Etiket: Duygusal Zeka

  • Duygusal Zeka Nedir?

    Duygusal Zeka Nedir?

    ‘Duygu olmadan hiçbir karanlığın aydınlığa dönüşmesi, hiçbir adaletin harekete dönüşmesi mümkün değildi.’

    Carl Jung

    Duygusal zeka dediğimiz kavramı ünlü psikologlar Mayer ve Salovey 1990’ yılında yaptıkları bazı akademik çalışmalar sonrasında şu şekilde tanımlamaktadır; ‘duygusal zeka, bir insanın kendi duygularını ve başka insanların duygularını tanıyabilme, duygularını birbirinden ayırt edebilme ve bütün bu bilgileri düşünce ve davranışların oluşumunda doğru bir biçimde kullanabilme yeteneği.’ Yaşadığımız toplumlarda her gün duyduğumuz yeni bir haber bana insanlar arası hoşgörü,saygı,sevgi gibi duyguların giderek azaldığını hatırlatıyor. Hayat şartlarının gerilimlerinin birikimleri,depresyon,kaygı,uykusuzluk,yeme bozukluklarına yol açıyor. İnsanlar arasında ki duyguların azalması,modern çağımızda insanların kendilerini kontrol edebilmelerini ve zorluklarla baş etme yetilerini azaltıyor. Özellikle ülkemizde gerek gerek ekonomik krizin gerek zorlu yaşam şartlarının ve kişisel problemlerin insanlarda kontrol ve tahammül gücünü azaltıyor. Sağlık bakanlığının yaptığı çalışma raporlarına göre ülkemiz insanlarından her beş kişide biri derin depresyonla baş etmeye çalışırken bir profesyonel yardıma ihtiyaç duyuyor.

    Günümüzün çocuk ve gençlerinin dikkat düzeyleri giderek düşüp, öğrenmeye olan istekleri azalmaktadır. Gençlerimizin pek çoğunun enerjileri yok ve çekimserliği tercih etmekte. Bir çok insa ‘şimdiki çocuklar çok daha akıllı’ sözlerini duymayanımız yoktur sanırım. Halbu ki gerçek şu ki, her kuşak bir öncekinden daha akıllı görünürken,sevgi saygı,merhamet,empati ve bazı ahlaki değerlerden git gide uzaklaşıyor,güvensiz ve sağlıksız ilişkiler kurarak karşımıza çıkıyor.

    Bilimsel çalışmalarla da desteklenen DUYGUSAL ZEKA kavramına hepimizin daha çok kulak vermesi gerektiği düşüncesindeyim. Çünkü, şiddet,istismar,zorbalık eylemlerinin akıl almaz artışı,insanların artık insani içgüdülerle hareket etmediği,ekonomik koşulların insanlar üzerinde yoğun baskı kurduğu bir dünyada yaşıyoruz.

    Bilim adamları ‘ Davranışlarımıza yön veren nedir?’ sorusuna cevap ararlarken şu önemli sonuca ulaştılar; ‘ DAVRANIŞLARIMIZIN OLUŞUMUNDA BEYNİMİZDE DÜŞÜNCELERİMİZ KADAR DUYGULARIMIZDA AYNI DERECEDE İŞLEV GÖREREK ÇALIŞIYOR.’

    Prof.GARDNER’in çoklu zeka kuramına göre duygusal zeka; ‘duyguları kontrol edebilme,sağlıklı ve uyumlu sosyal ilişkiler kurabilme ve mutlu yaşam sürebilme için kazanılması gereken bütün yetenekler’ olarak tanımlanmıştır.

    Duygusal zeka insanın verimli ve daha etkin bir hayat yaşayabilmesi için kendi değerini ve gücünü tanıması,kendi duygularının farkında olmasıdır. İnsanlar ancak bu şekilde kendisine ve çevresine yarar sağlayabilir,insanlığa katkıda bulunma cesaretini hissedebilir.

  • Duygusal Zeka

    Duygusal Zeka

    Duygusal zekayla ilgili günümüze kadar bir çok tanım yapılmıştır. Bunlardan biri de Mayer ve Salovey’e aittir. Mayer ve Salovey duygusal zekayı, “duygusal veriyi anlama ve akıl yürütme kapasitesi” olarak tanımlar. D. Goleman’ a göre ise beş duygusal yeti söz konusudur.

    1. Duygunun farkına varmak

    2. Duyguları idare etmek

    3. Başarma güdüsü ile hareket etmek

    4. Başkalarının duygularını fark edebilmek, anlayabilmek, etkileyebilmek

    5. İlişkilere başlamak ve devam ettirmek

    Bu yetileri fark ettiğimizde duygularımızı idare edebilmeye başlayabiliyoruz demektir. E.Q. yani duygusal zeka bu yetilerin kullanımına bağlı olarak gelişir ve IQ akademik zeka ili ilişki içindedir.

    Başarıyı etkileyen faktörler arasında I.Q.’ya verilen pay birçok uzman tarafından %20 olarak belirlenirken; şans, sınıf, duygusal zeka gelişimi geri kalan payı kapsıyor.

    “Çok yüksek bir akademik başarıya ya da geniş bir kültür yelpazesine sahip olabilirsiniz, fakat bu tür yeteneklerin belirtildiği bir ortama girmediğiniz sürece yada bu tür ortamlarda kendinizi ifade etmekte yetersizlik yaşıyorsanız kimse sizin farkınıza varmaz. Fakat sempatik, girişken, muhakeme yeteneği gelişmiş bir kişiyseniz yüksek IQ değerlerine sahip olmasanız da fark edilmeniz çok daha kolaylaşır. Hatta “aranan kişi” bile olabilirsiniz ki bu duygusal zeka olarak tanımlandığına sizin istenilirliğinizi artırıcı bir özelliktir ve başarıya ulaşmanızda daha ön plan da yer alır”. İş yaşantınızda terfi etmenizi kolaylaştırır.

    Yüksek I.Q’lu bireyler üretkenlikleri, eleştirellikleri ve başarılı zihinsel aktiviteleriyle ön plana çıkarlar. Sadece I.Q’su yüksek ama E.Q.su düşük olan bir birey;iç dünyasında verimsizlik, iletişimsizlik, toleranssızlık sorunları yaşayabilir.

    Yüksek EQ’lu bireylerse kurdukları sosyal denge, duygularını başarıya odaklayabilme, etkili iletişim kurabilme, duygularını kontrol edebilme, sorumluluk alabilme, başarılı takım çalışması ve başkalarının düşüncelerine saygılı olma özellikleriyle ön plana çıkarlar. Bu noktada unutulmaması gereken nokta ise; E.Q.’nun I.Q.’nun aksine geliştirilebilir oluşudur.

    Peki E.Q. nasıl geliştirilir?

    Çocuklarımız temel duygularla doğar ve karmaşık duyguları 2 yaşından itibaren öğrenmeye başlar. Duyguları tanıyabilme ve anlayabilme yeteneği çocuk büyüdükçe gelişir. Çocuk on yaşına geldiğinde duyguları, bir yetişkin kadar iyi okuyabilir ve kullanabilir. İşte bu döneme kadar çocuklarımıza duygularını fark etmelerini, anlamalarını öğretebiliriz.

    Ailelere düşen roller ise;

    1. Yapılan araştırmalarda ebeveynleriyle güvenli bağlanma geliştirmiş olan bebeklerin ilerde duygularını daha rahat ifade edebilen, karşıdakinin duygularını daha rahat okuyabilen ve sosyal ortamlarda sevilen, güven duyulan kişiler  oldukları bulgulanmıştır. Duygusal zekanın gelişimi için bu güvenli bağlanmanın gerçekleştirilmiş olması gerekmektedir. Bunun yollarından bir, çocuğun bebeklikten itibaren fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarının karşılanması, bakım verene güvenebilmesi, değerli olduğunu hissetmesidir.

    2. Kendi duygularının ayrımında olmayan birey diğerlerinin duygularını gözlemleyip anlayamaz. Ebeveynler olarak önce kendi duygularımızı fark etmeliyiz. Aile içerisinde duyguları dile getirmeliyiz ki duyguları ifade etmenin anormal bir şey olmadığını öğrenebilsinler. “Parka gidememiş olmak seni üzdü biliyorum” gibi… Çocukların duygularını belirtmesine izin verin.

    3. Sadece olumsuz duygularınızı dile getirmek değil olumlu duygularınızı da belirtin. “keyif aldım, mutlu ettin” gibi…

    4. Çocuğa kitap okumanın da duygusal zekanın gelişimine katkı sağladığı düşünülmektedir. Okunan kitaptaki kahramanın ve çevresindekilerin duygularına yer verilmesi, sorunlar karşısında problemi çözme yetileri ve ne hissettikleri çocuğun empati, muhakeme gibi yetilerini destekleyecektir.

    5. Sosyal yardımlaşma için bir projede beraber yer almak da yardımlaşma, paylaşma gibi yetilerin kazanımını destekleyecektir