Etiket: Düz

  • Renkli ve şekil değiştiren benler cilt kanserine işaret edebilir

    Vücudunuzdaki benlerin arttığını gözlemliyorsanız, bu benlerin renk ve şekil değiştirdiğini düşünüyorsanız mutlaka bir dermatoloji uzmanına başvurmalısınız.

    Benlerin sayısı genetik veya güneşe maruz kalmaya göre değişebilir

    Benler genellikle derinin zararsız değişikliklerindendir. Tıp dilinde “melanositik nevüs” olarak bilinirler ve “melanosit” adı verilen pigment hücrelerin (derinin rengini veren hücreler) çoğalması sonucu gelişmektedir. Benler düz veya kabarık olabilir. Renkleri pembeden kahverengi ve siyaha kadar değişmektedir. Benler doğumda mevcut olabildikleri gibi genellikle çocukluk yaşında da gelişmektedir. Benler zamanla kendiliğinden kaybolabilir ya da sonradan çıkabilir. Bu durum benlerin doğal süreci olarak kabul edilmektedir.

    Bir benin kansere dönüşebilmesi için bir takım etkenlerin kanserleşmede önemli rol oynadığı bilinmektedir . Bu etkenlerin en başında ise güneş gelmektedir. Bu nedenle vücudumuzdaki benlerin yazın kansere dönüşme riski çok daha fazla olmaktadır. Ani ve yüksek dozdaki güneş ışınları benler üzerinde çok etkilidir. Özellikle koyu renk melanin içeren benler daha fazla risk taşımaktadır.

    Benlerin rengine ve şekli önemlidir

    Doğuştan olan benler bebeklerin % 1`inde görülür. Boyutları birkaç milimetreden vücudun çok geniş alanlarını kaplayacak kadar olabilir. Özellikle çok geniş olanlarının melanom denen bir cilt kanserine dönüşme olasılığı vardır. Bazı benlerin etrafı beyaz bir halka ile kaplıdır. Bu tip benler çocuklukta ve ergenlik döneminde görülmektedir. Herhangi bir zararları yoktur ve zamanla ortadaki ben ve beyaz halka ortadan kalkmaktadır. Bazen renk değişikliği “melanom” denilen cilt kanserinde de görülebilir. Eğer bu durumdan şüphe duyulursa biyopsi alınması önerilmektedir.

    Kenarları düzensiz ve büyük benlere dikkat!

    Sıra dışı benler “Clark nevüs” olarak bilinmektedir. Bu benler normal olmayan görüntüdedir. Kenarları düzensiz, büyük boyutta, sıklıkla cilt kanserine işaret eder tarzdadır. Kaygı uyandıran görünümlerinden dolayı gerekli olmadığı halde cerrahi olarak çıkarılmaktadır. Sıra dışı benleri olan kişiler özellikle ailelerinde cilt kanseri öyküsü var ise risk grubundadırlar.

    Düzenli doktor kontrolü önemli

    Melanoma derinin pigment (boya) hücrelerinden kaynaklanan kanseridir. Eğer bir ben büyüklüğünü, şeklini veya rengini değiştirirse veya erişkin dönemde yeni bir ben çıkarsa mutlaka bir dermatoloji uzmanı tarafından incelenmesi gerekmektedir. Dermatologlar “dermatoskopi” yöntemiyle benlerin görüntüsünü büyüterek inceleyebilirler ve gerekirse biyopsi de alabilmektedirler. Kanser olasılığı var ise, bir benin yapısı düzensizse, çevreye doğru yayılıyor ve rengini değiştiriyorsa tedavi edilmesi gerekmektedir. Eğer ben kıyafetlerin, tarağın ve tıraş bıçağının zarar verebileceği bölgelerde ise travmaya ve tahrişe maruz kalmaması için, alınması önerilmektedir.

    Kolay ve ağrısız bir şekilde benlerden kurtulabilirsiniz

    Deriden kabarık bir ben traşlama şeklinde biyopsi yöntemi ile kolaylıkla tedavi edilebilmektedir. Deri lokal anestezi ile uyuşturulduktan sonra bir cerrahi bıçak veya koter ile çıkartılmaktadır. Yara düz beyaz bir leke bırakarak iyileşmeye başlamaktadır. Benin alınmasında cerrahi yöntem kullanılmasında ben eğer düzse veya melanom dediğimiz cilt kanseri şüphesi var ise kullanılmaktadır. Derideki ben tam kalınlığı ile alınmakta, sonra da dikiş atılmaktadır. Çıkarılan ben patolojik incelemeye gönderilmektedir. Cerrahi yapılan yerde ince bir çizgi şeklinde iz kalır. Benlerin üzerinde çıkan kıllar traş edilebilmektedir. Cımbızla alınması benin altında ağrılı şişliğe neden olabilmektedir.

    Benlerinizin neden olabileceği risklerden korunmak için;

    Ayda bir kişisel cilt muayenesi önemlidir. Benlerde değişiklik görüldüğünde ya da yeni bir ben fark edildiğinde dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır.

    Kişide çok sayıda ben varsa, daha önceden olan deri kanseri öyküsü bulunuyorsa düzenli kontrole gidilmelidir.

    Çok sayıda ben ve sıra dışı ben var ise fotoğraf ile kayıt almak faydalı olabilir.

    Güneş ile ilişkiler doğru ayarlanmalı, mutlaka güneşten koruyucu ürün kullanılmalıdır. Koruma faktörü 30 ve üzerinde olan güneşten koruyucular sık olarak güneşe maruz kalan alanlara uygulanmalıdır.

    Detaylı bilgi için www.handeulusal.com’u ziyaret edebilirsiniz.

  • Benler (nevüsler)

    Benler (nevüsler)

    Benler nedir?
    Benler genellikle deriniz zararsız değişikliklerindendir. Tıp dilinde melanositik nevüs olarak bilinirler ve melanosit denen pigment hücrelerin (derinin rengini veren hücreler) çoğalması sonucu gelişirler.

    Benler ne şekilde görülebilirler?

    Benler düz veya kabarık olabilirler. Renkleri pembeden kahverengi siyaha kadar değişebilir. Benlerin sayısı genetik olarak ve güneşe maruz kalmanın derecesine bağlı olarak değişir.

    Benler ne zaman oluşurlar ve nasıl gelişirler?

    Benler doğumda mevcut olabildikleri gibi genellikle çocukluk yaşında gelişirler. Erken evrede nevüs hücreleri derinin üst tabakası (epidermis) ile derinin orta kısmı (dermis) arasındadır. Bu nevüslere Junctional nevüs denir. Bu benler düz ve renklidirler. Benler geliştikçe nevüs hücreleri dermise de yayılır(compound nevüs) veya sadece dermiste bulunurlar (dermal nevüs). Bu benler kalınlaşmıştırlar ve sıklıkla deri yüzeyinden kabarıktırlar.Renkli olmayan dermal nevüsler sellüler nevüs olarak adlandırılırlar. Bazı nevüsler ise oldukça koyu mavi renktedirler ve mavi nevüs adını alırlar. Benler güneşe maruz kalındıktan sonra ve gebelikte koyulaşırlar. Erişkin çağda renklerini kaybeder ve yaşlılık döneminde tamamen ortadan kalkabilirler.

    Ben tipleri nelerdir?

    Doğumsal pigmente nevüs

    Doğuşta mevcut olan bir ben konjenital pigmente nevüs olarak adlandırılır. % 1 bebekte bu benler görülür. Boyutları birkaç milimetreden vücudun çok geniş alanlarını kaplayacak kadar olabilir. Özellikle çok geniş olanlarının melanom denen bir cilt kanserine dönüşme olasılığı vardır.

    Halo nevüs

    Bazı benlerin etrafı beyaz bir halka ile kaplıdır. Bu tip benler çocuklukta ve ergenlik döneminde görülür. Herhangi bir zararları yoktur ve zamanla ortadaki ben ve beyaz halka ortadan kalkar. Bazen renk değişikliği melanom denen cilt kanserinde de görülebilir, eğer şüphe duyulursa biopsi almak gerekebilir.

    Çiller

    Çiller küçük açık kahve renkli düz deri lekeleridir ve genellikle açık renkli kimselerde görülürler. Genellikle güneşe maruz kalınan alanlarda bulunurlar ve yaz aylarında renkleri koyulaşır.

    Sıradışı benler

    Sıra dışı benler Clark Nevüs (Atipik nevüs) olarak bilinirler. Bu benler normal olmayan görüntüdedirler. Kenarları düzensiz, büyük boyutta, sıklıkla melanom denen cilt kanserine benzer şekildedirler, fakat çoğunlukla selimdiler. Kaygı uyandıran görünümlerinden dolayı gerekli olmadığı halde cerrahi olarak çıkarılabilirler. Sıradışı benleri olan kişiler özellikle ailelerinde melanom denen cilt kanseri var ise melanona yakalanma açısında risk taşırlar.

    Benlerdeki değişiklikler neyin belirtisi olabilirler?

    Melanoma derinin pigment (boya) hücrelerinden kaynaklanan kanseridir. Eğer bir ben büyüklüğünü, şeklini veya rengini değiştirirse ve ya erişkin dönemde yeni bir ben çıkarsa muhakkak birdermatoloji uzmanı tarafından incelenmelidir. Dermatologlar dermatoskopi denen bir yöntemle benlerin görüntüsünü büyüterek inceleyebilirler ve eğer gerekirse biyopsi de alabilirler.

    Benler nasıl tedavi edilir?

    Birçok ben zararsız olması ve çıkarılmasına gerek olmamasına rağmen aşağıdaki durumlarda tedavi edilmelidir.

    Kanser olasılığı var ise: Bir benin yapısı düzensizse, çevreye doğru yayılıyor ve rengini değiştiriyorsa tedavi edilmelidir. Eğer bir ben kıyafetlerin, tarağın ve tıraş bıçağının bene zarar verebileceği yerlerde ise çıkartılmalıdır.
    Kozmetik nedenler
    Benler hangi yöntemlerle tedavi edilir?

    1.Traşlama şeklinde biyopsi

    Deriden kabarık bir ben bu yöntem ile kolaylıkla tedavi edilebilir. Deri lokal anestezi ile uyuşturulduktan sonra bir cerrahi bıçak veya koter ile çıkartılır. Yara düz beyaz bir leke bırakarak iyileşir.

    2.Benin cerrahi olarak çıkartılması

    Bu yöntem ben düzse veya melanom dediğimiz cilt kanseri şüphesi var ise kullanılır. Deri deki ben tam kalınlığı ile çıkarılır ve sonrada dikiş atılır. Çıkarılan ben patolojik incelemeye gönderilir. Cerrahi yapılan yerde ince bir çizgi şeklinde iz kalabilir.

    Benlerin üzerinde çıkan kıllar traş edilebilir. Cımbızla alınması benin altında inflamasyona yol açarak ağrılı şişliğe neden olabilir.

    Deri nasıl muayene edilmelidir?

    -Ayda bir kişisel cilt muayenenizi yapınız: Benlerinizde bir değişiklik görürseniz veya yeni bir benin çıktığını fark ederseniz bir Dermatoloğa başvurunuz.
    -Çok sayıda beniniz, atipik beniniz, daha önceden olan deri kanseriniz var ise veya doktorunuz önerdiyse düzenli olarak muayene olunuz.
    -Çok sayıda ben ve sıra dışı ben var ise fotoğraf ile kayıt almak faydalı olabilir. Dermatoskopi denen bir yöntem ile benlerin fotoğrafları alınarak, benlerdeki melanom habercisi olabilecek değişiklikler kolaylıkla saptanabilir.
    -Cilt kanserinden nasıl korunulur?
    -Güneşten korunma oldukça önemlidir.
    -Uzun kollu gömlek, uzun pantolon ve etekler, şapka giyilmelidir.
    Güneşten koruyucu kullanın. Koruma faktörü 30 ve üzerinde olan güneşten koruyucuları sık olarak güneşe maruz kalan alanlara uygulayın.

  • İlk ayakkabı ne zaman giydirmeliyim?

    Yarın sabah belki içimizden birinin bebeği adımlamaya başlayacak ve mutlulukla başlayacağız güne…Onun heyecanı, O ilk adımı umut olacak, heyecanla ;yürüdüklerini görmenin coşkusu ile “ilk adım ayakkabısı” denilen ayakkabıyı hemen almaya koşacağız.

    Acele etmeyin….Durun…Eskiden çocuklarımızın ayak sağlığı ile ilgili sorunları olmasın düztaban olurlar, içe basarlar diye hemen koşup ortopedik ilkadım ayakkabısı almaya giderdik…

    Bebekler yürümeye başladıktan sonra 2 yaşına kadar ev ortamında ayakkabısısız yalın ayak sadece çorap veya sıkı olmayan bir patikle yürüyebilir. Ve çoğu zaman ortopedik bir ayakkabıya ihtiyaç duymazlar. .

    Bununla birlikte eğer arzu ediyorsanız ayak sağlığı açısından problem oluşturmayacak, sağlıklı malzemeden, uygun numaralı, ayak kasları ve eklemlerinin gelişimine engel olmayacak bir ayakkabı kullanabilirler.

    Sevgili anneler; eğer çocuğunuzun ayak gelişimi açısından endişeleriniz varsa, parmak ucunda yürüyorsa, içe basıyorsa, düz taban olduğunu düşünüyorsanız( çoğu çocukta 3 yaşına kadar görülebilir) çocuğunuzun ayak gelişiminin normal ilerleyip ilerlemediğini, ayağındaki sorunun tedavi gerektirip gerektirmediğini öğrenmek için çocuk ve daha sonra da onun yönlendirmesi ile bir ortopedi uzmanına danışarak öğrenebilirsiniz.Çocukların ayakları belli bir yaşa kadar gelişmeye devam eder.

    Ayak gelişiminin doğal olması ve dış etkenlerle bozulmaması çok önemlidir. Bu nedenle bebek ve çocuklara çok sert ayakkabılar giydirilmemelidir. Çocuklarda ergenlik yaşlarına gelen kadar, ayağın şeklini alabilen, doğal malzemelerden üretilen, esnek ayakkabılar tercih edilmelidir.

    Bebeklerin ve çocukların ayakları gelişme döneminde olduklarından çok hassastır. Sert ayakkabılar, çocuğun ayak tabanındaki kavisin, yani çukurun düzgün oluşmasını, ayak adalelerinin sağlıklı gelişmesini ve yürüme – denge refleksinin doğal gelişimini engelleyebilir.

    Çocuklar için DOĞRU AYAKKABI NUMARASI hangisidir?

    Gelişme dönemindeyken çocukların ayakları hızlı büyür. Bu dönemde alınacak ayakkabının, ayakları sıkmamasına dikkat edilmelidir. Esneyebilen ayakkabılar daha doğru seçimdir. Yarım numara büyük ayakkabılar alınabilir, ancak ayakkabının ayağa fazla büyük gelmemesi de önemli noktalardan biridir.

    Çocukların OKUL AYAKKABILARI NASIL OLMALI?

    Okula gidip gelirken normal okul ayakkabısı, beden eğitimi dersleri için de spor ayakkabılar uygun olacaktır. Ancak bu ayakkabıların esneklik, rahatlık, iyi havalanma, yere iyi basma, terletmeme ve kaymama gibi genel özelliklere sahip olması, ilk dikkat edilmesi gerekenler arasındadır. Bu dönemde çocuğunuzun ayakları çok kısa süreler içinde büyüyecektir. Büyük ihtimalle alacağınız ayakkabı eskimeden, çocuğunuzun ayağına ufak gelmeye başlayacaktır. Aileler bu durumu göz önünde bulundurarak genelde çocuklarına göre 1 ya da 2 numara büyük ayakkabılar alırlar. Bu yanlış bir tercihtir. Çünkü bu dönemde çocuklar hareketli olduklarından ayakkabının içinde oluşan boşluk ayakkabı vurmasına, burkulmalara ve yaralara neden olabilir.

    Çocuklarda EN SIK GÖRÜLEN AYAK SORUNLARI nelerdir?

    Çocukların ayaklarında gelişen bozuklukların erken tanısı son derece önemlidir. Bu ayak sorunlarını iki farklı kategoriye ayırabiliriz. Çocukların yüzde 60, 70, bazı çalışmalara göre 80’inde hafif düztabanlık ve hafif içe basma problemi gözleniyor. Bebeklerin çok büyük kısmında 3 yaşına kadar düztabanlık görülebilir. Çocuğun ayağını basarken düz, otururken veya parmak uçlarındayken normal ayak içi girintisinin görülmesi durumunda esnek düztabanlıktan bahsedebiliriz.

    Esnek düztabanlık, zaman içinde tedaviye ihtiyaç duymadan düzelir. Ancak bu durumun ergenlik dönemine kadar devam etmesi durumunda ayak tabanında ağrı oluşmaya başlar. Bu durumda doktora gidilmesinde yarar vardır. Kalıcı sorunlar oluşmaması için…Çocukların ayaklarında görülen bazı sorunlar zamanla düzelebiliyor. Ancak bazı sorunlar da kalıcı problemlere neden olabiliyor. Çocuğunuzun ayak gelişiminin normal ilerleyip ilerlemediğini, ayağındaki sorunun tedavi gerektirip gerektirmediğini, bir uzmana danışarak öğrenebilirsiniz.

  • Bel sağlığı için ne gibi kurallara dikkat edilmelidir?

    >Hareketsiz kalmayın. Yetersiz hareket, vücuttaki doku ve organların gereği gibi beslenmesini düzenleyen, yaşam için önemli metobolizma olaylarını olumsuz yönde etkiler. Yeteri kadar hareket etmeyen organizmada, belli vücut bölgelerinin beslenmesi aksar ve metabolizma artıklarının vücut dışına atılması azalır. Yetersiz hareketin en önemli olumsuz sonucu, kas ve kemiklerin zayıf kalmasıdır. Hareketli olmak, tüm vücut fonksiyonlarını canlı tuttuğu gibi, aşınma, yıpranma ve kuvvet yitirilmesini de önler. Tüm eklemler gibi, omurga disklerinin beslenmesi de emme-basma tulumba mekanizmalarıyla gerçekleşir. Bu yüzden sürekli oturmak veya ayakta durmak bel hastası için sakıncalıdır. Vücut pozisyonunun sık sık değiştirilmesi, omurganın kemik yapısının ve disklerin daha iyi beslenmesini sağlar, dolayısıyla vaktinden önce aşınıp yıpranmasını önler.

    >Bel ve sırtınızı dik tutun. Omurga için en rahat ve uygun olanı bel ve sırtın düz durduğu pozisyondur. Güçlü bel ve karın kasları, belin düz durmasını kolaylaştırır. Bu nedenle de düzenli egzersiz gereklidir.

    >Kötü duruş sırtta kamburluğu, belde de iç çöküklüğü artırır. Erken dönemde kalıcı kambur oluşur.

    >Yerden bir şey alırken öne doğru eğilmeyin, çömelin. Omurganın en çok zorlandığı pozisyonlardan biri, gergin dizlerle öne eğilip yerden bir şey almaktır. En iyisi çömelmektir. Bu durumda omurga düz duracağı için çok daha az zorlanır.

    >Sizin için ağır cisimleri kaldırmayın. Ağır kaldırmak, belin alt bölgesindeki diskleri zorlar. Sık sık bel ağrısından yakınanlar, kesinlikle ağır yük taşımamalıdır. Eğer ağır bir yük taşıma zorunluluğu varsa, eldeki eşya olabildiğince vücuda yaklaştırılarak, hatta dayanarak götürülmelidir.

    >Taşıdığınız ağırlıkları ikiye bölün ve vücudunuza yakın tutun. Bu şekilde omurgaya binen yük eşit dağılacağı için diskler tek yönlü zorlanmayacaktır.

    >Otururken belinizi düz tutun ve sırtınızı bir yere dayayın.

    >Zamanın çoğunu oturarak geçiren insanlar, sürekli masa başında çalışanlar, sürekli araba kullanmak zorunda olanlar için bu önemli. Sürekli masa başında oturmak zorunda olanlar, ayakların altına küçük bir yükselti veya iskemle koysunlar ve kolları da koltuğun yanlarına dayasınlar. Otururken de sık sık pozisyon değiştirsinler.

    >Ayakta dikilirken dizleri gergin tutmayın. Yüksek topuklu ayakkabılar da beli çukurlaştıracağı için omurgayı zorlar. Topukları ve tabanları yumuşak ve alçak topuklu ayakkabı giyilmelidir.

    >Yatarken bacaklar gergin olmasın. Sırtüstü yatarken dizlerin altına konacak küçük bir silindir yastığın büyük yardımı dokunur. Yan yatarken de dizlerin arasına yastık konmalı. Yüzüstü yatış bel ağrısı olanlar için uygun bir pozisyon değildir.

    >Spor yapın, imkanı olanlar için yüzme bel ağrısında yapılabilecek en ideal spordur. (serbest, sırtüstü) Ayrıca hızlı tempolu yürüyüş yapılabilir ve bisiklete binilebilir.

    >Omurga kaslarını düzenli çalıştırın. Bu da düzenli egzersizle olur. Bu egzersizler hiçbir zaman zorlanarak ve sert yapılmamalıdır.

  • Boyun sağlığı için öneriler

    Boyun sağlığı için öneriler

    Bazı meslek grupları boyun ağrılarına daha fazla yatkınlık gösterirler. Özellikle masa başında yoğun bilgisayar kullanan kişiler, öğretmenler, şoförler, bedensel olarak yoğun iş yapanlar gibi. Yaşla artan dejeneratif süreçte halk arasında kireçlenme denilen duruma katkıda bulunarak hastada boyun ağrılarının daha da artmasına neden olabilir. Boynunda sorunu olanlar ve özellikle de masa başında çalışan kişiler uyulması gereken basit kurallarla yaşamasını bilirlerse sağlıklı bir boyuna sahip olabilirler.

    Çalışma şartlarınızı ve ortamınızı düzenleyerek boyun sağlığınıza katkı sağlayabilirsiniz. Örneğin, ekranların göz seviyesinde veya o seviyenin hafif altında olmasına dikkat edin. Boynunuz sürekli öne doğru eğik ve aynı pozisyonda olmamalı. Çalışma esnasında ortalama olarak iki saate bir boyun kaslarını esnetme ve germe egzersizleri yapın. Ağır cisimleri asla yukarı doğru kaldırmayın, itmeyin ve çekmeyin. Yatak dışında uyumamaya özen gösterin. Çok alçak veya çok yüksek yastıklar kullanmayın.
    Boyun eğriliğini destekleyecek ortopedik yastıkları tercih edin. Arabada ve koltukta uygun boyun destekleri kullanın. Sigara disklerin yapısını ve kalitesini bozduğu için sigara içmeyin. Günlük ve düzenli yapılan boyun egzersizleri boyun eğriliğini düzeltir, boyun hareketliliğini artırır. Boyun egzersizleri boyun kaslarınızı güçlendirir ve kaslardaki gerginliği azaltır. Düzenli spor yapın ve özellikle yüzme vb. sporları tercih edin.
    Boyun sağlığınıza gerekli özeni gösterin; Sağlıklı boyun; güçlü, dengeli ve ağrısız boyundur. Unutmayalım ki sağlıklı boyuna belli kurallara uyarak sahip olabiliriz;
    Başınızla asla yük taşımayın ve baş seviyesinin yukarısına doğru yük kaldırmayın.
    Ağır cisimleri asla kaldırmayın, çekmeyin ve itmeyin. Taşıyacağınız yükleri eşit olarak her iki elinize ve kolunuza bölün.
    Boynunuzu sürekli öne eğik veya aynı pozisyonda sabit tutmamaya özen gösterin.
    Özellikle bilgisayar ve tezgâh başında sıklıkla pozisyon değiştirin.
    Çalışma şartlarınızı ve koşullarınızı kendiniz iyi düzenleyin. Telefonla konuşurken telefonu boyun ile omuz arasına sıkıştırarak konuşmayın ve uzun süreli konuşmalardan kaçının.
    Otururken sırtınızı düz tutun ve yaslanın.
    Gerekirse boyun kıvrımınıza uyan boyun yastığı ile boynunuzu takviye edin.
    Yatak dışında boyununuz düşercesine başka bir yerde uyuya kalmayın.
    Aşırı yüksek yastık kullanmayıp boyun yastığı tercih edin.
    Ağrı devam ederse mutlaka doktorunuza görünün.

  • Akupunktur ile tedavi edilen hastalıklar; obezite

    Akupunkturun zayıflamada etkileri

    1.İştah ve acıkma hissini azaltır

    Diyet yapan ve zayıflamak isteyen kişilerde en büyük sıkıntı iştah kontrolünde zorlanma ve bu yüzden strese girip, diyete kısa zamanda son vermeleridir. Akupunktur beyindeki hipotalamus bölgesini uyararak, noradrenalin seviyesini düşürüp, serotonin hormonunun salgısını yükseltir, bu nedenle tokluk hissi oluşur. Ve zayıflamaya yardımcı olur.

    2.Sindirim sisteminde düzenleyici etkileri var

    Bu etkiler iki mekanizma ile kendini gösterir. Birincisi tüm yemek borusu, mide girişi, mide kasları ve bağırsaklarda mevcut olan düz kasların hareketleri (peristalsism), serotonin salgısının artırılmasıyla düzenlenir. Neticede mide kasları gitgide toparlanır ve mide hacmi gitgide azalır. Uygün bir diyete başlanır ve diyete uyum sağlamak kolaylaşır . İkinci etkisi ise , Serotoninin mide de asit salgısında düzenleyici rolünden kaynaklanır . Sonuç ; zayıflamaya yardımcı olma, acıkma hissinin kontrolu , sindirim sisteminde genel bir rahatlama , Reflü şikayetlerinin büyük ölçüde ortadan kalkması, Gastrit ve mide yanması şikayetlerinin hafiflemesi ,kronik kabızlığın giderilmesi ( pristalsismde uyarı kalın bağırsakları da harekete geçirir ) .Bu etkiler ışığında, çoğu zaman hastalarımızda senelerce sindirim sistemi ile ilgili kullanmakta oldukları ilaçlara son verebilmekteyiz. .

    3.Halsizlik ve bitkinliği önler

    hayat enerjimizi harekete geçirip dengelediği için halsizlik ve bitkinlik önlenir ,bununda uzun vadeli diyet yapabilmek ve kontrollu yemek yeme huyunun kazanılmasında önemli rolu vardır . Diyete ve daha hareketli bir yaşam biçimine uymamız sağlanır .

    4.Stresi azaltır

    Akupunktur işlemi vücuda ve kulağa uygulandığında , Beta endorfin hormonu salgılanır .Beyindeki duygularımızı yöneten Limbik Sistemini uyararak , Mutluluk hormonu sayesinde ( endorfin ) Stres hormonlarının ( Adrenalin ve Kortizol hormonu ) kana salgılanması engellenir . Neticede gerginlik , negatif düşünceler , ıztırab azalır ve kendimizi daha iyi hiss etmeye başlarız . Unutmayalım ki Stres fazla yemek yemeye neden olan en önemli faktörlerden biridir .

    5. Yağ Metabolizmasını düzenler

    Karaciğerde yağ metabolizmasını hızlandırarak kandaki kolestrol seviyesinin düşmesine yardımcı olur. Araştırmalara göre ,Kandaki Kolestrol seviyesi, sadece diyet yaparak zayıflayan kişilere göre, % 30 daha fazla ve daha hızlı düşüş gösterir. Sağlıklı bir zayıflama sağlar.

  • Obezite ve akupunktur

    Obesite milyonlarca insanı etkileyen bir sağlık problemidir. Tedavideki başarısızlıklar hem hastayı hem de doktoru hayal kırıklığına uğratmaktadır. Vücut ağırlığı yiyecek ve içeceklerden alınan ve günlük aktivitelerden harcanan kalori arasındaki denge ile belirlenir. Obesıtenın en sık sebebleri fazla yemek yeme, fiziksel aktıvıte azlığı ve sedanter yaşam tarzı veya her ikisi. Diğer faktorler konvansıyonel ve komplementer tedavılere cevap vermeyen genetik metabolik durumlardır. Depresyon,ankisiyete ve can sıkıntısı insanları fazla yemeğe iter. Yaşlanma ve menapoz metabolizma ve aktivite düzeylerini etkileyen önemli faktörlerdir. Büyüme ve troıd hormonlarındaki azalma metabolızmayı etkiler ve kilo almayı hızlandırabilir. Bir çok kişi labarotuvar değerleri normal bile olsa hipotrıdızm olabilir.

    Sigara bırakmadan sonra görülen kilo alma nikotin etkisinin kaybı sonucudur , iştah açıçı özelliği vardır. Antıdepresan ve kortıkosteroıdler de kilo almaya yol açabilir. Travma da aktıf hayatı engeller. Fazla yağlı ve basit karbonhidratlı diet obesitede en önemli faktor olabilir.

    Obesite ile ilişkili komplikasyonlar;
    • Hipertansiyon
    • Koroner vaskuler hastalık
    • Hiperkolesterolemi
    • Kolelithiasis
    • Diabet
    • İnme
    • Osteoartrit
    • Uyku apnesi

    Ayrıca kolon, meme,uterus ve prostat kanseri obes hastalarda daha çok görülür. Bu komplikasyonlar obesitenin kendisi kadar etyolojık faktorler ve çevresel streslerle de alakalıdır. Böylece aurıcıler medecıne ile kişinin obesitesinde rol oynayan etyolojık faktorleri tespit edebiliriz.
    Obesite tedavısı semptomlardan ziyade etyolojık nedenı tedavi etmektir. Temel amacımız kişinin harcadığında daha az kalori alımını sağlamak, yeterli egzersiz ve aktıvıte sağlanması, davranış terapileridir. Aurıculterapi ve aurıculomedecıne ile öncelikli olarak hasta değerlendirilmesi medikal hıkaye, fizik muayene ve uygun laboratuarlar incelemelerini içerir. Kulak muayenesinde etyolojık sebeplere uyan temsili bolgeler hastalığın evresıne de uyan zonlarda araştırılması yapılır.

    . Akupunktur ile obesite tedavısınde sağlanan etki ; stres gibi emosyonel faktorler kadar iştah, intestinal motilite ve metabolızmayı etkiler. Hipotalamusta ventromedıal nükleustaki doyum merkezindeki sinirsel aktiviteyi artırır. Mide kaslarındaki tonusu , plazma ve beyinde enkefalin, beta endorfin,seratonin düzeylerini artırır.
    Akupunktur vagal sinirin aurıculer dalını uyarır ve seratonın düzeyini yükseltir. Bu etkiler göstermiştir ki mide düz kas tonusunu artırır ve böylece iştahı baskılar. Diğer etkiler arasında seratonın bağırsak hareketlerini artırır, endorfin ve dopamin yükselmesi ile stres ve depresyon kontrol altına alınır. Akupunktur uygulamasından sonra artan beta endorfin yağ depolarında lipolitik etki göstererek kilo kaybına yol açar.

    . İleri düzey kulak akupunkturu ve aurıculomedecıne de renkli filtreler ve VAS dediğimiz nabız teşhisi ile obesitenin altında yatan etyolojık sebepler tespit edilip tedavısı duzenlenir. Örneğin troid gland yetersizliğini etmekle kalmayıp hormon üretimini de artırmaktır. Böylece sebepe tedaviye ulaşılmış olur. Glandın subklinik belirtilerinin sebepi mantar veya parazit olabilir. Böyle basitçe yapılan tedavi ile obesite de dahil olmak üzere gerileyecektir. Benzer şekilde menapoz tedavisi estrojen üretimiyle ilgili olan 3.faz noktalarını kullanmaktır. İlave olarak VAS ve filtrelerle belirlenen metal toksisite depresyon sebebi olarak tespit edilebilir.

    . Tedavi ayrıntılı kulak muayene ve tedavısının yapılması, istenilen kiloya erişinceye kadar haftada bir olarak belirlenir, sonrasında 6 ay
    koruma planlanır.