Etiket: Düzen

  • Çocuğunuz Okula Başlamaya Hazır Mı?

    Çocuğunuz Okula Başlamaya Hazır Mı?

    Okulların açılma süreci pek çok çocuk için kaygıya sebep olabilir. Belli bir düzen ve kuralın var olduğu okul dönemi, yaz tatilinin rahatlığına alışan çocuklar için zorlayıcı gelebilir. Ayrıca okula yeni başlayacak çocuklarda ayrılma kaygısı çok sık görülür. Kendi konfor alanının dışında, bakım veren kişilerden uzakta farklı bir ortamda, farklı insanlarla olma hissi çocuğu belirsizliğe, bu belirsizlik hissi de kaygıya sürükler. Her çocuk için bu kaygının dışa vurumu farklı seyredebilir. Örneğin bazıları öfkeyle yansıtırken, bazıları ağlayabilir, bazı çocuklar ise karın ağrısı, baş ağrısı gibi fizyolojik tepkiler gösterebilir. Okula uyum sürecindeki kaygıyı hafifletmek için ebeveynlerin yapabileceği birtakım şeyler vardır.

    Öncelikle ebeveynlerin kendi kaygılarıyla başa çıkması bu süreç için oldukça önemlidir. Özellikle çocukları okula yeni başlayacak ebeveynlerin sık sık çocuklarından ayrılma konusunda problem yaşadıkları görülür. Ayrılma kaygısı yaşayan anne ve babalar bunu çocuklarına yansıttıklarında çocuğun stresi artar. Bu sebeple anne ve baba tutumu çok önemlidir.

    Çocukla iletişim halinde olmak bir başka önem teşkil eden konu.Anne ve babanın çocukla etkili iletişim kurması, onun nelerden korkup kaygılandığını anlamak için çok önemlidir. Ayrıca çocuğun okulda yaşadığı geçmiş deneyimleri hakkında konuşmasının dikkatle dinlenmesi, çocuğun kendini önemli ve okul konusunda işe yarıyor hissetmesi için etkili bir adım olacaktır. Böylece daha önce okulda yaşadığı güzel bir olay ebeveynler tarafından paylaşılıp desteklenebilir ya da ebeveynler,çocuğun kendini huzursuz hissettiği konulara kolayca müdahale edebilir.

    Bakım veren kişilerin destekleyici ve pozitif olması çocuğun kaygısı üzerinde büyük bir rol oynar. Ebeveynlerin çocuğun başarılarını desteklemesi çocuğun özgüvenini arttırır. Ayrıca okul konusunda çocuğun hoşuna gidecek olumlu şeyleri çocuğa hatırlatmak kaygıyı azaltmada etkili rol oynayacaktır. Örneğin, “en yakın arkadaşınla özlem gidereceksin, onu uzun zaman sonra tekrar göreceksin” gibi.

    Çocukla birlikte okul öncesi ihtiyaç listesi çıkarmak ve alışverişeçıkmak okula hazırlık sürecini çocukla birlikte yönetmek ve çocuğun okula hazırlanmasını sağlamak açısından önemlidir.

    Diğer önemli noktalardan biri ise uyku düzeni kontrolünü sağlamak.Öğrenci için tatil dönemi, okul süreci kadar belli bir düzen içinde geçmeyebilir. Özellikle uyku düzeni tatil sürecinde çok fazla etkilenir. Okula başlama aşamasında çocuklar uyku konusunda problem yaşayabilir. Uykusuzluk kaygıyı arttırabilir. Dolayısıyla tatil sürecinin sonuna yaklaşırken okul rutinine uygun olarak uyku düzeni oluşturmak öğrencilerin okula dönüş adaptasyonunu hızlandıracaktır.

    Çocuk günün büyük bir kısmını okulda geçirir. Özellikle ilk hafta çocuk için oldukça yorucu geçebilir. Çocuğun okul sonrası yorgunluğunun dinmesi ve enerjisini toplaması için ona zaman tanımak gerekir. Bu sürede ebeveynler çocuklarıyla ortak keyif aldıkları aktivitelerle zaman geçirebilir. Yalnızca kısa bir sohbet içinde bulunmak bile çocuğu rahatlatmaya yeterli olabilir.

    Öğretmenle iletişim halinde olmak çocuğun okul sürecini sağlıklı yönetebilmek için diğer bir etkili yoldur.Çocuğun nelerden hoşlandığını, nelerden rahatsızlık duyduğunu en iyi ebeveynleri gözlemleyebilir. Okul kaygısını azaltmak ve okula uyumu desteklemek için öğretmen ve velinin iletişim halinde olması gerekmektedir. Böylelikle sınıf ortamında çocuğun kaygısı aza indirilebilir.

  • Uyku Düzeni ve Gece Korkuları

    Uyku Düzeni ve Gece Korkuları

    Çocuklar farklı dönemlere özel farklı davranışlar sergileyebilirler.

    Bu yazımızda çocukların odalarını ayırma süreçlerini, gece korkularını ve uyku düzenlerini paylaşmak istedik.

    Çocuklar doğduklarından itibaren rutin bir düzene ihtiyaç duyuyorlar. Bu düzen sayesinde, arka arkaya gelen durumları tahmin edebilir ve daha hazır olabilirler.

    Düzen dediğimiz durum, uyku saatinin belli olması ve tam zamanında olması şeklinde değildir. Uyandığı andan itibaren, birbiri ardına gelen olayların düzenli şekilde ilerlemesidir. Örneğin, uykuya dalmadan önce pijama giyme, el oyunu oynama, masal okuma ve ninni söyleme… Uykuya geçiş süreci için bu rutin düzenli bir şekilde uygulanırsa, çocuk bu bağlantıları bir süre sonra öğrenir ve uykuya çok daha rahat geçer. 6 aydan itibaren bebeklerde bu düzenin oluşması, çocukluk döneminde de devam ettirilmesi gerekir.

    Çocuklarda yatakları ayırma ve odaları ayırma farklı süreçlerdir. 40 gün itibariyle bebekler farklı yatakta yatabilirken, aynı odada olunması anneyi rahatlatan bir durumdur. 6 ay itibariyle bebekler farklı odada kalabilir.

    1 yaşından sonra odaları ve yatağı ayırmak daha zordur. Bilinçlenen ve büyüyen çocuk bu duruma büyük bir direnç gösterebilir. Ağlayıp annenin yanına gelebilir. Bu süreçte çocuğun yanında olmak, uyuyana kadar birlikte zaman geçirmek ve kademeli olarak çocuğu ayırmak doğru olacaktır.

    Bu noktada her aile için farklı bir süreç işleyebilir, aile düzenleri farklı olduğundan dolayı alışma süreci farklı ilerleyecektir.

    Gelişen ve büyüyen çocukların her yaş döneminde farklı korku ve kaygıları olabilir. 4 yaş civarında çocukların gece korkusu yaşadıkları bir dönem vardır. Bu dönemde karanlıktan korkabilir, gece korkunç rüyalar görüp ebeveynlerin yanına gelmek isteyebilirler. Gelişen ve olgunlaşan çocuk beyninde, soyut kavramlara merak salmayla birlikte bu davranışların gözlemlenmesi normaldir. Bu süreçte ebeveynler aşağıda belirteceğimiz noktalara dikkat etmelidir;

    • Çocuğa onu anladığınızı ve korkularını dindirmek için sizden yardım alabileceği güvenini oluşturmanız gerekir. Bu sebepten, ‘anne karanlıktan korkuyorum, dışarda yatağımın altına bir canavar var.’ gibi cümlelerle yanınıza gelen çocuğunuza ‘Ben yanındayım, korkmana gerek yok, hadi gel konuşalım.’ Diyerek cevap vermek doğru olacaktır. “Bunda korkacak bir şey yok, korkmana gerek yok.” dememek gerekir.

    • Çocuğun korktuğu şeyleri anlatmasına ve zihninde canlandırmasına izin vermek gerekir. Seçtiği bazı oyuncakları belirleyip, gel bu oyuncaklar seni korusun, yatağının başına koyalım, kapının girişine koyalım denilebilir.

    • Korktuğu şeyleri çizmesine veya onlarla ilgili bir masal kurmasına destek vermek gerekir.

    • ‘Canavardan korkuyorum.’ diyen çocuğunuza, ‘Sende bir şövalye kostümü giydiğini hayal et. Bir atın üstünde canavarı karşıladığında eminim senden korkacaktır. ‘Gibi karşılık vererek, onu anladığınızı ve düşünce yoluyla bir çözüm bulduğunuzu yansıtmış olacaksınız.

    • Çocuğunuzla birlikte gece korkularıyla ilgili kitaplar okumak çok faydalı olacaktır. Aşağıda bu konuyla ilgili okuyabileceğiniz kitapları bulabilirsiniz.

    -İnci Karanlıktan Korkmuyor

    -Kim Korkar Karanlıktan?

    -Teo’nun Gece Korkusu Kitabı

    Uzun süre devam eden gece korkuları, uykudan sık sık ve çığlık atarak uyanma, uykusunu alamadığı için gün içinde dikkatini toplayamama ve durumdan olumsuz etkilenmeye başlayan çocuğunuz için psikolojik bir destek almanız doğru olacaktır.

  • Obsesif Kompülsüf Bozukluk (Takıntı Hastalığı)

    Obsesif Kompülsüf Bozukluk (Takıntı Hastalığı)

    Obsesyon takıntı, kompülsİyon ise takıntıyı rahatlatan davranıştır. Obsesif kompülsİf bozuklukta kişi yaptığı davranışın saçma olduğunu bildiği halde yapmaya devam eder. Kişi devamlı aynı davranışı tekrarlar.Örneğin kişi kendisini pis hisseder ellerini yıkamak ister. Obsesyon zihinde sürekli tekrarlayan düşüncelerdir,bu düşünceler ellerin kirlendi,ellerin pis, ellerini yıka diyen katı, sert, emredici düşüncelerdir. Kompulsİyon ise bu düşüncenin getirdiği duyguyu rahatlatmak için kişinin yaptığı davranışlardır. Obsesyon zihnimizin kullandığı savunma mekanizmalarından biridir, yani ruhsal olarak stresliyken, huzursuzken, çaresizken ortaya çıkar. Bu sebepten obsesyonun başlangıç zamanı çok önemlidir. Kişinin hayatındaki bir değişiklik, bir ayrılık, bir ölüm obsesif düşüncelerin başlamasına ya da artmasına sebep olabilir.

    Obsesif kompülsİf bozuklkta kişinin ilk aşamada bu sorunlarla kendi kendine başa çıkabileceğine dair bir inancı olur. Kendi kendine başa çıkma yöntemleri kompülsİyonlardır, zihnine gelen takıntılı düşünceleri rahatlatmak için ellerini yıkar, evi temizler, ocağı kontrol eder, kapının kiliti olup olmamasını kontrol eder, sayı sayar, dışarda yemek yemez, eve misafir almaz, banyoda saatlerce kalır, sürekli namaz kılar, eve geldiğinde bütün kıyafetlerini çıkartıp yıkar.Yapılan davranışalar kişide kısa bir süre rahatlama sağlar. Zamanla rahatlamak için yapılan davranışların süresi uzamaya başlar. Süreçte bu davranışlar kişide yorgunluk, bezginlik oluşturur, etrafındaki kişiler git gite uzaklaşmaya başlar, sosyal ilişkileri bozulur, eşi ile arası bozulur, bir süre sonra bu davranışlarıyla başa çıkamyacığını hissedip profesyonel bir destek alma yoluna gider.

    DÜZEN TAKINTISI

    Düzen takıntısı olan kişiler; ruhsal karışıklıklarını eşyalar üzerinden gidermeye çalışır. Simetri hastalığı olarak da bilinen düzen takıntısı kişinin iç dünyasında yaşadığı karışıklığa düzensizliğe tahammül edemeyip eşyaları düzelterek kendi kendisini rahatlatma çabasıdır. Bu kişiler kıyafetteki uyumsuzluğa, odadaki perdenin eğri durmasına, çalışma masasının üzerindeki asimetriye tahammül edemez. Eşyaların düzenli, simetrik ve uyumlu olmasını ister. Etrafındaki her şeyi kategorize etmeye çalışır.Örneğin kıyafetleri reklerine uygun yıkamak için 10 farklı kategoriye ayırabilir, çalışma odasındaki kitapları boyutlarına göre, yazarlarına göre, renklerine göre düzenleyebilir. Bunun bir takıntı olmasının nedeni kişinin herhangi bir düzensizliğe tahammülünün yok denecek kadar az olmasından kaynaklanır. Örneğin; Saatin asimetrik durmasına dayanamaz, hemen onu düzeltmek ister.

    TEMİZLİK TAKINTISI

    Temizlik takıntısı kültürel olarak en sık karşılaştığımız takıntıların başında gelir. Çoğunlukla kadınlarda görülür, erkeklerde görülme sıklığı azdır. Bu kişiler toz, mikrop, idrar ve kirle aşırı meşguldür. Temizlik takıntısı olan kişilerin en çok meşgul olduğu, kirli olarak düşündüğü şeylerin başında el gelir, onun dışında kumanda, kapı kolları, otobüste tutunacak yerler, banyo ve tuvalet bu kişilerin en çok kirli gördüğü yerlerdir. Temizlik takıntısı olan kişiler başlangıçta evde yaptıkları bir kaç saatlik temizlikle rahatlayabiliyorken bir süre sonra saatlerce temizlik yapsa da rahatlayamamaya başlar. Temizliğin ayrıntıları sürekli artar. Başlangıçta el yıkamaya günde bir saatini harcarken süreçte bu iki üç katına çıkar. Elleri yara içinde kalıncaya kadar ellerini yıkar yine de ellerinin kirli olduğunu düşünür. Bu kişiler dışarda bir şeyler yiyip içmekten kaçınabilir, aldığı sebze ve meyveyi mikropları ölsün diye çok uzun süre yıkayabilir, eve girereken bütün kıyafetlerini çıkartıp yıkayabilir, eve gelen misafirin ardından onun kullandığı bütün eşyaları yıkayabilir. Temzilik takıntsı olan kişiler ruhsal olarak kirli hisseder, ruhsal olarak hissettiği kirli olma, pis olma duygusundan kurtulmak için yaptıkları davranışlar kişiyi kısa bir süre rahatlatır. Bir süre sonra kendilerini tekrar tekrar aynı davranışı yaparken bulurlar. Bu kişilerin hayatları çok yorucudur. Yaptıkları davranışaların saçma olduğunun farkında olsalar da kendilerini o davranışı yapmaktan bir türlü alıkoyamazlar.

    CİNSEL TAKINTILAR

    Cinsel takıntısı olan kişiler cinsellikle ilgili her türlü konudan rahatsız olur. Cinsel organlarını vajinasını ya da penisi pis olarak düşünür. Cinsel organlarının temizliği ile aşırı derecede meşgul olabilir, örneğin vajinasının suyla temizlenmediği düşünüp vajina temzileyiciler kullanabilir, penisini defalarcakere yıkayabilir. Özellikle cinsel ilişkiden sonra penisinin veya vajinasının temizliğine saatler harcayabilir, cinsel ilişkiden sonra bekleyemez vajinasının veya penisinin kirlendiğini düşünür hemen banyo yapmak ister.

    DİNİ TAKINTILAR

    Dini takıntıları olan kişiler terapiye en hızlı başvuran kişilerdir. Dini takıntılar kişide çok yüksek duygulanım yaratır. İnançla ilgili duygular amigdalanın ateşlenmesini çok artırır dolayısyla inançla ilgili duygular kişide kendini öldürme düşüncelerine bile yol açar. Bu kişilerde görülen takıntılı düşünceler namaz kılarken küfretme isteği, camide küfretme isteği, kuran okurken küfretme isteği şeklinde olur. Kişinin çocukluk yaşantısına göre çok daha fazla çeşitlenebilir. Bu kişiler bu takıntılarından kurtulmak için ibadet yapamaz hale gelir. Ya da ibadet yaparken sürekli namazının bozulduğunu düşünüp tekrar namaza başlar, tekrar aynı duygu gelir. Saatlerce namazı bitiremez. Camide bu duygular gelmesin diye camiye gitmek istemez. Bu kişiler spritüel konularla ilgilenebilir, cinlerin ona zarar vereceğini düşünebilir, cinlerin ona tecavüz ettiğini düşünebilir. Bu kişilerin çocukluklarında çoğunlukla cinlerle ilgilenen biri vardır, hala olabilir, dede olabilir, anne olabilir. Çocuk zihni gerçekle hayali karıştırmaya meyillidir. Özellikle 0-6 yaş arasında çocuk zihninden geçen şeyleri gerçek zanneder, bu dönemde çocuğa bakım veren kişilerden biri cinlerle çok meşgulse çocuğun zihni bunu gerçek zanneder.

    HASTALIK TAKINTISI

    Son zamanlarda terapiye en sık başvuran takıntı hastalık takıntısıdır. Halk arasında hastalık hastalığı olarak da bilinir.Kişi kanser olduğunu düşünür film çektirir, film temiz çıkar. Ama kişi kanser olmadığına bir türlü ikna olmaz. Tekrar film çektirir. Ya da kişinin başı ağrır beyin kanaması geçirdiğini düşünür film çektirir film temiz çıkar, ya da aids olduğunu düşünür test yaptırır test temiz çıkar,bir türlü ikna olmaz. Defalarca kere kan testi yaptırır. Film çektirmek ya da kan testi yaptırmak kişiyi kısa bir süre rahatlatır bir süre sonra duygu tekrar gelir. Ya kansersem, aids olduysam, beyin kanaması geçiriyorsam. Bu düşünceler sürekli kişinin beynini kemirir.

    OTORİTER BİR BABA, KONTROLCÜ BİR ANNENİN YA DA MÜKEMMELİYETÇİ AİLERİN ÇOCUKLARINDA GÖRÜLÜR

    Okb’nin temelindeki en önemli duygu kontrol etme duygusudur. Bu hastalığa sahip olan kişilerin iç sesleri kuralcı, otoriter, katı ve disiplinlidir. Kişinin iç sesi çocukluğunda içselleştirdiği bir ebeveyninin sesidir. Ailede anne çok titiz mükemmeliyetçi olabilir ya da baba çok kuralcı, disiplinli olabilir. Çocuk kendisine baskı yapan, kural koyan, eziyet eden ebeveyni içselleştirir.

    Yetişkinler kendi koydukları kurallara uyması, kendi alışkanlıklarını edinmesi için çocuğa baskı yaptığında bu baskının şiddeti çocukta eziyet edici boyutlara ulaştığında kişide ruhsal hasara neden olur. Kişi yaşadığı olumsuz duygulara dayanabilmek adına obsesyon yani takıntı hastalığını geliştirir.

    OBSESİF KOMPÜLSİF BOZUKLUK TEDAVİSİ

    Düzen, temizlik ve tutumluluk toplumsal yaşamda belli ölçüler içinde onaylanan, saygınlık uyandıran, başarı sağlayan özelliklerdir. Takıntı hastalığında ise bu özellikler aşırılaşır, yaşamı zorlaştırır, kontrol edici, eziyet edici boyutlar kazanır. Kişi kendisini ve çevresini zorladıkça sosyal ilişkileri bozulur, yalnızlaşır, hayatı eziyet haline dönüşür.

    Bizim zihnimiz netlik ister, muğlaklığa tahammül etmekte zorlanır. Bu hepimizin ortak özelliğidir. Obsesyonda ise belirsizliğe tahammül yok denecek kadar azdır. Bunun en önemli sebebi kişinin kontrol duygusudur.

    Aslında obsesyon hepimizde varolan duyguların aşırıya kaçmış halidir. Kişinin obsesyonda işlevselliği bozulur. İş yaşamı bozulur, ailesiyle arası bozulur, çocuklarına zaman ayıramayacak hale gelir, arkadaşlık ilişkileri bozulur. İlaç tedavisi bu kişilerin obsesyonlarında geçici bir süre yumuşama sağlasa da ilacı bıraktıkları zaman belirtiler aynı şiddetle geri gerir. Bu kişilerin tadavisinde psikodinamik terapi tekniği kulanılır. Dinamik terapiye olumlu cevap veren bir hastalıktır. Bu kişiler oldukça dirençli olduğu için terapilerinin süresi uzun olabilir.

  • Obsesif Kompulsif Bozukluk

    Obsesif Kompulsif Bozukluk

    Kaygı (anksiyete)bizlere rahatsızlık veren, tehlikede olduğumuzu düşündüğümüz bir uyarıcı karşısında veya böyle bir durumun olduğunu düşündüğümüzde, vücut olarak ve zihnen verdiğimiz tepkilerdir. Elbette tehlikeler karşısında tetikte olmamız bizim hayatımızı devam ettiren işlevselliktedir. Aksi taktirde hayatımızı riske atmış olurduk. Fakat kaygımız çok yüksekse günlük hayatımızı sekteye uğratabilir. Obsesif Kompulsif Bozukluk anksiyete bozukluklarının içinde yer alır.Türkçeye takıntı olarak çevrilen obsesyon, kişinin elinde olmadan aklına gelen, onda kaygı oluşturan, ısrarlı, inatçı, tekrarlayıcı, rahatsız edici düşüncelere, imajlara denir. OKBsi olan kişi bu imajlarla(zihinde oluşan resim), düşüncelerle baş etmek için bazı baş etme yöntemleri geliştirir, çünkü kişi bu düşünce zihninde oluşan resimden rahatsız olur. Yaşanılan kaygı ile baş etmek için yapılan davranışlar obsesyonların( istenmediği halde zihne gelen kaygı oluşturan düşünceler) tetikleyicisi haline gelmektedir. Bu da obsesif düşüncenin akla gelişini artırır. Türkçe’ye zorlantı olarak çevrilen kompulsiyon, kişiye rahatsızlık veren, zihne takılan ve kovulamayan düşüncelerin oluşturduğu kaygıyı azaltmak için katı bir biçimde kişinin yapmak zorunda hissettiği belirli davranışlara veya zihinsel etkinliklere denir. Bu davranışlar kişinin obsesyonlarının azalması için yaptığı davranışlardır ve düşüncenin verdiği rahatsızlığı ortadan kaldırır. Ama bir süre sonra düşünceler yine gelecektir. Yani rahatsızlığı kısa süreliğine geçirir ama uzun vadede devam ettiren davranışlardır.

    Amerikan Psikiyatri Derneğinin DSM 5 istatiksel tanı elkitabına göre

    1. Takıntıların(obsesyonların) zorlantıların(kompülsiyonların) her ikisinin varlığı:

    Obsesyonlar (1) ve (2) ile tanımlanır.

    1. Kimi zaman zorla ve istenmeden gelen kişide belirgin bir kaygı ve sıkıntıya neden olan düşünceler imajlar dürtülerdir.
    2. Kişi bu düşünce, dürtü ve imajlara aldırmamaya ya da bunları baskılamaya çalışır ya da bunları başka bir düşünce ya da eylemle nötrleme girişimlerinde bulunur.

    Kompülsiyonlar (1) ve (2) ile tanımlanır.

    1. Kişinin aklına gelen obsesyonuna tepki olarak katı bir şekilde uyulması gereken kurallara göre yapmaya zorlanmış gibi düşündüğü yinelemeli davranışlarıdır(el yıkama, düzenleme, denetleyip durma) ya da zihinsel eylemleridir(dinsel değeri olan sözler söyleme, sayı sayma, sözcükleri sessiz bir biçimde yineleme)
    2. Bu davranışlar ya da zihinsel eylemler yaşanan kaygı ya da sıkıtıdan korunma ya da korkulan durumdan sakınma amacıyla yapılır ancak bu davranışlar ya da zihinsel eylemler korunulacağı tasarlanan durumlarla gerçekçi bir biçimde ilişkili değildir.
    3. Obsesyonlar ve kompülsiyonlar kişinin zamanını alır( örn. Günde bir saatten fazla zamanını alır) ya da kinik açıdan belirli bir sıkıntıya ya da toplumsal , işle alakalı alanlarda işlevsellikte düşmeye neden olur.

    Obsesif Kompulsif Bozukluğunun neden ortaya çıktığının bilimsel açıklaması henüz elde edilememiştir. Buna karşın OKB’nin nasıl devam ettiğinin açıklaması vardır.

    OKB problemi yaşayan bireyler, akıllarına gelmesini istemedikleri düşüncelerinden rahatsız olurlar, obsesyonlarının ve kompulsiyonlarının anlamsız bulduklarını ifade edebilirler.

    En yaygın obsesyon, mikrop kapma, bulaşm, saldırgan düşüncelerdir. Simetri ve tam düzen obsesyonu da vardır kişi sürekli düzenleme ile meşguldür. En yaygın kompulsiyon, kontrol etmedir. Yıkama ve sayma kompülsif davranışları da yaygındır.

    Obsesyonu olan kişiler düşüncelere aşırı bir önem verme eğilimindedirler. Düşünmek ile yapmak bu kişiler için aynı anlama gelmektedir, buna eylem düşünce kaynaşması diyoruz. Eylem eşittir düşünce mantalitesi vardır bu kişilerde. Dolayısıyla kişiler düşüncelerini kontrol altına almak isterler. Mesela kendini atma fikri aklına gelen bir kişiyi düşünelim bu kişi ‘’Bu fikir aklıma geliyorsa demek ki ben farkında olmasam bile kendimi atmak istiyorum.’’ şeklinde düşünebilir yani kişiye göre düşüncenin akla gelmesi o davranışı yapmakla ya da yapmayı istemekle aynı şey olmuş oluyor.

    Bu rahatsızlığın kilit noktasındaki kelime sorumluluktur. Kişi kendini sorumlu olarak görür. OKB’li kişilerin sorumluluklarına ilişkin duyarlılıkları vardır potansiyel tehlikeleri, zarar olasılığını olduğundan daha aşırı değerlendirme eğiliminde olurlar bundan dolayı doğal olarak bu tehlikelere karşı önlemler alırlar yani kompulsif davranışlar gerçekleştirirler.

    OBSESYONLAR

    Saldırganlık içeren obsesif düşünceler

    Şiddet ve korkunç şeyler içeren görüntüler(imajlar) görmek

    Başka birine zarar vermekten korkmak, örneğin istemeden birini balkondan atmaktan ya da bir arabanın, otobüsün önüne itmekten korkmak

    Dürtüsel olarak istemediği bir şey yapmaktan korkmak

    Dikkatsizliğinden ötürü başkalarını yaralamaktan korkmak

    Kendi hatasından dolayı korkunç bir olayın gerçekleşmesinden korkma

    Mikrop kapma, hastalanmaya ilişkin obsesif düşünceler

    Çevreden gelebilecek bulaşıcı, radyasyon, kanserojen maddeler ve kir, mikrop, toz, dışkı, idrar, tükürük gibi şeylerden iğrenme ve bunlardan korkma

    Ev temizliği ile ilgili deterjan, çamaşır suyu gibi malzemelerle aşırı meşgul olma

    Bulaşıcı bir şeyden dolayı hasta olmak düşüncesiyle meşgul olma

    Ya bir hastalığı başkalarına bulaştırdıysam diye korkma

    Yaygın bir hastalığa yakalanmış olabilirim diye korkma

    Cinsel içerikli obsesyonlar

    Kişinin kendine, yaşına toplumsal konumuna yakıştıramadığı, cinselliğe ilişkin kabul edemediği, sapıkça ya da yasaklanmış düşüncelere, imajlara, dürtülere sahip olduğunı düşünmesi ve bundan korkma

    Başkalarına karşı cinsel şiddet ve saldırganlık içeren davranışlarda bulunmaktan korkma

    Biriktirme ve Koleksiyon içerikli obsesyonlar

    Çöp evler

    Dinsel içerikli obsesyonlar

    Dinsel şeylere saygısızlık etmekten korkma

    Farkıda olmadan günah işlemekten korkma

    Simetriye ve mükemmel düzenliliğe ilişkin obsesyonlar

    Simetri ve düzenlilikle aşırı meşgul olma.

    KOMPÜLSİYONLAR

    Yıkama ve temizleme kompülsiyonları

    Aşırı ya da ritüelleşmiş bir tarzda el yıkama

    Ritüelleşmiş vücut bakımı ya da aşırı yıkanma, diş fırçalama

    Mikrop kapmamak için çeşitli aşırı önlemler almak

    Kontrol kompülsiyonları

    Kapıları, kilitleri, gaz ocağını, elektrikli aletleri ya da arabanın el frenini kontrol etme

    Başkalarına zarar verebilecek bir şeyler olup olmadığını kontrol etmek

    Kendine zarar verebilecek bir şeylerin olup olmadığını kontrol etmek

    Olumsuz bir durumun ortaya çıkıp çıkmayacağını kontrol etmek

    Yanlış yapıp yapmadığını kontrol etmek

    Hasta olup olmadığını kontrol etmek,bunun için sürekli doktora gitmek

    Düzen ve düzenleme/toplama kompulsiyonları

    Eşyaları, şeyleri bir düzene koyma

    Elbiseleri düzenleme, toplama

    Koleksiyon kompulsiyonları

    Eski gazeteleri, çöp torbalarını biriktirme

    Çöpleri ayıklayarak saklamak, biriktirmek

    Gerekli gereksiz her şeyi biriktirme

    Çeşitli ritüeller

    Sayma ve kontrol dışı zihinsel ritüeller

    Her şeyin bir listesini yapma

    Şeylere dokunma, vurma ya da sürtme

    Göz kırpma ya da sabit bir şekilde bakma

    Ritüelleştirilmiş yeme davranışları

    Trikotilomani yani saçları ya da kaşları yolma

    Obsesif yavaşlık

    Ayrıntılarla o kadar çok ilgilenirler ki işleri bitmez harekete geçemezler, örneğin basit bir şeye karar vermekte zorlanabilirler bunun için saatler hatta günler harcayabilirler ya da evden çıkmaları çok fazla zaman alabilir.

    Normal olan ile patolojik olan (hastalıklı olan) arasındaki farkı nasıl anlayacağız?, Bu düşüncelerin ve davranışların kişinin günlük hayatını ne kadar etkilediğine onun ne kadar zamanını aldığına ve hatta bazen kişinin bunlardan ne kadar rahatsız olup olmadığına bakmalıyız.

    OKB problemi yaşayan bireyler, kendi düşüncelerine odaklıdırlar ve kendi düşüncelerinden ve eylemlerinden de korkmaktadırlar. Örneğin, abartılı tehlike, mükemmeliyetçilik, belirsizliğe tahammülsüzlük, abartılmış sorumluluk, düşüncelerin kontrol edilebileceğini düşünme, düşüncelere aşırı önem verme (yani kişi düşünceye o denli değer verir ki o düşünceyi eyleme dökmekle aynı kefeye koyar düşüncelerini.) Oluşan tehdit, tehlike algısı ve kendini sorumlu tutma düşünme doğal olarak kaygıya yol açar. Bu kaygıdan kurtulmak için nötralize etme davranışları yani kompülsiyonlar yapar böylelikleri felaketlerin önüne geçtiğini düşünür yani kompülsiyonu onu felaketlerden korumuştur. Bunu defalarca yaptıktan sonra bu düşüncesine olan inancı artar. Sonuçta kişi hem değerlendirmelerinin doğruluğuna ve olası tehlikelerden sorumlu oluşuna ilişkin düşüncesi katılaşır, pekişir.

  • Okullarda çocuk sağlığı!!

    Okulların açılması yaklaşıyor. Okul düzenine geçiş bir adaptasyon gerektirir. Uzun yaz tatilinde kurallar esner, beslenme ve uyku düzeni değişir. Oysaki okul zamanı düzen zamanıdır. Okulların açılması ile birlikte çocuk farklı ve disiplinli bir çevreye girer, beslenme ve uyku düzeni değişir, ruhsal ve fiziksel yorgunluğu artar. Üstelik bu dönem iklim değişikliğine bağlı olarak salgın hastalıkların da başladığı dönemdir. Bu nedenle çocuklarımıza hijyen kurallarının, düzenli beslenme ve uykunun öğretilerek bu döneme hazırlanması gereklidir.

    Bu döneme geçişte okul ile ilgili önlemler de önem taşımaktadır. Çocukların sınıflarının güneş görmesi, havalanmalarının iyi sağlanması ve iç dekorasyonunun sağlığa zararlı olmayan malzemeler ile yapılmış olması gereklidir. Ayrıca okullarda kazalara karşı önlemlerin alınmış olmasına dikkat edilmelidir. Okullar açıldıktan sonra çocukların kullandığı ortak alanların iyi temizlenerek hijyenin sağlanması gereklidir. Çünkü bu ortak eşya ve alanlar toplum kaynaklı enfeksiyonlar için taşıyıcı görevi görür.

    Sonuçta toplum kaynaklı enfeksiyonlar her çocuğun zaten normalde karşılaşacağı ve geçireceği enfeksiyonlardır. “Okul bağışıklık sistemimizi de eğitir”. Aileler olarak çocuklarımızı bu sürece iyi ve güçlü bir şekilde hazırlarsak enfeksiyonların üstesinden geleceklerdir. Aileleri tarafından okul dönemine iyi hazırlanmış miniklerin başarı ile bu süreci geçeceklerine inanıyorum.

    Bende sağlıklı ve verimli bir eğitim dönemi diliyorum.

  • Cocuğunuzu okula dönüşe hazirlamak icin 9 yöntem

    Yaz mevsiminin son günleri, yeni okul yılına hazırlık çanlarını da beraberinde getiriyor. Defter ,kitap almak işin kolay yanı. Daha soyut adımlarla, bu geçiş sürecini kolaylaştırmanız mümkün.

    İşte çocuğunuzu – ve kendinizi – okula dönüşe hazırlamak için kullanabileceğiniz 9 yöntem.

    1. Okul Düzenini Geri Getirin

    Yaz mevsiminin son birkaç haftasını okul düzenini yeniden kurmak için kullanın. Çocuğunuzun her sabah aynı saatte kalkmasını ve kıyafetlerini giymesini sağlayın. Kahvaltı, öğle yemeği ve atıştırma öğünlerini, çocuğunuzun okulda göreceği öğün saatlerine denk getirin.
    Ayrıca, çocuğunuzun sabah evden erken çıkmaya alışması da önem taşıdığından, okuldan önceki bir veya iki hafta boyunca onu sabahları evden çıkaracak aktiviteler planlayın. Bu süreç çalışan ebeveynler için daha zor olabiliyor. Ancak, kahvaltı sonrasında pijamalarıyla televizyon izlemek gibi yaz alışkanlıklarını geride bırakmış bir çocuğu okul telaşı başladığında sabah evden çıkarmak çok daha kolay olacaktır.

    2. Bağımsızlığını Destekleyin

    Sınıfın kapıları kapandığında, çocuğunuzun birçok şeyi kendi başına yapması gerekecek. Yaşına göre üstlenebileceği sorumlulukları ona önceden anlatarak, çocuğunuzu bu bağımsızlığa hazırlayabilirsiniz. Bu sorumluluklar okul malzemelerini düzenlemek, ödevleri not almak ve eve ödev getirmek olarak sayılabilir.
    Çocuğunuz küçük de olsa, ona okulda özgüven ve bağımsızlık kazandıracak bazı beceriler sunabilirsiniz. Küçük çocuğunuza kendi ismini yazmayı ve kendi ayakkabılarını bağlamayı gösterip, pratik yapmasını sağlayabilirsiniz. Çocuğunuz temel ihtiyaçlarını bir yetişkine bağlı olmadan karşılayabiliyorsa, okul dönemine geçişiniz çok daha kolay olur.

    3. Bir Başlangıç Noktası Belirleyin

    2012 yılında Amerikan Okul Danışmanları Derneği tarafından Yılın Okul Danışmanı seçilen Pfleger, “Ebeveynler ve öğretmenler çocukların sorumluluk almasına yardım etmek için ellerinden geleni yapmalı,” diyor. Evde okul veya beslenme çantası gibi okul malzemeleri için kalıcı bir alan belirleyerek, sabah telaşından kurtulabilirsiniz. Ayrıca, çocuğunuza okula götüreceği malzemelerin bir listesini hazırlatabilir ve bu listeyi ön kapının yakınında bir yere asabilirsiniz.

    4. Bir Ödev Yeri ve Zamanı Belirleyin

    Ödevleri, çocuğunuzun rutininin bir parçası haline getirerek gündelik mücadelelerden kurtulabilirsiniz. Çocuğunuzun evde yapacağı çalışmalar için bir yer ve zaman belirleyin. Pfleger’e göre, “Belirlediğiniz yer mutfak masası dahi olsa, çocuğunuzun ödevini her gün nerede ve ne zaman yapacağını bilmesi gerçekten olumlu bir etki yaratır.” Özellikle çocuğunuz küçükse, o ödevini yaparken ona yardıma hazır olmaya çalışın. Bu sırada gazete okuyabilir veya akşam yemeğini yapabilirsiniz. En önemli nokta, çocuğunuzun ilerlemesini kontrol etmek için yakınında olmanızdır.

    5. Okul Sonrası için Planlama

    Bazen okullar çalışan ebeveynler işten çıkmadan önce dağılır. Dolayısıyla, çocuğunuzun öğleden sonra nereye gideceğini veya bu sürede evde kimin bulunacağını belirlemek çok önemlidir. Çocuğunuzun okuluna, bir aktivite kulübüne danışarak bir okul sonrası program bulabilirsiniz. Mümkünse, programınızı ilk birkaç okul gününde öğleden sonraları çocuğunuzla birlikte evde olacak şekilde ayarlamaya çalışın. Bu ayarlama, çocuğunuzun yeni programa ve öğretmenlere alışmasına yardımcı olabilir.

    6. Hastalıklara Karşı bir Uyum Planı Geliştirin

    Çocuğunuz okulda hastalanır ve okul hemşiresi sizi onu okuldan almak üzere ararsa, çalışan bir ebeveyn olmanın zorluğunu bir kez daha hissedebilirsiniz. . Okul başlamadan önce, çocuğunuz hastalandığında onu emanet edebileceğiniz güvenilir bir bebek bakıcısı belirleyin veya bu sorumluluğu alabilecek bir ebeveyn grubu oluşturun. Okulun bu konudaki politikasına bakmayı da unutmayın. Çocuğunuzu okuldan almasına izin verdiğiniz kişilerin listesini yaparak, bununla ilgili formları imzalamanız gerekebilir.

    7. Tanışma ve Uyum Toplantılarına Katılın

    Okullarda her okul yılının başlangıcından önce tipik uyum ve bilgilendirme toplantıları düzenlenir. Bu toplantılar, sizin öğretmenler, okul danışmanları, müdürler ve en önemlisi büro elemanları gibi kilit oyuncularla taşınmanız için güzel fırsatlar sunar.

    8. Öğretmenlerle Konuşun

    Çocuğunuzun okula gitme sebebi kuşkusuz öğretmenlerdir. Çocuğunuzun öğretmenleriyle konuşurken, onların ödev konusundaki yaklaşımını sorun. Bazı öğretmenler, çocukların yeni becerilerde pratik yapması için ödev verirken, diğerleri çocukların yaptığı ödevlerin doğruluğuna odaklanır. Sınavların ve önemli ödevlerin tarihlerini öğrenerek, çocuğunuzun bunlara göre plan yapmasına yardımcı olabilirsiniz. Örneğin, Cuma sabahı önemli bir sınav olacaksa, Perşembe akşamına çok yüklenmemeniz gerektiğini bilebilirsiniz.

    9. Okul Düzenini Ailecek Planlayın

    Çocuğunuzla birlikte çalışarak, okulda başarı sağlayacak bir plan yapabilirsiniz. Örneğin, çocuğunuzla birlikte oturup bir düzen şeması hazırlayın. Çocuğunuza okuldan eve geldiğinde ne yapmak istediğini sorun. Dışarıda oynamak mı, ödev yapmak mı istiyor? Yanıtlarını şemaya yazın. Vaillancourt’a göre, “Çocuklar kendi düzenlerini ve beklentilerini ne kadar sahiplenirse, bu düzeni takip etmek konusunda o kadar istekli oluyor.”