Etiket: Engel

  • Çikolata Kisti Gebeliğe Engel Midir?

    Çikolata Kisti Gebeliğe Engel Midir?

    Rahim içerisinde bulunan; her ay gebelik oluşumu için hazırlanan ve gebelik olmadığı takdirde hormon desteğinden yoksun kaldığı için adet dönemi kanaması halinde vücuttan dışarı atılan özel hücre tabakasına endometrium adı verilir. Endometrium tabakası, vücutta yalnız rahim içinde yer alır. Bu tabakanın rahim dışında vücudun başka bir bölgesinde yer alması durumu ise “Endometriozis” yani çikolata kisti hastalığı olarak adlanmaktadır. Çikolata kisti olarak nitelendirilme sebebi ise; içeriğinde koyu kıvamlı adeta erimiş çikolatayı andıran bir sıvı bulunmasından kaynaklıdır. 

    Endometriozis yani çikolata kisti hastalığı özellikle genç kadınlarda yaygın olarak karşılaşılan bir problemdir. 25 ila 45 yaş arası kadınların yaklaşık oranla %10-15’inde çikolata kisti hastalığı görülmektedir. Yumurtalık ve kordonlara ulaşması halinde gebelik oluşumuna engel olabilen çikolata kistleri nadiren de olsa menopoz dönemindeki kadınlarda ve hatta erkeklerde de rastlanabilmektedir. 

    Adet döneminde endometrium kanamalı reaksiyonlar yaparak, organlarda yapışmaya sebebiyet verebilir. Adet döneminde hissedilen şiddetli sancı Endometriozis yani çikolata kisti hastalığına bağlı şikayetlerdir.

    Çikolata Kistinin Belirtileri 

    •  Adet ağrısı 
    •  Adetten bağımsız ağrı 
    •  Cinsel ilişki sırasında ağrı
    •  Kısırlık

    Genç kadınlarda sıklıkla karşılaşılan Çikolata Kisti Gebeliğe Engel Midir? sorusuna yanıt vermemiz gerekirse:

    Gebelik oluşmayan kadınların yaklaşık oranla % 40’ında çikolata kisti (endometriozis) hastalığı görülmektedir. Çikolata kistleri, yumurtlama işlevinin bozulması ve tüplerin tıkanması gibi faktörlere bağlı olarak kısırlık oluşturabilir. Üreme çağındaki kadınları tehdit eden çikolata kisti; yumurtalıkları ve tüpleri etkilemesi halinde, gebelik için engel teşkil eder. 

    İnfertilite (kısırlık) tedavisi gören kadınların ise %20 ila %25’inde görülen çikolata kistinin; yumurtalıklarda azalmaya ve pelvik yapışıklıklara neden olması kadınlar üzerinde bıraktığı en olumsuz etkidir.

    İdrar kesesi ve bağırsaklar üzeri bölgelerde görülebilen çikolata kistleri;

    •  Fallop tüplerinde tıkanmaya 
    •  Tüplerde fonksiyon bozukluklarına 
    •  Döllenmiş olan yumurtanın rahmin içine transfer edilmesine engel olarak gebelik oluşumunu tehdit etmektedir.

    Evet, endometriozis hastalığı gebeliğe engel olur. Ancak çikolata kisti hastalığı olan kadınlarda gebelik oluşma olasılığı hastalığın var olmadığı kadınlara oranla yarısı kadardır. Buna bağlı olarak çikolata kisti olan kadınların tamamı gebe kalamaz diye bir kural yoktur. Çikolata kistinin olmasına rağmen gebe kalan kadınlarda, çikolata kistleri gebelik dönemi boyunca büyüyebilir veya mevcut boyutunda kalabilir. Gebeliğin ilerleyen süreçlerinde gebeliği olumsuz yönde etkilemeyen çikolata kistleri, gebeliğin ilk dönemlerinde ise düşük nedeni olabilmektedir.

    Çikolata kistleri görülebilir hale geldiğinde, operasyon konusu gündeme alınabilir. Fakat söz konusu hasta gebe kalmamış ve 35 yaş üstü ise yumurta rezervi azaldığı sebebiyle hekimine danışarak çikolata kistlerini alınmadan gebelik planlaması yapılmalıdır. Çünkü çikolata kistleri için yapılacak olan operasyonla yumurtaların kapasitesini azaltacaktır. Çikolata kistleri için daha az zarar veren laparoskopik uygulamalar yapılsa dahi çikolata kistlerinin alınması öncesinde gebe kalabilme koşulları detaylı olarak değerlendirilmelidir. 

    Çikolata kisti olan ve henüz gebe kalmamış kadınlarda öncelik ameliyat olmamalıdır. Doktorla durum değerlendirilmesinin yapılması ve buna göre karar verilmesi önemlidir. 40 yaş üstü ve çocuk sahibi olan ve çocuk sahibi olmayı istemeyen kadınlarda çikolata kistlerinin ameliyatla alınması için herhangi bir engel yoktur.

    Çikolata Kistlerinin Tanı ve Tedavisi 

    Endometriomalarda tanı koymak için yumurtalıklarda gelişen kistler içinde, tümör belirteçlerine ve doppler kan akımında direnç ve akım indekslerine bakılmaktadır. Ancak bu kesin bir tanı değildir. Çikolata kistlerinde kesin tanı koyabilmek için, ameliyatla çıkarılan dokunun patolojik incelemesinin yapılması gerekmektedir.

    Çikolata kistlerinin kalıcı tedavisi bulunmamaktadır. Yapılan tedavilerin amacı: çikolata kistlerinden kaynaklanan ağrının giderilmesi ve hastalığın ilerlemesinin durdurulmasıdır. Tedavi edilen çikolata kistlerinin tekrarlama olasılığı vardır. Endometriozis tedavisi için özellikle laparoskopi yönteminden faydalanılmaktadır.

  • Çocuklarda İnatçılık

    Çocuklarda İnatçılık

    Çocuklarda inatçılık, gelişiminin her döneminin farklı özellikleri olduğu kaçınılmaz bir doğrudur. 2 yaşına kadar ihtiyaçlarının çok büyük bir kısmını annesi ile gerçekleştiren çocuk, 2 yaşından sonra büyük bir insan olma yolunda adımlar atarak, ‘ Her şeyi ben yapacağım. ‘ demeye başlar. Anne- babası ayakta durduğu için bu durum onu ayakta tutmaya iter, anne- babası gibi konuşabilmek için konuşmaya başlar. Eğer; ebeveynler çocukların bu özelliklerini bilirlerse çocuğun benlik gelişimini keyifle seyrederler. Çocuğun amacı bunları yaparak anne- babayı bunaltmak değil, kendi varlığını kabul ettirmektir. Anne ve babasına onlardan farklı bir birey olduğunu kabul ettirebilmektir. Eğer anne ve baba çocuğun bu isteğine yanıt vermez ve her şeyine ‘yapma’, ‘dokunma’ şeklinde yaklaşırsa, çocuk normal dışı davranmaya başlar. Bu engelleme sonucunda agresif davranışlar gösterir, iter, ısırır, tekme atar, kendini yerlere atar… Bu sebeple çocuk ne yapmak istiyorsa, yapabilirlik sınırı içinde izin verilmelidir. Çocukta görülen anormal davranışların temelinde çocukluğunun engellenmesi söz konusudur. Çocuk, yaşamında engellerle karşılaştıkça güçlenir; engellendikçe agresifleşir.

    İnat Döneminin Kalıcı Hale Gelmemesi İçin Nelere dikkat edilmelidir?

    Çocuk engelleri şiddetle aşmayı alışkanlık haline getirmeye başlarsa, bu durum ileriki dönemde davranış bozukluğuna sebep olur. Çocuk annesinden bir şey istediğinde, annesi vermiyor, ulaşmasına engel oluyorsa, çocuk şiddet ve öfke içerikli davranışlara başvurur. Anne de bu hırçınlık içeren davranışlarla baş edemeyeceğini anlayarak, ‘Tamam ne istersen vereyim’ tarzında davranışlara başvurursa, çocuğa yenik düşmüş olur. Çocuk da bir problem çözümü olarak bu yöntemi öğrenmiş olur ve bunu tüm çevresine genellemeye başlar. Çünkü evde bu yöntemi kullandığında işe yaradığını deneyimlemiştir.

    Çocuk Her Şeyi İnatla Yaptırmayı Öğrendiyse Çıkış Yolu Nasıl Olmalıdır?

    Çocuk anne ve babasıyla inatlaşmaya ve işlerini bu yolla çözmeye başlamışsa, çocuğa karşılık inatçılık göstererek onunla uzlaşmaya varmak pek mümkün olmayacaktır. İnat eden bir çocuk karşısında ebeveynin tutumu sükunet olursa, çocukla dürtüselliğe, inatlaşmaya girilmezse, çocuğun inadı kırılabilir. Çocuğu mahcup etmeden, ezmeden sabır içerisinde olan bir anne çocuğunun inadını kırabilir. Annesinin sakin kalabildiğini gören çocuk, kendisini güvende hisseder ve o güven hissiyle annesiyle olan uyumu yeniden sağlar.

  • Geri-İleri Çağrışımlar

    Geri-İleri Çağrışımlar

    Hafızamızın kusursuz olmadığını biliyoruz. Sinir bozucu şekilde insanların isimleri, doğum günleri gibi şeyleri unutabiliyoruz. Bunun nedenlerinden biri bozulma adı verilen çok normal bir süreç. Eğer bir bilgiyi düzgün şekilde kodlamaz veya uzun süre geri almazsak daha sonra hatırlayamaz hale geliyoruz.

    Belleğe giden veya bellekten gelen yollar yani ipuçları ve bellek arasındaki sinirsel bağlantılar, uzun süre kullanılmayınca zayıflıyor. Dolayısıyla bu nöronları uyarmak hayli zorlaşıyor. Aslında bu problem kullan veya kaybet problemi. Bir şeyi öğrendikten sonra uzun süre kullanmazsanız maalesef bu bilgi zamanla bozuluyor. Bozulma tabi ki farklı materyaller söz konusu olduğunda bile tutarlı kalması açısından oldukça ilginç bir süreç. Dikkat edecek olursanız ilk unutma hızımız çok yüksektir ama zaman geçtikçe unutmamız yavaşlar. İnsan hafızasında
    bozulma kavramı ilk olarak 1800’lü yılların sonlarına doğru Alman filozof ve psikolog Ebbing Ghaus tarafından ortaya atılmıştır. Ebbing Ghaus önce üç harfli ve anlamsız çok sayıda hece ezberlemiş. Ardından 0 ila 30 gün arasında değişen farklı zaman aralıklarında bu hecelerden kaçını hatırlayabildiğini test etmiştir. Başlangıçtaki unutma hızının çok yüksek olduğunu gözlemlemiştir. Ama birkaç gün geçmesine rağmen unutmadığı sözcükleri 30 gün boyunca aklında tutabilmiştir. Sonraları bu tez başkaları tarafından birçok farklı materyal ve zaman aralıklarıyla tekrarlandı. Ortaya çıkan sonuç; ilk öğrenme süreci ne kadar derli topluysa unutma o kadar yavaştır. Örneğin birkaç yıl boyunca öğrendiğiniz bir dili birkaç günde unutmazsınız. Fakat Ebbing Ghaus’un unutma eğrisi uyarınca o dili kullanmazsanız birkaç gün içerisinde unutursunuz. Yani o noktadan sonra unutma hızınız düşer. Bozulma ve unutmaya dair ilginç nokta da şudur ki bir şeyi geri alamamamız, o şeyin uzun süreli hafızamızdan silindiği anlamına gelmez. Geri almanın yanında, bir bireyin bilgi veya yeteneği ne kadar iyi öğrendiğini anlamanın bir diğer yolu da o şeyi yeniden öğrenme hızına bakmaktır. Ebbing Ghaus üç harfli anlamsız heceleri kullanarak unutmanın yanı sıra yeniden öğrenme sürecini de incelemiştir. Listede gördüğü tüm heceleri hatırlayamasa bile listeyi ikinci kez ezberlemesi ilkinden daha kısa sürmüştür. Yani o hatırlayamasa bile belleğin
    temeli hala yerinde durmaktadır. Bu temele tasarruf adı verilmektedir. Çünkü biz farkında olsak da olmasak da bu bilgi bir kenara konulmaktadır. Yöntemsel yetenekler de yeniden öğrenilebilmektedir. Örneğin; birkaç ay önce piyanoyla bir şarkı çalmayı öğrendiniz ve bugün tek bir notasını bile hatırlamıyorsunuz. Notaları elinize alıp şarkıları yeniden öğrenmeye çalıştığınızda, eğer bir şeyi geri alamamak o şeyin uzun süreli belleğinizden sonsuza dek silinip gittiği anlamına gelseydi, bir şarkıyı ikinci kez öğrenmek ilki kadar zaman alırdı. Oysa şarkıyı ikinci kez öğrenmeniz büyük ihtimalle ilk öğrenmenizden daha kısa sürecektir. Bu süre farkı, şarkının uzun süreli belleğinizde kısmen de olsa hala saklanmakta olduğu anlamına gelir. Fakat sorun her zaman bozulmada olmayabilir. Bazen bir şeyler istediğimiz bilgiye erişmemizi engeller. Doğal olarak buna da engel adı verilir. İki tür engel vardır. Bunlar; geriye etkili ve ileriye etkili.

    Geriye etkili engel: öğrendiğimiz yeni bir bilgi önceden bildiğimiz bir şeyi hatırlamamızı engeller. Örneğin; yeni bir eve taşındınız ve her yere yeni adresiniz veriyorsunuz. Bu durumda eski adresi hatırlamanız güçleşir. İleriye etkili engel: geçmişte öğrendiğiniz bir bilgi, yeni bir bilgiyi öğrenmenizi ya da hatırlamanızı engelliyor. Örneğin; e-mail adresinizin parolasını uzun süre değiştirmemiş olmanız ve yakın zamanda değiştirdiğinizde genellikle eski olanı hatırlarsınız. Bu durum eski parolanızın hafızanızda yeni parolanızın önüne geçmesini sağlar.

    Hafızanız size oyunlar oynayabilir. Öğrenip unuttuğunuz sandığınız şeyler, tekrar edildiğinde hatırlanabileceği gibi hiç hatırlanmaya da bilir.

  • Engel kime göre, engel..

    Engel kime göre, engel..

    Engel deyince aklımıza birçok anlam geliyor. Bir şeyin gerçekleşmesini önleyen neden, mani, mahzur, müşkül ilk olarak geliyor. Engelli koşularda, her yarışçının üzerinden, atlaması gereken, çerçeveyle tabandan kurulu tahta düzen ikinci olarak da bu gelebiliyor. Eylemin nesnel, ruhsal ya da toplumsal açıdan kısıtlanması çoğu insanda bu engel durumu karşımıza çıkabiliyor. Başka engel olarak da engelli insanlar geliyor.

    Bazen mücadeleler, hayatımızda tam olarak gerek duyduğumuz şeylerdir. Eğer hayatımıza hiçbir engelle karşılaşmadan devam edilseydi hiçbir zaman olgunlaşamazdık. Çünkü o olumsuz olarak gördüğümüz olayların belki ondan sonra daha iyi bir şekilde karşımıza çıkabilir. Her şey de bir hayır var der çoğu kişi bu sözü yaşayarak görebiliyoruz. Engel sanarak gördüğümüz durum aslında arkasında çok şeyler kazandırabiliyor. O olumsuz durum da karşılaştığımız da ilk önce isyan edilir, sonra umutsuzluğa kapanır. Bir zaman sonra önümüze çok güzel bir şekilde sunulduğunda her şey unutulur.

    Herkesin hayatında ki engelleri farklıdır. Bir çocuğun istediği oyuncağı alınmadığında, öğrencinin önemli sınavlarda kötü bir olay yaşaması veya istediği yere tercih yapamadığı durumlar, çalışan insanların iş hayatında ki olumsuz olaylar aniden başka bir iş çıkıp bütün planların değişmesi, yaşlıların sağlık problemlerinden dolayı istedikleri şeyleri yapamaması böyle birçok engel sıralanabilir. Böyle engellerin hep bir alternatif çözümleri vardır.

    Başka seçenekler olabilir.

    Engelli bir insanın hayatında ki engeller çok farklıdır. Yapacakları alanlar sınırlıdır. Engel durumlarına göre yapacakları şeyler bellidir ve o alanlarda kendilerini geliştirirler. Özel yetenekleri vardır, en iyi bir ressam kadar güzel resimler yapabiliyorlar, el sanatlarına geneli çok becerikli olabiliyorlar. Sadece onlara yardım etmek için bir el bekliyorlar ve sevgi en önemlisi. Siz bir adım yaklaştığınızda onlar koşarak geliyor. Üstünde durulduğu zaman güzel şeyler ortaya çıkabiliyor. Her şeyden mutlu olmayı biliyorlar. Önümüzde ki engelleri büyütmek yerine onları nasıl en iyi duruma getirebileceğimizi düşünmemiz gerekir.

    Yarının bu günden daha iyi olacağı ümidiyle yetinmek yerine hemen bugün, yarın uyandığımızda kendimizi önceki günden biraz olsun daha iyi hissetmemizi sağlayacak bir şeyler yapabiliriz.

    Her zaman ikinci bir tercih olmalıdır.

    Hayatın bize ne getireceğini bilemeyiz.