Etiket: Eklem

  • Gut hastalığına ne sebep olur?

    Gut hastalığına ne sebep olur?

    Gut Hastalığı, kanlarındaki Ürik Asit düzeyi normalden yüksek olan kişilerde görülür. Vücudumuzdaki ürik asidin %70 kadarı hücrelerimizde bulunan Pürin adlı proteinin yıkılmasından kaynaklanır. Kalan ürik asit miktarını oluşturan ise yediğimiz gıdaların içindeki Pürinin yıkımından ortaya çıkar.

    Kanınızda ürik asit olması mutlaka Gut hastası olacağınız anlamına gelmez. Sağlıklı bireylerde de, erkeklerde kadınlardan daha yüksek olacak şekilde kanda ürik asit bulunur. Eğer kandaki ürik asit miktarı artmaya başladıysa vücudunuz fazla olan kısmını böbrekler yoluyla idrar içinde atmaya çalışır. Ancak eğer vücudunuz fazla ürik asit üretiyorsa veya böbrekler yeterince ürik asit atılımını sağlayamıyorsa kandaki ürik asit miktarı artmaya başlar. Ürik asit miktarı belli bir düzeyi aşarsa (Çözünme noktası) ürik asidin Sodyum Ürat olarak çözünmeyen kristalize forma dönüşmesi olasıdır. Bu kristaller genelde eklem içi veya çevresindeki dokularda oluşma eğilimi gösterirler. Özellikle bacakların ucunda kalan ayak parmakları, ayak bilekleri gibi bölgelerde oluşurlar.

    Oluşan ürik asit kristalleri yıllar içinde yavaşça kıkırdak dokuda birikir ve sonunda bir gün eklem aralığına boşalır. Sert, iğne şekilli kristaller eklemin yumuşak yüzeyine (Sinovyum) temas eder ve hızla iltihabi sürece neden olur. İltihabi süreç ile kristaller eklem içinde parçalanır ve Gut atağı günler içinde yavaşça düzelir.

    Eklem içinde ani iltihabi ataklara neden olmanın yanı sıra bu kristaller eklem içi ve çevresinde birikerek tofüs denen yapılar oluşturabilirler. Tofüs adlı bu sert yapılar zamanla büyüyerek kıkırdak ve kemiğe bası hasarı oluşturabilir ve bu hasar kireçlenmede olduğu gibi sürekli bir eklem ağrısına neden olabilir. Bu aşamadaki Gut Hastalığına “Kronik Tofüslü Gut” denir. Bazen tofüsler cilt altından elle hissedilebilirler. Eklemler dışında kulak kepçesi gibi kıkırdak yapılarda da birikebilirler.

    Kandaki ürik asit düzeyinizi etkileyen faktörler şunlardır:

    Genetik yapınız böbreklerinizin başka bir fonksiyon bozukluğu olmasa da yeterli miktarda ürik asidi vücuttan uzaklaştıramamasına neden olabilir. Özellikle ailede benzer rahatsızlığı olan bireylerde en olası neden budur.

    Vücut kitlesi ne kadar büyükse günlük ürik asit üretimi de o kadar artar. Bu nedenle fazla kilolu olanlarda ürik asit üretimi böbreğin başa çıkabileceğinden fazla olabilir.

    Eğer kanda kolesterol ve yağ miktarınız yüksekse, kan basıncınız yüksekse ve tip 2 şeker hastalığınız varsa böbrekleriniz yeterli miktarda ürik asit atılımını sağlayamayabilir. Tüm bu sorunların bir arada olmasına “Metabolik Sendrom” adı verilmektedir.

    Bazı böbrek hastalıklarında böbreğiniz ürik asit atılımı işlevini yeteri kadar yapamayabilir.

    İdrar sökücüler, aspirin gibi bazı ilaçlar kandaki ürik asit miktarının artmasına neden olabilir.

    Nadiren bazı kronik kan hastalıklarında çok sayıda kan hücresi üretilir ve bunların parçalanmasıyla açığa çıkan ürik asit miktarı çok olursa böbrek bununla başa çıkamayabilir.

    Eğer ürik asit artışını açıklayabilen belirgin bir neden saptanabilirse (Örneğin böbrek hastalığı veya idrar sökücü kullanımı gibi) bu duruma “İkincil Gut Hastalığı” denir. Ancak çok zaman tek bir belirgin neden saptamak mümkün olmaz, pek çok faktör bir aradadır (Örneğin kilo fazlalığı olan bir bireyde böbreğin genetik nedenlerle ürik asidi yeterince atamaması gibi) ve bu duruma “Birincil Gut Hastalığı” denir.

    Eğer Gut Hastalığına eğiliminiz varsa Gut atağını tetikleyecek bazı durumları bilmek gerekir:

    Etkilenen ekleme darbe veya zorlayıcı hareket

    Ateş yüksekliği ile giden hastalıklar (Soğuk algınlığı, zatüre vb.)

    Cerrahi girişimler

    Aşırı yemek yeme ve/veya fazla miktarda alkol alma

    Susuzluk

    Daha önceleri yalancı gut diye adlandırılan hastalıkta da benzer ataklar kalsiyum pirofosfat kristallerinin eklem içinde birikmesiyle oluşabilir. Bu hastalıkta eklem içinde biriken ürik asit değil, kalsiyum kristalleridir ve Gut Hastalığından farklı olarak daha çok kireçlenmesi olan bireylerde ayak baş parmağından çok diz ve diğer eklemlerde bulgulara neden olur.

  • Gut hastalığının bulguları nelerdir?

    Gut hastalığının bulguları nelerdir?

    Ürik asit kristallerinin birikip eklem iltihabına neden olduğu eklemlerde aşırı hassasiyet, ağrı, sıcaklık artışı, şişlik ve kızarıklık görülür. Etkilenen eklemin üzerindeki cilt bölgesi parlak görünümdedir ve bazen deride soyulmalar olabilir. Ataklar en sık ayak başparmak kökünde olur ve genelde geceleri başlar. Bulguların başlaması birkaç saat içinde olur. Ağrılı ekleme en ufak temas, hatta yatak örtüsünün bile değmesi ciddi hassasiyet ve rahatsızlığa neden olabilir.

    Sıklıkla ayak başparmağında olsa da diğer ayak eklemleri, ayak bileği, dizler, dirsekler, daha nadiren el eklemleri ve el bileğinde de olabilir. Genelde tek veya birkaç eklemde kendini gösterir. İlerleyen yıllarda, tedavisiz durumlarda çok sayıda eklemde aynı anda eklem iltihabı gelişebilir. Vücut merkezine yakın omurga, kalça, omuz gibi eklemlerde görülmesi çok nadirdir.

    Ürik asit kristalleri eklem dışı bölgelerde de birikebilir. Cilt altı bölgede “Tofüs” denen küçük, sert, beyaz yumrular şeklinde olabilir. Bu yumrular genelde ağrısızdır ancak bazen yumrunun yırtılması ile içindeki ürik asit kristalleri püy benzeri, peynirimsi beyaz bir materyal akabilir.

  • Romatoid artrit: hastalığınız için siz neler yapabilirsiniz?

    Romatoid artrit: hastalığınız için siz neler yapabilirsiniz?

    Romatoid artrit bulguları artıp azalan, dalgalanmalar gösteren bir seyir izler. Bazı zaman stres, soğuk algınlığı, aşırı yorulma gibi alevlenmeyi tetikleyici nedenler tespit edilebilse de çok zaman hastalığı yeniden alevlendiren neden bulunamaz. Bu durumun tahmin edilemez olması çok zaman gündelik hayatı planlamada zorluklar yaratabilir. Aileniz ve arkadaşlarınızın her gününüzün aynı olmadığı, ağrılar nedeniyle kendinizi kötü hissedebileceğiniz günler olabileceği konusunda bilgilendirmenizde fayda olabilir.

    Romatoid Artritin ağrılarla giden kronik bir hastalık olması nedeniyle bu hastalığı olan kişilerde depresyon gelişme olasılığı genel topluma göre biraz daha fazladır. Kendinizi psikolojik olarak kötü, moralinizi düşük hissettiğinizde bunu doktorunuzla paylaşmanızın faydası olabilir.

    Ara alevlenmeler için almakta olduğunuz rutin tedaviye ek olarak yine doktorunuzun önerdiği ağrı kesici ilaçları kullanabilir, şiddetli eklem yakınması olan bölgeye doktorunuzun önerdiği şekilde soğuk uygulayabilirsiniz. Eğer bu alevlenmeler sık tekrarlıyor veya sürekli ağrıdan şikayetçi iseniz sizi takip eden doktorunuzu bu konuda bilgilendirmeniz gerekir. Bu şekilde tedavi yeniden düzenlenir.

    Egzersiz

    Dinlenme ve egzersiz dengesini korumak bu hastalık için önemlidir. Dinlenmekle ağrılar rahatlıyor gibi hissetseniz de hareket edilmediğinde eklemlerde katılık ve kaslarda güçsüzleşme başlar. Eklemi fazla hareket ettirmeden yapılabilecek “izometrik egzersizler” bu durumda size katkı sağlayabilir. Bu tür egzersizler durağan pozisyonda yapılır ve bu yolla eklem açısı ve kas uzunluğu fazla değişmez. Birçok Yoga pozisyonu izometrik egzersiz için uygundur. Bir fizyoterapist önerisiyle bu egzersizler denenebilir ve beraber size uygun olanlar belirlenebilir.

    Egzersiz yapmak eklem ve kas sağlığı dışında kalp-damar sağlığı ve genel sağlık için de faydalıdır. Eğer yaptığınız bir egzersiz hareketi eklemlerde ağrı, şişlik, sıcaklık artışına neden oluyorsa o hareketin bırakılıp dinlenilmesi uygun olacaktır, eklemi o hareketle zorlamak ağrı artışına neden olabilir.

    Romatoid Artritte önerilen bazı egzersizler şunlardır:

    Yüzme

    Yürüyüş

    Su jimnastiği

    Bisiklet (Dizlerde şikayete neden olmuyorsa)

    Yoga ve Tai-Chi

    Rakiple fiziksel temasın olduğu mücadele sporları (Futbol, basketbol vb.) ve yüksek tempolu yoğun egzersizler (Tenis, Step vb.) RA’de önerilmez.

    Yüzme, RA’de özellikle faydalı olabilecek bir egzersiz türüdür. Su ağırlığınızın bir kısmını taşıdığı için suda yapılan egzersizler ve yüzmede eklemler üzerine daha az yük biner.

    Bir spor salonuna gidecekseniz programınızın profesyonel bir eğitimci tarafında düzenlenmesi ve durumunuzun bu eğitmene net olarak açıklanması önemlidir.

    Spor esnasında ve gündelik yaşamda giyilecek ayakkabı seçimi de önemlidir. Tabanlara yansıyacak darbe ve şoku emecek iyi ayakkabıların seçilmesi şarttır.

    Beslenme:

    Romatoid Artriti tamamen iyileştirecek özel bir diyet olmasa da bazı diyetlerin bazı hastalarda faydalı olabildiğine dair bilgiler mevcuttur.

    Beslenmede doymuş yağların az tüketilmesi, başta omega-3 yağ asitleri olmak üzere doymamış yağların (örneğin yağlı balıklar) yüksek oranda tüketilmesi önerilir. Beslenme ile yeterli omega-3 alınamadığını düşünülürse, doktorunuz bu vitamini dışarıdan destek amaçlı tablet olarak da verebilir. C vitamin alımının da artırılması katkı sağlayabilir.

    Bazı çalışmalarda nedeni çok net olmasa da katı vejeteryan diyetin RA bulgularında azalmaya neden olduğu bildirilmiştir. Çok miktarda kırmızı et tüketenlerde yaşam boyu RA gelişme olasılığının hafifçe arttığı görülmüştür. Herhangi bir katı diyete başlamadan önce sizi takip eden doktorunuz ve diyetisyeniniz ile bu diyetlerin olası avantaj ve dezavantajlarını konuşmak, fikir almak açısından görüşmek faydalı olacaktır.

    Sağlıklı kiloyu korumak ve eklemlere daha çok yük bindirmemek için kilo almamak tavsiye edilir.

    Nadiren bazı RA hastaları bazı gıdaların kendi şikayetlerini artırdığını söylerler. Böyle bir durum nadirdir ve kişiden kişiye farklılık gösterir. Eğe bir gıdanın RA bulgularınızı artırdığını düşünüyorsanız bu gıdayı en az bir ay tüketmeyin. Sonrasında yeniden tüketmeye başladığınızda gerçekten bulgularda artış yapıyorsa bu gıdaya karşı bir duyarlılığınız var demektir ve bundan sonra bu gıdanın hiç tüketilmemesi gerekir.

    Tamamlayıcı Tıp:

    Pek çok kişi pek çok farklı tamamlayıcı tıp metodu ve ilacı kullanmasına rağmen bunların arasında bilimsel olarak kanıtlanmış sadece birkaç uygulama mevcuttur. Örneğin az sayıda çalışmada “Çuha çiçeği Yağı”nın (Evening Primrose Oil) etkili olabileceği bulunmuştur. Keza akupunktur’un da olumlu etkiler sağlayabileceği düşünülmektedir.

    Tamamlayıcı tıp metotları ve ilaçlarını kullanırken mevcut ilaçlarınızla etkileşim olasılığı olabileceğini göz önünde bulundurmakta ve sizi takip eden Romatoloji Uzmanın görüşünü almakta fayda vardır. Tamamlayıcı tıp metotlarını uygulayan kişilerin de ilgili konuda eğitim görmüş ve bu eğitimini belgeleyebilen tıp doktorları olması karşılaşabileceğiniz riskleri en aza indirecektir.

    Hamilelik:

    Romatoid artrit hastalığı olan bireylerin hamile kalmasında bir sakınca yoktur. Ancak hem anne hem de baba için hamilelik planı yapıldığında bu durumun sizi takip eden Romatoloji Uzmanına bildirilmesi gerekir. Çünkü RA’de kullanılan bazı ilaçlar hamile kalmayı zorlaştırabildiği gibi daha risklisi bazı ilaçlar bebekte sorunlara neden olabilir. Bu nedenle doktorunuzun önerisiyle bazı ilaçları hamilelik planından 3-6 ay önce kesmek gerekebilir.

    Çoğu kadının hamilelik sırasında hastalığı yatışır, ilaç ihtiyacı düşer. Ancak yine pek çok kadında hemen doğum sonrası RA alevlenmeleri olabileceği bilinmelidir.

    Doğum kontrol haplarının kullanılması RA’li kadınlarda diğer kadınlardan farklı ek bir riske neden olmaz

  • Romatoid artrit seyri nasıldır?

    Romatoid artrit farklı kişilerde farklı seyir gösterdiği için sizde nasıl bir seyir göstereceğini tahmin etmek mümkün değildir. Ancak RA hastalığı olan çok sayıda bireyi kapsayan çalışmadan elde edilen verilerle genel bazı bilgiler vermek mümkün olabilir:

    Romatoid artrit tanısı olan her 5 kişiden birinde muhtemelen hastalık bulguları çok hafif seyirli olacaktır. Eklemlerde hiç hasar olmayabileceği gibi az sayıda eklemde hasar olsa da kişinin yaşamını etkilemeyecek hafif seyirde olabilir.

    Çoğu RA hastasında az sayıda eklemde bir miktar hasar olması öngörülür.

    Sadece 20 RA hastasından birinde hastalık seyri ağır eklem hasarları ve çok sayıda eklemin zarar görmesiyle seyreder. Bu ağır seyir sırasında vücuttaki artan iltihabi sürece bağlı eklem dışı dokularda da hastalık bulguları görülebilir.

    Kan testleri ve röntgenler, doktorunuzun hastalığınızın seyrini, ağırlığını ve ilerleme hızını tahmin etmesini sağlar. Bu şekilde doktorunuz size uygulayacağı tedaviyi de planlayabilir.

    Bazı hastalarda hastalık alevlenmeleri arasında aylarca hatta yıllarca süren durgun dönemler vardır. Ancak bu hallerde bile hafif iltihabi durum devam edebilir ve eklem hasarı gelişebilir. Çoğu hasta, özellikle de uygun tedaviyi alıyorlarsa nispeten az bulguyla ve eklem hasarı belirgin olmadan tüm hayatlarını iyi bir biçimde geçirebilir.

    Romatoid artriti olan bireylerin olmayanlara göre kalp krizi ve inme geçirme riski biraz artmıştır. Bu durumun süre giden iltihabi süreçle ilişkili olduğu düşünülmektedir ve hastalığın kontrol altına alınması ile (örneğin ilaçlarla) bu risk azalır. Kolesterol değerlerinin yüksek olması ve sigara içmek riski artıracağından kolesterol düzeylerinin düzenli takip edilmesi ve sigaranın hiç kullanılmaması uygun olacaktır.

  • Romatoid artrit bulguları nelerdir?

    Romatoid artrit bulguları nelerdir?

    Romatoid artrit bulguları genelde dalgalanmalar gösterir. Yani eklem şikayetlerinde bazı zaman artış olurken, bazen de yatıştığı, durulduğu dönemler olur.

    En sık görülen bulguları şunlardır:

    Eklem ağrısı ve şişliği

    Eklemlerde katılık

    Halsizlik ve depresyon

    Kansızlık

    Kilo kaybı

    Gözlerde iltihabi hastalıklar

    Cilt altı dokuda hissedilen bir kaç santimetre büyüklüğünde ağrısız kitleler (Romatoid Nodül)

    Nadiren diğer organ ve dokularda iltihabi süreçler (Ör: Akciğer, kan damarları, kalp zarı gibi)

    Genelde bulgular yavaş seyirli başlar. Sıklıkla el, ayak, el ve ayak bileği gibi küçük eklemlerde rahatsızlık hissi, şişlik hissi ve özellikle sabah uyanınca hissedilen katılık, hareket zorluğu olur. Nadiren ise pek çok eklemde birden başlayan şiddetli eklem ağrısı ve şişliği ile kişinin gündelik hayatını devam ettiremez hale gelmesine neden olur. Eklem bulguları hafif olsa bile yorgun ve bezgin hissetmenize neden olabilir. Kansızlık (anemi) sıklıkla aktif seyreden RA hastalarında görülen bir bulgudur. Bazen ilaç yan etkisi olarak da kansızlık ortaya çıkabilse de genelde hastalığa neden olan iltihabi sürecin bir parçası olarak görülür. Tedavi ile yeterince kontrol altına alınmayan bazı kişilerde kilo kaybı da görülebilir.

    Romatoid artrit asıl olarak eklemlerin hastalığı olsa da vücudun diğer dokularında da rahatsızlıklara neden olabilir. Sıklıkla kasları kemiklere bağlayan tendonlarda iltihaplanma yapabilir. Gözlerde, kan damarlarında, akciğerde kalp zarında iltihabi süreçlere neden olabilir.

    Romatoid nodül, cilt altında yerleşen, birkaç santimetrelik, sert veya orta sertlikte, genelde ağrısız ufak kitlelerdir. Sıklıkla dirsek çevresinde olmakla beraber bazen el ve ayaklarda, bazen de akciğerlerde görülür.

  • Romatoid artrit nedir?

    Romatoid artrit (RA), eklem iltihabına neden olan otoimmün, yani bağışıklık sisteminin kendi dokularını tanımayıp onlara zarar verdiği bir hastalıktır.

    Her eklem, iki kemiğin karşılıklı olarak geldiği hareketli bir yapıdır. Eklemler, yapılarına göre belli yönlerde, belli sınırlarda hareket edebilirler. Eklemleri oluşturan kemiklerin uçları kaygan, yumuşak yüzey oluşturan bir kıkırdak ile kaplıdır. Bu sayede eklemleri oluşturan kemikler birbirlerine sürtünmeden ve zarar vermeden hareket edebilirler. Eklemlerin çevresini kaplayan “sinovyum” adlı kalın bir zar vardır. Sinovyum, eklem içinde kayganlığı sağlayan ve eklem kıkırdağını besleyen az miktarda, koyu kıvamlı bir sıvı üretir (sinovyal sıvı) Sinovyum adlı yapının dış yüzünde bulunan “kapsül” adlı kalın tabaka ve “bağ-kiriş” adlı yapılar eklemi oluşturan kemiklerin doğru pozisyonda kalmasını sağlar ve birbirlerinden uzaklaşmasını engeller. Kasları kemiğe bağlayan güçlü, kablo gibi yapılar “tendonlar” da eklemin hareketini sağlar.

    Romatoid Artritte Eklemlerde Ne Olur?

    Öncelikle sinovyumda iltihabi süreç başlar. Etkilenen eklemde ağrı, hassasiyet, sıcaklık artışı ve bazı durumlarda kızarıklık olabilir. İltihabi sürece bağlı eklem sıvısında veya sinovyum zarını oluşturan hücrelerin sayı ve boyutlarında artış olursa eklemde şişlik görülür. İltihabi sürece bağlı üretilen bazı maddelerin eklem bölgesinde birikmesi sinir uçlarını uyararak ağrıya neden olabilir. Yine iltihabi sürece bağlı eklem kapsülündeki gerilme de ağrı olarak kendini gösterir.

    Sık tekrar eden eklem iltihabı ve şişmeleri ile gerilen eklem kapsülü bir süre sonra şişlik geçse bile gergin kalabilir. Bu durumda da eklemin sabit yapısı bozulur ve ekleme ait yapılar olması gerektiği gibi bir arada tutulamadığından eklemde boşalma, takılma ve eklem yapısında bozulmalar başlar.

    Kireçlenme (Osteoartrit) İle Aynı Hastalık mıdır?

    Romatoid artrit ve kireçlenme iki ayrı hastalıktır. Romatoid artritte eklem yüzeyini oluşturan yapılarda iltihabi süreç olurken, kireçlenme (osteoartrit) durumunda eklem yapılarının üzerine binen yük ve yaş etkisi ile mekanik olarak bozulması söz konusudur. Romatoid artritin ilerlemesi ile eklemde ortaya çıkan bozukluklar kireçlenmenin de bu duruma eklenmesine neden olabilse de iki hastalık birbirinden tamamen farklı oluşan, seyreden ve tedavileri tamamen farklı olan iki ayrı rahatsızlıktır.

  • Lupus nedir?

    Lupus nedir?

    Lupus, vücudun bağışıklık sisteminin uygunsuz şekilde kendi dokularına karşı ürettiği antikorlarla iltihaba neden olmak suretiyle zarar verdiği otoimmün bir hastalıktır.

    En sık görülen bulguları eklem ağrısı, ciltte kızarıklık (raş) ve aşırı bitkinliktir. Lupus hastalığı olan bazı bireylerde sadece bu bulgular görülmesine rağmen bu bulgular bile kişinin yaşamını zorlaştırabilir. Ateş yüksekliği ve lenf nodlarında şişme de sık görülen bulgulardandır.

    Lupus pek çok farklı doku ve organda etkili olabilir ve kalp, beyin ve böbrekler gibi iç organlarda hastalık yaptığında daha ciddi sorunlara neden olabilir. Ancak pek çok kişide etkilenmesi olası organlardan sadece biri etkilenir ve genelde bulgular artıp azalan seyirde dalgalanmalar gösterir.

    Ciltte raş olarak adlandırılan kızarık cilt döküntüleri sıklıkla güneş gören yüz, el bileği, el gibi alanlarda ortaya çıkar. Kelebek raş denilen ve SLE’de sıklıkla görülen cilt bulgusu yanakların üzerinde ve burun kemerinde yerleşir.

    Bazı kişiler parmak uçlarının soğukta belirgin biçimde renk değiştirdiğini fark eder. Soğuk ortamlarda parmaklar önce beyaz, sonra mor ve en son kırmızı renk alabilir. Bu duruma “Raynaud Fenomeni” denir ve parmağa giden kan damarlarının soğuğa aşırı hassasiyet göstermesi sonucu kasılması ve damarın ilerisine kan akımının bozulmasından kaynaklanır.

    Ağız içinde sık sık aft denen birkaç milimetrelik, beyaz, çökük yaralar çıkabilir.

    Saç dökülmesi sık görülür ve bazı kişilerde dökülmenin çok olmasına bağlı saçlar seyrekleşebilir. Hastalık alevlenmesinin kontrol altına alınması ile sıklıkla dökülme azalır ve saç yoğunluğu yeniden artar.

    Eklem ağrısı sıktır ve en çok el ve ayakların küçük eklemlerinde olur. Ağrılar farklı zamanlarda farklı eklemlerde olabilir. Bazı lupus hastalarının temel şikayeti eklem ağrısı olsa da genelde bu hastalığa bağlı kalıcı eklem hasarı pek olmaz. Her 20 lupus hastasından birinde eklem bulguları ağır seyredebilir. Daha da az oranda hastada “Jaccoud Artropatisi” denen eklem iltihabına bağlı eklemlerde şekil bozuklukları görülebilir.

    Her 3 lupus hastasından birinde böbreklerde iltihabi bulgular ortaya çıkabilir ve bu kişilerin bir kısmında ciddi böbrek hasarı gelişebilir. Bu çeşit bir hasar kanda yapılan böbrek testleri, idrar testleri ve tansiyon takibi ile erken saptanırsa sıklıkla başarılı bir şekilde tedavi edilebilir.

    Eğer lupus böbreklerde hastalığa neden olduysa kan basıncı, yani tansiyon yükselebilir. Ayrıca tedavide sıklıkla kullanılan kortizon ve ağrı kesici ilaçlar da tansiyon yükselmesine neden olabilir. Yine lupusa bağlı kan yağlarında artış olabilir. Bu nedenle düzenli olarak yıllık kan yağlarına bakılmalı ve gerekirse tedavi edilmelidir.

    Lupusa bağlı kan hücrelerinin yapımından sorumlu kemik iliği de etkilenebilir. Kansızlık (anemi) gelişebilir; vücut savunmasından sorumlu akyuvar ve kanın pıhtılaşmasından sorumlu trombosit denen hücrelerin kemik iliğinden üretimi azalabilir. Bazı lupus hastalarında ise kan damarları içinde pıhtı oluşmasına eğilim görülür. Bu durum sıklıkla “antifosfolipid antikorları”ndan kaynaklanır. Bu antikorların kandaki varlığı bazen hamile kadınlarda düşüklere neden olabilir.

    Lupus hastalarının yine üçte birinde migren benzeri baş ağrıları veya anksiyete ve depresyonla seyreden psikiyatrik bulgular görülebilir. Bazı hastalarda da unutkanlık, baş dönmesi, kafa karışıklığı gibi bulgular ortaya çıkar. Çok daha nadir olarak sara nöbetlerine benzer ataklar veya şizofreni benzeri bulgular görülebilir.

    Nadiren lupusa bağlı direkt kalp veya akciğer tutulumları görülebilir. Daha çok kalbi veya akciğeri saran zarların iltihabına bağlı bulgular (perikardit ve plörezi) olur. Her iki durumda da özellikle nefes almakla göğüste hissedilen şiddetli batıcı ağrılar, nefes darlığı olur. Bazen zarlar arasında çok miktarda iltihabi sıvı birikerek o organın çalışmasını zorlaştırır ve bu durum kendini sıklıkla nefes darlığı olarak gösterir. Bunun dışında lupusa bağlı damarlarda daralmalar olabilir. Sonuçta kalp ağrısı, kalp krizi, inme gibi riskler ortaya çıkar. Bu durumların önlenebilmesi için tansiyon ve kan yağlarının yakın takibi ve gerekiyorsa tedavisi çok önemlidir

    Çok daha nadir olarak karaciğer, pankreas, dalak veya barsaklarda tutulum yaparak karın ağrısına neden olabilir.

    Bazı kişilerde iltihabi göz hastalıklarına neden olabilir.

    Lupus hastalarının 1/3’ünde bir diğer otoimmün hastalık daha görülür. Örneğin tiroid bezinin az çalışmasına neden olan tiroidit görülebilir. kadar olguda göz ve ağız kuruluğuna neden olan Sjögren Sendromu lupusa eşlik eder. Bazı kişilerde de kas iltihabına (miyozit) bağlı kas ağrıları ve kas güçsüzlüğü hastalığa eşlik edebilir.

  • Hiperürisemi ve gut hastalığı

    Gut Hastalığı

    Hiperürisemi nedir?

    Hiperürisemi,serum ürik asit düzeyinin erkeklerde 7 kadınlarda 6 mg/dl nin üzerinde olmasıdır.

    Hiperürisemi ,ürik asitin vücutta yapımının artması ya da böbrekten atılımının azalması sonucu oluşur.

    Alkol,et ve sakatat tüketimi,obezite,kanserler,hemolitik anemi,genetik enzim bozuklukları ürik asit yapmını arttırır.

    Böbrek hastalıkları,hipotiroidi,hiperparatiroidi,idrar söktürücü ilaçlar,aspirin ürik asit atılımını azaltır.

    Belirtileri nedir?

    Serum ürik asit düzeyinin artması asemptomatikdir.Yani belirti vermez.Ancak ürik asitdokularda depolanmaya başlayınca belirtiler oluşur.

    Hiperürisemi hangi hastalıklara yol açar?

    Hiperürisemi Gut hastalığı(artrit,böbrek yetmezliği) ve böbrek taşlarına yol açar

    Hiperürisemiden korunmak için nasıl beslenmeli?

    Hiperürisemi saptanan ya da gut hastası olan kişilerde et balık tavuk alkol tüketimi kısıtlanmalı,bol sıvı tüketimi sağlanmalıdır.

    Gut hastalığının belirtileri nelerdir?

    Gut hastalığının klinik evreleri:

    Asemptomatik hiperürisemi (belirtisiz dönem)

    Akut gut artriti:İlk atak genellikler ayak baş parmağı ekleminin tutulması ile olur.Çoğu kez gece şiddetli ve ani olarak başlar.Eklem şişer kızarır son derece ağrılıdır.Ataklar genellikle birkaç gün içinde yatışır.Bazen haftalarca sürebilir.Ataklar arası eklem normale döner.Hasta nöbetler arası tamamen sağlıklıdır.Önceleri ataklar arası aylar yıllar geçer.Zamanla atak sıklığı süresi,şiddeti ve tutulan eklem sayısı artar.

    İnterkritik gut:İlk atak sonrası belirtisiz dönemdir.Ancak eklem sıvısında ürik asit kristalleri birikmeye başlar.

    Kronik tofüslü gut:Tedavi edilmeyen hastalarda gelişen gutun son evresidir.Ürik asit kristallerinin kitlesel olarak birikmesi tofüsleri oluşturur.Tofüs birikimleri en sık sık tutulan eklemlerde,önkol,diz altı,aşil tendonunda görülür.Tofus oluşum hızı hiperüriseminin şiddeti ve süresiyle doğrudan ilişkilidir.Belirtisiz hiperürisemili hastalarda oluşmazlar.

    Kristal depolanması ve kronik inflamatuar reaksiyon nedeniyle tutulan eklemde kıkırdak ve kıkırdak altı kemik dokuda erozyon oluşur.Kronik gut artriti romatoid artrit ile karışabilir.

    Böbrek komplikasyonları: Gutun herhangi bir evresinde görülebilir.En sık görülen ürik asit taşlarıdır.Böbrek dokusunda ürik asit depolanması buna bağlı idrarla protein atılımında artış ve hipertansiyon saptanabilir.

    Gut hastalığının tedavi yöntemleri nelerdir?

    Gut hastalığında tedavinin amacı:

    -Akut atağı sonlandırmak

    -Atakları önlemek

    -Kristal birikimlerine bağlı komplikasyonları önlemek ya da düzeltmek

    -Böbrek taşlarının oluşumunu ve tekrarını önlemektir.

    Belirtisiz hiperürisemi döneminde altta yatan nedenin düzeltimesi ve ürik asit düzeyinin düşürülmesi yeterlidir.

    Akut atak tedavisinde inflamasyonu düzeltmek için kolşisin kullanılır.Son yıllarda steroid olmayan antiinflamatuar ilaçlar da yaygın olarak kullanılmaktadır.

    Serum ürik asit düzeyini değiştiren ilaçlar ve aspirin akut ataklarda kullanılmamalıdır.

    Diğer ilaçların kullanılamadığı durumlarda eklem içi steroid ilaç enjeksiyonu yapılabilir.

    Kolşisin ve steroid olmayan antiinflamatuar ilaçların küçük dozları atakları önlemek amacıyla verilebilir.

    Kronik gut tedavisinde önemli olan nokta hiperüriseminin kontrolüdür.Serum ürik asit düzeyinin 6mg/dl altında tutulması amaçtır.Tofüslerin kaybolması için 5mg/dl altına inmelidir.

    Bunun için ürik asit yapımını azaltan ve atılımını arttıran ilaçlar kullanılır

    Gut tedavi edilmezse nelere sebep olur?

    Tedavi edilmeyen gut hastalarında tekrarlayan ataklarda tutulan eklem sayısı ve atakların şiddeti artar.Tutulan eklemlerde erozyon ve deformite gelişir.Yine tedavi edilmeyen hastalarda yıllar içinde tofüs adı verilen ürik asit kristallerinin oluşturduğu kitlelerin çeşitli dokularda toplanması fonksiyonel bozukluklara anatomik deformitelere neden olabilir.

    Böbrek dokusunda ürik asit kristallarinin birikimi ile böbrek fonksiyonlarında azalma (gut nefropatisi),ürik asit kristallari ile böbrek kanallarının tıkanması sonucu akut böbrek yetmezliği (ürik asit nefropatisi) gelişebilir.

    Gut hastalarının %20sinde böbrekte ürik asit taşları oluşabilir.

    Gut hastalarının diyetlerinde dikkat etmeleri gerekenler nelerdir?

    Gut hastalarının atakları ve komplikasyonları önlemek amacıyla ürik asit düzeyini arttırmayacak şekilde beslenmeleri önemlidir.Bunun için et balık tavuk sakatat balık yumurtası et suyu vealkol tüketiminde kısıtlama yapılmalıdır.Sıvı alımı arttırılmalı,obez hastalarda kalori kısıtlaması uygulanmalı,kullanılan idrar sökücü ilaçlar mümkünse kesilmelidir.

    Kadınlarda ya da erkeklerde daha sık görülür diyebilir miyiz?

    Gut hastalığı erkeklerde daha sık görülür.Hastaların %80-90’ı 40 yaş üzeri erkeklerdir.Kadınlarda menopoz öncesi görülmez.

    İlerleyen yaşlarda ve şişmanlarda daha sık mı görülür?

    Gut hastalığı için risk faktörleri: erkek olmak,40 yaş üzeri olmak,şişmanlık,aşırı alkol tüketimi ve aşırı protein tüketimidir.

    Son dönemlerde hastalığın seyri ve görülme sıklığı ile ilgili bir farklılık gözleniyor mu?

    Gut hastalığı gelişmiş toplumlarda,refah ve sosyokültürel durumu yüksek olankesimde daha sık görülür. Obezitenin artması,alkol tüketiminde artış özellikle ürik asit düzeylerinin yüksek seyretmesinde etkilidir.Ancak tek başına ürik asit yüksekliği gut tanısı için yeterli değildir.Gut hastalığı tanısı koymak için mutlaka artrit atağı olmalıdır.

    Çocuklarda görülebilir mi?

    Çocuklarda ,10lu 20li yaşlarda akut gut artritinin başlaması olağan değildir.

    Birlikte seyrettiği hastalıklar var mıdır? Bazı hastalıkların varlığı hastalığın seyrini değiştirebiliyor mu?

    Diabetes mellitus,hipertrigliseridemi,obezite,kalp ve beyinde ateroskleroz ,iskemik kalp hastalığı gut hastalığına eşlik edebilir.Obezitede serum ürik asit düzeyi vücut ağırlığı ile artar.

    Gut hastalarında hipertansiyon,böbrek fonksiyon bozukluğu daha sıktır.Femur başında aseptik nekroz sık gelişir.

    Tedavide tam kür sağlanabiliyor mu?

    Tedavide ana amaç akut atağın tedavisidir.Ancak ataklar tekrar edebilir.Bu nedenle akut artrit tedavisinden sonraki hedef atakları ve olası komplikasyonları önlemektir.

  • Eklem içerisine uygulanan hyaluronan diz osteoartritinde etkili değil

    Osteoartrit (OA) ya da halk arasında daha sık kullanılan (ancak gerçeği yansıtmayan) adıyla kireçlenme romatoloji uzmanlarına en sık başvuru nedenlerinden birisi. A.B.D'de yapılan bir çalışmaya göre 30 yaş üzerindeki bireylerin %6'sı diz eklemini tutan OA' ten etkilenmiş durumda ve bu oran 70 yaşın üzerindeki bireylerde %40'a kadar çıkıyor. Osteoartrit'in görülme sıklığı, halk sağlığı problemi olarak kabul edilmesine neden olacak kadar fazla olsa da, hastalığın tedavisi için cerrahi girişim (protez ameliyatları) dışında yapılabilecekler bir hayli sınırlı. Diz eklemi içerisine yapılan ilaç uygulamaları cerrahi dışı tedavi seçeneklerinden birisi. Eklem içi uygulamalar arasında popüler ancak bir o kadar da tartışmalı olanı hyaluronan (Hyalgan, Viscoseal, Synvisc, Orthovisc) adı verilen ilaç. Hyaluronan aslında normal eklem sıvısı ve kıkırdakta bulunan, kıkırdağın sağlamlık ve elastikliğini sağlayan, eklem yüzeylerini koruyan moleküllerden birisi. Osteoartrit'te hyaluronan miktarı azalmıyor ama yapısı bozuluyor. İşte bu ilacın iddia edilen etkisi de, dışarıdan bu molekülün eklem aralığına verilmesinin OA'te olumlu etkileri olduğu şeklinde. Hyaluronan'ın OA'te etkinliğini araştıran çok sayıda çalışmaya rağmen, bu ilaç gerçekten etkili mi? Özellikle daha etkili olduğu bir hasta grubu var mı? Ya da etkisi ne kadar sürüyor? gibi soruların yanıtları halen tatmin edici olmaktan uzak. İşte bu nedenle yeni çalışmalar halen romatoloji dergilerinde kendine yer bulabiliyor.
    Osteoartrit hastalarında hyaluronan'ın etkisini araştıran, Hollanda'da yürütülen çok merkezli bir çalışmanın sonuçları Annals of the Rheumatic Disease'in Haziran sayısında yayınlandı. Araştırmacılar diz OA'i olan 335 hastanın yarısına (yaklaşık olarak) 5 hafta süreyle haftada bir olmak üzere, diz eklemi içerisine Hyalgan uygularken, diğer yarısına da serum fizyolojik (seyreltilmiş tuzlu su da denilebilir) uygulayarak bu hastaları 1 yıl süre ile takip etmişler. Çalışma süresince hastaların parasetamol dışında ağrı kesiciler ya da NSAİİ (iltihap giderici ilaçlar) almalarına izin verilmemiş (elbette hiç bir çalışma kimsenin 1 yıl boyunca ne alacağı hakkında etik anlamda yaptırımda bulunamaz, ancak hastalar çalışma süresi dahilinde bu ilaçları almaları durumunda çalışma dışı bırakılabilirler ki bu çalışmada yapılan da bu). İlacın etkilerini (hastaların bu uygulamalardan fayda görüp görmediğini) pek çok farklı yöntem ile değerlendirmişler. Bu yöntemlerin ortak özelliği ise hepsinin hastalar tarafından yapılan değerlendirmeler olması.
    Çalışmanın sonuçlarını incelediğimizde; 3. ayın sonunda hyaluronan uygulanan hastaların %67,9'u tedaviye yanıt verirken (hastalık ile ilişkili yakınmalarında azalma olması), plasebo uygulanan hastaların %72,4'ünün tedaviye yanıt verdiğini görüyoruz. Her iki grupta tedaviye yanıt veren hastalar uzun süreli takip edildiğinde ise, hyaluronan uygulanan hastalarda yakınmaların tekrar başlaması (nüksetmesi) için geçen süre yaklaşık 172 gün iken, plasebo uygulanan hastalarda bu süre yaklaşık 204 gün. Bu süre ne kadar uzun ise bu o uygulamanın daha etkili olduğu anlamına geliyor, ancak bu çalışmada her 2 grupta yakınmaların nüksetme süresi birbirine çok yakın. Plasebo uygulaması hyaluronandan daha etkili gibi gözükmekle birlikte aradaki fark istatistikî olarak anlamlı değil.
    Uzun lafın kısası, değerlendirmeyi nasıl yaparsak yapalım, hyaluronan OA'te tuzlu sudan daha etkili değil gibi gözüküyor. Bu çalışmanın sonuçları, hyaluronan tedavisinin yüksek maliyeti ile bir arada değerlendirildiğinde, OA hastalarında bu uygulamanın çok da mantıklı olmayacağı anlamını taşıyor. Elbette daha kapsamlı bir çalışma ile bu bulguların aksi ispat edilene kadar.

  • Romatizma

    ROMATİZMA

    Romatizmal Hastalıklar

    Genel bir adlandırma olan romatizma iltihaba bağlı olabilir; kireçlenmeye, yaşlılığa, kıkırdak kaybına, bağışıklık sisteminin eklemlere karşı olan reaksiyonuna bağlı olabilir. Bu nedenle hangi sebebe bağlı olduğunun mutlaka bilinmesi gerekir. Tedavi planlanırken bu en önemli veridir.

    Anti romatizmal ilaçlar son yıllarda sayıca çok artmıştır. Her ilacın yan etkisi vardır. Bu nedenle yan etkilerinin iyi bilinmesi ve hastaya yaklaşımın ona göre yapılması gerekir. En önemli yan etki mide ve böbrekleredir. Mide hastalarının, ülserlilerin, tansiyon hastalarının, yaşlıların bu tipteki ilaçları çok dikkatli kullanması gerekir. Romatizmam var diyerek ağrı kesicileri tek başınıza almanız uygun değildir. Lütfen alacağınız her ilacı uzman hekim kontrolünde kullanınız. Eklemlerinizi kuvvetlendirici hareketler, eklem vitaminleri son yıllarda bu konuda önemli tedavi yaklaşımlarıdır. Obezitesi olan hastalar özellikle diz eklemlerini korumak zorundadır. Sert zeminde, hızlı ve uzun yürüyüşler obez hastaların dizlerinde kireçlenmeye ve kıkırdak kaybına yol açar. Romatizması olan hastaların sedimentasyonları yüksekse, hastanın eklemi istirahate alması gerekir. Romatizmal hastalıklar genellikle hayat boyu devam eder. Mühim olan bu hastalığı uyku konumunda tutup aktivasyonun olmamasını sağlamaktır.