Etiket: Enfeksiyon

  • Ateşli havale

    Ateşli havale

    Ateşli havale nedir kimlerde görülür?

    Havale bilinç ve davranış değişikliği olup; enfeksiyon sırasında ateşli dönemlerde görülürse buna ateşli havale denir. Ateş havaleden önce mevcut olabildiği gibi havale sırasında ya da havaleden sonra görülebilir. Genellikle süt çocukluğu ve oyun çocukluğu döneminde başka bir deyişle 5ay-5yaş arasında görülür

    Ateşli havale hangi enfeksiyonlarda görülür?

    Ateşli havale ya da nöbetler daha çok üst solunum yolu enfeksiyonlarında örneğin boğaz ve kulak enfeksiyonlarında görülür. Daha az sıklıkla idrar yolu ve barsak enfeksiyonlarında izlenir.

    Havaleler enfeksiyonun hangi döneminde görülür?

    Ateşli havalelerin büyük bir kısmı yaklaşık %90-95’i enfeksiyonun ilk 24 saatinde görülür. Dolayısıyla çocuk 5-10 gün ateşli olabilir ancak havale riski 1-2 gündür.

    Ateşli havaleler hep aynı mı olur?

    İki şekilde görülebir. En sık olanı basit havalelerdir. Bu tipte tüm vücutta kasılma ve gevşemeler olur. 15 dakikadan kısa sürer. Çocuğun zihinsel ve motor gelişimi normaldir. Daha az sıklıkta olanı karmaşık ya da başka bir deyişle kompleks tipidir. Bu tipte nöbetlerde çocuğun vücudunun bir kısmında kasılma ve gevşemeler olur. 15 dakikadan uzun sürer. Çocuğun zihinsel ve motor gelişimi geri olabilir.

    Ateşli havale genetik geçişli midir?

    Ateşli havalelerin beşte biri genetik geçişlidir. Bu çocukların yakın akrabalarında ateşli havale öyküsü alınabilir.
    Ateşli havale geçiren çocuklar ileride sara hastası olabilirler mi?

    Bu çocukların bazı risk faktörlerine sahip olmaları durumunda yıllar içinde ateşsiz nöbetler başlayabilir. Bu risk faktörleri şunlardır: çocuğun nöbetlerinin karmaşık tipte olması, ailede epilepsi varlığı, beyin elektrosunun anormal olması, çocuğun zihinsel ve motor gelişiminin geri olması

    Ateşli havale geçiren çocuklarda mutlaka beyin elektrosu (EEG) çekilmesi gerekir mi?

    Eğer çocuğun nöbet tipi karmaşık ise çekilmesi uygundur. Basit tipinde şart değildir.

    Ateşli havale sonrası çocuğun zekasında gerileme olur mu?

    Sayısı kaç olursa olsun ateşli havaleler sonrasında çocuğun zekasında herhangi bir gerileme olmaz. Beyinde hücrelerin ölümüne sebep olmaz.

    Ateşli havale nasıl tedavi edilir?

    Devamlı ve aralıklı tedavi seçenekleri vardır. Devamlı tedavide her gün sabah akşam ilaç kullanılır. Aralıklı tedavide ise çocuğun ateşli dönemlerinde iki gün süre ile havale önleyici ilaç verilir. Bu amaçla diazepam, valproat ve fenobarbital kullanılabilir. Tedavi beş yaşını bitirinceye kadar devam edilir.

  • Çocuk sağlığı konusunda yanlış bilinenler

    Çocuk sağlığı konusunda yanlış bilinenler

    1- Üşütmek ya da rüzgarda kalmak hastalığa neden olur.
    Soğuk algınlığı dediğimiz şey aslında virüsler nedeniyle meydana gelir. Çocukların üşümesiyle, rüzgarda kalmalarıyla bir ilgisi yoktur. Böyle olsaydı soğuk iklimlerde çocuklar daha çok hastalanırlardı oysaki bu doğru değildir. Kışın çocuklar daha fazla hasta olurlar çünkü virüsler daha iyi ürer. Ayrıca insanlar hep iç mekanda olduğu için hastalık bulaşması da daha kolay olur.

    2- Boğazı ağrıyan dondurma yememeli.
    Boğaz enfeksiyonunun dondurma ile hiçbir ilgisi yoktur. Dondurma ya da başka soğuk şeyler yemek ya da içmek boğaz ağrısına ya da boğaz enfeksiyonuna sebep olmaz ve olan boğaz ağrısını kötüleştirmezler.

    3- Soğuk algınlığında koruyucu antibiyotik verirsek ilerlemesini engelleriz.
    Bu doğru değildir. Virüse bağlı enfeksiyonlarda antibiyotikler işe yaramaz ve hatta dirençli enfeksiyon gelişmesine zemin hazırlayabilirler. Antibiyotikler ancak bakteri enfeksiyonuna karşı etkilidirler.

    4- Hasta çocuklar evden dışarı çıkmamalıdır.
    Çocuklar hastayken bile açık hava almalarında fayda vardır.

    5- Burun yeşil aktığında antibiyotik verilmelidir.
    Virüslere bağlı burun akıntısı da hatta bazen alerjiye bağlı burun akıntısı da zaman zaman yeşil renk olabilir. Sinüs enfeksiyonu tanısı konursa ancak antibiyotik gerekecektir.

    6- Ateşi olan çocuğu giydirmek gerekir.
    Aslında ateşi olan çocuğun mümkünse beziyle yatması gerekir. Giydirmek çocukların ateşini yükseltir.

    7- Ateşli çocuğu sirkeli suyla silmek iyi gelir.
    Sirke, alkol, aspirin gibi şeyler ciltteki suyu çekerek sıvı kaybına neden olabilirler ve doğru değildir.

    8- Hasta çocuk yıkanmaz.
    Aslında banyo yapmak hasta çocukları çok rahatlatır ve banyodaki buhar burun tıkanıklığı ve öksürük gibi belirtilere iyi gelir.

    9- Çocuğun bronşları doluysa, öksürüyorsa süt içirmemeli.
    Aslında sütün solunum sistemindeki ifrazatla hiçbir ilişkisi yoktur. Süt hem sıvı hem de besleyici olduğundan hasta çocuk için iyi bir besindir.

    Dr. Beril Bayrak Bulucu

  • Çocuklarda idrar yolu enfeksiyonları

    Çocuklarda idrar yolu enfeksiyonları

    İdrar yolu enfeksiyonları çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonundan sonra en sık görülen enfeksiyonlardır. Yenidoğan dönemi dışında her dönemde kız çocuklarında erkek çocuklarından daha sık görülür.

    İdrar yolu enfeksiyonu böbreği tutup piyelonefrit tablosuna neden olabileceği gibi alt idrar yollarını tutup sistit şeklinde seyredebilir.İdrar yolu enfeksiyonu teşhisi iidrar kültüründe bakteri üremesi ile konur.Bazen idrar uygun koşullarda alınmadığında da bakteri üremesi olabilir ve her zaman enfeksiyon demek değildir.

    İdrar yolu enfeksiyonlarında en sık rastlanan etken bağırsak bakterileridir. Bunlarda birinci sırayı (%80) E. coli denen bakteri alır. Diğer bağırsak bakterileri de sıkça görülür. Virüsler ve mantarlara bağlı da idrar yolu enfeksiyonu görülebilir. İdrar kültüründe birden fazla bakterinin görülmesi genellikle kolonizasyonu, kirlenmeyi düşündürür.

    Meydana gelişi

    Kız çocuklarının anatomik yapısı (üretra daha kısa olduğu için)idrar yolu enfeksiyonlarının daha sık görülmesine neden olur. Mesanenin tam olarak boşalamaması ve asitliğinin azalması ile koruyucu bakterilerin kaybı idrar yolu enfeksiyonuna zemin hazırlar.

    Hazırlayıcı nedenler.

    İdrar yolu enfeksiyonlarının oluşmasında anatomik sorunlar ve fonksiyon bozuklukları rol oynar. İdrar yolu reflüsü, idrar yolunda taş olması hazırlayıcı faktörlerdir.

    Genital bölgede hijyen bozulması idrar yolları enfeksiyonuna rol açabilir. Havuz özellikle hijyeni iyi değilse idrar yolu enfeksiyonlarına sebep olabilir. Kronik kabızlığı olan çocuklarda da idrar yolu enfeksiyonu daha sık görülür ( idrar göllenmesine bağlı olarak)

    Klinik bulgular

    Çocuğun yaşına ve enfeksiyonun düzeyi ve ağırlığına göre değişir.

    Yenidoğan döneminde yüksek ateş, sarılık, emmeme, kilo alamama, huzursuzluk, konvülsiyon gibi bulgular görülebilir.

    Süt çocuklarında da iştahsızlık, bulantı, kusma tartı alamama, ishal, kabızlık, solukluk, huzursuzluk gibi belirtiler gösterir.

    Büyük çocuklarda ise belirtiler daha yönlendiricidir. Ateş, bulantı, kusma , karın ağrısı, bel ağrısı, sık idrara çıkma, sık idrar yapma, idrar yaparken yanma, idrar yapamama gibi bulgular bulunabilir.

    Tanı

    Üriner sistem enfeksiyonlarının tanısı uygun koşullarda alınmış idrar örneğinden yapılan idrar kültüründe anlamlı sayıda bakteri üremesi ile konur.. Doğru tanı koyabilmek ve gereksiz tedavilerden kaçınabilmek için idrar örneğinin doğru alınması çok önemlidir.

    Büyük çocuklarda üretra ağzı sabunlu suyla temizlenip bol suyla yıkandıktan sonra ( ya da üç temizleme beziyle üç kere önden arkaya temizleme) orta akım idrarının steril bir kaba alınması şeklinde alınır.

    Bebeklerde ise ya steril olarak temizlenmiş bölgeye idrar torbasının yapıştırılması ile steril idrar elde edilebilir. İdrar tam steril değilse küçük bir tüple kateterizsyon ya da pubisin üstünden iğne aspirasyonu yoluyla kültür alınması gerekebilir..

    İdrar kültürünün sonuçlanması 2-3 gün sürebilir. İdrar kültürünün sonuçlanmasından önce yapılan tam idrar tahlili de enfeksiyon olup olmadığı konusunda fikir verir. Tam idrar tahlilinde mikroskopiye, lökosit,eritrosit ıolmasına ayrıca kimyasal reaksiyonlarda nitrit ,lökosit esteraz gibi maddeler olup olmayacağına bakılır.

    Tedavi

    Tedavi antibiyotik tedavisidir. Yenidoğan,küçük bebek ya da çok hasta çocuklarda dammar yolu ya da enjeksiyonla antibiyorik tedavisi gerekebilir yoksa ağızdan antibiyotik verilir. Kültür ve antibiyogram sonucu çıkınca antibiyotiğin etkili olup olmadığı anlaşılır.

    Eğer idrar yolu enfeksiyonu tedavi edilmezse böbrekte nebdeleşme ve böbreğin büyüyememesi,yüksek tansiyon gibi sonuçlar verebilir.

    Korunmak için yapılabilecekler

    Özel bölgenin hijyenine dikkat edilmesi özellikle kızlarda önden arkaya temizlik.

    Havuz hijyenine ve ıslak mayoyla durmamaya dikkat edilmesi

    Kabızlığın engellenmesi

    Sık idrar yolu enfeksiyonu geçiren çocuklarda reflü gibi etkenlerin ekarte edilir,gerekiyorsa koruyucu tedavi uygulanması.

  • İdrar yolu enfeksyonu

    Çocuklarda idrar yolu enfeksyonlari

    İdrar yolu enfeksiyonları çocukluk çağının sık görülen hastalıklardan biridir.

    Ancak ,sinsi seyretmesi ve tedavi edilmediği takdirde ağır sonuçlara yol açması diğer çocuk

    Hastalıklarından ayrı bir önem taşır.

    11 yaşına gelen her 100 erkek çocuktan birinin, her yüz kız çocuktan üçünün bir kez idrar yolu enfeksiyonu geçirdiği kabul edilir. Nedeni belli olmayan her yüz ateşli çocuktan beşinde idrar yolu enfeksiyonu vardır.

    İdrar yolu enfeksiyonları çoğu zaman çocuk ve aile tarafından fark edilemeyecek

    Kadar silik belirtilerle seyreder.özellikle kronik seyirli hastalık kolayca gözden kaçırılıp yıllarca tedavisiz kalabilir; sonuçta ciddi organ hasarı olur.

    Tüm bu sebeplerden ötürü ailelerin idrar yollarının yapısı ve hastalıkları üzerine bilgi sahibi olmaları son derece önemlidir.

    İdrar yolları yapısına kısaca değinelim;idrar böbreklerde üretilir,üreterler ile idrar torbasına akıtılır ve burada depolanır.idrar torbasında (mesane ) toplanan idrar,boşalması gerektiği zaman mesane dibindeki kasların gevşemesi ile üretra kanalı yoluyla dışarı atılır.

    Üretra ,erkek çocukta penis ucunda sonlanırken kız çocuklarda vajen açıklığının hemen üstüne açılır.

    Sağlıklı çocukta ,idrar da hiç bakteri bulunmaz.idrar da saptanan bakteri iki yerden kaynaklanabilir:

    1_anüs ve genital bölgeden bulaşan bakteriler

    2_kan yoluyla vücudun başka bölgelerinden gelen yerleşen bakteriler

    idrar yolu enfeksiyonu böbrek de yerleşirse piyelonefrit ; mesanede yerleşirse sistit;üretrada yerleşirse üretrit olarak adlandırılır.

    İdrar yolu enfeksiyonunda görülen başlıca belirtiler şunlardır: ateş,sık ve ağrılı idrar yapma,alt ıslatma veya karın,yan ve sırt ağrısı;iştahsızlık,kusma kötü kokulu,kanlı,tortulu idrar yapma ve bebekte huysuzluk ve gelişme geriliği

    Yukarıdaki belirtilen bir veya birkaçı görülen bebekte aile vakit kaybetmeden çocuk hekimine danışmalıdır.

    İdrar yolu enfeksiyonunun hekim tarafından tespit edilmesindeki ilk ve temel adım idrar tahlilidir.idrar genital bölgeye plastik bir torba yapıştırarak,idrar sondasıyla veya daha hassas bir inceleme gerekiyorsa, mesaneye enjektör ile girilerek alınabilir.

    İdrar yolu enfeksiyonları antibiyotiklerle tedavi edilir.hastalığın şiddetine göre uygun antibiyotik ve uygulama şekli mutlaka çocuk hekimi tarafından belirlenir.

    Eğer hastalık çok ağır belirtilerle seyrediyorsa enjeksiyon tarzında uygulama gerekebilir.hafif vakalarda ağız dan verilen tedaviler yeterli olur.bu tedavilerin erkenden ve etkili şekilde yapılması enfeksiyonun yayılmasını ve böbrek hasarı oluşmasını önlemek açısından son derece önemlidir.tedavi genellikle 7-14 gün süre ile düzenli şekilde uygulanır.ilaçların tam ve düzgün alındığından emin olunmalıdır.

    Tedavi yarıda kesilirse hastalık daha ağır şekilde nüks edecektir.

    Bazı durumlarda, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarının altında,doğumsal idrar yolu anatomik bozukluğu bulunabilir.idrar mesanede göllenir ve üreterlere doğru kaçış (reflü)bulunabilir.

    Sağlıklı boşaltılamayan idrar,zamanla iltihaplanır ve kronik enfeksiyon süreci başlar.

    Bu çocuklardaki hastalık tedavilere rağmen sık sık tekrarlar.

    Böylesi bir anatomik bozukluğun saptanması ilaçlı böbrek filmi (İVP)veya katater ile mesaneye renkli ilaç verilip görüntülenme yoluyla olur.

    Bunun yanı sıra diğer görüntüleme yöntemleride,teşhis de yardımcıdır.

    Anatomik bozukluğa bağlı kronik enfeksiyonlarda altta yatan bozukluk cerrahi yöntemi ile düzeltilmek zorundadır.

    Erken teşhis ve tedavi ile hayati önemi olan böbrekler korunmuş olacaktır.

  • Sünnet nedir?

    Sünnet nedir?

    SÜNNET NEDİR?

    Tıp literatüründe Circumcision, ülkemizde sünnet olarak tanımlanan, penisin ucundaki deri yani prepisyumun kesilmesi işlemidir. Sünnet Türkiye’de çocukluk çağında en sık gerçekleştirilen cerrahi işlemlerden biridir. Bu nedenle toplum içerisinde çok konuşulan ve kim tarafından hangi yaşta, nasıl bir anestezi ile yapılması konusunda bile bilgi kirliliğinin ve sabit bir fikrin olmadığı bir konudur. Bu nedenle sünnetle ilgili en temel bilinmesi gereken durum, sünnetin bir çok müdahaleden uzun süren Cerrahi Bir İşlem olduğudur. Bu yüzden Sünnetin hastane koşullarında steril koşullarda, uygun olan anestezi yöntemi ile uygun cerrahlar tarafından yapılması, sonrasında oluşabilecek ve hayat boyu sürebilecek yan etkilerin ortadan kaldırılması açısından son derece önem taşır.

    SÜNNET NE ZAMAN YAPILMALIDIR?

    Yaşamın ilk 3-4. ayında yassı hücreler keratinize olur ve smegmayı oluşturur. Penisin büyümesi ve ereksiyonuyla infant smegmasının oluşması iki epitel yüzeyinin birbirinden yavaş yavaş ayrışmasını sağlar. Yenidoğan bebeklerin sadece %4’ünde sünnet derisi geri çekilebilir. Yenidoğanların ancak % 50’sinde sünnet derisi, çişin geldiği deliği görecek kadar çekilebilir. 6. Ayda bu bebeklerin ancak %20’sinde pipinin başı görülebilir. 3 yaşına kadar bu oran %90’a çıkar. Sünnet derisi geri çekilmeye çalışılırken genelde çocuklara yanlış olarak bitik ( fimozis ) tanısı konur.

    2. Aydan sonra organ gelişimi tam olarak oluştuğu, bebeklik çağında iyileşme hızlı olduğu, ağrı lokalizasyonu yapılamadığı için sünnet önerilebilir. Çocuklarda 2/6 yaş arasında cinsel kimlik oturduğu için herhangi bir cerrahi endikasyon yoksa sünnet yapılmamalıdır. Bu dönemde yapılan gereksiz cerrahi işlemlerle hadım edilme korkusu oluşabilir. 6 yaş sonrasında ise her yaşta sünnet yapılabilir.

    Sünnet Türkiye’de ticari bir konu olarak da ele alındığı için suistimale çok açık bir konudur. Bu nedenle gerçek bir cerrahi neden olmaksızın bebek ve çocuk sünnetine sıklıkla rastlanmaktadır.

    NERDE ve KİM?

    Sünnet önemli bir ameliyattır bu nedenle her ameliyat gibi, hastane koşullarında ve ameliyathanelerde yapılması en doğru seçenektir. Günümüzde halen bir çok sağlık kurumunda lokal anestezi ile sünnet yapılmaktadır, ancak sosyal zekası yeterince olgunlaşmamış çocuklarda ve bebeklerde son yıllarda kullanılacak anestezi şeklinin de genel anestezi olması gerektiği konusunda artık bir fikir birliği oluşmuştur.

    Bu nedenle sadece ticari nedenlerle insanlara genel anestezinin kötü olduğu, hastanelerin sünnet için uygun olmadığını söyleyen şarlatanlara itibar edilmemelidir.

    Toplu sünnetlerde her çocuğa gerekli duygusal ve teknik özenin gösterilmemesi, Steril ortamın sağlamaması, cerrahi müdahaleden çok bir eğlence olarak algılanmasından dolayı komplikasyon olma ihtimali çok fazladır, bu yüzden toplu sünnet şölenleri son derece sakıncalı uygulamalardır.

    Sünneti Kim Yapmalı?

    İdeal olarak sünnet, çocuk cerrahları ya da çocuk ürologları tarafından yani sünnet konusunda deneyimli hekimler tarafından yapılmalıdır. Çocukları en yakından tanıyan ve tedavilerini en sık üstlenen Çocuk Cerrahisi branşıdır. Bu nedenle sünnetinde Çocuk cerrahları tarafından yapılması en doğru yaklaşımdır.

    SÜNNET NASIL YAPILMALIDIR?

    Sünnet, temel olarak çocuğun tüm hayatı boyunca kullanacağı bir organa şekil veren plastik bir operasyondur. Bu yüzden penil anatomiye hakim, komplikasyon oluşmasına izin vermeyecek doktorlar tarafından hastane koşullarında anestezi yardımı ile minimal psikotravma ile yapılmalıdır.

    Sünnet Endikasyonları

    Bitik (Fimozis) : Sünnet derisi yenidoğanlarda ve bebeklik döneminde fizyolojik olarak geri çekilemez. Ancak, ülkemizde genel olarak halk arasında ve yanlış tıbbi yönlendirilmelerle, bu dönemde sünnet derisinin geri çekilmesi ile sünnet derisinde kanama, yırtılma ya da kronik enfeksiyonla gerçek fimozis oluşabilir. Bunlar genellikle edinsel nedenlerdir, bunun dışında kötü hijyen ve sünnet sonrası aşırı nedbe dokusuda gerçek fimozise yol açabilir.

    Parafimozis: Sünnet derisinin ucundaki dar halka penisin başında zorla geriye doğru geçirilirse, penis başında ödem, işeme zorluğu ve şiddetli ağrı oluşur, bu durum elle düzeltilemezse mutlaka uygun koşullarda sünnet gerekir.

    Balanopostit: Penil deri ve sünnet derisinin enfeksiyonudur. Çoğunlukla irin oluşumunada rastlanır. Tedavinin ardında sünnet etmekte yarar vardır.

    Kronik idrar yolu enfeksiyonu: 1 yaş altında en sık rastlanan enfeksiyon erkek bebeklerde idrar yolu enfeksiyonudur. Sık enfeksiyon atağı geçiren bebeklerde sünnet önerilebilir.

    Konjenital üropatolojiler: Doğuştan böbrek ve mesane hastalıklarına sahip olan çocuklarda sünnet yapmakta yarar vardır.

    SÜNNETİN FAYDALARI NELERDİR?

    1- Fimozise bağlı olarak oluşabilecek enfeksiyon ataklarını, parafimozisi, penil enfeksiyon risklerinin ortadan kaldırılması.

    2- Sünnetli çocuklarda daha az idrar yolu enfeksiyonu oluşur.

    3- Sünnet derisinin kesilmesi bu bölgenin temiz kalmasını sağlar.

    4- Sünnet olmamış erkeklerin cinsel yolla geçen hastalıklara daha çok yakalanır.

    Sünnetli kişilerin partnerlerinde serviks kanseri riskinin azaldığı ileri sürülmektedir.

    5- Penis kanseri çoğunlukla sünnet yapılmadığı toplumlarda görülür.
    6- Sosyo- kültürel nedenler.

    Sonuç olarak sünnet sonrasında oluşabilecek, cerrahi ve psikotravmalardan çocuklarımızı uzak tutmak adına, sünnetin penil cerrahı olduğu unutulmadan bu tip işlemler ameliyathane ortamında anestezi ile yapılmalıdır. Anestezi konusunda tamamen ticari kaygılarla toplumumuzu yanlış yönlendiren doktorlarda vardır, ancak bilinmesi gereken; siz ameliyat olurken, acı duymanızı engelleyen, konforunuzu sağlayan ve hayatınızın garanti altında olmasını sağlayan “Anestezi yani Narkoz”, size HAK olduğu kadar çocuklarımızıda “En Büyük HAKKIDIR”.

  • Bel- omurga enfeksı̇yonları

    Bazı durumlarda omurga kemik yapısı, omurlar arasındaki yastıkçıklar (disk), omuriliği saran zar (dura mater) veya omuriliğin etrafınaki boşluk içinde enfeksiyon gelişebilir. Enfeksiyonun nedeni çeşitli bakteriler veya mantarlardan birisi olabilir.
Omurga enfeksiyonları bir omurga ameliyatı sonrası oluşabilir yada bazı risk faktörleri taşıyan hastalarda kendiliğinden gelişebilir. Enfeksiyon için risk faktörleri, kötü beslenme, bağışıklık sistemi bozuklukları, HIV enfeksiyonu, kanser, şeker hastalığı ve şişmanlık olarak sayılabilir. Ayrıca ülkemizde çiğ süt ve süt ürünleri tüketen vatandaaşlarımız da brucella bakterisine bağlı oluşan enfeksiyonlar için risk altındadır.

    Omurga Enfeksiyonlarının Belirtileri

    Ateş
Halsizlik
Baş ağrısı
Boyun sertliği
Operasyon yarası yerinde şişlik Hassasiyet
Kızarıklık
Akıntı
Ağrı şeklinde ortaya çıkabilir.

    Bazı vakalarda hasta kol ve bacaklarında uyuşukluk, his kaybı, kas kuvvetlerinde zayıflık gibi bulgular hissedebilir. Bu bulgular bazı hastalarda çok sinsice yerleşirken bazı hastalarda ise daha başlangıçtan şiddetli olarak ortaya çıkar.

    Omurga Enfeksiyonlarının Ortaya Çıkma Şekilleri

    Epidural Apse: Epidural apselerin geleneksel tedavileri cerrahi olmuştur. Hastanın nörolojik durumu ve MRG bulguları tedaviyi belirleyici etkenlerdir.T2 ağırlıklı kesitlerde hiperintens, merkezinde kontrast madde tutmayan, periferisi kontrast tutan kolleksiyonlar sıvı kıvamındadır ve kolaylıkla boşaltılabilinir. Nörolojik defisiti olmayan ,sıvı içerikli epidural apse’lerde bakteriyolojik tanı varsa tıbbi tedavi uygulanabilir. Tıbbi tedaviye yanıt vermeyen, bakteriyolojik tanısı bulunmayan,nörolojik tablosu düzelmeyen veya kötüleşen olgularda cerrahi girişim uygulanması gereklidir.

    Tüberküloz: Mycobacterium tuberculosisi’in damlacık enfeksiyonu ile akciğerlere yerleşmesinin ardından bu fokusdan hematojen yolla bir segmental arter yaracılığıyla vertebra korpusunu tutar. Bir segmenter arterin iki vertebrayı sulaması nedeniyle birden fazla segmenti tutar.

    Patoloji arka elemanlardan çok vertebra cisine yerleşir.Kemikte yavaş gelişen bir nekroz, granülasyon dokusuyla kazeifikasyon nekrozu kemiğin yerini alır. Vertebra cisim çökmesi sık görülür.
Bilgisayarlı tomografide (BT) kalsifiye paraspinal bir yumuşak doku kitlesinin görülmesi spinal tüberküloz başka bir deyişle Pott hastalığı için karakteristikdir.

    Hastalığın başlangıcında disk tutulumu olmaksızın kemik lezyonun manyetik rezonans görüntülemede (MRG) gözlenmesi mümkündür. MRG’de T1 ağırlıklı görüntülerde disk aralğının daraldığı ve komşu omurga kemik iliklerinin düşük sinyal intensiteli görüntüleri izlenir. T 2 ağırlıklı serilerde disk aralığında ve etkilenen omurga gövdelerinde yüksek sinyal intensitesi görülür. Pyojenik vertebral osteomyelit ile Potthastalığını radyolojik olarak birbirinden ayırt etmke kolay olmayabilir. Pott hastalığında disk mesafesi korunmuştur,kifoz gelişimi ve paraspinal apse oluşumudaha fazladır.

    Hastalığın tedavisinde kemoterapi ve cerrahinin yeri vardır. Cerrahi için endikasyonlar nörolojik defisit,spinal instabilite, angulasyon ve kifoz gibi deformiteler, tıbbi tedaviye yanıt alınamaması ve biyopsi ile tanı konulamamasıdır.
Antitüberküloz kemoterapi İzoniazid, Etambutol, Rifampisin kombinasyonunu içermektedir.Tedavi en az 6 ay olamk üzere bir yıl ve gerekli durumlarda daha uzun yapılmalıdır.

    Diskit: Nukleus pulposus’un primer enfeksiyonu olup kartilaj endplate ve vertebra cismini sekonder olarak etkiler.Genellikle iyi huylu seyreden, kendi kendini sınırlayan bir enfeksiyondur. Hareketle şiddetlenen lokal bel ağrısı perineye, bacağa, skrotuma yayılabilir.

    BT’de endplate fragmantasyon, paravertebral yumuşak doku artışı ve yağ planlarının kapanması veya paravertebral abse görünümü olabilir. Beyaz küre sayısı genellikle normal sınırlardadır. Direkt kültür yapışabilirse Staphylococcus aureus en yaygın etken mikrooganizmadır.

    Tedavi immobilizasyon ve antibiyotik kullanımını içerir. Antibiyotikler 4-6 hafta İV ve daha sonraki 4-6 hafta oral veya sedimantasyon normale düşene kadar İV daha sonra oral olmak üzere iki şekilde uygulanır.

    Bruselloz: Enfekte hayvansal gıdalar (süt ve süt ürünleri) ile insana bulaşan bir bakteri enfeksiyonudur.İnsanda en sık görülen, virülans ve invazif etkisi en fazla olan tip Brusella melitensis’dir. Kemik tutulum en sık görülen komplikasyon olup omurga ve sakroiliak eklemler en sık tutulan bölgelerdir.

    Spinal bruselloz kanlanması iyi olan superior endplate’den küçük bir destrüksiyonla başlar ve ilerleyerek tüm vertebra cismini ve disk aralığını tutar. En çok L4 ve L 5 vertebraları tutulur. Klinik presentasyon sıklıkla bel ve eklem ağrıları şeklindedir.
Radyolojik tanıda en yardımcı yöntem MR’dır ve endplate tutulumu, diskitis, faset eklem tutulumu, granülomatöz dokular, epidural ve yumuşak doku apseleri görülebilirAyırıcı tanıda tüberküloz düşünülür.

    Brusella spondilitinin esas tedavisi medikaldir. Doksisiklin 200 mg/gün ve rifampisin 600-900 mg/gün dozlarıyla 6-8 hafta önerilmektedir.

    Omurga Enefeksiyonları Tedavi Yöntemleri

    Cerrahi olmayan tedavi yöntemi: Antibiyotik kullanımı, antitüberküloz tedavisi ve mantar enfeksiyonu için antifungal tedavileri içerir. Tedavinin cinsi ve süresi enfeksiyonun şiddeti ve neden olan mikroorganizmaya gore değişir.

    Antibiyotik ve antifungal ilaçlar damardan veya ağızdan verilir. Damardan ilaç verilmesi durumunda bu tedavi hastanede veya takılacak bir kataterin yardımı ile ayaktan veya evde bir sağlık görevlisinin denetiminde yapılabilir. Tedavi süresi 7-10 gün gibi kısa bir sure olabileceği gibi 6-12 hafta gibi uzun bir sure de olabilir. Bazı durumlarda doktorunuz ağrının control altına alınması ve omurganın dinlendirilmesi için korse tedavisi verebilir.

    Cerrahi olan tedavi yöntemi: Çeşitli seçenekler vardır. Seçenekler enfeksiyonun çeşidi, yeri, absenin büyüklüğü, yarattığı harabiyet ve hastanın bağışıklık sistemine göre değişebilir. En basiti apse boşaltılması ve enfekte dokuların temizlenmesi (debritman) iken bazen harap olmuş omurların yerine geçecek kafesler ve enstrümentasyonların kullanması gerekebilir. İşlem sonrası bazen yara kapanıp içeriye dren konarken, bazende yara açık bırakılıp periyodik yıkanabilir veya basınçlı doku örtüleri (woundvac) ile negative basınç uygulayarak sürekli drenajın sağlanması gibi bir yol izlenebilir.