Etiket: Egzersiz

  • Geblikte Egzersizden Korkmayın

    Geblikte Egzersizden Korkmayın

    Geblikte egzersizden korkmayın

    Egzersiz, sağlıklı yaşamın önemli bir parçasıdır ve gebelikte de belli kurallara uyularak uygulanabilir. Gebelikte yapacağınız egzersiz dolaşım ve solunum sisteminizin daha iyi çalışmasına katkıda bulunması yanında kendinizi daha iyi hissetmenize, uygun sınırlar içinde kilo almanıza, kendinize duyduğunuz güvenin artmasına, olumlu duygular hissetmenizi sağlar bununla birlikte uyku sorunları ile bel ve sırt ağrılarınızı azaltır; vücut bozukluklarını düzeltir..

    Ulusal en büyük organizasyonu olan Amerikan Obstetrik ve Jinekologlar Cemiyeti (ACOG), gebelik sırasında ve sonrasında kadınlar için yeni egzersiz yönergeleri yayımladı. Aralık 2015’te yayınlanan güncellenmiş önerilerine göre , komplikasyonsuz gebelik surci yaşayan kadınların, Prenatal Pilates gibi düzenli güç dengeleme egzersizlerine ve gebelik sırasında ve sonrasında BumpBarreTM gibi aerobik aktivitelere katılmaya teşvik edilmesini uygun görülmüştür çünkü Gebelikte fiziksel aktivite az risklidir ve çoğu kadında yararı gösterilmiştir ancak normal anatomik ve fizyolojik değişiklikler ve fetal gereksinimlere bağlı bazı değişikler gerekli olabilir.Düzenli fiziksel aktivite fiziksel kondisyonun sağlar, vücudun gelişmesine ve , kilo yönetimine yardımcı olur obez kadınlarda gestasyonel diyabet riskini azaltır, preeklampsi, sezaryen ve operatif vajinal doğum olasılığını azaltmasına ve Psikolojik iyiylik halını arttırmasına yardımcı olur,ama bazı durmlar varkı gebelikte egzersiz yapmak ACOG kesinikle yasak olduğunu bildiriyor örneğin:

    Kalp ve akciğer hastalığın varlığı, servikal yetmezliği,prematüre doğum öyküsü olaanlar,plasenta previa tanısı alan hastalar,preeklampsi ve şiddetli anemi bulunan gebelere egzersiz yapmak kesınıkle yasaktır.

    Bununla birlikte komite der ki “Preterm doğumun önlenmesinde yatak istirahatının etkili olmadığını” ve rutin olarak tavsiye edilmemesi gerekir .çünkü Uzun süreli yatak istirahati veya fiziksel kısıtlama önerilen hastalar, venöz tromboemboli, kemik demineralizasyonu ve kondisyonsuzluk riski altındadır. Sık önerilmesine rağmen, yatak istirahati sadece nadiren gereklidir ve, çoğu durumda, harekete izin vermek düşünülmelidir

    ACOG un yayımlanmış yönergesine göre Tip 1 diyabet, hipertansiyon, hiperthiroidizm, intrauterin büyüme bozukluğu gibi diğer hafıf komplikasyonları olan gebe kadınların, belirli kısıtlamalarla egzersiz yapabilir yalnız bu durumlarda yapılan tüm egzersizle kişiye göre özel olmalı.( Bu kadınlar için Reformer veya diğer Pilates ekipmanlarını kullanan Özel veya hafıf Pilates seansları gibi bireyselleştirilmiş egzersiz rutinleri önerilir)

    Egzersiz planlanmadan önce hasta ayrıntılı bir şekilde kadın doğum uzman tarfından değerlendirilmeli tibbi bir engel yok ise uyugun egzersiz tıpı seçilerek egzersiz başlanmali.
    Egzersiz sırasında dikat edilmesi gereken bazı öneli noktalar var:

    1. Uygun hidrasyon ile yeterli kalori alımına dikkat edilmelidir.çünkü dehidratasyona bağlı uterın kontarksyonlarda artiş ve buna bağlı erken doğum tehtidi oluşmasına dair bilgiler mevcut diebiliriz .

    2. Egzersiz esnasında gevşetici rahat giysiler giymeli ve ısı artışını önlemek için yüksek sıcaklık ve nemden kaçınılmalıdır.

    3. Buna ek olarak, hamile kadınlar düz durarak uzun süre ve belirli hareketsiz yoga pozisyonları gerektiren egzersizlerden kaçınmalıdır.

    4. Şu durumlarda egzersiz kesilmeli ve doktora başvurmalı:

    Ani başlayan karın ağrısı, uterusta kasılmalar, bebek hareketlerinin durması ve yeterli istirahat edilmesine rağmen geri dönmemesi, kanama, baş dönmesi, görme bozuklukları, nefes darlığı, çarpıntı, taşikardinin (nabzın ileri derecede hızlanması) istirahatle normale dönmemesi, şiddetli belağrısı, pubik bölgede (leğen kemiğinizin karnınızın en alt kısmında yeralan bölge) ağrı ve yürüme zorluğu.

    Kadın doğum uzmanı ve diğer obstetrik bakım sağlayıcılar için doğum sonrası dönem sağlıklı bir yaşam tarzı başlatmak, önermek ve güçlendirmek için bir fırsatırt

    ACOG ayrıca postnatal egzersizin önemini vurguladı; . Bazı raporlar, egzersiz programlarına katılım düzeyinin doğumdan sonra azaldığını göstermektedir ki bu sıklıkla fazla kilo ve obeziteye yol açar.. Emziren anneler süt oluşumu veya bebek büyümesini etkileme korkusu olmaksızın düzenli egzersiz programlarına katılabilirler. Yeni anneler için Fitness programları ve Postnatal Pilates en uygun seçenek olduğunu düşünüliyor

    Sonuç olarak gebelik belirgin anatomik ve fizyolojik değişiklikler ile ilişkili olmasına rağmen, egzersizin minimal riskleri vardır ama çoğu kadında yararı daha fazla gösterilmiştir. Eğer

    Komplikasyonsuz gebeliği yaşiyorsanız hamilelik öncesinde, sırasında ve sonrasında fiziksel aktivitelere katılmayi ihmal etmeyiniz.

  • Gebelikte  ve Egzersiz   &  Bitkisel Çay Tüketimi

    Gebelikte ve Egzersiz & Bitkisel Çay Tüketimi

    Gebelik ve Egzersiz

    Gebelikte egzersizin çok faydaları vardır. Ancak bir gebenin egzersiz ve spora başlamadan önce mutlaka doktoruna görünmeli ve riskli bir durum olup olmadığını kontrol ettirmesi gereklidir.Gebeliğin ilk 3 ayı bittikten sonra egzersize başlaması daha uygundur.

    Gebelikte Egzersiz ve Sporun Faydaları

    • Anne adayının hem fiziksel hem de psikolojik olarak kendini daha iyi hissetmesini sağlar.
    • Spor sırasında solunum egzersizleri normal doğum sırasında nefes kontrolunu sağlar.
    • Normal doğumu kolaylaştırır,süresini kısaltır,sancıları azaltır.
    • Bel ve sırt ağrılarını azaltır,Rahat bir uyku uyunmasını sağlar.
    • Gebelikte vücudun postürünü düzeltir.
    • Doğum sonrasında annenin vücudunun daha kolay toparlanmasını sağlar.
    • Gebelikte hızlı kilo artışına engel olur,şişlik ve ödemleri azaltır.
    • Gebelikte sporu düzenli yapmak gerekir.Örneğin haftada 3 gün düzenli egzersiz yapılabilir.
    • Gebelikte egzersiz 20-30 dakikayı geçmemelidir.Egzersiz sırasında çok fazla efor sarfetmeden sakin bir şekilde hareket edilmelidir.Egzersiz sırasında kısa dinlenmeler yapılmalıdır.Egzersize başlarken ve bitirirken yavaş yavaş ısınma hareketleri yapılmalıdır.

    Gebelikte Bitkisel Çaylar ve Bitkisel İlaç Kullanımı

    Gebelikte Bitkisel ürün kullanımında çok dikkatli olunmalıdır.Çünkü bunların içerdiği maddeler gebelik sırasında kanamaya,düşük tehlikesine,ishal ve kusmaya neden olabilir.Bu tür ürünleri içmek yada yemeklerde kullanmaktan uzak durmalısınız.En azından doktorunuzun yönlendirmesi ile bilgi almalısınız.Bitkisel çayların içerisinde çok çeşitli maddeler bulunabilir ve bunları gebelik sırasında tüketmek gebelik ve bebek üzerine zararlı etkilere neden olabilir.Gebelikte bitkisel çay içmek çok önerilmese de ıhlamur,elma,portakal,nane gibi çayları zaman zaman tüketilebilir.Ancak aloe vera,ginseng,melekotu,sinameki gibi bitkilerden gebelikte uzak durmalısınız.

    Gebelikte içilmesinde sakınca olmayan bitkisel çayları şöyle sıralayabiliriz;

    • Ihlamur,
    • Nane,
    • Limon,
    • Portakal,
    • Elma,
    • Rezene,
    • Yeşilçay,
    • Zencefil,
    • Papatya,
    • Ahududu

    Gebelikte İçilmesi sakıncalı olan bitki çayları;

    • Kimyon,
    • Sinameki,
    • Tarçın,Maydanoz,
    • Aloe Vera,
    • Lavanta,
    • Kekik yağı,
    • Fesleğen,
    • Melekotu,
    • Yasemin,
    • Akçaağaç,
    • Safran,
    • Ada çayı
  • GEBELİKTE  EGZERSİZ

    GEBELİKTE EGZERSİZ

    Gebelikte egzersizin sakıncalı olduğu durumlar nelerdir?

    Düşük riski olanlar,bebekte gelişme geriliği tespit edilenler,erken doğum riski olanlar,gebelikte tansiyon gelişen hastalar ve kanamalı gebelerde egzersiz yapılmamalıdır.

    Gebeler nasıl egzersizler yapmalıdır?

    Günde 30 dk kadar düzenli egzersiz önerilir. En çok yürüyüş ve yüzme olabilir. Yoga ve pilateste özel gebelik programları ile gebelik sırasında ve doğuma hazırlamada çok faydalıdır.

    Egzersizler sırasında nelere dikkat edilir?

    Nefes darlığı ,göğüste sıkışma hissi ,tansiyon düşmesi,baygınlık hissi ,baş ağrısı ,rahimde kasıklarda ağrı,vajinal sıvı gelmesi şüphesi ,bebek hareketlerinde azalma olursa doktorunuzla yeniden değerlendirilip egzersiz uygun mu tekrar gözden geçirilmelidir.

    Egzersizin faydaları nelerdir?

    Egzersiz her zaman olduğu gibi gebelikte de en çok kilo alınımını düzenlemekle birlikte psikolojik olarak rahatlama sağlayacaktır.Yarım saat düzenli yapılan egzersiz gün içindeki duygu durum düzenini destekleyip iyi hissetmesini sağlayacaktır. Uyku düzenini destekler.Ödemin azalmasını sağlar. Kramp ve eklem ağrılarını azlatır . Gebelik sırasında karın büyümesine bağlı bozulacak olan omurga ve duruş anomalilerini azaltır.Kabızlık, şişkinlik, gaz şikayetlerini azaltır.

    Yüzme de dikkat edilecek konular nelerdir?

    Havuz temiz olmalı ,temiz tutulması için katılan kimyasal oranına dikkat edilmelidir. Havuzdan sonra hemen duş alınmalıdır. Yüzme bitince havuzda uzun kalınması önerilmez.

    Hamilelikte YOGA

    Yoga doğru nefesi öğreten gebe programları ile doğumu kolaylaştırıcıdır ve doğum anında faydası vardır. Doğru duruş şekli öğretildiği yogada doğum sonrası normal vücud şeklinize dönüşte de tüm egzersizler gibi etkilidir.

    Yoga hem zihninize, hem de bedeninize iyi gelir.Bunun dışında sabah bulantılarını azaltır.Postür bozukluklarını önler. Krampları azaltır. Kan dolaşımını hızlandırarak kas ve eklem ağrılarını azaltır.Ödemi tüm egzersizler gibi azaltıcaktır. Yoga doğumu kolaylaştırır. Öğrettiği doğru nefes ,doğru gevşeme, karın ve solunum kaslarını güçlendirerek etkili olur.

    GEBELİKTE PİLATES

    Artık sağlık bakanlığıda gebe programları düzenleyerek pilatesi etkinleştirmektedir .Pilates dengeli ve akıcı hareketlerle doğru nefes alıp vermeyi öğreterek etkilidir.Hem psikolojik hem de bedensel rahatlama sağlar Bel ve sırt ağrılarını azaltır . Ödemi azaltarak ,karın kaslarını ve pelvis kaslarını güçlendirip ,gevşemeyi öğretir.Doğumda çok yardımcı olacaktır .Pilates mutlaka eğitmen eşliğinde yapılmalıdır. Çeşitli büyüklükte toplar,sopalar,yastıklar kullanılarak yapılır.

  • Power plate

    Spor, sağlık, güzellik, fizik tedavi ve antiaging amaçlı kullanılabilme özelliğiyle bütün dünyada bir devrim olarak nitelendirilen power plate vibrasyon esaslı çalışan bir cihazdır. Dokuların sıkılaşması, selülitin azalması ve özellikle doğum sonrası gevşeyen kasların forma girmesinde etkilidir. Tüm vücuda güçlü bir vibrasyon uygulayarak, yer çekimi kuvvetini yaklaşık 4 kat arttırır. Power Plate'in ürettiği fiziksel vibrasyon kaslara enerji olarak transfer edilir. Kaslarda birbirini takip eden istem dışı kasılmalar olur, öyle ki kaslar saniyede 30-50 kez kasılıp gevşer. Kaslarda oluşan bu hareketler tendonların da gerilmesine neden olur. Bu kasılma derin kas olarak nitelendirilen karın içi kasların ve omuriliği çevreleyen kasların bile kasılmasını sağlar. Kaslar derinlemesine çalışarak kısa zamanda kuvvetlenir. Zamanla dokular sıkılaşır, selülitler azalır ve özellikle doğum sonrası gevşeyen kaslar forma girer.

    Nasıl uygulanır?

    Hemen her yaştaki insana uygun olan Power Plate'i kullanmak için yapılması gereken, üzerine çıkmak ve eğitmenin gösterdiği egzersizleri yapmaktır. Bunlar standart hareketler ya da eğitmenle kişiye özel hazırlanmış hareketlerdir. Pasif bir sistemle çalıştığından kişiye fazla iş düşmez, sadece vücut ve kaslar üzerinde belli bir ağırlık hissedilir. Cihazın en önemli özelliği ise kalbi aşırı yormamasıdır.

    Obezite tedavisine uygun mudur?

    Diyet yapan için egzersiz şarttır. Power Plate egzersizleri, egzersiz alışkanlığı olmayanlar ve egzersize başlayıp bir türlü devam ettiremeyenler için idealdir. Bu özellikle şişmanlık tedavisi yapılan hastalar için önerilir. Amaç, öncelikle kilo problemi olan hastalara yardımcı olmaktır. Normal kiloda olup, bölgesel yağlanma sorunu ve selülit şikayeti olan kişiler için de Power Plate egzersizleri güzel sonuçlar verir.

    Seans süresi ne kadardır?

    Seanslar yalnız 10-15 dakika sürer. Power Plate ile yapılacak 10-15 dakikalık çalışmalar ve bunun haftada 3 kez tekrarı istenilen sonuçları elde etmek için yeterlidir. Power Plate'in en iyi yanlarından biri uygulama kolaylığının olması ve özel bir kıyafet giymeden istenilen kas grubunu çalıştırmasıdır. İstenirse, öğle yemek aralarında bile 10-15 dakika ayırarak, hiç terlemeden, yaklaşık 1,5 saatlik egzersize denk gelen çalışma yapılabilir. Ayrıca , kilo problemi olan hastalarda, dengeli bir diyet ile düzenli Power Plate uygulaması yapıldığında çok güzel sonuçlar alınır. Bölgesel sorunu olanlarda, 7-9 seans sonunda yaklaşık 5-7 cm incelme sağlanır.

    Etkileri nelerdir?

    Metabolizmayı yükseltir: Power Plate, ana metabolizmayı düzenleyerek deri altındaki yağ

    tabakasını azaltır.

    Kas gücünü arttırır: Power Plate ile çalışma esnasında, çalışma bölgesindeki kaslar %100'e yakın bir verimlilik ile çalışır ve gelişir.

    Selülit ve kozmetik yararları: Power Plate ile yapılan masaj özellikli egzersizler deri

    altındaki yağ dokusunun azalmasına, yağ hücrelerinin parçalanmasına, daha sıkı ve sağlıklı bir dokuya sahip olunmasına yardımcı olur.

    Ağrıyı azaltır: Bir taraftan kan dolaşımının hızlanması diğer taraftan istem dışı kasılmalar

    sonucunda, sinirlere gelen ilave ve sık uyarılar nedeni ile hissedilen ağrı azalır. Çünkü Power Plate çalışması esnasında kaslarda oluşan gerilmeler, vücutta ağrılara sebep olan diğer gerilmeleri azaltır.

    Esnekliği arttırır: Geliştirilmiş egzersiz programlarının uygulanması ile vücut dolaşım sistemi

    düzenlenir, bu bölgeler ısıtılarak kas ve tendonlardaki esneklik arttırılır.

    Fitness geliştirir: Power Plate kaslarda “patlama gücü” yaratarak, kas dokusunun kısa sürede

    güçlenmesini sağlar. Bu durum bütün vücut performansının kalbe ve eklemlere aşırı yük bindirmeden artmasını sağlar.

    Dolaşımı düzenler ve hızlandırır: Power Plate çalışması esnasında kaslar saniyede 30-50

    kez kasılarak en küçük kılcal damarlara bile 30-50 kez kadar kan pompalanmasına neden olur.

    Vücut uyumunu geliştirir: Power Plate, kas içi ve kaslar arasındaki koordinasyonu sağlayan

    tüm reseptörlerin aynı anda uyarılmasını sağlar. Böylelikle vücudun koordinasyon yeteneği ve uyumu artar.

    Kemik yoğunluğunu arttırır: Power Plate kemik dokusunun gelişmesini ve kuvvetlenmesini

    sağlar. Bilimsel çalışmalarda, Power Plate uygulamasından sonra kemikte bulunan mineral yoğunluğunda kayda değer artışlar olduğu gözlenmiştir. Özellikle kadınlarda görülen kemik erimesi (osteoporoz) konusunda Power Plate etkili bir mekanizma sunmaktadır. Menopoz döneminden önce Power Plate kullanılması ileride görülebilecek kemik erimesi oranını düşürecektir.

    Kimlere uygun değildir?

    Vücutlarında implant ve protez taşıyanlar, kalp pili olanlar, beyin ameliyatı geçirenler, epilepsi

    hastalığı olanlar, pıhtılaşma bozukluğu olanlar ve gebelerin kesinlikle bu cihazı kullanmamaları gerekir.

  • VAJİNİSMUS …

    VAJİNİSMUS …

    Vajinismus; cinsel birleşme sırasında vajinayı çevreleyen kaslarda korku ve endişe sonucu yineleyici biçimde istemsiz kasılmalar olması ve cinsel birleşmenin gerçekleşememe durumudur. Tüm dünyada sıkça karşılaşılan bir cinsel problemdir.Ülkemizde ortalama olarak her on kadından biri eşi ile ilişkide vajinismus sorunu yaşamaktadır. Vajinismus, kadının hem kendi kadınlığında eksiklik olduğunu düşünmesine hemde eşine karşı suçluluk hissetmesine neden olur.

    VAJİNİSMUSUN NEDENLERİ
    Vajinismusun en sık görülen nedenleri arasında psikolojik kaygılar ağırlık kazanır. Kız çocuklarına öğretilen veya irademizin bilinçdışımıza kodladığı “cinsellik kötüdür.”, ”kızlık zarı çok değerli ve korunması gereken şeydir.” düşünceleri bu problemin ortaya çıkmasında önemli yer tutar.
    Bazende cinsel bilgi eksikliği, basit bir utanma ve cinsel duygulardaki baskılanma neden olabilir.
    Bazende altta yatan neden özellikle çocukluk dönemindeki travmatik yaşantıdır. Bu durumda geçmiş de yaşanmış taciz gibi travmatik olayların bilinçdışına itilen bugünkü izdüşümleri ve etkileri iç çatışmalara neden olup beden-zihin bütünlüğünü bozarak vajinismusa yol açabilir.

    Vajinismus nedenlerini toparlayacak olursak;
    • İlk cinsel denemede acı duyma
    • Cinselliği değersizleştiren ve aşağılayan aile
    • Zayıf güçsüz anne, baskıcı otoriter baba (baba-kız ilişkisinde güçlükler)
    • Cinsel şiddet ve taciz, iğrenme veya hoşlanmama
    • İstemeden zorla evlendirilme, eşini sevmeme, eşle uyumsuzluk ve iletişim sorunları
    • Başarısızlık korkusu veya performans kaygısı
    • Cinsel tabular, yanlış bilgiler ve inanışlar
    • Kişilik bozuklukları
    • Ağrı eşiğinin düşük olması
    • Vajinal kayganlıkla ilgili problemler, cinsel organın giriş yerinin bilinmemesi
    • Kadının cinsel obje olarak algılanması
    • Ağrılı jinekolojik muayene deneyimi, vajinal enfeksiyonlar

    VAJİNİSMUSUN BELİRTİLERİ
    Vajinismus hastalarında kasılmalar sadece vajina girişinde değil, aynı zamanda karın, bel, sırt, bacak gibi vücudun başka bölgelerindeki kaslarda da görülmektedir. Bu kişilerde cinsel ilişkiyi izleyen zaman içinde vucutta yaygın kas ağrıları görülür. Kas ağrılarının yaygın olması vajinismus hastalığının şiddetli olduğunu gösterir.Bazı hastalarda ise kasılmalar tüm vücuda yayılmaksızın yalnızca vajina bölgesinde gerçekleşmektedir.
    Vajinal kasılmaların çoğu hasta tarafından hissedilmekle birlikte,kişinin eşi tarafından da farkedilir. Eşler bu durumu adeta “vajina girişini kapatan bir duvar” gibi algılamaktadır
    Kadınlar ise “orada bir duvar var” gibi ifadeleri sıklıkla kullanırlar. Kontrol dışındaki bu kasılmalar; kadında endişe, korku ve “panik atak benzeri” bir durum yaratır. Sonunda kadın ilişkiyi reddederek bacaklarını sıkıca kapatır, eşini iterek ilişkiyi sonlandırır. Ailelerin bu durumu bilmesi veya ilk geceye ait deliller istemeleri, ya da “hala çocuğunuz olmuyor mu?” şeklindeki soruları çiftin durumunu zora sokar. Genellikle kadın suçlanır ve erkeğin evliliği bitirmesi istenir.

    VAJİNİSMUS TEDAVİSİNE YAKLAŞIM
    Vajinismus tedavisinde, tamamen kişiye özel bir tedavi planı gerekir. Tedavide problemi çözmek istemek ve yapabileceğine inanmak önemli bir adımdır. %100 tedavisi vardır. Vajinismus hastasının hikayesi üzerinden bir tedavi programı oluşturulur. Eşlerin katılımı, destek ve anlayışı iyileşmeye olumlu bir katkı sağlar.

    Öncelikle çiftler kişilik analizleri, evlilik ilişkileri, iletişim düzeyleri, cinsellikle ilgili düşünceleri ve duygusal çatışmalarını da içine alan bütüncül bir değerlendirmeden geçirilmesi gerekir. Gene ilk gece, ilk cinsel ilişki, kızlık zarı ile ilgili yerleşmiş yanlış düşüncelerin ve inançların değiştirilmesi için bilgilendirme yapılır..

    Tedavi sırasında çeşitli egzersiz programları yapılır.Bunlardan birkaçı;
    -Kendi bedenini tanıma egzersizleri,
    -Derin gevşeme egzersizleri,
    -Pelvik taban kaslarını kontrol altına almayı sağlayan,egzersizler verilir.Bu egzersizlere “Kegel Egzersizleri” denir ve bu kasların üzerindeki bilinçli kontrol arttırılır. Vajinismus tedavisinin en önemli aşamalarından birini bu egzersizler oluşturur.

    -Vajina genişletme egzersizleri.
    Bu egzersizlerin tamamı,vajinismus tedavisinin başlangıcında tüm hastaları tedirgin edebilir. Ancak aşama aşama bu noktaya gelindiğinde, vajinismus hastasının kendine güveni ve kontrolü artar. Gereğinde terapist eşliğinde egzersizler yapılmaya başlanır ve ev ödevleriyle devam eder. Ev ödevlerinin iyi çalışılması, tedavinin başarısını ve süresini etkileyen en önemli faktörlerdendir. İyice gevşemeyi öğrenen vajinismus hastalarında, bu uygulamalar son derece kolay olur.
    Evlendikten sonra vajinismus gibi bir cinsel problemi yaşamamak için öncesinde mutlaka hastalara, jinekolojik muayene yaptırmalarını ve cinsel bilgilendirme almaları önerilir..

  • Egzersize bağlı anafilaksi

    Alerjik hastalıklar içinde hayati tehdit eden en ciddi reaksiyon anafilaksidir. Egzersizin yol açtığı veya gıda ile ilişkili egzersize bağlı anafilaksi nadir görülen bir durumdur, ama giderek daha sık karşımıza çıkmaya başladı.

    Egzersize bağlı Anafilaksi Nedir ?

    Anafilaksi, başta deri, solunum yolu, gastrointestinal sistem ve kardiyovasküler sistem olmak üzere birçok organ ve sistemi tutan, potansiyel olarak hayatı tehdit eden sistemik hipersensitivite ( aşırı duyarlılık ) reaksiyonu olarak tanımlanmaktadır.

    Anafilaksi genel olarak toplumlara göre değişse de % 0,09–5,1 arasında değişmektedir. Egzersizin yol açtığı anafilaksi, toplumda görülen anafilaksinin nadir bir alt tipidir. Bazı araştırmacılar tarafından egzersizin neden olduğu anafilaksinin tüm anaflaksi vakalarının % 1,5’ini oluşturduğunu bildirmektedir.

    Egzersize bağlı anafilaksi egzersiz başladıktan sonra vücutta kaşıntı, kızarıklık, ürtiker, anjiyoödem, nefes darlığı, hırıltılı solunum, tansiyon düşüklüğü sonrasında baş dönmesi ve bayılma ile kendini gösterir. Bu klinik tablo ilk olarak sporcularda atletlerde karşımıza çıksa da daha sonra egzersiz yapan diğer kişilerde de ortaya çıktığı saptanmıştır.

    Özellikle egzersiz başladıktan sonra ortaya çıkması ve sıcak soğuk terleme gibi diğer fiziksel ürtiker nedenlerine bağlı olarak görülmemesi egzersize bağlı anafilaksi için önemli bir bulgudur.

    Egzersize bağlı gelişen bu klinik tablo iki grubu ayrılır:

    1. Sadece egzersiz sonrasında gelişen egzersizin yol açtığı anafilaksi

    2. Bazı gıdaların alınmasından sonra egzersizle birlikte ortaya çıkan gıda bağımlı egzersizin yola açtığı anafilaksidir.

    Sadece egzersizin yol açtığı anafilaksi veya gıda bağımlı egzersizin yol açtığı anafilaksi her yaştan ve etnik kökendeki hastaları etkileyebilir. Bugüne kadar ki vakalar, 4 ila 74 yaş arasındaki hastaları kapsayan geniş bir yaş aralığına yayılmaktadır. Genç yetişkinlerde görülme sıklığının artmış olduğu bildirilmektedir. Hem kadın hem de erkeklerin eşit olarak etkilendiği ve etkilenen kişilerin eş zamanlı alerjik hastalığa atopik bir yapıya sahip olduğu görülmektedir.

    Egzersize bağlı anafilaksi belirtileri genellikle orta şiddette egzersiz ile tetiklenir. En yaygın olarak neden olduğu düşünülen faaliyetler hafif yürüyüş, aerobik hareketler, koşma, basketbol bisiklete binme ve dans etmek olabilir. Egzersize bağlı anafilaksi hastaları için tamamen güvenli bir egzersiz yoktur. Semptomlar, aşırı şekilde egzersiz yapan sporcularda olduğu gibi, bahçe işleri gibi hafif fiziksel efor sarf eden bireylerde de gelişebilir.

    Egzersize bağlı anafilaksi önceden tahmin edilebilir değildir. Bazı hastaları etkilen, egzersizin yoğunluğun bazen aynı hastalarda aynı semptomlara neden olmayabilir. Ayrıca başka hastalarda ise aynı egzersizler semptomlara yol açmayabilir. Bazı dış faktörlerin egzersize bağlı anafilaksiyi etkileyebileceği düşünülmektedir. Sıcak ortam, yüksek nem ve soğuk ortam, belirtilerin oluşumuna katkısı olabileceği düşünülmektedir.

    Gıdaya bağımlı egzersizin yol açtığı anafilaksi hastalarda anafilaksiyi tetiklemek için gıda ve fiziksel eforun birlikte olması gereklidir.

    Gıdaya bağımlı egzersizin yol açtığı anafilaksi ile en çok ilişkili olan gıdalar buğday, özellikle de buğdayın içindeki ω5-gliadin ve karidestir, ancak diğer gıdalar, coğrafi dağılım ve kültürel diyet alışkanlıklarına göre farklılık gösterebilir.

    Akdeniz bölgesinde, sebzelerle anafilaksi daha çok görülür. Neden olarak sebzelerle polenler arasında çarpaz reaksiyona yol açan alerjenlerden olan lipid transfer proteinine (LTP) karşı duyarlılığın neden olduğu düşünülmektedir.

    Avrupa da domates, tahıl ve yer fıstığı en sık görülen alerjenik gıdalardır.

    Asya popülasyonlarında buğday ve kabuklu deniz ürünleri yaygındır.

    Japon popülasyonunda ise buğday ve özellikle omega-5 gliadin allerjeni en sık görülenlerdir. Diğer etken gıdalar arasında deniz mahsulleri (özellikle kabuklu deniz ürünleri), tohumlar, inek sütü, bazı sebzeler ve meyveler (örneğin portakal, veya üzüm), ev tozu akarı ve Penicillium gibi aeroalerjenlerin temas ettiği gıdalar, etler sayılabilir.

    Anafilaksi atakları, hastanın duyarlı olduğu spesifik gıdaları yutmasından sonra ortaya çıktığı için, spesifik gıdaya bağımlı egzersizin yol açtığı anafilaksi olarak tanımlanır. Herhangi bir yiyeceğin yutulmasından sonra meydana gelen anafilaksi nonspesifik gıdaya bağımlı egzersizin yol açtığı anafilaksi olarak tanımlanır.

    Gıdaların özellikle Nonsteroid anti-enflamatuar ilaçlar (NsAİD) gibi farklı ilaçlarla birlikte alınması gıdaların işlenmesi ve alınan gıda miktarları gıdaya bağımlı egzersizin yol açtığı anafilaksinin ortaya çıkmasında ve ciddiyeti üzerinde etkili olabilir.

    Egzersize bağlı Anafilaksi sebepleri Nelerdir ?

    Egzersizin yol açtığı anafilaksi ve Gıda bağımlı egzersizin yola açtığı anafilaksinin nedenleri tam olarak anlaşılamamıştır. Histamin salınımının artması anahtar olduğu konusunda genel bir anlaşma vardır. Artan plazma histamin seviyesi egzersizin yol açtığı anafilaksi ve Gıda bağımlı egzersizin yola açtığı anafilaksinin her ikisinde de belgelenmiştir.

    İyi anlaşılmayan hücre degranülasyonundan sorumlu egzersize özgü faktör veya muhtemelen faktörler nedir? Mevcut hipotezler şöyle sıralanabilir.

    Artmış Gastrointestinal Geçirgenlik

    Egzersiz gastrointestinal sistemden emilimini arttırır. Değişmiş bağırsak geçirgenliğinin önemi hala tartışmalı olsa da artan geçirgenlik, sadece kısmen tamamen sindirilmiş alerjenik proteinlerin emilmesine de neden olabilir. Bu alerjik proteinler reaksiyona yol açabilir.

    Aspirin ve NSAID ilaç alma

    NSAİİ’ler, ve aspirin ile gıda bağımlı egzersizin yola açtığı anafilaksinin semptomlarına yol açtığı gösterilmiştir. İki mekanizma dikkate alınmalıdır. Birincisi, aspirinin gastrointestinal permeabilite ve antijen alımını arttırdığı kanıtlanmıştır. İkincisi, aspirin bağışıklık hücresi degranülasyonunu artırabilir.

    Artan Doku Enzim Aktivitesi

    Bağırsak mukozasındaki doku transglutaminaz, egzersiz ve aspirin ile aktive edilebilir. Gıda bağımlı egzersizin yola açtığı anafilaksiye yol açan buğday için majör bir alerjen olan Omega-5 gliadin, doku transglutaminaz ile çapraz bağlanır, bu da büyük peptit agregatlarının oluşumuyla sonuçlanır ve buna bağlı olarak IgE’lerin çapraz bağlanması kolaylaşır. Gıda bağımlı egzersizin yola açtığı anafilaksi hastalarında buğdayın bu şekilde alerjik reaksiyonlara neden olabileceği düşünülmektedir.

    Kan Akışı Yeniden Dağılımı

    Hafif egzersizde bile, kan akışının yeniden dağıtılması ile birlikte bağırsaklardaki kan içindeki alerjenler dolaşımda deriye ve iskelet kasına hızlıca yayıldığı bununda semptomlara yol açtığı düşünülmektedir.

    Artan Osmolalite

    Gıda bağımlı egzersizin yola açtığı anafilaksi ilk adımı büyük olasılıkla mikroçevrenin artan osmolalitesine bağlı olarak bağırsaklarda yer alan mast hücresi aktivasyonu gösterilebilir.

    Artan Endojen Endorfin Salımı

    Endojen endorfinlerin mast hücre degranülasyonunu arttırdığı bilinmektedir, ancak uzun süreli ve yorucu egzersizle serum endorfinlerinde anlamlı bir artış gözlenmiştir.

    Plazma pH’ındaki Değişiklikler

    Uzun süreli ve yorucu egzersizlerin aksine, orta şiddetteki egzersizin kan pH’sını önemli ölçüde değiştirmemesine rağmen sadece iki olgu gıda bağımlı egzersizin yola açtığı anafilaksi semptomlarının sodyum bikarbonat verilmesi ile inhibe olduğunu bildirmiştir. Plazma pH’sındaki bu değişikliklerinde anafilaksi oluşumuna yol açabileceği düşünülmektedir.

    Egzersize bağlı Anafilaksi Belirtileri Nedir ?

    Egzersize bağlı anafilaksi belirtileri egzersizin herhangi bir aşamasında veya sonrasında başlayabilir, ancak hastaların % 90’ında, egzersiz başlattıktan sonra 30 dakika içinde başlarlar.

    Gıda bağımlı egzersizin yola açtığı anafilaksi semptomları en sık olarak, fiziksel aktivitenin başlangıcından itibaren 30 dakika içinde gelişir, ancak egzersizin herhangi bir aşamasında ve bazen de sonrasında başlayabilir. Suçlu yiyecekler genellikle egzersizden önceki 4 saat içinde tüketilir. Ancak, bazı araştırmacılar egzersizin tamamlanmasından kısa bir süre sonra yemek yutulursa da meydana gelebileceğini göstermektedir.

    Egzersizin yol açtığı anafilaksinin en belirgin özelliği egzersizin başlaması ile egzersiz sırasında kısa süre içinde belirtiler ortaya çıkmaya başlar.

    Egzersizle birlikte ortaya çıkan belirtiler

    Nefes darlığı (dispne),

    Öksürük,

    Vücutta kızarma, yaygın (jeneralize) kaşıntı,

    Karın ağrısı ve rinore (burun akıntısı) içerir

    Eforun sona ermesi genellikle semptomlarda iyileşme ile sonuçlanır.

    Egzersiz devam etmesi durumunda

    Yaygın ürtiker,

    Anjiyoödem,

    Bronkospazm ve hipotansif senkop ortaya çıkarabilir.

    Klinik tablo anafilaktik reaksiyona benzerdir. Tipik bir atak genellikle hasta, egzersiz yaparken, yaygın bir sıcaklık ve kızarma hissi ile başlar, ardından kaşıntı ve ürtiker ve çoğu durumda anjiyoödem (tipik olarak yüz ve eller) oluşur. Eğer egzersiz devam ederse, gastrointestinal (karın ağrısı, bulantı, kusma, ishal), solunum bozukluğu semptomları, bronkospazm, laringeal ödem gibi başka semptomlar ortaya çıkabilir, bunu baş dönmesi, taşikardi, hipotansiyon ve vasküler kollaps takip eder. Aktivite ilk semptomlardan hemen sonra kesilirse, dakikalar içinde çoğunlukla iyileşme veya azalma görülür.

    Egzersizin yol açtığı anafilaksinin ortaya çıkmasında egzersiz seviyelerinin değişken olduğu bildirilmiştir. Koşu gibi yoğun aktivite en yaygın olanıdır. Semptomlar hafif aktivite ile de bildirilmiştir. Semptomların başlangıcı, hastalar arasında önemli ölçüde farklılık gösterir ve aynı hasta içinde bile değişebilir.

    Egzersiz, gıda alerjisinin ortaya çıkması için en yaygın tetikleyici faktör olarak kabul edilir. Bununla birlikte, diğer bazı tetikleyiciler immünolojik mekanizmaları etkileyerek bir anafilaktik reaksiyonun başlamasına yol açabilir.

    Nonsteroid anti-enflamatuar ilaçlar (NsAİD) içiren ağrı kesici ilaçlar

    Alkollü içecekler

    Adet döngüsünün adet öncesi veya yumurtlama evreleri

    Aşırı sıcaklık dereceleri (yüksek ısı ve nem veya soğuk maruz kalma

    Polen duyarlı hastalarda mevsimsel polen maruziyeti ve enfeksiyonlar anafilaksinin oluşumunu tetikleyebileceği unutulmamalıdır. Bunlar anafilaksinin oluşumunu kolaylaştırır.

    Egzersize bağlı Anafilaksi tanısı nasıl konulur?

    Egzersizin yol açtığı anafilaksinin tanısı klinik öykü ve fizik muayeneye dayalı olarak yapılır.

    Hastalarda, egzersize başladıktan sonra ürtiker ve/veya anjioödem ortaya çıkıyorsa, tansiyon düşüklüğü gibi kardiyovasküler kollaps belirtileri varsa, ishal karın ağrısı gibi gastrointestinal bozukluklar varsa ve üst veya alt solunum yolu tıkanıklığı gibi diğer anafilaktik semptomlar oluyorsa egzersizin yol açtığı anafilaksinin teşhisi konulabilir.

    Egzersize bağlı anafilaksi için tanı kriterleri

    1. Egzersiz sırasında (veya bir saat içinde) meydana gelen anafilaksi ile uyumlu belirti ve bulgular.

    2. Hastanın semptomlarını daha iyi açıklamak için alternatif bir tanı yoksa egzersize bağlı anafilaksi düşünmemiz gerekir.

    Anafilaktik semptomların egzersizle bir ilişkisi kanıtlanırsa, gıdaya bağımlı veya gıdadan bağımsız egzersizin yol açtığı anafilaksinin olup olmadığı açıkça belirtilmelidir. Bu, gelecekteki egzersizin yol açtığı anafilaksinin önlenmesi için çok önemlidir.

    Egzersizin yol açtığı anafilaksinin diğer anafilaksi nedenlerinden ayırmak için klinik öykü dikkatlice alınmalıdır. Bazı hastalarda, anafilaksi semptomları egzersiz sırasında ortaya çıkabilir. Fiziksel ürtikerler içinde yer alan soğuk ürtikeri gibi direkt egzersizle ilişkisi olmayan nedenler etkili olabilir. Örneğin soğuk ürtikeri olan birinin yüzme sırasında soğuğa maruz kalmasıyla, baş dönmesi ve hipotansiyon gelişmesine yol açabilir veya NSAID ağrı kesici alerjisi olan birinin egzersiz yapmadan önce ağrı kesiciler almasına bağlı gelişebilir veya lateks alerjisi olan birinin yüzme sırasında latekse temas etmesine bağlı olarak anafilaktik şok geçirmesi egzersize bağlı anafilaktik şok ile ilişkisinin olmadığı dikkatli bir anamnez ile aydınlatılmalıdır.

    Gıdaya bağımlı egzersizin yol açtığı anafilaksi tanının konulmasında belirli kriterler oluşturulmuştur

    1.Dünya Alerji örgütünün kriterlerine göre anafilaksi ile uyumlu belirtiler ve semptomların varsa

    2.Semptomlar egzersiz sırasında veya bir saat içinde meydana geliyorsa

    3.Besin alımından sonra gelişen egzersizle ortaya çıkıyorsa ( semptomlar, gıdayı yuttuktan 4 saat sonra meydana gelebilir)

    4.Belirli bir gıda söz konusuysa o gıdalara spesifik IgE kanıtı (cilt testi veya gıdaya özgü spesifik IgE) saptandıysa

    5.Egzersizin yokluğunda o yiyeceğin yutulması ile hiçbir semptom gelişmiyorsa

    6.Bu şüpheli yiyecek yutulmadan egzersiz yapıldığında belirtiler oluşmuyorsa

    Gıdaya bağımlı egzersizin yol açtığı anafilaksi tanısı konulabilir.

    Tanı koymak için bazı testlerin yapılması gerekebilir. Total ve spesifik IgE gibi kan testleri ve cillten yapılan alerji deri testleri (deri prick test ) alerjeni tespit etmek için yapılabilir.

    Deri prick testleri ve spesifik IgE ilk olarak yapılabilir. Gerekli görüldüğünde genellikle taze gıda ile yapılan prick to prick deri testleri yapılabilir, çünkü bu testler daha yüksek bir duyarlılığa sahiptir. Polen ve gıdalar araındaki çapraz reaksiyonlardan şüpheleniliyorsa sadece belirli polen mevsimlerinde meydana gelen reaksiyonlar varsa aeroallerjenlerin de test edilmesi gıdaya bağımlı egzersizin yol açtığı anafilaksi değerlendirilmesinde yararlı olabilir.

    Son zamanlarda, alerjen komponentlerinin saptanmasında kullanılan yeni yöntemler geliştirilmiştir. Bu testlerle özellikle ortak alerjenlerin önemi ortaya çıkmıştır. Alerjen komponent bakılan testlerle anafilaktik şoka neden olabilecek ortak bir alerjenik determinant olan lipid tranfer protein (LTP) gösterilebilir. Polenler ve gıdalar arasındaki çapraz reaksiyonu gösteren LTP’ler ısıya ve sindirimi dirençli proteinlerdir. Bu yüzden sistemik reaksiyona yol açabilir.

    Bazofil aktivasyon testi gibi testlerle neden olan gıda alerjeni saptansa da tek başına tanıyı doğrulayamamaktadır.

    Provokasyon testleri

    Gıdaya bağımlı egzersizin yol açtığı anafilaksi teşhisi için altın standart gıda provokasyon testidir, önce egzersiz testi sonrasında gıda ile egzersiz birlikte yapıldığı provokasyon testlerinin yapılması gerekir. Provakasyon testlerinin diğer testleri gibi alerji uzmanları kontrolünde yapılması son derece önemlidir. Bu tür provakasyon testleri bile hastaların % 30’unda tanıyı doğrulayamamıştır.

    Yanlış negatiflerin yüksek oranını açıklamak için çeşitli nedenler ortaya atılmıştır. Bunlar içinde bazı ilaçlar (NSAID’ler), alkol, adet / ovulasyon fazı, stres veya elverişsiz atmosfer koşulları; gıda miktarı ve gıdanın işlenmesi ile aynı zamanda, kombine birçok gıdanın alınması sayılabilir. Ayrıca yemeğin zamanı ve egzersizin yoğunluğu, diğer sorunlar arasında yer alır. Tüm bunlar göze alındığında önceki reaksiyonlarının oluşması bireylere göre değişmektedir. Provokasyon testleri bireylere göre değiştirilmesi gerekebilir.

    Mastositozu dışlamak için serum triptaz seviyesine bakılması ve cilt muayenesi yapılması gereklidir.

    Egzersize bağlı Anafilaksi tedavisi nasıl yapılır?

    Anafilaksinin ana tedavisi akut atağın tedavisi ve atakların önlenmesine yöneliktir. Egzersize bağlı anafilaksi tedavisi de aynı şekilde yapılması gerekir.

    Tüm hastalara epinefrin oto enjektörleri reçete edilmeli ve anafilaksi eylem planı verilmelidir

    Birçok hasta, önceki anafilaksi ataklarına rağmen egzersiz yapmaya devam etmektedir. Uygun önlemler alındığında bu teşvik edilmelidir.

    İlk olarak, fiziksel aktivite yavaşça devam etmelidir.

    İkincisi, tüm hastalar bir “egzersiz ortağı” ile yani yanında biriyle birlikte egzersiz yapmalıdır. Bu kişi tanıdan, IM epinefrinin rahat bir şekilde uygulanmasından haberdar olması gerekir.

    Üçüncü olarak, gıdaya bağımlı egzersizin yol açtığı anafilaksiyi tetikleyen kofaktörlerin farkında olması gerekir.

    Bunlar egzersizden 4-6 saat önce gıda tüketiminden kaçınmak.

    Aspirin gibi NSAİD ilaçlardan egzersizden 24-48 saat önce kaçınmak.

    Mevsimsel şikayetleri olan hastalarda polenlerin pik yaptığı mevsimde ve/veya yüksek sıcaklık ve nemde açık havada egzersiz yapmaktan çekinmek sayılabilir.

    Son olarak, hastalar semptomların ilk belirtisi ortaya çıktığında daima egzersizi kesmesi gerekir. Semptomlar başladıktan sonra egzersize devam etmek ölümcül anafilaksiyi hızlandırabilir.

    Egzersize bağlı anafilaksi tıbbi tedavisi için veriler sınırlıdır. Ancak antihistaminikler genellikle ilk basamak tedavi olarak reçete edilir. H1-antagonistleri semptomların ilerlemesini ve ciddiyeti geciktirebilir, ancak atakları önlemezler. Antihistaminikler, gerektiğinde (egzersizden en az 1-2 saat önce) veya semptomların sıklığına ve / veya egzersize bağlı olarak düzenli olarak kullanılabilir.

    Omalizumab egzersize bağlı anafilaksi için kullanılmıştır. Omalizumab, ile yayınlanan bazı vaka raporları, ilaçlara dirençli olan hastalarda düzelme olduğunu göstermektedir.

    Sonuç olarak

    – Egzersize bağlı anafilaksi egzersiz başladıktan sonra vücutta kaşıntı, kızarıklık, ürtiker, anjiyoödem, nefes darlığı, hırıltılı solunum, tansiyon düşüklüğü sonrasında baş dönmesi ve bayılma ile kendini gösterir.

    – Egzersizle ilişkili anafilaksi, sadece egzersiz sonrasında gelişen egzersizin yol açtığı anafilaksi ve bazı gıdaların alınmasından sonra egzersizle birlikte ortaya çıkan gıda bağımlı egzersizin yola açtığı anafilaksi olarak ikiye ayrılır

    – Gıdaya bağımlı egzersizin yol açtığı anafilaksi ile en çok ilişkili olan gıdalar buğday, özellikle de buğdayın içinde yer alan ω5-gliadin ve karidestir, ancak diğer gıdalar, coğrafi dağılım ve kültürel diyet alışkanlıklarına göre farklılık gösterebilir.

    – Egzersize bağlı anafilaksi belirtileri egzersizin herhangi bir aşamasında veya sonrasında başlayabilir, ancak hastaların % 90’ında, egzersiz başlattıktan sonra 30 dakika içinde başlarlar.

    – Gıda bağımlı egzersizin yola açtığı anafilaksi semptomları en sık olarak, fiziksel aktivitenin başlangıcından itibaren 30 dakika içinde gelişir, ancak egzersizin herhangi bir aşamasında ve bazen de sonrasında başlayabilir. Suçlu yiyecekler genellikle egzersizden önceki 4 saat içinde tüketilir. Ancak, bazı araştırmacılar egzersizin tamamlanmasından kısa bir süre sonra yemek yutulursa da meydana gelebileceğini göstermektedir.

    – Aktivite ilk semptomlardan hemen sonra kesilirse, dakikalar içinde çoğunlukla iyileşme veya azalma görülür.

    – Egzersizin yol açtığı anafilaksinin tanısı klinik öykü ve fizik muayeneye dayalı olarak yapılır.

    – Gıdaya bağımlı egzersizin yol açtığı anafilaksi tanısını koymak için bazı testlerin yapılması gerekebilir. Total ve spesifik IgE gibi kan testleri ve cillten yapılan alerji deri testleri (deri prick test ) alerjeni tespit etmek için yapılabilir.

    – Gıdaya bağımlı egzersizin yol açtığı anafilaksi teşhisi için altın standart gıda provokasyon testidir.

    – Anafilaksinin ana tedavisi akut atağın tedavisi ve atakların önlenmesine yöneliktir. Egzersize bağlı anafilaksi tedavisi de aynı şekilde yapılması gerekir.

    – Tüm hastalara epinefrin oto enjektörleri reçete edilmeli ve anafilaksi eylem planı verilmelidir.

    – Hastalar semptomların ilk belirtisi ortaya çıktığında daima egzersizi kesmesi gerekir. Semptomlar başladıktan sonra egzersize devam etmek ölümcül anafilaksiyi hızlandırabilir.

  • NeuroFeedback Egzersizleri Nedir?

    NeuroFeedback Egzersizleri Nedir?

    Neurofeedback dikkat geliştirici egzersizler, kişide Dikkat ve Konsantrasyon artışı sağlamaktadır. Dikkat yönetim sorununa bağlı sıkıntı yaşayan öğrenci sayısı gün geçtikçe artış göstermektedir. Dikkat eksikliği sıradan bir dalgınlık değil, tıbbi muayene ile tanısı tıp doktoru tarafından konulan bir bozukluktur.

    Dikkat ölçümleri ile elde edilen bilimsel veriler, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda tanı konulmasında uzmanlara yol göstermektedir. Son 20 sene içinde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu tanısı konulan çocuk sayısında ciddi artış gözlenmektedir. Bunun sebebi, 20 sene öncesine kadar bu rahatsızlığın daha az gözlenmesi değil, günümüz tanı koşullarının ve uygulanan test sistemlerinin gelişmiş olmasındandır.

    Eskiden Dikkat Eksikliği Yok Muydu?

    Amerikan Pediatri Birliği’nin Aralık 2011’de yayınladığı DEHB Tedavi Kılavuzunda, tanı ve tedavi uygulamasının 4 yaşından itibaren başlatılması gerekliliği ön planda tutulmaktadır.

    Zira çocuk çağında 4 yaşından itibaren bu rahatsızlığın tanısının konması mümkün olduğu gibi, tedavi konusunda izlenecek yeni ve farklı birçok alternatifler gelişmektedir. Çocuğun dikkat düzeyi ve dikkat derinliği, öğrenme sürecinde çok önemlidir. Çevresinden doğru mesajları alması, bu mesajları doğru yorumlaması ve öğrenme sürecinde bu mesajları kullanması için, dikkat süreci eksiksiz çalışmalıdır. Eğer aile çocuğunda dikkat eksikliği sorunu olduğunu fark etmez ya da gerekli tedaviyi doğru uzmanlardan almaz ise, çocukta okul eğitim-öğretim sisteminde anaokulundan itibaren akademik sorunlar yaşanabilir.

    Dikkat Eksikliğine Bağlı Belirtiler

    Çocuklar genel olarak aktif, meraklı ve heyecanlıdırlar. Dikkat Eksikliği olan çocuğun ailesi adına bazen çocuklarında böyle bir sorun olduğunu kabul etmeleri kolay olmaz. Aileleri en çok yanıltan ise, çocuğun saatlerce televizyon izleyebilmesi ya da bilgisayar oyunları oynuyor olmasını, dikkatiyle ilgili bir sorun olmadığı yönünde değerlendirmeleridir. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu sorunu olan çocuklar, kendi istedikleri şekilde televizyon izlerken ya da bilgisayarda oyun oynarken bir sorun yoktur.

    Bu rahatsızlıkta beynin etkilenen bölgesindeki değişimlere bağlı olarak, çocuğun kendi istediği bir aktivitede ve çocuğun istediği zaman diliminde dikkatini toplamasında problem yoktur. Sorun, dikkatin özellikle yönlendirilmesi gereken bir konu olduğunda dağılmasıdır. Sınıf ortamı, ders dinlenmesi, ev ödevlerinin yapılması, bir spor aktivitesinde takım oyuna uyum gibi konularda, dikkatin özel olarak toplanması gerektiği anlarda, dikkat eksikliği ortaya çıkmaktadır.

    Dikkat eksikliğine bağlı olarak çocuklarda sıklıkla gözlenen belirtiler şunlardır:

    • Çocuk özel olarak bir konuda dikkatinin toplaması gerektiği zaman sorun yaşamaktadır: ev ödevi, takım sporu vb.

    • Detaylı ve dikkat gerektiren işlerde, dağınık ve düzensiz şekilde iş üretir

    • Başka çocukları hiç etkilemeyen dış uyaranlar, onların dikkatini çok rahatlıkla dağıtır.

    • Dikkatini toplaması ve sürdürmesi gereken görevlerde çok sıkıntı yaşarlar

    • Verilen görevlerin tamamlanmasında sıklıkla sorun yaşanır

    • Tamamlanmamış ve yarım kalmış bir işten diğer yeni bir aktiviteye geçerler.

    • Çok fazla ertelerler

    • Günlük aktivitelerde çok fazla unutkanlık yaşarlar

    • Düzensizdirler

    • Tepkisel olarak karar verirler. Dur-Düşün-Yap modelini uygulamakta sorun yaşarlar. Bu sebeple davranışlarına bağlı sorun yaşarlar.

    Dikkat ve Konsantrasyon Ölçümü

    Dikkat eksikliği veya dikkat dağınıklığı, bireyin zekâsı ile ilgili olan bir sorun değildir; beynin çalışma sisteminde farklılık vardır. Beyin görüntüleme araştırmaları göstermektedir ki, Dikkat Dağınıklığı ya da Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu olan bireylerin beyin aktivitelerinde (özellikle beyin dokusunun ön bölümü olan frontal bölgede) normale göre azalma gözlenmektedir. Beyin dokusunun her bölgesinin farklı görevleri vardır. Beyin ön bölgesi olan frontal bölgenin görevi, yürütücü fonksiyonların kontrolüdür.

    Beynin bu bölgesinde sorun yaşandığında, şu fonksiyonlarda sıkıntılar ortaya çıkar:

    • Organize olmak

    • Dikkati toplamak ve sürdürmek

    • Problem çözmek

    • Kısa süreli bellek

    • Dürtülerin kontrolü

    Dikkat eksikliği olduğunda, bu fonksiyonları kontrol eden beyin bölgesindeki aktivitenin azalmasına bağlı, sorunlar ve belirtiler gözlenir.

    DİKKAT GELİŞTİRME EGZERSİZLERİ: NEUROFEEDBACK

    Neurofeedback egzersizi, dikkat sisteminin istenen bölgesinde doğru egzersizler ile gelişme yapılmasına imkân sağlayan bir tedavi yaklaşımıdır.

    Neurofeedback kelime anlamı şudur:

    Neuro = nöronlar, yani beyin dokusu

    Feedback = geri bildirim, yani görüntülenen beyin dalgalarına yanıt oluşturmak

    Neurofeedback, İngilizce bir kelimedir ve Türkçe okunuşu şu şekildedir: nörofidbek

    Neurofeedback egzersizi, bir bilgisayar destekli dikkat egzersiz sistemidir. Kişi kendi dikkat becerisini geliştirirken, dikkatini nasıl odaklayacağını ve odaklanmış dikkatini nasıl sürdüreceğini öğrenir. Geliştirilebilen bir beceri olan dikkat becerisi, bilgisayar destekli bir program olan neurofeedback ile başarıyla geliştirilir. Dikkat becerisini oluşturan beyin dalgaları izlenerek, dikkatin odaklanma ya da dikkati sürdürme becerisine yönelik dikkat egzersizleri uygulanır. Belirli seans ve protokoller ile uygulanan bilgisayar destekli dikkat egzersiz programı neurofeedback, kişinin kendi dikkat merkezinden aldığı sinyallere karşı, kendi dikkat sistemini tekrar düzenlemesi temeline dayanmaktadır.

  • Sağlıklı Yaşam ve Odaklanma Artışı İçin:  Nefesini Kontrol Et!

    Sağlıklı Yaşam ve Odaklanma Artışı İçin: Nefesini Kontrol Et!

    Açlığa haftalarca, susuzluğa günlerce dayanabilen bedenimiz, nefessizliğe sadece dakikalarca dayanabilir. Oksijen, sağlıklı yaşam için bir konfor değil, bir gerekliliktir.

    Doğru nefes almayı öğrenen kişi, diyafram kasını nasıl kullanacağını öğrenir. Solunum ve Nefes Egzersizi (SNT), bilgisayar yazılımı ile çalışan, nefes alıp verme tekniğinizi geliştiren ve bu sayede kaygıyı yatıştırıp odaklanmayı sağlayan bir sistemdir. Kişiye özel solunum analizi 3 adımda uygulanır:

    Solunum Egzersizi Nedir? Solunum Analizi Adımları Nelerdir?

    1- Önce solunum ve nefes alma ile ilgili durumunuz saptanır.

    Bunun için giysinizin üzerinden diyafram hattına sarılacak elektrotlu bir kuşak ile bilgisayarın karşısında birkaç dakika normal düzende nefes alıp vermeniz yeterlidir.

    2- Geliştirme egzersizleri planlanır.

    Halihazırdaki nefes alma alışkanlığı saptandıktan sonra daha sağlıklı nefes alıp vermek üzere sizin için bir program hazırlanır. Kişinin kendisinin kontrol edebildiği ve gelişimini görebildiği animasyonlu egzersizler sayesinde her seansta nefes alıp verme konusunda bir farkındalık yaratılır, endişenin solunum üzerindeki baskısı azalır ve nefes alıp verişe odaklanmak sayesinde endişe yatışır. Solunum terapisi ile kişide Kaygı durumu azalır, depresyon belirtileri kaybolur.

    3- Uygulama ve değerlendirme:

    14 seanslık ilk seansların tamamlanması sonrasında yine ilk gün yapılan ölçümler yapılarak nefes alıp verişteki gelişme izlenir.

    Solunum Egzersizi Nedir? Aklınıza gelebilecek sorular ve cevaplar:

    * Canım yanar mı, bir ilaç verilecek mi?

    Hayır. Tıpkı Neurofeedback gibi, SNT de hiçbir dış müdahale gerektirmez. Ölçüm yapmak ve geliştirilmiş özel bir yazılım ile bilgisayar ekranı karşısında egzersiz yapmaktan ibaret bir uygulamadır.

    * Neurofeedback ve Solunum Egzersizi birlikte uygulanabilir mi?

    Evet. Bu iki uygulama aynı mantıktan yola çıkılarak hazırlanmıştır. İkisi de uygulayarak öğrenmek yöntemiyle çalışır.

    * Yaş sınırı var mıdır?

    Hayır. Uzmanımızın söylediğini anlayacak durumdaki herkes bu programa katılabilir.

  • Konsantrasyon Gelişimi: NeuroFeedback Egzersizleri

    Konsantrasyon Gelişimi: NeuroFeedback Egzersizleri

    Neurofeedback (dikkat eksikliği geliştirici egzersizler) , biofeedback ya da nöro egzersiz olarak adlandırılır. Neurofeedback, stres, uyku bozuklukları, öğrenme güçlükleri, konsantrasyon gelişimi gibi değişmiş olan beyin dalga amplitüdleri ile ilgili durumlarda da kullanılan yöntemdir.

    Beyin dokusunda, farklı aktivite bölgelerine göre yerleşmiş bulunan yaklaşık bir trilyon hücre vardır. Bu hücreler, çok hızlıdan çok yavaşa doğru 4 farklı beyin dalgası oluştururlar. Son araştırmalara göre, konsantrasyon ve odaklanma sorunu olan kişilerin beyin dalga aktivitelerinde, odaklanma, düşüncenin düzenlenmesi  ve hissetmeyi sağlayan alanlarda aktivite azalması gözlenmektedir.

    Araştırmalar göstermektedir ki, beyin dalgaları ile doğru antrenman çalışmaları yaparak, odaklanma verimi ve düzenlenmesi mümkündür. Neurofeedback egzersizi, konsantrasyonu artıran bir öğrenme sürecidir. Neurofeedback egzersizi ile beynin konsantrasyon kontrolü, duygu ve davranış alanlarını güçlendirecek beyin bölgelerine egzersiz uygulanmaktadır. Böylece, beyninizin günlük işleyişini arttıracak şekilde, beyin ritminizi kontrol etmeyi öğrenmeniz sağlanır. Neurofeedback egzersizi, piyanonun akort edilmesi ya da otomobil motorunun ayarlanması ile daha doğru ve verimli çalışmasına benzetilebilir.

    Konsantrasyon geliştirici çalışmalarda, bağlantılı bir neurofeedback egzersiz cihazı kullanılır. Neurofeedback egzersiz cihazı ile bilgisayardaki ekranda nesneleri hareket ettirmeyi öğrenilir. Bu sırada konsantrasyon becerisi ile odaklanarak, ekranda görüntülenen oyunları ve nesneleri yönetir. Ekrandaki görüntüler, farklı düzeylerde dikkat becerisi hakkında kişiye geribildirim sunmaktadır.

    Dikkati geliştiren bu egzersizler ile beyin fonksiyonlarını yöneten bölgelerde 2 mekanizma ile gelişim sağlamaktadır:

    • Nöroplastisite

    • Myelin kılıf gelişimi

    Araştırmalar göstermektedir ki, konsantrasyon geliştiren egzersizleri uygulanan beyin bölgelerinde yeni nöronal ağlar gelişmektedir ve beyin neyi daha iyi ve nasıl yapacağını öğrenecek şekilde gelişmektedir. Nöral ağlarda myelin kılıf gelişimi, daha hızlı bilgi iletimini sağlamaktadır.

    Konsantrasyon fonksiyonlarının daha üst düzeyde kullanılmasının fayda sağlayacağı şu durumlarda, Neurofeedback egzersizleri ile odaklanma becerisinde  gelişme sağlayan egzersizler uygulanmaktadır:

    • Daha net düşünmek ve zihinsel berraklığı geliştirmek

    • Konsantrasyon artışı ile öğrenme becerisini arttırmak

    • Zihinsel esneklik artışı ile bir konudan diğerine daha hızlı geçiş yapmak

    • Günlük yaşam fonksiyonlarında denge sağlamak adına, duygu, düşünce ve davranışları düzenlemek

    • Spor aktivitelerinde daha iyi zamanlama ayarı ve dikkat becerisini arttırmak

    Dikkat egzersizleri, zihinsel performans artışında etkin şekilde fayda sağlamaktadır. Yüksek zihin performansı yaşamın bazı dönemlerinde sağlanıyor olsa da, tekrarlanması ve sürdürülebilmesi genelde zordur. Oysa bu egzersizleri ile düşünceleri verimli yönetmeyi ve duyguları daha verimli kullanmayı öğrenen kişi, zihinsel performansını geliştirme ve sürdürme konusunda becerisinde kalıcı gelişme sağlamaktadır.

    Konsantrasyon becerisini yöneten beyin dalgaları izlenerek,  odaklanma ve sürdürme becerisine yönelik geliştirici egzersizler uygulanır. Belirli egzersizler  ile uygulanan bilgisayar destekli konsantrasyon egzersiz programı neurofeedback, öğrencinin odaklanma merkezinden aldığı sinyallere karşı, kendi konsantrasyon sistemini tekrar düzenlemesi temeline dayanmaktadır. Özellikle, konsantrasyon güçlüğü yaşayan öğrencilerde dikkat egzersizleri tercih edilmektedir.

  • Egzersiz, lenf kanseri riskini azaltıyor

    ​​​Kanada’da yapılan bir araştırmada non-Hodgkin lenfoma (Lenf kanseri) riskini azaltmada egzersizin rolünün olup olmadığı araştırıldı.

    Araştırma sonuçları, Cancer Epidemiology, Biomarkers & Prevention dergisinde yayınlandı. Çalışmada yaşam boyu yoğun egzersizin non-Hodgkin lenfoma riskini azaltabildiği saptandı.

    Çalışmada yer alan çeşitli yaşlardaki 820 non-Hodgkin lenfomalı hasta alınmış. 848 lenfoması olmayan kişiyle karşılaştırılmış. Katılımcılar fiziksel aktivite düzeyleri dâhil olmak üzere kendi genel sağlık ve yaşam biçimlerine ilişkin soruları yanıtlamışlar ve yaşamları boyunca en yoğun fiziksel aktiviteleri gerçekleştiren kişilerde non-Hodgkin lenfoma riskinin daha az egzersiz yapan kişilere göre yüzde 30 kadar daha düşük olduğu tespit edilmiş.

    Egzersizin sağlığa yararı birçok kişi tarafından vurgulanmakta ve söylenmektedir. Egzersizin hem kanser gelişimini önleyici bir aktivite olduğunu hem de kanser hastalarının tedavi başarısını artırdığı, tedavi yan etkilerini azalttığı çalışmalarda ortaya konmuştur.

    Düzenli egzersiz hayatımızın vazgeçilmezi olmalıdır.

    Sevgilerimle…