Etiket: Egzersiz

  • Egzersiz ve beslenme

    Tüm canlıların doğal ömürleri kendi genetik yapı ve maruz kaldıkları dış etkenlerle belirlenmektedir.

    İnsan da, en gelişmiş canlı olmasına rağmen bu kuralın kapsamı dışında değildir. Hatta bütün canlıların hayat ve çevre şartlarını olumlu-olumsuz en çok etkileyen varlık olduğu gibi, aynı zamanda insanlık olarak da pek çok yönden bundan etkilenmekte, bu da insanın hayat süresine ve kalitesine direkt etki etmekte.

    Yaşam kalitesinin genel ifadesi olarak “sağlıklı yaşam” kavramını kullanmaktayız. Sağlıklı yaşamın ana etkenlerinden biri sağlıklı beslenme, diğeri de hayatın vazgeçilmezi olan egzersizdir. İnsan vücudu hareket için yaratılmıştır. Monoton, hareketsiz bir hayat tarzı, insanı yıpranma ve yaşlanmaya götüren bir süreçtir.

    Zaman denilen bu akıntıya karşı durulamasa da, en azından sürüklenmeden doğal seyrinde akıp gitmek dengeli bir beslenmenin yanında, dengeli egzersizle mümkündür.

    Egzersizde maksat; en azından günlük yaşam aktivitelerini kimseye muhtaç olmadan ömrünün sonuna kadar sürdürebilmek için gerekli vücut hareketliliğini sağlamaktır. Bundan fazlası, mesleki-sosyal faaliyetleri, her yaşa ve zevke uygun zevkleri, hobileri, hareketliliği sürdürebilirlik olmalıdır.

    Bütün bunlar için en azından

    Range Of Motion (Eklem Hareket Açıklığı)nı koruyacak egzersiz faaliyetleri,

    Vücut ağırlığını taşıyacak kemik ve kas yapısını koruyucu, güçlendirici, esnekliği ve hareketliliği sağlayacak egzersiz faaliyetleri,

    olarak da, varsa bel fıtığı, boyun fıtığı veya dejeneratif osteoartrit gibi rahatsızlıklar için tedavi egzersizleri sağlıklı yaşamın olmazsa olmazlarıdır…

    Kişisel zevk ve ilgi alanlarına göre sportif faaliyetler hayata çeşni katan güzelliklerdir. Sedanter hayat dediğimiz günümüz insanının doğal hayat seyri, bırakın bunları sağlayacak faaliyetleri, günlük hayat fonksiyonlarını kısıtlayacak bel-boyun fıtıkları, eklem-bağ zedelenmelerine sebep olacak hareket ve çalışma şekillerinden ibarettir ki, nezle-grip gibi geçici rahatsızlıklardan sonra dünyada en çok iş gücü kaybına sebep olan rahatsızlık bel ağrılarıdır.

    Bu yüzden eklem hareket açıklığımızı, omurga esnekliğimizi, kemik ve kas gücümüzü korumak için düzenli egzersiz yapmalıyız. Hayatımıza hareket katmalıyız.

    Bunu da pratik bir şekilde, haftada bir kaç gün özel olarak yürüyüş yüzme vb. aerobik spor yapmanın yanı sıra, arabamızı uzak otoparklara park edip yürümek, toplu taşımada varacağımız yerden 1-2 durak erken inmek, 1-2 durak sonra binmek, asansör kullanmamak gibi değişikliklerle, spora ekstra zaman ayırmadan da sağlayabiliriz.

    Spor; şekerden tansiyona, stresten depresyona kadar pek çok rahatsızlıktan koruyucu, tedaviye destek olduğu için sağlıklı yaşamın olmazsa olmazı, vazgeçilmezidir.

    Ama insan bedeni spor esnasında kurtulmak istediğimiz yağları değil, büyük oranda karbonhidratları yakarak enerjisini karşıladığı için kilo vermede, yeterli ve doğru bir çözüm değildir.

    Sağlıklı yaşam; ancak sağlıklı beslenme, sağlık için egzersizle sağlanır ve sürdürülebilir!.

  • Egzersiz ilaç mıdır?

    Son zamanların modası haline gelen egzersiz aktiviteleri oldukça yaygınlaşmaya başladığından beri, her an her yerde bu konu ile ilgili medyatik haberlerle sıkça karşılaşır olduk.
    Ben de “Egzersiz ilaçtır.” sloganıyla yola çıkan bir grup aktivistin öncülüğünde yürütülen “Harekete liderlik et.” programının gönüllülerinden biriyim. Bu programın farkındalığı sayesinde konu ile ilgili hatırı sayılır tıbbi dokumanı da inceleme şansına erişmiş oldum.
    Son zamanlarda tıbbın ulaştığı bilgi düzeyi neticesinde yapılan araştırmalar hastalıkların altında yatan nedenin çok faktörlü olduğunu ortaya koymaya başladı. Bu faktörlerin biri de “inflamatuvar süreç” diye nitelendirdiğimiz bir kısır döngünün devreye giriyor olmasıdır. Sitogenetik araştırmalar, kronik hastalıkların oluşumunda inflamatuvar sürecin en önemli rolü üslendiğine dair kanıtların oldukça fazla olduğunu göstermektedir.
    Günümüzde egzersiz ile ilgili yapılan kanıt değeri güvenilir çalışmalar; söz konusu olan bu inflamatuvar sürecin geri döndürülebileceğini iddia etmektedirler. Yani egzersizin etkisiyle sadece hastalığın ilerleyişini durdurmakla kalmıyorsunuz, aynı zamanda meydana gelmiş olan tahribatı da geriye döndürebiliyorsunuz.
    Bu kadar önemli bir eylemin elbette ki yararlarının yanında, dikkatli olunması gereken özellikleri de mevcuttur.
    O halde sorulması gereken soru “Nasıl ve ne kadar egzersiz?” şeklinde olmalıdır.
    Genel prensip olarak egzersiz; aerobik aktivite, kuvvetlendirme ve ağırlık aktiviteleri ile denge ve germe aktiviteleri şeklinde üç gruba ayrılmaktadır. Özellikle biz hekimlerin herkese önerdiği aktivite; organizmayı aşırı zorlamayan ve stres yaratmayan aerobik olarak tanımlanan yürüme, bisiklet, yüzme ve tenis gibi aktivitelerdir. İlave olarak söz konusu aktivitelerin bireyin yaşı, kilosu ve var olan sağlık sorunlarına göre hafif ya da orta şiddette ayarlanmasının, bir hekim tarafından kontrol edilmesi daha doğrudur.
    “Ne kadar egzersiz?” sorusuna gelirsek, haftada en az beş gün ve 150 dakika olmak üzere, düzenli olarak her gün, en az 30 dakika şeklinde ayarlanmalıdır. Egzersizin, sabahın ilerleyen saatlerinde yapılmasının da önemi; günün o saatlerinde hava sıcaklığının ve neminin en uygun saatler olması dolayısıyladır.
    Sağlıklı yaşam için tıbbı profesyonellerin danışmanlığında yapılan egzersizin sağladığı faydalar uzun bir liste oluşturmaktadır.
    Etkinliğine dair ciddi kanıtların ortaya konulduğu bir eylemin, ilaç olarak tanımlanması şaşkınlık yaratmamalıdır.
    İşte bu yüzden “Egzersiz ilaçtır.” demek durumundayız.