Etiket: Eğitim

  • Psikodramanın Büyülü Dünyası

    Psikodramanın Büyülü Dünyası

    Son dönemde sıkça karşımıza çıkan bir psikolojik tedavi yöntemi: Psikodrama

    Sözlük anlamına baktığımızda karşımıza, ‘Tiyatroyu psikolojik tedavide kullanan bir tekniktir. Jacob Levy Moreno tarafından, 20. yüzyılın başlarında geliştirilmiştir.’ ifadeleri çıkıyor.

    Kendi içinde büyülü bir dünyası olan psikodrama metodununu Uzman Psikolog Yeliz Yılmaz’a sorduk. Yılmaz, Bilişsel Davranışsal Terapi eğitimi ardından tanıştığı psikodrama ile hayatında farklı bir döneme geçtiğini söyledi.

    Psikodrama ile insanların varolan sorunlarına farklı yaklaştıklarını belirten Yılmaz, ‘Öncelikle sorunun kaynağına inip bu duruma nasıl gelinmiş ve nasıl bu durumu değiştirebiliriz onu hedefliyoruz. Yaşanılan durumu kendi sahnemizde canlandırıyoruz. Bu sahnede dün, bugün ve yarını yeniden gözden geçirme imkanı sunuyoruz.’ ifadelerini kullandı.

    • Sizi tanıyabilir miyiz?

    Merhabalar ben Yeliz Yılmaz. Atılım Üniversitesi Psikoloji lisans bölümü, Ufuk Üniversitesi Genel Psikoloji (Sosyal, Gelişim) yüksek lisansı mezunuyum. Meslekte 6.yılım.

    • İlk olarak çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

    Lisans eğitimimi bitirdiğimde özel eğitim merkezinde çalışmaya başladım. Meslektaşlarım çok iyi bilirler ki, teorik eğitim ve uygulama arasında bocalamayan meslek elemanı yoktur. Ancak ben bu süreci daha az sancılı geçirdim. Lisans eğitimimi birçok özel kurumda gönüllü staj yaparak geçirdim. Bu nedenle mezun olduğumda uygulama alanına daha kolay adapte olabildim.

    Özel eğitim merkezinde çalışırken özel öğrenme güçlüğü, otizm ve Serebral Palsi tanısı almış çocuk ve yetişkinlerle çalışma imkanı buldum. Bu süreçte çok fazla şey öğrendim diyebilirim. Ve bu vesile ile terapi eğitimlerime başladım. Öncelikle Bilişsel Davranışsal Terapi (BDT) eğitimimi tamamladım. Sonrasında psikodrama ile tanıştım. Psikodramanın büyüsü ile hayatımda farklı bir döneme geçtim diyebilirim. Şu anda 3 yıllık psikodrama yardımcı terapist eğitimimi tamamladım ve yardımcı terapist olarak çalışmalarıma devam ediyorum. Bunun yanı sıra EMDR terapisi ve Şema terapisi eğitimlerini alarak uygulayıcısı oldum. Danışanlarıma yetkin olduğum bütün yöntemleri kullanarak danışmanlık hizmeti vermekteyim.

    • Psikodramanın büyülü dünyasından bahsettiniz, psikodrama nedir?

    Psikodrama 1920’lerde Moreno’nun geliştirdiği, tiyatro tekniklerini ruh sağlığı hizmetleriyle birleştiren doğaçlama ve yaratıcılık üzerine kurulu bir psikoterapi metodudur. Psikodrama kendimizi tanımayı, kendimize ve durumlara dışarıdan bakabilmeyi, problem çözme ve baş etme gücümüzü arttıran eylem, spontanlık ve yaratıcılık üzerine kurulmuş bir paylaşım yöntemidir.

    • Psikodrama bir tedavi yöntemi midir? Hangi alanlarda kullanılabilir?

    Psikodrama çalışmaları her alanda kullanılmaktadır. İnsanların duygu ve düşüncelerini eylem halinde ifade edebildikleri bir tedavi yöntemidir.

    Psikodrama ile insanların varolan sorunlarına farklı yaklaşıyoruz. Öncelikle sorunun kaynağına inip bu duruma nasıl gelinmiş ve nasıl bu durumu değiştirebiliriz onu hedefliyoruz. Yaşanılan durumu kendi sahnemizde canlandırıyoruz. Bu sahnede dün, bugün ve yarını yeniden gözden geçirme imkanı sunuyoruz.

    • Psikodramayı tercih etmenizin nedeni nedir?

    Psikodramayı günlük hayatımda bile kullanıyorum. Şu anda grup terapisinde yaygın kullanımı olsa da ben bireysel terapilerimde de birçok tekniğini kullanıyorum. Büyülü bir dünyası var psikodramanın. İçine girdiğiniz andan itibaren farkındalığınızı arttırıp sizi daha doğru ve olumlu düşünmeye yönlendiriyor. Ben tek bir terapi tekniği kullanmak yerine uygun danışana uygun yöntemi seçme taraftarıyım. Bu nedenle psikodramanın yanı sıra EMDR, BDT ve Şema terapiyi de sıklıkla kullanıyorum.

    • Peki daha çok hangi alanlarda çalışıyorsunuz?

    Yüksek lisansım ve sonrasındaki terapi eğitimlerim klinik ve gelişim psikolojisi alanında devam etti. Sıklıkla çocuk ve yetişkinlerle çalışmaktayım. Aynı zamanda anne-baba eğitimleri, iletişim becerileri ve kişisel gelişim seminerleri de vermekteyim. Bu eğitimlerde de psikodrama tekniklerini kullanıyorum.

    • Hep merak edilen ve eminim ki çok sık sorulan bir soru ile devam etmek isterim. Meslek hayatınızda karşılaştınız ilginç bir anınız var mı?

    Evet çok fazla var hem de. Beni en çok etkileyen bir anımı paylaşmak isterim. Özel eğitim merkezinde çalıştığım yıllarda ağır engelli tanısı almış 27 yaşında bir kadın danışanım vardı. Danışanım zihinsel kapasitesi nedeniyle sadece 3 kelime kullanabiliyordu. “Anne, yok ve gidek “ Bu kelimeler dışında bildiği ve anlayabildiği kelimeler olmadığı düşünülüyordu. Yaklaşık 5 ay beraber çalıştık.

    Onun beni anlamadığı benim ise onu anlamaya çalıştığım seansların birinde masal kitabı okumaya karar verdim. Kitap arasından en sevdiğim masalı seçerek artık her seansta aynı masalı okumaya başladım. Bir süre sonra aralarda duraklayarak tepkilerini ölçmeye başladım. Masal boyunca konuşmadığını sadece durduğumda normalden daha hızlı ve yüksek sesle “anne,yok, gidek” kelimelerini tekrarladığına şahit oldum. Aslında ‘devam et’ demek istiyordu. Devam et kelimesini söylemese de devam etmemi istediğini bana anlatabildiği düzeyde gösterdi. O gün benim için inanılmazdı, azimle başarıya ulaşabilmenin en güzel kanıtıydı.

  • Yeni Öğretim Dönemi ve Okulların Açılması

    Yeni Öğretim Dönemi ve Okulların Açılması

    Önümüzdeki hafta yeni eğitim dönemi başlayacak. Bu hafta içinde pek çok hazırlıklar yapılacak ve kırtasiye malzemeleri, okul gereçleri, kıyafetler alınacak. Pek çok ailede, ama özellikle de çocuklarda tatlı bir heyecan olacak.

    Bu tekrarlayan bir süreçtir ve her yıl bu konuda birçok yazı kaleme alınır. Genelde haklı olarak çocukların penceresinden bakılır ve söz sahibi olanlar da çocuk-ergen psikiyatri uzmanlarıdır. Uzman arkadaşlar oldukça faydalı bilgileri bizlerle paylaşırlar (çocuğun ayrılık kaygısı, okula uyumu, nasıl yaklaşım sergilenmeli? gibi).

    Bir erişkin psikiyatristi olarak okul hayatını yetişkin bireylerin (anne ve baba) penceresinden ele almam daha uygun olacaktır. Bu yönüyle hem bir hekim hem de bir baba olarak düşüncelerimi sizlerle paylaşmak isterim.

    * Başa kakmayınız!

    Çocuklarımızın iyi bir eğitim alması ve toplumumuza faydalı bir birey olması hepimizin ortak dileğidir. Bu nedenle anne ve baba, çocuğunun eğitimini asli bir görev olarak kabul ederler ve maddi-manevi pek çok zorluğa göğüs gererler. Bazen anne ve baba kendi asli görevlerini yaptıkları halde sanki çocuğa himmet etmişler gibi bilerek veya bilmeyerek başa kalkarlar ki bu davranışları hatalıdır, sonucu kötüdür. Çocuk kendisi için değil de anne ve babasını memnun etmek, onların gözüne girebilmek için gayret eder ve uzun soluklu olmayan bir eğitim süreci yaşadıktan sonra ideali olmayan bir birey olarak eğitimini yarıda bırakır. Eğitim hayatı ömür boyu süren bir süreç olmalı iken diploma almadan veya aldıktan hemen sonra sonlanır. Aileler çocuklarına “eğitim sürecin senin kendini geliştirme adına ömür boyu sürdürmen gereken ve ideallerine ulaşmak için temel şart kabul etmen gereken bir süreçtir ve lütfen bu süreci yaşarken bizi değil kendini düşünerek gayret et” diyebilmelidirler. Kesinlikle başa kakma yaklaşımından (“yemedim içmedim seni okuttum, senin için ortamdan yarıldım” gibi söylemlerden) uzak durmalıdırlar. Unutmamalıdır ki hiçbir çocuk, anne ve babasına “ben okula gideyim mi? Okulum devlet okulu mu, özel okul mu olsun? Özel ders aldırır mısınız?” gibi soruları sormaz, anne ve baba kendileri inisiyatif kullanırlar ve kararlar verirler, bu nedenle çocuğu minnet altında bırakmaları uygun olmaz.

    * Rol model olunuz!

    Toplumun çekirdeğini aile kurumu oluşturur, aile bireyleri sağlıklı ise sağlıklı bir toplumdan bahsedilebilir. Benzer şekilde anne ve baba sağlıklı bireyler ise çocukta sağlıklı bir birey olarak hayata başlar. Anne ve baba rol modeldir. Bu bağlamda anne ve babanın rol model olarak kötü bir model olması ve sonrasında da çocuktan başarı ve gayret beklemesi abestir. Toplumumuzda kitap okuma alışkanlığının olmamasının temel nedeni evde kitap okumayarak çocuklarına kötü rol model olan anne ve babadır. TV seyreden, telefon veya bilgisayarı ile oynayan anne ve babanın çocuğundan ders çalışmasını beklemesi ve başaralı bir birey olmasını istemesi ne kadar mantıklı olabilir? Söz var, eylem yoksa (anne ve baba “ders çalış” deyip kendisi bir satır okumuyorsa) sözün ne anlamı kalır? Anne ve baba, lütfen çocuğunuza güzel bir rol model olunuz.

    * “Aman okuyup da ne olacak?” düşüncesi ile hareket etmeyiniz!

    Fazlaca rahat düşünen ve hareket eden anne ve baba, asli görevleri olan çocuğunun eğitimi konusunda yetersiz kalabilirler. Toplum adına disipline olmamış, eğitilmemiş, üretken olmayan bireyler yetiştirmiş olabilirler. “Çocuğum üzülmesin, daha sonra halleder, hocaları idare ediversin, zaten bu bilgiler hayatında ne işine yarayacak” gibi ifadeleri kullanan anne ve baba, çocuğuna faydadan çok zarar verirler de yaşlar ilerledikçe dizlerini döverler. Gelecekte “nerede yanlış yaptık? dememek için anne ve baba, lütfen çocuğunuzun mevcut yaşına uygun eğitim, öğretim ve terbiyeyi vaktinde veriniz.

    * Dozu kaçırmayınız!

    “Benim evladım en iyi ve en başarılı öğrenci olmalı, nasıl olurda 100 değil de 95 alır? o soruyu nasıl yanlış yapar? Verilen emeğe karşılık nasıl kazanamaz?” ifadeleri siz de varsa biliniz ki mükemmelliyetçi bir anne veya babasınız ve çocuğunuzu fazla olan ilginiz, beklentiniz ile boğmak üzeresiniz. Çocuğundan önce ödevleri yapan, verilen vazifelerde çocuğuna inisiyatif kullandırmayan, sorumluluk vermeyen anne ve baba çocuğunu geleceğe nasıl hazırlayabilir? Çocuk anne ve babasına yaslanmadan nasıl ayakları üzerinde durabilir? Koruyucu ve kollayıcı anne ve baba olmanın dozunu kaçırıp da çocuğunuzu gerçek hayatta var olamadan yok etmeyiniz.

    * İhtiyaçları iyi belirleyiniz!

    İhtiyaç denilince babanın aklına maddi konular ön planda gelir: “yediği önünde yemediği arkasında, her şeyini aldık, harçlığı cebinde, daha ne yapabilirim?”. Anne için ise ön planda gelen konular çocuğun tüm işlerinin halledilmesidir: “saçımı süpürge yaptım, her şeyini ben yapıyorum, odasını bile ben temizliyorum, elini sıcak sudan soğuk suya sokturmadım”. Gerçekten ihtiyaçlar bunlar mıdır? Duygusal paylaşımlar, zamanın paylaşımı, dertleşme, hayat yolunda mihmandar olma, tecrübe paylaşımı, kendini ifade etmesine müsaade etme, anlaşılma, saygı gösterme, değer verme, sevgiyi beraber yaşama ve daha nice ihtiyaçlar anne ve babalar tarafından gün içinde karşılanmalıdır. Akşamları aile toplantısı yaparak geçirilecek zaman dilimleri bu ihtiyaçları karşılamak için uygundur. Anne ve baba otorite figürü olarak değil de iki arkadaş gibi çocukları ile konuşabilmelidir.

    * Ben de bir zamanlar çocuktum!

    Empati yapmayı bizim en kıymetli varlığımız olan çocuğumuzdan esirgememeliyiz. Bir zamanlar biz de çocuktuk ve hatalı anne ve baba davranışlarından olumsuz etkilenmiştik. Bugün roller değişti ve anne-baba olduk. “Ben çocuğuma şu davranışı asla yapmayacağım, su sözü söylemeyeceğim” diyerek beynimize not düştüğümüz ifadeleri hatırlamamız için tam zamanı. Lütfen hatırlayınız ve sözünüzde durunuz.

    Uzun yazı yazmak marifet olsaydı daha çok yazılacak tavsiye bulabilirdik. Ancak marifet olan hem okunan hem de okunduğu gibi uygulamaya konulabilen tavsiyelerde bulunmaktır. Pazartesi okullar açılıyor ve benden bu kadar: lütfen okuduklarınızı düşününüz ve eyleme dönüştürünüz. Kalın sağlıcakla.

  • Özel eğitim

    Özel eğitim

    Özel Eğitim Nedir?

    Farklı gelişen bireylerin eğitim ihtiyaçlarını karşılamak için bu alanda gerekli tecrübeye ve donanıma sahip uzman kişi tarafından geliştirilmiş eğitim programları ve yöntemleri ile onların engel durumuna ve özelliklerine uygun ortamlarda sürdürülen eğitimdir.

    Amaç Nedir?

    Asıl amaç verilen tüm eğtimlerin neticesinde bu bireylerin toplumca kendilerinden beklenen rol ve sorumluluklar ile gelişimsel görevlerini yerine getirebilmeleridir. Bu doğrultuda özel gereksinimli bireye, yaşına ve durumuna bağlı olarak bir değerlendirme yapılır ve gelişimsel değerlendirme sonucunda bireyin bilişsel, sosyal, ince-motor, kaba-motor, fiziksel, özbakım ve duygusal gelişiminde yaşından geride olduğu noktalarda birey desteklenir.

    Özel Eğitime Kaç Yaşında Başlamak Gerekir?

    Özel eğitimin yaşı yoktur. Mümkün olan en erken dönemde başlamak bireyin her yönden ilerleme hızını olumlu yönde etkileyecek bir etkendir. İstikrarlı olmak çok önemlidir. Bazı durumlarda kişinin doğumundan, yetişkinlik dönemine kadar devam etmesi gereken bir süreçtir.

    Ne Kadar Sürer?

    Çalışılması gereken yoğunluk ve süreye uzman kişi gelen çocuğun’ un durum ve seviyesine göre karar vermelidir.

    Kimlere Uygulanır?

    Zeka geriliği olan çocuklar

    Yaygın gelişimsel bozukluklar- Otizm

    Ortopedik ve hareket bozukluğu olanlar

    Konuşma bozukluğu olanlar

    Üstün zekalı / Yeteneği olan çocuklar

    Özel öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar

    Duygusal ve davranış bozukluğu olan çocuklar

    Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklar

  • Sağlıklı çocuğun ileri ayları ve yaşları

    Çocuğun yeni doğan döneminden on sekiz yaşını bitirene kadar sağlık eğitimi konusunda anneler ve babalar sorumludur. Bu nedenle o yaşlara kadar hangi konularda dikkat edilmelidir.

    İkinci ve dördüncü aylarda;

    Bebek, anne-baba ve kardeşlerin ilişkisi

    Bebekle oynamanın ve konuşmanın önemi

    Büyüme-gelişme, emzirme ve sorunları

    Aşılar, önemi, aşı reaksiyonları

    Uyku (günde en az 16 sa., gündüz 2-3 kez)

    Bebek bakımı ve ağlama nedenleri

    Dışkılama

    Aspirasyon tehlikesi

    Aile planlaması

    Altıncı ve dokuzuncu aylarda;

    Aile içi uyum

    Büyüme gelişmenin değerlendirilmesi

    Aşılar, önemi, aşı reaksiyonları

    Bakım hijyen

    Uyku (12-14 saat., en az 2 kez gündüz uykusu)

    Bebekle oyun oynamanın önemi

    Ek besinler, kaşıkla bardakla beslenme

    Ev kazaları

    Süt dişlerinin bakımı

    Bir yaşında;

    Aile sofrasına oturma (3 ana, 2 ara)

    Kendi kendisine beslenmesinin teşviki,

    Uyku

    Diş bakımı (macunsuz)

    Ev kazaları

    Bağımsız olma isteğinin baskılanmaması

    İştahsızlık

    İki ve Üç yaşlarında;

    Aile sofrasının önemi

    Dengeli beslenme

    İştahsızlık sorunu

    Yeterli süt tüketimi

    Kazalar

    Disiplin

    Uyku zamanı

    Diş bakımı

    Tuvalet eğitimi

    Dört ve beş yaşlarında;

    Dengeli beslenme , sofra sohbetleri

    Arkadaş grubu , oyun oynama

    Cinsellikle ilgili soruların yanıtlanması

    Diş bakımı

    Uyku düzeni

    Okul öncesi eğitime destek

    Ad-soyad, adres ve telefon öğretilmesi

    Yabancılar konusunda uyarılmalı

    Ev işlerinde sorumluluk

    Trafik kuralları

    Altı ve Onbir yaşlarında;

    Uyku (20:00-21:00’da yatış, toplam 9-10 sa.)

    Dengeli beslenme

    Diş fırçalama (2 kez), diş kontrolleri

    Cinsellikle ilgili sorulara yanıt

    Okula uyum, öğrenme sorunları

    Tv, bilgisayar oyunları

    İstismar konusunda eğitim

    Kazaları önleme

    Kitap okuma alışkanlığı

    On iki ve On sekiz yaşlarında;

    Sağlıklı iletişim

    Özel yaşama saygı

    Tv, bilgisayar oyunları, internet kullanımı denetlenmeli

    Sigara, madde kullanımı denetlenmesi

    Dengeli beslenme

    Diş bakımı

    Kazaların önlenmesi

    Cinsellikle ilgili soru ve sorunların yanıtlanması

    Eğitim, yeni beceriler geliştirmeye teşvik

    İçimizdeki çocuğun sesine kulak verelim, yaşadığımız olumlu ve olumsuz deneylerden ışık alalım, ancak içimizdeki çocuğu tatmin etmek için elimizi tutan dışımızdaki çocuğu ihmal etmeyelim.

    Prof. Dr. Duran Canatan

    Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları, Kan Hastalıkları ve Genetik Hastalıkları Uzmanı

  • Anaokulu eğitimine Logoterapi bakışı

    Anaokulu eğitimine Logoterapi bakışı

    Eski köye yeni adet- Özgür insanın ilk öğretmenine

    Anaokullarında verilen eğitimdeki yanlışları gördükçe 3-6 yaş arasında verilen eğitimin daha da önemli olduğunu, bu yaşlarda yapılan yanlışların düzeltilmesi çok zor olan etkileri olduğunu düşündüm. Bu çalışma eğitim felsefesini temelden değiştirmeyi amaçlamış ve bu değişikliğe öğretmenleri eğiterek başlamıştır. Bu değişikliği insanı kendisine has özellikleri olan, değerli ve farklı bir varlık olarak kabul etme olarak isimlendirebiliriz. Daha önceki eğitim modelinde daha önceden hazırlanmış bir takım bilgilerden oluşan bir program vardır. Uygulamalarda her okulun kendisine has farklılıkları olmasına rağmen bu sistemde çocuk alıcı, öğretmen verici bir rol üstlenmektedir. Öğrenme ve öğretmenin olduğu yerde ister istemez değerlendirme de olacaktır. İşte o zaman her çocuğun özel olduğu kavramından uzaklaşılarak çocuklar birbirlerine göre değerlendirileceklerdir. Böyle bir sistemde çocukların özel yeteneklerini bulmak gibi bir düşünce yer almamaktadır. Çocukların doğuştan getirdikleri becerilerin, özelliklerin körelmesi ne kadar acı ise, bir çocuğun aslında yetenekli olmadığı bir alanda çalışmaya zorlanması da o kadar acıdır. İstenmeden elde edilen bir başarı çocuğa hiçbir doyum vermez, onun için hiçbir anlamı yoktur.

    Uyguladığımız yeni modelde amaç çocukların doğuştan getirdikleri özellikleri ortaya çıkarmak ve bu özellikleri kullanabilecekleri ortamı oluşturarak çocukların gelişimine katkıda bulunmaktır. Çocuklar hiçbir şekilde bir sıralamaya tabi tutulmazlar. Bir öğretmenin böyle bir sistemi uygulayabilmesi için önce kendisini tanıması farklı ve özel yanlarını görmesi, farklılığına sahip çıkmayı öğrenmesi gerekmektedir. İnsan ancak kendisine uyguladığı bir bilgiyi bir başkasına uygulayabilir. Öğretmenler eğitimdeki uygulamaları çeşitli biçimlerde değiştirerek çocuklara uygulamışlar, çocuklarda olumlu değişikliklere neden olmuşlardır. Böylece öğretmenler de yaptıkları işi daha anlamlı hale getirmiş oldular. Kendi içine kapanmış, utangaç çocuklar varlıklarını hissetmenin verdiği güç ile kabuklarının dışına çıktılar. Diğer çocuklarla ve büyüklerle rahat ve daha kaliteli bir iletişim içine girdiler. Bunun çocuklar için anlamı dışarıdaki anlama ulaşmaları demektir. Sonuç olarak yaşama anlamlı bir başlangıç demektir.

    Frankl insanların açık kaplar halinde olduğunu ifade etmiştir. Bu açıklıktan insan evrenle iletişimini sağlamaktadır. Çocukların doğal yapılarını koruyarak kaplarının sürekli açık kalması sağlanacaktır. Hangi koşulda olurlarsa olsunlar dışarısı ile iletişim halinde olmak onların hayatta karşılaştıkları her türlü zorluğa dayanabilmelerine yardım edecektir. Müzik ve resim çalışmaları çocukların hızlı bir biçimde gelişmesini sağlamıştır. Utangaç çocuklar normal olan çocuklarla aynı düzeye gelmişler, hareketlenmişler, diğerleriyle güçlü bir iletişime girmişlerdir. Bu eğitim modeli ile korkuya ve disipline dayalı eğitime son verilecek, çocukların özgür iradelerini kullanabilecekleri bir ortam oluşturulacaktır. Çocukların dikkat odağı kendi doğalarına uygun işlere yönelecek bunun sonucunda ise çocuklar yaşama uyum sağlayacaklardır. Hayatının amacına uygun yolda çalışabilen çocuklar sakin, kararlı ve güvenli olacaklardır. Kendilerine güvendikleri gibi hayata da güvenecekler, korkulardan uzaklaşacaklardır. Sonraki hayatlarında da korkuların kendilerini engellemesine izin vermeyeceklerdir. Korkulardan uzak insanların yaşadığı bir toplum şiddetten de uzak olacaktır.

  • Öğrenme Güçlüğü

    Öğrenme Güçlüğü

    Ailelerin çocuklarına bilgi ve beceri öğretebilmeleri, ortaya çıkabilecek sorunlarla baş etmeleri, anne-baba-çocuk ilişkisini olumlu yönde geliştirebilmeleri, objektif değerlendirme yoluyla çocuğun potansiyelini ve sınırlılıklarını anlamaları için aile eğitimi önem kazanmaktadır.

    Ailelerin çocuklarının gelişimindeki sorumluluklarını yerine getirmeleri ve verilen eğitime yardımcı olmaları eğitimde hedeflenen davranışların kazandırılmasında oldukça gereklidir. Özel öğrenme güçlüğü olan bireyin okul, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezinde verilen eğitiminin ev ortamında da devam etmesi, eğitimde süreklilik ilkesi açısından gereklidir. Öğrenilen kavramların ve kazandırılan becerilerin genellenebilmesi için okul, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi ve aile tutumları arasında tutarlılık olmalıdır.

    Aileye yapılacak rehberlik çalışmaları planlanırken aşağıdaki hususlar dikkate alınmalıdır:

    1) Aileye özel öğrenme güçlüğünün tanımı, özellikleri, bu bireylerde öğrenmenin nasıl gerçekleştiği ve öğrenmelerini etkileyen süreçler basit bir dille anlatılmalıdır. Özellikle bu durumun bireyin zekâsı ile ilgili bir problemden kaynaklanmadığı, öğrencinin öğrenmek için biraz daha fazla zaman ve çabaya ihtiyaç duyduğu belirtilmelidir.

    2) Ailenin çocuğunu anlaması, güçlüklerini kabul etmesi, beklentilerini çocuğunun özelliklerine göre düzenlemesi ve eğitim sürecine katılımlarının sağlanması çok önemlidir. Bu şekilde anne ve babalar hem kaygılanmaz hem de çocuklarına nasıl yardımcı olabilecekleri konusunda bilgi, beceri ve deneyim kazanmış olurlar.

    3) Bireyin öğrenme sürecinde aile desteği çok önemlidir. Bu nedenle günlük yaşamda yapılacak bazı etkinliklerin bireyin temel kavramları anlamasına yardımcı olacağını bunun da okuldaki öğrenmesini kolaylaştıracağını aileye anlatmak ve model olarak göstermek gerekir.

    4) Bireyin çalışmasının sonucunda aldığı notlardan çok gösterdiği çabanın ödüllendirilmesi ve ilerleme hızına sabır gösterilmesi gerektiği de ailelere mutlaka anlatılmalıdır.

    5) Bireyin güçlü olduğu alanların belirlenmesi ve bunlarla ilgili okul dışında da etkinlikler yapılması için aileye rehberlik edilmelidir.

    6) Ailelere yönerge verirken aynı zamanda göz teması kurarak dikkat çekmeleri, kullanacakları yönergelerin kısa ve net olmasına özen göstermeleri konusunda bilgi verilmelidir.

    7) Çocuğa organizasyon becerisi kazandırmak için ev ortamının, çalışma, yemek vb. zamanların düzenli olması gerektiği aileye nedenleri ile açıklanmalı gerekirse bununla ilgili takip çizelgeleri hazırlanmalıdır. Ayrıca ailedeki davranış kuralları birlikte belirlenmeli, kurallara uyulmadığında oluşabilecek sonuçlar konuşulmalı, yaptırımlar bireyin yaşına uygun, yerinde ve tutarlı olmalıdır.

    Anne Babalara;

    1) ÖÖG hakkında bilgi sahibi olmaya çalışın. Çocuğunuzun kardeşlerine, öğretmenine ve çevrenize bu konu hakkında bilgi verin.

    2) Çocuğunuzun öğretmeni ile işbirliği içinde olun.

    3) ÖÖG ve beraberinde gelişebilecek sorunlarla tek başına baş etmeye çalışmak sizi yoracaktır. Bu nedenle özel eğitim desteği aldırın. Öğrenme güçlüğüne eşlik eden başka problemleri varsa bunun için mutlaka önlem alın.

    4) Çocuğunuz Özel Öğrenme Güçlüğü tanısı aldıysa bunun bireyin yapısıyla ilgili olduğu ve merkezi sinir sistemindeki işleyiş bozukluğuna bağlı olduğunu bilin.

    5) Özel öğrenme güçlüğü, tembellik ya da zeka geriliği değildir. Çoğu zaman bu güçlüğe Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu da eşlik etse de DEHB, ayrı bir sorundur.

    6) ÖÖG olan çocukların zekâları normal ya da normalin üzerindedir. Bu nedenle bazı derslerde başarısız olurken bazı derslerde de sınıfın çok çok altında performans sergileyebilirler.

    7) ÖÖG olan çocukların bir kısmı, matematikte, bazıları ise okuma yazmada zorlanabilirler. Örneğin, henüz harfleri bile öğrenememişken matematikte oldukça iyi performans sergileyebilirler. Ya da okuma yazma öğrendiği halde hala sayıları ayırt etmekte güçlük çekebilirler.

    8) ÖÖG olan çocukların çoğu durumlarının farkında olup bunun neden kaynaklandığını bilememektedirler. Bunun için kendilerini kötü hissetmekte ve özgüvenleri düşmektedir. Çocuğunuzun özgüven ve motivasyon sahibi olmasını sağlayın. Çocuğunuzda mutlaka takdir edebileceğiniz bir özellik vardır. Bunu bulmaya çalışın ve bunu çocuğunuzu motive etmede kullanın.

    9) ÖÖG olan her çocuğun güçlük yaşadığı alanlar farklıdır. Çocuğun güçlü yanları ve desteğe ihtiyaç duyduğu alanlar belirlenip buna göre öğretme teknikleri ile desteklenmesi gereklidir.

    10) Kendi başına yapabileceklerini, onun yerine siz yapmayın. Aşırı koruyucu olmayın.

    Çocuğunuzun diğer çocuklarla aynı yeteneklere sahip, ancak biraz daha fazla zamana, tolerans ve anlayışa ihtiyacı olduğunu unutmayın.

    11) Öğrenme güçlüğü olan çocuklar, yaşadıkları başarısızlıklardan dolayı, genellikle öğrenmeye pek hevesli olmazlar. Bu çoğunlukla okuma-yazma içeren ödevlerle uğraşmaktan kaynaklanır. Anne-babalar, her gün sıkıntı yaşamak yerine programlı çalışmalarla daha iyi sonuçlara ulaşabilirler.

    Çocuğunuza Evde Nasıl Yardımcı Olabilirsiniz?

    a) Çocuğunuzun günlük ödevlerini yaptırırken ders çalışma ortamının iyi konsantre olabileceği sessiz ve düzenli bir ortam olmasına dikkat edin. Dikkati dağıldığında, kısa molalar vererek tekrar çalışma masasına dönün. Sıkıldığında ve sık sık mola vermek istediğinde ona yardımcı olun, ancak onun yerine ödevleri siz yapmayın.

    b) ÖÖG olan çocuk için okumaktan zevk almak zordur. Evde yapılacak düzenli egzersizlerle çocuğunuza yardımcı olabilirsiniz.

    ÖRNEK: Kelimeleri, seslere ayırmak; okuma yazma bilmeyen bir çocuk, kelimelerin farklı seslerden oluştuğunu bilmez. Örneğin, “kedi” kelimesinin ‘k’ – ‘e’ – ‘d’ – ‘i’ seslerinden oluştuğunu bilmez. Kelimeleri seslerine bölme şöyle bir egzersizle öğrenilebilir:

    Bunları Sorun:

    — “KÖPEK” kelimesi hangi sesle başlar?

    — “KAZ” kelimesiyle hangisi kafiyelidir? “SAZ” mı, “SÖZ” mü?

    — “BEZ” ve “YAZ” kelimelerini oluşturan sesler hangileridir?

    — Hangi kelimede “B-E-Z” ve “Y-A-Z” sesleri vardır?

    — Okumayı öğrenmeye başladığında da harfleri isimleri ile değil sesleri ile ifade edin.

    c) Eğer çocuk okurken yanlış okursa sinirlenmeyin, kızmayın ve cezalandırmayın. Çocuk okurken hata yapmanın normal olduğunu bilmeli, yanlış okuduğunda bunu fark etmesini sağlayın, yanlışlarını düzeltmesi için yardım edin. Yanlış okuduğunda “dikkat” deyin yanlış okuduğu kelimeyi gösterin. Çocuğun yanlış okuduğu kelimeyi hecelerine ve seslerine ayırarak doğrusunu okuması için uğraşın. Hala okuyamıyorsa, o zaman doğrusunu siz söyleyin.

    d) Çocuğunuzun, onu mazur gördüğünüzü bilmesi ve üzerinde baskı hissetmemesi önemlidir. Bu yüzden her yanlış okuduğu kelime üzerinde de durmamak gerekir. Aksi halde o sıkılmaya başlayacak ve motivasyonu düşecektir.

    e) Okuyacağı kitabı ona seçtirirseniz okumaya daha istekli olur. Kitabın konusunu ve resimlerini sevmesi önemlidir. Bütün bir cümlenin aynı satırda olması faydalıdır.

    f) Evde sesli ve sessiz okuma alıştırmaları yapın. Okuma alışkanlığını geliştirmek için, evde herkesin katıldığı okuma saatleri düzenleyin. Dikkat becerilerini geliştirmek için, yine evde herkesin katıldığı kelime türetme oyunu, isim-şehir-hayvan, scrabble ve adam asmaca gibi oyunlar oynanabilir.

    g) Yazı yazmak da ÖÖG olan çocuklar için stresli ve zordur. Bu yüzden, alıştırma yapmak için ayrılan süre gereğinden fazla olmamalıdır.

    h) Yazma konusunda; kelimeleri yüksek sesle okuyup hecelerine ayırın. Metinleri dikte edip yanlış yazdıklarını birkaç kez daha yazdırarak düzeltmesini sağlayın. Öncelikle kısa kelimeler üzerinde çalışın.

    ı) Çocuğunuza evde ders çalıştırma konusunda yaşadığınız güçlükler ilişkinizi yıpratmaya başladıysa günlük ödevleri yaptırma konusunda özel ders aldırmayı deneyin.

  • Mahremiyet Eğitimi

    Mahremiyet Eğitimi

    Son yıllarda sıkça duyduğumuz çocuklara taciz, cinsel istismar vb. olaylardan dolayı bu konuyu olabildiğince açık bir şekilde ele almak istedim.

    Peki bu eğitim nedir ve çocuğa bu eğitimin ne zaman verilmesi gerekir?

    Mahremiyet eğitimi çocukları kötü niyetli insanların istismarından koruyan ve bedeninin dokunulmaz olduğunun farkına varmasını sağlayan temel eğitimlerdendir. Çocuğun güvenliği için uygun bilgilerin zamanında çocukla paylaşılması çok önemlidir. Çocuklar yaşamlarının ilk 2 yılında genellikle kendilerini ayrı bir birey olarak değil, annenin bir parçası olarak algılar. Yaklaşık 24 aylık oldukları dönemde kendilerinin anne ve babalarından farklı bir birey olduklarını algılamaya başlarlar.Bu dönemde yani 2 yaşına geldiklerinde mahremiyet eğitimi verilmeye başlanmalıdır.

    Çocuklara mahremiyet eğitimi verirken en önemli noktalardan biri anne babanın anlattıklarını kendi hayatlarında da yapıyor olmaları gerekir. Unutmayın çocuklar sizi gözlemler. Başkalarının çocuğa karşı yapmasını yanlış bulduğunuz davranışları sizde yapmamalısınız. Örneğin terlemiş bir çocuğun atletini izin almadan aniden çıkarmamalısınız. Çocuğunuzun onayını almanız gerekir.

    Mahremiyet eğitimi nasıl verilir?

    Yaşına uygun bir şekilde, gelişim dönemlerini göz önünde bulundurarak ve korkutmadan verilmesi gereken bir eğitimdir. Güvenli ve sakin zamanlarda bu konuşmayı gerçekleştirmelisiniz. Ebeveyn kendini rahat hissetmeli ve günlük sıradan bir konu gibi konuşmalıdır.

    1) Çocuğu yıkarken çocuğa özel bölgelerinin nereleri olduğunu gösterip sonrasında sizin o bölgelerini temizlemek için gördüğünüzü ancak normalde kimsenin özel bölgelerini görmemesi gerektiğini anlatın.

    2) Özel bölgelerinin herkesin kendine özel olduğunu anlatın.

    3) Aynı zamanda kendisinin de başkasının özel bölgelerine o kişiler izin verse ya da istese bile dokunmamaları gerektiğini anlatın.

    4) Anne babalar ve akrabalar çocuklarını severken çocuklarına güçsüzlüklerini hissettirecek kadar büyük ve orantısız güç kullanmaktan kaçınmalılar.
    Yapılan araştırmalar taciz yaşamış çocukların bir çoğu çırpınmanın ve taciz anında kaçmanın bir çözüm olmadığını düşündüklerinden dolayı kaçmayı ve kurtulmayı denememişlerdir. Çocuklara vücutlarını korumalarının kendilerinin hakkı olduğunu ve yetişkinler dahil kimsenin onların bedenini acıtmaya hakkı olmadığını anlatın.

    5) Bu eğitimi en başından vermeye çalıştığımız için sizlerin dikkat etmesi gereken şeyler de var. Çocuklarınızın yanında soyunup giyinmeyin, çocuklarınızı da başkalarının yanında soyunup giydirmeyin.

    6) Tuvaletini yaparken veya yaptırırken kapısının kapalı olması gerektiğini söyleyin.

    7) Altını değiştirirken kalabalık yerlerde değil daha sakin yerlerde hatta kimsenin olmadığı yerlerde değiştirmeye çalışın.

    8) Sosyal bir ortamda çocuk eğer sarılmak, öpülmek, tokalaşmak istemiyorsa onu zorlamayın.

    9) Hiç kimsenin onun canını acıtmaya hakkı olmadığını söyleyin. Bunun anne, baba, kardeş, komşu, öğretmen, doktor, polis… herkesi kapsadığını söyleyin.

    10) Güvenlikleri konusunda hislerine güvenmelerini söyleyin.

    11) Diğer insanların anne babasından sır saklamasını istemesinin doğru olmadığını anlatın. Böyle bir istekte bulunan insanlara güvenmemesi gerektiğini ve hemen anne babasına söylemesi gerektiğini öğretin.

    12) Eğer birileri onu incitiyorsa size söylediklerinde başlarının derde girmeyeceğini anlatın.

    13) Bu konuşmaları ara sıra yapın, bu konuda öğrendiklerini ona sorun.

    Bu konuyu anne babalar olarak lütfen dikkate alın, ihmal etmeyin. Çocuklarımızı istismardan korumak için elimizden gelenin daha fazlasını yapmalıyız.

  • Bilinçli Ebeveynler Okulu nedir?

    Bilinçli Ebeveynler Okulu nedir?

    Bilinçli Ebeveynler Okulun farklılığı:

    Çocuk gelişimi, aile iletişimi, Evlilik iletişimi, kişisel gelişim gibi olguları bütünsel ele alıp, interaktif diyaloglar halinde grup terapisi motifli, ödül ceza kuramının dışında üçüncü bir yol arayan, anne ve babaların farkındalığını güçlendiren ve ortak öğretilerimiz üzerinden hareket eden pedagojik seminerler bütünü.

    Hem Bilinçli ebeveyn yetiştiriyor hem de her yerde bilinçli ebeveynlere destek veriyor. Ulusal bir aile eğitimi seferberliği ile uzun yıllar boyu devam edecek ve kendi içinde de eğitimci çıkaran toplumsal proje.

    Bilinçli ebeveynler okulunda neler öğretiliyor? 11 konu başlığı altında topladık.

    1. Çocuğun dünyaya gelişi Mars gezegenini keşfetmeye benzer.

    2. Bilinçli anne kimdir? (Kişisel problemlerimizi organize ederek çocuk yetiştirmenin ipuçları

    3. Çalışan annenin tükenmişlik sendromu,

    4. Hangisi daha çok korumacıdır. Kartal mı? Türk annesi mi?

    5. Masallar ve travmalar- Kırmızı Başlıklı Kız

    6. İhmal ve istismardan çocuğu korumak – çocuğa karşı tutum – çözüm için önemli adımlar,

    7. Çocuklara açılan kapı: Oyun oynamak

    8. Anne mi çocuğa, çocuk mu anneye bağlı?

    9. Alt ıslatma, Tırnak yeme, Kekemelik, Agresyonun altındaki sebepler

    10. Bağımlılıklarımızın altındaki yalnızlıklar (Okul sorunları, İnternet, Tv, Tablet vs)

    11. Bir ebeveyn klasiğinden öteye bir adım atmak

    Neden adı bilinçli ebeveynler?

    Bilinçli Ebeveyn olmak, çocuk gelişimi kitaplarını çok okuyup araştırmaktan öte sevgimizi filtresiz koşulsuz ve kararında vermektir. Yani sevgimizi bir başarı veya yeteneğe bağlamadan yalnızca çocuğumuz olduğu için vermeliyiz. Bakın o zaman tüm kapılar nasıl birer birer önümüzde açılıyor. Ebeveyn için bilinçlenmek; kendi hayallerini, hayal kırıklıklarını, çocuğunun hayallerini, umutlarını, korkularını, gelişimini, beklentilerini iyi analiz etmektir. Bunu yapabilmek içinde sevgisine ve pedagojik bilme sarılması gerekir.

    Eğitim ne kadar sürüyor?

    Eğitim iki aşamalı devam etmekte.

    1. Temel Bilinçli Ebeveynler Okulu Eğitimi: (0-15 yaş çocuk gelişimindeki 10 konu başlığındaki eğitimlerini alıyor. Her bir eğitim 2’şer saat interaktif sürmekte. Kişiler gruplar halinde veya bireysel olarak ta bu eğitim, danışmanlığa katılabiliyor.)

    2. İleri Eğitimci Ebeveyn Okulu Eğitimi: (Ebeveynler Toplam 70 saat eğitim, süpervizyon alarak Bilinçli Ebeveynler Okulu projesinde Eğitmen olabiliyor. Grup çalışması olarak devam etmekte.

    Başvuran ailelerin ortak sorunu nedir?

    Hepimiz en kutsal varlıklarımız olan çocuklarımızı doğru yetiştirmek için uğraşmaktayız. Hepimizin ortak sorunları (ülkesel, çevresel, ekonomik, kültürel, göç, afet, terör…) sorunları olduğu gibi aynı zamanda kendi ailemize özgü sorunlarımızda mevcut (Hastalıklar, kayıplar, ölümler, taşınma, şiddet, bağımlılıklar, ayrılıklar… gibi) tüm bu sorunların içinde çocuklarımıza iyi bir gelecek vermek için uğraşıyoruz. Bu sorunların içinde bazen kendimizi, bazen de çocuğumuzu unutabiliyoruz. Tüm bu sorunları daha an hasarla atlatmak isteyen aliler bize başvuruyor. Hep birlikte beraberce öğreniyoruz, öğretiyoruz.

    Bir ergenle başa çıkmanın yolları nedir?

    Bir ergenle neden başa çıkalım. Ergen dediğimiz şey başa çıkılacak bir stres topu veya başka bir şey değil. Ergenlik çok özel bir çağdır ve bu çağı çocuk ne kadar ailesi ile birlikte dayanışma içinde geçirişe yetişkinliğe o kadar hızlı, tutarlı ve başarılı geçiş yapar. Ergenlikle başa çıkmaktan öte unuttuğumuz ergenliği tanımakla yola çıkıyoruz. Çocuklukta bize öğretilenler ile bizim gözlemlediklerimizin farklı, özgün ve çıplak bir şekilde dışa vurumu olarak görüyoruz. Ergenle yaşamak çok keyiflidir yeter ki dinlemeyi ve algılamayı bilelim.

    Çocuklarla da çalışma yapılıyor mu?

    Bilinçli Ebeveynler okulu yalnızca ebeveynlerle çalışma yapmakta. Biz ebeveynler yani kaynak bir şekilde daha duru, özgün, huzurlu olduğu zaman o kaynaktan beslenen çocuklarımızda o denli mutlu olabiliyor. Bu eğitimin amacı; ebeveynlerimize farklı bir bakış açısını geliştirmek. Çocuklar bölümü profesyonel danışmanlık ve terapi gerektiren bir durum.

  • Çocuklarda tuvalet eğitimi ve zamanı

    Tuvalet eğitimi nasıl verilir?

    “Tuvalet eğitimine çocuğun ve bakım veren kişinin hazır olduğu bir dönemde başlanması çok önemlidir. Hatalı bir zamanda ve hazırlıksız başlangıç, çocuğun bu aşamayı sorunsuzca atlatabilmesini engelleyebilir. Çocuk için tuvalet eğitimine hazır olmak demek; hem fizyolojik olarak kas gelişiminin tamamlanmış olması hem gelişimsel olarak kendini ifade becerilerinin kazanılmış olması hem de psikolojik olarak sağlıklı bir döneminde olması demektir.”
    Ebeveynler, çocuğun doğduğu andan başlayarak, her hareketini yorumlamaya çalışır. “Güldü”, “Beni tanıdı” gibi daha soyut ve bizim atfettiğimiz gelişmelerin yanı sıra bazı fiziksel, davranışsal ve ruhsal değişimler bebeğin gelişimini gösterir. Başını dik tutması, desteksiz oturması, ilk diş, yabancıları ayırt etmeye başlaması, ilk kelimeleri ve ilk adımları bir düzen içinde bebeğin gelişimini izlememizi sağlar. Çocuğun tuvalet eğitimi ile bezden kurtulması, hem çocuğun kendisi hem de çocuğa bakım veren kişiler için önemli bir gelişimsel aşamanın tamamlanmasıdır.
    Tuvalet eğitimine çocuğun ve bakım veren kişinin hazır olduğu bir dönemde başlanması çok önemlidir. Hatalı bir zamanda ve hazırlıksız başlangıç, çocuğun bu aşamayı sorunsuzca atlatabilmesini engelleyebilir. Çocuk için tuvalet eğitimine hazır olmak demek hem fizyolojik olarak kas gelişiminin tamamlanmış olması hem gelişimsel olarak kendini ifade becerilerinin kazanılmış olması hem de psikolojik olarak sağlıklı bir döneminde olması demektir.
    Tuvalet eğitimi annelerin adeta kabusudur. Ne zaman başlaması gerektiği, nasıl davranılması gerektiği konusunda kargaşa yaşanır. Tuvalet eğitimi için en uygun dönem18-24 aylar arasıdır. Daha erken dönemde başlamak ve aşırı baskı kurarak bir an önce çocuğun temiz kalmasını sağlamaya çalışmak, hem fizyolojik olarak yapamayacağı bir şeyi yapmasını istemek hem de ilerde gelişebilecek bazı ruhsal sorunların başlamasına neden olmak demektir. Benzer şekilde hiç eğitim vermemeye çalışmak, zamanı gelince kendi söyler diye bırakmak da hem çocuğun tuvalet eğitiminin gecikmesine hem de ruhsal açıdan sorunlara neden olur.
    Bazı çocuklar çiş kontrolünü, bazılarıysa kaka kontrolünü önce öğrenebilirler. Bu durum çocuktan çocuğa farklılık gösterir. Gün içinde tuvaletini kontrol edebilmek, gece kontrol edebilmekten daha önce tamamlanır. Tuvalet eğitiminin tamamlanma süresi çocuktan çocuğa değişir. Birçok kaynakta çocuğun çişini söylemesinin 5-5.5 yaşına kadar, kakasını söylemesinin 4 yaşına kadar süreceğini yazmakla birlikte, beklenti 3. yaşta eğitimin tamamlanması olmalıdır. 3 yaş toplumsallaşma ve kreşe başlama yaşıdır. Diğer çocukların yanında bezli olmak, çiş ve kaka kontrolünü sağlayamamak çocuğu rahatsız edecektir. Gece altını ıslatma daha uzun sürer ve 5 yaşına kadar devam edebilir. İnatlaşmadan, büyümeye başladığını kabullenebilir ve dönemin özelliklerini bilirsek yeni beceriler kazanan bebeğimizle onları paylaşarak eğlenebiliriz.

    Hazır olduğunu nasıl anlarız?
    · Yürüyebiliyorsa,
    · Basit emirleri yerine getirebiliyorsa,
    · İsteklerini kelimelerle konuşarak anlatabiliyorsa,
    · Kendi kendine basit giysileri çıkarabiliyorsa,
    · Genellikle gün içinde 2-3 saat kuru kalabiliyorsa,
    · Tuvalete çıktığı saatlerin bir rutini oluşmuşsa,
    · Altının ıslaklığından rahatsızlığını ifade eder hale gelmişse tuvalet eğitimine başlama zamanları gelmiş demektir.

    Bazı durumlar yaşı gelmesine karşın tuvalet eğitimini zorlaştırabilir. Bu belirtiler şu şekilde sıralanabilir:
    · Henüz çocuğun saydığımız belirtileri göstermiyor olması,
    · Devamlı kabızlık problemi yaşaması,
    · Son dönemde hayatında önemli bir değişiklik olması (yeni bakıcı, yeni kardeş, taşınma, ölüm vb.)
    · Tuvalet eğitimini verecek olan kişinin gergin, sinirli olması, yeterli zaman ayıramayacağını düşünmesi ve
    · Birden fazla kişinin farklı şekillerde çocuğa tuvalet eğitimi vermeye çalışıyor olması.

    Tuvalet eğitiminde anne-babanın rolü

    Herhangi bir sağlık problemi olmadığı sürece erişkin olup hala tuvalet alışkanlığını kazanamamış hiç kimse yoktur. Bu yüzden eğitimin nasıl verileceğine, çıkabilecek sorunlara yoğunlaşarak, eğitimi bir endişe nedeni, bir sorun gibi algılamamak gerekir. Unutulmamalıdır ki tuvalet eğitimi doğal sürecin bir parçasıdır. Bu nedenle çocuğun eğitim sürecindeki davranışlarına aşırı tepkiler vermemek gerekir. Tuvalet eğitiminin evin içindeki en önemli konu, çözülmesi gereken bir süreç şeklinde algılanması, eğitimi hem çocuk hem aile açısından zorlaştıracaktır. Sabır bu dönemin anahtar sözcüğüdür. Bir adım ileri, bir adım geri gidilmesi en sık rastlanan durumlardan biridir. Her defasında sabırla karşılamak ve öfkelenmeden tuvalet eğitimine devam etmek gerekir. Eğer çocuk aşırı tepkiler veriyor ve tuvaletini yapmayı kesinlikle reddediyorsa eğitim sürecine çocuk hazır olana kadar ara vermek, aşırı ısrarcı olup bu süreci inatlaşma ile geçirmemek son derece önemlidir.
    Tuvalet eğitimi sürecini, tamamıyla sizin kontrolünüzde ve sizin verdiğiniz eğitime göre tamamlanacak bir süreç gibi görmeniz sizi aşırı yük altında bırakır. Aslında bu süreç sizden çok çocuğunuzun kontrolündedir. Dolayısıyla bir ebeveynin görevi; sorumluluğu tamamıyla almak değil, çocuğuna mümkün olduğunca destek olmak, yüreklendirici davranmaktır. Bu süreç tam olarak siz hazır olduğunuzda değil, siz ve çocuğunuz hazır olduğunuzda tamamlanacaktır.
    · Tuvalet eğitimine başlamadan önce çocuğun tuvalete veya lazımlığına alışmış olması önemlidir. Her gün belirli aralıklarla tuvaleti olsun olması tuvalete ya da lazımlığa oturarak alıştırmalar yapmak alışkanlık edinmeyi kolaylaştırır.
    · Çocuğunuzu iyi gözlemlemeniz ve çişini ya da kakasını yaparken nasıl davrandığının farkında olmanız, onu uygun zamanlarda tuvalete yönlendirmeniz için uygun olacaktır. Örneğin yüzünün şekli değişebilir ya da yürürken bir anlığına durabilir. Bu tür durumlarda, onu tuvalete ya da lazımlığa yönlendirmek eğitimi başlatmak için işinize yarayacaktır.
    · Çocuklar tuvaletlerini birkaç dakikadan fazla tutamazlar, o nedenle tuvaletlerinin geldiğini söyledikten ya da siz fark ettikten sonra en hızlı şekilde tuvalete götürmek önemlidir.
    · Lazımlık çocuğun rahatlıkla ulaşabileceği bir yerde olmalıdır. Çocuk lazımlığına eğitim sürecinden önce kıyafetleriyle oturtturularak alışması sağlanabilir.
    · Sifon sesinden korkan, tuvaleti yalnızca pis bir yer olarak tanıyan çocukların eğitim süreçleri daha zor olmaktadır. O nedenle zaman zaman çocuğun sifonla oynamasına, tuvalete girmesine aşırı tepkiler vermemek gerekir.
    · Tuvalet eğitimine dar zamanlarda başlamamak önemlidir. Süresi çocuktan çocuğa değişmekle birlikte bu eğitimin tamamlanması zaman almaktadır.
    · Kız çocuklarının anneyi, erkek çocuklarının babayı model almaları, onları izleyebilmeleri süreci kolaylaştırmaktadır.
    · Çocuğun daha rahat hareket edebilmesi ve lazımlığa oturabilmesini kolaylaştırmak için mümkün olduğunca kendisinin çıkarabileceği türden kıyafetleri giydirmeye özen gösterilmelidir.
    · Tuvalet eğitimi verilmeye başlanıldığı zaman bez artık kullanılmamalıdır. Bez kullanmaya devam etmek eğitimi uzatacaktır. Genellikle anneler üşüyeceğini düşünerek, kış aylarında bez çıkarmaktan endişe duymaktadır. Ama çocuğun doğduğu zamana göre, yazın gelmesini beklemek gecikmeye neden olabilir. Her çocuk tuvalet eğitimi sürecinde ara sıra altına kaçırabilir. Bu durumda çocuğa kızılmamalı, ayıplanmamalı, cezalandırılmamalıdır.
    · Çocuğa sık sık tuvaleti olup olmadığını sormak yerine, belli aralıklarla tuvalete birlikte giderek kontrol etmek daha uygun olacaktır. Kakası için, her yemek öğününden sonra tuvalete oturtmak eğitimi kolaylaştırır. Ancak oturma süreleri uzun olursa, çocukla inatlaşma artar ve eğitim gecikir.
    · Tuvalet eğitimde en büyük ödül “aferin” dir. Tuvaletini artık bezine yapmıyor olmasını büyük ödüllerle, aşırı tepkilerle karşılamak zaman zaman altına kaçırdığında kızmak kadar yanlıştır. Alkışlamak, çok önemsemek, ödüller vaat etmek, tuvalet zamanını adeta bir tören haline getirmek eğitime ve sonraki sürece zarar verecektir.
    · Çocuk lazımlığa ya da tuvalete oturduğunda onun yanında kalıp, oyalanması sağlanabilir. Onu tek başına bırakıp gitmek, oturma süresini kısaltacağı için eğitimi güçleştirir.
    · Çocuğa “aferin” demek için tüm görevi yerine getirebilmesi beklenmemelidir. Örneğin tuvalete yetişememiş bile olsa tuvalete gitmiş ve pantolonunu çıkarmış olması da övülmelidir.
    · Çocuk tuvaletini yaptığında onu çişinden ya da kakasından tiksindirecek, yaptığı şeyden utanmasına yol açacak sözler söylenmemelidir (ay ne pis, koktu vb.)
    · Çocuğun tuvalet eğitimini kısa sürede tamamlayabilmesi ya da tamamlayamaması, hiçbir zaman çocuğun genel başarısı ya da başarısızlığı olarak yansıtılmamalıdır. Tuvalet eğitimi gelişimin doğal bir sürecidir.

  • Çocuğumda tuvalet eğitimine ne zaman başlamalıyım ?

    Çocuğumda tuvalet eğitimine ne zaman başlamalıyım ?

    Tuvalet eğitiminin anahtar sözcükleri ‘’ Aferin ‘’ ve ‘’ Sabır ‘’ !

    Başını dik tutması, once destekli ,sonra desteksiz oturması, ilk dişini çıkarması,emeklemesi, sıralaması ve ilk adımlarını izleyerek bebeğimizin ilk gelişimlerini takip ederiz. Çocuğun tuvalet eğitimi ile bezden kurtulması da önemli gelişim aşamalarından biridir.

    Tuvalet eğitimi çocuğun , bir başkasının yardımına ve hatırlatmasına ihtiyaç duymadan, kendi başına bir beceriyi kazanma süreci olarak tanımlanabilir.

    Ne zaman ve nasıl yapmalıyım ? sorularının hemen aklımıza geldiği bu dönemde teorik olarak 18 ay ile 3 yaş arası uygun dönem olmakla beraber çocuğun olduğu kadar bakım veren kişinin de hazır olduğu dönemde başlanması çok önemlidir.

    Neden 18 aydan sonraki dönem daha uygun bir dönemdir ?

    18 aylıktan itibaren, barsak ve mesane için gerekli kas kontrolü kazanılır.

    Beden fonksiyonlarını öğrenir, ,ifade etme becerisi artar.

    İhtiyaçlarını daha iyi ifade edebilir.

    2 yaşın üzerinde dikkat süresi biraz daha artabilir, motive edilebilir.

    Anne – babayı model almaya,taklit etmeye başlayabilir.

    Soru sormaya,etrafını incelemeye başladığı dönemdir.

    Başlamak için fiziksel olarak hazır mı ?

    3-4 saat gibi uzun sure kuru kalabiliyor mu ?

    5 dak. süreyle aynı pozisyonda oturabiliyor mu ?

    Kirli bezle dolaşmaktan rahatsız oluyor mu ?

    Uykudan kalktığında kuru oluyor mu ? ( Bunun için biberonu, uyku sırasında ya da hemen öncesinde sıvı alımı alışkanlığını bırakmış olmalısınız )

    Tuvalete gitmek ürkütücü gelmiyor,size taklit ediyor mu ?

    Kısa komutları anlıyor ve yerine getirebiliyor mu ?

    Bu soruların cevapları ‘’ Evet ‘’ se tuvalet eğitimine başlamak için fiziksel olarak hazır olabilirsiniz.

    Tuvalet Eğitimine Başlarken Neler Yapmalıyım ?

    Çocuğunuzu eğitime motive etmek için ilgisini çekecek iç çamaşırlarını birlikte seçebilirsiniz.

    Rol model seçimini göz önüne alarak babalar oğullarına, anneler kızlarına yardımcı olabilirler.

    Lazımlık ya da tuvalet adaptorü seçebilirsiniz.

    Eğitim sırasında temalı yapıştırmalar gibi ödüller de kullanılabilir.

    Eğitime başladığınızda bezini çıkarmalısınız. Bir daha takmamalısınız. Bu nedenle kendi ortamızında vakit geçirin.

    2-3 saatte bir tuvaleti hatırlatıp, 5 dakika kadar, gerektiğinde oyunlarla oturmasını sağlayabilirsiniz.

    Çocuğunuz belirli saatlerde tuvaletini yapıyorsa bu saatlerde, yemeklerden on- onbeş dakika sonra dışkı refleksinin başladığı düşünülerek yemeklerden sonra tuvalet ya da lazımlığa oturtabilirsiniz.

    İdrar ya da dışkısını yaptığında ‘’ Aferin ‘’ gibi sözel ya da hediyelerle ödüllendirin.Kaçırdığında ise doğal davranın.

    Gece eğitimi, gündüz eğitimi tamamlanınca ya da beraber başlanabilir. Yatak koruyucu kullanılabilir.

    Eğitim , 3- 6 ay sürebilir.Ancak gece eğitimi daha da uzun sürebilir.

    Tuvalet eğitimine siz ve çocuğunuz için en uygun zamanda başlayın.Önemli değişikliklerin yaşandığı anlarda ( taşınmak, bakıcı değişikliği .) ya da emzik bırakılması gibi bir başka eğitimle aynı anda vermemeye çalışın. Baskıcı , kaba tutumlar uygulamayın.

    Çocuğunuz aşırı tepkiler veriyor ve tuvaletini yapmayı reddediyorsa inatlaşmaya geçmeden ara vermek en uygun davranış olacaktır.

    Tuvalet eğitiminin anahtar sözcüklerinin ‘’ Aferin ‘’ ve ‘’ Sabır ‘’ olduğunu unutmayınız .