Etiket: Enfeksiyon

  • Kadın Genital Sistem Enfeksiyonları ve Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

    Kadın Genital Sistem Enfeksiyonları ve Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar

    Kadın Genital sistem iltihapları alt genital sistem ve üst genital sistem enfeksiyonları diye ikiye ayrılır.

    Alt genital sistem enfeksiyonları: Vulva(dış dudaklar), Vajen(Hazne), Servix(rahim ağzı), Üretra(idrar yolu) iltihaplarını kapsamaktadır.

    Vulvar Enfeksiyonlar
    Vulvada kaşıntı veya yanma hissi jinekolojk muayeneye başvuran hastaların %10’unda görülür. Vulvada kaşıntı, enfeksiyon, ülser(yara) yapan hastalıklar:

    Vulvar Bit ve Uyuz: Cinsel yolla veya cinsel olmayan yakın temasla geçer. Ayrıca havlu veya çarşaf ortak kullanımındada bulaşıcıdır. Pubik bölgede (kasıklarda) yaygın ve şiddetli kaşıntı yanısıra makülopapüler lezyonlar görülür. Tanı muayeneyle konulup uygun ilaç tedavisi (krem ve şampuanlar) ile kolaylıkla tedavi edilir.

    Molluscum Contagiosum: Pox virusunun yaptığı selim ve iyi huylu olan bir enfeksiyondur. Cinsel veya cinsel olmayan yakın temas veya kendiliğinden(otoinokulasyon) ile geçiş gösterir. Vulvada 1-5 mm arasında ortası çukurlanmış kubbe şeklinde papüller içerir. Tanı nodülden alınan biyopsi ile mikroskopik incelemede konur. Aslıdan muayene sırasında doktor tarafından sıkılarak gelen mumsu materyalın görülmesi ile de tanı konulabilir. Tedavisi özel solusyonlar veya koter veya kriyo ile yapılır.

    Condiloma Acuminata: Genital siğiller dediğimiz bu hastalık sadece vulvada değil Vajen ve servixtede görülebilir. HPV virusun (insan papillom virusu) sorumlu olduğu bu hastalık en yaygın cinsel yolla bulaşan enfeksiyondur. Bu virus aynı zamanda skuamoz kanser ve adenokanserle ilişkisi bulunmaktadır. En sık 15-25 yaşlar arasında görülür. Gebelik, şeker hastalığı ve bağışıklık sisteminin baskı altında olduğu kişiler risk altındadırlar. Siğiller mukoza veya deri yüzeyinde büyüklük ve formasyon farklılığı gösteren pedikullu (saplı) lezyonlardır. Çok yaygın ve bitişik olduğunda karnıbahar görünümü sergiler. Tanı gözle muayene, siğilden alınan biyopsi ile mikroskopik inceleme, Servixten alınan smaerde HPV ile ilgili değişiklikler ile konur. DNA tiplemesi yapılabilir.

    Tedavi: virusu tamamen eradike etmek (vücüttan yok edilmesi) mümkün değil. Ancak semptomatik olarak siğiller asitli solusyon (doktor tarafından uygulanır), Podifilinli krem kullanarak veya koter&kriyo ile lezyonlar tedavi edilir.

    Genital Ülserler(Yaralar)
    Genital Herpes: Uçuk adı ile bilinen genital herpesin etkeni Herpes Simplex tip II dir.

    Cinsel yolla bulaşan bu virus tekrarlayan karakterde olup genital yaralara neden olur. Genital yara dışında sistemik bulgularda eşlik edip hastada ateş ve halsizliğe yol açabilir. Lezyonlar genellikle çok sayıda ve vezikül (içi sulu küçük kesecik) şeklindedir. Veziküller derin olmayıp ağrılıdır. Genellikle birleşme eğlimi gösterir. Bulgular 2 hafta boyuncu kendini gösterir. Bir haftanın sonunda en üst düzeye ulaşır. Daha sonra kendini snırlayarak iz bırkamdan iyileşir. Bağışıklık sistemin baskılandığı durumlarda Lezyonlar tekrarlanabilir. Tanı muayene sırasında gözle konur. Tedavisi ağızdan antiviral tabletler ve lokal krem ile sağlanır. Virusun tamamen yokedlmesi söz konusu değil.

    Granuloma inguinale: Etkeni bir bakteri olup vulvada kronik ülseratif lezyona neden olur. Daha çok Tropikal bölgelerde yaşayanlarda görülür. Çok bulaşıcı olmayıp cinsel temasla veya cinsel temas olmadanda gelişebilir. Belirtiler nodul (et beni) ile başlar daha sonra kırmızı et renginde birbirleriyle birleşen ağrısız ülsere dönüşür. Tanı biyopsi takiben mikroskopik inceleme ile konur. Tedavisi cerrahi olarak lezyonun çıkarılması ve antibiyotik ile yapılır.

    Lenfogranuloma Venerum: Clamidianın lenf dokusunda oluşturduğu enfeksiyondur. Erkeklerde kadınlara göre 4-5 kat daha sık görülür. Genital bölgede önce ağrısız ülser oluşur. Kendiliğinden geçer. 1-4 hafta sonra lenf bezlerinde ağrılı şişlik oluşur. Tanı biyopsi ile konur. Tedavsi cerrahi ve antibiyoik ile yapılır.

    Şankroid (Yumuşak şankr) : Cinsel yolla bulaşan akut bir enfeksiyondur. Gelişemkte olan ülkelerde daha sık görülür. Erkeklerde kadınlara göre 5-10 kat daha fazla görülür. Bu enfeksiyon HIV’ın (AİDS) bulaşmasını kolaylaştırır. Çok bulaşıcı olmasına rağmen ancak zedelenmiş cilt ve mukozadan geçebilir. Önce küçük bir papül şeklinde başlar. Daha sonra sulanıp yaraya dönüşür. Yaralar yüzeyel olup sınırları belli olmayıp çok ağrılıdır. Daha sonra kasık lenf bezlerinde de şişlik ve iltihap oluşabilir. Tanı kültür ile konulur. Tedavisi antibiyotiktir.

    Sifilis: Frengi adı ile bilinen kronik bir hastalıktır. Bulguları çok şiddetli olmasına karşın orta derecede bulaşıcı bir hastalıktır. Etken Treponema pallidum cinsel yolla bulaşır. Enfekte olmuş bir hastayla birkez cinsel temasta bulunmakla karşılaşılan risk %10 dur. Sifilisin jinekolojik olmayan çok sayıda belirtisi vardır. Mikrop cilt ve mukoza yüzeylerinden geçebilir. İlk bulgusu sert ağrısız tek bir Şankır (yara)dır. Bu yara vulva (dış dudak), vajen(hazne) veya servixte(rahim ağzı) görülebilir. Eğer vajen veya servixe yerleşmişse özellikle ağrısız olması nedeniyle farkedilmeyebilir. Bu yara kendiliğinden iyileşir. 6 hfata ile 6 ay süre içerisinde mikrop kan yoluyla vücüda yayılır. Ellerde ve ayak tabanlarında makulopapuler(etbeni benzeri) lezyonlar vulvada cillten kabarık grimsi plak(condiloma lata) oluşumu olur. Bu lezyonlar genellikle ağrısızdır fakat ağrılı lenf bezi büyümesi buna eşlik edebilir. Bu lezyonlarda 2-6 hafta içerisinde kendiliğinden iyileşir. Hasta tedavi edilmezse mikrop 2 ile 20 yıl boyunca vücütta gizli yaşamaya devam eder. Ara ara cilt bulguları tekrarlanabilir. Tedavi edilmeyen hastaların üçte birinde üçüncü evre bulguları gelişir. Bunlar kalp damar sistemi,kas iskelet tutulumu,sinir sistemi tutulumu ve ölümcül aort anevrizması olabilir.

    • Tanı: lezyondan alınan örneğin mikroskopta incelenmesi ve özel kan tahlilleri ile konur.
    • Tedavi:Penisilin ve alternatif antibiyotik tedavisidir.
  • Ayak ve tırnak sağlığınızı düzenli bakım ile koruyun

    Ayak bakımı ve sağlığı kişisel hijyenin en önemli göstergelerinden biridir. Günün büyük bir kısmının ayakta, yürüyerek ya da bir yere yetişebilmek için koşarak geçirildiği düşünüldüğünde ayak sağlığının önemi daha iyi anlaşılabilmektedir. Hareketsizlik, aşırı kilo, yaz aylarına uygun olmayan ayakkabı seçimleri ve bazı kronik hastalıklar ayak sağlığını olumsuz etkilemektedir.

    Düzenli ayak muayenesi yaptırılmalıdır

    Bütün vücudun yükünü taşıyan ayaklar oldukça kompleks bir yapıya sahiptir. Ayağın kas, kemik, eklem ve tırnak yapısından kaynaklanan hastalıkları olduğu gibi diyabet, atardamar ve toplardamar bozuklukları, nörolojik ve romatizmal hastalıklar gibi sistemik bazı hastalıklara ait bulgular da ilk olarak ayakta ortaya çıkabilir. Deri ve tırnak ile ilgili olarak egzema, nasır, mantar, sedef hastalığı, liken gibi hastalıkların belirtilerine rastlanabilir. Düzenli olarak ayak muayenesi ve ayak bakımı ile birçok sorun daha ortaya çıkmadan çözülebilir. Şeker hastalığı ve dolaşım bozukluğu olan kişilerde deri beslenmesinin bozulması nedeniyle travma ile kolay yara açılabileceği ve yara iyileşmesinin gecikebileceği göz önüne alınarak, bu kişilere travmadan korunmaları konusunda eğitim verilmektedir.

    Havaların ısınması ile birlikte mantar enfeksiyonlarına dikkat!

    Mantar enfeksiyonları, ayak parmak aralarında beyazlaşma, ayak tabanında kızarıklık ve pullanma şeklinde belirti verebilirken tırnaklarda sarı siyah renk değişimi ve kalınlaşma olarak ortaya çıkabilir. Özellikle yazın havuz gibi ortak alanların kullanılmasından dolayı mutlaka öncesinde tırnaklardaki mantar enfeksiyonlarının tedavi edilmesi gerekmektedir. Aynı zamanda erizipel (yılancık) gibi bir takım bakteriyel enfeksiyonlara da giriş kapısı oluşturabilmektedir. Ayaklar kuru tutularak, pamuklu çoraplar tercih edilerek ve aynı ayakkabıyı birer gün arayla giyerek mantar oluşumu engellenebilir.

    Nasır oluşumunu engellemek için rahat ayakkabıları seçin

    Ayakta görülen bir diğer önemli problem nasırlardır. Nasırlar kemik çıkıntıları veya basınç noktaları üzerindeki deri kalınlaşmalarıdır. Nasırlar ayak kenarlarında, tabanlarında veya ayak sırtlarında olabilir. Nasırdan korunmak için çok yüksek olmayan ve geniş burunlu ayakkabılar tercih etmek, düzenli olarak ayak bakım kremlerini uygulamak, kemik çıkıntısı olan alanlara destekleyici malzemeler kullanmak faydalı olmaktadır. Tedavide lokal olarak uygulanan nasırı eritici etkisi olan ilaçlar ya da “kriyoterapi” denilen sıvı azot ile dondurma tedavisi uygulanabilir.

    Ayak tırnaklarını keserken dikkat

    Batık tırnak; tırnağın çevresindeki derinin içine gömülü olduğu zaman zaman ağrılı olabilen bir durumdur. Tırnağı batığı kişilere oldukça rahatsızlık verebilmektedir. Batık yerinde enfeksiyon gelişmişse; kızarıklık ve akıntı da görülebilir. Başparmakta daha sık oluşmaktadır. Kan dolaşımı bozukluğu, sistemik hastalıklar, diyabet ve ayak iskelet anormalliklerinde sık görülür. Tırnağın yanlış kesilmesi, travma ve uygun olmayan ayakkabı kullanımı tabloya sebep olabilir. Tedavide öncelikle bakteriyel enfeksiyon eşlik ediyorsa antibiyotik kullanımı, lokal antibiyotik tedavisi, tırnakta mantar enfeksiyonu varsa onun tedavisi yapılmaktadırEğer batık çok şiddetli ise; cerrahi müdahale gerekebilir. Bu durumda “tırnak teli uygulaması” etkili bir çözüm olabilmektedir. Ayrıca, genel olarak ayak tırnaklarını keserken küt bir şekilde kesmeye özen göstermelive tırnağın uçtaki beyaz kısmı 1-2 mm olarak gözükecek kadar kesilmelidir.

    Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.

  • Terleme ile ortaya çıkan cilt hastalıkları

    Terleme ile ortaya çıkan cilt hastalıkları

    Cildin en önemli görevi, iç organlarımızı sarmak ve örtmek, zararlı etkenlerden korumaktır. Bu arada dış ortamdan içeriye içerden dışarıya besin ve madde alışverişini özel yapısıyla sağlar.

    Her mevsim, dış etkenlere bağlı olarak cildin yapısı değişir. Yazın sıcak ve nemin etkisiyle gözenekler açılır. Açılan gözenekler terin atmaya çalıştığı toksik maddelerle tıkanabilir. Bu tıkanma durumu sentetik veya teri atamayacağımız kıyafetler giyersek, yüz bölgesine kapatıcı makyaj yaparsak isilik denen duruma dönebilir.

    Beslenmeyle vücudumuza aldığımız acı, baharatlı veya asitli içerikler terle bolca atılır. Beyaz tenli veya hassas ciltli kişilerde bu atılan maddeler terle beraber alerji yapabilir. Terleyince kaşınan veya iğnelenme hissi yaşayan kişiler bu nedenle rahatsızlık hisseder. Bu durumdan kurtulmak için sık sık duş almak, mümkünse bu tarz gıdalardan uzak durmak doğru olur.

    Derinin terli olması ıslaklıkla birlikte en başta mantar enfeksiyonlarına kapı açar. Bir de ortak kullanılan ve aşırı kalabalık olan, dezenfeksiyonuna dikkat edilmeyen havuzlar enfeksiyon kaynağıdır.

    Karında sırtta kırmızı lekeler, kahverengi lekeler olması öncelikle mantar enfeksiyonunu düşündürür. Herhangibir bulgu vermese de ciltte kasıkta sırtta veya göğüste çıkan lekeler varsa hemen doktora görünmek gerekir.

    Bakteri enfeksiyonları ise daha çok kendini sivilcemsi kabarcıklar olarak belli eder. Bunlar bazen ağrılı ve tek olur bazen de hiçbir sıkıntı yapmadan hızla sayıca yayılır. Birdenbire ortaya çıkan sivilcemsi kabarıklıklar sıkılıp patlatılırsa enfeksiyon yayılır. İz kalmasına sebeb olur.

    Cildinde yara, kızarıklık, sivilcemsi kabarıklıklar olan kişilerin başkalarıyla ortak kullanılan alanlarda bulunması bulaştırıcılık açısından risktir. Hasta kişinin havlusu veya kıyafetlerinin kullanılması mikrobik etkenin yayılmasına sebeb olur.

    Terlemeyle ortaya çıkan deri hastalıklarının engellenmesi için şunlara dikkat etmek gerekir:

    Teri vücuttan uzaklaştıracak yapıda kumaştan yapılmış giysiler seçmek.

    Her gün kıyafetlerin yıkanması, aynı tişört veya gömleğin ertesi gün giyilmemesi

    Baharatlı, acılı, katkılı gıdalardan uzak durmak veya az tüketmek.

    Sık sık duş alıp terin gözenekleri tıkamasını engellemek

    Kadınların fondöten pudradan uzak durması.

    Hepinize Sağlıklı ve İyi Tatiller…

  • GENİTAL ENFEKSİYONLARDAN KORUNMA YOLLARI

    GENİTAL ENFEKSİYONLARDAN KORUNMA YOLLARI

    Vajinal enfeksiyonlar, her kadının hayatın belli bir döneminde karşılaştığı, bazen son derecede basit bazende ciddi sorunlara yol açabilecek sağlık sorunudurlar. Vajinal enfeksiyonların sıklığı genellikle cinsel hayatın başlaması ile birlikte artar. Alınacak basit önlemlerle bu enfeksiyonların sık oluşmasını önleyebiliriz. Genital hijyenin kadının özgüveni ve sağlıklı cinsel hayatı için ne kadar önemli olduğunu göz önünde bulundurursak, bu enfeksiyonlardan korunmanın ne kadar önemli olduğunu anlayabiliriz.

    Sağlıklı bir cinsel yaşam ve genital hijyen için dikkat edilecek önemli noktalar:

    Tuvalette temizlik önemlidir: Tuvalet sonrası mutlaka önden arkaya temizlik yapılmalıdır. Arkadan öne doğru yapılan temizlikte makat bölgesinde olan mikroplar vajinaya doğru taşınabilir. Bu mikroorganizmalardan en önemlisi E.Coli isimli bakteridir ve vajinal enfeksiyonların sık görülen nedenlerindendir

    Vajinal duş yapılmamalıdır: Sanılanın aksine vajina içini basınçlı su ile yıkamak ortamın asit-baz dengesini değiştireceğinden içeride bulunan mikroorganizmalarında ortamını değiştirir. Bu dengenin bozulması bazı mikroorganizmaların olması gerekenden daha fazla oranda ortamda bulunmasına neden olarak enfeksiyona yol açar.

    Nemden korunmak gereklidir: Genital bölgenin nemli kalması mantar başta olmak üzere genital enfeksiyonlara zemin hazırlar.Cinsel bölgenin temizliğinde bu bölge için üretilmiş yıkama jelleri tercih edilmelidir. Genital bölge kuru ve temiz tutulmalıdır. İç çamaşırları hergün değiştirilmelidir.

    Dar giysilerden kaçınmak gerekir: Dar pantolonlar, özellikle zayıf kadınların tercih ettiği kıyafetlerdendir. Uzun süre dar kıyafetlerin giyilmesi bölgedeki nem oranının artmasına yol açar.

    Pamuklu çamaşır tercih edilmelidir: Sentetik iç çamaşıları ortamın hava dolaşımını engeller ve nemi emmedikleri için de vajinal enfeksiyonlara zemin hazırlar. İç çamaşırları ütülenmeli ve mümkün olduğunca çamaşır suyu kullanılmamalıdır.

    Tahriş edici maddelerden uzak durulmalıdır: Renkli tuvalet kağıtları,parfümler, kokulu kişisel hijyen ürünleri ve sabun genital bölgenin düşmanlarıdır. Bu ürünler mümkün olduğunca kullanılmamalıdır.

    Güvenli olmayan cinsel ilişkide prezervatif kullanılmalıdır: Uzun süreli tek eşli ilişkiniz yoksa mutlaka cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı prezevatif ile önlem alın.Bu hastalıklardan korunmanın tek ve en etkili yoludur.

    Adet kanaması döneminde dikkat edilmesi gerekli hususlar: Adet kanaması döneminde hareket serbestliği sağlayan vajinal tamponların kullanımında dikkat edilmesi gereken en önemli nokta sık değiştirilmeleri gerektiğidir. Bu tamponlar uzun süre vajen içinde kaldığında ağır enfeksiyonlara yol açabilecekleri gibi toksik şok sendromu gibi ağır tablolara bile yol açarlar.

    Adet kanaması döneminde cinsel ilişkiyi yasaklayan yeterli tıbbi bilgi elimizde bulunmamakla birlikte,üst genital sistem enfeksiyonu daha önceden geçirmiş olan bayanların ilişkiye girmemeleri gerektiği bilinmektedir. Enfeksiyon belirtisi varsa, hemen doktorunuzla temasa geçin. Her 6 ayda bir şikayetiniz olmasa bile jinekolojik muayene olun.

    VAJINAL AKINTI

    Kadınların jinekoloğa başvurma nedenlerinden başta geleni vajinal akıntılardır. Akıntıların özellikle bekar genç kızlarda ve menopozdaki kadınlarda başta olmak üzere herhangi bir sebebi yoktur. Bunlar doğal akıntı olarak bilinir. Bir enfeksiyon veya altta yatan bir neden varsa bu akıntılar doğal olmayan akıntılardır.

    Doğal akıntılar: Berrak yapıda olup, sıvı yumurta akını andırır. Genellikle kokusuzdur, fakat bazı kadınlar ekşi bir kokudan şikayet ederler. Genellikle kaşıntı yoktur ve cinsel ilişkide ağrı olmaz.Bu akıntıların en büyük özelliği aynı şiddette uzun süre devam etmesidir.Bazen bu akıntı miktarı çok fazla miktarda olup, endişeye kapılabilirler. İç çamaşırları ve günlük pedleri devamlı ıslaktır. Bu ıslaklığın kıvamı yumurtlama döneminde biraz sıvılaşabilir. Bunun amacı döllenmeyi kolaylaştırmak içindir. Adet dönemine yaklaştıkça bazı hanımlarda akıntının renginde koyulaşma ve koku olabilir. Bu adet kanamasını oluşturan hormonların etkisir. Eğer akıntı normale göre artmış ise, görüntü ve yapısında değişiklik oluşmuş ise vajinal enfeksiyon teşhisi konulabilmesi için mutlaka jinekolog muayenesi gerekmektedir.

    Doğal olmayan akıntılar:

    En sık görülen nedenleri:

    1. Vajen enfeksiyonları
    2. Rahim ağzı yaraları
    3. Cinsel ilişki ile bulaşan enfeksiyonlar
    4. Rahim ağzı kanseri
    5. Spiralin ipine bağlı akıntı
    6. Rahim ağzında olan poliplere bağlı akıntı

    En sık görülen belirtileri:

    • Akıntı
    • Kaşıntı ve tahriş
    • Cinsel ilişki sırasında ağrı
    • Kasıklarda rahatsızlık hissi veren ağrı
    • Dış bölgede şişme,ödem

    Bu belirtileri gördüğünüzde mutlaka en yakın zamanda tedavi için doktorunuza başvurun…

  • VAJİNAL ENFEKSİYONLAR

    VAJİNAL ENFEKSİYONLAR

    Vaginal akıntı kadınların yaşamları boyunca en sık karşılaştığı yakınmalardan birisidir. Kadın doğum polikliniklerindeki hasta başvurularında birinci sırayı oluşturur. Vaginal akıntı yakınmasında genellikle altta bir hastalık söz konusu iken, bazen fizyolojik dediğimiz normal akıntılar da kadınların hekimlere başvurmasına yol açabilir. Yani, her akıntı mutlaka bir hastalığı işaret etmeyebilir. Adet döngüsünün belli dönemlerinde, şeffaf, kokusuz, herhangi bir yakınmaya yol açmayan akıntı doğaldır, bir hastalığa işaret etmez. Bu tür akıntılar hormonların etkisiyle oluşur ve kendiliğinden geçer. Bu tür akıntılar için hekime başvurmaya gerek yoktur.

    Vaginal akıntıda miktar, akıntının öneminde rol oynamaz. Bazen tamamen normal bir akıntının miktarı fazla olup, kişiyi rahatsız edebilir. Vaginal akıntı renkli (sarı, yeşil), kokulu, beyaz peynir parçaları şeklinde ise, yanma, kaşıntı ve cinsel ilişkide rahatsızlığa yol açıyorsa altta bir patojen etken söz konusudur. Eğer akıntı kanlı, et suyu renginde ise akla kadın organları kanserleri gelmelidir.
    Vaginal akıntıda ilk akla gelen etken enfeksiyon oluşturan mikroplardır. Daha az oranda rahim, rahim ağzı ve yumurtalık kanallarının kanserleri akla gelmelidir.

    Akıntının özellikleri (rengi, kokusu ve yoğunluğu) bize hastalığın nedeni hakkında yaklaşık bir bilgi verebilir. Örneğin tricomonas vaginalis enfeksiyonunda yeşil-gri, köpüklü bir akıntı, şiddetli yanma kaşıntı varken, gardnerella vaginalis enfeksiyonunda kötü (bozuk balık kokusu) kokulu ve gri-beyaz renkli bir akıntı vardır. Mantar enfeksiyonlarında ise beyaz peynir parçaları şeklinde bir akıntı, yoğun yanma ve kaşıntı şikayeti vardır. Yumurtalık kanallarının kanserinde et suyu renkli bir akıntı ve alt karın ağrısı, rahim kanserinde ise menopoz sonrası kanama veya adet dışı kanama şeklinde kendini belli eder. Rahim ağzı kanserinde ilişki sonrası kanama veya kanlı akıntı vardır, hastalığın ileri dönemlerinde bu kanlı akıntı kötü kokulu hale döner. Yani akıntıdaki kötü koku mutlaka bir patolojiyi ifade eder.

    Bakteri ve mantarlarla oluşan akıntıların hepsinde kadınla birlikte eş tedavisi gerekmez. Örneğin tricomonas vaginalis enfeksiyonunda eş tedavisi de gerekirken, mantar enfeksiyonlarında genellikle eş tedavisi gerekmez.

    Akıntı ile birlikte kasık ağrısı ve ateş yüksekliğinin olması iç genital organlarda da enfeksiyon şüphesi uyandırır. Bu durum derhal ciddi bir tedavinin başlanmasını gerektiren sağlık sorunudur. Yine kanlı akıntının kötü kokulu olması rahim ağzı kanserini akla getirmelidir. Buradaki kötü koku dokuların harabiyeti nedeniyledir. Kanlı akıntı ile birlikte alt karın ağrısının olması kadın organ kanserlerini akla getirmeli ve derhal uzman doktora başvurulmalıdır.

    Yukarıdaki bilgilerden de anlaşılacağı gibi aslında akıntı birçok hastalığı teşhis etmemizi sağlayan bir belirtidir. Bu nedenle beyaz, şeffaf, kokusuz akıntılar dışındaki bütün akıntılarda derhal bir hekime başvurmalı ve gerekli tedavileri uygulamalıyız.

  • HPV Enfeksiyonları ..

    HPV Enfeksiyonları ..

    1-HPV enfeksiyonları niçin önemlidir?

    İnsan Papilloma Virüs (HPV) enfeksiyonları günümüzde en yaygın cinsel yolla bulaşan enfeksiyon grubunu oluşturur. Kadınların % 70 kadarının hayatında 1 kez HPV enfeksiyonu geçireceği tahmin edilmektedir.
    Günümüzde HPV’nin 200’ün üzerinde alt tipi tanımlanmıştır. Bunlardan 40 kadarı kadın genital sisteminde enfeksiyon oluşturmaktadır. Genital sistemde enfeksiyon yapan tiplerden 15 kadarı (Tip 16, 18, 31, 33, 35, 39, 45, 51, 52, 56, 58, 59, 68, 73, 82) yüksek kanserojen riskli tipler olarak kabul edilir. Yani bu tiplerle enfeksiyon geçiren kişilerde bazı genital kanserlerin gelişme riski artmaktadır. Bu tiplerden de özellikle tip 16 ve 18 rahim ağzı kanseri oluşumunda en önemli risk faktörü olarak karşımıza çıkmaktadır.
    Genital siğile yol açanlar ise 6, 11, 42, 44, 54 tipleridir. Özellikle 6 ve 11 tipleri en sık genital siğil nedenleridir.

    2- Virüsün bulaşma yolları nelerdir?

    Bu virüsler direkt ve indirekt olarak iki şekilde bulaşabilir.
    A-Direkt yol: Cinsel yönden aktif ve güvenli seks kriterlerine uymayan kişilere, genital bölgedeki mukoza çatlaklarından girerek bulaşır. Ayrıca enfekte cilde temas ve enfekte doğum kanalından bebeğin doğumu da direkt bulaşma yöntemlerindendir. Genellikle 3 ay içerisinde enfekte kişide lezyonlar görülür.
    B- İndirekt yol: Virüsle temas etmiş iç çamaşırı, havlu ve tuvaletlerle de bulaşma söz konusu olabilir. Bu virüsler hayatta kalabilmek için canlı hücreye ihtiyaç duyduklarından, canlı olmayan ortamlarda uzun süre varlıklarını sürdüremezler.

    3-Bu enfeksiyonu geçiren kişi nasıl farkedebilir?

    Siğile yol açan tiplerle enfeksiyon geçirenlerde genital bölgede karnıbahar şeklinde küçük kabarık lezyonlar belirir. Siğile yol açmayan tiplerle geçirilen enfeksiyonlarda ise genelikle herhangi bir yakınma yoktur.
    Enfeksiyonu geçiren kadınların % 70 kadarında 1 yıl içerisinde, % 90 kadarında da 2 yıl içerisinde, virüs vücuttan elimine edilir, yani atılır. Kalan %10 kadar kişide virus yaşamaya devam eder ve bunların bazılarında genital hücrelerde değişiklikler başlar. Söz konusu dğişiklikler Pap smear testiyle ortaya çıkarılabilir.

    4- HPV virüsünün kanserojen etkisi kimlerde daha sık görülür?

    Öncelikle erken yaşta cinsel yaşamı başlamış ve birden fazla partneri olan, başka cinsel yolla bulaşan hastalık geçirenlerde risk artmıştır. Ayrıca bağışıklık sisteminde bozukluk olanlar ve sigara içenler de risk grubuna girmektedir. Enfeksiyon özellikle 19-24 yaş grubu gençlerde çok yaygındır.

    5-HPV enfeksiyonlarından korunmak mümkün mü? Neler yapılmalı?

    Günümüzdeki en yaygın cinsel yolla bulaşan hastalık olan HPV enfeksiyonlarından tamamen korunmak maalesef mümkün değildir. Cinsel ilişkide bariyer yöntemler (prezervatif) kullanmak bu enfeksiyonları % 100 engellemez. Çünkü cilt teması ile de bulaşabilir. Ortak kullanılan tuvaletlerde çok dikkatli olunmalıdır. Kadın tek eşli ve eşi de tek eşli ise o zaman risk çok azdır.
    Son yıllarda bulunan HPV aşılarının bu konuda önemli bir koruyucuğu söz konusudur. Piyasada iki tip aşı vardır;
    1. aşı iki HPV tipine karşı geliştirilmiştir. HPV tip 16 ve 18 e karşı % 90 ın üzerinde korunma sağlar. 0,1 ve 6. ayda olmak üzere 3 doz şeklinde uygulanır.
    2. aşı dört HPV tipine karşı geliştirilmiştir. Genital siğil yapan tip 6 ve 11 tipleri ve rahim ağzı kanserine neden olan tip 16 ve 18 tiplerine karşı %90 ın üzerinde koruyuculuk sağlamaktadır. Aşı 0, 2 ve 6. aylarda olmak üzere 3 doz halinde uygulanmaktadır.

    Aşıların 9-26 yaşları arası kız çocuklarında, özellikle cinsel yaşam başlamadan önce uygulanması önerilmektedir. Oluşan koruyuculuk 10 lu yaşlar cıvarında daha yüksektir. Bazı ülkelerde erkek çocukların da aşılanması önerilmektedir. Aslında toplumdaki bulaştırıcılığı azaltmak için erkeklerin de aşılanması doğru bir yaklaşım olacaktır.
    HPV kadınlarda rahim ağzı kanseri, vagina ve vulva kanseri, anus kanseri, genital siğil etkeni olabilirken, erkeklerde anal kanser riskini artırır. Ayrıca enfekte doğum kanalında vajinal yolla doğan bebeklerde laringeal papillom gelişebilir. Aşılarla bütün bu hastalıkların önemli oranda azaltılması mümkündür.

    6- HPV enfeksiyonları nasıl kanser oluşumuna yol açabiliyor?

    Yukarıda da bahsettiğimiz gibi her HPV enfeksiyonu geçirende kansere dönüşüm olmadığı gibi, enfeksiyonu her geçiren kişide de kalıcı bir enfeksiyon gelişmez. Riskli grupta daha fazla olmak üzere enfeksiyonu geçiren kişilerin % 10 kadarında enfeksiyonu etkileri 2 yıldan uzun devam eder. Kişi yüksek onkojenik riskli bir HPV tipiyle enfekte olduysa, bu virüsler rahim ağzı epitel hücrelerinin DNA yapısını değiştirmeye başlar. 12-20 yıl kadar süren bir zaman diliminde hücredeki değişikliklerin bir kısmı rahim ağzı kanserine kadar ilerler. Tabii ki her hücresel değişiklikte kansere dönüşmez. Ayrıca riskli grupta her yıl, risksiz grupta 2-3 yılda bir yapılan smear testleri hücresel değişimdeki erken safhaları tespit etmemizi sağlar. Böylece hem tedavi, hem de takip çok kolay bir şekilde gerçekleştirilebilir. Yani smear testi daha rahim ağzı kanseri gelişmeden 10 yıl kadar önceki hücresel değişiklikleri tespit etmemizi sağlar.

  • Bakirelerde Vajinal Akıntılar ve Muayene

    Bakirelerde Vajinal Akıntılar ve Muayene

    Bakirelerde Vajinal Akıntının nedenleri

    Çocukluktan genç kızlığa geçiş döneminde birtakım hormonal değişimler olur. Bu değişimler adet kanamaları başlatırken bir yandan da vagina epitelinde birtakım değişikliklere neden olurlar. vagina florası laktobasil denilen ve zararlı bakterilere karşı savunma görevi gören iyi huylu basiller içermeye başlar. Laktobasiller vaginanın asit PH sında üreyerek hastalık yapabilecek mikroplara karşı vaginayı korurlar, bu da tıpkı burnumuzda ya da kulağımızda olduğu gibi o bölgenin hafif bir akıntı ile temiz tutulmasını sağlar.

    Yine özellikle estrojen isimli kadınlık hormonlarının etkisi ile yumurtlama başlar, yumurtlamaya yakın dönemlerde rahimin ağzından salgılanan sıvılarda spermin geçmesine olanak sağlayacak şekilde bazı değişiklikler olur. Rahim ağzındaki salgının miktarı artar, sümük gibi uzayan şeffaf kokusuz ve daha bol bir hal alır. Artmış olan bu salgı da salgı da yaklaşık olarak 2 adet döneminin ortasında vaginal akıntı olarak gözlemlenir.

    Sonuç olarak bakire olsun olmasın ergenlikten menapoz dönemine kadar ,tüm bayanlarda birtakım fizyolojik ,yani doğal akıntılar olur. Bunlar kokusuz, kaşıntısız, şeffaf veya beyaz renkli, genellikle yumurta akı kıvamında , çektikçe uzayan ve rahatsızlık vermeyen akıntılardır , dönemsel olarak artıp azalırlar ve herhangibir tedavi gerektirmezler. vajinit olarak adlandırılan vagina iltihaplarında akıntı daha bol miktardadır, kötü, rahatsız edici kokusu olabilir, daha koyu kıvamlıdır, bazen süt kesiği görünümüde,bazen köpüklü sarı-yeşil renktedir.Akıntının karekteri bu şekilde farklıllıklar gösteriyorsa bir kadın hastalıkları hekimine müracat edilmelidir.

    Bakirelerde Vajinal Kaşıntı

    Bu bölgenin kaşınmalarında bir çok sebep sayılabilir bu sebeplerin sıklığı değişkendir ama büyük çoğunluğunu candida albikans denilen bebeklerin ağzında oluşan pamukçuğa benzer bir tür mantar hastalığı sonucu olduğu bilinmektedir . Vaginal mantar enfeksiyonlarında kaşıntı ile beraber süt kesiği tarzında bir akıntı veya genital bölge cildinde birtakım lezyonlar görülebilir. Vajinal enfeksiyonların oluşum mekanizması vajen asitliğinin ve bakteri ortamının dengesinin bozulması ile olur.Bu da sıklıkla herhangibir enfeksiyon ki bu üst solunum yolu enfeksiyonu veya vucudun herhangibir yerinde oluşan bir enfeksiyon olabilir: bu enfeksiyonların tedavisinde kullanılan antibiotiklere bağlı olarak gelişir.çeşitli sebeplerden kullanılan hormon hapları, tedavi edilmemiş şeker hastalığı da mantar enfeksiyonunu kolaylaştıran etkenlerdir.Bunun dışında alerjik sebepler olabilir, pet allerjisi, kullanılan temizleme maddeleri, sabun vs gibi maddeler tahriş edere kaşıntıya neden olabilirler. .Çeşitli deri rahatsızlıkları kaşıntıya neden olabilir. Çok nadiren genital bölgenin kanserojen hastalıkları da kendini vajinal kaşıntı şeklinde gösterebilir. Ayrıca genital bölgedeki Kılların temizlenmemesi de kaşıntı yapabilir..

    Bakirelerde Vajinal Akıntıda Koku

    Vaginal akıntıda koku olması kötü hijyen veya bakteriyel vaginit sebebiyle olabilir.
    Fizyolojik akıntılar kötü kokmazlar, akıntıda kokmuş balık kokusu, çürük yumurta kokusu gibi bazı değişiklikler olursa mutlaka bir kadın hastalıkları uzmanına muayene olmak gereklidir. Bazı enfeksiyon etkenleri vaginal penetrasyon olmadan sürtünme yolu ile de bulaşabilir.
    Vajina ve idrar yolu çıkışı olan üretranın anal bölgeye yakınlığı nedeni ile koli basili kaynaklı vajinal enfeksiyonlara da sıklıkla rastlanır. Özellikle tuvalet sonrası temizliğinyanlış yapılması, önden arkaya yapılması gerekirken arkadan öne doğru yapılması , çoklu kullanıma açık tuvaletlerin temizliğindeki sorunlar , sık iç çamaşırı değiştirme alışkanlığının gelişmemesi nedeniyle de koku yapan vajinal enfeksiyonlara sık rastlanmaktadır. Bulgular hemen hemen aynı olmakla birlikte tedavi seçenekleri farklı olacağından vajinal kültür ile bakteri tip tayini yapılması gerekebilmektedir.

    Bakirelerde Vajinal Akıntı Muayenesi Nasıl Yapılır?

    Bakire bayanlar genital bölgede kızarıklık, akıntı, koku gibi değişik şikayetlerle kadın hastalıkları ve doğum hekimlerine müracat edebilirler. Jinekolojik muayene pozisyonunda veya düz masada genital bölge muayeneleri yapılabilir. Bakire olmayanlarda yapılan spekulum ile vagina ve rahim ağzını görüntüleme muayenesi genellikle yapılmaz. Öncelikle akıntıdan ince pamuklu çubuklar yardımı ile akıntıdan örnek alınarak laboratuara yollanır ve etken mikroorganizma saptanmaya çalışılır. Ultrason muayeneleri de vajinal yoldan değil, karından yapılır. Bakirelerin yapılan jinekolojik muayeneleri elbetteki kızlık zarlarına zarar verilmeyecek şekilde yapılır. Bu nedenle bakire bayanların veya onları muayene getiren ebeveynlerinin herhangibir endişe duyması yersizdir.
    Çok nadiren birçok kez kültür alınmasına ve tedavi edilmesine rağmen geçmeyen birtakım akıntılar olabilmektedir. Yabancı cisim veya primer vaginal kanserler çok nadir olmakla birlikte bu tip durumlardan sorumlu olabilir. Bunların tanısı için gerekli olan vaginal görüntüleme çok minik spekulumlar ki bunlar burun muayenesinde kullanılan spekulumlar gibi ufaktır, bunlar kullanılarak uygulanabilir.

    Bakirelerde Vajinal Mantar Enfeksiyonları

    Vaginanın doğal yapısında bulunan ve flora adlı koruyucu bariyeri oluşturan Laktobasiller vajenin asit PH’sinde üreme özelliği göstererek vajeni zararlı mikroplardan adeta korurlar. Laktobasillerin sayıca azaldığı pek çok durumda vajen enfeksiyonları (vaginitler) görülebilecektir. Örneğin antibiotik kullanımı sonucunda vajinal mantar oluşmasının nedeni çoğunlukla koruyuculuğu sağlayan bu bakterilerin azalması ve flora dengesinin bozulmasıdır. Flora zayıfladığı zaman mantar hücreleri hızla çoğalarak enfeksiyon yaparlar.
    Bağışıklık sistemini zayıflatan her türlü hastalık ve ilaç da mantar oluşumunu kolaylaştırır. Şeker hastaları, doğum kontrol hapı kullanan kişilerde de mantar enfeksiyonu sık görülür. Yine florayı bozan çok yoğun miktarda ve genital bölge PH ından faklı PH da olan temizleyici jel, sabun, parfüm veya hava almayı engelleyen sentetik, çok dar ve üstüste giyilen çamaşır kullananlarda da mantar oluşumu kolaylaşır.
    Vaginal mantar enfeksiyonlarının en sık belirtisi vaginal bölgede kaşıntıdır. Bazen yanma hissi olur. Akıntı her zaman olmayabilir. Akıntı bazen kesik süt kıvamında izlenir.

    Bakirelerde Vaginal Akıntı Tedavisi

    Bakirelerde vaginal akıntı saptandığında öncelikle etken patojene yönelik tanı konmalıdır. Yani bu akıntıya neden olan mikrobun adı konmalıdır. Bu amaçla akıntıdan ince çubuklar yardımıyla alınan örnek laboratuara gönderilir. Buna Vaginal Kültür Antibiogram testi denir. Vaginal Kültür antibiogramın sonucu yaklaşık 3-4 gün sonra çıkar ve bu sonuç raporuna göre hastaya o mikroba etkili olduğu laboratuar şartlarında saptanan ilaçlardan biri verilir.
    Vaginal enfeksiyonların tedavisinde Bakire olan hastalarda tek fark vaginal yoldan uygulanan fitillerin uygulanmamasıdır. Bu tip vaginal fitiller bakire bayanlarda kullanılmaz, ancak yüzeyel olarak uygulanan kremler kullanılabilir.
    Bakirelerde Vaginal Akıntılarda Kültür Alınabilir mi?
    Bakirelerde akıntının görünümü mantar enfeksiyonunda olduğu gibi çok tipik bir akıntı değilse vaginal kültür almak gerekebilir. Vaginal kültür alınırken kızlık zarına zarar vermeyecek ince pamuklu çubuklar kullanılır, kültür alınırken akıntı dışındaki herhangibir yerden bulaş olmamasına dikkat etmek gerekir. Kızlık zarında herhangibir zedelenme olmaması için hekiminiz mutlaka işlemi daha nazikce ve daha dikkatli uygulayacaktır.

    Bakirelerde jinekolojik muayenede nelere bakılır?

    Bakire bayanların jinekolojik muayeneye çamaşırlarıda gördükleri akıntılardaki renk değişiklikleri, kaşıntı veya koku , adetinin olmaması, geç olması, erken olması, çok olması, az olması veya karın ağrısı vs. gibi birçok sebeple gelebilirler. Yapılacak jinekolojik muayene ile genital bölgenin anatomik yapısının normal olup olmadığı, herhangibir enfeksiyonun olup olmadığı, adet düzensizliği veya ağrıya neden olabilecek yumurtalıklar veya rahime ait kist vs. gibi yer kaplayan birtakım oluşumların olup olmadığı değerlendirilebilir.

    Bakirelerde elle jinekolojik muayene nasıl yapılır?

    Bakire bayanlarda da jinekolojik muayenenin bir parçıas olan elle muayene yapılabilir. Çünkü sadece Ultrason ile karın içindeki organların gözle değerlendirilmesi bazı hastalıkların tanısında yetersiz kalır. Örnegin bir ağrının lokalizasyonu belirlemek için veya karın içinde yer kaplayan bir kitlenin yapısını daha iyi anlayabilmek için bimanuel muayene dediğimiz elle muayene yapmak gerekebilir. Bu durumda Hekim sağ elinin işaret parmağını vazelin veya bir kayganlaştırıcı yardımı ile nazikçe rektuma sokar, sol elini hastanın karnında dolaştırarak bu bölgedeki organları değerlendirir. Hasta bilinçli hekim de nazik olduğunda çok da fazla rahatsızlık veren bir muayene şekli değildir.
    Bakirelerde jinekolojik muayenede nelere dikkat edilir?

  • VAJİNAL ENFEKSİYONLAR

    VAJİNAL ENFEKSİYONLAR

    Vajinal enfeksiyonlar,bakteriler,parazitler ve en önemli olarak

    ta,mantarlarla meydana gelirler.Bazen de bu etkenlerden birkaçı birden

    enfeksiyon nedeni olabilirler.Vajinal enfeksiyonlar,hem vücuttaki

    konumları,hem de kaşıntı ve akıntı gibi,hanımların toplum içindeki yaşamlarını

    olumsuz yönde etkiliyen,rahatsız edici şikayetlere neden olması

    nedeniyle,hanımlarımız için oldukça önemlidir.

    Bunlardan en önemlisi mantar enfeksiyonları olduğu için biz de

    öncelikle bu konuyu inceliyelim.Vajinal mantar enfeksiyonları 100yılı aşkın

    süreden beri bilinmektedir.Hanımlarımızın yaklaşık olarak %75’i mantar

    enfeksiyonunu, hayatlarının bir döneminde en az bir kere geçirmektedirler ki bu

    da hastalığın ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.Gebelik veya

    antibiyotik kullanımına bağlı olarak meydana gelen mantarlar,daha kolay tedavi

    edildikleri halde,kronik vajinal mantar enfeksiyonları oldukça inatçıdırlar.Mantar

    enfeksiyonları;gebelik,uzun süren antibiyotik kullanımı ve şeker hastalıklarında

    daha fazla ortaya çıkarlar.Mantar enfeksiyonlarının en önemli belirtileri,vulva ve

    vajende kaşıntı ile birlikte genellikle beyaz kokusuz çökelek gibi bir akıntının

    olmasıdır.Bu belirtilerle beraber,dış genital organlarda kızarıklık ve kaşıntıya

    bağlı olarak deride çizikler ve çatlaklar oluşabilir.Bu da idrar yaparken ve cinsel

    temas sırasında yanma ve ağrıya neden olur.Hastalığın tedavisinde,vajinaya

    fitil veya krem uygulanması veya tek doz hap kullanımı önerilmektedir.Eş

    tedavisi zaman zaman tartışılmakla birlikte,günümüzde hekimlerin çoğu ,eş

    tedavisinin uygun olduğunu düşünmektedirler.Tedaviye cevap en erken 2 gün

    içinde başlamaktadır.Vajinal mantar enfeksiyonlarını artıran nedenleri de şöyle

    sıralıyabiliriz;

    Gebellik

    Uzun süren antibiyotik kullanımı

    Şeker hastalığı

    Aşırı kilo

    Naylon veya sentetik giysiler

    Renkli tuvalet kağıtları,parfümler,havuz ve denizde kullanılan tampon

    ve pedler

    Rahim içi araçlar(spiral)

    Uzun süren rahim ağzı iltihap ve yaraları

    Mantar enfeksiyonlarında teşhis koymak hiç te zor değildir.Muayene

    sırasında hekimin gördüğü belirtiler ve hastanın şikayetleri biraraya

    getirildiğinde,mantar enfeksiyonu tanısı ,kültür yapmaya gerek

    kalmaksızın,konulmaktadır.

    Trikomomas vajiniti ;Trichomonas Vaginalis denen ve cinsel yolla

    bulaştığı kesinlik kazanmış bir parazit tarafından oluşturulmaktadır.Ortak

    kullanılan tuvaletlerden,havlulardan ve çamaşırlardan ve havuzlardan bulaştığı

    sanılmaktadır.En önemli belirtisi,sarı­yeşil renkli,köpüklü ve kokulu akıntı ve

    kaşıntıdır.Tedavisinde tablet ve fitil türü ilaçlardan faydalanılmaktadır.Cinsel

    yolla bulaştığı düşünüldüğünden,eşlerin tedavi edilmesi de gerekmektedir.Bu

    hastalıktan korunmak için ,özellikle ortak kullanılan tuvaletlerde çok dikkat

    edilmesi,havlu ve çamaşırların başkalarıyla paylaşılmaması ve temizlik

    kurallarına riayet edilmesi önemlidir.

    Atrofik vajinitis ;Enfeksiyona bağlı olmayan ve estrojen hormonunun

    azalması sonucu,vajen dokusunun incelmesi ve vajende yaşayan

    laktobasillerin azalması sonucunda,oluşan akıntı ve kaşıntılardır.

    Sonuç olarak,vajinal enfeksiyonlar,hanımların yaşantısında önemli bir

    yer tutmakta ve korunmak için yine hanımların dikkati ve çabası gerekmektedir.

  • Mantar

    Mantar enfeksiyonu

    Mantarların doku ve organlar da çoğalması ve hasar oluşturmasına mantar enfeksiyonu adı verilmektedir. Mantarlar en basit canlılar olduklarından çoğalmaları için ısı, nem ve besin yeterli olmaktadır.

    Yüzeyel mantar enfeksiyonları: Mantarların deri ve ağız içi dahil iç organlarımızı örten mukoza dediğimiz dokulara travma ya da zedelenme
    sonucu yerleşmeleri ve çoğalmaları ile oluşabilmektedir.

    Sistemik mantar enfeksiyonları: Mantar hücrelerinin solunması ve akciğer dokusuna yerleşip kan yolu ile diğer organlara taşınması ile
    oluşabilmektedir.

    Mantarların bulaşma yolları nelerdir?

    İnsandan – insana bulaş: Direk temas ya da ortak eşya kullanımı sonucu oluşmaktadır. Özellikle kışla, yurt, hamam, sauna gibi toplu yaşam
    alanlarında ortak havlu, terlik, mantar bulunan bölgeye direk temas gibi nedenler ile oluşmaktadır.

    Hayvandan – insana bulaş: Hayvanlarda bulunan enfeksiyonun temas ile insana bulaşması söz konusu olabilmektedir.

    Topraktan – insana bulaş: Özellikle tarım ile uğraşanlarda ve toprak ile teması olanlarda bu tür bulaş söz konusudur.

    Mantar hücresi ile karşılaşan her insanda enfeksiyon oluşabilir.

    Özellikle riski artıran faktörler:
    Beslenme bozukluğu ve yetersiz beslenmek
    Uzun süreli antibiyotik tedavisi almak
    AIDS, kanser gibi bağışıklık sistemini bozan hastalıkların olması
    Bağışıklığın yeterince oluşmadığı çocukluk çağı ve ileri yaşlarda olmak
    Alkol kullanmak
    Diabet (şeker hastalığı) gibi dolaşım sistemi yetersizliği yapan hastalıkların varlığı

    Mantardan korunma yolları :
    Hijyene dikkat edilmesi, ortak eşya kullanılmaması, ayakkabıların ve çorapları sık değiştirilip nemliliğin önlenmesi ve vücut temizliğinin
    sağlanması en önemli tedbirlerdendir. Kalabalık yaşam alanlarında temasın önlenmesi amacı ile çıplak ayakla yere temas edilmemesi diğer bir tedbir yöntemidir.

  • Kadınlarda her ay görülen regl yani adet döneminde cinsel ilişkiye girmek sakıncalı bir durum mudur?

    Kadınlarda her ay görülen regl yani adet döneminde cinsel ilişkiye girmek sakıncalı bir durum mudur?

    Kadınların adet döneminde libidosu artar. Ayrıca adet dönemi kadınların gebelik riski olmadığından dolayı cinselliği en özgür yaşadığı dönemdir. Cinsellikte özgürlük tanıdığı düşünülen adet kanamasının görüldüğü günler enfeksiyon riskinin en yüksek olduğu süreçtir. Kadınlarda adet döngüsü enfeksiyon riskine davetiye çıkarmaktadır. Regl, kadınların mikroplara karşı oldukça hassas olduğu bir süreçtir. Söz konusu olan adet döneminde kadının vajinasında açık bir yara mevcutsa kadın enfeksiyona açıktır. 

    Kadınlar adet döneminin özellikle birinci ve ikinci günü cinsel ilişkiye girdiği takdirde erkeğin cinsel organında bulunan mikroplar kadının vajinasına bulaşarak olası hastalıkların oluşumuna sebebiyet verebilir. Bu nedenle tüm adet döneminde cinsel ilişkiye girmek konusunda ancak özellikle ilk ve ikinci gün çok daha dikkatli olunmalıdır.

    Kadınların adet döneminde cinsel ilişkiye girmesi önerilmeyen bir durumdur. Ancak cinsel ilişkiye girilme isteğine karşın şu tavsiyelerde bulunulabilir:

    Cinsel ilişki öncesinde erkek cinsel organını ılık suyla temizlemeli ve kuruladıktan sonra da muhakkak aile planlamasında kullanılan korunma yöntemlerinden olan prezervatif kullanılmalıdır. Bu uygulama ile tamamen olmasa da cinsel ilişkide enfeksiyon riskine karşın kısmen bir önlem alınabilmektedir.

    Adet döneminde kadınların vücudunun dinlemeye ve vücut toksinlerinden arınmaya ihtiyacı vardır. Regl sürecinde cinsel ilişkiye girildiği takdirde kadınlarda nadiren de olsa idrar yolu ile ilgili şikayetler, bel bölgesi ağrıları, genital rahatsızlıklar görülebilir.

    Adet döngüsünde vücut dışına atılan kan; sanılanın aksine kirli, zehirli veya pis bir kan değildir. 

    Teorik olarak adet döngüsü sürecinde hamile kalma olasılığı yoktur fakat nadiren de olsa gebe kalınabilir. Bu yüzden adet döneminde cinsel ilişkiye girildiği takdirde doğum kontrollerine başvurmak gereklidir.

    Regl sürecinde kandaki östrojen hormonu seviyeside düşer. Östrojen hormonu seviyesi düşüşünden kaynaklı olarak laktik asit üretimi azalır. Vajinal denge de bozulur. Böylelikle vajina enfeksiyonlara karşı direncini kaybeder ve enfeksiyon riski artar. Adet kanının her vücut dışına atıldığında rahim ağzı genişler. Bu durum enfeksiyonlarda kolaylıkla yayılma imkanı sağlar.

    Adet döneminde cinsel ilişkiye girildiği takdirde gebelik oluşma ihtimali var mıdır?

    Adet döneminde yumurtlama çoktan geçmiştir ve bir sonraki yumurtlama sürecine de zaman olduğu bilinmektedir. Ancak bundan yola çıkarak adet döneminde girilen cinsel ilişkide gebe kalınmayacağına güvenmek doğru olmaz.  Bu tür durumlara nadiren de olsa rastlanabilmektedir. Yumurtlama günü haricinde kadının cinsel organında spermlerin canlı kalma süreleri (48 ila 72 saat) de gebelik oluşumu yönünde önem teşkil eden bir diğer konudur.
    Adet döngüsünde, cinsel ilişkiye girilmiş ve spermler döl yatağına bırakışmışsa vajinada içeride de spermler canlı kalabilmişse gebelik oluşumu ihtimali söz konusu olabilir.
    Bazen adet dönemi sonunda lekelenmeler görülebilir bu durum kadınlar için yanıltıcı olabilir. Kadın lekelenmeleri adet devamı olarak düşünebilir ve gebelik oluşmayacağı kanısına varabilir. Oysaki lekelenme durumunda yumurtlama oluşabilir ve lekelenme halinde girilen cinsel ilişki sonucu gebe kalabilme olasılığı söz konusudur.

    Adet kanamasının görüldüğü hiçbir gün %100 gebelikten koruduğu gibi bir anlam taşımaz. Bu sebeple adet döngüsünde ve adet sonrası görülen olası lekelenmelerin olduğu süreçte cinsel ilişkiye girenler korunma yöntemlerine başvurmalıdır. 

    Adet döneminde girilen cinsel ilişkiye kısırlığa neden olur mu?

    Adet döneminde cinsel ilişkiye girildiği takdirde infertilite yani kısırlığın oluştuğu kanısının hiçbir bilimsel dayanağı söz konusu değil. Halk arasında bilinen yanlıştan öte değildir. Bu tür söylemlere itibar edilmemelidir. Çünkü gerçeği yansıtmamaktadır. Ancak adet döneminde enfeksiyon ve nadiren de olsa rastlanabilen gebelik oluşumu riski nedeniyle cinsel ilişkiye girmekten kaçınılmalıdır. Girildiği takdirde erkek cinsel organının hijyenine önem vermelidir ve prezervatif muhakkak kullanılmalıdır.