklar eski dolgunluğunu, diriliğini yitirmeye başlar. Dudak ve göz çevresinde kırışıklıklar belirir; konuşurken ya da gülerken bunları saklamak olanaksız hale gelir. Burun kenarlarından ağza doğru uzanan dikey çizgiler gittikçe derinleşir. Kaşların arasında dikey, alında da bir dizi yatay çizgi oluşur.

    Uzun yıllar boyunca hekimler, çeşitli yöntemler uygulayarak (kimyasal peeling, lazer tedavileri, botox enjeksiyonları, enjekte edilebilen dolgu maddeleri, mezolifting vb.), deriye ait şekil bozukluklarını tedavi etmeye çalışmışlardır. Ne yazık ki, bütün bu çabalar deri yaşlanmasını henüz tümüyle engelleyebilir düzeylere ulaşmamış, bugün için kalıcı çözüm bulunamamıştır.

    Günümüzde, yüzdeki çizgilenme, kırışıklık ve kıvrımların azaltılması için, dolgu maddeleri enjeksiyonu (kolajen, silikon, kişinin kendi yağı, hiyalüronik asit enjeksiyonu vb.) kozmetik dermatolojide önemli yere sahiptir.

    Daha genç, daha taze ve daha kusursuz bir cilde sahip olabilmenin etkili yollarından birisi

    dolgu maddesi uygulamalarıdır. Dolgu maddesi enjeksiyonu, iş ve sosyal yaşamdan uzak kalmadan, yüksek maliyetler ödemeden, uygulama sonrası fazla bir bakım gerektirmeksizin, ufak dokunuşlarla yüzün ifadesini bir anda değiştirir, işlem yapıldığı anda sonuç verir ve aynaya bakıldığında değişiklik hemen ayırt edilebilir.

    Dolgu uygulamaları yüzün belirli bölgelerinde mucizevi sonuçlar yaratır:

    1- a) Burun kenarlarındaki derin gülümseme çizgileri

    b) Dudak çevresindeki dikey çizgilenmeler (sigara çizgileri)

    c) Ağız köşelerinde beliren hüzün çizgileri

    d) Alındaki dikey ve yatay uzanımlı, çatık ve endişeli yüz görünümü oluşturan çizgiler

    e) Göz çevresindeki kaz ayağı çizgileri

    2- Elmacık kemikleri, yanaklar ve çenenin belirginleştirilmesi

    3- Dudakların biçiminin düzeltilmesi ve daha dolgun görünmesi

    4- Çökük akne ve diğer yara izlerinin düzeltilmesi

    5- Yüz şekillendirilmesi ve hataların düzeltilmesi.

    Bu uygulamada amaç, cildin desteğini kaybettiği bölgeye hacim ve destek eklemektir. İnsan vücuduyla uyumlu özellikte çeşitli dolgu maddeleri derinin uygun tabakalarına enjekte edilir. Dinlenme sırasında görülen kırışıklıklar için eşsiz bir tedavi seçeneğidir.

    Uygulamayı yapacak kişinin bu konuda deneyimli bir dermatolog ya da plastik cerrahi uzmanı olması gereklidir. En iyi sonuç, ‘’germe testi’’ (iki parmak arasında cilt gerginleştirildiğinde kırışıklık kayboluyor mu?) uygulandığında düzelmenin görülebileceği yerlerde alınır. Muayene sırasında, hastanın hangi bölgesinin tedavi edilmesini istediği tam olarak belirtilmelidir. Düzelmenin kalıcı olabilmesi için zaman içinde enjeksiyonların tekrarlanması gerekebilir. Cildin kalınlığı, nemi, kırışıklıkların derinliği, enjeksiyon tekniğinin başarısını etkiler.

    Geçen 20 yıl boyunca kozmetik endüstrisi, ideal bir dolgu maddesi elde etmeyi amaçlamıştır.

    İdeal dolgu maddelerinden beklenen özellikler:

    • İnsan vücudu ile uyumlu olması

    • Yüzün doğal ifadesini koruması

    • Uzun süre kalıcı olması

    • Alerji ve diğer yan etkilere sahip olmaması

    Daha dolgun dudaklar, daha belirgin yüz hatları ya da yumuşatılmış yüz çizgilerinin amaçlandığı dolgu uygulamalarında, vücudumuzda doğal olarak bulunan bir madde olan “hiyalüronik asit” içeren dolgular öncelikle tercih edilirler.

    Cildimiz, sağlığımız için ne kadar önemliyse, hiyalüronik asit de cildimiz için o kadar önemlidir. İnsan vücudunda özellikle kas ve eklemlerde bulunur. Hiyalüronik asit bulunduğu dokuya esneklik / sağlamlık veren, berrak kristal jel görünümlü bir maddedir. Vücuttaki su ile birleşerek hacim kazanır, cildi dolgunlaştırır, nemlendirir ve tazeliğini korumasını sağlar. Tüm canlı türlerinde kimyasal, fiziksel ve biyolojik olarak aynı yapıya sahiptir.

    Yaş ilerledikçe vücudun hiyalüronik asit üretimi azalır, cilt gerginliğini ve elastikiyetini kaybeder. Dışarıdan takviye edildiği zaman cilt daha gergin ve kırışıksız görünür.

    Dışarıdan uygulanan kremlerin derinin gözeneklerinden geçerek bu tabakaya ulaşması anahtar deliğinden bir topu geçirmek kadar olanaksızdır. Bu yüzden asıl etkinin hedeflenen tabakada görülmesi pek olası değildir. Kırışıklıkların azalması için cilt altına enjeksiyon yapılmalıdır. Basit bir enjeksiyon ile kaybolan desteği tekrar kazanmak, görünümünü farklılaştırıp güzelleştirmek ve kırışıklıklardan kurtulmak mümkündür. Kalıcı değildir, 6-12 ay içinde vücuttan tamamen emilerek atılır. Etki süresi kişiye ve uygulama bölgesine göre değişir. Bu durum bizlere bir sonraki tedavi için zaman ve seçenek olanağı tanır.

    Düzeltmenin daha uzun süre kalıcı olabilmesi için enjeksiyonların tekrarlanması gerekebilir. Cildin kalınlığı, nem ve yağ içeriği, kırışıklıkların derinliği ve nedeni, enjeksiyonu uygulayan hekimin tecrübesi, tedavinin etki süresi ve başarısında önemlidir.

    Göz ameliyatları, ortopedi ve romatolojik sorunların giderilmesi (eklemlerin kayganlığını sağlamak vb.), üroloji gibi diğer alanlarda da kullanılmaktadır.

    (1980 yılında, ciltte uygulanabilen, hiyalüronik asit ile biyolojik olarak uygunluk taşımakla birlikte ondan daha uzun süre dayanabilen sentetik polimerler geliştirilmiştir?). Stabilize edilmiş hiyalüronik asit organizma ile tümüyle uyumlu ve vücut tarafından eritilebilir olduğundan doğal ve emniyetlidir.

    Bir noktaya özellikle dikkat edilmelidir, yağmurdan kaçarken doluya yakalanmamalıdır. Uygulamanın fiyatı ya da etkinin kalıcılığı öncelikle tercih nedeni olabilmektedir. Ancak, vücut ile uyumsuz özellikte ve/veya uygulamadan sonra kalıcı olan dolgu maddelerinin kullanılması sonucu ortaya çıkabilecek doğal olmayan görünüm, alerjik reaksiyonlar, enfeksiyon ve granülom oluşumu ile yer değiştirme gibi yan etkiler gelişebilir. Güvenilir özellikte diğer implant seçenekleri nedeni ile bu tür materyallerin kullanılması önerilmemektedir.

  • Hyaluronik asit dolgu maddeleri ile yüz gençleştirme

    Restylane, hayvansal ham madde içermeyen, stabilize hyaluronik asittir. Hyaluronik asit, bir protein-şeker kompleksi olup, su tutma yeteneği olan ve bulunduğu ortamda cildin hücrelerinin yaşadığı, bağ dokusunun ana maddesidir. Deriye zerkedildiği zaman, vücudun kendi hyaluronik asiti ile birleşerek hacim yaratır. Bu hacim ile dudakların dolgunlaştırılması, çizgilerin, kırışıklıkların ve yüz kıvrımlarının tedavi edilmesi sağlanmaktadır. Hızlı ve kolay uygulanmasının yanı sıra, görülebilir sonuçların hemen elde edilmesine olanak sağlar. Şeffaf ve renksiz bir jel halinde üretilen hyaluronik asit, derinizin üst kısmına konulunca kendi cilt tonunuz ile karışarak bütünlük oluşturur.

    İnsanlar yaşlandıkça, derinin altında bulunan kollajen ve elastik lifler kırılmaya ve eskimeye başlar, ayrıca bu liflerin ve hyaluronik asit üretiminin de azalmasıyla kırışıklıklar giderek derinleşir. Bu kırılmalar doğal yaşlanma sürecimizin bir parçası olmakla birlikte, fazla kaş çatma, gözleri kısarak bakmak, sigara içmek, gülümsemek ve diğer yüz mimikleri de kırılmalara katkıda bulunurlar. Yüz kırışıklıklarını doldurmak için en geniş çapta kullanılan işlem, hyaluronik asit tedavisidir.

    Hyaluronik asit enjeksiyonun yapıldığı alanlar vücudun kendi hyaluronik asit yoğunluğunun azaldığı bölgelerdir. Enjekte edildiği bölgelerde hacim oluşturarak tedavi sağlamaktadır. Sonuçlar yapıldığı anda farkedilir, ancak günden güne ciltle olan uyumu ve enjekte edildiği bölgenin çevresinin de etkilenmesiyle daha da güzel oturur.

    Botox tedavisinde olduğu gibi, hyaluronik asit tedavisinden de ”öğlen molası” prosedürü olarak söz edilir. Genellikle 20 dakikadan daha az bir süre içinde uygulama yapılır.

    Hyaluronik asit ince kendi steril enjektörü ile, kırışıklık altındaki bölgeye dermis içine içine enjekte edilirek uygulanır. Gereken enjeksiyon sayısı, kırışıklığın derinliğine ve uzunluğuna bağlı olarak değişir. Birkaç adet enjeksiyon gerekebilir. En sık enjeksiyon bölgeleri; dudak –yanak arası nasolabial alanlar, dudak çevreleri, yüzün orta bölümüdür.

    Hyaluronik asit, bakterilerle ayrışabilen diğer dolgu maddeleri gibi hayvansal kökenli değildir. Bu dolgu, allerjik reaksiyonları en aza indirgediği gibi, hayvanlara özgü hastalıkların insanlara taşınmasına da engel olmaktadır. Tedavi edilen bölgede, birkaç saat süren hafif bir şişme olabilir. Makyaj ile kolaylıkla kapatılabilecek hafiflikte olan morluklar görülebilir. Allerjik reaksiyonlar çok nadir görülür, bu reaksiyonlar, enjeksiyon bölgesinde kızarıklık, kaşınma veya sertlik şeklinde olabilirler.

    Hyaluronik asit uygulamaları ile birlikte botox uygulaması, vitamin enjeksiyonları, lazer ve ışık tedavileri kombine olarak yapılabilir. Hatta cilt bütünlüğü açısından bu uygulamaların kontrollü ve planlı olarak belli bir yol izlenerek yapılması sonuçların güzelliği ve kalıcılığı açısından önem taşımaktadır.

  • Dolgu maddesi uygulamaları

    Yüz kırışıklıklarını doldurmak için en geniş çapta kullanılan işlem, dolgu maddesi enjeksiyonlarıdır. Bu işlem ile dudakların, çizgilerin, kırışıklıkların ve yüz kıvrımlarının tedavi edilmesi sağlanmaktadır. Hızlı ve kolay uygulanmasının yanı sıra, görülebilir sonuçların hemen elde edilmesine olanak sağlar. Şeffaf ve renksiz bir jel halinde üretilen dolgu maddesi, derinizin üst kısmına konulunca kendi cilt tonunuz ( renginiz ) ile karışarak bütünlük oluşturur.

    İnsanlar yaşlandıkça, derinin altında bulunan kollajen ve elastik lifler kırılmaya ve eskimeye başlar. Bu kırılmalar doğal yaşlanma sürecimizin bir parçası olmakla birlikte, fazla kaş çatma, gözleri kısarak bakmak, sigara içmek, gülümsemek ve diğer yüz mimikleri de kırılmalara katkıda bulunurlar.

    Dolgu maddesi vücudun kendi hyaluronik asit yoğunluğunun azaldığı bölgelere enjekte edilir. Enjekte edildiği bölgelerde hacim oluşturarak tedavi sağlar. Sonuçlar çok hızlı elde edilir ve enjeksiyonlar sonucu iz kalmaz.

    Dolgu maddesi minik bir iğne ile, derinin altına, kırışıklık altında bulunan kendi kolajeninizin içine enjekte edilir. Gereken enjeksiyon sayısı, kırışıklığın derinliğine ve uzunluğuna bağlı olarak değişir. Birkaç adet enjeksiyon gerekebilir.

    Restylane, bakterilerle ayrışabilen diğer dolgu maddeleri gibi hayvansal kökenli değildir. Bu olgu, allerjik reaksiyonları en aza indirgediği gibi, hayvanlara özgü hastalıkların insanlara taşınmasına da engel olmaktadır. Tedavi edilen bölgede, birkaç saat süren hafif bir şişme olabilir. Makyaj ile kolaylıkla kapatılabilecek hafiflikte olan morluklar görülebilir. Allerjik reaksiyonlar çok nadir görülür, bu reaksiyonlar, enjeksiyon bölgesinde kızarıklık, kaşınma veya sertlik şeklinde olabilirler. Dolayısiyle, dolgu maddesi kullanımı tamamen güvenli olmakta ve tedavi öncesi herhangi bir test uygulaması gerektirme mektedir. Dolgu maddesi enjeksiyonlarından sonra normal aktivitelerinize hemen geri dönebilirsiniz. Tedavi yapılan bölgeye bağlı olarak sonuçlar, 3-6 ay arasında bir süre için kalıcı olurlar.

    Dolgu maddesi doğal bir görüntü verdiği için, vücudunuzun başka bir bölgesinden doku almaya gerek kalmaz. Dolgu maddesi microdermabrazyon , kimyasal soyma ,lazer ve hatta yüz germe operasyonları gibi diğer yüz gençleştirme işlemleri ile kombine kullanılabilir.

  • Lomber faset eklem enjeksiyonları

    FASET EKLEMLER NEDİR?

    “Z” eklemler olarak da bilinen faset eklemler, omurların komşu omurlarla üst üste bindiği yerin her bir yanında, omurganın arkasında (posterior) yerleşmiştir. Faset eklemler denge ve sağlamlık (stabilite) sağlar ve omurgaya eğilip bükülme özelliği verirler. Komşu omurların iki yüzeyinden yapılmışlardır ve ince bir kat kıkırdak ile ayrılırlar. Eklem, kese benzeri bir kapsülle sarılıdır ve snovyal sıvı (omurga hareket ettiğinde iki kemik yüzeyi arasında sürtünmeyi azaltan ve ayrıca kıkırdağı besleyen, yağlayıcı bir sıvı) ile doludur.

    FASET EKLEM ENJEKSİYONU NEDEN YAPILIR?

    Faset eklem enjeksiyonunun iki nedeni vardır: teşhis (ağrının kaynağını belirlemek için) ve tedavi (tespit edilen anormalliği tedavi etmek için).

    Bel ağrılarının çoğu, birkaç hafta içinde kendiliğinden veya dinlenme, antienflamatuar ilaçlar, fizik tedavi veya egzersiz gibi geleneksel tedavilerle iyileşecektir. Altı haftadan daha uzun bir süredir bel ağrısından muzdaripseniz ve geleneksel tedavi yöntemlerinin yardımı olmadıysa, doktorunuz omurganın yapılarını incelemek için manyetik rezonans görüntüleme (MRI) veya bilgisayarlı tomografi (BT) gibi teşhise yönelik testler isteyebilir. Faset eklemdeki bir sorun (enflamasyon, tahriş, şişme veya artritler) bel ağrısına yol açabilmektedir. Teşhis için yapılan testler faset eklemde bir anormalliği işaret edebilir, bu da ağrının kaynağının faset eklem olduğunu düşündürebilir. Ancak bazen ağrının kaynağı faset eklemken sonuçlar normal çıkabilir, öte yandan anormal sonuçlar da sorunun daima faset eklemden kaynaklandığını göstermez.

    Bel ağrısının kaynağının gerçekten bir faset eklem olup olmadığını tespit etmek için bir enjeksiyon (bazen “blok” olarak da adlandırılır) verilebilir. Faset eklemin içine küçük bir miktar anestetik veya uyuşturucu ilaç enjeksiyonu ağrıyı azaltır veya ortadan kaldırırsa, bu durum ağrının kaynağının faset eklem olduğunu gösterebilir. Bu, faset eklem enjeksiyonunun teşhise yönelik kullanımıdır.

    Ağrının kaynağı olarak bir faset eklem belirlenirse, anestetik ajanlar ve antienflamatuar ilaçlar daha uzun süreler için ağrın kesilmesini sağlayabilir.

    ENJEKSİYONLAR NASIL YAPILIR?

    Faset eklem enjeksiyonları, lokal anestezi altında siz uyanıkken ve iletişim kurabilir durumdayken gerçekleştirilir. İşlem sırasında daha rahat olabilmeniz için bazen sağlık uzmanınız size ilaç verebilir. Enjeksiyon genellikle siz röntgen masasında midenizin üzerine yatar durumdayken gerçekleştirilir. Enjeksiyon işleminden önce, EKG, kan basıncı manşonları ve kan-oksijen takip cihazları takılabilir.

    Doktorunuz veya bir asistan, etkilenmiş eklemin üzerine denk gelen alanı temizleyecek ve sterilize edecektir. İşlem süresince muhtemelen, doktorunuzun iğneyi doğru faset ekleme yerleştirmesine izin veren floroskopik x ışınlarına maruz kalacaksınız. Dikkatli bir yerleştirme işleminden sonra doktorunuz enjeksiyon bölgesi üzerini örten cildi uyuşturmak için lokal anestetik kullanacaktır. Sağlık uzmanınız asıl ilacı eklem kapsülünün içine enjekte etmeden önce bunun için uygun bölge olup olmadığından emin olmak amacıyla ekleme röntgen ışınlarında gözükecek kontrast madde (boya) enjekte edecektir.

    ÖZEL HAZIRLIKLAR VAR MI?

    Uygun bölge tespit edildikten sonra, doktorunuz anestetiği (çoğunlukla lidokain veya bupivakain) ve antienflamatuarı (genellikle bir kortikosteroid) enjekte edecektir. Enjeksiyonun doğru yere yapıldığından emin olmak ve ilave enjeksiyonlar gerekip gerekmediğini tespit etmek için, ağrınızın geçip geçmediği size sorulacaktır. Bu işlem, etkilenen faset eklemlerinin sayısına bağlı olarak tekrar edilebilir. Asıl enjeksiyonlar sadece birkaç dakika sürdüğü halde, tüm prosedür genellikle 30 ilâ 60 dakika arasında sürer.

    Faset ekleminize enjeksiyon gerekiyorsa, prosedürün üç gün öncesinden başlayarak herhangi bir nonsteroid anti enflamatuar ilaç (NSAID) almamanız gerekir. Genellikle enjekiyondan en az dört saat önce herhangi bir ağrı kesici de almamalısınız. Sağlık uzmanınızla beraber tüm ilaçları gözden geçirin. Enjeksiyon gününde bazı sağlık uzmanları işlemden dört saat önce su dâhil, bir şey yiyip içmemenizi önerirler. Ancak, insülin kullanan bir şeker hastasıysanız sağlık uzmanınıza bu durumu bildirin; prosedürden önce normal yeme içme alışkanlığınızı değiştirmeniz gerekmeyebilir. Prosedürden önceki dört saat içinde ilaç almanız gerekiyorsa, bir yudum suya izin verilebilir. Enjeksiyondan önce yiyecek ve su kısıtlaması ile ilgili olarak sağlık uzmanınızla beraber durumu gözden geçirin. İşlem için kıyafetinizin çoğunu çıkarmanız ve omurganıza erişebilmek için arkadan açılan bir önlük giymeniz istenebilir.

    ENJEKSİYONDAN SONRA NE OLUR?

    İşlemin hemen ardından, ağrınızın azaldığını veya tamamen dindiğini hissedebilirsiniz. Sağlık uzmanınız, ağrınızın rahatlama seviyesini değerlendirmek için normal olarak ağrıya neden olan bir hareket yapmanızı isteyebilir. Nadiren de olsa bazı hastalar enjeksiyondan birkaç saat sonra bacak güçsüzlüğü, uyuşukluk veya karıncalanma hissettikleri halde, prosedürden hemen sonra yürüyebileceksiniz. İlaçlar tepki sürenizi etkileyebileceği için, enjeksiyondan hemen sonra araba kullanmak genellikle önerilmez. Prosedürün ardından sizi eve götürebilecek birisi olması gerekebilir.

    Evdeyken, enjeksiyon bölgenizde olabilecek herhangi bir ağrıyı buzla veya sağlık uzmanınızın yazdığı ilaçlarla tedavi edebilirsiniz. Genellikle bu durumu önemsememeniz ve ilk gün kendinizi zorlamamanız önerilir. Enjeksiyonun anestetik kısmı zamanla ortadan kalktıktan sonra, bel ağrınız geri gelebilir. Enjeksiyonun steroid kısmının ağrıyı kesmeye başlaması, yedi ilâ on gün sürebilir. Genellikle ilk günün ardından ağrınızın izin vereceği oranda günlük aktivitelerinize geri dönebilirsiniz; ancak, izin verilecek özel aktiviteler hakkında sağlık uzmanınızdan öneriler almak için onunla beraber durumunuzu gözden geçirmelisiniz. Çoğu durumda enjeksiyonu izleyen gün işe geri dönebilirsiniz.

    Tedaviye yönelik yapılan ilk faset enjeksiyonu sonrası ağrınız dinmezse, aynı bölgede enjeksiyon tedavileri genellikle önerilmemektedir.

    Araştırma, prosedürün uygulandığı hastaların %18-63’ünde faset enjeksiyonlarının altı aydan daha uzun bir süre boyunca bel ağrısını dindirebildiğini bulmuştur. Faset enjeksiyonlarının tek başına bir ağrı tedavisi olmaktan ziyade, hastanın diğer geleneksel tedavi şekillerini (fizik egzersiz, yoga, germe ve eğilme) uygulayabilmesine izin veren bir yöntem olarak kullanılması önerilmektedir.

    FASET ENJEKSİYONU KİMLERE YAPILMAMALIDIR?

    En az dört veya altı hafta süren bir ağrınız yoksa ve diğer geleneksel tedavi türlerini denemediyseniz, bel ağrınızın tedavisinde faset enjeksiyonlarını olmamalısınız. Aşırı kanama eğiliminiz varsa veya kanın pıhtılaşmasını önleyen antikoagülan bir ilaç, örn. coumadin veya heparin alıyorsanız, bu prosedür tavsiye edilmez; bu ilaçları alıyorsanız sağlık uzmanınıza bunu söylemelisiniz. Bel ağrınızın nedeni bir enfeksiyon veya tümör olarak teşhis edilmişse, ağrıyı dindirmek için başka yolların kullanılması da önerilebilir.

    YAN ETKİLER VAR MI?

    Hemen hemen her tıbbi prosedürün yan etkileri olabilir ve herhangi bir tedavi almadan önce bu olasılığı daima doktorunuzla görüşmeniz gerekir. Enjeksiyon bölgesinde ağrı, kanama, enfeksiyon veya ağrının kötüleşmesi, faset enjeksiyonlarının yan etkileri arasında sayılabilir. Steroid ilaçların yan etkileri ise, sıvı tutulumu, kilo alma, kan basıncında artış, duygu durum dalgalanmaları ve uykusuzluk olabilir. Steroidden kaynaklanan bu yan etkiler genellikle geçicidir.

  • Epidural steroid enjeksiyonu

    Epidural steroid enjeksiyonunun amacı nedir?

    Epidural steroid enjeksiyonu, omurilik sinirlerinin tahrişi nedeniyle ortaya çıkan ağrıyı tedavi etmek için ağrı giderici ilaçların bel ve boynunuzdaki sinirlerin çıktığı ufak bir alana direk olarak uygulandığı bir işlemdir. Epidural enjeksiyonlar, ağrınızın olduğu bölgeye göre boynunuza (servikal), sırtınıza (torakal) veya belinize (lumbar) uygulanabilir.

    Bu işlemde neler yapılır?

    Epidural steroid enjeksiyonu, ameliyathanede veya özel işlem odasında uygulanan bir işlemdir. Hastanede yatmayı gerektirmez. Cildiniz antiseptik bir çözeltiyle temizlendikten sonra doktor size uyuşturucu bir iğne yapacaktır. Bu iğne birkaç saniye yanma hissi yaratabilir. Uyuşturucu ilaç etkisini gösterdikten sonra, doktor, floroskop adı verilen özel bir röntgen makinesinin yardımıyla başka bir iğne yerleştirecek ve iğnenin doğru yerde olup olmadığını anlamak için de bir radyo opak boya (kontrast madde) enjekte edecektir. İğne uygun konuma geldiğinde, uyuşturucu ilaç (anestetik) ve anti enflamatuar ilaç (kortizon/steroid) karışımını verecektir. İlaç enjekte edilirken, her zaman hissettiğiniz bel ağrınıza benzer bir ağrıyı hissetmeniz normaldir. Bu iyi bir işarettir ve ilacın doğru yere gittiğini gösterir. Ağrı genellikle süratle kaybolur.

    Bu işlemde uyuyabilir miyim?

    Bu işlem için uyumanıza gerek yoktur; ancak sizi rahatlatacak yeteri kadar ilaç alacaksınız.

    Bu işlemde ne kadar zaman alır?

    Epidural steroid enjeksiyonu normal olarak 5-10 dakikadan fazla zaman almaz.

    İşlemin tekrarı gerekir mi?

    İlk enjeksiyon sonrası ağrılardaki azalma düzeyine göre arada minimum 2-3 hafta olmak üzere nadiren enjeksiyon yenilenmesi gerekebilir.

    İşlemden önce ne yapmalıyım?

    İlaç alacağınız için, işlemden önceki dört veya beş saat içinde bir şey yiyip içmemenizi öneririz. Eğer şeker hastasıysanız, yemek yeme ve ilaç programınızı doktorunuzla konuşmanız gerekir.
    Aldığınız bazı ilaçları, işlemden birkaç gün önce kesmeniz gerekebilir.

    İşlemden sonra yapmam gereken özel bir şey var mı?

    İşlem sonrası 20-30 dakika sizi izlemeye devam edecegiz. Bir sorun ile karşılaşmadığımızdan emin olduktan sonra evinize gidebilirsiniz.
    İşlemden birkaç saat sonra, bacaklarınızda (lumbar enjeksiyon), kollarınızda (servikal enjeksiyon) veya göğüs duvarınızda (torasik enjeksiyon) biraz güçsüzlük ve/veya uyuşukluk yaşayabilirsiniz.
    Bu durumda, ağırlık kaldırmak, denge ve koordinasyon içeren herhangi bir etkinlikte bulunmayın.
    Enjekte edilen boyanın böbreklerinizden atılmasına yardımcı olmak için bol bol su için.
    İşlemden sonra aynı gün araba kullanmayın. Sizi eve bırakacak veya taksi veya başka bir toplu taşıma aracında size eşlik edecek biri olmalıdır.
    Nasıl hissettiğinize bağlı olarak, ertesi gün işe veya normal etkinliklerinize dönebilirsiniz.
    Doktorunuz fizik tedavi vermişse, fizik tedavi programına devam etmeniz çok önemlidir.

    Ağrılarım ne zaman geçer?

    Enjeksiyondan hemen sonra, uyuşturucu ilaca bağlı olarak çok daha iyi hissedebilmenize rağmen, birkaç saat içinde ağrınızın tekrar ortaya çıkma ihtimali vardır. Steroid enjeksiyonunun etkisini gösterebilmesi için birkaç gün geçmesi gerekebilir. Maksimum düzelme son enjeksiyondan 1-2 hafta sonra görülür.

    Epidural steroid enjeksiyonunun riskleri nelerdir?

    Nadir görülmelerine karşın bu riskler şunlardır: İlaca alerjik reaksiyon; sinir hasarı; enjeksiyon bölgesinde morarma; enjeksiyon bölgesinde enfeksiyon; başağrısına yol açan dura delinmesi.
    Ciddi bel ağrısı, bacaklarınızda yeni bir uyuşukluk veya güçsüzlük, geçmeyen baş ağrısı veya enjeksiyon bölgesinde enfeksiyon belirtileri olursa, acilen doktora haber verin.
    İşlem öncesi ve sonrası aklınıza gelen tüm sorular, ağrılarınızın durumu ile ilgili olarak bizi rahatlıkla her zaman arayabilirsiniz. Deneyimli ekibimiz size yardımcı olmaktan mutlu olacaktır.

  • Bel ve boyun ağrıları için epidural enjeksiyon

    Epidural enjeksiyon kimlere yapılır ?

    Epidural bölgeye verilen steroid, inflamasyonu azaltarak etkili olmaktadır. Epidural enjeksiyonun genel amacı fıtık başlangıcı ya da fıtık olan disk bölgesindeki ödemi ortadan kaldırmak, disk çevresindeki yangıyı ve olası sinir kökü basısını azaltmaktır.Epidural steroid enjeksiyonu başlıca lumbal (bel) ve servikal bölgelerde uygulanmaktadır.

    Bel ağrısında kullanılan çeşitli enjeksiyon

    yöntemleri, belin pek çok ağrılı hastalığında hızlı ve tam bir düzelme sağlar. Bu enjeksiyonlar, tipik olarak bel ağrısı için çeşitli ilaçlar kullanmış ve bundan fayda görmemiş, ayrıca fizik tedavi yöntemleriyle de ağrıda yeterli düzelme sağlanamamış, cerrahi müdahale gerektirmeyen veya genel anestezi alması riskli olan (ileri derecede kalp, böbrek, akciğer hastalıkları gibi) hastalara uygulanır. Bu enjeksiyonlar ağrının ortadan kaldırılması için uygulanmakla birlikte ağrı kaynağını ortaya çıkarmak için de yararlıdır. Dünyada 40 yıldan fazla zamandan beri omurga kaynaklı çeşitli ağrıların tedavisinde kullanılan, iyi sonuçlar alınmasını sağlayan ve yan etkileri çok az olan bir işlemdir.

    Lomber – Servikal Epidural Steroid Enjeksiyonu Nedir?

    Bu prosedürde anestetik ve steroid ilaç epidural aralığa enjekte edilir.Epidural bölgeye verilen steroid, inflamasyonu azaltarak etkili olmaktadır. Epidural enjeksiyonun genel amacı fıtık başlangıcı ya da fıtık olan disk bölgesindeki ödemi ortadan kaldırmak, disk çevresindeki yangıyı ve olası sinir kökü basısını azaltmaktır.Epidural steroid enjeksiyonu başlıca lumbal (bel) ve servikal (boyun) bölgelerde uygulanmaktadır.

    Enjeksiyon Sırasında Neler Yapılır?

    Sizi rahatlatmak, sakinleştirmek amacıyla damar yolunuzdan ilaç verilecektir. Deriniz işlem sırasında ağrı duymamanız için lokal anestetik ile uyuşturulacaktır. Doktorunuz epidural aralığa iğneyi yerleştirir. Bel ve boyun fıtığı problemi için kortizon + anestezik ilaç içeren ilacın bölgeye ödem çözücü olarak verilmesidir. Kortizon ülkemizde kötü şöhreti olan bir ilaçtır. Oysa yurt dışında hastaya kortizon verdiğinizde, teşekkür eder ve bana doping yapıyorsunuz der.

    Enjeksiyondan Sonra Neler Olacaktır?

    Enjeksiyondan sonra 60 dk gözlem altında tutulacaksınız. Klinik, size yapmanız gerekenleri ve ilaç tedavinizi yazılı olarak verecektir. Doktorunuza yardımcı olmak üzere ağrılarınızın değişiminin tespitini kendinize göre yapın. Ağrınızın geçip geçmediğini anlamak için bel hareketleri yapmak isteyebilirsiniz fakat bunu çok aşırı yapmayın. Ağrınızın hemen geçtiğini görebilirsiniz.6 saate kadar belinizde ve ayağınızda uyuşma hissedebilirsiniz. Bu ilacınızın doğru yere yapıldığını gösterir.Uyuşma her zaman görülmeyebilir. Ertesi gün işinize dönebilirsiniz. Ancak yapılan çalışmalar ilacın maksimum etkisinin ortalama işlemden 7-10 gün sonra oluştuğunu göstermiştir.

    Ağrınızın Geçmesi Ne Kadar Sürelidir?

    Bu ne kadar bölgenin hasarlandığına ve oluşan ödeme (şişme) miktarına bağlıdır. Genellikle bu prosedür birkaç ay rahatlık sağlar.Herhangi başka bir kemik veya eklem problemi yoksa tek enjeksiyon yeterlidir.Ağrınızın sebebi bir veya daha fazla bölgeden kaynaklanıyorsa tek enjeksiyon bulgularınızın bir kısmının geçmesine yardımcı olacaktır.

  • Epidural steroid enjeksiyonu – bel ve boyun ağrılarının cerrahi dışı tedavisi

    Epidural steroid enjeksiyonunun amacı nedir?

    Epidural steroid enjeksiyonu, omurilik sinirlerinin tahrişi nedeniyle ortaya çıkan ağrıyı tedavi etmek için ağrı giderici ilaçların bel ve boynunuzdaki sinirlerin çıktığı ufak bir alana direk olarak uygulandığı bir işlemdir. Epidural enjeksiyonlar, ağrınızın olduğu bölgeye göre boynunuza (servikal), sırtınıza (torakal) veya belinize (lumbar) uygulanabilir.

    Bu işlemde neler yapılır?
    Epidural steroid enjeksiyonu, ameliyathanede veya özel işlem odasında uygulanan bir işlemdir. Hastanede yatmayı gerektirmez. Cildiniz antiseptik bir çözeltiyle temizlendikten sonra doktor size uyuşturucu bir iğne yapacaktır. Bu iğne birkaç saniye yanma hissi yaratabilir. Uyuşturucu ilaç etkisini gösterdikten sonra, doktor, floroskop adı verilen özel bir röntgen makinesinin yardımıyla başka bir iğne yerleştirecek ve iğnenin doğru yerde olup olmadığını anlamak için de bir radyo opak boya (kontrast madde) enjekte edecektir. İğne uygun konuma geldiğinde, uyuşturucu ilaç (anestetik) ve anti enflamatuar ilaç (kortizon/steroid) karışımını verecektir. İlaç enjekte edilirken, her zaman hissettiğiniz bel ağrınıza benzer bir ağrıyı hissetmeniz normaldir. Bu iyi bir işarettir ve ilacın doğru yere gittiğini gösterir. Ağrı genellikle süratle kaybolur.

    Bu işlemde uyuyabilir miyim?
    Bu işlem için uyumanıza gerek yoktur; ancak sizi rahatlatacak yeteri kadar ilaç alacaksınız.

    Bu işlemde ne kadar zaman alır?
    Epidural steroid enjeksiyonu normal olarak 5-10 dakikadan fazla zaman almaz.

    İşlemin tekrarı gerekir mi?
    İlk enjeksiyon sonrası ağrılardaki azalma düzeyine göre arada minimum 2-3 hafta olmak üzere nadiren enjeksiyon yenilenmesi gerekebilir.

    İşlemden önce ne yapmalıyım?
    İlaç alacağınız için, işlemden önceki dört veya beş saat içinde bir şey yiyip içmemenizi öneririz. Eğer şeker hastasıysanız, yemek yeme ve ilaç programınızı doktorunuzla konuşmanız gerekir.

    Aldığınız bazı ilaçları, işlemden birkaç gün önce kesmeniz gerekebilir.

    İşlemden sonra yapmam gereken özel bir şey var mı?
    İşlem sonrası 20-30 dakika sizi izlemeye devam edecegiz. Bir sorun ile karşılaşmadığımızdan emin olduktan sonra evinize gidebilirsiniz.

    İşlemden birkaç saat sonra, bacaklarınızda (lumbar enjeksiyon), kollarınızda (servikal enjeksiyon) veya göğüs duvarınızda (torasik enjeksiyon) biraz güçsüzlük ve/veya uyuşukluk yaşayabilirsiniz.

    Bu durumda, ağırlık kaldırmak, denge ve koordinasyon içeren herhangi bir etkinlikte bulunmayın.

    Enjekte edilen boyanın böbreklerinizden atılmasına yardımcı olmak için bol bol su için.

    İşlemden sonra aynı gün araba kullanmayın. Sizi eve bırakacak veya taksi veya başka bir toplu taşıma aracında size eşlik edecek biri olmalıdır.

    Nasıl hissettiğinize bağlı olarak, ertesi gün işe veya normal etkinliklerinize dönebilirsiniz.

    Doktorunuz fizik tedavi vermişse, fizik tedavi programına devam etmeniz çok önemlidir.

    Ağrılarım ne zaman geçer?
    Enjeksiyondan hemen sonra, uyuşturucu ilaca bağlı olarak çok daha iyi hissedebilmenize rağmen, birkaç saat içinde ağrınızın tekrar ortaya çıkma ihtimali vardır. Steroid enjeksiyonunun etkisini gösterebilmesi için birkaç gün geçmesi gerekebilir. Maksimum düzelme son enjeksiyondan 1-2 hafta sonra görülür.

    Epidural steroid enjeksiyonunun riskleri nelerdir?
    Nadir görülmelerine karşın bu riskler şunlardır: İlaca alerjik reaksiyon; sinir hasarı; enjeksiyon bölgesinde morarma; enjeksiyon bölgesinde enfeksiyon; başağrısına yol açan dura delinmesi.

    Ciddi bel ağrısı, bacaklarınızda yeni bir uyuşukluk veya güçsüzlük, geçmeyen baş ağrısı veya enjeksiyon bölgesinde enfeksiyon belirtileri olursa, acilen doktora haber verin.

    İşlem öncesi ve sonrası aklınıza gelen tüm sorular, ağrılarınızın durumu ile ilgili olarak bizi rahatlıkla her zaman arayabilirsiniz. Deneyimli ekibimiz size yardımcı olmaktan mutlu olacaktır.

  • Lomber faset eklem enjeksiyonları

    FASET EKLEMLER NEDİR?

    “Z” eklemler olarak da bilinen faset eklemler, omurların komşu omurlarla üst üste bindiği yerin her bir yanında, omurganın arkasında (posterior) yerleşmiştir. Faset eklemler denge ve sağlamlık (stabilite) sağlar ve omurgaya eğilip bükülme özelliği verirler. Komşu omurların iki yüzeyinden yapılmışlardır ve ince bir kat kıkırdak ile ayrılırlar. Eklem, kese benzeri bir kapsülle sarılıdır ve snovyal sıvı (omurga hareket ettiğinde iki kemik yüzeyi arasında sürtünmeyi azaltan ve ayrıca kıkırdağı besleyen, yağlayıcı bir sıvı) ile doludur.

    FASET EKLEM ENJEKSİYONU NEDEN YAPILIR?

    Faset eklem enjeksiyonunun iki nedeni vardır: teşhis (ağrının kaynağını belirlemek için) ve tedavi (tespit edilen anormalliği tedavi etmek için).

    Bel ağrılarının çoğu, birkaç hafta içinde kendiliğinden veya dinlenme, antienflamatuar ilaçlar, fizik tedavi veya egzersiz gibi geleneksel tedavilerle iyileşecektir. Altı haftadan daha uzun bir süredir bel ağrısından muzdaripseniz ve geleneksel tedavi yöntemlerinin yardımı olmadıysa, doktorunuz omurganın yapılarını incelemek için manyetik rezonans görüntüleme (MRI) veya bilgisayarlı tomografi (BT) gibi teşhise yönelik testler isteyebilir. Faset eklemdeki bir sorun (enflamasyon, tahriş, şişme veya artritler) bel ağrısına yol açabilmektedir. Teşhis için yapılan testler faset eklemde bir anormalliği işaret edebilir, bu da ağrının kaynağının faset eklem olduğunu düşündürebilir. Ancak bazen ağrının kaynağı faset eklemken sonuçlar normal çıkabilir, öte yandan anormal sonuçlar da sorunun daima faset eklemden kaynaklandığını göstermez.

    Bel ağrısının kaynağının gerçekten bir faset eklem olup olmadığını tespit etmek için bir enjeksiyon (bazen “blok” olarak da adlandırılır) verilebilir. Faset eklemin içine küçük bir miktar anestetik veya uyuşturucu ilaç enjeksiyonu ağrıyı azaltır veya ortadan kaldırırsa, bu durum ağrının kaynağının faset eklem olduğunu gösterebilir. Bu, faset eklem enjeksiyonunun teşhise yönelik kullanımıdır.

    Ağrının kaynağı olarak bir faset eklem belirlenirse, anestetik ajanlar ve antienflamatuar ilaçlar daha uzun süreler için ağrın kesilmesini sağlayabilir.

    ENJEKSİYONLAR NASIL YAPILIR?

    Faset eklem enjeksiyonları, lokal anestezi altında siz uyanıkken ve iletişim kurabilir durumdayken gerçekleştirilir. İşlem sırasında daha rahat olabilmeniz için bazen sağlık uzmanınız size ilaç verebilir. Enjeksiyon genellikle siz röntgen masasında midenizin üzerine yatar durumdayken gerçekleştirilir. Enjeksiyon işleminden önce, EKG, kan basıncı manşonları ve kan-oksijen takip cihazları takılabilir.

    Doktorunuz veya bir asistan, etkilenmiş eklemin üzerine denk gelen alanı temizleyecek ve sterilize edecektir. İşlem süresince muhtemelen, doktorunuzun iğneyi doğru faset ekleme yerleştirmesine izin veren floroskopik x ışınlarına maruz kalacaksınız. Dikkatli bir yerleştirme işleminden sonra doktorunuz enjeksiyon bölgesi üzerini örten cildi uyuşturmak için lokal anestetik kullanacaktır. Sağlık uzmanınız asıl ilacı eklem kapsülünün içine enjekte etmeden önce bunun için uygun bölge olup olmadığından emin olmak amacıyla ekleme röntgen ışınlarında gözükecek kontrast madde (boya) enjekte edecektir.

    ÖZEL HAZIRLIKLAR VAR MI?

    Uygun bölge tespit edildikten sonra, doktorunuz anestetiği (çoğunlukla lidokain veya bupivakain) ve antienflamatuarı (genellikle bir kortikosteroid) enjekte edecektir. Enjeksiyonun doğru yere yapıldığından emin olmak ve ilave enjeksiyonlar gerekip gerekmediğini tespit etmek için, ağrınızın geçip geçmediği size sorulacaktır. Bu işlem, etkilenen faset eklemlerinin sayısına bağlı olarak tekrar edilebilir. Asıl enjeksiyonlar sadece birkaç dakika sürdüğü halde, tüm prosedür genellikle 30 ilâ 60 dakika arasında sürer.

    Faset ekleminize enjeksiyon gerekiyorsa, prosedürün üç gün öncesinden başlayarak herhangi bir nonsteroid anti enflamatuar ilaç (NSAID) (aspirin, MotrinTM , AdvilTM, FeldeneTM veya benzeri ilaçlar) almamanız gerekir. Genellikle enjekiyondan en az dört saat önce herhangi bir ağrı kesici de almamalısınız. Sağlık uzmanınızla beraber tüm ilaçları gözden geçirin. Enjeksiyon gününde bazı sağlık uzmanları işlemden dört saat önce su dâhil, bir şey yiyip içmemenizi önerirler. Ancak, insülin kullanan bir şeker hastasıysanız sağlık uzmanınıza bu durumu bildirin; prosedürden önce normal yeme içme alışkanlığınızı değiştirmeniz gerekmeyebilir. Prosedürden önceki dört saat içinde ilaç almanız gerekiyorsa, bir yudum suya izin verilebilir. Enjeksiyondan önce yiyecek ve su kısıtlaması ile ilgili olarak sağlık uzmanınızla beraber durumu gözden geçirin. İşlem için kıyafetinizin çoğunu çıkarmanız ve omurganıza erişebilmek için arkadan açılan bir önlük giymeniz istenebilir.

    ENJEKSİYONDAN SONRA NE OLUR?

    İşlemin hemen ardından, ağrınızın azaldığını veya tamamen dindiğini hissedebilirsiniz. Sağlık uzmanınız, ağrınızın rahatlama seviyesini değerlendirmek için normal olarak ağrıya neden olan bir hareket yapmanızı isteyebilir. Nadiren de olsa bazı hastalar enjeksiyondan birkaç saat sonra bacak güçsüzlüğü, uyuşukluk veya karıncalanma hissettikleri halde, prosedürden hemen sonra yürüyebileceksiniz. İlaçlar tepki sürenizi etkileyebileceği için, enjeksiyondan hemen sonra araba kullanmak genellikle önerilmez. Prosedürün ardından sizi eve götürebilecek birisi olması gerekebilir.

    Evdeyken, enjeksiyon bölgenizde olabilecek herhangi bir ağrıyı buzla veya sağlık uzmanınızın yazdığı ilaçlarla tedavi edebilirsiniz. Genellikle bu durumu önemsememeniz ve ilk gün kendinizi zorlamamanız önerilir. Enjeksiyonun anestetik kısmı zamanla ortadan kalktıktan sonra, bel ağrınız geri gelebilir. Enjeksiyonun steroid kısmının ağrıyı kesmeye başlaması, yedi ilâ on gün sürebilir. Genellikle ilk günün ardından ağrınızın izin vereceği oranda günlük aktivitelerinize geri dönebilirsiniz; ancak, izin verilecek özel aktiviteler hakkında sağlık uzmanınızdan öneriler almak için onunla beraber durumunuzu gözden geçirmelisiniz. Çoğu durumda enjeksiyonu izleyen gün işe geri dönebilirsiniz.

    Tedaviye yönelik yapılan ilk faset enjeksiyonu sonrası ağrınız dinmezse, aynı bölgede enjeksiyon tedavileri genellikle önerilmemektedir.

    Bel ağrısının tedavisinde faset enjeksiyonlarının etkinliği, tartışmalı bir konudur. Bel ağrısının nedeni olarak net bir şekilde faset eklemi tanımlayan tıbbi bir çalışma yoktur. Araştırma, prosedürün uygulandığı hastaların %18-63’ünde faset enjeksiyonlarının altı aydan daha uzun bir süre boyunca bel ağrısını dindirebildiğini bulmuştur. Faset enjeksiyonlarının tek başına bir ağrı tedavisi olmaktan ziyade, hastanın diğer geleneksel tedavi şekillerini (fizik egzersiz, yoga, germe ve eğilme) uygulayabilmesine izin veren bir yöntem olarak kullanılması önerilmektedir.

    FASET ENJEKSİYONU KİMLERE YAPILMAMALIDIR?

    En az dört veya altı hafta süren bir ağrınız yoksa ve diğer geleneksel tedavi türlerini denemediyseniz, bel ağrınızın tedavisinde faset enjeksiyonlarını olmamalısınız. Aşırı kanama eğiliminiz varsa veya kanın pıhtılaşmasını önleyen antikoagülan bir ilaç, örn. coumadin veya heparin alıyorsanız, bu prosedür tavsiye edilmez; bu ilaçları alıyorsanız sağlık uzmanınıza bunu söylemelisiniz. Bel ağrınızın nedeni bir enfeksiyon veya tümör olarak teşhis edilmişse, ağrıyı dindirmek için başka yolların kullanılması da önerilebilir.

    YAN ETKİLER VAR MI?

    Hemen hemen her tıbbi prosedürün yan etkileri olabilir ve herhangi bir tedavi almadan önce bu olasılığı daima doktorunuzla görüşmeniz gerekir. Enjeksiyon bölgesinde ağrı, kanama, enfeksiyon veya ağrının kötüleşmesi, faset enjeksiyonlarının yan etkileri arasında sayılabilir. Steroid ilaçların yan etkileri ise, sıvı tutulumu, kilo alma, kan basıncında artış, duygu durum dalgalanmaları ve uykusuzluk olabilir. Steroidden kaynaklanan bu yan etkiler genellikle geçicidir.

  • Bel ağrısında uygulanan enjeksiyonlar

    Bel ağrısı tedavisinde kullanılan girişimsel enjeksiyon yöntemleri kırk yıldır tüm dünyada giderek artan sıklıkta uygulanmaktadır.

    Bel ağrısında uygulanan enjeksiyonların tedavideki yeri nedir?

    Bel ağrısında kullanılan çeşitli enjeksiyon yöntemleri, belin pek çok ağrılı hastalığında hızlı ve tam bir düzelme sağlar.

    Bu enjeksiyonlar, tipik olarak bel ağrısı için çeşitli ilaçlar kullanmış ve bundan fayda görmemiş; ayrıca fizik tedavi yöntemleriyle de ağrıda yeterli düzelme sağlanamamış, cerrahi müdahale gerektirmeyen hastalara uygulanır. Bu enjeksiyonlar ağrının ortadan kaldırılması için uygulanmakla birlikte ağrı kaynağını ortaya çıkarmak için de yararlıdır.

    Enjeksiyon teknikleri ağrıyı nasıl azaltır?

    Enjeksiyonlar ağrının ortadan kalkması için ağızdan kullanılan ilaçlardan ya da kalçadan veya damardan yapılan iğnelerden çok daha etkilidir. Çünkü bu yöntemlerle uygulanan ilaçlar vücudun her yerine dağılmayıp direkt olarak ağrıyı oluşturan anatomik bölgelere ulaştırılmaktadır.

    Ağrılı bölgeye uygulanan steroid türü ilaçlar, güçlü yangı giderici etkileriyle ağrının kaynağındaki yangıyı ortadan kaldırır. Ayrıca, örneğin bel fıtığında uygulanan bu tür ilaçlarla fıtığın çevresindeki ödem geriletilerek olay bölgesi rahatlatılır.

    Enjeksiyonlar bel ağrısının tanısında ne şekilde kullanılır?

    Enjeksiyonlar tanısal olarak bel ağrısının kaynağını belirlemek için uygulanabilir. Fiziksel muayene ve görüntüleme yöntemleri ile ağrının nedeni tam olarak ortaya konu lam iyorsa, çeşitli enjeksiyonlarla ağrının belin hangi yapısından köken aldığı belirlenebilir. Bu amaçla belde yer alan çeşitli yapılara lokal anestezi (mevzu uyuşturucu) ilaçları verilir.

    Bel ağrısı tedavisinde kullanılan enjeksiyonlar nelerdir?

    En sık uyguladığımız enjeksiyonlar; * Epidural ve transforaminal enjeksiyonlar * Sinir kökü blokları * Faset eklem enjeksiyonları * Sakroiliak eklem enjeksiyonları, şeklinde sıralanabilir.

    Yöntemler içinde en çok hangisini uyguluyorsunuz ?

    Bel ağrısı tedavisinde en çok uyguladığımız enjeksiyon yöntemi tüm dünyada olduğu gibi epidural ve transforaminal enjeksiyonlardır. Epidural enjeksiyon, güçlü yangı giderici etkileri olan ilaçların omurga kanalı içine uygulanmasıdır. Dünyada 40 yıldan fazla zamandan beri omurga kaynaklı çeşitli ağrıların tedavisinde kullanılan, iyi sonuçlar alınmasını sağlayan ve yan etkileri çok az olan bir işlemdir.

    Epidural ve transforaminal enjeksiyonlar kimlere uygulanabilir ?

    Enjeksiyonlar en çok bel fıtığı hastalarında uygulanmaktadır. Burada amaç fıtık başlangıcı ya da fıtık olan disk bölgesindeki ödemi ortadan kaldırmak, disk çevresindeki yangıyı ve olası bir sinir kökü basısını azaltmaktır. Yöntem, düşük riski ve önemli bir yan etki potansiyeli olmaması nedeniyle yaygın bir yöntemdir.

    Özellikle ilaç tedavisi, egzersiz ve fizik tedavi gibi konservatif yöntemlerle düzelme sağlanamayan disk kaynaklı bel, bacak ağrılarında tercih edilir. Belin yanısıra boyun ve sırt omurlarının fıtıklarında da aynı yöntem uygulanmaktadır. İşlemin uygulandığı hastaların büyük bölümünde ağrı tamamen yok olur. Düzelme sağlanamayan az sayıdaki hastada ise işlem tekrarlanabilir. Genel kabul, işlemin bir kaç ay içinde 3 kez uygulanabileceğidir.

    İşlem nasıl uygulanıyor ?

    İşlemin uygulanacağı hastamız özel girişim odasına alınıyor. Enjeksiyon floroskopi adı verilen özel bir görüntüleme yöntemi eşliğinde, yani işlem bölgesi görülerek uygulanıyor. Enjeksiyondan önce girişim bölgesine lokal anestezi uygulanarak, hastanın işlem sırasında ağrı duymaması sağlanıyor. 30 dakika kadar süren işlemden sonra hastamızı odasına alıyoruz. 3-4 saatlik bir dinlenme süresinin ardından da evine yolluyoruz.