Etiket: Döneminde

  • Lazer epilasyon sonrası nelere dikkat etmek gerekir

    -Cildinizi UV ışınlarından koruyunuz (güneşlenmeyin ve solaryuma girmeyin).

    -En az iki hafta güneşe çıktığınızda güneş koruyucu krem kullanınız.

    -24 saat boyunca lazer uygulanan bölgeyi kaşımayın, parfüm uygulamayın, çok sıcak su ile yıkamayın.

    -Peeling veya aşındırıcı ürünleri 1 hafta uygulamayın.

    Uygulamadan hemen sonra izlenen kıl çevresindeki kırmızılık ve işlik etkili uygulamanın etkisidir. Kısa süreli soğuk uygulaması ile geçecektir. Uzamış kırmızılıklarda kortikosteroidli kremler (prednol krem) 3 gün günde 2 kez sürülebilir.

    Kıların çok sert ve kalın olduğu bölgelerde, cildi sivilcelere yatkın olan kişilerde lazer uygulaması sonrası o bölgede sivilceler olabilir, endişelenmeyin. Kıl kökü derin olan kıllar yandığı zaman vücut bunu atabilmek için yabancı cisim reaksiyonu vermektedir. Sivilceler bu nedenle oluşmaktadır. Kalıcı değildir, isterseniz doktorunuz tarafından daha kolay geçmesi için krem yazılabilir.

    Kılların dökülmesi; Kıların bir kısmı (kalın ve yüzeyel olanları) uygulama sırasında yanarak dışarı çıkar. Kökleri daha derin olan kılar ilerleyen günler içinde dökülecektir, siz bunları cımbız ile çektiğinizde tereyağından kıl çeker gibi gelir bunlar yanan kıllardır, çekebilirsiniz. Çektiğinizde kolayca gelmeyen kıllar yanmamış kıllardır. Büyüme döneminde olmayan kıllar lazerden etkilenmeyeceği için bu kıllar başka seanslara ihtiyaç gösterecektir. Kolayca gelmeyen kılları çekmeyin ki diğer seansta yakabileceğimiz kıl kökü kalabilsin.

    Lazer uygulamasından sonra büyüme dönemindeki kıllar yanar ve yok olur, dinlenme dönemindeki kılar lazerden etkilenmez. Dinlenme dönemindeki kıllarında büyüme dönemine geçmesi beklenip diğer seans yapılır bu yüzden birinci seanstan 4-5 hafta sonra ikinci seansa gelmezin gerekmektedir. Büyüme dönemindeki kılların oranı kişiden kişiye, mevsimle, hormonal nedenlerle çok değişiklik gösterdiği için seans sayılarında kişiden kişiye değişmektedir.

    Bir sonraki seansa gelene kadar kıllarınız uzar ise kesebilirsiniz (makas, jilet, tüy dökücü krem) ama cımbız, ağda gibi kılı kökünden alan yöntemleri uygulamayın ki bir sonraki seansta yakacak kıl kökü kalsın.

  • Hamilelikte Güneşlenmek

    Hamilelikte Güneşlenmek

    Hamilelik döneminde güneşin yararları ve zararları:

    • Güneş ışığı kemik gelişimi ve kalsiyum depolanması için doğal bir kaynaktır.
    • Güneş ışığı içerdiği ultraviyole ışınları sayesinde cilt altı yağ dokusunda aktif D vitamini oluşmasını sağlar.
    • D vitamini esas olarak bağırsaklardan kalsiyum emilimini arttırarak, hamilelikte artan kalsiyum ihtiyacını karşılamış olur.
    • Bu sayede bebek için gereken kalsiyum, anne adayının kemiklerindeki depolar yerine, yiyeceklerden karşılanmasını sağlamış olur.
    • Bu da annenin, ileri yaşlarda özellikle menopoz döneminde kemik erimesi riskini azaltan bir faktördür.

    Fakat diğer yandan;

    • Hamilelik döneminde artan östrojen hormonunun da etkisi ile gebelerin güneşte daha hızlı bronzlaştığı, oluşan leke ve çillerin güneş ışığınında etkisi ile daha belirgin hale geldiği saptanmıştır. Tüm bunlar ciltte lezyonlara ve pigment sorunlarına neden olabilir.

    Hamilelik döneminde güneşlenirken nelere dikkat etmeliyiz?

    • Hamilelik döneminde uzun süre güneş altında kalmamaya dikkat edilmeli.
    • Güneşlenme saatleri sabah 11 den önce, akşam saat 4 ten sonra planlanmalı.
    • Gebelik döneminde kullanım güvenliği bilimsel olarak kanıtlanmamasına karşın eğer güneş altında uzun süre kalınacaksa güneşlenmeden yarım saat önce yüksek faktörlü, güneş ışınlarından koruyucu, gebelikte kullanımı güvenli kremler cilde sürülmelidir.
    • Gebelik döneminde özellikle yaz aylarında sıvı kaybına dikkat edilmeli ve günlük en az 3 litre su tüketilmedir.
  • Major depresyon!

    Çocukluğun her döneminde depresyon görülse de gelişim dönemine özgün nedenleri, belirtileri ve tedavisi yetişkin depresyonundan farklılıklar göstermektedir. Örneğin, ergenler içinde bulundukları dönemin “değişken” özelliklerine uygun olarak depresyonu uçlarda yaşamakta ve yüksek intihar riski taşımaktadırlar.

    Bebeklik döneminde birincil bakım verenin (çoğunlukla anne) uzun süreli kaybına bağlı olarak depresyon ortaya çıkarken, erken ve oyun dönemi çocukluğunda psikososyal stresörlerin (hastalık, taşınma, bağlandığı kişilerin gerçekte ya da hayalinde kaybı, kardeş doğumu) etyolojideki önemli nedenler olarak bildirilmektedir.

    Okul döneminde yukarıda sayılan stresör etkenlerin yanısıra okul başarısı ile ilgili hayal kırıklıkları, arkadaş ilişkilerindeki sorunlar ile biyolojik etkenlere de rastlanmaktadır.

    Ergenlik döneminde ise arkadaş ilişkilerindeki aksaklıklar, özellikle de karşı cinsle yaşanan düş kırıklıkları, okul başarısındaki aksaklıklar, yakınlarının kaybı, etkinliğini, yaşam hareketliliğini etkileyen önemli tıbbi hastalıklar ile genetik ve biyolojik etkenler nedenler arasında yer almaktadır.

    Bebeklik döneminde gelişme geriliği, apati, uyku, yeme düzensizlikleri, özellikle anne yoksunluğu durumunda depresyonu düşündürmelidir.

    Oyun döneminde ise aşırı huysuzlanma ya da geri çekilme, uyku ve yeme alışkanlıklarındaki bozulmalar, gece korkuları, davranışlarda hırçınlaşma, dilek, düş ve umutlarında azalma ya da fakirleşme belirtileri vardır. Bu dönemde bedensel yakınmalar sık olup, baş ve karın ağrıları biçimindedir.

    Okul döneminde, okul başarısındaki düşüş, arkadaş ilişkilerinde bozulmalar, davranış sorunları, uyku ve iştah bozuklukları (yetişkinlere benzer biçimde) ilgi ve etkinliklerinde azalma, dilek, hayal ve umutlarında fakirleşme ya da üzüldüğü konulara yoğunlaşma, depresif ya da huzursuz duygulanım, ölüm düşünceleri, suçluluk duyguları, evden, okuldan uzaklaşma ya da kaçmalar görülebilir (hatta intihar planları), bedensel yakınmalar olabilir.

    Ergenler, normalde de içinde bulundukları dönemin özelliği olan “instabilite” yani duygu, düşünce ve ilişkilerinde belirgin ve ani değişiklikler yaşarlar. Algılama ve yargılamaları abartılıdır, ani kararlar verirler ve dürtüsel davranırlar. Depresyondaki ergenler bu değişiklikleri daha hızlı ve şiddetli yaşayabildikleri gibi, yetişkinlerde olduğu gibi geri çekilme, ilgi ve etkinliklerde azalma, arkadaş ilişkilerinde bozulma, okul başarısında düşme, okul ve evden kaçma, madde-alkol kullanma eğilimi, intihar düşünce ve girişimleri görülebilir. Depresif duygulanım, suçluluk duyguları ya da aşırı öfke olabilir.